Hava Durumu

#Sağlık

giresunsonhaber - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sıcak havalar mikropları çoğaltıyor... Havuzlar her zaman masum değil Haber

Sıcak havalar mikropları çoğaltıyor... Havuzlar her zaman masum değil

Yaz mevsimindeki yüksek sıcaklıkların sadece tatil keyfini etkilemekle kalmayıp enfeksiyon riskini de artırdığını vurgulayan uzmanlar, nemli ve sıcak havaların bakterilerin hızla çoğalmasına zemin hazırladığını bildirdi. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, yaz aylarında yükselen sıcaklıklarla birlikte ortaya çıkabilecek sağlık riskleri hakkında açıklamalarda bulundu. Yaz mevsiminin yalnızca insanlar için değil, hastalık yapıcı mikroorganizmalar için de ideal bir ortam sunduğunu ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Sıcak ve nemli hava koşulları pek çok bakteri türünün daha hızlı çoğalmasına yol açar.” dedi. Özellikle Salmonella, E. coli, Campylobacter, Shigella ve bazı Vibrio türlerinin yaz döneminde daha sık rastlandığını belirten Dr. Mamçu, “Yetersiz pişirilmiş etler, çiğ tavuk ürünleri, açıkta kalan yiyecekler ve hijyenden uzak su kaynakları enfeksiyonların temel bulaşma yollarıdır. Pikniklerde ya da açık hava etkinliklerinde uzun süre güneş altında bırakılan gıdalar ciddi risk taşır. Sıcak havalarda gıdaların bozulma süresi belirgin şekilde kısalmaktadır. Güvenli olduğu düşünülen bir yiyecek bile kısa sürede enfeksiyon kaynağı haline gelebilir.” şeklinde konuştu. YAZIN EN SIK KARŞILAŞILAN SORUNU GIDA ZEHİRLENMELERİ! Yaz döneminde acil servislere yapılan başvuruların önemli bir kısmını gıda kaynaklı enfeksiyonların oluşturduğuna değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, ateş ve halsizlik gibi semptomlar asla hafife alınmamalıdır.” dedi. Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde sıvı kaybının çok daha hızlı gerçekleşebildiğini hatırlatan Dr. Mamçu, “Bazı vakalarda hastaneye yatış ve yoğun tedavi ihtiyacı doğabilir. Mayonezli ürünler, tavuk yemekleri, deniz ürünleri, kremalı tatlılar ve soğuk zinciri bozulmuş gıdalara yaz aylarında ekstra dikkat edilmelidir. Tüketicilerin özellikle açıkta satılan gıdalara karşı tedbirli olmaları önerilir.” ifadelerini kullandı. SERİNLEMEK İÇİN GİRİLEN SULAR HASTALIK KAYNAĞINA DÖNÜŞEBİLİYOR! Yaz sıcaklarından kurtulmak amacıyla tercih edilen bazı göl, dere ve denetimsiz su kaynaklarının çeşitli enfeksiyonlara sebebiyet verebileceğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kirli sularda çok sayıda virüs, bakteri ve parazit barınabilir. Norovirüs, Rotavirüs, Adenovirüs, Giardia ve Cryptosporidium gibi etkenler özellikle sindirim sistemi enfeksiyonlarına yol açabilir; bu mikroorganizmalar ishal, kusma, karın ağrısı ve ateş gibi belirtilerle ortaya çıkar. Sadece bağırsak enfeksiyonları değil, göz ve cilt enfeksiyonları da yaz döneminde artış gösterir. Güvenilir olmayan sularda yüzmek bazı kişilerde ağır sağlık sorunlarına yol açabilir.” dedi. HAVUZLAR HER ZAMAN MASUM DEĞİL! Toplumda havuzların denize kıyasla daha güvenli olduğu yönünde yanlış bir algının bulunduğunu ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Düzenli olarak dezenfekte edilmeyen havuzlar, enfeksiyon açısından ciddi riskler barındırır.” dedi. Yetersiz klorlama yapılan havuzlarda kulak ve göz enfeksiyonları, mantar hastalıkları ve çeşitli bağırsak enfeksiyonlarının daha yaygın görüldüğünü belirten Dr. Mamçu, “Özellikle çocukların havuz suyunu yutmaması gerekir. Aileler havuz seçiminde işletmenin hijyen standartlarını sorgulamalıdır. Ortak kullanım alanlarında kişisel havlu kullanımı da etkili bir koruyucu önlemdir.” diye konuştu.

