Hava Durumu

#Şeffaflık

Giresun Sonhaber - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TMO GENEL MÜDÜRÜ GÜLDAL FINDIK ALIM MERKEZLERİNİ DENETLEDİ Haber

TMO GENEL MÜDÜRÜ GÜLDAL FINDIK ALIM MERKEZLERİNİ DENETLEDİ

TMO GENEL MÜDÜRÜ GÜLDAL FINDIK ALIM MERKEZLERİNİ DENETLEDİ: RANDIMAN İDDİALARINA YANIT VERDİ Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, Sakarya ve Düzce'deki fındık alım merkezlerini ziyaret ederek üreticilerle görüştü. Pirahmetler'de 2 bin 200 tonu aşan alım miktarı, Kocaali'de kilogramı 265 liradan değerlendirilen fındık ve Yığılca'da farklı randıman oranlarına ilişkin iddialar ziyaretlerin öne çıkan başlıkları oldu. Toprak Mahsulleri Ofisinin 24 Ağustos 2026'da başlattığı fındık alım kampanyası devam ederken TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal, Sakarya ve Düzce'deki alım merkezlerinde incelemelerde bulundu. Güldal, numune alınmasından ürün analizine, fiyatlandırmadan depolamaya kadar alım sürecinin aşamalarını yerinde takip ederek üreticilerin talep ve önerilerini dinledi. PİRAHMETLER'DE 2 BİN 200 TONUN ÜZERİNDE FINDIK ALINDI Sakarya programına Pirahmetler Alım Merkezi'nden başlayan Güldal, kampanyanın başlangıcından itibaren merkezde 2 bin 200 tonun üzerinde fındık alımı gerçekleştirildiğini açıkladı. Numune alma, analiz ve depolama işlemlerini inceleyen Güldal, görevli personelden çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ziyarete Erenler Ziraat Odası Başkanı Lütfü Akbıyık da katıldı. AKYAZI'DA ÜRETİCİLERİN TALEPLERİ DİNLENDİ Akyazı Alım Merkezi'nde üreticilerle buluşan Güldal, fındık teslimi ve alım sürecine ilişkin görüş ve beklentileri dinledi. Üreticinin emeğinin korunmasının TMO'nun öncelikleri arasında bulunduğunu belirtti. Güldal, “Bizim için her bir fındık tanesinde üreticimizin alın teri, emeği ve bir yıllık umudu var.” ifadelerini kullandı. Çiftçilerin emeklerinin karşılığını alabilmeleri için alım sürecinin bütün aşamalarında titizlikle çalışıldığını söyledi. Akyazı'daki programa Akyazı Ziraat Odası Başkanı Ali Şener Bayraktar da eşlik etti. SAKARYA'DA 14 ALIM NOKTASINDA 20 EKİP GÖREV YAPIYOR Sakarya Başmüdürlüğünü ziyaret eden Güldal, il genelinde 14 alım noktasında 20 ekiple yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Program kapsamında yapımı devam eden yeni hizmet binasını da inceleyen Güldal, inşaatın ilerleyişine ilişkin yetkililerden bilgi aldı. Kurum hizmetlerinin etkin yürütülmesinde fiziki altyapının önemine dikkat çekti. KOCAALİ'DE ÇÜRÜK ORANI YÜZDE 0,57 ÇIKTI, FINDIK 265 LİRADAN DEĞERLENDİRİLDİ Kocaali Alım Merkezi'nde Aktaş köyünden üretici Aydın Kestane'nin fındığının analiz sürecine katılan Güldal, ürünün kalite sonuçlarını yerinde inceledi. Bahçe bakımı ve ilaçlama çalışmalarını düzenli yürüttüğü belirtilen Kestane'nin fındığında çürük oranı yüzde 0,57 olarak tespit edildi. Analiz sonucunda ürünün kilogram fiyatı 265 TL olarak hesaplandı. Güldal, bilinçli tarımsal uygulamaları nedeniyle üreticiye teşekkür ederek bahçe bakımından hasat sonrası işlemlere kadar gösterilen özenin ürün kalitesi açısından önemini vurguladı. Açıklanan 265 TL, söz konusu üreticinin analiz edilen ürününe ait fiyat olup bütün fındıklar için geçerli yeni bir genel alım fiyatı anlamına gelmiyor. KARASU'DA ÜRETİCİ ODAKLI ALIM POLİTİKASI VURGULANDI Karasu Alım Merkezi'nde çiftçilerle görüşen Güldal, TMO'nun üretimi ve üreticiyi destekleyen bir anlayışla faaliyet gösterdiğini belirtti. Kurumun alım politikalarının üreticilerin ihtiyaçları ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği dikkate alınarak şekillendirildiğini ifade eden Güldal, çiftçilerin ürünlerini daha kolay teslim edebilmesi amacıyla çok sayıda alım noktasının hizmete açıldığını hatırlattı. Üreticilerin görüş ve önerilerini dinleyen Güldal, sahadan gelen geri bildirimlerin hizmet kalitesinin geliştirilmesi bakımından önem taşıdığını kaydetti. HENDEK'TE ŞEFFAFLIK VE ZAMANINDA ÖDEME MESAJI Sakarya programının son durağı Hendek Alım Merkezi oldu. Ziyarette Güldal'a Sakarya Milletvekili Ali İnci, Hendek Belediye Başkanı İrfan Püsküllü, Hendek İlçe Başkanı Adem Öz ve Hendek Ziraat Odası Başkanı Hayri Dursun eşlik etti. Fındığın hem üreticiler hem de ülke ekonomisi açısından stratejik önem taşıdığını belirten Güldal, numune alma, analiz, fiyatlandırma ve depolama işlemlerinin şeffaflık, güven ve titizlik ilkeleri doğrultusunda yürütüldüğünü söyledi. Güldal, fındık bedellerinin taahhüt edilen süre içerisinde üreticilerin hesaplarına aktarıldığını belirterek güçlü altyapı ve uzman personelle hizmet verdiklerini ifade etti. DÜZCE MEKSA ALIM MERKEZİNDE ÜRETİCİLERLE BULUŞTU Sakarya ziyaretlerinin ardından Düzce'ye geçen Güldal, Meksa Alım Merkezi'ndeki faaliyetleri inceledi. Düzce Milletvekili Ercan Öztürk, Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun ve Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu'nun katıldığı buluşmada üreticiler, fındık alım sürecindeki deneyimlerini ve değerlendirmelerini paylaştı. Güldal, üreticilerin memnuniyetinin ve TMO'ya duydukları güvenin önemine dikkat çekerek çiftçilerin ihtiyaçlarına cevap veren hizmet anlayışının sürdürüleceğini belirtti. DÜZCE TARIM FUARINDA SEKTÖR TEMSİLCİLERİYLE GÖRÜŞTÜ Düzce programında Tarım Fuarı'nı da ziyaret eden Güldal, üreticiler ve sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Fuardaki stantları gezen Güldal, tarımsal üretimde kullanılan yeni teknolojiler ve sektördeki gelişmeler hakkında bilgi aldı. Tarım sektörünün farklı paydaşlarını buluşturan organizasyonların önemine işaret etti. YIĞILCA'DA RANDIMAN İDDİALARINA AÇIKLAMA Düzce programının devamında Yığılca Alım Merkezi'ni ziyaret eden Güldal, fındık alımlarında şeffaflık, güven, hakkaniyet ve üretici memnuniyetinin temel ilkeler olduğunu vurguladı. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, Yığılca Belediye Başkanı Selami Savaş ve Yığılca Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Yıldırım'ın da katıldığı ziyarette basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Güldal, bazı yayın organlarında gündeme gelen aynı ürüne farklı alım noktalarında farklı randıman oranları verildiği yönündeki iddialara yanıt verdi. Güldal, haberlere konu edilen ürünlerin aynı olmadığını belirterek açıklamalarda adı geçen kişinin de bu durumu kabul ettiğini söyledi. TMO'ya duyulan üretici güveninin kendileri açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Güldal, bu güveni korumak için çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti. Söz konusu randıman tartışmasına ilişkin bu değerlendirmeler Güldal'ın açıklamalarını yansıtıyor. İddianın bağımsız inceleme sonucuyla kesin olarak çözümlendiğine ilişkin ayrıca bir belge paylaşılmadı. YIĞILCA'DA KAHVERENGİ KOKARCA VE ÇÜRÜK ORANI GÜNDEME GELDİ Yığılca'daki incelemelerde fındık üretiminde kaliteyi etkileyen çürük oranı ve kahverengi kokarca zararlısının yol açtığı zarar da ele alındı. TMO'nun açıklamasında, bilinçli ve doğru tarımsal uygulamalar sayesinde Yığılca'da çürük oranı ile kahverengi kokarcanın yol açtığı zararın ülke genelindeki seviyelere kıyasla düşük düzeylerde bulunduğu belirtildi. Bu değerlendirmeye ilişkin karşılaştırmalı sayısal veriler açıklamada yer almadı. YIĞILCA BELEDİYESİNE ZİYARET Güldal'ın Düzce programındaki son durağı Yığılca Belediyesi oldu. Belediye Başkanı Selami Savaş ile görüşen Güldal, TMO'nun ilçede yürüttüğü faaliyetleri değerlendirdi. Ziyaretlerin sonunda üreticilere, kurum çalışanlarına, ziraat odalarına ve çalışmalara destek veren yerel yöneticilere teşekkür ederek bereketli bir sezon temennisinde bulundu. GİRESUNLU FINDIK ÜRETİCİLERİ AÇISINDAN NE ANLAMA GELİYOR? TMO'nun Sakarya ve Düzce'deki incelemelerinde gündeme gelen randıman, çürük oranı, fiyatlandırma, ürün teslimi ve ödeme süreçleri, Giresunlu fındık üreticilerini de yakından ilgilendiriyor. Özellikle Kocaali'deki ürün analizinde kilogram fiyatının 265 TL olarak hesaplanması ve Yığılca'daki randıman iddialarına verilen yanıt, üreticilerin kalite değerlendirme süreçlerine ilişkin sorularını yeniden gündeme taşıyor. Ancak TMO'nun bu açıklamasında Giresun için yeni bir alım fiyatı, kota düzenlemesi veya ilave alım merkezi kararı bulunmuyor.

