Hava Durumu

#Sağlık Bakanlığı

giresunsonhaber - Sağlık Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GÖRELE’DE ŞEBEKE SUYUNA 14 SAATLİK İÇME KISITLAMASI: Haber

GÖRELE’DE ŞEBEKE SUYUNA 14 SAATLİK İÇME KISITLAMASI:

GÖRELE’DE ŞEBEKE SUYUNA 14 SAATLİK İÇME KISITLAMASI: SÜPER KLORLAMA YAPILACAK Görele Belediyesi, içme suyu depoları ve şebeke hattında tedbir amaçlı süper klorlama çalışması yapılacağını açıkladı. Bu gece saat 22.00’den 2 Eylül Çarşamba günü saat 12.00’ye kadar şebeke suyunun içme ve yemek yapma amacıyla kullanılmaması istendi. Görele’de içme suyu şebekesine yönelik önemli bir tedbir kararı alındı. Belediye tarafından yapılan duyuruda, ilçedeki içme suyu depoları ile şebeke hattında süper klorlama çalışması gerçekleştirileceği bildirildi. Çalışma nedeniyle vatandaşlardan 1 Eylül Salı günü saat 22.00’den 2 Eylül Çarşamba günü saat 12.00’ye kadar, toplam 14 saat boyunca şebeke suyunu doğrudan içme suyu olarak kullanmamaları istendi. YEMEK YAPMAK İÇİN DE KULLANILMAMALI Belediyenin uyarısı yalnızca doğrudan su tüketimini kapsamıyor. Belirlenen süre içerisinde şebeke suyunun içme ve yemek hazırlama amacıyla kullanılmaması gerektiği özellikle vurgulandı. Süper klorlama çalışmasının tamamlanmasının ardından gerekli kontrollerin yapılacağı ve suyun yeniden güvenli şekilde kullanımına ilişkin bilgilendirmenin kamuoyuyla paylaşılacağı bildirildi. SU NUMUNELERİ ALINDI Görele Belediyesi, Sağlık Bakanlığı tarafından 31 Ağustos ve 1 Eylül tarihlerinde şebeke hattı ile içme suyu depolarından numuneler alındığını da açıkladı. Alınan numunelerin laboratuvar sonuçlarının önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. SONUÇLAR AÇIKLANANA KADAR TEDBİR ÖNE ÇIKIYOR İlçede son günlerde mide ve bağırsak şikâyetleriyle sağlık kuruluşlarına yapılan başvurulardaki artışın ardından su şebekesinde uygulanacak tedbir amaçlı çalışma daha da önem kazandı. Ancak mevcut aşamada şebeke suyu ile söz konusu sağlık başvuruları arasında kesin bir neden-sonuç ilişkisi ortaya konulmuş değil. Su numunelerinin laboratuvar sonuçları, bu açıdan yapılacak değerlendirmelerde belirleyici olacak. Vatandaşların bu gece saat 22.00’den yarın öğlen 12.00’ye kadar belediyenin uyarısına uymaları ve şebeke suyunu içme ya da yemek hazırlama amacıyla kullanmamaları gerekiyor. KAYNAKLAR Görele Belediyesi – 1 Eylül 2026 tarihli resmi kamuoyu duyurusu. Sağlık Bakanlığı tarafından 31 Ağustos–1 Eylül tarihlerinde alınan su numunelerine ilişkin bilgi, Görele Belediyesi açıklaması.

TTB’den Sağlık Raporu Yönetmeliği için iptal çağrısı! 10 günlük sınır mağduriyet oluşturuyor Haber

TTB’den Sağlık Raporu Yönetmeliği için iptal çağrısı! 10 günlük sınır mağduriyet oluşturuyor

