Hava Durumu

#Sağlıklı Yaşam

giresunsonhaber - Sağlıklı Yaşam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlıklı Yaşam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA Haber

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA Dünya Sağlık Örgütü’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu, kanser yükünün dünya genelinde hızla büyüdüğünü ortaya koydu. DSÖ, yeni kanser vakalarının 2050 yılına kadar neredeyse iki katına çıkabileceği uyarısıyla hükümetlere, sağlık sistemlerine ve uluslararası kuruluşlara acil eylem çağrısı yaptı. KANSER VAKALARI PATLAMA NOKTASINDA Cenevre, 8 Temmuz 2026 – Dünya Sağlık Örgütü’nün bugün yayımladığı rapor, kanserin artık yalnızca hastanelerin ve sağlık çalışanlarının değil; ülkelerin bütçelerinin, ailelerin yaşam düzeninin, sosyal güvenlik sistemlerinin ve kamu politikalarının en ağır sınavlarından biri haline geldiğini gösterdi. DSÖ’nün Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı ile birlikte hazırladığı rapora göre dünyada her yıl yaklaşık 20,6 milyon yeni kanser vakası görülüyor, yaklaşık 10 milyon insan kanser nedeniyle yaşamını yitiriyor. Mevcut gidişat değişmezse yıllık yeni kanser vakalarının 2050 yılına kadar 35 milyonun üzerine çıkması bekleniyor. Bu tablo, kanserin gelecek yıllarda daha fazla haneye, daha fazla sağlık sistemine, daha fazla ülke bütçesine ve daha fazla toplumsal maliyete ağır bir yük olarak döneceğini ortaya koyuyor. DSÖ’DEN SERT UYARI: BUGÜN ÖNLEM ALINMAZSA 2050’DE FATURA ÇOK DAHA AĞIR OLACAK DSÖ raporu, kanserle mücadelede zaman kaybının bedelinin ağır olacağını açık biçimde ortaya koydu. Rapora göre kanser yükünü azaltmanın yolu, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi kapasitesini artırmakla sınırlı değil. Asıl mücadele; önleme, erken tanı, düzenli tarama, aşılama, tütün kontrolü, sağlıklı yaşam politikaları, çevresel risklerin azaltılması, temel ilaçlara erişim ve tedavide eşitlik üzerinden yürütülmek zorunda. Kanser vakalarının önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörleriyle bağlantılı. Tütün kullanımı, alkol tüketimi, obezite, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, hava kirliliği ve bazı enfeksiyonlar kanser riskini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor. İnsan papillomavirüsü, hepatit B ve C, Helicobacter pylori gibi enfeksiyonlar da bazı kanser türlerinin gelişiminde belirleyici rol oynuyor. Bu nedenle DSÖ, aşı programlarının güçlendirilmesini, enfeksiyonların önlenmesini ve toplum temelli koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını kanserle mücadelenin vazgeçilmez başlıkları arasında gösteriyor. KANSERDE EŞİTSİZLİK ÖLDÜRÜYOR Raporda en çarpıcı başlıklardan biri, kanser tedavisinde ülkeler ve gelir grupları arasındaki derin uçurum oldu. Kanser tanısı alan bir kişinin hayatta kalma şansı, yalnızca hastalığın türüne ya da tıbbi gelişmelere bağlı değil; yaşadığı ülkeye, gelir düzeyine, sağlık hizmetlerine ulaşma imkanına, sigorta kapsamına, erken tanı kapasitesine ve tedaviye erişim süresine göre değişiyor. Yüksek gelirli ülkelerde erken tanı, güçlü tedavi altyapısı, ilaç erişimi ve sağlık sigortası kapsamı yaşam şansını artırırken; düşük ve orta gelirli ülkelerde hastalar çoğu zaman tanıya geç ulaşıyor, tedaviye gecikmeli başlıyor ya da temel ilaçlara erişemiyor. Bu tablo, kanserin yalnızca biyolojik bir hastalık olmadığını; aynı zamanda sosyal adalet, sağlık hakkı, kamu finansmanı, gelir eşitsizliği ve