Hava Durumu

#Samuray Arıcığı

giresunsonhaber - Samuray Arıcığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Samuray Arıcığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KARADENİZ TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ UYARDI: SULU ÇÜRÜKLERLE KOKARCA ZARARI BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI Haber

KARADENİZ TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ UYARDI: SULU ÇÜRÜKLERLE KOKARCA ZARARI BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI

FINDIKTA HER ÇÜRÜK KOKARCA DEĞİL: BİLİMSEL AYRIM ÜRETİCİ İÇİN KRİTİK KARADENİZ TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ UYARDI: SULU ÇÜRÜKLERLE KOKARCA ZARARI BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI Karadeniz’de fındık hasadıyla birlikte üreticinin karşısına çıkan en önemli kalite sorunlarından biri olan çürük, kararmış, buruşmuş veya içi boş tanelerin nedeni konusunda Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nden (KTAE) dikkat çekici bir bilimsel uyarı geldi. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne bağlı KTAE, üreticilere yönelik son bilgilendirmesinde fındıkta görülen her bozulmanın kahverengi kokarca zararına bağlanmaması gerektiğini vurguladı. Enstitü, kahverengi kokarcanın fındıktaki temel zarar şekillerini sarı karamuk, boş iç, buruşuk iç ve lekeli iç olarak sıralarken; özellikle kahverengi çürüklükler ile sulu nekrotik oluşumların doğrudan kahverengi kokarca zararı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Açıklamanın bilimsel açıdan en önemli mesajı ise şu noktada yoğunlaşıyor: Fındığı kırdığınızda karşınıza çıkan her kahverengi, siyahlaşmış veya çürümüş doku “kokarca vurdu” anlamına gelmiyor. Doğru teşhis yapılmadan gerçekleştirilecek mücadelenin hem üreticiyi yanlış yönlendirebileceği hem de gerçek zararın kaynağının gözden kaçmasına neden olabileceği belirtiliyor. KOKARCA FINDIĞA NASIL ZARAR VERİYOR? Kahverengi kokarca (Halyomorpha halys), Doğu Asya kökenli istilacı bir böcek. KTAE’nin resmi verilerine göre 300’ü aşkın bitki türünde beslenebilen zararlı; fındığın yanı sıra elma, armut, şeftali, mısır, soya ve çok sayıda sebze, meyve ve süs bitkisinde zarar oluşturabiliyor. Böceğin erginleri ve nimfleri, sokucu-emici ağız yapılarıyla bitki dokusunu delerek özsuyu emiyor. Bu beslenme sırasında bitki dokusuna verilen fiziksel ve fizyolojik zarar, ürünün gelişme dönemine göre farklı sonuçlara yol açıyor. KTAE’nin resmi teknik bilgilerinde erken dönemdeki beslenmenin meyve dökümü ve şekil bozukluğuna, ilerleyen dönemlerdeki beslenmenin ise renk değişimi, doku bozukluğu ve kalite kaybına yol açabildiği belirtiliyor. (Tarım Orman Araştırma) Ancak fındık açısından kritik nokta, zararın hangi tarihte meydana geldiği. Çünkü aynı böcek mayıs ayında başka, haziran ayında başka, temmuz-ağustos döneminde ise çok daha farklı bir zarar görüntüsü oluşturabiliyor. 2026’DA YAYIMLANAN ARAŞTIRMA ZARARIN TAKVİMİNİ ORTAYA KOYDU KTAE Bitki Sağlığı Bölümünden araştırmacı Mansur Uluca’nın birinci yazar olduğu, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Oregon State University’den bilim insanlarının da katıldığı kapsamlı araştırma, 3 Nisan 2026’da uluslararası hakemli Journal of Economic Entomology dergisinde yayımlandı. Araştırmada Türkiye’nin Doğu ve Orta Karadeniz fındık alanlarındaki kahverengi kokarca hareketleri ile ABD’nin önemli fındık üretim merkezi Oregon’daki popülasyon ve zarar şekilleri birlikte incelendi. Türkiye’de 2019-2021 yıllarında yapılan saha gözlemleri ile 2022’de gerçekleştirilen kontrollü denemelerde, kahverengi kokarca zararının fındığın fenolojik gelişme dönemine güçlü biçimde bağlı olduğu ortaya konuldu. (PubMed) Bilimsel çalışmada fındıkta beş farklı zarar tipi tanımlandı. Mayıs-haziran döneminde kabuk şekil bozukluğu, haziran ayında siyahlaşmış boş kabuk ve boş iç, haziran sonundan temmuz ortasına kadar buruşuk iç, temmuz-ağustos döneminde ise araştırmacıların “corked kernel” olarak tanımladığı korklaşmış, kuru ve nekrotik iç dokusu gözlendi. (OUP Academic) Bu sonuç, KTAE’nin üreticiye yönelik son açıklamasını değerlendirirken önemli bir ayrım yapılmasını zorunlu kılıyor. “NEKROZ KOKARCA DEĞİLDİR” İFADESİ NASIL OKUNMALI? Enstitünün üreticilere yönelik görselindeki uyarı özellikle kahverengi çürükler ve sulu nekrozlar üzerine kurulu. Bu nedenle açıklamanın, “fındıkta görülen hiçbir nekrotik doku kahverengi kokarcadan kaynaklanmaz” şeklinde genelleştirilmesi bilimsel olarak doğru olmaz. Çünkü 2026 tarihli uluslararası araştırmada, özellikle temmuz-ağustos döneminde oluşan kuru, korklaşmış ve lokalize iç doku zararının kahverengi kokarca beslenmesiyle güçlü şekilde ilişkili olduğu, hatta bu belirtinin teşhis açısından önemli olduğu bildiriliyor. (OUP Academic) Dolayısıyla bilimsel ayrım kabaca şöyle ortaya çıkıyor: Sulu, yaygın ve çürüme karakterindeki kahverengi bozulmalar başka nedenlere işaret edebilirken; kuru, korklaşmış, belirgin beslenme hasarı taşıyan iç doku kokarca zararının göstergelerinden biri olabiliyor. Başka bir ifadeyle yalnızca “fındığın içi kahverengi” denilerek teşhis koymak mümkün değil. Dokunun yapısı, hasarın biçimi, fındığın gelişme dönemi, bahçedeki zararlı yoğunluğu ve çevresel koşullar birlikte değerlendirilmek zorunda. KTAE ÜRETİCİ İÇİN DÖRT ANA BELİRTİYİ ÖNE ÇIKARDI Enstitünün son üretici bilgilendirmesinde kahverengi kokarcanın fındıktaki zararları dört ana başlıkta sadeleştiriliyor. 