Türk Tabipleri Birliği, hekimlerin tek seferde en fazla 10 günlük istirahat raporu düzenleyebilmesine yönelik düzenlemenin hastalar ve hekimler açısından ciddi sorunlara yol açtığını savundu. TTB, özellikle büyük ameliyatlar ile doğum öncesi ve sonrası süreçlerde yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için ilgili hükmün iptal edilmesini istedi. ANKARA (İGFA) - Türk Tabipleri Birliği (TTB), 19 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Raporları Yönetmeliğinin istirahat raporlarına ilişkin düzenlemesi hakkında Sağlık Bakanlığı’na başvuruda bulundu. TTB’nin 31 Ağustos’ta Bakanlığa gönderdiği yazıda, yönetmeliğin 12. maddesinin 4. fıkrası uyarınca hekimlerin bir defada en fazla 10 günlük istirahat raporu düzenleyebildiği hatırlatıldı. Kontrol muayenesi sonrasında da en fazla 10 günlük rapor verilebildiğini belirten TTB, hastalığın devam etmesi ve 10 günü aşan istirahat gerektirmesi halinde rapor düzenleme yetkisinin sağlık kurullarına geçtiğine dikkat çekti. “ÖZELLİKLE AMELİYAT VE DOĞUM SÜREÇLERİNDE SORUN YAŞANIYOR” TTB, düzenlemenin özellikle büyük cerrahi operasyonlar ile doğum öncesi ve sonrası süreçlerde önemli mağduriyetlere yol açabileceğini savundu. Bir sağlık sorununun devam etmesine rağmen 10 günü aşan raporların doğrudan hekim tarafından düzenlenememesinin hastaları sağlık kuruluna başvurmak zorunda bıraktığı belirtilen açıklamada, kurul süreçlerindeki sistemsel belirsizlik ve erişim sorunlarının raporların zamanında alınmasını güçleştirdiği ifade edildi. TTB, hastaların mevcut sağlık sorunlarının yanı sıra sağlık kuruluna başvuru zorunluluğuyla karşı karşıya kalmasının gecikmelere ve yeniden başvuru yüküne neden olduğunu belirtti. TTB’DEN BAKANLIĞA İPTAL ÇAĞRISI Hekimlerin istirahat raporu düzenleme yetkisi ile hastaların sağlık kurullarına erişiminde yaşanan sorunların acilen giderilmesini isteyen birliğin yazısında, yaşanan mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla yönetmeliğin ilgili fıkrasının iptal edilmesi talep edildi.

Sağlık Bakanlığı’ndan ilaç fiyatlandırmasına yeni düzenleme Haber

Sağlık Bakanlığı’ndan ilaç fiyatlandırmasına yeni düzenleme

Sağlık Bakanlığı, beşeri tıbbi ürünlerin fiyatlandırılmasına ilişkin yeni tebliği bugün Resmî Gazete’de yayımladı. Tebliğ ile ilaçların fiyatlandırma esasları, kaynak fiyat, mihenk kaynak fiyat, fiyat koruma uygulamaları ve başvuru süreçleri yeniden düzenlendi. ANKARA (İGFA) - Bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan yeni tebliğle, fiyatlandırmada kaynak ülke ve Avro hesabı yeniden tanımlandı. Tebliğde, kaynak ülkeler arasında AB’den Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz ve Yunanistan sayıldı. Gerçek kaynak fiyatın fabrika çıkış fiyatı olduğu, hesaplamalarda dönemsel ve güncel Avro değerlerinin esas alınacağı belirtildi. Ayrıca, fiyat listesinde yer alan ürünlerin fiyatları ile maliyet kartı bedellerinin Avro kurundaki değişikliklere göre başvuru aranmaksızın güncellenebileceği hüküm altına alındı. GERİ ÖDEME, EŞDEĞER ÜRÜN VE FİYAT KORUMA KURALLARI Yeni tebliğe göre; fiyat korumalı ürünler için farklı oranların uygulanması, birebir eş ürün, eş ürün ve yakın eş ürün tanımları netleştirilmesi, referans ürünlerin piyasaya çıkış tarihi, geri ödeme durumu ve eşdeğer ürünlerin piyasadaki varlığı fiyatlandırmada belirleyici olması hedeflendi. İlk eşdeğer ürünün piyasaya çıkması halinde, bazı ürün gruplarında fiyatların yıllara sari oranlarla düşürülmesi veya korunması gibi geçiş hükümleri de düzenlendi. ÖZEL ŞARTA TABİ ÜRÜNLER İÇİN AYRI HÜKÜMLER Tebliğde; kan ürünleri, serumlar, radyofarmasötikler, biyobenzerler, özel tıbbi amaçlı gıdalar, enteral beslenme ürünleri, alerjen ürünler, yetim ürünler ve hastane ürünleri gibi kalemler için özel fiyatlandırma hükümleri yer aldı. Bu ürünlerde kaynak fiyatın çoğu durumda mihenk kaynak fiyatın yüzde 100’ü üzerinden belirleneceği, bazı ürünlerde ise dönemsel Avro değerine göre farklı uygulamalar yapılacağı kaydedildi. Fiyat değerlendirmeleri için Bakanlık koordinasyonunda oluşturulacak Fiyat Değerlendirme Komisyonunun yapısı da yeniden düzenlendi. Komisyonun ilaç fiyatlarında artış, fiyat belirleme ve bazı özel modeller için karar alabileceği belirtildi. Başvuru sahiplerinin sundukları belge ve beyanların doğruluğundan sorumlu oldukları vurgulanırken, yanlış veya eksik beyan nedeniyle doğabilecek kamu alacaklarının ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde tahsil edileceği bildirildi. Tebliğde 2026 yılı gerçek kaynak fiyat değişiklik takvimi ve daha önce yayımlanmış ürünlerin yeni kurallara uyum süreci için geçici maddeler de yer aldı. Buna göre bazı ürünlerin belirli süre içinde yeniden fiyatlandırma başvurusu yapması gerekecek. İlgili tebliğin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Özel hastanelerde yeni dönem... Denetim muafiyeti 3 yıla çıkıyor Haber