GİRESUNLULARIN İL DIŞINDAKİ DERNEK AĞI GENİŞLİYOR Haber

GİRESUNLULARIN İL DIŞINDAKİ DERNEK AĞI GENİŞLİYOR

GİRESUNLULARIN İL DIŞINDAKİ DERNEK AĞI GENİŞLİYOR Giresun ili dışında faaliyet gösteren Giresunlu dernekleri, vakıfları, federasyonları, birlikleri ve şubelerine ilişkin hazırlanan çalışmada açık kaynaklarda görülebilen kayıt sayısı 40’a yaklaştı. İstanbul, Bursa ve Kocaeli’de yoğunlaşan sivil toplum ağı; Sakarya, Samsun, Ankara, İzmir ve Tekirdağ’a kadar uzanıyor. Bursa’daki federasyon yapısına bağlı 32 ilçe ve köy derneği bilgisi ise toplam sayının daha da yukarı çıkabileceğini gösteriyor. İSTANBUL GİRESUNLU SİVİL TOPLUM AĞININ MERKEZİNDE Giresunluların il dışındaki sivil toplum yapılanmasında en geniş görünüm İstanbul’da ortaya çıktı. Arnavutköy, Bayrampaşa, Esenler, Esenyurt, Eyüpsultan, Kartal, Bahçelievler, Zeytinburnu, Sultanbeyli, Pendik ve Şişli’de Giresun adıyla faaliyet gösteren dernek ve vakıf kayıtları listede yer aldı. İstanbul’daki tablo yalnızca ilçe merkezli hemşehri dernekleriyle sınırlı kalmadı. Giresunlular Eğitim ve Kültür Merkezi Derneği, Giresunlu Kamu Çalışanları Derneği, Giresun Dernekleri Birliği Derneği, Giresun Vakfı ve Giresun federatif yapıları da kentteki örgütlenmenin parçaları arasında yer aldı. Bu görünüm, İstanbul’daki Giresunlu nüfusun kültür, dayanışma, yardımlaşma, eğitim, kamu çalışanları, vakıf ve federasyon çatısı altında farklı başlıklarda örgütlendiğini ortaya koydu. BURSA VE KOCAELİ FEDERASYON YAPILARIYLA DİKKAT ÇEKTİ Bursa’da Giresunluların dernekleşme faaliyetleri il merkezi ve İnegöl üzerinden kayıtlara yansıdı. Bursa Giresunlular Kültür ve Dayanışma Derneği / Bursa Giresunlular Derneği, İnegöl Giresunlular Derneği ve Bursa Giresun Federasyonu / Giresunlular Federasyonu, ildeki Giresunlu sivil toplum varlığının ana başlıkları arasında yer aldı. Bursa’daki federasyon yapısının 32 ilçe ve köy derneğiyle anılması, şehirdeki Giresunlu örgütlenmesinin ilk tabloda görünen kayıtların ötesinde daha geniş bir zemine sahip olduğunu gösterdi. Bu derneklerin adları kamuya açık kaynaklarda toplu biçimde yer almadığı için listeye ayrı satırlar halinde eklenmedi. Kocaeli’de ise İzmit merkezli Kocaeli Giresunlular Kültür ve Dayanışma Derneği ile Gebze merkezli Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu öne çıktı. Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu’na bağlı üye dernek yapıları da ildeki örgütlenmenin federasyon çatısı altında sürdüğünü gösterdi. ANKARA’DA DERNEK VE VAKIF YAPILARI ÖNE ÇIKTI Ankara’da Giresun İş İnsanları ve Bürokratları Derneği’nin genel merkez yapılanması ile GİRİB Ankara Merkez kaydı listede yer aldı. Kentte ayrıca GİRESUN ve İlçeleri Derneği ile GİRESUN Eğitim Sağlık Vakfı / GİRSEV de Giresunlu sivil toplum ağı içinde dikkat çeken başlıklar arasında bulundu. Ankara’daki yapı, hemşehri dayanışmasının yanında eğitim, sağlık, iş dünyası, bürokrasi ve sosyal destek alanlarında da örgütlenme zemini bulunduğunu gösterdi. SAKARYA, SAMSUN, İZMİR VE TEKİRDAĞ DA LİSTEDE Sakarya’da Giresunlular Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Sakarya Giresunlular Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği listede yer aldı. Samsun’da Samsun Giresunlular Derneği ve İlkadım’da Giresunlu Kültür ve Yardımlaşma Derneği açık kaynaklarda görülen kayıtlar arasında bulundu. İzmir ve Tekirdağ’da ise GİRİB şubeleri, Giresunlu örgütlenmesinin farklı kentlere yayılan mesleki ve ekonomik dayanışma ayağını oluşturdu. GİRİB ŞUBELERİ FARKLI İLLERE YAYILDI Giresun İş İnsanları ve Bürokratları Derneği, il dışındaki Giresunlu yapılanmasında ayrı bir alan oluşturdu. Ankara’daki genel merkez ve merkez yapının yanında Bursa, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Sakarya, Samsun ve Tekirdağ şubeleri listede yer aldı. GİRİB’in farklı illerdeki şubeleri, Giresunlu hemşehri örgütlenmesinin yalnızca kültür ve dayanışma alanında değil; iş dünyası, bürokrasi ve mesleki dayanışma zemininde de yaygınlaştığını gösterdi. İL DIŞINDA TESPİT EDİLEN GİRESUNLU DERNEKLERİ, VAKIFLARI VE ÜST YAPILARI İl İlçe / Bölge Kurum adı Tür İstanbul Arnavutköy Arnavutköy Giresunlular Derneği Dernek İstanbul