1. SARI KARAMUK Kahverengi kokarca fındığın erken gelişme döneminde beslendiğinde meyvenin normal gelişimi bozulabiliyor. Meyvede gelişme durabiliyor, renk değişimi ortaya çıkabiliyor ve erken dönemde dökülme görülebiliyor. Ancak karamuk oluşumunun tek başına kahverengi kokarcaya özgü olmadığı, teşhis yapılırken diğer zararlılar ve fizyolojik nedenlerin de değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalı. 2. BOŞ İÇ Böceğin fındık içinin henüz oluşmadığı veya gelişmeye başladığı dönemde beslenmesi, kabuğun gelişmesine rağmen iç kısmın yeterince oluşmamasıyla sonuçlanabiliyor. 2026 tarihli araştırmada da haziran dönemindeki beslenmeler ile boş iç oluşumu arasında bağlantı saptandı. (OUP Academic) Ancak boş fındık da yalnızca kokarcaya özgü bir belirti değil. Döllenme, beslenme, iklim ve bitkinin fizyolojik gelişimi gibi başka faktörler de boş iç oranını etkileyebiliyor. Bu nedenle “boş çıktı, kokarca vurdu” şeklindeki doğrudan değerlendirme bilimsel teşhis yerine geçmiyor. 3. BURUŞUK İÇ Fındık içinin büyüme dönemindeki beslenmeler sonucunda iç gelişiminin sekteye uğraması, normal iriliğe ulaşamayan ve buruşmuş taneler meydana getirebiliyor. 2026 çalışması özellikle haziran sonu-temmuz ortası arasındaki iç gelişme döneminin bu zarar bakımından kritik olduğunu gösteriyor. (OUP Academic) Burada da erken hasat gibi başka faktörlerin buruşuk iç oranını artırabildiği biliniyor. Fındık Araştırma Enstitüsü, tam hasat olgunluğundan önce yapılan hasadın kurutma sonrasında buruşuk iç oranını artırabildiğini ve randımanı düşürebildiğini bildiriyor. (Tarım Orman Araştırma) Dolayısıyla buruşuk iç görüldüğünde hem zararlı baskısı hem de hasat ve gelişim koşulları birlikte değerlendirilmek zorunda. 4. LEKELİ İÇ Kahverengi kokarcanın özellikle iç gelişiminin ilerlediği dönemdeki beslenmesi, fındık içinde lokalize lekeler ve doku bozulmaları oluşturabiliyor. Bilimsel araştırmanın geç dönem için tanımladığı kuru-korklaşmış iç zararının kokarca beslenmesine özgü güçlü göstergelerden biri olduğu belirtiliyor. (OUP Academic) İşte üretici açısından sulu çürüme ile kuru beslenme lezyonunun birbirinden ayrılması burada büyük önem taşıyor. TEK BİR ERGİNİN ZARAR POTANSİYELİ DİKKAT ÇEKİCİ 2026 araştırmasının en çarpıcı sonuçlarından biri de kahverengi kokarcanın bireysel zarar kapasitesine ilişkin. Kontrollü denemelerde bir erginin sezon boyunca uygun koşullarda 537 fındığa kadar zarar verebildiği belirlendi. İç gelişiminin en hassas döneminde gerçekleştirilen denemelerde ise zarar oranının bazı koşullarda yüzde 85’e kadar ulaşabildiği bildirildi. (OUP Academic) Araştırma ayrıca zarar düzeyinin sezon ilerledikçe arttığını ve iç büyüme dönemindeki toplam zararın erken gelişme dönemine göre yaklaşık 1,6 kat daha yüksek gerçekleştiğini ortaya koydu. (OUP Academic) Bu bulgular, kokarcayla mücadelede yalnızca böceğin bahçede bulunup bulunmadığının değil, hangi dönemde ve hangi yoğunlukta bulunduğunun da belirleyici olduğunu gösteriyor. PEKİ SULU ÇÜRÜKLÜĞÜN ARKASINDA NE VAR? KTAE’nin son açıklamasında, fındıklardaki çürüklük ve sulu nekrotik oluşumların özellikle mevsim koşulları, yağışlı dönemler, yüksek nem ve yetersiz hava sirkülasyonuyla bağlantılı olabileceğine dikkat çekiliyor. Bu noktada bahçenin yapısı önemli hale geliyor. Sık ve kontrolsüz gelişmiş ocaklar, birbirinin içine giren dallar, güneşlenmenin azalması, havanın bahçe içerisinde yeterince hareket edememesi ve uzun süreli yaprak-meyve ıslaklığı bazı hastalık etmenlerinin gelişmesi açısından daha uygun mikroklima oluşturabiliyor. Fındık Araştırma Enstitüsünün hastalıkla ilgili teknik bilgilerinde de bazı fungal etmenlerin gelişim ve bulaşmasında yüksek bağıl nem, yağış ve rutubetli ortamların önemli rol oynadığı belirtiliyor. (Tarım Orman Araştırma) Bu nedenle KTAE’nin üreticiye verdiği temel kültürel mücadele mesajlarından biri açık: Bahçede nem birikimini azaltacak budama ve hava sirkülasyonu ihmal edilmemeli. HASAT SONRASI ÇÜRÜKLE BAHÇEDEKİ ZARAR DA BİRBİRİNE KARIŞABİLİR Sorunun bir başka boyutu da hasat sonrasında ortaya çıkıyor. Fındık dalından sağlıklı biçimde ayrılmış olsa bile yanlış soldurma, yetersiz kurutma, yağmur altında bekletme, naylon çuvallarda uzun süre tutma veya yüksek nemli depolama koşulları ürünün daha sonra bozulmasına yol açabiliyor. Fındık Araştırma Enstitüsüne göre erken hasat edilen üründeki yüksek nem, kurutmayı güçleştiriyor; göbek boşluğunda çürüme riskini artırabiliyor. (Tarım Orman Araştırma) Hasat sonrası teknik bilgilere göre kabuklu fındıkta depolama öncesinde nemin kontrol edilmesi gerekiyor ve “gizli çürük” bulunması yetersiz hasat, kurutma veya depolama koşullarının göstergelerinden biri kabul ediliyor. (Tarım Orman Araştırma) Yetersiz kurutulan ve yüksek nemle muhafaza edilen fındıkta küflenme, kızışma ve acılaşmanın görülebildiği de Bakanlığın teknik kaynaklarında belirtiliyor. (Tarım Orman Araştırma) Bu nedenle hasat sonrasında görülen bir iç çürüklüğün de otomatik olarak bahçede meydana gelmiş kokarca zararına bağlanması mümkün değil. AYNI GÖRÜNTÜ, FARKLI NEDENLER Fındıkta kalite kusurlarının teşhisini zorlaştıran en önemli konu, farklı nedenlerin zaman zaman birbirine benzeyen belirtiler ortaya çıkarabilmesi. Örneğin; boş iç hem böcek zararının hem fizyolojik gelişim sorunlarının sonucu olabilir. Buruşuk iç kokarca beslenmesi sonucunda oluşabileceği gibi erken hasatla da artabilir. Kararmış iç, böcek beslenme lekesinden kaynaklanabileceği gibi fungal bozulma veya hasat sonrası kötü muhafaza koşullarında da ortaya çıkabilir. Çürük iç ise farklı mikroorganizma ve çevre koşullarının etkisiyle gelişebilir. Nitekim Türkiye’de fındık örnekleri üzerinde