Hava Durumu

#Sağlıklı Beslenme

giresunsonhaber - Sağlıklı Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlıklı Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünyada Yılda 2 Milyon Ülkemizde 22 Bin Kişi Kolon Kanseri Oluyor Haber

Dünyada Yılda 2 Milyon Ülkemizde 22 Bin Kişi Kolon Kanseri Oluyor

Kolorektal kanser, küresel çapta en yaygın kanser türlerinden biri olarak gösteriliyor. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon yeni vaka görülürken, ülkemizde yılda yaklaşık 22 bin kişi bu hastalıkla karşı karşıya kalıyor. Bu rakamlar, hastalığın özellikle 50 yaş üstü bireyleri etkilediğini gösterse de, 50 yaş altı genç yetişkinlerde de vaka sayısında belirgin bir artış görülüyor. Ülkemizde özellikle Kuzeydoğu Anadolu, Ortadoğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da hayat kaybı oranlarında artış gözleniyor. Kolon kanseri erken evrede tespit edildiğinde yüksek oranda tedavi edilebilir olmasına rağmen, geç teşhis durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bazı yaşam tarzı değişiklikleri ile kolorektal kanser riski %30-50 oranında azaltabiliyor ve erken tanı ile 5 yıllık sağkalım oranı %90'ın üzerine çıkabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, kolon kanserinin nedenleri, korunma yöntemleri ve tedavileri hakkında bilgi verdi. 50 yaş üstü kişilerin özellikle dikkat etmesi gerekiyor Kolorektal kanser, kalın bağırsak ve rektum hücrelerinin kontrolsüz büyümesiyle oluşur ve genellikle poliplerin zamanla kansere dönüşmesiyle başlar. Kesin nedeni tam bilinmese de, risk faktörleri arasında genetik yatkınlık, ileri yaş (özellikle 50 yaş üstü), sağlıksız beslenme, obezite, sigara ile alkol kullanımı, hareketsiz yaşam tarzı ve inflamatuar bağırsak hastalıkları (Crohn veya ülseratif kolit gibi) yer alır. Bu faktörler hücrelerde genetik değişikliklere yol açarak kanser gelişimini tetikleyebilir. Bu belirtileri görmezden gelmeyin Kolon kanserinin belirtileri genellikle erken evrede belirgin olmayabilir ve kişiden kişiye değişebilir, ancak yaygın olan belirtiler aşağıdaki gibidir; Dışkıda kan görülmesiBağırsak alışkanlıklarında değişiklik (ishal, kabızlık veya dışkı şeklinde incelme)Karın ağrısı veya kramplarAçıklanamayan kilo kaybıYorgunluk ve halsizlik Bu belirtiler fark edildiğinde doktora başvurmak önemlidir, çünkü erken tanı tedavi şansını artırır. Kolon kanserinden korunmak için bunlara dikkat edin; Kolorektal kanser büyük ölçüde yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir. Aşağıdaki maddeleri uygulayarak riskinizi önemli oranda azaltabilirsiniz: Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinin: Meyve, sebze ve tam tahıllar açısından zengin bir diyet uygulayın. Kırmızı et ve işlenmiş et tüketimini sınırlayın. Lifli gıdalar bağırsak sağlığını korur ve kanser riskini düşürür. Sigara ve alkolü bırakın: Sigara içmek kolorektal kanser riskini artırır. Alkol tüketimini minimuma indirin veya tamamen bırakın, çünkü bu maddeler bağırsak hücrelerine zarar verir. Kilonuzu kontrol altında tutun: Fazla kilolar, özellikle karın bölgesindeki yağlanma, kanser riskini yükseltir. İdeal kilonuza ulaşmak için dengeli beslenme ve hareketli bir yaşamı tercih edin. Düzenli egzersiz yapın: Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz bağırsak hareketlerini düzenler ve kanser riskini azaltır. Her gün 30 dakika yürümek bile faydalı olabilir. Tarama testlerini ihmal etmeyin: 45-50 yaşından itibaren düzenli kolonoskopi yaptırın. Erken evrede polip tespiti, kanserin önlenmesini sağlar. Aile öyküsü varsa daha erken başlayın. Su tüketimini artırın ve kabızlıktan kaçının: Bol su içmek ve düzenli tuvalet alışkanlığı edinmek bağırsak sağlığını korur. Kabızlık, uzun vadede risk yaratabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GİRESUN’DA MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ EKONOMİYE CAN SUYU OLDU Haber

