Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

giresunsonhaber - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı Haber

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji SınavıPlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili’nin fındıkta üretimden teknolojiye uzanan planlı büyümesini görünür kılacak. Türkiye için asıl sınav, bu gelişmeleri izleyen kurumların bilgiyi üreticiye, sanayiciye ve politika yapıcıya nasıl aktaracağı olacak. Şili’de 13 Ağustos 2026’da Los Ángeles kentindeki Casa Laura’da düzenlenecek PlanetNuts Day Avellanos 2026, Avrupa fındığında büyüyen bir üretici ülkenin teknik kapasitesini, sanayi bağlantılarını ve küresel pazar hedeflerini aynı programda toplaması bakımından dikkat çekiyor. Etkinliğin hedef kitlesi yalnızca üreticilerden oluşmuyor; danışmanlar, fidanlıklar, tedarikçiler, ihracatçılar, sanayi temsilcileri ve karar alıcılar aynı zeminde buluşturuluyor. Programda Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya gibi isimlerin yer alması, bahçe yönetimi, sanayi, pazar ve bitki sağlığı başlıklarının birlikte ele alınacağını gösteriyor. Bu etkinlik, Şili’nin fındıkta yalnızca dikim alanını büyüten bir ülke olmadığını; üretimi, teknik danışmanlığı, sürdürülebilir girdileri, bitki sağlığını, işleme teknolojisini, otomasyonu ve ihracat bağlantılarını birlikte yöneten bir sektör mimarisi kurmaya çalıştığını ortaya koyuyor. Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile gibi sponsorların etkinlikte yer alması, bahçeden fabrikaya uzanan bütün zincirin programın parçası haline getirildiğini gösteriyor. Türkiye açısından bu gelişme yalnızca uzak bir rakip ülkenin sektör toplantısı olarak okunamaz. Şili’nin büyümesi, Türkiye’nin fındıkta üretici geliri, Giresun kalite fındığın ayrı konumu, sanayi katma değeri, sürdürülebilirlik standardı, rekolte yönetimi ve teknik bilgi aktarımı başlıklarını yeniden değerlendirmesini gerektiren daha geniş bir strateji dosyasına dönüşüyor. Şili, ikinci büyük üretici konumunu teknik kapasiteyle güçlendiriyor Şili Fındık Komitesi’nin 2026’da yayımladığı verilere göre ülke, 2025/26 sezonunda 120 bin 700 ton kabuklu fındık üretimiyle dünya üretiminde Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yerleşti; aynı değerlendirmede Şili’nin küresel üretimden yaklaşık yüzde 12 pay aldığı, Türkiye’nin ise 518 bin tonla yüzde 49 paya sahip olduğu belirtildi. Şili’de dikim alanının yaklaşık 70 bin hektara ulaştığı ve 2030’a doğru 85 bin hektara yaklaşmasının beklendiği de aynı kaynakta yer aldı. (Comité Del Avellano) Bu tablo, Şili’nin fındıktaki yükselişinin geçici bir üretim artışı değil, uzun vadeli bir tarımsal yatırım hattı olduğunu gösteriyor. Şili’nin avantajı yalnızca yeni dikim alanlarından ibaret değil; mekanizasyon, profesyonel bahçe yönetimi, sanayiyle entegre tedarik zinciri ve büyük alıcıların güvenilir alternatif kaynak arayışı bu büyümeyi destekleyen ana unsurlar arasında yer alıyor. Giresun Son Haber’de daha önce yayımlanan değerlendirmelerde de Şili’nin mekanizasyon, verimlilik ve profesyonel yönetimle dünya standartlarını yakaladığına dikkat çekilmişti. (Giresun Son Haber) Türkiye hâlâ dünya fındık piyasasının merkez ülkesi. Ticaret Bakanlığı’nın sektör raporuna göre Türkiye, dünyanın en büyük fındık ihracatçısı konumunu sürdürüyor; ayrıca işlenmiş fındık ürünlerinin ihracattaki payı son yıllarda yüzde 40’lara ulaşmış durumda. Ancak aynı tablo, Türkiye’nin üstünlüğünü yalnızca üretim miktarıyla koruyamayacağını da gösteriyor. Çünkü küresel rekabet artık üretim alanı, verim, teknik danışmanlık, izlenebilirlik, sanayi yatırımı ve markalı ürün kapasitesinin birlikte yönetildiği bir döneme ilerliyor. (https://ticaret.gov.tr) PlanetNuts Day, Şili’nin değer zinciri modelini görünür kılıyor PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın dikkat çekici tarafı, etkinliğin klasik konferans formatının ötesine geçmesi. Programda yalnızca uzman sunumları değil, üreticilerin kendi bahçe deneyimlerini aktaracağı teknik masa formatı da bulunuyor. Bu yapı, teorik bilginin sahadaki karşılığını tartışmaya açıyor; hangi uygulamanın verime etki ettiği, hangi hastalık baskısının üreticiyi zorladığı, hangi budama, besleme veya koruma stratejisinin sonuç verdiği doğrudan üretici deneyimi üzerinden görünür hale geliyor. Bu yönüyle Şili’nin yaptığı, yalnızca etkinlik düzenlemek değil; sektör hafızası oluşturmaktır. Üretici, danışman, araştırmacı, sanayi temsilcisi ve teknoloji firması aynı gündem içinde buluşturulduğunda, fındık yalnızca bahçede yetişen bir ürün olmaktan çıkar ve planlanan, ölçülen, işlenen, pazarlanan bir değer zincirine dönüşür. Türkiye’nin bu gelişmeyi dikkatle izlemesi gerekir. Ancak izlemek, yalnızca Şili’deki toplantıya katılmak, fotoğraf paylaşmak ya da genel izlenim aktarmak anlamına gelmemelidir. Uluslararası teknik ziyaretlerin gerçek değeri, dönüşte üreticiye, sanayiciye ve politika yapıcıya sunulan somut bilgiyle ölçülür. Giresun’da aynı dönemde fiyat baskısı ve piyasa belirsizliği öne çıktı Şili’de teknik kapasite ve sektör örgütlenmesi güçlenirken, Giresun’da üreticinin gündemi yeni mahsul öncesi fiyat baskısı oldu. FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi, 5 Haziran 2026’da 50 randıman Giresun kalite fındık fiyatını 215 TL’den 207 TL’ye düşürdü. Giresun Son Haber’in haberinde, 7 Mayıs 2026’da 227 TL seviyesinde bulunan fiyatın 207 TL’ye kadar gerilediği ve Eylül 2025’te 347 TL’ye kadar çıkan fiyatla karşılaştırıldığında üretici beklentisinin zayıfladığı vurgulandı. (Giresun Son Haber) Bu fiyat teknik olarak 2025 mahsulü için açıklanmış görünse de, zamanlaması nedeniyle 2026 mahsulü öncesinde piyasanın psikolojik eşiğini etkileyebilecek bir referans niteliği taşıyor. Fiyat açıklayan kurumun piyasada ne kadar alım yaptığı, hangi stok gücüne sahip olduğu ve açıklanan fiyatın fiili alım kapasitesiyle desteklenip desteklenmediği üretici açısından kritik hale geliyor. Giresun Son Haber’deki değerlendirmede de FİSKOBİRLİK’in kaç ton ürün aldığı, ne kadar alım yapacağı ve stok durumuna ilişkin şeffaf bilgi paylaşmamasının üretici güvenini zayıflattığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu nedenle Şili’deki gelişmeler Türkiye açısından yalnızca üretim rekabeti olarak değil, fiyat oluşumu ve üretici pazarlık gücü açısından da okunmalıdır. Rakip ülkeler teknik kapasite ve sanayi entegrasyonu kurarken, Türkiye’de üretici hasat öncesinde düşük referans fiyat, belirsiz rekolte beklentisi ve kurumların piyasa ağırlığı konusundaki soru işaretleriyle karşı karşıya kalıyor. Rekolte tahminleri fiyat dilini erken kuruyor Türkiye’de fındık piyasasında yalnızca gerçekleşen üretim değil, sezon başlamadan açıklanan rekolte tahminleri de fiyat beklentisini etkiliyor. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayalı ilk tahminine göre 2026-2027 sezonu fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak öngörüldü. Giresun Son Haber’in aktardığına göre çalışma 12 il, 79 ilçe, 446 bahçe ve 1.483 dal üzerinden yürütüldü. (Giresun Son Haber) Erken rekolte tahminleri piyasaya güçlü üretim sinyali verdiğinde, hasat başlamadan önce “ürün bol olacak” algısı oluşabiliyor. Bu algı, özellikle finansman ihtiyacı yüksek olan küçük üretici açısından pazarlık gücünü zayıflatma riski taşıyor. Rekolte verisi, maliyet, arazi yapısı, işçilik yükü, kalite ve bölgesel üretim zorluğu ile birlikte değerlendirilmediğinde fiyat tartışması eksik kalıyor. Türkiye’nin fındıkta ihtiyacı olan şey, rekolte tahminlerini yalnızca piyasa sinyali olarak açıklamak değil; bu veriyi üretici gelirini, kalite farkını ve bölgesel maliyet yapısını koruyacak bir politika çerçevesi içinde yönetmektir. Şili’nin üretim alanı artışı ve küresel alıcılar için alternatif kaynak haline gelmesi, Türkiye’de rekolte dilinin daha dikkatli kurulmasını zorunlu hale getiriyor. Giresun kalite fındık ortalama ürün mantığına bırakılmamalı Giresun kalite fındık, küresel rekabet analizinde yalnızca “Türkiye fındığı” başlığı altında eritilemez. Giresun’da üretim büyük ölçüde eğimli ve parçalı arazilerde, yamaç bahçelerinde, yoğun insan emeğine dayalı ve yüksek maliyetli bir modelle sürdürülüyor. Buna karşılık ova karakteri taşıyan bölgelerde makineleşmeye daha uygun arazi yapısı, bakım ve hasat süreçlerinde maliyet avantajı sağlayabiliyor. (Giresun Son Haber) Giresun Son Haber’de daha önce yayımlanan değerlendirmede, Çarşamba Ovası gibi düz üretim alanlarında dekar veriminin 300-400 kilogram aralığında, Giresun’un dik yamaç üretiminde ise 100-160 kilogram aralığında değerlendirildiği belirtilmişti. Aynı yazıda sahadaki üretici hesabına göre Çarşamba Ovası’nda kilogram maliyetinin 80-100 TL, Giresun kalite üretiminde ise 180-200 TL bandında oluştuğu ileri sürüldü; ayrıca 2025 için tüm bölgeleri kapsayan, aynı metodolojiyle hazırlanmış resmi kilogram maliyet verisine ulaşılamadığı da özellikle not edildi. (Giresun Son Haber) Bu fark, Giresun kalite fındığın neden ayrı ekonomik kategori olarak ele alınması gerektiğini açıklıyor. Aynı fiyat politikası, her bölgede aynı sonucu üretmiyor. Düz arazide yüksek verim ve daha düşük işçilik maliyetiyle çalışan üretici ile dik yamaçta düşük verim ve yüksek insan emeğiyle üretim yapan Giresun üreticisi aynı piyasa mantığına sıkıştırıldığında kalite cezalandırılmış oluyor. Giresun kalite fındık için ayrı referans fiyat, kalite primi, menşe standardı ve bölgesel maliyet farkını dikkate alan destek modeli kurulmadıkça, sürdürülebilirlik söylemi üretici için sahada karşılık bulmaz. Kalite yalnızca övgü cümleleriyle korunamaz; üreticinin gelirine yansımayan kalite zamanla zayıflar. Yaşlı bahçeler ve düşük verim Türkiye’nin rekabet dosyasında ayrı başlık olmalı Türkiye’nin fındıkta yapısal sorunu yalnızca fiyat değildir. Yaşlı bahçeler, eğimli arazi, düşük verim, toprak yönetimi eksikliği ve iklim riski rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan “Fındıkta Kırılma” başlıklı yazıda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 Giresun Tarımsal Yatırım Rehberi’ne göre ilde 1 milyon 177 bin 729 dekar alanda 92 bin 402 ton fındık üretildiği, bunun dekara yaklaşık 78,46 kilogram ortalama verime işaret ettiği aktarıldı. Aynı yazıda TEPGE’nin 2025 raporunda Doğu Karadeniz’de fındık bahçelerinin önemli bölümünün 50-100 yıllık olduğu ve ekonomik ömrünü tamamlayan bahçelerin yenilenmesi gerektiği belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu veri, Türkiye’nin Şili’ye vereceği cevabın yalnızca ihracat politikasıyla sınırlı olamayacağını gösteriyor. Bahçe yenileme, toprak analizi, pH yönetimi, çeşit seçimi, gençleştirme, hastalık-zararlı takibi ve iklim riskine göre bölgesel danışmanlık sistemi kurulmadan Türkiye’nin üretim üstünlüğü uzun vadede korunamaz. Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü’nün teknik kapasitesi, laboratuvar altyapısı ve kurumsal hafızası güçlü görünse de, Giresun Son Haber’in özel haberinde sahadaki beklentinin araştırmayı bahçede sonuç haline getirmek olduğu vurgulandı. Aynı haberde, yaşlanan bahçeyi yenileyen, toprak disiplinini sahaya yayan ve verimi kitlesel ölçekte artıran dönüşümün kamuya açık somut saha verileriyle yeterince görünür olmadığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bitki sağlığı yeni rekabet döneminin ortak başlığına dönüşüyor Şili’deki PlanetNuts programında bitki sağlığı, hastalık baskısı, odun hastalıkları ve sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin öne çıkması tesadüf değil. Fındıkta küresel rekabet yalnızca verim ve fiyatla sınırlı kalmıyor; hastalık ve zararlı yönetimi, ürün kalitesinin ve ihracat güvenliğinin ana unsurlarından biri haline geliyor. Türkiye’de de fındık kurdu, kahverengi kokarca ve külleme üretici gelirini doğrudan etkileyen riskler arasında. Giresun Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 2026 yılı takvimine göre fındık kurdu ve kahverengi kokarcaya karşı ilaçlı mücadele sahil kolda 13 Mayıs, orta kolda 16 Mayıs, yüksek kolda ise 19 Mayıs’ta başlayacak şekilde planlandı; üreticilere bahçe kontrolü, ruhsatlı ürün kullanımı ve külleme hastalığına karşı dikkatli olma uyarısı yapıldı. (Giresun Son Haber) Bu tablo, Türkiye’nin rakip izleme stratejisinin yalnızca Şili’nin kaç hektar dikim yaptığına veya kaç ton üretim beklediğine bakmakla sınırlı kalamayacağını gösteriyor. Zararlı yönetimi, biyolojik mücadele, erken uyarı sistemi, ruhsatlı ürün kullanımı, teknik eğitim ve bölgesel uygulama takvimi de rekabet stratejisinin parçası haline getirilmelidir. TMO tek başına politika yerine geçemez Türkiye’de üretici her sezon TMO’nun açıklayacağı fiyatı bekliyor. Ancak TMO’nun varlığı, tek başına kalıcı bir fındık politikası anlamına gelmiyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan değerlendirmede, 2026 mahsulü için üreticinin yine TMO’ya bakmasının fındık politikasındaki yapısal eksikliği gösterdiği; TMO’nun FİSKOBİRLİK’in, üretici kooperatiflerinin veya Giresun kalite fındığı dünya markasına dönüştürecek bir sistemin yerine geçemeyeceği belirtildi. (Giresun Son Haber) Fındıkta kalıcı piyasa düzeni için TMO tamamlayıcı bir araç olarak konumlandırılmalı; FİSKOBİRLİK, kooperatifler, lisanslı depoculuk, üretici finansmanı, kaliteye dayalı fiyatlama ve bölgesel ürün ayrımı aynı politika içinde ele alınmalıdır. Üretici hasat döneminde nakit ihtiyacı nedeniyle ürününü düşük fiyata satmak zorunda kalıyorsa, açıklanan taban fiyatın tek başına koruyucu etkisi sınırlı kalır. Giresun iş dünyasının Rekabet Kurumu’na yaptığı ziyarette de fındık piyasasında tekelleşmenin önlenmesi, üreticinin korunması ve ihracat gücünün artırılması talepleri gündeme taşındı. Bu ziyaret, fındıkta fiyat oluşumu ve alıcı yapısının yalnızca üretici açısından değil, yerel sanayi ve ihracat açısından da stratejik öneme sahip olduğunu gösterdi. (Giresun Son Haber) Sürdürülebilirlik yalnızca alıcının izlenebilirliği olmamalı Küresel fındık ticaretinde sürdürülebilirlik artık isteğe bağlı bir başlık değil. Büyük alıcılar ürünün nerede, hangi koşullarda, hangi sosyal ve çevresel standartlarla üretildiğini daha yakından izliyor. İstanbul’da 2 Haziran 2026’da düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi’nde iyi tarım uygulamaları, üreticinin sahadaki deneyimi, sosyal sürdürülebilirlik, çalışma yaşamı, çocuk işçiliği riski ve fındığın geleceğini belirleyecek yeni standartlar ele alındı. (Giresun Son Haber) Bu gelişme Türkiye için iki yönlü okunmalıdır. Bir yandan sürdürülebilirlik, ihracat pazarlarında güven sağlayan ve kaliteyi koruyan bir üretim modeli olarak önem kazanıyor. Diğer yandan, izlenebilirlik yalnızca alıcının tedarik zincirini kontrol ettiği bir sisteme dönüşürse üreticinin emeği, maliyeti ve kalite farkı görünmez kalabilir. Giresun kalite fındık için kurulacak sürdürülebilirlik modeli, ürünün hangi bahçeden geldiğini göstermenin ötesine geçmelidir. Bu sistem üreticinin arazi zorluğunu, işçilik maliyetini, düşük dekar verimini, kalite farkını ve gelir hakkını da görünür hale getirmelidir. Ürün izlenebilir olacaksa, üreticinin kaybı ve maliyeti de izlenebilir olmalıdır. Kalite belgelenecekse, kaliteyi üreten emeğin fiyat karşılığı da güvence altına alınmalıdır. Giresun sanayide büyüyor, ancak son mamul eşiği hâlâ kritik Giresun’un fındık sanayisindeki başarıları önemli bir avantaj sağlıyor. Giresun Son Haber’in 17 Haziran 2026 tarihli haberine göre Yavuz Gıda 180’inci, Yavuzkan Hazel 254’üncü ve Ahmet Ak Gıda 364’üncü sıradan İSO 500 listesine girdi. Haberde bu başarının kentin üretim ve ihracat gücünü gösterdiği, ancak ihracatın önemli ölçüde ara mamul ve yarı mamul ürünlere dayandığı vurgulandı. (Giresun Son Haber) Natürel iç fındık, kavrulmuş fındık, kıyılmış fındık, fındık unu ve fındık püresi kabuklu ürün satışına göre daha ileri işleme düzeyini temsil ediyor. Ancak bu ürünlerin büyük bölümü son tüketiciye Giresun markasıyla ulaşan çikolata, bar, gofret, nuga, fındık kreması veya paketli premium ürün haline gelmiyor. Asıl marka değeri çoğu zaman başka ülkelerdeki veya küresel şirketlerdeki nihai ürün zincirinde oluşuyor. Bu nedenle Türkiye’nin Şili’ye vereceği cevap yalnızca bahçede değil, raflarda da kurulmalıdır. Giresun kalite fındık dünya sanayisinin kaliteli girdisi olmakla yetinmemeli; kendi adı, kendi menşe değeri ve kendi markalı son ürünüyle dünya pazarında daha görünür hale gelmelidir. Fındık atıkları yeni katma değer alanına dönüşebilir Fındıkta katma değer yalnızca iç fındık, kavrulmuş ürün veya fındık kremasıyla sınırlı görülmemelidir. Yan ürünlerin değerlendirilmesi, döngüsel ekonomi ve gıda teknolojileri de yeni rekabet alanı olarak öne çıkıyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan habere göre Bursa Teknik Üniversitesi’nde Doç. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu yürütücülüğünde TÜBİTAK destekli bir projeyle fındık yağı üretiminden kalan küspelerin ohmik ısıtma yöntemiyle yüksek değerli bitkisel proteine dönüştürülmesi hedefleniyor. Haberde, projenin gıda atıklarının azaltılması, fındığın ekonomik değerinin artırılması ve bitki bazlı alternatif protein kaynaklarının geliştirilmesi açısından önem taşıdığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu yaklaşım, Türkiye’nin fındık stratejisinin yalnızca ana ürüne odaklanmaması gerektiğini gösteriyor. Küspe, kabuk, yağ, protein, lif, biyokütle ve fonksiyonel gıda bileşenleri gibi alanlar, fındığın ekonomik değerini genişletebilir. Giresun ve Türkiye, fındığı yalnızca tarımsal ürün olarak değil, gıda teknolojisi, sürdürülebilir sanayi ve döngüsel ekonomi ürünü olarak da konumlandırmalıdır. Teknik ziyaret üreticiye dönmediğinde bilgi değere dönüşmez Türkiye’den Şili’deki etkinliklere katılacak kurumların, birliklerin, odaların, ihracatçıların veya özel sektör temsilcilerinin katkısı, ziyaretin görünürlüğüyle değil, dönüşte üretecekleri bilgiyle ölçülmelidir. Uluslararası teknik ziyaretlerin ardından hazırlanacak rapor; Şili’deki bahçe yönetimi, budama, hastalık kontrolü, işleme teknolojisi, üretici-danışman ilişkisi, sürdürülebilir girdi kullanımı ve sanayi entegrasyonu başlıklarını Türkiye koşullarıyla karşılaştırmalıdır. Bu rapor yalnızca kurum arşivinde kalmamalıdır. Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Düzce ve Samsun gibi farklı üretim bölgeleri için ayrı uygulanabilirlik notları hazırlanmalı; ziraat odaları, kooperatifler, üniversiteler, ticaret borsaları ve üretici toplantıları aracılığıyla sahaya indirilmelidir. Giresun Son Haber’de Fındık Çalışma Grubu toplantılarına ilişkin yayımlanan haberde, üretici talepleri, verimlilik, kalite, kahverengi kokarca mücadelesi, rekolte, maliyet, fiyat istikrarı ve piyasa beklentilerinin gündeme geldiği aktarıldı. Aynı haberde, bu toplantıların üretici açısından gerçek değer üretmesi için hangi verilerle hazırlandığının, hangi kurumların düzenli davet edildiğinin, alınan kararların nasıl izlendiğinin ve üreticiye ne kazandırdığının kamuoyuyla paylaşılması gerektiği vurgulandı. (Giresun Son Haber) Bu çerçeve, yurt dışı teknik ziyaretler için de geçerli olmalıdır. Şili’de izlenen her sunum, Türkiye’ye ancak üreticinin bahçesinde, sanayicinin yatırım kararında ve politika yapıcının düzenlemesinde karşılık bulduğu ölçüde değer kazandırır. Türkiye’nin Şili’ye cevabı kopyalama değil, kendi modelini kurma olmalı Şili’nin fındıkta kurduğu model Türkiye için doğrudan kopyalanacak bir reçete değildir. Şili’de daha planlı, geniş ve mekanizasyona uygun bahçeler öne çıkarken, Giresun’da üretim eğimli, parçalı ve yoğun insan emeğine dayalı bir coğrafyada sürdürülüyor. Bu nedenle Türkiye’nin stratejisi, Şili’nin yaptığı her uygulamayı aynen almak değil; Şili’nin sistem kurma aklını Türkiye’nin kendi üretim coğrafyasına çevirmek olmalıdır. Türkiye’nin yeni fındık stratejisi şu başlıklarda netleşmelidir: Birinci başlık, Giresun kalite fındığın ayrı ekonomik kategoriye dönüştürülmesidir. Aroma, menşe, üretim zorluğu, düşük dekar verimi, yüksek işçilik maliyeti ve kalite farkı ayrı referans fiyat, kalite primi ve izlenebilirlik sistemiyle korunmalıdır. İkinci başlık, bahçe yenileme ve verimlilik reformudur. Yaşlı bahçeler, düşük verim, toprak yönetimi eksikliği ve iklim riski bölgesel programlarla ele alınmalıdır. Üçüncü başlık, üretici merkezli piyasa düzenidir. TMO geçici müdahale aracı olarak kalmalı; FİSKOBİRLİK, kooperatifler, lisanslı depoculuk ve üretici finansmanı birlikte güçlendirilmelidir. Dördüncü başlık, teknik bilgi aktarımının zorunlu hale getirilmesidir. Yurt dışı etkinliklere katılan her kurum dönüşte kamuya açık teknik rapor, bölgesel karşılaştırma notu ve üretici eğitimi yapmakla yükümlü olmalıdır. Beşinci başlık, markalı son mamul üretimidir. Giresun sanayisinin ara mamul başarısı, çikolata, bar, nuga, gofret, fındık kreması ve paketli premium ürünlerle nihai tüketici pazarına taşınmalıdır. Altıncı başlık, sürdürülebilirlikte üretici hakkıdır. İzlenebilirlik yalnızca alıcının ürünü takip ettiği bir sistem değil; üreticinin emeğini, maliyetini, kalite farkını ve gelir hakkını kayıt altına alan bir model olmalıdır. Yedinci başlık, bitki sağlığı ve erken uyarı sistemidir. Kahverengi kokarca, fındık kurdu, külleme, don, aşırı yağış ve iklim baskısı için bölgesel, ölçülebilir ve üreticiye doğrudan ulaşan teknik destek ağı kurulmalıdır. Sekizinci başlık, döngüsel ekonomi ve yan ürün değeridir. Fındık küspesi, kabuk, yağ ve protein gibi yan ürünler gıda teknolojisi, alternatif protein, enerji ve sürdürülebilir sanayi alanlarında değerlendirilmelidir. Sonuç: Liderlik, bilgi ve değer zincirini kimin yöneteceğiyle belirlenecek Şili’nin fındıkta büyümesi Türkiye için yalnızca yeni bir rakip dosyası değildir. Bu gelişme, Türkiye’nin kendi sistemini yenilemesi gerektiğini gösteren güçlü bir uyarıdır. Türkiye üretim üstünlüğünü hâlâ koruyor; ancak dünya fındık piyasasında liderlik artık yalnızca tonajla belirlenmiyor. Yeni dönemde belirleyici olan, üreticiyi ne kadar koruduğunuz, kaliteyi fiyata ne kadar yansıttığınız, teknik bilgiyi sahaya ne kadar indirdiğiniz, sanayiyi son mamule ne kadar taşıdığınız, sürdürülebilirliği üretici hakkıyla ne kadar bütünleştirdiğiniz ve rakip ülkelerdeki gelişmeleri ne kadar hızlı stratejiye çevirdiğinizdir. PlanetNuts Day Avellanos 2026’da izlenecek her sunum, Türkiye için ancak üreticinin bahçesinde karşılık bulursa değer kazanacaktır. Teknik gezi rapora, rapor eğitime, eğitim uygulamaya, uygulama da üretici gelirine dönüşmediği sürece bilgi eksik kalır. Şili fındıkta planlı büyüyor. Türkiye’nin cevabı, geçmiş liderliğin rahatlığına yaslanmak değil; Giresun kalite fındığı merkezine alan, üreticiyi güçlendiren, sanayiyi markalı değere taşıyan ve küresel rekabete kendi modeliyle cevap veren yeni bir fındık stratejisi kurmak olmalıdır.