Özel hastanelerde yeni dönem... Denetim muafiyeti 3 yıla çıkıyor

Sağlık Bakanlığı, Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde kapsamlı değişikliğe gitti. Yeni düzenlemeyle TÜSKA’dan platin veya altın akreditasyon alan özel hastaneler 3 yıl, gümüş alanlar 2 yıl, bronz alanlar ise 1 yıl olağan denetimlerden muaf tutulacak. Eski ruhsatlı hastanelere ise fiziki şartlar açısından önemli muafiyet getirildi. ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanlığı’nın özel hastanelere ilişkin yönetmelik değişikliği bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. Düzenlemeyle özel hastanelerin denetim süreçlerinden laboratuvar ve röntgen hizmetlerine, uzman hekim kadrolarından fiziki şartlara kadar birçok alanda yeni kurallar getirildi. AKREDİTASYONA GÖRE DENETİM MUAFİYETİ Yeni düzenlemenin en dikkat çekici başlıklarından biri, TÜSKA akreditasyon belgesi alan özel hastanelere sağlanan denetim muafiyeti oldu. Buna göre platin veya altın kategorisinde belgelendirilen hastaneler 3 yıl, gümüş kategorisindekiler 2 yıl, bronz kategorisindekiler ise 1 yıl olağan denetimlerden muaf olacak. RÖNTGEN VE LABORATUVAR ŞARTLARINDA DEĞİŞİKLİK Özel hastanelerde bir adet seyyar röntgen cihazı veya en az 500 mA gücünde röntgen cihazı bulundurulması zorunlu hale getirilirken, cihazın yerinde hizmet alımı yoluyla temin edilmesi de yeterli sayılacak. Hastanelerin faaliyet gösterdikleri uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi biyokimya ve/veya tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarlarını bulundurmaları da zorunlu olacak. Belirli bir alanda hizmet veren hastaneler bu hizmeti yerinde hizmet alımıyla karşılayabilecek. ESKİ HASTANELERE FİZİKİ ŞART MUAFİYETİ Düzenlemenin dikkat çeken bir diğer maddesi ise 30 Ocak 2025’ten önce ruhsatlandırılmış özel hastaneler için getirilen fiziki şart muafiyeti oldu. Bu hastaneler, yönetmelikte yer alan fiziki şartlardan muaf tutulacak. Ancak 30 Ocak 2025 itibarıyla yapılan değişiklikler ve geçici 2’nci madde kapsamındaki hastaneler bu muafiyetten yararlanamayacak. Öte yandan, özel hastanelerde uzmanlık eğitimi ve hekim kadrolarına ilişkin bazı hükümler de yeniden düzenlendi. Muayenehaneden gelen hastaların başka bir hastanede tedavi edilmesine yönelik vaka bazlı izin mekanizmasının kapsamı da yeniden belirlendi. Yönetmeliğin fiziki şartlara ilişkin geçici 15’inci maddesi 30 Ocak 2025’ten geçerli olmak üzere, diğer hükümler ise yayımlandığı tarihte yürürlüğe girdi.

Ambalajlı suyu böyle saklayın! Haber

Ambalajlı suyu böyle saklayın!

