Hava Durumu

#Sanayi

giresunsonhaber - Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

VALİ KOÇ’TAN GTSO’YA EKONOMİ MESAİSİ Haber

VALİ KOÇ’TAN GTSO’YA EKONOMİ MESAİSİ

VALİ KOÇ’TAN GTSO’YA EKONOMİ MESAİSİ Giresun Valisi Mustafa Koç, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası’nda iş dünyasıyla bir araya geldi. Ziyarette ilin ekonomik potansiyeli, yatırım başlıkları, üretim kapasitesi ve kalkınma hedefleri masaya yatırılırken, görüşmenin merkezine kamu-özel sektör iş birliğinin güçlendirilmesi yerleşti. Giresun’da ekonomi gündemi bu kez Ticaret ve Sanayi Odası’nda kurulan masada konuşuldu. Giresun Valisi Mustafa Koç’un GTSO’ya gerçekleştirdiği ziyaret, yalnızca bir nezaket teması olarak değil; ilin üretim gücü, yatırım iklimi ve kalkınma rotasının yeniden değerlendirildiği önemli bir temas olarak öne çıktı. Resmi kayıtlara göre Vali Koç, iş dünyasının temsilcileriyle istişare zemininde buluşurken, Giresun’un ticari ve ekonomik potansiyelini ileri taşıyacak adımların ortak akıl çerçevesinde ele alınmasına vurgu yaptı. Vali Koç’u, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Şükrü Ataün, Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu ve yönetim kurulu üyeleri karşıladı. Görüşmede Oda yönetiminin, ilin mevcut ekonomik görünümüne, yatırım alanlarına ve iş dünyasının beklentilerine ilişkin kapsamlı değerlendirmeler sunduğu bildirildi. Ziyaretin çerçevesi, sahadan gelen taleplerin doğrudan kamu yönetimine aktarılması bakımından dikkat çekti. Görüşmenin ana eksenini, Giresun’da üretimin güçlendirilmesi, istihdamın artırılması, ihracat kapasitesinin büyütülmesi ve yatırım ortamının daha güçlü hale getirilmesi oluşturdu. Bu başlıklar, GTSO’nun son dönemde yaptığı açıklamalarla da örtüşüyor. Oda yönetimi daha önce de devam eden organize sanayi bölgesi yatırımları, finansman maliyetleri, nitelikli iş gücü ihtiyacı ve sanayi altyapısının büyütülmesi gibi konuları ilin kalkınması açısından kritik başlıklar arasında göstermişti. Vali Mustafa Koç’un kamuoyuna yansıyan mesajında, “istişareye dayalı, karşılıklı güven ve ortak aklı önceleyen” bir anlayışla çalışmanın önemine işaret etmesi, bu ziyaretin yönünü de net biçimde ortaya koydu. Valilik açıklamasında, Giresun’un ekonomik potansiyelinin daha ileri taşınması için yapıcı her adımın uyum ve iş birliği içinde değerlendirilmesinin önemsendiği kayda geçti. Bu yaklaşım, il yönetimi ile iş dünyası arasında daha düzenli ve sonuç odaklı bir temas zemininin kurulacağına işaret ediyor. GTSO cephesinde son aylarda öne çıkan değerlendirmeler de bu temasın neden önemli olduğunu gösteriyor. Oda kayıtlarında; yeni organize sanayi bölgeleri, üretim alanlarının genişlemesi, sanayi yatırımlarının hızlanması ve orta-uzun vadeli istihdam hedefleri, Giresun ekonomisinin öncelikli gündemleri arasında sıralanıyor. Bu nedenle Vali Koç’un Oda yönetimiyle yaptığı görüşme, yalnızca mevcut tabloyu dinleme ziyareti değil; yatırım, üretim ve istihdam başlıklarında yeni bir eşgüdüm arayışının işareti olarak okunuyor. Giresun, ekonomik büyüme başlığında kamu ile özel sektörün daha yakın çalıştığı bir döneme girmek istiyor. İş dünyasının beklentilerinin doğrudan karar verici makamlara aktarılması ve buna karşılık kamu tarafının “koordinasyon” ve “iş birliği” vurgusunu yükseltmesi, ilin kalkınma gündeminde yeni bir temas hattı kurulduğunu gösteriyor. Ziyaret bu yönüyle, Giresun’da ekonomik başlıkların daha sık ve daha somut biçimde konuşulacağı bir dönemin habercisi niteliği taşıyor.

