Hava Durumu

#Siyasi Etik

giresunsonhaber - Siyasi Etik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siyasi Etik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ PARTİ’DE YÖNETİM SİSTEMİ: MAL VARLIĞI BEYANI, ETİK KURALLAR VE 3 DÖNEM SINIRI Haber

YENİ PARTİ’DE YÖNETİM SİSTEMİ: MAL VARLIĞI BEYANI, ETİK KURALLAR VE 3 DÖNEM SINIRI

YENİ PARTİ’DE YÖNETİM SİSTEMİ: MAL VARLIĞI BEYANI, ETİK KURALLAR VE 3 DÖNEM SINIRI YENİ Parti, 81 ile gönderdiği yeni örgütlenme yönergesiyle parti içindeki yönetim modeli şekillendiriyor. İlçe başkanından genel başkana kadar yöneticiler için mal varlığı ve çıkar çatışması beyanı öngörülürken, yöneticiliğin üç dönemle sınırlandırılması, başkanların doğrudan üyeler tarafından seçilmesi ve altı ayda bir hesap vermesi planlanıyor. YENİ Parti Genel Sekreteri Yunus Emre’nin 16 Eylül’de açıkladığı model, partinin kuruluş aşamasından sonra geçeceği kalıcı örgütlenmenin çerçevesini ortaya koydu. Genel merkez tarafından 81 ile gönderilen yönergede üyelerin karar süreçlerindeki konumundan yöneticilerin nasıl belirleneceğine, etik kurallardan parti-belediye ilişkilerine kadar yeni sistemin esasları yer aldı. Cumhuriyet’in aktardığı yeni ayrıntılar, Genel Başkan Özgür Özel’in 4 Ağustos’taki TBMM Grup Toplantısı’nda duyurduğu doğrudan seçim ve mahalle-ilçe-il meclisleri modelini genişletiyor. SİYASİ ETİK ÖNCE PARTİNİN KENDİ İÇİNDE UYGULANACAK Yeni modelin en dikkat çekici bölümlerinden biri siyasi etik düzenlemeleri. YENİ Parti, Türkiye genelinde uygulanmasını savunduğu Siyasi Etik Yasası yaklaşımını kendi örgütlenmesinde de hayata geçirmeyi planlıyor. İlçe, il ve genel merkez yöneticilerinin belirlenen etik kodlara uyması öngörülüyor. Partinin açıkladığı modele göre yöneticilerin görevi yalnızca örgütü yönetmek olmayacak. Yöneticiler, üyelerin karar süreçlerine katılımını sağlamak ve yaptıkları çalışmalar konusunda hesap vermekle yükümlü olacak. YÖNETİCİLERE MAL VARLIĞI VE ÇIKAR ÇATIŞMASI BEYANI Yeni sistemde yönetici adaylarından mal varlığı ve çıkar çatışması beyanı alınması öngörülüyor. Adayların ayrıca parti ilkeleri ile etik kuralları kabul etmeleri, göreve gelmeleri halinde uygulayacakları çalışma programını açıklamaları ve parti içi eğitim sürecini tamamlamaları planlanıyor. Düzenlemeyle parti görevinin ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kullanılmasının ve yöneticilerin yakınlık ya da akrabalık ilişkileri üzerinden yönetim çevreleri oluşturmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Cumhuriyet’in aktardığı yönergede bu başlıklar siyasi etik sisteminin temel gerekçeleri arasında gösteriliyor. KOLTUKLARA 3 DÖNEM SINIRI Yeni örgütlenme modelinin önemli başlıklarından biri de yöneticiliğin süreli hale getirilmesi. Medyascope’un Yunus Emre’nin açıklamalarından aktardığı modele göre yöneticilerin aynı görevde en fazla üç dönem bulunması öngörülüyor. Böylece parti yönetiminde görev değişiminin kurumsal bir kurala bağlanması planlanıyor. Bu ayrıntı, 16 Eylül tarihli Cumhuriyet haberindeki “sürekli aynı kişilerin yönetici makamlarını işgal etmesinin engellenmesi” hedefini somutlaştırıyor. İLÇE BAŞKANINDAN GENEL BAŞKANA: KARARI ÜYELER VERECEK YENİ Parti’nin yeni sisteminde ilçe başkanı, il başkanı ve genel başkanın belirlenmesinde doğrudan üyelerin oy kullanması esas alınıyor. Bu düzenleme yalnızca 16 Eylül’de açıklanan yönergeye dayanmıyor; Genel Başkan Özgür Özel bunu 4 Ağustos’taki TBMM Grup Toplantısı’nda kamuoyuna açıklamıştı. Özel, delege sisteminin