Hava Durumu

#Sondaj

giresunsonhaber - Sondaj haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sondaj haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP  7 MAYIS’TA SEKÜ’DE Haber

CHP 7 MAYIS’TA SEKÜ’DE

CHP 7 MAYIS’TA SEKÜ’DE CHP heyeti, 7 Mayıs Perşembe günü Giresun’da maden ruhsatları, sondaj girişimleri, ÇED süreçleri, fındık üretimi, su kaynakları ve köy yaşamı başlıklarını gündeme taşıyacak. Heyet, Tirebolu’daki basın açıklamasının ardından Sekü Köyü’nde yurttaşlarla buluşacak. CHP HEYETİ TİREBOLU’DA AÇIKLAMA YAPACAK CHP Genel Başkan Yardımcıları, gölge bakanlar, bölge milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri ile il ve ilçe örgütleri, “Maden Ruhsatlarıyla Kuşatılan Karadeniz’de Halkımızın Yanındayız” programı kapsamında 7 Mayıs’ta Giresun’a gelecek. Giresun programı, saat 16.30’da Tirebolu İlçe Başkanlığı önünde yapılacak geniş katılımlı basın açıklamasıyla başlayacak. Heyet, açıklamanın ardından saat 17.00’de Sekü Köyü’ne hareket edecek. Sekü Köy Meydanı’ndaki halk buluşması saat 17.30’da yapılacak. SEKÜ KÖYÜ’NDE MADEN VE SONDAJ GÜNDEMİ ELE ALINACAK CHP heyeti, Sekü Köyü’nde köylülerin maden arama ve sondaj girişimlerine karşı yürüttüğü yaşam alanı mücadelesini yerinde dinleyecek. Programda Giresun’un geneline yayılan maden ruhsatları, sondaj faaliyetleri, işletme sahaları, kapasite artışı dosyaları, ÇED süreçleri, mahkeme başlıkları, fındık üretimi, su kaynakları ve köy yaşamı birlikte değerlendirilecek. GİRESUN’DA 720 MADEN RUHSATI BULUNUYOR TEMA Vakfı’nın MAPEG’in Temmuz 2022 tarihli IV. Grup maden ruhsat haritaları üzerinden hazırladığı çalışmada Giresun’daki ruhsat yoğunluğu dikkat çekti. Çalışmada Giresun il sınırları içinde 720 adet IV. Grup maden ruhsatı bulunduğu, çalışma alanının yüzde 85’inin maden ruhsat alanı içinde kaldığı belirtildi. Ruhsatlı alanların yüzde 17’si arama, yüzde 14’ü işletme, yüzde 55’i ihale safhasındaki maden ruhsat alanı olarak sınıflandırıldı. Giresun’daki 16 ilçenin 11’inde IV. Grup madenlere ruhsatlılık oranı yüzde 90’ın üzerine çıktı. FINDIK, SU, ORMAN VE MERA ALANLARI RİSK BAŞLIĞINDA Giresun’da orman alanlarının yüzde 90’ı, tarım alanlarının yüzde 85’i, meraların yüzde 99’u ve iskân alanlarının yüzde 84’ü IV. Grup maden ruhsat alanlarıyla çakışıyor. Bu tablo, maden ruhsatlarının yalnızca dağlık ve yerleşim dışı bölgelerle sınırlı kalmadığını; fındık bahçelerini, köy yerleşimlerini, meraları, orman varlığını ve su kaynaklarını da doğrudan ilgilendirdiğini gösteriyor. KORUNAN ALANLARDA RUHSAT ÇAKIŞMASI YÜZDE 89’A ULAŞTI Giresun’daki korunan alanların yüzde 89’u IV. Grup maden ruhsat alanlarıyla çakışıyor. Arkeolojik sit alanları, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları ile yaban hayatı geliştirme sahalarında çakışma oranı yüzde 100’e ulaşıyor. Tabiat parklarının yüzde 98’i, gölet ve barajların yüzde 95’i, tohum-meşcere alanlarının ise yüzde 36’sı ruhsat haritası içinde yer alıyor. SEKÜ’DEN DERELİ’YE, DOĞANKENT’TEN ALUCRA’YA MADEN BAŞLIĞI GENİŞLİYOR Tirebolu Sekü Köyü ile Görele Karlıbel Köyü hattı, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından planlanan sondaj girişimleri nedeniyle Giresun’daki maden karşıtı mücadelenin öne çıkan noktalarından biri oldu. Dereli hattında Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin kesiştiği bölgede sondaj çalışmaları başladı. Doğankent, Görele ve Tirebolu sınırlarındaki bakır-kurşun-çinko flotasyon tesisi, maden ocakları ve atık depolama kapasite artışı dosyası da Giresun’un maden gündemindeki ana başlıklar arasında yer alıyor. Alucra Demirözü çevresindeki altın-gümüş madeni açık ocak işletmeciliği dosyası ve Şebinkarahisar’da 2021 yılında yaşanan atık barajı olayı da kentte maden faaliyetlerine ilişkin tartışmaları büyüten başlıklar arasında bulunuyor. KARADENİZ PROGRAMI RİZE MİTİNGİYLE TAMAMLANACAK CHP’nin Karadeniz programı Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize illerini kapsıyor. Program 7 Mayıs’ta Ordu Fatsa’da başlayacak, aynı gün Giresun Tirebolu ve Sekü Köyü ile devam edecek. Heyet, 8 Mayıs’ta Trabzon Araklı ve Rize Çayeli programlarını gerçekleştirecek. Program, 9 Mayıs Cumartesi günü Rize’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla yapılacak mitingle tamamlanacak.

