Hava Durumu

#Rekolte

giresunsonhaber - Rekolte haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekolte haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI! Haber

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI!

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI! KARAN: “DEVLETİN TESPİT ETTİĞİ REKOLTENİN ÜZERİNE 100 BİN TON EKLEMEK KANUN TANIMAMAKTIR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Tarım ve Orman Bakanlığının 704 bin 941 tonluk resmî rekolte tespitine karşılık ihracatçıların 805 bin 246 ton açıklamasına sert tepki gösterdi. Aradaki 100 bin 305 tonluk farkın taban fiyatını baskılamaya yönelik olduğunu savunan Karan, “Uçuk kaçık rakamlar çuvala girmez. Amaç, alivre satışları kurtarmak ve üreticinin fındığını ucuza almaktır” dedi. Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesi üzerinden başlayan tartışma büyüyor. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından açıklanan 805 bin 246 tonluk tahmine sert sözlerle karşı çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesinin 704 bin 941 ton olarak tespit edilip kayıt altına alındığını belirten Karan, ihracatçıların bu rakamın 100 bin 305 ton üzerine çıkmasını piyasa müdahalesi olarak değerlendirdi. “DEVLETİN RAKAMINI YOK SAYMAK KABUL EDİLEMEZ” Karan, ihracatçıların ayrı bir rekolte rakamı açıklamasını “kanun ve kural tanımamak” olarak nitelendirerek şunları söyledi: “Devletin resmî mercileri tarafından tespit edilen rakamın üzerine 100 bin ton ekleyerek rekolte açıklamak kabul edilemez. O zaman ziraat odaları, ticaret borsaları, FİSKOBİRLİK, TMO ve diğer kurumlar da kafasına göre rekolte açıklasın.” “İHRACATÇI 805 BİN DİYORSA BİZE GÖRE 570 BİN TON” İhracatçıların açıkladığı rakamın sahadaki tabloyu yansıtmadığını savunan Karan, üreticiden aldıkları bilgilere göre çok daha düşük bir rekolte beklendiğini ifade etti: “Eğer ihracatçılara göre rekolte 805 bin tonsa, bize göre de 570 bin ton. Biz bunu masa başında değil, yılın 12 ayı bahçede olan üreticinin ağzından söylüyoruz.” “AMAÇ TABAN FİYATINI AŞAĞI ÇEKMEK” Yüksek rekolte açıklamasının zamanlamasına dikkat çeken Karan, taban fiyat ilan edilmeden hemen önce kamuoyuna sunulan rakamların tesadüf olmadığını ileri sürdü. Karan, yüksek rekolte algısı oluşturularak üreticinin fiyat beklentisinin düşürülmek istendiğini belirterek şöyle konuştu: “Hasat sonunda çuvala giren rakam belli olur. Ancak birilerinin masa başında, taban fiyatını aşağı çekmek için açıkladığı uçuk kaçık rakamların çuvala girmeyeceğini adımız gibi biliyoruz.” “ALİVRE SATIŞLARINI KURTARMA ÇABASI” İhracatçıların yüksek rekolte tahminiyle hasat öncesinde yapılan alivre satışları güvence altına almaya çalıştığını öne süren Karan, açıklanan rakamların üreticinin değil, piyasadaki belirli çevrelerin çıkarına hizmet ettiğini savundu: “Sırf kendi alivre satışlarını kurtarmak için çırpınan bu tekelci severlere devletimiz fırsat vermeyecektir. Türk fındık üreticisi devletine güvenmektedir.” “ÜRETİCİ DOSTU OLMADIKLARINI BİR KEZ DAHA GÖRDÜK” Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin yaklaşımının üreticiyi korumadığını dile getiren Karan, resmî rekolte dışında yapılan açıklamaları dikkate almadıklarını söyledi: “Bu açıklamayla üretici dostu olmadıklarını bir kez daha gösterdiler. Bizim için esas olan, devletin yetkili kurumlarının sahada yaptığı çalışmalar sonucunda belirlediği resmî rekoltedir.” “BAKANLIK DIŞINDA REKOLTE AÇIKLAMAK YASAKTIR” Tarım ve Orman Bakanlığı dışında rekolte açıklanmasının yasak olduğunu ifade eden Karan, devletin yetkili mercilerine çağrıda bulundu: “Kanun ve kurallar herkes için geçerlidir. Bakanlığın kayıt altına aldığı resmî rakama rağmen farklı rekolte açıklayanlar hakkında gerekli inceleme yapılmalı ve mevzuatın öngördüğü yaptırımlar uygulanmalıdır.” Karan’ın sert çıkışı, fındık piyasasında yıllardır tartışılan kritik soruyu yeniden gündeme taşıdı: REKOLTEYİ SAHA MI BELİRLEYECEK, ALİVRE HESABI MI?

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR Haber

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR Fındıkta büyük alıcılar daha kış aylarından itibaren çiçeklenme, karanfil, hava, stok, ihracat ve dünya üretim verilerini izleyerek yeni sezon için pozisyon alıyor; uluslararası müşterileriyle ileri tarihli satış bağlantıları kuruyor. Üretici ise hasada günler kala kendi ilinin resmî rekoltesini, TMO’nun alım fiyatını ve devletin piyasa planını hâlâ bilmiyor. İl komisyonlarının tamamladığı sonuçlar Bakanlık tarafından tek merkezden açıklanmadan yerel basına parça parça yansıyor. Bilginin dağınık, geç ve eşitsiz dağıldığı bu yapıyla üretici lehine fındık politikası oluşturmak mümkün değil. Giresun’un 2026 yılı tahmini fındık rekoltesinin 86 bin 400 ton olduğu bazı yerel basın kuruluşlarında yayımlandı. Ancak bu rakamı içeren imzalı komisyon kararı, Tarım ve Orman Bakanlığı onayı veya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yayımlanmış resmî sonuç metni bulunmuyor. Haberlerde bilginin kaynağı “edinilen bilgilere göre” sözleriyle açıklandı. Aynı rakamın ve birbirine benzeyen metinlerin farklı yayınlarda kısa aralıklarla yer alması, haberlerin aynı kaynaktan servis edilmiş ya da bazı yayınlar tarafından birbirinden aktarılmış olabileceğini düşündürüyor. Fakat 86 bin 400 tonun ilk olarak kim tarafından, hangi belgeye dayanılarak ve hangi aşamada basına verildiği bilinmiyor. Rekolte rakamı; fındığın sezon fiyatını, arz beklentisini, ihracat bağlantılarını ve üreticinin pazarlık gücünü etkileyebilecek stratejik bir piyasa verisi. KOMİSYON ÇALIŞIYOR, SONUÇ BAKANLIĞA GİDİYOR Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 14 Temmuz 2026 tarihli açıklamasına göre rekolte çalışması, 12 kişilik komisyon tarafından 13 ilçedeki 130 örnek bahçede yürütüldü. Sahil, orta ve yüksek rakımlı bölgelerde çotanak sayımları yapıldı; rastgele alınan 100 fındık kırılarak sağlam dane oranı incelendi. Komisyonda İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün yanında şu kurumların temsilcileri yer aldı: Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Toprak Mahsulleri Ofisi Giresun Başmüdürlüğü Giresun Üniversitesi Giresun Ticaret Borsası Karadeniz İhracatçı Birlikleri Fiskobirlik İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, çalışmalar tamamlandıktan sonra hesaplamaların yapılacağını ve belirlenen Giresun rekoltesinin Bakanlığa bildirileceğini açıkladı. Bu yapı, sonucun yalnızca tek bir kişinin veya kurumun elinde olmadığını gösteriyor. Komisyon üyeleri, bağlı kurumlar ve Bakanlık birimleri hesaplanan rakama resmî duyurudan önce erişebiliyor. Sorun, piyasayı etkileyebilecek sonucun hangi aşamada kimlerle paylaşıldığının ve ne zaman resmiyet kazandığının bilinmemesidir. DİĞER İLLERDE DE RAKAMLAR PARÇA PARÇA DOLAŞIMA GİRİYOR 2026 sezonunda benzer bir açıklama karmaşası diğer fındık illerinde de görülüyor. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü rekolte çalışmalarının sürdüğünü duyurdu ancak tonaj açıklamadı. Düzce’de saha çalışmalarının tamamlandığı ve sonuçların komisyon tarafından değerlendirildiği bildirildi; nihai rekoltenin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanacağı özellikle belirtildi. Ordu’da ise 195 bin 351 tonluk tahmin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün resmî internet sitesindeki bir sonuç metninden önce ziraat odası yöneticilerinin açıklamaları ve basın haberleri üzerinden kamuoyuna ulaştı. İhracatçıların Ordu için daha önce açıkladığı tahmin 265 bin 995 tondu. İki tahmin arasında 70 bin 644 tonluk çok büyük bir fark bulunuyor. Giresun için de sektörün daha önceki ön tahmini 87 bin 537 tondu. Yerel basına yansıyan komisyon rakamı ise 86 bin 400 ton. Bu iki Giresun tahmini birbirine yakın görünse bile hangisinin hangi yöntemle hazırlandığı, Bakanlık tarafından hangisinin kabul edildiği ve nihai resmî sonucun ne olduğu açıklanmış değil. İl komisyonları aynı Bakanlığın koordinasyonunda çalışırken bazı illerin rakamlarının ziraat odalarından, bazılarının yerel basından, bazılarının ise sektör raporlarından öğrenilmesi, fındık yönetiminde ortak bir açıklama düzeni bulunmadığını gösteriyor. BÜYÜK TÜCCAR HASADI BEKLEMİYOR Fındık ticareti ağustos ayında ürün pazara indiğinde başlamıyor. Büyük tüccar, ihracatçı ve sanayici yeni sezon hazırlığını aylar öncesinden yapıyor. Kış dönemindeki erkek çiçek ve karanfil oluşumu, ilkbahardaki meyve tutumu, don ve kuraklık riski, bahçelerdeki hastalık ve zararlı durumu, önceki sezondan kalan stok, TMO stokları, ihracat bağlantıları, döviz kuru, rakip ülkelerin üretim beklentileri ve küresel çikolata sanayisinin talebi birlikte değerlendiriliyor. Sektör kuruluşları ve uluslararası alıcılar bu nedenle devletin temmuz ayındaki il komisyonu sonuçlarını beklemeden kendi saha araştırmalarını yaptırıyor. Nitekim 2026 sezonu için Uluslararası Sert Kabuklu Meyve ve Kuru Meyve Konseyinin mayıs tahmini Türkiye için yaklaşık 810 bin ton, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliklerinin ön çalışması ise 829 bin 239 ton düzeyindeydi. Bu erken tahminlerin uluslararası alıcıların tedarik planlarında kullanıldığı sektör raporlarına da yansıdı. Bu rakamlar kesin üretim sonucu değil. Ancak uluslararası alıcıya teklif hazırlanırken, teslimat planı yapılırken ve yeni sezon fiyat riski hesaplanırken piyasanın kullandığı erken göstergeler. ALİVRE SATIŞTA BUGÜN FİYAT, YARIN ÜRÜN KONUŞULUYOR Alivre satış, henüz hasat edilmemiş veya satıcının elinde hazır bulunmayan ürünün ileriki bir tarihte teslim edilmek üzere bugünden fiyat ve miktar bağlantısına bağlanmasıdır. İhracatçı, örneğin sonbaharda teslim edeceği iç fındığı aylar öncesinden yabancı alıcıya satabilir. Bu bağlantıyı yaparken gelecekte piyasadan yeterli miktarda kabuklu fındık toplayabileceğini, işleyeceğini ve taahhüt ettiği tarihte teslim edeceğini hesaplar. Bu işlem ihracatçı açısından hem ticaret imkânı hem de ciddi bir risktir. Rekolte beklenenden düşük, iç doluluk zayıf veya piyasa fiyatı bağlantı fiyatının üzerinde gerçekleşirse satıcı zarar edebilir. Rekolte yüksek ve alım fiyatı beklenenden düşük kalırsa daha avantajlı bir maliyetle ürün tedarik edebilir. Geniş saha ağı, manav ve tüccar bağlantıları, ihracat siparişleri, stok bilgisi, uluslararası alıcı ilişkileri, finansman kapasitesi ve özel rekolte araştırmaları onlara üreticiden çok daha erken ve kapsamlı bir görünüm sağlar. BÜYÜK AKTÖR BELİRSİZLİĞİ YÖNETİR, ÜRETİCİ BEDELİNİ ÖDER Belirsizlik bütün tarafları aynı ölçüde etkilemez. Büyük ihracatçı farklı tahminleri satın alabilir, sahaya ekip gönderebilir, çeşitli bölgelerden ürün tedarik edebilir, stok tutabilir, döviz ve teslimat planı yapabilir. Bir tahmini yanlış çıktığında diğer pozisyonlarıyla riskini azaltabilir. Küçük üreticinin ise tek bahçesi ve yılda bir kez elde ettiği ürünü vardır. Hasat işçiliği, patoz, taşıma, gübre, ilaç ve finansman giderleri peşinen oluşur. Üretici çoğu zaman TMO fiyatını, alım takvimini ve piyasanın gerçek arz durumunu bilmeden ürününü toplar. Borcu veya acil nakit ihtiyacı varsa bekleme gücü de sınırlıdır. Bu nedenle bilgi eşitsizliği yalnızca teknik bir veri problemi değildir; pazarlık gücünün kimde olacağını belirleyen ekonomik bir sorundur. FINDIK POLİTİKASI YALNIZCA TABAN FİYAT AÇIKLAMAK DEĞİLDİR Fındık politikası, hasattan birkaç gün önce TMO fiyatı açıklamaktan ibaret görülemez. Sağlıklı bir politika şu sorulara sezon başlamadan yanıt vermelidir: Türkiye’nin ve her ilin tahmini üretimi ne kadar? Önceki sezondan devreden kamu ve özel sektör stoku ne kadar? İç piyasa tüketimi ve ihracat bağlantıları hangi düzeyde? İhracatçıların ileri tarihli teslimat yükümlülükleri ne kadar? TMO kaç ton ürün alacak ve hangi tarihte alıma başlayacak? Lisanslı depo kapasitesi üreticinin ürününü bekletebilmesine yeterli mi? Üretim maliyeti ve üretici refah payı hangi yöntemle hesaplandı? Hastalık, zararlı ve kalite kaybı tahmine nasıl yansıtıldı? Sezon sonunda tahmin ile gerçekleşme arasındaki fark ne oldu? Bu veriler birlikte açıklanmadan yalnızca rekolte rakamı üzerinden “ürün çok” veya “ürün az” algısı oluşturmak gerçek bir fındık politikası değildir. KURULMASI GEREKEN ŞEFFAF FINDIK VERİ SİSTEMİ Tarım ve Orman Bakanlığı, her sezon için kamuya açık bir Fındık Arz ve Piyasa İzleme Sistemi kurmalıdır. Sistemde: İl komisyonlarının kullandığı yöntem ve örnek bahçe sayısı, İlçe ve il bazındaki ilk tahminler, Komisyon kararının tarihi, Bakanlık tarafından onaylanan resmî tahmin, TMO ile özel sektörün devreden stokları ayrı ayrı, Aylık ihracat ve iç piyasa verileri, Hasat sonrası TÜİK gerçekleşmeleri, Tahmin-gerçekleşme farkı ve sapma oranı, Son 10 yılın karşılaştırmalı serisi, Verilerde yapılan her revizyonun tarihi ve gerekçesi yayımlanmalıdır. Bütün illerin sonuçları aynı gün ve aynı formatta açıklanmalı; komisyon verilerinin resmî duyurudan önce seçilmiş kişi, kuruluş veya yayınlara parça parça ulaşmasını önleyecek bir açıklama protokolü uygulanmalıdır. ÜRETİCİ DE AYNI VERİYLE PAZARLIĞA OTURMALI Büyük tüccarın araştırma yapması, geleceğe dönük satış bağlantısı kurması ve ticari risk alması piyasanın bir parçasıdır. Kabul edilemez olan, üreticinin kendi ürünü hakkında aynı temel bilgiye zamanında ulaşamamasıdır. Devlet; rekolteyi, stoku, maliyeti ve alım programını zamanında açıklamadığı sürece fiyatı belirleyen güç kamu politikası değil, bilgiye ve sermayeye erken ulaşan piyasa aktörleri olacaktır. Giresun’daki 86 bin 400 ton tartışması bu nedenle tek başına bir “Rakam kimden sızdı?” meselesi değildir. Türkiye’nin fındığı nasıl yönettiğini, bilginin kimde toplandığını, kimin erken pozisyon aldığını ve üreticinin neden her sezon son anda açıklanacak fiyata mahkûm edildiğini gösteren yapısal bir sorundur. Bu kadar dağınık veri, gecikmiş açıklama ve eşitsiz bilgi düzeniyle üretici lehine fındık politikası üretilemez.

