Hava Durumu

#Şeker Tüketimi

giresunsonhaber - Şeker Tüketimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeker Tüketimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dişte çürüğün en büyük nedeni şekerin miktarı değil, tüketim sıklığı Haber

Dişte çürüğün en büyük nedeni şekerin miktarı değil, tüketim sıklığı

Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, yapışkan ve şekerli gıdaların diş yüzeyinde uzun süre kalarak çürük riskini artırdığını belirterek, asitli içeceklerle birlikte tüketimin diş minesine ciddi zarar verdiğini söyledi. Yıldırım, şekerli gıdaların ardından diş fırçalamak için en az 30-60 dakika beklenmesi gerektiğini vurguladı. İSTANBUL (İGFA) - Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şekerli ve asitli gıdaların diş sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Yapışkan şekerlemeler, karamel, lokum ve kuru meyveler gibi gıdaların diş yüzeyine tutunarak uzun süre temizlenemediğini belirten Yıldırım, bu durumun ağızdaki bakterilerin şekeri fermente etmesine ve çürük oluşumunu başlatan asitlerin ortaya çıkmasına neden olduğunu söyledi. Diş minesinin büyük bölümünün kalsiyum ve fosfat minerallerinden oluştuğunu ifade eden Yıldırım, ağız ortamındaki pH'ın 5,5'in altına düşmesiyle birlikte diş minesindeki minerallerin çözünmeye başladığını belirtti. Bu sürecin "demineralizasyon" olarak adlandırıldığını kaydeden Yıldırım, başlangıçta beyaz lekelerle kendini gösteren bu hasarın ilerlemesi halinde kalıcı diş çürüklerine dönüştüğünü dile getirdi. ŞEKERİN MİKTARINDAN ÇOK TÜKETİM SIKLIĞI ÖNEMLİ Diş çürüğü açısından en önemli risk faktörünün gün içinde sık sık şeker tüketmek olduğuna dikkat çeken Öğretim Üyesi Dr. Rabia Yıldırım, aynı miktardaki şekerin tek seferde tüketilmesi ile gün boyu küçük porsiyonlar halinde tüketilmesi arasında önemli fark bulunduğunu söyledi. Sık şeker tüketiminde ağız pH'ının sürekli düşük kaldığını ve tükürüğün diş minesini onarması için yeterli zaman bulamadığını belirten Yıldırım, bu durumun çürük riskini önemli ölçüde artırdığını ifade etti. Diş minesindeki mineral kaybının erken dönemde geri döndürülebileceğini belirten Yıldırım, asit atağı sona erdiğinde tükürüğün içerdiği kalsiyum, fosfat ve florür sayesinde diş minesinin yeniden güçlenebildiğini söyledi. Ancak sık şeker tüketimi ve yetersiz ağız bakımının bu doğal onarım mekanizmasını engellediğini, bunun sonucunda geri dönüşü olmayan çürüklerin oluştuğunu kaydetti. ASİT VE ŞEKER BİRLİKTE DAHA BÜYÜK TEHDİT OLUŞTURUYOR Asitli ve şekerli gıdaların birlikte tüketilmesinin diş minesine iki yönlü zarar verdiğini vurgulayan Yıldırım, asidin mineyi doğrudan zayıflattığını, şekerin ise bakteriler tarafından parçalanarak ilave asit oluşumuna neden olduğunu söyledi. Kola, gazoz, enerji içecekleri, aromalı soğuk çaylar ve şekerli meyve sularının çürük riskini artıran içecekler arasında yer aldığını belirten Yıldırım, diyet veya şekersiz olarak satılan gazlı içeceklerin de asit içerikleri nedeniyle diş minesine zarar verebildiğine dikkat çekti. Şekerli veya asitli yiyecek ve içeceklerin tüketilmesinin ardından dişlerin hemen fırçalanmaması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, bu dönemde diş minesinin geçici olarak zayıfladığını ve fırçalamanın mine kaybını artırabileceğini söyledi. Yıldırım, en doğru yaklaşımın ağzı suyla çalkalamak, şekersiz sakız çiğneyerek tükürük akışını artırmak ve dişleri fırçalamadan önce yaklaşık 30 ila 60 dakika beklemek olduğunu belirtti. Tatlı olmayan her gıdanın diş dostu olmadığını da hatırlatan Yıldırım, cips, kraker, bisküvi, beyaz ekmek ve lavaş gibi nişasta bakımından zengin gıdaların da ağızda şekere dönüşerek çürük riskini artırabildiğini sözlerine ekledi.

Tansiyonu tetikleyen 14 beklenmedik faktör Haber

Tansiyonu tetikleyen 14 beklenmedik faktör

Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çekti. İSTANBUL (İGFA) - Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, hipertansiyonun yalnızca tuz tüketimiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirterek, günlük yaşamda fark edilmeyen birçok etkenin tansiyonu yükseltebileceğini söyledi. Nevrez Koylan, özellikle tansiyon hastalarına ilk önerilen adımlardan birinin tuz tüketiminin azaltılması olduğunu ancak hipertansiyonun çok daha geniş bir nedenler yelpazesine sahip bulunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Koylan, stres, kaygı ve öfke gibi duygusal durumların yanı sıra günlük yaşam alışkanlıklarının da tansiyon üzerinde doğrudan etkili olabileceğini belirtti. Uzman isim, uzun süre yüksek seyreden tansiyon değerlerinin mutlaka hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. TANSİYONU YÜKSELTEN 14 BEKLENMEDİK FAKTÖR Prof. Dr. Koylan, hipertansiyon üzerinde etkili olabilecek bazı alışılmadık faktörleri şöyle sıraladı: Yalnızlık hissi “Beyaz önlük sendromu” (doktor ortamında tansiyon yükselmesi) Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek Duygusal ve stresli konuşmalar Susuzluk Aşırı şeker tüketimi Bitkisel takviyeler (ginkgo, ginseng, guarana vb.) Uyku apnesi Tiroid hastalıkları Doğum kontrol ilaçları Antidepresan kullanımı Ağrı kesici ilaçlar Potasyum eksikliği Ağrı ve ani fiziksel rahatsızlıklar “Sadece tuz değil, bütün yaşam tarzı önemli” Koylan, özellikle işlenmiş şekerlerin, bazı ilaçların ve uyku bozukluklarının da tansiyon üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini belirterek, “Tansiyon yalnızca tuzla açıklanamaz. Yaşam tarzı, stres yönetimi ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilmelidir” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.