Hava Durumu

#Şeffaflık

giresunsonhaber - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yemek sipariş platformlarına yeni düzenleme... Gizli ücretler son! Haber

Yemek sipariş platformlarına yeni düzenleme... Gizli ücretler son!

Ticaret Bakanlığı’nın yeni düzenlemesiyle yemek sipariş platformlarının restoranlardan aldığı tüm hizmet bedelleri şeffaf hale getirildi. Zorunlu ek ücretler kaldırılırken, kampanyalara katılım gönüllü oldu. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığı, elektronik ticaret kapsamında faaliyet gösteren yemek sipariş platformlarına yönelik önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdi. Son dönemde artan şikayetler üzerine yapılan düzenlemeyle, restoranlarla platformlar arasındaki ticari ilişkilerde şeffaflık ve adaletin artırılması hedefleniyor. Yeni düzenlemeye göre, yemek sipariş platformlarının restoranlardan tahsil ettiği tüm hizmet bedelleri artık ayrıntılı şekilde gösterilecek. Restoranlar, komisyon, taşıma ve görünürlük gibi tüm maliyet kalemlerini açık ve karşılaştırılabilir biçimde görebilecek. Ayrıca, platformların sunduğu temel aracılık hizmetleri için ek ücret talep etmesinin önüne geçildi. Kampanyalara katılımın zorunlu tutulması uygulaması kaldırılırken, bu süreç tamamen gönüllülük esasına bağlandı. İndirimli satışlarda uygulanan komisyon sistemi de sadeleştirildi. Buna göre komisyon hesaplamaları daha açık ve anlaşılır hale getirilerek hem restoranlar hem de platformlar açısından dengeli bir yapı oluşturuldu. Düzenleme kapsamında ayrıca restoranların kampanya, reklam ve indirim uygulamalarına katılımı tamamen kendi tercihine bırakıldı. Katılım sağlamayan işletmelere herhangi bir yaptırım uygulanamayacak. Ticaret Bakanlığı, atılan bu adımlarla elektronik ticaret ekosisteminde güveni artırmayı, işletmeler üzerindeki mali yükleri azaltmayı ve daha sürdürülebilir bir piyasa yapısı oluşturmayı amaçladı.

