Hava Durumu

#Ruh Sağlığı

giresunsonhaber - Ruh Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ruh Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İL MÜDÜRÜ AKSOY 1 YILDA 25 KİLO VERDİ Haber

İL MÜDÜRÜ AKSOY 1 YILDA 25 KİLO VERDİ

SAĞLIKLI HAYAT MERKEZİ GİRESUN’DA SONUÇ ÜRETİYOR: İL MÜDÜRÜ AKSOY 1 YILDA 25 KİLO VERDİ Giresun İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Aksoy, Sağlıklı Hayat Merkezi’nde aldığı ücretsiz diyetisyen desteğiyle 1 yılda 25 kilo verdi. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’nün paylaştığı verilere göre merkezden uzman desteği alan 1.537 kişi toplam 4.196 kilo kaybetti. AKSOY KENDİ ÖRNEĞİYLE VATANDAŞA ÇAĞRI YAPTI Giresun’da fazla kilo ve sağlıklı yaşam mücadelesi artık yalnızca tavsiye düzeyinde yürümüyor; kamu sağlık sistemi doğrudan sonuç üretiyor. İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Aksoy’un bir yıl içinde 25 kilo vermesi, Sağlıklı Hayat Merkezi’nin sahadaki etkisini görünür hale getirdi. Aynı süreçte merkezden destek alan 1.537 kişinin toplam 4.196 kilo kaybetmesi, hizmetin bireysel başarı öykülerinin ötesine geçtiğini gösterdi. Bu tablo, Sağlık Bakanlığı’nın ülke genelinde başlattığı “İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa” kampanyasının yerelde somut karşılık bulduğunu ortaya koydu. Kampanya 10 Mayıs–10 Temmuz 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde yürütüldü; boy-kilo ölçümü, beden kitle indeksi değerlendirmesi ve ihtiyaç duyan vatandaşların ücretsiz danışmanlık hizmetlerine yönlendirilmesi hedeflendi. MERKEZDE DİYETİSYENDEN PSİKOLOĞA UZANAN ÜCRETSİZ DESTEK VERİLİYOR Giresun Sağlıklı Hayat Merkezi, Merkez Toplum Sağlığı Merkezi’ne bağlı olarak hizmet veriyor. Merkezde diyetisyenlik, fizyoterapi, ruh sağlığı danışmanlığı, çocuk ve ergen sağlığı danışmanlığı, ağız ve diş sağlığı, KETEM taramaları, sigara bırakma ve tıbbi sosyal hizmet desteği ücretsiz sunuluyor. İl Sağlık Müdürü Aksoy da 2025 Eylül’ünde yaptığı açıklamada bu merkezlerin vatandaşın bir hastane ya da aile sağlığı merkezi gibi doğrudan başvurabileceği sağlık birimleri olduğunu vurguladı. Giresun’daki resmi hizmet verileri de merkezin yoğun kullanımını ortaya koydu. İl Sağlık Müdürlüğü kayıtlarına göre merkezde 2024’ün ilk altı ayında 1.403 kişi sağlıklı beslenme ve diyet danışmanlığı, 619 kişi ruh sağlığı danışmanlığı, 198 kişi fiziksel aktivite danışmanlığı aldı. Aynı dönemde KETEM’de 3.275 meme kanseri, 2.511 rahim ağzı kanseri ve 315 kolon kanseri taraması yapıldı; sigara bırakma polikliniğinden 147 kişi yararlandı. FİRDEVS KARABAYIR SAHADAKİ YÜZLERDEN BİRİ OLDU Merkezin beslenme hattında Diyetisyen Firdevs Karabayır’ın görev yaptığı resmi kayıtlarla doğrulandı. İl Sağlık Müdürlüğü’nün 2021 tarihli açıklamasında Karabayır’ın Sağlıklı Hayat Merkezi Obezite Birimi’nde vatandaşlara hizmet verdiği, başvuran kişilere vücut analizi yapıldığı ve yaş, kilo ile kronik hastalıklara uygun kişisel beslenme programı hazırlandığı açıkça belirtildi. Bu yapı, yalnızca genel öneri veren değil, kişiye özel izlem yapan bir sağlık modeli olarak çalışıyor. Merkezde elde edilen sonuçlar da bununla örtüşüyor. Mart 2025’te yayımlanan Anadolu Ajansı kaynaklı haberde, Giresun’daki merkeze başvuran Canan Duran’ın Diyetisyen Firdevs Karabayır’ın kontrolünde 9 ayda 26 kilo verdiği, 103 kilodan 77 kiloya düştüğü bildirildi. Bu örnek, Aksoy’un kamuoyuna yansıyan kişisel dönüşümüyle birlikte okunduğunda, merkezin sürdürülebilir takip ve davranış değişikliği odaklı çalıştığını güçlendiriyor. GİRESUN’DAKİ MODEL, TÜRKİYE’NİN OBEZİTE TABLOSUNDA AYRI BİR ÖNEM TAŞIYOR Türkiye’de obezite artık münferit bir sağlık sorunu değil, yaygın bir halk sağlığı başlığı haline geldi. TÜİK’in 2022 verilerine göre 15 yaş ve üzeri nüfusta obezite oranı yüzde 20,2’ye ulaştı. Aynı veride kadınlarda oran yüzde 23,6, erkeklerde yüzde 16,8 olarak kayda geçti. Bu tablo, Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin yalnızca zayıflama desteği sunan birimler değil; kronik hastalık riskini azaltmayı hedefleyen koruyucu sağlık yapıları olduğunu gösteriyor. Giresun’daki örnek, bu yüzden yalnızca bir başarı hikâyesi olarak okunmuyor. Kentteki merkez, beslenme danışmanlığını psikolojik destek, fiziksel aktivite, tarama ve sosyal hizmetle aynı çatı altında buluşturuyor. Aksoy’un doğrudan kendi deneyimiyle öne çıkması da sistemin vatandaşa uzaktan seslenmediğini, yöneticinin de aynı mekanizmanın içinde yer aldığını gösteriyor. VATANDAŞA AÇIK, RANDEVU HATTI HAZIR Giresun Sağlıklı Hayat Merkezi halen Nizamiye Mahallesi Orhan Yılmaz Caddesi No:49 Kat:1 Merkez/Giresun adresinde hizmet veriyor. İl Sağlık Müdürlüğü, vatandaşların 0 (454) 260 20 16 numaralı telefondan merkeze ulaşıp randevu oluşturabileceğini belirtiyor. Aksoy’un 2025 tarihli açıklamasında da merkezin “bir telefon uzaklıkta” olduğu vurgulandı.