BOZATLIOĞLU’NDAN FON KRİZİ TEPKİSİ: “MİLLETİN PARASININ AKIBETİ ARAŞTIRILMALI” Haber

BOZATLIOĞLU’NDAN FON KRİZİ TEPKİSİ: “MİLLETİN PARASININ AKIBETİ ARAŞTIRILMALI”

BOZATLIOĞLU’NDAN FON KRİZİ TEPKİSİ: “MİLLETİN PARASININ AKIBETİ ARAŞTIRILMALI” İYİ Parti Giresun İl Başkanı Özdemir Bozatlıoğlu, fon krizine ilişkin Meclis araştırma önergelerinin AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmesine tepki gösterdi. Kamuoyunun yanıt bekleyen sorularına dikkat çeken Bozatlıoğlu, “Milletin parasının akıbetini sormak, kamu adına hesap sormak Meclis’in görevidir” dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde sermaye piyasalarında yaşanan fon krizi ve yatırımcı mağduriyetlerine ilişkin araştırma önergelerinin reddedilmesi siyasi tartışmaları beraberinde getirdi. İYİ Parti Giresun İl Başkanı Özdemir Bozatlıoğlu, konuyla ilgili değerlendirmesinde iddiaların bütün yönleriyle araştırılması, varsa sorumluların ortaya çıkarılması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini belirtti. Yaşananların yalnızca finans piyasalarını ilgilendiren teknik bir mesele olmadığını savunan Bozatlıoğlu, vatandaşların birikimlerine ilişkin iddiaların açıklığa kavuşturulmasının kamu kurumlarına duyulan güven açısından önem taşıdığını ifade etti. “MECLİS’TE KOMİSYON KURULMASINA NEDEN KARŞI ÇIKILIYOR?” TBMM Başkanvekili Celal Adan’ın 8 Ekim'deki Genel Kurul görüşmelerinde milletin parasını çalanlara ve buna aracılık edenlere yönelik sert sözlerini hatırlatan Bozatlıoğlu, araştırma önergelerinin reddedilmesini eleştirdi. Bozatlıoğlu, açıklamasında şu soruyu yöneltti: “Milletin parasının akıbetini araştırmak için Meclis’te komisyon kurulmasına neden karşı çıkılıyor?” Meclis kürsüsünden yapılan açıklamaların somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini savunan Bozatlıoğlu, iddiaların şeffaf biçimde araştırılmasının önünün açılması çağrısında bulundu. “GİRESUNLU VATANDAŞ GEÇİM DERDİNDE, CEVAP BEKLİYOR” Fon krizine ilişkin değerlendirmesinde Giresun'un ekonomik sorunlarına da değinen Bozatlıoğlu, fındık üreticisinden emekliye, esnaftan gençlere kadar toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı geçim sıkıntılarına dikkat çekti. Fındık üreticisinin artan maliyetler karşısında emeğinin karşılığını almaya çalıştığını, emeklilerin maaşlarıyla geçinmekte zorlandığını, esnaf ve küçük işletmelerin ise kira, vergi ve enerji giderleriyle mücadele ettiğini belirtti. Bozatlıoğlu, vatandaşların birikimleri söz konusu olduğunda kamu yönetiminin şeffaflık ve hesap verebilirlik sorumluluğunun daha da önem kazandığını vurguladı. “SORUMLULUĞU BULUNANLAR HUKUK ÖNÜNDE HESAP VERMELİ” Fon krizine ilişkin iddiaların araştırılmasının hukuk devleti ilkelerinin bir gereği olduğunu ifade eden Bozatlıoğlu, sorumluların belirlenmesi kadar masumiyet karinesinin korunmasının da önemli olduğuna işaret etti. Bozatlıoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Milletin parasına ilişkin iddialar varsa araştırılmalı, sorumluluğu bulunanlar hukuk önünde hesap vermeli, masumiyet karinesi de hukuk devleti ilkesi de korunmalıdır. Suçlamalarla yetinmek de soruları cevapsız bırakmak da toplumsal güveni zedeler.” “DEVLETİN İTİBARI GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKARILMASIYLA KORUNUR” Kamu kurumlarının süreçte herhangi bir ihmalinin bulunup bulunmadığının da açıklığa kavuşturulmasını isteyen Bozatlıoğlu, siyasi kimliklerin ve makamların hesap verme sorumluluğunun önüne geçmemesi gerektiğini savundu. Bozatlıoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bizim talebimiz açıktır: İddialar bütün yönleriyle aydınlatılsın, varsa kamu kurumlarının ihmali ortaya çıkarılsın, kimsenin siyasi kimliği veya makamı hesap verme sorumluluğunun önüne geçmesin. Çünkü devletin itibarı soruların susturulmasıyla değil, gerçeğin ortaya çıkarılmasıyla korunur.”