İSTİHDAMIN ANAHTARI TEKSTİL Haber

İSTİHDAMIN ANAHTARI TEKSTİL

İSTİHDAMIN ANAHTARI TEKSTİL: GİRESUN İÇİN STRATEJİK DESTEK ÇAĞRISI Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, tekstil ve konfeksiyon sektörünün Giresun ekonomisi açısından yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda istihdamın temel dayanaklarından biri olduğunu belirtti. Çakırmelikoğlu, sektörün korunması ve büyütülmesi için kısa vadeli değil, uzun soluklu ve planlı destek mekanizmalarına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Giresun’da iş imkânlarının sınırlı olduğuna dikkat çeken Çakırmelikoğlu, bu nedenle tekstil sektörünün bölge için daha da kritik hale geldiğini söyledi. Özellikle 1. ve 2. Organize Sanayi Bölgeleri’nde faaliyet gösteren konfeksiyon işletmelerinin hem istihdama hem de kent ekonomisine önemli katkı sunduğunu vurguladı. Sektörün kadın istihdamı açısından da ayrı bir önem taşıdığını kaydeden Çakırmelikoğlu, tekstil alanında kadın çalışan oranının yüksek olmasının sosyal ve ekonomik yönden ciddi kazanımlar sağladığını dile getirdi. Son 20 yılda oluşan bu yapının korunmasının gerektiğini belirten Çakırmelikoğlu, son dönemde artan maliyet baskısının sektör üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu söyledi. İşçilik giderleri, enerji maliyetleri ve finansmana erişimde yaşanan sorunların üreticiyi zorladığını ifade eden Çakırmelikoğlu, desteklerin geçici programlarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Uygun ve sürdürülebilir destek politikalarıyla Giresun’daki konfeksiyon sektöründe mevcut yaklaşık 4 bin kişilik istihdamın, 2026 yılı sonuna kadar 6 bin seviyesine çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. Çakırmelikoğlu, tekstil sektörünün ayakta kalmasının Giresun’un ekonomik geleceği açısından hayati değer taşıdığını belirterek, üretim ve istihdam odaklı desteklerin uzun vadeli bir stratejik eylem planı kapsamında ele alınması çağrısında bulundu. İstersen bunu bir de yerel gazete

ŞUBAT 2026 ENFLASYON VERİLERİ AÇIKLANDI Haber

ŞUBAT 2026 ENFLASYON VERİLERİ AÇIKLANDI

ŞUBAT 2026 ENFLASYON VERİLERİ AÇIKLANDI Üretici ve tüketici fiyatlarında artış sürüyor Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı Şubat ayına ilişkin Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ve Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini yayımladı. Açıklanan rakamlar, hem üretim maliyetlerinde hem de tüketici fiyatlarında artış eğiliminin devam ettiğini gösterdi. TÜFE, 2026 yılı Şubat ayında aylık yüzde 2,96 artarken yıllık enflasyon yüzde 31,53 olarak gerçekleşti. En yüksek artış konutta görülürken, gıda fiyatlarındaki aylık yükseliş dikkat çekti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı Şubat ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini yayımladı. Buna göre TÜFE (2025=100), bir önceki aya göre yüzde 2,96, geçen yılın Aralık ayına göre yüzde 7,95, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 31,53 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 33,39 artış gösterdi. EN YÜKSEK ARTIŞ KONUT GRUBUNDA En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimlerde; gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 36,44 artış, ulaştırma yüzde 28,86 artış, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar yüzde 42,33 artış oldu. Bu grupların yıllık enflasyona katkısı ise gıdada 9,07 puan, ulaştırmada 4,63 puan ve konutta 6,24 puan olarak hesaplandı. GIDADA AYLIK ARTIŞ DİKKAT ÇEKTİ Şubat ayında aylık bazda en yüksek artış gıda grubunda görüldü. Gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 6,89, ulaştırma yüzde 2,58, konut yüzde 2,40 olurken, aylık enflasyona katkı ise gıdada 1,71 puan, ulaştırmada 0,43 puan ve konutta 0,27 puan oldu. 142 ALT SINIFTA ARTIŞ Endekste kapsanan 174 alt sınıftan 27’sinde düşüş yaşanırken, 5 alt sınıfta değişim olmadı. 142 alt sınıfta ise fiyat artışı gerçekleşti. İşlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler, tütün ve altın hariç tutularak hesaplanan Özel Kapsamlı TÜFE Göstergesi (B) ise aylık yüzde 2,16, yıllık yüzde 29,91 artış kaydetti. Bu göstergede Aralık ayına göre artış yüzde 6,48, on iki aylık ortalamalara göre artış ise yüzde 33,05 oldu. Yİ-ÜFE: ÜRETİCİ FİYATLARI YILLIK %27,56 ARTTI Yİ-ÜFE (2003=100) 2026 yılı Şubat ayında: Aylık artış: %2,43 Aralık 2025’e göre artış: %5,16 Yıllık artış: %27,56 12 aylık ortalamalara göre artış: %25,60 Üretici fiyatlarındaki yıllık %27,56’lık artış, sanayi ve üretim maliyetlerindeki baskının sürdüğünü ortaya koydu. Aylık bazda %2,43’lük yükseliş ise maliyet artışlarının kısa vadede de devam ettiğini gösteriyor. . TÜFE: TÜKETİCİ ENFLASYONU YILLIK %31,53 TÜFE (2025=100) Şubat 2026 verilerine göre: Aylık artış: %2,96 Aralık 2025’e göre artış: %7,95 Yıllık artış: %31,53 12 aylık ortalamalara göre artış: %33,39 Tüketici enflasyonunun yıllık %31,53 seviyesinde gerçekleşmesi, üretici fiyatlarındaki artışın tüketiciye yansımaya devam ettiğini gösteriyor. On iki aylık ortalamalara göre %33,39’luk artış ise fiyat seviyelerindeki genel yükselişin kalıcı bir karakter taşıdığına işaret ediyor. ÜFE–TÜFE farkı: Üretici enflasyonu %27,56 iken tüketici enflasyonu %31,53 seviyesinde. Aradaki yaklaşık 4 puanlık fark, maliyet geçişkenliğinin halen sürdüğünü gösteriyor. Aylık ivme: Hem ÜFE hem TÜFE’de aylık artış %2’nin üzerinde. Bu durum kısa vadede fiyat baskısının zayıflamadığını ortaya koyuyor. Ortalama enflasyon: 12 aylık ortalamalar bazında TÜFE %33,39 ile yüksek seyrini koruyor. Ekonomik aktörler açısından bu tablo; ücret ayarlamaları, kira artış oranları, maliyet planlaması ve finansman kararları üzerinde belirleyici olmaya devam edecek. . Kaynak Türkiye İstatistik Kurumu, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi, Şubat 2026 Tüketici Fiyat Endeksi, Şubat 2026 Basın Bültenleri.