yürütülmüş başka araştırmalarda iç çürüklüklerinde Aspergillus, Penicillium, Alternaria, Fusarium gibi çeşitli fungal etmenlerin varlığı da gösterildi. (TRDizin) Bu tablo KTAE’nin “Doğru teşhis, doğru mücadele demektir” mesajının neden önemli olduğunu ortaya koyuyor. ZARARIN ZAMANI TEŞHİSTE ANAHTAR OLABİLİR Bilimsel araştırmalar ışığında üreticinin bakması gereken yalnızca hasarlı tanenin son görüntüsü değil. Fındığın gelişme takvimi de önemli ipucu taşıyor. Erken dönemde gerçekleşen yoğun beslenme meyvenin gelişmeden dökülmesine veya kabuk ve iç gelişiminin durmasına yol açabilirken, orta dönemdeki beslenme boş veya buruşuk iç oluşturabiliyor. Geç dönemde ise meyve içindeki beslenme alanının etrafında daha belirgin doku değişimleri ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle bahçede feromon tuzaklarıyla veya düzenli gözlemle kokarca popülasyonunun ne zaman yükseldiğinin bilinmesi, hasat sonrasında görülen zararın yorumlanmasına da yardımcı oluyor. 2026 tarihli bilimsel çalışma da mücadele zamanının zararlının biyolojisiyle birlikte fındığın fenolojik dönemine göre planlanması gerektiğini özellikle vurguluyor. (OUP Academic) KARADENİZ’DE 2018’DEN BU YANA SİSTEMATİK ARAŞTIRMA YÜRÜTÜLÜYOR KTAE’nin kahverengi kokarca çalışmaları son açıklamayla başlamış değil. Enstitünün resmi proje kayıtlarına göre zararlının feromon tuzaklarla izlenmesi ve yoğunluğunun belirlenmesine yönelik çalışmalar 2018-2021 döneminde yürütüldü. 2019-2023 yıllarında ise zararlının Türkiye’deki konukçuları, mevsimsel hareketleri, mücadele açısından kritik biyolojik dönemleri ve fındıktaki ekonomik zarar eşiğinin belirlenmesine yönelik proje gerçekleştirildi. 2021’de kahverengi kokarcanın yumurta parazitoiti Trissolcus japonicus, kamuoyunda bilinen adıyla samuray arıcığının üretimine yönelik laboratuvar altyapısı kuruldu. Sonraki yıllarda feromonla izleme, cezbet-öldür sistemleri, biyolojik mücadele, yerli fungus ve bakterilerin kullanılması, farklı tuzak sistemlerinin geliştirilmesi ve ülkesel entegre mücadele yönetimi projeleri programa dahil edildi. Enstitünün resmi listesinde kahverengi kokarca konusunda devam eden veya tamamlanan 13 ayrı proje başlığı bulunuyor. (Tarım Orman Araştırma) MÜCADELE ARTIK SADECE İLAÇLAMADAN İBARET DEĞİL Tarım ve Orman Bakanlığının mevcut yaklaşımı kahverengi kokarcaya karşı tek yöntem yerine entegre mücadeleyi esas alıyor. Bu yaklaşımın içinde; zararlının feromon tuzaklarla izlenmesi, kışlak alanlarda popülasyonun azaltılması, biyoteknik yöntemler, gerektiğinde ruhsatlı kimyasal mücadele, samuray arıcığıyla biyolojik mücadele, bahçe takibi ve zararlının kritik dönemlerine göre müdahale bulunuyor. Bakanlık 2026 yılı eğitim programında da 81 il ve ilçe müdürlüğündeki teknik personele kahverengi kokarca mücadele talimatı, entegre yaklaşım, biyolojik ve biyoteknik mücadele konularında eğitim verdi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) KTAE’nin resmi bilgilerinde kimyasal mücadelenin kısa vadede popülasyonu azaltabilmesine karşılık, böceğin güçlü uçuş kapasitesi, çok sayıda bitkide beslenebilmesi ve yüksek üreme potansiyeli nedeniyle uzun vadeli mücadelede tek başına yeterli olmayabileceğine dikkat çekiliyor. (Tarım Orman Araştırma) SAMURAY ARICIĞI UZUN VADELİ MÜCADELENİN AYAĞI Kahverengi kokarcanın doğal düşmanlarından Trissolcus japonicus, zararlının yumurtalarının içine kendi yumurtasını bırakarak kahverengi kokarca yavrusunun gelişmesini engelliyor. KTAE bünyesinde 2021’de biyolojik mücadele laboratuvarı kuruldu; 2022’de İtalya’dan getirilen parazitoitle üretim süreci başlatıldı ve 2023’te Artvin ile Rize’de ilk salımlar gerçekleştirildi. KTAE verilerine göre 2024’te 34 ilde 816 noktada salım yapıldı, 2025’te uygulama 40 ile yayıldı. (Tarım Orman Araştırma) 2026 yılı stratejisi de Şubat ayında KTAE’nin Samsun’daki merkezinde yapılan toplantıda yeniden değerlendirildi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Bu çalışmaların amacı kokarcayı tamamen ortadan kaldırmaktan çok, istilacı türün popülasyonunu zaman içerisinde ekonomik zarar seviyesinin altında tutabilecek biyolojik bir denge oluşturmak. ÜRETİCİ İÇİN EN ÖNEMLİ SONUÇ: ÖNCE TEŞHİS KTAE’nin son açıklaması, 2026 fındık sezonunda üreticinin karşı karşıya bulunduğu tartışmaya önemli bir bilimsel çerçeve getiriyor. Bahçeden çıkan çürük, buruşuk, boş veya lekeli her fındığın aynı nedene bağlanması doğru değil. Kahverengi kokarca gerçek ve ciddi bir zararlı. Ancak fındıktaki bütün kalite kusurlarının nedeni kahverengi kokarca değil. Aynı şekilde “çürüklük kokarca değildir” ifadesini, kokarcanın fındık içerisinde doku bozukluğu veya nekrotik zarar oluşturamayacağı şeklinde yorumlamak da bilimsel araştırmalarla örtüşmüyor. Buradaki temel ayrım özellikle sulu-yaygın çürüme ile kokarca beslenmesinin oluşturduğu kuru, lokalize ve korklaşmış doku zararının birbirinden ayrılması. Üreticinin karşılaştığı zararın nedenini belirleyebilmek için tanenin görünümünün yanı sıra fındığın gelişme dönemi, bahçedeki kokarca popülasyonu, yağış ve nem koşulları, bahçenin hava sirkülasyonu, hasat zamanı, kurutma ve depolama şartlarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. KTAE’nin açıklamasının özünde de tam olarak bu var: Doğru teşhis yapılmadan doğru mücadele yapılamaz. Fındık üreticisinin hem gereksiz ve yanlış mücadele maliyetinden korunması hem de gerçek kokarca baskısının gözden kaçırılmaması için, hasarlı tanelerin tek bir görüntü üzerinden değil bilimsel belirtiler ve üretim süreci birlikte değerlendirilerek teşhis edilmesi gerekiyor.