BOZATLIOĞLU: “HİÇBİR GÜÇ MİLLETİN İRADESİNDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR!” Haber

BOZATLIOĞLU: “HİÇBİR GÜÇ MİLLETİN İRADESİNDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR!”

BOZATLIOĞLU: “HİÇBİR GÜÇ MİLLETİN İRADESİNDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR!” İYİ Parti Giresun İl Başkanı Özdemir Bozatlıoğlu’ndan ekonomi, adalet, liyakat ve milli mutabakat mesajları. İYİ Parti Giresun İl Başkanı Özdemir Bozatlıoğlu, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun ülke gündemine ilişkin değerlendirmeleri üzerinden siyasi iktidara ve kamu yönetimine yönelik eleştirilerde bulundu. Yetkinin sınırsız bir güç değil, millet tarafından verilen bir emanet olduğuna dikkat çeken Bozatlıoğlu, Giresun’da vatandaşların ekonomik sıkıntılarını ve adalet beklentilerini gündemde tutacaklarını söyledi. “DEVLET BİR ŞİRKET GİBİ YÖNETİLEMEZ” Devlet yönetiminde adalet, liyakat ve hesap verebilirlik ilkelerinin esas alınması gerektiğini belirten Bozatlıoğlu, Dervişoğlu’nun devletin kişisel mülk veya şirket anlayışıyla yönetilemeyeceği yönündeki açıklamalarını hatırlattı. Kamu yönetiminde yetki kullananların millete karşı sorumluluk taşıdığını vurgulayan Bozatlıoğlu, devlet kurumlarının işleyişinde kişisel ve siyasi tercihlerin değil, hukukun ve liyakatin belirleyici olması gerektiğini ifade etti. “ENFLASYONUN YÜKÜ DAR GELİRLİNİN SIRTINA YÜKLENEMEZ” Ekonomik sorunların Giresun'da da vatandaşların günlük yaşamını doğrudan etkilediğini savunan Bozatlıoğlu, özellikle dar gelirli vatandaşların yaşadığı geçim sıkıntısına dikkat çekti. Dervişoğlu'nun enflasyonun yükünün dar gelirli kesimlere yüklenmesini eleştiren sözlerinin önemine işaret eden Bozatlıoğlu, pazarda, çarşıda ve sokakta hissedilen ekonomik sıkıntıların siyasi gündemin öncelikli konuları arasında bulunması gerektiğini belirtti. “DENETLEYENLER DE HESAP VERMELİ” Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başta olmak üzere denetim sorumluluğu bulunan kurumların hesap verebilir olması gerektiğini belirten Bozatlıoğlu, kamu gücünün kullanılmasında şeffaflığın önemine dikkat çekti. Bozatlıoğlu, denetim yetkisi taşıyan kurumların kamu yararını ve vatandaşların haklarını koruma sorumluluğu bulunduğunu vurguladı. “MİLLİ MUTABAKAT, İKTİDARA BİAT ETMEK DEĞİLDİR” Yeni anayasa ve milli mutabakat tartışmalarına da değinen Bozatlıoğlu, gerçek bir toplumsal uzlaşmanın ancak farklı görüşlerin dikkate alınmasıyla mümkün olabileceğini savundu. Milli mutabakatın siyasi iktidara koşulsuz destek anlamına gelmediğini belirten Bozatlıoğlu, anayasal süreçlerin toplumun bütün kesimlerini kapsayacak biçimde ve şeffaflık ilkesiyle yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Milli güvenlik ve dış politikada ise devletin itibarının ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin hassasiyetlerinin korunması gerektiğini vurgulayan Bozatlıoğlu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki “Tek millet, iki devlet” anlayışının günlük siyasi tartışmaların üzerinde tutulması gerektiğini ifade etti. “YETKİ TAPU DEĞİLDİR, VERİLEN OYLAR EMANETTİR” Seçmen iradesinin hiçbir siyasi yapı tarafından sınırsız yetki olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Bozatlıoğlu, Dervişoğlu'nun “Yetki tapu değildir, verilen oylar emanettir” sözlerine dikkat çekti. Demokratik sistemde siyasi yetkinin kaynağının millet olduğunu belirten Bozatlıoğlu, seçilmiş yöneticilerin kendilerine verilen yetkiyi vatandaşların beklentileri doğrultusunda kullanmakla yükümlü olduklarını ifade etti. “SORUMLULUĞUMUZUN FARKINDAYIZ” İYİ Parti Giresun teşkilatı olarak vatandaşların sorunlarını dinlemeyi ve gündeme taşımayı sürdüreceklerini belirten Özdemir Bozatlıoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Milletimizin bize emanet ettiği sorumluluğun farkındayız. Hiçbir güç milletin iradesinden üstün değildir.” Bozatlıoğlu, ekonomik sorunlar, adalet beklentileri ve vatandaşların talepleri konusunda Giresun kamuoyunun sesi olmaya devam edeceklerini kaydetti.

KARAN’DAN FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “ÜRETİCİYİ BORSAYLA DEĞİL, TEKELLE MÜCADELEYLE KORUYUN!” Haber

KARAN’DAN FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “ÜRETİCİYİ BORSAYLA DEĞİL, TEKELLE MÜCADELEYLE KORUYUN!”

