Hava Durumu

#Sanayi

giresunsonhaber - Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek Haber

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek

EY’ın Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi'ndeki Nadir Toprak Elementleri Çalışmasına göre; akıllı telefonlar, hibrit ve elektrikli araçlar, yeşil enerji sistemleri, veri merkezleri, savunma ve sağlık teknolojileri gibi çoğalan uygulama alanları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan dünya çapındaki talebi hızla artırıyor. Özellikle bileşenlerde bulunan “mıknatıs” kullanımı, önümüzdeki 10 yıllık süreçte yıllık %9 büyüme gösterecek şekilde tahmin ediliyor. Öte yandan Avrupa'nın nadir toprak elementleri hammaddesi ve mıknatıs tedarikinde Çin'e duyduğu bağımlılık devam ediyor. Ancak Çin'in 2023 yılından bu yana nadir toprak elementleri ihracatına uyguladığı lisans ve kontrol tedbirleri, birçok sektörün hammadde ikmalinde gecikmelere ve zorluklara neden oluyor. Bunun sonucu olarak yaşanan darboğazlar, bazı sektörlerde üretimi durma noktasına getiriyor. Araştırma, nadir toprak elementlerinin tedarik güvencesi endişeleri nedeniyle, 2025'in ilk 10 ayında belirli (en büyük beş) NTE üretici firmasının piyasa değerinin %175 artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri firması EY; önde gelen ekonomilerin politika oluşturmasında etkili olan nadir toprak elementlerine (NTE’ler) yönelik araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Araştırma; nadir toprak elementlerinin modern teknolojiler için önemi ve Çin’in küresel tedarik zincirindeki baskın konumunu ve bu konudaki jeopolitik ve ekonomik riskleri vurguluyor. Araştırmaya göre; Çin’in, stratejik kaynak olarak tanımladığı nadir toprak elementleri alanındaki üstünlüğü sürüyor. Avrupa Bölgesi ise alternatif kaynaklar ve geri dönüşüm stratejileriyle nadir toprak elementlerine bağımlılığını azaltma çabası içerisinde. 2026 sonuna kadar nadir toprak elementleri temsil eden 17 elementin 12'sine ihracat lisansı getirilebileceği belirtiliyor. Yeni elementler eklenmediği durumda, Çin’in şu anda yalnızca yedi NTE ürününde uyguladığı düzenlemelerin daha da genişleyebileceği, bu durumun AB’nin kritik mineral olarak tanımladığı hammaddelere erişimini daha da zorlaştıracağı ifade ediliyor. Küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik artıyor Nadir toprak elementleri, periyodik tabloda 21, 39 ve 57-71 numaralarına sahip benzersiz manyetik, ışık yayan ve elektrokimyasal özelliklere sahip 17 elementten oluşuyor. Yeni ve geniş bir kullanım alanı bulan nadir toprak elementleri, fiziksel, manyetik ve kimyasal doğaları itibariyle günlük yaşamda önemli roller üstleniyor. Özellikle, dış enerjiye ihtiyaç duymadan manyetik özelliklerini sürekli koruyan mıknatısların önemi büyük ve 2023 yılı verilerine göre küresel NTE talebinin %45’ini oluşturuyor. Nadir toprak elementleri; akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, hibrit otomobiller, rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri gibi birçok ileri teknoloji ürünün yanı sıra savunma sanayisinde de kullanılıyor. Örneğin; jet motorları, füze savunma mekanizmaları, uzay tabanlı uydular ve iletişim sistemleri bu elementleri içeriyor. Araştırmaya göre; yeşil enerji teknolojileri, ileri elektronik ve savunma uygulamaları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan talebi hızla artırıyor. Özellikle, global ölçekte mıknatıs kullanımında önümüzdeki 10 yılda %9 oranında büyüme öngörülüyor. Çin, global NTE üretiminin %70’ini ve rafinasyon işlemlerinin %90’ını elinde bulunduruyor. Ayrıca sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminde (PETRM) %94’lük bir paya sahip. Araştırmada, jeopolitik risklere de vurgu yapılıyor. Çin’in, 2025’te yedi tür NTE için ihracat sınırlamaları uygulaması ve yıl sonunda beş ek element için kontrollerin askıya alınmasının global tedarik zinciri güvenliği endişelerini artırdığı belirtiliyor. Diğer yandan, tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle NTE şirketlerinin piyasa değerinin 2025’in ilk 10 ayında %175 artış gösterdiği; bu büyümenin enerji ve teknoloji devlerini geride bıraktığı gözleniyor. 