Hava Durumu

#Serbest Piyasa

giresunsonhaber - Serbest Piyasa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Serbest Piyasa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIKTA ÜRETİCİ MAKASTA Haber

FINDIKTA ÜRETİCİ MAKASTA

36s FINDIKTA ÜRETİCİ MAKASTA: SATIŞ FİYATI MALİYETİ KARŞILAMIYOR! Serbest piyasada 175 TL, FİSKOBİRLİK’te 190 TL, TMO’da 255 TL! Giresun'da fındık üreticisi 2026 sezonunda da aradığını bulamadı. Kahverengi kokarca, değişen iklim koşulları, düşük verim ve artan maliyetler üreticinin kazancını eritti. Kilogram maliyetinin 233,33 TL'ye ulaştığı örnek üretim koşullarında serbest piyasadaki 175 TL'lik fiyat giderleri bile karşılamıyor. Alım kanalları arasındaki fark ise bir ton fındıkta 80 bin TL'ye çıkıyor. FINDIKTA FİYAT VAR, KAZANÇ YOK! Giresun'da 2026 fındık sezonu, üretimden pazarlamaya kadar yaşanan sorunlarla geride kalırken, fiyatlardaki gerileme üreticinin ekonomik sıkıntılarını daha da artırdı. 20 Ekim tarihli yerel piyasa haberlerinde Giresun merkezde alım fiyatlarının 170–175 TL bandına kadar gerilediği bildirildi. FİSKOBİRLİK'e ürün teslim etmek isteyen ortak üreticilerin 21 Ekim'de aktardığı Giresun kalite fiyatı ise 190 TL. TMO'nun 50 randıman Giresun kalite fındık için açıkladığı resmî fiyat 255 TL. Böylece bildirilen 175 TL'lik serbest piyasa alım fiyatıyla TMO arasında kilogram başına 80 TL, bir ton üründe 80 bin TL fark oluşuyor. Ancak kalite, randıman, ödeme ve teslim koşulları dikkate alınmadan bu farkın her üretici için aynı olacağı söylenemiyor. 100 KİLOGRAM FINDIKTA 5.833 TL GİDER AÇIĞI Giresun Sonhaber'in 19 Temmuz 2026 tarihinde yayımladığı maliyet araştırmasında, bütün bakım ve hasat işlerinin dışarıdan yaptırıldığı, dekardan 100 kilogram ürün alınan örnek bahçede kilogram başına doğrudan nakit maliyet 233,33 TL hesaplandı. Bu hesaba göre üretici, 100 kilogram fındığını 175 TL'den sattığında 17 bin 500 TL gelir elde ediyor. Buna karşılık 23 bin 333 TL'lik üretim giderinin 5 bin 833 TL'sini karşılayamıyor. Aynı ürün TMO'ya 255 TL'den satılabildiğinde ise doğrudan giderlerin ardından 2 bin 167 TL kalıyor. Üreticinin kendi emeği, arazi ve sermaye maliyetleri de düşünüldüğünde bu tutar net kâr anlamına gelmiyor. VERİM DÜŞÜYOR, MALİYET KATLANIYOR Giresun'da yaşlanan fındık bahçeleri, miras yoluyla parçalanan araziler ve yüksek eğimli alanlarda artan işçilik giderleri, üreticinin en önemli yapısal sorunları arasında bulunuyor. Aynı maliyet araştırmasında dekardan 80 kilogram verim alınması durumunda kilogram maliyeti 287,16 TL'ye yükseliyor. Düz ve mekanizasyona uygun arazilerle Giresun'un eğimli, küçük ve parçalı bahçelerinde üretim yapmanın maliyeti aynı değil. Buna rağmen alım fiyatları belirlenirken aynı kalite ve randımandaki ürünün üretildiği arazinin maliyet farklılığı doğrudan dikkate alınmıyor. Üstelik kahverengi kokarcayla mücadele, değişken iklim koşulları ve yaşlanan bahçelerin yenilenme ihtiyacı üreticinin üzerindeki ekonomik baskıyı artırıyor. FİYAT MAKASI NEDEN KAPANMIYOR? Fındıkta serbest piyasa, FİSKOBİRLİK ve TMO arasında oluşan fiyat farkı, üreticinin pazarlama gücünü yeniden tartışmaya açıyor. Üreticinin örgütlü gücünü temsil eden kooperatiflerin piyasa içindeki konumu, yerel alıcıların fiyat oluşumundaki rolü ve lisanslı depoculuk imkânlarının küçük üreticilere ne ölçüde ulaştığı önem kazanıyor. Fiyatların farklı olması tek başına hukuka aykırı bir durumun göstergesi değil. Ancak üreticinin aynı sezon içinde bu kadar farklı alım teklifleriyle karşılaşması, fiyat oluşumunun ve satış koşullarının daha şeffaf biçimde açıklanmasını gerekli kılıyor. ÜRETİCİ GELECEK YIL BAHÇESİNE HANGİ PARAYLA BAKACAK? Fındık üreticisi bugün iki yönlü ekonomik baskıyla karşı karşıya. Bir tarafta üretim maliyetiyle satış fiyatı arasındaki açık, diğer tarafta alım kanalları arasında büyüyen fiyat farkı bulunuyor. Üretici, fındığını satarak yalnızca geçmiş yılın masraflarını karşılamıyor. Gelecek yılın gübresini, ilacını, işçiliğini ve bahçe bakımını da bu gelirle finanse etmek zorunda. 2026 sezonunda ortaya çıkan tablo, fındıkta asıl sorunun yalnızca satış fiyatı olmadığını gösteriyor. Üretimin sürdürülebilirliği de giderek önem kazanıyor. Üretici bir yıllık emeğinin karşılığını alamaz, maliyetini karşılayamaz ve bahçesini yenileyemezse, gelecek yıl üretime nasıl devam edecek?

GÜLDAL: “MUHTEMELEN SATMAYACAĞIZ” Haber

GÜLDAL: “MUHTEMELEN SATMAYACAĞIZ”