FINDIKTA HASAT SONRASI MÜCADELE : Haber

FINDIKTA HASAT SONRASI MÜCADELE :

FINDIKTA HASAT SONRASI MÜCADELE : KOKARCA VE FİLİZ GÜVESİNE KRİTİK UYARI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, fındık üreticilerini hasat sonrası dönem için uyardı. Bahçelerde yapılacak doğru zamanlı mücadelenin hem Fındık Filiz Güvesi üzerindeki baskıyı artırabileceği hem de kışlaklara çekilmeye hazırlanan Kahverengi Kokarca popülasyonunun gelecek sezona taşınmasını azaltabileceği bildirildi. Uzman verileri ise mücadelenin rastgele ilaçlama yerine zararlı yoğunluğu, biyolojik dönem ve ekonomik zarar eşiğine göre yürütülmesinin önemine işaret ediyor. Giresun’da fındık hasadının ardından bahçelerde yeni bir dönem başladı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere yaptığı duyuruda Kahverengi Kokarca ile Fındık Filiz Güvesine karşı hasat sonrası mücadelenin önemine dikkat çekti. İl Müdürlüğü, bu dönemde uygun koşullarda gerçekleştirilecek mücadelenin Fındık Filiz Güvesinin kontrolüne katkı sağlarken, bahçelerde bulunan Kahverengi Kokarcaların kışlama dönemine yüksek yoğunlukla girmesini de engelleyebileceğini bildirdi. Bilimsel veriler de özellikle Kahverengi Kokarca açısından hasattan sonraki dönemin önemli olduğunu ortaya koyuyor. Zararlı, yaz sonundan itibaren tarım alanlarından ev, depo, ahır ve benzeri korunaklı noktalara yönelerek kışlama dönemine hazırlanıyor. Bu nedenle popülasyonun kışlağa girmeden önce baskılanması, bir sonraki üretim sezonuna taşınacak ergin sayısının azaltılması açısından önem taşıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı da Kahverengi Kokarcaya karşı yalnızca kimyasal mücadeleyi değil; mekanik, biyoteknik ve biyolojik yöntemlerin birlikte kullanıldığı entegre mücadele sistemini esas alıyor. KAHVERENGİ KOKARCA FINDIKTA NEDEN BU KADAR TEHLİKELİ? Bilimsel adı Halyomorpha halys olan Kahverengi Kokarca, sokucu-emici ağız yapısına sahip istilacı bir zararlı. Fındığın gelişmekte olan meyvelerinde beslenerek ürünün yalnızca miktarını değil, iç kalitesini de etkileyebiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre zararlının fındıktaki beslenmesi; boş, şekilsiz ve lekeli iç oluşumuna, dolayısıyla kalite ve verim kayıplarına yol açabiliyor. 2026 yılında Journal of Economic Entomology dergisinde yayımlanan ve Türkiye'nin Doğu-Orta Karadeniz Bölgesi ile ABD'nin Oregon eyaletindeki fındık bahçelerini kapsayan araştırma da zararın fındığın gelişme dönemine göre değiştiğini ortaya koydu. Araştırmada erken dönemde kabuk ve iç gelişim bozuklukları, daha sonraki dönemlerde buruşuk ve mantarımsı lekeli iç gibi farklı zarar şekilleri belirlendi. Çalışmada zararın özellikle iç gelişiminin hızlandığı dönemlerde ciddi boyutlara ulaşabileceği gösterildi. Daha önce Oregon State University araştırmacıları tarafından yapılan kontrollü çalışmalarda da Kahverengi Kokarcanın fındık içi oluşmadan önce yaptığı emginin boş kabuklara, iç gelişimi sırasında yaptığı zararın şekilsiz içlere, olgunlaşmaya yakın dönemdeki emginin ise içte nekrotik ve mantarımsı lekelenmelere yol açabildiği belirlenmişti. HASAT SONRASI MÜCADELE NEDEN ÖNEMLİ? Hasadın tamamlanması, Kahverengi Kokarca açısından mücadele döneminin sona erdiği anlamına gelmiyor. Zararlı, sonbaharla birlikte kışlamak üzere fındık bahçelerinden çevredeki korunaklı alanlara yöneliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, özellikle ağustos sonu ve eylül başından itibaren kışlama hareketinin başlamasıyla birlikte kapalı alanlarda ve kümelenme noktalarında mekanik mücadelenin önemine dikkat çekiyor. Feromon tuzakları ve “cezbet-öldür” uygulamaları da entegre mücadele araçları arasında bulunuyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de önceki yıllarda yaptığı saha çalışmalarında, hasat sonrasında bahçesinde Kahverengi Kokarca bulunan üreticilerin kışlak döneminden önce mücadele etmesinin bir sonraki sezon popülasyonunun azaltılması açısından önemli olduğunu açıklamıştı. Bu nedenle hasat sonrası mücadele, yalnızca o yıl bahçede kalan bireyleri hedefleyen bir uygulama olarak değil, gelecek yılın zararlı baskısını azaltmaya yönelik tamamlayıcı bir mücadele aşaması olarak değerlendiriliyor. FİLİZ GÜVESİNDE RASTGELE İLAÇLAMA YOK: YÜZDE 15 EŞİĞİ ÖNEMLİ Bilimsel adı Gypsonoma dealbana olan Fındık Filiz Güvesinde ise mücadele kararının bahçede yapılacak örneklemeye göre verilmesi gerekiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı TAGEM'in “Zirai Mücadele Teknik Talimatları”na göre zararlının larvaları temmuz ayından itibaren fındık yapraklarında besleniyor. Yaprağın alt yüzünde damarların birleştiği bölgelerde ağ ve beslenme artıklarının oluşturduğu karakteristik kahverengi lekeler ortaya çıkıyor. Sonbaharda larvalar erkek çiçeklere, göz