KARAN’DAN FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “ÜRETİCİYİ BORSAYLA DEĞİL, TEKELLE MÜCADELEYLE KORUYUN!” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Ticaret Bakanlığı’nın Ordu ve Giresun’daki ticaret borsalarına yönelik incelemesinin ardından dikkatleri fındık piyasasındaki alıcı yapısına çevirdi. Karan, büyük ölçekli firmaların kabuklu fındık alımlarının, piyasa paylarının ve alım politikalarının incelenmesini isteyerek Ticaret Bakanlığı ile Rekabet Kurumu’na çağrıda bulundu. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık piyasasındaki rekabet yapısına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Karan’ın değerlendirmelerinin merkezinde, üreticinin karşı karşıya bulunduğunu savunduğu alıcı yoğunlaşması ve pazarlık gücü sorunu yer aldı. Karan'ın açıklamasındaki “tekel” ve piyasa gücüne ilişkin ifadeler Karan'ın görüş ve iddialarıdır. Rekabet Kurumu'nun geçmiş kararlarında ise “kabuklu fındık alım pazarı”nın ayrı bir ilgili ürün pazarı olarak ele alındığı ve Giresun Ziraat Odası Başkanı Karan'ın görüşlerine de yer verildiği görülüyor. “ASIL MESELE REKABETİN GERÇEKTEN SAĞLANIP SAĞLANAMADIĞIDIR” Karan, Ticaret Bakanlığı'nın piyasa denetimlerini önemsediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ticaret Bakanlığı’nın piyasa denetimlerini elbette önemsiyoruz. Ancak fındık üreticisinin bugün karşı karşıya olduğu temel sorun, yalnızca borsaların veya piyasanın denetlenmesi değildir. Asıl mesele, fındık ticaretinde rekabetin gerçekten sağlanıp sağlanamadığıdır.” “ÜRETİCİ BİRKAÇ BÜYÜK ALICININ OLUŞTURDUĞU ŞARTLARDA SATMAK ZORUNDA KALIYOR” Karan, üreticinin üretim sürecindeki maliyetleri üstlendiğini, ancak hasat sonrasında pazarlık gücünün zayıfladığını savundu: “Üreticimiz yıllarca emek veriyor, bahçesinin bütün masraflarını karşılıyor. Hasat zamanı geldiğinde ise ürününü birkaç büyük alıcının oluşturduğu piyasa şartlarında satmak zorunda kalıyor.” TİCARET BAKANLIĞI’NA ÇAĞRI: “BÜYÜK FİRMALARIN ALIM POLİTİKALARINI DENETLEYİN” Giresun Ziraat Odası Başkanı, çağrısını doğrudan Ticaret Bakanlığı'na yöneltti: “Buradan Ticaret Bakanlığı’na açıkça çağrıda bulunuyorum: Borsaları denetlemek kadar, hatta ondan daha önemli olarak, fındık piyasasında belirleyici konuma gelen büyük firmaların alım politikalarını denetleyin! Özellikle kabuklu fındık ticaretinde piyasa gücünün tek elde veya sınırlı sayıda alıcıda yoğunlaşmasının üretici fiyatına etkisi bütün yönleriyle araştırılmalıdır.” Rekabet Kurumu kayıtlarında geçmişte fındık sektörüne ilişkin incelemeler yapıldığı ve “kabuklu fındık alım pazarı”nın ayrıca değerlendirildiği görülüyor. Karan da geçmiş yıllarda Rekabet Kurumu'nu fındık piyasasındaki yoğunlaşmayı incelemeye çağırmıştı. “ÜRETİCİNİN ÖZGÜRCE SATABİLECEĞİ BİR PİYASA İSTİYORUZ” Karan, taleplerinin belirli bir firmanın hedef alınmasından ziyade rekabetçi piyasa koşullarının sağlanması olduğunu belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bizim talebimiz çok açık: Üreticinin ürününü özgürce satabileceği, çok sayıda alıcının rekabet ettiği ve fiyatın gerçek arz-talep şartlarında oluştuğu bir piyasa istiyoruz. Eğer bir firmanın piyasa gücü üreticinin pazarlık gücünü ortadan kaldırıyorsa, bunun adı sadece ticaret değildir; bunun ekonomik sonuçları mutlaka incelenmelidir.” “KABUKLU FINDIK TİCARETİNDE YENİ BİR DÜZENLEME GEREKİYOR” Karan, büyük ölçekli alıcıların piyasadaki faaliyetlerinin daha şeffaf şekilde takip edilmesini de istedi: “Yetkililerden, özellikle büyük ölçekli firmaların kabuklu fındık alımlarına ilişkin miktar, piyasa payı, depolama kapasitesi ve alım politikalarının şeffaf biçimde izlenmesini talep ediyoruz. Üreticinin alternatifi olmadığı bir piyasa, gerçek anlamda rekabetçi piyasa değildir.” “ÜRETİCİNİN HAKKI BİRİLERİNİN BELİRLEDİĞİ FİYATA RAZI OLMAK DEĞİLDİR” Karan, fiyat oluşumunda şeffaflık ve rekabet vurgusunu öne çıkararak: “Fındık üreticisinin hakkı, birilerinin belirlediği fiyata razı olmak değildir. Üretici fiyatı; şeffaflık, rekabet ve gerçek arz-talep şartları içerisinde oluşmalıdır.” ifadelerini kullandı. “FINDIĞI TARLADAN FABRİKAYA KADAR İNCELEYİN” Karan'ın çağrısının adresinde Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu başta olmak üzere ilgili kamu kurumları bulunuyor: “Ticaret Bakanlığı'na, Rekabet Kurumu'na ve ilgili bütün kurumlara çağrımızdır: Fındık piyasasını sadece borsadan izlemeyin. Fındığın tarladan fabrikaya kadar olan bütün ticaret zincirini inceleyin. Üreticinin alın terinin karşılığını koruyacak düzenlemeler yapılmadan, yalnızca piyasanın görünen kısmına yönelik denetimler fındık sorununu çözmez.” Karan'ın fındık piyasasındaki fiyat oluşumu ve rekabet konusunda yaptığı bu çıkış ilk değil. GiresunSonHaber, 31 Ağustos 2026'da Karan'ın TMO'nun 255 TL'lik alım fiyatı ile yaklaşık 190 TL seviyesindeki serbest piyasa fiyatı arasındaki farkın incelenmesi yönündeki çağrısını haberleştirmişti. Bu açıklamada ise önceki çağrıdan farklı olarak büyük alıcıların piyasa payı, depolama kapasitesi, alım miktarı ve alım politikalarının izlenmesi ile kabuklu fındık ticaretine yönelik yeni düzenleme talebi öne çıkıyor. “FINDIK ÜRETİCİSİ YALNIZ DEĞİLDİR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Biz Ziraat Odaları olarak üreticimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Fındık üreticisi yalnız değildir. Fındıkta rekabet istiyoruz. Şeffaf piyasa istiyoruz. Üreticinin güçlü olduğu bir fındık piyasası istiyoruz.”

