Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

giresunsonhaber - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğru bilinen yanlışlar sofraları tehdit ediyor! Haber

Doğru bilinen yanlışlar sofraları tehdit ediyor!

Zeytin ve süt ürünlerinde "yeni nesil" bir döneme girildi. Olivtech Fuarı kapsamında bir araya gelen bilim insanları, gıda alanındaki bilgi kirliliğine karşı uyarılarda bulunarak; tüketicilere etiketleri doğru okumaları ve bilimsel verileri temel almaları tavsiyesinde bulundu. İzmir'de, sağlığın temeli süt ile barışın simgesi zeytin için önemli bir iş birliği gerçekleştirildi. İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından organize edilen Gurme İzmir Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı; panelleri ve deneyim alanlarıyla akademisyenleri, sektör profesyonellerini ve ziyaretçileri buluşturdu. Gün boyu süren oturumlarda, başta süt ve zeytinyağı olmak üzere temel gıdalar; sürdürülebilirlik, kültürel miras ve bilimsel veriler ışığında incelenirken; tadım etkinlikleri, mutfak atölyeleri ve sergilerle katılımcılara kapsamlı bir fuar deneyimi yaşatıldı. DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR Gurme İzmir – Olivtech Fuarı Etkinlik Sahnesi’nde, “Tüketim – Deneyim – Algı” temasıyla gerçekleştirilen tadım etkinlikleri ve oturumlar yoğun ilgi gördü. “Sütü Nasıl Tüketiyoruz? Yeni Nesil Yaklaşımlar” isimli panelin moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Karagözlü üstlendi. Panelde; Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedef Nehir El, Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyesi ve TE-TA Teknik Tarım Genel Müdürü Sumer Tömek Bayındır ile Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykan Candemir konuşmacı olarak yer aldı. Süt ve süt ürünlerinin gıda sektöründeki stratejik önemine değinen Prof. Dr. Cem Karagözlü, “Beslenmede doğru bildiğimiz pek çok konunun yeniden değerlendirilmesi gereken bir süreçteyiz ve tüketici alışkanlıkları hızla değişiyor. Alanında uzman isimlerle birlikte, tüketicinin nereye evrildiğini ve doğru bilinen yanlışları ele alacağız” ifadelerini kullandı. Süt üretiminde sürdürülebilirlik ve kalitenin tesisi için üreticinin teknoloji ve doğru bilgiyle desteklenmesinin hayati olduğunu belirten Sumer Tömek Bayındır, “Süt sektörünün hak ettiği değerle buluşmaması üreticileri zorlayan temel bir sorun. Bu noktada kooperatifleşmenin güçlenmesi kritik; çünkü birlikte hareket eden üreticinin dayanıklılığı ve pazarlama gücü artacaktır. Doğru teknolojilerin entegrasyonuyla sektör daha güçlü, verimli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacaktır” şeklinde konuştu. BİLİNÇLİ TÜKETİM VE DOĞRU ETİKET OKUMANIN ÖNEMİ Gıda tüketiminde bilinçli seçimlerin altını çizen Prof. Dr. Sedef Nehir El, ürün etiketlerini doğru okumanın önemine vurgu yaptı. Sedef Nehir El, “Tüketiciler tek bir değere odaklanmak yerine, ürünün genel besin profilini bir bütün olarak değerlendirmelidir. Bilimsel verilerin rehber alındığı doğru tüketim alışkanlıkları, hem birey hem de toplum sağlığı adına büyük önem taşımaktadır” dedi. Süt ve süt ürünleri alanındaki tüketici davranışlarının son yıllarda ciddi bir dönüşüm geçirdiğini ifade eden Prof. Dr. Aykan Candemir, pazarlamada artık teknoloji, marka değeri ve sürdürülebilirliğin bir arada ele alınması gerektiğini belirtti. Candemir, “Günümüzde süt ürünlerinde temel beklenti sadece tüketim değil; güven, fayda ve işlevselliktir. Üreticilerin rekabet gücünü artırmak için katma değer yaratan ve hikayesi olan sürdürülebilir ürünlere yönelmesi gerekiyor. Doğru strateji ve planlama ile bu alanda çok başarılı sonuçlar elde edilebilir” diyerek sektördeki fırsatlara dikkat çekti. “Gelenekten Geleceğe Zeytinyağının Sofralarımızdaki Değeri” başlıklı panelde ise zeytinyağının kültürel mirastan modern beslenme alışkanlıklarına uzanan süreci çok boyutlu olarak tartışıldı. İzmir Konak Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan’ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda; Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Doç. Dr. Levent Köstem, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Özgür Sarıbaş, Genç ve Naturel A.Ş. Kurucu Ortağı Prof. Dr. Seda Genç ile Endokrin, Metabolizma, Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Prof. Dr. Ceyhun Dizdarer; üretim aşamaları, sağlık etkileri ve doğru tüketim yöntemleri üzerine değerlendirmeler sundu. Zeytinin tarihsel ve kültürel kıymetine değinen Prof. Dr. Küçükaltan, “Zeytin; bolluğun, bereketin, barışın ve medeniyetin sembolüdür. Ekonomik, kültürel ve sağlık açısından çok değerli olan zeytinyağını bu panelde tüm yönleriyle ele alacağız” şeklinde konuştu.