diplerine ve kozalaklara geçerek kışlama dönemine hazırlanıyor. Asıl zarar sonraki ilkbaharda daha belirgin hale gelebiliyor. Larvalar sürgünlerin özüne girerek galeri açabiliyor ve sürgün uçlarının kurumasına neden olabiliyor. Bakanlığın teknik talimatında tek bir larvanın beş ayrı sürgünü kurutabileceği belirtiliyor. Ancak burada önemli bir bilimsel ayrıntı bulunuyor: Her bahçede otomatik olarak ilaçlama yapılması önerilmiyor. TAGEM talimatına göre önce bahçede örnekleme yapılması gerekiyor. İşaretlenen ocakların alt, orta ve üst bölümlerinden yapraklar alınarak zarar oranı belirleniyor. Zarar görmüş yaprakların oranı yüzde 15'e ulaştığında kimyasal mücadele eşiğinin oluştuğu kabul ediliyor. Mücadelenin de larvalar yapraklardan erkek çiçek ve kozalaklara geçmeden, yaprak dökümünün başlangıcına kadar tamamlanması öneriliyor. Bu durum, üreticinin yalnızca takvime bakarak değil, bahçesindeki gerçek zararlı yoğunluğunu kontrol ederek karar vermesinin önemini ortaya koyuyor. İLAÇLAMA NASIL YAPILMALI? Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün üreticilere yönelik duyurusunda, kimyasal mücadele yapılmasına karar verilen bahçelerde kullanılacak Bitki Koruma Ürününün mutlaka fındıkta ilgili zararlıya karşı ruhsatlı olması gerektiği vurgulandı. İl Müdürlüğünün açıklamasına göre ilaçlamada dekara, yaklaşık 40-50 fındık ocağı için belirlenen ürün dozu; motorlu sırt atomizörü kullanıldığında en az 30-35 litre, motorlu pülverizatör kullanıldığında ise yaklaşık 100 litre suyla uygulanmalı. Uygulamanın fındık ocaklarının alt bölümlerinden başlanarak yukarıya doğru yapılması ve bitkinin gerekli yüzeylerinde yeterli kaplama sağlanması gerekiyor. Fındık Filiz Güvesiyle ilgili Bakanlık teknik talimatında da uygulamanın bütün yaprak yüzeylerinde yeterli kaplama sağlayacak şekilde yapılması gerektiği belirtiliyor. ARICILAR İÇİN KRİTİK UYARI İlaçlama yapılacak bölgelerde yalnızca fındık üreticilerinin değil, arıcıların da önceden bilgilendirilmesi gerekiyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ilaçlama başlamadan önce arı kolonilerinin uygulama sahası dışına çıkarılması gerektiğini bildirdi. Kimyasal uygulamalarda etiket talimatlarına, uygulama dozuna, çevresel tedbirlere ve ürünün son kullanım ile hasat arasındaki güvenli sürelerine uyulması hem gıda güvenliği hem de faydalı böceklerin korunması açısından önem taşıyor. HAYVAN OTLATILMAMALI, MEYVE TÜKETİLMEMELİ İl Müdürlüğü ayrıca insan ve hayvan sağlığının korunması açısından ilaçlanan bahçelerde gerekli bekleme süresine dikkat edilmesini istedi. Kullanılan Bitki Koruma Ürününün etiketinde belirtilen süreler tamamlanmadan bahçede hayvan otlatılmaması ve bahçedeki meyvelerin tüketilmemesi gerekiyor. Ürünün dozu, kullanım alanı ve bekleme süresi üründen ürüne değişebildiğinden üreticilerin kulaktan dolma bilgilerle hareket etmemesi önem taşıyor. İLAÇ TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL Kahverengi Kokarcayla mücadelede bilim dünyasının giderek daha fazla üzerinde durduğu yaklaşım ise Entegre Zararlı Yönetimi — IPM. Bu yaklaşım; bahçelerde düzenli popülasyon takibi,ekonomik zarar eşiğinin değerlendirilmesi,mekanik mücadele,feromon tuzakları,biyolojik mücadele,gerekli olduğunda ruhsatlı Bitki Koruma Ürünlerinin doğru zamanda kullanılması gibi yöntemlerin birlikte uygulanmasını öngörüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı da Kahverengi Kokarcaya yönelik mücadele stratejisinin entegre mücadele esasına dayandığını açıklıyor. Biyolojik mücadelede zararlının yumurtalarını parazitleyen Samuray arıcığı (Trissolcus japonicus) üzerinde çalışmalar yürütülürken, feromon tuzakları da zararlının izlenmesinde ve “cezbet-öldür” yönteminde kullanılıyor. BUGÜN YAPILAN MÜCADELE GELECEK SEZONU ETKİLEYEBİLİR Uzman verileri değerlendirildiğinde fındık bahçelerinde hasat sonrasındaki birkaç haftalık dönem, özellikle zararlıların kışlamaya hazırlanması nedeniyle önemli bir mücadele penceresi oluşturuyor. Ancak bilimsel yaklaşımın temel noktası “çok ilaç değil, doğru zamanda ve gerektiği kadar mücadele” olarak öne çıkıyor. Kahverengi Kokarcanın bulunduğu bahçelerde popülasyonun takip edilmesi, kışlaklara çekilmeden önce gerekli tedbirlerin alınması; Fındık Filiz Güvesinde ise öncelikle zarar oranının belirlenerek ekonomik mücadele eşiğinin değerlendirilmesi gerekiyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, kullanılacak Bitki Koruma Ürünlerinin yetkilendirilmiş bayilerden temin edilmesini ve uygulamaların Bitki Koruma Ürünleri Uygulama Belgesine sahip kişiler tarafından gerçekleştirilmesini istedi. Üreticiler ayrıntılı ve bahçelerine özel bilgi için Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ilçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurabilecek.

