Hava Durumu

#Tahrir Defterleri

giresunsonhaber - Tahrir Defterleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tahrir Defterleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÇEPNİLERİN ASIRLIK YOLLARI DİJİTAL HAFIZAYA ALINDI: GİRESUN’DA TARİHİN İZİNDE “OTÇU GÖÇÜ” Haber

ÇEPNİLERİN ASIRLIK YOLLARI DİJİTAL HAFIZAYA ALINDI: GİRESUN’DA TARİHİN İZİNDE “OTÇU GÖÇÜ”

ÇEPNİLERİN ASIRLIK YOLLARI DİJİTAL HAFIZAYA ALINDI: GİRESUN’DA TARİHİN İZİNDE “OTÇU GÖÇÜ” Giresun’da Çepni kültürünün yüzyıllardır taşıdığı yaylacılık mirasının izleri yeniden ortaya çıkarılıyor. Giresun Doğa Sporları Kulübünün 2022’de başlattığı çalışmayla eski otçu göçü yollarından 7 güzergâh GPS ile haritalandırılarak doğa yürüyüşü parkurlarına dönüştürüldü. Espiye’deki Düdül Yaylası yolunda gerçekleştirilen son yürüyüşte yaklaşık 80 doğasever, geçmişte yaylaya ulaşmak için kullanılan 12 kilometrelik tarihî güzergâhta atalarının izini takip etti. YAYLA YOLU ARTIK GPS KAYITLARINDA GİDOSK’un 2022 yılında başlattığı çalışma, sıradan bir doğa yürüyüşü parkuru oluşturmanın ötesinde Giresun’un kaybolma riski taşıyan kültürel güzergâhlarını kayıt altına almayı amaçlıyor. Arazi çalışmaları sonucunda eski yayla ve otçu göçü yollarından 7 ayrı güzergâhın GPS kayıtları çıkarıldı, haritalandırıldı ve işaretlendi. Bu rotalardan biri de Espiye’nin Seydiköy ve Ericek köyleri arasından Düdül Yaylası’na uzanan yol oldu. Yaklaşık 80 kişinin katıldığı yürüyüşte 12 kilometrelik parkur geçildi. Güzergâhın bazı bölümlerinde yaklaşık bir asırlık taş döşeme patikaların halen izlenebildiği belirtiliyor. BUGÜN SPOR İÇİN YÜRÜNEN YOLLARDA BİR ZAMANLAR HAYAT TAŞINIYORDU Bugün sırt çantalarıyla doğa yürüyüşüne çıkanların geçtiği güzergâhlar, geçmişte bambaşka bir hayatın parçasıydı. Espiye Kaymakamı Ahmet Kavanoz’un verdiği bilgiye göre yöre insanı bu yolları yayladaki hayvanlarına ulaşmak, yiyecek ve ihtiyaçlarını taşımak için kullanıyordu. İnsanlar dik ve taşlı patikaları yükleriyle aşarak yaylaya çıkıyordu. Bu nedenle proje yalnızca eski bir yolun yerini belirlemiyor; Giresun’un dağ ile sahil arasında şekillenen eski yaşam düzeninin fiziksel izlerini de görünür hale getiriyor. KEMENÇE VE HORON TARİHÎ YOLA EŞLİK ETTİ Düdül Yaylası güzergâhındaki yürüyüşte kültürel boyut da öne çıktı. Katılımcılar molalarda kemençe eşliğinde horon oynarken, etkinlik dronla görüntülendi. İstanbul’dan etkinlik için Giresun’a gelen katılımcıların da bulunduğu yürüyüşte, geçmişte ağır yüklerle aşılan yollar bu kez kültürel mirası tanımak amacıyla geçildi. GİDOSK Başkanı Ahmet Kılıç, çalışmaların amacını geçmişte yayla ve otçu göçü için kullanılan patikaları günümüz şartlarında doğa yürüyüşü parkurlarına dönüştürmek olarak açıklarken, belirlenen güzergâhların gelecek nesillere aktarılmasını önemsediklerini söyledi. Dijitalleştirilen rotaların ilerleyen süreçte kitapçıklarla kalıcı kültür mirasına dönüştürülmesi