FINDIKTA 300 TL BİR SLOGAN DEĞİL, ÜRETİMİN DEVAM EŞİĞİ Haber

FINDIKTA 300 TL BİR SLOGAN DEĞİL, ÜRETİMİN DEVAM EŞİĞİ

FINDIKTA 300 TL BİR SLOGAN DEĞİL, ÜRETİMİN DEVAM EŞİĞİ 2026 mahsulü için TMO’nun açıklayacağı fiyat beklenirken üretim maliyeti, alivre satış, döviz kuru ve ihracat verileri aynı noktayı işaret ediyor. Giresun’da 80 kilogram verim alınan bir dönüm bahçede kilogram maliyeti 287,16 TL’ye çıkarken, piyasada konuşulan 6,25 dolarlık alivre fiyatın güncel kur karşılığı 295 TL’ye dayanıyor. Bu tablo, 50 randıman Giresun kalite fındıkta 300 TL’nin yüksek bir talep değil, üreticiyi ancak ayakta tutabilecek müdahale eşiği olduğunu gösteriyor. Giresun’da hasat yaklaşırken gözler Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 mahsulü için açıklayacağı kabuklu fındık alım fiyatına çevrildi. Ancak fiyat tartışması yalnızca “TMO kaç lira açıklayacak?” sorusuna sıkıştırılamayacak kadar geniş bir ekonomik tablo ortaya koyuyor. Giresun Sonhaber’in bugüne kadar yayımladığı fındık yazıları ile son maliyet, işçilik, rekolte ve piyasa dosyaları birlikte değerlendirildiğinde; üretim maliyeti, Giresun’un düşük dekar verimi, ihracatın döviz değeri, alivre satışlar, kalite farkı ve üreticinin finansman ihtiyacı aynı sonuca ulaşıyor: 2026 mahsulü 50 randıman Giresun kalite kabuklu fındık için TMO müdahale alım fiyatı kilogram başına 300 TL’nin altında kalmamalı. 6,25 DOLARLIK ALİVRE SATIŞIN KARŞILIĞI 295 TL’YE DAYANDI Piyasada 2026 ürünü kabuklu fındık için kilogram başına 6,25 dolar düzeyinde alivre satışlardan söz ediliyor. TCMB’nin 20 Temmuz 2026 için açıkladığı 47,0938 TL’lik dolar alış kuru esas alındığında 6,25 dolar 294,34 TL’ye, 47,1787 TL’lik satış kuruyla ise 294,87 TL’ye karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle, 300 TL talebi bugün konuşulan alivre satışın Türk lirası karşılığından yalnızca 5–6 lira daha yüksek. Üstelik bu hesapta Giresun kalite fındığın ayrı aroma, randıman, işlenebilirlik ve menşe değeri için ek bir kalite primi bulunmuyor. Alivre satış; ihracatçının ürün daha dalındayken gelecekte teslim edilmek üzere yabancı alıcıyla yaptığı sözleşmeyi ifade ediyor. Üreticinin henüz satış fiyatını bilmediği bir dönemde ihracat bağlantısının döviz üzerinden kurulması, yeni sezon fiyatının hangi ekonomik alan içinde şekillendiğini göstermesi bakımından önem taşıyor. İHRACATTA MİKTAR YÜZDE 38,7 AZALDI, KİLOGRAM DEĞERİ YÜZDE 59 ARTTI Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliğinin 3 Temmuz 2026 tarihli bültenine göre Türkiye, 1 Eylül 2025–30 Haziran 2026 döneminde 169 bin 480 ton iç fındık ihraç ederek 2 milyar 216 milyon 121 bin 203 dolar gelir sağladı. Bir önceki sezonun aynı döneminde 276 bin 374 ton ihracat karşılığında 2 milyar 268 milyon 655 bin 648 dolar gelir elde edilmişti. Buna göre ihraç edilen miktar yüzde 38,7 azalırken toplam gelir yalnızca yüzde 2,3 geriledi. Bu iki verinin birlikte okunması, iç fındığın ortalama ihracat değerinin kilogram başına 8,21 dolardan 13,08 dolara yükseldiğini gösteriyor. Artış yaklaşık yüzde 59,3. 50 randımanda bir kilogram iç fındık için teorik olarak iki kilogram kabuklu fındık gerekiyor. Kabuklu fındıkta konuşulan 6,25 dolarlık alivre fiyat bu nedenle iç fındıkta 12,50 dolarlık ham madde karşılığı oluşturuyor. İhracat ortalamasının 13,08 dolar olması, alivre rakamının piyasa dışı olmadığını; 300 TL’lik kabuklu fiyatın da döviz ve ihracat değerinden kopmadığını ortaya koyuyor. İhracat ortalaması bütün kalite, kalibre ve işlenmiş ürünleri kapsadığı için doğrudan üretici fiyatı olarak okunamaz. Ancak miktardaki sert düşüşe rağmen kilogram başına döviz gelirinin güçlü biçimde artması, sektörün ödeme kapasitesini ve fındığın uluslararası değerini gösteren önemli bir ölçüdür. GİRESUN’UN VERİMİ 80 KİLOYA YAKIN, MALİYET 287,16 TL Tarım ve Orman Bakanlığının 2025 Giresun Tarımsal Yatırım Rehberinde ilde 1 milyon 177 bin 729 dekar alanda 92 bin 402 ton fındık üretildiği belirtiliyor. Bu iki rakam Giresun’da dekar başına yaklaşık 78,46 kilogram verime karşılık geliyor. Giresun Sonhaber’in 2026 yılı bakım, hasat, işçilik, patoz, kurutma, taşıma ve diğer doğrudan giderleri kalem kalem hesapladığı maliyet dosyasında, dönümden 80 kilogram ürün alınan bahçede kilogram maliyeti 287,16 TL’ye çıkıyor. Giresun’un resmî verim ortalaması da bu 80 kilogramlık senaryoya çok yakın. Üretici fındığını 300 TL’den satabildiğinde, 80 kilogram ürünün toplam geliri 24 bin TL oluyor. Aynı senaryodaki doğrudan nakit maliyet yaklaşık 22 bin 973 TL. Bir dönüm bahçede üreticinin elinde yalnızca 1.027 TL brüt fark kalıyor. Bu farkın içinde üreticinin bir yıllık emeği, kullandığı sermayenin karşılığı, üretim riski, bahçenin yenilenme ihtiyacı ve gelecek sezonun başlangıç giderleri bulunuyor. Dolayısıyla 300 TL, düşük verimli Giresun bahçesinde yüksek kâr değil; başa baş noktasının hemen üzerinde kalabilme imkânı veriyor. 100 KİLOGRAMLIK BAHÇEDE BİLE MALİYET 233,33 TL Aynı maliyet çalışmasında dönümden 100 kilogram kuru kabuklu fındık alındığında toplam doğrudan gider 23 bin 333 TL, kilogram maliyeti 233,33 TL olarak hesaplandı. Verim 160 kilograma çıktığında maliyet 168,84 TL’ye gerilerken, 80 kilograma düştüğünde 287,16 TL’ye yükseldi. Bu tablo fındıkta tek ve değişmez bir kilogram maliyeti bulunmadığını açık biçimde gösteriyor. Budama, gübreleme, ilaçlama, ot biçme ve bahçe hazırlığı gibi giderlerin önemli bölümü ürün azaldığında ortadan kalkmıyor. Verim düştükçe aynı sabit gider daha az ürüne bölünüyor ve kilogram maliyeti hızla yükseliyor. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı TEPGE’nin Temmuz 2026 raporunda da fındık üretici fiyatının yılın ilk beş aylık ortalaması 223,05 TL olarak verildi. Bu ortalama, 100 kilogram verim esas alınarak hesaplanan 233,33 TL’lik maliyetin dahi altında kalıyor. RESMÎ YEVMİYEYLE YAPILAN HESAP BİLE ALT SINIRA DAYANDI Üstelik 233,33 TL ve 287,16 TL’lik maliyetler, Giresun Valiliğinin 2026 için açıkladığı yemek işverene ait 1.101 TL’lik tavsiye yevmiyesi esas alınarak oluşturuldu. Geçen sezon Giresun’da fiilî yevmiye yemek işverene aitken 1.750 TL’ye, yemek işçiye aitken 1.950 TL’ye kadar çıktı. Ordu’da 2026 hasadı için yemek işçiye ait günlük ücret 1.750 TL olarak belirlendi. Giresun’da hasat başladığında işçilik fiyatı resmî tavsiye rakamının üzerine çıkarsa kilogram maliyeti de bugün yapılan hesabın üzerinde oluşacak. Bu nedenle 300 TL’lik fiyatın içinde sanıldığı kadar geniş bir üretici kârı bulunmuyor. Düşük verim ve piyasa yevmiyesi birleştiğinde, 300 TL bazı bahçelerde yalnızca maliyeti karşılayabilecek; bazı bahçelerde ise maliyetin altında dahi kalabilecek bir seviyeye dönüşebilir. GEÇEN SEZONUN 200 LİRASI BUGÜN ÜRETİCİYİ KORUYAMAZ TMO, 5 Ağustos 2025’te 50 randıman esasına göre Giresun kalite kabuklu fındık için 200 TL, Levant kalite için 195 TL alım fiyatı açıklamıştı. İki kalite arasındaki fark yalnızca 5 TL’de kalmıştı. Aradan geçen dönemde gübre, ilaç, akaryakıt, bahçe temizliği, budama, işçilik, taşıma, kurutma, çuval, depolama ve finansman giderleri arttı. Bu nedenle geçen sezonun 200 lirasını yalnızca nominal bir artışla güncellemek, üreticinin gerçek maliyetini karşılamaya yetmez. 300 TL, geçen yılın fiyatına rastgele eklenmiş 100 lira değildir. Bugünkü alivre satışın kur karşılığı, ihracat birim değeri, Giresun’un dekar verimi ve sahadaki doğrudan maliyet birlikte hesaplandığında ortaya çıkan ekonomik eşiktir. GİRESUN KALİTEYE BEŞ LİRALIK FARK YETMEZ Giresun kalite fındık, Levant kaliteyle aynı fiyat kalıbına sıkıştırılamaz. Giresun Tombul Fındığı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından menşe adıyla tescilli; Avrupa Birliği nezdinde de Korunmuş Menşe Adı statüsüne sahip bir üründür. Avrupa Komisyonu ürünü “premium fındık” olarak tanımlıyor. Bu koruma yalnızca ürünün adını değil, yetiştiği coğrafya ile niteliği arasındaki güçlü bağı da kabul ediyor. Giresun’un eğimli ve parçalı bahçelerinde, makine kullanımının sınırlı olduğu koşullarda yoğun insan emeğiyle yetiştirilen ürünün maliyeti; düz, geniş ve mekanizasyona uygun bahçelerdeki üretimle aynı değil. Fiyatlandırmada randıman, sağlam iç oranı, kalibre, aroma, yağ yapısı, işlenebilirlik, menşe değeri ve bölgesel üretim maliyeti birlikte ölçülmeli. Giresun kalite için birkaç liralık sembolik fark değil, ölçülebilir ve ayrı bir kalite primi uygulanmalı. REKOLTE TAHMİNİ FİYATI BASTIRMA ARACINA DÖNÜŞMEMELİ 2026 sezonu için mart ayında açıklanan ilk tahmin 829 bin 239 tondu. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı TEPGE’nin Temmuz raporunda ise TÜİK’in birinci tahminine göre 2026 üretimi 715 bin ton olarak yer aldı. İki rakam arasında 114 bin tonu aşan fark bulunuyor. Bu değişim, karanfil sayımına dayalı erken tahminlerin kesin üretim miktarı gibi kullanılamayacağını gösteriyor. Rekolte; tek başına kaç ton ürün beklendiğini değil, ürünün hangi bölgede, hangi verimle, hangi arazi koşulunda ve hangi maliyetle yetiştiğini de anlatmalı. Yüksek bir toplam rekolte tahmini, Giresun’un yamaç bahçelerindeki düşük verimi ve yüksek birim maliyeti ortadan kaldırmıyor. Türkiye’nin toplam üretimi üzerinden kurulan tek fiyat düzeni, bölgesel maliyet ile kalite farkını görünmez hâle getiriyor. TMO FİYATI SERBEST PİYASAYA YASAK DEĞİL, KAMUNUN MÜDAHALE EŞİĞİDİR TMO’nun açıklayacağı fiyat, özel alıcıların uymak zorunda olduğu yasal bir asgari fiyat değil; ürününü düşük bedelle satmak zorunda kalan üreticiye kamu tarafından sunulan alım güvencesidir. Bu nedenle fiyatın 300 TL olarak açıklanması tek başına yeterli olmayacak. TMO’nun kaç ton ürün alacağı, hangi alım noktalarını açacağı, randevu sisteminin nasıl işleyeceği, randıman ölçümünün nasıl denetleneceği ve ürün bedelinin kaç günde ödeneceği de aynı anda ilan edilmeli. Sınırlı miktarda alım yapan ve üreticiyi uzun süre bekleten bir kamu fiyatı piyasa üzerinde güçlü bir çıpa oluşturamaz. Etkin müdahale için yeterli bütçe, yaygın alım ağı, şeffaf eksperlik ve kısa ödeme süresi gerekiyor. FİSKOBİRLİK FİYAT AÇIKLAMAKLA YETİNEMEZ FİSKOBİRLİK’in üretici lehine yeniden piyasa kurucu bir rol üstlenmesi için yalnızca fiyat listesi yayımlaması yeterli değil. Açıklanan fiyatın kaç tonluk alımla destekleneceği, üreticinin ürününü nereye teslim edeceği ve parasını ne zaman alacağı açıklanmalı. Fındık piyasasının geçmişi, üreticiyi koruyan kurumların zayıfladığı dönemlerde fiyatın büyük alıcılar ve finansman gücünü elinde tutan kesimler tarafından daha kolay yönlendirildiğini gösteriyor. FİSKOBİRLİK; stok yönetebilen, gerektiğinde ürünü işleyerek mamul hâlde satabilen, lisanslı depoculukla çalışan ve üreticiye finansman sağlayan güçlü bir kooperatif yapısına kavuşmadıkça tabeladaki fiyatın etkisi sınırlı kalacak. ÜRETİCİ HASATTA SATMAYA MECBUR BIRAKILMAMALI Fındık fiyatını yalnızca rekolte, ihracat ve döviz belirlemiyor. Üreticinin ürünü hangi tarihte ve hangi zorunluluk altında piyasaya indirdiği de fiyatın yönünü değiştiriyor. İşçi ücretini, gübre ve ilaç borcunu, taşıma ve patoz giderini ödemek zorunda kalan küçük üretici, ürününü hasadın hemen ardından satmaya mecbur kaldığında alıcının pazarlık gücü artıyor. Kısa sürede yüksek miktarda ürünün piyasaya inmesi fiyat üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor. Bu baskının azaltılması için düşük faizli hasat finansmanı, ürün karşılığı kredi, güvenilir emanet sistemi ve lisanslı depoculuk yaygınlaştırılmalı. Üreticinin bekleme gücü olmadan açıklanan yüksek fiyatın önemli bölümü kâğıt üzerinde kalabilir. 300 TL’NİN ALTI GİRESUN FINDIĞININ GELECEĞİNİ DARALTIR Türkiye dünya fındık üretiminde liderliğini koruyor ancak Şili, ABD, İtalya ve Azerbaycan gibi üretici ülkelerin büyümesi rekabeti artırıyor. Bu yeni dönemde Türkiye’nin gücü yalnızca tonajdan değil; Giresun kalite gibi üstün nitelikli ürünleri ayrı fiyatlandırmasından, işlemesinden ve kendi markasıyla dünya pazarına sunmasından gelecek. Kalite farkı üreticinin gelirine yansıtılmazsa bahçe bakımı geriler, yaşlı bahçelerin yenilenmesi ertelenir, verim düşer ve genç nüfus üretimden uzaklaşır. Giresun kalite fındık korunmak isteniyorsa ürünün adı kadar üreticisinin geliri de korunmalı. Üretim maliyeti, Giresun’un düşük dekar verimi, 6,25 dolarlık alivre satışın 295 TL’ye yaklaşan kur karşılığı, kilogram başına 13,08 dolara yükselen ihracat değeri ve coğrafi işaretli ürünün kalite farkı birlikte değerlendirildiğinde 300 TL abartılı bir fiyat değil. TMO, 2026 mahsulü 50 randıman Giresun kalite kabuklu fındık için kilogram başına en az 300 TL müdahale alım fiyatı açıklamalı; bu fiyatı yeterli alım kapasitesi, kısa ödeme takvimi ve şeffaf randıman sistemiyle desteklemeli. 300 TL, üreticiyi zenginleştirecek fiyat değil; Giresun’da fındık üretiminin gelecek yıllarda da devam edebilme eşiğidir. Kaynak: Giresun Sonhaber / Özel Haber