GİRESUN KENT KONSEYİ’NDEN MADENCİLİK SÜRECİNDE ORTAK AKIL Haber

GİRESUN KENT KONSEYİ’NDEN MADENCİLİK SÜRECİNDE ORTAK AKIL

GİRESUN KENT KONSEYİ’NDEN MADENCİLİK SÜRECİNDE ORTAK AKIL VE ÇEVRE ÇAĞRISI Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, il genelinde gündemde olan madencilik faaliyetlerinin su kaynakları, tarım alanları, fındık üretimi ve yaşam alanları üzerinde çok yönlü sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Kent Konseyi, sürecin çevre hakkı, üretim dengesi ve toplumsal katılım ekseninde yürütülmesini istedi. Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, son dönemde kamuoyunun gündeminde yer alan madencilik faaliyetleriyle ilgili açıklamasında, çevre bilinci ve sürdürülebilirlik yaklaşımının bir kez daha hayati önem taşıdığını ortaya koydu. Kent Konseyi, konunun yalnızca belirli alanların kullanımıyla sınırlı olmadığını, su kaynaklarından toprağa, tarımsal üretimden yaşam alanlarına kadar geniş bir etki alanı taşıdığını belirtti. Kent Konseyi, Giresun’da yaşayan, geçimini bu coğrafyadan sağlayan ve geleceğini bu kentte kuran yurttaşlar adına, yaşanan gelişmelerin sağduyuyla ve çok boyutlu bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Açıklamada, sahadan elde edilen verilerin, bu tür faaliyetlerin yalnızca belirli bölgeleri değil, su yolları, dere sistemleri ve üretim alanları üzerinden daha geniş bir coğrafyayı etkileyebilecek bir niteliğe sahip olduğunu gösterdiği vurgulandı. FINDIK ÜRETİMİNE DİKKAT ÇEKİLDİ Açıklamada, Giresun’un en önemli ekonomik ve kültürel değerlerinden biri olan fındık üretiminin yalnızca tarımsal bir faaliyet olmadığı, aynı zamanda bölgenin yaşam biçimi ve temel geçim kaynağını oluşturduğu kaydedildi. Bu nedenle üretim alanlarıyla kesişen tüm süreçlerde daha dikkatli, hassas ve bütüncül bir yaklaşım izlenmesi gerektiği belirtildi. Kent Konseyi, doğada ortaya çıkan etkilerin kısa sürede ortadan kalkmadığını, geçmiş deneyimlerin ve güncel değerlendirmelerin toprakta, suda ve yaşamın tüm unsurlarında uzun vadeli sonuçlar oluşabildiğini açık biçimde gösterdiğini ifade etti. Bu çerçevede doğal varlıkların korunması, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve yaşam alanlarının gözetilmesinin ortak sorumluluk olduğu vurgulandı. ÇEVRE HAKKI VURGUSU Açıklamada, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamanın bir tercih değil temel bir hak olduğu da açık biçimde dile getirildi. Bu hakkın toplumun bütün kesimleri için eşit biçimde geçerli olduğu belirtilirken, çevresel karar ve uygulamalarda kamusal yararın esas alınması gerektiğine işaret edildi. İSTİŞARE VE KATILIM ÇAĞRISI Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, sürecin sağlıklı biçimde yürütülebilmesi için sivil toplum kuruluşlarının, yerel ve idari yöneticilerin, muhtarların ve vatandaşların katılımıyla daha güçlü istişare ortamları kurulmasını istedi. Kent Konseyi, ortak aklın devreye girdiği, toplumsal katılımın güçlendiği ve kamu yararının esas alındığı bir yönetim anlayışının Giresun açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Açıklamanın sonunda, doğayla uyumlu, üretimle dengeli ve insanı merkeze alan bir yaklaşımın mümkün olduğu vurgulandı. Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, kentte daha sürdürülebilir bir geleceğin ancak ortak sorumluluk ve birlikte hareket etme iradesiyle kurulabileceğini bildirdi.

ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ: TEK SAĞLIK GÖZETİMİNİN GEREKÇELENDİRİLMESİ Haber

ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ: TEK SAĞLIK GÖZETİMİNİN GEREKÇELENDİRİLMESİ

ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ: TEK SAĞLIK GÖZETİMİNİN GEREKÇELENDİRİLMESİ Gıda güvenliği, halk sağlığı ve çevresel riskler aynı anda büyüyor. Uzmanlar, insan, hayvan, bitki ve ekosistem sağlığını birlikte izleyen Tek Sağlık gözetiminin erken uyarı ve hızlı müdahale için kritik hale geldiğini vurguluyor. Güney ve Güneydoğu Asya’da yaşanan kuş gribi salgını, sağlık tehditlerinin artık tek bir alanla sınırlı kalmadığını bir kez daha ortaya koydu. İnsanlarda görülen vaka sayısı sınırlı kaldı ancak salgın, gıda güvenliği, geçim kaynakları ve halk sağlığı üzerinde büyüyen risklerin erken teşhis edilmeden kontrol altına alınamayacağını gösterdi. Bugün birçok kriz sessiz başlıyor. Hayvan hastalıkları, bitki zararlıları, zoonotik enfeksiyonlar ve çevresel bozulmalar, daha büyük tehditlerin ilk işaretlerini veriyor. Buna rağmen müdahale çoğu zaman insanlar hastalandıktan ya da gıda tedarik zinciri aksadıktan sonra başlıyor. Bu tablo, mevcut gözetim sistemlerinin geç kaldığını gösteriyor. Dar izleme modeli riski büyütüyor Mevcut gözetim uygulamalarının önemli bölümü insan hastalıklarının tespiti ya da çiftlik düzeyindeki kayıplarla sınırlı kalıyor. Bu yaklaşım, hayvan, bitki ve çevre alanlarından gelen erken uyarı sinyallerini kaçırıyor. Sonuçta sistem, tehdidi önleyen değil, büyüdükten sonra karşılamaya çalışan reaktif bir yapıya dönüşüyor. Tek Sağlık modeli ortak risk haritası çıkarıyor Tek Sağlık yaklaşımı, insan, hayvan, bitki ve ekosistem sağlığını tek bir çerçevede ele alıyor. Bu model, birbirinden kopuk veri toplama yöntemleri yerine sektörler arası bilgi paylaşımını esas alan entegre sistemler kurulmasını öngörüyor. Böylece risk, tek bir noktada patlak vermeden önce daha geniş bir çerçevede izlenebiliyor. Sahadaki uygulamalar bu yaklaşımın sonuç verdiğini gösteriyor. Tayland’da hayvan ısırığı bildirimleri için geliştirilen ortak mobil uygulama, kuduz vakalarının hızlı tespitini sağladı. Kamboçya’da insan ve hayvan laboratuvarlarının birbirine bağlanmasıyla leptospiroz ve kuş gribi gibi patojenlerde erken müdahale kapasitesi güçlendi. Ruanda’da ise çevresel veriler üzerinden yürütülen erken uyarı sistemi sayesinde Rift Vadisi humması salgını sınırlı alanda tutuldu. Asıl sorun koordinasyon ve altyapı eksikliği Tek Sağlık gözetiminin önünde ciddi yapısal engeller bulunuyor. Veterinerlik hizmetlerinin yetersiz finansmanı, çevresel izlemedeki düzensizlik, veri paylaşımını zorlaştıran bürokratik ve teknolojik bariyerler, erken teşhisi zayıflatıyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde dijital altyapı eksikliği sorunu büyütüyor. Ancak daha varlıklı ülkelerde de kurumsal parçalanma ve yasal kısıtlar benzer sonuçlar doğuruyor. FAO, WHO, WOAH ve UNEP iş birliğiyle geliştirilen çalışmalar, ülkelerde entegre gözetim sistemlerinin kurulmasını hedefliyor. Sierra Leone’de hayvan hastalıkları raporlamasının dijitalleştirilmesi, Özbekistan’da mobil veteriner saha verilerinin sisteme alınması ve Pakistan ile Nepal’de laboratuvar uyumu ile il düzeyi gözetim ağlarının güçlendirilmesi, bu dönüşümün somut örnekleri arasında yer alıyor. Krizden sonra değil, krizden önce müdahale Tek Sağlık gözetimi yalnızca salgınları izlemek için değil, gıda sistemlerini korumak, ekosistem bozulmasını takip etmek, üretim kayıplarını önlemek ve geçim kaynaklarını güvence altına almak için de öne çıkıyor. Erken teşhis, geç müdahalenin yüksek maliyetini düşürüyor; kamu sağlığı ile tarımsal üretim arasındaki bağı görünür hale getiriyor. Önümüzdeki dönemde küresel sağlık ve gıda güvenliği tehditlerinin büyük bölümü insan, hayvan, bitki ve çevre kesişiminde ortaya çıkacak. Bu nedenle uzmanlar, teknoloji kadar siyasi irade, ortaklık ve sürekli yatırım çağrısı yapıyor. Erken teşhis artık yalnızca sağlık politikası değil, doğrudan bir güvenlik ve sürdürülebilirlik meselesi olarak görülüyor.