Çalışanların ruh sağlığı alarm veriyor Haber

Çalışanların ruh sağlığı alarm veriyor

Küresel çapta modern iş hayatına dair ortaya çıkan sorunlar, çalışanların ruh sağlığını derinden etkiliyor. Stres, tükenmişlik hissi, sürekli performans baskısı, savaştan kaynaklı sorunlar, ekonomik belirsizlikler ve iş-özel yaşam arasındaki dengesizlik, verimliliği yok eden başlıca unsurlar arasında sıralanıyor. OnlyHR 3. İstanbul Sempozyumu, Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi'nin katkılarıyla, bu önemli konular üzerinde tartışmalar gerçekleştirdi. İSTANBUL (İGFA) - Sempozyumda konuşma fırsatı bulan Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel ile bilim ve etik kurulu üyesi Prof. Dr. Bedirhan Üstün, katılımcıları bilimsel gerçekler ışığında önemli konularda bilgilendirdi: “Ruh sağlığına yapılan yatırım, iş yerinde artan verimlilik olarak geri döner ve bu dönüş çok daha güçlü olur.” Prof. Dr. Kültegin Ögel: “Baş edilemeyen stres tükenmişliğe yol açar” Prof. Dr. Kültegin Ögel, iş hayatının kişinin tüm yaşam alanlarını doğrudan etkiler hale geldiğini belirtirken, modern çalışanların sadece iş yükü karşısında değil, aynı zamanda kaygı, performans baskısı, öfke, hiperaktivite ve şehir yaşamının ağır stres yükü ile de mücadele ettiğini işaret etti. Ögel, bireyin iş ve özel yaşantısındaki dengenin korunmasının kritik öneme sahip olduğunu dile getirerek şu ifadeleri kullandı: “İş yaşamındaki stres bir ölçüde kaçınılmazdır ancak zamanında yönetilmediğinde tükenmişliğe zemin hazırlanır. Erken dönemde psikolojik yardımların alınması konusunda çekimser olunmamalı. Damgalanma korkusu başvuru sürecini geciktiriyor ve sorunların büyümesine neden oluyor.” Ögel ayrıca çalışanlar arasında hızla yükselen sanal kumar bağımlılığı tehlikesine dikkat çekerek, özellikle beyaz yakalılar arasında bu durumun daha belirgin hale geldiğini aktardı. Bağımlılığın iş performansı ve aile yapısı üzerinde zararlar doğurduğunu belirten Ögel, Türkiye’de bu meseleye yönelik derinlemesine araştırmaların yapılması gerektiğini söyledi. Sempozyumda söz alan bir diğer isim Prof. Dr. Bedirhan Üstün, sağlıklı çalışan psikolojisinin ancak doğru şekilde dizayn edilmiş kurumsal yapılar ile sürdürülebileceğini belirterek şirketlere şu çağrıda bulundu: “Problemler ortaya çıkmadan koruyucu ruh sağlığı politikaları geliştirilmelidir.” Üstün, etkin iletişim, adalet duygusu, eşitlik ve saygının çalışanların motivasyonu üzerinde belirgin katkılar sunduğuna işaret etti: “Çalışanların kişilik haklarına saygı gösterilmeyen ortamda, kişiler işlerinden kopar; bu da kaçınılmaz olarak tükenmişlik, depresyon ve verim kaybı doğurur.” HER 100 ÇALIŞANDAN EN AZ 20’Sİ İŞ YERİNDE DEPRESYON RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA Kişilerin mutsuzluğunun üretimi aksattığını, hatalara ve verim kayıplarına yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Bedirhan Üstün, “Toplumlarda var olan yoksulluk, yaşam zorlukları insanları zaten aşağıya çekerken, iş yerindeki baskılar, kişileri adeta bir