Bayrampaşa Bayrampaşa Giresunlular Derneği Dernek İstanbul Esenler Esenler Giresunlular Derneği Dernek İstanbul Esenyurt Esenyurt Giresunlular Kültür ve Dayanışma Derneği Dernek İstanbul Eyüpsultan / Eyüp Eyüp Giresunlular Derneği Dernek İstanbul Kartal Giresunlular Kültür ve Yardımlaşma Derneği Dernek İstanbul Kartal / Topselvi Kartal Topselvi Giresunlular Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Dernek İstanbul Kartal / Kurfalı Kurfalı Yeşil Giresunlular Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Dernek İstanbul Bahçelievler İstanbul Giresunlular Çevre Kültür ve Dayanışma Derneği Dernek İstanbul Zeytinburnu Zeytinburnu Tüm Giresunlular Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği Dernek İstanbul Sultanbeyli Sultanbeyli Giresunlular Derneği Dernek İstanbul Pendik Pendik Giresunlular Derneği Dernek İstanbul Şişli Giresun Vakfı Vakıf İstanbul İlçe açık kaynakta net değil Giresunlular Eğitim ve Kültür Merkezi Derneği Dernek İstanbul İlçe açık kaynakta net değil Giresunlu Kamu Çalışanları Derneği Dernek İstanbul İlçe açık kaynakta net değil Giresun Dernekleri Birliği Derneği Birlik / Dernek İstanbul İstanbul geneli İstanbul Giresunlular Dernekler Federasyonu / Giresun federatif yapıları Federasyon / Üst yapı İstanbul İstanbul GİRİB İstanbul Şubesi Şube Bursa Osmangazi / Bursa geneli Bursa Giresunlular Kültür ve Dayanışma Derneği / Bursa Giresunlular Derneği Dernek Bursa İnegöl İnegöl Giresunlular Derneği Dernek Bursa Bursa geneli Bursa Giresun Federasyonu / Giresunlular Federasyonu Federasyon Bursa Bursa GİRİB Bursa Şubesi Şube Kocaeli İzmit Kocaeli Giresunlular Kültür ve Dayanışma Derneği Dernek Kocaeli Gebze Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu Federasyon Kocaeli Kocaeli geneli Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu üye dernekleri Federasyon üyeleri Kocaeli Kocaeli GİRİB Kocaeli Şubesi Şube Sakarya Adapazarı / Merkez Giresunlular Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Dernek Sakarya Adapazarı Sakarya Giresunlular Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Dernek Sakarya Sakarya GİRİB Sakarya Şubesi Şube Samsun Samsun merkez Samsun Giresunlular Derneği Dernek Samsun İlkadım Giresunlu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Dernek Samsun Samsun GİRİB Samsun Şubesi Şube Ankara Ankara merkez Giresun İş İnsanları ve Bürokratları Derneği - GİRİB Genel Merkez Dernek / Genel merkez Ankara Ankara GİRİB Ankara Merkez Şube / Merkez Ankara Ankara GİRESUN ve İlçeleri Derneği Dernek Ankara Ankara GİRESUN Eğitim Sağlık Vakfı / GİRSEV Vakıf İzmir İzmir GİRİB İzmir Şubesi Şube Tekirdağ Tekirdağ GİRİB Tekirdağ Şubesi Şube 40’A YAKLAŞAN KAYIT DAHA GENİŞ BİR AĞA İŞARET EDİYOR Giresun ili dışında açık kaynaklarda görülebilen dernek, vakıf, federasyon, birlik, genel merkez ve şube kayıtları 40’a yaklaştı. İstanbul’daki yoğun yapı, Bursa’daki federasyon ağı, Kocaeli’deki örgütlü görünüm ve Ankara’daki dernek-vakıf başlıkları, Giresunluların il dışındaki sivil toplum varlığının farklı alanlara yayıldığını ortaya koydu. Bursa Giresun Federasyonu’na bağlı 32 ilçe ve köy derneği, Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu’na bağlı üye dernekler ve İstanbul’daki federatif yapıların altındaki dernekler ayrı ayrı netleştirildiğinde toplam sayının daha da yükselmesi bekleniyor. BAZI KAYITLAR AYRI TEYİT GEREKTİRİYOR Bursa Giresun Federasyonu’na bağlı 32 ilçe ve köy derneğinin adları açık kaynaklarda toplu biçimde yer almadığı için listeye tek tek eklenmedi. Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu’na bağlı üye dernekler ve İstanbul’daki federatif yapılara bağlı alt dernekler de ayrı resmi kayıt taramasıyla netleştirilecek başlıklar arasında bulunuyor. Yurt dışındaki Giresun veya Giresun bağlantılı Karadeniz dernekleri ise bu çalışmanın dışında tutuldu. Bu başlık için ayrıca “yurt dışındaki Giresunlu dernekleri” adıyla yeni bir liste hazırlanması gerekiyor. İlk tablo, Giresunluların Türkiye’nin farklı illerinde kültür, dayanışma, yardımlaşma, eğitim, sağlık, iş dünyası, bürokrasi, vakıf ve federasyon çatısı altında örgütlü bir sivil toplum varlığı oluşturduğunu gösteriyor.

