Hava Durumu

#Talep

giresunsonhaber - Talep haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Talep haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ" Haber

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ"

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI, TALEBİ VE VADEYİ GÖREBİLDİĞİMİZ BİR SİSTEM KURMALIYIZ” Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında Giresun’a gelen CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, tarımda temel sorunun maliyetler değil, üreticinin ekim kararını sağlıklı bilgi olmadan vermek zorunda kalması olduğunu söyledi. Solakoğlu, çözüm olarak ticaret borsaları üzerinden fiyat, talep ve vade bilgisinin ekim öncesinde görülebildiği, üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde buluşturan bir yapı önerdi. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında 27 Şubat 2026 Cuma günü Giresun’a gelen Sencer Solakoğlu ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanlığı’nda parti örgütüyle bir araya geldi. Toplantıya CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, ilçe başkanları, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve partililer katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ile birlikte partide yeni bir sürece girildiğini belirterek, parti programına uygun hükümet programı çalışmalarının bu yapı bünyesinde oluşturulan kurullar üzerinden yürütüldüğünü söyledi. SAHADA ÜÇ AYAKLI PROGRAM Solakoğlu ve beraberindeki heyet, il başkanlığındaki toplantının ardından Giresun’un tarımsal yapısını ve fındık piyasasını yerinde değerlendirmek amacıyla saha temaslarını sürdürdü. Program kapsamında ilk olarak Giresun Ticaret Borsası’nda düzenlenen toplantıya katılan heyet, burada fındıkta fiyat oluşumu, pazarlama kanalları ve üretici-tüccar ilişkilerinde yaşanan yapısal sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Saha programının devamında üretici örgütleri ve meslek odalarıyla yapılan görüşmelerde, planlı üretim, piyasa şeffaflığı ve üreticinin korunmasına yönelik başlıklar ele alındı. Heyet, Giresun’da yapılan bu temaslardan elde edilen tespitlerin, CHP’nin tarım politikalarına ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen politika çalışmalarına doğrudan katkı sunacağını ifade etti. “İLK 100 GÜNDE YOL HARİTASI NETLEŞECEK” Sencer Solakoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesi halinde tarım ve gıda politikalarında izlenecek yolun belirsiz olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ilk 100 günde atılacak adımların açık ve net biçimde kamuoyuyla paylaşılacağını belirten Solakoğlu, “Ne yapacağımız da nasıl yapacağımız da hazır. Bunu şeffaf biçimde ortaya koyacağız” dedi. Bu sürecin temel başlıklarının; planlı üretim, garantili alım modeli ve tarımda kurumsal yapının yeniden işler hale getirilmesi olacağını ifade eden Solakoğlu, üreticinin belirsizlikle üretim yapmak zorunda bırakılmayacağı bir sistem hedeflediklerini söyledi. Tarımda yaşanan sorunların kötü niyetten çok yönetim zaaflarından kaynaklandığını dile getiren Solakoğlu, mevcut tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu bir hırsızlık meselesi değil; basiretsizlik meselesidir. Türkiye’nin üretimi, tarımı ve kamu kaynakları ehil olmayan ellere teslim edilmiş durumda. Biz bu tabloyu tersine çevireceğiz; eksiden alıp artıya geçireceğiz.” Solakoğlu, tarım ve gıdanın siyaset üstü bir alan olduğuna dikkat çekerek, üreticinin emeğini koruyan, kaliteyi esas alan, öngörülebilir ve kamucu bir tarım düzenini yeniden kurmayı hedeflediklerini söyledi. “SORUN NE EKTİĞİMİZ DEĞİL, EKERKEN BİLMEMEMİZ” Programın en kapsamlı bölümü, Giresun Ziraat Odaları Birliği Giresun Şubesi’nde düzenlenen üretici buluşması oldu. Solakoğlu, burada yaptığı konuşmada üreticinin sahada yaşadığı