evrensel sağlık kapsamı meselesi olduğunu gösteriyor. YAŞAM ŞANSI GELİRE VE COĞRAFYAYA BAĞLI OLAMAZ DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, raporda ortaya konulan eşitsizliklerin kaçınılmaz olmadığını, siyasi tercihler ve güçlü kamu politikalarıyla tersine çevrilebileceğini vurguladı. Kanserde en ağır tablo, tıbbi bilginin var olduğu ancak sağlık hizmetine erişimin eşit olmadığı ülkelerde ortaya çıkıyor. Erken teşhis edilebilen, tedavi edilebilen ya da kontrol altına alınabilen birçok kanser türü, yoksulluk, sağlık altyapısının zayıflığı, ilaç yokluğu ve geç tanı nedeniyle ölümcül hale geliyor. Bu nedenle kanserle mücadelede asıl soru yalnızca kaç hastane yapıldığı değil; hastanın zamanında tanıya, etkili tedaviye, temel ilaca, psikososyal desteğe ve sosyal güvenceye ulaşıp ulaşamadığıdır. İLAÇ VE TEDAVİYE ERİŞİMDE DERİN UÇURUM Raporda, kanser tedavisinde kullanılan temel ilaçlara erişimde ülkeler arasında büyük farklar bulunduğu belirtildi. Yüksek gelirli ülkelerde kanser ilaçlarına, radyoterapiye, cerrahi hizmetlere ve ileri tanı yöntemlerine erişim daha güçlü seyrederken, düşük gelirli ülkelerde bu imkanların sınırlı olması hastaların yaşam şansını doğrudan etkiliyor. DSÖ’ye göre bilimsel gelişmeler tek başına hayat kurtarmaya yetmiyor. Yeni ilaçların geliştirilmesi, erken tanı teknolojilerinin yaygınlaşması ve tedavi yöntemlerinin ilerlemesi ancak bu hizmetlere adil erişim sağlandığında gerçek anlamda sonuç veriyor. Bu nedenle rapor, kanser bakımının evrensel sağlık kapsamı içinde ele alınmasını, temel kanser ilaçlarının ulaşılabilir hale getirilmesini, sağlık insan gücüne yatırım yapılmasını ve sosyal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesini öneriyor. AKCİĞER KANSERİ ÖLÜMLERDE İLK SIRADA DSÖ verilerine göre akciğer kanseri, dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerin başlıca nedeni olmayı sürdürüyor. Tütün kullanımı, hava kirliliği ve çevresel riskler akciğer kanseri yükünün en önemli nedenleri arasında yer alırken, erken tanıdaki gecikmeler ölüm oranlarını artırıyor. Erkeklerde akciğer, prostat ve kolon kanserleri öne çıkarken; kadınlarda meme, akciğer ve kolon kanserleri en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Meme kanseri kadınlarda en yaygın kanser türlerinden biri olmayı sürdürürken, rahim ağzı kanseri başta olmak üzere aşı ve tarama ile önlenebilir kanserler birçok ülkede hâlâ ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. ASYA VE AVRUPA KANSER YÜKÜNÜN MERKEZİNDE Küresel kanser yükü bölgeler arasında eşit dağılmıyor. Asya, büyük nüfus yapısı nedeniyle dünyadaki kanser vakalarının ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli bir bölümünü taşıyor. Avrupa ise dünya nüfusu içindeki payına göre daha yüksek kanser yüküyle dikkat çekiyor. Afrika ve bazı düşük gelirli bölgelerde vaka sayıları nüfus yapısı ve kayıt sistemlerinin sınırlılığı nedeniyle daha düşük görünse de ölüm oranlarının yüksekliği, erken tanı ve tedaviye erişimdeki yetersizlikleri yeniden gündeme getiriyor. Bu tablo, kanser istatistiklerinin yalnızca vaka sayısıyla değerlendirilemeyeceğini; tanı yaşı, ölüm oranı, tedaviye erişim, kayıt sistemi, sağlık altyapısı ve sosyal güvence düzeyiyle birlikte okunması gerektiğini gösteriyor. TÜTÜN AZALIYOR AMA TEHLİKE BİTMİYOR Raporda, bazı alanlarda ilerleme sağlandığı da belirtildi. Tütün kontrolü politikaları, aşılama programları, enfeksiyonların önlenmesi ve hijyen koşullarındaki