FINDIKTA BİR YILLIK STOK SİNYALİ! GÜLDAL: “MUHTEMELEN SATMAYACAĞIZ” TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal'ın 2026 mahsulü fındığın yaklaşık bir yıl boyunca satışa sunulmayabileceğini açıklaması, fındık piyasasında gözleri stoklara çevirdi. Kurumun alımları 77 bin tona yaklaşırken her gün 3 bin ile 5 bin ton arasında yeni ürün alınıyor. Giresun'da serbest piyasada fındığın kilogramı 180-190 lira arasında işlem görürken TMO'nun 255 liralık alım fiyatıyla aradaki fark 75 liraya kadar çıkıyor. TMO'nun fındığı uzun süre stokta tutma planı, önümüzdeki dönemde fiyatların nasıl şekilleneceği sorusunu gündeme taşıdı. Büyük sanayi kuruluşlarının hammadde ihtiyacının artması ve piyasadaki satılabilir stokların azalması halinde fındık fiyatlarında yukarı yönlü hareket yaşanabilir. Ancak fiyatların yükselmesi, sanayici talebinin gücüne ve özel sektörün elindeki fındık miktarına bağlı olacak. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal, 7 Ekim 2026 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığının resmî yayın platformu Tarım Orman Ekranı'nda yayımlanan Tarım Orman Gündemi programında, 2026 yılı fındık alımlarına ve kurumun stok politikasına ilişkin açıklamalarda bulundu. TMO'nun üreticilerden satın aldığı fındığı uzun süre muhafaza etmeyi planladığını belirten Güldal'ın sözleri, özellikle sanayi kuruluşlarının ilerleyen aylarda karşılaşabileceği hammadde ihtiyacı ve serbest piyasa fiyatlarının seyri açısından dikkat çekti. “BU ALDIĞIMIZ FINDIĞI BİR YIL SÜRELİ MUHTEMELEN SATMAYACAĞIZ” Güldal'ın canlı yayın konuşmasından basına yansıyan açıklamada, TMO'nun 2026 sezonunda aldığı fındığın kısa vadede piyasaya sürülmesinin planlanmadığı belirtildi. Güldal, “Muhtemelen bu sene hiç fındık satmayacağız. Yani bu aldığımız fındığı bir yıl süreli muhtemelen satmayacağız. Uzun süre muhafaza edeceğiz” ifadelerini kullandı. Bu sözler, TMO'nun fındık piyasasındaki alım faaliyetlerinin yanında stok yönetiminde de önemli bir planlama yaptığını gösteriyor. Ancak açıklama, bir yıllık satış yapılmaması yönünde kesinleşmiş bir yasak anlamına gelmiyor. Güldal'ın kullandığı “muhtemelen” ifadesi, söz konusu uygulamanın kurumun mevcut planlaması olduğunu ortaya koyuyor. TMO HER GÜN 3-5 BİN TON FINDIĞI PİYASADAN ALIYOR TMO'nun 24 Ağustos'ta başlattığı 2026 sezonu fındık alımları devam ediyor. Güldal'ın açıklamasına göre 7 Ekim itibarıyla satın alınan fındık miktarı 75-77 bin tona ulaştı. Alımlar 71 ekiple sürdürülürken günlük teslim alınan ürün miktarı 3 bin ile 5 bin ton arasında değişiyor. Alımların devam etmesi, TMO'nun piyasadan satın aldığı toplam fındık miktarının önümüzdeki dönemde daha da artabileceğine işaret ediyor. Kurumun satın aldığı fındıkları satışa çıkarmaması halinde bu ürünler, belirlenen muhafaza süresi boyunca sanayi kuruluşları ve tüccarlar açısından doğrudan erişilebilir ticari arzın dışında kalacak. BÜYÜK SANAYİCİLERİN FINDIK TALEBİ FİYATLARI HAREKETLENDİREBİLİR TMO'nun fındığı uzun süre stokta tutma planının en önemli ekonomik etkisi, piyasaya sunulabilecek ürün miktarı üzerinde görülebilir. Çikolata, şekerleme ve fındık işleme sektöründe faaliyet gösteren büyük kuruluşlar, üretimlerini sürdürebilmek için yıl boyunca hammadde satın almak zorunda. Bu kuruluşlar ihtiyaçlarını mevcut stoklarından, üreticilerden, tüccarlardan ve diğer ticari tedarik kanallarından karşılıyor. TMO'nun satın aldığı fındığı piyasaya sunmaması durumunda sanayicilerin kamu stoklarından ürün temin etme imkânı sınırlanacak. Özel sektörün elindeki fındık stoklarının azalması ve sanayicilerin yeni alımlara yönelmesi halinde, satışa hazır ürünlere yönelik rekabet artabilir. Ekonomik açıdan bu durum, arzın daraldığı ve talebin güçlü kaldığı bir piyasada fiyatları yukarı yönlü destekleyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte büyük sanayi kuruluşlarının mevcut stoklarının ne kadar olduğu ve önümüzdeki aylarda ne miktarda yeni fındık satın alacakları konusunda doğrulanmış güncel bir toplu veri bulunmuyor. Dolayısıyla sanayicilerin kesin olarak fındık sıkıntısı yaşayacağı söylenemiyor. GİRESUN'DA 255 LİRALIK TMO FİYATINA KARŞILIK PİYASADA 180-190 LİRA Fındık üreticileri açısından dikkat çeken bir diğer gelişme, TMO'nun alım fiyatıyla serbest piyasa arasındaki fark. TMO, yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre Giresun kalite kabuklu fındığı kilogram başına 255 liradan, Levant kalite fındığı ise 250 liradan satın alıyor. 10 Ekim 2026 tarihli yerel piyasa derlemesinde ise Giresun merkezde kilogram fiyatları 180-190 lira, Tirebolu, Görele ve Espiye'de 190-200 lira aralığında bildirildi. Buna göre Giresun merkezdeki serbest piyasa fiyatıyla TMO'nun Giresun kalite alım fiyatı arasında kilogram başına 65-75 liralık fark bulunuyor. Söz konusu fiyatlar karşılaştırılırken ürünün randımanı, kalitesi, nem durumu ve alım şartlarının farklılık gösterebileceği de dikkate alınmalı. TMO'nun daha yüksek fiyatla alım yapması, belirlenen kalite şartlarını karşılayan üreticilere serbest piyasaya alternatif bir satış kanalı sağlıyor. FINDIKTA FİYAT ARTIŞININ ANAHTARI: ARZ VE TALEP DENGESİ TMO'nun satış yapmama planı, piyasanın geleceğine ilişkin iki temel ihtimali gündeme getiriyor. İlk ihtimal, TMO alımlarının sürmesiyle serbest piyasaya çıkan fındık miktarının azalması ve buna karşılık sanayici talebinin güçlü kalması. Bu durumda tüccarların elindeki stoklara yönelik talep artabilir. Aynı dönemde birden fazla büyük alıcının hammadde teminine yönelmesi, fiyatların yükselmesini destekleyebilir. İkinci ihtimal ise özel sektör stoklarının yeterli olması veya ihracat ve sanayi talebinin beklenen düzeye ulaşmaması. Böyle bir durumda TMO'nun satış yapmamasına rağmen serbest piyasada belirgin bir fiyat yükselişi görülmeyebilir. Bu nedenle fındık fiyatlarındaki olası artışın tek belirleyicisi TMO'nun stok politikası olmayacak. Piyasanın yönü, önümüzdeki aylarda gerçek alım talebi ile satışa hazır fındık miktarının oluşturacağı dengeye bağlı olacak. İHRACATTA İLK AYDA 18 BİN 929 TONLUK SATIŞ Fındık piyasasının gelecek dönemine ilişkin değerlendirmelerde ihracat rakamları da önem taşıyor. Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliğinin açıkladığı verilere göre Türkiye, 2026-2027 ihracat sezonunun ilk ayı olan eylülde 18 bin 929 ton fındık ihraç ederek 192 milyon 83 bin 755 dolar gelir elde etti. Geçen yılın aynı döneminde 13 bin 926 ton fındık ihracatı gerçekleştirilmişti. İhracat miktarındaki yıllık artış dış talebin sürdüğünü gösterirken, bu tek aylık veri önümüzdeki dönemde sanayicilerin ne kadar fındık satın alacağını veya fiyatların hangi seviyeye ulaşacağını belirlemek için yeterli değil. İhracat siparişlerinin devamı ve büyük alıcıların stok yenileme kararları, fiyatların yönü bakımından yakından takip edilecek. KAHVERENGİ KOKARCA VE ÇÜRÜK FINDIK STOKLARI TEHDİT EDİYOR Güldal'ın konuşmasında üzerinde durduğu önemli başlıklardan biri de ürün kalitesinin korunması oldu. Özellikle kahverengi kokarca zararlısı ve çürük oluşumunun fındığın depolanabilirliğini olumsuz etkilediğini belirten Güldal, uzun süre muhafaza edilecek ürünlerde kalite kriterlerinin önem taşıdığını söyledi. Çürük oranı yüksek fındıkların sağlam stoklar için de bozulma riski oluşturabileceğine dikkat çeken Güldal, TMO'nun satın aldığı ürünün artık kamu malı olduğunu ve değerinin korunması gerektiğini ifade etti. TMO'nun bir yıllık stok planlaması açısından da fındığın sağlıklı koşullarda muhafaza edilmesi büyük önem taşıyor. ÜRETİCİNİN GÖZÜ ARTIK SANAYİCİNİN ALIMLARINDA Giresun ve Karadeniz'de fındığını henüz satmamış üreticiler açısından TMO'nun alımları ve stok politikası önemini koruyor. TMO'nun satın aldığı fındıkları uzun süre piyasaya sunmaması, özel sektörün mevcut ürün stoklarıyla birlikte değerlendirildiğinde ilerleyen aylarda farklı bir arz-talep dengesi oluşturabilir. Özellikle sanayi kuruluşlarının yeni sezon üretimleri için alımlarını artırması ve piyasada satışa hazır kaliteli fındığın azalması halinde, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşması mümkün. Ancak fiyatların ne zaman ve ne ölçüde değişeceğine ilişkin doğrulanmış bir tahmin bulunmuyor. Güldal'ın açıklaması sonrasında fındık piyasasında yanıtı merak edilen temel soru ise şu: TMO'nun satın aldığı fındık uzun süre depolarda kalırsa, büyük sanayi kuruluşlarının hammadde ihtiyacı serbest piyasada fiyatları yukarı taşıyacak mı? Bu sorunun yanıtını TMO'nun alım ve satış politikası kadar sanayicilerin gerçek talebi, özel sektör stokları ve ihracatın önümüzdeki aylardaki seyri belirleyecek.