yasal zorunlulukların yerine getirildiği teknik bir mekanizmaya dönüştürülmesini; siyasi tercihin ise doğrudan üyelerin oyuyla belirlenmesini öngördüklerini açıklamıştı. MAHALLEDEN İLE YENİ SİSTEM: MECLİSLER SÖZ SAHİBİ OLACAK Yeni örgütlenmede siyasi faaliyetin merkezine mahalle, ilçe ve il meclisleri yerleştiriliyor. Mahalle meclislerinin uygun yerlerde kurulması, örgütlenmenin bulunduğu bütün ilçelerde ilçe meclislerinin ve 81 ilde il meclislerinin oluşturulması planlanıyor. Bu model Özgür Özel tarafından TBMM’de de açıklanmış durumda. Üyeler bu meclislerde kadın, gençlik, eğitim ve sağlık gibi çalışma alanlarında oluşturulacak komitelerde görev alabilecek. Meclislerin yerel sorunlara ilişkin politika geliştirmesi, saha faaliyetlerini yürütmesi ve partinin genel politikalarını tartışması öngörülüyor. BAŞKAN OLMAK İSTEYEN ÖNCE PROGRAMINI AÇIKLAYACAK Yeni sistemde yöneticiliğe aday olmak yalnızca adaylık başvurusu yapmakla sınırlı kalmayacak. Adaylardan seçilmeleri halinde izleyecekleri politikaları ve yapacakları çalışmaları içeren bir çalışma programı sunmaları istenecek. Adaylık ve parti içi seçimlerde fırsat eşitliği de modelin ayrı bir ayağını oluşturuyor. Yunus Emre, sandığın bütün üyelere açılmasının tek başına yeterli olmadığını; adaylık, propaganda ve finansman süreçlerinde de eşitlik sağlanmasının hedeflendiğini belirtti. ALTI AYDA BİR FAALİYET VE MALİ RAPOR Yeni örgütlenme anlayışında hesap verme mekanizmasının seçimden seçime işletilmemesi planlanıyor. Yöneticilerin en az altı ayda bir faaliyetlerini ve mali durumlarını ilgili parti meclislerine raporlaması öngörülüyor. Yönetici performansının yalnızca üye sayısıyla değil; üyelerin aktif katılımı, toplumsal kesimlerle kurulan ilişkiler, üretilen politikalar, saha çalışmaları ve yerel sorunlarda elde edilen sonuçlar üzerinden değerlendirilmesi hedefleniyor. BELEDİYE BAŞKANI ÖRGÜTE, ÖRGÜT BELEDİYEYE MÜDAHALE ETMEYECEK Yönerge, belediyeler ile parti örgütleri arasındaki ilişkiye de sınırlar getiriyor. Açıklanan modele göre belediye başkanlarının örgütün işleyişine, parti örgütlerinin ise belediyelerin görev ve yetki alanına müdahale etmemesi esas alınacak. Belediye faaliyetlerinin parti örgütlenmesiyle iç içe geçmesini önlemeye yönelik bir takip mekanizması kurulması da modelde yer alıyor. MİLLETVEKİLİ VE BELEDİYE BAŞKANLARI İÇİN DE HESAP VERME MEKANİZMASI Yeni model yalnızca teşkilat yöneticilerini kapsamıyor. Milletvekilleri, belediye başkanları ve belediye meclis üyelerinin seçildikten sonra yurttaşlarla düzenli ilişki kurması; açık toplantılar yapması, bölgesel sorunlar konusunda istişare yürütmesi ve çalışmalarını kamuoyuna aktarması öngörülüyor. Yunus Emre’nin açıkladığı sistemde görevden alma istisnai bir yöntem olarak ele alınırken, seçilmişler bakımından demokratik geri çağırma mekanizmalarının geliştirilmesi hedefleniyor. KURULUŞ DÖNEMİNDEN KALICI ÖRGÜTLENMEYE Parti, örgütlenmesini “Kuruluş Dönemi” ve “Kalıcı Örgütlenme Dönemi” olarak iki aşamada yürütüyor. İlk aşamada seçimlere katılabilmek için gerekli örgütlenme yeterliliğinin sağlanmasına öncelik verilirken, kalıcı modelde üyelerin karar süreçlerine doğrudan katıldığı yeni yapının kurulması amaçlanıyor. Böylece 81 ile gönderilen yönerge; doğrudan üye seçimi, üç dönem sınırı, mal varlığı ve çıkar çatışması beyanı, etik kurallar, meclis sistemi, faaliyet ve mali raporlama ile parti-belediye ilişkisinin sınırlandırılması gibi farklı düzenlemeleri tek örgütlenme modeli altında topluyor.