iyileşmeler bazı kanser türlerinde olumlu sonuçlar doğurdu. Ancak DSÖ’ye göre bu ilerleme, artan küresel kanser yükünü durdurmak için yeterli değil. Tütün kullanımı birçok ülkede azalma eğilimi gösterse de elektronik sigara, yeni nikotin ürünleri, hava kirliliği, obezite, alkol tüketimi ve hareketsiz yaşam tarzı kanser riskini canlı tutuyor. Kanserle mücadelede kalıcı başarı için yalnızca bireysel yaşam tarzı önerileri değil; sağlıklı gıdaya erişim, temiz çevre, güçlü denetim, etkili tarama programları ve kamusal sağlık politikaları gerekiyor. KANSER AİLELERİ DE YIKIYOR Kanser, yalnızca hastanın bedenini değil, ailenin bütün yaşam düzenini etkiliyor. Tedavi süreci, gelir kaybı, yol ve bakım giderleri, iş gücü kaybı, psikolojik baskı ve sosyal izolasyon kanserin görünmeyen yükünü oluşturuyor. DSÖ raporu, kanserden etkilenen kişilerin ve ailelerin yalnızca tıbbi desteğe değil; psikososyal destek, ekonomik koruma, bakım hizmetleri ve sosyal güvenceye de ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Bakım verenlerin yaşadığı yük de raporda dikkat çekilen başlıklar arasında yer alıyor. Aile bireyleri çoğu zaman ücretsiz bakım emeği üstlenirken, sosyal yaşamdan uzaklaşıyor, ekonomik baskı altında kalıyor ve ruh sağlığı açısından riskli bir sürece giriyor. KANSER BAKIMI LÜKS DEĞİL, EVRENSEL SAĞLIK HAKKI DSÖ’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu, ülkelerin kanserle mücadelede daha kapsayıcı, daha adil ve daha sürdürülebilir politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Raporda, kanser kontrolünün evrensel sağlık kapsamına dahil edilmesi, erken tanı ve tarama hizmetlerinin yaygınlaştırılması, sağlık çalışanı kapasitesinin artırılması, temel ilaçlara erişimin güçlendirilmesi, paliyatif bakım hizmetlerinin genişletilmesi ve hastaların karar alma süreçlerine dahil edilmesi çağrısı yapılıyor. Kanser politikalarının yalnızca hastane merkezli değil; toplum temelli, önleyici, eşitlikçi ve insan odaklı biçimde planlanması gerektiği belirtiliyor. 2050 İÇİN SON UYARI: BUGÜN ATILMAYAN ADIM YARIN CAN KAYBI OLARAK DÖNECEK Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Azmi Yüksel, DSÖ’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu’nun yalnızca sağlık otoritelerine değil, tüm kamu yönetimlerine açık bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, kanserle mücadelede gecikmenin gelecek kuşaklar için çok daha ağır sonuçlar doğuracağını ifade etti. Yüksel, bugün alınacak kararların 2050’ye gelindiğinde sağlık sistemlerinin, ailelerin ve toplumların taşıyacağı kanser yükünü belirleyeceğine dikkat çekerek, kanser vakalarının 35 milyonun üzerine çıkabileceği öngörüsünün erken tanıdan ilaç erişimine, aşılama programlarından tütün kontrolüne, sağlıklı yaşam politikalarından sosyal güvenceye kadar geniş bir alanda daha güçlü adımlar atılmasını zorunlu hale getirdiğini vurguladı. Kanserle mücadelede başarının, hastalığı yalnızca tedavi edilecek bir klinik tablo olarak görmekle sağlanamayacağını belirten Yüksel, önlenebilir risklerin azaltılması, sağlık eşitsizliklerinin giderilmesi, ailelerin korunması ve herkes için erişilebilir sağlık hizmetinin güvence altına alınmasının bütüncül bir kamu politikasıyla mümkün olacağını kaydetti. Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü’nün 8 Temmuz 2026’da yayımladığı 2026 Küresel Kanser Durum Raporu; DSÖ/IARC Global Cancer Observatory verileri ve DSÖ/IARC’nin 2026 yılı küresel kanser önleme analizleri.