FINDIK ÜRETİCİSİNE İKİ ÖDEMEDE 2 MİLYAR 854 MİLYON TL Haber

FINDIK ÜRETİCİSİNE İKİ ÖDEMEDE 2 MİLYAR 854 MİLYON TL

FINDIK ÜRETİCİSİNE İKİ ÖDEMEDE 2 MİLYAR 854 MİLYON TL TMO, 27 Ağustos–2 Eylül 2026 tarihleri arasında teslim edilen fındıklar için 902 milyon TL, 3–9 Eylül teslimleri için ise 1 milyar 952 milyon TL ödeme yaptı. Böylece son iki ödeme diliminde fındık üreticilerinin hesaplarına aktarılan tutar 2 milyar 854 milyon TL’ye ulaştı. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 30 Eylül’de açıkladığı yeni ödeme, serbest piyasada fiyatların TMO seviyesinin belirgin biçimde altında kaldığı bir dönemde geldi. TMO’nun 2026/27 sezonu için 50 randıman Giresun kalite fındıkta açıkladığı alım fiyatı 255 TL/kg, Levant kalitede ise 250 TL/kg. TMO’nun gerçekleştirdiği son ödemeler, kamu alım sisteminin yalnız fiyat açıklamakla kalmadığını, teslim edilen ürünlerin bedellerinin üretici hesaplarına aktarılmaya devam ettiğini de ortaya koydu. FİSKOBİRLİK FİSKOBİRLİK’in 2026 sezonunda kooperatif ortakları için açıkladığı ilk alım fiyatı 50 randıman Giresun kalite fındıkta 210 TL/kg, Levant kalitede 195 TL/kg seviyesinde kaldı. Çeşitli ek ödemeler ve alışveriş çeki uygulaması bulunmasına rağmen baz fiyat karşılaştırmasında TMO, Giresun kalite fındıkta kilogram başına 50 TL daha yüksek fiyat uyguluyor. Bu nedenle sezonun mevcut fiyat tablosunda üreticinin önündeki kamu alım seçeneğinde TMO belirgin biçimde öne çıkıyor. SERBEST PİYASA 30 Eylül itibarıyla yayımlanan bölgesel piyasa verilerinde Giresun kalite fındık 190–200 TL, Levant kalite ise 185–190 TL bandında gösteriliyor. Buna karşılık TMO, aynı 50 randıman esasına göre Giresun kaliteyi 255 TL’den, Levant kaliteyi 250 TL’den alıyor; 50 randımanın üzerindeki ürünlere ayrıca randıman farkı ödüyor. Böylece Giresun’da dahi TMO ile serbest piyasa arasında ürüne göre kilogram başına yaklaşık 55–65 TL’ye varan fiyat farkı oluşuyor. Üreticinin 185–200 TL bandındaki piyasa fiyatıyla karşı karşıya kaldığı bu dönemde TMO’nun hem 255 TL’lik alım fiyatını koruması hem de teslim edilen ürünlerin bedelini açıklanan ödeme takvimiyle banka hesaplarına aktarması, kamu alımının piyasadaki önemini daha görünür hale getiriyor. TMO’nun 30 Eylül ödeme programında ayrıca hububat için 1 milyar 106 milyon TL, haşhaş kapsülü ve tohumu için 59 milyon TL, yeşil mercimek için 193 milyon TL olmak üzere fındık dahil toplam 3 milyar 310 milyon TL üretici hesaplarına yatırıldı.

KARAN: “FINDIKTA FİYATIN YÜKSELMESİ İÇİN 5 ACİL TEDBİR ALINMALIDIR” Haber

KARAN: “FINDIKTA FİYATIN YÜKSELMESİ İÇİN 5 ACİL TEDBİR ALINMALIDIR”

KARAN: “FINDIKTA FİYATIN YÜKSELMESİ İÇİN 5 ACİL TEDBİR ALINMALIDIR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık piyasasına ilişkin değerlendirmesinde üreticinin temel sorununun yalnızca ürününü satmak değil, emeğinin karşılığını alabilmek olduğunu belirtti. Karan; TMO’nun piyasada etkin olması, üreticiye finansman desteği sağlanması, üretici örgütlerinin güçlendirilmesi, rekabetin artırılması ve rekolte verilerinin şeffaflaştırılması çağrısında bulundu. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık fiyatları ve üreticinin piyasadaki konumuna ilişkin yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu: “Fındık üreticimizin bugün en önemli sorunu yalnızca ürününü satmak değil, emeğinin karşılığını alabilmektir. Serbest piyasada oluşan fiyat ile üreticinin beklentisi arasındaki fark giderek büyümektedir. Üreticinin maliyetleri artarken, fındığın gerçek değerini bulamaması kabul edilebilir değildir. Fındık fiyatının yükselmesi için artık günübirlik açıklamalar değil, kalıcı ve uygulanabilir bir piyasa politikası ortaya konulmalıdır.” “TMO PİYASADA ETKİN OLMALIDIR” Karan, alınması gerektiğini belirttiği beş acil tedbirin ilk sırasında TMO’nun piyasadaki rolüne dikkat çekti: “Birinci olarak; TMO piyasada etkin olmalıdır. TMO’nun alımları güçlü ve düzenli şekilde devam etmeli, üreticinin karşısında güvenilir bir alternatif oluşturmalıdır. TMO’nun açıkladığı fiyat, serbest piyasa açısından da önemli bir referans noktasıdır.” “ÜRETİCİ DÜŞÜK FİYATTAN SATMAYA MECBUR BIRAKILMAMALIDIR” Üreticinin borç ve finansman baskısının hasat dönemindeki satış kararlarını doğrudan etkilediğini belirten Karan, ikinci tedbiri şöyle açıkladı: “Üreticinin borç ve finansman baskısı nedeniyle ürününü hasat döneminde elinden çıkarması fiyatların üzerindeki arz baskısını artırmaktadır. Üreticiye uygun koşullarda finansman sağlanmalı, fındığını değerini bulana kadar muhafaza edebilmesinin önü açılmalıdır.” “ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİ GÜÇLENDİRİLMELİDİR” Karan, üreticinin piyasadaki pazarlık gücünün artırılması için örgütlü yapının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti: “Üçüncü olarak; üretici örgütleri güçlendirilmelidir. Kooperatifler ve üretici birlikleri daha etkin bir pazarlama yapısına kavuşturulmalıdır. Üretici tek tek pazarlık yapan değil, örgütlü şekilde piyasaya çıkan güçlü bir taraf haline getirilmelidir.” “FINDIK PİYASASINDA REKABET ARTIRILMALIDIR” Dördüncü başlıkta alıcı sayısı ve ihracat kanallarının artırılmasını isteyen Karan, şunları kaydetti: “Alıcı sayısının ve ihracat kanallarının artırılması, üreticinin sınırlı sayıda alıcıya bağımlı kalmasını önleyecektir. Fındık piyasasında rekabet ne kadar güçlenirse üreticinin pazarlık gücü de o kadar artacaktır.” “REKOLTE VE PİYASA VERİLERİ ŞEFFAF OLMALIDIR” Karan, beşinci tedbir olarak rekolte tahminlerinde güvenilir ve ortak bir veri sistemine ihtiyaç bulunduğunu belirtti: “Farklı kurumların birbirinden farklı rekolte rakamları açıklaması piyasadaki beklentileri etkileyebilmektedir. Üreticinin, tüccarın ve sanayicinin güvenebileceği şeffaf ve bilimsel bir rekolte sistemi oluşturulmalıdır.” “SADECE ‘FINDIĞINI SATMA, BEKLE’ DEMEK YETERLİ DEĞİLDİR” Üreticinin ürünü bekletebilmesi için ekonomik koşulların da oluşturulması gerektiğini vurgulayan Karan, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Buradan açıkça ifade ediyoruz: Fındık üreticisi zararına satış yapmak zorunda değildir. Ancak üreticiye sadece ‘fındığını satma, bekle’ demek de yeterli değildir. Üreticinin bekleyebilmesi için finansman desteği, güçlü TMO alımı ve örgütlü pazarlama sistemi birlikte hayata geçirilmelidir.” Karan, talebinin fiyatların yapay biçimde yükseltilmesi olmadığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Bizim talebimiz fındık fiyatının yapay yollarla yükseltilmesi değil; üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, rekabetin bulunduğu, şeffaf ve sürdürülebilir bir piyasa düzeninin kurulmasıdır. Fındık Karadeniz’in sadece tarım ürünü değil, milyonlarca insanın geçim kaynağı ve Türkiye’nin önemli ihracat değerlerinden biridir. Üreticinin alın terinin karşılığını bulacağı bir piyasa için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

KARAN’DAN FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “ÜRETİCİYİ BORSAYLA DEĞİL, TEKELLE MÜCADELEYLE KORUYUN!” Haber

KARAN’DAN FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “ÜRETİCİYİ BORSAYLA DEĞİL, TEKELLE MÜCADELEYLE KORUYUN!”