2025 yılı ilk 10 ayında piyasa değeri %175 arttı Avrupa, Çin'in ham nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıs ihracatında en önemli noktalardan biri olmaya devam ediyor. Almanya, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa, modern teknolojinin vazgeçilmezi olan bu elementleri Çin’den ithal ediyor. Bahsi geçen lisans süreçleri, Avrupa’da üretim duraksamalarına yol açabiliyor. Çin, NTE rezervlerinin %50’sine sahip olmasına rağmen Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Orta Asya’da bu alanda yeni projeler geliştiriliyor. Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya ve Polonya gibi ülkeler stratejik maden ve rafineri yatırımlarına yöneliyor. AB stratejik hammaddeleri geri dönüşümle karşılamayı hedefliyor NTE’ler, jeolojik olarak nadir olmamalarına rağmen, genellikle yoğun ve işletilebilir cevher yataklarında olmadıkları için bu şekilde adlandırılıyor. Prometyum hariç tüm nadir toprak elementlerin, dünya genelinde gümüş, altın veya platinden daha bol olduğu söyleniyor. Kimyasal benzerlikleri, çıkartma süreçlerini teknik ve ekonomik olarak zorlaştırıyor. NTE'lerin büyük ölçekli üretimi önemli ölçüde su ve enerji tüketimi gerektiriyor; ayrıca kimyasal sızıntı riski ve uranyum ve toryum gibi nadir toprak mineralleriyle birlikte doğal radyoaktif elementlerin ortaya çıkması çevresel riskleri de beraberinde getiriyor. Avrupa Birliği bu kapsamda 2030'a kadar stratejik hammaddelerin %25'ini geri dönüşümle karşılamayı hedefliyor. Ancak yeni madenlerin işletime alınması 8-10 yıl, rafinerilerin kurulması 5 yıl sürebiliyor. Merkez Avrupa ve Türkiye AB’nin NTE tedarikinde önemli avantajlar sunuyor Merkezi Avrupa ülkeleri, AB endüstrisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri tedarikinde önemli avantajlara sahip. Örneğin, İsveç, Norveç ve Finlandiya’da keşfedilen yeni NTE oksit rezervleri, tahmini 11 milyon ton üretimle AB’nin NTE ihtiyacının üçte birini karşılayabilir. Türkiye’de ise, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na göre, Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar arasında bulunan sahada 694 milyon ton nadir toprak elementi (NTE) rezervi yer alıyor. Tahminler, bu maden sahasının Çin'deki 800 milyon tonluk “Bayan Obo” sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu gösteriyor. Bakanlık, Ekim 2024`te nadir toprak elementleri çıkarma ve işleme konularında bilgi paylaşımı, madencilik teknolojilerinin geliştirilmesi ve ortak yatırımlar için Çin ile "Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliği Mutabakat Zaptı" imzaladığını duyurdu. EY Enerji Sektörü Lideri Cem Çamlı, konuyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Nadir toprak elementleri, enerji, teknoloji, mobilite, savunma ve sanayi üretim sektörlerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Artan jeopolitik gelişmeler, küresel talebin önemli ölçüde büyümesi ve stratejik ulusal çıkarlar ülkelerin stratejik planlamalarını ve yatırımcıların öncelik sıralamalarını yeniden şekillendiriyor. Türkiye, Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi konumu, gelişen sanayi altyapısı ve nadir toprak elementleri rezervleri ile bu dönüşümde daha etkin bir rol alabilir. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, elektrikli araç ekosistemimiz ve savunma sanayimiz, NTE arz güvenliğini artık bir rekabet avantajı değil, zorunlu bir stratejik gereklilik haline getiriyor. Bu yüzden nadir toprak elementleri değer zinciri boyunca sanayicilerimizin ve yatırımcılarımızın aktif rol oynaması, AR-GE yatırımları ve teşvikleri ile ekosistemin büyütülmesi ve bilgi birikiminin artırılması kritik önem taşıyor. Böylece, nadir toprak elementleriyle oluşturulacak ekonomik değer ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak ve AB ile olan ticari iş birliğimizin daha da sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Yakın zamanda, Türkiye’de nadir toprak elementleri değer zincirinde yeni yatırımlar, girişimler ve kamu-özel sektör iş birliklerini göreceğimiz öngörülüyor. EY-Parthenon olarak, global ve bölgesel bilgi birikimimizle bu alanda sektörün öncüsü müşterilerimize stratejiden uygulamaya kadar uçtan uca hizmet sunmaya ve rekabet avantajı yaratmaya devam ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ticaret Bakanlığı 2026 ithalat politikalarını güncelledi Haber

