Hava Durumu

#Soğuk Zincir

giresunsonhaber - Soğuk Zincir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soğuk Zincir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’UN 122 KİLOMETRELİK KIYISINDA BALIKÇILIK ALTYAPISI İÇİN ÇAĞRI Haber

GİRESUN’UN 122 KİLOMETRELİK KIYISINDA BALIKÇILIK ALTYAPISI İÇİN ÇAĞRI

GİRESUN’UN 122 KİLOMETRELİK KIYISINDA BALIKÇILIK ALTYAPISI İÇİN ÇAĞRI Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, Eynesil’den Piraziz’e yaklaşık 122 kilometrelik kıyı şeridindeki balıkçı barınaklarının önemli bölümünün günümüz ihtiyaçlarına cevap vermediğini belirterek altyapı yatırımlarının hızlandırılmasını istedi. Giresun genelinde yaklaşık 25 balıkçı barınağı ve kayık çekek yerinin bulunduğunu belirten GTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu; elektrik, su, atık yönetimi, bakım-onarım alanları ve soğuk hava depolarındaki eksikliklere dikkat çekti. Çakırmelikoğlu ayrıca ürünlerin satışına yönelik modern mezat alanları ve araç park alanlarının da geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. SOĞUK ZİNCİR VE MEZAT ALANI VURGUSU Özellikle Giresun merkezdeki Kumyalı Balıkçı Barınağı’nın mevcut altyapısının geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Çakırmelikoğlu, balığın avlandıktan sonra tüketiciye ulaşmasına kadar soğuk zincirin korunmasının hem kalite hem ekonomik değer açısından önem taşıdığını söyledi. Keşap Uzuncakum’da 2021 yılında yapımına başlanan balıkçı barınağının önemli bir yatırım olduğunu belirten Çakırmelikoğlu, diğer barınaklarda da modernizasyon çalışmalarının yapılması gerektiğini dile getirdi.