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek Haber

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek

EY’ın Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi'ndeki Nadir Toprak Elementleri Çalışmasına göre; akıllı telefonlar, hibrit ve elektrikli araçlar, yeşil enerji sistemleri, veri merkezleri, savunma ve sağlık teknolojileri gibi çoğalan uygulama alanları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan dünya çapındaki talebi hızla artırıyor. Özellikle bileşenlerde bulunan “mıknatıs” kullanımı, önümüzdeki 10 yıllık süreçte yıllık %9 büyüme gösterecek şekilde tahmin ediliyor. Öte yandan Avrupa'nın nadir toprak elementleri hammaddesi ve mıknatıs tedarikinde Çin'e duyduğu bağımlılık devam ediyor. Ancak Çin'in 2023 yılından bu yana nadir toprak elementleri ihracatına uyguladığı lisans ve kontrol tedbirleri, birçok sektörün hammadde ikmalinde gecikmelere ve zorluklara neden oluyor. Bunun sonucu olarak yaşanan darboğazlar, bazı sektörlerde üretimi durma noktasına getiriyor. Araştırma, nadir toprak elementlerinin tedarik güvencesi endişeleri nedeniyle, 2025'in ilk 10 ayında belirli (en büyük beş) NTE üretici firmasının piyasa değerinin %175 artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri firması EY; önde gelen ekonomilerin politika oluşturmasında etkili olan nadir toprak elementlerine (NTE’ler) yönelik araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Araştırma; nadir toprak elementlerinin modern teknolojiler için önemi ve Çin’in küresel tedarik zincirindeki baskın konumunu ve bu konudaki jeopolitik ve ekonomik riskleri vurguluyor. Araştırmaya göre; Çin’in, stratejik kaynak olarak tanımladığı nadir toprak elementleri alanındaki üstünlüğü sürüyor. Avrupa Bölgesi ise alternatif kaynaklar ve geri dönüşüm stratejileriyle nadir toprak elementlerine bağımlılığını azaltma çabası içerisinde. 2026 sonuna kadar nadir toprak elementleri temsil eden 17 elementin 12'sine ihracat lisansı getirilebileceği belirtiliyor. Yeni elementler eklenmediği durumda, Çin’in şu anda yalnızca yedi NTE ürününde uyguladığı düzenlemelerin daha da genişleyebileceği, bu durumun AB’nin kritik mineral olarak tanımladığı hammaddelere erişimini daha da zorlaştıracağı ifade ediliyor. Küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik artıyor Nadir toprak elementleri, periyodik tabloda 21, 39 ve 57-71 numaralarına sahip benzersiz manyetik, ışık yayan ve elektrokimyasal özelliklere sahip 17 elementten oluşuyor. Yeni ve geniş bir kullanım alanı bulan nadir toprak elementleri, fiziksel, manyetik ve kimyasal doğaları itibariyle günlük yaşamda önemli roller üstleniyor. Özellikle, dış enerjiye ihtiyaç duymadan manyetik özelliklerini sürekli koruyan mıknatısların önemi büyük ve 2023 yılı verilerine göre küresel NTE talebinin %45’ini oluşturuyor. Nadir toprak elementleri; akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, hibrit otomobiller, rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri gibi birçok ileri teknoloji ürünün yanı sıra savunma sanayisinde de kullanılıyor. Örneğin; jet motorları, füze savunma mekanizmaları, uzay tabanlı uydular ve iletişim sistemleri bu elementleri içeriyor. Araştırmaya göre; yeşil enerji teknolojileri, ileri elektronik ve savunma uygulamaları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan talebi hızla artırıyor. Özellikle, global ölçekte mıknatıs kullanımında önümüzdeki 10 yılda %9 oranında büyüme öngörülüyor. Çin, global NTE üretiminin %70’ini ve rafinasyon işlemlerinin %90’ını elinde bulunduruyor. Ayrıca sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminde (PETRM) %94’lük bir paya sahip. Araştırmada, jeopolitik risklere de vurgu yapılıyor. Çin’in, 2025’te yedi tür NTE için ihracat sınırlamaları uygulaması ve yıl sonunda beş ek element için kontrollerin askıya alınmasının global tedarik zinciri güvenliği endişelerini artırdığı belirtiliyor. Diğer yandan, tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle NTE şirketlerinin piyasa değerinin 2025’in ilk 10 ayında %175 artış gösterdiği; bu büyümenin enerji ve teknoloji devlerini geride bıraktığı gözleniyor. 