Yaz mevsiminin getirdiği yüksek sıcaklıklarla artan su ihtiyacı, sağlıklı içme suyu kullanımı ve doğru depolama yöntemlerini tekrar gündeme taşıdı. SUDER Başkanı Yaşabey Kalebaşı, ambalajlı su tercih ederken etiket detaylarının incelenmesi ve ürünlerin güneş ışığı ile aşırı sıcaklardan uzak tutulması gerektiğini vurguladı. İSTANBUL (İGFA) - Yaz döneminde yükselen sıcaklıklar sebebiyle vücudun sıvı gereksinimi artıyor. Bu süreçte güvenli su tüketiminin yanı sıra, satın alınan ambalajlı suların uygun şartlarda muhafaza edilmesi kritik bir önem taşıyor. Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı, ambalajlı suların Sağlık Bakanlığı onaylı tesislerde, hijyen ve gıda güvenliği standartlarına uygun olarak üretildiğini belirtti. Kalebaşı, tüketicilerin paket üzerindeki üretim tarihi, üretim yeri ve parti/seri numarası gibi detayları kontrol etmesinin, güvenilir ürün seçimi için önemli olduğunu ifade etti. “DOĞRU SAKLAMA, ÜRETİM KALİTESİ KADAR ÖNEMLİ” Ambalajlı suların satın alma sonrası doğru koşullarda saklanmasının, ürün kalitesinin sürdürülmesinde belirleyici olduğunu kaydeden Kalebaşı; suların serin, kuru, temiz, kokusuz ve doğrudan güneş ışığından korunan alanlarda tutulması gerektiğini belirtti. Bilhassa yaz aylarında su şişelerinin balkonlarda, araç içerisinde veya yüksek sıcaklığın olduğu güneş alan noktalarda bırakılmaması gerektiği konusunda uyaran Kalebaşı, bu durumun üründe tat ve koku değişimlerine neden olabileceğine dikkat çekti. Ayrıca keskin kokulu maddelerin bulunduğu ortamlarda ambalajlı su saklanmaması gerektiğini belirten Kalebaşı, kapağı açılmış suların hijyen nedeniyle kısa sürede tüketilmesini tavsiye etti. YAZ SICAKLARINDA SIVI KAYBINA DİKKAT Sıcak havalarda terleme yoluyla vücuttaki sıvı kaybının arttığına değinilen açıklamada, yeterli miktarda su tüketiminin önemine değinildi. Özellikle bebekler, çocuklar ve yaşlıların sıcaklara karşı sıvı kaybı konusunda daha hassas olabileceği hatırlatılırken, susama hissi beklenmeden yeterli sıvının alınması gerektiği ifade edildi. Doğal mineralli ve doğal kaynak sularındaki minerallerin yaz dönemindeki sıvı ihtiyacına katkı sağladığı belirtilirken, sıcak hava dalgaları sırasında yeterli sıvı tüketilmesi ve dehidrasyon belirtilerine karşı dikkatli olunması gerektiği kaydedildi. Kalebaşı, yaz aylarındaki temel önceliğin vücudu susuz bırakmamak ve su içmeyi ihmal etmemek olduğunu vurguladı.

