Hava Durumu

#Sektör

giresunsonhaber - Sektör haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sektör haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SİGORTACILIK ÖĞRENCİSİ DERSLİKTE SEKTÖRLE BULUŞTU Haber

SİGORTACILIK ÖĞRENCİSİ DERSLİKTE SEKTÖRLE BULUŞTU

ÜNİVERSİTE-SAHA HATTI GÜÇLENİYOR: SİGORTACILIK ÖĞRENCİSİ DERSLİKTE SEKTÖRLE BULUŞTU Giresun Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Banka ve Sigortacılık Programı öğrencileri, Hasar ve Reasürans dersinde eksper ve bilirkişi Alaattin Kısa’yı dinledi. Ders, yalnızca bir konuk buluşması olarak kalmadı; bilimsel literatürün de işaret ettiği biçimde, öğrencilerin mesleki farkındalığını, kariyer yönelimini ve istihdam hazırlığını güçlendiren uygulamalı eğitim örneğine dönüştü. Giresun Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Banka ve Sigortacılık Programı’nda verilen Hasar ve Reasürans dersine konuk olan eksper ve mahkeme bilirkişisi Alaattin Kısa, öğrencilerle sektörün sahadaki gerçeklerini paylaştı. Motorlu taşıtlar ve kara araçları alanında eksperlik yapan, aynı zamanda mahkeme ve tahkim süreçlerinde bilirkişi olarak görev alan Kısa, eksperlik mesleğinin çalışma alanlarını, sorumluluklarını ve sigorta sistemindeki kritik rolünü derste ayrıntılı biçimde anlattı. Ders boyunca öğrencilerin karşısına yalnızca meslek tanımı değil, doğrudan iş hayatının pratiği çıktı. Kısa, özellikle mesleğe girişte deneyimin belirleyici olduğunu vurgulayarak, öğrencilerin eksper asistanlığı ve raportörlük gibi alanlarda erken dönemde saha tecrübesi edinmesinin önemine dikkat çekti. Bu vurgu, mesleki eğitimde okul ile iş dünyası arasındaki bağın güçlendirilmesi gerektiğini savunan araştırmalarla da örtüşüyor. OECD, iş temelli ve uygulama ağırlıklı öğrenmenin öğrencilerle potansiyel işverenler arasında doğrudan köprü kurduğunu; okuldan işe geçiş sürecini kolaylaştırdığını belirtiyor. Bilimsel çalışmalar, bu tür ders içi sektör buluşmalarının öğrenci üzerinde üç temel etkisi bulunduğunu gösteriyor. İlk olarak, teorik bilgi soyut olmaktan çıkıyor; öğrenci mesleğin günlük işleyişini, vaka mantığını ve karar süreçlerini somut örneklerle kavrıyor. İkinci olarak, kariyer beklentisi netleşiyor; öğrenci mezuniyet sonrası hangi unvanlarla, hangi basamaklardan ilerleyebileceğini daha açık görüyor. Üçüncü olarak da mesleki özgüven artıyor; öğrenci sınıfta öğrendiği bilginin gerçek piyasada nerede karşılık bulduğunu görerek kendi yol haritasını daha erken oluşturuyor. Konuk konuşmacıların ve sektör odaklı uygulamalı öğrenmenin, öğrencilerin istihdam becerileri algısını ve aktif öğrenme düzeyini