Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

Giresun Sonhaber - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KÖSE, İSTAÇ İLE ATIK YAKMA TESİSİNİ GÖRÜŞTÜ Haber

KÖSE, İSTAÇ İLE ATIK YAKMA TESİSİNİ GÖRÜŞTÜ

GİRESUN’UN ÇÖP SORUNUNDA YENİ ADIM: KÖSE, İSTAÇ İLE ATIK YAKMA TESİSİNİ GÖRÜŞTÜ Giresun’da uzun yıllardır çözüm bekleyen evsel atık sorununa yönelik yeni bir yatırım süreci başlatıldı. Belediye Başkanı Fuat Köse, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki İSTAÇ’ın yöneticileriyle bir araya gelerek Giresun’da kurulması planlanan Evsel Atık Yakma Tesisi’nin teknik, çevresel ve ekonomik boyutlarını değerlendirdi. Çavuşlu’daki katı atık tesisinde yaşanan sorunlara alternatif oluşturması hedeflenen yatırım için ön fizibilite çalışmalarına geçildi. Giresun’da günlük 400 tonu aşan evsel atığın modern yöntemlerle bertaraf edilmesini amaçlayan proje, atık hacminin azaltılması ve uygun teknolojiyle atıklardan enerji üretilmesi bakımından önem taşıyor. Planlamanın yalnızca bugünkü ihtiyaca değil, önümüzdeki 20–30 yıllık dönemde oluşabilecek atık miktarına göre yapılması, yatırımın uzun vadeli başarısında belirleyici olacak. Giresun Belediyesi, kentin atık yönetimi sorununa kalıcı ve sürdürülebilir çözüm üretmek amacıyla Evsel Atık Yakma Tesisi projesini gündemine aldı. Çavuşlu Katı Atık Bertaraf Tesisi’nde yaşanan sorunların ardından alternatif atık yönetimi modelleri üzerinde duran Belediye Başkanı Fuat Köse, İstanbul Çevre Yönetimi Sanayi ve Ticaret A.Ş. (İSTAÇ) yöneticileriyle Giresun Kalesi’nde bir araya geldi. Toplantıya İSTAÇ Genel Müdürü Fatih Uğur, Genel Müdür Yardımcısı Fatih Hosoğlu, Proje ve İş Geliştirme Müdürü Mevlüt Fatih Peker, Proje Yönetim Şefi Serkan Öztürk, Giresun Katı Atık Birliği Müdürü Abdullah Üzevir ve Giresun Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Özden Bal katıldı. PROJENİN TEKNİK, ÇEVRESEL VE EKONOMİK BOYUTLARI DEĞERLENDİRİLDİ Görüşmede, Giresun’da kurulması planlanan Evsel Atık Yakma Tesisi’nin teknik altyapısı, çevresel etkileri ve ekonomik boyutları üzerinde duruldu. Şehrin mevcut atık yönetimi ihtiyaçları doğrultusunda ele alınan projede, kullanılabilecek teknolojiler, tesisin uygulanabilirliği ve çevresel sürdürülebilirlik konularında bilgi alışverişinde bulunuldu. Ön fizibilite çalışmaları kapsamında tesisin kapasitesi, teknik donanımı, enerji üretim olanakları, yatırım ve işletme maliyetleri ile çevresel koruma sistemlerinin değerlendirilmesi planlanıyor. Yapılacak teknik ve ekonomik çalışmaların ardından yatırımın kapsamının ve uygulanacak modelin belirlenmesi hedefleniyor. KÖSE: “KALICI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇÖZÜMLER ÜRETMEK İSTİYORUZ” Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, şehrin geleceği ve çevrenin korunması açısından önemli bir çalışmayı ele aldıklarını belirtti. Giresun’un ihtiyaçlarını gözeten, çevreyi koruyan ve sürdürülebilir atık yönetimine katkı sağlayan projelerin önemine değinen Köse, İSTAÇ yöneticilerine ziyaretleri ve çalışmaya sundukları katkılar dolayısıyla teşekkür etti. Başkan Köse açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Giresun’umuzun geleceğini düşünerek, atık yönetimi konusunda kalıcı ve sürdürülebilir çözümler üretmek istiyoruz. Çavuşlu’da yaşanan sorunlar da bu konuda alternatif yöntemleri değerlendirmemizin önemini ortaya koyuyor. Amacımız, şehrimizin evsel atık sorununa uzun vadeli bir çözüm oluştururken çevre sağlığını ve vatandaşlarımızın yaşam kalitesini korumaktır. Bu doğrultuda, Evsel Atık Yakma Tesisi projesini tüm yönleriyle ele alıyor, teknik ve ekonomik açıdan uygulanabilirliğini araştırıyoruz. Böylesine önemli bir yatırımın çevresel etkilerinin bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesini önemsiyoruz. Projenin hem şehrimizin ihtiyaçlarına cevap vermesi hem de gelecek nesillere daha temiz bir çevre bırakılmasına katkı sağlaması temel hedefimizdir. Uzman kurumların görüş ve tecrübelerinden yararlanarak en doğru yol haritasını belirlemek istiyoruz. Yapılacak değerlendirmelerin ardından, Giresun’un yararını ve kamu menfaatini esas alan bir yaklaşım doğrultusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” ÇAVUŞLU’DAN YENİ ATIK YÖNETİMİ MODELİNE: GİRESUN İÇİN NE DEĞİŞECEK? Giresun Belediyesi tarafından başlatılan çalışma, yalnızca yeni bir tesis kurulması açısından değil, kentin uzun yıllardır devam eden atık yönetimi sorununun çağdaş bir altyapıyla çözüme kavuşturulması bakımından da önem taşıyor. ÇAVUŞLU’DA YAŞANAN SORUNLAR YENİ ÇÖZÜM ARAYIŞINI HIZLANDIRDI Görele ilçesine bağlı Çavuşlu beldesindeki Katı Atık Bertaraf Tesisi, yaklaşık 16 yıldır Giresun’un atık yönetiminde önemli bir görev üstlendi. Ancak tesisin faaliyetleri boyunca kapasite, çevresel etkiler, koku, sızıntı suyu yönetimi ve ÇED süreçlerine ilişkin çeşitli sorunlar ve hukuki tartışmalar yaşandı. 2022 yılında alternatif bir bertaraf tesisi oluşturulması yönünde karar alınmasına rağmen yeni tesisin hayata geçirilmesi mümkün olmadı. 2026 yılı içerisinde alternatif alan arayışları yeniden gündeme geldi. Ağustos 2026’da Çavuşlu tesisinin faaliyetlerinin durdurulmasıyla atıkların toplanması ve bertaraf edilmesinde yaşanabilecek aksaklıklar daha belirgin hale geldi. Aynı ayın sonlarında tesisin gerekli düzenlemelerin ardından yeniden faaliyete geçtiğine ilişkin haberler yayımlandı. Bu gelişmeler, Giresun’un atık yönetiminde tek bir tesise bağımlılığı azaltacak, çevresel standartları yüksek ve uzun yıllar hizmet verebilecek yeni bir sisteme duyulan ihtiyacı ortaya koydu. İSTAÇ MODELİ AĞUSTOS AYINDA YERİNDE İNCELENMİŞTİ Evsel atık yakma tesisi çalışmaları, daha önce gerçekleştirilen incelemelerin devamı niteliğinde. 