ŞİLİ FINDIKTA GÜCÜNÜ BÜYÜTÜYOR:  PLANETNUTS GÜNÜ 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE Haber

ŞİLİ FINDIKTA GÜCÜNÜ BÜYÜTÜYOR: PLANETNUTS GÜNÜ 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE

ŞİLİ FINDIKTA GÜCÜNÜ BÜYÜTÜYOR: PLANETNUTS GÜNÜ 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE YAPILACAK Şili’de Avrupa fındığı sektörü, 70 bin hektarı aşan dikim alanı, hızlanan profesyonelleşme süreci ve büyüyen teknik altyapısıyla yeni bir eşiğe geldi. PlanetNuts Day Avellanos 2026, üreticileri, danışmanları, fidanlıkları, tedarikçileri, ihracatçıları, sanayi temsilcilerini ve sektör liderlerini 13 Ağustos 2026’da Casa Laura, Los Ángeles’te buluşturacak. Programda Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya konuşmacı olarak yer alacak; üreticiler de teknik masada kendi bahçe deneyimlerini paylaşacak. ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNDEKİ YERİNİ GÜÇLENDİRİYOR Şili, Avrupa fındığında dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri olma hedefini daha güçlü biçimde ortaya koyuyor. Ülkede 70 bin hektarı aşan dikim alanı, sürdürülebilir büyüme arayışı ve giderek profesyonelleşen üretim yapısı, fındığı Şili tarımı içinde stratejik ürünlerden biri haline getirdi. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu büyüme döneminin teknik ve ticari yönünü tartışmaya açacak. Etkinlik, yalnızca bir üretici toplantısı olarak değil; Şili fındığının üretim, teknoloji, işleme, ihracat, sürdürülebilirlik ve küresel rekabet başlıklarını aynı zeminde değerlendirecek bir sektör buluşması olarak hazırlanıyor. Toplantı, 13 Ağustos 2026 Perşembe günü Casa Laura, Los Ángeles’te yapılacak. Program 09.30’da başlayacak ve 15.00’e kadar sürecek. Bilet satışları Welcu üzerinden açıldı. Etkinliğin hedef kitlesi; üreticiler, danışmanlar, fidanlıklar, tedarikçiler, ihracatçılar, şirketler ve Avrupa fındığı sektöründe karar alıcı konumda bulunan profesyoneller olarak belirlendi. “ŞİLİ, FINDIK GÜCÜ” BAŞLIĞI ÖNE ÇIKTI PlanetNuts, 2026 buluşmasını “Chile, potencia avellanera” başlığıyla duyurdu. Bu ifade, Şili’nin artık yalnızca büyüyen bir üretici ülke değil, Avrupa fındığında küresel ölçekte ağırlık kazanan bir aktör olarak konumlandığını gösteriyor. Fındık üretiminin sezon açısından kritik bir aşamaya girdiği vurgulanırken, üreticilerin ve danışmanların sahada daha doğru karar alabilmesi için güncel teknik bilgiye ihtiyaç duyduğu belirtildi. Bu çerçevede PlanetNuts Day Avellanos 2026, üreticilere, danışmanlara ve sektör profesyonellerine bilgi, deneyim ve pratik araçlar sunmayı hedefliyor. Şili’de Avrupa fındığı üretimi büyürken, sektörün gündemi de değişiyor. Yeni dikim alanları tek başına yeterli görülmüyor. Verimli bahçe yönetimi, bitki sağlığı, doğru budama, soğuklanma takibi, hastalık kontrolü, besleme programları, sürdürülebilir girdiler, işleme kapasitesi, otomasyon, ürün kalitesi ve ihracat bağlantıları aynı stratejik çerçevenin parçaları haline geliyor. İLK KONUŞMACILAR AÇIKLANDI PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın ilk konuşmacıları da belli oldu. Programda Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya konuşmacı olarak yer alacak. Gabriel Aguilar, Avrupa fındığı alanında uzman danışman kimliğiyle programa katılacak. Aguilar’ın etkinlikte yer alması, bahçe yönetimi, sezon içi kararlar, hasat başarısı, verimlilik ve üreticinin sahada karşılaştığı teknik sorunların toplantının ana gündemlerinden biri olacağını gösteriyor. AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco’nun konuşmacı olarak açıklanması, etkinliğin yalnızca üretim tekniğiyle sınırlı kalmayacağını ortaya koyuyor. Scocco’nun katılımı, Şili fındığının sanayi, tedarik zinciri, ihracat, küresel pazar ve üretici-sanayi ilişkileri bakımından da değerlendirileceğine işaret ediyor. Fitopatolog ve akademisyen Ernesto Moya ise programın bitki sağlığı ve hastalık yönetimi boyutunu güçlendirecek. Moya’nın katılımı, Avrupa fındığında verim kayıplarına yol açan hastalık baskısı, odun hastalıkları, patojen riski ve sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin 2026 toplantısında daha görünür olacağını gösteriyor. ÜRETİCİLER TEKNİK MASADA SAHA DENEYİMİNİ ANLATACAK PlanetNuts, 2026 programında yalnızca uzman sunumlarına değil, üreticilerin doğrudan saha deneyimlerine de yer verecek. Etkinlikte teknik üretici masası oluşturulacak. Bu bölümde çiftçiler, kendi bahçelerinde uyguladıkları stratejileri, sezon içinde aldıkları kararları, karşılaştıkları sorunları, öğrendikleri dersleri ve elde ettikleri sonuçları sektörle paylaşacak. Bu format, Şili fındık sektöründe bilgi paylaşımının daha pratik bir zemine taşındığını gösteriyor. Çünkü Avrupa fındığında verim, kalite ve sürdürülebilirlik artık yalnızca laboratuvar, firma sunumu ya da akademik değerlendirme konusu değil; doğrudan bahçe ölçeğinde alınan günlük kararlarla şekilleniyor. Üretici masası, danışmanlar, firmalar ve araştırmacılar için de önemli bir gözlem alanı oluşturacak. Gerçek bahçe deneyimleri, sektörün hangi teknik çözümlere ihtiyaç duyduğunu, hangi uygulamaların sahada karşılık bulduğunu ve hangi risklerin üreticiyi zorladığını daha net gösterecek. SPONSORLAR ÜRETİMDEN İŞLEMEYE UZANAN GENİŞ BİR TEKNİK HAT OLUŞTURDU PlanetNuts Day Avellanos 2026 için sponsor duyuruları art arda geldi. Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile’nin sponsorlar arasında açıklanması, etkinliğin bahçe yönetiminden bitki sağlığına, biyostimülasyondan işleme teknolojilerine, ürün korumadan sürdürülebilir girdilere kadar geniş bir teknik gündemle hazırlandığını gösteriyor. Bu yapı, Şili fındık sektörünün geldiği aşamayı da ortaya koyuyor. Artık büyüme yalnızca üretim alanı ve hasat miktarıyla ölçülmüyor. Bahçenin teknik yönetimi, bitkinin dayanıklılığı, ürünün kalite standardı, hasat sonrası işleme kapasitesi, otomasyon, biyolojik çözümler ve üreticiye teknoloji aktarımı sektörün ana belirleyicileri arasına giriyor. TRINUTS BAHÇE YÖNETİMİ VE TEKNİK DANIŞMANLIK BOYUTUNU GÜÇLENDİRDİ Trinuts, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasında yer aldı. Şirket, 30 yılı aşkın tarımsal deneyimiyle fındık, ceviz, badem ve kestane gibi sert kabuklu meyvelerde teknik danışmanlık ve üretim süreçleri üzerine çalışıyor. Trinuts’un çok disiplinli ekibi, bahçelerde verimlilik, etkin üretim, kârlılık ve üreticiye özel teknik çözüm geliştirme başlıklarıyla öne çıkıyor. Şirketin programa katılması, toplantının bahçe yönetimi ve saha danışmanlığı hattını güçlendirdi. Bu katılım, Avrupa fındığında yeni dönemin üreticiye daha yakın, bahçe bazında karar üreten ve her üretim alanının koşullarına göre çözüm geliştiren bir teknik danışmanlık yapısını gerekli kıldığını gösteriyor. FITOTECNOLOGÍA BİYOTEKNOLOJİ VE DOĞAL GİRDİLERLE PROGRAMA GİRDİ Fitotecnología da PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında açıklandı. Maule Bölgesi çıkışlı Şili şirketi, fitokimyasal bileşikler ve biyoteknoloji temelli doğal kaynaklı tarımsal girdiler geliştirme alanında çalışıyor. Şirketin uzmanlık alanları arasında biyostimülasyon, bitki besleme ve ürün koruma çözümleri bulunuyor. Bu katılım, 2026 buluşmasında sürdürülebilir üretim, bitki sağlığı, besleme verimliliği ve çevreyle uyumlu tarımsal girdi kullanımının güçlü başlıklardan biri olacağını gösteriyor. Şili’de Avrupa fındığı üretimi genişlerken, üreticiler yalnızca daha fazla dikim yapma baskısıyla değil, daha sağlıklı ve dayanıklı bahçeler kurma ihtiyacıyla da karşı karşıya bulunuyor. Fitotecnología’nın sponsorluğu, bu teknik dönüşümün biyo-temelli çözümler üzerinden de ilerlediğini ortaya koyuyor. PACK-MAN İŞLEME TEKNOLOJİLERİ VE OTOMASYONLA ÖNE ÇIKTI Pack-Man’in sponsorlar arasında yer alması, etkinliğin hasat sonrası süreçler ve sanayi kapasitesi boyutunu güçlendirdi. Şirket, meyve ve kuru yemişlerin işlenmesine yönelik teknolojik çözümler geliştiren bir firma olarak tanıtıldı. Pack-Man, 10 yılı aşkın deneyimiyle özel projeler, yüksek seviyeli ekipman ve uzman teknik servis hizmetleri sunuyor. Şirketin inovasyon ve otomasyon odağı, üreticilerin işleme süreçlerini optimize etmesini ve daha yüksek kalite standartlarına ulaşmasını hedefliyor. Bu sponsorluk, Şili’de fındık büyümesinin artık yalnızca tarlada değil, işleme hattında da yönetilmesi gerektiğini gösteriyor. Üretim artışı, eğer işleme kapasitesi, kalite standardı, otomasyon ve teknik servis altyapısıyla desteklenmezse sektörün rekabet gücünü sınırlayabilir. Pack-Man’in programa dahil edilmesi, bu nedenle etkinliğin sanayi ayağını tamamlayan önemli bir başlık oluşturuyor. UPL ÜRÜN KORUMA, BESLEME VE BİYOÇÖZÜMLERLE KATILDI UPL, PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında yer aldı. Küresel ölçekte tarım çözümleri alanında faaliyet gösteren şirket, ürün koruma, bitki besleme ve biyoçözümlerden oluşan portföyüyle programa dahil oldu. UPL’nin OpenAg yaklaşımı, iş birliği ve inovasyon ekseninde üreticilere verimliliği artıran, bitki dayanıklılığını güçlendiren ve geleceğe hazırlıklı tarım uygulamalarını destekleyen araçlar sunmayı hedefliyor. Şili’de Avrupa fındığı üretiminde iklim değişkenliği, hastalık baskısı, verim istikrarı ve ürün kalitesi daha kritik hale gelirken, UPL’nin sponsorluğu toplantının ürün koruma ve sürdürülebilir üretim gündemini güçlendirdi. ROVENSA NEXT CHILE BİYOÇÖZÜMLERLE GÜNDEMİ GENİŞLETTİ Rovensa Next Chile, sürdürülebilir tarıma yönelik biyoçözümler portföyüyle PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında yer aldı. Rovensa