Hava Durumu

#Sosyal

giresunsonhaber - Sosyal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AİLEDE DUYGUSAL DAYANIKLILIK İÇİN ÜÇ KURUMDAN İŞ BİRLİĞİ Haber

AİLEDE DUYGUSAL DAYANIKLILIK İÇİN ÜÇ KURUMDAN İŞ BİRLİĞİ

AİLEDE DUYGUSAL DAYANIKLILIK İÇİN ÜÇ KURUMDAN İŞ BİRLİĞİ Giresun’da kadın Kur’an kursu öğreticilerine yönelik düzenlenen seminerde, aile bireylerinin stres, kaygı ve zorlayıcı yaşam olayları karşısında birbirlerine destek olma becerilerinin güçlendirilmesi ele alındı. Giresun İl Müftülüğü, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile Türk Kızılay Giresun İl Başkanlığı iş birliğinde “Ailede Duygusal Dayanıklılık” semineri gerçekleştirildi. Kızılay Kadın Giresun İl Koordinatörlüğü koordinesinde, İl Müftülüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. AİLE DEĞERLERİNİN KORUNMASI İÇİN ORTAK ÇALIŞMA Seminerin açılış konuşmasını yapan Türk Kızılay Kadın Giresun İl Başkanı Reyhan Pirdal, aile değerlerinin korunmasına yönelik kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Pirdal; ortak eğitimler, istihdam çalışmaları ve gönüllülük faaliyetleri kapsamında birçok etkinlik gerçekleştirdiklerini belirterek bu yöndeki çalışmaların devam edeceğini ifade etti. “EBEVEYNLERİN TUTUMU ÇOCUKLARA MODEL OLUYOR” Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Uzman Psikoloğu Duygunur Tiryaki Kesikoğlu, aile içinde karşılaşılan zorluklar ve kriz dönemlerinde duygusal dayanıklılığın hayati önem taşıdığını söyledi. Duygusal dayanıklılığın aile hayatında hiç sorun yaşamamak anlamına gelmediğini vurgulayan Kesikoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Duygusal dayanıklılık, aile hayatında hiç zorluk yaşamamak veya stresten tamamen uzak kalmak değildir. Aksine yaşanan olumsuzlukların ve krizlerin ardından aile üyelerinin birbirlerine güvenerek ve destek olarak yeniden toparlanabilme becerisidir. Anne ve babaların stres ve zorlayıcı yaşam olayları karşısında sergiledikleri çözüm odaklı tutum, çocuklar için doğrudan bir öğrenme modeli oluşturmaktadır. Bu tutum, çocukların gelecekte kendi hayatlarında gösterecekleri direncin de temelini atmaktadır.” AÇIK İLETİŞİM VE GÜVEN VURGUSU Aile bireylerinin yaşadıkları sıkıntıları biriktirmeden paylaşmalarının önemine işaret eden Kesikoğlu, ortak sorun çözme yöntemleri geliştirilmesi ve aile içindeki güven duygusunun korunması gerektiğini belirtti. Kesikoğlu, açık iletişim ve karşılıklı desteğin zor dönemlerin aşılmasında ve aile bütünlüğünün korunmasında en büyük güvence olduğunu kaydetti. Seminere İl Müftü Yardımcıları Sibel Gül Ülker ve Adem Orhan’ın yanı sıra vaizler, Kur’an kursu öğreticileri ve Kızılay gönüllüleri katıldı.