26 Ağustos 2026 tarihinde Giresun Valisi Mustafa Koç başkanlığındaki heyet, İstanbul’da İSTAÇ’ın Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi’ni ziyaret etmişti. Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse ve ilçe belediye başkanlarının da yer aldığı ziyarette atıkların kontrollü şekilde yakılması, enerjiye dönüştürülmesi, baca gazı arıtma sistemleri ve tesisin işletme modeli incelendi. İstanbul’daki teknik incelemenin ardından İSTAÇ yöneticileriyle Giresun’da gerçekleştirilen son görüşme, projenin ön fizibilite çalışmalarına taşınması açısından yeni bir aşama oluşturdu. GİRESUN’UN GÜNLÜK ATIK MİKTARI 400 TONU AŞIYOR Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2024 Giresun İl Çevre Durum Raporu, kurulacak tesisin planlamasında dikkate alınabilecek önemli veriler içeriyor. Rapora göre il genelinde belediyeler tarafından toplanan günlük atık miktarı kış döneminde yaklaşık 401 ton, yaz döneminde ise 438 ton düzeyinde bulunuyor. Giresun Katı Atık Birliğine bağlı belediyelerde ise aynı dönem için günlük miktarlar yaklaşık 371–404 ton arasında değişiyor. Bu veriler, Giresun’un atık yönetiminde yılda yaklaşık 150 bin ton büyüklüğünde bir atık akışıyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Yeni yatırımın planlanmasında mevcut atık miktarının yanı sıra nüfus hareketleri, yerleşim alanlarının büyümesi, turizm faaliyetleri, tüketim alışkanlıkları ve geri dönüşüm uygulamalarının etkisi de dikkate alınacak. YENİ TESİS ÇÖPÜ AZALTIRKEN ENERJİ DE ÜRETEBİLİR Modern evsel atık yakma tesisleri, geri kazanılamayan uygun atıkların kontrollü yüksek sıcaklıklarda yakılmasına dayanıyor. Bu sistemler sayesinde depolama sahalarına gönderilen atık miktarı ve hacmi önemli ölçüde azaltılabiliyor. Yakma işleminden elde edilen ısı da uygun teknolojilerle elektrik üretiminde değerlendirilebiliyor. İSTAÇ’ın İstanbul’daki tesisinde 2024 yılı boyunca yaklaşık 1 milyon ton atık işlenerek 599 bin 701 megavatsaat elektrik üretildi. İstanbul’daki bu uygulama, atıkların yalnızca bertaraf edilen bir yük olmaktan çıkarılıp enerji üretiminde değerlendirilebildiğini gösteriyor. Giresun için planlanan tesiste de atıkların niteliğine ve kurulacak sistemin teknik özelliklerine bağlı olarak benzer bir enerji geri kazanımı modeli değerlendirilebilecek. Böylece yeni yatırımın, düzenli depolama alanlarına olan ihtiyacı azaltmasının yanı sıra enerji üretimi yoluyla işletme ekonomisine katkı sağlaması mümkün olabilecek. Yakma sonrası oluşan kül ve diğer proses artıklarının güvenli şekilde yönetilmesi de kurulacak sistemin bütünleşik bir parçası olacak. YATIRIM BUGÜNÜ DEĞİL, ÖNÜMÜZDEKİ 20–30 YILI KAPSAYACAK ŞEKİLDE PLANLANMALI Giresun için kurulacak Evsel Atık Yakma Tesisi’nin en önemli özelliklerinden biri, yalnızca mevcut atık miktarına göre değil, önümüzdeki yıllarda oluşabilecek ihtiyaçlara göre projelendirilmesi olacak. Bu ölçekteki çevre yatırımları, uzun süreli işletme ve yüksek altyapı maliyetleri nedeniyle gelecek dönemleri kapsayan planlamalar gerektiriyor. Bu nedenle tesisin 2040’lı ve 2050’li yıllarda ortaya çıkabilecek atık miktarlarını da karşılayabilecek şekilde değerlendirilmesi önem taşıyor. Planlama kapsamında nüfus ve atık üretim projeksiyonlarının hazırlanması, kapasite artışına uygun altyapının oluşturulması ve gerektiğinde yeni ünitelerin sisteme eklenebilmesi üzerinde durulabilecek. Böylece Giresun, yalnızca mevcut depolama sorununu hafifletmekle kalmayıp gelecek nesillerin de yararlanabileceği uzun ömürlü bir atık yönetimi altyapısına kavuşabilecek. Tesisin kaç yıllık ihtiyacı karşılayacağı ise ön fizibilite aşamasında hazırlanacak kapasite ve büyüme projeksiyonlarıyla şekillenecek. YATIRIM VE İŞLETME MALİYETLERİ DE PLANLAMAYA DAHİL EDİLECEK Yeni tesisin ekonomik sürdürülebilirliği, projenin önemli başlıklarından birini oluşturuyor. Ön fizibilite çalışmaları kapsamında yatırımın toplam maliyeti, finansman modeli, yıllık işletme ve bakım giderleri, atık taşıma maliyetleri ve enerji üretiminden sağlanabilecek gelirler değerlendirilecek. Geri dönüşüm, atık ayrıştırma ve bertaraf süreçlerinin birlikte planlanmasıyla kaynakların daha verimli kullanılması amaçlanacak. Ayrıca baca gazı arıtma sistemleri, sürekli emisyon ölçümü, kül yönetimi ve su kaynaklarının korunmasına yönelik çevresel önlemler de tesisin teknik projesinde yer alacak. Bu çalışmaların, Giresun’un ihtiyaçlarına ve ekonomik koşullarına en uygun tesis modelinin belirlenmesine katkı sağlaması bekleniyor. HEDEF GİRESUN’A UZUN YILLAR HİZMET VERECEK MODERN BİR TESİS Giresun’da evsel atık yakma tesisi için başlatılan ön fizibilite süreci, uzun yıllardır çözüm aranan katı atık sorununun yeni bir teknoloji ve yönetim modeliyle ele alınmasını sağlayacak. İSTAÇ’ın teknik deneyiminden yararlanılması; doğru kapasitenin belirlenmesi, çevresel koruma sistemlerinin kurulması ve yatırımın ekonomik açıdan sürdürülebilir biçimde planlanması bakımından önemli bir avantaj oluşturuyor. Giresun Belediyesi tarafından başlatılan çalışmanın, il genelindeki belediyelerin iş birliğiyle geliştirilerek atıkların azaltıldığı, enerjinin geri kazanıldığı ve çevrenin korunduğu uzun vadeli bir atık yönetimi sistemine dönüşmesi hedefleniyor. .