Next, biyostimülantlar, biyogübreler, biyo-besleme ürünleri, biyokontrol çözümleri ve adjuvantlardan oluşan geniş ürün yapısıyla tanıtıldı. Şirketin sürdürülebilir tarım alanında çalışan 12 öncü firmanın birleşmesiyle oluşan yapısı, yerel teknik bilgi ile küresel deneyimi aynı çatı altında topluyor. Bu katılım, Şili fındık sektöründe biyolojik çözümler, bitki sağlığı, kalite ve çevresel sürdürülebilirlik başlıklarının daha fazla ağırlık kazandığını gösteriyor. Rovensa Next Chile’nin sponsorluğu, 2026 buluşmasının yalnızca verim artışını değil, verimin nasıl sürdürülebilir hale getirileceğini de tartışacağını ortaya koyuyor. FERTIGLOBAL VE FERTIAMERICA BİTKİ BESLEME TEKNOLOJİLERİNİ ÜRETİCİYE TAŞIYACAK FertiGlobal ve Fertiamerica da PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında açıklandı. Fertiamerica, FertiGlobal’in Şili’deki resmi distribütörü ve iş ortağı olarak konumlandırılıyor. FertiGlobal, biyostimülantlar ve bitki besleme teknolojileri alanında uzmanlaşmış uluslararası bir şirket olarak tanıtıldı. Şirket, tarımsal üretimde verimliliği, kaliteyi ve sürdürülebilirliği artırmaya yönelik yenilikçi çözümler geliştiriyor. Bu teknolojilerin Fertiamerica aracılığıyla Şilili üreticilere ulaştırılması, Avrupa fındığında modern bitki besleme yönetiminin daha fazla önem kazandığını gösteriyor. İklim baskısı, hastalık riski, kalite standardı ve maliyet yönetimi aynı anda büyürken, üreticinin daha etkili teknik araçlara ihtiyaç duyduğu görülüyor. SUMITOMO CHEMICAL CHILE ÜRÜN KORUMA VE VERİMLİLİK HATTIYLA PROGRAMA DAHİL OLDU Sumitomo Chemical Chile, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasına katıldı. Küresel ölçekte tarımsal inovasyon alanında faaliyet gösteren şirket, ürün koruma ve üretkenlik çözümleriyle etkinliğe dahil olacak. Sumitomo Chemical, kimyasal ve biyolojik teknolojileri birlikte kullanarak daha verimli ve sürdürülebilir tarımı destekleyen çözümler geliştiriyor. Şirketin AgroSolutions bölümü, üreticilere verimlilik, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği başlıklarında araçlar sunuyor. Sumitomo Chemical Chile’nin sponsorluğu, 2026 toplantısında bitki sağlığı, ürün koruma, verimlilik, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği başlıklarının daha güçlü biçimde yer alacağını gösteriyor. ALICAHUE GENEL PARTNER AĞINA KATILDI PlanetNuts’un son duyuruları yalnızca PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorlarıyla sınırlı kalmadı. Alicahue de PlanetNuts’un yeni genel partneri olarak açıklandı. Alicahue, ceviz üretimi ve pazarlaması alanındaki deneyimiyle tanıtıldı. Şirketin üreticilerle çalışma tecrübesi ve ulusal ile uluslararası pazarlar için yüksek kalite standartlarına sahip çözümler sunduğu belirtildi. Bu duyuru doğrudan PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsor listesine yazılacak bir etkinlik bilgisi değil. Ancak PlanetNuts’un fındık dışında daha geniş sert kabuklu meyve sektöründe de teknik bilgi, uzman içerik ve ticari bağlantı ağı kurduğunu gösteriyor. Platform, üreticiyi, şirketleri ve sektör aktörlerini aynı çatı altında buluşturan yapısını genişletiyor. KIŞ DÖNEMİ UYARILARI SAHA GÜNDEMİNİ GÖSTERDİ PlanetNuts’un güncel teknik içeriklerinde kış dönemi bahçe yönetimi de öne çıktı. TriNuts danışmanı ve PlanetNuts kurucu ortağı Rodrigo Rivadeneira, kış budamasının gelecek sezonun sürgün gelişimi ve çiçeklenmesi üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Rivadeneira’nın değerlendirmesinde odun hastalıklarına karşı koruma, yağışlı dönemde patojen giriş riskine karşı stratejik bakır uygulamaları, budama yaralarının korunması, soğuklanma saatlerinin izlenmesi, çeşitler arasında çiçeklenme senkronizasyonunun takip edilmesi, düşük soğuklanma alanlarında tamamlayıcı stratejilerin planlanması ve siyanamid kullanımının bölge koşullarına göre önceden değerlendirilmesi öne çıktı. Bu teknik uyarılar, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın neden yalnızca genel sektör değerlendirmesiyle sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Şili fındığında üreticinin sahadaki kararları, gelecek sezonun verimini ve kalitesini doğrudan etkiliyor. SAHA ZİYARETLERİ ÜRETİCİYE YAKIN TEKNİK DESTEK İHTİYACINI ORTAYA KOYDU PlanetNuts’un paylaşımlarında AminoChem’in VI Bölgesi temsilcisi Eduardo Muñoz’un üreticilere yapılan saha ziyaretlerine ilişkin değerlendirmesi de yer aldı. Bu içerik, meyve bahçelerinin mevcut sorunlarını doğrudan sahadan öğrenme ve üreticilere üretim aşamasına uygun çözümler sunma ihtiyacını öne çıkardı. Gün boyunca farklı teknik başlıkların ele alınması, üreticilere destek ve danışmanlık verilmesi, Şili’de fındık sektörünün yalnızca büyük toplantılarla değil, üretici bahçelerine inen teknik temaslarla da ilerlediğini gösteriyor. Bu tablo, 2026 buluşmasının arka planını güçlendiriyor. Üretici, danışman, teknoloji firması ve araştırmacı arasındaki ilişki artık daha sürekli, daha teknik ve daha sonuç odaklı bir yapıya doğru ilerliyor. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SEKTÖRÜN ANA RİSKLERİ ARASINDA PlanetNuts’un güncel akışında meyveciliği etkileyen iklim değişikliklerine dikkat çekilmesi, Avrupa fındığında yeni dönemin önemli risk başlıklarından birini de ortaya koydu. İklim baskısı, yalnızca verim dalgalanması değil; çiçeklenme, soğuklanma, hastalık baskısı, su yönetimi, bitki besleme ve hasat kalitesi üzerinde de doğrudan etkili oluyor. Şili fındık sektörü 70 bin hektarı aşan dikim alanıyla büyürken, iklim değişkenliği ve sürdürülebilir üretim ihtiyacı daha sert bir yönetim süreci gerektiriyor. Bu nedenle 2026 toplantısında teknik bilgi, saha deneyimi, ürün koruma, biyoçözümler, bitki besleme ve işleme teknolojileri aynı gündemin parçaları olarak öne çıkıyor. ŞİLİ MODELİ BÜTÜN ZİNCİRİYLE MASAYA GELİYOR PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili’de Avrupa fındığının büyüme sonrası dönemini tartışacak. Üretim alanı genişledi; sektör profesyonelleşti; sponsor yapısı bahçeden fabrikaya uzanan bütün zinciri kapsayacak şekilde oluştu; konuşmacı listesi üretim, sanayi ve bitki sağlığı başlıklarını aynı programda buluşturdu. Bu tablo, Şili fındık sektörünün artık yalnızca “ne kadar üretim yapılacak” sorusuyla ilerlemediğini gösteriyor. Yeni dönemin gündemi; üretimin nasıl yönetileceği, kalitenin nasıl korunacağı, hastalık baskısının nasıl azaltılacağı, sürdürülebilir girdilerin nasıl kullanılacağı, işleme kapasitesinin nasıl artırılacağı ve küresel pazarda kalıcı konumun nasıl kurulacağı üzerinden şekilleniyor. TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN DİKKATLE İZLENMESİ GEREKEN BİR TABLO Şili’nin Avrupa fındığında ulaştığı ölçek, Türkiye açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye dünya fındığında ana üretici konumunu koruyor; ancak Şili’nin planlı büyümesi, teknik danışmanlık ağı, sanayi yatırımı, sürdürülebilirlik vurgusu, ürün koruma ve işleme teknolojileriyle güçlenen modeli, küresel rekabetin daha sertleşeceğini gösteriyor. Bu tablo, özellikle Giresun kalite fındığı için ayrı bir önem taşıyor. Giresun’da fındık büyük ölçüde yamaçlarda, parçalı ve eğimli arazilerde, yüksek işçilik maliyetiyle üretiliyor. Buna karşılık yeni büyüyen üretim bölgelerinde daha geniş alanlar, daha planlı bahçe yapıları, teknik danışmanlık destekleri ve sanayiyle entegre tedarik zincirleri öne çıkıyor. Giresun kalite fındığının aroma değeri, coğrafi niteliği, üretim zorluğu, işçilik maliyeti ve kalite farkı ortalama fiyat mantığı içinde eritilmemeli. Küresel rekabetin yeni döneminde Türkiye’nin yalnızca üretim miktarıyla değil; kalite standardı, üretici geliri, sürdürülebilirlik modeli, markalaşma, işleme kapasitesi ve ihracat stratejisiyle de güçlü bir cevap vermesi gerekiyor. Şili’nin yükselişi, Türkiye için bir tehdit başlığı olmanın ötesinde güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. Dünya fındık piyasasında kalıcı güç, artık yalnızca ürün miktarıyla değil; üreticiyi merkeze alan teknik sistem, kaliteyi koruyan sanayi altyapısı, sürdürülebilirlik standardı ve markalaşmış ürün değeriyle kurulacak. PLANETNUTS GÜNÜ SEKTÖRÜN YÖNÜNÜ GÖSTERECEK PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili fındık sektörünün yeni aşamasını görünür hale getirecek. Casa Laura’daki buluşma, üretici, danışman, fidanlık, tedarikçi, ihracatçı, teknoloji firması, sanayi temsilcisi ve akademik uzmanları aynı zeminde buluşturacak. Gabriel Aguilar’ın teknik danışmanlık, Camilo Scocco’nun sanayi ve pazar, Ernesto Moya’nın bitki sağlığı perspektifi; Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile’nin sponsor yapısıyla birleştiğinde, 2026 toplantısı Şili fındığında üretimden pazara uzanan bütün zinciri kapsayan güçlü bir sektör gündemine dönüşüyor. Şili, Avrupa fındığında büyümesini artık yalnızca rakamlarla değil, teknik kapasite, sürdürülebilirlik, kalite, işleme teknolojisi ve küresel pazar hedefleriyle birlikte anlatıyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu yeni dönemin en net göstergelerinden biri olacak. KAYNAKÇA PlanetNuts’un PlanetNuts Day Avellanos 2026 duyuruları; Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal/Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile sponsor açıklamaları; onaylı konuşmacı duyurusu; teknik üretici masası açıklaması; PlanetNuts’un kış dönemi saha yönetimi, budama, soğuklanma, hastalık koruması, AminoChem saha ziyareti, iklim değişikliği ve Alicahue partner duyurularına ilişkin güncel sosyal medya içerikleri esas alınmıştır.