GİRESUN TOMBUL FINDIĞINDA YENİ DÖNEM: YOĞUN DİKİM VERİM UMUDU OLDU Haber

GİRESUN TOMBUL FINDIĞINDA YENİ DÖNEM: YOĞUN DİKİM VERİM UMUDU OLDU

GİRESUN TOMBUL FINDIĞINDA YENİ DÖNEM: YOĞUN DİKİM VERİM UMUDU OLDU Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü ile Ankara Üniversitesi iş birliğinde yürütülen TÜBİTAK destekli çalışma, tescilli Giresun tombul fındığında klasik ocak sistemi yerine yoğun dikim ve yeni terbiye yöntemlerinin verim, kalite ve erken ürün potansiyelini artırabileceğini bilimsel verilerle ortaya koyuyor. Giresun’un tarımsal kimliğinin en güçlü değeri olan tescilli Giresun tombul fındığı, bu kez yalnızca fiyat, rekolte ve piyasa tartışmalarıyla değil, üretim modelini değiştirebilecek bilimsel bir çalışmayla gündeme geldi. Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ile Ankara Üniversitesi iş birliğinde yürütülen TÜBİTAK destekli projede, klasik ocak dikim sistemi ile tekli, ikili ve üçlü yoğun dikim modelleri karşılaştırılıyor. Araştırmada, genç fındık bitkilerinde yan dal oluşumunu artırmaya yönelik yeni terbiye yöntemlerinin bitkinin gelişimine, çotanak oluşumuna, verim potansiyeline ve meyve kalitesine etkileri inceleniyor. Anadolu Ajansı’nın haberinde, kendine özgü aromasıyla öne çıkan tescilli Giresun tombul fındığında farklı dikim ve dallandırma tekniklerinin ürün verimini artırdığı belirtilirken, projenin Giresun’da Fındık Araştırma Enstitüsü arazisinde yürütüldüğü bilgisi paylaşıldı. (Anadolu Ajansı) PROJENİN MERKEZİNDE GİRESUN TOMBUL FINDIĞI VAR Çalışmanın akademik başlığı, “Fındıkta (Corylus avellana L. cv. Tombul) Yoğun Dikim Sistemlerinde Yeni Bir Terbiye Yönteminin Bitkilerin Gençlik Döneminde Vejetatif ve Generatif Gelişmesi Üzerine Etkilerinin Araştırılması” olarak yer alıyor. Araştırmanın merkezinde Giresun’un coğrafi, ekonomik ve ticari değeriyle öne çıkan Tombul fındık çeşidi bulunuyor. Bu yönüyle proje, sıradan bir dikim denemesi olmanın ötesinde, Giresun kalite fındığın gelecekte nasıl yetiştirileceğine dair bilimsel bir yol arayışı niteliği taşıyor. Projenin yürütücülüğünü Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Dumanoğlu üstlenirken, çalışmada Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Veli Erdoğan, Prof. Dr. Nurdan Tuna Güneş, Prof. Dr. Esra Koç, Ordu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali İslam, Giresun Üniversitesi’nden Dr. Aysun Akar ve Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü’nden Meryem Nur Şenel’in yer aldığı proje kayıtlarında görülüyor. (AVESİS) PROJE 2021’DEN BU YANA SAHADA İZLENİYOR Çalışma, sahada bir anda ortaya çıkan kısa süreli bir deneme değil, birkaç yıla yayılan bilimsel bir takip süreci olarak ilerledi. Proje çalışmaları 2021 yılında başlatılırken, 2022 yılında fidanlar toprak seviyesinden yaklaşık 5 santimetreden kesilerek standart hale getirildi. 2023 yılında ise proje kapsamında dallandırma uygulamalarına geçildi; tekli, ikili, üçlü yoğun dikim sistemleri ile klasik ocak sistemi karşılaştırmalı olarak izlenmeye başlandı. Sonraki süreçte genç bitkilerin vejetatif gelişimi, yan dal oluşumu, çiçeklenme, çotanak sayısı, verim potansiyeli ve kalite parametreleri takip edildi. İlk bulgular, yoğun dikim ve yeni terbiye uygulamalarının Giresun tombul fındığında erken yaşta daha güçlü gelişim, daha fazla çotanak oluşumu ve daha yüksek verim potansiyeli oluşturabileceğini gösterdi. (Anadolu Ajansı) ARAŞTIRMA BAHÇESİ FAE ARAZİSİNDE KURULDU Araştırma bahçesi, Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü arazisinde oluşturuldu. Proje sürecinde fidanların gelişimi yıllar itibarıyla takip edilirken, genç bitkiler üzerinde farklı dikim sistemleri ve terbiye uygulamaları denendi. Çalışmada klasik ocak sistemi kontrol grubu olarak ele alınırken, modern yoğun dikim modelleri tek sıralı, iki sıralı ve üç sıralı sistemler üzerinden karşılaştırılıyor. Proje kayıtlarına göre bir sıralı yoğun dikimde dekara 285 bitki, iki sıralı sistemde dekara 444 bitki, üç sıralı sistemde dekara 545 bitki, klasik ocak dikiminde ise dekara 222 bitki üzerinden değerlendirme yapılıyor. Bu tablo, fındıkta birim alanda daha fazla bitkiyle, daha kontrollü ve yönetilebilir bir bitki mimarisi oluşturma arayışını ortaya koyuyor. (DAPSİS) Ancak çalışmanın asıl önemi yalnızca bitki sayısındaki artışta değil; bu bitkilerin nasıl şekillendirileceği, nasıl dallandırılacağı, hangi sistemde daha verimli hale geleceği ve Giresun koşullarında hangi modelin daha sürdürülebilir sonuç vereceği sorusuna bilimsel cevap aranmasında yatıyor. AMAÇ DAHA ERKEN YAN DAL, DAHA ERKEN VERİM Fındık üretiminde verimi belirleyen en önemli unsurlardan biri, bitkinin sağlıklı ve dengeli yan dal oluşturmasıdır. Bu nedenle proje, genç fındık bitkilerinde yan dal oluşumunu erken yaşta teşvik etmeye odaklanıyor. Araştırmada, fındık bitkisinin ana gövdesi üzerinde geniş açılı, kuvvetli ve ürün taşıyabilecek yan dalların oluşturulması hedefleniyor. Bu sayede bitkinin ilerleyen yıllarda çıplaklaşmasının önüne geçilmesi, ışıklanmanın artırılması ve verim potansiyelinin daha erken yaşta devreye girmesi amaçlanıyor. Proje kayıtlarında, yeni terbiye yöntemi ve çok sıralı yoğun dikim sistemlerinin fındıkta ilk kez araştırılacak olmasının çalışmanın özgün değerini artırdığı, ayrıca fındık bitkisinde büyüme ve gelişmeyle ilgili hormonlar konusunda literatüre yeni bilgi kazandırılmasının hedeflendiği belirtiliyor. (DAPSİS) DÖRT FARKLI TERBİYE UYGULAMASI DENENİYOR Proje kapsamında genç fındık bitkilerinde yan dal oluşumunu artırmak amacıyla farklı terbiye uygulamaları karşılaştırılıyor. Bu uygulamalar arasında gövde üzerinde çizik atma, Perlan uygulaması, çizik atma ile Perlan uygulamasının birlikte kullanılması ve kontrol yöntemi olarak tepe vurma yer alıyor. Çizik atma uygulamasında, bitkinin gövdesinde belirli noktalara müdahale edilerek yan tomurcukların uyanması hedefleniyor. Perlan uygulamasında ise bitkide yan dal oluşumunu teşvik eden bitki gelişim düzenleyicisi kullanılıyor. Bu yöntemlerle fındıkta ana gövdenin dik gelişmesi, yan dalların dengeli biçimde oluşması ve genç yaşta ürün taşıyabilecek bir bitki yapısının kurulması amaçlanıyor. Çalışmanın hedefi, yalnızca daha sık dikim yapmak değil; daha kontrollü bitki mimarisi, daha iyi ışıklanma, daha erken dallanma ve sürdürülebilir verim sağlayabilecek bir yetiştiricilik modeli geliştirmek. VEJETATİF VE GENERATİF GELİŞME BİRLİKTE İZLENİYOR Projede yalnızca bitkinin boyu ya da dal sayısı değil, üretim açısından belirleyici olan çok sayıda veri birlikte takip ediliyor. Vejetatif gelişme kapsamında ana gövde çapı, bitki boyu, gövde kesit alanı, yan dal sayısı, yan dalların yerden yüksekliği, dal açısı, dal uzunluğu, dal çapı ve ikincil yan dal oluşumu inceleniyor. Generatif gelişme kapsamında ise erkek ve dişi çiçek sayısı, çotanak sayısı, çotanaktaki meyve sayısı, verim, kabuklu meyve ağırlığı, iç meyve ağırlığı, iç oranı, kabuk kalınlığı, sağlam iç oranı, boş meyve, buruşuk iç ve meyve iriliği gibi kalite parametreleri değerlendiriliyor. Bu nedenle çalışma, fındıkta yalnızca ürün miktarını değil, kaliteyi, randımanı, meyve yapısını, ticari değeri ve bahçenin uzun vadeli verim gücünü aynı bütünlük içinde ele alıyor. BİTKİ FİZYOLOJİSİ DE ARAŞTIRMANIN PARÇASI Projeyi akademik açıdan önemli kılan başlıklardan biri de bitki fizyolojisine ilişkin analizler. Çalışmada, fındık bitkisinin gelişim sürecinde hormon, karbonhidrat ve besin elementi düzeyindeki değişimler de inceleniyor. Bu kapsamda bitkide büyüme, dallanma, çiçeklenme ve meyve oluşumu ile ilişkili hormonların ve karbonhidrat birikiminin izlenmesi hedefleniyor. Böylece fındıkta yan dal oluşumu ve verim ilişkisi yalnızca dış gözlemlerle değil, bitkinin iç gelişim mekanizması üzerinden de değerlendiriliyor. Bu yönüyle çalışma, Giresun tombul fındığı için hem üreticiye sahada uygulanabilir bilgi sunabilecek hem de akademik literatüre katkı sağlayabilecek nitelik taşıyor. İLK BULGULAR YOĞUN DİKİMİN POTANSİYELİNİ GÖSTERDİ Anadolu Ajansı’na yansıyan değerlendirmelere göre, çalışmanın ilk gözlemlerinde modern dikim sistemlerinde klasik ocak sistemine kıyasla daha fazla çotanak oluşumu dikkat çekti. Fındık Araştırma Enstitüsü yetkilileri, bitkilerin henüz genç yaşta olduğunu, kesin sonuçların proje tamamlandıktan sonra ortaya çıkacağını belirtirken, ilk veriler yoğun dikim ve yeni terbiye yöntemlerinin verim potansiyeli açısından umut verdiğini gösteriyor. (Anadolu Ajansı) Bu noktada özellikle genç bitkilerde daha fazla çotanak gözlenmesi, ilerleyen yıllarda birim alandan alınacak ürün miktarı bakımından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. TEKNİK ETKİNLİK FAE ARAZİSİNDE YAPILDI Proje kapsamında Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü arazisinde teknik bilgilendirme ve tarla günü etkinliği de düzenlendi. Etkinlikte, proje kapsamında yetiştirilen fındık ağaçları incelendi; üreticilere teorik bilgi aktarıldı ve katılımcıların soruları uzmanlar tarafından yanıtlandı. (Son Dakika) Projenin yürütücüsü Prof. Dr. Hatice Dumanoğlu, yoğun dikim sistemlerinde uygulanabilecek yeni terbiye yöntemlerini sahada anlattı. Katılımcılara genç fındık bitkilerinde vejetatif gelişim, generatif gelişme, yan dal oluşumu, çotanak sayısı ve modern dikim sistemlerinin üretime etkileri hakkında bilgi verildi. Açık kaynaklarda etkinliğe hangi köylerden üretici katıldığına ilişkin köy bazlı bir liste yer almazken, yerel kaynaklarda programa Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Fındık Araştırma Enstitüsü personelinin katıldığı, teknik bilgilerin üreticilere aktarılmasının hedeflendiği bilgisi paylaşıldı. (Giresun Öncü Gazetesi) PROJE GİRESUN MERKEZLİ YÜRÜTÜLÜYOR Açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre, TÜBİTAK 1001 desteğiyle yürütülen yoğun dikim ve yeni terbiye yöntemi çalışması, doğrudan tescilli Giresun tombul fındığı üzerine kurgulandı ve saha uygulaması Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü arazisinde gerçekleştirildi. Aynı proje kapsamında Giresun’da daha önce de tarla günü ve teknik bilgilendirme etkinlikleri düzenlenirken, açık kaynaklarda projenin Ordu, Trabzon, Samsun, Sakarya, Düzce ya da başka fındık üretim illerinde ayrı bir uygulama alanında yürütüldüğüne ilişkin doğrulanmış bir kayda ulaşılamadı. Bu yönüyle çalışma, Giresun tombul fındığının üretim modelini yenilemeye dönük Giresun merkezli bilimsel bir saha denemesi olarak öne çıkıyor. GİRESUN FINDIĞI İÇİN ASIL TARTIŞMA: GELENEKSEL ALIŞKANLIK MI, BİLİMSEL MODEL Mİ? Giresun fındığı uzun yıllardır fiyat, rekolte, alım politikası ve kalite başlıkları üzerinden tartışılıyor. Ancak bu çalışma, üretim modelinin de aynı ciddiyetle ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Çünkü Giresun tombul fındığının geleceği yalnızca yüksek fiyat beklentisiyle değil, bahçelerin gençleştirilmesi, doğru dikim sistemlerinin seçilmesi, mekanizasyona uygun yapıların kurulması, bakım ve budama standardının geliştirilmesi, ışıklanma ve verim ilişkisinin bilimsel temelde yönetilmesiyle korunabilir. Dünya fındık piyasasında rekabet artık yalnızca kimin daha fazla ürettiğiyle değil, hasat zamanı, ürünün pazara giriş takvimi, kabuklu-iç fındık dengesi, sanayi bağlantısı, mekanizasyon, kurutma standardı, stok yönetimi, alıcı davranışı, coğrafi kimlik ve kalite farkı ile belirlenirken, Giresun tombul fındığında yürütülen bu proje üreticinin bahçeye bakışını değiştirebilecek bilimsel bir zemin oluşturuyor. GİRESUN BU ÇALIŞMAYI SAHAYA TAŞIMALI Giresun bu tabloda sıradan bir üretim bölgesi değildir. Türkiye fındık piyasasında “kalite” denildiğinde ayrı bir yere sahip olan Giresun tombul fındığının geleceği, geleneksel üretim alışkanlıklarının bilimsel verilerle yenilenmesine bağlıdır. Bu nedenle Fındık Araştırma Enstitüsü’nde yürütülen yoğun dikim ve yeni terbiye yöntemi çalışması, yalnızca bir araştırma projesi olarak görülmemeli; üreticinin anlayabileceği, uygulayabileceği ve sonuçlarını izleyebileceği bir saha rehberine dönüştürülmelidir. Proje tamamlandığında hangi dikim sisteminin, hangi terbiye yönteminin ve hangi bakım modelinin Giresun koşullarında daha başarılı sonuç verdiği açık biçimde üreticiyle paylaşılmalıdır. SONUÇLAR FINDIKTA YENİ BİR YETİŞTİRİCİLİK DÖNEMİNE KAPI AÇABİLİR Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü ve Ankara Üniversitesi iş birliğinde yürütülen TÜBİTAK destekli çalışma, Giresun tombul fındığında üretim modelini yenileme potansiyeli taşıyor. İlk gözlemler, yoğun dikim sistemleri ve yeni terbiye yöntemlerinin genç bitkilerde çotanak oluşumunu artırabileceğini gösterirken, kesin sonuçların proje tamamlandığında ortaya çıkması bekleniyor. Bu çalışma başarıyla sahaya aktarılırsa, Giresun’da yeni kurulacak fındık bahçeleri için klasik ocak sistemi dışında daha verimli, daha kontrollü, daha kaliteli ve daha sürdürülebilir üretim modelleri gündeme gelebilir. Giresun’un dünya fındık rekabetindeki yeri miktar yarışıyla korunamaz. Bu yer, kaliteyi bilimle, üretimi teknik bilgiyle, bahçeyi modern yetiştiricilikle buluşturan modellerle güçlendirilebilir.