planlanıyor. PEKİ ÇEPNİLER KİMDİR? GİRESUN TARİHİNDE NEDEN BU KADAR ÖNEMLİLER? Otçu göçü yollarının Çepni kültürüyle ilişkilendirilmesi, Giresun açısından yalnızca folklorik bir tanımlama değil. Çepniler, Doğu Karadeniz'in ve özellikle Giresun çevresinin Orta Çağ'daki Türk yerleşim tarihinde belirgin bir yere sahip Oğuz topluluklarından biri. OĞUZLARIN ÇEPNİ BOYU Çepni adına en eski temel kaynaklardan biri, 11. yüzyılda Kâşgarlı Mahmud'un Oğuz boylarını sıraladığı eseridir. Kâşgarlı'nın listesinde Çepni adı ve boya ait damga yer alır. Reşîdüddin ise 14. yüzyıl başlarında Çepnileri Oğuzların Üçok kolu içerisinde gösterir. Faruk Sümer'in TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki kapsamlı çalışmasına göre Reşîdüddin, “Çepni” adını savaşçılıkla ilişkili bir anlamla açıklamaktadır. Bu bilgiler önemli; çünkü Çepnilerin Karadeniz'deki varlığı yalnızca sözlü kültüre değil, Orta Çağ kaynaklarına kadar uzanan tarihî kayıtlara dayanıyor. 1277: KARADENİZ TARİHİNDE KRİTİK TARİH Çepnilerin Karadeniz'deki siyasi ve askerî varlığının açık biçimde görüldüğü tarihlerden biri 1277. Kaynaklara göre Sinop çevresinde kalabalık bir Çepni topluluğu bulunuyordu. Aynı yıl Trabzon Rum İmparatorluğu'nun Sinop'a yönelik saldırısı Çepniler tarafından engellendi. Ardından Çepni topluluklarının Canik olarak anılan Samsun-Giresun hattındaki ilerleyişleri belirginleşti. TDV İslâm Ansiklopedisi, Samsun-Giresun arasındaki bölgenin fethinde Çepnilerin büyük rol oynadığını kaydediyor. GİRESUN’UN TÜRKLEŞMESİNDE ÇEPNİLERİN ROLÜ Giresun açısından asıl kritik bölüm burada başlıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının Giresun tarihine ilişkin kayıtlarında, bölgenin Türkleşmesinde etkili olan Hacı Emir ve oğullarının Çepni Türkmenleriyle bağlantısı vurgulanıyor. TDV İslâm Ansiklopedisi de Bayramlu yöresindeki Hacı Emîrli Beyliği ile Çepniler arasındaki güçlü tarihsel ilişkiye işaret ediyor. Akademik çalışmalar, 14. yüzyıl başlarında Giresun sahillerine yönelen Türkmen faaliyetlerini daha ayrıntılı biçimde ele alıyor. Tarihçi Feridun Emecen'in çalışmasında, Çepni gruplarının başındaki Kuşdoğan Bey'in Giresun'a yönelik ilk Türk askerî hareketlerinde önemli bir lider olduğu; Canik'ten Giresun'un Aksu Vadisi'ne kadar uzanan bir nüfuz alanıyla ilişkilendirilebildiği belirtiliyor. Ancak Kuşdoğan'ın Hacıemiroğulları'nın doğrudan atası olduğuna ilişkin kesin kanıt bulunmadığı da özellikle vurgulanıyor. Bu ayrım önemli: Giresun'un Türk yerleşim tarihinde Çepni etkisi güçlü biçimde belgelenmiş olsa da tarihî şahıslar arasındaki bazı soy ve siyasi bağlantılar konusunda akademik tartışmalar devam ediyor. 1396-1397: GİRESUN’UN FETHİ Çepni tarihinin Giresun bakımından önemli dönüm noktalarından biri de 14. yüzyılın sonlarıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi'nde Giresun'un 1396-1397 yıllarında Hacı Emir oğlu Süleyman Bey tarafından fethedildiği, bu gelişmenin ardından Çepnilerin Trabzon yönüne ilerlediği aktarılıyor. 