Ticaret Bakanlığı 2026 ithalat politikalarını güncelledi

Ticaret Bakanlığı, 2026 yılı itibarıyla uygulanacak ithalat rejimi kararlarını Resmî Gazete'de duyurdu. Bu yeni düzenlemelerle, yerel üretimi desteklemek amacıyla ithalatta ek gümrük vergileri ve tarife kontenjanları getirilecek ve bazı ürünlere yönelik gözetim ve korunma tedbirleri uygulanacak. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığı, Türkiye'nin yerli sanayisini desteklemek, adil rekabeti sağlamak, istihdamı artırmak ve cari açığı azaltmak için 2026 yılı ithalat politikalarını yeniledi. 31 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan bu kararlar, 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bu kararlarla birlikte, birtakım ürünlerde ilave gümrük vergisi getirilecek, 35 sanayi ürününde tarife kontenjanı tanımlanacak ve ithalat duyuruları güncellenecektir. Özellikle altın ve mücevher gibi ürünlerde uygulanan yüzde 20 oranındaki ek mali yükümlülük, ilave gümrük vergisi olarak tahsil edilecektir. Buna ek olarak, ithalat gözetimi uygulamaları da genişletilmiştir. 47 ürün grubunda fiyat güncellemeleri ve yeni gözetim kriterleri tanımlanmıştır. İhracatçı Kayıt Formu’nun geçerliliği 1 yıldan 3 yıla uzatılmıştır. Bakanlık, bazı ürünlerin ithalatına karşı korunma önlemi soruşturması başlatmıştır. PET Resin, Tereftalik Asit ve çeşitli karton ürünleri gibi ürünlerin ithalat artışının ve ithalat koşullarının yerli üretime zarar verip vermediği incelenecektir. Bakanlık, yerel üretimin korunması ve geliştirilmesi için gerekli tüm önlemleri alacaklarını belirtti.

SU KANUNU'NUN 2026'DA YASALAŞMASI BEKLENİYOR Haber

SU KANUNU'NUN 2026'DA YASALAŞMASI BEKLENİYOR

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Su Kanunu Taslağı'nın teknik çalışmalarının tamamlandığını duyurdu. 2026 yılında yasalaşması planlanan kanun, iklim değişikliğine yönelik uzun vadeli politikalara katkı sağlayacak. Göller için eylem planları oluşturuldu. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Su Kanunu Taslağı hakkında teknik çalışmaların sona erdiğine dikkat çekerek, "Taslak, iç ve dış görüşlere açılmak üzere şimdiki son halini aldı. Kanuna esas olacak süreç böylece tamamlanmış olacak. Umudumuz, ülkemiz için büyük önemi olan Su Kanunu'nun 2026 yılı içinde TBMM'de yasalaşarak yürürlüğe girmesi yönünde." ifadesini kullandı. Bakan Yumaklı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen Ulusal Su Kurulu'nun 5. toplantısına katıldı. İklim değişikliğinin getirdiği riskleri gözeterek suyun kıtlığını ve fazlalığını bütüncül bir yaklaşımla ele almaları gerektiğine vurgu yapan Bakan Yumaklı, suyla etkileşen sektörlerin temsilcilerinden oluşan Ulusal Su Kurulumuz ile bu strateji ve politikaları en üst düzeyde incelediklerini belirterek, iki yıl zarfında gerçekleştirdiğimiz 4 toplantıda 35 karar aldıklarını dile getirdi. “UMUDUMUZ SU KANUNU'NUN 2026'DA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ" Bakanlığın resmi web sitesinde yer alan habere göre Bakan Yumaklı, kararların ülke için önemli sonuçlar doğuracağını vurguladı. Su Kanunu ile başlatılan çalışmaların Temmuz 2024'teki toplantıda sunulduğunu hatırlatan Bakan Yumaklı, "Teknik çalışmalar tamamlandı. Taslak, iç ve dış görüşlere açılmak üzere şu anda son halinde, kanuna esas teşkil edecek süreç böylece tamamlanmış olacak. Umudumuz, ülkemiz için son derece önemli olan Su Kanunu'nun 2026 yılı içinde TBMM'de yasalaşarak yürürlüğe girmesi" açıklamasında bulundu. https://twitter.com/ibrahimyumakli/status/2004178775412765153 Toplantıda, iklim değişikliğinin gittikçe artan etkileri ve bu etkilere karşı geliştirdikleri uzun vadeli politika ve uygulamaların ele alındığını aktaran Yumaklı, Türkiye'nin coğrafi konumu nedeni ile iklim değişikliğine karşı hassas bir bölgede olduğunu, bunun kamusal bilinçle kabul edilmesi ve harekete geçilmesi gerektiğini belirtti. Yumaklı, sıcaklık ve yağış rejimindeki değişim nedeniyle su kaynakları üzerindeki artan baskının, bu etkiler arasında yer aldığını söyleyerek, bu yıl Temmuz ayının, son 55 yılın en sıcak Temmuz ayı olarak kaydedildiğini ve ülkedeki yağışların 2025'te ortalamanın %27 altında ve son 52 yılın en düşük seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti. Bilimsel çalışmaların, daha uzun kurak dönemlerin, daha yoğun sıcak hava dalgalarının ve kısa sürede etkili olan aşırı yağışların, gelecekte daha sık yaşanacağına işaret ettiğini dile getiren Yumaklı, havza ölçeğinde gerçekleştirdikleri bütün çalışmalarda içme ve kullanma suyu, ekosistem ihtiyacı, tarım, sanayi ve diğer kullanımlar arasındaki dengeyi gözetmeye çalıştıklarını anlattı. "SIRADA BAŞKA GÖLLER VAR" Ayrıca risk altındaki göllere ilişkin kurulun aldığı kararlar hakkında bilgi veren Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Eğirdir ve Burdur göllerimiz için eylem planlarını açıklamıştık, şimdi sırada diğer göllerimiz var. Bu çerçevede her bir gölün hidrolojik, ekolojik özellikleri, kullanım amaçları, koruma statülerini esas aldık ve belirlenen riskler doğrultusunda tedbirlerimizi oluşturduk. Bu konuda özellikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın önemli çalışmaları var, bu planların oluşmasında katkıda bulunan tüm taraflara ve özellikle uzmanlarımıza teşekkür ederim. Şebeke kayıplarının azaltılması, sulama sistemlerinin modernize edilmesi, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı, alt havzalardan su transferleri gibi önlemler de bu eylem planlarında yer aldı. Eber, Akşehir, Bafa, Beyşehir, İznik, Seyfe ve Sapanca göllerine ilişkin eylem planlarımızı da önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacağız." dedi.