GİRESUN’DA ORTAK BİLDİRİ: DOĞAMIZI VE SUYUMUZU KORUYALIM Haber

GİRESUN’DA ORTAK BİLDİRİ: DOĞAMIZI VE SUYUMUZU KORUYALIM

GİRESUN’DA ORTAK BİLDİRİ: DOĞAMIZI VE SUYUMUZU KORUYALIM Giresun’da iş dünyası, esnaf ve üretici kesimini temsil eden kurumlar, madencilik faaliyetlerine karşı ortak basın bildirisi yayımladı. Metin, su kaynakları, orman varlığı, tarım alanları ve insan sağlığı için açık uyarı yaptı; kontrolsüz madenciliğe karşı ortak tutum ortaya koydu. GİRESUN – Giresun’da iş dünyası, esnaf ve üretici kesimini temsil eden kurumlar, “Doğamızı ve Suyumuzu Koruyalım” başlıklı ortak basın bildirisi yayımladı. Ortak açıklama, bölgede artan madencilik faaliyetlerinin doğal yaşam, su kaynakları ve tarımsal üretim üzerindeki risklerine dikkat çekti. Ortak bildiride, Giresun ile Karadeniz Bölgesi’nin orman varlığı, su kaynakları ve tarımsal üretim gücüyle ülkenin en önemli doğal ve ekonomik değerleri arasında yer aldığı vurgulandı. Metin, son dönemde bölgede artan madencilik faaliyetlerinin, özellikle Giresun genelinde geniş alanları kapsayan ruhsatlandırmaların, doğal yaşamı, tarım alanlarını ve su kaynaklarını ciddi biçimde tehdit ettiğini ortaya koydu. ORTAK MESAJ: KONTROLSÜZ MADENCİLİĞE HAYIR Ortak görselde “DOĞAMIZI VE SUYUMUZU KORUYALIM” başlığı ile “KONTROLSÜZ MADENCİLİĞE HAYIR!” mesajı öne çıkarıldı. Görselde Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası, Giresun Ticaret Borsası, Giresun Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ile TZOB logosu yer aldı. Açıklama, madenciliğin ülke ekonomisine katkısını bütünüyle reddetmedi. Buna karşın, bu faaliyetlerin insan sağlığı, çevre ve bölgenin geleceği göz ardı edilerek yürütülmesine karşı net bir duruş aldı. DÖRT BAŞLIKTA RİSK UYARISI Bildiride, kontrolsüz ve yeterli denetimden uzak madencilik faaliyetlerinin doğurabileceği başlıca riskler tek tek sıralandı. Metne göre bu süreç, orman alanlarının azalmasına, yer altı ve içme suyu kaynaklarının zarar görmesine, tarım arazilerinin verimsizleşmesine ve heyelanla birlikte çevresel risklerin artmasına yol açabilecek nitelik taşıyor. Açıklamada ayrıca ağır metaller, toz ve olası kimyasal kullanımına bağlı kirliliğin uzun vadede hem insan sağlığını hem de bölge ekonomisinin temel dayanakları arasında yer alan tarım ve üretimi tehdit edeceği vurgulandı. ŞEFFAFLIK VE BAĞIMSIZ DENETİM VURGUSU Ortak metin, çevresel etkileri yeterince değerlendirilmemiş, şeffaflığı sağlanmamış ve bağımsız denetimden geçmemiş hiçbir madencilik faaliyetinin bölgede uygulanmasını doğru bulmadığını açık biçimde ilan etti. Bildiride, ekonomik kalkınma ile çevresel sürdürülebilirliğin birlikte yürütülmesi gerektiği ifade edildi. Giresun iş dünyası, üreticileri ve esnafını temsil eden kurumlar, kalkınma hedefi ile doğanın korunmasını karşı karşıya getiren anlayışa karşı ortak tavır aldı. SU, FINDIK VE YAŞAM ALANLARI İÇİN ÇAĞRI Metin, yetkili kurumları doğal dengeyi bozmayan, su kaynaklarını güvence altına alan, fındık tarımı ve üretimini koruyan, bölge halkının sağlığını önceleyen politikaları hayata geçirmeye davet etti. Ortak açıklama, “Giresun’un doğası, tarımı ve yaşam alanları geri dönülemez risklerle karşı karşıyadır” uyarısıyla dikkat çekti. Bildiri, tüm paydaşlara duyarlılık ve ortak akılla hareket etme çağrısıyla sona erdi. ORTAK GÖRSELDE ÖNE ÇIKAN CÜMLELER Doğal dengeyi bozmayan, su kaynaklarını güvence altına alan, fındık tarımı ve üretimini koruyan, bölge halkının sağlığını önceliklendiren politikaların hayata geçirilmesi istendi. Giresun’un doğası, tarımı ve yaşam alanları için geri dönülmez risk uyarısı yapıldı. Tüm paydaşlara ortak akıl ve duyarlılık çağrısı yöneltildi. https://giresuntso.org.tr/dogamizi-ve-suyumuzu-koruyalim/