Fındık atıkları proteine dönüşüyor Haber

Fındık atıkları proteine dönüşüyor

Bursa Teknik Üniversitesi, TÜBİTAK tarafından desteklenen bir proje aracılığıyla, fındık yağı üretimi sonrası ortaya çıkan küspeleri yüksek katma değerli bitkisel proteinlere dönüştürerek gıda israfını önlemeyi ve sürdürülebilir üretim modellerine katkı sunmayı amaçlıyor. BURSA (İGFA) - Bursa Teknik Üniversitesinde (BTÜ) gerçekleştirilen “Fındık Küspesi Proteinlerinin Ohmik Destekli Isıtma ile Modifikasyonu ve Yapısal-Fonksiyonel Özelliklerinin İncelenmesi” isimli proje, fındık yağı üretiminden geriye kalan küspelerin yeniden ekonomiye kazandırılmasını hedefliyor. TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında hayata geçirilen projenin yürütücülüğünü Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu yaparken, projede Şükran Aşgın Uzun bursiyer olarak yer alıyor. Normal şartlarda fındık yağı üretimi esnasında oluşan küspeler, genellikle düşük katma değerli alanlarda değerlendiriliyor. Ancak uzman isimler, bu yan ürünün aslında oldukça zengin bir protein kaynağı olduğunu vurguluyor. BTÜ bünyesinde yürütülen bu çalışma ile fındık küspesindeki proteinlerin özel tekniklerle ayrıştırılması ve gıda sanayisinde kullanılabilir niteliğe getirilmesi amaçlanıyor. FINDIK ATIKLARI BİTKİSEL PROTEİN KAYNAĞINA DÖNÜŞECEK Yürütülen araştırmada, fındık küspesinden elde edilen proteinlerin gıda ürünlerinde daha verimli bir şekilde kullanılabilmesi adına çeşitli işlemler uygulanacak. Bu sayede bitkisel proteinlerin çözünürlük, karışım oluşturma ve yapı iyileştirici gibi fonksiyonel özelliklerinin artırılması hedefleniyor. Projede "ohmik destekli ısıtma" teknolojisinden faydalanacaklarını belirten Doç. Dr. Sarıcaoğlu, “Bu teknoloji sayesinde protein yapısını çok daha kontrollü bir şekilde modifiye edebileceğiz” ifadelerini kullandı. GIDA ATIKLARI AZALACAK KATMA DEĞER ARTACAK Projenin tamamlanmasıyla, fındık işleme süreçlerinde ortaya çıkan yan ürünlerin çok daha etkin bir şekilde değerlendirilmesi öngörülüyor. Böylelikle hem gıda atıklarının minimize edilmesi hem de Türkiye'nin stratejik tarım ürünlerinden fındığın ekonomik değerinin yükseltilmesi hedefleniyor. Elde edilen bulguların bitki bazlı gıdaların ve alternatif protein kaynaklarının gelişimine katkı sunması, çevre dostu üretim ve sürdürülebilir gıda sistemlerini desteklemesi bekleniyor. REKTÖR ÇAĞLAR’DAN TEBRİK BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversite olarak sürdürülebilirlik ve katma değerli üretim odaklı araştırmaların destekçisi olduklarını vurgulayarak, "Tarımsal üretim süreçlerinden çıkan yan ürünlerin ekonomiye kazandırılması, hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük bir önem arz ediyor. Akademisyenimiz tarafından yürütülen bu çalışma, atık olarak görülen bir maddenin yüksek değerli bir gıda bileşenine dönüştürülebileceğini kanıtlıyor. TÜBİTAK destekli bu projenin, gıda sektörüne ve ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ciddi katkılar sağlayacağına inanıyorum" şeklinde konuştu.

SEFEROĞLU’NUN “FRAGMENTA” SERGİSİ SANATSEVERLERLE BULUŞTU Haber

SEFEROĞLU’NUN “FRAGMENTA” SERGİSİ SANATSEVERLERLE BULUŞTU

DR. ÖĞR. ÜYESİ TUĞBA SEFEROĞLU’NUN “FRAGMENTA” SERGİSİ SANATSEVERLERLE BULUŞTU Giresun Üniversitesi Şebinkarahisar Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Seferoğlu’nun hazırladığı “Fragmenta” adlı kişisel sergi, Şebinkarahisar’da sanatseverlerle buluştu. Sürdürülebilir moda anlayışıyla hazırlanan sergide, kullanılmayan kumaşlar ve yardımcı malzemeler patchwork tekniğiyle yeniden yorumlandı. SÜRDÜRÜLEBİLİR MODA ŞEBİNKARAHİSAR’DA SERGİLENDİ Giresun Üniversitesi Şebinkarahisar Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Seferoğlu tarafından hazırlanan “Fragmenta” adlı kişisel sergi, Şebinkarahisar’da açıldı. Serginin açılışına Şebinkarahisar Belediye Başkanı Ömer Şentürk, Giresun Üniversitesi akademisyenleri ve sanatseverler katıldı. Açılış programında kurdele kesiminin ardından Başkan Şentürk ve davetliler, sergide yer alan tasarımları inceleyerek Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Seferoğlu’ndan koleksiyonun hazırlık süreci, kullanılan malzemeler ve tasarım anlayışı hakkında bilgi aldı. ATIK MALZEMELER YENİDEN TASARIMA DÖNÜŞTÜ “Fragmenta” sergisinde, kullanılmayan kumaşlar, kartelalar ve yardımcı malzemelerin yeniden değerlendirilmesiyle hazırlanan 16 giysi tasarımı yer aldı. Koleksiyon, 14 elbise ile bir bluz-etek kombinasyonundan oluştu. Patchwork tekniğiyle hazırlanan tasarımlar, sürdürülebilir moda yaklaşımını görünür kılarken, üretim süreçlerinde atık olarak değerlendirilen malzemelerin yeni bir kimlik kazanabileceğini ortaya koydu. Farklı dokular, renk geçişleri, yüzey ilişkileri ve parça-bütün dengesi koleksiyonun ana tasarım dilini oluşturdu. “FRAGMENTA” PARÇADAN BÜTÜNE UZANAN BİR TASARIM DİLİ KURDU Latince “kırılmış parça”, “kalıntı” ve “bütünden kopmuş bölüm” anlamlarına gelen “Fragmenta”, işlevini yitirmiş ya da unutulmuş malzemelerin yeni bir bağlamda yeniden anlam kazanmasını konu aldı. Koleksiyonun çıkış noktasını modern mimari yapılardaki geometrik parçalanmalar, katmanlar ve yüzey ilişkileri oluşturdu. Mimari yapılarda görülen bölünme, eklemlenme ve bütünleşme anlayışı, kumaş yüzeylerinde yeniden yorumlanarak giysi tasarımlarına aktarıldı. Bu yönüyle sergi, yalnızca moda tasarımına değil; sürdürülebilirlik, geri dönüşüm, malzeme hafızası ve çağdaş tasarım ilişkisine de dikkat çekti. SEFEROĞLU: ATIK MALZEMELER YENİ KİMLİKLER KAZANABİLİR Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Seferoğlu, serginin temel amacının sürdürülebilirlik anlayışını sanat ve tasarım yoluyla görünür kılmak olduğunu belirtti. Seferoğlu, atık olarak değerlendirilen malzemelerin tasarım sürecinde yeniden ele alınarak yeni kimlikler kazanabileceğini vurguladı. Sergideki her tasarım; farklı kumaş parçalarının, renklerin, dokuların ve yardımcı malzemelerin bir araya gelmesiyle özgün bir hikâye oluşturdu. GEÇMİŞ ÜRETİMLERDEN GELECEĞİN TASARIM OLASILIKLARINA “Fragmenta” sergisi, geçmiş üretimlerden kalan malzemelerin geleceğin tasarım olasılıklarına dönüştürülebileceğini gösterdi. Kullanılmayan kumaşlar ve yardımcı malzemeler, sanat ve tasarım yoluyla yeniden işlev kazanırken, farklı parçaların bir araya gelerek yeni bir bütün oluşturabileceği fikri sanatseverlerle buluştu. Sergi, Giresun Üniversitesi’nin sanat, tasarım ve sürdürülebilirlik alanındaki akademik üretimini Şebinkarahisar’da görünür kılan önemli bir çalışma olarak dikkat çekti.

GRÜ, YÖK’ÜN “GELECEĞİN MESLEKLERİ BULUŞMASI” Haber

GRÜ, YÖK’ÜN “GELECEĞİN MESLEKLERİ BULUŞMASI”

