Hava Durumu

#Siyah Su

giresunsonhaber - Siyah Su haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siyah Su haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI Haber

GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI

BELEDİYE “ARALIKSIZ” DEDİ, GİRESUN SAHİLİ ÇÖP VE KURUYAN OTLARLA GÖRÜNTÜLENDİ PLAJLAR BÖLGESİNDE TEMİZLİK AÇIKLAMASI BAŞKA, SAHADAKİ TABLO BAŞKA GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI Giresun Belediyesi, 8 Temmuz’da sahil bandında, 17 Temmuz’da ise kent genelinde ot biçme, bakım ve temizlik çalışmalarının aralıksız sürdüğünü duyurdu. İki gün sonra Plajlar Bölgesi ile Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan görüntüler; kıyıdaki çöp birikimlerini, kuruyan otları ve bakımsız kalan alanları ortaya koydu. Yeni karavan park ile “çadırlar bölgesi” için dile getirilen tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiası ise çevre ve halk sağlığı açısından acil saha incelemesi ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Fotoğraflar Giresun sahilindeki katı atık birikimini açıkça belgeliyor. Tuvalet atıklarının denize ulaştığı yönündeki saha bildirimi ise gözlemle geçiştirilemez; karavan ve çadır alanlarının giderleri incelenmeli, şüpheli çıkışların iki yanından su numunesi alınmalı, E. coli ve intestinal enterokok sonuçları yer ve tarih bilgisiyle açıklanmalı. BELEDİYE “ARALIKSIZ” DEDİ, GİRESUN SAHİLİ ÇÖP VE KURUYAN OTLARLA GÖRÜNTÜLENDİ Giresun Belediyesi, 8 Temmuz’da sahil bandında, 17 Temmuz’da ise kent genelinde ot biçme, bakım ve temizlik çalışmalarının aralıksız sürdüğünü duyurdu. İki gün sonra Plajlar Bölgesi ile Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan görüntüler; kıyıdaki çöp birikimlerini, kuruyan otları ve bakımsız kalan alanları ortaya koydu. Yeni karavan park ile “çadırlar bölgesi” için dile getirilen tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiası ise çevre ve halk sağlığı açısından acil saha incelemesi ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Giresun sahilindeki sorun artık yalnızca uzayan otlardan ya da kötü görüntüden ibaret değil. 19 Temmuz 2026’da Plajlar Bölgesi ve Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan saha fotoğraflarında, kıyı hattına yayılan plastik, ambalaj ve karışık evsel atıklar görülüyor. Görüntülerin bir bölümü Plajlar Bölgesi’ni, bir bölümü Teyyaredüzü karşısındaki sahili, bir bölümü de karavan park yapılması planlandıktan sonra bu düşünceden vazgeçildiği belirtilen alanı gösteriyor. Yeni karavan parkın çevresi ile halk arasında “çadırlar bölgesi” olarak anılan kesim de temizlik, atık toplama, tuvalet altyapısı ve kıyı denetimi başlıklarıyla birlikte gündeme geliyor. Saha görüntülerini şehir merkezindeki ağaçlarla yeşil alanların düzenli sulanmadığını, otların kuruduğunu ve sahil bakımında birçok noktaya sıra gelmediğini belirtti. Öztürk ayrıca yeni karavan park ile çadır alanında oluşan evsel atıkların kıyıya, tuvalet atıklarının ise denize ulaştığını öne sürdü. Fotoğraflar kıyıdaki katı atık birikimini belgeliyor. Tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiasının kaynağı ve kapsamı ise boru ve gider hatlarının incelenmesi, şüpheli çıkışların izlenmesi, su numunelerinin alınması ve laboratuvar analiziyle belirlenmeli. KIYIYA YAYILAN ÇÖPLER DENİZE DOĞRU İLERLİYOR Fotoğraflarda plastik poşetler, ambalaj atıkları, tek kullanımlık ürünler ve karışık evsel çöpler görülüyor. Atıkların önemli bir bölümü kıyıya açılan geçişlerin, çitlerin ve bitki örtüsünün arasında birikmiş durumda. Bu tablo yalnızca estetik bir bozulma yaratmıyor; çöpler yağmur, yüzey akışı, rüzgâr ve dalga hareketleriyle denize taşınabilecek bir konumda bulunuyor. Plastik atıklar zaman içinde güneş ışığı, sıcaklık değişimi ve mekanik aşınmayla daha küçük parçalara ayrılabilir. Deniz canlılarının bu parçaları besin sanarak yutması, atıkların kıyı ekosisteminde uzun süre kalması ve kesici-delici maddelerin sahili kullanan insanlar için yaralanma riski oluşturması mümkündür. Organik ve evsel atıklar ise kötü koku, haşere ve kemirgen sorununa yol açabilir. Çöplerin bir kez toplanması sorunu ortadan kaldırmaz. Karavan ve çadır kullanımının bulunduğu alanda günlük atık miktarı, kullanıcı sayısı, hafta sonu yoğunluğu ve konaklama süresiyle birlikte değişir. Konteyner sayısı ve toplama programı gerçek yoğunluğa göre belirlenmediğinde, temizlenen alan kısa süre içinde yeniden aynı görüntüye döner. KIYIDAKİ ÇÖPLERE UYGULANACAK MEVZUAT 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, atık ve artıkların çevreye zarar verecek biçimde doğrudan veya dolaylı olarak alıcı ortama bırakılmasını yasaklıyor. Kıyıdaki çöplerin yağış, rüzgâr veya yüzey akışıyla denize taşınması da kirletme yasağı kapsamında değerlendirilir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a maddesi, çevre ve çevre sağlığı ile temizlik ve katı atık hizmetlerini belediyenin görevleri arasında sayıyor.Belediye Kanunu’nun 15/g maddesi, katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanılması, ortadan kaldırılması ve depolanmasına ilişkin hizmetleri belediyenin yetki alanına veriyor. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 41. maddesi, evsel atıkların bunların toplanması veya depolanması için belirlenen yerlerin dışına bırakılmasına idari yaptırım öngörüyor. 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5. maddesi, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve herkesin eşit, serbest kullanımına açık tutulması gerektiğini hükme bağlıyor. “ARALIKSIZ ÇALIŞMA” AÇIKLAMASINDAN İKİ GÜN SONRA BU GÖRÜNTÜLER GELDİ Giresun Belediyesi, 8 Temmuz tarihli açıklamasında ot biçme çalışmalarının özellikle sahil bandında yoğunlaştırıldığını; yeşil alanlar, yürüyüş yolları, yol kenarları ve ortak kullanım alanlarındaki bakımın “kesintisiz” sürdüğünü bildirdi. 