GİRESUN YERİNDE SAYIYOR: BU GERİ KALIŞ TESADÜF MÜ? Haber

GİRESUN YERİNDE SAYIYOR: BU GERİ KALIŞ TESADÜF MÜ?

KOMŞU İLLER UÇUYOR, GİRESUN SAYIYOR: BU GERİ KALIŞ TESADÜF MÜ? Doğu Karadeniz’de yatırım haritası her geçen gün yeniden çizilirken, ortaya çıkan tablo Giresun açısından düşündürücü hatta rahatsız edici bir gerçeği gözler önüne seriyor. Trabzon ve Ordu planlanan, programa alınan ve hızla ilerleyen yatırımlarla yol alırken; Giresun aynı yerde dönüp duruyor. Bu tablo artık sadece ekonomik değil, açıkça siyasi bir tercih ve yönetim sorunu... ORDU: TAKİP EDEN KAZANIYOR Ordu’da son yıllarda kamu yatırımları soyut vaatlerden ibaret değil; takvimi, bütçesi ve uygulaması olan projeler birer birer hayata geçiyor. Somut başlıklar olarak sıralamak gerekirse; Ünye-Akkuş-Niksar Karayolu Projesi ile Ordu’nun İç Anadolu bağlantısı güçlendiriliyor, ticaret ve lojistik akış hızlandırılıyor. Fatsa Organize Sanayi Bölgesi merkezli yeni fabrika yatırımları ve kapasite artışlarıyla yüzlerce kişilik ek istihdam hedefleniyor. Ünye-Fatsa Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi gibi yeni sağlık yatırımlarıyla bölge sağlık üssü haline getiriliyor. Altınordu sahilinde kruvaziyer gemilere uygun rıhtım ve liman genişletme projeleri ile deniz turizmi Ordu’nun gündemine sokuluyor. İl genelinde planlanan toplu konut, otopark ve kentsel altyapı projeleri ile şehircilik baştan aşağı yenileniyor. Bu yatırımlar Ordu’yu yalnızca bir geçiş ili olmaktan çıkarıp, üreten, hizmet sunan ve büyüyen bir kent haline getirmeyi hedefliyor. TRABZON: BÖLGESEL GÜCÜNÜ YATIRIMLA PEKİŞTİRİYOR Trabzon’da ise yatırım ölçeği Ordu’nun da ötesine geçerek mega projeler düzeyine ulaşmış durumda. Şehir, Doğu Karadeniz’in merkezi olma iddiasını lafta değil, projeyle ortaya koyuyor. Öne çıkan yatırımlar : Hafif Raylı Sistem Projesi ile şehir içi ulaşım kökten değiştirilmeye hazırlanıyor; proje yatırım programına alınma aşamasında. Mevcut kapasitenin yetersizliği gerekçesiyle gündeme gelen deniz dolgusu üzerine yeni Trabzon Havalimanı planı bölgesel hava ulaşımını yeniden şekillendirecek. Arsin Yatırım Adası ve Endüstri Bölgesi projeleriyle yüksek katma değerli sanayi ve lojistik yatırımları hedefleniyor. Sahil düzenlemeleri, kentsel dönüşüm ve Pazarkapı-Uzunkum yaşam alanı projeleri ile şehir estetik ve ticari açıdan yeniden kurgulanıyor. Özel sektör eliyle planlanan otel ve turizm yatırımları Trabzon’un dört mevsim turizm hedefini güçlendiriyor. Bu projelerle Trabzon, yalnızca Doğu Karadeniz’in değil, Türkiye ölçeğinde söz sahibi bir merkez olma yolunda