Hava Durumu

#Stres Yönetimi

giresunsonhaber - Stres Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Stres Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uzun Yaşam Genetik mi, Seçim mi? Haber

Uzun Yaşam Genetik mi, Seçim mi?

Kimileri 100 yaşına dek sağlıklı bir yaşam sürebilirken, bazıları genç yaşlarda ciddi sağlık problemleriyle karşılaşabiliyor. Peki, uzun yaşamın sırrı nerede gizli? Genetik mi, yoksa yaşam tarzı mı daha etkili? "İnsan ömrünün yaklaşık %25-40'ı genetikle belirlenirken, geri kalan ise yaşam tarzı, çevresel faktörler ve tesadüflerle şekilleniyor" diyen Acıbadem Life Longevity’den İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, genetiğin yaşlanma üzerindeki etkilerini ve epigenetikle birlikte sağlıklı yaşam alışkanlıklarının bu süreci nasıl değiştirdiğini anlattı. Genetik, Piyanonun Tuşlarıysa; Epigenetik, O Tuşlara Basan Piyanisttir Kimler uzun yaşar? Uzun yaşam, aileden miras alınan bir özellik mi yoksa daha fazlası mı? Bilimsel çalışmaların son yıllarda en fazla yoğunlaştığı konuların başında uzun ve sağlıklı yaşam geliyor. Yapılan araştırmalara göre, insan ömrünün yaklaşık yüzde 25 ila 40’ının genetik faktörlere bağlı olduğu belirlenmiş durumda. Peki kalan yüzde 60’lık kısımda etkili olan nedir? Acıbadem Bodrum Hastanesi’nde bulunan Acıbadem Life Longevity’de görev yapan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, bu yüzde 60’lık kısmın çevresel faktörlerle, yaşam tarzı seçimleriyle ve rastlantıların etkisiyle şekillendiğini söylüyor ve "İyi bir genetik altyapıya sahipseniz bu büyük bir avantajdır; fakat bu şansı en iyi şekilde değerlendirmek için epigenetik etkileri anlamak gereklidir. Genetik, piyanonun tuşları gibidir ve o tuşlara hangi sıra ve nasıl basılacağını belirleyen epigenetik mekanizmalardır. Besinler, toksinler, gazlar, radyasyon, egzersiz, uyku, stres ve enfeksiyonlar gibi çevresel faktörler bütününü işaret eden ekspozom, bu "piyanist"in notalarını oluşturur. DNA üzerindeki belirli bölgelerde gerçekleşen metilasyon veya histon modifikasyonu gibi epigenetik düzenlemeler, genlerin aktif mi pasif mi olacağını belirler." dedi. UZUN YAŞAM “OLAĞANÜSTÜ GENLER”E BAĞLI! YA SİZDE YOKSA? Guinness rekorlarına göre dünyanın en uzun süre yaşayan insanı olarak bilinen ve 122 yaşında hayatını kaybeden Jeanne Louise Calment örneğinden bahseden Acıbadem Life Longevity İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, “Bu kişi 117 yaşına kadar sigara içiyordu. Alkol ve çikolataya da bir hayli düşkündü. Bazı bireyler olağanüstü genetik profile sahip olabilir” diye konuştu. Uzun ömürlü aileler üzerinde yapılan incelemelerde yaşlanmaya karşı koruyucu genetik profillerin, sağlıklı metabolizma ve düşük hastalık riskiyle öne çıktığını belirten Uzm.Dr. Halil Ertürk, “Bu özellikler, uzun ve sağlıklı yaşamın aile içerisinde genetik olarak aktarılabildiğini gösteriyor. Uzun ömürlü ailelerin üyeleri, daha düşük kan şekeri, insülin ve trigliserid seviyeleriyle daha sağlıklı bir metabolik profile sahip. Bu özellikler, yaşlanmaya bağlı hastalıkların gecikmesini ve daha uzun sağlıklı yaşam süresini destekliyor. Bu ailelerde Alzheimer, diyabet, kalp yetmezliği gibi yaşa bağlı hastalıkların daha az görüldüğü belirtiliyor. Ayrıca, kanser