Tansiyonu tetikleyen 14 beklenmedik faktör Haber

Tansiyonu tetikleyen 14 beklenmedik faktör

Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çekti. İSTANBUL (İGFA) - Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, hipertansiyonun yalnızca tuz tüketimiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirterek, günlük yaşamda fark edilmeyen birçok etkenin tansiyonu yükseltebileceğini söyledi. Nevrez Koylan, özellikle tansiyon hastalarına ilk önerilen adımlardan birinin tuz tüketiminin azaltılması olduğunu ancak hipertansiyonun çok daha geniş bir nedenler yelpazesine sahip bulunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Koylan, stres, kaygı ve öfke gibi duygusal durumların yanı sıra günlük yaşam alışkanlıklarının da tansiyon üzerinde doğrudan etkili olabileceğini belirtti. Uzman isim, uzun süre yüksek seyreden tansiyon değerlerinin mutlaka hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. TANSİYONU YÜKSELTEN 14 BEKLENMEDİK FAKTÖR Prof. Dr. Koylan, hipertansiyon üzerinde etkili olabilecek bazı alışılmadık faktörleri şöyle sıraladı: Yalnızlık hissi “Beyaz önlük sendromu” (doktor ortamında tansiyon yükselmesi) Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek Duygusal ve stresli konuşmalar Susuzluk Aşırı şeker tüketimi Bitkisel takviyeler (ginkgo, ginseng, guarana vb.) Uyku apnesi Tiroid hastalıkları Doğum kontrol ilaçları Antidepresan kullanımı Ağrı kesici ilaçlar Potasyum eksikliği Ağrı ve ani fiziksel rahatsızlıklar “Sadece tuz değil, bütün yaşam tarzı önemli” Koylan, özellikle işlenmiş şekerlerin, bazı ilaçların ve uyku bozukluklarının da tansiyon üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini belirterek, “Tansiyon yalnızca tuzla açıklanamaz. Yaşam tarzı, stres yönetimi ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilmelidir” dedi.

LÖSEV’den mutlu et projesi Haber

LÖSEV’den mutlu et projesi

LÖSEV, lösemi ve kanserle mücadele eden hasta ve ailelerine 12 ay boyunca taze kırmızı et ve et ürünleri desteği sağlamaya devam ediyor. Mutlu Et Projesi ile bu yıl da on binlerce aileye ulaşılması hedefleniyor. BURSA (İGFA) - Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı LÖSEV, Kurban Bayramı döneminde toplanan vekâleten kurban bağışları vasıtasıyla, Türkiye’nin 81 ilindeki kanser hastalarına ve ihtiyaç sahibi ailelerine yıl boyunca düzenli et ve et ürünleri yardımı gerçekleştiriyor. “Mutlu Et Projesi” ile sağlıklı beslenmenin temel taşı olan protein ihtiyacının karşılanması amaçlanıyor. Uzmanlar, lösemi ve kanser tedavilerinde protein tüketiminin hayati bir öneme sahip olduğunu vurguluyor. Yapılan araştırmalar, iyileşme sürecindeki pek çok kritik fonksiyon için proteinin vazgeçilmez olduğunu gösterirken; yetersiz protein alımının hastalığın seyrini olumsuz etkilediği ve enfeksiyon riskini artırdığı belirtiliyor. Bu sebeple, kanser tedavisi gören kişilerin sağlıklı bireylere göre yüzde 50 daha fazla proteine ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor. Mutlu Et Paketleri Ailelere Teslim Edildi Her yıl on binlerce hasta ve ailesi LÖSEV’in et desteğinden faydalanıyor. Yardımlar, vakumlu ambalajlarda taze et şeklinde veya LÖSEV Et Kart aracılığıyla, büyük marketlerden hijyenik ve kaliteli et ürünleri temin edilerek ulaştırılıyor. Bu çerçevede Bursa ve Balıkesir’de gerçekleştirilen dağıtımlarla, LÖSEV’e kayıtlı hasta ve ailelerine et ürünleri teslim edildi. Dağıtım öncesinde LÖSEV gönüllüsü Dr. Ayhan Çelik tarafından, kanser tedavisi sürecindeki beslenme ve ilaç kullanımı hakkında bilgilendirici bir sunum yapıldı. Destek alan aileler, LÖSEV’in kendilerine sadece maddi değil, aynı zamanda manevi anlamda da büyük destek olduğunu dile getirdi. Çocuk ve Yetişkin Tüm Kanser Hastalarına Destek LÖSEV’e kayıtlı 118 binden fazla lösemi ve kanser hastası ailenin yüzde 87’sinin asgari ücret ve altında gelire sahip olduğu saptandı. Özellikle kırmızı et gibi temel besinlere erişmekte güçlük çeken bu aileler için LÖSEV, yardımlarını kesintisiz sürdürüyor. Yetişkin kanser hastalarında da ekonomik zorlukların kritik seviyelerde olduğunu belirten LÖSEV; Kurban Bayramı’nda alınan vekâleten kurban bağışları ile yıl boyu yapılan adak bağışlarını, hem çocuk hem de yetişkin tüm kayıtlı hastalarına ulaştırmaya kararlılıkla devam ediyor. Kanser hastalığının getirdiği maddi yükle mücadele eden aileler, www.losev.org.tr adresi üzerinden veya 0312 447 06 60 numaralı telefondan LÖSEV’e ulaşarak hizmetlerden yararlanabiliyor. LÖSEV’in mücadelesine katkı sağlamak isteyenler ise gönüllü veya bağışçı olarak bu iyilik hareketine katılabiliyor.