TARIMDA REKOR ÜRETİM, DARALAN KÂR VE İKLİM ALARMI Haber

TARIMDA REKOR ÜRETİM, DARALAN KÂR VE İKLİM ALARMI

TARIMDA REKOR ÜRETİM, DARALAN KÂR VE İKLİM ALARMI RedAgrícola’nın 29 Temmuz–29 Ağustos 2026 döneminde yayımladığı haber ve araştırmalar, Latin Amerika tarımında üretim rekorlarıyla iklim ve pazar risklerinin aynı anda büyüdüğünü ortaya koydu. Avokadoda 920 bin ton, yaban mersininde 404 bin ton, kivide 170 bin tonluk ihracat hedeflenirken; sofralık üzümde yüzde 5 daralma, mangoda arz sıkışması, fındıkta ise hastalığa bağlı yüzde 65’e varan verim kaybı gündeme geldi. Latin Amerika’nın ihracata dayalı tarımında yalnızca daha fazla üretmek artık yeterli görülmüyor. Ürünün fiyatı, kalitesi, iklim koşulları, hastalıklarla mücadele, soğuk zincir, işçilik maliyeti ve yeni pazarlara erişim üreticinin kazancını doğrudan belirliyor. AVOKADODA REKOR TONAJ YETMİYOR: KÂRI FİYAT BELİRLEYECEK Peru avokadosu Avrupa’da tarihî bir sezon geçirirken küresel arzın büyümesi fiyatları baskılıyor. 2026 ihracatının 920 bin tona ve 1 milyar 825 milyon dolara ulaşması bekleniyor. RedAgrícola’nın Temmuz 2026 sayısındaki avokado dosyasında, Peru’nun Avrupa pazarında tarihî ihracat seviyelerine ulaştığı belirtildi. Ancak Brezilya, Güney Afrika, Kolombiya ve diğer üretici ülkelerin pazara girmesiyle oluşan yoğun arzın fiyatları aşağı çektiğine dikkat çekildi. Dosyada, 1997 yılındakine benzer bir El Niño etkisinin üretime yansıyabileceği; başlangıçta yüzde 10’un üzerinde beklenen üretim artışının sıfıra yakın seviyelere çekildiği ve gelecek sezonda düşüş ihtimalinin bulunduğu aktarıldı. 26 Ağustos’ta yayımlanan değerlendirmeye göre Peru’nun 2026’yı yaklaşık 920 bin ton ve 1 milyar 825 milyon dolarlık avokado ihracatıyla kapatması bekleniyor. Haziran ayının üçüncü haftasına kadar ihracat miktarı yüzde 4,6, ihracat geliri ise yüzde 11,1 arttı. Bu fark, sektörün artık tonajdan çok kilogram başına gelir ve kârlılığa odaklandığını gösteriyor. Avokado değerlendirmesi Şili’de de 2026-2027 sezonu üretiminin yüzde 10’a yakın artışla 285 bin tona ulaşması ve son 17 yılın en yüksek seviyesinin görülmesi bekleniyor. Artışın ekim alanı genişlemesinden çok verimlilik ve teknolojik gelişmelerden kaynaklandığı bildiriliyor. Şili’nin avokado tahmini YABAN MERSİNİNDE 404 BİN TONLUK İHRACAT İÇİN SOĞUK ZİNCİR SEFERBERLİĞİ Peru’nun yaban mersini ihracatında yüzde 5,6 büyüme bekleniyor. Ancak El Niño, çeşit seçimi, hasat sonrası kayıplar ve soğuk zincir yönetimi sezonun sonucunu belirleyecek. Proarándanos’un üçüncü tahminine göre Peru’nun 2026-2027 sezonunda yaban mersini ihracatı 404 bin tona ulaşacak. Bu rakam önceki sezona göre yüzde 5,6 büyümeye işaret etse de El Niño’nun beklenen üretim artışını sınırlandırdığı bildirildi. 404 bin tonluk ihracat tahmini İklim değişkenliği karşısında erken çeşitler ve yeni genetik materyaller öne çıkıyor. Planasa’nın Blue Manila çeşidiyle başlattığı sezon programı, yalnız yüksek verimi değil; iklim koşullarına uyumu, tüketici kalitesini ve üreticiye teknik desteği de merkeze alıyor. Hasat sonrasında ise her dakika önem taşıyor. Sektör temsilcileri, meyvenin soğutulmadan geçirdiği her saatin raf ömründen kayıp anlamına geldiğini; gereksiz temasın ve su kaybının haftalar sonra yumuşama olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Soğuk zincir değerlendirmesi Camposol, Chao’daki tesisine yaptığı 1.000 metrekarelik yatırımla ürün depolama kapasitesini 48’den 92 konteynere, günlük sevkiyat kapasitesini ise 15’ten 30 konteynere çıkardı. Şirketin Çin’e yaptığı sevkiyat da sezonun 18-25’inci haftaları arasında yüzde 631 artarak 342 tona ulaştı. Kapasite artışı – Çin ihracatı Peru Ulusal Kalite Enstitüsü de arazi seçiminden hasada, taşımadan depolamaya kadar bütün üretim zincirini kapsayan yaban mersini iyi tarım uygulamaları standardını güncelledi. SOFRALIK ÜZÜMDE BAĞ BÜYÜDÜ, KASA SAYISI AZALDI Üretim alanı 27 bin hektara çıkmasına rağmen Peru’nun sofralık üzüm ihracatında yüzde 5 düşüş bekleniyor. Hasat 7 ila 15 gün öne çekilebilir. Peru Sofralık Üzüm Üreticileri Birliği, 2026-2027 sezonu için 82,65 milyon adet 8,2 kilogramlık kasa ihracat tahmininde bulundu. Bu rakam önceki sezona göre yaklaşık yüzde 5 düşüş anlamına geliyor. Üretim alanı 27 bin hektara yükselmesine rağmen El Niño’nun verim üzerindeki etkisi ve hasadın normalden 7-15 gün önce başlaması beklenen üretimi aşağı çekiyor. El Niño’nun etkili olduğu önceki sezonlarda Peru’nun üzüm ihracatı ülke genelinde yüzde 12-13, kuzey bölgelerinde ise yüzde 30-38 oranında gerilemişti. Sofralık üzüm tahmini Ica’daki bağlarda kullanılan biyolojik mücadele sistemi ise meyve sineği kontrolünde gerekli işçiliği geleneksel yönteme göre yüzde 50 azalttı. Bu sonuç, biyolojik mücadelenin aynı zamanda bir maliyet yönetimi aracına dönüştüğünü gösterdi. FINDIKTA GÖRÜNMEYEN TEHLİKE: HASTALIK VERİMİ YÜZDE 65 DÜŞÜRDÜ Şili’de yapılan çalışmada sağlıklı fındık bahçelerinde hektar başına 5,85 ton ürün alınırken odun hastalıklarından etkilenen bahçelerde verim 2,05 tona düştü. Hektar başına brüt kayıp 21 bin 400 dolar olarak hesaplandı. RedAgrícola’da yayımlanan INIA araştırması, fındıktaki odun hastalıklarının yalnızca dalları kurutmadığını; bitkinin damar sistemini tıkayarak su ve besin taşınmasını, fotosentezi, meyve kalitesini ve verimi doğrudan etkilediğini ortaya koydu. 2026 hasadında yapılan karşılaştırmada sağlıklı bitkilerden hektar başına 5,85 ton, hastalıklı bitkilerden ise 2,05 ton ürün elde edildi. Yüzde 65’e ulaşan verim kaybının hektar başına yaklaşık 21 bin 400 dolarlık brüt gelir kaybına karşılık geldiği hesaplandı. Fındıkta odun hastalıkları araştırması Araştırmada Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki liderliğini koruduğu, Şili’nin ise 2025 sezonunda 100 bin tonu aşan üretimle ikinci sıraya yükseldiği belirtildi. CIREN–ODEPA verilerine göre Şili’deki fındık alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara çıktı. RedAgrícola’nın başka bir haberinde ise güncel fakat resmî olmayan tahminin 65 bin hektar olduğu ve 2032’de 100 bin hektara ulaşılabileceği aktarıldı. İki rakamın tarih ve veri niteliği farklı olduğu için aynı resmî veri gibi değerlendirilmemesi gerekiyor. Şili’de fındık artık “az bakım isteyen rustik bir ürün” olarak görülmüyor. Gübrelemenin toprak ve yaprak analizlerine göre düzenlenmesi, sıcaklık stresine karşı biyostimülant ve güneş koruyucu uygulamalar, budama yaralarının korunması ve hastalık riskinin meteorolojik verilerle izlenmesi yeni üretim modelinin temelini oluşturuyor. KİVİDE 170 BİN TONLUK HEDEFİ 10 GÜNLÜK POLİNASYON BELİRLEYECEK Şili’nin kivi ihracatının yüzde 16-20 artması bekleniyor. Ancak çiçeklenmedeki 10-14 günlük kısa dönem doğru yönetilemezse yüksek üretim hedefi riske girebilir. Şili’nin 2026 sezonunda yaklaşık 170 bin ton kivi ihraç etmesi bekleniyor. Sektör, 2035 yılına kadar üretim alanını iki katına çıkarmayı hedefliyor. Kivide etkili polinasyon süresinin yalnızca 10-14 gün olması, arı kolonilerinin ve hava koşullarının önemini artırıyor. Soğuk saatlerde arı uçuşunun azalması, çiçeklerin sınırlı nektar üretmesi ve çapraz tozlanma gerekliliği nedeniyle bilimsel olarak yönetilen arı programları gündeme geliyor. Kivide polinasyon programı Sektör temsilcileri kivinin bugün üretim krizinden çok “başarının doğurabileceği riskleri” yönetmesi gerektiğini, kontrolsüz büyümenin kalite ve pazar dengesini bozabileceğini belirtiyor. KİRAZDA VİETNAM KAPISI DAHA UYGUN ŞARTLARLA AÇILDI Şili kirazı, soğuk işlem zorunluluğuna alternatif olarak kabul edilen “Systems Approach” sistemiyle Vietnam’a gönderilebilecek. Şili ile Vietnam arasında sağlanan mutabakatla kiraz ihracatında soğuk işlem zorunluluğuna alternatif bir bitki sağlığı sistemi kabul edildi. Yeni uygulama, hava ve deniz yolu sevkiyatlarında ihracatçılara daha esnek koşullar sağlayacak. Vietnam’a kiraz ihracatı kararı Bahçe tarafında ise üreticilere sert bir uyarı yapıldı: Hasat sonrasındaki besleme ve bakım çalışmaları zayıf bırakılan kiraz bahçelerinin sezon öncesi yapılacak uygulamalarla kurtarılamayacağı belirtildi. MANGODA ÜRÜN AZALDI, ORGANİK PAZARA BASKI ARTTI Kent cinsi mangonun yetersizliği, alıcıları organik ürüne yöneltti. Ancak Peru’daki organik ürünün büyük bölümü önceden bağlandı, Meksika’daki arz ise açığı kapatamadı. Uluslararası dondurulmuş mango pazarında hem konvansiyonel hem de organik üründe ciddi arz sıkışması yaşanıyor. Kent tipi mango piyasaya çıktığı anda satılırken organik dondurulmuş ürünün neredeyse bulunamaz hale geldiği bildiriliyor. Mango piyasasındaki arz sıkışması Mango işlemede yüksek satış fiyatı tek başına yüksek kâr anlamına gelmiyor. Bir kilogram kurutulmuş mango için yaklaşık sekiz kilogram taze meyve gerekiyor. Bu nedenle sanayinin asıl kazancı kaliteli ihraçlık meyveyi işlemekten değil; taze pazarda satılamayan ürünü değerlendirmekten geliyor. KUŞKONMAZDA TAZE ÜRÜN KAZANDI, SANAYİNİN PAYI GERİLEDİ Taze kuşkonmazın kilogram fiyatı 2,86 dolardan 3,82 dolara çıkınca işlenen ürünün toplam üretimdeki payı yüzde 28’den yüzde 18’e düştü. Kuşkonmazdaki gelişme, üreticinin taze ürün fiyatı yükseldiğinde sanayiye daha az ürün gönderdiğini gösterdi. İşleme sektörü bu üründe taze pazarın rakibi olmaktan çok, taze olarak değerlendirilemeyen ürünü ekonomiye kazandıran bir güvenlik ağı işlevi görüyor. Ürün işleme ve kuşkonmaz verileri CEVİZDE HİNDİSTAN İLGİLİ, YÜZDE 100 GÜMRÜK DUVARI ENGEL Şili cevizi Hindistan pazarında ilgi görmesine rağmen yüzde 100’e ulaşan gümrük vergisi ve Çin rekabeti ihracatın önündeki en büyük engel olarak gösteriliyor. Şilili ceviz ihracatçıları, Hindistan’daki müşterilerle yaptıkları görüşmelerde ürüne yönelik talebi doğruladı. Ancak mevcut gümrük tarifesinin rekabetçi fiyat oluşturmayı zorlaştırdığı ve Çin’in pazardaki baskısını artırdığı belirtildi. Şili cevizinin Hindistan pazarı DOMATES ÜRETİCİSİNE 248 MİLYON PESOLUK FİNANSMAN Meksika’da üretimin ve fiyatların düzenlenmesi amacıyla domates üreticilerine 48 ayrı kredi üzerinden 248 milyon 281 bin peso kaynak sağlandı. Finansmanın ilk aşaması Baja California, Sonora, Meksika Eyaleti ve Oaxaca’daki üreticilere yönlendirildi. Program, üretim miktarı, tedarik, pazarlama ve adil fiyat mekanizmasının birlikte düzenlenmesini amaçlıyor. Domates üreticilerine finansman SOFRALIK ÜZÜMDEN ŞARAP ÜRETİMİ YÜZDE 105 ARTTI Şili’de sofralık üzümden üretilen şarap miktarı bir yılda 10,2 milyon litreden 21,1 milyon litreye yükseldi. Şili Tarım ve Hayvancılık Servisi verilerine göre ülkenin dökme şarap üretimi yüzde 13,2 artarak 949,4 milyon litreye ulaştı. Sofralık üzümden üretilen şarap miktarındaki artış ise yüzde 105,4 oldu. Buna karşılık pisco üretiminde kullanılan üzüm çeşitlerinden elde edilen şarap miktarı yüzde 10,5 azaldı. 2026 şarap üretim verileri GÜBREDE YÜZDE 35’E VARAN ARTIŞ, ORGANİK ALTERNATİFE YÖNELİMİ HIZLANDIRDI Azotlu gübre fiyatlarındaki yüzde 25-35’lik yükseliş, üreticiyi yerel ve organik kaynaklara yöneltti. Tavuk gübresi artık günde 300 tonluk tarımsal girdiye dönüştürülüyor. Orta Doğu’daki gelişmeler, lojistik aksamalar ve doğal gaz maliyetleri azotlu gübre fiyatlarını yukarı çekti. Şili’de azotlu gübrelerde yüzde 25 ile yüzde 35 arasında artış bildirildi. Peru’da ise sekiz milyondan fazla tavuğun gübresi işlenerek günde 300 tonun üzerinde katı organik gübre ve sıvı biyolojik ürün elde ediliyor. Ürünler kahve, avokado ve diğer meyve bahçelerinde kullanılmak üzere 14 farklı bölgeye gönderiliyor. TARIMIN ORTAK MESAJI: ÇOK ÜRETMEK TEK BAŞINA YETMİYOR Son bir aylık gelişmelerden çıkan ortak sonuç, tarımda tonaj artışının kendiliğinden kazanç getirmediğidir. Avokadoda fiyat, yaban mersininde soğuk zincir, üzümde iklim, kivide polinasyon, kirazda bahçe rezervi, fındıkta hastalık yönetimi ve cevizde gümrük tarifesi üreticinin gelirini üretim miktarı kadar etkiliyor. İhracat pazarlarında bundan sonraki yarış; daha fazla araziye sahip olmak üzerinden değil, aynı alandan kaliteli ürün elde etmek, kayıpları azaltmak, ürünü doğru zamanda pazara ulaştırmak ve tüketicinin istediği niteliği sürdürülebilir şekilde sağlamak üzerinden şekillenecek.