2025 yılı ilk 10 ayında piyasa değeri %175 arttı Avrupa, Çin'in ham nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıs ihracatında en önemli noktalardan biri olmaya devam ediyor. Almanya, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa, modern teknolojinin vazgeçilmezi olan bu elementleri Çin’den ithal ediyor. Bahsi geçen lisans süreçleri, Avrupa’da üretim duraksamalarına yol açabiliyor. Çin, NTE rezervlerinin %50’sine sahip olmasına rağmen Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Orta Asya’da bu alanda yeni projeler geliştiriliyor. Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya ve Polonya gibi ülkeler stratejik maden ve rafineri yatırımlarına yöneliyor. AB stratejik hammaddeleri geri dönüşümle karşılamayı hedefliyor NTE’ler, jeolojik olarak nadir olmamalarına rağmen, genellikle yoğun ve işletilebilir cevher yataklarında olmadıkları için bu şekilde adlandırılıyor. Prometyum hariç tüm nadir toprak elementlerin, dünya genelinde gümüş, altın veya platinden daha bol olduğu söyleniyor. Kimyasal benzerlikleri, çıkartma süreçlerini teknik ve ekonomik olarak zorlaştırıyor. NTE'lerin büyük ölçekli üretimi önemli ölçüde su ve enerji tüketimi gerektiriyor; ayrıca kimyasal sızıntı riski ve uranyum ve toryum gibi nadir toprak mineralleriyle birlikte doğal radyoaktif elementlerin ortaya çıkması çevresel riskleri de beraberinde getiriyor. Avrupa Birliği bu kapsamda 2030'a kadar stratejik hammaddelerin %25'ini geri dönüşümle karşılamayı hedefliyor. Ancak yeni madenlerin işletime alınması 8-10 yıl, rafinerilerin kurulması 5 yıl sürebiliyor. Merkez Avrupa ve Türkiye AB’nin NTE tedarikinde önemli avantajlar sunuyor Merkezi Avrupa ülkeleri, AB endüstrisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri tedarikinde önemli avantajlara sahip. Örneğin, İsveç, Norveç ve Finlandiya’da keşfedilen yeni NTE oksit rezervleri, tahmini 11 milyon ton üretimle AB’nin NTE ihtiyacının üçte birini karşılayabilir. Türkiye’de ise, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na göre, Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar arasında bulunan sahada 694 milyon ton nadir toprak elementi (NTE) rezervi yer alıyor. Tahminler, bu maden sahasının Çin'deki 800 milyon tonluk “Bayan Obo” sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu gösteriyor. Bakanlık, Ekim 2024`te nadir toprak elementleri çıkarma ve işleme konularında bilgi paylaşımı, madencilik teknolojilerinin geliştirilmesi ve ortak yatırımlar için Çin ile "Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliği Mutabakat Zaptı" imzaladığını duyurdu. EY Enerji Sektörü Lideri Cem Çamlı, konuyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Nadir toprak elementleri, enerji, teknoloji, mobilite, savunma ve sanayi üretim sektörlerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Artan jeopolitik gelişmeler, küresel talebin önemli ölçüde büyümesi ve stratejik ulusal çıkarlar ülkelerin stratejik planlamalarını ve yatırımcıların öncelik sıralamalarını yeniden şekillendiriyor. Türkiye, Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi konumu, gelişen sanayi altyapısı ve nadir toprak elementleri rezervleri ile bu dönüşümde daha etkin bir rol alabilir. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, elektrikli araç ekosistemimiz ve savunma sanayimiz, NTE arz güvenliğini artık bir rekabet avantajı değil, zorunlu bir stratejik gereklilik haline getiriyor. Bu yüzden nadir toprak elementleri değer zinciri boyunca sanayicilerimizin ve yatırımcılarımızın aktif rol oynaması, AR-GE yatırımları ve teşvikleri ile ekosistemin büyütülmesi ve bilgi birikiminin artırılması kritik önem taşıyor. Böylece, nadir toprak elementleriyle oluşturulacak ekonomik değer ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak ve AB ile olan ticari iş birliğimizin daha da sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Yakın zamanda, Türkiye’de nadir toprak elementleri değer zincirinde yeni yatırımlar, girişimler ve kamu-özel sektör iş birliklerini göreceğimiz öngörülüyor. EY-Parthenon olarak, global ve bölgesel bilgi birikimimizle bu alanda sektörün öncüsü müşterilerimize stratejiden uygulamaya kadar uçtan uca hizmet sunmaya ve rekabet avantajı yaratmaya devam ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ticaret Bakanlığı 2026 ithalat politikalarını güncelledi Haber