GİRESUN’DA MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ EKONOMİYE CAN SUYU OLDU

GİRESUN’DA MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ EKONOMİYE CAN SUYU OLDU 2025’te 12,3 Milyon TL Destek Ödemesiyle Kırsalda Üretim Güçleniyor Giresun İli Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği, 2025 yılı Manda Yetiştiriciliği Destekleme ödemelerinin üreticilerin hesaplarına yatırıldığını açıkladı. Birlik Başkanı Ahmet Geldi tarafından paylaşılan bilgilere göre; 286 işletmede 1.304 manda ve 403 malak için toplam 12.305.750 TL destek sağlandı. Ekonomide durgunluk sinyallerinin hissedildiği bir dönemde yapılan bu ödeme, yalnızca üreticinin nakit akışını rahatlatmakla kalmadı; kırsal istihdamı, yerel tedarik zincirini ve il ekonomisini doğrudan destekledi. YEM MALİYETLERİ YÜKSEK, DESTEKLER KRİTİK Birlik Başkanı Geldi, hayvancılığın artan yem maliyetleri nedeniyle her geçen gün daha zorlaştığına dikkat çekerek, “Bu destekler, yetiştiricinin üretimde kalmasını sağlıyor; aynı zamanda Giresun ekonomisine de canlılık katıyor,” dedi. Desteklerin gelir istikrarı sağladığını vurgulayan Geldi, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için bu tür ödemelerin üretimin sürekliliği açısından hayati olduğunu ifade etti. Katma Değer Hamlesi: Manda Ürünleri Üretim Tesisi Birliğin yalnızca destek dağıtan bir yapı olmadığını belirten yetkililer, manda sütü, yoğurdu, kaymağı ve peyniri gibi yüksek besin değerine sahip ürünlerin üretimi için bölgede bir işleme tesisi kurduklarını duyurdu. Bu yatırımla birlikte: Üretici, ham süt yerine işlenmiş ürün satarak daha fazla kazanıyor, Tüketici, doğal ve besin değeri yüksek ürünlere erişiyor, Giresun, katma değerli tarımsal üretimde yeni bir eşik aşıyor. RAKAMLARLA GİRESUN MANDA EKONOMİSİ 2012–2025 döneminde üreticiye aktarılan toplam destek: 44 milyon TL Karadeniz’de Ordu ve Trabzon’da bulunmayan manda birliğinin Giresun’da kurulması, ili bölgesel bir merkez haline getirdi Manda ürünleri, yüksek protein ve mineral içeriğiyle sağlıklı beslenme trendine güçlü bir yanıt sunuyor TEŞEKKÜR VE KURUMSAL İŞ BİRLİĞİ Destek sürecinde emeği geçenlere teşekkür eden Birlik; başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere, il ve ilçe teşkilatlarının katkısına dikkat çekti. Bu kapsamda l Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz ve ekibi ile Halk Elinde Manda Islah Projesi lideri Prof.Dr. İsmail KAYA’ya şükranlarını iletti. ŞEHİR EKONOMİSİ Giresun’da manda yetiştiriciliği; doğrudan gelir, dolaylı istihdam, katma değerli üretim ve sağlıklı gıda ekseninde büyüyen stratejik bir alan olarak öne çıkıyor. 2025 destekleri, kırsalda üretimi ayakta tutarken şehir ekonomisine istikrarlı ve sürdürülebilir bir katkı sunuyor.