SGK BORÇLARINDA 72 AYA KADAR TAKSİT Haber

SGK BORÇLARINDA 72 AYA KADAR TAKSİT

SGK BORÇLARINDA 72 AYA KADAR TAKSİT GİRESUN'DA YÜKSEK TUTARLI BAŞVURULAR ARTIK DAHA HIZLI SONUÇLANACAK Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarının tecil ve taksitlendirilmesinde kapsam genişletildi. Azami tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarılırken, teminatsız tecil limiti 250 bin liradan 10 milyon liraya yükseltildi. 31 Ağustos 2026'ya kadar yapılacak başvurularda yıllık tecil faizinin yüzde 39 yerine yüzde 29 uygulanacağı açıklandı. Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürü Mustafa Karakaya ise yeni düzenlemeyle kentte yüksek tutarlı tecil dosyalarının sonuçlandırılmasının da hızlanacağını bildirdi. Sosyal Güvenlik Kurumuna vadesi geçmiş borcu bulunan işveren ve işletmeleri yakından ilgilendiren tecil uygulamasında önemli değişikliklere gidildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile SGK tarafından hayata geçirilen düzenlemeler, ödeme güçlüğü yaşayan borçlulara daha uzun vadede ödeme imkânı getirirken, belirli süre içerisinde başvuranlar için tecil faizinde de önemli indirim sağlıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın 20 Haziran 2026 tarihinde yaptığı resmî açıklamaya göre, daha önce en fazla 36 ay olan SGK borçlarının tecil süresi 72 aya kadar çıkarıldı. Teminat aranmaksızın tecil edilebilecek tutarın üst sınırı da 250 bin liradan 10 milyon liraya yükseltildi. BAKAN IŞIKHAN: İŞLETMELERİN FİNANSMAN YÜKÜNÜ AZALTIYORUZ Bakan Işıkhan, düzenlemenin işverenlerden gelen talepler doğrultusunda hazırlandığını belirterek, amaçlarının işletmelerin mali yükünü azaltmak, istihdamı korumak ve ekonomik faaliyetlerin devamlılığına katkı sağlamak olduğunu açıkladı. Yeni sistem yalnızca bundan sonra yapılacak tecil başvurularını kapsamıyor. Bakanlığın açıklamasına göre halen tecil ve taksitlendirme kapsamında borcu bulunan işverenlere de mevcut borçlarını daha uzun vadelerle yeniden düzenleyebilme imkânı getirildi. Düzenlemenin en dikkat çekici başlıklarından biri ise faiz oranında yapılan geçici indirim oldu. 31 AĞUSTOS'A KADAR BAŞVURANA YÜZDE 29 TECİL FAİZİ SGK'nın resmî bilgilendirmesinde, 19 Haziran 2026 tarihli düzenleme kapsamında 31 Ağustos 2026'ya kadar başvuru yapılması şartıyla yıllık sabit yüzde 29 tecil faizi uygulanacağı duyuruldu. Kurum ayrıca bu imkândan yararlanmak isteyenlerin belirtilen tarihe kadar başvurularını yapmaları ve ilk taksit tutarını ödemeleri gerektiğini hatırlattı. Bakan Işıkhan da daha önce yüzde 39 olan yıllık tecil faizinin, 31 Ağustos'a kadar yapılacak başvurularda yüzde 29'a indirileceğini açıklamıştı. Buna göre söz konusu süre, düzenlemeden daha avantajlı şartlarda yararlanmak isteyen borçlular açısından kritik önem taşıyor. TEMİNATSIZ TECİL SINIRI 40 KAT ARTIRILDI Düzenlemenin iş dünyası açısından önemli değişikliklerinden biri de teminat sınırında gerçekleşti. Daha önce 250 bin TL olan teminatsız tecil limiti 10 milyon TL'ye yükseltildi. Böylece belirlenen şartları taşıyan daha yüksek tutarlı SGK borçlarında, 10 milyon liraya kadar teminat zorunluluğu olmadan tecil imkânının önü açıldı. Bu değişiklik özellikle finansman sıkıntısı yaşayan ancak faaliyetlerini sürdürmek isteyen işletmeler açısından önemli bir kolaylık olarak değerlendiriliyor. GİRESUN'DA YÜKSEK TUTARLI DOSYALAR İÇİN YENİ DÖNEM Düzenlemenin Giresun'daki uygulamasına ilişkin ayrıntıları ise Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürü Mustafa Karakaya açıkladı. Karakaya'nın verdiği bilgiye göre, Giresun'da daha önce 13 milyon TL ile sınırlı olan tecil onay yetkisi, 31 Ağustos 2026 tarihine kadar geçici olarak kaldırıldı. Bu uygulamayla daha önce yüksek tutarlı olması nedeniyle SGK Genel Müdürlüğüne gönderilerek merkezden değerlendirilmesi gereken bazı tecil taleplerinin, gerekli şartların sağlanması halinde Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından doğrudan sonuçlandırılabilmesinin önü açıldı. Karakaya, düzenlemenin başvuru süreçlerini kısaltacağını ve özellikle yüksek tutarlı dosyalarda işlemlerin Giresun'da daha hızlı tamamlanmasına imkân sağlayacağını bildirdi. 72 AYA KADAR ÖDEME PLANI OLUŞTURULABİLECEK Yeni düzenleme, SGK borçlarının otomatik olarak 72 eşit taksite bölünmesi anlamına gelmiyor. 