Ticaret Bakanlığı 2026 ithalat politikalarını güncelledi

Ticaret Bakanlığı, 2026 yılı itibarıyla uygulanacak ithalat rejimi kararlarını Resmî Gazete'de duyurdu. Bu yeni düzenlemelerle, yerel üretimi desteklemek amacıyla ithalatta ek gümrük vergileri ve tarife kontenjanları getirilecek ve bazı ürünlere yönelik gözetim ve korunma tedbirleri uygulanacak. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığı, Türkiye'nin yerli sanayisini desteklemek, adil rekabeti sağlamak, istihdamı artırmak ve cari açığı azaltmak için 2026 yılı ithalat politikalarını yeniledi. 31 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan bu kararlar, 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bu kararlarla birlikte, birtakım ürünlerde ilave gümrük vergisi getirilecek, 35 sanayi ürününde tarife kontenjanı tanımlanacak ve ithalat duyuruları güncellenecektir. Özellikle altın ve mücevher gibi ürünlerde uygulanan yüzde 20 oranındaki ek mali yükümlülük, ilave gümrük vergisi olarak tahsil edilecektir. Buna ek olarak, ithalat gözetimi uygulamaları da genişletilmiştir. 47 ürün grubunda fiyat güncellemeleri ve yeni gözetim kriterleri tanımlanmıştır. İhracatçı Kayıt Formu’nun geçerliliği 1 yıldan 3 yıla uzatılmıştır. Bakanlık, bazı ürünlerin ithalatına karşı korunma önlemi soruşturması başlatmıştır. PET Resin, Tereftalik Asit ve çeşitli karton ürünleri gibi ürünlerin ithalat artışının ve ithalat koşullarının yerli üretime zarar verip vermediği incelenecektir. Bakanlık, yerel üretimin korunması ve geliştirilmesi için gerekli tüm önlemleri alacaklarını belirtti.