GRÜ, YÖK’ÜN “GELECEĞİN MESLEKLERİ BULUŞMASI” Giresun Üniversitesi, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı koordinasyonunda Ankara’da düzenlenen “Geleceğin Meslekleri Buluşması” programına katıldı. YÖK Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda yükseköğretimin 2030 vizyonu, yapay zekâ destekli eğitim modelleri, dijital dönüşüm, bilim iletişimi ve yeni nesil meslek alanları ele alındı. YÜKSEKÖĞRETİMİN 2030 VİZYONU MASAYA YATIRILDI Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı koordinasyonunda düzenlenen “Geleceğin Meslekleri Buluşması” programı, 16 Haziran Salı günü Ankara’daki YÖK Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Programda yükseköğretimin gelecek dönem yol haritası, üniversitelerin dijital dönüşüm sürecine uyumu, yapay zekâ destekli eğitim modelleri, bilim iletişimi faaliyetleri ve yeni nesil meslek alanlarına yönelik stratejik adımlar değerlendirildi. Yükseköğretimde 2030 vizyonunun merkezde olduğu toplantı, üniversitelerin yalnızca mevcut eğitim programlarını sürdürmesinin değil, aynı zamanda değişen iş gücü ihtiyaçlarına göre akademik yapısını güncellemesinin de önemini ortaya koydu. GRÜ’YÜ REKTÖR YARDIMCISI ŞAHİN VE KAHraman TEMSİL ETTİ Toplantıya Giresun Üniversitesi’ni temsilen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Şahin ile Bilim İletişimi Ofisi Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Uğur Kahraman katıldı. GRÜ’nün programda yer alması, üniversitenin yükseköğretimde dijital dönüşüm, bilim iletişimi ve geleceğin mesleklerine yönelik ulusal çalışmalara katılımı açısından önemli bir adım oldu. Toplantıda akademik dünyanın teknolojiyle değişen yapısı, öğrencilerin yeni meslek alanlarına hazırlanması, üniversitelerde bilimsel bilginin topluma daha etkin aktarılması ve eğitim programlarının geleceğin ihtiyaçlarına göre yeniden ele alınması başlıkları öne çıktı. YAPAY ZEKÂ VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM EĞİTİMİN MERKEZİNE YERLEŞİYOR Yapay zekâ, veri bilimi, dijitalleşme, robotik sistemler, otomasyon ve biyoteknoloji alanlarındaki gelişmeler, yükseköğretimin önceliklerini doğrudan etkiliyor. YÖK’ün “Geleceğin Meslekleri Çalışmaları” başlıklı dokümanında robotik sistemler, otomasyon, yapay zekâ ve biyoteknoloji alanlarındaki gelişmelerin çalışma hayatı ve meslekler üzerinde dönüştürücü etki oluşturduğu vurgulanıyor. (yok.gov.tr) Bu dönüşüm, üniversitelerin bölüm ve program yapılarını yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, önümüzdeki yılların iş gücü taleplerine göre planlamasını zorunlu hale getiriyor. Mobil internet, bulut teknolojileri, insansız araçlar, nanoteknoloji ve 3D yazıcılar gibi alanların yaygınlaşması, bazı meslekleri dönüştürürken yeni meslek alanlarının da ortaya çıkmasına neden oluyor. (yok.gov.tr) GELECEĞİN MESLEKLERİNDE ÖNE ÇIKAN ALANLAR Dünya Ekonomik Forumu’nun “Future of Jobs Report 2025” çalışması, 2025-2030 döneminde iş gücü piyasasını teknoloji, yeşil dönüşüm, demografik değişim, ekonomik belirsizlikler ve jeoekonomik gelişmelerin şekillendireceğini ortaya koyuyor. Rapor, 55 ekonomiden ve 22 sektör kümesinden 14 milyondan fazla çalışanı temsil eden 1000’i aşkın işverenin değerlendirmelerine dayanıyor. (World Economic Forum) Raporda 2030’a kadar en hızlı büyümesi beklenen meslek alanları arasında büyük veri uzmanlığı, fintech mühendisliği, yapay zekâ ve makine öğrenmesi uzmanlığı öne çıkıyor. Dijital erişimin genişlemesi, iş yapma biçimlerini değiştirirken veri, yapay zekâ, siber güvenlik, yazılım, finans teknolojileri ve yeşil dönüşüm odaklı alanlar yeni istihdam başlıkları olarak güç kazanıyor. (World Economic Forum) Dünya Ekonomik Forumu, 2030’a kadar küresel iş gücü piyasasında ciddi bir dönüşüm bekliyor. Raporda 170 milyon yeni rolün oluşabileceği, 92 milyon mevcut rolün ise ortadan kalkabileceği; net istihdam artışının 78 milyon iş fırsatına ulaşabileceği belirtiliyor. (Eco-Business) ÜNİVERSİTELERİN ROLÜ DAHA KRİTİK HALE GELİYOR Geleceğin mesleklerine yönelik bu tablo, üniversitelerin klasik bölüm yapısının ötesine geçmesini gerektiriyor. Yapay zekâ okuryazarlığı, veri analitiği, dijital beceriler, sürdürülebilirlik, çevresel farkındalık, bilim iletişimi, etik teknoloji kullanımı ve disiplinler arası çalışma becerileri artık yükseköğretimin temel gündemleri arasında yer alıyor. Eğitim alanında yapay zekâ kullanımı da bu dönüşümün önemli parçalarından biri haline geldi. Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2025-2029 dönemini kapsayan “Eğitimde Yapay Zekâ Politika Belgesi ve Eylem Planı”nda uyarlanabilir ve bireyselleştirilmiş öğrenme sistemleri, öğrenme analitiği, doğal dil işleme, sanal öğrenme asistanları ve yapay zekâ destekli kariyer rehberliği başlıkları öne çıkıyor. (Yegitek) Bu gelişmeler, yükseköğretimde öğrencilere yalnızca diploma kazandıran değil, onları dijitalleşen, otomasyonla dönüşen ve yapay zekâ destekli çalışma hayatına hazırlayan bir eğitim modelinin önemini artırıyor. GRÜ İÇİN STRATEJİK BAŞLIK Giresun Üniversitesi’nin YÖK koordinasyonundaki programa katılımı, üniversitenin gelecek dönem akademik planlamasında dijitalleşme, bilim iletişimi ve yeni meslek alanlarına yönelik çalışmaları daha güçlü biçimde gündemine alması açısından dikkat çekti. Yükseköğretimde 2030 vizyonu, artık yalnızca büyük şehirlerdeki üniversitelerin değil, bölgesel üniversitelerin de akademik yönünü belirleyen ana başlıklardan biri haline geliyor. Giresun Üniversitesi’nin bu sürecin içinde yer alması, kentin yükseköğretim kapasitesi, öğrenci profili, akademik üretimi ve bölgesel kalkınma hedefleri açısından önemli bir zemin oluşturuyor. Program, üniversitelerin geleceğin mesleklerine hazırlık sürecinde daha esnek, daha teknoloji odaklı, daha disiplinler arası ve toplumsal ihtiyaçlarla daha bağlantılı bir eğitim anlayışına yönelmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

GİRESUN KÜLTÜR MERKEZİ 610 MİLYON TL’LİK YATIRIM PROGRAMI Haber

GİRESUN KÜLTÜR MERKEZİ 610 MİLYON TL’LİK YATIRIM PROGRAMI

GİRESUN KÜLTÜR MERKEZİ 610 MİLYON TL’LİK YATIRIM PROGRAMI Giresun’un yıllardır beklediği Kültür Merkezi projesi, 610 milyon TL’lik proje bedeliyle kamu yatırım programında yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı yatırımı olarak kayıtlara giren projeye 2026 yılı için 100 milyon TL ödenek ayrıldı. Programda yatırımın 2027 yılında tamamlanması hedefleniyor. TEMÜR: GİRESUN İÇİN ÖNEMLİ BİR PROJENİN ONAYI ALINDI AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, 800 kişilik ana salona sahip Giresun Kültür Merkezi projesinin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylandığını açıkladı. Temür, Bakanlıkla yürütülen görüşmelerin ve proje hazırlık sürecinin tamamlandığını belirterek, yatırımın ihale onayının alındığını ve gerekli işlemlerin ardından ihalenin kısa süre içinde yapılacağını duyurdu. GİRESUN’A KÜLTÜR MERKEZİ MÜJDESİ Temür, Giresun’un uzun yıllardır ihtiyaç duyduğu kültür merkezi yatırımının kent için önemli bir müjde olduğunu belirtti. Projenin Giresun’un sosyal, kültürel ve sanatsal yaşamına güçlü katkı sunacağını vurgulayan Temür, merkezin tiyatrodan konsere, konferanstan sergiye kadar geniş bir etkinlik alanı oluşturacağını ifade etti. Temür, yatırımın Giresun’a kazandırılmasındaki destekleri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a, Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan’a ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel’e teşekkür etti. PROJE 1995H04-229788 NUMARASIYLA KAYITTA Giresun Kültür Merkezi Yapımı, Kültür ve Turizm Bakanlığı yatırımları arasında 1995H04-229788 proje numarasıyla yer aldı. Resmî yatırım kaydında projenin toplam bedeli 610 milyon TL, 2026 yılı ödeneği ise 100 milyon TL olarak gösterildi. Programda yatırımın karakteristiği 8 bin 707 metrekarelik kültür merkezi olarak yazıldı. Bu kayıt, Giresun’da uzun süredir ihtiyaç olarak dile getirilen büyük ölçekli kültür yapısının bütçe karşılığı bulunan kamu yatırımları arasına alındığını ortaya koydu. PROJENİN SON YILLARDAKİ SÜRECİ Giresun Kültür Merkezi projesi, kentte uzun süredir gündemde olan yer arayışı ve yatırım beklentisinin ardından 2025 yılında somut aşamaya taşındı. Mart 2025’te Teyyaredüzü Mahallesi’ndeki eski SSK Hastanesi arazisi proje için öne çıktı. Hazineye ait 10 bin 399 metrekarelik bölümün kültür merkezi yapılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı adına tahsis edilmesi için imar planı süreci başlatıldı. Nisan 2025’te eski SSK Hastanesi arsasının 10 bin 399 metrekarelik bölümünün kültür merkezi yapılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsis edildiği kamuoyuna yansıdı. Bu gelişme, Giresun’da 2012 yılında Vali Sami Oytun Kültür Sitesi’nin yıkılmasının ardından gündemde kalan kültür merkezi ihtiyacında önemli bir eşik oluşturdu. Kasım 2025’te projede kapasite revizyonu gündeme geldi. Daha önce daha düşük kapasiteyle planlanan çok amaçlı konferans salonunun, Giresun’un kültürel ve sosyal ihtiyaçları dikkate alınarak 800 kişilik ana salona çıkarıldığı açıklandı. Bu değişiklik, projenin yalnızca yerel etkinlikler için değil, daha geniş katılımlı kültür, sanat ve akademik organizasyonlar için de kullanılabilecek ölçekte ele alınmasını sağladı. Aynı dönemde projenin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2025 yılı yatırım programına dahil edildiği, fizibilite çalışmalarının tamamlandığı, gerekli güncellemelerin yapıldığı ve projenin ihale aşamasına getirildiği açıklandı. Böylece proje, yer tartışması ve hazırlık sürecinden çıkarak uygulama takvimine yaklaşan yatırım başlığına dönüştü. Ocak 2026’da Giresun Kültür Merkezi, Giresun İl Halk Kütüphanesi projesiyle birlikte 2026 yılı yatırım programı kapsamında yeniden gündeme geldi. Açıklamalarda projenin yapım ihalesi sürecine taşınacağı ve inşaatın 2027 yılında tamamlanmasının planlandığı belirtildi. Giresun Valiliği’nin 2026 yılı yatırım programı tablosunda Giresun Kültür Merkezi Yapımı, 1995H04-229788 proje numarasıyla yer aldı. Resmî kayıtta projenin toplam bedeli 610 milyon TL, 2026 yılı ödeneği 100 milyon TL, karakteristiği ise 8 bin 707 metrekarelik kültür merkezi olarak gösterildi. Bu kayıtla birlikte proje, bütçe karşılığı bulunan kamu yatırımları arasında net biçimde yer aldı. TEYYAREDÜZÜ’NDE 13 DÖNÜMLÜK ALANDA YÜKSELECEK Kültür merkezinin Giresun Merkez’e bağlı Teyyaredüzü Mahallesi’nde yaklaşık 13 dönümlük alan üzerinde hayata geçirilmesi planlanıyor. Proje, çağdaş mimari anlayışla tasarlanmış çok amaçlı bir kültür kompleksi olarak hazırlandı. Merkezde 800 kişilik ana salonun yanı sıra kütüphane alanları, toplantı salonları, atölye ve eğitim birimleri, açık ve kapalı sergi alanları, fuaye bölümleri, kafeterya ve idari ofisler yer alacak. 800 KİŞİLİK ANA SALON KENTİN ETKİNLİK GÜCÜNÜ ARTIRACAK Projenin merkezinde 800 kişilik çok amaçlı ana salon bulunacak. Salon; tiyatro, konser, konferans, panel, sempozyum, gösteri ve farklı kültürel etkinliklere ev sahipliği yapabilecek şekilde planlandı. Bu kapasiteyle Giresun, ulusal ve bölgesel ölçekte daha büyük organizasyonları ağırlayabilecek yeni bir kültür-sanat altyapısına kavuşacak. KÜTÜPHANE, ATÖLYE VE SERGİ ALANLARI AYNI ÇATI ALTINDA OLACAK Kültür Merkezi yalnızca gösteri ve etkinlik salonundan oluşmayacak. Yapı, yıl boyunca yaşayan bir kültür kompleksi olarak planlandı. Kütüphane alanları öğrenciler, araştırmacılar ve vatandaşlar için yeni bir çalışma zemini oluşturacak. Atölye ve eğitim birimleri kültür-sanat faaliyetlerinin süreklilik kazanmasını sağlayacak. Açık ve kapalı sergi alanları ise yerel sanatçılar, kurumlar ve kültür etkinlikleri için yeni bir kamusal alan sunacak. ERİŞİLEBİLİRLİK VE TEKNİK ALTYAPI ÖNE ÇIKIYOR Projenin tasarımında erişilebilirlik, kullanıcı konforu ve sürdürülebilirlik başlıkları öne çıkarıldı. Engelli bireylerin yapının tüm alanlarına rahat erişebilmesi için düzenlemeler yapılacak. Modern mekanik sistemler, sahne teknolojileri ve akustik altyapı, merkezin yalnızca yerel etkinliklere değil, daha kapsamlı kültürel ve akademik organizasyonlara da hizmet verebilmesi için projeye dahil edildi. 91 ARAÇLIK OTOPARK YAPILACAK Kültür Merkezi çevresinde açık otopark düzenlemesi de planlandı. Proje kapsamında 91 araç kapasiteli açık otopark oluşturulacak. Bu alanın 5’i engelli bireyler, 9’u elektrikli araç şarj altyapısı için ayrılacak. Otopark ve çevre düzenlemesiyle birlikte merkez, yalnızca bina ölçeğinde değil, çevresiyle birlikte sosyal etkileşim alanı olarak kurgulanıyor. İHALE SÜRECİYLE UYGULAMA TAKVİMİ NETLEŞECEK Projede ihale onayının alındığı açıklanırken, uygulama takvimi ihale ilanı, teklif değerlendirmesi, sözleşme ve yer teslimi aşamalarının ardından kesinleşecek. Yüklenici firma da ihale sonuçlandıktan sonra belli olacak. Firma adı, sözleşme imzalanmadan resmî olarak yazılamayacak. İnşaatın fiilî başlangıç tarihi ise yer teslimiyle birlikte netleşecek. 2027 HEDEFİ PROGRAMDA YER ALDI Resmî yatırım programında projenin bitiş yılı 2027 olarak yer aldı. Bu tarih, kamu yatırım programındaki hedef tamamlanma yılını gösteriyor. Yatırımın ilerleme hızı; ihale süreci, ödenek kullanımı, sözleşme takvimi, yer teslimi ve inşaat uygulama programına bağlı olarak şekillenecek. GİRESUN’UN KÜLTÜR ALTYAPISINDA YENİ DÖNEM Giresun Kültür Merkezi tamamlandığında kent; tiyatro, konser, panel, sempozyum, sergi, eğitim programı ve akademik toplantılar için daha güçlü bir altyapıya sahip olacak. Kütüphane, atölye, toplantı ve sergi alanlarıyla desteklenen proje, Giresun’un kültür-sanat yaşamını yalnızca dönemsel etkinliklerle sınırlı bırakmayacak; yıl boyunca kullanılan çok amaçlı bir kamusal merkez oluşturacak. 610 milyon TL’lik yatırım, Giresun’un sosyal yaşamı, kültürel üretimi, turizm hareketliliği ve şehir ekonomisi açısından kentin gelecek yıllardaki en önemli kamu yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor.