İMAR DOSYASI MASADA, GİRESUN EKONOMİSİ NEFESİNİ TUTTU Haber

İMAR DOSYASI MASADA, GİRESUN EKONOMİSİ NEFESİNİ TUTTU

Giresun Belediyesi, revizyon ilave imar planı dosyasını 26 Mart 2026 Perşembe günü saat 10.00’da olağanüstü gündemle meclise taşıyor. Belediye kayıtlarında 9 Ocak 2026’daki plan onayı, 16 Ocak 2026’daki ilan süreci, 4 Mart 2026 gündem ve karar özetlerinde yeniden açılan “kazanılmış haklar” ve “teknik hatalar” başlıkları ile 23 Mart 2026 tarihli toplantı çağrısı birlikte okunduğunda, dosyanın ilk onayla kapanmadığı açık biçimde görülüyor. İMAR DOSYASI MASADA, GİRESUN EKONOMİSİ NEFESİNİ TUTTU Giresun’daki revizyon ilave imar planı artık yalnız pafta ve plan notu tartışmasının ötesine geçmiş durumda... Dosya, mülkiyet beklentisini, yatırım güvenini, küçük esnaf dengesini ve belediyenin yönetim kapasitesini aynı anda sınayan ekonomik ve idari bir eşik haline geldi. Belediye meclisinin 9 Ocak 2026 tarih ve 19 sayılı kararıyla onaylanan planın 16 Ocak’ta ilan edilmesine rağmen, mart ayında aynı dosyada eski plandan gelen hakların korunup korunamayacağı ve teknik hataların düzeltilip düzeltilemeyeceği başlıklarının yeniden meclis kayıtlarına girmesi, tartışmanın kapanmadığını gösterdi. 26 Mart toplantısı da bu nedenle sıradan bir gündem değil, doğrudan kriz yönetimi sınavı niteliği taşıyor. ONAY ÇIKTI, DOSYA KAPANMADI Belediye, 1/5000 ölçekli ilave ve revizyon nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli ilave ve revizyon uygulama imar planının 9 Ocak 2026 tarihli meclis kararıyla onaylandığını 16 Ocak 2026 tarihli ilan metninde yayımladı. Ancak 4 Mart 2026 tarihli gündem ve karar özeti, dosyanın sahada ve uygulamada kapanmadığını ortaya koydu; meclis kayıtlarında eski plandan gelen kazanılmış hakların korunup korunamayacağı ve teknik hataların düzeltilip düzeltilemeyeceği başlıkları açıkça yer aldı. 23 Mart 2026’da yayımlanan yeni çağrı ise aynı dosyanın 26 Mart’ta yeniden meclis önüne geleceğini duyurdu. Bu tablo, planın hukuken onaylanmış olsa bile fiilen tartışmalı kaldığını gösteriyor. İmar planlarında asıl kırılma çoğu zaman çizimin kendisinde değil, yeni kuralların sahada nasıl uygulanacağında yaşanır. Giresun dosyasında da gerilim tam bu noktada düğümlendi. “Kazanılmış hak” başlığının yeniden açılması, meseleye yalnız şehircilik tekniği olarak bakılamayacağını gösteriyor. Çünkü hangi ruhsatın korunacağı, hangi proje safhasının yeni rejim içinde nasıl değerlendirileceği ve hangi plan notlarının düzeltileceği netleşmedikçe, piyasa da mülk sahibi de belediyenin kendi uygulama birimleri de aynı belirsizlik içinde kalıyor. NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ? KÜÇÜK İŞLETME KENTİ, BÜYÜK BELİRSİZLİK DOKA’nın Giresun il profiline göre kentte 60 bin 128 zorunlu sigortalı 10 bin 804 işyerinde çalışıyor; işyerlerinin yüzde 89,60’ı 1 ila 9 çalışanlı küçük işletmelerden oluşuyor. Böyle bir yapıda imar planı kaynaklı belirsizlik yalnız büyük yatırımcıyı değil, yapı malzemecisini, nakliyeciyi, taşeronu, küçük müteahhidi ve mahalle esnafını birlikte etkiler. Giresun gibi küçük işletme ağırlıklı