Hava Durumu

#Sigara

giresunsonhaber - Sigara haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sigara haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kalp krizinde en önemli ilk adım 112’yi aramak Haber

Kalp krizinde en önemli ilk adım 112’yi aramak

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, kalp krizinin belirtileri, gençlerde artan risk faktörleri ve kriz anında yapılması gereken ilk müdahale hakkında önemli uyarılarda bulundu. Baltalı, özellikle yanlış müdahalenin hayati risk oluşturabileceğini belirterek, “En önemli şey 112 acil ambulansı aramaktır” dedi. İSTANBUL (İGFA) - Kalp krizinin, kalbi besleyen damarların ani tıkanması sonucu ortaya çıktığını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, bu durumun kalbin bir bölümüne oksijen gitmemesine ve ilgili bölgenin kasılamamasına yol açtığını ifade etti. Erkeklerde ve yaşlılarda daha sık görülen kalp krizinin, kadınlarda ise menopoz sonrası dönemde arttığını belirtti. GENÇLERDE SİGARA RİSKİ ARTIRIYOR Son dönemde 45 yaş altı kadın ve erkeklerde kalp krizi oranının arttığına dikkat çeken Baltalı, bunun nedenleri arasında farkındalığın artmasıyla birlikte sigara, yüksek kolesterol, tansiyon, şeker hastalığı ve genetik yatkınlığın öne çıktığını söyledi. Sigaranın kalp krizi riskini 3-4 kat artırdığını vurgulayan Baltalı, ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunan kişilerin daha erken yaşlardan itibaren risk faktörlerini kontrol ettirmesi gerektiğini kaydetti. Kalp krizinin bazen hiçbir belirti vermeyebildiğini belirten Baltalı, en sık görülen şikâyetin göğüs ağrısı ve sol kol ağrısı olduğunu söyledi. Sağ koroner damar tıkanıklıklarında ise karın ağrısı, mide bulantısı ve ciddi ritim bozukluklarının görülebileceğini ifade etti. İLK MÜDAHALE HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR Kalp krizi geçiren kişiye yapılacak ilk müdahalenin istirahat ettirmek ve 112’yi aramak olduğunu söyleyen Baltalı, hastanın sırt üstü yatırılması ve hareket ettirilmemesi gerektiğini belirtti. Uzman olmayan kişilerin müdahalesinin tehlikeli olabileceğini vurgulayan Baltalı, kalp masajının bilinçsizce yapılmasının çalışan kalbi durdurabileceğini ifade etti. Bu nedenle ilk aşamada kişinin nefes alıp almadığının ve nabzının kontrol edilmesi, ardından profesyonel sağlık ekiplerinin beklenmesi gerektiğini söyledi. SAĞLIKLI YAŞAM KALP KRİZİNİ ÖNLEYEBİLİR Baltalı, kalp krizi riskini azaltmak için sigaranın bırakılması, kolesterolün kontrol altına alınması, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin önemine de dikkat çekti. Zeytinyağı, sebze, meyve ağırlıklı beslenme ile yürüyüş ve yüzme gibi aktivitelerin koruyucu etki sağladığını ifade etti.

Ağız kuruluğu uyarısı! Sürekli su içme ihtiyacı başka hastalıkların habercisi olabilir Haber

Ağız kuruluğu uyarısı! Sürekli su içme ihtiyacı başka hastalıkların habercisi olabilir