GİRESUN’DA SPOR OKULLARI HEYECANI BAŞLADI Haber

GİRESUN’DA SPOR OKULLARI HEYECANI BAŞLADI

GİRESUN’DA SPOR OKULLARI HEYECANI BAŞLADI Giresun’da yaz döneminin en kapsamlı spor buluşmalarından biri olan 2026 GSB Spor Okulları ve GSB Engelsiz Spor Okulları açılış töreni, Atatürk Meydanı’nda düzenlenen etkinliklerle gerçekleştirildi. Giresun Valiliği koordinasyonunda, Gençlik ve Spor Bakanlığı desteğiyle hayata geçirilen spor okulları; çocukların, gençlerin ve özel gereksinimli bireylerin sporla buluşmasını, sağlıklı yaşam alışkanlığı kazanmasını ve sosyal hayata daha güçlü katılımını hedefliyor. 29 Haziran Pazartesi günü saat 16.00’da Giresun Atatürk Meydanı’nda düzenlenen programa Giresun Valisi Mustafa Koç da katıldı. Açılış töreninde, 3-18 yaş arası çocuk ve gençlerin yaz dönemini verimli geçirmeleri, sporla erken yaşta tanışmaları ve kötü alışkanlıklardan uzak durmaları amacıyla yürütülen çalışmalar kamuoyuna tanıtıldı. SPOR SADECE FİZİKSEL DEĞİL, EĞİTİCİ BİR GÜÇ Gençlik ve Spor Bakanlığı koordinesinde tamamen ücretsiz olarak sunulan spor okullarında, farklı branşlarda eğitimler verilecek. Yaz boyunca çocuk ve gençlerin sportif faaliyetlere yönlendirilmesi, yeteneklerinin keşfedilmesi ve düzenli spor alışkanlığı kazanmaları amaçlanıyor. Etkinlik kapsamında halk oyunları, güreş ve judo gösterileri sahnelendi. Ayrıca bilek güreşi, masa tenisi, badminton, mini futbol ve mini golf aktiviteleri de katılımcılardan yoğun ilgi gördü. ENGELSİZ SPORLA SOSYAL HAYATA GÜÇLÜ KATILIM Programda, GSB Engelsiz Spor Okulları da önemli bir başlık olarak öne çıktı. Yaş sınırı olmaksızın özel gereksinimli bireylerin sporla buluşturulmasını amaçlayan proje ile engelli vatandaşların fiziksel gelişimlerine katkı sağlanması ve sosyal hayata daha güçlü katılmaları hedefleniyor. Etkinlik alanını gezerek çocuklar ve gençlerle bir araya gelen Vali Mustafa Koç, sporun yalnızca fiziksel bir faaliyet olmadığını, aynı zamanda karakter gelişimini destekleyen, disiplin kazandıran ve takım ruhunu güçlendiren önemli bir eğitim aracı olduğunu vurguladı. “SPORU YAŞAM ALIŞKANLIĞI HALİNE GETİRMEK İSTİYORUZ” Vali Koç, projenin temel amacının çocuk ve gençleri sporla buluşturmak olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Amacımız; sporu toplum içinde bir yaşam alışkanlığı haline getirebilmek, çocuk ve gençlerimizi spor yapmaya teşvik etmek, onlara sporu sevdirmek, kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmak ve daha da önemlisi küçük yaşlardan itibaren spor kültürünü aşılamaktır.” Vali Koç, Engelsiz Spor Okulları’nın da özel bir önem taşıdığına dikkat çekerek şöyle devam etti: “GSB Engelsiz Spor Okulları ise yaş sınırı olmaksızın tüm engelli vatandaşlarımızı sporla buluşturarak hem fiziksel gelişimlerine katkı sağlamakta hem de sosyal hayatın her alanında daha güçlü yer almalarına imkân sunmaktadır.” GİRESUN’DA YAZ SPORLA GEÇECEK Vali Mustafa Koç, projenin hayata geçirilmesinde emeği bulunan Gençlik ve Spor Bakanlığı çalışanlarına, Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü personeline, antrenörlere ve gönüllülere teşekkür etti. Koç, 2026 GSB Spor Okulları ve GSB Engelsiz Spor Okulları’nın Giresun’a hayırlı olmasını dileyerek, çocukların ve gençlerin yaz dönemini sporla, disiplinle ve sağlıklı alışkanlıklarla değerlendirmesinin önemine dikkat çekti.

GİRESUN BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROSU ORDU’DA ÇOCUKLARLA BULUŞTU Haber

GİRESUN BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROSU ORDU’DA ÇOCUKLARLA BULUŞTU

GİRESUN BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROSU ORDU’DA ÇOCUKLARLA BULUŞTU Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu, “Mikropla Savaş” adlı çocuk oyunuyla Ordu’da sahne aldı. Altınordu Belediyesi tarafından düzenlenen Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’nde izleyiciyle buluşan oyun, çocuklara temizlik, hijyen ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını eğlenceli bir dille anlattı. MİNİK İZLEYİCİLERE EĞİTİCİ VE KEYİFLİ OYUN Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu, “Mikropla Savaş” adlı çocuk oyununu Ordu’da sahneleyerek festival programına katıldı. Altınordu Belediyesi’nin düzenlediği Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali kapsamında sahnelenen oyun, çocukların yoğun ilgisiyle karşılandı. Temizlik, hijyen ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını çocukların anlayabileceği eğlenceli bir dille sahneye taşıyan “Mikropla Savaş”, renkli performansları ve eğitici içeriğiyle dikkat çekti. Minik izleyiciler oyun boyunca hem keyifli vakit geçirdi hem de günlük yaşamda sağlığın korunmasına yönelik önemli mesajlar aldı. GİRESUN’U FESTİVALDE TEMSİL ETTİLER Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu ekibi, sahne performansıyla festivalde Giresun’u temsil etti. Oyunun sonunda çocuklar oyuncuları uzun süre alkışlayarak beğenilerini gösterdi. Belediye Şehir Tiyatrosu, çocukların kültür ve sanatla buluşmasını sağlayan etkinliklerde yer almaya devam edecek. Kültür-sanat faaliyetlerinin toplumsal gelişimde önemli bir yer tuttuğu vurgulanırken, çocuklara yönelik tiyatro çalışmalarının da sürdürüleceği bildirildi.