ilerliyor. GİRESUN'DA YATIRIM DEĞİL, BOL BOL AÇIKLAMA VAR Aynı dönemde Giresun’un yatırım gündemine bakıldığında tablo daha da netleşiyor. Kentte yıllardır kamuoyuna açıklanan, seçim dönemlerinde tekrar tekrar gündeme getirilen birçok proje ya hiç başlamadı ya da kağıt üzerinde kaldı. ADI GEÇEN AMA YAPILMAYAN PROJELER Giresun Limanı’nın ticari kapasitesinin artırılması ve lojistik liman haline getirilmesi projesi uzun süredir konuşulmasına rağmen somut bir takvim ve yatırım programı ortaya konulamadı. Organize Sanayi Bölgesi’nin genişletilmesi ve yeni sanayi alanları oluşturulması yönündeki vaatler, istihdam üretmesi beklenirken uygulamaya geçirilemedi. Giresun Güney Çevre Yolu projesi defalarca gündeme gelmesine rağmen ilerleme kaydedemedi. Turizm odaklı sahil düzenlemeleri ve büyük ölçekli konaklama yatırımları plan aşamasında kaldı; şehir dört mevsim turizm hedefinin gerisinde bırakıldı. Kalıcı istihdam yaratacak büyük ölçekli özel sektör yatırımları için somut teşvik ve yönlendirme mekanizmaları kurulamadı. Buna karşılık son dönemde kamuoyuna yansıyan yatırımlar çoğunlukla: Güvenlik birimlerine tahsis edilen araçlar, İçme suyu ve küçük ölçekli altyapı çalışmaları, Bakım-onarım ve yenileme niteliğindeki işler ile sınırlı kalıyor. Bu sayılanlar Giresun’un sanayi, istihdam ve ekonomik büyüme sorunlarına çözüm olacak yatırımlar değil… GİRESUN NEDEN LİSTEDE YOK? Ortaya çıkan bu tablo karşısında Giresun neden yatırım listelerinde alt sıralarda kalıyor? sorusuna ilk bakışta Ankara nezdinde yeterli takip ve baskının kurulamaması, Yatırım önceliklerinin net biçimde savunulamaması, Bölgesel planlarda Giresun’un edilgen bir role razı edilmesi yanıtlarını Giresun'da yaşayan politik düşünmeyen herkes verebilir. Komşu iller projelerini takip ederken, Giresun’un sürekli “değerlendirme aşamasında” kalmasının bir izahı yapılabilir mi? AYNI BÖLGE, FARKLI MUAMELE Doğu Karadeniz’de aynı denize kıyısı olan iller arasında bu denli fark oluşması tesadüf olmasa gerek… Yatırım alan şehirler büyürken, bekleyen şehirler küçülüyor. Giresun’un ihtiyacı yeni vaatler, yeni sunumlar ya da geçici çözümler değil; programa alınmış, bütçesi belirlenmiş ve istihdam yaratan gerçek yatırımlardır. Aksi halde Giresun, Doğu Karadeniz’de yatırımların konuşulduğu değil, neden alamadığının sorgulandığı bir kent olmaya devam edecek.

İklim değişikliğiyle mücadele için kritik adım... 6 yeni 'Mevcut En İyi Teknikler' tebliği Resmi Gazete'de Haber

İklim değişikliğiyle mücadele için kritik adım... 6 yeni 'Mevcut En İyi Teknikler' tebliği Resmi Gazete'de