​​​​​​​KAMUDAN BİLGİ ALMANIN YOLLARI GİRESUN’DA MASAYA YATIRILDI Haber

​​​​​​​KAMUDAN BİLGİ ALMANIN YOLLARI GİRESUN’DA MASAYA YATIRILDI

IPI’DEN GİRESUN’DA GAZETECİLERE BİLGİ EDİNME HAKKI EĞİTİMİ KAMUDAN BİLGİ ALMANIN YOLLARI GİRESUN’DA MASAYA YATIRILDI Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) Türkiye genelinde sürdürdüğü “Bilgi Edinme Hakkı: Şeffaflık için Güçlü Bir Araç” eğitim serisinin Giresun ayağı gerçekleştirildi. Gazeteciler, bilgi edinme başvurularının nasıl hazırlanacağından reddedilen taleplerde izlenecek hukuki yollara kadar birçok başlığı uygulamalı olarak ele aldı. Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) tarafından düzenlenen Bilgi Edinme Hakkı Eğitimi, 19 Eylül 2026 Cumartesi günü Giresun’da gerçekleştirildi. Giresun Gazeteciler Derneği’nde düzenlenen programa gazeteciler başta olmak üzere farklı meslek ve çalışma alanlarından katılımcılar ilgi gösterdi. IPI’nin daha önce duyurduğu programda eğitmenlik görevini gazeteci Gülin Çavuş ve Damla Tarhan ile Avukat Mustafa Gökhan Tekşen üstlendi. IPI’nin Giresun programı için yaptığı duyuruda da eğitimin bilgi edinme hakkının somut örnekler üzerinden etkin biçimde kullanılmasına odaklanacağı belirtilmişti. BİLGİ EDİNME BAŞVURUSU NASIL SONUÇ ALIR? Eğitimde, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşlarından bilgi ve belge talep edilirken dikkat edilmesi gereken noktalar anlatıldı. Özellikle bilgi edinme başvurusunun doğru hazırlanması, talep edilen bilgi veya belgenin açık biçimde tanımlanması, kurumlardan gelen cevapların değerlendirilmesi ve alınan verilerin gazetecilik çalışmalarında nasıl kullanılabileceği üzerinde duruldu. IPI’nin eğitim serisinin temel başlıkları arasında sonuç almaya yönelik başvuru hazırlanması, gelen yanıtların haber ve araştırmalarda kullanılması, cevaplanmayan veya reddedilen başvurular karşısında izlenebilecek hukuki yollar ile bilgi edinme hakkının şeffaflık ve hesap verebilirlik amacıyla kullanılması yer alıyor. REDDEDİLEN BAŞVURULARDA HUKUKİ YOLLAR ANLATILDI Programın önemli başlıklarından biri de kamu kurumlarının bilgi taleplerini reddetmesi veya başvurulara cevap vermemesi durumunda kullanılabilecek hukuki mekanizmalar oldu. Gazetecilere, bilgi edinme sürecinin yalnızca bir dilekçe gönderilmesinden ibaret olmadığı; başvurunun hazırlanmasından verilen cevabın değerlendirilmesine ve gerektiğinde itiraz süreçlerinin işletilmesine kadar bütün aşamaların dikkatle takip edilmesi gerektiği aktarıldı. BİLGİ EDİNME, HABERCİLİĞİN ARAŞTIRMA ARACINA DÖNÜŞÜYOR Eğitimde bilgi edinme hakkının özellikle araştırmacı gazetecilik açısından taşıdığı önem de ele alındı. Kamu yatırımları, belediye kararları, ihaleler, imar uygulamaları, çevre, ulaşım, kamu harcamaları ve kurumların faaliyetleri gibi birçok konuda gazetecilerin doğrudan belgeye ulaşabilmesinin, haberlerin doğrulanabilir veriler üzerine kurulması açısından önemli olduğu vurgulandı. Bu kapsamda bilgi edinme başvurularının, yalnızca idari bir işlem değil, haber üretiminde belgeye ulaşmanın ve kamusal denetimi güçlendirmenin araçlarından biri olarak kullanılabileceği üzerinde duruldu. GİRESUN’DA UYGULAMALI EĞİTİM Saat 10.00’da başlayan ve yaklaşık dört buçuk saat süren programda katılımcılar, bilgi edinme hakkına ilişkin hukuki çerçeveyi ve uygulamada karşılaşılabilecek sorunları eğitmenlerle birlikte değerlendirme imkânı buldu. IPI’nin Türkiye’nin farklı şehirlerinde sürdürdüğü eğitim serisinin Giresun ayağı da böylece tamamlanmış oldu. Programın sonunda gazeteciler açısından öne çıkan mesaj ise netti: Kamu kurumlarından bilgi istemek yalnızca yasal bir hak değil; doğru kullanıldığında belgelere dayalı gazeteciliğin ve kamu denetiminin önemli araçlarından biri.

KAĞITTA 805 BİN TON, BAHÇEDE AYNI FINDIK VAR MI? Haber

KAĞITTA 805 BİN TON, BAHÇEDE AYNI FINDIK VAR MI?