GİRESUN’DA FINDIK REKOLTESİ İÇİN KOMİSYON SAHAYA ÇIKIYOR Haber

GİRESUN’DA FINDIK REKOLTESİ İÇİN KOMİSYON SAHAYA ÇIKIYOR

GİRESUN’DA FINDIK REKOLTESİ İÇİN KOMİSYON SAHAYA ÇIKIYOR Giresun’da 2026 yılı fındık rekoltesinin belirlenmesi için oluşturulan Fındık Rekolte Tahmin Komisyonu toplandı. Komisyon, 6-17 Temmuz 2026 tarihleri arasında 13 ilçede, 130 örnek bahçede sayım yaparak sezonun tahmini rekoltesini ortaya koyacak. Giresun’da fındık üreticisinin, ihracatçının, sanayicinin ve piyasanın yakından takip ettiği 2026 yılı fındık rekoltesi için resmi süreç başladı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Fındık Rekolte Tahmin Komisyonu, İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz başkanlığında 6 Temmuz 2026 tarihinde saat 09.00’da İl Müdürlüğü toplantı salonunda bir araya geldi. (Giresun Tarım ve Orman Müdürlüğü) 13 İLÇEDE 130 ÖRNEK BAHÇEDE SAYIM YAPILACAK Toplantıda, 2026 yılı rekolte tahmin çalışmalarının 6-17 Temmuz 2026 tarihleri arasında yürütüleceği açıklandı. Buna göre komisyon, Giresun’un 13 ilçesinde belirlenen 130 örnek bahçede inceleme yapacak. (Giresun Tarım ve Orman Müdürlüğü) Çalışmalar kapsamında bahçelerde çotanak, dal ve meyve durumu incelenerek fındığın üretim potansiyeli tespit edilmeye çalışılacak. Elde edilen veriler, 2026 yılı Giresun fındık rekoltesinin tahmini olarak belirlenmesinde esas alınacak. YILMAZ: ÇALIŞMALAR ÜRETİCİMİZ İÇİN KIYMETLİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, toplantıda yaptığı değerlendirmede komisyon üyelerinin sahada yürüteceği çalışmaların büyük önem taşıdığını belirtti. Yılmaz, İl Müdürlüğü olarak komisyona her türlü desteğin sağlanacağını ifade ederek, 2026 yılı rekolte tahmin çalışmalarının üreticilere, Giresun’a ve ülkeye hayırlı olması temennisinde bulundu. (Giresun Tarım ve Orman Müdürlüğü) GİRESUN’DA GÖZLER SAHADAN GELECEK VERİLERDE Fındıkta sezon öncesi en kritik başlıklardan biri olan rekolte tahmini, üretici fiyat beklentilerinden ihracat planlamasına kadar birçok alanı doğrudan etkiliyor. Giresun’da yapılacak saha çalışmalarıyla birlikte, özellikle sahil, orta ve yüksek kesimlerdeki bahçelerin durumu daha net ortaya çıkacak. Komisyonun çalışmaları tamamlamasının ardından elde edilen verilerin ilgili kurumlara iletilmesi bekleniyor. ORDU’DA FINDIK REKOLTE TAHMİN KOMİSYONU SAHADA Giresun’da komisyon toplantısıyla süreç başlarken, fındığın en önemli üretim merkezlerinden Ordu’da da 2026 yılı rekolte tahmin çalışmaları daha önce sahada başlamıştı. Ordu’da İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda oluşturulan Fındık Rekolte Tahmin Komisyonu, 2026 yılı fındık rekoltesinin belirlenmesi amacıyla çalışma yürütüyor. Yaklaşık 130 bin üreticinin geçim kaynağı olan fındıkta, gerçeğe en yakın rekolte tahminine ulaşılması hedefleniyor. ORDU’DA 400 NOKTADA SAYIM YAPILACAK Ordu İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay, ziraat odası başkanlarıyla birlikte komisyonun sahadaki çalışmalarını yerinde inceledi. Ay, komisyonun çalışmalarını hassasiyetle yürüttüğünü belirterek, hastalık ve zararlıların fındık üzerindeki etkilerinin de dikkate alındığını söyledi. Ordu’da sayımların il genelini temsil edecek şekilde yaklaşık 400 noktada yapılacağı açıklandı. Çalışmaların sahil kesimden başladığı, ardından orta ve yüksek kesimlerde devam edeceği bildirildi. 100 FINDIK KIRILARAK DOLULUK ORANI İNCELENİYOR Ordu’daki rekolte tahmin çalışmalarında yalnızca dal ve çotanak sayımı yapılmıyor. Aynı zamanda 100 fındık kırılarak doluluk ve meyveye dönüşüm oranı da inceleniyor. Bu yöntemle fındığın dış görünümünün yanında iç doluluk durumu da dikkate alınarak daha sağlıklı bir rekolte tahminine ulaşılması amaçlanıyor. SONUÇLAR BAKANLIĞA BİLDİRİLECEK Ordu’da yürütülen çalışmaların Temmuz ayının 23’üne kadar tamamlanması planlanıyor. Komisyonun sahadan elde edeceği veriler raporlanarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na bildirilecek. Böylece hem Giresun’da hem Ordu’da yürütülen çalışmalarla, 2026 yılı fındık sezonuna ilişkin resmi rekolte tahmin süreci adım adım şekillenecek.