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, sanayideki emisyonları kontrol altına almak ve ekolojik dönüşümü teşvik etmek adına 6 önemli sektöre yönelik “Mevcut En İyi Teknikler Tebliği”ni bugünkü Resmi Gazete’de duyurdu. Söz konusu tebliğler, 1 Aralık 2025 tarihinde uygulamaya konulacak. ANKARA (İGFA) - Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, sanayi ve enerji sektörlerine yönelik çevresel bir dönüm noktası yaratmak için yeni adımlar attı. Bugün yayımlanan 6 farklı en iyi teknikler tebliği, Resmi Gazete’de yer aldı. Tebliğler, 1 Aralık 2025'te uygulanmaya başlayacak “Endüstriyel Emisyonların Yönetimi Yönetmeliği”nin temel yapı taşlarını oluşturacak ve sanayi kuruluşlarını emisyon limitleri ve verimlilik kriterleri ile uyumlu hale getirecek. Bakanlık, Avrupa Birliği normlarını benimseyen ve uluslararası nitelikteki “Mevcut En İyi Teknikler” (MET) referans dokümanlarına dayanan 6 sektörel tebliğ ile sanayi tesislerinin çevresel performansını A ile F arasında derecelendirecek. Bu düzenlemenin amacı, hava, su ve toprak kirliliğini kaynağında önlemek, enerji ve su verimliliğini artırmaktır. Tebliğler, 14 Ocak 2025’te ilan edilen Endüstriyel Emisyonlar Yönetmeliği’nin uygulama prensiplerini tanımladı. Yaklaşık 6000 sanayi tesisini kapsayan bu süreçte, tesisler su ve kimyasal kullanımı, emisyon seviyeleri ve atık yönetimi bakımından değerlendirilecek. Bakanlık, yeşil dönüşüm sertifikalandırılması için sektörel toplantılar düzenleyerek ilgili tarafların görüşlerini aldı. YAYIMLANAN TEBLİĞLER VE KAPSAMLARI ŞU ŞEKİLDE: Atık İşleme Sektörüne İlişkin Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Atık geri kazanım teknikleri, emisyonların azaltılması, sıfır atık politikasının entegrasyonu. Diğer Üretim Faaliyetlerinde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Genel üretim süreçlerinin verimliliği, kirlilik önleme, karmaşık endüstriyel emisyonlar. Enerji Üretiminde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Fosil yakıt enerji santralleri, yenilenebilir enerjiye geçiş, karbon emisyon limitleri. Kimya Endüstrisinde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Kimyasal işlemlerde atıkların azaltılması, tehlikeli madde yönetimi, su tasarrufu. Metal Üretimi ve İşlenmesinde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Çelik ve alüminyum eritme, toz emisyonları, metal atıkların geri dönüştürülmesi. Mineral Endüstrisinde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Maden çıkarımı ve mineral işleme, toz ve gürültü kontrolü, arazi yeniden kazanımı.

Sivas'ta 424 bin ons mümkün kaynak tespit edildi Haber

Sivas'ta 424 bin ons mümkün kaynak tespit edildi

Türkiye’nin önde gelen entegre çelik üreticilerinden Erdemir, madencilik sektöründeki büyüme atağında önemli bir keşif gerçekleştirdi. Şirketin bağlı kuruluşu Ermaden'in kontrolünde olan Sivas- Alacahan Köyü yakınlarında yürütülen araştırmalar sonucunda, toplamda 424 bin ons altın keşfedildi. İSTANBUL (İGFA) - Erdemir, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı açıklamada, bağlı iştiraki Erdemir Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Ermaden) tarafından Sivas ili Kangal ilçesi Alacahan Köyü bölgesinde yürütülen arama çalışmalarıyla ilgili olarak, Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu (UMREK) ve Australasian Joint Ore Reserves Committee (JORC) standartlarına uygun bir şekilde hazırlanan "Mümkün Kaynak" seviyesinde, yaklaşık 14,9 milyon ton cevherde ortalama 0,89 g/t altın tenörüyle 424.000 ons altın bulunduğunu duyurdu. “YERLİ ÜRETİM GÜCÜMÜZLE TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE YATIRIM YAPIYORUZ” OYAK Genel Müdürü ve Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, konuya dair yaptığı açıklamada, çelik endüstrisindeki güçlerini madencilik alanında da stratejik büyüme hamlesine dönüştürdüklerini belirterek, “Ülkemizin yer altı zenginliklerini sürdürülebilir bir yaklaşımla ekonomiye entegre etmek bu stratejimizin temel bir unsurudur. Ermaden, Sivas-Alacahan bölgesinde gerçekleştirdiği titiz ve sürekli sondaj çalışmaları sonucunda 424.000 ons gibi çok kıymetli bir mümkün kaynağı gün yüzüne çıkardı. Bu keşfi, doğru strateji ve kararlı çalışmalarımızın ilk ve değerli bir ürünü olarak değerlendiriyoruz. Aynı bölgede yeni kaynak arama faaliyetlerimizi sürdürürken, bu yerli kaynağı katma değere dönüştürerek hem sanayimizin geleceğini pekiştirmeyi hem de ülke ekonomisine uzun soluklu bir katkı sağlamayı amaçlıyoruz” dedi. Ermaden tarafından Alacahan bölgesinde yürütülen çalışmalar, 5 bin 804 hektarlık ruhsat sahasında şu ana kadar 45 hektarlık alanda yürütülen sondaj faaliyetleriyle hayata geçirildi. Toplam 360 adet karotlu sondaj ile 96 bin 649 metre derinlikte kazı işlemi tamamlandı ve 96 bin 533 adet ateş analizi sonucu elde edildi.