kentlerde güven kaybı daha hızlı fiyatlanır; çünkü piyasanın darbe emme kapasitesi sınırlıdır. Ulusal veriler de baskının arttığını gösteriyor. TÜİK, Ocak 2026’da inşaat maliyet endeksinin yıllık yüzde 25,38, aylık yüzde 9,87 arttığını açıkladı. Aynı veri akışı içinde inşaat üretim endeksinde yıllık yüzde 8 artış yer aldı. Başka bir deyişle sektör zaten pahalı bir zeminde üretmeye çalışıyor. Giresun’daki plan belirsizliği bu tabloya eklendiğinde, maliyet baskısı ile karar belirsizliği üst üste biniyor. Bu nedenle dosya yalnız belediye tartışması değil, doğrudan piyasa güveni başlığına dönüşüyor. Talep tarafı da sınırsız değil. TÜİK verilerinde Giresun’da 2025 yılı boyunca 9 bin 564 konut satışı görünüyor. Bu rakam, ilin emlak ve inşaat piyasasının büyükşehir ölçeğinde çok derin bir yapıya sahip olmadığını ortaya koyuyor. Piyasa derinliği sınırlıysa, idari belirsizlik daha sert hissedilir; karar ertelenir, satış yavaşlar, finansman iştahı düşer. Giresun’daki imar düğümünün ekonomi cephesinde büyümesinin bir nedeni de bu dar piyasa tabanıdır. KATILIMCILIK VAADİ, SAHADA GERİLİM Giresun Belediyesi’nin 2025-2029 Stratejik Planı’nda iç ve dış paydaş anketi yapıldığı, planın katılımcı ve hesap verebilir bir anlayışla hazırlandığı belirtiliyor. Belediyenin iç kontrol dokümanında da temel değerler arasında şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılımcılık açık biçimde yazılıyor. Buna karşılık birkaç hafta içinde aynı plan dosyasının “teknik hata” ve “kazanılmış hak” başlıklarıyla yeniden meclise dönmesi, kurumsal hedef ile uygulama pratiği arasında belirgin bir boşluk oluştuğunu düşündürüyor. Bu nedenle dosyanın siyasi faturası teknik komisyonlarla sınırlı kalmıyor. Teknik olarak savunulabilir görülen bir plan bile yeterince anlatılmamış, müzakere edilmemiş ve itirazlara açık, ölçülebilir cevaplar üretilmelidir. İTİRAZ SAYISI TARTIŞMASI AYRI, İTİRAZ YOĞUNLUĞU GERÇEK Kamuoyunda en çok konuşulan başlıklardan biri itiraz sayısı oldu. Yerel haber akışında 1.114 itirazdan söz edildi. Ancak bu sayı belediyenin yayımladığı imzalı nihai toplam cetvel olarak değil, haber ve siyasi açıklama düzeyinde dolaşıma girdi. Bu nedenle en sağlam ifade, Giresun’da olağan dışı yoğunlukta itiraz atmosferi oluştuğudur. Sayının kesinliği ayrıca resmi kayıtla sabitlenmelidir; fakat itiraz yoğunluğunun dosyayı ekonomik ve siyasi baskı alanına çevirdiği artık açıktır. ÇIKIŞ YOLU DAYATMA DEĞİL, GEÇİŞ REJİMİ Giresun’un önündeki yol “ya plan aynen uygulanır ya da şehir tamamen durur” ikilemi değildir. Belediyenin 26 Mart toplantısından revizyonu savunma cümleleriyle çıkması, gerilimi düşürmeye yetmeyebilir. Asıl ihtiyaç, itirazların başlık başlık ayrıldığı, teknik hata görülen alanların netleştirildiği, eski plandan doğan hakların objektif geçiş hükümleriyle yazıldığı ve gerekiyorsa etaplı düzeltme modelinin işletildiği açık bir geçiş rejimidir. Ama aynı toplantı yalnız sertleşen savunma çizgisi üretirse, bugün imar başlığında görülen gerilim yarın yatırım güveni, ruhsat davranışı ve küçük esnaf tahsilatı üzerinden daha ağır ekonomik sonuçlar doğurabilir.