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı Haber

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı

Kapadokya Üniversitesi'nin öncülüğünde bu yıl üçüncüsü düzenlenen Ulusal Yapay Zeka Buluşması başladı. 15-16 Ekim tarihlerinde iki gün sürecek buluşmada Türkiye'nin önde gelen yapay zekâ ve teknoloji liderleri sahne alıyor; akademi, kamu, iş dünyası, sivil toplum ve öğrenciler Türkiye'nin yapay zekâ geleceğini birlikte tartışıyor. Buluşma öncesinde düzenlenen basın toplantısına Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan ve Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu katıldı. “Yapay zekâ ekosistemi güller kadar dikenler de barındırıyor” Rektör Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, buluşmanın kamu kurumlarını, özel sektörü, üniversiteleri ve öğrencileri bir araya getirerek ortak bir gelecek projeksiyonu oluşturmayı amaçladığını söyledi: “Bilim insanlarını, kamu kurumlarını, iş dünyasını, girişimcileri ve öğrencilerimizi Türkiye'nin yapay zekâ geleceğini birlikte düşünmek üzere üç yıldır bir araya getiriyoruz. Türkiye'nin bu alanda yetişmiş insan kaynağı, gelişen altyapısı ve kullanıma hazır pek çok çözümü var. Önümüzdeki hedef, bu kazanımları güçlendirmek ve sağlanan faydayı daha fazla kuruma, işletmeye ve bireye ulaştırmak.” Yapay zekanın eğitim, araştırma ve topluma hizmetin tüm katmanlarında kullanılmasını istediklerini belirten Karasar, “Ancak yapay zekâ ekosistemi yalnızca güllerle değil, dikenlerle de dolu bir bağ. Bu buluşmada ekonomik değer, ürünleştirme, insan kaynağı ve güvenilir yapay zeka kullanımı konularını ele alıyoruz” dedi. Karasar, üniversitenin çıkış noktası “evrensel” eğitim anlayışına da değindi. Cisco Networking Academy gibi uluslararası kuruluşlarla yapılan anlaşmalar sayesinde öğrencilere New York'ta, Chicago'da ya da Berlin'de okuyan bir öğrencinin aldığı müfredatın aynısının sunulduğunu; mikro yeterlilikler ve disiplinler arası yan dal programlarıyla farklı bölümlerdeki öğrencilerin de yapay zekayı kendi meslek alanlarında kullanmaya teşvik edildiğini anlattı. Üniversitenin akademik ve idari süreçlerinde de yapay zekadan ve geliştirdiği çözümlerden azami ölçüde yararlandığını ekledi. Alev Alatlı'nın mirası: Teknolojiye eleştirel bakış Üniversitenin kurucusu merhum Alev Alatlı'yı anan Karasar, “Seksenli yaşlarında dahi yapay zekâ ve blok zincir teknolojilerini yakından takip ederdi. Bunların insani, etik ve felsefi açıdan sorgulanması gerektiğini bize her zaman hatırlatırdı. Bu buluşmanın ana omurgasını da Alev Hoca'nın bize işaret ettiği bu istikamet oluşturuyor” diye konuştu. Karasar, tüm çalışmaların Alatlı'nın “akıl, ahlak, adalet ve adap” anlayışı doğrultusunda, insanın ve toplumun ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Anadolu'daki işletmelerin, özellikle KOBİ'lerin yeni teknolojilere ve uzmanlık desteğine erişebilmesinin önemine dikkat çeken Karasar, dijitalleşen dünyada Anadolu'daki üreticilerin dünyanın daha avantajlı görülen bölgelerindeki işletmelerle rahatça rekabet edebilmesini sağlayacak teknolojilere ulaşmasını hedeflediklerini söyledi. Veri güvenliği öncelikli meydan okuma Yapay zekâ çağının meydan okumalarına da değinen Karasar, veri güvenliğinin başı çektiğini belirtti: “Stratejik alanlarda verilerin zehirlenmesi ya da yok edilmesi gibi riskler var. Sonuçta bir makinenin analiz gücü ona verilen veriye dayanır; o verilerin korunması en önemli önceliklerden biri.” Karasar, veri ve yapay zekâ teknolojisinin birkaç büyük teknoloji şirketinin elinde toplandığı bir dünyada hem ülkenin stratejik tercihlerini korumak hem de gençlerin ileri teknolojilerden azami ölçüde yararlanmasını sağlamak için bir araya geldiklerini ifade etti. Bu yıl gençlerin katılımına özellikle önem verildiğini belirten Karasar, öğrenci sohbetleri, poster çalışmaları ve yapay zekâ uygulama gösterimleriyle gençlerin üretimlerine yer açıldığını söyledi. Buluşmanın sonunda ortak öncelikleri ve sorun alanlarını görünür kılacak bir bildirge yayımlanması planlanıyor. Karasar, üniversite, kamu, özel sektör ve sivil toplumdan katılımcılarla kamunun hazırladığı yapay zekâ eylem planlarına ve yol haritalarına katkı sunmayı amaçladıklarını da sözlerine ekledi. Nevşehir'e tematik teknopark kuruluyor Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan, Kapadokya Üniversitesi'nin kuruluş felsefesinde topluma faydalı olmak ve bölgesel kalkınmayı desteklemek bulunduğunu hatırlattı. Havacılık, sağlık, turizm ve gastronomi alanlarında sektörün önde gelen kurumlarıyla iş birlikleri yürüttüklerini belirten Aktan, son olarak farklı fakültelerdeki bilişimle ilgili bölümlerin geçen yıl Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri Fakültesi çatısı altında toplandığını söyledi. Aktan, “Lisans ve önlisans düzeyinde şu anda 17 teknoloji programımız var. Veri güvenliğinden yapay zekaya, programlamadan otonom sistemlere kadar sektörün ihtiyaç duyduğu iş gücünü yetiştiriyoruz” dedi. Aktan, Nevşehir Belediyesi ile bir Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulması için çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Üniversitenin ana kurucu ortak olarak yer alacağı teknoparkın kuruluş aşamasında olduğunu söyledi. Bölgenin ihtiyaçlarına ve potansiyeline göre şekillenecek tematik teknoparkın tarım teknolojileri, sürdürülebilir turizm ve sürdürülebilirlik teknolojiler alanlarına odaklanması planlanıyor. Aktan, üniversitede geliştirilen çalışmaları ve girişimleri sektörün ihtiyaçlarıyla buluşturacak Teknoloji Transfer Ofisi çalışmalarının da sürdüğünü belirtti. Aktan, yapay zekanın Türkiye'nin geneline yayılması gerektiğinin altını çizdi: “Yapay zekayı yalnızca teknolojiyi geliştirmek olarak düşünmemek lazım. Geliştirilen teknolojileri Türkiye'nin geneline yayılacak, farklı ölçekteki işletmelerde kullanılabilir ve etki yaratabilir hale getirmemiz gerekiyor. Yapay zekâ, çok küçük yatırımlarla çok önemli kazanımlar sağlanabilecek bir teknoloji.” “Kolektif akılla neler yapılabileceğinin kanıtı” Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi ve buluşmanın düzenleme komitesinde yer alan Barış Karakullukçu, üç yıl önce bu işlerin İstanbul ve Ankara dışında da yapılması gerektiği inancıyla yola çıktıklarını söyledi. Karakullukçu, “Anadolu'da ekosistemin, endüstrinin ve toplumun yapay zekayı etik ve güvenli biçimde kullanarak daha iyi noktalara gelmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu toplantı, kolektif akılla neler yapılabileceğini net şekilde gösteriyor” dedi. Karakullukçu, Türkiye'nin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri ile Türkiye'de ve dünyada çalışan Türk akademisyen ve teknoloji liderlerinin yanısıra Bilişim Vakfı, TÜBİSAD ve Yapay Zeka Teknoloji Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de organizasyonda yer aldığını belirtti. Karakullukçu, yeni yayımlanan Yapay Zekâ Eylem Planı'nın uygulanmasının iki gün boyunca somut vakalar üzerinden ele alınacağını söyledi. Meslekler yok olmayacak, dönüşecek Basın toplantısında yapay zekanın meslekler üzerindeki etkisinin sorulması üzerine Barış Karakullukçu, yapay zekanın hiçbir mesleği yok etmeyeceğini ancak o mesleğin uygulayıcılarını dönüştüreceğini söyledi: “Radyoloji, yapay zekanın en iyi olduğu alanlardan biri. Ama radyolog yalnızca görüntüyü değerlendirmiyor; teşhisi, hastayla iletişimi ve süreci yönetiyor. Süreçlerin alt adımları değişecek ama roller tamamen ortadan kalkmayacak.” Kaan Aktan ise yapay zekanın önceki teknoloji devrimlerinden farklı olduğunu vurguladı: “Yayılım hızı çok yüksek. Kuralları netleşmeden, neye muktedir olduğu tam anlaşılmadan herkesin kullanmaya başladığı bir teknoloji haline geldi. Bu da bir tedirginlik yaratıyor. Ancak zaman içinde bunun mesleklerde bir dönüşümle sonuçlanacağını düşünmek gerekiyor.” Rektör Karasar da sorumluluğun makineye devredilemeyeceğini, her teknolojiyi kullananın bir sorumlusu olduğunu ve bunun mutlaka insan olması gerektiğini hatırlattı. Önde gelen markalar ve dünyaca ünlü üniversitelerden akademisyenler sahnede Buluşmada Koç Holding, Eczacıbaşı Topluluğu, Pegasus, Türk Telekom, Migros Online, PwC ve Amazon gibi kuruluşların teknoloji liderleri; telekomünikasyon, havacılık, gıda ve perakende sektörlerinden temsilciler deneyimlerini paylaşacak. Stanford ve Harvard gibi yapay zekâ alanında öncü çalışmalar yürüten üniversitelerde görev yapan Türk akademisyenler de programda yer alıyor. Yapay zekâ ajanları ve bu teknolojinin kurumlara güvenli biçimde yerleştirilmesi öne çıkan başlıklar arasında. Cuma günü ise başarılı yapay zekâ girişimlerinin yer alacağı bir Demo Day düzenlenecek. Buluşma öncesinde beş kitap yayımlandı Kapadokya Üniversitesi Yayınları, buluşma öncesinde yapay zeka üzerine beş kitap yayımladı. Kitaplar arasında lise ve üniversite öğrencileri arasında düzenlenen yapay zeka proje ve poster yarışmalarının derlendiği bir kitapçık, Barış Karakullukçu'nun teknoloji ve yapay zeka yolculuğunu anlattığı hatırat, yapay zekanın stratejik boyutlarını ele alan bir eser, Milli Eğitim eski Bakanı Prof. Dr. Mahmut Özer ile İTÜ'den Prof. Dr. Altan Çakır'ın yapay zeka, makine öğrenmesi ve hesap verebilirlik üzerine kaleme aldığı çalışma ve geçen yılki ikinci buluşmanın sonuçlarını derleyen bir kitap yer alıyor. Kitaplar etkinlik boyunca stantlarda katılımcılarla buluşuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maarif İklim İdeathonu ile iklim çözümleri geliştirilecek Haber