gibi hastalıklara karşıda daha dirençli oldukları ve hastalık sonrası daha dayanıklı oldukları gözlemleniyor. Bu ailelerde, sağlıklı yaşam süresini uzatan, bir kısmı büyük oranda doğrulanmış, bir kısmı kısmen doğrulanmış bazı genler öne çıkıyor” dedi. İŞTE UZUN YAŞAM GENLERİ APOE2: Bu varyant, Alzheimer ve kalp hastalığı riskini azaltıyor. FOXO3a: Hücrelerin strese karşı dayanıklılığını artıran ve DNA onarımını destekleyen bir "hücre bekçisi" olarak işlev görür. CETP ve APOC3: Bu genlerin belirli varyantları, iyi kolesterol (HDL) seviyelerini artırıp trigliseritleri düşürerek kardiyovasküler sağlığı korur. IGF-1R ve d3GHR: Büyüme sinyallerini düzenleyen bu genlerin düşük aktiviteli varyantları, metabolizmanın yavaşlamasına ve yaşam süresine katkıda bulunur. Sirt6: Yaşlanma karşıtı bir "Sirtuin" geni olan Sirt6, DNA hasarlarını onararak genomun sağlıklı kalmasını sağlar. NE ZAMAN YAŞLANACAĞINIZI SAĞLIK YÖNETİMİNİZ BELİRLİYOR! Genetik yatkınlığın kronolojik yaştan farklı olan biyolojik yaşı doğrudan etkilediğini belirten Uzm. Dr. Halil Ertürk, “Özellikle DNA onarımı ve genom stabilitesi ile ilişkili genler, yaşlanma hızımızda kritik rol oynar. Yaşlandıkça, genetik etkiler çevresel faktörlerle daha fazla etkileşime girer. Özellikle uyku kalitesi ve beslenme gibi faktörler, genetik riskin yüksek olduğu kişilerde bile yaşlanma hızını yavaşlatabilir. Genetik yatkınlık yaşlanma sürecini şekillendiriyor olsa da, sağlıklı yaşam tarzı seçimleri genetik riskleri yönetmenin, uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmenin en etkili yoludur” dedi. 8 HAFTADA 4,6 YIL GENÇLEŞMEK MÜMKÜN MÜ? Yaşam tarzına odaklanan yalnızca 8 haftalık bir müdahale programı kapsamında, DNA metilasyon saati kullanılarak ölçülen biyolojik yaşın ortalama 4,6 yıl geriye çekilebildiğinin gösterildiğini belirten Uzm. Dr. Halil Ertürk, “Bu da genetik kodumuzu değiştiremesek bile, genlerin nasıl işlev göreceğini etkileyen epigenetik düzenlemeleri yönetebileceğimizi ortaya koyuyor. Sağlıklı beslenme, egzersiz, kaliteli uyku, stres yönetimi gibi alışkanlıklar, genetik riskiniz ne olursa olsun yaşam süresini uzatabilir ve yaşam kalitesini artırabilir” diye konuştu. Genetik müdahalelerin gelecekte yaşlanma sürecini yavaşlatmak hatta tersine çevirmek için önemli bir araç haline gelebileceğine dikkat çeken Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, “Bu fikir artık bilim kurgu olmaktan çıktı. Bugün laboratuvar ortamında deneysel olarak uygulanabilen genetik tedaviler, yaşlanmanın kök sebeplerini hedef alarak biyolojik yaşı geri çekme potansiyeline sahip” dedi. YAŞLANMAYI GECİKTİRMEYİ HEDEFLEYEN GENLER Telomeraz: Hücre bölünmesiyle kısalan telomerleri (kromozom uçları) uzatarak hücresel yaşlanmayı yavaşlatır. Özellikle kök hücre ve bağışıklık sistemi hücrelerindeki yaşlanmanın tersine çevrilmesi tüm vücutta gençleşme etkisini oluşturur. Follistatin: Kas büyümesini engelleyen Myostatin proteinini bloke ederek yaşa bağlı kas kaybını (sarkopeni) önler. Klotho: Özellikle beyin sağlığını korur ve Alzheimer ile ilişkili Amiloid-β plaklarını azaltmaya yardımcı olabilir. PGC-1a: Hücrelerimizin enerji merkezi olan mitokondrilerin fonksiyonunu iyileştirerek yaşlanmaya bağlı enerji kaybını hedefler.