Ağız kuruluğunun, özellikle sıcak havalarda ve yetersiz sıvı tüketiminde sık görülebildiğini belirten uzmanlar, ancak bu durumun her zaman basit bir susuzluk belirtisi olmayabileceğini söyledi. İSTANBUL (İGFA) - Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, ağız kuruluğunun yalnızca susuz kalmaktan kaynaklanmadığını, diyabetten tiroit hastalıklarına, kullanılan ilaçlardan bağışıklık sistemi hastalıklarına kadar birçok nedene bağlı gelişebileceğini söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Yavuz, sürekli su içme ihtiyacının özellikle uzun sürmesi halinde mutlaka altta yatan nedenin araştırılması gerektiğini vurguladı. “AĞIZ KURULUĞU SADECE SUSUZLUK HİSSİ DEĞİL” Ağız kuruluğunun, tükürük bezlerinin yeterli miktarda tükürük üretememesi sonucu ortaya çıktığını belirten Yavuz, tıbbi adıyla kserostomi olarak bilinen bu durumun geçici susuzluk hissinden farklı olduğuna dikkat çekti. Sıcak hava ve yetersiz sıvı alımının geçici ağız kuruluğu yapabileceğini söyleyen Yavuz, ancak şikâyetin kalıcı hale gelmesi durumunda diyabet, tiroit hastalıkları, Sjögren sendromu, nörolojik hastalıklar, radyoterapi öyküsü ve bazı ilaçların yan etkilerinin araştırılması gerektiğini ifade etti. BAZI İLAÇLAR AĞIZ KURULUĞU YAPABİLİYOR Tansiyon ilaçları, antidepresanlar, alerji ilaçları ve bazı idrar söktürücülerin ağız kuruluğuna yol açabileceğini belirten Yavuz, bu nedenle sürekli su içme isteğinin hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Tükürüğün sadece ağızı ıslatan bir sıvı olmadığını dile getiren Yavuz, bunun ağız içini temizlediğini, asitleri nötralize ettiğini, diş minesini koruduğunu ve zararlı bakteri ile mantarların çoğalmasını sınırlandırdığını aktardı. Tükürük miktarı azaldığında çürüklerin, diş eti iltihaplarının, ağız kokusunun ve özellikle Candida kaynaklı enfeksiyonların daha sık görülebileceğini söyleyen Yavuz, ağız kuruluğunun ağız sağlığı açısından önemli bir risk faktörü olduğunu vurguladı. GECE UYANMA, YUTMA GÜÇLÜĞÜ VE ÇATLAYAN DUDAKLARA DİKKAT Ağız kuruluğunun bazı belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Yavuz, özellikle; gece ağız kuruluğu nedeniyle sık uyanma, sürekli su içmeden konuşamama, yutma güçlüğü, dilde yanma ve çatlaklar, dudaklarda sürekli çatlama, sık mantar enfeksiyonu, kısa sürede birden fazla diş çürüğü ve sürekli ağız kokusu durumlarında hekime başvurulması gerektiğini kaydetti. Bu şikâyetlerin birkaç haftadan uzun sürmesi halinde değerlendirme yapılmasının önemli olduğunu belirtti. SADECE SU İÇMEK YETMEZ Ağız kuruluğunu yalnızca su içerek gidermeye çalışmanın yanlış olduğunu belirten Dr. Sedanur Yavuz, alkol içeren ağız gargaralarının da şikâyeti artırabileceğini söyledi. Şekersiz, tercihen ksilitol içeren sakızların bazı hastalarda tükürük akışını artırabileceğini ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını aktardı. Yavuz ayrıca, fazla kahve tüketimi, sigara, ağızdan nefes alma ve şekerli içeceklerin de ağız kuruluğunu artırabileceğini söyledi. Ağız kuruluğunun çoğu zaman tek başına bir hastalık değil, başka bir sağlık sorununun belirtisi olduğunu vurgulayan Yavuz, tedavi sürecinde kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi, sistemik hastalıkların değerlendirilmesi ve tükürük bezlerinin fonksiyonlarının incelenmesi gerektiğini belirtti. Gerekli durumlarda ilgili branşlarla iş birliği yapıldığını söyleyen Yavuz, bol sıvı tüketimi, sigara ve alkolden uzak durma, florürlü diş macunu kullanma, düzenli diş hekimi kontrolü ve gerekirse yapay tükürük ürünlerinden faydalanılmasını önerdi. Yavuz, erken tanı ve doğru tedaviyle diş çürükleri, diş eti hastalıkları ve ağız enfeksiyonlarının önüne geçilebileceğini kaydetti.