ESPİYE’DE MAVİYEMİŞ HASADI: ÇEPNİKÖY’DE 11 DEKARLIK ÜRETİM Haber

ESPİYE’DE MAVİYEMİŞ HASADI: ÇEPNİKÖY’DE 11 DEKARLIK ÜRETİM

ESPİYE’DE MAVİYEMİŞ HASADI: ÇEPNİKÖY’DE 11 DEKARLIK ÜRETİM Espiye Kaymakamı Ahmet Kavanoz, İlçe Tarım Müdürü Metin Küp ile birlikte Çepniköy’de Kahraman Kaya’ya ait 11 dekarlık maviyemiş bahçesini ziyaret ederek hasada katıldı. Giresun’da alternatif tarım ürünü olarak giderek yaygınlaşan maviyemişte üretim alanı, son yıllardaki desteklerle 270 dekara kadar çıktı. Espiye Kaymakamı Ahmet Kavanoz, İlçe Tarım Müdürü Metin Küp ile birlikte ilçeye bağlı Çepniköy köyünde organik maviyemiş üretimi yapan Kahraman Kaya’yı ziyaret etti. 11 dekarlık arazide yürütülen üretimi ve hasat çalışmalarını yerinde inceleyen Kavanoz, bahçede yapılan hasada da katıldı. Ziyarette maviyemişin yetiştirilme şartları, hasat dönemi, ürünün muhafazası ve pazarlama süreci hakkında bilgi alındı. Espiye Kaymakamlığından yapılan değerlendirmede, “Üreticimize misafirperverliğinden dolayı teşekkür ediyor, bereketli ve bol kazançlı bir hasat dönemi diliyoruz” ifadelerine yer verildi. ÇEPNİKÖY’DEKİ BAHÇE GİRESUN’UN ÖNE ÇIKAN ÜRETİM ALANLARINDAN BİRİ Kahraman Kaya’nın Çepniköy’deki maviyemiş bahçesi, daha önce de Giresun’daki alternatif ürün çalışmalarının başarılı örnekleri arasında gösterilmişti. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım Orman Ekranı’nın 2024 tarihli haberinde işletmenin üretim alanı yaklaşık 12 dönüm olarak belirtilmiş, Kaya’nın atıl durumdaki çalılık araziyi üretime kazandırdığı ve hasat döneminde yaklaşık 10 kişiye çalışma imkânı sağladığı aktarılmıştı. Son ziyarette ise aktif üretim alanı 11 dekar olarak açıklandı. Kaya, 2024 yılındaki açıklamasında İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden fidan desteği aldığını, tutmayan veya gelişmeyen fidanların yenileriyle takviye edildiğini ve üretimin denetlendiğini belirtmişti. Ürünlerini İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere büyük şehirlerdeki alıcılara ulaştırdığını ifade eden Kaya, o dönem kilogram satış fiyatının 250-300 lira arasında değiştiğini söylemişti. GİRESUN’DA ÜRETİM ALANI 270 DEKARA ULAŞTI Giresun’da maviyemiş üretiminin yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar yaklaşık 2012 yılından bu yana yürütülüyor. 2024 yılında açıklanan verilere göre il genelinde ürün veren 66 dekar alandan yıllık yaklaşık 33 ton maviyemiş elde edilirken, yeni kurulan bahçelerle toplam üretim alanı 154 dekara çıkarılmıştı. Aynı dönemde 114 üreticiye 38 bin 400 fidan dağıtılmıştı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün Aralık 2025 tarihli açıklamasında ise 2022’den itibaren dağıtılan sertifikalı fidan sayısının 62 bin 80’e, il genelindeki maviyemiş yetiştiriciliği alanının da 270 dekara ulaştığı bildirildi. Bu rakamların tamamı aynı yıl ürün veren olgun bahçeleri değil, yeni kurulan ve gelişme dönemindeki alanları da kapsıyor. Bu nedenle üretim miktarının, fidanların verim çağına ulaşmasıyla önümüzdeki yıllarda artması bekleniyor. 2024 yılı destek programında Bulancak, Espiye, Güce, Görele, Tirebolu ve Yağlıdere ilçelerindeki 23 üreticiye 24 dekar alan için 6 bin sertifikalı maviyemiş fidanı dağıtıldı. İl genelindeki üretimin bu ilçelerde yoğunlaştığı, 2025 yılında da özellikle Bulancak ve Tirebolu’da yeni bahçelerin kurulduğu görülüyor. MAVİYEMİŞ NEDEN DEĞERLİ BİR ÜRÜN? Maviyemiş; taze tüketimin yanı sıra dondurulmuş ürün, reçel, marmelat, meyve suyu, kurutulmuş meyve, pasta ve sütlü ürünlerde kullanılabilen yüksek katma değerli bir meyve olarak öne çıkıyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ürünü vitamin, mineral ve antioksidan içeriği yüksek; birim alandan yüksek gelir sağlayabilen alternatif bir tarım ürünü olarak tanımlıyor. Fiyat; ürünün çeşidine, iriliğine, organik sertifikasına, ambalajına, satış miktarına ve satış kanalına göre önemli ölçüde değişiyor. Hal fiyatlarını derleyen 21 Temmuz 2026 tarihli güncel bir raporda konvansiyonel yaban mersininin ortalama toptan fiyatı kilogram başına 314 lira olarak yer aldı. Organik sertifikalı, seçilmiş ve küçük ambalajlı ürünlerde perakende satış fiyatı toptan fiyatın üzerine çıkabilir. Ancak üreticinin eline geçen net bedel; ambalaj, nakliye, soğutma, komisyon ve fire maliyetleri düşüldükten sonra belirleniyor. ÜRÜN NEREYE VE NASIL PAZARLANABİLİR? Maviyemiş için tek bir satış kanalı bulunmuyor. Üretici, hasat öncesinde alıcıyla bağlantı kurarak ürününü yerel manav ve marketlere, zincir marketlerin satın alma birimlerine, otel, restoran, pastane ve kafelere, meyve işleme tesislerine veya doğrudan tüketiciye satabiliyor. Büyük şehirlerdeki toptancılar, sipariş usulü satış ve üretici kooperatifleri de önemli pazarlama kanalları arasında yer alıyor. Çepniköy ve Tirebolu’daki üreticilerin daha önce İstanbul, Ankara, İzmir ve Giresun’a siparişle ürün göndermesi, bu modelin Giresun’da fiilen uygulandığını gösteriyor. Küçük ve orta büyüklükteki üreticiler açısından izlenebilecek yol şöyle sıralanıyor: Hasattan önce tahmini ürün miktarının belirlenmesi,Market, manav, toptancı ve işletmelerle ön satış bağlantısı kurulması,Fiyat, ödeme ve teslim şartlarının yazılı hale getirilmesi,Ürünün irilik ve kalite durumuna göre sınıflandırılması,Küçük ve havalandırmalı ambalajlarda satışa hazırlanması,Hasat edilen ürünün aynı gün soğuk zincire alınması,Ezilmiş veya aşırı olgun meyvelerin işlenmiş ürün kanalına ayrılması. Taze satışa uygun olmayan ancak gıda güvenliği açısından sağlam durumdaki meyveler; reçel, püre, meyve suyu, kurutulmuş ürün veya dondurulmuş meyve üretiminde değerlendirilebilir. HASATTAN SONRA SOĞUK ZİNCİR ŞART Maviyemiş, hasat sonrasında su kaybına ve ezilmeye açık bir ürün. Meyvenin serin saatlerde, zedelenmeden ve kuru olarak toplanması, doğrudan güneş altında bekletilmemesi gerekiyor. Hasattan sonra ayıklama ve ambalajlama hızla tamamlanmalı, ürün mümkün olan en kısa sürede ön soğutmaya alınmalıdır. Türkiye’de yapılan akademik çalışmalarda maviyemişin 0-1 derece sıcaklık ve yüzde 90-95 oransal nem koşullarında kalitesini daha uzun süre koruyabildiği, kontrollü şartlarda 28-30 güne kadar muhafaza denemelerinin yapıldığı bildiriliyor. Ancak ürünün gerçek raf ömrü; çeşide, hasat olgunluğuna, ambalaja ve soğuk zincirin kesintisiz sürdürülmesine bağlı bulunuyor. Bu nedenle ürünün bahçeden alındıktan sonra açık kasalarda ve sıcak ortamda uzun süre bekletilmemesi, soğutmalı araçlarla veya ısı yalıtımlı taşıma sistemiyle satış noktasına ulaştırılması önem taşıyor. “ORGANİK” ADIYLA SATIŞ İÇİN SERTİFİKA GEREKİYOR Bir ürünün yalnızca ilaç kullanılmadan yetiştirilmesi, tek başına “organik ürün” olarak satışa sunulması için yeterli değil. Tarım ve Orman Bakanlığına göre organik üretim; yetkilendirilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşuyla sözleşme yapılmasını, üretimin bütün aşamalarının denetlenmesini ve nihai ürünün sertifikalandırılmasını gerektiriyor. Organik adıyla ambalajlı satışta ürünün sertifika statüsü, hasat yılı, üretici bilgileri ve mevzuata uygun organik ürün logosunun etikette bulunması gerekiyor. TOPTAN SATIŞTA ÜRÜN KÜNYESİ OLUŞTURULMALI Toptan satış veya sevkiyat yapılacaksa ürünün Hal Kayıt Sistemi üzerinden bildirilmesi ve ürün künyesinin oluşturulması gerekiyor. Sistem; ürünün nerede ve kim tarafından üretildiği, miktarı, alıcısı ve satıcısı gibi bilgilerin kayıt altına alınmasını sağlıyor. Üretici örgütleri de ortaklarının ürünlerini toptan veya perakende olarak pazarlayabiliyor. Ürünün reçel, meyve suyu, kurutulmuş meyve veya benzeri işlenmiş gıda olarak satışa sunulması halinde ise üretimin Tarım ve Orman Bakanlığına kayıtlı bir gıda işletmesinde yapılması gerekiyor. Üretici kendi tesisini kurabileceği gibi kayıtlı bir işletmeyle sözleşmeli üretim modeli de uygulayabilir. FINDIĞA ALTERNATİF DEĞİL, ÜRETİCİYE İLAVE GELİR KAPISI Giresun’un iklim ve toprak yapısına uyum sağlayan maviyemiş, fındığın yerine geçecek bir ürün olarak değil; boş, küçük veya alternatif ürün yetiştiriciliğine uygun arazilerin değerlendirilmesini sağlayacak ilave bir gelir kaynağı olarak önem taşıyor. Çepniköy’deki 11 dekarlık üretim alanı da doğru fidan seçimi, teknik takip, sertifikasyon, soğuk zincir ve önceden kurulmuş satış bağlantısı bir araya geldiğinde maviyemişin Espiye için ekonomik değere dönüşebileceğini gösteriyor.