ŞİLİ’DE FINDIK GÜNÜ BÜYÜYOR: TÜRK FINDIĞI İÇİN YENİ REKABET HATTI Haber

ŞİLİ’DE FINDIK GÜNÜ BÜYÜYOR: TÜRK FINDIĞI İÇİN YENİ REKABET HATTI

ŞİLİ’DE FINDIK GÜNÜ BÜYÜYOR: TÜRK FINDIĞI İÇİN YENİ REKABET HATTI Şili’nin Maule bölgesi, 26 Mart 2026’da yapılacak 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü’ne hazırlanıyor. Grupo Avexa organizasyonunda Villa Golf’te düzenlenecek buluşma, 500’ün üzerinde üretici, danışman, şirket temsilcisi ve sektör profesyonelini aynı zeminde toplayacak. Masada üretim eğilimleri, iklim baskısı, teknik yenilikler, ticari stratejiler ve Avrupa fındığında Şili’nin büyüyen küresel iddiası var. Türkiye ise bu dosyada artık kenarda değil, doğrudan merkezin içinde duruyor. MAULE YENİDEN SEKTÖRÜN ANA SAHNESİ 5 Mart 2026 tarihli Şili basın duyurularına göre organizasyon 26 Mart Perşembe günü Maule bölgesindeki Centro de Eventos Villa Golf’te yapılacak. Reporte Agrícola, etkinliğin 09.00’dan itibaren başlayacağını, Grupo Avexa’nın 500’den fazla üretici ve profesyoneli bir araya getirmeyi hedeflediğini yazıyor. Resmî bilet ve program sayfası ise günü daha ayrıntılı veriyor: akreditasyon 08.00’de, resmî açılış ve otoritelerin selamlaması 09.00’da başlıyor; etkinlik akşam saatlerine kadar devam ediyor. ADINDA “ULUSAL GÜN” VAR, YAPISINDA ÖZEL SEKTÖR ORGANİZASYONU Haberin ilk net gerçeği şu: adındaki “ulusal gün” ifadesine rağmen ortada resmî devlet takvimine bağlı bir kutlama değil, Grupo Avexa’nın yürüttüğü özel sektör merkezli bir sektör buluşması var. Şili Tarım Bakanlığı’nın 2019 tarihli haberinde de organizatör açık biçimde Grupo Avexa olarak gösteriliyor; aynı resmî haberde Avexa’nın AgroReyes, VitroGroup ve ExpoFruSec’ten oluşan bir holding olduğu belirtiliyor. 2026’daki duyurular da aynı çizgiyi sürdürüyor; etkinlik Grupo Avexa tarafından düzenlenen, programı ve bilet satışı olan teknik-ticari bir toplantı olarak duyuruluyor. BU ORGANİZASYON NEREDEN ÇIKTI? Bu buluşmanın çıkış noktası 2019’a gidiyor. Şili Tarım Bakanlığı’nın kaydına göre ilk Ulusal Avrupa Fındığı Günü 21 Mart 2019’da Maule’de yapıldı; yaklaşık 500 üretici katıldı, integral yetiştiricilik yönetimi ve pazarlama başlıkları işlendi, ayrıca agro-kimya, sulama, makine, hizmet ve fidanlık firmalarının yer aldığı büyük bir expo alanı kuruldu. Bakanlık metni, organizasyon fikrinin Grupo Avexa’nın üreticilerin bilgi ihtiyacını görmesiyle doğduğunu ve amacın yetiştiricilikten sertifikasyona, genetikten ticarete kadar farklı başlıklarda bilgi paylaşımı ve ağ kurmak olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. İlk edisyonun büyüklüğüne ilişkin kaynaklarda küçük bir rakam farkı da var. Şili Tarım Bakanlığı ilk buluşmayı “yaklaşık 500 üretici” ve “50 stant” olarak kayda geçirirken, 2021’de ikinci etkinliğin tarihini duyuran Global Hazelnuts haberi, 2019 versiyonunu “400’ü aşkın katılımcı” ve “53 tedarikçi standı” ile anıyor. Sayı farkı bulunsa da iki kaynak da ilk organizasyonun daha doğuş anında güçlü bir katılım topladığı ve sektör buluşması niteliği kazandığı konusunda birleşiyor. DÖRT YIL ÜST ÜSTE DEĞİL, BÜYÜYEN BİR SERİ Etkinliğin gelişim hattı da önemli. İkinci versiyonun 24 Mart 2022’de yapılacağı Grupo Avexa tarafından 2021 sonbaharında duyuruldu; Mart 2022’de yayımlanan bir başka duyuruda ise bu ikinci buluşmanın temel amacının Şili ve yurt dışındaki birikimi bir araya getirerek verimlilik ve kârlılığı artıracak yeni alternatifleri üreticiyle buluşturmak olduğu belirtildi. Üçüncü versiyon 21 Mart 2024’te Talca’da yapıldı; PlanetNuts’un 2024 tarihli haberine göre etkinlik iki yılda bir düzenlenen bir seri olarak tanımlandı ve 400’ün üzerinde kişiyi, üretici, danışman ve şirketleri aynı sahada topladı. Böylece 2019, 2022, 2024 ve 2026 çizgisinde ilerleyen, aralıklı ama kalıcı bir sektör markası ortaya çıktı. 2026 PROGRAMI ÜRETİMDEN TİCARETE, İKLİMDEN KÜRESEL REKABETE UZANIYOR 2026 programı, organizasyonun neden artık sıradan bir üretici toplantısı olarak görülemeyeceğini açık biçimde gösteriyor. Welcu’daki resmî programa göre gün, Antonio Walker’ın Şili tarımının genel çerçevesini anlatacağı “ülke bağlamı” sunumuyla başlayacak. Hemen ardından Gianfranco Marcone, iklim değişikliği koşullarında agrometeorolojik analiz ve karar alma sürecini ele alacak. Sabah arasından sonra Türkiye oturumları geliyor: Şemsettin Kulaç Türkiye’de anaç araştırmaları, geliştirme ve kullanım deneyimini aktaracak; Muzaffer Taviloglu Türkiye’nin başlıca üretici ülke olarak ticari deneyimini ve Şili’nin büyüme potansiyeline bakışını paylaşacak; Andrés Reyes ise “Şili, Avrupa fındığında küresel aktör” başlıklı sunumla ülkenin geldiği noktayı ve projeksiyonunu anlatacak. Öğle öncesi blok, Francisco Contardo moderasyonunda soru-cevap oturumuyla kapanacak. Öğleden sonraki masterclass bölümü daha da yoğun. Resmî programda Andrés Reyes’in Şili’nin küresel konumunu derinleştiren ikinci sunumu, Ernesto Moya’nın odun hastalıkları yönetimi başlığı, Luca Giordani’nin sürdürülebilir yetiştiricilik ve gelecek projeksiyonu, ADV’nin İspanya’daki mevcut durum ve iklim uyumu çerçevesi, Jorge Mohr’un Amerikan çeşitleri, ticaret ve pazar eğilimleri oturumu yer alıyor. PlanetNuts’un ayrıntılı haberinde bu uluslararası blok daha da genişliyor; aynı habere göre Muzaffer Taviloglu ile Umut Küçük Balsu perspektifinden Şili’nin üretici ülke olarak gideceği yönü tartışacak, Hamza Bölük ise Türk fındık sanayisinin geçmişi, bugünü ve geleceğini anlatacak. Gün, 17.00’de Andrés Reyes tarafından yapılacak “Avellano Europeo” kitap lansmanıyla tamamlanacak. Welcu ile PlanetNuts arasında bazı saat ayrıntılarında küçük farklılıklar bulunsa da ana omurga değişmiyor: gündem artık yalnızca bahçe bakımı değil, aynı zamanda sanayi, pazar ve küresel konum tartışması. KONUŞMACILAR VE SPONSOR AĞI, TOPLANTININ GERÇEK ÖLÇEĞİNİ GÖSTERİYOR 2026 afişi ve resmî program birlikte okunduğunda konuşmacı kadrosunun Şili, Türkiye ve