72 ay, uygulanabilecek azami tecil süresini ifade ediyor. Borçlunun mali durumu, ödeme kapasitesi ve tecil için öngörülen şartlar değerlendirilerek uygun ödeme planı oluşturuluyor. Karakaya da yaptığı açıklamada, borcun tek seferde ödenmesinde güçlük yaşanması halinde borçlunun mali durumunun dikkate alınacağını belirterek, uygun şartlarda oluşturulacak ödeme planlarıyla işletmelerin faaliyetlerini sürdürmesinin ve kamu alacağının düzenli biçimde tahsil edilmesinin amaçlandığını ifade etti. Bakanlığın açıklaması da uygulamanın işletmelerin nakit akışını rahatlatmak ve finansman maliyetlerini düşürmek amacı taşıdığını ortaya koyuyor. MEVCUT TECİLLİ BORÇLARA DA YENİ İMKÂN Yeni sistemin önemli ayrıntılarından biri, daha önce SGK ile tecil ve taksitlendirme anlaşması yapmış borçluların da tamamen kapsam dışında bırakılmaması. Bakan Işıkhan'ın açıklamasına göre mevcut tecilli borçların daha uzun vadelerle yeniden düzenlenmesine olanak sağlanırken, şartları karşılayan mevcut tecil dosyalarının yüzde 29'luk faiz avantajından yararlanabilmesinin de önü açıldı. Dolayısıyla düzenleme yalnızca yeni SGK borçları veya ilk kez başvuracak işletmeler açısından değil, halihazırda tecil kapsamında ödeme yapan bazı borçlular açısından da önem taşıyor. CEBRİ TAKİP DURUYOR, SATIŞ İŞLEMİ YAPILMIYOR Giresun SGK İl Müdürü Mustafa Karakaya, tecil uygulamasının hukuki sonuçlarına ilişkin de bilgi verdi. Karakaya'nın açıklamasına göre, tecil şartlarına uyulmaya devam edildiği sürece borca ilişkin cebri takip işlemleri duruyor ve cebri satış işlemleri gerçekleştirilmiyor. Böylece ödeme planına uygun hareket eden borçlunun üzerindeki icra baskısının azaltılması hedefleniyor. Araçlar konusunda da önemli bir uygulama bulunuyor. Karakaya, ilk taksidin süresinde ve eksiksiz ödenmesi halinde araçların üzerindeki yakalama şerhlerinin kaldırılabileceğini, buna karşılık araç üzerindeki haczin devam ettiğini bildirdi. BORÇ SİLİNMİYOR, ÖDEME SÜRESİ YENİDEN DÜZENLENİYOR Yeni uygulamanın bir SGK borç affı veya borcun silinmesi olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Tecil, borcun ortadan kaldırılması yerine belirli şartlarla ödeme zamanının ertelenmesi ve borcun taksitler halinde tahsil edilmesine yönelik bir mekanizma niteliği taşıyor. Karakaya da açıklamasında bu noktaya özellikle dikkat çekerek tecil uygulamasının borcun silinmesi anlamına gelmediğini, rehin ve diğer teminatların ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde korunmaya devam ettiğini belirtti. Bu nedenle borçluların yalnızca “72 ay taksit” ifadesine bakarak hareket etmek yerine kendi borçlarının kapsamını, uygulanacak ödeme planını, faiz tutarını ve teminat şartlarını SGK'dan öğrenmeleri önem taşıyor. İŞVEREN, ESNAF VE VATANDAŞLARA ÇAĞRI Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürü Mustafa Karakaya, tecil ve taksitlendirme imkânından yararlanmak isteyen işverenleri, esnafı ve ilgili vatandaşları Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ve Sosyal Güvenlik Merkezlerine başvurmaya davet etti. Karakaya, yeni düzenlemelerin hem işverenler hem de vatandaşlar açısından önemli katkılar sağlayacağına inandıklarını belirterek Giresun SGK'nın başvuru sahiplerine gerekli bilgilendirme ve yönlendirmeyi yapacağını ifade etti. 31 AĞUSTOS İKİ AÇIDAN ÖNEMLİ Yeni düzenlemede 31 Ağustos 2026 tarihi, Giresun açısından iki ayrı nedenle öne çıkıyor. Birincisi, SGK'nın resmî duyurusuna göre yıllık yüzde 29 tecil faizi avantajından yararlanmak isteyenler için başvuru ve ilk taksit açısından bu tarih belirleyici. İkincisi ise Giresun SGK İl Müdürü Mustafa Karakaya'nın açıklamasına göre, yüksek tutarlı tecil taleplerinin İl Müdürlüğünde sonuçlandırılmasına yönelik geçici yetki düzenlemesinin de 31 Ağustos'a kadar uygulanacak olması. Bu nedenle SGK'ya vadesi geçmiş borcu bulunan ve tecil şartlarını taşıyabileceğini düşünen işveren ve diğer borçlular açısından başvurunun son günlere bırakılmaması önem taşıyor. 36 AYDAN 72 AYA, 250 BİN TL'DEN 10 MİLYON TL'YE Yeni uygulamanın en dikkat çekici tarafı rakamlardaki değişim oldu. Azami tecil süresi 36 aydan 72 aya, teminatsız tecil limiti ise 250 bin liradan 10 milyon liraya çıkarıldı. 31 Ağustos'a kadar yapılacak başvurular için yıllık tecil faizi de yüzde 39'dan yüzde 29'a indirildi. Giresun'daki geçici yetki düzenlemesi de buna eklendiğinde, yeni sistem özellikle yüksek tutarlı SGK borcu bulunan işletmeler açısından hem daha uzun ödeme süresi hem de işlemlerin yerelde daha hızlı sonuçlandırılabilmesi bakımından önemli bir değişiklik anlamına geliyor.