GİRESUN 2. OSB’DE YEŞİL SANAYİ ADIMI Haber

GİRESUN 2. OSB’DE YEŞİL SANAYİ ADIMI

GİRESUN 2. OSB’DE YEŞİL SANAYİ ADIMI Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi, TSE denetimlerini başarıyla tamamlayarak ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi aldı. OSB Müdürü Mete Bahadır Yılmaz, belgenin Yeşil OSB hedefleri doğrultusunda önemli bir adım olduğunu belirterek çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve rekabet gücü yüksek sanayi altyapısı için çalışmaların süreceğini açıkladı. TSE DENETİMLERİ TAMAMLANDI, ISO 14001 BELGESİ ALINDI Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi, sürdürülebilir çevre yönetimi kapsamında yürüttüğü çalışmaların ardından ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi almaya hak kazandı. Türk Standardları Enstitüsü tarafından yapılan denetimlerden başarıyla geçen Giresun 2. OSB, çevresel etkilerin yönetimi, kaynak kullanımının kontrolü, atık süreçlerinin izlenmesi ve çevre mevzuatına uyum başlıklarında kurumsal çevre yönetimi standardını belgelendirdi. YILMAZ: YEŞİL OSB HEDEFLERİMİZ İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM Giresun 2. OSB Müdürü Mete Bahadır Yılmaz, alınan belgenin bölge sanayisi açısından yalnızca teknik bir sertifika değil, aynı zamanda çevre odaklı üretim anlayışının kurumsal karşılığı olduğunu vurguladı. Yılmaz, Giresun 2. OSB’nin Yeşil OSB hedefleri doğrultusunda ilerlediğini belirterek, belgenin bölgeye, sanayicilere ve Giresun’a hayırlı olmasını diledi. “Çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve rekabet gücü yüksek bir sanayi altyapısı oluşturma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz” diyen Yılmaz, çevre yönetiminin OSB’nin gelecek vizyonunda temel başlıklardan biri olduğunu ifade etti. ÇEVRESEL ETKİLER DENETİM ALTINA ALINIYOR Giresun 2. OSB’de üretim faaliyetleri, sanayi bölgelerinin doğal çevresel risk başlıkları arasında yer alan atık su, üretim atıkları, enerji tüketimi, emisyon, lojistik hareketlilik ve kaynak kullanımı açısından izlenmesi gereken bir yapı oluşturuyor. OSB’nin ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi alması, bu etkilerin yok sayılmadığını; çevre yönetiminin ölçülebilir, denetlenebilir ve sürekli iyileştirmeye açık bir sistemle yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Belge, Giresun 2. OSB’nin Yeşil OSB hedefi doğrultusunda çevresel riskleri azaltma ve üretim altyapısını daha sürdürülebilir hale getirme taahhüdünü güçlendiriyor. 2012’DE KURULDU, ÜRETİMDE GÜÇLÜ BİR SANAYİ ALANINA DÖNÜŞTÜ Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi, 25 Nisan 2012’de kuruluş protokolünün onaylanmasıyla tüzel kişilik kazandı. Bulancak ilçesi Pazarsuyu mevkiinde kurulan OSB, zaman içinde Giresun sanayisinin önemli üretim alanlarından biri haline geldi. Bölgede 42 firmaya 47 parsel tahsisi yapıldı. Tahsis edilecek boş parsel kalmayan OSB’de 35 fabrika faal olarak üretim yapıyor. Ayrıca bazı parsellerde inşaat ve proje çalışmaları devam ediyor. FINDIKTAN TEKSTİLE, MAKİNEDEN SAVUNMA SANAYİNE ÜRETİM Giresun 2. OSB’de gıda, fındık, tekstil, makine, savunma sanayi, metal, mobilya ve enerji alanlarında faaliyet gösteren firmalar bulunuyor. Bu yapı, bölgenin yalnızca yerel üretim kapasitesini değil, Giresun’un ihracat ve sanayi potansiyelini de güçlendiriyor. OSB’de faaliyet gösteren bazı firmaların Türkiye’nin büyük sanayi kuruluşları arasında yer alması, bölgenin üretim gücünün ulusal ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor. İSTİHDAM HEDEFİ 6 BİN KİŞİ Giresun 2. OSB’de daha önce açıklanan verilere göre yaklaşık 2 bin 700 kişi istihdam ediliyordu. Yeni yatırımların tamamlanmasıyla bu sayının 6 bin kişiye ulaşması hedefleniyor. Faal fabrika sayısının artması, boş parsel kalmaması ve yeni yatırımların devreye girmesi, Giresun 2. OSB’nin kent ekonomisi açısından istihdam ve üretim merkezi olma niteliğini güçlendiriyor. ISO 14001 NE ANLAMA GELİYOR? ISO 14001, kurumların çevresel etkilerini sistemli biçimde yönetmesini sağlayan uluslararası çevre yönetim standardı olarak uygulanıyor. Bu belge; atık yönetimi, enerji ve kaynak verimliliği, çevre mevzuatına uyum, kirliliğin azaltılması ve sürekli iyileştirme süreçlerini kapsıyor. Giresun 2. OSB’nin bu belgeyi alması, bölgede çevre yönetiminin kurumsal bir sistemle yürütüldüğünü ve Yeşil OSB hedefleri için önemli bir eşik geçildiğini ortaya koyuyor. SANAYİDE REKABETİN YENİ BAŞLIĞI: ÇEVRE VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK Türkiye’de sanayi bölgeleri için çevre yönetimi artık yalnızca mevzuat yükümlülüğü değil, rekabet gücünü belirleyen temel başlıklardan biri haline geldi. Yeşil üretim, enerji verimliliği, kaynakların kontrollü kullanımı ve çevresel risklerin azaltılması, OSB’lerin hem ulusal hem uluslararası pazarlardaki konumunu doğrudan etkiliyor. Giresun 2. OSB’nin ISO 14001 belgesi alması, bölgenin üretim kapasitesini çevre yönetimiyle birlikte geliştirme iradesini ortaya koyarken, Giresun sanayisinin sürdürülebilir büyüme hedefleri açısından da yeni bir aşamaya işaret ediyor.

ŞİLİ FINDIKTA KÜRESEL GÜÇ OLMA HEDEFİNİ BÜYÜTÜYOR Haber

ŞİLİ FINDIKTA KÜRESEL GÜÇ OLMA HEDEFİNİ BÜYÜTÜYOR

ŞİLİ FINDIKTA KÜRESEL GÜÇ OLMA HEDEFİNİ BÜYÜTÜYOR Şili, 70 bin hektarı aşan dikim alanı, sürdürülebilir büyüme eğilimi ve giderek profesyonelleşen üretim yapısıyla fındıkta dünya pazarındaki konumunu güçlendiriyor. PlanetNuts Days Avellanos 2026, üreticilerden ihracatçılara, teknik danışmanlardan tedarikçilere kadar fındık sektörünün tüm aktörlerini Los Ángeles’te aynı masada buluşturacak. Etkinlikte hastalık yönetimi, verim ve kalite artışı, inovasyon, ticari gelişim, üretici deneyimleri ve Şili’nin küresel fındık pazarındaki rolü ele alınacak. ŞİLİ FINDIKTA STRATEJİK BÜYÜME DÖNEMİNE GİRDİ Şili, fındık üretiminde dünya ölçeğinde daha güçlü bir konuma ilerlerken, sektörün teknik ve ticari geleceği PlanetNuts Days Avellanos 2026 etkinliğinde değerlendirilecek. PlanetNuts’un etkinlik içeriklerinde Şili’nin fındıkta büyüyen üretim alanı, artan profesyonelleşme düzeyi ve sürdürülebilirlik odaklı gelişimi öne çıkarıldı. Etkinlik, ülkenin fındıkta yalnızca üretim miktarını değil, teknik kapasitesini ve ticari örgütlenmesini de büyüttüğünü gösteriyor. ETKİNLİK 13 AĞUSTOS 2026’DA LOS ÁNGELES’TE PlanetNuts Days Avellanos 2026, 13 Ağustos 2026 Perşembe günü Şili’nin Biobío Bölgesi’ndeki Los Ángeles kentinde, Casa Laura’da yapılacak. Program 09.30-15.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Etkinlik, fındık yetiştiriciliğinde güncel bilgiye ulaşmak, bahçe yönetimini geliştirmek ve ticari kararlarını güçlendirmek isteyen sektör temsilcilerine yönelik teknik ve stratejik bir gün olarak planlandı. SEKTÖRÜN TÜM HALKALARI AYNI PROGRAMDA BULUŞACAK PlanetNuts, etkinliği Şili fındık endüstrisinin ana buluşma noktalarından biri olarak konumlandırıyor. Programa Şili’nin farklı bölgelerinden üreticiler, özel fidanlıklar, teknik ve ziraî danışmanlar, girdi, teknoloji ve hizmet sağlayan firmalar, ihracatçılar, işleyici kuruluşlar ve sektör temsilcileri katılacak. Bu yapı, Şili’de fındık üretiminin yalnızca tarımsal üretim alanında değil, tedarik, danışmanlık, teknoloji, işleme ve ihracat ayağında da bütünlüklü bir sektör haline geldiğini ortaya koyuyor. PROGRAMDA VERİM, KALİTE VE TİCARİ GELECEK ÖNE ÇIKACAK Etkinliğin içerik başlıkları, Şili fındık sektörünün önümüzdeki dönemde teknik yönetim ve ticari büyüme ekseninde ilerleyeceğini gösteriyor. Programda fındık yetiştiriciliğinde öne çıkan hastalıklar ve mücadele stratejileri, güncel bitki sağlığı sorunlarına karşı kullanılacak araçlar, verim ve kaliteyi artırmaya dönük üretim teknikleri, inovasyon, yeni sektör trendleri, üreticilerin başarı örnekleri, ticari beklentiler ve sektörün gelecek gelişimi ele alınacak. PlanetNuts’un etkinlik görsellerinde program, “tüm endüstri için teknik ve stratejik bir gün” olarak tanımlandı. ŞİLİ 120 BİN TONLUK ÜRETİM SEVİYESİNE ULAŞTI PlanetNuts’un paylaştığı sektör verilerinde Şili’nin 2025/26 sezonunda kabuklu fındık üretiminin 120 bin 700 ton seviyesine ulaştığı belirtildi. Aynı içeriklerde Şili’nin dünyanın ikinci büyük fındık üreticisi, güney yarımkürenin başlıca üreticisi ve küresel üretimin yaklaşık yüzde 12’sini karşılayan ülke olduğu bilgisi yer aldı. Şili’de fındık dikili alanlarının 70 bin hektara yaklaştığı, yıllık büyümenin yaklaşık 3 bin hektar seviyesinde seyrettiği ve 2030 için 80 bin-85 bin hektarlık dikili alan hedeflendiği ifade edildi. TÜRKİYE İÇİN DİKKATLE İZLENMESİ GEREKEN TABLO Şili’nin fındıkta büyüme stratejisi, Türkiye açısından da yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye dünya fındık üretiminde liderliğini korurken, Şili gibi hızlı büyüyen üretici ülkeler verim, kalite, sürdürülebilirlik, teknik danışmanlık ve ihracat organizasyonu üzerinden küresel pazarda daha görünür hale geliyor. Bu tablo, özellikle Giresun kalite fındığı açısından üretim maliyeti, arazi yapısı, emek yoğunluğu, aroma, kalite standardı ve üretici gelirini merkeze alan yeni bir piyasa yaklaşımının önemini artırıyor. Şili örneği, fındıkta rekabetin artık yalnızca üretim miktarıyla değil; teknik bilgi, bahçe yönetimi, profesyonel organizasyon, marka değeri, ticari ağ ve sürdürülebilir üretim modeliyle şekillendiğini gösteriyor. Kaynak: PlanetNuts / PlanetNuts Days Avellanos 2026 etkinlik görselleri ve paylaşımı.