artırdığına ilişkin akademik bulgular bu tabloyu destekliyor. Meslek yüksekokulları açısından bakıldığında tablo daha da kritik hale geliyor. Türkiye’de YÖK ve TOBB arasında geliştirilen yeni iş birliği modelinde de temel hedef, MYO öğrencisini doğrudan sektörle buluşturmak, uygulamalı eğitimi artırmak ve mezuniyet sonrası istihdam kanallarını genişletmek olarak tanımlanıyor. YÖK’ün 2025 ve 2026’daki açıklamaları, mesleki yükseköğretimde niteliğin artık istihdam ve uygulama ekseninde yeniden kurulduğunu ortaya koyuyor. Aynı çerçevede, organize sanayi bölgelerindeki MYO mezunlarının yüksek istihdam oranları da okul-sektör temasının yalnızca pedagojik değil, ekonomik sonuç üreten bir model olduğunu gösteriyor. Bu nedenle Giresun Üniversitesi’nde gerçekleştirilen buluşma, tek günlük bir ders etkinliğinin ötesinde okunmalı. Çünkü sigortacılık gibi mevzuat, teknik değerlendirme, hasar yönetimi ve hukuki süreçlerin iç içe geçtiği alanlarda öğrencinin yalnızca kitap bilgisiyle yetinmesi, mezuniyet sonrasında ciddi uyum sorunları doğurabiliyor. Sektörden gelen bir uzmanın doğrudan sınıfa girmesi ise öğrenciyi daha okul sırasındayken gerçek dosya mantığı, uzmanlık alanları, mesleki etik ve kariyer geçişleriyle tanıştırıyor. Bu da eğitim ile piyasa arasındaki boşluğu daraltıyor. Bu sonuç, mevcut kaynakların ortak okumasına dayanan analitik bir çıkarımdır. Hasar ve Reasürans dersinin hocası Öğr. Gör. Kamil Patan’ın, teorik bilginin sektör deneyimiyle pekiştirilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmesi de literatürle aynı hatta duruyor. Uzmanlar, geleceğin iş dünyasında yalnızca diploma değil; problem çözme, analitik düşünme, uyum kapasitesi ve sahaya dönük mesleki çeviklik gibi becerilerin öne çıkacağını vurguluyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 raporu da iş gücü piyasasında beceri dönüşümünün hızlandığını, bu nedenle öğrencilerin gerçek sektör temasına daha erken ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Dersin soru-cevap bölümüyle sürmesi ve öğrencilerin eksperlik mesleği ile sigorta sektöründeki kariyer imkânlarına ilişkin sorular yöneltmesi de bu açıdan dikkat çekici bulundu. Çünkü bilimsel araştırmalar, öğrencinin yalnızca dinleyici değil, etkileşimli katılımcı olduğu uygulamaların öğrenme kalıcılığını ve mesleki yönelim netliğini artırdığını gösteriyor. Kısacası, bu buluşma öğrencilere sadece bilgi vermedi; mesleğin kapısını, işin ritmini ve sahadaki beklentiyi gösterdi. Üniversite kürsüsünde başlayan bu temasın, doğru kurgulandığında istihdama uzanan somut bir hatta dönüşebileceği değerlendiriliyor