GİRESUN’DA YEŞİLAY BİSİKLET TURU İÇİN PEDALLAR BAĞIMLILIKLA MÜCADELEYE DÖNDÜ Haber

GİRESUN’DA YEŞİLAY BİSİKLET TURU İÇİN PEDALLAR BAĞIMLILIKLA MÜCADELEYE DÖNDÜ

GİRESUN’DA YEŞİLAY BİSİKLET TURU İÇİN PEDALLAR BAĞIMLILIKLA MÜCADELEYE DÖNDÜ Yeşilay’ın bağımlılıkla mücadelede toplumsal farkındalık oluşturmak ve sağlıklı yaşam bilincini güçlendirmek amacıyla Türkiye genelinde düzenlediği 13. Geleneksel Yeşilay Bisiklet Turu, Giresun’da da yoğun katılımla gerçekleştirildi. TÜRKİYE GENELİNDE SAĞLIKLI YAŞAM MESAJI Yeşilay’ın 2011 yılından bu yana sürdürdüğü Geleneksel Yeşilay Bisiklet Turu, bu yıl da bağımlılıklardan uzak, sağlıklı ve aktif bir yaşam çağrısıyla Türkiye’nin farklı illerinde vatandaşları bir araya getirdi. T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Türkiye Bisiklet Federasyonu iş birliğinde düzenlenen organizasyon, Yeşilay şubeleri, Yeşilay Spor Kulüpleri ve gönüllülerin katkılarıyla geniş katılımlı bir farkındalık etkinliğine dönüştü. GİRESUN’DA TUR PLAJLAR BÖLGESİ’NDE DÜZENLENDİ Giresun’daki etkinlik, 14 Haziran’da ( Bugün) Plajlar Bölgesi’nde gerçekleştirildi. Kentte bisikletliler, bağımlılıkla mücadeleye dikkat çekmek, sağlıklı yaşamı teşvik etmek ve toplumda farkındalık oluşturmak için pedal çevirdi. Her yaştan katılımcıya açık olan bisiklet turu, sporun birleştirici gücünü Yeşilay’ın bağımlılıkla mücadele çalışmalarıyla buluşturdu. Etkinlikte gönüllüler, sporcular ve vatandaşlar aynı mesaj etrafında bir araya geldi. NAZIM ELMAS DA ETKİNLİĞE KATILDI Giresun’daki programa katılan Nazım Elmas, etkinliğin bağımlılıkla mücadele ve sağlıklı yaşam bilinci açısından önemli bir toplumsal mesaj taşıdığını vurguladı. Elmas, organizasyonda emeği geçen Yeşilay Giresun Şube Başkanı Mustafa Güler başta olmak üzere tüm gönüllülere teşekkür etti. Etkinliğe katılan vatandaşları da tebrik eden Elmas, bağımlılıklardan uzak bir neslin yetişmesi için bu tür farkındalık çalışmalarının toplumda güçlü karşılık bulduğunu belirtti. YEŞİLAY’DAN BAĞIMSIZ VE SAĞLIKLI GELECEK ÇAĞRISI Yeşilay Bisiklet Turu, yalnızca bir spor etkinliği olarak değil, bağımlılıkla mücadelede toplumsal bilinç oluşturmayı hedefleyen yaygın bir farkındalık hareketi olarak öne çıktı. Giresun’da düzenlenen turda verilen mesaj, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, gençlerin bağımlılıklardan korunması ve toplumun bu mücadelede ortak sorumluluk üstlenmesi oldu. Türkiye genelinde eş zamanlı etkinliklerle büyüyen Yeşilay Bisiklet Turu, bağımsız ve sağlıklı bir gelecek hedefini bu yıl da şehir meydanlarına, sahil yollarına ve bisiklet rotalarına taşıdı.