GİRESUN’DA BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE ÇOK YÖNLÜ ÇALIŞMA Haber

GİRESUN’DA BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE ÇOK YÖNLÜ ÇALIŞMA

GİRESUN’DA BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE ÇOK YÖNLÜ ÇALIŞMA Giresun Valiliği, bağımlılıkla mücadeleyi yalnızca güvenlik operasyonlarıyla sınırlamayan; eğitim, önleme, tedavi, rehabilitasyon ve kurumlar arası koordinasyonu birlikte ele alan bir çalışma yürütüyor. 23 Temmuz 2026’da Vali Yardımcısı Alpaslan Altınışık başkanlığında yapılan İl Koordinasyon Kurulu toplantısı da bu çabanın devamı oldu. Yılın ilk altı ayında gerçekleştirilen faaliyetler ile kamu çalışanları arasındaki sigara kullanımını ölçen araştırma Kurula sunuldu. Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu, il genelinde yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi ve kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla Giresun Valiliğinde toplandı. Toplantıya, bağımlılıkla mücadelede görev ve sorumluluğu bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Kurulda önleme, koruma, tedavi, rehabilitasyon ve farkındalık hizmetleri birlikte ele alındı. Kurum temsilcileri kendi sorumluluk alanlarında yürüttükleri faaliyetler hakkında bilgi verirken, özellikle çocukların ve gençlerin bağımlılık riskinden korunmasına yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. Giresun İl Sağlık Müdürlüğünün açıklamasında, kurumların 2026’nın ilk altı ayında gerçekleştirdiği faaliyetlerin yanı sıra Giresun’daki kamu kurumlarında sigara kullanım sıklığını belirlemek amacıyla yapılan anket sonuçlarının da Kurula sunulduğu bildirildi. Bu araştırma, sorunun boyutunu tahminler yerine saha verileriyle değerlendirme yönünde önemli bir adım niteliği taşıyor. Anketin katılımcı sayısı, sigara kullanım oranı ve bırakma desteğine yönlendirilen personel sayısı gibi bulgularının açıklanması, çalışmanın değerini daha görünür hâle getirecektir. VALİLİK KOORDİNASYONU YIL BOYUNCA CANLI TUTUYOR Kurulun 22 Nisan 2026’daki ikinci toplantısı da Vali Mustafa Koç başkanlığında gerçekleştirilmiş; uyuşturucunun yanı sıra alkol, sigara ve teknoloji bağımlılığına karşı yürütülen çalışmalar değerlendirilmişti. Vali Koç, bağımlılıkla mücadelenin “arz” ve “talep” olmak üzere iki ana ayağı bulunduğunu, kolluk birimlerinin arzı önlemeye çalıştığını, talebi azaltma sorumluluğunun ise ailelerden sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir kesime ait olduğunu belirtmişti. Okul güvenliğinin gündemde tutulması ve farklı bağımlılık türlerinin aynı koordinasyon çatısı altında ele alınması, mücadelenin yalnızca suç ve ceza eksenine sıkıştırılmadığını gösteriyor. Koç, Giresun’un bağımlılıkla mücadelede diğer bölgelere göre iyi durumda olduğunu da ifade etmişti. Bu olumlu değerlendirmenin iller arası karşılaştırmalar, bağımlılık türlerine göre yaygınlık oranları ve yıllar içindeki değişim verileriyle desteklenmesi, elde edilen başarının daha sağlıklı değerlendirilmesini sağlayacaktır. EĞİTİMDEN MESLEK EDİNDİRMEYE UZANAN UYGULAMALAR Giresun’da kayıtlara geçen çalışmalar, Valiliğin koordinasyonunda güvenlik, sağlık, eğitim, gençlik ve sosyal destek alanlarının birlikte işletilmeye çalışıldığını gösteriyor: Uygulama Yürütülen çalışma Başarıyı gösterecek sonuç İlk altı aylık kurum faaliyetleri Sağlık, eğitim, güvenlik, gençlik ve sosyal hizmet kurumlarının çalışmaları Kurula sunuldu. Faaliyet ve yararlanıcı sayısı, önceki döneme göre değişim Kamu kurumlarında sigara anketi Kamu çalışanlarının sigara kullanım sıklığı araştırıldı. Katılımcı ve sigara kullanan