YUMAKLI GÜMÜŞHANE’DE TARIM VE KIRSAL KALKINMA DOSYASINI MASAYA YATIRDI Haber

YUMAKLI GÜMÜŞHANE’DE TARIM VE KIRSAL KALKINMA DOSYASINI MASAYA YATIRDI

YUMAKLI GÜMÜŞHANE’DE TARIM VE KIRSAL KALKINMA DOSYASINI MASAYA YATIRDI Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın Gümüşhane programında valilik, belediye ve il müdürlüğü ziyaretlerinin ardından sektör paydaşlarıyla toplantı yapıldı, iftar programında vatandaşlarla buluşuldu, günün son bölümünde ise üniversite öğrencileriyle bir araya gelindi. Programa TKDK Gümüşhane İrtibat Ofisi adına Giresun İl Koordinatörü Mehmet Samet Acaroğlu da katıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 13 Mart 2026 tarihli Gümüşhane programında kentin tarım, kırsal kalkınma ve sektör yapılanmasına ilişkin başlıkları yerinde değerlendirdi. Resmî kaynaklara göre program kapsamında önce Gümüşhane Valiliği ve Gümüşhane Belediyesi ziyaret edildi, ardından sektör temsilcileriyle toplantı gerçekleştirildi. Günün devamında iftar programı düzenlenirken, son durakta Gümüşhane Üniversitesi öğrencileriyle buluşma yapıldı. Programın en dikkat çekici ayağını sektör paydaşları toplantısı oluşturdu. Gümüşhane Valiliği’nin açıklamasına göre Yumaklı, Vali Cevdet Atay ve protokol üyeleriyle birlikte sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda üretimin artırılması, tarım ve orman alanındaki çalışmalar ile kırsal kalkınma başlıkları ele alındı. Yerel basına yansıyan açıklamalarda Bakan Yumaklı, son 23 yılda Gümüşhane’ye tarım, orman ve su alanlarında yaklaşık 62 milyar liralık yatırım ve destek sağlandığını söyledi. Bakanlık programı yalnızca kurum ziyaretleriyle sınırlı kalmadı. Gümüşhane’de düzenlenen toplu iftar programında vatandaşlarla aynı sofrada buluşulurken, Ramazan ayının birlik atmosferi de programın öne çıkan başlıklarından biri oldu. Ardından Gümüşhane Üniversitesi’nde öğrencilerle yapılan buluşmada gençlerin görüşleri, beklentileri ve gelecek tasavvurları dinlendi. Üniversite paylaşımında, ziyaretin dayanışma ve kardeşlik vurgusuyla gerçekleştiği belirtildi. Programın TKDK boyutu da ayrıca dikkat çekti. TKDK Giresun İl Koordinatörlüğü paylaşımına göre, TKDK Gümüşhane İrtibat Ofisi’ni temsilen Giresun İl Koordinatörü Mehmet Samet Acaroğlu da bakanlık programına katıldı. Bu ayrıntı, Gümüşhane’de yürütülen kırsal kalkınma gündeminin yalnızca genel tarım politikalarıyla değil, destek ve hibe mekanizmalarıyla da birlikte ele alındığını gösterdi. Son haftalarda TKDK hattında Gümüşhane için atılan adımlar da bu tabloyu güçlendiriyor. Şubat 2026’da yayımlanan haberlerde, IPARD III kapsamında Gümüşhane’de toplam 34 milyon liralık iki projeye yüksek oranlı hibe desteği verildiği duyuruldu. Ocak 2026’da ise Şiran Yerel Eylem Grubu Derneği ile yüzde 100 hibeli LEADER sözleşmesi imzalandığı açıklandı. Bu gelişmeler, Gümüşhane’de kırsal kalkınma başlığının saha ziyaretleriyle sınırlı olmadığını, finansman ve proje ayağında da somutlaştığını ortaya koydu. Gümüşhane programından çıkan ana mesaj net oldu: Tarım, kırsal kalkınma ve yerel üretim artık yalnızca klasik destek başlığı olarak değil, yatırım, gençlik, yerel iş birliği ve saha koordinasyonu ekseninde birlikte yürütülen bir politika alanı olarak ele alınıyor. Yumaklı’nın temasları, bu başlıkların Gümüşhane’de hem kamu kurumları hem sektör temsilcileri hem de gençlerle aynı gün içinde aynı gündem etrafında buluşturulduğunu gösterdi