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI Haber

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin Aksu Pazar Yeri’nde gerçekleştirdiği denetim, pazarlarda yalnızca fiyat etiketi, ölçü-tartı ve tezgâh düzeninin değil; gıda güvenliği, hijyen, son tüketim tarihi, üretim yeri, soğuk zincir ve personel temizliği başlıklarının da titizlikle ele alınması gerektiğini ortaya koydu. Aksu Pazar Yeri’nde yapılan kontrollerde pazarcı esnafının tezgâh düzeni, fiyat etiketi uygulamaları, ürünlerin hijyen koşulları, ölçü-tartı aletleri ve pazar alanı sınırlarına uygunluğu denetlendi. Ancak özellikle açıkta satıldığı görülen zeytin, eski kaşar, tulum peyniri ve benzeri gıda ürünleri, pazar yerlerinde halk sağlığı açısından daha kapsamlı denetim ihtiyacını yeniden gündeme getirdi. Dünya Sağlık Örgütü, güvenli olmayan gıdaların bakteri, virüs, parazit ve kimyasal tehlikeler yoluyla hastalıklara neden olabileceğini vurgularken; güvenli gıda için temel ilkeleri “temiz tutmak, çiğ ve pişmiş gıdayı ayırmak, gıdayı iyice pişirmek, gıdayı güvenli sıcaklıkta tutmak, güvenli su ve hammadde kullanmak” olarak sıralıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) PAZARDA ASIL SORU: ÜRÜN NEREDEN GELDİ, NASIL SAKLANDI, KİMİN ELİ DEĞDİ? Pazar yerlerinde zeytin, peynir, tereyağı, çökelek, eski kaşar ve tulum gibi doğrudan tüketilebilen ürünlerin açıkta satılması, yalnızca görsel düzensizlik değil, doğrudan toplum sağlığını ilgilendiren bir risk olarak değerlendiriliyor. Bu ürünler; güneş, sıcak hava, toz, sinek, egzoz gazı, kirli bez, ortak bıçak, çıplak el teması, para alışverişi ve yetersiz el hijyeni nedeniyle kirlenmeye açık hale gelebiliyor. Özellikle süt ürünlerinde uygun sıcaklıkta muhafaza edilmemesi, mikrobiyolojik bozulma ve gıda kaynaklı hastalık riskini artırabiliyor. Türkiye’de 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun amacı; gıda güvenilirliğini, halk sağlığını, tüketici menfaatlerini ve çevrenin korunmasını sağlamaktır. Kanun, gıda işletmecilerinin gıda güvenilirliği sistemlerini kurma ve uygulama yükümlülüğünü de ortaya koyuyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) DENETİM SADECE ETİKETLE SINIRLI KALMAMALI Zabıta denetimlerinde fiyat etiketi, tartı, tezgâh sınırı ve pazar düzeni önemli başlıklar arasında yer alıyor. Ancak açıkta satılan gıda ürünlerinde denetimin kapsamı daha geniş olmalı. Denetim Başlığı Mutlaka Bakılması Gerekenler Halk Sağlığı Açısından Önemi Açıkta satış Ürünlerin üzeri kapalı mı, sinek/toz teması var mı? Fiziksel ve mikrobiyolojik bulaşmayı önler Soğuk zincir Peynir, tereyağı ve benzeri ürünler uygun sıcaklıkta mı? Bozulma ve bakteri çoğalması riskini azaltır Son tüketim tarihi STT/TETT bilgisi var mı, geçmiş ürün satılıyor mu? Güvenli tüketim sınırını gösterir Üretim yeri Üretici, işletme kayıt/onay bilgisi, parti/lot no mevcut mu? Ürünün izlenebilirliğini sağlar Personel hijyeni Satıcı el yıkıyor mu, maşa/servis kaşığı kullanıyor mu? El ve para kaynaklı bulaşmayı önler Tezgâh hijyeni Bez, bıçak, kap, tartı ve yüzeyler temiz mi? Çapraz bulaşma riskini düşürür Belge kontrolü Fatura/irsaliye var mı? Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz satışın önüne geçer Pazar altyapısı Tuvalet, lavabo, temiz su, atık alanı yeterli mi? Sürdürülebilir hijyen için zorunludur AÇIKTA ZEYTİN, ESKİ KAŞAR VE TULUM PEYNİRİ NASIL SATILMALI? Pazar yerlerinde gıda satışı yapılabilir; ancak her ürün aynı koşullarda satılamaz. Özellikle süt ürünleri ve salamura ürünler, hijyen ve muhafaza şartları açısından daha hassas ürünlerdir. Ürün Doğru Satış Şekli Riskli Uygulama Zeytin Kapalı, gıdaya uygun kapta; servis kaşığı veya maşa ile Açık tenekede, çıplak elle, sinek ve toza açık satış Eski kaşar Ambalajlı veya kapalı teşhirde; üretici ve tarih bilgisiyle Güneş altında, etiketsiz, açık bez üzerinde satış Tulum peyniri Soğuk zincir korunarak, kayıtlı üretici bilgisiyle Nereden geldiği belirsiz, açıkta kesilerek satış Tereyağı Soğuk muhafazada, kapalı ambalajlı Ortam sıcaklığında uzun süre bekletme Ambalajı açılmış ürün Kapalı dolapta, ayrı bıçak ve hijyenik ekipmanla Ortak bıçak, kirli bez, el teması Türk Gıda Kodeksi ve gıda hijyeni düzenlemelerinin temel yaklaşımı, gıdanın üretimden tüketiciye ulaşıncaya kadar hijyenik koşullarda muhafaza edilmesi, taşınması ve satışa sunulmasıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda hijyeni alanındaki düzenlemeleri, gıda güvenilirliğinin üretimden son tüketiciye kadar korunması gerektiğini esas alır. (Tarım ve Orman Bakanlığı) EL HİJYENİ YOKSA GIDA GÜVENLİĞİ DE YOKTUR Pazar yerlerinde en kritik sorunlardan biri, satıcının aynı anda hem para alışverişi yapması hem de gıdaya temas etmesidir. Para, cep telefonu, tartı, poşet, tezgâh bezi, bıçak ve ürün arasında sürekli temas varsa, hijyen zinciri kolayca kırılır. Bu nedenle denetimlerde şu soruların yanıtı aranmalıdır: Kritik Soru Neden Önemli? Satıcıların el yıkayabileceği lavabo var mı? Tuvalet sonrası ve para teması sonrası bulaşmayı önler Sabun, temiz su ve kâğıt havlu bulunuyor mu? El hijyeninin gerçekten uygulanmasını sağlar Ürünlere çıplak elle temas ediliyor mu? Doğrudan bulaşma riskini artırır Para alan kişi ile ürünü hazırlayan kişi aynı mı? Çapraz bulaşma ihtimalini yükseltir Maşa, servis kaşığı, eldiven ve ayrı ekipman kullanılıyor mu? Gıdaya insan temasını azaltır Ortak bıçak ve kirli bez kullanılıyor mu? Ürünler arası mikrobiyolojik geçişe neden olabilir Dünya Sağlık Örgütü’nün “Güvenli Gıda İçin Beş Anahtar” yaklaşımı, gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesinde temizliğin korunmasını ve bulaşmanın engellenmesini temel ilkeler arasında göstermektedir. (Dünya Sağlık Örgütü) TUVALET VE LAVABO ALTYAPISI OLMADAN GÜVENLİ PAZAR OLMAZ Pazar yerlerinde çalışanların tuvalet ihtiyacını nerede karşıladığı, ardından ellerini nerede ve nasıl yıkadığı doğrudan gıda güvenliğiyle ilgilidir. Eğer pazar alanında temiz, kullanılır durumda, sabunlu ve denetlenen tuvalet-lavabo altyapısı yoksa, açıkta gıda satışı halk sağlığı açısından daha büyük risk taşır. Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik’e göre pazar yerlerinde zabıta bürosu, çöp toplama yeri, elektronik tartılar, aydınlatma sistemi, güvenlik kamerası ve tuvalet gibi hizmet tesislerinin bulunması gerekir. Yönetmelik, pazar yerlerinin belediyeler tarafından asgari koşulları taşıyacak şekilde kurulmasını da düzenler. (Hal.gov.tr) Pazar Altyapısı Olması Gereken Standart Tuvalet Temiz, düzenli denetlenen, satıcı ve vatandaş kullanımına uygun Lavabo Akan su, sabun, kâğıt havlu veya hijyenik kurutma imkânı bulunan Zemin Yıkanabilir, su biriktirmeyen, çamur ve toz oluşturmayan Üst örtü Güneş, yağmur, kuş ve çevresel etkilere karşı koruyucu Atık alanı Kapaklı, düzenli boşaltılan, gıda tezgâhlarından uzak Soğuk muhafaza Peynir, tereyağı ve hassas ürünler için zorunlu Denetim noktası Zabıta ve gıda kontrol ekiplerinin sahada kayıt tutabileceği alan SON KULLANMA TARİHİ VE ÜRETİM YERİ GÖRÜLMEDEN ALIŞVERİŞ YAPILMAMALI Açıkta satılan veya ambalajı açılarak satılan ürünlerde tüketicinin ürünün kaynağını bilmesi gerekir. Ürünün nerede üretildiği, hangi işletmeden geldiği, hangi partiye ait olduğu ve ne zamana kadar tüketilebileceği açıkça görülebilmelidir. Kontrol Edilecek Bilgi Neden Zorunlu? Üretici/işletme adı Ürünün kaynağını gösterir İşletme kayıt veya onay bilgisi Üretimin kayıtlı olup olmadığını ortaya koyar Parti/lot numarası Sorun halinde ürünün izlenmesini sağlar Son tüketim tarihi / tavsiye edilen tüketim tarihi Raf ömrü ve güvenli tüketim için gereklidir Muhafaza koşulu Ürünün soğukta mı, serinde mi, kuru ortamda mı saklanacağını gösterir Fatura/irsaliye Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz ürün satışını engeller Menşe/üretim yeri Tüketicinin ürünün nereden geldiğini bilmesini sağlar Gıda güvenilirliğinde izlenebilirlik, olası bir risk durumunda ürünün hangi üreticiden geldiğinin ve hangi tüketim zincirine girdiğinin tespit edilebilmesi için temel şarttır. 5996 sayılı Kanun, gıda güvenilirliği ve tüketici menfaatlerinin korunmasını temel amaçlar arasında saymaktadır. (Tarım ve Orman Bakanlığı) GÖRÜNMEYEN TEHLİKE: BULAŞMA HER ZAMAN GÖZLE ANLAŞILMAZ Açıkta satılan peynir veya zeytinde bozulma her zaman gözle fark edilmez. Ürünün rengi, kokusu veya görünümü normal olabilir; ancak mikroorganizma yükü artmış olabilir. Risk Türü Kaynak Muhtemel Sonuç Mikrobiyolojik bulaşma Kirli el, sinek, açıkta bekleme, uygunsuz sıcaklık Gıda zehirlenmesi, mide-bağırsak enfeksiyonları Fiziksel bulaşma Toz, saç, böcek, yabancı madde Tüketici sağlığı riski Kimyasal bulaşma Egzoz, temizlik kimyasalı, uygunsuz kap Kimyasal maruziyet Çapraz bulaşma Para, bıçak, bez, tartı, el teması Ürünler arası kirlenme Sıcaklık riski Soğuk zincirin bozulması Hızlı mikrobiyal çoğalma Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği, gıdalarda bulunabilecek belirli bulaşanların kontrolünü ve riskin kaynağının önlenmesini gıda işletmecisinin sorumlulukları arasında düzenlemektedir. (Resmi Gazete) DENETİMDE KURUMLAR ARASI İŞ BİRLİĞİ ŞART Pazar yerlerinde zabıta denetimi önemlidir; ancak gıda güvenliği yalnızca zabıtanın görev alanıyla sınırlı değildir. Özellikle açıkta satılan süt ürünleri, zeytin, tereyağı ve benzeri ürünlerde Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün gıda kontrol yetkisi de devreye girmelidir. Kurum/Birim Denetim Alanı Belediye Zabıta Müdürlüğü Tezgâh düzeni, fiyat etiketi, ölçü-tartı, pazar sınırı, işgal Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Gıda güvenilirliği, üretim izni, kayıt/onay, numune, etiket, izlenebilirlik Belediye Temizlik Birimleri Pazar alanı temizliği, atık yönetimi, yıkama Ölçü ve Ayar Birimleri Terazi ve tartı doğruluğu Çevre/Sağlık Birimleri Tuvalet, lavabo, atık su, hijyen altyapısı PAZAR YERLERİ NASIL OLMALI? Sağlıklı bir pazar yeri, yalnızca esnafın tezgâh açtığı alan değil; temiz suyu, tuvaleti, lavabosu, atık sistemi, gıda güvenliği kontrolü, soğuk muhafaza imkânı ve düzenli denetimi bulunan kamusal bir alışveriş alanı olmalıdır. Sağlıklı Pazar Kriteri Uygulama Kapalı veya kontrollü gıda alanı Hassas gıdalar güneş, toz ve sinekten korunmalı Soğuk zincir alanı Peynir, tereyağı ve benzeri ürünler uygun sıcaklıkta satılmalı Hijyen noktaları Satıcıların kullanabileceği el yıkama alanları bulunmalı Belge kontrol sistemi Ürünlerin üretim yeri, fatura/irsaliye ve kayıt bilgisi düzenli denetlenmeli Ayrı gıda sınıfları Sebze-meyve, süt ürünleri, kuru gıda ve diğer ürünler ayrı düzenlenmeli Eğitimli esnaf Hijyen, etiket, tüketici hakkı ve gıda güvenliği eğitimi verilmeli Periyodik denetim Denetimler sadece şikâyet üzerine değil, düzenli yapılmalı Kayıtlı uyarı/ceza sistemi Aynı ihlalin tekrarı izlenmeli VATANDAŞ NEYE DİKKAT ETMELİ? Vatandaşların pazarda gıda ürünü alırken şu noktalara dikkat etmesi gerekiyor: Vatandaşın Kontrolü Riskli Durum Ürün kapalı mı? Açıkta, güneş altında, sineğe/toza maruzsa alınmamalı Üretici bilgisi var mı? Kaynağı belirsiz ürün risk taşır Tarih bilgisi var mı? STT/TETT görülmeden alışveriş yapılmamalı Satıcı ürüne elle temas ediyor mu? Çıplak elle ürün hazırlama hijyen riski oluşturur Aynı kişi para alıp ürün veriyor mu? Çapraz bulaşma ihtimali artar Peynir ve tereyağı soğukta mı? Ortam sıcaklığında bekleyen hassas ürünler risklidir Ürün kokusu, rengi ve yüzeyi normal mi? Şüpheli ürün tercih edilmemeli AKSU PAZARI DENETİMİ DAHA GENİŞ BİR TARTIŞMAYI BAŞLATTI Aksu Pazar Yeri’nde yapılan denetim, şehir genelindeki pazar alanlarında düzen ve tüketici güvenliği açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak açıkta satılan gıda ürünleri, pazar denetimlerinin yalnızca fiyat etiketi ve tartı kontrolüyle sınırlı kalmaması gerektiğini gösteriyor. Gıda güvenliğinde temel soru şudur: Vatandaşın sofrasına giden ürün nerede üretildi, nasıl taşındı, hangi sıcaklıkta saklandı, kimin eliyle temas etti ve son tüketim tarihi kontrol edildi mi? Bu soruların yanıtı verilmeden pazar yerlerinde güvenli gıda satışından söz etmek mümkün değildir. SONUÇ: PAZARDA DÜZEN DEĞİL, GÜVENLİ GIDA DÖNEMİ BAŞLAMALI Pazar yerleri, vatandaşın en yoğun gıda alışverişi yaptığı alanların başında geliyor. Bu nedenle pazarlarda hijyen ve gıda güvenliği, yalnızca belediye hizmeti değil, doğrudan toplum sağlığı meselesidir. Açıkta zeytin, eski kaşar, tulum peyniri ve benzeri ürünlerin satıldığı tezgâhlarda; üretim yeri, son tüketim tarihi, muhafaza koşulu, el hijyeni, kapalı teşhir ve soğuk zincir mutlaka denetlenmelidir. Aksu Pazar Yeri’nde yapılan denetimlerin, şehir genelindeki tüm pazar alanlarında daha kapsamlı ve kurumsal bir gıda güvenliği modeline dönüşmesi bekleniyor. Çünkü güvenli pazar, yalnızca düzenli tezgâh demek değildir; güvenli pazar, vatandaşın gönül rahatlığıyla alışveriş yapabildiği, esnafın da kayıtlı, hijyenik ve mevzuata uygun satış yaptığı pazardır. . KAYNAKÇA Dünya Sağlık Örgütü — Food Safety / Gıda Güvenliği Bilgi Notu: Güvenli olmayan gıdaların halk sağlığı üzerindeki etkileri ve gıda kaynaklı hastalık riskleri. (Dünya Sağlık Örgütü) Dünya Sağlık Örgütü — Five Keys to Safer Food Manual: Güvenli gıda için beş temel ilke: temiz tut, çiğ/pişmiş ayır, iyi pişir, güvenli sıcaklıkta tut, güvenli su ve hammadde kullan. (Dünya Sağlık Örgütü) 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu: Gıda güvenilirliği, halk sağlığı, tüketici menfaatleri ve resmi kontrol çerçevesi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Resmî Gazete — 5996 Sayılı Kanun metni: Gıda ve yem işletmecilerinin gıda güvenilirliği sistemi kurma ve uygulama yükümlülüğü. (Resmi Gazete) Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik: Pazar yerlerinde bulunması gereken hizmet tesisleri, tuvalet, çöp toplama yeri, elektronik tartı ve belediyelerin pazar yeri kurma sorumluluğu. (Hal.gov.tr) Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği: Gıdalarda bulaşan risklerinin kaynağının belirlenmesi, önlenmesi, azaltılması veya ortadan kaldırılmasına ilişkin yükümlülükler. (Resmi Gazete)