sorunları kendi çiftçilik deneyiminden örneklerle anlattı. Tarımda yaşanan sorunların temelinde üreticinin özgür olması değil, üretim kararını yeterli bilgi olmadan vermek zorunda kalması bulunduğunu söyleyen Solakoğlu, “Ben bir çiftçiyim. Şubat ayı bitiyor, Nisan’da ekime başlayacağım ama ne ekeceğimi bilmiyorum. Bursa’nın en büyük çiftçisi bunu bilmiyorsa, köydeki üreticinin halini düşünün” dedi. PLANSIZLIK HEM ÇİFTÇİYİ HEM SOFRAYI VURUYOR Plansız üretimin hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini vurgulayan Solakoğlu, karpuz örneği üzerinden tabloyu şöyle anlattı: “Geçen yıl karpuz tarlada kaldı. Ben karpuz ektiğim için domates ve biber ekilmedi. Arz düştü, siz pahalı yediniz; biz çiftçiler zarar ettik. Gıda enflasyonu dediğimiz şey tam olarak bu.” “Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretim” Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse yaptığınız sübvansiyon da çöpe gider. Olmayan domatesin fiyatını düşüremezsiniz. Sorun yüksek girdi fiyatları değil, sorun plansız üretimdir” diye konuştu. Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse, verdiğiniz destek de çöpe gider. Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretimdir” ifadelerini kullandı. TİCARET BORSALARI ÜZERİNDEN ŞEFFAF BİLGİ VE ÜRETİCİ-SANAYİCİ BULUŞMASI Solakoğlu, tarımda yaşanan bu döngünün yasaklarla ya da “ne ekileceğini söyleyen” bir modelle çözülemeyeceğini vurguladı. Çözüm olarak önerdiği yapının, ticaret borsaları üzerinden işleyecek şeffaf bir sistem olduğunu belirtti. Bu sistemde üretici, sezon başlamadan önce ticaret borsasına giderek; hangi ürünün, hangi kalite sınıfında, hangi fiyata, hangi vadeyle alıcı bulduğunu görebilecek. Solakoğlu’na göre bu yapı yalnızca bilgi sunan bir sistem değil; üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde aynı zeminde buluşturan bir mekanizma olacak. Ticaret borsaları üzerinden sanayici ve tüccarların alım talepleri ile üreticinin üretim taahhütleri bir araya getirilecek. Bu sayede üretici, ürününü kime satacağını ve hangi koşullarla satacağını önceden görebilecek; sanayici ise hasat yapılmadan önce fiyatı, kaliteyi ve tedarik miktarını bilerek bütçe ve üretim planlaması yapabilecek. Solakoğlu, bu bilgiyi gören üreticinin yine tamamen özgür olacağını vurgulayarak, isterse fiyat ve talep bilgisine göre ekim yapacağını, isterse kendi tercihini kullanacağını ifade etti. Önemli olanın, üreticinin artık kararını körlemesine değil, borsa üzerinden oluşan somut veriye bakarak vermesi olduğunu söyledi. GARANTİLİ ALIM MODELİ: ZORUNLU DEĞİL, GÖNÜLLÜ Solakoğlu, bu yapıyı “garantili alım modeli” olarak tanımladı. Sistemin kimse için zorunlu olmayacağını özellikle vurguladı. Üreticinin bu modele girmek zorunda kalmayacağını, ancak sistem doğru kurulduğunda üreticinin zaten gönüllü olarak dahil olacağını söyledi. Model kapsamında, üretici taahhütleri ile sanayici ve tüccar taleplerinin ticaret borsaları üzerinden bir araya geleceğini belirten Solakoğlu, böylece her iki tarafın da hasattan önce fiyat, miktar ve vade açısından öngörü sahibi olacağını ifade etti. Solakoğlu, ticaret borsalarında yapılan bu garantili alım sözleşmelerinin, üreticinin finansmana erişiminde de belirleyici olacağını dile getirdi. Buna göre; üretici, ticaret borsasında yaptığı bu kontratla Ziraat Bankası’na gittiğinde, ayrıca ipotek, taşınmaz ya da kefalet gibi başka bir teminata gerek kalmadan krediye ulaşabilecek. Böylece üretici, şahsi varlıklarını değil, yaptığı üretimi ve satış sözleşmesini teminat göstererek finansmana erişmiş olacak. FINDIKTA BÖLGESEL FARK VE KAYIP ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Solakoğlu, fındıkta Çarşamba Ovası ile Giresun’un üretim koşullarının aynı olmadığını; arazi yapısı, makineleşme ve verim açısından