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Haber

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Türkiye dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alırken, Şili son yıllarda kirazı kalite, ihracat organizasyonu, soğuk zincir, paketleme, çeşit seçimi ve pazar yönetimiyle küresel bir tarım ekonomisine dönüştürdü. Giresun ise tarihsel kimliğiyle “kirazın anavatanı” olarak bilinmesine rağmen, fındığın ekonomik ağırlığı, modern meyvecilik altyapısının kurulamaması ve pazarlama zincirinin gelişmemesi nedeniyle kiraz üretiminde merkez olma özelliğini kaybetti. ŞİLİ’DE KİRAZ ÜRETİMİ ÜÇ YILDA DİKKAT ÇEKİCİ BÜYÜDÜ Dünya kiraz piyasasında son yılların en dikkat çekici ülkelerinden biri Şili oldu. Şili, kiraz üretimini yalnızca bahçe alanı artışıyla değil; üretim planlaması, kalite standardı, hasat yönetimi, soğuk zincir, paketleme ve ihracat bağlantılarıyla birlikte büyüttü. 2023 verilerinde yaklaşık 465 bin ton seviyesinde görülen Şili kiraz üretiminin, 2025/2026 pazarlama yılında 730 bin ton bandına çıkması bekleniyor. Bu büyüme, üç yıllık kısa dönemde Şili kiraz sektörünün ne kadar hızlı ölçek büyüttüğünü gösteriyor. Ülkenin ihracat hedefi ise 670 bin ton seviyesine yaklaşıyor. Bu tablo, Şili’nin ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara yönlendiren güçlü bir ihracat modeli kurduğunu ortaya koyuyor. Şili’de dikili kiraz alanları 80 bin hektara yaklaşırken, hasat edilen alanın 74 bin hektar seviyesine çıkacağı öngörülüyor. Maule ve O’Higgins bölgeleri, ülkenin kiraz üretiminde ana merkezler olarak öne çıkıyor. ÇİN PAZARI ŞİLİ’Yİ BÜYÜTTÜ, PAZAR BAĞIMLILIĞI YENİ RİSK DOĞURDU Şili kirazının büyüme hikâyesinin merkezinde Çin pazarı bulunuyor. Şili kiraz ihracatının çok büyük bölümü Çin’e gidiyor. Son sezon değerlendirmelerinde ihracatın yaklaşık yüzde 87’sinin Çin pazarına yöneldiği aktarılıyor. Bu güçlü talep, Şili’de kiraz bahçelerinin hızla genişlemesini sağladı. Ancak büyümenin yarattığı yeni sorunlar da sektörün gündemine yerleşti. Üretim hacminin kısa sürede artması, ürünün aynı pazara yoğun biçimde yönelmesi, lojistik baskı, kalite farkları ve arzın belli dönemlerde pazara yığılması fiyatları aşağı çekmeye başladı. Şili kiraz sektörü bugün yalnızca “ne kadar üretildiğini” değil; hangi ürünün ihracata uygun olduğunu, hangi kalitenin pazarda değer bulduğunu, hangi çeşitlerin sürdürülebilir olduğunu ve tek pazara bağımlılığın nasıl azaltılacağını tartışıyor. ŞİLİ’DE YENİ TARIM POLİTİKASI: TONAJ DEĞİL, KALİTE MERKEZLİ ÜRETİM Şili’de tarım danışmanları ve sektör temsilcileri, kirazda yeni bir üretim modeline geçilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Yeni yaklaşımda hedef daha fazla alan dikmek ya da yalnızca daha fazla tonaj üretmek değil. Sektör, mevcut bahçelerin verimliliğini, meyve kalitesini, hasat zamanlamasını, ihracata uygunluğu, soğuk zincir kapasitesini ve pazar çeşitliliğini merkeze alan bir modele yöneliyor. Şili kirazında artık temel başlık, iri, sert, parlak, uzun yol taşımaya uygun, raf ömrü güçlü ve pazar talebini karşılayan ürün yetiştirmek oldu. Bu yaklaşım, tarımda büyümenin yalnızca üretim miktarıyla ölçülemeyeceğini gösteriyor. Kalite standardı, pazar okuması, teknik danışmanlık, hasat sonrası yönetim ve ihracat disiplini olmadan yüksek rekolte üreticiye beklenen geliri sağlamıyor. KİRAZDA BAŞARIYI FİDAN DEĞİL, ÜRETİM ZİNCİRİ BELİRLİYOR Kiraz, hassas bir meyve olduğu için yalnızca bahçe kurmak ya da fidan dikmek ekonomik başarı için yeterli değil. Doğru rakım, uygun çeşit, iklim riski analizi, sulama altyapısı, budama, hastalık ve zararlı mücadelesi, hasat zamanı, ön soğutma, sınıflandırma, paketleme ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde kurulmak zorunda. Şili’de Santina, Lapins ve Regina gibi çeşitler; renk, sertlik, irilik, raf ömrü ve uzak pazarlara dayanıklılık özellikleriyle öne çıkıyor. Üretici bahçeden yalnız bırakılmıyor; teknik danışmanlık, kalite kontrolü ve ihracat planlaması sürecin ayrılmaz parçası olarak yürütülüyor. Bu model, Giresun için de önemli bir ders taşıyor. Kiraz yetiştiriciliği yalnızca “yeniden fidan dağıtımı” meselesi değil; üretici, bahçe, çeşit, soğuk zincir, marka ve pazarın birlikte kurulması gereken bir tarım politikasıdır. TÜRKİYE KİRAZDA DÜNYA LİDERİ Türkiye, yıllık yaklaşık 700 bin tonluk üretimiyle dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alıyor. Türkiye’nin 2023 üretimi yaklaşık 736 bin ton, 2024 üretimi ise yaklaşık 726 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Bu rakamlar Türkiye’nin üretim gücünü gösteriyor. Ancak üretim hacmine rağmen ihracata giden oran sınırlı kalıyor. Türkiye’de üretilen kirazın yaklaşık yüzde 12-13’ü ihraç ediliyor. Bu oran, Türkiye’nin üretimde güçlü olmasına rağmen ihracat organizasyonu, kalite standardı, soğuk zincir, paketleme ve pazar yönetimi alanlarında hâlâ gelişme ihtiyacı bulunduğunu gösteriyor. Şili ise üretimini ihracat hedefiyle kurguladığı için, ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara satabiliyor. TÜRKİYE’DE KİRAZ ÜRETİMİ HANGİ İLLERDE YOĞUNLAŞIYOR? Türkiye’de kiraz üretiminin ana yükünü İzmir, Konya, Bursa, Afyonkarahisar, Isparta ve Manisa taşıyor. Bu iller, Türkiye kiraz üretiminin yaklaşık yarısını karşılıyor. Amasya, Çanakkale, Antalya, Niğde ve Kütahya da önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. İzmir ve Manisa erken sezon üretimi, ihracat bağlantısı ve dış pazara uygun çeşitleriyle öne çıkıyor. Konya, Niğde ve Kütahya gibi iç bölgeler yüksek rakım ve geççi üretim avantajı sağlıyor. Bursa, Çanakkale ve Afyonkarahisar ise hem iç pazar hem ihracat açısından güçlü üretim havzaları arasında bulunuyor. Türkiye’nin kiraz üretiminde güçlü olan illeri, yalnızca iklim avantajıyla değil; modern bahçecilik, çeşit seçimi, üretici alışkanlığı, soğuk hava, paketleme ve alıcı bağlantısıyla öne çıkıyor. GİRESUN KİRAZIN ANAVATANI OLARAK BİLİNİYOR Giresun’un kirazla ilişkisi yalnızca tarımsal üretim başlığıyla sınırlı değil; kentin tarihsel kimliğine uzanan güçlü bir hafızaya dayanıyor. Giresun, tarih boyunca “kirazın anavatanı” olarak anıldı. Kentin adının Yunanca kiraz anlamına gelen Kerasus veya Keresea kelimeleriyle ilişkilendirilmesi, bu tarihsel anlatının en güçlü unsurlarından biri kabul ediliyor. Tarihsel kaynaklarda, Romalı komutan Lucullus’un Giresun çevresinde yabani kiraz ağaçlarını gördüğü ve bu kiraz fidanlarını Roma’ya götürdüğü anlatılıyor. Bu anlatı, kirazın Giresun’dan dünyaya yayıldığı inancının temelini oluşturuyor. Her ne kadar Roma’da daha önce de kirazın bilindiğine ilişkin farklı tarihsel değerlendirmeler bulunsa da, Giresun’un kirazla kurduğu bağ bugün hâlâ kentin kültürel kimliğinde önemli bir yere sahip. GİRESUN’UN KİRAZ HAFIZASI ULUSLARARASI KARŞILIK BULDU Giresun’un kiraz kimliği yalnızca yerel bir anlatı olarak kalmadı. Japonya’nın önemli kiraz üretim merkezlerinden Sagae şehri, kirazın ana yurdunun Giresun kabul edilmesi nedeniyle 1989 yılında Giresun’u kardeş şehir ilan etti. Bu gelişme, Giresun’un kirazla ilişkili tarihsel kimliğinin uluslararası düzeyde de bilindiğini gösterdi. Ancak tarihsel ve kültürel karşılık, ekonomik üretim zincirine dönüştürülemedi. Giresun, kirazın anavatanı olarak tanınmasına rağmen modern kiraz yetiştiriciliğinde güçlü bir üretim merkezi haline gelemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NE ZAMAN GERİLEMEYE BAŞLADI? Giresun’da kiraz üretiminin ticari ölçekte ne