SU KANUNU'NUN 2026'DA YASALAŞMASI BEKLENİYOR Haber

SU KANUNU'NUN 2026'DA YASALAŞMASI BEKLENİYOR

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Su Kanunu Taslağı'nın teknik çalışmalarının tamamlandığını duyurdu. 2026 yılında yasalaşması planlanan kanun, iklim değişikliğine yönelik uzun vadeli politikalara katkı sağlayacak. Göller için eylem planları oluşturuldu. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Su Kanunu Taslağı hakkında teknik çalışmaların sona erdiğine dikkat çekerek, "Taslak, iç ve dış görüşlere açılmak üzere şimdiki son halini aldı. Kanuna esas olacak süreç böylece tamamlanmış olacak. Umudumuz, ülkemiz için büyük önemi olan Su Kanunu'nun 2026 yılı içinde TBMM'de yasalaşarak yürürlüğe girmesi yönünde." ifadesini kullandı. Bakan Yumaklı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen Ulusal Su Kurulu'nun 5. toplantısına katıldı. İklim değişikliğinin getirdiği riskleri gözeterek suyun kıtlığını ve fazlalığını bütüncül bir yaklaşımla ele almaları gerektiğine vurgu yapan Bakan Yumaklı, suyla etkileşen sektörlerin temsilcilerinden oluşan Ulusal Su Kurulumuz ile bu strateji ve politikaları en üst düzeyde incelediklerini belirterek, iki yıl zarfında gerçekleştirdiğimiz 4 toplantıda 35 karar aldıklarını dile getirdi. “UMUDUMUZ SU KANUNU'NUN 2026'DA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ" Bakanlığın resmi web sitesinde yer alan habere göre Bakan Yumaklı, kararların ülke için önemli sonuçlar doğuracağını vurguladı. Su Kanunu ile başlatılan çalışmaların Temmuz 2024'teki toplantıda sunulduğunu hatırlatan Bakan Yumaklı, "Teknik çalışmalar tamamlandı. Taslak, iç ve dış görüşlere açılmak üzere şu anda son halinde, kanuna esas teşkil edecek süreç böylece tamamlanmış olacak. Umudumuz, ülkemiz için son derece önemli olan Su Kanunu'nun 2026 yılı içinde TBMM'de yasalaşarak yürürlüğe girmesi" açıklamasında bulundu. https://twitter.com/ibrahimyumakli/status/2004178775412765153 Toplantıda, iklim değişikliğinin gittikçe artan etkileri ve bu etkilere karşı geliştirdikleri uzun vadeli politika ve uygulamaların ele alındığını aktaran Yumaklı, Türkiye'nin coğrafi konumu nedeni ile iklim değişikliğine karşı hassas bir bölgede olduğunu, bunun kamusal bilinçle kabul edilmesi ve harekete geçilmesi gerektiğini belirtti. Yumaklı, sıcaklık ve yağış rejimindeki değişim nedeniyle su kaynakları üzerindeki artan baskının, bu etkiler arasında yer aldığını söyleyerek, bu yıl Temmuz ayının, son 55 yılın en sıcak Temmuz ayı olarak kaydedildiğini ve ülkedeki yağışların 2025'te ortalamanın %27 altında ve son 52 yılın en düşük seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti. Bilimsel çalışmaların, daha uzun kurak dönemlerin, daha yoğun sıcak hava dalgalarının ve kısa sürede etkili olan aşırı yağışların, gelecekte daha sık yaşanacağına işaret ettiğini dile getiren Yumaklı, havza ölçeğinde gerçekleştirdikleri bütün çalışmalarda içme ve kullanma suyu, ekosistem ihtiyacı, tarım, sanayi ve diğer kullanımlar arasındaki dengeyi gözetmeye çalıştıklarını anlattı. "SIRADA BAŞKA GÖLLER VAR" Ayrıca risk altındaki göllere ilişkin kurulun aldığı kararlar hakkında bilgi veren Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Eğirdir ve Burdur göllerimiz için eylem planlarını açıklamıştık, şimdi sırada diğer göllerimiz var. Bu çerçevede her bir gölün hidrolojik, ekolojik özellikleri, kullanım amaçları, koruma statülerini esas aldık ve belirlenen riskler doğrultusunda tedbirlerimizi oluşturduk. Bu konuda özellikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın önemli çalışmaları var, bu planların oluşmasında katkıda bulunan tüm taraflara ve özellikle uzmanlarımıza teşekkür ederim. Şebeke kayıplarının azaltılması, sulama sistemlerinin modernize edilmesi, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı, alt havzalardan su transferleri gibi önlemler de bu eylem planlarında yer aldı. Eber, Akşehir, Bafa, Beyşehir, İznik, Seyfe ve Sapanca göllerine ilişkin eylem planlarımızı da önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacağız." dedi.

GİRESUN YERİNDE SAYIYOR: BU GERİ KALIŞ TESADÜF MÜ? Haber

GİRESUN YERİNDE SAYIYOR: BU GERİ KALIŞ TESADÜF MÜ?