kişi sayısı, bırakma desteğine yönlendirme Okullardaki koruyucu çalışmalar Çocuklar ve gençler için güvenlik, eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri yürütüldü. Ulaşılan öğrenci, veli ve öğretmen sayısı ile eğitim sonrası farkındalık düzeyi Gençlik ve Güvenli Gelecek eğitimi Üniversite öğrencilerine madde bağımlılığı, UYUMA uygulaması ve Narkotik Veri Analiz Sistemi anlatıldı. Katılım, kazanım ve yapılan yönlendirme sayısı Bağ Kur–Bağı Kopar projesi Bağımlılıkla mücadele birimi, aile eğitimleri, spor-sanat etkinlikleri ve meslek kursları planlandı. Yararlanıcı, kursu tamamlayan ve tedavi ya da istihdama yönlendirilen kişi sayısı Kolluk operasyonları Sokak satıcıları ve uyuşturucu suç yapılanmalarına yönelik soruşturmalar yürütüldü. Operasyon, şüpheli, tutuklama ve ele geçirilen madde miktarındaki dönemsel değişim Giresun Üniversitesi Tirebolu İletişim Fakültesinde 22 Ekim 2025’te düzenlenen “Gençlik ve Güvenli Gelecek” eğitimi de önleyici çalışmaların örneklerinden biri oldu. Birinci sınıf ve üniversiteye yeni başlayan öğrencilere madde bağımlılığıyla birlikte UYUMA uygulaması ve Narkotik Veri Analiz Sistemi anlatıldı. Böylece gençlerin hem bağımlılık riskleri hem de ihbar ve mücadele mekanizmaları konusunda bilgilendirilmesi hedeflendi. BULANCAK’TA 747 BİN LİRALIK SOSYAL DESTEK PROJESİ Bulancak Kalkınma ve Gelişmeyi Destekleme Derneğinin hazırladığı “Bağ Kur–Bağı Kopar” projesi, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün 747 bin liralık desteğiyle 14 Temmuz 2025–30 Haziran 2026 tarihleri arasında yürütüldü. Projede Bulancak Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde Bağımlılıkla Mücadele Birimi kurulması; ilkokul ve ortaokul öğrencilerine psikoloji sohbetleri, ekoloji eğitimleri ve sabah sporları düzenlenmesi; gençler ile bağımlı bireylerin spor, sanat ve kültürel miras atölyelerine katılması; aile seminerleri ve meslek edindirme kursları verilmesi planlandı. Projenin yalnızca bağımlılığı önlemeye değil, risk altındaki bireyleri sosyal hayata ve üretime yeniden bağlamaya yönelmesi dikkat çekiyor. Ulaşılan öğrenci, aile ve bağımlı birey sayısı; meslek kurslarını tamamlayanlar ile tedavi, eğitim veya istihdama yönlendirilenlerin açıklanması, 747 bin liralık desteğin sahadaki karşılığını ortaya koyacaktır. UYUŞTURUCU ARZINA KARŞI SOMUT SONUÇLAR ALINDI Giresun’da 2026’nın ilk aylarında uyuşturucu arzına yönelik dikkat çeken operasyonlar gerçekleştirildi. İl Emniyet Müdürlüğünün 13–14 Ocak tarihlerinde Giresun merkez, Bulancak ve Espiye’de düzenlediği operasyonlarda uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlamasıyla işlem yapılan 5 kişi tutuklandı. Şubat ayında ise yaklaşık beş ay süren teknik ve fiziki takibin ardından Giresun merkezli üç ilde geniş çaplı operasyon düzenlendi. Soruşturma kapsamında 19 kişi hakkında uyuşturucu kullanmak, 50 kişi hakkında uyuşturucu ticareti yapmak suçlamasıyla işlem yapıldı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 29’u tutuklandı, 12’si adli kontrolle serbest bırakıldı. Aramalarda 2 kilo 510 gram bonzai, 160 gram esrar, 120 gram kokain, 40 gram metamfetamin, ayrıca bonzai, 3 bin 500 ecstasy ve bin 450 sentetik ecza hapı ele geçirildi. Bu operasyonlar, uyuşturucu arzına karşı yürütülen mücadelenin somut sonuçları arasında yer alıyor. Ancak kalıcı başarı yalnızca operasyon ve tutuklama sayısıyla değil; yeni kullanıcı sayısının, uyuşturucu kaynaklı acil servis başvurularının ve tekrar kullanımın azalması, tedaviye başvuru ve sosyal hayata dönüş oranlarının yükselmesiyle birlikte değerlendirilmelidir.