zaman zayıfladığına ilişkin tek bir kesin yıl bulunmuyor. Ancak tablo açık: Kiraz antik dönemden itibaren Giresun’un kimliğinde yer aldı; Cumhuriyet döneminde de kültürel hafızada varlığını sürdürdü. Buna karşılık 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren fındığın ekonomik ağırlığının artmasıyla kiraz ticari üretim gücünü büyük ölçüde kaybetti. Giresun’da kirazın gerilemesi ani bir üretim kırılması değil, uzun yıllara yayılan bir dönüşüm oldu. Fındık, daha düzenli gelir sağlaması, depolanabilir olması, alıcı ağının güçlü kurulması, sanayi bağlantısının gelişmesi ve ihracat değerinin yüksek olması nedeniyle üreticinin temel ürünü haline geldi. Kiraz ise kısa hasat dönemi, yüksek işçilik ihtiyacı, hızlı pazarlama zorunluluğu, soğuk zincir eksikliği ve alım-paketleme organizasyonunun kurulamaması nedeniyle üretici açısından daha riskli bir ürün olarak geriye düştü. KİRAZ BAHÇELERİ FINDIĞA YER AÇTI Giresun’da fındık yalnızca bir tarımsal ürün değil, kentin ekonomik ve toplumsal yapısını belirleyen ana gelir kaynağı haline geldi. Bu süreçte üretici, arazisini daha güvenli gelir sağlayan fındık bahçelerine yönlendirdi. Kiraz ağaçları ise birçok bölgede ya söküldü, ya bakımsız kaldı ya da ev içi tüketim ve sınırlı yerel satışla varlığını sürdürdü. Kirazın ekonomik üretimden çekilmesinde fındığın yükselişi kadar, kiraz için gerekli olan örgütlü üretim modelinin kurulamaması da etkili oldu. Giresun’da kirazın tarihsel değeri güçlü kaldı ancak ticari üretim zinciri kurulamadı. Üretim, alım, sınıflandırma, soğuk hava, paketleme, marka ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde çalışmadığı için kiraz yerel hafızada kaldı, ekonomik ölçekte büyüyemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NEDEN TUTUNAMADI? Kiraz, fındığa göre çok daha hassas bir üretim ve pazarlama yapısı istiyor. Meyvenin kısa sürede toplanması, zarar görmeden kasalanması, sınıflandırılması, ön soğutmaya alınması ve pazara ulaştırılması gerekiyor. Bu zincir kurulmadığında ürün hızla yumuşuyor, çatlıyor, rengini ve değerini kaybediyor. Giresun’da parçalı arazi yapısı, dağınık üretim, küçük ölçekli bahçeler, modern meyvecilik yatırımlarının sınırlı kalması, soğuk hava ve paketleme altyapısının gelişmemesi kirazın ticari ürün olarak büyümesini engelledi. Fındıkta üretici ürünü daha uzun süre bekletebilirken, kirazda zaman çok daha belirleyici. Bu nedenle pazar garantisi ve soğuk zincir olmadan kiraz üretimi üretici açısından riskli hale geldi. İKLİM RİSKİ KİRAZDA DAHA BELİRLEYİCİ HALE GELDİ Kiraz, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen meyve türleri arasında yer alıyor. Kışların ılık geçmesi, kiraz ağaçlarının ihtiyaç duyduğu soğuklama süresini olumsuz etkileyebiliyor. İlkbahar geç donları çiçek ve küçük meyve döneminde ciddi verim kaybına yol açabiliyor. Olgunlaşma döneminde görülen yağışlar ise meyvede çatlama riskini artırıyor. Sıcaklık dalgalanmaları, nem ve hastalık baskısı da kaliteyi düşürebiliyor. Bu nedenle Giresun’da kirazın yeniden üretime kazandırılması, yalnızca fidan dikimiyle sağlanamaz. Doğru rakım, doğru çeşit, uygun anaç, sulama planı, budama takvimi ve hastalık yönetimi birlikte kurulmalıdır. GİRESUN KİRAZI NASIL AYAĞA KALKAR? Giresun’da kirazın yeniden canlandırılması için ilk adım, kentin kiraz ekolojisinin bilimsel olarak yeniden haritalanmasıdır. Hangi ilçede, hangi rakımda, hangi toprak yapısında ve hangi mikroklimada ekonomik kiraz üretimi yapılabileceği net biçimde ortaya konulmalıdır. Sahil bandı, orta kuşak köyler ve iç kesimler aynı üretim modeliyle değerlendirilmemelidir. Dereli, Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk, Yağlıdere, Keşap, Espiye ve iç bölgelerde farklı rakım kuşaklarına göre ayrı kiraz planlaması yapılmalıdır. Bu planlama yapılmadan dağıtılacak fidanlar kalıcı üretim oluşturmaz. Giresun kirazının ayağa kalkması, üreticiye yalnızca fidan vermekle değil; bakım, sulama, budama, hastalık mücadelesi, hasat, soğuk zincir ve pazar desteği sağlamakla mümkün olur. KÜÇÜK ALAN, YÜKSEK DEĞER MODELİ KURULMALI Giresun’un kirazda Şili gibi yüz binlerce tonluk üretim hedeflemesi gerçekçi değildir. Ancak Giresun, kendi ölçeğinde yüksek değerli, coğrafi kimliği güçlü, sınırlı ama kaliteli bir kiraz modeli kurabilir. Bu modelde amaç tonaj yarışı değil; “Giresun kirazı” adıyla anılan, izlenebilir, kaliteli, seçilmiş bahçelerden gelen, taze tüketime ve özel pazarlara uygun ürün yetiştirmek olmalıdır. Pilot köylerde modern kiraz bahçeleri kurulmalı, üreticiler bireysel değil kümelenmiş modelle desteklenmelidir. Aynı bölgede aynı çeşit, aynı bakım takvimi, aynı kalite standardı ve aynı pazarlama kanalı uygulanmalıdır. FINDIĞA RAKİP DEĞİL, FINDIĞA EK GELİR Giresun’da kirazın yeniden ayağa kalkması, fındığın alternatifi olarak değil, fındığa ek gelir sağlayacak tamamlayıcı ürün olarak planlanmalıdır. Fındık, Giresun’un ana tarımsal ürünü olmaya devam ederken, uygun bölgelerde kiraz üretimi üreticiye erken sezon nakit girişi sağlayabilir. Kirazın hasat dönemi fındıktan önce geldiği için, doğru planlanmış bir üretim modeli üreticinin yıl içindeki gelir akışını dengeleyebilir. Bu yaklaşım, üreticiyi tek ürüne bağımlı olmaktan kısmen çıkarır; Giresun’un tarımsal ürün çeşitliliğini artırır. KAMU, ÜNİVERSİTE VE ÜRETİCİ AYNI PROGRAMDA BULUŞMALI Giresun kirazı için kalıcı bir dönüşüm hedefleniyorsa, bu çalışma yalnızca festival, tanıtım etkinliği veya sembolik fidan dağıtımıyla sınırlı kalmamalıdır. Giresun Valiliği, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Giresun Üniversitesi, ziraat odaları, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve özel sektör aynı masada kiraz eylem planı hazırlamalıdır. Bu planda üretim bölgeleri, çeşit seçimi, fidan kalitesi, teknik danışmanlık, sulama altyapısı, hastalık ve zararlı mücadelesi, soğuk hava, paketleme, marka, coğrafi işaret ve pazar bağlantısı birlikte ele alınmalıdır. Giresun kirazı için coğrafi kimlik güçlüdür. Eksik olan, bu kimliği ekonomik üretim zincirine dönüştürecek tarım politikasıdır. ŞİLİ’NİN DERSİ GİRESUN İÇİN UYARI NİTELİĞİNDE Şili, kirazda dünya ölçeğinde büyüdü ancak bugün kaliteyi merkeze almayan büyümenin fiyatları düşürdüğünü ve pazar riskini artırdığını tartışıyor. Giresun için bu örnek önemli bir uyarı taşıyor. Kiraz yeniden canlandırılacaksa önce sistem kurulmalıdır. Bahçe kurulmadan pazar, pazar kurulmadan soğuk zincir, soğuk zincir kurulmadan kalite standardı, kalite standardı kurulmadan marka oluşturulamaz. Giresun’un kiraz hikâyesi güçlüdür. Ancak bu hikâyenin yeniden ekonomik değere dönüşmesi için anavatan söylemi üretim planı, kalite standardı ve pazar stratejisiyle birleştirilmelidir. GİRESUN KİRAZI YENİDEN DOĞABİLİR Giresun kirazı, geçmişteki hatırasıyla değil, geleceğe dönük doğru tarım politikasıyla yeniden ayağa kalkabilir. Bunun yolu rastgele fidan dağıtımından değil, bilimsel planlamadan; dağınık üretimden değil, kümelenmiş bahçelerden; yerel tüketimle sınırlı satıştan değil, markalı pazarlamadan; yalnızca festival vurgusundan değil, üretici gelirini artıracak kalıcı modelden geçiyor. Giresun, kirazın anavatanı olma iddiasını yeniden güçlendirmek istiyorsa, bu ürünü kültürel bir hatıra olmaktan çıkarıp üreticinin gelir hanesine yazılan gerçek bir tarım değerine dönüştürmelidir. https://redagricola.com/asesores-llaman-a-avanzar-hacia-un-nuevo-modelo-productivo-de-la-cereza-en-chile-con-la-calidad-en-el-centro/