İYİ PARTİ HEYETİ GİRESUN’DA MADEN SAHASINA GİTTİ Haber

İYİ PARTİ HEYETİ GİRESUN’DA MADEN SAHASINA GİTTİ

İYİ PARTİ HEYETİ GİRESUN’DA MADEN SAHASINA GİTTİ İYİ Parti heyeti, Tirebolu’ya bağlı Sekü Köyü’nde yürütülen madencilik sondaj çalışmalarına karşı yükselen tepkinin ardından Giresun’a gelerek sahada inceleme yaptı. Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun talimatıyla bölgeye gelen heyet, sondaj alanında incelemelerde bulundu, köylülerle bir araya geldi, ardından Tirebolu’daki kurum ziyaretlerinde Sekü’deki kaygıları gündeme taşıdı. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Raşit Yılmaz, Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, GİK Üyesi Ünzile Yüksel, İl Başkanı İnan Taşgöz ve partililerden oluşan heyet, ilk olarak Sekü Köyü’ndeki sondaj alanına çıktı. Heyet, son dönemde kamuoyunda tartışma yaratan madencilik faaliyetleriyle ilgili köylülerin itirazlarını ve yaşadıkları sorunları yerinde dinledi. “İÇME SULARI KULLANILAMAZ HALE GELDİ” İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Raşit Yılmaz, bölgede yürütülen çalışmaların hem doğaya hem de köy halkına zarar verdiğini söyledi. Yılmaz, içme sularının kullanılamaz hale geldiğini belirterek, Sekü’deki mücadelenin Meclis gündemine taşınacağını ifade etti. Yılmaz, “Burada bir irade göstermeye geldik. Siyaseti millet için yapıyoruz. Kendinizi yalnız hissetmeyin. 30 milletvekilimiz var ve bilin ki Sekü’nün, Tirebolu’nun sesi Meclis’te duyulacak. Ne istiyorsanız onun takipçisi olacağız” dedi. “TOPRAĞIN GÜVENLİĞİ KALMADI” Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu da daha önce verilen sözlere rağmen sondaj çalışmalarının başlatıldığını söyleyerek sürecin hukuki boyutuna dikkat çekti. Türkoğlu, Türkiye genelindeki ruhsat sayılarındaki artışın ciddi bir tablo ortaya koyduğunu savundu. Türkoğlu, “Bu memlekette artık kimsenin toprağı güvende değil. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yerel iradeyi baypas ediyor. 20 yıl önce 5 bin civarında olan ruhsat sayısı bugün 300 binin üzerine çıktı. ‘Hiçbir şey olmayacak’ diyorlar ama Kaz Dağları’nda, İliç’te ne olduğunu gördük. Bu memleketin suyuna, toprağına, fındığına sahip çıkma mücadelesinde sizin yanınızdayız” ifadelerini kullandı. KÖYLÜLERLE BULUŞTULAR, KURUMLARI ZİYARET ETTİLER Sondaj alanındaki incelemenin ardından İYİ Parti heyeti, Sekü Köyü kahvesinde vatandaşlarla buluştu. Heyet, köylülerin görüşlerini ve taleplerini dinledi. Görüşmede, su kaynakları, tarım alanları ve yaşam alanları üzerindeki etkiler öne çıktı. Heyet daha sonra Tirebolu Belediye Başkanı Bülent Kara’yı ve Tirebolu Kaymakamı Muhammed Lütfi Kotan’ı makamlarında ziyaret etti. Görüşmelerde, Sekü köylülerinin madencilik faaliyetlerine ilişkin kaygıları aktarıldı. SEKÜ’DEKİ GERİLİM SİYASİ GÜNDEMDE Tirebolu Sekü Köyü’nde yürütülen sondaj çalışmaları son günlerde Giresun’da çevre ve yaşam alanları eksenli tartışmanın merkezine yerleşti. Bölgeye giden siyasi heyetlerin artması, köylülerin itirazının yalnızca yerel bir tepki olmaktan çıkıp daha geniş bir siyasal gündeme dönüştüğünü gösterdi. İYİ Parti heyetinin Giresun programı da bu tartışmanın son halkası oldu. Parti yöneticileri, Sekü’deki sürecin takipçisi olacaklarını ve köylülerin taleplerini siyasi ve hukuki zeminde gündemde tutacaklarını açıkladı.

