Hava Durumu

#Sürüş Güvenliği

giresunsonhaber - Sürüş Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürüş Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

65 YAŞ ÜSTÜ SÜRÜCÜLERE YASAK YOK, Haber

65 YAŞ ÜSTÜ SÜRÜCÜLERE YASAK YOK,

65 YAŞ ÜSTÜ SÜRÜCÜLERE YASAK YOK, SAĞLIK KONTROLÜ VE BELGE YENİLEME ŞARTI VAR Türkiye’de sürücü belgelerine ilişkin yaş sınırı, sağlık raporu ve yenileme kuralları yeniden gündeme geldi. Resmi düzenlemelere göre 65 yaş üstü sürücüler için özel otomobil kullanımını doğrudan yasaklayan genel bir uygulama bulunmuyor. Ancak sürücü belgesinin sınıfına göre geçerlilik süresi, yenileme sırasında sağlık raporu zorunluluğu ve ticari taşımacılıkta SRC ile psikoteknik değerlendirme şartları önem taşıyor. EHLİYETTE YAŞ DEĞİL, BELGE SINIFI VE SAĞLIK ŞARTI BELİRLEYİCİ Sürücü belgelerinde yaş sınırı, belge yenileme süresi ve sağlık raporu zorunluluğu son günlerde yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. Özellikle sosyal medya paylaşımlarında “65 yaş üstü olanların araç kullanımı yeni kurallara bağlandı” yönündeki ifadeler, sürücü belgesi mevzuatının hangi yaş gruplarını nasıl etkilediği sorusunu öne çıkardı. Resmi kaynaklara göre Türkiye’de 65 yaş üstü özel otomobil sürücülerinin araç kullanmasını doğrudan yasaklayan genel bir düzenleme bulunmuyor. Uygulamada belirleyici olan unsur, sürücünün yaşı tek başına değil; sahip olduğu sürücü belgesi sınıfı, belgenin geçerlilik süresi ve yenileme sırasında alınması gereken sağlık raporu oluyor. Bu nedenle konu, “65 yaş üstüne araç kullanma yasağı” şeklinde değil, sürücü belgesi yenileme, sağlık yeterliliği ve trafik güvenliği çerçevesinde değerlendirilmelidir. B SINIFI EHLİYETTE YAŞ ŞARTI 18 OLARAK UYGULANIYOR Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün sürücü belgesi bilgilendirmelerine göre B sınıfı sürücü belgesi almak için yaş şartı 18 olarak uygulanıyor. M, A1 ve B1 sınıfı belgelerde alt yaş sınırı 16; A2, B, BE, C1, C1E, F ve G sınıflarında 18; C, CE, D1 ve D1E sınıflarında 21; D ve DE sınıflarında ise 24 yaş şartı bulunuyor. Bu tabloya göre özel otomobil kullanan yurttaşların büyük bölümünü ilgilendiren B sınıfı ehliyetlerde temel alt yaş sınırı 18. İleri yaş gruplarında ise esas konu, ilk kez ehliyet alma yaşından çok, mevcut belgenin geçerlilik süresi ve sürücünün sağlık yeterliliği olarak öne çıkıyor. SÜRÜCÜ BELGELERİNDE GEÇERLİLİK SÜRESİ SINIFA GÖRE DEĞİŞİYOR Türkiye’de yeni tip sürücü belgeleri süresiz olarak kullanılmıyor. Belgenin geçerlilik süresi, ehliyet sınıfına göre belirleniyor. C1, C1E, C, CE, D1, D1E, D ve DE sınıfı sürücü belgeleri 5 yıl süreyle geçerli kabul ediliyor. M, A1, A2, A, B1, B, BE, F ve G sınıfı sürücü belgelerinde ise geçerlilik süresi 10 yıl olarak uygulanıyor. Bu nedenle B sınıfı ehliyete sahip olan özel otomobil sürücülerinin, belgelerinin üzerinde yer alan son geçerlilik tarihini kontrol etmesi gerekiyor. Geçerlilik süresi dolan sürücü belgesiyle trafiğe