FINDIKTA KOKARCAYA KARŞI “DAL-KAFES” TESTİ: Haber

FINDIKTA KOKARCAYA KARŞI “DAL-KAFES” TESTİ:

FINDIKTA KOKARCAYA KARŞI “DAL-KAFES” TESTİ: 4 İLDE 18 BAHÇE İNCELENDİ Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü koordinasyonunda Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon’daki 18 fındık bahçesinde yürütülen dal-kafes çalışmaları tamamlandı. Mayıs ayında başlayan saha döneminin ardından hasatta alınan numuneler enstitüye götürüldü. Çalışmayla kahverengi kokarcaya karşı yapılan mücadelenin etkinliği, doğru ilaçlama zamanı ve gereksiz kimyasal kullanımının önlenmesi araştırılıyor. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon il tarım ve orman müdürlükleri ile 16 ilçe müdürlüğünün iş birliğinde yürütülen 2026 yılı dal-kafes çalışmaları tamamlandı. Dört ildeki 18 fındık bahçesini kapsayan çalışmada, koruma altına alınan dallardaki fındıklarla doğal koşullarda gelişen fındıklar sezon boyunca birlikte takip edildi. Hasat döneminde her iki gruptan alınan numuneler; zarar, verim ve kalite yönünden incelenmek üzere Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsüne getirildi. Çalışmanın temel amacı, fındıkta başta kahverengi kokarca olmak üzere zararlılara karşı yapılan uygulamaların sahadaki gerçek etkisini belirlemek, teknik talimatlara uygun mücadeleyi yaygınlaştırmak ve gereksiz ilaçlamaların önüne geçmek olarak açıklandı. Enstitünün saha çalışmasına ilişkin paylaşımında koruma altındaki ve doğal koşullardaki örneklerin birlikte izlendiği belirtildi. DAL-KAFES NEDİR? Dal-kafes, fındık ocağındaki meyveli bir dalın hava ve ışık geçiren özel bir tül ya da ağla çevrilerek kontrollü bir deneme alanına dönüştürülmesi esasına dayanıyor. Böylece aynı bahçede kafes içindeki dallarla dışarıda doğal koşullarda gelişen dallar arasında karşılaştırma yapılabiliyor. Denemenin amacına göre zararlının dala girişi engellenebiliyor ya da belirli sayıdaki zararlı kontrollü biçimde kafese alınarak oluşturduğu hasar izlenebiliyor. İlaç uygulanan ve uygulanmayan gruplar üzerinden zararlının canlı kalma oranı, meyveye verdiği zarar ve uygulamanın koruyuculuğu değerlendirilebiliyor. Ancak 2026 çalışmasının ayrıntılı deney deseni; kafeslere kaç böcek bırakıldığı, hangi ürünlerin hangi dozlarda uygulandığı ve kaç farklı uygulama grubunun oluşturulduğu kamuoyuyla henüz paylaşılmadı. Bu nedenle dal-kafesi doğrudan “fındığı koruyan yeni bir üretici yöntemi” olarak değil, mücadele yöntemlerini ölçmeye yarayan bilimsel bir saha düzeneği olarak değerlendirmek gerekiyor. GİRESUN’DA ÜÇ BAHÇEYE ALTIŞAR KAFES KURULDU Çalışmanın Giresun ayağında Espiye’nin Sakarya köyü, Keşap’ın Yoliçi Mahallesi ve Görele’nin Kıdır köyünde birer fındık bahçesi seçildi. Bu bahçelerin her birine altışar dal-kafes yerleştirildi. Kafesler üzerinden zararlının yoğunluğu, mevsim içindeki hareketi ve fındıkta meydana getirdiği hasar düzenli aralıklarla takip edildi. Giresun’daki uygulama noktaları ve kafes sayıları, çalışmanın başlangıcında yapılan saha duyurusunda kamuoyuna açıklanmıştı. ÇALIŞMA NE ZAMAN YAPILIYOR? Dal-kafesler, kahverengi kokarcanın kışlama alanlarından çıkarak bahçelere yönelmeye başladığı ve fındık meyvelerinin gelişme dönemine girdiği ilkbaharda kuruluyor. 2026 çalışmaları bölgede mayıs ayında başlatıldı; kafeslerin kontrolü ve saha kayıtları haziran ve temmuz boyunca sürdürüldü. Hasatla birlikte kafes içi ve doğal ortam numuneleri toplanarak çalışma tamamlandı. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünün verilerine göre kahverengi kokarcanın kışlayan erginleri, sıcaklığa bağlı olarak nisan ayı sonundan itibaren barınaklarından çıkıyor. Zararlı genellikle haziran-temmuz döneminde yumurta bırakıyor, temmuz sonundan ağustos sonuna kadar ise nimfler yoğun biçimde görülüyor. Bu takvim, fındığın kabuk ve iç oluşturma dönemleriyle çakıştığı için sezon boyunca takip yapılması gerekiyor. Enstitünün kahverengi kokarca bilgilendirme sayfası zararlının yaşam döngüsü ve mücadele yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgi veriyor. FINDIĞA NASIL ZARAR VERİYOR? Kahverengi kokarcanın ergin ve nimfleri, hortum biçimindeki ağız yapılarıyla meyveyi delerek özsuyunu emiyor. Erken dönemdeki beslenme meyve dökümüne ve boş fındık oluşumuna; daha ileri dönemdeki beslenme ise şekil ve renk bozukluklarına, buruşuk veya lekeli içe ve acı tada yol açabiliyor. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü uzmanlarının da aralarında bulunduğu bilim insanları tarafından 2026’da yayımlanan araştırmada, yarı-tarla kafes denemelerinde zarar tiplerinin fındığın gelişme dönemine göre değiştiği belirlendi. Mayıs-haziranda kabuk şekil bozukluğu, haziranda kararmış boş kabuk ve boş iç, haziran sonu-temmuz ortasında buruşuk iç, temmuz-ağustosta ise mantarlaşmış veya lekeli iç zararının öne çıktığı bildirildi. Aynı araştırmada, kafes altında bütün sezon izlenen tek bir erginin 537 meyveye kadar zarar verebildiği; en yüksek deneysel kaybın çekirdeğin büyüdüğü dönemde ortaya çıktığı kaydedildi. Bu rakamlar 2026’daki 18 bahçenin sonucu değil, dal-kafes yönteminin zararın dönemlere göre ölçülmesindeki önemini gösteren daha önceki bilimsel denemelere ait. Araştırma, Journal of Economic Entomology’de yayımlandı. BAHÇEYE VE ÜRETİCİYE NE KAZANDIRACAK? Dal-kafesin üreticiye sağlayacağı asıl katkı, kafesin kendisinden değil, elde edilecek karşılaştırmalı verilerden gelecek. Laboratuvar ve saha sonuçlarıyla şu soruların yanıtlanması bekleniyor: Hangi mücadele uygulaması zararı ne ölçüde azalttı?İlaçlama hangi dönemde daha etkili oldu?Aynı sonucu daha az ilaçlamayla almak mümkün mü?Kafes içi ve doğal ortam fındıkları arasında verim ve kalite farkı oluştu mu?İl, ilçe, rakım ve fındığın gelişme dönemine göre uygulama zamanı değişiyor mu?Gereksiz ilaçlamalar azaltılarak üretim maliyeti ve çevresel risk düşürülebilir mi? Çalışmanın tamamlanması, bu soruların yanıtlandığı anlamına gelmiyor. Şu aşamada kesinleşen çıktı, 18 bahçeden karşılaştırmalı saha verileri ile hasat numunelerinin toplanmış olması. Hangi uygulamanın ne kadar başarı sağladığı, kaç ilaçlamanın yeterli olduğu ve verim-kalite farkının ne düzeyde gerçekleştiği, enstitünün inceleme sonuçlarını açıklamasıyla netleşecek. HER BAHÇE OTOMATİK OLARAK İLAÇLANMAMALI Tarım ve Orman Bakanlığının teknik açıklamasına göre fındıkta ilaçlama kararı takvime bakılarak değil, bahçedeki zararlı yoğunluğu ölçülerek verilmeli. Fındıklar mercimek iriliğine ulaştığında, bölgeye göre nisan-mayıs aylarında yapılan kontrollerde 10 fındık ocağında toplam 5 kışlamış ergin görülmesi ilk mücadele eşiği olarak kabul ediliyor. Sezon içindeki kontrollerde 10 ocakta 5 nimf veya 5 ergin tespit edilmesi durumunda mücadeleye devam edilmesi öneriliyor. Örnekleme yapılırken: 1-10 dekarlık bahçelerde 10 ocak,11-20 dekarlık bahçelerde 20 ocak,20 dekardan büyük bahçelerde 30 ocak inceleniyor. Ocakların bahçeyi temsil edecek 5-6 ayrı noktadan seçilmesi, silkelemenin sabah erken saatlerde 3x4 metrelik beyaz bir çarşaf üzerine yapılması gerekiyor. İlaçlama zorunluluğu oluştuğunda yalnızca Bakanlık tarafından ruhsatlandırılmış ürünlerin, il ve ilçe tarım müdürlüklerinin duyurduğu zamanda kullanılması isteniyor. İlaçlamanın yağışlı havalarda ve güneşli öğle saatlerinde yapılmaması, bitkinin tamamının yeterli biçimde kaplanması ve son uygulamayla hasat arasındaki bekleme süresine uyulması gerekiyor. Bakanlık, uygulamanın etkinliğinin ilaçlamadan yedi gün sonra yapılacak yeni sayımla kontrol edilmesini öngörüyor. Güncel eşikler ve uygulama esasları Bakanlığın mücadele sayfasında yayımlanıyor. MÜCADELE YALNIZCA İLAÇLAMADAN İBARET DEĞİL Bakanlığın kahverengi kokarcaya karşı uyguladığı sistem; mekanik, biyoteknik, biyolojik ve gerektiğinde kimyasal mücadeleden oluşuyor. Sonbaharda barınaklara yönelen böceklerin toplanarak imha edilmesi, feromonlu cezbet-öldür noktalarının kurulması ve yumurta parazitoiti olan samuray arıcığının doğaya salınması bu yöntemin diğer aşamalarını oluşturuyor. Samuray arıcığı salımı yapılan alanlarda kimyasal uygulamadan kaçınılması gerekiyor. Tarımsal alanlarda ilaçlama ise il ve ilçe müdürlüklerinin haftalık kontrolleri ile duyurdukları mücadele ilanlarına göre yapılmalı. Bakanlığın yaklaşımında kimyasal mücadele, diğer yöntemlerle birlikte ve zorunlu durumlarda başvurulacak son aşama olarak tanımlanıyor. Entegre mücadele uygulamalarına ilişkin bilgiler Bakanlığın resmî portalında bulunuyor. Karadeniz’deki 18 bahçeden alınan numunelerin analizi tamamlandığında, uygulamaların etkinliği ve fındık kalitesi üzerindeki etkisinin sayısal verilerle kamuoyuna açıklanması bekleniyor. Sonuçların üreticilerle paylaşılması, 2027 sezonunda doğru zamanda, ihtiyaç kadar ve çevreyle uyumlu bir mücadele programının uygulanması açısından önem taşıyor.