Sigarada OECD ortalamasını ikiye katladık Haber

Sigarada OECD ortalamasını ikiye katladık

Türkiye’de 15 yaş ve üzeri nüfusta her gün tütün kullananların oranı yüzde 28,3’e ulaşarak OECD ortalamasını yaklaşık ikiye katladı. ANKARA (İGFA) - İLKE Vakfı Sosyal Veri Projesi kapsamında Türkiye Sağlık Araştırması, Sağlık İstatistikleri Yıllığı ve Dünya Sağlık Örgütü raporlarından derlenen veriler, tütünle mücadelenin bireysel farkındalık çabası olmanın ötesine geçerek önleyici kamu sağlığı stratejilerinin odağına yerleştirilmesinin kritik önemini ortaya koyuyor. Üretimden Çok Tüketim Karnesiyle Öne Çıkan Tablo 2022 yılı verileri, Türkiye’nin günlük tütün kullanımında OECD ülkeleri arasında ilk sıraya yerleştiğini gösteriyor. Dünya genelinde birçok ülke tütünden ekonomik katma değer üretmeye devam ederken, Türkiye’de 15 yaş ve üzeri nüfusta her gün tütün kullananların oranı yüzde 28,3’e ulaşarak OECD ortalamasını yaklaşık ikiye katlıyor. Bir zamanlar Şark tipi tütün üretiminde güçlü bir konuma sahip olan Türkiye, bugün üretimden çok yüksek tüketim oranlarıyla gündeme geliyor. Tütün Endüstrisi Devleri İçmiyor, Türkiye İçiyor Dünya tütün piyasasına yön veren ülkeler, üretimin ve finansın merkezi olsalar da tüketim karnesinde Türkiye’nin gerisinde kalıyor. Sigara üretiminin büyük ölçüde çok uluslu şirketler tarafından yapıldığı Türkiye’de, tütün tüketimi yaygın bir alışkanlık haline geliyor. Teknolojik dönüşümün öncüsü Japonya veya Avrupa’nın üretim üssü konumundaki Polonya gibi ülkelerde dahi toplumlar, "Türk gibi" içmiyor. Türkiye’de kişi başına düşen günlük ortalama 17,8 adetlik tüketim miktarı, ülkemizi en yoğun içici kitlesine sahip ülke konumuna taşıyor. Politika Başarısı ile Tüketim Oranı Çelişiyor Türkiye; dumansız hava sahası ve sağlık uyarıları konusunda olumlu politika çıktıları üretmesine rağmen, vergilendirme politikaları ve tütün mamullerinin erişilebilir fiyatları tüketim oranlarının yüksek seyretmesine zemin hazırlıyor. Küresel standart kabul edilen bir paket sigaranın Türkiye’de 2,18 dolara satılması, Türkiye'yi sigaranın en ucuz olduğu 93. ülke yaparken bu durum bağımlılığı ekonomik olarak sürdürülebilir kılıyor. Türkiye, tütün tüketim düzeyi bakımından denetleyici kapasitenin zayıf kaldığı ülkelerle benzer bir görünüm sergiliyor. Kanser İstatistiklerinde Tütünün Yeri Tütün kullanımının halk sağlığı üzerindeki etkisi, özellikle akciğer kanseri ve ölüm istatistiklerinde kendini gösteriyor. Türkiye’de tütünle ilişkili kanserlerin görülme sıklığı dünya ortalamasının üzerinde seyrederken; 2024 yılı projeksiyonları her 7 ölümden birinin solunum sistemi hastalıklarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu tablo, tütünle mücadelede daha kararlı ve denetim gücü yüksek kamusal stratejilerin hayata geçirilmesini zorunlu kılıyor.