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Haber

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Türkiye dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alırken, Şili son yıllarda kirazı kalite, ihracat organizasyonu, soğuk zincir, paketleme, çeşit seçimi ve pazar yönetimiyle küresel bir tarım ekonomisine dönüştürdü. Giresun ise tarihsel kimliğiyle “kirazın anavatanı” olarak bilinmesine rağmen, fındığın ekonomik ağırlığı, modern meyvecilik altyapısının kurulamaması ve pazarlama zincirinin gelişmemesi nedeniyle kiraz üretiminde merkez olma özelliğini kaybetti. ŞİLİ’DE KİRAZ ÜRETİMİ ÜÇ YILDA DİKKAT ÇEKİCİ BÜYÜDÜ Dünya kiraz piyasasında son yılların en dikkat çekici ülkelerinden biri Şili oldu. Şili, kiraz üretimini yalnızca bahçe alanı artışıyla değil; üretim planlaması, kalite standardı, hasat yönetimi, soğuk zincir, paketleme ve ihracat bağlantılarıyla birlikte büyüttü. 2023 verilerinde yaklaşık 465 bin ton seviyesinde görülen Şili kiraz üretiminin, 2025/2026 pazarlama yılında 730 bin ton bandına çıkması bekleniyor. Bu büyüme, üç yıllık kısa dönemde Şili kiraz sektörünün ne kadar hızlı ölçek büyüttüğünü gösteriyor. Ülkenin ihracat hedefi ise 670 bin ton seviyesine yaklaşıyor. Bu tablo, Şili’nin ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara yönlendiren güçlü bir ihracat modeli kurduğunu ortaya koyuyor. Şili’de dikili kiraz alanları 80 bin hektara yaklaşırken, hasat edilen alanın 74 bin hektar seviyesine çıkacağı öngörülüyor. Maule ve O’Higgins bölgeleri, ülkenin kiraz üretiminde ana merkezler olarak öne çıkıyor. ÇİN PAZARI ŞİLİ’Yİ BÜYÜTTÜ, PAZAR BAĞIMLILIĞI YENİ RİSK DOĞURDU Şili kirazının büyüme hikâyesinin merkezinde Çin pazarı bulunuyor. Şili kiraz ihracatının çok büyük bölümü Çin’e gidiyor. Son sezon değerlendirmelerinde ihracatın yaklaşık yüzde 87’sinin Çin pazarına yöneldiği aktarılıyor. Bu güçlü talep, Şili’de kiraz bahçelerinin hızla genişlemesini sağladı. Ancak büyümenin yarattığı yeni sorunlar da sektörün gündemine yerleşti. Üretim hacminin kısa sürede artması, ürünün aynı pazara yoğun biçimde yönelmesi, lojistik baskı, kalite farkları ve arzın belli dönemlerde pazara yığılması fiyatları aşağı çekmeye başladı. Şili kiraz sektörü bugün yalnızca “ne kadar üretildiğini” değil; hangi ürünün ihracata uygun olduğunu, hangi kalitenin pazarda değer bulduğunu, hangi çeşitlerin sürdürülebilir olduğunu ve tek pazara bağımlılığın nasıl azaltılacağını tartışıyor. ŞİLİ’DE YENİ TARIM POLİTİKASI: TONAJ DEĞİL, KALİTE MERKEZLİ ÜRETİM Şili’de tarım danışmanları ve sektör temsilcileri, kirazda yeni bir üretim modeline geçilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Yeni yaklaşımda hedef daha fazla alan dikmek ya da yalnızca daha fazla tonaj üretmek değil. Sektör, mevcut bahçelerin verimliliğini, meyve kalitesini, hasat zamanlamasını, ihracata uygunluğu, soğuk zincir kapasitesini ve pazar çeşitliliğini merkeze alan bir modele yöneliyor. Şili kirazında artık temel başlık, iri, sert, parlak, uzun yol taşımaya uygun, raf ömrü güçlü ve pazar talebini karşılayan ürün yetiştirmek oldu. Bu yaklaşım, tarımda büyümenin yalnızca üretim miktarıyla ölçülemeyeceğini gösteriyor. Kalite standardı, pazar okuması, teknik danışmanlık, hasat sonrası yönetim ve ihracat disiplini olmadan yüksek rekolte üreticiye beklenen geliri sağlamıyor. KİRAZDA BAŞARIYI FİDAN DEĞİL, ÜRETİM ZİNCİRİ BELİRLİYOR Kiraz, hassas bir meyve olduğu için yalnızca bahçe kurmak ya da fidan dikmek ekonomik başarı için yeterli değil. Doğru rakım, uygun çeşit, iklim riski analizi, sulama altyapısı, budama, hastalık ve zararlı mücadelesi, hasat zamanı, ön soğutma, sınıflandırma, paketleme ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde kurulmak zorunda. Şili’de Santina, Lapins ve Regina gibi çeşitler; renk, sertlik, irilik, raf ömrü ve uzak pazarlara dayanıklılık özellikleriyle öne çıkıyor. Üretici bahçeden yalnız bırakılmıyor; teknik danışmanlık, kalite kontrolü ve ihracat planlaması sürecin ayrılmaz parçası olarak yürütülüyor. Bu model, Giresun için de önemli bir ders taşıyor. Kiraz yetiştiriciliği yalnızca “yeniden fidan dağıtımı” meselesi değil; üretici, bahçe, çeşit, soğuk zincir, marka ve pazarın birlikte kurulması gereken bir tarım politikasıdır. TÜRKİYE KİRAZDA DÜNYA LİDERİ Türkiye, yıllık yaklaşık 700 bin tonluk üretimiyle dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alıyor. Türkiye’nin 2023 üretimi yaklaşık 736 bin ton, 2024 üretimi ise yaklaşık 726 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Bu rakamlar Türkiye’nin üretim gücünü gösteriyor. Ancak üretim hacmine rağmen ihracata giden oran sınırlı kalıyor. Türkiye’de üretilen kirazın yaklaşık yüzde 12-13’ü ihraç ediliyor. Bu oran, Türkiye’nin üretimde güçlü olmasına rağmen ihracat organizasyonu, kalite standardı, soğuk zincir, paketleme ve pazar yönetimi alanlarında hâlâ gelişme ihtiyacı bulunduğunu gösteriyor. Şili ise üretimini ihracat hedefiyle kurguladığı için, ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara satabiliyor. TÜRKİYE’DE KİRAZ ÜRETİMİ HANGİ İLLERDE YOĞUNLAŞIYOR? Türkiye’de kiraz üretiminin ana yükünü İzmir, Konya, Bursa, Afyonkarahisar, Isparta ve Manisa taşıyor. Bu iller, Türkiye kiraz üretiminin yaklaşık yarısını karşılıyor. Amasya, Çanakkale, Antalya, Niğde ve Kütahya da önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. İzmir ve Manisa erken sezon üretimi, ihracat bağlantısı ve dış pazara uygun çeşitleriyle öne çıkıyor. Konya, Niğde ve Kütahya gibi iç bölgeler yüksek rakım ve geççi üretim avantajı sağlıyor. Bursa, Çanakkale ve Afyonkarahisar ise hem iç pazar hem ihracat açısından güçlü üretim havzaları arasında bulunuyor. Türkiye’nin kiraz üretiminde güçlü olan illeri, yalnızca iklim avantajıyla değil; modern bahçecilik, çeşit seçimi, üretici alışkanlığı, soğuk hava, paketleme ve alıcı bağlantısıyla öne çıkıyor. GİRESUN KİRAZIN ANAVATANI OLARAK BİLİNİYOR Giresun’un kirazla ilişkisi yalnızca tarımsal üretim başlığıyla sınırlı değil; kentin tarihsel kimliğine uzanan güçlü bir hafızaya dayanıyor. Giresun, tarih boyunca “kirazın anavatanı” olarak anıldı. Kentin adının Yunanca kiraz anlamına gelen Kerasus veya Keresea kelimeleriyle ilişkilendirilmesi, bu tarihsel anlatının en güçlü unsurlarından biri kabul ediliyor. Tarihsel kaynaklarda, Romalı komutan Lucullus’un Giresun çevresinde yabani kiraz ağaçlarını gördüğü ve bu kiraz fidanlarını Roma’ya götürdüğü anlatılıyor. Bu anlatı, kirazın Giresun’dan dünyaya yayıldığı inancının temelini oluşturuyor. Her ne kadar Roma’da daha önce de kirazın bilindiğine ilişkin farklı tarihsel değerlendirmeler bulunsa da, Giresun’un kirazla kurduğu bağ bugün hâlâ kentin kültürel kimliğinde önemli bir yere sahip. GİRESUN’UN KİRAZ HAFIZASI ULUSLARARASI KARŞILIK BULDU Giresun’un kiraz kimliği yalnızca yerel bir anlatı olarak kalmadı. Japonya’nın önemli kiraz üretim merkezlerinden Sagae şehri, kirazın ana yurdunun Giresun kabul edilmesi nedeniyle 1989 yılında Giresun’u kardeş şehir ilan etti. Bu gelişme, Giresun’un kirazla ilişkili tarihsel kimliğinin uluslararası düzeyde de bilindiğini gösterdi. Ancak tarihsel ve kültürel karşılık, ekonomik üretim zincirine dönüştürülemedi. Giresun, kirazın anavatanı olarak tanınmasına rağmen modern kiraz yetiştiriciliğinde güçlü bir üretim merkezi haline gelemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NE ZAMAN GERİLEMEYE BAŞLADI? Giresun’da kiraz üretiminin ticari ölçekte ne