ORDU’DA MISIR EKMEĞİ ŞÜPHESİ: 45 BAŞVURU, 2 KİŞİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR Haber

ORDU’DA MISIR EKMEĞİ ŞÜPHESİ: 45 BAŞVURU, 2 KİŞİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR

ORDU’DA MISIR EKMEĞİ ŞÜPHESİ: 45 BAŞVURU, 2 KİŞİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR Ordu’da mısır ekmeği tüketimi sonrası yaşanan gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastanelere başvuranların sayısı 45’e yükseldi. Sağlık birimlerine yansıyan son tabloya göre 43 kişi taburcu edildi, 2 kişinin hastanedeki tedavisi sürüyor. Giresun’da ise resmi vaka kaydı açıklanmadı; kentte mısır unu ve mısır ekmeği ürünlerine yönelik süreç ihtiyati tedbir kapsamında yürütülüyor. ORDU’DA HASTANELERE BAŞVURU SAYISI 45’E ÇIKTI Ordu’nun Ulubey ilçesinde mısır ekmeği tüketimi sonrası ortaya çıkan gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastanelere yapılan başvuru sayısı 45’e ulaştı. Rahatsızlanan vatandaşlar, mide bulantısı, kusma ve benzeri şikâyetlerle sağlık kuruluşlarına başvurdu. Sağlık birimlerine yansıyan son bilgilere göre hastaneye başvuranlardan 43’ü tedavilerinin ardından taburcu edildi. 2 kişinin tedavisi ise hastanede devam ediyor. İLK İNCELEME MISIR EKMEĞİ ÜZERİNDE YOĞUNLAŞTI Olayın ardından sağlık ve gıda güvenliği birimleri, rahatsızlıkların aynı ürün grubuyla bağlantılı olup olmadığını belirlemek için inceleme başlattı. Şikâyetlerin mısır ekmeği tüketimi sonrasında ortaya çıkması nedeniyle soruşturma, mısır unu ve mısır ekmeği hattında yoğunlaştı. Ürünlerden numune alınarak analiz süreci başlatıldı. Zehirlenmenin kesin nedeni, laboratuvar incelemelerinin tamamlanmasıyla netleşecek. GİRESUN’DA RESMİ VAKA KAYDI AÇIKLANMADI Giresun’da mısır ekmeği kaynaklı zehirlenmeye ilişkin resmi vaka kaydı açıklanmadı. Kentte gündeme gelen süreç, Ordu’daki gelişmelerin ardından ürün güvenliği yönünden alınan ihtiyati tedbirler çerçevesinde değerlendiriliyor. Giresun’da mısır unu, mısır ekmeği ve mısır unu içeren ürünlerle ilgili denetim ve kontrol süreci başlatıldı. SATIŞ VE TÜKETİM İÇİN İHTİYATİ TEDBİR Giresun’da ilgili kurumlar, bilimsel inceleme sonuçları tamamlanıncaya kadar mısır unu ve mısır ekmeği ürünleriyle ilgili tedbir sürecini devreye aldı. Fırın, market ve üretim noktalarında yapılacak kontrollerle ürünlerin kaynağı, üretim zinciri ve satış noktaları incelenecek. Numune sonuçları ve resmi değerlendirmeler tamamlanmadan olayın kesin nedeni hakkında hüküm kurulmayacak. VATANDAŞLARA UYARI Uzmanlar, bu tür vakalarda vatandaşların kaynağı belirsiz ürünleri tüketmemesi, şüpheli ürünleri saklayarak yetkililere bildirmesi ve mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, baş dönmesi gibi belirtiler görülmesi halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini vurguluyor. Ordu’daki olayda tedavisi süren 2 kişinin sağlık durumuna ilişkin süreç takip ediliyor. Giresun’da ise resmi vaka açıklaması bulunmadığı için haber dili, tedbir ve inceleme süreci üzerinden kuruluyor. SORUŞTURMA VE ANALİZ SÜRECİ SÜRÜYOR Ordu’daki mısır ekmeği şüphesinde sağlık ve gıda güvenliği birimlerinin çalışmaları devam ediyor. Laboratuvar sonuçları, ürünlerin üretim ve dağıtım zincirine ilişkin denetimlerle birlikte değerlendirilecek. Analizlerin tamamlanmasının ardından olayın kesin nedeni ve sorumluluk alanları daha net ortaya çıkacak.