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU Haber

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU Tirebolu’nun Sekü köyünde maden arama gündemiyle yapılan toplantı dün sert tepkilere sahne oldu. Köylülerin protestoları ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerin ardından AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, köyde endişeleri dinlediklerini, talepleri not aldıklarını ve vatandaşlarla irtibat halinde kalacaklarını açıkladı. Tirebolu’ya bağlı Sekü köyünde maden arama çalışmaları nedeniyle yükselen gerilim, dün yapılan toplantıyla yeni bir aşamaya taşındı. Köyde düzenlenen buluşmada vatandaşlar, bölgede yürütülen sondaj ve maden faaliyetlerine karşı itirazlarını doğrudan dile getirdi. Toplantıda zaman zaman sesler yükseldi, protestolar yaşandı ve köylülerin tepkisi açık biçimde ortaya çıktı. Sosyal medyada paylaşılan haber ve görüntülerde, AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas’ın toplantı sırasında yoğun tepkiyle karşılaştığı görüldü. Köylüler, özellikle bölgede daha önce yürütülen madencilik faaliyetlerinin çevreye verdiğini savundukları zararları gündeme taşıdı. Su kaynakları, tarım alanları, yaşam alanları ve köyün geleceği toplantının en sert başlıkları arasında yer aldı. Toplantıda kadınların da yoğun biçimde söz aldığı, bazı köylülerin geçmişte iktidar partisine oy verdiklerini ancak bugün maden faaliyetleri nedeniyle ciddi kaygı yaşadıklarını dile getirdiği aktarıldı. Tepkilerin odağında yalnızca yeni sondaj girişimi değil, yakın çevrede daha önce yaşandığı öne sürülen çevresel tahribat da vardı. Köylüler, bölgede yeni bir maden adımına rıza göstermeyeceklerini yüksek sesle ifade etti. Toplantının ilerleyen dakikalarında gerilim daha da arttı. Sosyal medyada dolaşıma giren anlatımlarda ve haber metinlerinde, Elmas’ın konuşmasının protestolar nedeniyle sık sık kesildiği, bazı vatandaşların doğrudan itiraz ettiği ve toplantının tansiyonunun yükseldiği belirtildi. Yine aynı paylaşımlarda, bazı köylülerin “artık milletvekiline ihtiyacımız yok” diyerek tepki gösterdiği, bir vatandaşın mikrofon alarak bölgede yaşayanların büyük çoğunluğunun yıllardır AK Parti’ye oy verdiğini söyleyip sert sözlerle itirazda bulunduğu ifade edildi. Sekü’deki tepki yalnızca toplantı salonuyla sınırlı kalmadı. Köylüler, yaşam alanlarının taş ocakları ve maden sahaları arasında sıkıştığını savundu. En büyük kaygı başlıkları arasında içme ve kullanma suyu kaynaklarının kirlenmesi, doğanın zarar görmesi, üretim alanlarının etkilenmesi ve günlük hayatın güvenlik uygulamaları nedeniyle zorlaşması yer aldı. Toplantının ardından Nazım Elmas yazılı bir açıklama yaptı. Elmas, Sekü köyünü ziyaret ederek hemşehrilerinin maden gündemiyle ilgili endişelerini dinlediklerini, taleplerini aldıklarını ve yetkililerden temin ettikleri bilgileri vatandaşlarla paylaştıklarını söyledi. Elmas, toplantının iki aşamalı gerçekleştiğini, ilk bölümde yaklaşık 20 dakikalık bilgilendirme yapıldığını, namaz arasının ardından soru ve taleplerin dinlendiğini belirtti. Elmas, bölgede şu anda yürütülmek istenen işlemin “maden arama” faaliyeti olduğunu vurguladı. Maden çıkarma aşamasına ancak ÇED süreci tamamlanırsa geçilebileceğini kaydeden Elmas, mevzuata uymayan, insan ve çevre için risk oluşturan her işlemin karşısında olduklarını ifade etti. Elmas ayrıca Türkiye genelinde maden çıkarma ruhsatı başvurularının yalnızca küçük bir bölümünün izin alabildiğini dile getirdi. Milletvekili Elmas’ın paylaştığı bilgilere göre Sekü köylüleri toplantıda beş temel talebi öne çıkardı. Köyde yapılacak her çalışma öncesinde vatandaşın önceden bilgilendirilmesi istendi. Su kaynaklarının kirlenmesi ve kuruması ihtimaline karşı hiçbir tedbirden taviz verilmemesi talep edildi. Güvenlik uygulamalarının köylünün günlük yaşamını ve çalışma düzenini aksatmaması gerektiği vurgulandı. Maden sahalarındaki denetimlerin sürmesi ve çevre mevzuatına aykırı durumlarda daha ağır yaptırımlar uygulanması çağrısı yapıldı. Bölgedeki bilgi kirliliğinin önüne geçmek için kamu kurumlarının düzenli ve doğru bilgilendirme yapması talep edildi. Elmas, toplantıya sonradan katılan bazı kişilerin konuşmaların tamamına hakim olmadan farklı yorum ve davranışlar sergilediğini savundu. Buna rağmen köylülerin soru, endişe ve taleplerini not aldıklarını belirten Elmas, vatandaşlarla irtibat halinde kalma kararı aldıklarını açıkladı. Açıklamasını, Sekü köyü sakinlerine ve köy muhtarına teşekkür ederek tamamladı. Sekü’de dün yaşananlar, bölgedeki maden tartışmasının teknik bir izin sürecini aşarak doğrudan sosyal ve siyasal bir gerilime dönüştüğünü gösterdi. Köylüler sahada daha güçlü güvence ve açık taahhüt istiyor. Elmas ise sürecin maden arama aşamasında olduğunu, taleplerin takip edileceğini ve vatandaşın yanında olduklarını savunuyor. Bölgedeki gerilim, bundan sonraki idari adımlar ve sahadaki uygulamalarla birlikte daha da yakından izlenecek.