MERCEDES GÖSTERİSİ CHP’DE GERÇEK, ALGI VE SİYASİ HESAPLAŞMA TARTIŞMASINI BÜYÜTTÜ Haber

MERCEDES GÖSTERİSİ CHP’DE GERÇEK, ALGI VE SİYASİ HESAPLAŞMA TARTIŞMASINI BÜYÜTTÜ

MERCEDES GÖSTERİSİ CHP’DE GERÇEK, ALGI VE SİYASİ HESAPLAŞMA TARTIŞMASINI BÜYÜTTÜ CHP Genel Merkezi önüne çekilen iki Mercedes üzerinden yapılan siyasi gösteri, Özgür Özel yönetimini hedef alan yeni bir tartışma başlattı. Ancak araçlarla ilgili ortaya çıkan bilgiler, ağır ithamların somut belgeyle desteklenmeden kamuoyuna taşındığını gösterdi. CHP’de kurultay ve yönetim tartışmaları sürerken, Genel Merkez önüne çekilen iki Mercedes araç üzerinden yeni bir siyasi kriz yaşandı. Araçların üzerine “HARAM PARAYLA ALINMIŞTIR” notu bırakıldı; plakalarına Aziz İhsan Aktaş ve tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın adları yazıldı. Barış Yarkadaş, sosyal medya paylaşımında araçlardan birinin Aziz İhsan Aktaş’ın parasıyla alındığını, diğerinin ise Özkan Yalım tarafından yüksek bedelle dizayn ettirildiğini ileri sürdü. Bu iddia, CHP içindeki yönetim kavgasında Özgür Özel’i hedef alan ağır bir siyasi suçlama olarak dolaşıma sokuldu. Ancak daha sonra ortaya çıkan bilgiler ve yapılan açıklamalar, sergilenen araçların Aziz İhsan Aktaş veya Özkan Yalım ile doğrudan bağlantısını kanıtlamadı. Araçların CHP envanterindeki otomobiller arasından seçildiği, gösterinin doğrudan mülkiyet veya finansman ilişkisine değil, sembolik bir siyasi mesaja dayandığı belirtildi. AĞIR İDDİA, SOMUT BELGEYLE DESTEKLENMEDİ Siyasi tartışmalarda eleştiri meşrudur. Kamu kaynakları, belediye harcamaları, parti araçları, ihale ilişkileri ve siyasi finansman iddiaları elbette sorgulanmalıdır. Ana muhalefet partisinin genel başkanı dahil olmak üzere hiçbir siyasetçi denetimden muaf değildir. Ancak burada kritik nokta, iddianın ağırlığı ile ortaya konulan belgenin seviyesi arasındaki büyük farktır. Bir araca “haram parayla alınmıştır” notu bırakmak, yalnızca siyasi eleştiri değildir. Bu ifade, yolsuzluk, usulsüz finansman ve suç gelirine dayalı siyasi avantaj iması taşır. Böyle bir ithamın kamuoyuna sunulabilmesi için güçlü, açık ve doğrulanabilir belge gerekir. Bu olayda ise araçların üzerine yazılan isimlerle araçların alımı, finansmanı veya kullanımı arasında doğrudan ve kesin bir bağ ortaya konulamadı. Bu nedenle tartışma, Özgür Özel yönetiminin hesap vermesi gereken alanlardan çıkarak, iddiayı ortaya atanların yöntemine ve güvenilirliğine döndü. ÖZGÜR ÖZEL’İ ELEŞTİRMEK BAŞKA, BELGESİZ BAĞ KURMAK BAŞKA Özgür Özel yönetimi, CHP’li belediyeler, araç tahsisleri, ihale iddiaları ve parti kaynaklarının kullanımı konusunda