Maarif İklim İdeathonu ile iklim çözümleri geliştirilecek

MEB, ortaöğretim öğrencilerine yönelik "Maarif İklim İdeathonu"nu başlattı. COP31 vizyonuyla düzenlenen yarışmanın finalistleri 23 Ekim'de açıklanacak, final maratonu 18-19 Kasım'da Antalya'da yapılacak. Ödül töreni ise 20 Kasım 2026'da gerçekleşecek. ANKARA (İGFA)- Milli Eğitim Bakanlığı'nın, "Maarif İklim İdeathonu" yarışması Antalya'da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31 Antalya) resmî vizyonu ile Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin erdem-değer-eylem odaklı yaklaşımı, OB8: Sürdürülebilirlik Okuryazarlığı Becerisi ve Millî Eğitim Bakanlığı 2026-2030 İklim Değişikliği Eylem Planı stratejileri doğrultusunda düzenleniyor. Yarışmanın ilk aşamasında katılımcı takımlar fikir başvurularını; "Sıfır Atık, Okyanuslar ve Denizler, Gıda Güvenliği, İklim Dirençli Şehirler, İklim Uygulama Köprüsü, Gençlik ve Eğitim, Yeşil Sanayileşme, Temiz Enerji Dönüşümü, Rio Sinerjisi ile Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri" temalarından en az biri kapsamında geliştirecek. Ön eleme aşamasının ardından finalist takımların proje geliştirme yetkinlikleri çevrim içi mentörlük desteği programıyla güçlendirilecek. Antalya'da gerçekleştirilecek final maratonunda ise takımlardan ilk aşamada kullanılan COP31 temaları kapsamında kendilerine yöneltilecek yeni bir probleme belirlenen süre içerisinde özgün, uygulanabilir ve yaratıcı bir iklim çözümü geliştirmeleri beklenecek. Yarışmaya Türkiye genelinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî ve özel ortaöğretim kurumlarının hazırlık, 9, 10, 11 ve 12. sınıflarında öğrenim gören öğrenciler katılabilecek. Başvurular, resmi yarışma portalı "meslegimhayatim.meb.gov.tr"adresi üzerinden çevrim içi olarak alınıyor. Yarışma kapsamında finalistlerin ilanı, 23 Ekim 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek. Bu tarihte mentörlük programına ve finale katılmaya hak kazanan takımlar duyurulacak. Antalya Final İdeathonu 18-19 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Finalde finalist takımlar, yerinde verilen yeni tema üzerinden fikir geliştirme maratonuna katılacak ve canlı jüri sunumları gerçekleştirecek. Ödül töreni ise 20 Kasım 2026 Cuma günü yapılacak.