ALAGÖZ MADEN AÇIKLAMA YAPTI, GİRESUN’DA MADEN TARTIŞMASI DİNMEDİ Haber

ALAGÖZ MADEN AÇIKLAMA YAPTI, GİRESUN’DA MADEN TARTIŞMASI DİNMEDİ

ALAGÖZ MADEN AÇIKLAMA YAPTI, GİRESUN’DA MADEN TARTIŞMASI DİNMEDİ Alagöz Maden, Görele-Tirebolu hattındaki ruhsat sahasında yürütülen faaliyetlerin yasal ve izinli olduğunu açıkladı. Şirketin tam metni kamuoyuna sunulurken, Giresun’da son haftalarda büyüyen maden ruhsatı ve ihale tartışmaları ise kent genelindeki kaygıyı azaltmadı. Alagöz Maden, 8 Nisan 2026 tarihinde yayımladığı açıklamada Giresun’un Görele ve Tirebolu ilçeleri sınırlarında bulunan ruhsat sahasında yürütülen sondaj ve numune alma çalışmalarının yasal izinler kapsamında sürdüğünü bildirdi. Şirket, sahadaki faaliyetlerin ÇED kapsam dışı ve ÇED muafiyet kararları ile orman izinleri çerçevesinde yürütüldüğünü belirtti. Açıklamada, mahkeme kararının içeriğinin çarpıtıldığı savunuldu ve yaklaşık bir haftadır sondaj makinesinin sahaya ulaşmasının fiilen engellendiği ifade edildi. Şirket, bölgede yaklaşık 400 çalışanla birlikte yüzlerce tedarikçi ve taşeron firmaya da iş imkânı sağladığını vurguladı. ŞİRKETİN TAM AÇIKLAMASI “BASIN AÇIKLAMASI Tarih: 08.04.2026 Giresun ili Görele – Tirebolu ilçeleri sınırlarında bulunan 202401273 (ER:1149202) ruhsat numaralı IV. Grup maden arama sahasında, şirketimiz Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yürütülen karotlu sondaj, kırıntılısondaj ve numune alma faaliyetleri, Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından verilen ÇED Kapsam Dışı / ÇED Muafiyet kararları ve alınmış orman izinleri kapsamında tamamen yasal ve izinli faaliyetlerdir. Buna rağmen yürütülen kasıtlı yanlış yönlendirmeler sonucunda mahkeme kararının içeriği çarpıtılarak kamuoyunda gerçeği yansıtmayan bir algı oluşturulmakta ve bölge halkı yanlış bilgilerle yönlendirilmektedir. Bu nedenle yaklaşık 1 haftadır sondaj makinemizin sahaya ulaşması fiilen engellenmektedir. Şirketimiz bölgede yaklaşık 400 çalışanı ile birlikte yüzlerce tedarikçi ve taşeron firmaya iş imkânı sağlayan önemli bir istihdam kaynağıdır. Yasal ve izinli faaliyetlerin engellenmesi yalnızca şirketimizi değil bölge ekonomisini ve istihdamı da doğrudan olumsuz etkilemektedir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla tekrar belirtmek isteriz ki sahada yürütülen faaliyetler tamamen yasal ve izinli faaliyetlerdir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Saygılarımızla, ALAGÖZ MADEN SANAYİ VE TİC. A.Ş.” KAMUOYUNDAKİ ENDİŞE BÜYÜYOR Giresun’da son haftalarda büyüyen maden ruhsatı ve ihale tartışmaları artık yalnızca çevre başlığı olarak görülmüyor. Tartışma, doğrudan yaşam hakkı, üretim hakkı, su hakkı ve kentin geleceği başlığına dönüştü. Kent kamuoyunda ilin çok geniş bir bölümünün madencilik baskısı altına girdiği yönünde güçlü bir endişe oluştu. Bu endişe sadece siyasi çevrelerde değil, köylerde, üretici kesimlerde, yayla hattında, çevre platformlarında ve yerel kamuoyunda da açık biçimde hissediliyor. Bu nedenle şirketin yayımladığı açıklama kendi hukuki ve kurumsal tezini ortaya koysa da, sahadaki toplumsal kaygıyı tek başına gidermeye yetmedi. Giresun’da tartışma, ruhsatın varlığı kadar su havzalarının, tarımsal üretim alanlarının, orman dokusunun ve kırsal yaşamın geleceği üzerinden sürüyor. Kentte yükselen itirazın merkezinde yalnızca bir şirket ya da tek bir saha bulunmuyor. Kamuoyunda oluşan temel soru, Giresun’un doğal varlıkları ile ekonomik geleceğinin hangi sınırlar içinde korunacağı noktasında düğümleniyor. Bu nedenle her yeni açıklama, yalnızca hukuki statü tartışması olarak değil, kentin yarınına ilişkin daha büyük bir gerilimin parçası olarak okunuyor. pic.twitter.com/tTx7BvJJnO — Alagöz Maden (@AlagozMaden) April 9, 2026