CHP’li Karasu Kırıkkale'deki usulsüzlük iddialarını TBMM'ye taşıdı Haber

CHP’li Karasu Kırıkkale'deki usulsüzlük iddialarını TBMM'ye taşıdı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, Kırıkkale’nin Delice ilçesine bağlı köylerde, AKP’li bir meclis üyesinin ve ailesinin Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) üzerinden ciddi usulsüzlükler yaptığına yönelik iddiaları Meclis gündemine taşıdı. ANKARA (İGFA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Kırıkkale’nin Delice ilçesine bağlı köylerde tarımsal desteklerin bazı kişiler tarafından siyasi nüfuz kullanılarak suistimal edildiğine dair iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’ne taşıdı. Karasu, asıl hedefin dürüst çiftçiler değil, kamu kaynaklarını kendi siyasi nüfuzlarıyla haksız kazanca dönüştüren kişiler olduğunu vurguladı. Karasu’nun Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesinde, bazı çiftçilere ait bilgilerin rızaları dışında kullanıldığı ve köy muhtarlarına ait sahte imza ve mühürlerle ÇKS belgeleri düzenlendiği iddialarına dikkat çekildi. Önergeye göre, AK Partili İl Genel Meclisi üyesi Onur Şencan ve birinci derece yakınları, başkalarına ait araziler üzerinden ÇKS kaydı yaptırarak 2022–2025 yıllarında mazot, gübre ve hububat desteklerinden yüksek tutarlarda yararlandı. Karasu, söz konusu ailenin siyasi ve idari nüfuzunun, olayın sıradan bir usulsüzlükten öte kamu gücünün kötüye kullanılması ihtimalini artırdığını belirtti. CHP'li Karasu, soru önergesinde Delice ilçesindeki usulsüzlük iddialarının Bakanlığa ulaşıp ulaşmadığını, müfettiş soruşturmasının olup olmadığını, Şencan ailesi adına kayıtlı arazilerin büyüklüğünü ve bu kayıtlar üzerinden alınan desteklerin tutarlarını sordu. Ayrıca vefat etmiş kişiler adına sahte evrak ve imzalarla destek ödemesi yapılması iddialarının da araştırılmasını talep etti. CHP’li Karasu, ÇKS’nin siyasi nüfuzla bir yolsuzluk aracı hâline gelmesine göz yumulamayacağını vurgularken, haksız yere alınan desteklerin faiziyle geri alınması ve sorumlular hakkında derhal idari ve adli işlemler başlatılması çağrısında bulundu. Karasu, Tarım Bakanlığı’nın benzer usulsüzlükleri önlemek için almayı planladığı denetim, şeffaflık ve dijital doğrulama önlemlerini de kamuoyuna açıklaması gerektiğini kaydetti

FİSKOBİRLİK’TE GERİLİM BÜYÜYOR: Haber

FİSKOBİRLİK’TE GERİLİM BÜYÜYOR:

FİSKOBİRLİK’TE GERİLİM BÜYÜYOR: “800 MİLYON FAİZ BAŞARI MI, BU KURUM KİMİN?” FİSKOBİRLİK’in hafta sonu gerçekleştirilen Mali Genel Kurulu, Giresun kamuoyunda derin bir kırılmaya yol açtı. Genel kurul sonrası yapılan açıklamalar, kurumun yönetim anlayışına, mali tablosuna ve kullanılan dile yönelik sert eleştirileri beraberinde getirdi. Eleştirilerin merkezinde ise FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ın kürsüdeki üslubu ve “kurum benim” algısı yaratan söylemleri yer aldı. ZİRAAT ODASI BAŞKANI KARAN: “800 MİLYON FAİZ ÖDEMEK BAŞARI MI?” Tepkilerin en serti Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan’dan geldi. Karan, genel kurulu “Dağ fare doğurdu” sözleriyle özetlerken, yapılan sunumların üreticiye dair somut hiçbir çözüm içermediğini söyledi. Karan, kürsüde anlatılanları şu sözlerle eleştirdi: “Birliğin başkanı kürsüye çıkıp adeta Rapunzel masalı anlatarak delegeyi ve protokolü oyaladı. Üreticinin yarını, kurumun kurtuluşu hakkında tek bir cümle kuramadı.” Kurumun mali tablosuna dikkat çeken Karan, en çok tartışma yaratan faiz rakamına sert çıktı: “Borç değil, sadece faiz… Tam 800 milyon lira! Bunu başarı gibi pazarlamaya kalkıyor, asıl garabet ise buna inanıp alkış tutanlarda.” FİSKOBİRLİK mülklerinin satışına ilişkin kullanılan dili “arsızlık” olarak nitelendiren Karan, Giresun protokolüne açık çağrıda bulundu: “Mal benim malım, satarım” anlayışının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Karan, FİSKOBİRLİK hesaplarının mutlaka incelenmesi gerektiğini ifade etti. MHP’DEN İMAR VE RANT SORGUSU: “İMARA KAPALI ARSA NASIL MİLYONLARCA LİRA ETTİ?” Genel kurul sonrası eleştiriler yalnızca mali tabloyla sınırlı kalmadı. Milliyetçi Hareket Partisi Giresun İl Başkanı Salih Akgün, FİSKOBİRLİK arazisinin satış süreci ve imar revizyonu planları üzerinden çok sert sorular yöneltti. Akgün, yaklaşık 7 dönümlük imara kapalı bir arazinin yüksek bedellerle el değiştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek şunları sordu: “İmara kapalı bir araziye milyonlarca lirayı kim, hangi güvenceyle verdi?” İmar planı sürecinde bazı parseller lehine ayrıcalıklar yaratıldığını savunan Akgün, “emsal kaybı” yaşandığını ve bunun hukuk ile eşitlik ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi. Akgün, MHP olarak imara değil, “kişiye özel” düzenlemelere karşı olduklarını vurguladı. İYİ PARTİ: “FİSKOBİRLİK DEĞİL, ‘LÜTFİBİRLİK’ OLMUŞ!” Tepki gösteren bir diğer siyasi parti ise İYİ Parti oldu. İl Başkanı İnan Taşgöz, FİSKOBİRLİK’in kamuoyunda artık “Lütfibirlik” olarak anıldığını söyledi. Taşgöz, Bayraktar’ın “Benim malıma ortak mısın?” sözlerine sert yanıt verdi: “Hayırdır Lütfi Bayraktar, kuruma çöktün de bizim mi haberimiz yok? Bu kurumu sen kurmadın, tapusunu üstüne geçirmedin. Herkes haddini bilecek!” Giresun Üniversitesi’ne yönelik sözlere sessiz kalındığını belirten Taşgöz, iktidar milletvekillerini eleştirerek, yapılan saygısızlığın şahıslara değil, Giresun’un kurumsal kimliğine yönelik olduğunu vurguladı. Taşgöz, 800 milyon lira faiz açıklamasını ise açık bir “itiraf” olarak değerlendirdi. ANAHTAR PARTİ: “FİSKOBİRLİK KİMSENİN ŞAHSİ MÜLKÜ DEĞİLDİR” Eleştirilerin son halkası Anahtar Parti Giresun İl Başkanı Aslan Tatar’dan geldi. Tatar, kullanılan dilin ne milletvekilliği sıfatıyla ne de devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığını söyledi. Tatar, FİSKOBİRLİK’in Karadenizli üreticinin ortak değeri olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “FİSKOBİRLİK; herhangi bir şahsın, grubun ya da siyasi gücün malı değildir.” Kurumun ekonomik gerçeklerinin alkış ve hamasetle örtülmeye çalışıldığını belirten Tatar, duruşlarını üç net başlıkla özetledi: Mülkiyet, Üslup ve Yönetim. ORTAK NOKTA: ŞEFFAFLIK, HESAP VERİLEBİLİRLİK VE KURUMSAL SAYGI Ziraat Odası’ndan başlayıp MHP, İYİ Parti ve Anahtar Parti’ye uzanan açıklamalar, farklı siyasi çizgilerden gelse de ortak bir noktada buluşuyor: FİSKOBİRLİK’in şahıs diliyle değil, şeffaflık, liyakat ve ortak akılla yönetilmesi gerektiği vurgulanıyor. Giresun kamuoyu açısından artık tartışma şu soruda düğümleniyor: 800 milyon lira faiz ödemek başarı mı, yoksa bu tablonun hesabı kimden sorulacak?