KARAN’DAN FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “ÜRETİCİYİ BORSAYLA DEĞİL, TEKELLE MÜCADELEYLE KORUYUN!” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Ticaret Bakanlığı’nın Ordu ve Giresun’daki ticaret borsalarına yönelik incelemesinin ardından dikkatleri fındık piyasasındaki alıcı yapısına çevirdi. Karan, büyük ölçekli firmaların kabuklu fındık alımlarının, piyasa paylarının ve alım politikalarının incelenmesini isteyerek Ticaret Bakanlığı ile Rekabet Kurumu’na çağrıda bulundu. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık piyasasındaki rekabet yapısına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Karan’ın değerlendirmelerinin merkezinde, üreticinin karşı karşıya bulunduğunu savunduğu alıcı yoğunlaşması ve pazarlık gücü sorunu yer aldı. Karan'ın açıklamasındaki “tekel” ve piyasa gücüne ilişkin ifadeler Karan'ın görüş ve iddialarıdır. Rekabet Kurumu'nun geçmiş kararlarında ise “kabuklu fındık alım pazarı”nın ayrı bir ilgili ürün pazarı olarak ele alındığı ve Giresun Ziraat Odası Başkanı Karan'ın görüşlerine de yer verildiği görülüyor. “ASIL MESELE REKABETİN GERÇEKTEN SAĞLANIP SAĞLANAMADIĞIDIR” Karan, Ticaret Bakanlığı'nın piyasa denetimlerini önemsediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ticaret Bakanlığı’nın piyasa denetimlerini elbette önemsiyoruz. Ancak fındık üreticisinin bugün karşı karşıya olduğu temel sorun, yalnızca borsaların veya piyasanın denetlenmesi değildir. Asıl mesele, fındık ticaretinde rekabetin gerçekten sağlanıp sağlanamadığıdır.” “ÜRETİCİ BİRKAÇ BÜYÜK ALICININ OLUŞTURDUĞU ŞARTLARDA SATMAK ZORUNDA KALIYOR” Karan, üreticinin üretim sürecindeki maliyetleri üstlendiğini, ancak hasat sonrasında pazarlık gücünün zayıfladığını savundu: “Üreticimiz yıllarca emek veriyor, bahçesinin bütün masraflarını karşılıyor. Hasat zamanı geldiğinde ise ürününü birkaç büyük alıcının oluşturduğu piyasa şartlarında satmak zorunda kalıyor.” TİCARET BAKANLIĞI’NA ÇAĞRI: “BÜYÜK FİRMALARIN ALIM POLİTİKALARINI DENETLEYİN” Giresun Ziraat Odası Başkanı, çağrısını doğrudan Ticaret Bakanlığı'na yöneltti: “Buradan Ticaret Bakanlığı’na açıkça çağrıda bulunuyorum: Borsaları denetlemek kadar, hatta ondan daha önemli olarak, fındık piyasasında belirleyici konuma gelen büyük firmaların alım politikalarını denetleyin! Özellikle kabuklu fındık ticaretinde piyasa gücünün tek elde veya sınırlı sayıda alıcıda yoğunlaşmasının üretici fiyatına etkisi bütün yönleriyle araştırılmalıdır.” Rekabet Kurumu kayıtlarında geçmişte fındık sektörüne ilişkin incelemeler yapıldığı ve “kabuklu fındık alım pazarı”nın ayrıca değerlendirildiği görülüyor. Karan da geçmiş yıllarda Rekabet Kurumu'nu fındık piyasasındaki yoğunlaşmayı incelemeye çağırmıştı. “ÜRETİCİNİN ÖZGÜRCE SATABİLECEĞİ BİR PİYASA İSTİYORUZ” Karan, taleplerinin belirli bir firmanın hedef alınmasından ziyade rekabetçi piyasa koşullarının sağlanması olduğunu belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bizim talebimiz çok açık: Üreticinin ürününü özgürce satabileceği, çok sayıda alıcının rekabet ettiği ve fiyatın gerçek arz-talep şartlarında oluştuğu bir piyasa istiyoruz. Eğer bir firmanın piyasa gücü üreticinin pazarlık gücünü ortadan kaldırıyorsa, bunun adı sadece ticaret değildir; bunun ekonomik sonuçları mutlaka incelenmelidir.” “KABUKLU FINDIK TİCARETİNDE YENİ BİR DÜZENLEME GEREKİYOR” Karan, büyük ölçekli alıcıların piyasadaki faaliyetlerinin daha şeffaf şekilde takip edilmesini de istedi: “Yetkililerden, özellikle büyük ölçekli firmaların kabuklu fındık alımlarına ilişkin miktar, piyasa payı, depolama kapasitesi ve alım politikalarının şeffaf biçimde izlenmesini talep ediyoruz. Üreticinin alternatifi olmadığı bir piyasa, gerçek anlamda rekabetçi piyasa değildir.” “ÜRETİCİNİN HAKKI BİRİLERİNİN BELİRLEDİĞİ FİYATA RAZI OLMAK DEĞİLDİR” Karan, fiyat oluşumunda şeffaflık ve rekabet vurgusunu öne çıkararak: “Fındık üreticisinin hakkı, birilerinin belirlediği fiyata razı olmak değildir. Üretici fiyatı; şeffaflık, rekabet ve gerçek arz-talep şartları içerisinde oluşmalıdır.” ifadelerini kullandı. “FINDIĞI TARLADAN FABRİKAYA KADAR İNCELEYİN” Karan'ın çağrısının adresinde Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu başta olmak üzere ilgili kamu kurumları bulunuyor: “Ticaret Bakanlığı'na, Rekabet Kurumu'na ve ilgili bütün kurumlara çağrımızdır: Fındık piyasasını sadece borsadan izlemeyin. Fındığın tarladan fabrikaya kadar olan bütün ticaret zincirini inceleyin. Üreticinin alın terinin karşılığını koruyacak düzenlemeler yapılmadan, yalnızca piyasanın görünen kısmına yönelik denetimler fındık sorununu çözmez.” Karan'ın fındık piyasasındaki fiyat oluşumu ve rekabet konusunda yaptığı bu çıkış ilk değil. GiresunSonHaber, 31 Ağustos 2026'da Karan'ın TMO'nun 255 TL'lik alım fiyatı ile yaklaşık 190 TL seviyesindeki serbest piyasa fiyatı arasındaki farkın incelenmesi yönündeki çağrısını haberleştirmişti. Bu açıklamada ise önceki çağrıdan farklı olarak büyük alıcıların piyasa payı, depolama kapasitesi, alım miktarı ve alım politikalarının izlenmesi ile kabuklu fındık ticaretine yönelik yeni düzenleme talebi öne çıkıyor. “FINDIK ÜRETİCİSİ YALNIZ DEĞİLDİR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Biz Ziraat Odaları olarak üreticimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Fındık üreticisi yalnız değildir. Fındıkta rekabet istiyoruz. Şeffaf piyasa istiyoruz. Üreticinin güçlü olduğu bir fındık piyasası istiyoruz.”