Türkiye’de Her Yıl Ortalama 19 Vaka Görülüyor Haber

Türkiye’de Her Yıl Ortalama 19 Vaka Görülüyor

Son günlerde dünya genelinde gündeme gelen hantavirüs vakaları toplumda endişe yaratırken, Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, virüsün yeni ortaya çıkan bir hastalık olmadığını ve şu an için küresel çapta panik yaratacak bir tablo bulunmadığını belirtti. Özellikle kruvaziyer gemisi bağlantılı vakalar sonrası hantavirüsün yeniden dikkat çektiğini söyleyen Prof. Dr. Çetinkaya, “2009-2025 yılları arasındaki verilere baktığımızda ülkemizde yılda ortalama 19 vaka görüldüğünü söyleyebiliriz. Bu yeni karşılaştığımız bir virüs değil ve doğrulanmış yaygın bir salgın söz konusu değil. Ancak küresel hareketlilik nedeniyle sağlık otoriteleri doğal olarak dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor” dedi. Bir gemide ortaya çıkarak dünyayı paniğe sürükleyen hantavirüsün ilk kez Kore Savaşı sırasında dikkat çektiğini hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Virüs ismini Kore’de bulunan Hantan Nehri’nden alıyor. O dönemde nehir çevresindeki kemirgenlerle temas eden askerlerde sık görülmesi nedeniyle tanımlandı. Yani hantavirüs, sanıldığı gibi yeni ortaya çıkan bir virüs değil; yaklaşık 70 yıldır biliniyor” diye konuştu. En sık bulaş yolu kemirgen teması Virüsün çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla bulaştığını vurgulayan Prof. Dr. Çetinkaya, “Fare ve benzeri kemirgenlerin idrarı, dışkısı ya da salyasıyla temas sonrası bulaşabiliyor. Özellikle uzun süre kapalı kalmış depo, ahır, kulübe gibi alanların temizliği sırasında risk artıyor” ifadelerini kullandı. Toplumda en çok merak edilen konunun insandan insana bulaşma olduğunu belirten Prof. Dr. Çetinkaya, “Hantavirüs türlerinin büyük bölümünde rutin sosyal temasla bulaşma beklenmez. Ancak Güney Amerika tipi olarak bilinen bazı türlerde insandan insana bulaş görülebiliyor. Son günlerde bir gemide görülen ve ölümlerle sonuçlanan vakalarda da bu tip etkili oldu” dedi. İki farklı tipi bulunuyor Hastalığın iki ana tipi olduğunu paylaşan Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Avrupa ve Doğu Asya tipi daha çok böbrekleri etkiliyor ve böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Amerika tipi ise daha ağır seyrederek akciğer, kalp ve böbrek yetmezliğiyle birlikte kanamalı ateş tablosuna yol açabiliyor” dedi. Böbrek tutulumunun tedavi edilebildiğini de vurgulayan Prof. Dr. Çetinkaya, “Bazı hastalarda gelişen böbrek yetmezliği birkaç diyaliz uygulamasıyla kontrol altına alınabiliyor” şeklinde konuştu. Grip belirtileriyle karışabiliyor Hantavirüs belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını ifade eden Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Eklem ağrısı, yüksek ateş, halsizlik, öksürük ve bazı vakalarda ishal görülebiliyor. Ancak hantavirüste peteşiyal döküntüler dediğimiz cilt bulguları dikkat çekebiliyor. Bunun yanı sıra kola renginde idrar görülmesi böbrek tutulumu açısından önemli bir işaret olabiliyor. Özellikle düşmeyen ateş önemli belirtilerden biri” dedi. Türkiye’de her yıl ortalama 19 vaka görülüyor Türkiye’de de hantavirüs vakalarının görüldüğünü belirten Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “2009-2025 yılları arasındaki verilere baktığımızda ülkemizde yılda ortalama 19 vaka görüldüğünü söyleyebiliriz. Son 17 yılda toplam 336 vaka bildirildi ve 16 kişi yaşamını kaybetti” bilgisini paylaştı. Panik yaratacak bir durum yok Hastalığın tedavisinde kullanılan etkili seçenekler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Hepatit C tedavisinde kullandığımız bazı antiviral ilaçların hantavirüs kaynaklı ölüm oranlarını ciddi şekilde azalttığını biliyoruz. Şu anda dünya genelinde panik yaratacak bir durum söz konusu değil. Hastalığın yayılmasıyla ilgili aşırı endişe duymaya gerek yok” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HANTAVİRÜS BİR SALGINA DÖNÜŞÜR MÜ? Haber

HANTAVİRÜS BİR SALGINA DÖNÜŞÜR MÜ?