çıkılması halinde idari yaptırım uygulanabiliyor ve sürücü belgesi geri alınabiliyor. Burada temel kural nettir: Sürücü belgesi geçerlilik süresi dolduğunda, yaş kaç olursa olsun belge yenilenmeden araç kullanılmamalıdır. EHLİYET YENİLEMEDE SAĞLIK RAPORU ZORUNLU Sürücü belgesi yenileme işlemlerinde sağlık raporu zorunlu belgeler arasında yer alıyor. İlk kez sürücü belgesi alacak kişilerde olduğu gibi, mevcut sürücü belgesini yenilemek isteyen kişilerden de sürücü sağlık raporu isteniyor. Başvuru sürecinde kimlik belgesi, mevcut sürücü belgesi, biyometrik fotoğraf, kan grubu beyanı, adli sicil kaydı ve ilgili ücretlerin yanı sıra sürücü sağlık raporu da dosyaya ekleniyor. Sağlık raporu süreci, e-Devlet üzerinden “Kişisel Sağlık Bilgi Formu”nun doldurulmasıyla başlıyor. Ardından kişi aile hekimine, sağlık tesisine veya özel sağlık kuruluşuna başvurabiliyor. Hekim, muayene sırasında sürücülüğe engel olabilecek bir sağlık sorunu görürse kişiyi ilgili uzmanlık dalına sevk edebiliyor. Bu değerlendirmede görme, işitme, nörolojik durum, psikiyatrik bulgular, ortopedik yeterlilik, kronik hastalıklar ve kullanılan ilaçlar dikkate alınabiliyor. “65 YAŞ ÜSTÜ ARAÇ KULLANAMAZ” İDDİASI DOĞRU DEĞİL Kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen “65 yaş üstü olanlar araç kullanamayacak” iddiası, resmi mevzuat çerçevesinde doğru bir ifade değildir. Türkiye’de özel otomobil kullanan 65 yaş üstü sürücüler için yaşa bağlı otomatik bir trafik yasağı bulunmuyor. Doğru ifade şudur: Sürücü belgesinin geçerlilik süresi dolan herkes, yaşı kaç olursa olsun belgesini yenilemek zorundadır. Yenileme sırasında sağlık raporu alınması gerekir. Sağlık değerlendirmesinde sürücülüğe engel bir durum tespit edilirse ilgili mevzuat hükümleri uygulanır. Dolayısıyla konu, yaşlı sürücülerin topluca trafikten men edilmesi değil; trafik güvenliği açısından sağlık yeterliliğinin ve belge geçerliliğinin kontrol edilmesidir. TİCARİ SÜRÜCÜLER İÇİN AYRI KURALLAR UYGULANIYOR Özel otomobil sürücüleri ile ticari taşımacılık yapan sürücüler aynı kapsamda değerlendirilmemelidir. Ticari taşımacılıkta SRC belgesi, mesleki yeterlilik, psikoteknik değerlendirme ve taşımacılık faaliyetinin niteliğine göre farklı yaş şartları devreye giriyor. Yolcu taşımacılığı, yük taşımacılığı, kurye hizmetleri ve ağır vasıta kullanımı gibi alanlarda sürücülerin yalnızca ehliyet sahibi olması yeterli görülmüyor. Bu alanlarda ilgili mesleki yeterlilik belgeleri, sağlık raporları ve psikoteknik değerlendirmeler de aranıyor. Son düzenlemelerle ticari taşımacılık alanında bazı belge türlerinde yaş sınırına ilişkin uygulamalar ayrıca ele alındı. Ancak bu düzenlemeler, B sınıfı ehliyetle kendi özel otomobilini kullanan her yurttaşı kapsayan genel bir yaş yasağı anlamına gelmiyor. BAŞVURULAR NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİ ÜZERİNDEN YAPILIYOR Sürücü belgesi yenileme ve ilk başvuru işlemleri için randevular Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün randevu sistemi, e-Devlet Kapısı, NVİ Mobil, Nüfusmatik veya Alo 199 üzerinden alınabiliyor. Başvuru öncesinde gerekli belgelerin hazırlanması, sağlık raporunun alınması ve ilgili ücretlerin yatırılması gerekiyor. Belgelerinde eksiklik bulunan kişilerin işlemleri tamamlanamıyor. Sürücülerin özellikle belge üzerindeki son geçerlilik tarihini kontrol etmesi, yenileme sürecini son güne bırakmaması ve sağlık raporu işlemlerini zamanında tamamlaması önem taşıyor. İLERİ YAŞTA SAĞLIK KONTROLÜ NEDEN ÖNEMLİ? 65 yaşından sonra araç kullanma meselesi yalnızca yasal bir konu değil, aynı zamanda trafik güvenliği açısından da önemli bir başlık. Yaş tek başına sürücülük becerisini ortadan kaldırmaz. Birçok kişi ileri yaşta da güvenli biçimde araç kullanmaya devam edebilir. Ancak yaşlanma süreciyle birlikte ortaya çıkan bazı fizyolojik ve bilişsel değişiklikler sürüş güvenliğini etkileyebilir. Bu nedenle sağlık raporu uygulamasının amacı yaşlı sürücüleri trafikten dışlamak değil; sürücünün kendisini, araç içindeki yolcuları, yayaları ve diğer yol kullanıcılarını korumaktır. GÖRME KAPASİTESİNDE AZALMA YAŞANABİLİR İleri yaşla birlikte görme keskinliği, gece görüşü, ışığa uyum sağlama, kontrast algısı ve derinlik algısında azalma görülebilir. Karşıdan gelen far ışığı, yağmurlu hava, sis, tünel giriş-çıkışları, kavşaklar ve yaya geçitleri bu nedenle daha riskli hale gelebilir. Özellikle gece araç kullanırken zorlanma, trafik işaretlerini geç fark etme, şerit çizgilerini takip etmekte güçlük çekme ve ışık yansımalarından rahatsız olma gibi durumlar, sürücünün göz kontrolünden geçmesi gerektiğini gösteren önemli işaretlerdir. İŞİTME DUYUSU ZAYIFLAYABİLİR Trafikte güvenli sürüş yalnızca görmeye bağlı değildir. Korna, siren, yaklaşan araç sesi, motosiklet sesi, tren uyarısı veya çevresel ikazların zamanında algılanması da sürüş güvenliği açısından önemlidir. Yaşla birlikte işitme duyusunda azalma yaşanabilir. Bu durum özellikle kavşaklarda, yoğun şehir trafiğinde, ambulans ve itfaiye gibi geçiş üstünlüğü bulunan araçların fark edilmesinde risk oluşturabilir. REFLEKS VE TEPKİ SÜRESİ UZAYABİLİR Araç kullanırken saniyeler büyük önem taşır. Ani fren yapan bir araç, yola çıkan bir yaya, kavşakta beklenmeyen bir manevra veya şerit değiştiren bir sürücü karşısında hızlı tepki vermek gerekir. İleri yaşla birlikte reflekslerde yavaşlama ve tepki süresinde uzama görülebilir. Bu nedenle yaşlı sürücülerin takip mesafesini artırması, hızını yol ve hava koşullarına göre daha dikkatli ayarlaması, ani manevralardan kaçınması ve uzun yolculuklarda daha sık mola vermesi önemlidir. Güvenli sürüşte hız kadar, doğru zamanda doğru tepki verebilmek de belirleyicidir. KAS GÜCÜ VE HAREKET KABİLİYETİ AZALABİLİR Araç kullanmak yalnızca direksiyonu çevirmekten ibaret değildir. Pedala yeterli kuvvet uygulamak, ani durumda fren yapabilmek, aynaları kontrol etmek, omuz üzerinden kör noktaya bakmak, park etmek, geri