KAĞITTA 805 BİN TON, BAHÇEDE AYNI FINDIK VAR MI? İHRACATÇI 805 BİN, RESMÎ KOMİSYON 705 BİN TON DİYOR; ÜRETİCİNİN BAHÇE GÖZLEMLERİ DAHA DÜŞÜK REKOLTE İHTİMALİ Türkiye’nin 2026 yılı fındık üretimine ilişkin farklı kurum ve sektör kuruluşları tarafından yapılan tahminler arasında 100 bin tonu aşan fark bulunuyor. İhracatçı birliklerinin son çalışmasında rekolte 805 bin 246 ton, Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonundaki komisyonların çalışmasında ise 704 bin 941 ton olarak hesaplandı. Buna karşılık üretim bölgelerinden gelen bazı saha gözlemleri, bahçelerdeki ürün miktarının açıklanan tahminlerin altında kalabileceği yönündeki tartışmaları artırıyor. Üreticilerin “Karanfil vardı ancak daha sonra beklenen miktarda fındık oluşmadı” şeklindeki gözlemleri biyolojik olarak mümkün görülürken, sektörde dile getirilen 400–500 bin tonluk düşük üretim senaryosu henüz Türkiye genelini temsil eden bilimsel bir rekolte çalışmasıyla doğrulanmış değil. Gerçek üretim miktarı hasat, ticari hareketler ve sezon sonu resmî verileriyle netleşecek. Türkiye’nin 2026 yılı fındık rekoltesi, hasat dönemine girilmesiyle birlikte sektörün en önemli tartışma başlıklarından biri haline geldi. Yılın farklı dönemlerinde yapılan tahminler; kullanılan yöntem, örnekleme zamanı, incelenen bahçe sayısı ve ürünün gelişim dönemine bağlı olarak önemli farklılıklar gösterdi. Bu nedenle rekolte rakamlarının yalnızca toplam ton üzerinden değil, hangi tarihte, hangi fenolojik dönemde, kaç bahçe ve dal üzerinde ve hangi yöntemle hesaplandığı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekiyor. İLK TAHMİN 829 BİN 239 TONDU İhracatçı birliklerinin 2026 yılının şubat-mart döneminde gerçekleştirdiği ilk saha çalışmasında Türkiye fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak tahmin edildi. Açıklanan bilgilere göre çalışmada 12 ildeki 79 ilçede bulunan 446 bahçede toplam 1.483 dal üzerinde inceleme yapıldı. Bu dönemde ürün henüz erken gelişim aşamasında bulunduğu için hesaplamalarda karanfil yoğunluğu gibi sezon başı göstergeleri önemli yer tuttu. Bu nedenle söz konusu rakamın, nihai üretim miktarından ziyade sezon başındaki potansiyel ürün miktarını gösteren erken dönem tahmini olarak değerlendirilmesi gerekiyor. İlk çalışmaya ilişkin kamuoyuna yansıyan verilere göre Türkiye rekoltesi 829 bin 239 ton seviyesinde hesaplandı. İKİNCİ ÇALIŞMADA 809 BİN 940 TON Nisan-mayıs döneminde gerçekleştirilen ikinci değerlendirmede Türkiye’nin tahmini fındık rekoltesi 809 bin 940 ton olarak hesaplandı. Bu rakam 12–14 Mayıs tarihlerinde Makao’da düzenlenen Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyi Kongresi’nde de paylaşıldı. Böylece ihracatçıların ilk tahmini birkaç ay içerisinde yaklaşık 19 bin ton aşağı yönlü revize edilmiş oldu. TEMMUZ ÇALIŞMASI: 805 BİN 246 TON Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından 13–28 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen son çalışmada ise örnekleme alanı genişletildi. Açıklanan verilere göre 15 il, 87 ilçe ve 477 bahçede toplam 1.625 dal üzerinde inceleme yapıldı. Bu aşamada yalnızca çotanak sayısının değil, çotanakların kırılarak sağlam tane, randıman ve meyve tutum durumlarının da değerlendirildiği bildirildi. Çalışmanın sonucunda Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesi 805 bin 246 ton olarak hesaplandı. Böylece ihracatçı birliklerinin şubat-mart dönemindeki 829 bin 239 tonluk ilk tahmini temmuz sonunda yaklaşık 24 bin ton aşağı çekilmiş oldu. BAKANLIK KOMİSYONLARI 704 BİN 941 TON HESAPLADI Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda, fındık üretilen illerde oluşturulan rekolte tahmin komisyonlarının çalışmalarında ise Türkiye’nin 2026 yılı fındık rekoltesi 704 bin 941 ton olarak belirlendi. Bu rakam, ihracatçı birliklerinin 805 bin 246 tonluk son tahmininden 100 bin 305 ton daha düşük. İki tahmin arasındaki fark yaklaşık yüzde 14 seviyesinde bulunuyor. Bu farkın; örnekleme yöntemi, bahçe seçimi, rakım dağılımı, kullanılan verim katsayıları, boş tane oranları ve çalışma tarihleri gibi metodolojik unsurlardan kaynaklanması mümkün. Dolayısıyla iki rakam arasındaki farklılığın sağlıklı değerlendirilebilmesi için yalnızca nihai tonajların değil, kullanılan yöntemlerin de karşılaştırılması gerekiyor. ORDU’DA YAKLAŞIK 400 NOKTA İNCELENDİ Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı il müdürlüğünün açıklamasına göre Ordu’da sahil, orta ve yüksek kesimleri temsil edecek şekilde yaklaşık 400 noktada rekolte çalışması yapıldı. Sayım çalışmalarında hastalık ve zararlıların ürün üzerindeki etkilerinin de değerlendirmeye alındığı bildirildi. GİRESUN’DA 13 İLÇEDE 130 ÖRNEK BAHÇE Giresun’da ise 6–17 Temmuz tarihleri arasında 13 ilçedeki 130 örnek bahçede rekolte tespit çalışması gerçekleştirildi. Bakanlık koordinasyonundaki çalışmalar sonucunda ortaya çıkan 704 bin 941 tonluk tahmin, ihracatçıların hesabından önemli ölçüde düşük kaldı. TÜİK’İN İLK TAHMİNİ 715 BİN 350 TON TÜİK’in 2026 yılına ilişkin ilk bitkisel üretim tahmininde ise Türkiye’nin fındık üretimi 715 bin 350 ton olarak öngörüldü. Bu rakam, ihracatçı birliklerinin 805 bin tonluk tahmininden ziyade Bakanlık koordinasyonundaki komisyonların 704 bin 941 tonluk hesabına daha yakın bulunuyor. Mevcut durumda üç önemli kurumsal rakam ortaya çıkıyor: Kurum / Çalışma 2026 Tahmini İhracatçı birlikleri son tahmini 805.246 ton Bakanlık koordinasyonundaki rekolte komisyonları 704.941 ton TÜİK ilk bitkisel üretim tahmini 715.350 ton Bu farklılıklar, sezon tamamlanmadan açıklanan rekolte rakamlarının kesin üretim miktarı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. ÜRETİCİNİN BAHÇE GÖZLEMİ FARKLI BİR TABLOYA İŞARET EDİYOR Rekolte tartışmasının diğer tarafında üreticilerin doğrudan bahçe gözlemleri bulunuyor. Giresun başta olmak üzere farklı üretim bölgelerinden bazı üreticiler, kış ve ilkbahar döneminde dallarda yoğun karanfil görülmesine rağmen ilerleyen aylarda aynı oranda fındık oluşmadığını belirtiyor. Bazı üreticiler bu durumu: “Karanfil vardı ancak daha sonra beklenen miktarda fındık oluşmadı.” sözleriyle ifade ediyor. Bu gözlemin bitki fizyolojisi bakımından mümkün olduğu biliniyor. Çünkü bir fındık dalında karanfil görülmesi, o çiçeğin mutlaka içi dolu ve hasat edilebilir bir fındığa dönüşeceği anlamına gelmiyor. KARANFİL SAYISI NEDEN TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL? Fındıkta dişi çiçeklerin görülmesi ile nihai meyvenin oluşması arasında uzun ve çok aşamalı bir biyolojik süreç bulunuyor. Nihai ürün miktarı; uygun ve yeterli tozlanmaya, çeşit uyumuna, döllenme başarısına, hava sıcaklıklarına, yağış durumuna, kuraklık ve su stresine, beslenme koşullarına, hastalık ve zararlı baskısına, fizyolojik dökülmelere, meyvenin iç doldurma başarısına bağlı olarak değişebiliyor. Dolayısıyla kış döneminde yoğun karanfil bulunması, aynı oranda hasat edilebilir ürün elde edileceğini garanti etmiyor. Bilimsel çalışmalarda da fındıkta nihai meyve tutumu ve tane oluşumunun, başarılı tozlanma ve döllenmenin yanı sıra çok sayıda çevresel ve fizyolojik etkene bağlı olduğu ortaya konuluyor. 