Ebelik Mesleği Dönüşüyor Haber

Ebelik Mesleği Dönüşüyor

Günümüz sağlık sisteminde ebelerin sadece doğum anında değil, aynı zamanda koruyucu sağlık hizmetlerinde de kritik sorumluluklar üstlendiğini belirten Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Günümüzde ebeler hem koruyucu hem de tedavi edici sağlık süreçlerinde aktif rol almaktadır. Teknolojik ilerlemelerle birlikte tele-sağlık, mobil uygulamalar ve uzaktan takip yöntemleri sayesinde çok daha geniş kitlelere ulaşabilmektedirler." dedi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, yeni düzenlemelerle birlikte ivme kazanan ebelik mesleğinin geçirdiği dönüşümü değerlendirdi. "Ebelik, bilimsel temellere dayanan profesyonel bir sağlık alanına dönüştü" Ebeliğin insanlık tarihiyle yaşıt ve köklü bir zanaat olduğunu anımsatan Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Ebelik, insanlık tarihi kadar eski ve köklü bir meslektir. Yüzyıllar boyunca ebeler, doğum yapan kadınların yanında yer alarak onlara destek olmuş ve en kritik anlarda güven veren isimler olmuşlardır. Günümüzde ise ebelik, yalnızca doğum yaptıran bir uğraş olmaktan çıkmış; bilimsel verilere dayanan, profesyonel bir sağlık disiplinine dönüşmüştür." dedi. Geçmişte usta-çırak yöntemiyle aktarılan ebeliğin, bugün üniversitelerde lisans eğitimiyle akademik bir kimlik kazandığını vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık ebeler; gebelik öncesinden başlayıp doğum ve doğum sonrası sürece kadar annenin hem fiziksel hem de psikolojik durumunu takip eden, normal doğumu yöneten ve yenidoğan bakımında etkin rol alan sağlık profesyonelleridir. Bununla birlikte aile planlaması, üreme sağlığı ve toplum sağlığı gibi kritik alanlarda da hizmet sunmaktadırlar." Yeni yönetmelikle ebelerin yetki ve sorumlulukları güçlendi Modern sağlık yapısında ebelerin sadece doğumla sınırlı kalmayıp, koruyucu sağlık hizmetlerinde de mühim görevler yürüttüğünü ifade eden Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Günümüzde ebeler hem koruyucu hem de tedavi edici sağlık hizmetlerinde görev almaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte uzaktan takip, mobil uygulamalar ve tele-sağlık gibi yöntemlerle daha fazla kişiye ulaşabilmektedirler. Ayrıca belirli alanlarda bağımsız olarak hizmet verebilmeleri de mümkün hale gelmiştir." şeklinde konuştu. Türkiye’de ebelik eğitiminin 1996 yılı itibarıyla lisans seviyesine çıkarıldığını, ardından yüksek lisans ve doktora programlarıyla akademik derinlik kazandığını belirten Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, “Sağlık Bakanlığı’nın 3 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan yeni Ebelik Yönetmeliği, ebelerin yetki ve sorumluluklarını netleştirerek serbest meslek icrası gibi bağımsız çalışma haklarını pekiştirmiştir. Normal Doğum Eylem Planı'nın bir parçası olarak, her gebenin kendi özel ebesine sahip olması ve doğum sürecinde birebir destek alması hedeflenmiştir.” dedi. Yönetmeliğin sadece doğum anını değil, kadın sağlığının geniş bir yelpazesini kapsadığını hatırlatan Doç. Dr. Yıldırım, şunları ekledi: "Yönetmelik, ebelerin yalnızca doğum anıyla sınırlı kalmayıp; üreme sağlığı, cinsel sağlık, aile planlaması danışmanlığı ve toplum sağlığı liderliği gibi alanlarda daha yetkin ve etkili olmalarını sağlamıştır. Ebelerin doğum ve sezaryen yönetimini güncel klinik rehberlere göre yürütmeleri teşvik edilerek, tıbbi müdahale gerektirmeyen fizyolojik süreçlerdeki karar verici konumları güçlendirilmiştir." "Ebelerin güçlenmesi sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlar" Ebelik hizmetlerinin etkin olduğu sağlık sistemlerinde anne ve bebek sağlığı parametrelerinin daha olumlu seyrettiğini belirten Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Ebelik hizmetlerinin yetersiz kaldığı sağlık sistemlerinde koruyucu hizmetlerin zayıflaması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının azalması ve doğumun doğal akışının bozulması gibi problemler yaşanabilmektedir. Türkiye'de sezaryen oranlarının yüzde 61,2 gibi yüksek bir seviyede seyretmesi de bu durumun önemli bir göstergesidir." dedi. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerinin de ebelerin kritik önemini kanıtladığını ifade eden Doç. Dr. Yıldırım, şöyle devam etti: "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, ebelerin aktif olduğu sistemlerde hem sezaryen oranları hem de anne ve bebek ölümleri daha düşük seviyelerdedir. Ebeler, bilhassa düşük riskli gebeliklerde normal doğumu destekleyerek gereksiz cerrahi girişimlerin önüne geçebilmektedir.” Anne adayına doğum boyunca sunulan birebir desteğin kıymetine değinen Doç. Dr. Yıldırım, "Anne adayını sürece hazırlayan ve doğum boyunca yanında olan ebeler, sürecin doğal akışında ilerlemesini sağlayarak komplikasyon risklerini minimize etmektedirler. Sağlık Bakanlığınca yayımlanan 'Ebelere Yönelik Doğum Eylem Yönetimi Klinik Rehberi' de doğumun fizyolojik bir süreç olarak yönetilmesinde ebelerin kilit rolünü vurgulamaktadır." şeklinde konuştu. Doğum sonrası ruh sağlığının korunmasında kritik görev üstleniyorlar Doğum sonrası dönemin yalnızca fiziksel değil, psikolojik açıdan da hassas bir süreç olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Doğum sonrası evre, anneler için hem bedensel hem de duygusal açıdan kritik bir süreçtir. Bu dönemde ebeler, düzenli takip ve destekle annenin yalnızlık hissini önleyebilir ve izlem ziyaretleri sayesinde ruhsal değişimleri erkenden fark edebilir. Ebeler, takipler sırasında kullandıkları değerlendirme yöntemleri ile doğum sonrası depresyon riski taşıyan anneleri erken tespit edebilmekte, gerekli hallerde uzmanlara yönlendirerek annenin ruh sağlığının korunmasında hayati bir rol oynamaktadırlar." ifadelerini kullandı. Dijitalleşme ebelik hizmetlerini de dönüştürüyor Sağlıkta dijitalleşmenin ebelik hizmetlerini daha erişilebilir kıldığını ifade eden Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Sağlık alanındaki dijital dönüşümler, ebelik hizmetlerini de yeniden şekillendirmiştir. Artık bakım hizmetleri sadece hastane duvarlarıyla sınırlı kalmayıp, dijital platformlar aracılığıyla da sürdürülebilmektedir." şeklinde konuştu. "Annelik Yolculuğu" uygulaması ve dijital ebe danışmanlık sistemlerinin annelere büyük kolaylıklar sağladığını belirten Doç. Dr. Yıldırım, "T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen 'Annelik Yolculuğu' mobil uygulaması, e-Nabız entegrasyonuyla annelerin bebek gelişimini ve aşı takvimini kolayca takip etmesine imkân vermektedir. Bunun yanı sıra 'Ebebul' gibi platformlar üzerinden aileler, uzman ebelere görüntülü görüşmelerle ulaşarak ihtiyaç duydukları desteği hızla alabilmektedir. Uzaktan takip sistemleri ile ebeler, annelerin nabız ve tansiyon gibi temel sağlık verilerini dijital ortamda izleyebilmektedir. Böylece olası riskler erken fark edilerek zamanında müdahale imkânı doğmaktadır." dedi. "Güçlü ebelik, sağlıklı toplum demektir" Ebelik hizmetlerinin güçlendirilmesinin sadece doğumları değil, genel toplum sağlığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, sözlerini şöyle noktaladı: "Ebelerin sağlık sisteminde daha etkin ve güçlü bir şekilde konumlanması, hem sezaryen oranlarının düşürülmesine hem de anne ve bebek sağlığının korunmasına büyük katkı sağlar. Ebelik hizmetlerinin geliştirilmesi, daha sağlıklı bir toplum inşa etmek adına atılacak en kritik adımlardan biridir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Aylarında Ambalajlı Su Tüketirken Bu Saklama Kurallarına Dikkat! Haber