TMO FINDIKTA KAPILARI DAHA FAZLA AÇTI: KOTA YÜZDE 30 ARTIYOR Haber

TMO FINDIKTA KAPILARI DAHA FAZLA AÇTI: KOTA YÜZDE 30 ARTIYOR

TMO FINDIKTA KAPILARI DAHA FAZLA AÇTI: KOTA YÜZDE 30 ARTIYOR, GÜNLÜK ALIM 4 BİN TONU AŞTI Toprak Mahsulleri Ofisi, serbest piyasada fındık fiyatlarının TMO seviyelerinin belirgin biçimde altında kalmasının tartışıldığı bir dönemde alım sistemini üretici lehine genişletti. İlçe verim ortalamaları yüzde 30 artırılacak, düşük kotası bulunan üretici en az 100 kilogram/dekar üzerinden ürün teslim edebilecek. TMO’nun günlük fiili alımı 4 bin tonu aşarken, yaklaşık 100 bin üretici 205 bin ton fındık için randevu oluşturdu. Alım kapasitesindeki bu genişlemenin üreticinin alternatif satış kanalını güçlendirmesi nedeniyle serbest piyasadaki fiyat oluşumu üzerinde de etkili olup olmayacağı yakından izlenecek. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 17 Eylül 2026 tarihli açıklamasıyla fındık alımlarında uygulanan sistemde önemli düzenlemelere gitti. Kurum, düzenlemelerin fındık piyasasında istikrarın sağlanması ile üreticilerin pazarlama, depolama ve finansman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapıldığını bildirdi. TMO'nun açıkladığı rakamlar, kamu alımının ulaştığı ölçeği de ortaya koydu. 24 Ağustos'ta 17 noktada başlayan fındık alımları 55 noktaya ve 75 ekibe çıktı. İş yerlerinde günlük 5 bin tonun üzerinde randevu verilirken, günlük fiili alım miktarı 4 bin tonun üzerine ulaştı. Bugüne kadar yaklaşık 100 bin üretici 205 bin ton fındık için randevu oluşturdu. ÜRETİCİNİN EN ÇOK TARTIŞTIĞI KOTA YÜZDE 30 ARTIRILIYOR Yeni düzenlemenin üretici açısından en önemli bölümlerinden biri kamuoyunda "kota" olarak bilinen ilçe verim ortalamaları oldu. TMO'nun açıklamasına göre; İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda Ziraat Odaları, Ticaret Borsaları, İhracatçı Birlikleri, üniversiteler, Fiskobirlik ve diğer ilgili kurumların katıldığı komisyonların çotanak sayımlarına göre belirlediği ilçe verim ortalamaları daha önce yüzde 20 artırılmıştı. TMO şimdi yüksek verim alan üreticilerden gelen talepleri dikkate alarak artış oranını yüzde 30'a çıkaracağını açıkladı. KOTASI DÜŞÜK KALANA 100 KİLOGRAM/DEKAR GÜVENCESİ Düzenleme yalnızca yüzde 30'luk artışla sınırlı değil. Yapılan artışın ardından kotası hâlâ 100 kilogram/dekarın altında kalan ilçelerdeki üreticilerin TMO'ya teslim edebileceği miktar 100 kilogram/dekara tamamlanacak. ÇKS'ye ilçe verim ortalamasının 160 kilogram/dekar üzerinde girildiği üreticilerde ise TMO, sisteme girilen miktar kadar ürün almaya devam edecek. Böylece yüksek verim elde ettiği halde ilçe ortalaması nedeniyle ürününün tamamını TMO'ya yönlendirmekte zorlanan üreticiler açısından alım imkânı genişletilmiş olacak. TMO 255 TL, SERBEST PİYASADA MAKAS AÇIK Düzenlemenin zamanlaması fındık piyasası açısından ayrıca önem taşıyor. TMO, 2026 ürünü için 50 randıman esasına göre Giresun kalite fındığı 255 TL/kg, Levant kaliteyi 250 TL/kg üzerinden alıyor. Buna karşılık 17 Eylül tarihli piyasa haberlerinde Giresun'da kalite ve alıcıya göre farklı rakamlar görülüyor; bazı kaynaklarda Levant kalite için 175-185 TL bandı, bazı piyasa derlemelerinde ise Giresun kalite için yaklaşık 195-205 TL bandı bildiriliyor. Dolayısıyla "185 TL" bütün Giresun fındığı için tek ve resmî piyasa fiyatı olarak değil, belirli kalite ve alıcılarda görülen bir seviye olarak değerlendirilmelidir. Bu rakamlarla TMO'nun alım fiyatı ile bazı serbest piyasa fiyatları arasında kilogram başına 50-70 TL'ye ulaşabilen farklar oluşabiliyor. KOTA GENİŞLEDİKÇE ÜRETİCİNİN PAZARLIK GÜCÜ ARTABİLİR Yeni düzenlemenin piyasa açısından asıl önemi burada ortaya çıkıyor. Kotasının yetersiz olması veya teslimat imkânının sınırlı kalması nedeniyle ürününü serbest piyasaya yönlendirmek durumunda kalan üreticinin TMO'ya satabileceği miktarın yükselmesi, üreticinin satış alternatifini genişletebilir. TMO'nun günlük 4 bin tonun üzerinde fiili alım yapması ve 205 bin tonluk randevu talebine ulaşması da kamu alımının piyasadaki ağırlığının arttığını gösteriyor. Bunun 185 TL civarındaki özel sektör alımlarını kesin olarak yukarı çekeceğini söylemek için ise henüz erken. Ancak üreticinin TMO'ya daha fazla ürün teslim edebilmesi, düşük fiyat veren alıcılara satış zorunluluğunu azaltabileceğinden serbest piyasadaki fiyat oluşumu üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilecek bir unsur olarak değerlendirilebilir. Fiyatın bundan sonraki yönünü TMO'ya gerçekleşen fiili teslimatın yanı sıra ihracat talebi, piyasaya gelen ürün miktarı, kalite ve randıman belirleyecek. RANDEVU SORUNU: TMO “AYNI GÜN TESLİM” DİYOR TMO, randevu konusunda da kapasitenin artırıldığını bildirdi. Kurumun açıklamasına göre birçok alım noktasında üreticiler talep ettikleri güne kolaylıkla randevu alabiliyor ve ürünlerini aynı gün içerisinde teslim edebiliyor. 55 alım noktası ve 75 ekiple sürdürülen sistemde günlük 5 bin tonun üzerinde randevu kapasitesine ulaşılması, kota artışıyla birlikte daha fazla ürünün TMO kanalına yönelmesine imkân sağlayabilecek. ÜRETİCİ GİDEMEZSE YAKINI FINDIĞI TESLİM EDEBİLECEK TMO, hasattan sonra memleketinden ayrılmak zorunda kalan üreticiler için de yeni kolaylık sağladı. Ürünün esas olarak üreticinin kendisi tarafından teslim edilmesi kuralı devam ederken, üretici artık birinci veya ikinci derece yakınına vekâlet vererek fındığını TMO'ya teslim ettirebilecek. Bu düzenleme özellikle hasat sonrasında başka şehirlerdeki işine veya ikametine dönmek zorunda kalan üreticilerin TMO alım fiyatından yararlanabilmesi açısından önem taşıyor. KOKARCA NEDENİYLE ÇÜRÜK ORANI GÜNDEMDE TMO açıklamasında kahverengi kokarcanın fındık üzerindeki etkisine de ayrı bölüm ayırdı. Çürük iç fındık için kabul edilen oran 2022 yılında yüzde 3'ten yüzde 5'e, 2024 yılında ise azami yüzde 7'ye yükseltilmişti. Kurum, kahverengi kokarca popülasyonundaki artış karşısında bahçe bakımını düzenli gerçekleştiren üreticilerin mağduriyetinin azaltılmasının amaçlandığını belirtirken, sınırın daha fazla yükseltilmesinin uzun süreli depolamada sağlam ürünleri de etkileyerek stoklarda kalite ve değer kaybına neden olabileceğine dikkat çekti.

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? Haber

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ?