2026-2027 İLK REKOLTE TAHMİNİ :829 BİN 239 TON Haber

2026-2027 İLK REKOLTE TAHMİNİ :829 BİN 239 TON

2026-2027 tahmini fındık rekoltesi açıklandı Fındıkta Rekolte Savaşı: 829 Bin Tonluk İlk Tahmin Piyasaya Mesaj mı? İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayanan ilk tahminine göre, 2026-2027 sezonu fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak öngörüldü. Geçen yıl don nedeniyle düşen üretimin ardından bu sezon için sahadan gelen ilk veriler daha güçlü bir hasada işaret ediyor. İhracatçı birliklerinin 2026-2027 sezonu için açıkladığı 829 BİN 239 TONLUK ilk rekolte tahmini, fındık piyasasında sadece üretim değil fiyat tartışmasını da alevlendirdi. Üretici cephesinde ise, Rekolte rakamı erkenden büyütülürken, maliyet, arazi yapısı, işçilik yükü ve kalite farkı geri plana itiliyor olmasının daha hasat başlamadan pazarlık zemininin aleyhlerine işleyebileceğinden endişesi oluşturdu. Türkiye’de fındık için yeni sezon daha başlamadan, piyasa dilini belirleyecek ilk büyük sayı masaya kondu. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayalı çalışmasına göre 2026-2027 sezonunun birinci tahmini 829 bin 239 ton olarak açıklandı. Söz konusu çalışma 12 il, 79 ilçe, 446 bahçe ve 1.483 dal üzerinden yürütüldü. İlk bakışta güçlü üretim sinyali veren bu rakam, piyasada “ürün bol olacak” algısını öne çıkarırken, üretici tarafında bunun erken fiyat baskısı oluşturabileceği yönünde ciddi bir kuşku doğurdu. Ancak tartışmanın özü sadece rakamın büyüklüğü değil. Çünkü fındıkta mesele yalnızca rekolte değil; maliyet, eğim, işçilik, randıman ve kalite birlikte okunmadığında ortaya çıkan tablo eksik kalıyor. Doğu Karadeniz’in parçalı arazi yapısı ve zor bahçe koşulları, aynı tonajın her bölgede aynı ekonomik sonucu üretmediğini gösteriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın rekolte hesaplama yöntemi de zaten bunu dolaylı olarak ortaya koyuyor; çünkü hesaplama yalnızca çiçek veya karanfil sayısından ibaret değil, çotanak dönüşüm oranı, sağlam tane sayısı, ocak ve dal yoğunluğu gibi çok sayıda değişkene dayanıyor. Bu nedenle sezon başındaki ilk sayı, nihai üretim sonucu değil, ancak ilk projeksiyon olarak değerlendirilebiliyor. Geçen yılın rakamları bu yüzden kritik Geçen sezon yaşanan tablo, bu yıl açıklanan ilk tahmine neden ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini açık biçimde gösteriyor. 2025-2026 sezonunda ilk tahmin şubatta 768 bin 715 ton olarak duyuruldu. Aynı sezon için temmuz sayımı 601 bin 206 tona, kasım revizesi ise 528 bin 808 tona kadar geriledi. INC’de Türkiye için 2025/26 sezonu tahmini 609 bin ton olarak aktarılırken, Kasım 2025’te Türkiye-AB iş birliği toplantısında Türkiye Ticaret Bakanlığı’nın 453 bin tonluk kabuklu üretim tahminini sunduğu INC tarafından ayrıca duyuruldu. Aradaki fark, erken dönem rekolte rakamlarının kesin üretim sonucu gibi sunulmasının teknik açıdan sorunlu olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Tam da bu nedenle 829 bin tonluk ilk tahmin, üretici nezdinde yalnızca bir tarımsal veri olarak değil, aynı zamanda piyasa sinyali olarak okunuyor. Buradaki temel siyasi ve ekonomik gerilim de burada başlıyor: Rekolte yüksek gösterildiğinde fiyat beklentisi aşağı çekiliyor mu? Bu soruya bugün için kesin hükümle “evet” demek mümkün değil; ancak bu kuşkunun temelsiz olduğu da söylenemiyor. Rekabet Kurumu’nun fındık sektör araştırmasında, rekolte tahminlerine ilişkin metodoloji farklılıklarının ve beklenti yönetiminin fiyat spekülasyonlarını tetikleyebildiği açıkça belirtiliyor. Kurum, modern ve ortak kurallara dayanmayan rekolte çalışmalarının yanlış fiyat beklentileri yaratabildiğine dikkat çekiyor. Rekolte açıklanıyor, alivre fiyat neden açıklanmıyor? Tartışmanın en sert noktası burada düğümleniyor. Sektörde rekolte tahmini kamuoyuna güçlü biçimde servis edilirken, aynı dönemde kimlerin hangi fiyatlardan ileri teslim bağlantısı yaptığı, başka bir ifadeyle alivre pozisyonların hangi seviyelerde kurulduğu aynı açıklıkla görülmüyor. Oysa lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsası mevzuatı içinde alivre sözleşmeler ve teslim esaslı ticaret mekanizmaları tanımlı ekonomik araçlar arasında yer alıyor. Yani mesele alivre işlemin varlığı değil; bu işlemin fiyat oluşumuna etkisinin ne ölçüde şeffaf olduğudur. 