ŞENYÜREK, SEKÜ’DE MADEN GİRİŞİMİNE KARŞI KÖYLÜNÜN YANINDA Haber

ŞENYÜREK, SEKÜ’DE MADEN GİRİŞİMİNE KARŞI KÖYLÜNÜN YANINDA

ŞENYÜREK, SEKÜ’DE MADEN GİRİŞİMİNE KARŞI KÖYLÜNÜN YANINDA CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Tirebolu’nun Sekü köyünde maden arama girişimine karşı nöbet tutan yurttaşlarla buluştu. Şenyürek, köy halkıyla birlikte sahaya giderek dayanışma mesajı verdi. Ziyaret, 24 Şubat 2026 tarihli yürütmeyi durdurma kararının ardından bölgede yeniden yükselen gerilim günlerinde gerçekleşti; davanın yeni duruşması 24 Nisan 2026’da görülecek. CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Sekü köyünde maden tartışmasının büyüdüğü günlerde parti heyetiyle birlikte köy halkının yanında yer aldı. Şenyürek’e Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Görele Belediye Başkanvekili Aysel Uzun, il yöneticileri, il genel meclisi üyeleri ve ilçe örgütleri eşlik etti. CHP’nin il örgütü düzeyinde Sekü hattına doğrudan sahip çıktığı mesajı verildi. Sekü’de son günlerde yeniden yükselen gerilim, maden şirketine ait sondaj aracının köy hattına girmek istemesiyle büyüdü. Bölge halkı araca geçit vermedi. Köylüler mahkemenin yürütmeyi durdurma kararını hatırlatarak sahadaki yeni girişime karşı çıktılar. Başkan Köse ise, vatandaşların görüş ve taleplerini dinleyerek, sürecin yakından takip edileceğini söyledi. ‘’HALKIMIZIN YANINDAYIZ” Maden aranmak istenen mevkiye kadar giderek burada bir açıklama yapan Başkan Köse vatandaşların haklı taleplerinin yanında olduklarını vurgulayarak: “Bu topraklar hepimizin. Vatandaşlarımızın yaşam alanlarını tehdit edecek hiçbir girişime sessiz kalmamız mümkün değil. Halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz” dedi. Köse açıklamasına şöyle devam etti: “Her köşesi, taşı toprağı altın olan memleketimizde Tirebolu’muzun Sekü Köyü’ndeyiz. Bir siyasi imza atmak için değil, halkın duyarlılığının yanında olmak için buradayız. Gerçekten uzak bir mesafe köye, köy halkı ise çok duyarlı ve bu konuda yüksek hassasiyet gösteriyor. Biz de Sekü Köyü halkının hassasiyetlerine ortak olmak için buraya geldik. Madenler ülkemizin çok önemli gelir kaynaklarındandır. Bizler madenlere karşı değiliz. Madenler ülkemizin çıkarları ve ekonomisinin yükseltilmesi için mutlaka kullanılmalıdır. Fakat vahşi madencilik ve hukuka aykırı bütün olasılıkları vatandaşımızın istemediği gibi bizler de istemiyoruz. Burada hassasiyetimiz şudur. Madenler ülkemizin çok kıymetli emtialarıdır ama, bu bölgelerin taşı toprağı altın. İnsanlarımızın sesine kulak vermek şarttır. Hukuka uygun ve vatandaşımızın görüşünü alarak yapılacak çalışmalar uygun olacaktır. Ancak vatandaş rahatsızdır. Bizlerde bu rahatsızlığı dile getirmek üzere buradayız” Mahkeme, Tirebolu-Görele hattındaki projeyle ilgili 24 Şubat 2026 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı verdi. Dosyanın ilk duruşması 31 Mart’ta yapıldı. Dava 24 Nisan 2026 tarihine bırakıldı. Sekü’deki tartışma da bu yargı sürecinin gölgesinde sürüyor. Şenyürek’in Sekü ziyareti, CHP’nin Giresun’daki maden başlığında sahaya indiği en net çıkışlardan biri oldu. İl başkanlığı düzeyinde verilen bu fotoğraf, köylünün nöbetine açık siyasi destek anlamı taşıdı. Sekü’deki dava 24 Nisan’da yeniden mahkeme gündemine gelecek.

ELVAN IŞIK GEZMİŞ: MADENE VERECEK KÖYÜMÜZ YOK Haber

ELVAN IŞIK GEZMİŞ: MADENE VERECEK KÖYÜMÜZ YOK

ELVAN IŞIK GEZMİŞ: MADENE VERECEK KÖYÜMÜZ YOK CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Tirebolu’nun Sekü köyünde maden arama girişimine karşı nöbet tutan yurttaşlarla bir araya geldi. Gezmiş, köylülerin suyu, havayı ve toprağı savunduğunu belirterek “Bu haklı mücadelenin sonuna kadar yanındayız” dedi. Sekü dosyasında yürütmeyi durdurma kararı bulunuyor; davanın bir sonraki duruşması 24 Nisan 2026’da görülecek. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Tirebolu’nun Sekü köyünde maden arama faaliyetlerine karşı direnen köylülerle buluştu. Gece saatlerinde köyde yapılan ziyarette CHP Tirebolu İlçe Başkanı Kemal Devrim Bayrak ve parti örgütü de yer aldı. Gezmiş, “Suyumuza, havamıza, toprağımıza dokunma” çağrısını öne çıkararak Sekü halkının yaşam alanını savunduğunu söyledi. Gezmiş, açıklamasında köylülerin soğuk ve yağmur altında toprağını terk etmediğini vurguladı. Sekü’de gençlerin, yaşlıların ve ailelerin bir arada aynı talebi dile getirdiğini belirten Gezmiş, “Köyümüze, toprağımıza, suyumuza sahip çıkıyoruz diyen yurttaşlarımız yalnız değildir. Cumhuriyet Halk Partisi örgütü olarak bu mücadelenin dün olduğu gibi bugün de yarın da yanında olacağız. Madene verecek köyümüz yok” ifadelerini kullandı. Sekü köyündeki gerilim, yalnızca bir siyasi ziyaretin değil, haftalardır büyüyen çevre ve hukuk mücadelesinin yeni halkası oldu. Giresun İdare Mahkemesi aynı projedeki “ÇED Olumlu” kararının yürütmesini 24 Şubat’ta durdurdu. Dosyanın ilk duruşması 31 Mart’ta görüldü ve dava 24 Nisan 2026 tarihine bırakıldı. Buna karşın son günlerde proje sahasına yeniden sondaj makinesi çıkarılmak istendi. Bölge halkı, çevre savunucuları ve hukukçular makinenin önünü keserek girişime izin vermedi. Sekü ve Karlıbel hattında yaşanan bu tablo, maden şirketinin sahaya dönme girişimi ile köylülerin su kaynaklarını, tarım alanlarını ve yaşam çevresini koruma iradesini yeniden karşı karşıya getirdi. Gezmiş’in Sekü’den verdiği mesaj bu nedenle yalnızca dayanışma açıklaması değil, aynı zamanda süren davaya ve köylülerin sahadaki direnişine siyasi destek beyanı niteliği taşıdı. CHP heyeti, Tirebolu’da yaşam alanlarına dönük madencilik baskısına karşı geri adım atılmayacağını ilan etti. Sekü’de verilen mesaj nettir: Köylü toprağını bırakmıyor, mücadele büyüyor.