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? ÜRETİCİNİN YAŞAM KALİTESİNİ BELİRLEME YETKİSİNİ KİM VERDİ? TMO’NUN 255 TL’YE ALDIĞI FINDIĞIN BULUNDUĞU PİYASADA ÜRETİCİDEN 185 TL’YE FINDIK NASIL ALINIYOR? TMO, 2026 ürünü Giresun kalite fındığın kilogramına 255 TL, Levant kaliteye 250 TL fiyat açıklamış ve alıma başlamış durumda. Buna karşılık 17 Eylül 2026’da Karadeniz’in bazı üretim merkezlerinde piyasa fiyatları 185 TL seviyelerine kadar iniyor. Elbette kalite, randıman ve bölgesel farklılıklar hesaba katılmalı. Ancak kilogramda 60–70 liraya ulaşabilen bu uçurum karşısında artık yalnızca “serbest piyasa” denilip geçilebilir mi? Üreticiden alım yapan tüccarlar gerçekten birbirleriyle rekabet ediyor mu, yoksa fiyat rekabetini ortadan kaldıran doğrudan ya da dolaylı bir koordinasyon mu var? Rekabet Kurulu’nun geçmişte fındık alıcıları arasında bilgi değişimini soruşturmuş ve Düzce’de ihlal tespit etmiş olması nedeniyle bu soru bugün çok daha ciddi biçimde cevap bekliyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) TMO’nun 6 Ağustos 2026’da açıkladığı resmî fiyat ortada: Giresun kalite fındık 255 TL/kg. Levant kalite 250 TL/kg. Üstelik yüzde 50 randımanın üzerindeki ürün için ilave randıman bedeli de ödeniyor. TMO alımları 24 Ağustos’ta başladı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Peki aynı ülkenin, aynı sezonun, aynı tarım ürününde üreticinin karşısına neden 175, 180, 185, 190 liralık fiyatlar çıkıyor? 17 Eylül 2026 tarihli piyasa verilerinde Samsun merkezde tombul fındığın 185 TL, Levant kalitenin 180 TL; Ordu’da bazı kalite gruplarının yaklaşık 185 TL seviyelerinde olduğu bildiriliyor. Giresun’da fiyat daha yüksek olmakla birlikte yine TMO’nun resmî fiyatının altında seyrediyor. (Haberlisin) Burada kalite ve randıman farklarını yok sayarak “TMO’daki 255 liralık ürünün aynısı her yerde 185 liraya alınıyor” demek doğru olmaz. Ama bu teknik ayrıntı büyük soruyu ortadan kaldırmıyor: TMO’nun 250–255 TL’lik müdahale fiyatı varken Karadeniz’in geniş bir bölümünde piyasanın bunun onlarca lira altında oluşmasının ekonomik sebebi nedir? KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ? Fındığın fiyatı yalnızca bir ürünün fiyatı değildir. O fiyat; üreticinin çocuğunun eğitim masrafıdır, evine götüreceği ekmektir, gelecek yıl bahçesine yapacağı gübredir, işçinin ücretidir, kredi borcudur, elektrik faturasıdır, bir ailenin bir yıllık yaşam standardıdır. Kilogram başına üreticinin cebinden eksilen 10 lira, 20 lira, 50 lira yalnızca ticari bir rakam değildir. Ton başına on binlerce liradır. Binlerce üretici düşünüldüğünde milyarlarca liraya ulaşabilecek bir gelir transferinden söz ediyoruz. O nedenle üreticinin sorması gereken soru : Benim ürünümün gerçek değerini kim belirliyor? Devletin kurumu mu? Gerçekten rekabet eden serbest piyasa mı? Yoksa birkaç büyük alıcının etrafında şekillenen satın alma sistemi mi? SERBEST PİYASA DEDİĞİNİZ ŞEY GERÇEKTEN SERBEST Mİ? Serbest piyasa demek, üreticinin karşısına çıkan bütün alıcıların aynı veya birbirine çok yakın rakamları yazması değildir. Serbest piyasa, alıcıların da birbirleriyle rekabet etmesi demektir. Bir tüccar 185 TL veriyorsa, yanındaki tüccarın daha fazla mal toplayabilmek için 190 TL vermesi gerekir. Başka biri 195 TL vermelidir. Talep yükseldiğinde fiyat yukarı gitmelidir. Üreticinin malı için alıcılar yarışmalıdır. Ama bunun yerine; bir ilçede 185, yan ilçede 185, başka bir alım noktasında yine aynı rakam, ertesi sabah herkesin fiyatı aynı anda değişiyorsa... O zaman kamu otoritesinin şu soruyu sorması gerekir: Bu fiyatlar gerçekten birbirinden bağımsız ticari kararlarla mı belirleniyor? ÇÜNKÜ FINDIKTA BU ŞÜPHE DAHA ÖNCE DE DEVLETİN ÖNÜNE GELDİ Bu soru hayalî değildir. Rekabet Kurulu, fındık sektöründe alıcıların fiyat davranışlarını geçmişte bizzat soruşturdu. Düzce’de fındık alım-satımı yapan teşebbüsler hakkında yürütülen soruşturma, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında gerçekleştirildi. Kurulun 15 Ağustos 2024 tarihli kararında sekiz teşebbüsle ilgili süreç uzlaşmayla sonuçlandı. Dosyanın temel konusu, fındık alım ve satımı yapan teşebbüslerin rekabete aykırı biçimde hareket edip etmedikleriydi. (Rekabet Kurumu) Daha sonra Giresun, Samsun ve Trabzon dahil başka üretim bölgelerinde de fındık alıcılarının fiyat ve iletişim ilişkileri Rekabet Kurumu’nun incelemelerine konu oldu. Samsun dosyasının resmî konusu dahi son derece açıktı: “Fındık alımı ve satımı ile iştigal eden teşebbüslerin aralarında anlaşarak fındık alım fiyatlarını belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası.” (Rekabet Kurumu) Demek ki devletin ilgili kurumu da şunu kabul ediyor: Fındık alıcılarının üreticiden alış fiyatını birlikte belirlemesi ihtimali, rekabet hukukunun doğrudan konusudur. ÖYLEYSE 2026 SEZONU NEDEN YENİDEN MERCEK ALTINA ALINMASIN? Bugün yapılması gereken herhangi bir tüccarı peşinen suçlu ilan etmek değildir. Tam tersine. Gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Rekabet Kurumu Karadeniz’de aynı anda yerinde inceleme yapmalıdır. Giresun'a bakmalıdır. Ordu'ya bakmalıdır. Samsun'a bakmalıdır. Trabzon'a bakmalıdır. Düzce'ye, Sakarya'ya ve diğer üretim merkezlerine bakmalıdır. Manavların günlük fiyatlarını karşılaştırmalıdır. Telefon ve elektronik yazışmalar incelenmelidir. Fiyat listelerinin hangi saatlerde kimlerden geldiğine bakılmalıdır. Hangi manavın hangi büyük alıcıya fındık topladığı belirlenmelidir. Üreticiden alış fiyatını manavın kendisinin mi belirlediği, yoksa üst alıcı tarafından mı fiyat verildiği ortaya çıkarılmalıdır. MANAV KENDİ FİYATINI BELİRLEYEBİLİYOR MU? Asıl cevaplanması gereken sorulardan biri budur. Bir manav bugün üreticiye: “Ben bu fındığa 10 lira fazla veriyorum.” diyebiliyor mu? Yoksa daha yüksek fiyat verdiği anda malı teslim ettiği büyük alıcıdan zarar mı ediyor? Bir büyük firma onlarca manava sabah: “Bugünün alım fiyatı budur.” diyorsa bunun hukuki ve ekonomik yapısı nedir? Manav gerçekten bağımsız tüccar mı? Yoksa büyük alıcı adına çalışan fiilî bir satın alma noktası mı? Bağımsız ise neden kendi fiyatını belirleyemiyor? Bağımsız değilse üretici bunu biliyor mu? FİYAT LİSTESİNİ KİM HAZIRLIYOR? Karadeniz'de üreticinin karşısına çıkan fiyatların oluşum zinciri açıklanmalıdır. Büyük ihracatçı fiyat mı gönderiyor? Kırıcı mı belirliyor? Manav mı belirliyor? Ticaret borsası mı referans oluyor? Birbirlerinin fiyatları WhatsApp gruplarından mı takip ediliyor? Gelecek gün uygulanacak fiyatlar önceden konuşuluyor mu? Bunların hiçbirini dışarıdan bakarak kesin olarak söyleyemeyiz. Ama devlet araştırabilir. Rekabet Kurumu araştırabilir. Ve araştırmalıdır. DEVLET YOK MU? İşte meselenin en kritik noktası burasıdır. Devlet yalnızca TMO üzerinden fiyat açıklayıp kenara çekilemez. Çünkü TMO'nun kuruluş ve müdahale mantığının önemli nedenlerinden biri zaten üreticinin pazarlama ve finansman kaynaklı sorunlarını azaltmaktır. Bakanlığın 2026 fiyat açıklamasında da bu amaç açık biçimde ifade edilmiştir. (Tarım ve Orman Bakanlığı) O halde şu sorunun cevabı gerekir: Devlet 255 TL fiyat açıklıyorsa bu fiyat piyasada neden karşılık bulmuyor? TMO yeterince ürün alabiliyor mu? Üretici randevuya ulaşabiliyor mu? Alım noktaları yeterli mi? Ödeme süresi üreticiyi tüccara yöneltiyor mu? Üretici borçları nedeniyle fındığını hemen satmak zorunda mı? Tüccarın nakit gücü TMO'nun müdahale gücünün önüne mi geçiyor? Ve en önemlisi: Alıcılar arasında gerçek fiyat rekabeti var mı? 255 TL VARSA 185 TL NASIL VAR? Bu sorunun cevabı yalnızca: “Serbest piyasa.” olamaz. Çünkü serbest piyasa bir sihirli kelime değildir. Fiyat düşüyorsa bunun ekonomik gerekçesi ortaya konulmalıdır. Arz mı fazla? Rekolte mi beklentinin üzerinde? İhracat talebi mi düştü? Stok mu çok yüksek? Avrupa sanayisi alımı mı azalttı? Yoksa alıcı tarafındaki yoğunlaşma ve pazarlık gücü mü fiyatı aşağı çekiyor? Bütün bunlar rakamlarla açıklanmalıdır. Aksi takdirde “serbest piyasa” sözü, hiçbir şeyi açıklamayan bir bahaneye dönüşür. ALİVRE SATIŞLAR AÇIKLANMALI Sektörün bir başka tartışması da sezon öncesi yapılan alivre satışlardır. Alivre satış kendi başına suç değildir. İhracatçı gelecekte teslim edeceği ürünü önceden satabilir. Ancak ihracatçı Avrupa’ya örneğin belirli bir dolar fiyatından büyük miktarda mal bağladıysa hasat başladığında kendi kârlılığı açısından mümkün olan en düşük maliyetle fındık toplamak isteyecektir. Bu da ticari açıdan anlaşılabilir. Ama burada kırmızı çizgi bellidir: O düşük maliyet, rakip alıcılar arasında anlaşarak üretici fiyatını aşağı çekmek suretiyle sağlanamaz. Bu nedenle 2026 ürünü için yapılan sezon öncesi ihracat ve alivre sözleşmeleri konusunda sektörün daha şeffaf olması gerekir. Kaç ton satıldı? Hangi tarihte satıldı? Hangi fiyatlardan satıldı? Hangi teslim vadeleri verildi? Bugünkü iç piyasa fiyatı ile bu sözleşmeler arasında nasıl bir ekonomik ilişki var? FİSKOBİRLİK'E DE AYNI SORU Üreticinin kurduğu bir birlik olan FİSKOBİRLİK bakımından da mesele yalnızca “kaç liradan alıyor?” sorusu değildir. TMO üreticinin ürününe 250–255 TL bandında fiyat biçerken üretici birliği neden bunun belirgin biçimde altında kalıyor? Eğer FİSKOBİRLİK fındığı işleyebiliyor, mamul ürün üretebiliyor, katma değer yaratabiliyorsa bu katma değerin ne kadarı üreticiye dönüyor? 2026 ürünü için ön satış yapıldı mı? Alivre satış yapıldı mı? Yapıldıysa hangi miktarda ve hangi fiyatla? Yapılmadıysa üretici alım fiyatı hangi maliyet hesabıyla oluşturuldu? Üreticinin kurduğu birliğin bunları üreticiye açıklaması olağanüstü bir talep değildir. Tam tersine kurumsal şeffaflığın gereğidir. ÜRETİCİNİN SIRTINDAN FİYAT BELİRLEME DÖNEMİ BİTMELİ Kimse tüccar zarar etsin demiyor. Kimse ihracatçı kâr etmesin demiyor. Kimse sanayici kazanmasın demiyor. Ama aynı soru üretici için de sorulmalıdır: Üretici neden kazanmasın? Fındığı yetiştirirken riski üretici taşıyor. Donu üretici yaşıyor. Kuraklığı üretici yaşıyor. Kokarcayla üretici mücadele ediyor. Gübreyi, ilacı, işçiyi, patozu üretici ödüyor. Bir yıl boyunca bahçenin yükünü üretici taşıyor. Hasat günü geldiğinde ise fiyat üzerinde en az söz sahibi olan yine üretici oluyorsa burada sistemin yeniden sorgulanması gerekir. DEVLETİN GÖREVİ FİYATI TÜCCAR ADINA BELİRLEMEK DEĞİL, REKABETİ KORUMAKTIR Buradan “devlet bütün özel alım fiyatlarını belirlesin” sonucu çıkmaz. Ama devletin çok açık bir görevi vardır: Piyasanın gerçekten rekabetçi çalışmasını sağlamak. 4054 sayılı Kanun bunun için vardır. Rekabet Kurumu bunun için vardır. TMO üretici için piyasa alternatifi yaratmak amacıyla vardır. Ticaret borsaları şeffaf piyasa için vardır. Tarım Bakanlığı üretim politikasını yönetmek için vardır. Öyleyse bu kurumlar birlikte şu soruya cevap vermelidir: TMO'NUN 255 TL'YE ALIM YAPTIĞI BİR SEZONDA KARADENİZ'İN BAZI NOKTALARINDA FINDIK NEDEN 185 TL? Kalite mi? Randıman mı? Arz fazlalığı mı? Finansman baskısı mı? Stok politikası mı? İhracat sözleşmeleri mi? Alıcı gücü mü? Yoksa alıcılar arasında araştırılması gereken bir koordinasyon mu? Hangisiyse ortaya çıkarın. Çünkü bugün tartışılan yalnızca fındığın kilogram fiyatı değildir. Üreticinin alın terinin karşılığını kimin belirlediği tartışılıyor. Üreticinin bir yıllık emeğinin kaç para edeceğine kimin karar verdiği tartışılıyor. Üreticinin yaşam kalitesini birkaç alıcının piyasa gücünün belirleyip belirlemediği tartışılıyor. Ve artık Karadeniz üreticisinin sormaya hakkı vardır: KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ?DEVLET YOK MU?YASA YOK MU? Varsa, uygulanmasını istiyoruz. Suçlu ilan edilmesini değil; araştırılmasını istiyoruz. Söylentiyi değil; belgeyi istiyoruz. “Serbest piyasa” cümlesini değil; gerçek rekabeti istiyoruz.