zaman zayıfladığına ilişkin tek bir kesin yıl bulunmuyor. Ancak tablo açık: Kiraz antik dönemden itibaren Giresun’un kimliğinde yer aldı; Cumhuriyet döneminde de kültürel hafızada varlığını sürdürdü. Buna karşılık 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren fındığın ekonomik ağırlığının artmasıyla kiraz ticari üretim gücünü büyük ölçüde kaybetti. Giresun’da kirazın gerilemesi ani bir üretim kırılması değil, uzun yıllara yayılan bir dönüşüm oldu. Fındık, daha düzenli gelir sağlaması, depolanabilir olması, alıcı ağının güçlü kurulması, sanayi bağlantısının gelişmesi ve ihracat değerinin yüksek olması nedeniyle üreticinin temel ürünü haline geldi. Kiraz ise kısa hasat dönemi, yüksek işçilik ihtiyacı, hızlı pazarlama zorunluluğu, soğuk zincir eksikliği ve alım-paketleme organizasyonunun kurulamaması nedeniyle üretici açısından daha riskli bir ürün olarak geriye düştü. KİRAZ BAHÇELERİ FINDIĞA YER AÇTI Giresun’da fındık yalnızca bir tarımsal ürün değil, kentin ekonomik ve toplumsal yapısını belirleyen ana gelir kaynağı haline geldi. Bu süreçte üretici, arazisini daha güvenli gelir sağlayan fındık bahçelerine yönlendirdi. Kiraz ağaçları ise birçok bölgede ya söküldü, ya bakımsız kaldı ya da ev içi tüketim ve sınırlı yerel satışla varlığını sürdürdü. Kirazın ekonomik üretimden çekilmesinde fındığın yükselişi kadar, kiraz için gerekli olan örgütlü üretim modelinin kurulamaması da etkili oldu. Giresun’da kirazın tarihsel değeri güçlü kaldı ancak ticari üretim zinciri kurulamadı. Üretim, alım, sınıflandırma, soğuk hava, paketleme, marka ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde çalışmadığı için kiraz yerel hafızada kaldı, ekonomik ölçekte büyüyemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NEDEN TUTUNAMADI? Kiraz, fındığa göre çok daha hassas bir üretim ve pazarlama yapısı istiyor. Meyvenin kısa sürede toplanması, zarar görmeden kasalanması, sınıflandırılması, ön soğutmaya alınması ve pazara ulaştırılması gerekiyor. Bu zincir kurulmadığında ürün hızla yumuşuyor, çatlıyor, rengini ve değerini kaybediyor. Giresun’da parçalı arazi yapısı, dağınık üretim, küçük ölçekli bahçeler, modern meyvecilik yatırımlarının sınırlı kalması, soğuk hava ve paketleme altyapısının gelişmemesi kirazın ticari ürün olarak büyümesini engelledi. Fındıkta üretici ürünü daha uzun süre bekletebilirken, kirazda zaman çok daha belirleyici. Bu nedenle pazar garantisi ve soğuk zincir olmadan kiraz üretimi üretici açısından riskli hale geldi. İKLİM RİSKİ KİRAZDA DAHA BELİRLEYİCİ HALE GELDİ Kiraz, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen meyve türleri arasında yer alıyor. Kışların ılık geçmesi, kiraz ağaçlarının ihtiyaç duyduğu soğuklama süresini olumsuz etkileyebiliyor. İlkbahar geç donları çiçek ve küçük meyve döneminde ciddi verim kaybına yol açabiliyor. Olgunlaşma döneminde görülen yağışlar ise meyvede çatlama riskini artırıyor. Sıcaklık dalgalanmaları, nem ve hastalık baskısı da kaliteyi düşürebiliyor. Bu nedenle Giresun’da kirazın yeniden üretime kazandırılması, yalnızca fidan dikimiyle sağlanamaz. Doğru rakım, doğru çeşit, uygun anaç, sulama planı, budama takvimi ve hastalık yönetimi birlikte kurulmalıdır. GİRESUN KİRAZI NASIL AYAĞA KALKAR? Giresun’da kirazın yeniden canlandırılması için ilk adım, kentin kiraz ekolojisinin bilimsel olarak yeniden haritalanmasıdır. Hangi ilçede, hangi rakımda, hangi toprak yapısında ve hangi mikroklimada ekonomik kiraz üretimi yapılabileceği net biçimde ortaya konulmalıdır. Sahil bandı, orta kuşak köyler ve iç kesimler aynı üretim modeliyle değerlendirilmemelidir. Dereli, Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk, Yağlıdere, Keşap, Espiye ve iç bölgelerde farklı rakım kuşaklarına göre ayrı kiraz planlaması yapılmalıdır. Bu planlama yapılmadan dağıtılacak fidanlar kalıcı üretim oluşturmaz. Giresun kirazının ayağa kalkması, üreticiye yalnızca fidan vermekle değil; bakım, sulama, budama, hastalık mücadelesi, hasat, soğuk zincir ve pazar desteği sağlamakla mümkün olur. KÜÇÜK ALAN, YÜKSEK DEĞER MODELİ KURULMALI Giresun’un kirazda Şili gibi yüz binlerce tonluk üretim hedeflemesi gerçekçi değildir. Ancak Giresun, kendi ölçeğinde yüksek değerli, coğrafi kimliği güçlü, sınırlı ama kaliteli bir kiraz modeli kurabilir. Bu modelde amaç tonaj yarışı değil; “Giresun kirazı” adıyla anılan, izlenebilir, kaliteli, seçilmiş bahçelerden gelen, taze tüketime ve özel pazarlara uygun ürün yetiştirmek olmalıdır. Pilot köylerde modern kiraz bahçeleri kurulmalı, üreticiler bireysel değil kümelenmiş modelle desteklenmelidir. Aynı bölgede aynı çeşit, aynı bakım takvimi, aynı kalite standardı ve aynı pazarlama kanalı uygulanmalıdır. FINDIĞA RAKİP DEĞİL, FINDIĞA EK GELİR Giresun’da kirazın yeniden ayağa kalkması, fındığın alternatifi olarak değil, fındığa ek gelir sağlayacak tamamlayıcı ürün olarak planlanmalıdır. Fındık, Giresun’un ana tarımsal ürünü olmaya devam ederken, uygun bölgelerde kiraz üretimi üreticiye erken sezon nakit girişi sağlayabilir. Kirazın hasat dönemi fındıktan önce geldiği için, doğru planlanmış bir üretim modeli üreticinin yıl içindeki gelir akışını dengeleyebilir. Bu yaklaşım, üreticiyi tek ürüne bağımlı olmaktan kısmen çıkarır; Giresun’un tarımsal ürün çeşitliliğini artırır. KAMU, ÜNİVERSİTE VE ÜRETİCİ AYNI PROGRAMDA BULUŞMALI Giresun kirazı için kalıcı bir dönüşüm hedefleniyorsa, bu çalışma yalnızca festival, tanıtım etkinliği veya sembolik fidan dağıtımıyla sınırlı kalmamalıdır. Giresun Valiliği, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Giresun Üniversitesi, ziraat odaları, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve özel sektör aynı masada kiraz eylem planı hazırlamalıdır. Bu planda üretim bölgeleri, çeşit seçimi, fidan kalitesi, teknik danışmanlık, sulama altyapısı, hastalık ve zararlı mücadelesi, soğuk hava, paketleme, marka, coğrafi işaret ve pazar bağlantısı birlikte ele alınmalıdır. Giresun kirazı için coğrafi kimlik güçlüdür. Eksik olan, bu kimliği ekonomik üretim zincirine dönüştürecek tarım politikasıdır. ŞİLİ’NİN DERSİ GİRESUN İÇİN UYARI NİTELİĞİNDE Şili, kirazda dünya ölçeğinde büyüdü ancak bugün kaliteyi merkeze almayan büyümenin fiyatları düşürdüğünü ve pazar riskini artırdığını tartışıyor. Giresun için bu örnek önemli bir uyarı taşıyor. Kiraz yeniden canlandırılacaksa önce sistem kurulmalıdır. Bahçe kurulmadan pazar, pazar kurulmadan soğuk zincir, soğuk zincir kurulmadan kalite standardı, kalite standardı kurulmadan marka oluşturulamaz. Giresun’un kiraz hikâyesi güçlüdür. Ancak bu hikâyenin yeniden ekonomik değere dönüşmesi için anavatan söylemi üretim planı, kalite standardı ve pazar stratejisiyle birleştirilmelidir. GİRESUN KİRAZI YENİDEN DOĞABİLİR Giresun kirazı, geçmişteki hatırasıyla değil, geleceğe dönük doğru tarım politikasıyla yeniden ayağa kalkabilir. Bunun yolu rastgele fidan dağıtımından değil, bilimsel planlamadan; dağınık üretimden değil, kümelenmiş bahçelerden; yerel tüketimle sınırlı satıştan değil, markalı pazarlamadan; yalnızca festival vurgusundan değil, üretici gelirini artıracak kalıcı modelden geçiyor. Giresun, kirazın anavatanı olma iddiasını yeniden güçlendirmek istiyorsa, bu ürünü kültürel bir hatıra olmaktan çıkarıp üreticinin gelir hanesine yazılan gerçek bir tarım değerine dönüştürmelidir. https://redagricola.com/asesores-llaman-a-avanzar-hacia-un-nuevo-modelo-productivo-de-la-cereza-en-chile-con-la-calidad-en-el-centro/