KENT KONSEYLERİ BİRLİĞİ GENEL KURULU YAPILDI Haber

KENT KONSEYLERİ BİRLİĞİ GENEL KURULU YAPILDI

KENT KONSEYLERİ BİRLİĞİ GENEL KURULU YAPILDI BAŞKAN DR. FERİDUNOĞLU’NA ÖNEMLİ GÖREV Türkiye Kent Konseyleri Birliği’nin 16. Genel Kurulu, İstanbul’da geniş katılımla gerçekleştirildi. Genel kurulda yapılan seçimler sonucunda, Giresun Kent Konseyi Başkanı İsmail Cem Feridunoğlu, Birliğin en önemli tematik organlarından biri olan “Demokrasi ve Katılım Çalışma Grubu” üyeliğine seçildi. DEMOKRASİ VE KATILIM ÇALIŞMA GRUBU NEDİR? Türkiye Kent Konseyleri Birliği bünyesinde faaliyet gösteren Demokrasi ve Katılım Çalışma Grubu, yerel yönetimlerde katılımcı demokrasi kültürünün güçlendirilmesi, yurttaşların karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması ve kent konseylerinin işlevselliğinin artırılması amacıyla oluşturulmuş tematik bir çalışma grubudur. Bu çalışma grubu; Yerel yönetimlerde şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılım mekanizmalarını geliştirmeye yönelik politika önerileri üretir, Kent konseylerinin meclis, çalışma grubu ve platformlarının daha etkin çalışmasına ilişkin rehberler ve iyi uygulama örnekleri hazırlar, Kadınlar, gençler, engelliler, çocuklar ve dezavantajlı grupların yerel karar süreçlerine katılımını artıracak modeller üzerinde çalışmalar yürütür, Yerel demokrasiye ilişkin çalıştaylar, raporlar ve eğitim programları düzenler. YERELDEN ULUSALA KATKI Dr. İsmail Cem Feridunoğlu’nun bu çalışma grubuna seçilmesi, Giresun’da yürütülen katılımcı ve kapsayıcı kent konseyi çalışmalarının ulusal ölçekte karşılık bulduğunun göstergesi olarak değerlendiriliyor. Feridunoğlu’nun, Giresun Kent Konseyi çatısı altında hayata geçirilen katılım odaklı uygulamaları ve sivil toplum–yerel yönetim iş birliğini önceleyen yaklaşımının, Birliğin çalışmalarına önemli katkı sunması bekleniyor. Giresun’da Memnuniyetle Karşılandı Başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken Feridunoğlu’nun bu önemli göreve seçilmesi, Kent Konseyi üyeleri arasında ve Giresun kamuoyunda memnuniyetle karşılandı. Söz konusu görevin, Giresun’un yerel demokrasi, katılım ve sivil toplum alanındaki görünürlüğünü artıracağı ifade ediliyor.

ESPİYE’DE ÇÖP TESİSİ ALARMI Haber

ESPİYE’DE ÇÖP TESİSİ ALARMI

ESPİYE’DE ÇÖP TESİSİ ALARMI Kızıldere–Neel mevkiinde yapılması planlanan katı atık bertaraf tesisi Espiye’de tepkilere yol açtı. Kent Konseyi ve sivil toplum kuruluşları, tesisin su kaynakları, tarım alanları ve halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığını belirterek eylem kararı aldı. Espiye ilçesi Kızıldere–Neel mevkiinde (Yırtaklı Bükü) yapılması gündeme gelen katı atık bertaraf tesisi, ilçe genelinde çevre ve yaşam hakkı tartışmasını beraberinde getirdi. Espiye Kent Konseyi ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu, tesisin planlandığı alanın doğal ve tarımsal özellikleri nedeniyle kalıcı çevresel sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Proje, Giresun Katı-Sıvı Atık ve İçme Suları Birliği gündemine taşınırken, nihai kararın Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci sonunda verileceği ifade ediliyor. Ancak yerel aktörler, sürecin yalnızca teknik bir prosedür olarak ele alınmasının yeterli olmayacağını savunuyor. BİLİMSEL VERİLER NEYE İŞARET EDİYOR? Uzman çalışmaları ve bilimsel literatüre göre katı atık bertaraf tesislerinin başlıca risk alanları şöyle özetleniyor: Sızıntı suları (leachate): Atıklardan süzülen kirli suların yeterli önlem alınmadığı durumlarda yeraltı ve yüzey sularına karışarak içme suyu kaynaklarını tehdit edebildiği belirtiliyor. Hava ve koku kirliliği: Organik atıkların ayrışması sırasında oluşan gazların yerleşim alanlarına taşınarak yaşam kalitesini düşürebileceği vurgulanıyor. Tarım ve ekosistem etkisi: Su ve toprak kirliliği riskinin tarımsal üretim ve hayvancılık üzerinde doğrudan olumsuz etki yaratabileceği ifade ediliyor. Ulaşım ve gürültü: Günlük kamyon trafiğinin, özellikle dar vadi yollarında çevresel baskıyı ve güvenlik risklerini artırdığına dikkat çekiliyor. Bilimsel çalışmalarda, bu tür tesislerin dere yataklarına ve tarım alanlarına yakın bölgelerde planlanmasının riskleri daha da büyüttüğü belirtiliyor. Kent Konseyi ve STK’lar, Kızıldere–Neel hattının su varlığı ve tarımsal karakteri nedeniyle özel olarak korunması gereken bir alan olduğunu vurguluyor. Yapılan açıklamalarda, “Bu tesis yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini etkileyecek. ÇED raporu, kağıt üzerinde değil, bilimsel ve tarafsız biçimde hazırlanmalıdır” ifadelerine yer verildi. Vatandaşların en büyük kaygısı ise olası bir sızıntı ya da kirlilik durumunda Gelevera Havzası’nın zarar görmesi ve bunun telafisinin mümkün olmaması. Bölge halkı, geçmişte farklı ilçelerde yaşanan benzer tesis deneyimlerini hatırlatarak denetim ve şeffaflık çağrısı yaptı. Çevre mevzuatına göre katı atık bertaraf tesisleri; kapasite, yer seçimi, sızıntı suyu yönetimi, gaz kontrolü ve çevresel etkiler açısından ayrıntılı biçimde incelenmek zorunda. ÇED raporu olmadan tesisin kurulması mümkün değil. Önümüzdeki günlerde yapılması beklenen Halkın Katılımı Toplantısı, projenin geleceği açısından kritik görülüyor. Espiye Kent Konseyi ve sivil toplum kuruluşları, bu toplantıda bilimsel veriler ışığında görüş ve itirazlarını kamuoyuna ve yetkililere sunacaklarını açıkladı.