ciddi farklar bulunduğunu söyledi. Buna rağmen aynı fiyatlama ve destekleme anlayışının sürdüğünü belirterek, bu durumun Giresunlu üreticiyi dezavantajlı hale getirdiğini ifade etti. FİSKOBİRLİK’in geçmişte üreticiye fiyat ve alım koşulları açısından öngörü sağladığını hatırlatan Solakoğlu, bu yapının işlevsizleştirilmesiyle piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu söyledi. TMO’nun bu boşluğu dolduracak kapasiteye sahip olmadığını belirten Solakoğlu, tarımda liyakat ve uzmanlık sorunu yaşandığını dile getirdi. FİSKOBİRLİK’in üretici için işlevsiz hale gelmesinin ardından piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu savunan Solakoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu boşluğu dolduracak bir kurumsal kapasiteye sahip olmadığını ifade etti. Tarım politikalarında uzmanlık ve liyakat sorunu yaşandığını dile getiren Solakoğlu, “Tarımı bilen kadrolarla, istişareye dayalı bir yapı kurulmadığı sürece bu sorunlar devam eder. Ürün bazlı, günü kurtarmaya dönük desteklerle gıda enflasyonunu düşürmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu. HAMMADDEYLE DEĞİL, KATMA DEĞERLE AYAKTA KALINIR Solakoğlu, konuşmasında kooperatifçilik ve markalaşmaya da değindi. Hammadde satarak üreticinin zengin olamayacağını vurgulayan Solakoğlu, küçük ve orta ölçekli kooperatiflerin yalnızca hammadde satan yapılar olmaktan çıkıp nihai ürün üreten bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. Giresun fındığının geçmişte güçlü bir bilinirliğe sahip olduğunu hatırlatan Solakoğlu, bu deneyimin önemli bir birikim olduğunu ifade etti. Bu noktada, Giresun fındığının geçmişte “Aganigi Naganigi” markasıyla bir markalaşma süreci yaşadığını belirten Solakoğlu, o dönemde yakalanan bilinirliğin ve farkın zamanla kaybedildiğini söyledi. Solakoğlu, bu sürecin bir başarısızlık değil, yarım kalmış bir deneyim olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bir markalaşma yapıldı, sonra her şey kaybedildi. Bizim yapmamız gereken, o dönemde kazanılan farkı, bilinirliği ve güveni yeniden kazanmaktır” ifadelerini kullandı. Solakoğlu, hedefin üreticinin katma değerden pay aldığı sürdürülebilir bir yapı kurmak olduğunu dile getirdi. DANIŞMANLIK SAHAYA İNECEK Solakoğlu, tarımda verimlilik artışının yalnızca desteklerle değil, bilginin doğrudan sahaya inmesiyle mümkün olacağını vurguladı. Bu kapsamda, her bölgede üreticinin telefonla doğrudan ulaşabileceği, bölgenin ürün desenine ve üretim koşullarına hâkim ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin görev yapacağını söyledi. Bu uzmanların, görev yaptıkları bölgelerde yalnızca masa başından değil; sahada, üreticinin tarlasına ve işletmesine kadar ulaşan bir danışmanlık anlayışıyla çalışacağını belirten Solakoğlu, ihtiyaç duyulması halinde üreticinin talebi üzerine tarlaya gelerek yerinde değerlendirme yapabileceklerini ifade etti. Solakoğlu, bu personelin görev yaptıkları bölgenin ürünlerine göre ihtisaslaşmış ve ilave eğitimlerden geçmiş olacağını, böylece her ürün için genel değil, bölgeye özgü ve uygulamaya dönük bilgi sunulacağını dile getirdi. Üreticinin karşılaştığı bir sorunun sahada çözülememesi halinde, danışmanların bu soruyu daha üst teknik birimlere taşıyarak çözüm üretebileceğini de ekledi. Bu danışmanlık hizmetinin üretici için tamamen ücretsiz olacağını vurgulayan Solakoğlu, amacın üreticiyi masraf altına sokmak değil; doğru bilgiyle buluşturarak verimi ve kaliteyi artırmak olduğunu söyledi. “ÇÖZÜM SİSTEM” Konuşmasının sonunda Solakoğlu, tarımda tek bir mutlak doğru olmadığını ancak en az zarar veren ve uzun vadede en akılcı yolun seçilmesi gerektiğini vurguladı. “Sorun destek değil; sorun, üreticinin ekim kararını bilgi olmadan vermesi. Çözüm ise sistemdir” diyerek konuşmasını tamamladı.