manevra yapmak ve aracı dar alanlarda yönlendirmek fiziksel hareket kabiliyeti gerektirir. Yaşla birlikte boyun, omuz, bel, diz ve ayak bileği hareketlerinde kısıtlılık oluşabilir. Bu kısıtlılıklar, özellikle geri manevrada, kavşak geçişlerinde ve şerit değişimlerinde sürücünün çevre kontrolünü zorlaştırabilir. DİKKAT VE KARAR VERME SÜREÇLERİ YAVAŞLAYABİLİR Trafik, aynı anda çok sayıda unsurun takip edilmesini gerektiren karmaşık bir ortamdır. Sürücü; trafik ışıklarını, levhaları, yayaları, diğer araçları, hızını, mesafeyi, aynaları ve yol durumunu aynı anda değerlendirmek zorundadır. Yaş ilerledikçe dikkat bölme, aynı anda birden fazla uyarana odaklanma, mesafe hesaplama, hız değerlendirme ve kavşakta hızlı karar verme becerilerinde yavaşlama görülebilir. Bu durum özellikle yoğun şehir trafiğinde, çok şeritli yollarda, gece sürüşlerinde ve karmaşık kavşaklarda daha belirgin hale gelebilir. İLAÇ KULLANIMI SÜRÜŞ GÜVENLİĞİNİ ETKİLEYEBİLİR İleri yaşta tansiyon, diyabet, kalp hastalıkları, uyku bozukluğu, ağrı, kaygı bozukluğu, nörolojik hastalıklar veya kronik rahatsızlıklar nedeniyle düzenli ilaç kullanımı artabilir. Bazı ilaçlar uyku hali, baş dönmesi, bulanık görme, denge sorunu, dikkat dağınıklığı veya tepki süresinde yavaşlama yapabilir. Bu nedenle düzenli ilaç kullanan sürücülerin, kullandıkları ilaçların araç kullanmaya etkisini doktor veya eczacıya danışması gerekir. Özellikle yeni başlanan ilaçlar, doz değişiklikleri ve birden fazla ilacın birlikte kullanılması sürüş güvenliği açısından dikkatle değerlendirilmelidir. KRONİK HASTALIKLAR SÜRÜCÜLÜK YETERLİLİĞİNİ ETKİLEYEBİLİR Diyabet, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, epilepsi, Parkinson benzeri hareket bozuklukları, demans, ağır psikiyatrik hastalıklar, uyku apnesi ve bazı nörolojik rahatsızlıklar araç kullanma güvenliğini etkileyebilir. Bu tür hastalıklarda önemli olan, hastalığın adından çok sürücünün fiili araç kullanma yeterliliğidir. Kontrol altında olan bazı hastalıklarda kişi güvenli biçimde araç kullanmaya devam edebilirken, kontrolsüz veya ilerleyici sağlık sorunlarında uzman değerlendirmesi gerekebilir. AİLELER VE YAKIN ÇEVRE DE DİKKATLİ OLMALI İleri yaştaki sürücülerde bazı uyarı işaretleri aile bireyleri ve yakın çevre tarafından da fark edilebilir. Aracın sık sık çizilmesi, küçük kazaların artması, trafik işaretlerinin gözden kaçırılması, yanlış şeride girme, kavşaklarda kararsız kalma, gece araç kullanırken zorlanma, yakın çevreden “araç kullanma tarzın değişti” uyarılarının gelmesi önemli belirtiler arasında yer alır. Bu tür durumlarda ailelerin yaklaşımı suçlayıcı değil, koruyucu olmalıdır. Amaç kişinin özgürlüğünü elinden almak değil; hem sürücünün hem de toplumun güvenliğini sağlamaktır. GÜVENLİ SÜRÜŞ İÇİN ALINABİLECEK ÖNLEMLER 65 yaşından sonra araç kullanmaya devam eden sürücülerin düzenli göz ve işitme kontrolü yaptırması, kullandığı ilaçları hekim veya eczacıyla gözden geçirmesi, gece ve kötü