2025 İstanbul Ekonomi Zirvesi, 11-12 Aralık’ta Çırağan Sarayı’nda Gerçekleşecek Haber

2025 İstanbul Ekonomi Zirvesi, 11-12 Aralık’ta Çırağan Sarayı’nda Gerçekleşecek

Küresel ekonomi, enerji, sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm alanlarında dünyanın önde gelen iş ve fikir liderlerini bir araya getiren İstanbul Ekonomi Zirvesi, bu yıl “Yeni Dengeler & Küresel İş Birlikleri” temasıyla 11-12 Aralık 2025 tarihlerinde Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirilecek. İki gün sürecek zirvede ekonomi, finans, enerji, turizm, teknoloji, sanayi, gayrimenkul, sağlık, eğitim, gıda ve girişimcilik gibi farklı alanlardan iş dünyasının liderleri bir araya gelerek yeni küresel düzenin dinamiklerini masaya yatıracak. İstanbul Ekonomi Zirvesi, bu yıl da küresel ölçekte yankı uyandıracak oturumlarıyla dikkat çekiyor. “Yeni Dengeler ve Küresel İş Birlikleri” temasıyla düzenlenen zirve; jeopolitik değişimlerin ekonomi üzerindeki etkilerinden, yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerine, sürdürülebilir yatırımlardan enerji politikalarına kadar geniş bir yelpazede konuları gündeme taşıyacak. Zirvede kamu temsilcileri, uluslararası yatırımcılar, diplomatik misyonlar, iş insanları ve akademisyenler bir araya gelerek küresel ekonomik iş birliklerinin geleceğini değerlendirecek. Bu yıl ayrıca, İstanbul Ekonomi Zirvesi kapsamında düzenlenecek özel oturumlarda Avrupa, Asya, Körfez, Afrika ve Amerika ülkeleri ile Türkiye arasındaki yatırım fırsatları ele alınacak. İstanbul, Küresel İş Birliklerinin Merkezi Olmaya Devam Ediyor Zirvenin İcra Kurulu Başkanı Abdullah Değer, bu yılki temanın küresel dönüşüm sürecinde Türkiye’nin rolünü vurgulamak açısından özel bir anlam taşıdığını belirtti: “Dünyada ekonomik güç dengeleri yeniden şekilleniyor. Bu yeni dönemde Türkiye, stratejik konumu ve üretim gücüyle küresel iş birliklerinin merkezinde yer alıyor. 2025 İstanbul Ekonomi Zirvesi’nde, bu dönüşüm sürecinde ülkemizin nasıl daha etkin bir rol üstlenebileceğini ele alacağız. Zirvenin iş dünyası için yeni ortaklıklara ve uzun vadeli yatırımlara kapı aralamasını hedefliyoruz.” Zirve’nin ilk günü Küresel ekonomik dengeler, turizm, yapay zekâ ve sürdürülebilir kalkınma gibi geleceği şekillendiren başlıklara odaklanan panellerle başlayacak. Alanında uzman konuşmacıların ve uluslararası yatırımcıların katılımıyla gerçekleşecek oturumlarda; otomotiv, teknoloji, sağlık ve finans gibi başlıkların yanı sıra dijital dönüşümün ekonomi üzerindeki etkileri, küresel turizmde yeni eğilimler, yapay zekânın üretimden hizmet sektörüne uzanan dönüşüm gücü ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin iş dünyasına yansımaları tartışılacak. İkinci gün ise, küresel finans ve dijitalleşme, savunma sanayi ve teknolojik yenilikler, ekonomik dönüşümler ve kadın istihdamı ile uluslararası ticaretin yeni dinamikleri gibi başlıklarda düzenlenecek özel panellerle devam edecek. Katılımcılar, iki gün boyunca yalnızca fikir alışverişinde bulunmakla kalmayıp, Türkiye’nin ekonomik vizyonunu belirleyen karar alıcılarla doğrudan temas kurma, uluslararası iş birlikleri geliştirme ve yeni yatırım fırsatlarını değerlendirme olanağı da bulacak. Zirve, bu yönüyle yalnızca bir fikir platformu değil, aynı zamanda küresel ölçekte iş birliği ve ortaklıkların temellerinin atıldığı önemli bir buluşma noktası olmayı sürdürecek. Zirve Programına İlişkin Detaylar ve Bu Yılki Yenilikler Zirve programı bu yıl da önemli yeniliklerle zenginleşiyor. 11 Aralık akşamı, B2B toplantıların ardından “Dünya Barışı” temalı özel bir resepsiyon düzenlenecek. Gecenin açılışı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle Türkiye’nin yedi bölgesinden kültürel izler taşıyan özel bir gösteriyle yapılacak. Ardından, barış ve birlik mesajını vurgulayan özel bir defile sahnelenecek. Gecenin finalinde ise Türkiye’de görev yapan büyükelçi ve başkonsoloslar sahneye çıkarak, birer dakikalık konuşmalarla dünya barışı mesajlarını paylaşacak. Zirve, 12 Aralık akşamı düzenlenecek görkemli gala gecesiyle sona erecek. Enbe Orkestrası eşliğinde gerçekleşecek gala yemeğinde, yılın en başarılı kurum ve isimleri 9. İstanbul Altın Değerler Ödül Töreni ile onurlandırılacak. Bu yılki zirve, Koluman Holding ana sponsorluğu ve Sanofi co-sponsorluğunda gerçekleşiyor. Destekçiler arasında TGA, TÜRSAB, İTÜ ARI Teknokent, Borusan Otomotiv, Astor Enerji, Forma Makina, Bahçeşehir Koleji, Güneri Makina, HPM Hijyen Proses Makinaları, Agrotech ve Mopa Exclusive yer alıyor. Ayrıca bu yıl, Microsoft, Koton, Arzum, KoçSistem gibi önemli markalar ile Dünya Kadın Girişimciler Derneği, EBRD, UNDP ve IFC gibi saygın uluslararası kuruluşların üst düzey temsilcileri de konuşmacı olarak zirvede yer alacak. İki gün boyunca toplam 10 panel ve 4 özel konuşma düzenlenecek, 50 farklı ülkeden katılımcının yer alacağı zirveyle birlikte uluslararası iş birliği ve küresel diyaloğun önemi bir kez daha vurgulanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CHP Grup Başkanvekili Günaydın Bursa'dan seslendi: Artık değişim zamanı! Haber