2025 sezonunda piyasada alivre fiyatların 200 TL ve üzerine çıkmaya başladığı yönünde sektörden kamuya yansıyan açıklamalar oldu. Aynı sezonda TMO da Giresun kalite için 200 TL, levant kalite için 195 TL alım fiyatı açıkladı. Sektör temsilcileri, düşük rekolte beklentisi nedeniyle piyasa fiyatlarının TMO fiyatlarının üzerinde seyredeceğini ifade etti. Bu tablo, alivre ve beklenti yönetimi başlığının artık tali değil, doğrudan fiyat oluşumunun merkezindeki başlıklardan biri haline geldiğini gösteriyor. Bu yüzden üretici cephesinden yükselen talep nettir: 2026 ürünü için alivre bağlantı yapıldıysa, bunun hangi fiyat aralıklarında, hangi vadelerde ve hangi miktarlarda kurulduğu açıklanmalıdır. İhracatçılar, tüccarlar ve büyük alıcılar rekolte projeksiyonunu kamuoyuna sunuyorsa, piyasa tarafında kurdukları erken fiyat pozisyonlarını da aynı şeffaflıkla ortaya koymalıdır. Aksi halde kamuya açık olan yalnızca “ürün çok olacak” mesajı olur; piyasayı fiilen etkileyen fiyatlama davranışı ise kapalı kalır. Bu da üretici ile piyasa aktörleri arasındaki bilgi dengesini bozar. Mesele sadece ekonomi değil, doğrudan güç ilişkisi Fındıkta rekolte tartışması artık yalnızca tarımsal üretim başlığı değil; aynı zamanda ekonomik güç, siyasi temsil ve bölgesel gelir dağılımı başlığıdır. Çünkü Karadeniz’de yüz binlerce üretici için fındık, yalnızca ihracat kalemi değil temel geçim aracıdır. Rekolte rakamı, maliyet tablosundan bağımsız biçimde dolaşıma sokulduğunda, bu sadece piyasa beklentisini değil üreticinin siyasal ve ekonomik konumunu da etkiler. Özellikle eğimli ve küçük ölçekli bahçelerde çalışan üretici için esas mesele “kaç ton ürün var” sorusundan önce “bu ürün hangi maliyetle üretildi ve hangi fiyattan el değiştirecek” sorusudur. Bugün gelinen noktada kamuoyunun önündeki soru şudur: 829 bin 239 tonluk ilk tahmin gerçekten sezonun güçlü seyrine işaret eden teknik bir veri midir, yoksa henüz sahadaki riskler netleşmeden fiyat çıpasını aşağı çekebilecek erken bir piyasa dili mi üretilmektedir? Bu sorunun sağlıklı cevabı, yalnızca ikinci ve üçüncü sayımlarla değil; alivre bağlantılar, stok düzeyi, kalite dağılımı ve bölgesel maliyet farkları da şeffaf biçimde ortaya konduğunda verilebilir. Sonuç olarak, Fındıkta sorun rekolte açıklanması değil; rekoltenin tek başına fiyat hükmüne çevrilmesidir. Geçen yılki sert sapmalar ortadayken, ilk tahmini kesin üretim gibi okumak da bu sayı üzerinden daha hasat gelmeden fiyat iklimi kurmak da ciddi bir sorun alanıdır. Bugün açıklanması gereken yalnızca bahçedeki çiçek sayısı değil; piyasadaki erken fiyat pozisyonlarıdır. Rekolte kadar fiyatlama davranışının da görünür hale gelmesidir. . Kaynakça Ekonomim, “2026-2027 tahmini fındık rekoltesi açıklandı.” https://www.ekonomim.com/sektorler/tarim/2026-2027-tahmini-findik-rekoltesi-aciklandi-haberi-880270 Tarım ve Orman Bakanlığı, “Fındıkta Rekolte Tahmin Yöntemi.” Rekabet Kurumu, “Fındık Sektör Araştırması Raporu.” INC, “INC Attends 2025 Meeting of Türkiye-EU Cooperation Scheme on Hazelnuts.” Bata Food, “Hazelnut Market Update – Highlights from INC Congress 2025.” Tarım ve Orman Bakanlığı / TMO, 2025-2026 sezonu kabuklu fındık alım fiyatları. Ekonomim, “TMO fındığa 200 TL verdi…” ve “Fındıkta piyasa fiyatları, TMO fiyatlarının üzerinde seyredecek.” Memur Postası’na yansıyan sektör değerlendirmesi, alivre fiyatların 200 TL üzeri seyre başladığı beyanı. Ticaret Bakanlığı, lisanslı depoculuk ve sözleşme/taahhütname esasları.