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE ATIKLAR SANATA VE TEKNOLOJİYE DÖNÜŞTÜ Haber

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE ATIKLAR SANATA VE TEKNOLOJİYE DÖNÜŞTÜ

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE ATIKLAR SANATA VE TEKNOLOJİYE DÖNÜŞTÜ Giresun Üniversitesi’nde 5 Haziran Dünya Çevre Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen “2. Atık Çarkı Yarışması Sergi ve Ödül Takdim Töreni”nde öğrenciler, atık malzemelerden geliştirdikleri teknik düzenekler ve sanatsal çalışmalarla çevre bilinci, geri dönüşüm ve sıfır atık yaklaşımına dikkat çekti. Fen-Mühendislik ve Sanat kategorilerinde dereceye giren projeler ödüllendirildi. DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ’NDE SIFIR ATIK MESAJI Giresun Üniversitesi, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında atıkların yeniden değerlendirilmesine, çevre bilincinin güçlendirilmesine ve gençlerin sürdürülebilirlik süreçlerine katılımına dikkat çeken anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Giresun Üniversitesi Çevre Sorunları, Temiz Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi, Mühendislik Fakültesi ve Çevre Topluluğu iş birliğiyle, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün katkılarıyla düzenlenen “2. Atık Çarkı Yarışması Sergi ve Ödül Takdim Töreni”, üniversitenin Rektörlük Binası Fuaye Alanı’nda gerçekleştirildi. Etkinlikte öğrenciler, günlük yaşamda ve eğitim ortamlarında ortaya çıkan atık malzemeleri yeniden yorumlayarak hem teknik işlevi olan düzenekler hem de çevresel mesaj taşıyan sanatsal eserler ortaya koydu. TÖRENE GENİŞ KATILIM Programa Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Can, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdür Yardımcısı Özgün Şengül, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Şahin, Ordu Zen Sanat Akademisi temsilcileri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü temsilcileri, üniversitenin akademik ve idari personeli ile çok sayıda öğrenci katıldı. Tören, yarışmada sergilenen eserlerin incelenmesi, dereceye giren öğrencilerin ödüllendirilmesi ve sıfır atık yaklaşımının üniversite gençliği üzerinden yaygınlaştırılması mesajıyla öne çıktı. “DÜNYA BİZE EMANET” Programın açılış konuşmasını, yarışmanın koordinatörlüğünü yürüten Giresun Üniversitesi Çevre Sorunları, Temiz Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Özlem Tunç Dede yaptı. Bu yıl ikincisi düzenlenen yarışmanın çevre bilinci açısından önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Tunç Dede, Çevre Haftası’nın “Dünya Bize Emanet” teması ve Sıfır Atık anlayışı çerçevesinde kutlandığını söyledi. Prof. Dr. Tunç Dede, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bu yıl Çevre Haftası'nı ‘Dünya Bize Emanet’ teması ve Sıfır Atık anlayışı çerçevesinde kutluyoruz. Bu tema, çevrenin korunmasının yalnızca belirli kurumların değil, insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde İstanbul'da düzenlenen Sıfır Atık Forumu 2026’da da vurgulandığı üzere; gençlerin sıfır atık süreçlerinde ve çevresel dönüşümde öncü aktörler olarak desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Bugün burada öğrencilerimizin ortaya koyduğu eserler, gençlerimizin bu sorumluluğu üstlenmeye hazır olduklarının somut bir göstergesidir.” ATIK MALZEMELER YENİDEN YORUMLANDI Yarışma kapsamında öğrenciler, eğitim gördükleri çevrede ortaya çıkan atıkları yaratıcı fikirlerle yeniden değerlendirdi. Projelerde plastik, metal, kumaş, kâğıt, organik atık, bisiklet parçaları, motor, akü, ortodontik tedavi materyalleri ve çeşitli kullanım ömrünü tamamlamış malzemeler yeni bir işlev ve anlam kazandı. Fen & Mühendislik ve Sanat olmak üzere iki kategoride yapılan yarışmada eserler; teknik yeterlilik, estetik değer, çevresel farkındalık, geri dönüşüm potansiyeli ve sıfır atık yaklaşımına sundukları katkılar üzerinden değerlendirildi. Fen & Mühendislik kategorisinde özellikle enerji dönüşümü, organik atıklardan fayda üretimi ve atık parçaların işlevsel prototiplere dönüştürülmesi öne çıktı. Sanat kategorisinde ise plastik kirliliği, kumaş atıkları, kâğıt tüketimi ve doğanın korunması gibi başlıklar görsel anlatımla işlendi. TEKNİK KATEGORİDE ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ ÖNE ÇIKTI Fen & Mühendislik kategorisinde birincilik ödülünü, “Atıklar Dünyayı Aydınlatıyor” adlı eserle Muhammed Ali Yıldız ve Yunus Emre Hapeloğlu kazandı. Projede atık bisiklet, motor ve akü parçaları kullanılarak kinetik enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesini sağlayan bir düzenek geliştirildi. Çalışma, hareket enerjisinin elektrik üretiminde kullanılabileceğini gösteren işlevsel bir model olarak dikkat çekti. Atık parçaların yeniden kullanılmasıyla oluşturulan düzenek, hem enerji verimliliği hem de geri dönüşüm bilinci açısından yarışmanın teknik yönü güçlü projeleri arasında yer aldı. İkincilik ödülüne Umutcan Özkan’ın “Bioheat” adlı çalışması layık görüldü. Organik atıklardan enerji üretimi yoluyla sıcak su sağlamayı hedefleyen prototip, biyolojik atıkların yalnızca bertaraf edilmesi gereken malzemeler olmadığını, doğru yöntemlerle enerji kaynağına dönüştürülebileceğini ortaya koydu. Üçüncülük ödülü ise “Mavi Miras” adlı eserle Sudem Koca’ya verildi. Diş Hekimliği Fakültesi öğrencilerini temsilen yarışmaya katılan çalışmada, ortodontik tedavide kullanılan şeffaf plaklar ve teller balık formunda bir gece lambasına dönüştürüldü. Proje, sağlık alanında kullanılan bazı malzemelerin bilinçli tasarımla estetik ve işlevsel objelere dönüştürülebileceğini gösterdi. SANAT KATEGORİSİNDE ÇEVRESEL MESAJ GÜÇLENDİ Sanat kategorisinde birincilik ödülünü Sebahat Yılmaz’ın “Küllerden Doğan Sessizlik” adlı eseri kazandı. Unutulmuş kumaşların ikinci hayatı temasıyla hazırlanan çalışma, tekstil atıklarının yeniden kullanımına ve tüketim kültürünün çevre üzerindeki etkilerine dikkat çekti. İkincilik ödülüne Ahmethan Çoruh’un “Deniz Atı” adlı eseri layık görüldü. Denizlerdeki plastik kirliliğine vurgu yapan çalışma, plastik atıkların deniz ekosistemi üzerindeki baskısını sanatsal bir dille görünür hale getirdi. Üçüncülük ödülünü ise Dilek Erdem’in “Daha Az Kâğıt Daha Çok Yuva” adlı çalışması aldı. Atık kâğıtların kuş figürüne dönüştürüldüğü eser, kâğıt tüketimi, orman varlığı ve canlı yaşamı arasındaki ilişkiye dikkat çekti. DERECEYE GİREN PROJELER Fen & Mühendislik kategorisinde dereceye giren projeler şöyle sıralandı: Birincilik ödülü: “Atıklar Dünyayı Aydınlatıyor” eseriyle Muhammed Ali Yıldız ve Yunus Emre Hapeloğlu. İkincilik ödülü: “Bioheat” eseriyle Umutcan Özkan. Üçüncülük ödülü: “Mavi Miras” eseriyle Sudem Koca. Sanat kategorisinde dereceye giren projeler ise şu isimlerden oluştu: Birincilik ödülü: “Küllerden Doğan Sessizlik” eseriyle Sebahat Yılmaz. İkincilik ödülü: “Deniz Atı” eseriyle Ahmethan Çoruh. Üçüncülük ödülü: “Daha Az Kâğıt Daha Çok Yuva” eseriyle Dilek Erdem. MANSİYON ÖDÜLLERİ DE SAHİPLERİNİ BULDU Yarışmada sergiledikleri başarılı performansla fark yaratan öğrenciler de mansiyon ödülüne layık görüldü. Berk Efe Keskin, “MicPIC Atari” adlı eseriyle; Emre Şenel, “Plastik Okyanusun Balığı” adlı çalışmasıyla; Raşit Küyük, atık metallerden hazırladığı uçak eseriyle; Neslihan Tokdil ise “Geri Dönüşüm Noktaları” çalışmasıyla mansiyon ödülü aldı. ÖDÜLLER SPONSORLARIN DESTEĞİYLE VERİLDİ Yarışmada dereceye giren ve katılım sağlayan öğrencilerin ödülleri, çevreye ve sürdürülebilirliğe destek veren Akue Mühendislik ve Çevre Danışmanlık Firması ile Efendi Restaurant sponsorluğunda temin edildi. Ödüller, törene katılan protokol üyeleri tarafından öğrencilere takdim edildi. Program, ödül töreninin ardından fuaye alanında sergilenen eserlerin incelenmesiyle devam etti. GENÇLERDEN SIFIR ATIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK MESAJI “Atık Çarkı Yarışması”, öğrencilerin çevre sorunlarına yalnızca farkındalık düzeyinde değil, çözüm üreten bir bakış açısıyla yaklaştığını gösterdi. Yarışmada ortaya çıkan projeler, atıkların doğru tasarım, teknik bilgi ve yaratıcı düşünceyle yeniden ekonomiye, sanata ve günlük yaşama kazandırılabileceğini ortaya koydu. Etkinlik, Giresun Üniversitesi’nde çevre bilinci, temiz üretim, geri dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanlarında öğrenci katılımının güçlendirilmesi hedefiyle tamamlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.