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ: Haber

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ:

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ: Dünya fındık piyasasında rekabet artık yalnızca kimin daha fazla ürettiğiyle değil, hasat zamanı, ürünün pazara giriş takvimi, kabuklu-iç fındık dengesi, sanayi bağlantısı, mekanizasyon, kurutma standardı, stok yönetimi, alıcı davranışı, coğrafi kimlik ve kalite farkı ile belirleniyor. Türkiye dünya fındık üretiminde ana belirleyici ülke konumunu korurken, Şili Güney Yarımküre avantajıyla yılın ilk yarısında pazara giriyor; İtalya fındığı gastronomi, çikolata ve coğrafi işaret üzerinden markalaştırıyor; ABD/Oregon mekanize üretim ve standart tedarik modeliyle büyüyor; Azerbaycan ve Gürcistan ise Karadeniz-Kafkas hattında Avrupa pazarına yakın alternatif kaynaklar olarak öne çıkıyor. Bu tablo, Giresun kalite fındığının dünya piyasasında yalnızca Türkiye’nin toplam üretim miktarı içinde değerlendirilecek bir ürün olmadığını; arazi yapısı, emek yoğun üretim, düşük verim koşulları, aroma değeri, kalite farkı ve coğrafi kimliğiyle ayrı bir fiyat ve marka politikasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. DÜNYA FINDIKTA ANA ÜRETİM TABLOSU Dünya fındık üretimi son yıllarda 1 milyon ton kabuklu ürün eşiğinin üzerinde seyrediyor. Uluslararası sektör verilerine göre 2023/24 sezonunda dünya fındık üretimi yaklaşık 1,12 milyon ton kabuklu, 523 bin ton iç fındık karşılığı düzeyinde gerçekleşti. 2024/25 sezonu için küresel üretim tahmini yaklaşık 1,29 milyon ton kabuklu ürün seviyesine çıktı. Türkiye, dünya üretiminde açık ara ilk sırada yer alıyor. Türkiye’nin ardından İtalya, ABD, Şili, Azerbaycan ve Gürcistan geliyor. Ancak her ülkenin piyasaya etkisi aynı şekilde oluşmuyor. Türkiye toplam üretim ve ihracat gücüyle fiyatın ana yönünü belirlerken, Şili hasat takvimiyle, İtalya marka ve gastronomi değeriyle, ABD/Oregon mekanize üretim ve standart sanayi tedarikiyle, Azerbaycan ve Gürcistan ise yakın dönem alternatif arz kapasiteleriyle piyasada yer tutuyor. Küresel fındık ticaretinde tonaj hâlâ önemini koruyor; ancak alıcılar artık yalnızca miktara bakmıyor. Ürünün hangi ayda pazara girdiği, iç randımanı, kalibresi, nem oranı, kurutma standardı, işlenebilirliği, izlenebilirliği, aflatoksin riski, lojistik güvenliği ve sanayiye uygunluğu fiyat davranışını doğrudan etkiliyor. HASAT VE PİYASAYA GİRİŞ SIRASINA GÖRE DÜNYA FINDIK TABLOSU Sıra Ülke / bölge Yaklaşık üretim / ticari hacim Hasat dönemi Piyasaya giriş dönemi Giresun’a etkisi 1 Şili 2025 için yaklaşık 80 bin ton kabuklu ürün beklentisi Şubat-mayıs / çoğu bölgede mart-mayıs Nisan-haziran Türkiye sezonu öncesi ara dönem tedarik sağlar; alıcıların stok ve fiyat riskini azaltır 2 Türkiye / Giresun Türkiye’de normal yıllarda 600-700 bin ton bandı; 2025 için farklı kaynaklarda 450-550 bin ton aralığı Ağustos Ağustos-eylül Dünya fiyatının ana yönünü belirler; Giresun kalite, aroma ve coğrafi değer üzerinden ayrışmalıdır 3 Azerbaycan Üretimde yükselen Kafkas hattı; 2024’te yaklaşık 20 bin ton ihracat Ağustos-eylül Eylül-ekim Türkiye ile yakın takvimde standart ürün rekabetini artırır 4 Gürcistan Orta ölçekli üretici; 2024/25 döneminde yaklaşık 18 bin ton ihracat Ağustos-eylül Eylül-ekim Avrupa pazarında alternatif kaynak olarak görünürlüğünü artırır 5 İtalya / Piemonte-Lazio-Campania-Sicilya 2023’te yaklaşık 100 bin ton bandı; 2024/25’te düşüş, 2025/26’da toparlanma beklentisi Ağustos-ekim Eylül-kasım Marka, gastronomi, coğrafi işaret ve sanayi modeli Giresun için önemli örnek oluşturur 6 ABD / Oregon 2024’te yaklaşık 96-97 bin ton; 2025 için yaklaşık 116 bin ton beklentisi Eylül-ekim Ekim-kasım Mekanizasyon, yeni çeşitler ve standart ürünle sanayi tedarikinde rekabet yaratır 7 Diğer üreticiler Çin, İran, Fransa, Sırbistan, Polonya ve Balkan ülkelerinde sınırlı hacimler Bölgeye göre değişiyor Yerel ve sınırlı ihracat Büyük fiyatı tek başına belirlemez; kaynak çeşitliliğini artırır ŞİLİ: GÜNEY YARIMKÜRE TAKVİMİYLE YILIN İLK TİCARİ ARZI Dünya fındık takviminde ilk büyük farklılık Şili’de ortaya çıkıyor. Güney Yarımküre’de yer alan Şili’de Avrupa fındığı, Türkiye, İtalya, ABD, Azerbaycan ve Gürcistan gibi Kuzey Yarımküre üreticilerinden aylar önce hasat ediliyor. Ürün şubat ayından itibaren bazı bölgelerde olgunlaşma sürecine giriyor; ticari hasat çoğu bölgede mart-mayıs dönemine yayılıyor ve ürün yılın ilk yarısında piyasaya iniyor. Bu zamanlama, Şili’ye üretim miktarından bağımsız önemli bir ticari konum kazandırıyor. Kuzey Yarımküre’de yeni sezon ürününün henüz bahçede olduğu, önceki sezon stoklarının azaldığı ve sanayi alıcılarının yeni sezon öncesi pozisyon aldığı dönemde Şili ürünü piyasaya giriyor. Çikolata, krema, ezme, kuruyemiş ve gıda sanayisi yıl boyunca hammadde kullandığı için Şili fındığı, özellikle Türkiye sezonu başlamadan önce ara dönem tedarik kaynağı olarak değerlendiriliyor. Şili’nin fındıkta yükselişi yalnızca takvim farkıyla sınırlı değil. Ülkede üretim daha geniş bahçeler, modern dikim sistemleri, mekanizasyona uygun alanlar, kurutma altyapısı ve işleme tesisleriyle birlikte büyüyor. Osorno gibi bölgelerde açılan yeni işleme tesisleri, ürünün kabul, temizleme, yıkama, kurutma, kalibrasyon, kırma, seçme ve ihracata hazırlık süreçlerini tek zincir içinde topluyor. Şili’nin Giresun’a etkisi aynı hasat ayında doğrudan rekabet oluşturması değil, büyük alıcıların Türkiye sezonu başlamadan önce stok ve fiyat riskini yönetebilmesidir. Sanayi alıcıları Şili’den ürün alarak yeni sezon öncesi hammadde açığını kapatabiliyor, Türkiye’de rekolte belirsizliği oluştuğunda alternatif tedarik kanalı yaratabiliyor. Bu durum, Giresun kalite fındığının Türkiye toplam üretiminin içinde kaybolmadan, aroma ve coğrafi kalite değeriyle ayrı bir ürün olarak anlatılmasını daha önemli hale getiriyor. TÜRKİYE VE GİRESUN: AĞUSTOS HASADIYLA DÜNYA FİYATININ ANA EŞİĞİ Türkiye, dünya fındık piyasasında ana üretici ülke konumunu koruyor. Normal yıllarda 600-700 bin ton bandında seyreden Türkiye üretimi, rekolte tahminleri, don, kuraklık, kahverengi kokarca zararı, randıman, kalibre, iç fındık dengesi, ihracatçı talebi ve üretici satış davranışıyla dünya fiyatının ana yönünü belirliyor. Giresun’da fındık doğal mevsiminde ağustos ayında hasat ediliyor. Sahil kesiminde ürün daha erken olgunlaşırken, orta ve yüksek kesimlerde hasat rakıma bağlı olarak ilerleyen tarihlere kayıyor. Bu kademeli takvim, Giresun fındığının iklim, rakım ve arazi karakterinin doğrudan sonucudur. Giresun kalite fındığının temel farkı tonaj büyüklüğünden çok ürün niteliğidir. Giresun’da fındık yamaçlarda, eğimli ve parçalı arazilerde, büyük ölçüde insan emeğiyle ve daha yüksek işçilik maliyetiyle üretiliyor. Dekar başına verimin düz ve mekanize alanlara göre daha düşük olması, üretim maliyetini artırıyor; buna karşılık ürün aroma, lezzet, incelik ve kalite değeri bakımından ayrı bir yere sahip oluyor. Türkiye toplam üretimi dünya fiyatını belirleyen ana unsur olsa da, Giresun kalite fındığı bu toplamın içinde ortalama ürün gibi değerlendirildiğinde bölgenin özel değeri fiyat politikasına yeterince yansımıyor. Giresun kalite fındığı, yamaçta ve yüksek emekle üretilen; düşük verim koşullarına rağmen aroma ve kalite değeri yüksek olan özel bir ürün yetiştirilen coğrafi üretim alanının ürünü olarak konumlandırılmalıdır. AZERBAYCAN: TÜRKİYE İLE AYNI DÖNEMDE PAZARA GİREN KAFKAS ÜRETİCİSİ Azerbaycan, Karadeniz-Kafkas hattında fındık üretimini ve ihracatını artıran ülkeler arasında yer alıyor. Ülkede hasat ağırlıklı olarak ağustos-eylül döneminde yapılıyor. Ürün eylül-ekim aylarından itibaren ihracat kanallarında daha görünür hale geliyor. Azerbaycan’ın üretim hacmi Türkiye ile karşılaştırıldığında sınırlı olsa da, takvim yakınlığı nedeniyle standart iç fındık segmentinde alternatif kaynak etkisi oluşturuyor. Uluslararası alıcılar Türkiye sezonuyla aynı dönemde Azerbaycan ürününü de tedarik seçenekleri arasına alabiliyor. Bu durum Giresun açısından doğrudan kalite rekabetinden çok fiyat