Günde En Az Üç Kez Sarılın Haber

Günde En Az Üç Kez Sarılın

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri”nin “İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin" başlıklı oturumunda konuşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, insanın en temel özelliğinin sosyal bir canlı olması olduğunu vurguladı. İyi ilişkilerin yaşam süresi ve hastalıklar üzerindeki etkisine değinen Prof. Dr. Doğan, “İnsan ilişkileri iyiyse, kişi memnuniyeti yüksekse, yalnızlık azsa; daha az Alzheimer görülüyor, daha sağlıklı ve daha uzun yaşanıyor. Ama yalnızlık varsa erken ölüm, kalp krizi ve demans gibi hastalıklar daha sık görülüyor. O yüzden iyi yaşam, iyi ilişkilerle inşa edilir.” dedi. Fiziksel temas ve iletişimin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Minimum 20 saniyelik sarılmalar oksitosin salgılar. Günde en az üç kez sarılın. Göz teması kurun, yemek masasında telefonu bırakın, birlikte vakit geçirin. Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri” kapsamında Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan katılımcılarla buluştu. “İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin" başlıklı seminerde konuşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, insanın en temel özelliğinin sosyal bir canlı olması olduğunu vurguladı. Konuşmasında uzun yıllardır pozitif psikoloji alanında mutluluk, umut ve iyi oluş üzerine çalışmalar yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Tayfun Doğan, son dönemde insan ilişkileri ve sosyal zekâ konularına yeniden yoğunlaştığını söyledi. Prof. Dr. Tayfun Doğan, “İnsanı tek bir sıfatla tanımlayacak olsak, en doğru ifade ‘sosyal bir canlı’ olur. Gerçekten beynimiz buna göre şekillenmiş durumda. Doğduğumuz andan hayatımızın sonuna kadar bizi arayan, merak eden, güvende hissettiren ve önemseyen insanlara ihtiyaç duyarız. İnsan ilişkileri bizim doğal yaşam alanımızdır” dedi. Eş zamanlılık ilişkileri güçlendiriyor Seminerde özellikle eş zamanlılık, ahenk ve senkronizasyon kavramları üzerinde duran Prof. Dr. Doğan, iki ya da daha fazla kişinin birlikte hareket etmesinin beyin üzerinde güçlü etkiler oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Doğan, “Birlikte nefes alıp vermek, jest ve mimiklerin benzemesi, konuşma ritimlerinin ve hatta kalp atışlarının birbirine yaklaşması kişiler arasında güçlü bir bağ oluşturur. Bu durum, adeta iki insanın birbirine bağlanması gibidir. Beyin de bu bağı ödüllendirir.” diye konuştu. Bu ödül mekanizmasının temelinde oksitosin hormonu bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Doğan, oksitosinin halk arasında sevgi, bağlanma ve güven hormonu olarak bilindiğini belirtti. Prof. Dr. Doğan, “Eş zamanlılık sağlandığında oksitosin salgılanır. Oksitosin de stres hormonu olarak bilinen kortizolün salınımını azaltır. Böylece stres düşer, güven artar, çatışmalar azalır. Eşler arasındaki tartışmaların, çocuklar arasındaki kavgaların azalmasında da bu mekanizma önemli rol oynar.” ifadelerini kullandı. Sarılmak, birlikte yürümek, şarkı söylemek bile etkili Oksitosin salgısını artırmanın gündelik yaşamda oldukça basit yolları olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, birlikte yapılan etkinliklerin ilişkileri güçlendirdiğini söyledi. “Beraber yemek yapmak, birlikte şarkı söylemek, ritmik hareketler yapmak, dans etmek, aynı tempoda yürümek, hatta uzun süre sarılmak bile oksitosin salgısını artırır.” diyen Prof. Dr. Doğan, özellikle 20 saniyeyi aşan sarılmaların kişiler üzerinde rahatlatıcı etkiler oluşturduğunu vurguladı. Prof. Dr. Doğan, toplu ibadetlerin, iftar sofralarının, birlikte film ya da maç izlemenin de aynı mekanizmayı desteklediğini belirterek, “İnsanlar ortak bir ritimde buluştuğunda psikolojik olarak birbirlerine daha çok bağlanıyorlar.” dedi. Oksitosin beynin alarm sistemini sakinleştiriyor Seminerde beynin işleyişine ilişkin nörobilimsel açıklamalarda da bulunan Prof. Dr. Doğan, oksitosinin beynin hipotalamus bölgesinde salgılandığını ve doğrudan amigdala üzerinde etkili olduğunu söyledi. Amigdalanın beynin erken uyarı ve alarm sistemi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Amigdala tehlike sezdiğinde bizi kaygılandırır ve stres hormonlarını harekete geçirir. Ancak oksitosin amigdalaya ‘her şey yolunda, güvendesin’ mesajı verir. Böylece kaygı ve stres daha ortaya çıkmadan önlenmiş olur.” diye konuştu. İş görüşmelerinden aile ilişkilerine kadar etkili Eş zamanlılığın sadece aile ilişkilerinde değil, iş ve eğitim yaşamında da önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, özellikle beden dili uyumunun kişiler arasındaki güveni artırdığını ifade etti. “İş görüşmelerinde, öğretmen-öğrenci