BİTKİDEN: “Gıdayı israf ederken doğal kaynaklarımızı da israf ediyoruz” Haber

BİTKİDEN: “Gıdayı israf ederken doğal kaynaklarımızı da israf ediyoruz”

29 Eylül Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü dolayısıyla açıklama yapan BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, gıda kaybı ve israfının yalnızca ekonomik ve sosyal değil, aynı zamanda önemli bir kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik meselesi olduğuna dikkat çekti. İSTANBUL (İGFA) - Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) öncülüğünde her yıl 29 Eylül’de gerçekleştirilen Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü, bu yıl gıda kaybı ve israfını azaltmanın dönüştürücü potansiyeline dikkat çekiyor. UNEP Gıda İsrafı Endeksi 2024 verilerine göre, 2022 yılında dünya genelinde 1,05 milyar ton gıda israf edildi ve bunun yaklaşık yüzde 60’ı hanelerde gerçekleşti. Gıda kaybı ve israfının küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 8-10’u ile ilişkili olduğu tahmin ediliyor. “İsraf ettiğimiz yalnızca gıda değil” Gıdanın sofraya ulaşıncaya kadar önemli miktarda doğal kaynak, enerji ve emek gerektirdiğini vurgulayan BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, “Bir gıdayı çöpe attığımızda yalnızca o ürünü kaybetmiyoruz. Onu üretmek için kullanılan suyu, toprağı, enerjiyi ve emeği de boşa harcıyoruz. Bu nedenle gıda kaybı ve israfıyla mücadele aynı zamanda bir kaynak verimliliği meselesi. Daha sürdürülebilir bir gıda sistemi için yalnızca nasıl ve ne kadar ürettiğimizi değil, ürettiklerimizi ne kadar etkin değerlendirdiğimizi de konuşmalıyız” dedi. BİTKİDEN, ENFiber ile Avrupa ölçeğindeki çalışmalara katkı sağlıyor Gıda kaybı ve israfının önlenmesinin yanı sıra, üretim süreçlerinde ortaya çıkan yan ürünlerin yeniden değer zincirine kazandırılması da sürdürülebilir gıda sistemlerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. BİTKİDEN, Avrupa Birliği COST Programı kapsamında yürütülen ENFiber – European Network for Valorizing Food Processing Waste into Sustainable Fibers çalışmalarında aktif olarak yer alıyor. ENFiber, gıda işleme süreçlerinde ortaya çıkan ve yeterince değerlendirilmeyen kaynakların sürdürülebilir liflere dönüştürülmesine yönelik Avrupa çapında bilimsel ve teknolojik iş birliklerinin geliştirilmesini amaçlıyor. Akdağ, “Önceliğimiz gıda kaybı ve israfını mümkün olduğunca önlemek. Bununla birlikte, üretim sırasında kaçınılmaz olarak ortaya çıkan yan ürünleri atık olarak görmek yerine yeniden değer zincirine kazandırmak da döngüsel ekonominin önemli bir parçası. BİTKİDEN olarak ENFiber gibi uluslararası çalışmalarla kaynakların daha etkin kullanıldığı sürdürülebilir gıda sistemlerinin gelişimine katkı sağlamayı önemsiyoruz” ifadelerini kullandı. İsrafla mücadele günlük yaşamda başlıyor Gıda israfının önemli bir bölümünün hanelerde gerçekleşmesi, tüketici alışkanlıklarının önemini de ortaya koyuyor. Planlı alışveriş yapmak, ihtiyaç kadar satın almak, doğru porsiyonlama yapmak, gıdaları uygun koşullarda saklamak ve artan yemekleri güvenli şekilde değerlendirmek israfın azaltılmasına katkı sağlayabilecek temel adımlar arasında yer alıyor. Gıda okuryazarlığının da bu mücadelede önemli olduğuna dikkat çeken Akdağ, özellikle Son Tüketim Tarihi (STT) ile Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) arasındaki farkın doğru bilinmesinin, tüketilebilir durumdaki gıdaların gereksiz yere çöpe atılmasının önüne geçebileceğini belirtti. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamındaki 12.3 numaralı hedef, 2030 yılına kadar perakende ve tüketici düzeyindeki kişi başına küresel gıda israfının yarıya indirilmesini ve üretim ile tedarik zincirlerindeki gıda kayıplarının azaltılmasını amaçlıyor. Akdağ, “29 Eylül’ü yalnızca gıda israfını hatırladığımız bir gün olarak değil, gıdayla ilişkimizi yeniden düşünmek için bir fırsat olarak görmeliyiz. Gıdaya hak ettiği değeri vermek; onu üretmek için kullanılan doğal kaynaklara, emeğe ve geleceğimize de değer vermektir” dedi.