VALİ MUSTAFA KOÇ KEŞAP’TA Haber

VALİ MUSTAFA KOÇ KEŞAP’TA

VALİ MUSTAFA KOÇ KEŞAP’TA Keşap Belediye Başkanı Tuncay Muhammet Arışan, Valilik programı kapsamında ilçeyi ziyaret eden Mustafa Koç’a teşekkür ederek, devam eden kamu yatırımları ve planlanan projelerin yerinde değerlendirildiğini açıkladı. Başkan Arışan, Keşap’ta gerçekleştirilen ziyaret kapsamında Vali Koç’un Keşap Belediyesi’ni de ziyaret ettiğini belirterek, “Sayın Valimizi belediyemizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk. İlçemizde devam eden kamu yatırımları ile planlanan projeler hakkında kendilerine kapsamlı bilgi arz ettik” dedi. Yatırımlar Masaya Yatırıldı Ziyaret sırasında ilçede sürdürülen altyapı çalışmaları, devam eden üstyapı projeleri ve kamu yatırımlarının son durumu detaylı şekilde ele alındı. Başkan Arışan, Keşap’ın gelişimi için yürütülen çalışmaların kurumlar arası iş birliği ve istişare anlayışıyla sürdürüldüğünü vurgulayarak, “Keşap’ımızın kalkınması adına tüm kurumlarımızla koordinasyon içinde çalışıyoruz. Sayın Valimizin destekleri bizler için son derece kıymetlidir” ifadelerini kullandı. Esnaf ve Vatandaşlarla Buluşma Vali Koç’un program kapsamında ilçe esnafını da ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldiğini belirten Arışan, “Hemşehrilerimizin talep ve önerilerinin yerinde dinlenmesi, sahadaki tabloyu birebir görmesi bizleri ayrıca memnun etmiştir” diye konuştu. Başkan Arışan açıklamasını, “Nazik ziyaretleri ve ilçemize gösterdikleri yakın ilgi dolayısıyla Sayın Valimiz Mustafa Koç’a şahsım ve Keşaplı hemşehrilerim adına teşekkürlerimi arz ediyorum” sözleriyle tamamladı.

Ramazan Öncesi Tavuk İhracatı Durduruldu Haber

Ramazan Öncesi Tavuk İhracatı Durduruldu

Ticaret Bakanlığı, iç piyasada arz–talep dengesini korumak ve fiyat artışlarını sınırlamak amacıyla kanatlı eti ihracatını 9 Şubat 2026 itibarıyla durdurduğunu açıkladı. Tartışmanın odağında ise Türkiye’de tüketimi sınırlı olan ve ağırlıkla Uzak Doğu pazarına giden tavuk ayağının da bu kapsamda durup durmadığı var. Türkiye’de Ramazan ayı öncesi gıda fiyatları gündemdeyken, Ticaret Bakanlığı kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik tedbirlerin “9 Şubat itibarıyla hayata geçirildiğini” duyurdu. Bakanlık açıklamasında, son dönemde iç talepteki artış ve dönemsel tüketim eğilimleri nedeniyle bazı ürünlerde fiyat hareketlerinin hızlandığı, fiyat oluşumlarının yakından izlendiği ve bu çerçevede ihracatın durdurulduğu belirtildi. Peki “tavuk ayağı” bu yasağın içinde mi? İddianın kaynağı şu: Türkiye’de tüketimi düşük olan tavuk ayağı (poultry feet), özellikle Çin ve Uzak Doğu’da talep gördüğü için ihracata konu olabiliyor. Sektör tarafında daha önce Çin’e doğrudan satışın açılması beklentisi ve bu kalemde gelir potansiyeline dair haberler gündeme gelmişti. Ancak 9 Şubat 2026 tarihli resmi açıklamada hangi ürün kalemlerinin (parça et, bütün piliç, sakatat, işlenmiş ürün vb.) kapsamda olduğuna dair GTİP/HS kodu veya istisna listesi paylaşılmıyor. Bu yüzden “tavuk ayağı kesin olarak yasaklandı” demek için tek başına açıklama yeterli değil. Buna karşın mevzuat ve gümrük sınıflandırmaları, tavuk ayağının çoğu zaman “kanatlı eti / yenilen sakatat” başlığında değerlendirildiğine işaret ediyor. Türkiye’de GTİP 02.07 faslı, “kümes hayvanlarının etleri ve yenilen sakatatı” kapsamında kalemler içeriyor; listelerde “başlı ve ayaklı” gibi ifadeler de yer alabiliyor. Bu da uygulamada gümrük kapılarında “kanatlı eti ihracatı durduruldu” talimatının tavuk ayağı sevkiyatlarını da fiilen durdurma ihtimalini güçlendiriyor. Sahada kritik soru: “Tavuk ayağı ayrı ürün mü, kanatlı eti mi?” Bu noktada iki senaryo öne çıkıyor: Geniş yorum (muhtemel): Bakanlığın “kanatlı eti ihracatı” ifadesi, gümrükte GTİP 02.07 kapsamındaki ürünlerin çoğunu kapsayacak şekilde uygulanırsa, tavuk ayağı sevkiyatları da durabilir. Dar yorum / istisna: Uygulama sadece belirli ürünlere (ör. karkas/parça et) yönelikse, tavuk ayağı gibi iç piyasaya etkisi sınırlı kalemler için istisna tanımlanabilir. Ancak bunun için yazılı bir istisna duyurusu veya uygulama talimatı gerekir (mevcut açıklamada yok). Neden tartışma büyüdü? Çünkü tavuk ayağı, Türkiye’de talebi görece düşük olduğu için, üreticiler bunu ihracatla değerlendirerek döviz geliri yaratmayı hedefliyor. Sektör açıklamalarında Çin pazarına doğrudan erişimin önemine, dolaylı satışlarda gelir kaybına dair vurgu da bulunuyor. Bu nedenle “Ramazan öncesi iç piyasa fiyatlarını dengeleme” amacıyla alınan kararın, iç tüketimle doğrudan ilişkisi zayıf bir kalemi de etkileyip etkilemediği merak ediliyor. Netleşmesi gereken 3 kritik detay İhracat durdurma uygulaması hangi GTİP/HS kodlarını kapsıyor? Sakatat / tavuk ayağı için istisna var mı? Tedbirin bitiş tarihi ve yeniden değerlendirme kriteri ne? Şu an için kesin olan: Tedbir yürürlükte ve bakanlık bunu “arz-talep dengesini destekleyici adım” olarak tanımlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital kuyumculuk popülerleşti! Gümüş e-ticaretin vazgeçilmezleri arasına girdi Haber