  İdrar Kaçırmayı Azaltan 6 Önemli Kural Haber

  İdrar Kaçırmayı Azaltan 6 Önemli Kural

Çoğu insanın hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyen ancak dile getirilmeye çekinilen bir sağlık meselesi olarak idrar kaçırma, toplumda önemli bir konu olarak göz ardı edilemiyor. Bu durum genellikle 50 yaş sonrasında ortaya çıkıyor olarak bilinse de, aslında her yaştan bireyi etkileyebilir. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, dünya genelinde yaygın olan idrar kaçırma probleminin, Türkiye'de yaşlanan nüfus sebebiyle arttığını ifade ederek, “Toplum temelli çalışmalarda, kadınların yüzde 9-43'ü, erkeklerin ise yüzde 7-27'sinin idrar kaçırma sorunu yaşadığı tespit edilmiştir. Bu sorun giderek bireylerin aile, sosyal ve iş yaşamlarına olumsuz etkilerde bulunabilecek seviyelerde olabiliyor. Bu yüzden, erken teşhis ve tedaviye başlamak, basit yöntemlerle hastalığı kontrol altına almak ve yaşam kalitesini artırmak bakımından büyük önem taşıyor. İdrar kaçırmanın türüne ve şiddetine göre uygulanan tedavilere günümüzde genellikle olumlu yanıt alınmakta, bazı vakalarda ise hastanın yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme sağlanmaktadır” şeklinde konuşuyor. Farklı türleri bulunuyor İdrar kaçırma, kişiye kontrolsüz bir şekilde veya uygun şartlar olmadığı takdirde istemsiz olarak idrarın gelmesi olarak tanımlanıyor. İdrar kaçırma, yaşam standardını oldukça düşürebilecek nitelikte çeşitlere sahip. Ani idrar ihtiyacıyla oluşan sıkışma tipi idrar kaçırmanın yanı sıra, karın içi basıncın arttığı, öksürme, hapşırma ve ağır cisim kaldırma gibi durumlarda görülen stres tipi idrar kaçırma en yaygın türler arasında yer alıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, "Bazı hastalarda bu iki türün birleşik şekilde görülebildiğini belirtirken, geçici koşullara dayalı idrar kaçırma, nörolojik rahatsızlıklara bağlı idrar kaçırma, fistüller veya taşma sebebiyle ortaya çıkan idrar kaçırma tipleri de bulunmaktadır" diyor. Birçok faktör etkili olabilir! İdrar kaçırmaya yol açan birçok neden bulunmaktadır. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, başlıca nedenler arasında "Doğumlar, büyük bebek ağırlığı, menopoz, aşırı kilo, geçirilmiş ameliyatlar, idrar yolu enfeksiyonları, kullanılan ilaçlar, depresyon, zihinsel fonksiyon bozuklukları, nörolojik hastalıklar, kabızlık, sigara içimi ve genetik yatkınlık" gibi etkenleri sıralıyor. Tedavi ile kontrol sağlanabilir İdrar kaçırma tedavisinde amaç, hastanın yeniden idrar kontrolüne kavuşmasını sağlamak ve buna paralel olarak yaşam kalitesini yükseltip ek sorunlardan kurtulmaktır. Tedavi, idrar kaçırmanın türüne, hastanın yaşına, eşlik eden hastalıklarına, genel sağlık durumuna ve altta yatan bir sebep bulunup bulunmadığına göre değişiklik gösterebilir. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, idrar kaçırmanın medikal yollarla çözülebileceğini belirterek, “Son yıllarda gelişmiş tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı düzenlemeleri sayesinde hastaların çoğunda kontrol tam anlamıyla sağlanabilmektedir” diyor. İdrar kaçırmayı önlemeye yönelik 6 önemli kural! İdrar kaçırmanın başarılı bir şekilde tedavi edilebilmesi için öncelikle altta yatan sebebin tespit edilmesi çok önemlidir. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, idrar kaçırma altında eğer idrar yolu enfeksiyonu, mesane tümörleri, prostat rahatsızlıkları, üreter ya da mesane taşı gibi bir tanı varsa bu durumun öncelikle tedavi edilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Prof. Dr. Burak Özkan, ayrıca yaşam tarzınızda yapılacak değişikliklerin de son derece önemli olduğuna işaret ederek dikkat edilmesi gereken 6 kuralı şu şekilde sıralıyor: "Kilo kaybı, idrar kontrolünü güçlendiren pelvik taban egzersizlerinin yapılması, düzenli egzersiz programlarının uygulanması, kahve ve çay tüketiminin tetikleyici faktörlerden biri olduğu için sınırlandırılması ve sigara bırakılması, tüketilen sıvı miktarının dikkatli şekilde ayarlanması ve kabızlık probleminin çözülmesi adına beslenme alışkanlıklarında değişiklik yapılması". Prof. Dr. Burak Özkan, yaşam tarzı düzenlemelerinin yanı sıra idrar kaçırmanın tipine ve şiddetine uygun olarak ilaç tedavisi, girişimsel yöntemler veya cerrahi müdahaleler de uygulanabileceğini belirtiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uzmanından kemik erimesi uyarısı: Sırt ağrısı ilk belirti olabilir Haber