Yeni Elektrikli Nissan MICRA, Green NCAP'ten Beş Yıldız Aldı Haber

Yeni Elektrikli Nissan MICRA, Green NCAP'ten Beş Yıldız Aldı

Yeni Nissan MICRA, bağımsız araç değerlendirme kuruluşu Green NCAP’in Sürdürülebilirlik Derecelendirmesi’nde en yüksek derece olan beş yıldızı aldı. MICRA, Enerji Verimliliği’nde 10 üzerinden 9,3, Sera Gazları’nda ise 10 üzerinden tam 10 puan aldı; Green NCAP ayrıca aracın soğuk hava koşullarındaki performansını “İyi” olarak değerlendirdi. 2027 yılında Türkiye'ye gelecek olan tamamen elektrikli yeni Nissan MICRA, bağımsız çevresel değerlendirme programı Green NCAP’in verdiği en yüksek derece olan beş yıldızlı Sürdürülebilirlik Derecesi’ni almaya hak kazandı. Bu derece, MICRA’nın hava kalitesi, enerji verimliliği ve sera gazı emisyonları gibi temel alanlardaki güçlü çevresel performansını teyit ediyor. Green NCAP, pek çok değerlendirmeden farklı olarak aracın üretimden kullanıma, kullanım ömrünün sonundaki geri dönüşüm sürecine kadar tüm yaşam döngüsünü hesaba katıyor. Böylece müşterilere, aracın genel çevresel etkisine ilişkin bağımsız bir ölçüt sunuyor. Yeni MICRA’nın Green NCAP’ten aldığı beş yıldız ne anlama geliyor? Green NCAP’in beş yıldızlı Sürdürülebilirlik Derecesi, çevresel performans açısından programın ulaşılabilecek en üst seviyesini temsil ediyor ve yalnızca kuruluşun “çok iyi elektrikli araçlar” olarak tanımladığı modellere veriliyor. Tamamen elektrikli yeni MICRA, Green NCAP testlerinin tüm başlıklarında güçlü sonuçlar elde etti. Araç, Enerji Verimliliği’nde 10 üzerinden 9,3, Sera Gazları’nda ise 10 üzerinden tam 10 puan aldı. Green NCAP ayrıca aracın soğuk hava performansını “İyi” olarak değerlendirdi. Yeni MICRA’nın kompakt boyutları verimliliğe ve günlük kullanıma nasıl katkı sağlıyor? Eğlenceli, kompakt ve çevik bir elektrikli otomobil olarak tasarlanan yeni MICRA, dört metrenin altındaki uzunluğu ve 1,8 metreyi aşmayan genişliğiyle Avrupa şehirlerinin sokaklarında kolay kullanım sunarken Green NCAP’in ortaya koyduğu üst düzey sürdürülebilirlik performansını da karşılıyor. Müşteriler, pazara göre değişen donanım seçeneklerine bağlı olarak WLTP normlarına göre 317 km’ye kadar menzil sunan 40 kWh ve 416 km’ye kadar menzil sunan 52 kWh batarya versiyonları arasında seçim yapabiliyor. 40 kWh batarya 80 kW’a, 52 kWh batarya ise 100 kW’a kadar DC hızlı şarjı destekliyor. Rejeneratif frenleme ve Nissan’ın e-Pedal teknolojisi de günlük sürüşte verimliliği destekliyor. 100 km’de yalnızca 14,2 kWh enerji tüketen MICRA, verimlilik alanındaki iddiasını bir kez daha ortaya koyuyor. MICRA, Avrupalı müşteriler için nasıl tasarlandı? Özellikle Türkiye’nin de içinde yer aldığı Avrupalı müşteriler düşünülerek geliştirilen altıncı nesil MICRA, bu köklü model adının tamamen elektrikli bir otomobile dönüşümünü temsil ediyor. Kompakt boyutları Avrupa’nın kentsel yaşamına ve dar sokaklarına son derece uygunken, sunduğu menzil ve şarj kabiliyeti müşterilere gerektiğinde şehir dışına da rahatlıkla çıkabilme esnekliği sağlıyor. Dış tasarımı Londra’daki Nissan Design Europe’ta hayata geçirilen model, kendine özgü Nissan kimliğiyle öne çıkıyor. Belirgin çamurluk kavisleri ve karakteristik aydınlatma imzası, otomobile MICRA’nın önceki beş neslinde oluşan kişiliği ileri taşıyan etkileyici bir karakter kazandırıyor. İç mekânda ise Google built-in özellikli NissanConnect ve şarj duraklarını da hesaba katan rota planlama gibi bağlantılı teknolojiler, günlük kullanımı kolaylaştırıyor. Nissan AMIEO Ürün, Marka ve Pazarlama Stratejisi’nden Sorumlu Bölge Başkan Yardımcısı Clíodhna Lyons şunları söyledi: “Yeni MICRA, elektrifikasyon stratejimizin Avrupalı müşterilerin ihtiyaçları etrafında tasarlanmış otomobillere nasıl dönüştüğünü gösteriyor. Green NCAP’ten alınan beş yıldızlı Sürdürülebilirlik Derecesi, müşterilerin MICRA’dan beklediği özgün tasarım, kullanışlı menzil ve günlük kullanım kolaylığının yanı sıra hedeflediğimiz verimliliğin de bağımsız bir kuruluş tarafından tescillenmesi açısından büyük önem taşıyor. “Avrupa’da elektrifiye ürün gamımızı genişletmeye devam ederken, müşterilerimize farklı ihtiyaç ve yaşam tarzlarına uygun olarak yüzde 100 elektrikli modeller ile sınıfının öncüsü e-POWER teknolojisini de içeren hibrit modeller arasında seçim imkânı sunuyoruz. Elektrikli mobiliteye Nissan’ın kendine özgü karakterini taşıyan MICRA, bu portföyün önemli bir parçası.” İttifak, yeni MICRA’ya nasıl destek sağlıyor? Renault ile iş birliği içinde geliştirilen yeni MICRA, Nissan’ın Renault-Nissan-Mitsubishi İttifakı’nın ölçek avantajından yararlanarak Avrupa için verimli bir şekilde elektrikli araç geliştirirken kendine özgü kimliğini nasıl koruduğunu gözler önüne seriyor. Bu yaklaşım, günümüz tüketicilerinin sürekli değişen ihtiyaçlarına yanıt vermek için iş birliklerinden yararlanarak araçları pazara daha hızlı sunmayı öngören Nissan gelecek vizyonunun temel unsurlarından birini oluşturuyor. Sıkça Sorulan Sorular S: Yeni Nissan MICRA, Green NCAP’ten hangi dereceyi aldı? C: Tamamen elektrikli yeni Nissan MICRA; %94’lük genel puanın yanı sıra Temiz Hava’da 10 üzerinden 9,1, Enerji Verimliliği’nde 10 üzerinden 9,3 ve Sera Gazları’nda 10 üzerinden 10 puan alarak Green NCAP’in en yüksek derecesi olan beş yıldızlı Sürdürülebilirlik Derecesi’ni elde etti. S: Beş yıldızlı Green NCAP Sürdürülebilirlik Derecesi nedir? C: Beş yıldız, Green NCAP’in verdiği en yüksek Sürdürülebilirlik Derecesi olup kuruluşun web sitesinde “genel olarak mükemmel performans” şeklinde tanımlanıyor. Green NCAP metodolojisi, araçların çevresel performansını Temiz Hava, Enerji Verimliliği ve Sera Gazları başlıkları altında, aracın yaşam döngüsü boyunca ortaya çıkan çevresel etkileri de hesaba katarak değerlendiriyor. S: Yeni Nissan MICRA’nın menzili ne kadar? C: Yeni Nissan MICRA, donanıma bağlı olarak WLTP normlarına göre 317 km’ye kadar menzil sunan 40 kWh ve 416 km’ye kadar menzil sunan 52 kWh olmak üzere iki batarya seçeneğiyle sunuluyor. Bu iki seçenek, müşterilerin sürüş ihtiyaçlarına en uygun menzil ve batarya kapasitesi kombinasyonunu belirlemesine olanak tanıyor. S: Yeni Nissan MICRA nerede tasarlanıp üretiliyor? C: Avrupalı müşteriler için geliştirilen yeni MICRA’nın dış tasarımı, Londra’daki Nissan Design Europe’ta hayata geçirildi. Model, AmpR Small elektrikli araç platformu üzerinde, Fransa’nın Douai kentindeki Ampere ElectriCity tesisinde üretiliyor. S: Renault-Nissan-Mitsubishi İttifakı, yeni Nissan MICRA’nın geliştirilmesinde nasıl bir rol oynadı? C: Yeni MICRA, Renault-Nissan-Mitsubishi İttifakı bünyesinde, ortak elektrikli araç uzmanlığı ve Ampere’in AmpR Small elektrikli araç platformu kullanılarak geliştirildi. Nissan, İttifak’ın sağladığı bu imkânları Nissan Design Europe imzalı özgün bir dış tasarımla birleştirdi. Bu yaklaşım, ortak araç geliştirme ve üretim süreçlerinin Nissan’ın kendine özgü kimliğini korurken verimliliği nasıl desteklediğini gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ortaokul öğrencileri için 'yapay zekâ eğitim programı' tanıtıldı Haber