TAŞBAŞI PARKI DOSYASI: KAYIP CAMİ, KAYITLI HARİTA, TARTIŞMALI PARSEL Haber

TAŞBAŞI PARKI DOSYASI: KAYIP CAMİ, KAYITLI HARİTA, TARTIŞMALI PARSEL

TAŞBAŞI PARKI DOSYASI: KAYIP CAMİ, KAYITLI HARİTA, TARTIŞMALI PARSEL Ömür Yüksel Giresun’un bilinen ilk cuma camisi sayılan Sultan Selim Camii ya da Hüdâvendigâr Camii’nin bugünkü Taşbaşı Parkı alanında bulunduğu tarihî kayıt, fotoğraf, harita, uzman raporu ve tescil dosyasıyla doğrulanıyor. Bugünkü çekişme, caminin varlığında değil; tam konumunun 96 ada 4 parsel içinde mi, yoksa liman dolgu sahasıyla birlikte daha geniş bir alanda mı kaldığı, bu belirsizliğin rekonstrüksiyon ve tapu iptal ve tescil davası üzerinde nasıl sonuç doğuracağı noktasında büyüyor. Sultan Selim Camii ve çevresi, 1877. Fotoğraf, yapının liman sahası bitişiğindeki doğal burun üzerinde yer aldığını ve tarihî varlığını doğrudan gösteriyor. Kaynak: Gazanfer İltar – Mehmet Fatsa, Vakıflar Dergisi, 2018. Taşbaşı Parkı dosyası, Giresun şehir tarihinin en sert hafıza çatışmalarından birine dönüştü. Aynı zemin üzerinde iki ayrı tarihî katman duruyor. Birinci katman, Sultan Selim Camii veya Hüdâvendigâr Camii adıyla anılan, kentin bilinen ilk cuma camisi olan tarihî yapı ile ona bağlı külliye düzeni. İkinci katman, 1933’ten sonra Küçük Yalı Parkı olarak düzenlenen ve bugün Taşbaşı Parkı adıyla yaşayan kamusal alan, park hafızası ve şehir hafızası. Tartışma artık “orada cami var mıydı” sorusunda değil; tarihî yapının bugünkü kadastro sistemindeki tam yerine, liman sahası ile doğal burun-topografya ilişkisine, liman dolgu sahasının yarattığı kaymaya, rölöve ve restitüsyon arasındaki farka, bilirkişi raporunun neyi çözüp neyi çözemediğine ve rekonstrüksiyon kararının hangi bilimsel veriyle savunulduğuna sıkışmış durumda... Sultan Selim Camii’nin tarihî varlığı güçlü biçimde kayıtlı. Vakıflar Dergisi’nde yayımlanan temel makale, yapının liman sahası bitişiğindeki bugünkü Taşbaşı Parkı alanında 15. yüzyılın sonlarına doğru inşa edildiğini, Giresun’un bilinen ilk cuma camisi olduğunu ve ilk Müslüman Türk yerleşimi niteliğindeki Sultan Selim Mahallesi’nin bu cami çevresinde şekillendiğini ortaya koyuyor. Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de yapının 1515 yılıyla bağlantısını kuruyor ve günümüzde yerinde Taşbaşı Parkı bulunduğunu yazıyor. Sultan Selim Camii tarihî bir gerçektir ve Taşbaşı Parkı alanıyla bağlantısı güçlü kaynaklarla sabittir. İLK CUMA CAMİSİ, İLK MÜSLÜMAN TÜRK YERLEŞİMİ, KÜLLİYE DÜZENİ Sultan Selim Camii, Giresun’un sıradan bir ibadet yapısı olarak değil, şehir kurucu bir yapı olarak öne çıkıyor. Akademik çalışma, yapıyı bilinen ilk cuma camisi diye tanımlarken, Sultan Selim Mahallesi’ni de ilk Müslüman Türk yerleşimi olarak bu cami çevresinde okuyor. Bu çevrede yalnızca cami yoktu. Külliye düzeni içinde medrese, hazire, kabristan ve daha sonraki dönemde kütüphane bulunuyordu. 2025 tarihli yayın, Müderris İsmail Sabri Efendi Kütüphanesi’nin bu alanla bağlantısını gösteriyor. 2023 tarihli çalışma da cami çevresindeki medrese ve ilmî çevreyi destekliyor. Taşbaşı Parkı dosyası, bu yüzden yalnızca bir “cami dosyası” değil; külliye, medrese, kütüphane, hazire, kabristan, vakıf ve şehir kurucu hafıza dosyasıdır. 1852 tarihli şehir çiziminde Sultan Selim Camii. Çizim, yapının doğal burun üzerindeki genel konumunu ve kıyı-topografya ilişkisini gösteriyor. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018. RAPOR, FOTOĞRAF VE HARİTA DOSYANIN EN GÜÇLÜ TARAFI Bu dosyada en güçlü delil grubu, rapor, fotoğraf ve harita setidir. 1852 tarihli harita/çizim, Sultan Selim Camii’ni kıyıdaki doğal burun üzerinde gösteriyor. 1877 tarihli fotoğraf ve 20. yüzyıl başına ait farklı açılardan çekilmiş kareler, caminin gerçek varlığını, minaresini, ana kütlesini ve çevresindeki yapıları görünür kılıyor. 1932 tarihli hazire fotoğrafları ise yıkım ve tasfiye sürecini doğrudan belgeliyor. Aynı akademik çalışma, bu görsel veriden hareketle restitüsyon paftaları üretiyor: harim kat planı, mahfil kat planı ve cephe çizimleri. Yani görsel veri vardır; tarihî yapı için belge vardır; mimari okumayı mümkün kılan güçlü materyal vardır. Ancak kamuya açık dosyada görülen şey restitüsyon paftalarıdır; ölçülmüş rölöve projesi kaydı, envanter fişinde görünmemektedir. Bu ayrım kritik. Restitüsyon, tarihî görüntüden türetilmiş bilimsel yeniden kurma çalışmasıdır; rölöve ise mevcut ölçülü kayıt anlamına gelir. Dosyanın sert tartışmalarından biri tam da burada başlıyor. Sultan Selim Camii için üretilmiş restitüsyon paftaları. Bu çizimler, tarihî fotoğraf ve haritalardan türetilmiş bilimsel yeniden kurma denemesidir; kamuya açık envanterde rölöve projesi kaydı görünmemektedir. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018; Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu envanter fişi. 1930-1933 KIRILMASI: CAMİ, HAZİRE, KABRİSTAN GİTTİ; PARK GELDİ Sultan Selim Camii ve çevresindeki külliye düzeni 1930-1933 arasında ortadan kaldırıldı. Akademik çalışma, yapının 20. yüzyıl başlarında ağır harap durumda olduğunu, 1932’de hazirede mezar taşlarının kaldırıldığını ve 1933’e gelindiğinde cami, hazire, kabristan ve çevredeki vakıf yapılarının yerinde Küçük Yalı Parkı’nın kurulduğunu aktarıyor. Bu noktadan sonra Taşbaşı alanı vakıf-külliye alanından kamusal alan niteliği taşıyan park alanına dönüştü. 2026 tarihli çalışma, bu parkı Cumhuriyet dönemi modernleşmesinin bir sahnesi olarak ele alıyor. Dolayısıyla Taşbaşı Parkı, sadece kayıp cami hafızasının değil, park hafızası, şehir hafızası ve modern kamusal alan deneyiminin de mekânıdır. 1932’de hazirede mezar taşlarının kaldırılması. Bu kare, külliyenin tasfiye sürecini doğrudan belgeleyen en kritik fotoğraflardan biridir. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018. . Caminin yerine yapılan Küçük Yalı Parkı’nın devamı niteliğindeki Taşbaşı Parkı. Alan, 1933’ten sonra yeni bir park hafızası ve kamusal alan kimliği kazandı. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018; modernleşme çalışması. TESCİL, UZMAN RAPORU, ENVANTER FİŞİ VE 96 ADA 4 PARSEL Bugünkü idarî süreç 2024 sonundaki tescil kararıyla hızlandı. Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 23 Eylül 2024 tarihli başvuru, kurum görüşleri ve uzman raporu sonrasında 29 Kasım 2024’te Giresun Merkez Sultanselim Mahallesi 96 ada 4 parselde tanımlanan Sultan Selim Camii’ni tescil etti. Envanter fişi, dosyada rapor, fotoğraf ve harita bulunduğunu gösteriyor. Aynı fişte genel tanım bölümünde bilgilerin Vakıflar Dergisi’nden derlendiği anlaşılıyor. Yani tescil süreci, sözlü anlatıdan değil, kayıtlı rapor, uzman raporu, fotoğraf, harita ve akademik yayın üzerinden kuruldu. Ancak envanter fişinde rölöve projesi işaretli görünmüyor. Bu durum, tescilin tarihî varlık iddiasını desteklediğini, fakat tam zeminsel aplikasyon bakımından tartışmayı bitirmediğini gösteriyor. Koruma Kurulu envanterinde 96 ada 4 parselin işaretlenişi. Tescil, bugünkü hukuki tartışmayı bu parsel üzerinden kurdu. Kaynak: Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 29 Kasım 2024 tarihli karar eki. BİLİRKİŞİ, HAVA FOTOĞRAFI, HARİTA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE LİMAN DOLGU SAHASI Dosyanın en sert düğümü, bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkan tam konum tartışmasıdır. Yerel basına yansıyan teknik özete göre mahkemenin atadığı bilirkişi, Harita Genel Müdürlüğü’nden temin edilen 1955-2022 arasındaki 10 farklı hava fotoğrafını inceledi. Bu inceleme, tarihî caminin doğal burun üzerindeki muhtemel konumunun yalnızca belediyeye ait park parselini değil, kuzeydeki liman dolgu sahasını da kapsayan daha geniş bir alana işaret ettiğini ortaya koydu. Rapora göre liman sahası ve dolgu nedeniyle eski kıyı-topografya düzeni değişti; üstelik eski hava fotoğraflarının optik parametreleri bilinmediğinden metre bazında hassas yer tespiti yapmak bilimsel olarak mümkün görünmedi. Sonuç cümlesi çok kritik: cami kütlesinin güncel kadastral sistemde yalnızca 96 ada 4 parsel içinde yer aldığı yönünde tereddüde yer bırakmayan bilimsel tespit yapılamıyor. İşte “cami tek bir parsel üzerinde değil” cümlesi buradan çıkıyor. Bu bulgu, tarihî yapının varlığını ortadan kaldırmıyor; ama tam konum, tam koordinat, tek parsel kesinliği ve rekonstrüksiyon sahası tartışmasını büyütüyor. Başka ifadeyle, dosya “cami vardı mı” aşamasını geçmiş durumda; tartışma artık “hangi zemindeydi, ne kadar kesinlikle saptanabiliyor” noktasında yoğunlaşıyor. REKONSTRÜKSİYON, 922 SAYILI İLKE KARARI, VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE MAZBUT VAKIF EKSENİ Yeniden yapım tartışması yalnızca siyasî ya da sembolik değil; doğrudan koruma hukuku ve vakıf rejimiyle ilgili. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın TBMM’ye verdiği 8 Temmuz 2025 tarihli yazılı cevap, Sultan Selim Camii’nin 2863 sayılı Kanun ile 660 ve 922 sayılı ilke kararları çerçevesinde tescil edildiğini belirtiyor. Bu cevapta ayrıca mülkiyet devrinin Koruma Bölge Kurullarının yetki alanında olmadığı vurgulanıyor. 922 sayılı ilke kararı, cami, mescit ve türbeler için özel bir rekonstrüksiyon rejimi getiriyor; özgün oturum alanı çeşitli sebeplerle kullanılamasa bile, yeterli belge setiyle ihya kapısını tamamen kapatmıyor. Bu yüzden rekonstrüksiyon, bu dosyada sadece mimari değil; tescil, koruma hukuku, vakıf rejimi, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve mazbut vakıf bağlamında okunmak zorunda. BELEDİYE, TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI, İHTİYATİ TEDBİR VE SONDAJ GERİLİMİ Dosya bugün sadece akademik ya da idarî bir dosya değil; aktif bir hukuk dosyası. Giresun Belediyesi, 17 Mart 2025’te tapu iptal ve tescil davası açtığını duyurdu. Belediye, parkın mülkiyetinin haksız biçimde elinden alındığını savundu. 31 Mart 2026’da ise parkta başlatılan sondaj çalışmasının durdurulduğunu açıkladı. Belediye açıklamasında, mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararı verildiği, bu tedbir devam ederken parkta fiilî müdahale yapılamayacağı savunuldu. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gönderildiği anlaşılan sondaj makinasının belediye müdahalesiyle parktan çıkarıldığı bilgisi de aynı tartışma içinde yer aldı. Bu bölüm, dosyanın “rapor-fotoğraf-harita” ekseninden “dava-tapu-ihtiyati tedbir-sondaj” eksenine geçtiği yerdir. NE KESİN, NE TARTIŞMALI? Kesin olanlar şunlardır: Sultan Selim Camii ya da Hüdâvendigâr Camii tarihî bir gerçektir; Taşbaşı Parkı alanı ve liman sahası bitişiğindeki doğal burun ile bağlantısı güçlü kaynaklarla sabittir; çevresinde külliye düzeni, medrese, hazire, kabristan ve kütüphane bulunmuştur; yapı topluluğu 1930-1933 arasında kaldırılmış, yerine park düzenlenmiştir; rapor, fotoğraf, harita, uzman raporu, envanter fişi ve akademik yayınlar tarihî varlığı doğrulamaktadır. Tartışmalı olanlar ise şunlardır: tam konumun bugünkü kadastro içinde milimetrik düzeyde nereye düştüğü; cami kütlesinin yalnızca 96 ada 4 parsel içinde kalıp kalmadığı; liman dolgu sahasının eski kıyı çizgisini ne ölçüde değiştirdiği; kamuya açık rölöve eksikliği içinde rekonstrüksiyonun hangi teknik zemine oturacağı. Bu ayrım korunmadan yapılan her yayın, ya tarihî gerçeği eksiltir ya da teknik belirsizliği örter. Taşbaşı Parkı dosyasında doğru cümle tek uçlu kurulamaz. “Orada hiç cami yoktu” demek de yanlış, “tam yeri milimetrik biçimde tartışmasız bellidir” demek de yanlıştır. Taşbaşı Parkı alanında Sultan Selim Camii/Hüdâvendigâr Camii ve ona bağlı külliye düzeni bulunuyordu; bu tarihî yapı ve çevresi, fotoğraf, harita, rapor, uzman raporu, envanter fişi ve akademik yayınlarla doğrulanıyor; ancak bugünkü topografya, liman dolgu sahası, hava fotoğrafı okuması ve bilirkişi değerlendirmesi, tam oturumun yalnızca tek bir parsel üzerinde ve hiçbir tartışma bırakmadan gösterilemediğini ortaya koyuyor. Dosyanın gerçek ağırlık merkezi budur. Taşbaşı Parkı, bugün bir yandan kayıp caminin, bir yandan yaşayan parkın, bir yandan da şehir hafızası ile kamusal alanın aynı zemindeki mücadelesidir. KAYNAKÇA Gazanfer İltar ve Mehmet Fatsa, “Giresun Merkezde Yok Olmuş Bir Vakıf Eseri: Sultan Selim (Hüdâvendigâr) Camisi,” Vakıflar Dergisi 50, 2018. DOI: 10.16971/vakiflar.506654. Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “Kültürel Mirasımız” içinde Sultan Selim Camii kaydı. Erişim: 3 Nisan 2026. Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 29 Kasım 2024 tarihli Sultan Selim Camii tescil kararı ve envanter eki. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın TBMM’ye verdiği 8 Temmuz 2025 tarihli yazılı cevap. Selin Karaibrahimoğlu, “İki Park, İki Dönem, İki Modern: Giresun’da Modernleşme ve Toplumsal Yaşam,” 2026. Giresun Belediyesi, “Tapu İptal ve Tescil Davası Açıldı,” 17 Mart 2025; “Taşbaşı Parkı’nda Başlatılan İzinsiz Sondaj Çalışmasını Belediye Durdurdu,” 31 Mart 2026. Yeşilgiresun, “Taşbaşı Parkı Davasında Bilirkişi: ‘Cami Tek Bir Parsel Üzerinde Değil’,” 2026.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.