Beslenme uzmanından yılbaşı sofralarında denge önerileri... Yılbaşında çok yedim diye üzülmeyin! Haber

Beslenme uzmanından yılbaşı sofralarında denge önerileri... Yılbaşında çok yedim diye üzülmeyin!

Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Burcu Üstad Arda, yılbaşı akşamı için sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda önerilerde bulundu. Kahvaltı seçimi, hafif başlangıçlar, ölçülü ana yemekler, tatlı seçimleri ve içecek tercihleri üzerinde durdu. İSTANBUL (İGFA) - Beslenme uzmanı Dyt. Burcu Üstad Arda, yılbaşı gecesinde bedensel ve ruhsal dengemizi korumaya yardımcı olacak önerilerini paylaştı. Arda, "Bütün gün aç kalmak akşam yemeğinde aşırıya kaçma riskini artırır. Dengeli bir kahvaltı ve sağlıklı atıştırmalıklar sindirim sistemini hazırlayarak kontrolsüz yemek tüketiminin önüne geçer" diye belirtti. Uzun süre masada oturmanın, farkında olmadan sürekli yeme isteğine yol açabileceğini söyleyen Arda, yemek sonrası muhabbete masadan kalkarak devam edilmesi gerektiğini önerdi. Yılbaşı yemeklerine hafif başlangıçların tercih edilmesinin önemini vurgulayan Arda, "Çorba, zeytinyağlı sebzeler ve salata tokluk hissi yaratır ve ana yemek porsiyonlarını kontrol etmede yardımcı olur. Yoğurtlu mezeler, zeytinyağlı sebzeler ve bol yeşillikli salatalar tercih edilmelidir" dedi. Ana yemeklerde kızartmalar ve ağır soslar yerine fırın, ızgara veya haşlama tekniklerinin kullanılmasını öneren Arda, hindi, tavuk, balık ve yağsız kırmızı et gibi protein kaynaklarının tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Karbonhidrat miktarına da dikkat çekti. Tatlı seçimlerinde porsiyon kontrolüne ve zamanlamaya önem verilmesini gerektiğini açıklayan Arda, şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlıların veya küçük porsiyonların tercih edilmesini önerdi. Tatlı yerine kuruyemiş ya da taze veya kuru meyvelerin sindirimi kolaylaştırabileceğini ve kan şekerini dengeleyebileceğini belirtti. İçecek tercihlerinde gazlı ve şekerli içecekler yerine su, ayran, sade maden suyu ve şekersiz bitki çaylarının tercih edilmesi gerektiğini belirten Arda, alkol alımında miktarın sınırlanması gerektiğini ve yemekle birlikte tüketilmesinin daha iyi olacağını söyledi. Yılbaşı gecesinde yapılacak küçük kaçamakların ertesi gün aşırı sınırlayıcı diyetlerle telafi edilmemesi gerektiğine vurgu yapan Arda, “Sağlıklı beslenme yasaklarla değil, doğru tercihlerle sürdürülebilir. 1 Ocak sabahı yapılacak hafif yürüyüş ve bol su içmek, vücudun dengesini bulmasına katkı sağlar” dedi. Dyt. Burcu Üstad Arda, yılbaşı sofralarında dengeli tercihlerle hem beden hem de ruh sağlığını koruyabileceğimizi ifade etti.

Uzun Yaşam Genetik mi, Seçim mi? Haber

Uzun Yaşam Genetik mi, Seçim mi?