ilişkisinde, terapist-danışan ilişkisinde senkronizasyon çok önemlidir. Karşı tarafla uyumlu beden dili geliştirmek kabul görme ihtimalini artırır.” diyen Prof. Dr. Doğan, terapi süreçlerinde başarının en önemli unsurlarından birinin danışanla kurulan uyum olduğunu söyledi. Öğrenmeyi de güçlendiriyor Öğretmen ve öğrenci arasındaki uyumun öğrenme üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, sevilen öğretmenlerin derslerinin daha verimli geçmesinin temel nedenlerinden birinin bu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Doğan, “Öğretmen ile sınıf arasında ahenk sağlandığında öğrenciler dersi daha iyi kavrıyor. Aslında hepimizin hayatında sevdiği bir öğretmenin dersini daha iyi anladığı dönemler olmuştur. Bunun altında yatan neden senkronizasyondur.” ifadesinde bulundu. Yalnızlık doğamıza uygun değil İnsanın sosyal bir varlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Doğan, yalnızlığın biyolojik düzeyde ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti ve “Yalnızlık doğamıza uygun değil. Peki ne yapıyor yalnızlık? Neden bizi strese sokuyor? Bu konuda yapılan araştırmalar var. Cacioppo’nun çalışmasında katılımcılara gün içinde yalnızlık düzeylerini ve fizyolojik tepkilerini ölçmeleri istendi. Sonuçta şunu gördük: Yalnızlık hisseden insanlar, adeta fiziksel bir saldırıya uğramış gibi kortizol salgılıyor.” şeklinde konuştu. Yalnızlığın vücutta “savaş ya da kaç” tepkisini tetiklediğini ifade eden Prof. Dr. Doğan, bunun bağışıklık sistemi ve uyku üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Doğan, “Yalnızlık durumunda vücudumuz alarm moduna geçiyor. Kortizol yükseliyor. Bu da bağışıklık sistemimizi zayıflatıyor, uyku düzenimizi bozuyor. Gece uyanmalarının önemli nedenlerinden biri de yüksek stres hormonudur. Beyin sürekli tehlike varmış gibi çalışır.” dedi. Sosyal bağ kimyasal bir ilaçtır Seminerde hayvan deneylerinden örnekler de paylaşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, “Felç edilen fareler üzerinde yapılan deneylerde, sosyal ortamda bulunan farelerin çok daha hızlı iyileştiği görülüyor. İzole edilen farelerde ise iyileşme neredeyse yok. Bunun nedeni oksitosin hormonu. Sosyal bağ aslında kimyasal bir ilaçtır.” diye konuştu. Yapay oksitosin verilmesi durumunda bile iyileşmenin hızlandığını belirten Prof. Dr. Doğan, ancak bunun doğal yollarla sağlanması gerektiğini vurguladı ve “Buradan ‘gidip oksitosin alın’ sonucu çıkarmıyoruz. Oksitosini doğal yollarla artırmalıyız. Sarılmak, birlikte yemek yemek, yürüyüş yapmak, şarkı söylemek… Bunların hepsi oksitosin salgılatır.” ifadesinde bulundu. Bağımlılık, eksik sosyal bağın telafisidir “Bağımlılık sosyal ilişkilerden almamız gereken kimyasalları alamadığımızda bunları yapay yollarla telafi etme çabasıdır.” diyen Prof. Dr. Doğan, bu durumun yalnızca madde bağımlılığıyla sınırlı olmadığını belirterek, şunları söyledi: “Yeterli sosyal bağ kuramayan bireyler bu eksikliği yemekle, internetle, kumarla ya da başka bağımlılıklarla doldurmaya çalışır. Yalnızlık acı vericidir ve bu acıyı azaltmak için insanlar farklı yollar arar.” Yalnızlık bir uyarı sinyali Yalnızlığın evrimsel bir anlamı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Eğer yalnızlık keyifli bir şey olsaydı insan türü yok olurdu. Yalnızlık bize ‘git ve sosyalleş’ mesajı verir. Tıpkı açlık gibi… Açlık nasıl bize ‘yemek bul’ diyorsa, yalnızlık da ‘insan bul’ der.” şeklinde konuştu. Modern şehir yaşamı ‘insanat bahçesi’ne dönüşüyor Modern yaşamın yalnızlığı artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Apartman yaşamı, yalnız bireyler… Aslında hepimiz izole fareler gibiyiz. Depresyon, bağımlılık, aşırı yeme davranışları bu yüzden artıyor. Desmond Morris modern şehirler için ‘insanat bahçesi’ ifadesini kullanıyor. Hayvanat bahçesi hayvanların doğasına uygun değilse, bu yaşam da insanın doğasına uygun değil.” dedi. Sosyalleşme beyni fiziksel olarak değiştiriyor Sosyal etkileşimin beyin yapısı üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Doğan, bilimsel bulguları şöyle aktardı: “Sosyal ortamda yaşayan bireylerin beyin kabuğu daha kalın oluyor. BDNF dediğimiz, beynin gelişimi için çok önemli olan madde artıyor. Nöronlar arası bağlantılar güçleniyor. Yani sosyalleşmek sadece psikolojik değil, fizyolojik olarak da beyni geliştiriyor.” Prof. Dr. Tayfun Doğan, uzun yıllara yayılan bilimsel araştırmaların insan ilişkilerinin yaşam kalitesi üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koyduğunu söyledi. İnsan ilişkilerinin sağlık ve mutluluk üzerindeki etkileri neler? Konuşmasında dünyaca ünlü Harvard çalışmasına dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, insan ilişkilerinin sağlık ve mutluluk üzerindeki etkisini şu sözlerle anlattı: “Meşhur bir araştırma var. Medyada genellikle Harvard mutluluk araştırması diye geçer ama asıl adı Harvard Yetişkin Gelişimi Araştırması. 