KOMŞU İLLER UÇUYOR, GİRESUN SAYIYOR: BU GERİ KALIŞ TESADÜF MÜ? Doğu Karadeniz’de yatırım haritası her geçen gün yeniden çizilirken, ortaya çıkan tablo Giresun açısından düşündürücü hatta rahatsız edici bir gerçeği gözler önüne seriyor. Trabzon ve Ordu planlanan, programa alınan ve hızla ilerleyen yatırımlarla yol alırken; Giresun aynı yerde dönüp duruyor. Bu tablo artık sadece ekonomik değil, açıkça siyasi bir tercih ve yönetim sorunu... ORDU: TAKİP EDEN KAZANIYOR Ordu’da son yıllarda kamu yatırımları soyut vaatlerden ibaret değil; takvimi, bütçesi ve uygulaması olan projeler birer birer hayata geçiyor. Somut başlıklar olarak sıralamak gerekirse; Ünye-Akkuş-Niksar Karayolu Projesi ile Ordu’nun İç Anadolu bağlantısı güçlendiriliyor, ticaret ve lojistik akış hızlandırılıyor. Fatsa Organize Sanayi Bölgesi merkezli yeni fabrika yatırımları ve kapasite artışlarıyla yüzlerce kişilik ek istihdam hedefleniyor. Ünye-Fatsa Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi gibi yeni sağlık yatırımlarıyla bölge sağlık üssü haline getiriliyor. Altınordu sahilinde kruvaziyer gemilere uygun rıhtım ve liman genişletme projeleri ile deniz turizmi Ordu’nun gündemine sokuluyor. İl genelinde planlanan toplu konut, otopark ve kentsel altyapı projeleri ile şehircilik baştan aşağı yenileniyor. Bu yatırımlar Ordu’yu yalnızca bir geçiş ili olmaktan çıkarıp, üreten, hizmet sunan ve büyüyen bir kent haline getirmeyi hedefliyor. TRABZON: BÖLGESEL GÜCÜNÜ YATIRIMLA PEKİŞTİRİYOR Trabzon’da ise yatırım ölçeği Ordu’nun da ötesine geçerek mega projeler düzeyine ulaşmış durumda. Şehir, Doğu Karadeniz’in merkezi olma iddiasını lafta değil, projeyle ortaya koyuyor. Öne çıkan yatırımlar : Hafif Raylı Sistem Projesi ile şehir içi ulaşım kökten değiştirilmeye hazırlanıyor; proje yatırım programına alınma aşamasında. Mevcut kapasitenin yetersizliği gerekçesiyle gündeme gelen deniz dolgusu üzerine yeni Trabzon Havalimanı planı bölgesel hava ulaşımını yeniden şekillendirecek. Arsin Yatırım Adası ve Endüstri Bölgesi projeleriyle yüksek katma değerli sanayi ve lojistik yatırımları hedefleniyor. Sahil düzenlemeleri, kentsel dönüşüm ve Pazarkapı-Uzunkum yaşam alanı projeleri ile şehir estetik ve ticari açıdan yeniden kurgulanıyor. Özel sektör eliyle planlanan otel ve turizm yatırımları Trabzon’un dört mevsim turizm hedefini güçlendiriyor. Bu projelerle Trabzon, yalnızca Doğu Karadeniz’in değil, Türkiye ölçeğinde söz sahibi bir merkez olma yolunda ilerliyor. GİRESUN'DA YATIRIM DEĞİL, BOL BOL AÇIKLAMA VAR Aynı dönemde Giresun’un yatırım gündemine bakıldığında tablo daha da netleşiyor. Kentte yıllardır kamuoyuna açıklanan, seçim dönemlerinde tekrar tekrar gündeme getirilen birçok proje ya hiç başlamadı ya da kağıt üzerinde kaldı. ADI GEÇEN AMA YAPILMAYAN PROJELER Giresun Limanı’nın ticari kapasitesinin artırılması ve lojistik liman haline getirilmesi projesi uzun süredir konuşulmasına rağmen somut bir takvim ve yatırım programı ortaya konulamadı. Organize Sanayi Bölgesi’nin genişletilmesi ve yeni sanayi alanları oluşturulması yönündeki vaatler, istihdam üretmesi beklenirken uygulamaya geçirilemedi. Giresun Güney Çevre Yolu projesi defalarca gündeme gelmesine rağmen ilerleme kaydedemedi. Turizm odaklı sahil düzenlemeleri ve büyük ölçekli konaklama yatırımları plan aşamasında kaldı; şehir dört mevsim turizm hedefinin gerisinde bırakıldı. Kalıcı istihdam yaratacak büyük ölçekli özel sektör yatırımları için somut teşvik ve yönlendirme mekanizmaları kurulamadı. Buna karşılık son dönemde kamuoyuna yansıyan yatırımlar çoğunlukla: Güvenlik birimlerine tahsis edilen araçlar, İçme suyu ve küçük ölçekli altyapı çalışmaları, Bakım-onarım ve yenileme niteliğindeki işler ile sınırlı kalıyor. Bu sayılanlar Giresun’un sanayi, istihdam ve ekonomik büyüme sorunlarına çözüm olacak yatırımlar değil… GİRESUN NEDEN LİSTEDE YOK? Ortaya çıkan bu tablo karşısında Giresun neden yatırım listelerinde alt sıralarda kalıyor? sorusuna ilk bakışta Ankara nezdinde yeterli takip ve baskının kurulamaması, Yatırım önceliklerinin net biçimde savunulamaması, Bölgesel planlarda Giresun’un edilgen bir role razı edilmesi yanıtlarını Giresun'da yaşayan politik düşünmeyen herkes verebilir. Komşu iller projelerini takip ederken, Giresun’un sürekli “değerlendirme aşamasında” kalmasının bir izahı yapılabilir mi? AYNI BÖLGE, FARKLI MUAMELE Doğu Karadeniz’de aynı denize kıyısı olan iller arasında bu denli fark oluşması tesadüf olmasa gerek… Yatırım alan şehirler büyürken, bekleyen şehirler küçülüyor. Giresun’un ihtiyacı yeni vaatler, yeni sunumlar ya da geçici çözümler değil; programa alınmış, bütçesi belirlenmiş ve istihdam yaratan gerçek yatırımlardır. Aksi halde Giresun, Doğu Karadeniz’de yatırımların konuşulduğu değil, neden alamadığının sorgulandığı bir kent olmaya devam edecek.