500–600 BİN TON İHTİMALİ KONUŞULUYOR AMA HENÜZ BİLİMSEL TAHMİN DEĞİL Bahçelerden aktarılan düşük ürün gözlemleri, 2026 yılı Türkiye fındık rekoltesinin açıklanan kurumsal tahminlerin altında gerçekleşebileceği yönündeki değerlendirmeleri artırıyor. Bu kapsamda üretici ve sektör çevrelerinde 500–600 bin ton seviyeleri de gündeme getiriliyor. Ancak bu rakamların mevcut aşamada Türkiye’nin 2026 yılı için bilimsel yöntemlerle doğrulanmış ulusal rekolte tahmini olarak kabul edilmesi mümkün değil. Çünkü kamuoyuna açıklanmış; Türkiye genelini temsil eden,örnekleme yöntemi ortaya konulan,il ve ilçe dağılımı açıklanan,örnek bahçe sayısı belirtilen,kullanılan verim katsayıları yayımlanan yeni bir çalışmanın sonucu değil. Dolayısıyla 500–600 bin tonluk aralık, bazı üretici saha gözlemleri ve sektör değerlendirmelerinden hareketle gündeme gelen olası bir düşük üretim senaryosu olarak değerlendirilmelidir. Belirli bölgelerde veya bahçelerde görülen ürün kayıplarının bütün üretim alanlarına aynı oranda yansıdığını kabul etmek bilimsel açıdan doğru olmaz. 2025 SEZONU ÖNEMLİ BİR ÖRNEK Geçen sezon yaşanan gelişmeler, erken dönem rekolte tahminlerinin neden ihtiyatla değerlendirilmesi gerektiğini gösteren önemli bir örnek oluşturuyor. İhracatçı birliklerinin 2025 ürünü için şubat ayında açıkladığı ilk rekolte tahmini 768 bin 715 ton seviyesindeydi. Nisan ayında yaşanan zirai donun ardından tahminler aşağı yönlü revize edildi. Mayıs ayında 609 bin 384 ton, temmuz ayında 601 bin 206 ton, kasım ayındaki revizyonda ise 528 bin 808 ton seviyeleri açıklandı. TÜİK’in daha sonra yayımladığı 2025 yılı nihai üretim verisinde Türkiye’nin fındık üretimi 441 bin ton olarak gerçekleşti. 2025 Rekolte Süreci Açıklanan / Tahmin Edilen Miktar İlk Tahmine Göre Fark Şubat – İlk ihracatçı tahmini 768.715 ton — Mayıs – Don sonrası tahmin 609.384 ton -159.331 ton Temmuz – Yeni saha tahmini 601.206 ton -167.509 ton Kasım – İhracatçı revizyonu 528.808 ton -239.907 ton TÜİK nihai üretimi 441.000 ton -327.715 ton İLK TAHMİNLE NİHAİ ÜRETİM ARASINDA 327 BİN TON FARK 2025 sezonunda şubat ayında açıklanan 768 bin 715 tonluk ilk tahmin ile TÜİK’in açıkladığı 441 bin tonluk nihai üretim arasında 327 bin 715 ton fark oluştu. Başka bir ifadeyle nihai üretim, ilk tahminin yaklaşık yüzde 43 altında kaldı. Kasım ayında 528 bin 808 tona kadar düşürülen son ihracatçı tahmini dahi TÜİK’in açıkladığı üretimin 87 bin 808 ton üzerinde gerçekleşti. Bu tablo, erken dönemde karanfil veya daha sonraki dönemde çotanak sayımlarına dayanan rekolte çalışmalarının önemli göstergeler olmakla birlikte, nihai üretim miktarıyla aynı anlama gelmediğini gösteriyor. Ancak burada önemli bir bilimsel sınırlama bulunuyor: 2025 yılında yaşanan yüzde 43’lük farktan hareketle 2026 yılında da aynı oranda sapma yaşanacağı sonucuna varılamaz. Her sezonun iklim, don, kuraklık, hastalık, zararlı, döllenme ve verim koşulları farklıdır. Bu nedenle 2025 verileri, 2026 için doğrudan matematiksel bir düzeltme katsayısı olarak değil, erken dönem tahminlerinde oluşabilecek sapmaların mümkün olduğunu gösteren tarihsel bir örnek olarak değerlendirilmelidir. DEVREDEN STOK REKOLTEDEN AYRI TUTULMALI 2026 fındık piyasasının değerlendirilmesinde rekolte kadar önemli diğer bir unsur da önceki sezondan devreden stok miktarı. Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyinin mayıs ayında yayımlanan arz çalışmasında Türkiye’nin 2026–2027 sezonuna yaklaşık 150 bin ton kabuklu fındık stoku ile girebileceği öngörüldü. Aynı çalışmada 809 bin 940 tonluk üretim tahmini üzerinden Türkiye’nin toplam arzının 959 bin 940 ton olabileceği hesaplandı. Ancak söz konusu 150 bin ton, TMO depolarında fiilen sayılmış ve TMO tarafından resmen açıklanmış stok miktarı değil. Bu tahmini stok miktarının; ne kadarının TMO’da, ne kadarının üreticide, ne kadarının tüccar veya manavlarda, ne kadarının ihracatçılarda, ne kadarının sanayi kuruluşlarının depolarında bulunduğu kamuoyuna açıklanan tabloda ayrıştırılmıyor. Bu nedenle 150 bin tonluk rakamın doğrudan “TMO’nun elindeki stok” olarak ifade edilmesi doğru değil. TMO’NUN GÜNCEL STOK MİKTARI NET OLARAK AÇIKLANMIŞ DEĞİL TMO’nun 2026 yılı fındık alım kampanyasına ilişkin açıklamalarında Kurumun elindeki toplam fındık stokunun güncel miktarına ilişkin ayrıntılı bir stok cetveli kamuoyuyla paylaşılmış değil. Bu nedenle doğrulanabilir resmî veriler üzerinden; “TMO’nun elinde şu kadar, üreticinin elinde bu kadar fındık bulunmaktadır” şeklinde kesin bir tonaj dağılımı yapmak mümkün değil. Ordu Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Bayhan, 13 Şubat 2026 tarihinde yaptığı açıklamada TMO’nun elinde piyasayı baskılayabilecek ölçüde fındık kalmadığını ve üreticide de sınırlı miktarda ürün bulunduğunu savundu. Ancak bu açıklama, TMO tarafından yayımlanmış resmî bir stok cetveli değil; sektör ve meslek kuruluşu temsilcisinin değerlendirmesi niteliğinde. Ağustos ayında ziraat odası temsilcilerinin yaptığı bazı açıklamalar ise bazı üreticilerin ellerinde hâlen 2025 mahsulü bulunduğunu gösteriyor. Ancak üretici elindeki eski mahsulün Türkiye genelindeki toplam miktarına ilişkin de doğrulanmış bir tonaj bulunmuyor. TMO YALNIZCA YENİ MAHSULÜ KABUL EDİYOR TMO’nun 2026 yılı alım esaslarına göre Kurum, yeni sezon ürünü dışında eski mahsul veya eski ve yeni mahsulün karıştırıldığı ürünleri kabul etmiyor. Bu nedenle üreticinin elinde kalmış olan 2025 mahsulü fındık, TMO’nun 2026 sezonu için açıkladığı yeni mahsul alım fiyatından değerlendirilemiyor. Bu durum, eski mahsul üretici stokunun serbest piyasadaki davranışının yeni sezon ürününden ayrı