1938’de başlıyor ve bugün 88 yılı geride bıraktı. Katılımcıların her yıl kan değerlerine bakılıyor, beyin görüntülemeleri yapılıyor, psikolojik testler uygulanıyor, birebir görüşmeler gerçekleştiriliyor. Kariyer, para, statü gibi birçok değişken inceleniyor. Ama sonuç çok net: Mutluluk ve sağlıkta bir numaralı faktör insan ilişkileri.” İyi ilişkilerin yaşam süresi ve hastalıklar üzerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Doğan, “İnsan ilişkileri iyiyse, kişi memnuniyeti yüksekse, yalnızlık azsa; daha az Alzheimer görülüyor, daha sağlıklı ve daha uzun yaşanıyor. Ama yalnızlık varsa erken ölüm, kalp krizi ve demans gibi hastalıklar daha sık görülüyor. O yüzden iyi yaşam, iyi ilişkilerle inşa edilir.” dedi. Yalnızlık erken ölüm riskini artırıyor Yalnızlığın sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin geniş çaplı araştırmalara da değinen Prof. Dr. Doğan, “3 milyon kişi üzerinde yapılan meta-analizler, kronik yalnızlığın erken ölüm riskini yüzde 20-30 artırdığını gösteriyor. Ayrıca demans ve kalp hastalıkları riskini de yükseltiyor. Hatta kronik yalnızlık, günde 15 sigara içmek kadar zararlı.” ifadesinde bulundu. Kötü ilişki, yalnızlıktan daha zararlı olabilir Sağlıklı ilişkilerin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Doğan, her sosyal bağın olumlu olmadığını belirterek, “Yalnız kalmamak adına her ilişkiye tutunmak doğru değil. Hayatımıza giren insanlara şu soruyu sormalıyız: ‘Bana yalnızlıktan daha mı iyi geleceksin, yoksa yalnızlığın güzelliğini mi hatırlatacaksın?’ Çünkü kötü ilişkiler bazen yalnızlıktan daha fazla zarar verir.” diye konuştu. Ayrılık acısının biyolojik temeli var İnsanların sevdiklerinden ayrıldıklarında yaşadıkları duygusal acının biyolojik bir karşılığı olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, “Sevdiğimiz kişilerle birlikteyken beynimiz belirli kimyasallara alışır. Ayrılık, kayıp ya da uzaklaşma durumunda bu kimyasallar kesilir ve bir tür yoksunluk yaşarız. Bu yüzden acı çekeriz. Zamanla beyin bu durumu kabullenir ve iyileşme başlar.” ifadesinde bulundu. Besleyici ilişki oksitosin üretir, zehirleyici ilişki stres artırır Seminerde “besleyici” ve “zehirleyici” ilişki kavramlarına da değinen Prof. Dr. Doğan, “Doğuştan bir ilişki tarzımız yoktur. Sonradan öğreniriz. Besleyici ilişkiler; saygılı, samimi, destekleyici ve karşı tarafın değerli hissetmesini sağlayan ilişkilerdir. Bu tarz ilişkiler oksitosin üretir. Zehirleyici ilişkiler ise eleştiren, küçümseyen, öfke yüklü ve karşı tarafın özsaygısını zedeleyen ilişkilerdir. Bunlar da kortizol üretir.” dedi. Sosyal destek iyileşmeyi hızlandırıyor Sosyal bağların fiziksel sağlık üzerindeki etkisine de dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Oksitosin salgılandığında hücresel onarım artar, doğal ağrı kesici etki oluşur. Ameliyat sonrası yanında destek olan kişiler varsa iyileşmenin daha hızlı olması tesadüf değildir. Sosyal destek bir şifadır.” şeklinde konuştu. Günde en az üç kez sarılın Günlük yaşamda uygulanabilecek basit öneriler de paylaşan Prof. Dr. Doğan, özellikle fiziksel temas ve iletişimin önemine dikkat çekti ve “Minimum 20 saniyelik sarılmalar oksitosin salgılar. Günde en az üç kez sarılın. Göz teması kurun, yemek masasında telefonu bırakın, birlikte vakit geçirin. Küçük iyilikler bile büyük etkiler oluşturur. İyilik yapan kişi, iyilik görenden daha mutlu olur. Çünkü en büyük kazancı o elde eder. Küçük bir yardım, kısa bir sohbet bile insanın oksitosin düzeyini artırır.” dedi. Sosyalleşmek yaşlanmayı geciktiriyor Sosyalleşmenin biyolojik etkilerine de değinen Prof. Dr. Doğan, hücre yaşlanmasıyla ilgili önemli bir noktaya dikkat çekti ve “Telomer dediğimiz yapılar hücrelerin yaşlanmasını belirler. Sosyalleşme bu yapıların kısalmasını yavaşlatır. Yani sosyal ilişkiler daha uzun ve sağlıklı yaşam sağlar.” diye konuştu. Konuşmasında katılımcılara çağrıda bulunan Prof. Dr. Doğan, “Kalbinizi ısıtın. Size iyi gelen şeyleri hayatınıza dahil edin. Derin bağlar kurun, iyilik yapın, sevdiklerinizi arayın. Her insan günde en az bir kez ‘iyi ki varsın’ sözünü duymalı. Eğer bunu duymuyorsanız, siz başkalarına söyleyin.” ifadesinde bulundu. Seminerin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Doğan, insanın sosyal bir varlık olduğunu hatırlatarak, “Birbirimize ihtiyacımız var. Bu bir lüks değil, temel bir ihtiyaç.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PROF. DR. HÜSEYİN ŞAHİN’DEN “ELİM SENLE” PROJESİNE SAHA ZİYARETİ Haber