17 Temmuz’da yayımlanan ikinci açıklamada ise parklar, refüjler ve ortak kullanım alanlarındaki bakım, budama ve temizlik çalışmalarının “aralıksız” devam ettiği savunuldu. Belediye, çalışmaların belirlenen program doğrultusunda parklar, yeşil alanlar, refüjler ve ortak kullanım alanlarında sürdürüleceğini açıkladı. Plajlar Bölgesi için 8 Nisan’da yapılan duyuruda da yaz sezonu öncesinde güvenli ve konforlu kullanım hedefiyle bakım ve üstyapı çalışmalarının başlatıldığı, eskiyen ahşap yürüyüş yollarının söküleceği ve taş peyzaj uygulanacağı belirtilmişti. Temmuz ortasında aynı bölgeden gelen fotoğraflar, belediyenin açıklamalarında anlatılan bakım zincirinin bütün sahile düzenli biçimde ulaşmadığını gösteriyor. Belirli noktalarda yapılan ot biçme ve temizlik çalışmaları, kıyı hattının geri kalanında biriken çöpleri ve bakımsızlığı ortadan kaldırmıyor. Temizlik hizmetinin başarısı, yalnızca ekiplerin kaç noktaya gittiği veya kaç fotoğraf yayımlandığıyla ölçülemez. Aynı alanda çöpün yeniden birikip birikmediği, konteynerlerin zamanında boşaltılıp boşaltılmadığı, sahil geçişlerinin temiz tutulup tutulmadığı ve şikâyetlere ne kadar sürede müdahale edildiği de izlenmelidir. BELEDİYENİN TEMİZLİK VE DENETİM SORUMLULUĞU 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, belediyeye çevre sağlığı ile temizlik ve katı atık hizmetlerini yürütme görevi veriyor. Bu görev, yalnızca belirli noktalarda dönemsel temizlik yapılmasını değil, ortak kullanım alanlarında sürekliliği olan bir toplama, kontrol ve müdahale sistemi kurulmasını gerektiriyor. ŞEHİRDE AĞAÇLAR SUSUZ, YEŞİL ALANLAR KURUYOR Saha notlarında yalnızca sahil bandı değil, şehir merkezindeki ağaçlar ve yeşil alanlar da yer alıyor. Ağaçların ve yeşil alanların düzenli sulanmadığı, otların kuruduğu ve bakım programının bazı bölgelere ulaşmadığı belirtiliyor. Kentteki ağaçlar yalnızca görsel peyzaj unsuru değildir. Ağaç gölgeliği yüzey ve hava sıcaklığının düşürülmesine, yağış suyunun tutulmasına, tozun azaltılmasına ve yaya alanlarının daha kullanılabilir hâle gelmesine katkı sağlar. Uzun süreli susuzluk genç ağaçlarda kök gelişimini durdurabilir, yaprak kaybına ve kurumaya yol açabilir. Kuruyan ot ve bitki örtüsü ise sıcak ve rüzgârlı dönemlerde yangın yükünü artırabilir. Yeşil alan yönetimi yalnızca ot biçmekten oluşmaz. Sulama zamanı ve miktarı; bitki türüne, toprağın nemine, sıcaklığa, yağışa ve alanın kullanım yoğunluğuna göre belirlenmelidir. Ağaç diplerinin kontrolü, kuruyan dalların uzaklaştırılması, hastalık ve zararlı takibi, toprak bakımının yapılması ve kuruyan bitkilerin yenilenmesi aynı programın parçalarıdır. YEŞİL ALANLAR İÇİN BELEDİYENİN YÜKÜMLÜLÜĞÜ 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a maddesi, park ve yeşil alan hizmetleri ile çevre ve çevre sağlığı hizmetlerini belediyenin görevleri arasında düzenliyor. Bu hüküm yalnızca yeni park yapılmasını değil; mevcut ağaçların, refüjlerin, parkların ve ortak yeşil alanların bakımının, temizliğinin, sulanmasının ve yaşatılmasının planlı biçimde sürdürülmesini de kapsıyor. KARAVAN PARK YAPMAK YETMEZ, ATIK SİSTEMİ KURMAK GEREKİR Karavan ve çadır kullanımının bulunduğu kıyıda günlük atık miktarı kişi ve araç yoğunluğuyla birlikte değişir. Konteyner sayısı, toplama sıklığı, tuvalet kapasitesi, el yıkama noktaları, gri su ile tuvalet atığının ayrı ve kapalı sistemlerde toplanması, vidanjör kayıtları ve yağış sonrası yüzey akışı tek bir işletme planında izlenmelidir. Karavanların lavabo, duş ve mutfaklarından çıkan gri su ile tuvalet sistemlerinde oluşan siyah su aynı nitelikte değildir. Ancak ikisi de kontrolsüz biçimde toprağa, yağmur suyu hattına, dereye veya denize bırakılamaz. Tuvalet atıkları dışkı kaynaklı mikroorganizmalar ve yüksek organik yük içerirken, gri suda deterjanlar, yağlar, gıda artıkları ve mikroorganizmalar bulunabilir. Bu atıkların sızdırmaz tanklarda biriktirilmesi, kanalizasyon sistemine mevzuata uygun biçimde aktarılması veya yetkili araçlarla arıtma tesisine taşınması gerekir. Boşaltım noktalarının nerede olduğu, tankların ne zaman boşaltıldığı, atığın hangi araçla ve hangi tesise taşındığı kayıt altına alınmalıdır. Çadır alanlarında da kullanıcı sayısına uygun tuvalet, el yıkama noktası, duş, atık konteyneri, günlük temizlik programı ve atık su toplama sistemi bulunmalıdır. Altyapı kurulmadan kontrolsüz konaklamaya izin verilmesi; kıyıdaki toprağın, yüzey suyunun ve denizin kirlenme riskini artırır. KARAVAN VE ÇADIR ALANLARINA UYGULANACAK MEVZUAT 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, alanın temizlik, katı atık, çevre sağlığı, su ve kanalizasyon hizmetlerinin belediye tarafından yürütülmesini gerektiriyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. maddesi, atık su altyapısı ile arıtma ve bertaraf yükümlülüklerini düzenliyor. Karavan ve çadır alanlarında oluşan tuvalet atıklarının kapalı sistemde toplanması, kanalizasyona mevzuata uygun biçimde bağlanması veya arıtma sistemine taşınması gerekiyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, gri suyun, tuvalet atığının veya diğer atıkların toprağa, kıyıya ya da denize kontrolsüz biçimde bırakılmasını yasaklıyor. DENİZE TUVALET ATIĞI İDDİASI GÖZLE DEĞİL, NUMUNEYLE ARAŞTIRILIR Öncelikle karavan ve çadır alanlarındaki tuvaletler, fosseptikler, giderler, yağmur suyu kanalları, yüzey akış güzergâhları ve kıyıya açılan borular haritalanmalıdır. Şüpheli çıkışlardan, çıkışın iki yanından ve insanların denize girdiği yakın noktalardan aynı zaman aralığında numune alınmalıdır. Yağış sonrası taşma veya yüzey akışı şüphesi varsa örnekleme yağıştan sonra da tekrarlanmalıdır. Dünya Sağlık Örgütünün 2021 tarihli kıyı ve tatlı su rekreasyon alanları rehberi, dışkı kaynaklı mikrobiyolojik tehlikelerin yalnızca dönemsel laboratuvar sonuçlarıyla değerlendirilmesini yeterli bulmuyor. Örgüt; kirlilik kaynaklarının belirlendiği sıhhi saha incelemesi, düzenli mikrobiyolojik izleme, koruyucu risk yönetimi ve halkın zamanında bilgilendirilmesini birlikte öneriyor. Dışkı kaynaklı kirlenme; mide ve bağırsak hastalıklarının yanı sıra kulak, göz, deri ve solunum yolu enfeksiyonları riskini artırabilir. Çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler daha kırılgan gruplardır. E. COLİ VE İNTESTİNAL ENTEROKOK NEYİ GÖSTERİR? Escherichia coli ile intestinal enterokok, suyun dışkı kaynaklı kirlilikten etkilenip