AFAD’dan Dev İstihdam Hamlesi: 1250 Yeni Arama ve Kurtarma Personeli Alınacak! Haber

AFAD’dan Dev İstihdam Hamlesi: 1250 Yeni Arama ve Kurtarma Personeli Alınacak!

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Taşra Teşkilatında Çalıştırılmak Üzere 77 Tekniker ve 1.173 Teknisyen Kadrosu İçin Giriş (Uygulama ve Sözlü) Sınavı Düzenleyecek. Başvurular, 5-11 Kasım Tarihleri Arasında E-Devlet Üzerinden Kabul Edilecek. ANKARA – Ülkemizin afet ve acil durum müdahale kapasitesini artırmayı amaçlayan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), taşra teşkilatında çalışacak yeni personel alımını ilan etti. Duyuruya göre, toplam 1.250 sözleşmeli personel alımı yapılacak: Sözleşmeli Arama ve Kurtarma Teknikeri: 77 kişi Sözleşmeli Arama ve Kurtarma Teknisyeni: 1.173 kişi Personel alımları, "Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar" kapsamında, KPSS puan sıralamasında başarılı olan adaylar arasından yapılacak uygulama ve sözlü sınav sonucuna göre gerçekleşecek. Başvuru Detayları ve Genel Şartlar Adaylar başvurularını 5 Kasım 2025 saat 10:00 ile 11 Kasım 2025 saat 17:00 tarihleri arasında e-Devlet üzerinde bulunan Kariyer Kapısı-Kamu İşe Alım adresinden elektronik ortamda yapabilecekler. Genel Başvuru Koşullarından Öne Çıkanlar: Yaş Sınırı: Başvurunun son günü itibarıyla 30 yaşından gün almamış olmak (11.11.1996 veya sonrasında doğanlar). Sürücü Belgesi: En az B sınıfı sürücü belgesine sahip olmak. Boy/Kilo Şartı: Erkeklerde en az 1.65 m, en fazla 1.90 m; kadınlarda ise en az 1.60 m, en fazla 1.85 m boyunda olmak. Boyun 1 metreden fazla olan kısmı ile kilo arasında (+,-) 10 kg’dan fazla fark olmamak. Sağlık: Fiziksel, ruhsal, görsel ve işitsel engelli olmamak ve mevzuata uygun olarak arama ve kurtarma görevini icra edebilir durumda olmak. Tekniker pozisyonu için geniş bir yelpazedeki ön lisans programlarından (Bilgisayar, Elektrik, Makine, İnşaat Teknolojisi, Acil Durum ve Afet Yönetimi vb.) mezuniyet aranırken, Teknisyen pozisyonu için Mesleki ve Teknik Ortaöğretim kurumlarının ilgili dallarından mezuniyet şartı bulunmaktadır. Türkiye Genelindeki Dağılım ve Sınav Süreci Alımlar, 71 farklı ilde yapılacak olup, en çok alım yapılacak iller sırasıyla İstanbul (302 kişi), İzmir (150 kişi) ve Ankara (154 kişi) olarak belirlenmiştir. Giriş Sınavı İki Aşamalıdır: Uygulama Sınavı (Fiziki Yeterlilik): 26 Ocak - 13 Şubat 2026 tarihleri arasında Bursa, Diyarbakır, İzmir ve Samsun'daki bölgesel merkezlerde gerçekleştirilecek. Erkek adayların 180 saniye, kadın adayların ise 185 saniyede tamamlaması gereken zorlu bir parkur vardır. Başarı için en az 70 puan almak gereklidir. Sözlü Sınav: 4 - 15 Mayıs 2026 tarihleri arasında uygulama sınavının yapıldığı merkezlerde düzenlenip, adaylar; kavrama yetenekleri, mesleki uygunluk, stres yönetimi ve arama kurtarma alanındaki farkındalıklarına göre değerlendirilecektir. Uygulama sınavının puanının %60'ı ve sözlü sınav puanının %40'ı hesaplanarak başarı puanı oluşturulacak, atamaya esas teşkil edecek listeler duyurulacaktır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.