PROF. DR. HÜSEYİN ŞAHİN’DEN “ELİM SENLE” PROJESİNE SAHA ZİYARETİ

PROF. DR. HÜSEYİN ŞAHİN’DEN “ELİM SENLE” PROJESİNE SAHA ZİYARETİ Giresun Üniversitesi ile Bulancak Kaymakamlığı iş birliğinde yürütülen “Elim Senle” projesi kapsamında üniversiteli gençlerle çocukları buluşturan çalışmalar sürerken, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Şahin projeyi yerinde inceleyerek öğrencilerle bir araya geldi. Giresun Üniversitesi ve Bulancak Kaymakamlığı ortaklığında hayata geçirilen “Elim Senle” projesi, üniversite gençliği ile çocuklar arasında kurulan sosyal dayanışma hattını güçlendirmeyi sürdürüyor. Bulancak’ta yürütülen proje kapsamında gerçekleştirilen son buluşmada, Giresun Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Şahin de sahaya inerek çalışmaları yerinde gözlemledi. Okul ortamında gerçekleşen programda çocuklarla yakından ilgilenen Prof. Dr. Hüseyin Şahin, üniversiteli mentör öğrencilerle de görüşerek yürütülen sürece ilişkin bilgi aldı. Samimi görüntülere sahne olan ziyarette, proje kapsamında kurulan ilişkinin yalnızca eğitim desteğiyle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda sosyal bağ ve güven duygusunu da beslediği mesajı öne çıktı. Projede üniversiteli mentörler ile “küçük kardeşler” olarak tanımlanan çocuklar arasındaki bağın her buluşmada daha da kuvvetlendiği belirtildi. Rehber öğretmenlerin koordinasyonunda sürdürülen süreçte öğrencilerin tanıştığı, kaynaştığı ve çeşitli etkinliklerle ortak bir iletişim zemini oluşturduğu ifade edildi. Hediyeleşme ve birlikte geçirilen zamanın da bu bağı güçlendiren unsurlar arasında yer aldığı aktarıldı. Ziyaret sırasında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Hüseyin Şahin, üniversitenin topluma temas eden yönünün güçlendirilmesinin önemine işaret etti. Şahin, üniversitenin yalnızca akademik üretim ve sınıf ortamıyla anılmaması gerektiğini vurgulayarak, çocuklarla gençler arasında kurulan bu ilişkinin toplumsal dayanışmanın somut bir örneği olduğunu belirtti. Şahin’in, “Bu bir gönül köprüsü” vurgusu, ziyaretin ana mesajı olarak öne çıktı. Projenin bundan sonraki aşamasında okul içinde atılan temelin okul dışına taşınması planlanıyor. Edinilen bilgilere göre süreç, sosyal ve kültürel etkinliklerle genişletilecek. Böylece üniversiteli mentörlerle çocukların yalnızca okul ortamında değil, farklı sosyal alanlarda da bir araya gelmesi hedefleniyor. “Elim Senle” projesi, üniversite-toplum iş birliğinin sahadaki yansıması olarak dikkat çekerken, gençlerin sosyal sorumluluk bilinciyle çocukların gelişim sürecine eşlik ettiği örnek çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor.