etkilenmediğini değerlendirmede kullanılan gösterge bakterilerdir. Bu bakterilerin yüksek bulunması, suyun dışkı kaynaklı kirlenmeye maruz kalmış olabileceğine işaret eder. Ancak tek bir sonuç, kirlenmenin hangi çadırdan, karavandan, fosseptikten veya boru hattından geldiğini göstermez. Kaynağın belirlenebilmesi için sonuçların akıntı yönü, yağış, numune saati, deşarj noktaları ve saha gözlemleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Gerekli görülürse insan kaynaklı dışkı kirliliğini diğer hayvansal kaynaklardan ayırmaya yardımcı olan mikrobiyal kaynak izleme yöntemleri kullanılabilir. Avrupa Birliği’nin 2006/7/EC sayılı Yüzme Suyu Direktifi de yüzme sularının E. coli ve intestinal enterokok üzerinden sınıflandırılmasını, kısa süreli kirlilik olaylarında koruyucu önlem alınmasını ve halkın zamanında bilgilendirilmesini esas alıyor. DENİZ KİRLİLİĞİ VE HALK SAĞLIĞINA UYGULANACAK MEVZUAT Anayasa’nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını düzenliyor; çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önleme görevini devlete ve vatandaşlara veriyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, atık suyun doğrudan veya dolaylı biçimde denize verilmesini ve çevreye zarar verecek deşarjı yasaklıyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. maddesi, atık suyun toplanması, arıtılması ve standartlara uygun biçimde bertaraf edilmesine ilişkin sorumlulukları düzenliyor. Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmeliğin 5. maddesi, yüzme suyu izlemesinin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılmasını öngörüyor .Yönetmeliğin 8. maddesi, numunelerin alınması, saklanması ve taşınmasına ilişkin kuralları belirliyor. Yönetmeliğin 9. maddesi, analizlerin Sağlık Bakanlığı laboratuvarlarında referans yöntemlere göre yapılmasını zorunlu tutuyor. Yönetmeliğin 10. maddesi, E. coli ve intestinal enterokok verileri üzerinden yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesi ve sınıflandırılması sürecini düzenliyor .RUTİN NUMUNE TAKVİMİ BU İHBARI BEKLETME GEREKÇESİ OLAMAZ Sağlık Bakanlığı, yüzme sezonu boyunca 15 günde bir numune alındığını ve analizlerin halk sağlığı laboratuvarlarında yapıldığını bildiriyor. Bu rutin izleme, yüzme suyu kalitesinin uzun dönemli değerlendirilmesi için gereklidir. Ancak belirli bir noktadan atık su geldiğine ilişkin somut bir ihbar oluştuğunda yalnızca rutin numune tarihinin beklenmesi yeterli değildir. Şüpheli deşarjın devam ettiği sırada alınmayan numune, kısa süreli kirlilik olayını kaçırabilir. Bu nedenle ihbar üzerine hedefli numune alınmalı; gerekirse aynı noktada farklı saatlerde ve farklı hava koşullarında ölçüm tekrarlanmalıdır. Sonuçlar yalnızca “uygun” veya “uygun değil” şeklinde değil; ölçülen E. coli ve intestinal enterokok değerleri, numune tarihi, numune noktası ve değerlendirme sınıfıyla birlikte açıklanmalıdır. İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNÜN HUKUKİ GÖREVİ Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmeliğin 5, 8, 9 ve 10. maddeleri; yüzme alanlarının izlenmesi, numunelerin usulüne uygun alınması, Sağlık Bakanlığı laboratuvarlarında analiz edilmesi ve su kalitesinin değerlendirilmesi süreçlerini düzenliyor. Şüpheli bir kirlilik bildiriminin araştırılması, bu izleme ve halk sağlığını koruma görevinin doğrudan parçasıdır. BELEDİYE KIYI İÇİN GÜNLÜK İŞLETME PLANI HAZIRLAMALI Giresun Belediyesi kıyı, karavan park ve çadır alanındaki atıkları derhal toplamalı; ancak çalışma bununla sınırlı kalmamalıdır. Konteynerlerin yerleri ve kapasiteleri kullanıcı yoğunluğuna göre belirlenmeli, hafta içi ve hafta sonu için ayrı toplama sıklığı oluşturulmalı, sorumlu ekip ve kontrol saati kayıt altına alınmalıdır. Kuruyan ve biçilmeyen alanlar bölge bölge çalışma programına alınmalı; şehir merkezindeki ağaçlar ve yeşil alanlar için sulama takvimi oluşturulmalıdır. Karavan ve çadır alanındaki tuvalet, kanalizasyon, kapalı atık su ve katı atık sistemleri denetlenmeli; vidanjör ve atık teslim kayıtları tutulmalıdır. BELEDİYENİN HUKUKİ DAYANAĞI VE SORUMLULUĞU 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, belediyeye çevre sağlığı, temizlik, katı atık, su, kanalizasyon, park ve yeşil alan hizmetlerini yürütme görevi veriyor. Bu görev, sorun ortaya çıktıktan sonra temizlik yapılmasının yanında, kirliliği önleyecek sürekli bir hizmet ve denetim sistemi kurulmasını da gerektiriyor. ÇEVRE İL MÜDÜRLÜĞÜ BORU, GİDER VE FOSSEPTİKLERİ İNCELEMELİ Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü; kıyıda boru, gider, fosseptik taşması veya doğrudan boşaltım bulunup bulunmadığını incelemelidir. Karavan ve çadır alanındaki atık su sistemleri, boşaltım noktaları ve taşıma kayıtları kontrol edilmelidir. Kirlilik kaynağı tespit edilirse deşarj durdurulmalı, çevresel etkinin sınırları belirlenmeli, kirlenen alan temizlenmeli ve mevzuatın öngördüğü idari işlemler uygulanmalıdır. Denetimin sonucu, hangi noktaların incelendiği ve hangi önlemlerin alındığıyla birlikte açıklanmalıdır. ÇEVRE DENETİMİNİN HUKUKİ DAYANAĞI 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8 ve 11. maddeleri, kirletmenin önlenmesi ile atık su altyapısı yükümlülüklerini düzenliyor. Aynı Kanun’un 30. maddesi, çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören ya da haberdar olan kişilere ilgili makamlara başvurarak gerekli önlemlerin alınmasını isteme hakkı tanıyor. ÇÖP BUGÜN TOPLANIR, DENETİMSİZLİK SÜRERSE YARIN YENİDEN BİRİKİR Kıyıdaki görünür çöpler bugün toplanabilir. Kuruyan otlar biçilebilir, ağaçlar sulanabilir ve kötü görüntü kısa sürede giderilebilir. Ancak aynı kirliliğin yarın yeniden oluşmasını önlemek için atık üreticisi, konteyner kapasitesi, toplama programı, tuvalet altyapısı, gri su sistemi, vidanjör kayıtları ve olası deşarj hatları birlikte denetlenmelidir. Plajlar Bölgesi için yayımlanan “aralıksız çalışma” açıklaması, sahada ölçülebilir bir karşılık bulmalıdır. Bunun göstergesi yeni bir duyuru değil; temiz tutulan kıyı, yaşayan yeşil alanlar, çalışan tuvalet altyapısı, kayıtlı atık sistemi ve sonuçları açıklanan su analizleridir.

GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI Haber

GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI

BELEDİYE “ARALIKSIZ” DEDİ, GİRESUN SAHİLİ ÇÖP VE KURUYAN OTLARLA GÖRÜNTÜLENDİ PLAJLAR BÖLGESİNDE TEMİZLİK AÇIKLAMASI BAŞKA, SAHADAKİ TABLO BAŞKA GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI Giresun Belediyesi, 8 Temmuz’da sahil bandında, 17 Temmuz’da ise kent genelinde ot biçme, bakım ve temizlik çalışmalarının aralıksız sürdüğünü duyurdu. İki gün sonra Plajlar Bölgesi ile Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan görüntüler; kıyıdaki çöp birikimlerini, kuruyan otları ve bakımsız kalan alanları ortaya koydu. Yeni karavan park ile “çadırlar bölgesi” için dile getirilen tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiası ise çevre ve halk sağlığı açısından acil saha incelemesi ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Fotoğraflar Giresun sahilindeki katı atık birikimini açıkça belgeliyor. Tuvalet atıklarının denize ulaştığı yönündeki saha bildirimi ise gözlemle geçiştirilemez; karavan ve çadır alanlarının giderleri incelenmeli, şüpheli çıkışların iki yanından su numunesi alınmalı, E. coli ve intestinal enterokok sonuçları yer ve tarih bilgisiyle açıklanmalı. BELEDİYE “ARALIKSIZ” DEDİ, GİRESUN SAHİLİ ÇÖP VE KURUYAN OTLARLA GÖRÜNTÜLENDİ Giresun Belediyesi, 8 Temmuz’da sahil bandında, 17 Temmuz’da ise kent genelinde ot biçme, bakım ve temizlik çalışmalarının aralıksız sürdüğünü duyurdu. İki gün sonra Plajlar Bölgesi ile Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan görüntüler; kıyıdaki çöp birikimlerini, kuruyan otları ve bakımsız kalan alanları ortaya koydu. Yeni karavan park ile “çadırlar bölgesi” için dile getirilen tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiası ise çevre ve halk sağlığı açısından acil saha incelemesi ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Giresun sahilindeki sorun artık yalnızca uzayan otlardan ya da kötü görüntüden ibaret değil. 19 Temmuz 2026’da Plajlar Bölgesi ve Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan saha fotoğraflarında, kıyı hattına yayılan plastik, ambalaj ve karışık evsel atıklar görülüyor. Görüntülerin bir bölümü Plajlar Bölgesi’ni, bir bölümü Teyyaredüzü karşısındaki sahili, bir bölümü de karavan park yapılması planlandıktan sonra bu düşünceden vazgeçildiği belirtilen alanı gösteriyor. Yeni karavan parkın çevresi ile halk arasında “çadırlar bölgesi” olarak anılan kesim de temizlik, atık toplama, tuvalet altyapısı ve kıyı denetimi başlıklarıyla birlikte gündeme geliyor. Saha görüntülerini şehir merkezindeki ağaçlarla yeşil alanların düzenli sulanmadığını, otların kuruduğunu ve sahil bakımında birçok noktaya sıra gelmediğini belirtti. Öztürk ayrıca yeni karavan park ile çadır alanında oluşan evsel atıkların kıyıya, tuvalet atıklarının ise denize ulaştığını öne sürdü. Fotoğraflar kıyıdaki katı atık birikimini belgeliyor. Tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiasının kaynağı ve kapsamı ise boru ve gider hatlarının incelenmesi, şüpheli çıkışların izlenmesi, su numunelerinin alınması ve laboratuvar analiziyle belirlenmeli. KIYIYA YAYILAN ÇÖPLER DENİZE DOĞRU İLERLİYOR Fotoğraflarda plastik poşetler, ambalaj atıkları, tek kullanımlık ürünler ve karışık evsel çöpler görülüyor. Atıkların önemli bir bölümü kıyıya açılan geçişlerin, çitlerin ve bitki örtüsünün arasında birikmiş durumda. Bu tablo yalnızca estetik bir bozulma yaratmıyor; çöpler yağmur, yüzey akışı, rüzgâr ve dalga hareketleriyle denize taşınabilecek bir konumda bulunuyor. Plastik atıklar zaman içinde güneş ışığı, sıcaklık değişimi ve mekanik aşınmayla daha küçük parçalara ayrılabilir. Deniz canlılarının bu parçaları besin sanarak yutması, atıkların kıyı ekosisteminde uzun süre kalması ve kesici-delici maddelerin sahili kullanan insanlar için yaralanma riski oluşturması mümkündür. Organik ve evsel atıklar ise kötü koku, haşere ve kemirgen sorununa yol açabilir. Çöplerin bir kez toplanması sorunu ortadan kaldırmaz. Karavan ve çadır kullanımının bulunduğu alanda günlük atık miktarı, kullanıcı sayısı, hafta sonu yoğunluğu ve konaklama süresiyle birlikte değişir. Konteyner sayısı ve toplama programı gerçek yoğunluğa göre belirlenmediğinde, temizlenen alan kısa süre içinde yeniden aynı görüntüye döner. KIYIDAKİ ÇÖPLERE UYGULANACAK MEVZUAT 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, atık ve artıkların çevreye zarar verecek biçimde doğrudan veya dolaylı olarak alıcı ortama bırakılmasını yasaklıyor. Kıyıdaki çöplerin yağış, rüzgâr veya yüzey akışıyla denize taşınması da kirletme yasağı kapsamında değerlendirilir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a maddesi, çevre ve çevre sağlığı ile temizlik ve katı atık hizmetlerini belediyenin görevleri arasında sayıyor.Belediye Kanunu’nun 15/g maddesi, katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanılması, ortadan kaldırılması ve depolanmasına ilişkin hizmetleri belediyenin yetki alanına veriyor. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 41. maddesi, evsel atıkların bunların toplanması veya depolanması için belirlenen yerlerin dışına bırakılmasına idari yaptırım öngörüyor. 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5. maddesi, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve herkesin eşit, serbest kullanımına açık tutulması gerektiğini hükme bağlıyor. “ARALIKSIZ ÇALIŞMA” AÇIKLAMASINDAN İKİ GÜN SONRA BU GÖRÜNTÜLER GELDİ Giresun Belediyesi, 8 Temmuz tarihli açıklamasında ot biçme çalışmalarının özellikle sahil bandında yoğunlaştırıldığını; yeşil alanlar, yürüyüş yolları, yol kenarları ve ortak kullanım alanlarındaki bakımın “kesintisiz” sürdüğünü bildirdi. 