Avrupa hattında kurulduğu görülüyor. Resmî ve yarı resmî kaynaklarda öne çıkan isimler Antonio Walker, Gianfranco Marcone, Şemsettin Kulaç, Muzaffer Taviloglu, Andrés Reyes, Ernesto Moya Elizondo, Luca Giordani, Jorge Mohr, ADV, Umut Küçük ve Hamza Bölük. Bu tablo, toplantının yalnızca yerel üreticiye dönük bir eğitim günü değil, uluslararası referanslar üzerinden konumlanan bir sektör forumuna dönüştüğünü gösteriyor. Ayrıca moderatörler bölümünde Juan Pablo Matte ile Francisco José Contardo, medya partnerleri bölümünde de PlanetNuts ve Redagrícola yer alıyor. Sponsor cephesi de aynı ölçekte. Welcu’daki resmî listede UPL, Tecnipak, Anagra, Netafim, Civil Agro, Salfa Rent, Salfa, John Deere, Facma, Anasac, Corteva, Rovensa, Adama, AgroAdvance, Nichino, Leger, Trio Riego, Pasche, NVA, Agroconnexion, Unitec, Biosum, Summit Agro, Tavan, Terrariegos, Iansagro, La Pampa, MBFI, Kelpak, Biopollen Solutions, Avidagro, Aerotreile, Aquitania Equipos, Agroreyes, Vitrogroup, Sumitomo Chemical, FMC, Agrocomer, Agrodrone, Innovak Global, Bayer ve SQM gibi şirketler yer alıyor. Bu sponsor haritası, Avrupa fındığının Şili’de artık yalnızca tarımsal bir ürün değil; sulama, bitki koruma, besleme, makine, lojistik ve teknoloji ayağıyla birlikte büyüyen bir sanayi-ekosisteme dönüştüğünü gösteriyor. TÜRKİYE BU DOSYADA YALNIZCA DAVETLİ DEĞİL, REFERANS ÜLKE Haberin en kritik noktası burada başlıyor. 2026 programında Türkiye yalnızca “uluslararası katılımcı” kontenjanında görünmüyor; doğrudan üretim, Portainer, ticaret, sanayi ve gelecek projeksiyonu başlıklarının merkezine yerleştiriliyor. Kulaç, Taviloglu ve PlanetNuts’un aktardığı programa göre Bölük ile Küçük üzerinden kurulan hat, Şili’nin kendi büyüme hikâyesini Türkiye deneyimiyle birlikte okumaya çalıştığını gösteriyor. Daha açık ifadeyle Şili, Avrupa fındığında kendi geleceğini kurarken Türkiye’yi bir “karşılaştırma ülkesi” değil, “referans ülke” olarak masaya koyuyor. Bu durum kürsüyle sınırlı da değil. Balsu’nun kurumsal sayfasına göre şirket Şili’deki ilk uluslararası tarımsal yatırımını 2017’de yaptı; Maule bölgesinde ilk arazi alımı o yıl gerçekleşti, 2018’de bahçe hazırlıkları başladı ve 30 bin fidan dikildi, 2019 ve 2020’de yeni arazi alımları sürdü, tüm dikimler 2021’de tamamlandı. Bugün 160 hektarlık alanda yaklaşık 70 bin fındık ağacı bulunuyor. Aynı sayfada Balsu Agro Chile’nin 2024’ten itibaren tedarik kanallarını çeşitlendirmek için ticari faaliyetlerini genişletmeyi hedeflediği, Türkiye’ye göre ters sezon avantajıyla Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu pazarlarının yıl boyu talebine yanıt vermek istediği yazıyor. Şirketin sanayi kolu Balsu Industries Chile ise 2019’da kuruldu; kabuklu, kavrulmuş, beyazlatılmış, kırılmış ürün, fındık unu ve fındık ezmesi üretmesi planlanan tesislerin 2026’da devreye girmesi öngörülüyor. Global Hazelnuts’ta 2024 başında yayımlanan haberde de Retiro’daki kavurma ve kırma tesisi yatırımı için 12,7 milyon dolarlık projeksiyon yer aldı. ŞİLİ ARTIK YALNIZCA YÜKSELEN ADAY DEĞİL, BÜYÜYEN TEDARİK MERKEZİ Şili’nin büyümesi yalnızca salon programı ve afiş diliyle sınırlı değil; dış ticaret verileri de bunu destekliyor. ODEPA’nın Kasım 2025 bültenine göre Mart-Ekim 2025 döneminde Şili’nin kabuklu fındık ihracatı 14,5 bin tona ve 62 milyon dolar FOB değere ulaştı; iç fındık ihracatı ise 36,5 bin ton ve 366 milyon dolar FOB seviyesine çıktı. Aynı bültende iç fındıkta hacmin bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,6 kat, değerin 2,4 kat arttığı belirtiliyor. Bu, Şili’nin artık yalnızca yatırım çeken bir ülke değil, doğrudan ihracat kapasitesi hızla büyüyen bir tedarik merkezi olduğunu gösteriyor. Küresel alıcıların tedarik dili de aynı fotoğrafı doğruluyor. Ferrero, fındığın ana kaynak ülkeleri arasında Türkiye, İtalya, Şili ve ABD’yi sayıyor ve kuzey-güney yarımküre üretimi sayesinde yıl boyunca taze ve kaliteli tedarik hedeflediğini belirtiyor. Nutella’nın sürdürülebilirlik sayfası ise Türkiye’nin Karadeniz bölgesini dünyanın en büyük üretim alanı olarak tanımlıyor; aynı metin Ferrero’nun Şili ve ABD’de tam izlenebilirlik seviyesine ulaştığını, güney yarımkürede ek hasat için Şili’de agrifarm modeli kurduğunu aktarıyor. Başka bir deyişle küresel sistem artık tek bir merkezden değil, birbirini tamamlayan çok kaynaklı bir tedarik mantığından besleniyor. GİRESUN’DAN BAKILDIĞINDA FOTOĞRAF DAHA SERT Bu nedenle Maule’deki 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü’nü yalnızca “Türk uzmanlar davet edildi” diye okumak eksik kalır. Elde bulunan program, yatırım ve dış ticaret verileri birlikte değerlendirildiğinde daha sert bir sonuç çıkıyor: Türkiye hâlâ bilgi, üretim hafızası ve ticaret deneyimi bakımından merkez ülke konumunu koruyor; ancak Şili bu merkezin bilgisini kullanarak, özel sektör yatırımı ve küresel alıcıların çok kaynaklı tedarik stratejisiyle yeni bir rakip merkez haline geliyor. Bu, “Türkiye geri düştü” hükmü değildir; kaynaklar böyle bir sonuca izin vermiyor. Ama “Türkiye lider, bu yüzden rahat” cümlesi de artık fazlasıyla eksik kalıyor. Giresun ve genel olarak Türk fındık sektörü açısından dosyanın özü şudur: Şili’deki bu buluşma bir prestij fotoğrafı olduğu kadar, geleceğin rekabet haritasını da gösteren açık bir sektör işaretidir. https://planetnuts.cl/expertos-de-chile-europa-y-turquia-daran-vida-al-4-dia-nacional-del-avellano-europeo-en-talca/?utm_source=chatgpt.com Kaynakça: Şili Tarım Bakanlığı’nın 2019 tarihli “Exitoso primer Día Nacional del Avellano Europeo…” haberi; Global Hazelnuts’un 2021 ve 2022 tarihli duyuruları; PlanetNuts’un 2024 ve 2026 tarihli organizasyon haberleri; Reporte Agrícola’nın 5 Mart 2026 tarihli etkinlik haberi; Welcu’daki resmî etkinlik ve program sayfası; Balsu Agro Chile kurumsal sayfası; ODEPA’nın Kasım 2025 meyve bülteni; Ferrero ve Nutella’nın fındık tedarikine ilişkin sürdürülebilirlik sayfaları.