Genellikle enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ya da tükürüğü aracılığıyla insanlara bulaşan hantavirüs; bazı vakalarda ciddi solunum, kalp ve böbrek yetmezliklerine yol açarak can kayıplarına neden olabilen bir enfeksiyona sebebiyet veriyor. Bilhassa uzun süre kapalı tutulan ve yetersiz havalandırılan mekanlarda yapılan temizlik esnasında, virüs yüklü partiküllerin havaya karışması bulaşma riskini artırabiliyor. Depolar, ahırlar, kilerler, bağ evleri ve uzun süre kullanılmayan yazlıklar bu açıdan riskli bölgeler arasında yer alıyor. Sadece Bir Türü İnsandan İnsana Geçiyor Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre Andes virüsü, insandan insana bulaşabildiği bilinen tek hantavirüs türüdür. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Saliha Ayan, hantavirüsün toplum içerisinde kolayca yayılan bir enfeksiyon olmadığını vurgulayarak şunları ekliyor: “Bugüne dek insandan insana bulaşma durumu, temel olarak Güney Amerika’da görülen Andes virüsü ile ilişkilendirilmiştir. Özellikle Şili ve Arjantin’de rapor edilen Andes virüsü vakalarında, uzun süreli ve yakın temas sonrası sınırlı bir bulaş gözlemlenmiştir. Asya ve Avrupa’da rastlanan hantavirüs türlerinde ise insandan insana bulaşma kanıtlanmamıştır.” Belirtileri Grip Benzeri Şikayetlerle Karışabilir Hantavirüsün belirtileri, genellikle virüsle temas edildikten 1 ila 8 hafta sonra ortaya çıkabiliyor. Başlangıç aşamasındaki semptomlar sıklıkla grip benzeri şikayetlerle karıştırılabiliyor. Erken evrede; yüksek ateş, baş ağrısı, yaygın kas ağrıları, halsizlik, karın ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görülüyor. Bazı hastalarda ise tablo ağırlaşarak öksürük, nefes darlığı, akciğerlerde sıvı toplanması, tansiyon düşüklüğü, kanama bozuklukları ve böbrek yetmezliği gibi kritik klinik durumlara yol açabiliyor. Bilhassa kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerde, nedeni açıklanamayan ateş, kas ağrısı veya solunum güçlüğü geliştiğinde hantavirüs ihtimali üzerinde durulmalıdır. Hantavirüs Enfeksiyonunda Tedavi Süreci Hantavirüs enfeksiyonuna yakalanan tüm hastalar için kesin etkinliği kanıtlanmış antiviral bir ilaç mevcut değildir. Bu süreçte temel yaklaşım, hastanın yakın takibi ve destekleyici tedavilerin uygulanmasıdır. Hastalığın ağır seyrettiği vakalarda yoğun bakım ünitesinde takip gerekebilmektedir. Ayrıca günümüzde hantavirüslere karşı geliştirilmiş bir aşı henüz bulunmamaktadır. Hantavirüsten Nasıl Korunabiliriz? Hantavirüsten korunmada çevre hijyeni kritik bir rol oynamaktadır. Evlere ve depolara kemirgen girişini önleyecek tedbirler alınmalı, riskli alanlar iyice havalandırılmalı, kemirgen dışkısının olduğu bölgeler kesinlikle süpürülmemeli, bunun yerine nemlendirilerek temizlenmelidir. Kemirgenlerle temas olasılığı yüksek olan kişiler ciddi risk altındadır. Özellikle depo çalışanları, hayvancılık ve tarımla uğraşanlar ile ahır ve kiler temizliği yapanlar daha dikkatli olmalıdır. Riskli alanların süpürülmesi, virüs partiküllerinin havaya yayılmasına neden olacağı için önerilmez. Temizlik esnasında mutlaka maske ve eldiven kullanılmalı, işlem sonrası eller vakit kaybetmeden yıkanmalıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ACİL SERVİSE ULAŞIM KOLAYLAŞTI Haber

ACİL SERVİSE ULAŞIM KOLAYLAŞTI

GİRESUN’DA ACİL SERVİSE ULAŞIMI KOLAYLAŞTIRAN DÜZENLEME Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi önünde yapılan orta refüj düzenlemesiyle ambulansların ve özel araçların hastaneye giriş-çıkış trafiği rahatlatıldı. Yeni bağlantı noktası, özellikle acil vakalarda hastaneye ulaşım süresini kısaltmayı hedefliyor. Giresun’da sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak ve acil servis trafiğini daha etkin hale getirmek amacıyla önemli bir ulaşım düzenlemesi gerçekleştirildi. Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi önünde, 112 ambulansları ile özel araçların giriş ve çıkışlarında yaşanan trafik yoğunluğunu azaltmak için orta refüjde çalışma yapıldı. Düzenleme kapsamında, acil servise ulaşımı hızlandıracak şekilde refüjde araç geçişine imkan tanıyan yeni bir bağlantı noktası oluşturuldu. ACİL VAKALARDA ZAMAN KAYBININ ÖNÜNE GEÇİLECEK Hastane yönetiminin ve vatandaşların talepleri doğrultusunda hayata geçirilen çalışma, özellikle acil müdahale gerektiren vakalarda zaman kaybını azaltmayı amaçlıyor. Yeni bağlantı sayesinde ambulansların hastane acil servisine daha kısa sürede ulaşması, hasta yakınlarının da özel araçlarıyla acil servis girişine daha hızlı erişmesi hedefleniyor. Acil servis çevresindeki trafik akışının düzenlenmesiyle birlikte hem ambulans güzergahının rahatlatılması hem de hastane önünde oluşabilecek araç yoğunluğunun önüne geçilmesi bekleniyor. AMBULANS VE ÖZEL ARAÇ TRAFİĞİ RAHATLAYACAK Yapılan düzenleme, yalnızca ambulans geçişleri açısından değil, acil servise gelen özel araçlar için de kolaylık sağlayacak. Orta refüjde oluşturulan bağlantı noktasıyla araçların daha kontrollü ve kısa güzergah üzerinden acil servis alanına yönlendirilmesi sağlanacak. Bu değişiklikle birlikte hastane çevresindeki ulaşım akışının daha güvenli hale gelmesi, giriş ve çıkışlarda yaşanabilecek yoğunluğun azaltılması ve acil servis önündeki araç hareketliliğinin daha düzenli yönetilmesi amaçlanıyor. VATANDAŞLARDAN OLUMLU TEPKİ Bölge halkı ve hastaneye gelen vatandaşlar, acil servis ulaşımını kolaylaştıran yeni uygulamadan memnuniyet duydu. Düzenlemenin özellikle çocuk hastalar, hamileler, acil müdahale gerektiren vakalar ve hasta yakınları için önemli bir kolaylık sağlayacağı ifade edildi. Giresun’da sağlık hizmetlerine erişimi hızlandıran bu çalışma, acil durumlarda dakikaların hayati önem taşıdığı hastane ulaşımında pratik ve ihtiyaç odaklı bir adım olarak değerlendiriliyor.