KAHVERENGİ KOKARCA KİVİYE DE YÖNELDİ: Haber

KAHVERENGİ KOKARCA KİVİYE DE YÖNELDİ:

KAHVERENGİ KOKARCA KİVİYE DE YÖNELDİ: MEYVE DIŞTAN SAĞLAM, İÇTEN HASARLI KALABİLİYOR Fındık Araştırma Enstitüsü, kahverengi kokarcanın kivi bahçelerinde yoğun olarak görüldüğünü duyurdu. Bilimsel araştırmalar, zararlının meyve dokusunu emerek kabuk altında yeşil ve beyaz lekeler oluşturduğunu; böcek yoğunluğu arttıkça hasarın ağırlaştığını gösteriyor. Üreticinin takvime bakarak gelişigüzel ilaçlama yapması değil, bahçeyi düzenli kontrol ederek mücadele eşiğine göre hareket etmesi gerekiyor. Fındıkla özdeşleşen kahverengi kokarca tehdidi, Karadeniz’in önemli alternatif ürünlerinden kiviye de uzandı. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, istilacı zararlının kivi bahçelerinde yoğun biçimde görüldüğünü belirterek üreticileri zamanında ve doğru mücadele konusunda uyardı. Enstitünün açıklamasında, 300’den fazla konukçuya sahip kahverengi kokarcanın yalnızca fındıkla beslenmediği; kivi başta olmak üzere çok sayıda meyve ve sebze türünde ürün kaybına yol açabildiği vurgulandı. Tarım ve Orman Bakanlığının geçici tavsiye listesinde yer alan bitki koruma ürünlerinin üretim dönemi, etiket bilgisi ve hasat aralığı dikkate alınarak kullanılması istendi. ZARAR KABUĞUN ALTINDA GİZLENEBİLİYOR Kahverengi kokarca, ergin ve nimf dönemlerinde sokucu-emici ağız yapısıyla meyve dokusuna giriyor. Bitki özsuyunu emerken dokuda bozulmaya yol açan salgılar bırakıyor. Bunun sonucunda meyvede çöküntü, şekil bozukluğu, sertleşme ve kabuk altında süngerimsi alanlar oluşabiliyor. Kivideki kritik sorunlardan biri, hasarın ilk bakışta dış yüzeyden tam olarak fark edilememesi. Journal of Pest Science dergisinde yayımlanan kontrollü kafes çalışmasında “Hayward”, “Xuxiang” ve “Nongdajinmi” çeşitleri incelendi. Hem nimflerin hem de erginlerin kivi kabuğunun altında yeşil ve beyaz zarar lekeleri oluşturduğu belirlendi. Deney koşullarında zarar görülen meyve oranı çeşitlere göre yüzde 73,5 ile yüzde 82,5 arasında ölçüldü. Bu rakamlar Türkiye’deki bahçeler için doğrudan ürün kaybı tahmini değil; zararlının kivide oluşturabileceği hasarın niteliğini ve potansiyelini gösteren kontrollü deney sonuçlarıdır. Çalışmada böcek sayısı arttıkça zarar şiddetinin de yükseldiği görüldü. Meyve başına düşen zararlı yoğunluğu arttığında kabuk altındaki hasar ağırlaştı; kafeslere dört veya daha fazla böcek bırakılan gruplarda zarar şiddeti, iki böcek bulunan gruplara göre belirgin biçimde yükseldi. Bilimsel araştırmanın sonuçları FINDIKTAN KİVİYE GEÇİŞ, MÜCADELEYİ BAHÇE SINIRLARININ DIŞINA TAŞIYOR Kahverengi kokarca çok sayıda bitki üzerinde beslenebildiği için tek bir bahçedeki mücadele yeterli olmayabiliyor. Zararlı; farklı konukçu bitkiler, bahçe kenarları, yabani bitkiler ve yerleşim alanlarındaki kışlaklar arasında hareket edebiliyor. Bu özellik, fındık ve kivi bahçelerinin birbirine yakın olduğu Karadeniz üretim alanlarında düzenli saha takibini daha önemli hâle getiriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, zararlının meyve bahçelerine girişinden hasada kadar farklı gelişme dönemlerinde görülebileceğini, bu nedenle popülasyonun sezon boyunca izlenmesi gerektiğini bildiriyor. Feromon tuzakları varlığı ve hareketliliği takip etmeye yardımcı olsa da ilaçlama kararı yalnızca tuzakta böcek görülmesine dayandırılmamalı; bahçe içindeki örnekleme sonuçları esas alınmalı. KİVİDE SAYIM DARBEYLE DEĞİL, GÖZLE YAPILIYOR Bakanlığın mücadele esaslarına göre kivi bahçelerinde örnekleme gözle inceleme yöntemiyle gerçekleştiriliyor. Üreticinin yalnızca meyveye bakması yeterli değil; yaprak, sürgün ve dalların da kontrol edilmesi gerekiyor. 1–10 dekarlık bahçelerde 10 omca, 11–20 dekarlık bahçelerde 20 omca, 20 dekardan büyük bahçelerde 30 omca inceleniyor. Örneklemede 10 omcada toplam 10 nimf veya 10 ergin görülmesi, kimyasal mücadele için önerilen eşik olarak kabul ediliyor. Bu eşik, bahçede zararlı görülür görülmez gelişigüzel ilaçlama yerine sayım ve gözleme dayalı karar verilmesini sağlıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı mücadele esasları KİMYASAL MÜCADELEDE ETİKET VE HASAT ARALIĞI KRİTİK Tarım ve Orman Bakanlığının geçici tavsiye listesinde kivi için bitki koruma seçenekleri bulunuyor. Ancak tavsiye geçerlilikleri, ürün ruhsatları ve kullanım koşulları değişebildiği için uygulama öncesinde Bakanlığın güncel Bitki Koruma Ürünleri Veri Tabanı kontrol edilmeli. Yalnızca kivi ve kahverengi kokarca için tavsiye edilen ürün; etiketteki doz, uygulama sayısı ve son ilaçlama ile hasat arasında geçmesi gereken süreye uyularak kullanılmalı. Özellikle hasada yaklaşan dönemde bekleme süresinin ihlal edilmesi, üründe kalıntı riskini artırabilir. Daha yüksek doz ya da daha sık uygulama daha güçlü mücadele anlamına gelmediği gibi faydalı böcekler, çevre ve gıda güvenliği üzerinde ek baskı oluşturabilir. Bakanlık, uygulamanın yağmurlu günlerde ve güneşli öğle saatlerinde yapılmamasını, bitkinin her tarafının uygun biçimde ilaçlanmasını ve uygulamadan yedi gün sonra canlı zararlı sayısının yeniden kontrol edilmesini öngörüyor. Bakanlığın geçici tavsiye listesi TEK BAŞINA İLAÇLAMA DEĞİL, ENTEGRE MÜCADELE Kahverengi kokarcayla mücadelede kimyasal uygulama tek araç değil. Kışlamak için ev, depo ve işyerlerine yönelen erginlerin toplandıkları noktalarda mekanik olarak imha edilmesi, popülasyonun feromon tuzaklarıyla izlenmesi ve biyolojik mücadele birlikte yürütülüyor. Zararlının yumurtalarını parazitleyen Samuray arıcığı Trissolcus japonicus, biyolojik mücadelenin önemli unsurlarından biri. Fındık Araştırma Enstitüsü, Kahverengi Kokarca Ülkesel Entegre Mücadele Projesi kapsamında üretilen Samuray arıcıklarını 6 Temmuz 2026’da Keşap’taki fındık bahçelerine bıraktı. Enstitü, salımlarla birlikte etkinlik ve yayılış izlemelerinin sürdürüleceğini açıkladı. Bu çalışma uzun vadeli biyolojik baskılama açısından önem taşısa da üreticinin kendi kivi bahçesindeki düzenli kontrol ve mücadele sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Keşap’taki biyolojik mücadele çalışması ÜRETİCİNİN UYGULAYACAĞI BEŞ ADIM Kivi omcalarının meyve, yaprak, sürgün ve dallarını düzenli olarak inceleyin. Ergin, nimf ve yaprakların altındaki yumurta kümelerini birlikte takip edin. Bahçe büyüklüğüne uygun sayıda omcada sayım yapmadan ilaçlama kararı vermeyin. Mücadele eşiği aşılmışsa İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden teknik destek alın; yalnızca güncel veri tabanında tavsiye edilen ürünü etikete uygun kullanın. Son ilaçlama ile hasat arasındaki zorunlu süreyi koruyun ve uygulamadan yedi gün sonra bahçeyi yeniden kontrol edin. Fındık Araştırma Enstitüsünün uyarısı, kahverengi kokarcanın yalnızca bir fındık zararlısı olarak ele alınamayacağını gösteriyor. Kivide görünmeyen iç doku hasarı, pazarlanabilir kaliteyi ve üreticinin gelirini tehdit edebilir. Mücadelenin başarısı; erken teşhis, doğru sayım, eşik temelli karar, güncel ruhsat bilgisi ile mekanik, biyoteknik, biyolojik ve kimyasal yöntemlerin birlikte uygulanmasına bağlı.