Prof. Dr. Sarı: Suya şaşı bakmayalım Haber

Prof. Dr. Sarı: Suya şaşı bakmayalım

22 Mart Dünya Su Günü’nde açıklama yapan çevreci akademisyen Prof. Dr. Mustafa Sarı, tatlı su kaynaklarının hızla tükendiğine dikkat çekerek suyun yalnızca bir kaynak değil, milyonlarca canlının yaşam alanı olduğunu vurguladı. İSTANBUL (İGFA) - Dünya Su Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan akademisyen Prof. Dr. Mustafa Sarı, su kaynaklarının yanlış kullanımına dikkat çekti. Dünya yüzeyinin büyük kısmı suyla kaplı olmasına rağmen, kullanılabilir tatlı su oranının yüzde 1’in altında olduğunu belirten Sarı, buna rağmen suyun bilinçsiz tüketildiğini ifade etti. Sarı, su kıtlığının çoğu zaman günlük hayatta fark edilmediğini belirterek, “Musluktan su akıyorsa ya da tarımda sulama yapılabiliyorsa, su krizi akla gelmiyor. Oysa bu yaklaşım sürdürülebilir değil” dedi. Suyun yalnızca insanlar için değil, milyonlarca canlı için de bir yaşam alanı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sarı, planktondan köpek balıklarına kadar yaklaşık 2 milyon türün sularda yaşadığını, ancak bu türlerin büyük bölümünün henüz keşfedilmediğini dile getirdi. Yanlış uygulamaların ekosistemi tehdit ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sarı, “Nehirleri, gölleri ve denizleri atık alanı olarak kullanmaya devam edersek ve bilinçsiz avcılıkla türleri yok edersek, birçok canlıyı tanıma fırsatı bile bulamadan kaybedebiliriz” uyarısında bulundu. Balıkçılığın doğayla bir mücadele değil, sürdürülebilirlik temelinde yürütülmesi gereken bir faaliyet olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sarı, suyun korunmasının hayati önem taşıdığını belirterek, “Su candır, canlıların evidir. Suya bakış açımızı değiştirmeli ve bu hayati kaynağı korumalıyız” çağrısında bulundu.