17 Temmuz’da yayımlanan ikinci açıklamada ise parklar, refüjler ve ortak kullanım alanlarındaki bakım, budama ve temizlik çalışmalarının “aralıksız” devam ettiği savunuldu. Belediye, çalışmaların belirlenen program doğrultusunda parklar, yeşil alanlar, refüjler ve ortak kullanım alanlarında sürdürüleceğini açıkladı. Plajlar Bölgesi için 8 Nisan’da yapılan duyuruda da yaz sezonu öncesinde güvenli ve konforlu kullanım hedefiyle bakım ve üstyapı çalışmalarının başlatıldığı, eskiyen ahşap yürüyüş yollarının söküleceği ve taş peyzaj uygulanacağı belirtilmişti. Temmuz ortasında aynı bölgeden gelen fotoğraflar, belediyenin açıklamalarında anlatılan bakım zincirinin bütün sahile düzenli biçimde ulaşmadığını gösteriyor. Belirli noktalarda yapılan ot biçme ve temizlik çalışmaları, kıyı hattının geri kalanında biriken çöpleri ve bakımsızlığı ortadan kaldırmıyor. Temizlik hizmetinin başarısı, yalnızca ekiplerin kaç noktaya gittiği veya kaç fotoğraf yayımlandığıyla ölçülemez. Aynı alanda çöpün yeniden birikip birikmediği, konteynerlerin zamanında boşaltılıp boşaltılmadığı, sahil geçişlerinin temiz tutulup tutulmadığı ve şikâyetlere ne kadar sürede müdahale edildiği de izlenmelidir. BELEDİYENİN TEMİZLİK VE DENETİM SORUMLULUĞU 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, belediyeye çevre sağlığı ile temizlik ve katı atık hizmetlerini yürütme görevi veriyor. Bu görev, yalnızca belirli noktalarda dönemsel temizlik yapılmasını değil, ortak kullanım alanlarında sürekliliği olan bir toplama, kontrol ve müdahale sistemi kurulmasını gerektiriyor. ŞEHİRDE AĞAÇLAR SUSUZ, YEŞİL ALANLAR KURUYOR Saha notlarında yalnızca sahil bandı değil, şehir merkezindeki ağaçlar ve yeşil alanlar da yer alıyor. Ağaçların ve yeşil alanların düzenli sulanmadığı, otların kuruduğu ve bakım programının bazı bölgelere ulaşmadığı belirtiliyor. Kentteki ağaçlar yalnızca görsel peyzaj unsuru değildir. Ağaç gölgeliği yüzey ve hava sıcaklığının düşürülmesine, yağış suyunun tutulmasına, tozun azaltılmasına ve yaya alanlarının daha kullanılabilir hâle gelmesine katkı sağlar. Uzun süreli susuzluk genç ağaçlarda kök gelişimini durdurabilir, yaprak kaybına ve kurumaya yol açabilir. Kuruyan ot ve bitki örtüsü ise sıcak ve rüzgârlı dönemlerde yangın yükünü artırabilir. Yeşil alan yönetimi yalnızca ot biçmekten oluşmaz. Sulama zamanı ve miktarı; bitki türüne, toprağın nemine, sıcaklığa, yağışa ve alanın kullanım yoğunluğuna göre belirlenmelidir. Ağaç diplerinin kontrolü, kuruyan dalların uzaklaştırılması, hastalık ve zararlı takibi, toprak bakımının yapılması ve kuruyan bitkilerin yenilenmesi aynı programın parçalarıdır. YEŞİL ALANLAR İÇİN BELEDİYENİN YÜKÜMLÜLÜĞÜ 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a maddesi, park ve yeşil alan hizmetleri ile çevre ve çevre sağlığı hizmetlerini belediyenin görevleri arasında düzenliyor. Bu hüküm yalnızca yeni park yapılmasını değil; mevcut ağaçların, refüjlerin, parkların ve ortak yeşil alanların bakımının, temizliğinin, sulanmasının ve yaşatılmasının planlı biçimde sürdürülmesini de kapsıyor. KARAVAN PARK YAPMAK YETMEZ, ATIK SİSTEMİ KURMAK GEREKİR Karavan ve çadır kullanımının bulunduğu kıyıda günlük atık miktarı kişi ve araç yoğunluğuyla birlikte değişir. Konteyner sayısı, toplama sıklığı, tuvalet kapasitesi, el yıkama noktaları, gri su ile tuvalet atığının ayrı ve kapalı sistemlerde toplanması, vidanjör kayıtları ve yağış sonrası yüzey akışı tek bir işletme planında izlenmelidir. Karavanların lavabo, duş ve mutfaklarından çıkan gri su ile tuvalet sistemlerinde oluşan siyah su aynı nitelikte değildir. Ancak ikisi de kontrolsüz biçimde toprağa, yağmur suyu hattına, dereye veya denize bırakılamaz. Tuvalet atıkları dışkı kaynaklı mikroorganizmalar ve yüksek organik yük içerirken, gri suda deterjanlar, yağlar, gıda artıkları ve mikroorganizmalar bulunabilir. Bu atıkların sızdırmaz tanklarda biriktirilmesi, kanalizasyon sistemine mevzuata uygun biçimde aktarılması veya yetkili araçlarla arıtma tesisine taşınması gerekir. Boşaltım noktalarının nerede olduğu, tankların ne zaman boşaltıldığı, atığın hangi araçla ve hangi tesise taşındığı kayıt altına alınmalıdır. Çadır alanlarında da kullanıcı sayısına uygun tuvalet, el yıkama noktası, duş, atık konteyneri, günlük temizlik programı ve atık su toplama sistemi bulunmalıdır. Altyapı kurulmadan kontrolsüz konaklamaya izin verilmesi; kıyıdaki toprağın, yüzey suyunun ve denizin kirlenme riskini artırır. KARAVAN VE ÇADIR ALANLARINA UYGULANACAK MEVZUAT 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, alanın temizlik, katı atık, çevre sağlığı, su ve kanalizasyon hizmetlerinin belediye tarafından yürütülmesini gerektiriyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. maddesi, atık su altyapısı ile arıtma ve bertaraf yükümlülüklerini düzenliyor. Karavan ve çadır alanlarında oluşan tuvalet atıklarının kapalı sistemde toplanması, kanalizasyona mevzuata uygun biçimde bağlanması veya arıtma sistemine taşınması gerekiyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, gri suyun, tuvalet atığının veya diğer atıkların toprağa, kıyıya ya da denize kontrolsüz biçimde bırakılmasını yasaklıyor. DENİZE TUVALET ATIĞI İDDİASI GÖZLE DEĞİL, NUMUNEYLE ARAŞTIRILIR Öncelikle karavan ve çadır alanlarındaki tuvaletler, fosseptikler, giderler, yağmur suyu kanalları, yüzey akış güzergâhları ve kıyıya açılan borular haritalanmalıdır. Şüpheli çıkışlardan, çıkışın iki yanından ve insanların denize girdiği yakın noktalardan aynı zaman aralığında numune alınmalıdır. Yağış sonrası taşma veya yüzey akışı şüphesi varsa örnekleme yağıştan sonra da tekrarlanmalıdır. Dünya Sağlık Örgütünün 2021 tarihli kıyı ve tatlı su rekreasyon alanları rehberi, dışkı kaynaklı mikrobiyolojik tehlikelerin yalnızca dönemsel laboratuvar sonuçlarıyla değerlendirilmesini yeterli bulmuyor. Örgüt; kirlilik kaynaklarının belirlendiği sıhhi saha incelemesi, düzenli mikrobiyolojik izleme, koruyucu risk yönetimi ve halkın zamanında bilgilendirilmesini birlikte öneriyor. Dışkı kaynaklı kirlenme; mide ve bağırsak hastalıklarının yanı sıra kulak, göz, deri ve solunum yolu enfeksiyonları riskini artırabilir. Çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler daha kırılgan gruplardır. E. COLİ VE İNTESTİNAL ENTEROKOK NEYİ GÖSTERİR? Escherichia coli ile intestinal enterokok, suyun dışkı kaynaklı kirlilikten etkilenip etkilenmediğini değerlendirmede kullanılan gösterge bakterilerdir. Bu bakterilerin yüksek bulunması, suyun dışkı kaynaklı kirlenmeye maruz kalmış olabileceğine işaret eder. Ancak tek bir sonuç, kirlenmenin hangi çadırdan, karavandan, fosseptikten veya boru hattından geldiğini göstermez. Kaynağın belirlenebilmesi için sonuçların akıntı yönü, yağış, numune saati, deşarj noktaları ve saha gözlemleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Gerekli görülürse insan kaynaklı dışkı kirliliğini diğer hayvansal kaynaklardan ayırmaya yardımcı olan mikrobiyal kaynak izleme yöntemleri kullanılabilir. Avrupa Birliği’nin 2006/7/EC sayılı Yüzme Suyu Direktifi de yüzme sularının E. coli ve intestinal enterokok üzerinden sınıflandırılmasını, kısa süreli kirlilik olaylarında koruyucu önlem alınmasını ve halkın zamanında bilgilendirilmesini esas alıyor. DENİZ KİRLİLİĞİ VE HALK SAĞLIĞINA UYGULANACAK MEVZUAT Anayasa’nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını düzenliyor; çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önleme görevini devlete ve vatandaşlara veriyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, atık suyun doğrudan veya dolaylı biçimde denize verilmesini ve çevreye zarar verecek deşarjı yasaklıyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. maddesi, atık suyun toplanması, arıtılması ve standartlara uygun biçimde bertaraf edilmesine ilişkin sorumlulukları düzenliyor. Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmeliğin 5. maddesi, yüzme suyu izlemesinin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılmasını öngörüyor .Yönetmeliğin 8. maddesi, numunelerin alınması, saklanması ve taşınmasına ilişkin kuralları belirliyor. Yönetmeliğin 9. maddesi, analizlerin Sağlık Bakanlığı laboratuvarlarında referans yöntemlere göre yapılmasını zorunlu tutuyor. Yönetmeliğin 10. maddesi, E. coli ve intestinal enterokok verileri üzerinden yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesi ve sınıflandırılması sürecini düzenliyor .RUTİN NUMUNE TAKVİMİ BU İHBARI BEKLETME GEREKÇESİ OLAMAZ Sağlık Bakanlığı, yüzme sezonu boyunca 15 günde bir numune alındığını ve analizlerin halk sağlığı laboratuvarlarında yapıldığını bildiriyor. Bu rutin izleme, yüzme suyu kalitesinin uzun dönemli değerlendirilmesi için gereklidir. Ancak belirli bir noktadan atık su geldiğine ilişkin somut bir ihbar oluştuğunda yalnızca rutin numune tarihinin beklenmesi yeterli değildir. Şüpheli deşarjın devam ettiği sırada alınmayan numune, kısa süreli kirlilik olayını kaçırabilir. Bu nedenle ihbar üzerine hedefli numune alınmalı; gerekirse aynı noktada farklı saatlerde ve farklı hava koşullarında ölçüm tekrarlanmalıdır. Sonuçlar yalnızca “uygun” veya “uygun değil” şeklinde değil; ölçülen E. coli ve intestinal enterokok değerleri, numune tarihi, numune noktası ve değerlendirme sınıfıyla birlikte açıklanmalıdır. İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNÜN HUKUKİ GÖREVİ Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmeliğin 5, 8, 9 ve 10. maddeleri; yüzme alanlarının izlenmesi, numunelerin usulüne uygun alınması, Sağlık Bakanlığı laboratuvarlarında analiz edilmesi ve su kalitesinin değerlendirilmesi süreçlerini düzenliyor. Şüpheli bir kirlilik bildiriminin araştırılması, bu izleme ve halk sağlığını koruma görevinin doğrudan parçasıdır. BELEDİYE KIYI İÇİN GÜNLÜK İŞLETME PLANI HAZIRLAMALI Giresun Belediyesi kıyı, karavan park ve çadır alanındaki atıkları derhal toplamalı; ancak çalışma bununla sınırlı kalmamalıdır. Konteynerlerin yerleri ve kapasiteleri kullanıcı yoğunluğuna göre belirlenmeli, hafta içi ve hafta sonu için ayrı toplama sıklığı oluşturulmalı, sorumlu ekip ve kontrol saati kayıt altına alınmalıdır. Kuruyan ve biçilmeyen alanlar bölge bölge çalışma programına alınmalı; şehir merkezindeki ağaçlar ve yeşil alanlar için sulama takvimi oluşturulmalıdır. Karavan ve çadır alanındaki tuvalet, kanalizasyon, kapalı atık su ve katı atık sistemleri denetlenmeli; vidanjör ve atık teslim kayıtları tutulmalıdır. BELEDİYENİN HUKUKİ DAYANAĞI VE SORUMLULUĞU 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, belediyeye çevre sağlığı, temizlik, katı atık, su, kanalizasyon, park ve yeşil alan hizmetlerini yürütme görevi veriyor. Bu görev, sorun ortaya çıktıktan sonra temizlik yapılmasının yanında, kirliliği önleyecek sürekli bir hizmet ve denetim sistemi kurulmasını da gerektiriyor. ÇEVRE İL MÜDÜRLÜĞÜ BORU, GİDER VE FOSSEPTİKLERİ İNCELEMELİ Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü; kıyıda boru, gider, fosseptik taşması veya doğrudan boşaltım bulunup bulunmadığını incelemelidir. Karavan ve çadır alanındaki atık su sistemleri, boşaltım noktaları ve taşıma kayıtları kontrol edilmelidir. Kirlilik kaynağı tespit edilirse deşarj durdurulmalı, çevresel etkinin sınırları belirlenmeli, kirlenen alan temizlenmeli ve mevzuatın öngördüğü idari işlemler uygulanmalıdır. Denetimin sonucu, hangi noktaların incelendiği ve hangi önlemlerin alındığıyla birlikte açıklanmalıdır. ÇEVRE DENETİMİNİN HUKUKİ DAYANAĞI 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8 ve 11. maddeleri, kirletmenin önlenmesi ile atık su altyapısı yükümlülüklerini düzenliyor. Aynı Kanun’un 30. maddesi, çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören ya da haberdar olan kişilere ilgili makamlara başvurarak gerekli önlemlerin alınmasını isteme hakkı tanıyor. ÇÖP BUGÜN TOPLANIR, DENETİMSİZLİK SÜRERSE YARIN YENİDEN BİRİKİR Kıyıdaki görünür çöpler bugün toplanabilir. Kuruyan otlar biçilebilir, ağaçlar sulanabilir ve kötü görüntü kısa sürede giderilebilir. Ancak aynı kirliliğin yarın yeniden oluşmasını önlemek için atık üreticisi, konteyner kapasitesi, toplama programı, tuvalet altyapısı, gri su sistemi, vidanjör kayıtları ve olası deşarj hatları birlikte denetlenmelidir. Plajlar Bölgesi için yayımlanan “aralıksız çalışma” açıklaması, sahada ölçülebilir bir karşılık bulmalıdır. Bunun göstergesi yeni bir duyuru değil; temiz tutulan kıyı, yaşayan yeşil alanlar, çalışan tuvalet altyapısı, kayıtlı atık sistemi ve sonuçları açıklanan su analizleridir.

KARAVAN SORUNU: KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ Haber

KARAVAN SORUNU: KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ

KARAVAN SORUNU: ŞEHİR İÇİNDE KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ Giresun şehir içinde kalan Erikliman sahil hattında karavanların uzun süreli beklemesi; çevre kirliliği, atık su, tuvalet, kanalizasyon, hijyen, kötü koku, görüntü kirliliği ve kamu alanının kullanımı açısından yeni bir yerel yönetim sorunu olarak öne çıkıyor. Dünyadaki uygulamalar, karavan turizmini yasaklamak yerine bu faaliyeti şehir içinden çıkaran, altyapısı tamamlanmış, denetimli ve kayıtlı karavan park alanlarına yönlendiren bir modeli esas alıyor. Giresun’un Erikliman bölgesinde sahil hattına ve yol kenarına çekilen karavanlar, kent yaşamı içinde giderek daha görünür hale gelen bir çevre sağlığı sorununu gündeme taşıyor. Bölgenin şehir içinde, deniz kıyısında ve yoğun kullanılan ulaşım hattı üzerinde bulunması; karavanların yalnızca park düzeniyle değil, halk sağlığı, çevre hijyeni, kıyı kullanımı ve atık yönetimiyle birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Karavanların uzun süreli şekilde altyapısız alanlarda beklemesi, özellikle gri su, siyah su, kimyasal tuvalet atıkları, evsel çöp, kötü koku, haşere oluşumu ve zemine yayılan kirleticiler bakımından risk oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü, atık su, dışkı ve gri suyun güvenli yönetimini bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve halk sağlığının korunması bakımından temel başlıklar arasında ele alıyor. Bu yaklaşım, karavanların şehir içindeki kontrolsüz konaklamasının basit