değerlendirilmesini gerektiriyor. STOK İLE REKOLTE BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI Fındık piyasasında iki temel kavramın birbirinden ayrılması gerekiyor: Rekolte, belirli üretim yılında bahçeden elde edilen yeni ürün miktarıdır. Toplam arz ise yeni üretimin yanı sıra önceki yıllardan devreden stokları da kapsayabilir. Dolayısıyla geçen yıldan kaldığı tahmin edilen 150 bin tonluk stok, 2026 yılında bahçelerde üretilen fındık miktarının bir parçası değildir. Örneğin 2026 yılı yeni mahsul üretiminin 700 bin ton ve devreden stokun 150 bin ton olduğu varsayıldığında toplam arz 850 bin tona ulaşabilir. Ancak bu durumda 2026 rekoltesi yine 700 bin tondur. Bu ayrım fiyat analizi açısından da önem taşıyor. Üreticinin elindeki fındıkla büyük sanayi kuruluşlarının, ihracatçıların veya ticari depoların elindeki stokların piyasaya çıkış zamanı ve fiyat davranışı aynı olmayabilir. Bu nedenle sağlıklı bir piyasa analizi yapılabilmesi için stokların ekonomik aktörlere göre mümkün olduğunca ayrıştırılması gerekiyor. REKOLTE ÇALIŞMALARINDA DAHA FAZLA ŞEFFAFLIK GEREKİYOR İhracatçıların 805 bin 246 tonluk hesabı ile Bakanlık koordinasyonundaki komisyonların 704 bin 941 tonluk tahmini arasında yaklaşık 100 bin ton fark bulunması, rekolte çalışmalarının metodolojisinin daha ayrıntılı açıklanmasının önemini artırıyor. Bilimsel karşılaştırmanın yapılabilmesi için mümkün olduğunca şu bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması yararlı olacaktır: Örnek bahçelerin il ve ilçe dağılımı, rakım grupları, çeşit dağılımı, bahçelerin bakım durumu, dekara düşen ocak sayısı, dal başına çotanak miktarı, çotanaktaki ortalama tane sayısı, boş ve gelişmemiş tane oranı, randıman, hastalık ve zararlı etkisi, kullanılan verim katsayıları, sonuçların hata payı veya güven aralığı. Bu veriler yayımlandığında iki farklı kurumsal tahmin arasındaki yaklaşık 100 bin tonluk farkın nedenleri daha sağlıklı biçimde analiz edilebilir. YÜKSEK REKOLTE TAHMİNİ FİYATI ETKİLEYEBİLİR Mİ? Rekolte tahminleri yalnızca teknik veya istatistiksel bir konu değil. Tarımsal ürün piyasalarında beklenen üretim miktarı, arz beklentilerini ve buna bağlı olarak alıcıların, satıcıların ve sanayi kuruluşlarının piyasa davranışlarını etkileyebilen unsurlardan biri. Ancak belirli bir rekolte açıklamasının tek başına piyasa fiyatını düşürdüğünü söyleyebilmek için ayrıca ekonomik veri ve nedensellik analizi yapılması gerekir. Bu nedenle daha doğru değerlendirme şudur: Gerçekleşenden yüksek bir rekolte beklentisinin oluşması, diğer piyasa koşullarıyla birlikte, üreticinin pazarlık gücü ve fiyat beklentileri üzerinde etkili olabilecek faktörlerden biridir. Bu etkinin derecesi; dünya fındık üretimi, devreden stok, ihracat talebi, sanayi talebi, döviz kuru, büyük alıcıların satın alma politikaları, TMO ve diğer kamu müdahaleleri ile birlikte değerlendirilmelidir. BUGÜN İÇİN ÜÇ AYRI TABLO VAR 29 Ağustos 2026 itibarıyla kamuoyuna yansıyan bilgiler değerlendirildiğinde üç ayrı seviye öne çıkıyor: İhracatçı birliklerinin son tahmini: 805 bin 246 ton. Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonundaki komisyonların tahmini: 704 bin 941 ton. Bazı üretici ve sektör çevrelerinin saha gözlemlerinden hareketle dile getirdiği düşük üretim senaryosu: 500–600 bin ton. Ancak üçüncü rakamın ilk iki tahminle aynı bilimsel ve kurumsal statüde olmadığı özellikle belirtilmeli. 805 bin ve 704 bin tonluk rakamlar belirli örnekleme ve saha çalışmalarına dayanırken, 500–600 bin tonluk seviye henüz kamuoyuna açıklanmış ulusal ölçekli yeni bir rekolte çalışmasıyla doğrulanmış değil. GERÇEK TABLO HARMANDA VE SEZON SONUNDA ORTAYA ÇIKACAK Fındıkta kesin üretim miktarının hasat tamamlanmadan tam olarak belirlenmesi oldukça güç. Sezon ilerledikçe; üreticinin harmana indirdiği ürün, TMO alımları, FİSKOBİRLİK ve diğer alıcıların alımları, ticaret borsalarının tescil rakamları, ihracat miktarları, iç tüketim, sanayi kullanımı, devreden stoklar birlikte değerlendirilmeli. TÜİK’in sezon sonunda açıklayacağı nihai üretim verisi de 2026 yılı rekoltesinin resmî istatistikler açısından temel referansı olacak. SONUÇ: TAHMİN, SAHA GÖZLEMİ VE GERÇEK ÜRETİM AYRI AYRI DEĞERLENDİRİLMELİ 2026 yılı fındık rekoltesinde bugün için kesin bir rakamdan değil, farklı yöntemlerle oluşturulmuş tahminlerden söz etmek daha doğru. İhracatçı birliklerinin 805 bin 246 tonluk son tahmini ile Bakanlık koordinasyonundaki komisyonların 704 bin 941 tonluk hesabı arasında yaklaşık 100 bin tonluk fark bulunuyor. TÜİK’in 715 bin 350 tonluk ilk tahmini ise Bakanlık komisyonlarının rakamına daha yakın duruyor. Bahçelerden gelen ve “karanfil vardı ancak beklenen miktarda fındık oluşmadı” şeklinde özetlenen üretici gözlemleri de biyolojik açıdan dikkate alınması gereken saha bulguları arasında. Ancak bu gözlemlerden hareketle Türkiye rekoltesinin kesin olarak 400–500 bin tona gerilediği sonucuna ulaşmak için henüz yeterli ulusal ve karşılaştırılabilir veri bulunmuyor. 2025 yılında ilk tahminle nihai üretim arasında 327 bin 715 tonluk fark yaşanmış olması da erken dönem tahminlerinin ihtiyatla değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Bununla birlikte geçen yıl yaşanan sapmanın 2026 yılına doğrudan uygulanması da bilimsel olarak doğru değil. Sağlıklı değerlendirme için kurumsal rekolte tahminlerinin tahmin olarak, üreticilerin bahçe gözlemlerinin saha bulgusu olarak, geçen yıldan devreden stokların ise yeni mahsul üretiminden ayrı bir arz unsuru olarak ele alınması gerekiyor. İhracatçı birliklerinin ve Bakanlık koordinasyonundaki komisyonların kullandıkları yöntemleri, ilçe ve rakım bazlı verileri, boş tane oranlarını ve verim katsayılarını daha ayrıntılı paylaşması; TMO’nun da elindeki stok ile sezon boyunca gerçekleştirdiği günlük ve toplam alım miktarlarını düzenli olarak kamuoyuna açıklaması, piyasadaki belirsizliği azaltacaktır. Çünkü fındıkta rekolte hesabı yalnızca istatistikten ibaret değil. Üretim beklentisine ilişkin açıklamalar, piyasanın arz algısını ve dolayısıyla üreticinin fiyat beklentisini ve pazarlık koşullarını etkileyebilecek ekonomik göstergeler arasında yer alıyor. 2026 sezonunun gerçek fındık rekoltesi ise tahmin tablolarından çok, harmana giren ürün ve sezon sonunda ortaya çıkacak resmî kayıtlarla belli olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.