hava koşullarında araç kullanmaktan kaçınması, uzun yolculuklarda daha sık mola vermesi, hız limitlerine daha dikkatli uyması ve takip mesafesini artırması öneriliyor. Yoğun trafik saatlerinden kaçınmak, bilinmeyen güzergâhlarda önceden rota planlamak, araç içi dikkat dağıtıcı unsurları azaltmak, telefon kullanmamak ve gerektiğinde kısa mesafelerde alternatif ulaşım yöntemlerini tercih etmek de trafik güvenliği açısından önem taşıyor. SONUÇ: AMAÇ YASAK DEĞİL, GÜVENLİ SÜRÜŞÜ SAĞLAMAK 65 yaş üstü sürücülere ilişkin tartışmalarda doğru bilginin kamuoyuna açık biçimde aktarılması gerekiyor. Mevcut düzenlemeler, özel otomobil kullanan 65 yaş üstü yurttaşlar için genel bir araç kullanma yasağı öngörmüyor. Ancak belge süresi dolan herkesin ehliyetini yenilemesi, yenileme sırasında sağlık raporu alması ve sağlık yönünden sürücülüğe engel bir durum bulunmadığını belgelemesi gerekiyor. Trafik güvenliği açısından en sağlıklı yaklaşım, yaş üzerinden genelleme yapmak değil; her sürücüyü belge sınıfı, sağlık durumu, sürüş becerisi ve fiili trafik güvenliği açısından değerlendirmektir. Yaş ilerledikçe denetimin amacı kişiyi trafikten dışlamak değil; güvenli, kontrollü ve sağlıklı biçimde araç kullanmasını sağlamaktır.

Araç Sahipleri Dikkat! Haber

Araç Sahipleri Dikkat!

Yakıt tasarrufu denildiğinde akla ilk olarak motor gücü ve sürüş teknikleri gelse de lastik basıncı pek çok sürücü tarafından göz ardı ediliyor. Ancak hatalı lastik basıncı, yakıt kullanımını doğrudan yükselterek hem maddi kayıplara hem de çevresel zararlara yol açabiliyor. AKO Grup, ideal lastik basıncının kritik önemine vurgu yaparak; düşük basıncın yuvarlanma direncini artırdığı ve yakıt tüketiminde belirgin artışlara yol açtığı konusunda sürücüleri düzenli kontroller yapmaya çağırıyor. AKO Grup, sürüş güvenliği ve verimlilik alanında farkındalık yaratma çalışmalarını sürdürüyor. Araç sahiplerinin yakıt ekonomisi sağlamak adına sıklıkla ihmal ettiği temel unsurlardan olan lastik basıncı, tüketim miktarları ve sürüş güvenliği üzerinde doğrudan etkili. Doğru lastik basıncı, aracın zeminle temasını optimize ederek çok daha verimli bir sürüş imkanı tanıyor. Doğru şişirilmiş lastikler yakıt tüketiminde iyileşme sağlıyor Veriler, lastik basıncındaki her 1 PSI'lık azalmanın yakıt verimliliğinde yaklaşık yüzde 0,2 oranında bir kayba yol açabildiğini ortaya koyuyor. Buna karşılık, ideal seviyede tutulan lastikler yakıt tüketiminde yüzde 0,6 ile yüzde 3 arasında bir iyileşme sağlayabiliyor. Bu rakamlar, özellikle uzun vadeli kullanımda araç sahipleri için ciddi bir maliyet avantajı anlamına geliyor. “Düzenli kontrol sürüş kültürünün parçası olmalı” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AKO Grup yetkilileri “Yakıt verimliliği genellikle motor performansı ve sürüş alışkanlıklarıyla bağdaştırılsa da lastik basıncı bu sürecin en temel bileşenlerinden biridir. Sürücüler, küçük görünen bu ayrıntının uzun dönemde yüksek yakıt kayıplarına