GİRİB İFTARI: ŞEHRİN İSİMLERİ AYNI SOFRADA BULUŞTU Haber

GİRİB İFTARI: ŞEHRİN İSİMLERİ AYNI SOFRADA BULUŞTU

GİRİB İFTARI: ŞEHRİN İSİMLERİ AYNI SOFRADA BULUŞTU Giresun İş İnsanları ve Bürokratları Derneği’nin iftar programı, Giresun Kalesi’ndeki Belediye Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirildi. Siyaset, bürokrasi, esnaf camiası ve iş dünyasını buluşturan program, Ramazan ayının birlik ve dayanışma ruhunu öne çıkardı. Giresun İş İnsanları ve Bürokratları Derneği’nin düzenlediği iftar programı, Giresun Kalesi’nde bulunan Belediye Sosyal Tesisleri’nde yapıldı. Kentin simge noktalarından birinde gerçekleştirilen buluşma, Giresun’un siyasi, idari ve ekonomik çevrelerini aynı sofrada bir araya getirdi. Ev sahipliğini GİRİB Genel Başkanı Kemal Tokmak’ın yaptığı programa CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, Giresun Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Ali Kara, Giresun İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Tolga Erener, Giresun İl Genel Meclisi Başkanı Ahmet Şahin ile çok sayıda iş insanı, bürokrat ve davetli katıldı. Programda, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma iklimi öne çıktı. Giresun Kalesi’nin tarihi atmosferinde gerçekleşen iftar buluşması, yalnızca bir yemek organizasyonu değil, aynı zamanda hemşehri dayanışmasının güçlendiği bir tablo ortaya koydu. Gurbette ya da memlekette Giresun için emek veren isimlerin aynı sofrada buluşması, programın en dikkat çeken yönlerinden biri oldu. GİRİB, 2015 yılında Kocaeli’nin Gebze ilçesinde kuruldu. Kurucu başkan Kemal Tokmak öncülüğünde yola çıkan dernek, Giresunlu iş insanları ve bürokratları aynı çatı altında toplama hedefiyle faaliyetlerine başladı. Daha sonra yapılanmasını büyüten dernek, kurumsal ağını genişleterek etkinliğini artırdı. Dernek bugün; iş insanları ile bürokratlar arasında dayanışmayı güçlendirmeyi, üyeler arasında iş birliğini artırmayı ve Giresun’un ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sunmayı amaçlayan bir yapı olarak öne çıkıyor. İstihdam, girişimcilik, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik başlıklarında yürütülen çalışmalar da bu hedefin ana omurgasını oluşturuyor. Giresun Kalesi’ndeki Belediye Sosyal Tesisleri’nde verilen iftar, bu yönüyle yalnızca Ramazan buluşması olarak değil, Giresun’un ortak hafızasını, kurumsal bağlarını ve birlik fotoğrafını güçlendiren önemli bir organizasyon olarak kayda geçti. Programdan yansıyan tablo, Giresun’un farklı kesimlerinin aynı zeminde buluşabildiğini bir kez daha ortaya koydu. GİRİB, 2015 yılında Kocaeli’nin Gebze ilçesinde kuruldu. Kurucu başkan Kemal Tokmak öncülüğünde yola çıkan dernek, ilk yapılanmasını Gebze merkezli olarak oluşturdu. Kuruluş dönemine ilişkin yerel basın kayıtlarında, derneğin adının Giresun İşadamı ve Bürokratlar Derneği olarak yer aldığı, kurucu kadronun ise Kemal Tokmak başkanlığında şekillendiği görülüyor. Sonraki süreçte kurumsal yapısını büyüten GİRİB, faaliyet ağını genişleterek Ankara merkezli bir yapılanmaya dönüştü. Dernek bugün kendisini, iş insanları ve bürokratları aynı çatı altında buluşturarak Giresun’un ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sunan bir sivil toplum yapısı olarak tanımlıyor. Resmi internet sitesinde kullanılan “Giresun’un geleceğini birlikte inşa ediyoruz” vurgusu, bu yaklaşımın merkezinde yer alıyor. GİRİB, üyeleri arasında iş birliğini geliştirmeyi, kurumsal dayanışmayı artırmayı ve Giresun eksenli projeleri desteklemeyi temel hedef olarak öne çıkarıyor. Derneğin çalışma alanları da bu hedefi somutlaştırıyor. Resmi sitede istihdam, girişimcilik, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik başlıkları altında yapılandırılan çalışma grupları; kariyer fırsatları, yatırımcı-girişimci buluşmaları, dijital dönüşüm, çevre, tarım ve sosyal fayda odaklı projeler üzerine yoğunlaşıyor. Aynı sitede GİRİB’in 250’yi aşkın aktif üye, 20’yi aşkın yıllık etkinlik, 15’ten fazla aktif proje ve 8 şube bilgisi de yer alıyor.