İklim değişikliğiyle mücadele için kritik adım... 6 yeni 'Mevcut En İyi Teknikler' tebliği Resmi Gazete'de Haber

İklim değişikliğiyle mücadele için kritik adım... 6 yeni 'Mevcut En İyi Teknikler' tebliği Resmi Gazete'de

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, sanayideki emisyonları kontrol altına almak ve ekolojik dönüşümü teşvik etmek adına 6 önemli sektöre yönelik “Mevcut En İyi Teknikler Tebliği”ni bugünkü Resmi Gazete’de duyurdu. Söz konusu tebliğler, 1 Aralık 2025 tarihinde uygulamaya konulacak. ANKARA (İGFA) - Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, sanayi ve enerji sektörlerine yönelik çevresel bir dönüm noktası yaratmak için yeni adımlar attı. Bugün yayımlanan 6 farklı en iyi teknikler tebliği, Resmi Gazete’de yer aldı. Tebliğler, 1 Aralık 2025'te uygulanmaya başlayacak “Endüstriyel Emisyonların Yönetimi Yönetmeliği”nin temel yapı taşlarını oluşturacak ve sanayi kuruluşlarını emisyon limitleri ve verimlilik kriterleri ile uyumlu hale getirecek. Bakanlık, Avrupa Birliği normlarını benimseyen ve uluslararası nitelikteki “Mevcut En İyi Teknikler” (MET) referans dokümanlarına dayanan 6 sektörel tebliğ ile sanayi tesislerinin çevresel performansını A ile F arasında derecelendirecek. Bu düzenlemenin amacı, hava, su ve toprak kirliliğini kaynağında önlemek, enerji ve su verimliliğini artırmaktır. Tebliğler, 14 Ocak 2025’te ilan edilen Endüstriyel Emisyonlar Yönetmeliği’nin uygulama prensiplerini tanımladı. Yaklaşık 6000 sanayi tesisini kapsayan bu süreçte, tesisler su ve kimyasal kullanımı, emisyon seviyeleri ve atık yönetimi bakımından değerlendirilecek. Bakanlık, yeşil dönüşüm sertifikalandırılması için sektörel toplantılar düzenleyerek ilgili tarafların görüşlerini aldı. YAYIMLANAN TEBLİĞLER VE KAPSAMLARI ŞU ŞEKİLDE: Atık İşleme Sektörüne İlişkin Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Atık geri kazanım teknikleri, emisyonların azaltılması, sıfır atık politikasının entegrasyonu. Diğer Üretim Faaliyetlerinde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Genel üretim süreçlerinin verimliliği, kirlilik önleme, karmaşık endüstriyel emisyonlar. Enerji Üretiminde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Fosil yakıt enerji santralleri, yenilenebilir enerjiye geçiş, karbon emisyon limitleri. Kimya Endüstrisinde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Kimyasal işlemlerde atıkların azaltılması, tehlikeli madde yönetimi, su tasarrufu. Metal Üretimi ve İşlenmesinde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Çelik ve alüminyum eritme, toz emisyonları, metal atıkların geri dönüştürülmesi. Mineral Endüstrisinde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Maden çıkarımı ve mineral işleme, toz ve gürültü kontrolü, arazi yeniden kazanımı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.