SAĞLIK EKİPLERİ BU KEZ DOĞA İÇİN SAHADAYDI Haber

SAĞLIK EKİPLERİ BU KEZ DOĞA İÇİN SAHADAYDI

SAĞLIK EKİPLERİ BU KEZ DOĞA İÇİN SAHADAYDI Giresun İl Ambulans Servisi Başhekimliği, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde Kulakkaya Yaylası’nda çevre temizliği yaptı. Sağlık yöneticileri ve acil sağlık hizmetleri ekipleri, doğaya bırakılan atıkları toplayarak temiz çevre ve sağlıklı yaşam mesajı verdi. KULAKKAYA’DA ÇEVRE NÖBETİ Giresun’da sağlık ekipleri, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında bu kez insan sağlığı kadar çevre sağlığı için de sahaya indi. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı İl Ambulans Servisi Başhekimliği tarafından Kulakkaya Yaylası’nda çöp toplama etkinliği düzenlendi. Etkinliğe Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Emre Şengün, İl Ambulans Servisi Başhekimi Dr. Mesut Özdemir ve acil sağlık hizmetleri ekipleri katıldı. SAĞLIKÇILARDAN DOĞAYA SAHİP ÇIKMA MESAJI Yayla bölgesinde çevreye bırakılan atıkları toplayan sağlık çalışanları, Dünya Çevre Günü’nde çevre kirliliğine karşı farkındalık oluşturdu. Doğal alanların korunması, atıkların gelişigüzel bırakılmaması ve çevre bilincinin güçlendirilmesi etkinliğin temel mesajı oldu. Giresun’un önemli doğal güzellikleri arasında yer alan Kulakkaya Yaylası, özellikle yaz aylarında yoğun ziyaretçi ağırlıyor. Bu yoğunluk, beraberinde çevre temizliği ve atık yönetimi konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini de gösteriyor. Plastik, cam, ambalaj ve evsel atıkların doğaya bırakılması yalnızca görüntü kirliliği oluşturmuyor; toprağı, su kaynaklarını, canlı yaşamını ve bölgenin turizm değerini de tehdit ediyor. TEMİZ ÇEVRE, SAĞLIKLI GELECEK Çevre sağlığı, toplum sağlığının ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Kirlenen hava, su ve toprak; insan sağlığını doğrudan etkileyen sonuçlar doğuruyor. Bu nedenle çevreyi korumaya yönelik her adım, aynı zamanda sağlıklı yaşamı koruma mücadelesinin de bir parçası haline geliyor. Sağlık ekiplerinin Kulakkaya Yaylası’nda yaptığı çalışma, çevre temizliğinin yalnızca belediyelerin ya da kamu kurumlarının görevi olmadığını, her vatandaşın ortak sorumluluğu olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Giresun’da Dünya Çevre Günü dolayısıyla yapılan etkinlik, doğaya bırakılan her atığın geleceğe bırakılan bir yük olduğunu hatırlatırken, temiz çevre için toplumsal duyarlılığın güçlendirilmesi gerektiğini gösterdi.

Ordu'da Anne Üniversitesi’nde ikinci dönem mezuniyet sevinci Haber

Ordu'da Anne Üniversitesi’nde ikinci dönem mezuniyet sevinci

Ordu Büyükşehir Belediyesi ile Ordu Üniversitesi iş birliğinde hayata geçirilen Anne Üniversitesi Projesi’nin ikinci dönem eğitimleri tamamlandı. Program kapsamında 8 hafta boyunca eğitim alan 25 anne, düzenlenen törenle mezuniyet belgelerini aldı. ORDU (İGFA) - Ordu’da yaşayan annelerin kendilerini daha iyi tanımaları, potansiyellerini keşfetmeleri, aile içi iletişimlerini güçlendirmeleri ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmalarına katkı sunmayı amaçlayan proje, ikinci dönem mezunlarını verdi. BAŞKAN HİLMİ GÜLER: “ŞEHRİ İLE BARIŞIK OLAN BİR ÜNİVERSİTE HAYALİMİZ GERÇEK OLDU” Mezuniyet töreninde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Ordu Üniversitesi’nin kuruluş sürecindeki hedeflerinden birinin şehirle bütünleşen, bilim ve teknolojiyle öne çıkan bir üniversite oluşturmak olduğunu belirtti. Anne Üniversitesi’nin toplumsal katkısına dikkat çeken Başkan Güler, üniversitenin akademik başarılarının yanı sıra sosyal projelerle de öne çıkmasının önemine vurgu yaptı. Başkan Güler, projede emeği bulunan akademisyenlere teşekkür ederek mezun olan anneleri başarılarından dolayı kutladı. REKTÖR BAŞ: “ANNELERİMİZE DESTEĞİMİZ SÜRECEK” Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş ise konuşmasında, eğitim sürecini başarıyla tamamlayan annelerin gösterdiği azim ve kararlılığın takdire şayan olduğunu belirtti. “Ailede ilk öğretmen annedir” anlayışıyla projeyi önemsediklerine dikkat çeken Rektör Baş, “Annelerimiz 8 haftalık eğitim sürecinde nelerin üstesinden gelebileceklerini bir kez daha ortaya koydu. Bu proje hem aile yapısının güçlenmesine hem de toplumsal gelişime katkı sunuyor. Ailenin temelini oluşturan annelerimize yönelik çalışmalarımız ve desteğimiz bundan sonra da devam edecek” diye konuştu. Mezuniyet törenine geçmeden önce Ordu Üniversitesi tarafından hazırlanan çeşitli etkinlikler sergilendi. Ardından protokol üyeleri tarafından eğitim sürecini başarı ile tamamlayan annelere mezuniyet belgeleri takdim edildi.