Merkez'in 2026 yılı 'Para Politikası' netleşti... Enflasyon hedefi yüzde 5’te sabit Haber

Merkez'in 2026 yılı 'Para Politikası' netleşti... Enflasyon hedefi yüzde 5’te sabit

TCMB, 2026 için Para Politikası metnini yayımladı. Raporda temel hedef olarak fiyat istikrarı vurgulanırken, enflasyon hedefi yüzde 5 düzeyinde sabit tutuldu. Para politikasında sıkı duruş, makroihtiyati tedbirler ve güçlü iletişim ön plana çıktı. ANKARA (İGFA) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılına ilişkin Para Politikası çerçevesini kamuoyuna sundu. Raporda, fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah için ön koşul olduğu belirtilerek, TCMB’nin temel amacının fiyat istikrarını sağlama ve sürdürme olduğu açıklandı. Bu doğrultuda tüm politika araçlarının kararlılıkla kullanılmaya devam edileceği ifade edildi. Enflasyon hedefi 2026 yılında da yüzde 5 olarak aynı kalırken, hedef etrafındaki belirsizlik aralığı ±2 puan olarak belirlendi. Yıl sonu enflasyonunun bu belirsizlik aralığının dışında kalması halinde Hükümet’e “Açık Mektup” iletileceği kaydedildi. Raporda, kısa vadede yıl sonunu hedefleyen ara hedeflerin, orta vadede ise enflasyon hedefinin ekonomik birimler için temel referans noktası olacağı belirtildi. PARA POLİTİKASI DURUŞU VE FAİZ SÜRECİ Merkez Bankası’nın temel politika aracı olarak bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının kullanılmaya devam edeceğinin altı çizildiği raporda; 2025 yılı boyunca uygulanan faiz indirimleri, ara PPK kararları ve finansal oynaklıklara karşı alınan önlemler hatırlatıldı. 2026’da para politikasının enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal ortamı sağlayacak şekilde oluşturulacağı vurgulandı. Makroihtiyati politikaların 2026’da da parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesine yönelik sürdürüleceği belirtilirken, Kur Korumalı Mevduat’ın (KKM) büyük ölçüde sonlandırıldığı, Türk lirasının toplam mevduattaki payının yüzde 61’e ulaştığı kaydedildi. 2026 yılında likidite yönetiminde geniş araç setinin kullanılacağı, döviz kuru seviyesine yönelik bir hedef belirlenmediği ve mevcut kur rejiminin sürdürüleceği açıklandı. Para politikasında şeffaflık ve öngörülebilirliğin öncelikli olacağı belirtilen raporda, PPK toplantılarının 2026 yılında 8 kez yapılacağı, Enflasyon Raporu’nun yılda 4 kez yayımlanacağı ve TCMB’nin çok kanallı iletişim politikasını sürdüreceği vurgulandı. Söz konusu raporun ayrıntılarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.