VALİ MUSTAFA KOÇ’TAN KAYMAKAMLIK, BELEDİYE VE ESNAF ZİYARETİ Haber

VALİ MUSTAFA KOÇ’TAN KAYMAKAMLIK, BELEDİYE VE ESNAF ZİYARETİ

ÇAMOLUK’TA YOĞUN MESAİ: VALİ MUSTAFA KOÇ’TAN KAYMAKAMLIK, BELEDİYE, HASTANE VE ESNAF ZİYARETİ Giresun Valisi Mustafa Koç, Çamoluk’ta kaymakamlık, belediye, devlet hastanesi inşaatı ve ilçe merkezinde bir dizi temas gerçekleştirdi. İlçenin genel durumu, yatırımlar, belediye projeleri, sağlık altyapısı ile esnafın talep ve beklentileri aynı program içinde değerlendirildi. Giresun Valisi Mustafa Koç, Çamoluk ilçesinde gün boyu süren ziyaret programında kamu yatırımları, yerel yönetim hizmetleri ve vatandaş taleplerini sahada inceledi. Koç, Çamoluk Kaymakamlığı, Çamoluk Belediye Başkanlığı, yapımı süren devlet hastanesi inşaatı ile ilçe merkezindeki esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. KAYMAKAMLIKTA İLÇENİN GENEL DURUMU DEĞERLENDİRİLDİ Vali Mustafa Koç, Çamoluk Kaymakamlığı’nı ziyaret ederek Kaymakam Vekili Abdul Aziz Demirtaş’tan ilçenin genel durumu, devam eden yatırımlar ve yürütülen çalışmalar hakkında brifing aldı. Ziyaret kapsamında daire amirleriyle de toplantı yapan Koç, ilçenin sosyo-ekonomik yapısı, eğitim, sağlık ve altyapı hizmetlerini masaya yatırdı. BELEDİYEDE PROJELER GÜNDEME GELDİ Koç, daha sonra Çamoluk Belediye Başkanlığı’nı ziyaret ederek Belediye Başkanı Ergün Bakırhan ve Belediye Meclis Üyeleri ile görüştü. Görüşmede ilçenin altyapı, ulaşım, turizm ve sosyal belediyecilik çalışmaları ele alındı. Belediyede yürütülen projeler ile planlanan yatırımlar hakkında bilgi verildi. DEVLET HASTANESİ İNŞAATINDA İNCELEME Vali Koç, Çamoluk ilçesinde yapımı devam eden 10 yataklı Entegre İlçe Devlet Hastanesi inşaat alanında da incelemelerde bulundu. 2024 yılı Mayıs ayında yapımına başlanan ve büyük ölçüde tamamlanan projenin 2026 yılında bitirilmesi planlanıyor. Koç, sahada yetkililerden çalışmaların son durumu hakkında bilgi aldı. ESNAF VE VATANDAŞLARLA BULUŞTU Vali Koç’un ilçe programındaki bir diğer durağı ilçe merkezi oldu. Çamoluk’ta faaliyet gösteren esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelen Koç, talep ve beklentileri dinledi. Koç, ziyaret sırasında esnafa hayırlı işler ve bereketli kazançlar diledi. KAMU HİZMETLERİ VE YATIRIMLAR SAHADA TAKİP EDİLDİ Çamoluk’taki temaslarda idari yapı, yerel yönetim hizmetleri, sağlık yatırımları ve vatandaş talepleri aynı gün içinde değerlendirildi. Kaymakamlıkta ilçenin genel durumu, belediyede yerel projeler, hastane inşaatında sağlık altyapısı, ilçe merkezinde ise esnafın gündemi öne çıktı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.