robot gibi hissetmelerine neden oluyor. Zaten doğrudan robotların yerimizi alacağı endişesi de mevcut. Bu durumlar insanları depresyona sürükleyebiliyor. Araştırmalarımız gösteriyor ki her 100 çalışandan en az 20’si depresyona aday hale geliyor. Bu da iş gücü kaybına zemin hazırlıyor. İnsanların birer iş beygiri gibi çalışmaları değil, anlamlı ve katkı sağlayan üretim yapmaları temel amacım. Amerika, Hindistan, Çin gibi ülkelerde bu konuda birçok proje yürüttük ve Türkiye’de de benzer programlar uygulanmalı” dedi. Prof. Dr. Üstün; “Sektörlerin çalışanların ruh sağlığına sadece sembolik değil, gerçek anlamda özen göstermesi, ve onları dikkate alan bir yaklaşım sergilemesi gerekiyor. Depresyon, bireysel bir mesele olmanın ötesinde dış etkenler tarafından da tetiklenir. Dünya her geçen gün daha da zorlaşıyor: Ekonomik koşullar, iş güvencesizliği, işsizlik, robotların gelişi, çatışma durumları ve ekonomik kriz olasılıkları. Bu karamsarlık, en güçlü olanları dahi etkileyebilir. Kendi yurt dışı yaşamımda üç kez depresyona girdim ve bunların ikisi iş yeri meselelerinden kaynaklanıyordu, ki bu durumlar aslında engellenebilirdi. Depresyon kötü bir şey değil; Nietzsche’nin de belirttiği gibi, bazen iyi bir sonuçla çıkış, kişiyi güçlendirir. Ancak o süreç boyunca yaşadıklarımı tekrar yaşamak istemem. Bilgisayara boş boş bakıyordum ve o da bana bakıyordu. Bu nedenle ülke bütününde, sektörel anlamda, kurumlarca uygulanacak sistemlerin bu tür etkilerden koruma sağlaması gerekiyor. Birinin depresyona girmesi, tıpkı bir grip hastalığı, böbrek rahatsızlığı veya kol kırılması gibi bedensel sağlık sorunları düzeyinde ele alınmalıdır.” Ekonomik belirsizliklerin çalışanlar üzerindeki etkisini artırdığına dikkat çeken Üstün, iş kaybı korkusunun yorgunluk, uyku sorunları ve depresyona yol açabilen bir tabloya neden olduğunu vurguladı. Harvard Üniversitesi’nde yürütülen çalışmalardan elde edilen bulguları paylaşan Prof. Dr. Üstün, şirketler için çarpıcı bir veri sundu: “Depresyon daha başlamadan erken teşhis ve destek sağlanırsa, yapılan yatırım en az dört kat kazanç olarak geri döner. Beklenmeyen kazançlarla bu oranı otuz kata kadar çıkarabiliyor.” Bu nedenle ruh sağlığına yapılan yatırımların kesinlikle bir “maliyet kalemi” değil, kurumsal devamlılığın olmazsa olmaz bir parçası olduğunu belirtti. Psikolojik Destek Şirket Standartlarına Dahil Edilmeli Sempozyumdan alınan ortak mesaj: “Psikolojik destek bir seçenek değil, zorunluluktur.” Uzmanların gözlemlerine göre iş yerlerinde: * İş ve özel yaşam arasında denge sağlanması, * Damgalanmadan korunarak ruhsal destek sağlanması, * Çalışanların destek almaya teşvik edilmesi, * Önleyici kurumsal politikaların geliştirilmesi kurumların başarı elde etmek istediği alanların başında geliyor. Ruh sağlığına yapılan her yatırım şu şekillerde doğrudan fayda sağlar: * Çalışan bağlılığını artırır, * İş gücü kayıplarını önler, * Verimliliği artırır, * Kurumsal sürdürülebilirlik güvencesi sağlar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.