RAMAZAN ÖNCESİ ET PİYASASINDA SIKI DENETİM Haber

RAMAZAN ÖNCESİ ET PİYASASINDA SIKI DENETİM

RAMAZAN ÖNCESİ ET PİYASASINDA SIKI DENETİM HALK SAĞLIĞI VE TÜKETİCİ GÜVENİ ÖNCELİKTE Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Ramazan ayı öncesinde artan gıda tüketimine paralel olarak şehir genelindeki kasaplar ve beyaz et satışı yapan işletmelere yönelik kapsamlı bir denetim süreci başlattı. Denetimlerin temel amacı, hem halk sağlığını korumak hem de yoğun alışveriş döneminde tüketici güvenini zedeleyebilecek uygulamaların önüne geçmek olarak açıklandı. KIRMIZI ET Yetkililer, özellikle kırmızı et satış noktalarında hijyen kurallarına uyumun büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Denetimlerde personelin eldiven, bone ve önlük kullanımı; el yıkama alanlarının bulunup bulunmadığı ve çalışanların kişisel hijyen kurallarına uyup uymadığı kontrol edildi. Açık yara, takı kullanımı veya hijyen riskine yol açabilecek unsurlar da inceleme başlıkları arasında yer aldı. Soğuk zincirin korunup korunmadığı da denetimlerin ana başlıklarından biri oldu. Kırmızı etlerin uygun sıcaklık aralığında muhafaza edilip edilmediği kontrol edilirken, dolap içi temizlik, kan ve sıvı birikimi gibi hijyen göstergeleri incelendi. Ürünlerin zemine temas etmeden saklanması ve dondurulmuş ürünlerin doğru çözündürme yöntemleriyle hazırlanması gerektiği işletmelere hatırlatıldı. Denetimlerde ürünlerin son kullanma tarihleri, menşei bilgileri ve tür etiketleri de tek tek gözden geçirildi. Kıyma çekim saatlerinin belirtilmesi gibi izlenebilirlik açısından önemli unsurlar kontrol edildi. Ayrıca tartı aletlerinin kalibrasyon uygunluğu ile fiyat etiketlerinin görünür ve güncel olup olmadığı da ekipler tarafından incelendi. Bu uygulamaların, tüketicinin hem ekonomik hem de sağlık açısından korunması için zorunlu olduğu belirtildi. Bozulmuş kırmızı et ürünlerinin tüketilmesi halinde ise ciddi sağlık riskleri ortaya çıkabiliyor. Uygun sıcaklıkta saklanmayan veya bekleme süresi aşılmış etlerde bakteriyel üreme hızlanıyor. Bu durum mide bulantısı, kusma, ishal, karın ağrısı ve ateş gibi gıda zehirlenmesi belirtilerine yol açabiliyor. Daha ağır vakalarda ise bağırsak enfeksiyonları ve hastane tedavisi gerektiren tablolar görülebiliyor. TAVUK ETİ Denetimlerin en hassas başlıklarından biri ise tavuk ürünleri oldu. Uzmanlar, tavuk etinin uygun sıcaklıkta saklanmaması durumunda Salmonella ve Campylobacter gibi bakterilerin hızla çoğalabildiğini ve bunun özellikle çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf bireyler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguluyor. Bu kapsamda tavuk ürünlerinin 0 ile +4 derece aralığında saklanıp saklanmadığı kontrol edilirken, kırmızı etle temas edip etmediği de özellikle denetlendi. Çapraz bulaşmayı önlemek amacıyla ayrı dolap, ayrı kesim tahtası ve ayrı ekipman kullanımı gerekliliği işletmelere hatırlatıldı. Tavuk etinde bozulma riski daha hızlı geliştiği için denetimlerde ürünlerin kokusu, rengi ve yüzey yapısındaki değişimler de dikkate alındı. Bozulmuş tavuk etinin tüketilmesi; şiddetli gıda zehirlenmeleri, yüksek ateş, kusma, ishal ve sıvı kaybına bağlı halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Özellikle çocuklar ve yaşlı bireylerde bu durum hastaneye yatış gerektirebilecek kadar ağır seyredebildiği için hijyen ve soğuk zincir kurallarının önemi bir kez daha vurgulandı. Ekonomik açıdan bakıldığında ise Ramazan öncesinde et ve tavuk ürünlerine olan talebin artması, piyasada fiyat hareketliliğini de beraberinde getiriyor. Yetkililer, fiyat tarifelerinin denetlenmesinin haksız fiyat artışlarını önlemek ve tüketiciyi korumak açısından önemli olduğunu ifade ediyor. Güvenli ve denetlenmiş satış noktalarının, kontrolsüz satışların önüne geçerek hem halk sağlığına hem de yerel ekonomiye katkı sağladığı değerlendiriliyor. Zabıta ekipleri, kurallara uygun hizmet veren işletmelere teşekkür ederken eksiklik tespit edilen işyerlerine uyarılarda bulundu ve gerekli düzenlemelerin yapılmasını istedi. Mevzuata aykırı durumların devam etmesi halinde idari yaptırımlar uygulanacağı bildirildi. Belediye yetkilileri, Ramazan ayı boyunca gıda satışı yapan işletmelere yönelik denetimlerin artarak süreceğini belirtirken, vatandaşlara da alışveriş yaptıkları yerlerde hijyen koşullarına dikkat etmeleri ve şüpheli durumları yetkililere bildirmeleri çağrısında bulundu.

Antalya otogarında 270 kilo uygunsuz taşınan et bulundu Haber

Antalya otogarında 270 kilo uygunsuz taşınan et bulundu

Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı zabıta ve güvenlik ekipleri, Antalya Otogarı'nda Kütahya'dan gelen bir yolcu otobüsünün bagajında yasadışı bir şekilde taşınan etlere el koydu. Soğuk zincir kurallarına uyulmayan, menşei ve damga bilgileri eksik olan 270 kilo kırmızı et ve 5 kilo köfte, Kepez İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. ANTALYA (İGFA) - Antalya Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı'nın personeli ve güvenlik görevlileri, Antalya Otogarı'nda yaptıkları rutin kontroller sırasında Kütahya'dan gelen bir yolcu otobüsünün bagajında uygunsuz koşullarda taşınan kırmızı et ve köfte olduğunu tespit etti. Gerçekleştirilen denetimde, soğuk zinciri ihlal edilerek taşınan ve menşei tespit edilemeyen, resmi damgası olmayan 270 kilo kırmızı et ve 5 kilo köfte ele geçirildi. OTOBÜS FİRMASINA PARA CEZASI Antalya Otogarı'ndaki denetim sonucunda ele geçirilen kaçak ve uygunsuz etler nedeniyle durum Kepez İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne bildirildi. Etleri uygun olmayan şartlarda taşıyan otobüs firmasına Kabahatler Kanunu, Karayolları Taşıma Kanunu ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu çerçevesinde idari para cezası verildi. Ürünlerin yapılacak incelemelere göre hayvan tüketimine uygun bulunması durumunda Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin Antalya Doğal Yaşam Parkı'na gönderilmesi, uygun bulunmaması durumunda ise imha edilmesi planlanıyor.

GİRESUN’DA GASTRONOMİ FUARI TARTIŞMASI Haber

GİRESUN’DA GASTRONOMİ FUARI TARTIŞMASI

Giresun’da Gastronomi Fuarı Tartışması: Denetimsizlik ve Şeffaflık Sorunu Giresun’da gerçekleştirilen Gaziantep–Hatay Gastronomi Fuarı, kentte büyük bir tanıtım etkinliği olarak duyurulmasına karşın, şehir ekonomisine negatif etkisi, organizasyon biçimi ve denetim eksiklikleri nedeniyle tartışma yaratarak açıldı ve kapandı. Önce Giresun Pazarcılar Derneği Başkanı Yılmaz Turhan, liman sahasında bulunan Belediye Fuar alanında yarın açılacak olan “Gaziantep- Hayat Gastronomi Fuarı”na “Yöresel ürün pazarı diye açıyorlar ama fuarda her türlü giyim eşyası satılacak. Yarın açılacak olan fuar Giresun esnafına büyük darbe vuracaktır.” eleştirisinde bulunarak destek veren GESOB Başkanı Ali Kara’yı da eleştirmesi başlayan itirazlar, Giresun Aşçılar ve Pastacılar Derneği Başkanı Fırat Canikli'nin, “Giresun’da Gaziantep-Hatay Gastronomi Fuarı adı altında düzenlenen organizasyonun ‘Giresun’un Yeşil Lezzetler Gastronomi Festivali’ne ve Giresun mutfağına saygısızlıktır” açıklamasından sonra erkenden kapılarını kapattı. ... Etkinliği Baytar Organizasyon çatısı altında Giresun Belediyesi ile Giresun Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (GESOB) iş birliği ile açıldığı biliniyor. Ancak bu iş birliğinin kapsamı hakkında, kamuoyuna açıklanmış bir protokol veya gelir paylaşımına dair bilgi yok. Fuarda satılan ürünlerin menşei, üretim koşulları ve saklama standartları, son kullanma tarihleri, soğuk zincirleri konusunda herhangi bir resmî bilgi yokken,denetlenip, denetlenmediği de bilinmiyor. Vergi Usul Kanunu’na göre perakende satış fişi kesiyorlar mı? Satış yapılan kişi tüzel kişi veya fatura talep ediyorsa, fatura kesebiliyorlar mı? Vergi kayıtları var mı? Bu detay hakkında da bir bilgi bulunmuyor. Sonuç olarak; Etkinlikte satışa sunulan gıda ürünlerinin hijyen ve üretim koşulları uygun olup, olmadığı herhangi bir kurumdan gıda sağlığı raporlarının olup, olmadığı bilinmiyorken, Bazı stantlarda etiketsiz ürünler satıldığı, soğuk zincir koşullarının sağlanmadığıda fuar ortamında çıplak gözle bile görülebiliyordu. Vatandaşlar, özellikle açıkta sunulan sütlü tatlılar, et ürünleri ve baharatların hijyen standartlarının belirsizliğinde kaderlerine bırakılmışlardı. ... Bu durum Giresun kamuoyunda, “belediye ve esnaf odalarının adının geçtiği bir etkinlikte temel gıda güvenliği kurallarının ihmal edilmesi” yönünde yoğun eleştirileri gündeme getirdi. Sosyal medyada çok sayıda yurttaş, “gastro fuar adı altında kontrolsüz gıda satışı”nın halk sağlığı açısından risk oluşturduğunu belirtti. Giresunlu esnafların, dışarıdan getirilen işletmelerin kontrolsüz biçimde satış yapmasının yerel ticareti olumsuz etkilemesi de ayrı bir eleştiri konusu… Şehir esnafının “haksız rekabet yaratıyor” gibi tepkileri de oluşmuş durumda. “Bu fuarlar adı ‘gastronomi’ ama özü ticari... Giresun esnafı dışlanıyor, kentin ekonomisi değil dışarıdaki firmalar kazanıyor.” ... Eğer bir gıda sağlığı skandalı yaşansa, şehrin gastronomi itibarına zarar verebilir: “Giresun mutfağı”, “Karadeniz yöresel ürünleri” gibi değerlerin tanıtımı açısından sıkıntı oluşturabilirdi. Etkinliğin ardından, “tanıtım adı altında yapılan her organizasyonun kamu sorumluluğu taşıması gerektiği” görüşünde yetkili makamlarda bir bilinç oluşmuş olması ihtimali tek tesellimiz olabilir. Giresun’daki Gaziantep–Hatay Gastronomi Fuarı, gastronomi kültürünü tanıtma amacına rağmen, gıda güvenliği, kamu denetimi ve mali şeffaflık konularındaki eksiklikleriyle açıldı ve kapandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.