Yeni kesilen et hemen tüketilmemeli Haber

Yeni kesilen et hemen tüketilmemeli

Kurban Bayramı öncesinde sağlıklı tüketim alışkanlıkları, porsiyon kontrolü ve dengeli beslenmeye dair kritik uyarılarda bulunan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni Buse Haldız, "Yeni kesilen etin vakit kaybetmeden tüketilmesi sindirim sorunlarına sebebiyet verebilir. Bu nedenle etin buzdolabında 12 ile 24 saat arasında dinlendirilmesi önem arz ediyor" şeklinde konuştu. KOCAELİ (İGFA) - Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini yaygınlaştırmak amacıyla Anne Şehir Merkezleri vasıtasıyla vatandaşlara destek vermeyi sürdürüyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi çatısı altında faaliyet gösteren Anne Şehir Merkezleri’nde görevli diyetisyen Buse Haldız, Kurban Bayramı süresince artış gösteren et ve tatlı tüketimi karşısında, tüketim miktarları ve öğünlerin dengelenmesi konusunda vatandaşlara tavsiyelerde bulundu. Diyetisyen Haldız, “Yeni kesilen etin hemen yenilmesi sindirim sisteminde problemlere yol açabilir. Kesimden sonraki kas sertliği nedeniyle oluşabilecek bu durum; mide rahatsızlıkları, şişkinlik ve hazımsızlığa neden olabilir. En sağlıklı yaklaşım, etin buzdolabında 12 ila 24 saat boyunca dinlendirilmesidir. Bu sayede et hem yumuşar hem de daha kolay sindirilir” dedi. KAVURMA TÜKETİMİNE DİKKAT Bayram sabahlarının klasiği olan kavurmanın ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Haldız, küçük porsiyonların seçilmesini tavsiye etti. Kavurmanın yanına roka, maydanoz, salatalık ve domates gibi sebzelerin eklenmesinin sindirimi kolaylaştırdığını belirten Haldız, gün içindeki diğer öğünlerin daha hafif geçirilmesinin önemine dikkat çekti. Kalp-damar hastalığı, hipertansiyon ve diyabet hastalarının bayram sürecinde beslenmelerine daha çok özen göstermeleri gerektiğini hatırlatan Haldız; özellikle şerbetli tatlılar, aşırı tuz ve et tüketiminden uzak durulması gerektiğini belirtti. Şeker hastalarının öğünlerini aksatmaması gerektiğini ifade eden Haldız, tansiyon hastaları için ise az tuzlu pişirme tekniklerinin uygulanmasını önerdi. Bayram boyunca yaşlıların ve çocukların beslenme konusunda daha hassas olduğunu kaydeden Haldız, çocuklarda aşırı şeker kullanımının kısıtlanması gerektiğini dile getirdi. Yaşlılarda ise kan şekeri dalgalanmaları, tansiyon yükselmesi ve hazımsızlığın sık yaşandığını belirterek, ağır ve yağlı gıdalardan kaçınılması gerektiğini vurguladı. EN SAĞLIKLI PİŞİRME YÖNTEMLERİNİ AÇIKLADI Et pişirme teknikleri üzerine de bilgi paylaşan Haldız, “En sağlıklı yöntem haşlamadır. Etin kendi suyunda pişmesi sağlanır, ek yağ gerektirmez ve sindirimi oldukça kolaydır. Bunu fırınlama ve ızgara yöntemleri takip eder. Kızartma ve yüksek ısıda yağda pişirme ise kaçınılması gereken yöntemlerdir” diyerek vatandaşlara sindirim dostu öneriler sundu. Kurban Bayramı ile birlikte kırmızı et tüketiminin yoğunlaştığını anımsatan Haldız, “Etin yanında lifli gıdaların ve sebzelerin tüketilmesi genel sağlık ve sindirim sistemi için büyük önem taşır. Özellikle kırmızı etin arttığı bu dönemlerde öğünlerin mutlaka sebzelerle desteklenmesi gerekir. Lifli besinler kolesterol dengesine yardımcı olur, midenin boşalma süresini yavaşlatır ve daha uzun süre tokluk hissi sağlar” dedi.