Ordu’da yumurta sektörü yeniden büyüyor Haber

Ordu’da yumurta sektörü yeniden büyüyor

Ordu’da uzun süre gerileme döneminden geçen yumurta sektörü, yeniden yükselişe geçiyor. ORDU (İGFA) - Ordu Yumurta Üreticileri Birliği Başkanı Celal Sezgi, 2014-2019 arasında 75 işletmeden 65’inin kapandığını, fakat günümüzde bu sayının 85 işletmeye çıktığını ifade etti. Aylık 35 milyon, yıllık 500 milyon lira gelir elde ediliyor. Yılda yaklaşık 50 milyon yumurta üretiyoruz. Amacımız bu rakamı 100 milyon adete çıkarmak” dedi. Önceden 5 milyon civarında olan yumurta üretimi, Büyükşehir Belediyesi’nin üreticilere sağladığı desteklerle 50 milyon civarına ulaştı. Bu gelişmeler hakkında konuşan Yumurta Üreticileri Birliği Başkanı Celal Sezgi, sektördeki toparlanmanın arkasındaki ana faktörün Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler olduğunu belirtti. “BAŞKANIMIZIN DESTEĞİ SEKTÖRÜ CANLANDIRDI” Başkan Güler’in kendilerine büyük destek sağladığını bildiren Yumurta Üreticileri Birliği Başkanı Celal Sezgi, sektördeki gelişimi değerlendirirken Güler’in sağladığı desteğin Türkiye genelinde bir eşi benzeri olmadığını vurguladı. Bir zamanlar bitme aşamasında olan bir sektörün, 2019’da Başkan Güler’in desteğiyle yeniden hayat bulduğunu ifade eden Sezgi, şöyle konuştu: “Yumurta üretimine 2014’te başladık. O dönemde pazar konusunda ciddi zorluklar yaşadık, organik yumurta sertifikamız yoktu ve üreticiler büyük zararlar gördü. Birçok işletme bu süreçte kapandı. 2019’a gelindiğinde Ordu’nun yumurta sektörü neredeyse tamamen bitmişti. Sayın Başkanımız görevine gelir gelmez bizim için çok önemli destekler sağladı. Yaklaşık 30 bin yarka dağıtıldı, yüzde 80 hibeli yem desteği sağlandı. Bu destekler, üreticilerin yavaş yavaş toparlanmasına ve geçmişteki zararlarını telafi etmelerine olanak tanıdı. Aynı zamanda yeni işletmeler kuruldu ve sektör yeniden büyümeye başladı.” “ORDU YUMURTASI ARTIK İHRACATTA” Başkan Güler’in pazarlama alanında da önemli adımlar attığını belirten Sezgi, Ordu’nun yumurtalarının zincir marketlerinde satışa sunularak Türkiye’nin dört bir yanına ulaştığını belirtti. Sezgi, “Bu süreçte yine Büyükşehir Belediye Başkanımızın desteğiyle ihracat gerçekleştirdik. Birleşik Arap Emirlikleri’ne oldukça fazla ürün gönderdik. Şu anda iç pazardaki talebi karşılamaya çalışıyoruz, talebi ancak karşılayabildiğimiz için ihracata fazla ürün gönderemiyoruz. Gelecekte projelerle daha da büyüyüp ihracatımızı artırmayı hedefliyoruz.” dedi. “BÜYÜKŞEHİR YATIRIMLARI İLE HEDEF 100 MİLYON YUMURTA” Büyükşehir Belediyesi’nin mevcut yatırımları sektöre daha fazla katkı sağlayacağını anlatan ve hedeflerinin yıllık 100 milyon yumurta üretimi olduğuna dikkat çeken Sezgi, sözlerini şöyle tamamladı: “Gelecekte de Büyükşehir Belediyemizin bu sektöre 50 milyonluk yatırımı söz konusu olacak. Fatsa ilçemizde 45 bin adet yarka üretim tesisi, günlük 25 bin yumurta üretim ve 70 günde bir 15 ton et kapasiteli entegre bir tesis inşa ediliyor. Sektör hedefine ulaşmak için hızla ilerliyor. Yıllık 45 milyon olan üretimimizi en kısa sürede 100 milyona çıkarmayı hedefliyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.