1405 yılına gelindiğinde Trabzon-Erzincan yolunun da Çepnilerin kontrolünde olduğu belirtiliyor. Fatih Sultan Mehmed'in 1461'de Trabzon'u fethetmek üzere bölgeye geldiği dönemde ise Trabzon'un güney ve batı kesimlerinde yoğun bir Çepni nüfusunun bulunduğu tarihî kaynaklara yansımış durumda. BİR DÖNEM BÖLGENİN ADI BİLE “VİLÂYET-İ ÇEPNİ”YDİ Çepnilerin Giresun'daki ağırlığını gösteren en çarpıcı tarihî kayıtlardan biri Osmanlı dönemindeki idarî/coğrafi adlandırma. Yavuz Sultan Selim döneminde Çepnilerin özellikle Giresun-Kürtün-Vakfıkebir hattında yoğun biçimde yaşadığı ve bölgenin batı kesiminin kaynaklarda “Vilâyet-i Çepni” adıyla anıldığı belirtiliyor. Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün verdiği bilgilere göre Çepni ili olarak anılan saha Giresun merkez ile Keşap ve Dereli çevresini de kapsıyordu. Dolayısıyla “Çepni” Giresun tarihinde yalnızca bir boy adı değil; bir dönem coğrafyayı tanımlayacak ölçüde güçlü bir tarihsel kimlik. TAHRİR DEFTERLERİ DE OĞUZ İZLERİNİ GÖSTERİYOR 2026'da yayımlanan ve 15-16. yüzyıl Osmanlı tahrir defterlerini inceleyen akademik bir araştırma, Ordu-Giresun hattındaki Oğuz mirasının Çepnilerle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Araştırmada Çepnilerin yanı sıra Alayuntlu, Avşar, Bayındır, Döğer, Eymür, İğdir, Karkın, Kayı, Kınık, Yıva ve Yüreğir gibi Oğuz boylarının adlarını taşıyan yerleşim izleri tespit edildi. Çalışmada Oğuz boy adlarıyla ilişkili 17 köy, 1 mezra, 1 cemaat ve 1 bölük adına ulaşıldığı bildiriliyor. Bu kayıtlar, Ordu-Giresun coğrafyasının Türkleşmesinin tek bir göç hareketinden değil, farklı Türkmen topluluklarının uzun bir tarihsel süreç içerisindeki yerleşimlerinden oluştuğunu gösteriyor. OTÇU GÖÇÜ YOLLARI NEDEN ÖNEMLİ? Bugün GPS cihazıyla kaydedilen Düdül Yaylası'ndaki taş döşeme patikalar bu tarihsel tablonun çok daha yakın dönemlere ulaşan kültürel katmanlarından biri. Bir tarafta Orta Çağ kaynaklarında adı geçen Çepniler, Giresun'un fethi, Vilâyet-i Çepni ve Osmanlı tahrir kayıtları; diğer tarafta ise yüzyıllar boyunca dağ ile yayla arasında kullanılan patikalar, hayvancılık, kemençe, horon ve otçu göçü geleneği bulunuyor. GİDOSK'un yaptığı çalışma bu nedenle sadece “7 yürüyüş rotası oluşturmak” olarak okunmamalı. Projenin haber değeri, eski yolların koordinatlarının çıkarılmasıyla Giresun'un somut olmayan kültürel mirasının fiziksel mekânla yeniden ilişkilendirilmesinde yatıyor. Bir zamanlar insanların sırtlarında yük, önlerinde hayvanlarıyla yürüdüğü yollar bugün GPS kayıtlarına giriyor. Taş döşeme patikalar artık yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; işaretlenmiş rotaları, dijital koordinatları ve hazırlanması planlanan kitapçıklarıyla gelecek kuşaklara bırakılabilecek bir kültür güzergâhına dönüşüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.