Uzmanından kemik erimesi uyarısı: Sırt ağrısı ilk belirti olabilir

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mahmut Nafiz Akman, kemik erimesinin (osteoporoz) sıklıkla sırt bölgesinde belirgin kemik ağrısıyla kendini gösterdiğini, ancak bazı hastalarda sinsi ilerleyerek belirti vermeden ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtti. İSTANBUL (İGFA) - Kemik erimesinde en sık ve erken karşılaşılan yakınmanın daha çok sırt bölgesinde ortaya çıkan belirgin kemik ağrısı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mahmut Nafiz Akman, bazı hastalarda ise hiçbir belirti vermeyerek sinsice ilerleyebildiğini kaydetti. Menopoz sonrası kadınlar ve ileri yaştaki erkeklerin risk grubunda olduğunu vurgulayan Akman, erken teşhis ve düzenli kemik mineral yoğunluğu ölçümünün önemine dikkat çekti. KİMLER RİSK ALTINDA? Prof. Dr. Akman, kemik yapımı ile yıkımı arasındaki dengenin bozulması ve düşük kemik kütlesinin osteoporoza yol açtığını ifade ederek, risk faktörlerini; menopoz sonrası kadınlar ve erken/cerrahi menopoz, ileri yaş ve kadın cinsiyet, genetik yatkınlık, yetersiz D vitamini ve kalsiyum alımı, aşırı alkol, sigara ve kafein tüketimi, hareketsiz yaşam ve az güneş ışığına maruz kalma, kortizon gibi ilaçların uzun süreli kullanımı, endokrinolojik bozukluklar, bağırsak emilim sorunları, romatizmal hastalıklar, kronik böbrek ve karaciğer hastalıkları olarak sıraladı. Akman, osteoporozun genellikle sinsi ilerlediğini, en sık ve erken belirtinin sırt bölgesinde yaygın kemik ağrısı olduğunu belirterek, hastalığın ilerlemesiyle boy kısalması ve sırtta kamburlaşma görüldüğü, kırıklar oluştuğunda ani, şiddetli ağrı ortaya çıktığını söyledi. Tedavi yöntemleri hakkında bilgiler de aylaşan Prof. Dr. Mahmut Nafiz Akman, “Son yıllarda çöken omura çimento enjeksiyonu ile hızlı rahatlama sağlanıyor. Ayrıca korse, ağrı kesiciler, cerrahi yöntemler ve ilaç tedavileri uygulanıyor.” dedi. Prof. Dr. Akman, osteoporozun yol açtığı kırıkların ve yaşam kalitesindeki düşüşün önüne geçmek için şu önerilerde bulundu: Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin beslenme, Düzenli egzersiz ve postür koruyucu çalışmalar, Günde 20-40 dakika tempolu yürüyüş, Denge bozuklukları için özel tedavi, Evde düşmeye neden olabilecek objelerin kaldırılması ve iyi aydınlatma.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.