Dijital kuyumculuk popülerleşti! Gümüş e-ticaretin vazgeçilmezleri arasına girdi

E-ticarette yeni yılın ilk ay verilerine göre gümüşe ilgi yüzde 103 oranında artarken, 22 ayar altın bilezik talebi yüzde 50 yükseldi. Dijital kuyumculuğun popülerleştiği alışverişlerde en çok satış Çorum, Kayseri ve Diyarbakır'da yapıldı. Özellikle gümüş fiyatlarındaki artış dikkat çekti. İSTANBUL (İGFA) - E-ticaret sitelerinden hepsiburada'nın Ocak 2026 verilerine göre, gümüş ürünlerine olan ilgi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 103 arttı. Aylık kırılımda ise bu artışın yalnızca tek bir dönemle sınırlı kalmadığı, gümüş tercihinin yıl geneline yayılan istikrarlı bir yükseliş sergilediği görülüyor. Son bir yılda gümüşün artık yatırım sepetlerinde düzenli ve tekrarlayan bir ürün haline gelmesi dikkat çekiyor. Verilere göre altın kategorisinde 22 ayar altın bilezik gibi daha yüksek hacimli ürünlere olan ilgi, istikrarını korumaya devam ederken, Ocak 2025’te gram altın ile 22 ayar bilezik arasındaki dengeli seyir 2026 yılı itibarıyla yerini belirgin bir tercih değişimine bıraktı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla değerlendirildiğinde, 22 ayar bileziğe olan talep gram altına göre yaklaşık yüzde 50 daha fazla artış gösterdi. Dijital kuyumculuğa olan ilginin Türkiye geneline yayıldığı görülüyor. Üç büyük ilin ardından yatırım amaçlı alışverişlerin en yoğun yaşandığı şehirler Bursa, Kocaeli ve Antalya olarak sıralandı. Satış tarafında ise Türkiye’nin geleneksel kuyumculuk merkezleri öne çıktı; Çorum, Kayseri ve Diyarbakır platform üzerinden en çok satış yapan şehirler oldu. Ocak ayının son 10 günü incelendiğinde, gümüş fiyatlarındaki artışın da etkisiyle yatırım amaçlı alışverişlerin bu dönemde belirgin biçimde yoğunlaştığı gözlendi. Özellikle 28 Ocak, ay ortalamasının yaklaşık yüzde 45 üzerine çıkarak, son 10 günün en yüksek satışının gerçekleştiği gün olarak öne çıktı. Ay sonuna doğru artan gümüş gündemi ve görünürlüğünün tüketici davranışları üzerinde etkili olduğunu gösterdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.