GİRESUN BELEDİYESİ’NİN RAMAZAN ETKİNLİĞİNE YOĞUN İLGİ Haber

GİRESUN BELEDİYESİ’NİN RAMAZAN ETKİNLİĞİNE YOĞUN İLGİ

GİRESUN BELEDİYESİ’NİN RAMAZAN ETKİNLİĞİNE YOĞUN İLGİ Hacivat–Karagöz Gölge Oyunu ve yüz boyama etkinliğinde çocuklar doyasıya eğlenirken, aileler de Ramazan akşamında renkli anlara tanıklık etti. Giresun Belediyesi tarafından Ramazan etkinlikleri kapsamında düzenlenen Hacivat–Karagöz Gölge Oyunu ve yüz boyama etkinliği, vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Giresun Belediyesi Kültür ve Fuar Merkezi’nde düzenlenen programda özellikle çocukların mutluluğu dikkat çekti. Geleneksel Türk gölge oyununun sevilen karakterleri Hacivat ile Karagöz, sahnedeki renkli diyaloglarıyla minik izleyicilere keyifli anlar yaşatırken, yüz boyama etkinliği de çocuklardan büyük ilgi gördü. Ramazan akşamına neşe katan programda aileler de çocuklarıyla birlikte etkinliğe katılarak güzel bir akşam geçirdi. Giresun Belediyesi, etkinlik sonrası yaptığı paylaşımda, çocukların mutluluğuna bir kez daha ortak olduklarını belirterek programa yoğun ilgi gösteren vatandaşlara teşekkür etti. Ramazan ayı boyunca düzenlenen etkinliklerle sosyal ve kültürel buluşmaları artırmayı hedefleyen belediyenin, özellikle çocuklara yönelik programlarla Ramazan coşkusunu şehir genelinde hissettirmeyi amaçladığı görüldü. Ramazan etkinlikleri kapsamında düzenlenen program, hem geleneksel kültürü yaşattı hem de çocuklara unutulmaz bir akşam sundu.

BULANCAK’TA EMEKLİLERE ÖZEL SOSYAL YAŞAM ALANI AÇILDI Haber

BULANCAK’TA EMEKLİLERE ÖZEL SOSYAL YAŞAM ALANI AÇILDI

BULANCAK’TA EMEKLİLERE ÖZEL SOSYAL YAŞAM ALANI AÇILDI Bulancak Belediyesi tarafından hayata geçirilen Emekliler Lokali düzenlenen törenle hizmete girdi Bulancak Belediyesi tarafından ilçede ilk kez hayata geçirilen Emekliler Lokali, 3 Şubat 2026 Salı günü düzenlenen törenle kapılarını açtı. Açılış programına ilçe protokolü, emekli vatandaşlar ve çok sayıda davetli katıldı. Törende yapılan konuşmalarda emeklilerin kentin hafızası ve en kıymetli toplumsal değerlerinden biri olduğu vurgulanırken, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda hizmete sunulan lokal sayesinde emeklilerin sosyal hayata daha aktif katılım sağlamasının hedeflendiği ifade edildi. Göreve geldiği günden bu yana emeklilere yönelik projelere öncelik veren Belediye Başkanı Necmi Sıbıç’ın seçim sürecinde verdiği Emekliler Lokali sözünü yerine getirdiği belirtilirken, yeni mekânın emekliler için sıcak bir buluşma noktası olacağı dile getirildi. Lokal sayesinde emeklilerin bir araya gelerek sohbet edebileceği, dayanışmayı artırabileceği ve sosyal bağlarını güçlendirebileceği kaydedildi. Açılış töreninde ayrıca Birleşik Emekliler Sendikası Bulancak Şube Başkanı İbrahim Arslan da bir konuşma yaparak projeden dolayı Belediye Başkanı Sıbıç’a teşekkür etti ve plaket takdiminde bulundu. Katılımcılara hitap eden Başkan Sıbıç, “Emeklilerimize sözünü verdiğimiz lokalimizi kısa sürede tamamlayarak hizmete açmanın huzurunu yaşıyoruz. Burası tüm emeklilerimize hizmet edecek. Bu bir başlangıç; imkânlarımız doğrultusunda sosyal projelerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Hayırlı uğurlu olsun” ifadelerini kullandı. Yeni açılan Emekliler Lokali’nin, Bulancak’ta emeklilerin sosyal yaşamına önemli katkı sunması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.