bir görüntü veya park sorunu olmadığını; doğrudan çevre sağlığı ve toplum sağlığı meselesi olduğunu ortaya koyuyor. ŞEHİR İÇİNDE ALTYAPISIZ KARAVAN KONAKLAMASI RİSK ÜRETİYOR Erikliman gibi şehir içinde kalan sahil bölgelerinde karavanların uzun süreli beklemesi, ilk bakışta turizm veya konaklama özgürlüğü gibi görülebilir. Ancak altyapısı bulunmayan noktalarda oluşan tablo farklıdır. Karavanlar, kendi içinde geçici yaşam alanı oluşturduğu için su kullanımı, tuvalet ihtiyacı, atık su üretimi, çöp birikimi ve çevreye temas eden evsel atıklar üretir. Bu atıkların kanalizasyon bağlantısı, özel boşaltım noktası, kimyasal tuvalet bertaraf sistemi ve düzenli temizlik altyapısı olmadan yönetilmesi mümkün değildir. ABD Çevre Koruma Ajansı, karavan, tekne ve mobil yaşam alanı kullanıcıları için yayımladığı atık su rehberinde bu araçlardan kaynaklanan atık suyun güvenli şekilde bertaraf edilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, karavanların altyapısız şehir içi alanlarda uzun süreli bekletilmesinin çevre ve halk sağlığı bakımından kabul edilebilir bir model olmadığını gösteriyor. Karavan kaynaklı risk yalnızca görünür çöpten ibaret değildir. Tuvalet atıkları, kimyasal içerikler, deterjanlı gri su, yemek artıkları, yağlı atıklar ve kontrolsüz boşaltımlar; toprak, yağmur suyu kanalları, deniz kıyısı ve yeraltı suyu üzerinde kirletici baskı oluşturabilir. Sahil hattında bu risk daha da büyür. Çünkü kıyı alanları hem ekolojik açıdan hassas hem de kamusal kullanım bakımından ortak alan niteliği taşır. ERİKLİMAN’DA SORUN PARK SORUNUNU AŞMIŞ DURUMDA Erikliman’da karavanların bulunduğu alan, şehir dışı bir kamp bölgesi değil; Giresun’un şehir içi ulaşım aksı, sahil bandı ve kamusal görünürlüğü yüksek bölgelerinden biridir. Bu nedenle burada oluşan karavan yoğunluğu, çevrede yaşayan yurttaşların günlük yaşamını, sahil kullanımını, temizlik düzenini ve kent estetiğini doğrudan etkiliyor. Karavanların uzun süre aynı bölgede beklemesiyle birlikte kamu alanı fiilen özel konaklama alanına dönüşmektedir. Şehir içinde kıyı hattının daralması, yol kenarı ve yeşil alanların uzun süreli işgal edilmesi, görüntü kirliliği, çöp birikimi, tuvalet ve atık su ihtimali, bölgenin halk sağlığı açısından denetlenmesini zorunlu hale getiriyor. Bu tablo karşısında mesele “karavanlar burada dursun mu, durmasın mı?” sorusuna indirgenemez. Esas değerlendirme; şehir içinde, altyapısız, kontrolsüz ve denetimsiz karavan konaklamasının çevre sağlığı bakımından uygun olup olmadığıdır. Bilimsel çevre sağlığı yaklaşımı, bu tür alanlarda atık üretimi varsa mutlaka toplama, arıtma, bertaraf, temizlik, kayıt ve denetim sisteminin kurulmasını gerektirir. DÜNYA NE YAPIYOR? Dünyadaki uygulamalar, karavan turizmini tümden yasaklayan değil; onu kurallı, altyapılı ve denetlenebilir alanlara taşıyan bir anlayışla şekilleniyor. Avrupa Birliği’nin kentsel atık su politikasında insan sağlığı ve çevrenin arıtılmamış atık sudan korunması temel hedef olarak tanımlanıyor. 1 Ocak 2025’te yürürlüğe giren güncellenmiş Kentsel Atık Su Arıtma Direktifi de insan sağlığını, nehirleri, gölleri, yeraltı sularını ve kıyıları zararlı deşarjlardan korumayı amaçlıyor. Yeni Zelanda modeli, şehir içi ve doğal alanlarda gelişigüzel kampçılığı sınırlayan önemli örneklerden biridir. Ülkede “freedom camping” uygulaması kurallara bağlanmış, kamp yapanların insan atığı dahil atıklarından sorumlu olduğu açıkça belirtilmiş, bazı alanlar yalnızca kendi kendine yeterli araçlara açılmış ve kurallara uymayanlara para cezası sistemi getirilmiştir. 2023’te yapılan düzenlemeyle kendi kendine yeterli araçlar için zorunlu standartlar güçlendirilmiş; geçiş sürecinin 7 Haziran 2026’da tamamlanacağı açıklanmıştır. Yeni Zelanda’daki yerel uygulama örneklerinde, kendi kendine yeterli kabul edilecek araçlarda sabit tuvalet, su sistemi ve havalandırma gibi koşullar aranması, çevresel etkilerin azaltılması ve belediyelerin kampçılığı daha etkili yönetmesi bakımından önemli görülmektedir. Bu model, Giresun gibi kıyı kentlerinde karavanların tamamen başıboş bırakılmaması gerektiğini gösteren güçlü bir örnektir. ABD’de karavan, tekne ve mobil yaşam alanları için güvenli atık su bertarafı ayrı bir çevre sağlığı başlığı olarak ele alınmaktadır. EPA’nın rehberleri, bu tür araçlardan kaynaklanan atıkların rastgele çevreye bırakılmaması, uygun septik veya atık su sistemleriyle yönetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. BİLİMSEL ÇEVRE SAĞLIĞI AÇISINDAN TEMEL RİSKLER Karavanların şehir içinde altyapısız alanlarda uzun süre beklemesi, çevre sağlığı bakımından birden fazla risk üretir. Birinci risk, atık su ve tuvalet atığıdır. Karavanlarda oluşan siyah su, insan dışkısı ve idrar kaynaklı mikrobiyolojik risk taşır. Bu atıkların uygun şekilde toplanmaması; bakteri, virüs, parazit ve kötü koku açısından halk sağlığı tehdidi oluşturabilir. Gri su ise duş, lavabo, mutfak ve temizlik sularından kaynaklanır; deterjan, yağ, organik madde ve mikroorganizma içerebilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün atık su, dışkı ve gri suya ilişkin güvenli kullanım rehberleri, bu alanın doğrudan hastalık önleme ve risk yönetimiyle bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. İkinci risk, kıyı ve deniz kirliliğidir. Erikliman sahil hattı denizle temas eden bir bölgedir. Yağmurla taşınan kirleticiler, zemine bırakılan atıklar veya kontrolsüz boşaltımlar kıyı ekosistemini etkileyebilir. Avrupa Birliği’nin atık su düzenlemelerinde kıyıların, yeraltı sularının, göllerin ve nehirlerin zararlı deşarjlardan korunmasının özellikle vurgulanması, sahil kentlerinde bu konunun neden daha hassas ele alınması gerektiğini göstermektedir. Üçüncü risk, haşere ve kötü koku oluşumudur. Evsel çöp, yemek artığı, açıkta bırakılan atık ve düzensiz temizlik; sinek, böcek, kemirgen ve kötü koku sorununu büyütebilir. Şehir içindeki karavan yoğunluğu, çevrede yaşayanların yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Dördüncü risk, kamu alanının özel kullanım alanına dönüşmesidir. Sahil şeridi, park alanı, yol kenarı ve yeşil alanlar herkesin ortak kullanımına açık kamusal alanlardır. Karavanların uzun süreli beklemesi, bu alanların bir grup kullanıcı tarafından fiilen konaklama alanı gibi kullanılmasına yol açar. Bu durum hem kent estetiğini hem de yurttaşların sahil erişimini zayıflatır. Beşinci risk, yangın, güvenlik ve acil müdahale sorunudur. Karavanlarda tüp, elektrik bağlantısı, ısıtıcı, pişirme ekipmanı ve yanıcı malzemeler bulunabilir. Altyapısız, görevlisiz ve denetimsiz alanlarda bu riskler büyür. Resmi karavan parklarında