1 Milyar 200 Milyon Muayene! Sağlıkta Rekor mu, Tükeniş mi? Haber

1 Milyar 200 Milyon Muayene! Sağlıkta Rekor mu, Tükeniş mi?

Türkiye’de son dönemde açıklanan “85 milyonluk ülkede 1 milyar 200 milyon muayene” verisi, sağlık sisteminin ulaştığı yoğunluğu gözler önüne serdi. Ancak uzmanlara göre bu tablo yalnızca erişilebilirliğin değil, aynı zamanda sistem üzerindeki baskının da göstergesi. Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, muayene sayılarındaki artışın sağlık çalışanlarının omuzlarına binen yükü görünür kıldığını belirtti. Son günlerde kamuoyunda sıkça dile getirilen “85 milyonluk ülkede 1 milyar 200 milyon muayene” verisi, sağlık sisteminin erişim kapasitesini gösteren bir istatistik olmanın ötesinde; hizmet kalitesi, hekim başına düşen hasta sayısı, randevu süreleri ve sağlık çalışanlarının artan iş yükü açısından yeni bir tartışma başlatmış durumda. Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, muayene sayısındaki artışın tek başına başarı göstergesi olarak sunulamayacağını belirterek, “Bu sayı, sağlık çalışanlarının olağanüstü fedakârlığının göstergesidir. Ancak aynı zamanda sistemin üzerindeki baskının da açık bir göstergesidir.” Dedi. Dakikalarla Sınırlanan Muayeneler Artan başvuru sayıları nedeniyle hekim başına düşen hasta sayısının yükseldiğine dikkat çeken Özlem Akarken, randevu sürelerinin daralmasının hizmet kalitesini doğrudan etkilediğini ifade ederek, “Bir hastaya ayrılan sürenin 5-10 dakikaya sıkıştığı bir düzende; detaylı değerlendirme, koruyucu hekimlik ve nitelikli iletişim zarar görür. Bu durum hem hasta memnuniyetini hem de çalışan sağlığını etkiler.” Açıklamasını yaptı. İş Yükü Artıyor, Tükenmişlik Derinleşiyor Yüksek muayene sayılarının yalnızca hekimleri değil; hemşireleri, teknikerleri, sosyal hizmet uzmanlarını ve tüm sağlık kurum çalışanlarını etkilediğini vurgulayan Akarken, sistemin ekip yükü üzerine kurulu olduğunu belirterek, “Sağlık hizmeti bir bütündür.” Dedi. Aynı zamanda artan yoğunluğun tüm meslek gruplarına yansıdığına dikkat çekerek, tükenmişlik sendromu, mesleki motivasyon kaybı ve hata risklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Sağlıkta Artık Nitelik Konuşulmalı” Sağlık sisteminde artan muayene sayıları ve yoğunluk tartışmaları sürerken, Sahim-Sen yapısal dönüşüm çağrısında bulundu. Sendikaya göre “85 milyonluk ülkede 1 milyar 200 milyon muayene” verisi yalnızca erişimi değil, aynı zamanda artan iş yükünü ve kalite üzerindeki baskıyı da gösteriyor. Bu nedenle sistemin nicelik odaklı değil, sürdürülebilirlik ve hizmet kalitesi merkezli yeniden ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, randevu planlamasının bilimsel kriterlerle düzenlenmesi, hekim ve sağlık kurum çalışanı sayısının artırılması ile iş yükünü azaltacak organizasyonel iyileştirmelerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Özlem Akarken, “1 milyar 200 milyon muayene bir sayı olabilir; ancak asıl mesele bu hizmetin ne kadar nitelikli, güvenli ve sürdürülebilir olduğudur. Sağlıkta artık nicelik değil, nitelik konuşulmalıdır.” Dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trabzon Büyükşehir’den Sürmene’ye 184 milyonluk yatırım Haber

Trabzon Büyükşehir’den Sürmene’ye 184 milyonluk yatırım

Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından Sürmene ilçesinde hayata geçirilecek modern pazar yeri ile kapalı otopark projesinin ihale süreci tamamlanıp sözleşmesi imzalandı. Yer teslimi yapılan projede çalışmalar kısa süre içerisinde başlayacak. TRABZON (İGFA) - Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Sürmene ilçesinin en büyük altyapı yatırımlarından biri olarak değerlendirilen Sürmene Pazar Yeri ve Kapalı Otopark Projesi'nde önemli bir adım daha attı. 184 milyon TL'lik bütçesiyle gerçekleştirilecek dev projenin ihale süreci tamamlanarak yüklenici firma ile sözleşme imzalandı. Yer teslimi de yapılan projenin inşaat çalışmaları önümüzdeki haftalarda başlayacak. Modern mimarisi ve çevreci yaklaşımıyla ilçeye değer katacak proje kapsamında 126 araç kapasiteli kapalı otopark inşa edilecek. Böylece ilçe merkezindeki trafik ve park sorunlarının önemli ölçüde azaltılması hedefleniyor. Vatandaşların daha konforlu ve düzenli bir ortamda alışveriş yapabilmesi için ise 268 tezgahlı pazar alanı oluşturulacak. Proje bünyesinde ayrıca 12 ticari dükkan, belediye hizmet birimleri, çay ocağı ve lavabolar da yer alacak. Projenin en dikkat çekici unsurlarından biri ise çatı katına kurulacak güneş enerji sistemi. 4 bin metrekarelik alanda hayata geçirilecek GES sayesinde tesisin enerji ihtiyacının büyük bölümü yenilenebilir kaynaklardan karşılanacak. Bu yönüyle proje, hem ekonomik hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından önemli bir örnek teşkil edecek. İLÇEMİZE DEĞER KATACAK Yapılacak olan yatırımın ilçeye değer katacağını ifade eden Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, “Sürmene’de hayata geçireceğimiz Pazar Yeri ve Kapalı Otopark Projesi’nin ihale sürecini tamamlayarak sözleşmesini imzaladık ve yer teslimini yaptık. İnşaat çalışmalarına önümüzdeki haftalarda başlayacağız. Bu yatırım, ilçemizin önemli ihtiyaçlarına cevap verecek ve Sürmene’ye uzun yıllar hizmet edecek nitelikte bir proje olacak. Hemşehrilerimize daha düzenli, modern ve konforlu bir alan kazandırmayı hedefliyoruz. Şimdiden Sürmene’mize hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.