Ortaokul öğrencileri için 'yapay zekâ eğitim programı' tanıtıldı

Millî Eğitim Bakanlığı, Koç Holding ve Vehbi Koç Vakfı iş birliğiyle hazırlanan programla ortaokul öğrencilerinin yapay zekâ okuryazarlığının geliştirilmesi hedeflendi. İSTANBUL (İGFA) - Koç Topluluğu’nun 100. yılı dolayısıyla hayata geçirilen “Okuldan Öğrendim Eğitim Hareketi” kapsamında hazırlanan Yapay Zekâ Eğitim Programı, yeni eğitim öğretim yılında uygulamaya alındı. Millî Eğitim Bakanlığı, Koç Holding ve Vehbi Koç Vakfı iş birliğiyle geliştirilen program, Beykoz Koç Ortaokulu’nda tanıtıldı. Tanıtım programına Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, Koç Holding CEO’su ve Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Levent Çakıroğlu ile eğitim yöneticileri ve öğrenciler katıldı. YELKENCİ: “YAPAY ZEKÂYI ANLAYAN NESİLLER YETİŞTİRMELİYİZ” Programın tanıtımında konuşan Yelkenci, hedeflerinin yapay zekâyı yalnızca tüketen değil, onu anlayan, etik değerlerle sorgulayan ve toplumsal fayda için tasarlayan nesiller yetiştirmek olduğunu söyledi. Yelkenci, yapay zekâya sistem düşüncesi ve okuryazarlık perspektifiyle bakılması gerektiğini vurguladı. Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu ise insan kaynağına ve eğitime yapılan yatırımı Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırım olarak gördüklerini ifade etti. Yapay zekâyı anlamanın yeni bir temel okuryazarlık alanı haline geldiğine dikkat çeken Çakıroğlu, öğrencilere yalnızca yapay zekâ kullanma becerisi değil, bilgiyi sorgulama ve teknolojiyi etik biçimde kullanma yetkinliği kazandırılmasının önemine işaret etti. Programın, ortaokul düzeyindeki yaklaşık 5,2 milyon öğrenciye ulaşmasının hedeflendiği belirtildi. Çalışmanın, yapay zekâyı derslerle ilişkilendiren sınıf içi etkinlikler, öğretmen rehberleri ve eğitimlerle destekleneceği kaydedildi. Programın içerik geliştirme sürecinde, MIT RAISE’ın yapay zekâ eğitimine ilişkin küresel bilgi birikiminden yararlanıldığı ve içeriklerin Türkiye’nin eğitim önceliklerine göre uyarlandığı aktarıldı. Ayrıca program öncesinde öğretmenlerle ihtiyaç analizi ve uyarlama çalıştayları yapıldığı bildirildi. TÜRKİYE YAPAY ZEKÂ TURNUVASI YOLDA Programın ilerleyen aşamalarında düzenlenecek Türkiye Yapay Zekâ Turnuvası ile öğrencilerin eğitim, sağlık, erişilebilirlik, çevre ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda gerçek hayat problemlerine yapay zekâ tabanlı çözümler geliştirmesi amaçlanıyor. “Okuldan Öğrendim Eğitim Hareketi”nin bir diğer ayağını oluşturan İlkokul Gelişim Modeli de erken yaşta güçlü öğrenme temeli oluşturmayı hedefliyor. İlk pilot uygulaması Ankara Sincan Koç İlkokulu’nda yapılan modelin, zamanla diğer Vehbi Koç Vakfı bağış okullarına da yayılması planlanıyor.

Yeni av sezonuna 'Vira Bismillah' Haber

Yeni av sezonuna 'Vira Bismillah'

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2026-2027 Su Ürünleri Av Sezonu’nun İzmir’de düzenlenen programla başlatıldığını duyurdu. Bakan Yumaklı, Türkiye’nin su ürünlerinde yaklaşık 100 ülkeye 2,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini ve üretimin 1 milyon tonu aştığını belirtti. İZMİR (İGFA) - Türkiye’de 2026-2027 Su Ürünleri Av Sezonu, İzmir’de düzenlenen programla dualarla ve “Vira Bismillah” denilerek başladı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yeni av sezonunun başlangıcını sosyal medya hesabından duyurdu. Yumaklı, Türkiye’nin su ürünleri sektöründe teknoloji, üretim ve ihracat kapasitesiyle küresel ölçekte önemli bir konuma ulaştığını belirtti. SU ÜRÜNLERİNDE 2,3 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT Türkiye’nin yaklaşık 100 ülkeye 2,3 milyar dolarlık su ürünleri ihracatı gerçekleştirdiğini belirten Bakan Yumaklı, toplam üretimin ise 1 milyon tonu aştığını ifade ederek, sürdürülebilir balıkçılığın önemine dikkat çekti ve denizlerin bereketinin korunması amacıyla avcılık ile yetiştiricilik faaliyetlerinde sürdürülebilirlik ilkelerinin gözetileceğini vurguladı. Yeni av sezonunda balıkçılara başarı dileyen Bakan İbrahim Yumaklı, tüm balıkçı reislerine "Bereketli olsun, rastgele" diyerek kazasız, belasız ve bol kazançlı bir sezon temennisinde bulundu. ???? Doğu Akdeniz’den Atlantik’e kadar şanlı bayrağımızı gururla dalgalandıran güçlü filomuz ve fedakâr balıkçılarımızla yeni bir sezona adım atıyoruz. ???? Sadece daha fazla üretmiyor; sürdürülebilirlik bilinciyle denizlerimizi, ekosistemimizi ve yarınlarımızı güvence altına… pic.twitter.com/Tb65hHjlZa — T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı (@TCTarim) August 31, 2026