aydınlatma, yangın tedbiri, kamera, görevli personel ve acil müdahale imkânı bulunmasının nedeni budur. KARAVAN TURİZMİ ŞEHİR İÇİNDEN ÇIKARILMALI, ALTYAPILI ALANA TAŞINMALI Giresun’da karavan turizmi desteklenecekse bu destek, Erikliman gibi şehir içi sahil bölgelerinin kontrolsüz konaklama alanına dönüşmesine izin verilerek yapılamaz. Karavan turizmi, ancak altyapısı tamamlanmış, çevre sağlığı kurallarına uygun, kayıtlı ve denetimli alanlarla sürdürülebilir hale getirilebilir. Birinci önerimiz, Erikliman ve benzeri şehir içi sahil bölgelerinde uzun süreli karavan konaklamasının yasaklanmasıdır. Bu alanlarda kısa süreli park düzenlemesi yapılabilir; ancak geceleme, kamp kurma, masa-sandalye açma, çamaşır asma, atık bırakma, tuvalet ve gri su boşaltımı kesin şekilde engellenmelidir. İkinci önerimiz, Giresun’da şehir dışına yakın, yerleşim alanlarını rahatsız etmeyecek, ulaşımı kolay ve çevresel etkisi yönetilebilir resmi karavan park alanı kurulmasıdır. Bu alan turizme hizmet etmeli; ancak çevre ve toplum sağlığı kurallarını merkeze almalıdır. Üçüncü önerimiz, resmi karavan parkında kanalizasyon bağlantısı veya lisanslı atık su toplama sistemi kurulmasıdır. Karavanlardan çıkan siyah su ve gri su, özel boşaltım noktalarından alınmalı; çevreye, toprağa, yağmur suyu kanallarına veya denize karışmasına izin verilmemelidir. Dördüncü önerimiz, kimyasal tuvalet bertaraf ünitesinin zorunlu hale getirilmesidir. Karavan kullanıcıları tuvalet atıklarını yalnızca bu noktaya boşaltmalı; gelişigüzel boşaltım ağır idari yaptırıma bağlanmalıdır. İngiltere ve benzeri ülkelerde kimyasal tuvalet atıklarının depolanması ve işlenmesi çevre izinleriyle ilişkilendirilmekte, bu atıklar sıradan evsel çöp gibi görülmemektedir. Beşinci önerimiz, karavan park alanlarında temiz su, elektrik, WC, duş, lavabo, çöp toplama, geri dönüşüm, aydınlatma, kamera, yangın tedbiri ve görevli personel zorunluluğudur. Altyapısı olmayan hiçbir alan karavan konaklamasına açılmamalıdır. Altıncı önerimiz, plaka ve kullanıcı kaydı sistemidir. Resmi alana giren her karavanın plakası, giriş-çıkış saati ve kullanıcı bilgisi kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıt hem güvenlik hem temizlik hem de çevre denetimi açısından gereklidir. Yedinci önerimiz, süre sınırıdır. Karavan parkları kalıcı yerleşim alanına dönüşmemelidir. Karavanların aynı noktada haftalarca veya aylarca kalmasına izin verilmemeli; günlük, haftalık ve sezonluk kullanım sınırı açık şekilde belirlenmelidir. Sekizinci önerimiz, Erikliman’da düzenli zabıta, çevre koruma ve sağlık denetimi yapılmasıdır. Denetim yalnızca araç parkına değil; çöp, atık su, kötü koku, çevreye zarar, kamu alanı işgali ve hijyen başlıklarına göre yapılmalıdır. Dokuzuncu önerimiz, sahil hattında uyarı levhaları ve açık yasak alan haritası oluşturulmasıdır. Karavanların nerede durabileceği, nerede konaklayamayacağı, hangi fiillerin yasak olduğu ve yaptırımlar açık biçimde ilan edilmelidir. Onuncu önerimiz, karavan turizminin Giresun için plansız değil, yönetilebilir bir turizm başlığı olarak ele alınmasıdır. Karavan kullanıcıları kente ekonomik katkı sağlayabilir; ancak bu katkı şehir içi sahil alanlarının çevre ve hijyen yükü altına sokulmasıyla değil, doğru yerde kurulmuş resmi alanlarla sağlanmalıdır. YEREL YÖNETİMİN ATMASI GEREKEN ADIMLAR Giresun Belediyesi, ilgili kamu kurumları ve çevre sağlığı birimleri Erikliman’daki tabloyu yerinde incelemeli, bölgeyi yalnızca trafik veya park düzeni açısından değil; çevre sağlığı açısından da değerlendirmelidir. İlk aşamada Erikliman ve şehir içi sahil hattı için karavan konaklamasına ilişkin açık bir karar alınmalıdır. Bu kararda; uzun süreli bekleme, geceleme, atık bırakma, tuvalet boşaltımı, gri su boşaltımı, kamp ekipmanı açma ve kamu alanını işgal etme fiilleri net biçimde tanımlanmalıdır. İkinci aşamada resmi karavan parkı için alternatif alan belirlenmelidir. Bu alan şehir merkezinin içinde olmamalı; ancak ulaşımı mümkün, güvenliği sağlanabilir, kanalizasyon veya atık su sistemi kurulabilir, çevreye etkisi kontrol edilebilir bir noktada planlanmalıdır. Üçüncü aşamada denetim takvimi oluşturulmalıdır. Zabıta, temizlik işleri, çevre koruma, sağlık ve güvenlik birimleri ortak çalışma yapmalı; yalnızca şikâyet geldikçe değil, düzenli periyotlarla kontrol sağlamalıdır. Dördüncü aşamada yaptırım uygulanmalıdır. Uyarı levhaları ve süre tanındıktan sonra, kurallara uymayan karavanlara idari işlem yapılmalı; tekrar eden ihlallerde çekme ve men kararı uygulanmalıdır. KARAVAN TURİZMİNE KARŞI DEĞİL, KONTROLSÜZLÜĞE KARŞI BİR DÜZENLEME GEREKİYOR Giresun’un doğal güzellikleri, sahil hattı ve Karadeniz turizmi açısından karavan kullanıcıları için cazip olduğu açıktır. Ancak turizm, çevre sağlığı kurallarının yerine geçemez. Kentin sahil alanları, tuvalet ve atık su altyapısı olmayan mobil konaklama noktalarına dönüştürülemez. Dünyadaki örnekler, karavan turizminin ancak kurallı olduğunda sürdürülebilir hale geldiğini gösteriyor. Yeni Zelanda’da kendi kendine yeterli araç standardı, Avrupa Birliği’nde atık suyun insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerine karşı güçlendirilen düzenlemeler, ABD’de mobil yaşam alanları için güvenli atık su bertaraf rehberleri aynı noktada birleşiyor: Atık üreten hiçbir konaklama faaliyeti denetimsiz ve altyapısız bırakılamaz. Erikliman’da yapılması gereken, karavanları görmezden gelmek değil; şehir içi sahil hattında kontrolsüz konaklamayı bitiren, karavanları resmi ve altyapılı alanlara taşıyan, halk sağlığını ve çevreyi koruyan kalıcı bir düzen kurmaktır. Erikliman’daki karavan yoğunluğu, Giresun’da kent yönetimi, çevre sağlığı ve kıyı kullanımı açısından acil düzenleme gerektiren bir başlıktır. Şehir içinde, sahil hattında ve altyapısız bölgelerde karavanların uzun süreli beklemesi; temizlik, tuvalet, kanalizasyon, atık su, kötü koku, haşere, görüntü kirliliği ve kamu alanı işgali risklerini birlikte büyütmektedir. Giresun için en doğru model; şehir içi sahil alanlarında kontrolsüz karavan konaklamasını sonlandırmak, resmi karavan park alanı oluşturmak, bu alanı kanalizasyon, atık su, kimyasal tuvalet, çöp toplama, temiz su, elektrik, WC, duş, güvenlik ve denetim altyapısıyla donatmak, kurallara uymayanlara yaptırım uygulamaktır. Karavan turizmi plansız bırakıldığında çevre sorunu üretir; doğru yerde, doğru altyapıyla ve sıkı denetimle yönetildiğinde ise kente zarar vermeden turizm değerine dönüşebilir. Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgeleri ise bu iş için uygun değildir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.