KARAN "550 BİN TONUN ALTINDA YENİDEN HESAPLANMALI” Haber

KARAN "550 BİN TONUN ALTINDA YENİDEN HESAPLANMALI”

KARAN’DAN 2026 FINDIK REKOLTESİ İÇİN REVİZYON ÇAĞRISI: “550 BİN TONUN ALTINDA YENİDEN HESAPLANMALI” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2026 yılı için açıklanan yaklaşık 705 bin tonluk Türkiye fındık rekoltesinin sahadaki gerçek üretimi yansıtmadığını savunarak rakamın yeniden hesaplanmasını istedi. Karan, hasat sonrası ortaya çıkan ürün miktarı, randıman, boş fındık, hastalık ve zararlı etkisi ile fire oranlarının dikkate alınması halinde gerçek kabuklu fındık üretiminin 550 bin tonun altında kalabileceğini ileri sürdü. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2026 fındık sezonuna ilişkin yeni bir değerlendirme yaparak Türkiye fındık rekoltesinin yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. Karan, hasat ve pazarlama süreci ilerledikçe açıklanan rekolte rakamıyla üreticinin sahada gördüğü tablo arasındaki farkın daha belirgin hale geldiğini savundu. Açıklanan yaklaşık 705 bin tonluk Türkiye fındık rekoltesinin fiili üretim miktarını yansıtmadığı yönündeki saha gözlemlerinin güçlendiğini belirten Karan, rekoltenin masa başındaki tahminlerle değil hasat sonrası ortaya çıkan gerçek ürün miktarıyla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “FINDIK ÇUVALA GİRMİYORSA RAKAM SAVUNULMAMALI” Karan, rekolte tespitinde bahçelerdeki gerçek durumun yeniden incelenmesini isterken özellikle randıman, boş fındık, hastalık ve zararlı etkisi, dökülme ile fire oranlarının hesaba katılması gerektiğini belirtti. Karan’ın değerlendirmesinde öne çıkan yaklaşım, açıklanan tahmini rekoltenin hasat sonrası oluşan fiili ürün miktarıyla karşılaştırılması oldu. Giresun Ziraat Odası Başkanı, mevcut rekolte rakamının sahadaki sonuçlarla örtüşmemesi halinde revize edilmesi gerektiğini savundu. “GERÇEK ÜRETİM 550 BİN TONUN ALTINDA OLABİLİR” Karan, kendi değerlendirmelerine göre Türkiye’nin 2026 yılı gerçek kabuklu fındık üretiminin 550 bin tonun altında yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti. Bu rakamın resmi olarak açıklanmış yeni bir rekolte olmadığının altını çizmek gerekiyor. Söz konusu değerlendirme, Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan’ın sahadan gelen verilere dayanarak ortaya koyduğu tahmini yansıtıyor. Karan’ın çağrısı, geçtiğimiz günlerde yaptığı ve üreticilerin bazı bölgelerde geçen yıla göre önemli verim kayıpları yaşadığını söylediği açıklamaların ardından geldi. Karan, 4 Eylül’de de bir üreticinin geçen yıl 6 ton olan ürününün bu yıl 3,5 tona düştüğünü örnek göstermişti. REKOLTE FİYATI DA DOĞRUDAN ETKİLİYOR Karan, rekolte tartışmasının yalnızca istatistiksel bir mesele olmadığını, açıklanan üretim miktarının piyasa fiyatları üzerinde doğrudan etkili olduğunu savundu. Yüksek rekolte beklentisinin piyasada fındığın bol olduğu algısını güçlendirebileceğini belirten Karan, bunun üreticinin elindeki ürünün değerinin düşmesine yol açabileceği görüşünü dile getirdi. Fındık piyasasında son haftalarda TMO alım fiyatları ile serbest piyasa arasında oluşan fark da üretici kesiminin gündemindeki başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Karan daha önce yaptığı açıklamalarda da serbest piyasa fiyatlarının TMO seviyelerinin altında kalmasına tepki göstermişti. (Yorumla) BAKANLIK VE REKOLTE KOMİSYONLARINA ÇAĞRI Nurittin Karan, Tarım ve Orman Bakanlığı ile rekolte tespitinde görev alan kurum ve komisyonlara çağrıda bulunarak hasat sonrası verilerin yeniden değerlendirilmesini istedi. Karan, bahçelerde kalan ürünün, çuvallara giren fındığın, depolardaki miktarın ve piyasaya giren ürün hacminin birlikte incelenmesi gerektiğini belirtti. Giresun Ziraat Odası Başkanı’nın çağrısının temelini ise şu görüş oluşturdu: 2026 rekoltesi, sezon başındaki tahminlerle değil hasat sonrasında ortaya çıkan fiili ürün miktarı üzerinden yeniden değerlendirilmelidir. Karan, üreticinin emeğinin gerçek üretim tablosunu yansıtmayan bir rekolte hesabından olumsuz etkilenmemesi gerektiğini belirterek rekolte rakamlarının gerektiğinde revize edilmesinden kaçınılmaması çağrısında bulundu.