197 Ülkede Gıdanın Geleceği Mercek Altına Alındı Haber

197 Ülkede Gıdanın Geleceği Mercek Altına Alındı

Dünya genelinde gıdanın ekonomik, çevresel ve toplumsal boyutlarını inceleyen Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi’nin yeni araştırması, mevcut ilerleme hızıyla küresel 2030 hedefleri arasındaki ciddi farkı ortaya koydu. Araştırmaya göre pestisit kullanımından sera gazı emisyonlarına kadar pek çok alanda kapsamlı adımlar atılması gerekiyor. TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, ilerlemenin hızlanması halinde 2050’ye kadar hedeflere ulaşılabileceğini belirtti. Küresel hedeflere en çok yaklaşan ülkeler arasında ise Japonya ve Kanada yer aldı. İklim krizi, artan maliyetler ve doğal kaynakların tahribi; güvenilir, besleyici ve erişilebilir gıdaya ulaşmayı dünyanın en kritik sorunlarından biri haline getiriyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Johns Hopkins Üniversitesi, Cornell Üniversitesi ve Küresel Beslenmeyi İyileştirme İttifakı (GAIN) tarafından ortaklaşa yürütülen Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi (FSCI) araştırması, dünya genelinde gıdanın üretimden tüketime uzanan yapısının 2030 hedeflerinin önemli ölçüde gerisinde kaldığını gösterdi. Gıda kaynaklı emisyonlar “sıfır” hedefine çok uzak Nature Food dergisinde yayınlanan araştırmada 197 ülke, beslenme ve sağlık, çevre ve doğal kaynaklar, geçim kaynakları, yoksulluk ve eşitlik, yönetim ve dayanıklılık olmak üzere beş ana alanda ve 44 gösterge üzerinden değerlendirildi. Bu kapsamda 22 göstergede küresel ortalama bakımından ilerleme kaydedildiği, 15 göstergede belirgin bir değişiklik yaşanmadığı, 7 göstergede ise tablonun kötüleştiği tespit edildi. Suya güvenli erişim, bilgiye erişim, kamu yönetiminin etkinliği ve tarımsal verimlilik olumlu gelişme kaydedilen alanlar arasında yer aldı. Sivil toplumun karar süreçlerine katılımı, kamu yönetiminde hesap verebilirlik, sağlıklı beslenmenin maliyeti, gıda güvencesizliği, pestisit kullanımı, ultra işlenmiş gıda satışları ve sera gazı emisyonları ise olumsuz yönde ilerledi. Araştırmada özellikle gıda kaynaklı sera gazı emisyonlarında bugünkü eğilimlerin devam etmesi durumunda hiçbir ülkenin ‘sıfır emisyon’ hedefine ulaşamayacağına dikkat çekildi. Japonya, İzlanda ve Kanada küresel gıda hedeflerinde öne çıktı Ülkelerin küresel hedeflere ne ölçüde yaklaştığı dünyanın farklı coğrafyaları açısından da değerlendirildi. Yeni Zelanda 14 göstergede Okyanusya’da, Tunus 16 göstergede Afrika’da, İzlanda 21 göstergede Avrupa’da, Kanada 17 göstergede Kuzey ve Güney Amerika’da, Japonya ise 16 kriterde Asya kıtasında hedeflenene en yakın sonuçları kaydetti. Hedeflere ulaşmak için gereken ilerleme hızı da coğrafyalara göre belirgin biçimde değişiyor. Afrika’nın gıda güvencesizliği, tarımsal su kullanımı, kamu idaresi ve çocuk işçiliğinin de aralarında bulunduğu 16 kriterde küresel ölçütleri yakalayabilmesi için her yıl yüzde 20’nin üzerinde iyileşme sağlaması gerekiyor. Avrupa’da ihtiyaç duyulan iyileşme oranları ise diğer bölgelere kıyasla daha düşük seviyede. “Hedeflere 2050’ye kadar ulaşmak mümkün” Araştırmayı değerlendiren TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, artan nüfusun, iklim değişikliğinin ve doğal kaynaklardaki tahribatın gıda ekosistemi üzerindeki yükü her geçen gün artırdığını belirterek şunları söyledi: “Gıda alanındaki başarıyı üretim miktarı tek başına belirlemiyor. Üretilen gıdanın güvenilir ve besleyici olması, tüketicinin bu gıdaya erişebilmesi, üretimde kullanılan suyun, enerjinin ve hammaddenin verimli yönetilmesi de büyük önem taşıyor. Araştırma, bütün bu konuların bir arada ele alınması gerektiğini ve bugüne kadar kaydedilen ilerlemenin 2030 hedefleri için yeterli olmadığını gösteriyor. Bugünden itibaren daha hızlı hareket edilirse hedeflerin büyük bölümüne 2050’ye kadar ulaşmak mümkün. Bunun için üretim ve tüketimi geleceğin ihtiyaçları doğrultusunda vakit kaybetmeden yeniden şekillendirmeliyiz.” Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesi ve gıda sanayisindeki uzmanlığının önemli bir avantaj sağladığını belirten Sidar, “Güçlü bir üretim altyapısına ve uzun yıllara dayanan sektör deneyimine sahibiz. Bu potansiyeli uzun vadeli politikalarla desteklediğimizde Türk gıda sanayisini iklim, tedarik ve fiyat dalgalanmalarına karşı daha dayanıklı hâle getirebiliriz” dedi. Gıda sektörünün paydaşları 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde buluşuyor Sidar, araştırmanın gündeme taşıdığı konuların TÜGİS ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenlenecek 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde sektörün farklı paydaşlarıyla birlikte değerlendirileceğini söyledi. “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasıyla 24 Aralık’ta Swissôtel The Bosphorus’ta gerçekleştirilecek zirvenin programında iklim krizi, gıda israfı, sürdürülebilir üretim, gıda ekonomisi, rejeneratif tarım ve tedarik zincirindeki dönüşüm gibi başlıklar yer alıyor. İş dünyası, kamu, akademi ve sivil toplum temsilcilerini buluşturacak zirvede, gıdanın geleceğine ilişkin çözüm önerileri ve yeni iş birliği imkanları paylaşılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.