CHP Grup Başkanvekili Günaydın Bursa'dan seslendi: Artık değişim zamanı!

CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, Bursa İl Başkanlığı'nda gerçekleşen değerlendirme toplantısında, ülkenin ekonomik ve demokratik konularına dikkat çekti. Günaydın, “Artık değişim vakti, dur demek vakti” diyerek, sanayi, tarım ve turizm açısından önemli bir şehir olan Bursa'da reel sektörün büyük sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti. CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ise demokrasinin tehlikede olduğuna vurgu yaparak, 19 Ekim'deki il kongresine katılım çağrısında bulundu. BURSA (İGFA) - CHP Bursa İl Başkanlığı'nda düzenlenen toplantıya İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa Milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Kayıhan Pala, Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Kadın ve Gençlik Kolları başkanları, ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri ve çok sayıda partili katılım gösterdi. YEŞİLTAŞ: “DEMOKRASİ GÖRMEZDEN GELİNİYOR” İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, konuşmasında demokrasinin büyük bir tehdit altında olduğunu dile getirdi. “Halkın iradesi görmezden geliniyor" diyen Yeşilta, "Seçilmiş belediye başkanları, cumhurbaşkanı adaylarının hapse atılmasıyla demokrasinin mevcut olmadığı gösteriliyor. ‘Kimi seçerseniz seçin, ben istediğimi görevden alırım’ anlayışı empoze ediliyor.” dedi. CHP'nin içindeki demokrasiyi en iyi işleyen parti olduğunu belirten Başkan Yeşiltaş, “Mahallelerde sandık kurarak ilçe kongrelerimizi tamamladık. 19 Ekim Pazar günü saat 13.00'te Atatürk Kültür Merkezi'nde büyük demokrasi şölenimize tüm halkımızı davet ediyoruz” dedi. GÜNAYDIN: “TÜRKİYE ÜRETİM YETENEĞİNİ YİTİYOR” CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise, Türkiye'nin ekonomik krizle karşı karşıya olduğunu kaydetti. Bursa'nın sanayi, tarım ve turizmiyle ülkenin önemli bir merkezi olduğunu bildiren Günaydın, "Ancak reel sektör büyük sorunlar yaşıyor. İç talep daralıyor, dış rekabet gücümüz düşüyor. Otomotiv yan sanayi Fas’a, tekstil Mısır’a kayıyor. 11 milyondan fazla işsiz bulunuyor. Fabrikalar ülkeyi terk ederse işsizlik meselesine nasıl çözüm bulunacak?” şeklinde konuştu. Günaydın, TÜSİAD ve İstanbul Ticaret Odası gibi iş dünyası liderlerinin de ekonomik daralmalardan şikayetçi olduğunu aktararak, CHP’nin yükselen ivmesine dikkat çekti. CHP'nin yüzde 22-23’ten, yüzde 35-41 bandına ilerlediğini belirten Gökhan Günaydın, "CHP açık ara Türkiye’nin en güçlü partisidir. Bizi durdurmanın tek yolu, halkın rızasını kazanmaktır. Çelme takarak CHP’yi durduramazlar.” dedi. Partinin 102 yıllık geleneğine dikkat çeken Günaydın, “Ülkenin yüzde 70’i erken seçim istiyor. Sandık gelecek, siz gideceksiniz” diyerek iktidara seslendi. Toplantı, CHP'nin Bursa'daki kongre hazırlıklarına ve erken seçim talebine güçlü bir vurgu ile son buldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.