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” Haber

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’”

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık fiyatlarındaki gerileme ve artan üretim maliyetleri üzerinden iktidarın tarım politikasını sert sözlerle eleştirdi. Giresun kalite fındığın geçen yıl eylül ayında 300 liraya kadar alıcı bulduğunu, bugün ise 180–210 lira bandına gerilediğini belirten Şenyürek, “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir” dedi. Şenyürek; TMO alım fiyatının en az 300 liraya çıkarılmasını, alım kotasının kaldırılmasını, FİSKOBİRLİK’in piyasayı yukarı taşıyacak bir fiyat açıklamasını ve Giresun’da fındığı işleyerek katma değer yaratan KOBİ’lerin desteklenmesini istedi. YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık piyasasında yaşanan fiyat düşüşüne ilişkin kapsamlı bir açıklama yaparak üreticinin giderek ağırlaşan maliyet yükü karşısında korunamadığını savundu. Fındıktaki mevcut tablonun sıradan bir piyasa hareketi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Şenyürek, üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında ürününü geçen yılın altında kalan fiyatlardan satmak zorunda bırakıldığını söyledi. “BUNUN ADI SERBEST PİYASA DEĞİL” Şenyürek, geçen yıl eylül ayında Giresun’da fındığın 300 liraya kadar alıcı bulduğunu hatırlatarak, bugün Giresun kalite fındığın randıman ve alım noktasına göre 180–210 lira bandına kadar gerilediğini ifade etti. Üretim giderlerindeki artışa dikkat çeken Şenyürek, şöyle konuştu: “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir.” Şenyürek, enflasyonun ve tarımsal girdi maliyetlerinin arttığı bir dönemde üretici fiyatının gerilemesinin kabul edilemez olduğunu savunarak, iktidarın yerel temsilcilerine de tepki gösterdi. “Madem 355 lira bile yeterli değil, fındık 180–210 lira bandına düştüğünde neden susuyorsunuz?” “ÜRETİCİ HER KİLOGRAMDA ZARAR EDİYOR” Şenyürek, ziraat odalarının bir kilogram fındığın işçilik dahil maliyetini 230–245 lira aralığında hesapladığını belirterek, serbest piyasada 180–210 liraya satış yapan üreticinin kilogram başına 20 ila 60 lira zarar ettiğini söyledi. Bu kaybın ton bazında 20 bin ila 60 bin liraya ulaştığını ifade eden Şenyürek, işçilik, patoz, akaryakıt, gübre ve diğer girdilerdeki artışların üreticinin yükünü daha da ağırlaştırdığını kaydetti. Giresun’da işçi yevmiyelerinin yer yer 2 bin 500 liraya, patoz çekim bedelinin ise ton başına 6 bin liraya kadar çıktığını belirten Şenyürek, mevcut tarımsal desteklerin üretim maliyetlerinin çok gerisinde kaldığını savundu. “Üreticiye destek verdiğini söyleyen iktidara soruyoruz: Beş litre mazotla hangi bahçe temizlenecek, hangi gübre taşınacak, hangi ürün pazara indirilecektir?” “TMO’NUN AÇIKLADIĞI FİYAT ÜRETİCİNİN CEBİNE GİRMİYOR” TMO’nun Giresun kalite fındık için 255 lira, Levant kalite için 250 lira alım fiyatı açıkladığını hatırlatan Şenyürek, açıklanan fiyat ile serbest piyasadaki fiyat arasındaki farkın üretici açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Şenyürek, TMO’nun yalnızca fiyat açıklamasının yeterli olmadığını, güçlü ve yaygın alımlarla piyasayı desteklemesi gerektiğini savundu. “Sadece fiyat açıklamak yetmez; o fiyatı güçlü ve yaygın alımlarla savunmak gerekir.” TMO’daki alım kotası, randevu sistemi, alım noktalarının kapasitesi ve ürün bedellerinin ödeme süresine ilişkin eleştirilerde bulunan Şenyürek, üreticinin nakit ihtiyacı nedeniyle bekleyemediğini ve bu durumun serbest piyasadaki alıcıların elini güçlendirdiğini ileri sürdü. “TMO’nun görevi sınırlı miktarda ürün almak değil; piyasaya yön vermek, fiyatın aşağı çekilmesini önlemek ve üreticiyi güçlü alıcılar karşısında korumaktır.” “FİSKOBİRLİK KİMİN BİRLİĞİDİR?” Şenyürek’in açıklamasında en sert eleştirilerden biri de FİSKOBİRLİK’e yönelik oldu. FİSKOBİRLİK’in 1938 yılında Giresun’da üreticiyi korumak ve piyasada denge sağlamak amacıyla kurulduğunu hatırlatan Şenyürek, kurumun 2026 sezonunda Giresun kalite fındık için 205 lira, Levant kalite için 195 lira seviyesinden alım fiyatı açıklamasını eleştirdi. “Üretici birliği olduğunu söyleyen bir kurum, TMO’nun 50 lira altında ve üretim maliyetinin bile gerisinde fiyat açıklayamaz. FİSKOBİRLİK’in görevi düşük fiyatları takip etmek değil, üreticiden yana ağırlık koyarak piyasayı yukarı taşımaktır.” Şenyürek, FİSKOBİRLİK’in yönetim yapısına da siyasi eleştiri yönelterek kurumun yeniden üreticinin söz ve karar sahibi olduğu bağımsız bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. “TMO 255 lira açıklamışken siz neden 205 lira fiyat verdiniz? Maliyeti 230–245 lira olan fındığı bu rakamdan alarak kimi koruyorsunuz?” “MİLYARLARCA DOLARLIK ÜRÜNÜN SAHİBİ ZARAR EDİYOR” Şenyürek, Türkiye’nin fındık ihracatından elde ettiği döviz gelirine dikkat çekerek, dünya piyasasında yüksek ekonomik değere sahip bir ürünün üreticisinin maliyet baskısı altında ezilmesinin sürdürülebilir olmadığını savundu. “Bütün riski üstlenen, donla, kuraklıkla, hastalıkla ve artan maliyetlerle mücadele eden çiftçi kendi ürününü maliyetinin altında satmaktadır.” Şenyürek, üretici zarar ederken fındığın ticari değerinden daha güçlü alıcıların yararlandığını ileri sürerek mevcut piyasa düzeninin değiştirilmesi gerektiğini söyledi. “FINDIĞIN KATMA DEĞERİ GİRESUN’DA KALMALIDIR” Şenyürek’in açıklamasında yalnızca üretici değil, fındığı işleyerek katma değer yaratan Giresunlu işletmeler de yer aldı. Çikolatalı fındık kreması, ezme, kavrulmuş fındık ve benzeri ürünler üreten yerel KOBİ’lerin enerji, ambalaj ve finansman maliyetleri karşısında desteklenmesi gerektiğini ifade eden Şenyürek, yerel markalaşmanın güçlendirilmesini istedi. “Üreticinin hakkını korumakla yerel imalatçıyı desteklemek birbirinin alternatifi değildir.” Şenyürek, Giresun’da yetişen fındığın mümkün olduğunca yine Giresun’da işlenmesi, markalaştırılması ve ihracata konu edilmesi gerektiğini vurguladı. “Fındık Giresun’da yetişiyorsa burada işlenmeli, burada markalaşmalı ve yarattığı katma değer de Giresun’da kalmalıdır.” TMO’YA KOTA VE FİYAT ÇAĞRISI Şenyürek, çözüm önerilerini de sıraladı. TMO’nun dönüm başına uyguladığı alım kotasının kaldırılmasını isteyen Şenyürek, ÇKS’ye kayıtlı üreticilerin standartlara uygun ürünlerinin tamamının alınması gerektiğini söyledi. Giresun’un bütün ilçelerinde yeterli sayıda alım noktası oluşturulmasını, alım kapasitesinin artırılmasını ve ürün bedellerinin birkaç gün içinde üreticiye ödenmesini isteyen Şenyürek, Giresun kalite fındığın TMO alım fiyatının da en az 300 liraya yükseltilmesi gerektiğini savundu. FİSKOBİRLİK’e de çağrıda bulunan Şenyürek, kurumun piyasayı takip eden değil, üreticiden yana fiyat oluşumuna öncülük eden bir politika izlemesini istedi. Şenyürek ayrıca Rekabet Kurumu’nun fındık piyasasındaki alıcı yoğunlaşmasını ve eş zamanlı fiyat hareketlerini incelemesi gerektiğini belirterek mazot, gübre ve ilaçta üreticiye daha güçlü doğrudan destek verilmesi çağrısında bulundu. “FINDIK ÜRETİCİSİ SADAKA DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek açıklamasını, üreticinin fındıktan daha yüksek ve sürdürülebilir bir gelir elde etmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı: “Fındık üreticisi sadaka istemiyor. Emeğinin karşılığını ve dünya pazarında milyarlarca dolar kazandıran ürününden hak ettiği payı istiyor.” Şenyürek, YENİ Parti’nin üretici, yerel işletme ve fındıkta katma değer oluşturan kesimlerin desteklenmesini savunduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “YENİ Parti olarak fındığı birkaç büyük alıcının insafına, üreticiyi borca ve çaresizliğe teslim eden bu politikanın karşısındayız. Bahçedeki üreticimizden fındığı işleyip markalaştıran KOBİ’lerimize kadar alın teriyle değer yaratan herkesin yanındayız. Giresun’un emeğine, toprağına ve geleceğine sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Fındığın gerçek sahibi üreticidir ve son sözü de üretici söyleyecektir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.