açık, denetlenebilir ve tatmin edici yanıtlar vermek zorundadır. CHP, iktidarı kamu harcamaları ve yolsuzluk iddiaları üzerinden eleştirirken kendi içindeki benzer başlıklarda da aynı açıklık standardını göstermek zorundadır. Fakat bu zorunluluk, kanıtlanmamış iddiaların gerçekmiş gibi sunulmasını meşru hale getirmez. Özgür Özel’i eleştirmek için CHP envanterindeki araçları doğrudan Aziz İhsan Aktaş veya Özkan Yalım bağlantılıymış gibi göstermek, eleştirinin sınırını aşar. Bu yöntem, siyasi muhalefeti güçlendirmez; tam tersine gerçek iddiaların da ciddiyetini zayıflatır. Siyasette en tehlikeli alanlardan biri budur: Gerçekten araştırılması gereken dosyalar, abartılı ve belgesiz gösterilerle sulandırılır. Kamuoyu, asıl sorulması gereken sorulardan uzaklaşır; tartışma belge zemininden kopup cephe savaşına dönüşür. HUKUKİ AÇIDAN SORUNLU BİR SİYASİ TEŞHİR Bu olay yalnızca parti içi polemik olarak görülemez. Araçların üzerine belirli kişilerin adlarını yazmak, “haram para” ifadesiyle kamuya açık biçimde teşhir etmek ve bunu sosyal medya üzerinden yaymak, hukuki açıdan da ciddi sonuçlar doğurabilecek bir eylemdir. Bu tür iddialar, kişilik hakları, masumiyet karinesi, itibarın korunması ve suç isnadı bakımından dikkatle değerlendirilmek zorundadır. Bir kişinin ya da kurumun yolsuzlukla, suç geliriyle veya usulsüz finansmanla ilişkilendirilebilmesi için kesinleşmiş yargı kararı ya da güçlü belge gerekir. Siyasi eleştiri hakkı geniştir; fakat bu hak sınırsız değildir. Eleştiri, olguya dayanmak zorundadır. Somut dayanak olmadan yapılan ağır ithamlar, ifade özgürlüğü kapsamında korunması güç olan bir alana girer. Bu nedenle Mercedes gösterisi, yalnızca siyasi etik açısından değil, hukuki sorumluluk açısından da tartışmalı bir örnek oluşturdu. SİYASİ HESAPLAŞMA GERÇEĞİN ÖNÜNE GEÇMEMELİ Mercedes gösterisi, CHP’deki liderlik kavgasının ne kadar sertleştiğini gösterdi. Ancak olayın asıl önemi, kullanılan yöntemdedir. Özgür Özel yönetimi eleştirilebilir. Belediyelerle ilgili iddialar araştırılabilir. Araç tahsisleri ve parti harcamaları sorgulanabilir. Fakat bütün bunlar belgeyle, açık kayıtla ve hukuki zeminde yapılmalıdır. Kanıtlanmamış bir ilişkiyi gerçekmiş gibi sunmak, siyasi eleştiri değil, algı operasyonudur. Böyle bir yöntem, hedef aldığı kişiyi zayıflatmak yerine iddia sahibinin güvenilirliğini tartışmaya açar. CHP’de bugün asıl mesele yalnızca kimin genel başkan olacağı değildir. Asıl mesele, parti içi iktidar mücadelesinde gerçeğin korunup korunmayacağıdır. Gerçek kaybolursa, siyasi mücadele yalnızca gürültüye dönüşür.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.