Yaz Aylarında Ambalajlı Su Tüketirken Bu Saklama Kurallarına Dikkat!

Yaz mevsiminde yükselen sıcaklıklarla birlikte su tüketimi temel bir ihtiyaç olmanın ötesinde hayati bir gerekliliğe dönüşürken, ambalajlı suların doğru koşullarda saklanması her zamankinden daha kritik bir önem kazanıyor. SUDER (Ambalajlı Su Üreticileri Derneği), tüketicileri özellikle yaz döneminde sularını serin ortamlarda muhafaza etmeleri ve saklama koşullarına hassasiyet göstermeleri konusunda uyarıyor. Yaz aylarıyla beraber artan su ihtiyacı, “güvenli su” kavramını günlük hayatın en öncelikli konularından biri haline getiriyor. Ambalajlı sularda güvenin temel noktası ise izlenebilirlik sistemidir. Suyun kaynaktan alınışından üretim tesisine girişine ve raflara ulaşana dek tüm süreçleri, Sağlık Bakanlığı tarafından titizlikle denetlenerek tüketiciye sunuluyor. Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı, tüketicilerin bilinçli seçim yapmasının önemine değinerek şu açıklamalarda bulundu: “Ambalajlı sular, hijyen ve gıda güvenliği standartlarının sağlandığı, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış tesislerde şişelenmektedir. Tam otomatik sistemlerle, insan eli değmeden paketlenen ürünler, kaynaktan tüketiciye ulaşana kadar her aşamada sıkı denetimlerden geçmektedir. Ambalajlı sular, market raflarındaki en sık denetlenen ürün gruplarının başında gelmektedir. Tüketicilerimizin etiket üzerindeki üretim izin tarihi, üretim yeri ve parti seri numarası gibi bilgilere dikkat etmesi, güvenli suya ulaşmanın temel adımıdır.” “Ambalajlı suların doğru muhafaza edilmesi, üretim kalitesi kadar değerlidir” Ambalajlı suların satın alma sonrası saklama koşulları, ürün kalitesinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Doğal bir madde olan su, çevredeki ve duyularımızla algılayamadığımız kokuları zamanla bünyesine çekme özelliğine sahiptir. Bu nedenle içme sularının serin, kuru, kokusuz ve doğrudan güneş ışığından uzak alanlarda saklanması gerekmektedir. Balkonlarda, araç içerisinde veya yüksek sıcaklık ile güneş ışığına maruz kalan noktalarda bırakılan şişelerde tat ve koku değişimleri meydana gelebilir. Hijyen ve tazeliğin korunması adına, kapağı açılmış ambalajlı suların hızlıca tüketilmesi önerilmektedir. Yaşabey Kalebaşı konuyla ilgili olarak; “Ambalajlı suların doğru saklanması, en az üretim kalitesi kadar kritik bir süreçtir. Tüketicilerin ürünü temin ettikten sonra bu kriterlere dikkat etmesi ve bilinçlenmesi son derece önemlidir” dedi. Sıcak yaz günlerinde ambalajlı suların direkt güneş ışığına ve aşırı ısıya maruz kalmasının, ayrıca ev ve işletmelerde keskin kokulu maddelerle aynı ortamda tutulmasının ürün kalitesini olumsuz etkileyebileceğini belirten Kalebaşı, ambalajlı suların diğer gıda ürünleri gibi serin, kuru ve güneşten korunaklı, temiz ortamlarda saklanmasının kritik olduğunu hatırlattı. Uygun şartlarda korunan ambalajlı suların, son kullanma tarihine dek güvenle tüketilebileceğini ifade etti. Ayrıca açılan ürünlerin hijyeninin sağlanmasının ve kısa sürede tüketilmesinin, güvenli içme suyu deneyiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Doğal kaynaklardan elde edilen sular, vücudun yazın bozulan mineral dengesinin doğal yollarla yeniden kazanılmasına yardımcı oluyor Sıcak havalardaki yoğun terleme nedeniyle vücutta sodyum, magnezyum ve kalsiyum gibi temel mineraller hızla eksilmektedir. Doğal mineralli ve doğal kaynak suları, bu kayıpların doğal yollarla telafi edilmesine yardımcı olarak vücut dengesini desteklemektedir. Mineral içeriği korunan doğal kaynaklı ambalajlı sular, yaz aylarında hidrasyonun en önemli destekçileri arasında yer almaktadır. Sağlık uzmanlarının belirttiği üzere, susuzluk hissi oluştuğunda vücudun aslında çoktan susuz kalmış olduğu unutulmamalıdır. Özellikle bebekler, çocuklar ve yaşlılar, ısı düzenleme mekanizmaları daha hassas olduğu için sıcak havalarda dehidrasyon riskine karşı daha savunmasızdır. Bu nedenle risk grubundaki bireylerde yeterli miktarda ve doğru su tüketimi büyük önem taşımaktadır; sıcak hava dalgalarında sıvı kaybının erken fark edilmesi ve yeterli sıvı alımı, genel sağlığın korunmasında belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu aşırı sıcak günlerde unutulmaması gereken en temel nokta, vücudu susuz bırakmamak, yeterli düzeyde su tüketmek ve sıcağın etkisiyle ortaya çıkabilecek yorgunluk veya sağlıksız hissetme durumlarının önüne geçmektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KEŞAP DEVLET HASTANESİ İÇİN SÜREÇ BAŞLIYOR Haber