Kimileri 100 yaşına dek sağlıklı bir yaşam sürebilirken, bazıları genç yaşlarda ciddi sağlık problemleriyle karşılaşabiliyor. Peki, uzun yaşamın sırrı nerede gizli? Genetik mi, yoksa yaşam tarzı mı daha etkili? "İnsan ömrünün yaklaşık %25-40'ı genetikle belirlenirken, geri kalan ise yaşam tarzı, çevresel faktörler ve tesadüflerle şekilleniyor" diyen Acıbadem Life Longevity’den İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, genetiğin yaşlanma üzerindeki etkilerini ve epigenetikle birlikte sağlıklı yaşam alışkanlıklarının bu süreci nasıl değiştirdiğini anlattı. Genetik, Piyanonun Tuşlarıysa; Epigenetik, O Tuşlara Basan Piyanisttir Kimler uzun yaşar? Uzun yaşam, aileden miras alınan bir özellik mi yoksa daha fazlası mı? Bilimsel çalışmaların son yıllarda en fazla yoğunlaştığı konuların başında uzun ve sağlıklı yaşam geliyor. Yapılan araştırmalara göre, insan ömrünün yaklaşık yüzde 25 ila 40’ının genetik faktörlere bağlı olduğu belirlenmiş durumda. Peki kalan yüzde 60’lık kısımda etkili olan nedir? Acıbadem Bodrum Hastanesi’nde bulunan Acıbadem Life Longevity’de görev yapan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, bu yüzde 60’lık kısmın çevresel faktörlerle, yaşam tarzı seçimleriyle ve rastlantıların etkisiyle şekillendiğini söylüyor ve "İyi bir genetik altyapıya sahipseniz bu büyük bir avantajdır; fakat bu şansı en iyi şekilde değerlendirmek için epigenetik etkileri anlamak gereklidir. Genetik, piyanonun tuşları gibidir ve o tuşlara hangi sıra ve nasıl basılacağını belirleyen epigenetik mekanizmalardır. Besinler, toksinler, gazlar, radyasyon, egzersiz, uyku, stres ve enfeksiyonlar gibi çevresel faktörler bütününü işaret eden ekspozom, bu "piyanist"in notalarını oluşturur. DNA üzerindeki belirli bölgelerde gerçekleşen metilasyon veya histon modifikasyonu gibi epigenetik düzenlemeler, genlerin aktif mi pasif mi olacağını belirler." dedi. UZUN YAŞAM “OLAĞANÜSTÜ GENLER”E BAĞLI! YA SİZDE YOKSA? Guinness rekorlarına göre dünyanın en uzun süre yaşayan insanı olarak bilinen ve 122 yaşında hayatını kaybeden Jeanne Louise Calment örneğinden bahseden Acıbadem Life Longevity İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, “Bu kişi 117 yaşına kadar sigara içiyordu. Alkol ve çikolataya da bir hayli düşkündü. Bazı bireyler olağanüstü genetik profile sahip olabilir” diye konuştu. Uzun ömürlü aileler üzerinde yapılan incelemelerde yaşlanmaya karşı koruyucu genetik profillerin, sağlıklı metabolizma ve düşük hastalık riskiyle öne çıktığını belirten Uzm.Dr. Halil Ertürk, “Bu özellikler, uzun ve sağlıklı yaşamın aile içerisinde genetik olarak aktarılabildiğini gösteriyor. Uzun ömürlü ailelerin üyeleri, daha düşük kan şekeri, insülin ve trigliserid seviyeleriyle daha sağlıklı bir metabolik profile sahip. Bu özellikler, yaşlanmaya bağlı hastalıkların gecikmesini ve daha uzun sağlıklı yaşam süresini destekliyor. Bu ailelerde Alzheimer, diyabet, kalp yetmezliği gibi yaşa bağlı hastalıkların daha az görüldüğü belirtiliyor. Ayrıca, kanser gibi hastalıklara karşıda daha dirençli oldukları ve hastalık sonrası daha dayanıklı oldukları gözlemleniyor. Bu ailelerde, sağlıklı yaşam