KAYADİBİ İLKOKULU’NDA “SAĞLIKLI ÇOCUK, SAĞLIKLI GELECEK” EĞİTİMİ Haber

KAYADİBİ İLKOKULU’NDA “SAĞLIKLI ÇOCUK, SAĞLIKLI GELECEK” EĞİTİMİ

KAYADİBİ İLKOKULU’NDA “SAĞLIKLI ÇOCUK, SAĞLIKLI GELECEK” EĞİTİMİ Sağlık Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğinde yürütülen “Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Eğitim Programı”, Giresun Kayadibi İlkokulu’nda öğrencilerle buluştu. Programda çocuklara sağlıklı beslenme, ağız ve diş sağlığı, ilk yardım ve afet-sağlık hizmetleri konularında uygulamalı bilgilendirme yapıldı. ÖĞRENCİLERE SAĞLIKLI YAŞAM EĞİTİMİ VERİLDİ “Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Eğitim Programı”, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Giresun Kayadibi İlkokulu’nda gerçekleştirildi. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinliğe Vali Mehmet Fatih Serdengeçti’nin eşi Neslihan Gül Koç, Seçil Özkök, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Ünal Özek ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Bekir Bulut katıldı. Program kapsamında okulda sağlıklı beslenme, ağız ve diş sağlığı, UMKE ve ilk yardım istasyonları kuruldu. Öğrencilere istasyonlarda sağlık personelleri tarafından uygulamalı bilgilendirmeler yapıldı. BAKANLIK PROGRAMI 81 İLDE UYGULANIYOR Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Programı, Sağlık Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında 18 Nisan 2025’te imzalanan Okul Sağlığı Hizmetleri İş Birliği Protokolü kapsamında yürütülüyor. Program, Türkiye genelinde ilkokul çağındaki çocuklara sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmayı, çocukların sağlık konularındaki bilgi ve farkındalık düzeyini artırmayı hedefliyor. Bakanlık düzeyinde hazırlanan uygulama, 81 ilde okul öncesi ile 1, 2, 3 ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik teorik ve uygulamalı eğitimleri kapsıyor. Programda öğrencilerin yalnızca bilgi alan değil, öğrendiklerini ailesi ve çevresiyle paylaşan birer “Sağlık Elçisi” olarak yetişmesi amaçlanıyor. SAĞLIK İSTASYONLARINDA UYGULAMALI ANLATIM Kayadibi İlkokulu’ndaki etkinlikte öğrenciler, farklı sağlık başlıklarında oluşturulan istasyonlarda bilgilendirildi. Sağlıklı beslenme istasyonunda çocuklara doğru beslenme alışkanlıkları anlatıldı. Ağız ve diş sağlığı istasyonunda diş fırçalama alışkanlığı ve ağız sağlığının önemi aktarıldı. İlk yardım istasyonunda temel ilk yardım farkındalığı oluşturuldu. UMKE istasyonunda ise çocuklara afet ve acil durumlarda sağlık ekiplerinin görevleri tanıtıldı. Programın genel çerçevesi; sağlıklı beslenme, hijyen, fiziksel aktivite, ağız ve diş sağlığı, ilk yardım, bağışıklama hizmetleri ve sağlık okuryazarlığı gibi çok yönlü başlıkları içeriyor. ÇOCUKLARA “SAĞLIK ELÇİSİ” BELGESİ VERİLDİ Etkinlikte çocuklara yüz boyama, el baskısı, sağlıklı atıştırmalık dağıtımı, diş fırçası dağıtımı ile boy ve kilo ölçümü de yapıldı. Program sonunda öğrenciler, sağlıklı yaşam bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunmaları amacıyla “Sağlık Elçisi” belgesi aldı. OKULLARDA SAĞLIK BİLİNCİ GÜÇLENDİRİLİYOR Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Programı, okulları sağlıklı yaşam bilincinin güçlendirildiği merkezler haline getirmeyi amaçlıyor. İş birliği protokolüyle öğrencilerin bedensel, ruhsal ve sosyal sağlıklarını destekleyen eğitimlerin okul ortamında yaygınlaştırılması, koruyucu sağlık hizmetleriyle çocukların erken yaşta bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Giresun’da gerçekleştirilen etkinlik, çocuklara sağlıklı yaşam alışkanlıklarını erken yaşta kazandırmayı ve okul-aile-toplum hattında sağlık farkındalığını artırmayı amaçlayan programın il düzeyindeki uygulamalarından biri oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.