KEŞAP DEVLET HASTANESİ İÇİN SÜREÇ BAŞLIYOR

KEŞAP DEVLET HASTANESİ İÇİN SÜREÇ BAŞLIYOR Keşap’ın uzun süredir beklediği Devlet Hastanesi yatırımında yeni aşamaya geçiliyor. Keşap Belediye Başkanı Tuncay Muhammet Arışan, AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür ile birlikte Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu ziyaret ederek, Keşap İlçe Devlet Hastanesi’nin yatırım programına alınması dolayısıyla teşekkürlerini iletti. Ziyarette hastane projesinin son durumu da masaya yatırıldı. Başkan Arışan’ın aktardığı bilgiye göre Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, gerekli teknik çalışmaların tamamlandığını belirterek mevcut binanın hastaneye dönüştürülmesine yönelik proje ihalesinin en kısa sürede gerçekleştirilebilmesi için yetki devrinin İl Sağlık Müdürlüğü’ne yapılacağını ifade etti. BELEDİYE BİNASI HASTANEYE DÖNÜŞTÜRÜLECEK Keşap’ta hastane süreci, daha önce belediye hizmet binası olarak planlanan yapının Sağlık Bakanlığı’na devredilmesiyle başlamıştı. Yerel kaynaklarda yer alan bilgilere göre, inşaatı devam eden yeni belediye binasının Keşap’ın sağlık ihtiyacını karşılamak üzere Devlet Hastanesi olarak değerlendirilmesi kararlaştırıldı. Projenin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı yatırım programına alınması, ilçede hastane beklentisini somut sürece taşıyan en kritik adım oldu. PROJE İHALESİ İÇİN YETKİ DEVRİ BEKLENİYOR Gelinen aşamada gözler proje ihalesine çevrildi. Bakanlık nezdinde yapılan görüşmede, teknik hazırlıkların tamamlandığı ve mevcut yapının hastane standardına uygun hale getirilmesi için proje ihalesi sürecinin başlatılacağı belirtildi. Bu kapsamda yetkinin İl Sağlık Müdürlüğü’ne devredilmesiyle birlikte ihale takviminin netleşmesi bekleniyor. Kamu yatırımlarında proje ve yapım süreçleri, ilgili kurumların yatırım programları ve ihale takvimleri üzerinden ilerliyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın kamu yatırım programları, kamu yatırımlarının resmî çerçevesini oluştururken; ihale ilanları ve süreçleri de Kamu İhale Kurumu’nun EKAP sistemi üzerinden takip edilebiliyor. KEŞAP’IN SAĞLIK ALTYAPISINA GÜÇLÜ ADIM Keşap Devlet Hastanesi’nin hayata geçirilmesiyle birlikte ilçenin sağlık altyapısının güçlendirilmesi, vatandaşların temel sağlık hizmetlerine daha yakın ve daha hızlı ulaşması hedefleniyor. Hastane yatırımı; Keşap merkezinin yanı sıra çevre köyler ve bölge halkı açısından da önemli bir sağlık hizmeti kapasitesi oluşturacak. AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür’ün daha önce yaptığı açıklamalarda, Giresun’daki sağlık yatırımları kapsamında Keşap’ın da yatırım programına alınan ilçeler arasında yer aldığı kamuoyuna duyurulmuştu. Yerel basına yansıyan bilgilerde Keşap, Giresun’daki yeni sağlık yatırımları arasında öne çıkan başlıklardan biri olarak gösterildi. ARİŞAN: KEŞAP İÇİN ÖNEMLİ BİR EŞİK AŞILDI Keşap Belediye Başkanı Tuncay Muhammet Arışan, sürecin ilçenin geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, hastane yatırımının Keşap’ın en temel ihtiyaçlarından biri olduğunu vurguladı. Arışan, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na ve sürece katkı sağlayanlara teşekkür ederek, proje ihalesinin başlamasıyla birlikte Keşap için tarihi bir yatırımın daha somut aşamaya geçmiş olacağını ifade etti. SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK? Mevcut bilgilere göre süreçte ilk adım, yetki devrinin İl Sağlık Müdürlüğü’ne yapılması olacak. Ardından mevcut binanın hastane olarak düzenlenmesine ilişkin proje ihalesi gerçekleştirilecek. Proje ihalesinin tamamlanmasının ardından binanın hastane fonksiyonlarına uygun hale getirilmesi için uygulama ve yapım sürecine geçilmesi bekleniyor. Keşap’ta yıllardır dile getirilen hastane ihtiyacının yatırım programına alınması ve proje ihalesi aşamasına taşınması, ilçede sağlık hizmetleri açısından yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.