süresini uzatan, bir kısmı büyük oranda doğrulanmış, bir kısmı kısmen doğrulanmış bazı genler öne çıkıyor” dedi. İŞTE UZUN YAŞAM GENLERİ APOE2: Bu varyant, Alzheimer ve kalp hastalığı riskini azaltıyor. FOXO3a: Hücrelerin strese karşı dayanıklılığını artıran ve DNA onarımını destekleyen bir "hücre bekçisi" olarak işlev görür. CETP ve APOC3: Bu genlerin belirli varyantları, iyi kolesterol (HDL) seviyelerini artırıp trigliseritleri düşürerek kardiyovasküler sağlığı korur. IGF-1R ve d3GHR: Büyüme sinyallerini düzenleyen bu genlerin düşük aktiviteli varyantları, metabolizmanın yavaşlamasına ve yaşam süresine katkıda bulunur. Sirt6: Yaşlanma karşıtı bir "Sirtuin" geni olan Sirt6, DNA hasarlarını onararak genomun sağlıklı kalmasını sağlar. NE ZAMAN YAŞLANACAĞINIZI SAĞLIK YÖNETİMİNİZ BELİRLİYOR! Genetik yatkınlığın kronolojik yaştan farklı olan biyolojik yaşı doğrudan etkilediğini belirten Uzm. Dr. Halil Ertürk, “Özellikle DNA onarımı ve genom stabilitesi ile ilişkili genler, yaşlanma hızımızda kritik rol oynar. Yaşlandıkça, genetik etkiler çevresel faktörlerle daha fazla etkileşime girer. Özellikle uyku kalitesi ve beslenme gibi faktörler, genetik riskin yüksek olduğu kişilerde bile yaşlanma hızını yavaşlatabilir. Genetik yatkınlık yaşlanma sürecini şekillendiriyor olsa da, sağlıklı yaşam tarzı seçimleri genetik riskleri yönetmenin, uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmenin en etkili yoludur” dedi. 8 HAFTADA 4,6 YIL GENÇLEŞMEK MÜMKÜN MÜ? Yaşam tarzına odaklanan yalnızca 8 haftalık bir müdahale programı kapsamında, DNA metilasyon saati kullanılarak ölçülen biyolojik yaşın ortalama 4,6 yıl geriye çekilebildiğinin gösterildiğini belirten Uzm. Dr. Halil Ertürk, “Bu da genetik kodumuzu değiştiremesek bile, genlerin nasıl işlev göreceğini etkileyen epigenetik düzenlemeleri yönetebileceğimizi ortaya koyuyor. Sağlıklı beslenme, egzersiz, kaliteli uyku, stres yönetimi gibi alışkanlıklar, genetik riskiniz ne olursa olsun yaşam süresini uzatabilir ve yaşam kalitesini artırabilir” diye konuştu. Genetik müdahalelerin gelecekte yaşlanma sürecini yavaşlatmak hatta tersine çevirmek için önemli bir araç haline gelebileceğine dikkat çeken Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, “Bu fikir artık bilim kurgu olmaktan çıktı. Bugün laboratuvar ortamında deneysel olarak uygulanabilen genetik tedaviler, yaşlanmanın kök sebeplerini hedef alarak biyolojik yaşı geri çekme potansiyeline sahip” dedi. YAŞLANMAYI GECİKTİRMEYİ HEDEFLEYEN GENLER Telomeraz: Hücre bölünmesiyle kısalan telomerleri (kromozom uçları) uzatarak hücresel yaşlanmayı yavaşlatır. Özellikle kök hücre ve bağışıklık sistemi hücrelerindeki yaşlanmanın tersine çevrilmesi tüm vücutta gençleşme etkisini oluşturur. Follistatin: Kas büyümesini engelleyen Myostatin proteinini bloke ederek yaşa bağlı kas kaybını (sarkopeni) önler. Klotho: Özellikle beyin sağlığını korur ve Alzheimer ile ilişkili Amiloid-β plaklarını azaltmaya yardımcı olabilir. PGC-1a: Hücrelerimizin enerji merkezi olan mitokondrilerin fonksiyonunu iyileştirerek yaşlanmaya bağlı enerji kaybını hedefler.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.