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM  YOK Haber

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM YOK

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM YOK Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü, 1936’dan bu yana fındıkta Türkiye’nin en köklü bilim merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Kurumun laboratuvarı, analiz altyapısı, zararlı mücadelesi ve teknik birikimi tartışma konusu değil. Tartışılan başlık ise başka: Bunca kurumsal hafızaya rağmen yaşlanan bahçeleri yenileyen, toprak disiplinini sahaya yayan ve verimi kitlesel ölçekte yükselten büyük dönüşüm neden hâlâ görünür değil? Giresun’da 1936 yılında “Fındık İstasyonu” adıyla kurulan kurum, ilk yıllarda bölgedeki fındık üretimini geliştirmek ve üretim sorunlarına çözüm bulmak amacıyla yapılandırıldı. Hizmet alanı 1952’den itibaren tüm fındık üretim bölgesini kapsayacak şekilde genişletildi. Kurum, sonraki yıllarda bugünkü enstitü yapısına evrilirken fındık için ülkesel bazda veri toplama, araştırma yapma, gen kaynaklarını koruma, laboratuvar hizmeti sunma ve eğitim-yayım yürütme görevleriyle teknik merkez kimliği kazandı. Bugün kurumun elinde laboratuvar var, analiz var, proje var, yayın var. Resmî kurumsal görünümde doku kültürü, pomoloji, bitki sağlığı, gıda teknolojileri ile toprak ve yaprak analiz laboratuvarları açık biçimde yer alıyor. Devam eden ve sonuçlanan projeler ile eğitim-yayım başlıkları da bu çerçevenin parçası olarak sunuluyor. Bu tablo, Fındık Araştırma Enstitüsü’nün teknik kapasitesinin kâğıt üstünde güçlü olduğunu gösteriyor. Ne var ki sahadaki asıl beklenti, yalnızca araştırma üretmek değil; o araştırmayı bahçede sonuç haline getirmek. Çünkü fındıkta artık temel mesele sadece zararlıyla mücadele etmek ya da üreticiye genel bilgi vermek değil. Asıl mesele; yaşlanan bahçeyi yenilemek, toprağı yeniden disipline etmek, pH dengesini izlemek, gübrelemeyi analiz sonucuna bağlamak ve verimi bahçe yaşı, rakım, bakım düzeyi ve iklim riskine göre yeniden kurmak. Kurumun 2025 yılı kamuya açık faaliyet akışına bakıldığında öne çıkan başlıklar daha çok kahverengi kokarca ile biyolojik mücadele, Samuray arıcığı salımı, geç don sonrası eğitimler ve analiz hizmetleri etrafında toplanıyor. Haber arşivinde 10 Temmuz 2025 tarihli “Samuray Arıcığı Salımı Keşap’ta Gerçekleştirildi” duyurusu ile 26 Mayıs 2025 tarihli “Geç Don Zararı Sonrası Müdahaleler Masaya Yatırıldı” başlıklı eğitim haberi açık biçimde yer alıyor. Samuray arıcığı çalışması, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik mücadelede kurumun sahadaki somut hamlelerinden biri olarak öne çıkıyor. Geç don sonrası eğitim de budama, bitki besleme ve hastalık-zararlılarla mücadele başlıklarında teknik personeli sahaya hazırlayan önemli bir çalışma olarak kayda geçiyor. Kurumun teknik faaliyeti var; ancak görünür akış daha çok belirli sorun başlıklarına dönük müdahaleler üzerinden ilerliyor. Toprak ve yaprak analizi tarafında da belirgin bir altyapı bulunuyor. Enstitünün resmî analiz sayfasında toprak verimlilik analiz paketleri, standart yaprak analizi ve farklı parametreleri içeren ücretlendirme kalem kalem yayımlanmış durumda. Ayrıca analiz çeşitleri, numune kabulü ve sonuç listeleri de kurumsal menüde ayrı başlıklar halinde yer alıyor. Ancak tam da burada haberin ağır sorusu beliriyor. Çünkü sahada ihtiyaç duyulan şey, üreticinin başvurusuna bağlı analiz hizmetinin ötesinde bir üretim reformu. Bahçe bazlı pH haritalaması, zorlayıcı gübre planlaması, toprak yorgunluğu takibi, verim haritalama, bahçe yenileme programı ve sonuçların ilçe ilçe ölçülmesi artık fındıkta teknik ayrıntı değil; doğrudan üretim düzeninin omurgası. Kurumun kamuya açık görünür faaliyet akışında ise bu dönüşümün kaç bahçeye ulaştığını, hangi ilçelerde sistemli toprak yönetimi modelinin kurulduğunu, hangi uygulamanın doğrudan verim artışına dönüştüğünü gösteren güçlü ve sayısallaştırılmış saha verisi aynı açıklıkla görülmüyor. Bu değerlendirme, resmî kurumsal içerikte görülen başlıklara ve görünür veri eksikliğine dayanıyor. Toprak analizi meselesi de tam bu başlıkta düğümleniyor. Bu iş, üreticinin eline poşet verilip “numune getir” denilerek yürütülecek bir süreç değil. Köylünün saksıdan, yol kıyısından ya da bahçenin rastgele bir noktasından getireceği toprakla üretim reformu kurulmaz. Sağlıklı analiz, ancak bölge bölge planlanan ve uzman personelce sahada alınan numunelerle mümkündür. Numune alma işinin üreticinin inisiyatifine bırakıldığı yerde bilimsel disiplin zayıflar, sonuç tartışmalı hale gelir. Fındıkta gerçek toprak yönetimi; parsel bazlı, standart derinlikte, teknik ekip denetiminde ve kayıt altına alınmış örnekleme sistemiyle kurulabilir. Bu paragraf, haberde yer alan editoryal değerlendirmedir; kurumsal sayfalarda analiz hizmeti bulunduğu görülmekle birlikte bölge bazlı personel örnekleme modeline ilişkin kamuya açık ayrıntılı uygulama rejimi aynı açıklıkla görünmüyor. Bahçe yenileme meselesi de haberin merkezinde duruyor. Doku kültürü laboratuvarı, fidan materyali ve araştırma altyapısı önemli başlıklar olabilir. Ancak üreticinin beklediği asıl sonuç, yaşlı ve verimsiz bahçelerin yenilenmesinde geniş ölçekli bir kırılmadır. Bugün kurumun resmî görünümünde, bahçe yenilemesini ilçe ilçe sahaya taşıyan, takvime bağlayan ve etkisini verim rakamlarıyla ortaya koyan yaygın bir model kamuoyuna aynı güçle yansımıyor. Laboratuvarın varlığı tek başına yetmiyor; laboratuvarın sahadaki sonucu görünür hale gelmediğinde tartışma da burada büyüyor. Bu da yine resmî açık kaynak görünürlüğüne dayalı bir tespit olarak okunmalıdır. İklim riski tarafında da tablo değişmiyor. Geç don sonrası eğitim verilmiş olması önemli; ancak üretimin bugünkü ihtiyacı sadece zarar sonrası bilgilendirme değil, zarar öncesi risk yönetimi modeli. Mikro bölgeye göre çeşit-rakım uyumu, erken uyarı sistemi, kronolojik müdahale planı ve iklim uyum rejimi olmadan yalnızca eğitim başlığı, üreticinin beklediği koruma duvarını kurmaya yetmiyor. Resmî akışta eğitim var; fakat üretim rejimini zorlayıcı ölçekte değiştiren sistem dönüşümü aynı açıklıkla öne çıkmıyor. Son tabloda ortaya çıkan gerçek şu: Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü, tarihsel olarak güçlü, teknik olarak donanımlı, kurumsal olarak köklü bir yapı. Araştırma var, laboratuvar var, analiz var, biyolojik mücadele var, eğitim var. Ancak sahada üreticinin beklediği büyük eşik, bunların verimi kitlesel olarak yukarı taşıyan bir reform zincirine dönüşmesidir. Bugün kamuya açık görünümde görülen eksik de tam burada düğümleniyor: Kurumun bilimsel ağırlığı açık, fakat bu ağırlığın bahçede büyük verim dönüşümüne ne ölçüde çevrildiği hâlâ tartışma konusu olmayı sürdürüyor. . . KAYNAKÇA Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Tanıtım” sayfası: kurumun 1936’daki kuruluşu, 1952’de hizmet alanının genişlemesi ve görev tanımı. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü resmî ana sayfası ve kurumsal menüleri: laboratuvarlar, projeler, eğitim-yayım ve kurumsal yapı başlıkları. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Haber Arşivi: 2025 yılı görünür faaliyet başlıkları. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Geç Don Zararı Sonrası Müdahaleler Masaya Yatırıldı”, 26 Mayıs 2025. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Toprak ve Yaprak Analiz Laboratuvarı Analiz Fiyat Listesi”, “Analiz Ücretleri” ve “Yaprak ve Toprak Örneklerinin Kabulü” sayfaları.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.