ve güvenlik açıklarına neden olabileceğini göz ardı etmemelidir. Doğru lastik basıncı yalnızca yakıt tasarrufu sunmakla kalmaz, aynı zamanda lastiklerin ömrünü uzatır ve güvenli sürüşün temelidir. Bu sebeple düzenli kontrol, sürüş kültürünün ayrılmaz bir parçası haline gelmelidir” dedi. Düşük basınç motoru daha fazla yoruyor Lastiklerin tavsiye edilen değerlerin altında şişirilmesi, yuvarlanma direncini artırarak motorun daha yoğun enerji harcamasına sebebiyet veriyor. Bu durum, kat edilen aynı mesafe için daha fazla yakıt harcanmasıyla sonuçlanıyor. AKO Grup’un; Petlas, Starmaxx, Milestone, Funtoma, Sumero, Dunlop ve Falken markalarıyla sunduğu lastik çözümleri, doğru koşullarda kullanıldığında sürüş güvenliğini destekliyor. Grup, hem doğayı korumak hem de işletme maliyetlerini düşürmek isteyen tüm sürücülere, lastik basınçlarını ayda en az bir kez ve uzun yolculuklar öncesinde mutlaka kontrol etmeleri tavsiyesinde bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kar Yağışları Başladı, Lastik Zinciri Satışları 10 Kat Arttı Haber

Kar Yağışları Başladı, Lastik Zinciri Satışları 10 Kat Arttı

Kış mevsimindeki değişken hava ve yol koşulları nedeniyle, sürüş güvenliği için ek önlemler almak büyük önem taşıyor. Trendyol'un sağladığı veriler, sürücülerin buzlanma, azalan görüş mesafesi ve kayganlık gibi tehlikelere karşı hazırlıklı olduğunu ortaya koyuyor. Son zamanlarda, güvenli sürüşe yönelik ürünler arasında, lastik zinciri satışları önceki dönemle kıyaslandığında yaklaşık on kat, buz kazıyıcı satışları ise üç kat artış gösterdi. Kış aylarıyla birlikte düşen sıcaklıklar, ani yağışlar ve buzlanma riski, sürücüler için yola çıkmadan önce alınacak önlemleri kritik hale getiriyor. Azalan görüş, camda buğulanma ve buzlanma, kaygan zemin sonucu uzayan fren mesafeleri kış aylarının sıkça karşılaşılan tehlikeleri arasında. Bu durum, sürüş öncesi hazırlığın ve uygun ekipmanın önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Trendyol'un son dönem satış verileri, sürücülerin bu riskler karşısında daha bilinçli olduklarını gösteriyor. Özellikle karlı ve buzlu yollarda çekişi artırmaya yönelik ürünlere talep büyük ölçüde artmış durumda. Lastik zinciri satışları önceki dönemle kıyaslandığında yaklaşık on kat artarken, buz kazıyıcı satışlarında üç kat artış yaşandı. Görüşü netleştiren cam buğu gidericilerin satışları ise yaklaşık iki kat arttı. Sürücü Konforu Yol Tutuşu Kadar Önemli Bu veriler, kış koşullarında yalnızca aracın yol tutuşunun değil, sürücünün görüş ve konforunun da kritik bir faktör olduğunu gösteriyor. Cam suyu ve antifriz gibi temel bakım ürünlerinin satışında artış gözlemlenirken, soğuk hava şartlarında sürücü ve yolcuları koruyan maske ve balaklava gibi ürünlerin satışlarında iki katına varan bir artış söz konusu. Satışlar incelendiğinde, İstanbul, Ankara, Bursa, Diyarbakır ve Kocaeli öne çıkan şehirler arasında yer alıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.