segmenti baskısı oluşturuyor. Azerbaycan ürünü özellikle standart ürün pazarında alıcıya alternatif sunduğunda, Giresun kalite fındığının aynı fiyat bandına sıkışmaması daha kritik hale geliyor. Giresun’un burada öne çıkaracağı başlık düşük fiyat değil; kalite, aroma, coğrafi köken, izlenebilirlik ve ürün standardıdır. GÜRCİSTAN: AVRUPA PAZARINA YAKIN ALTERNATİF KAYNAK Gürcistan, fındıkta Avrupa pazarına yakınlığı ve ihracat kabiliyetiyle öne çıkan ülkelerden biridir. Ülkede hasat ağustos-eylül döneminde yapılıyor ve ürün aynı dönemde ihracat kanallarına girmeye başlıyor. Gürcistan’ın üretim hacmi Türkiye’ye göre sınırlı olsa da, ihracat pazarı açısından etkisi önemlidir. Avrupa Birliği pazarına yakınlık, ihracat kanalları ve kalite iyileştirme çalışmaları Gürcistan’ı tamamlayıcı tedarikçi haline getiriyor. İtalya, Almanya ve diğer Avrupa pazarlarına yönelen Gürcistan fındığı, büyük alıcıların kaynak çeşitlendirme politikasında yer buluyor. Giresun açısından Gürcistan’ın yükselişi, yakın coğrafyada üretilen alternatif fındığın Avrupa pazarında daha fazla görünmesi anlamına geliyor. Bu durum, Giresun fındığının “Türkiye menşeli ürün” başlığı altında genelleştirilmeden, “Giresun kalite” adıyla daha güçlü tanıtılmasını gerekli kılıyor. İTALYA: ALBA, PİEMONTE, LAZIO VE CAMPANIA’DA FINDIK MARKAYA DÖNÜŞÜYOR İtalya, dünya fındık piyasasında geleneksel kalite ülkelerinden biridir. Üretim Piemonte, Lazio, Campania ve Sicilya gibi farklı bölgelere yayılıyor. Alba ve Piemonte hattı özellikle Tonda Gentile çeşidi, çikolata sanayisi, pastacılık, gastronomi, coğrafi işaret ve bölgesel marka gücüyle öne çıkıyor. İtalya’da hasat bölge ve çeşide göre ağustos-ekim dönemine yayılıyor. Piemonte’de hasat çoğunlukla ağustos sonu-eylül başı döneminde, fındıkların doğal olarak yere düşmesiyle başlıyor. Lazio, Viterbo, Campania, Giffoni ve Sicilya gibi bölgelerde takvim çeşide, iklim koşullarına ve bahçe yapısına göre değişiyor. İtalya’nın temel farkı, fındığı yalnızca kabuklu veya iç ürün olarak değerlendirmemesidir. Alba ve Piemonte hattı, fındığı çikolata, krema, pasta, tatlı, gastronomi turizmi ve coğrafi işaretle birlikte pazarlıyor. Bu yapı, ürünün fiyatını yalnızca tonajla değil, kültürel ve sanayi değeriyle de destekliyor. Giresun için İtalya modeli önemli bir ders içeriyor. Giresun kalite fındığı aroma bakımından güçlü bir ürün olmasına rağmen, bu değer yeterince işlenmiş ürün, yerel çikolata, pastacılık, paketli ürün, kavurma standardı, coğrafi işaretli marka ve gastronomi bağlantısıyla desteklenmediğinde fiyat avantajına dönüşmekte zorlanıyor. Alba’nın yaptığı, kaliteli ürünü bölge adıyla ve sanayiyle birlikte satmaktır; Giresun’un da kalite fındığını kendi coğrafi adıyla daha güçlü ticari dile taşıması gerekiyor. ABD / OREGON: MEKANİZE ÜRETİM VE STANDART SANAYİ TEDARİKİ ABD fındık üretiminin merkezi Oregon’dur. Willamette Vadisi’nde yoğunlaşan üretim; geniş bahçeler, düzenli plantasyon yapısı, yeni çeşitler, mekanizasyon, kurutma ve işleme standardı üzerinden gelişiyor. Oregon’da hasat genel olarak eylül-ekim döneminde yapılıyor ve ürün ekim-kasım aylarında piyasada daha görünür hale geliyor. ABD/Oregon’un dünya piyasasındaki etkisi, geleneksel kalite hikâyesinden çok sanayiye güvenilir ve standart ürün sunabilmesidir. Mekanize hasat, kurutma ve işleme altyapısı; büyük alıcılar açısından öngörülebilir kalite, düzenli tedarik ve daha planlı lojistik anlamına geliyor. 2024’te yaklaşık 96-97 bin ton düzeyinde gerçekleşen ABD/Oregon üretiminin 2025 için 116 bin ton seviyesine çıkabileceğine ilişkin beklentiler, bölgenin tedarik kapasitesini büyüttüğünü gösteriyor. Giresun’un Oregon ile aynı zeminde rekabet etmesi mümkün değildir. Çünkü Giresun’un arazi yapısı eğimli, parçalı ve emek yoğundur. Oregon’un güçlü olduğu alan mekanizasyon ve standart sanayi tedarikidir. Giresun’un güçlü olduğu alan ise aroma, coğrafi kalite ve emek yoğun üretim değeridir. Bu fark doğru anlatılmadığında Giresun kalite fındığı, mekanize standart ürünle aynı ortalama fiyat mantığı içinde değerlendirilebilir. DİĞER ÜRETİCİLER: KÜÇÜK HACİMLER, BÜYÜYEN KAYNAK ÇEŞİTLİLİĞİ Çin, İran, Fransa, Sırbistan, Polonya ve bazı Balkan ülkeleri dünya fındık üretiminde sınırlı hacimlerle yer alıyor. Bu ülkeler tek başına küresel fiyatı belirleyecek büyüklükte değildir; ancak büyük üretici ülkelerde arz sorunu yaşandığında alıcıların kaynak çeşitlendirme arayışında daha fazla gündeme gelebiliyor. Bu küçük ve orta ölçekli üreticilerin varlığı, fındık ticaretinde tek kaynağa bağımlılığın azaldığını gösteriyor. Büyük sanayi alıcıları artık farklı ülkelerden, farklı takvimlerde ve farklı kalite seviyelerinde ürün temin ederek risk dağıtıyor. Giresun açısından bu gelişme, kalite ürünün daha güçlü tanıtılmasını zorunlu kılıyor. Çünkü küresel alıcı için seçenek arttıkça, yalnızca “Türkiye fındığı” demek yeterli olmuyor. “Giresun kalite” adının aroma, coğrafi köken, üretim zorluğu, işçilik maliyeti ve kalite standardıyla birlikte anlatılması gerekiyor. HASAT TAKVİMİ FİYATI NASIL DEĞİŞTİRİYOR? Fındık piyasasında hasat takvimi, fiyat psikolojisini doğrudan etkiliyor. Şili’nin yılın ilk yarısında pazara girmesi, Türkiye sezonu öncesinde alıcıya ara dönem ürün sağlıyor. Bu durum, sanayi alıcılarının stok yönetimini kolaylaştırıyor ve Türkiye sezonu başlamadan önce piyasa beklentilerini şekillendiriyor. Ağustos ayında Türkiye, Giresun, Azerbaycan ve Gürcistan devreye giriyor. Bu dönem dünya fındık fiyatı açısından ana eşiktir. Türkiye’de rekoltenin yüksek veya düşük olması, ürün kalitesi, randıman, ihracatçı talebi, üretici satış davranışı ve sanayi alıcılarının stok durumu fiyatın yönünü belirliyor. Eylül-kasım döneminde İtalya ve ABD/Oregon ürünleri daha güçlü şekilde piyasaya giriyor. İtalya marka ve kalite bağlantısıyla; Oregon ise mekanize, standart ve sanayiye uygun ürünle alıcıların tedarik planlarında yer alıyor. Bu takvim, Giresun’un yalnızca Türkiye içindeki üretici bölgelerle değil, farklı ülkelerin farklı avantajlarıyla da aynı piyasada karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Şili takvimle, İtalya marka ile, Oregon mekanizasyonla, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarikle öne çıkıyor. Giresun’un bu tablo içindeki gücü, kaliteyi fiyatlandıran ayrı bir ticari model kurulduğunda daha görünür hale geliyor. KABUKLU-İÇ FINDIK DENGESİ NEDEN ÖNEMLİ? Dünya fındık piyasasında üretim rakamları çoğu zaman kabuklu tonaj üzerinden açıklanıyor; ancak sanayi alıcısı için asıl belirleyici olan iç fındık miktarı, randıman, kalibre, sağlam iç oranı ve işlenebilirliktir. Aynı kabuklu tonaj, farklı ülkelerde farklı iç fındık karşılığı verebilir. Bu nedenle yalnızca toplam üretim rakamı fiyatı açıklamak için yeterli değildir. Türkiye’de rekolte yüksek görünse bile randıman düşük, kalibre küçük veya kalite sorunlu olduğunda sanayinin kullanabileceği ürün miktarı azalabilir. Şili, Oregon ve İtalya gibi bölgelerde kurutma, kalibrasyon ve işleme standardının güçlenmesi, ürünün sanayi için daha öngörülebilir hale gelmesini sağlar. Giresun kalite fındığı açısından bu başlık daha da önemlidir. Ürünün aroma ve kalite üstünlüğü, doğru kurutma, düşük nem, iyi muhafaza, yüksek randıman ve izlenebilirlik ile desteklendiğinde fiyat politikası daha sağlam kurulabilir. Giresun fındığının değerini yalnızca kabuklu tonajla değil, iç kalite ve kullanım değeriyle anlatmak gerekir. SANAYİ ALICILARI İÇİN FINDIK ARTIK YILLIK STOK YÖNETİMİ ÜRÜNÜ Fındık, büyük çikolata ve gıda sanayisi için yalnızca sezonluk alınan bir tarım ürünü değil, yıl boyunca yönetilen stratejik hammaddedir. Sanayi alıcıları fiyat dalgalanması, rekolte riski, hastalık, don, kuraklık, kalite sorunu ve lojistik aksama riskine karşı farklı ülkelerden ürün alarak tedarik güvenliği sağlamaya çalışıyor. Bu yapı, Şili’nin önemini artırıyor. Şili ürünü Türkiye sezonundan önce piyasaya girdiği için alıcıya ara dönem esneklik sağlıyor. Oregon, mekanize ve standart üretimle sanayi tedarikinde güven veriyor. İtalya, kalite ve marka değeriyle yüksek katma değerli ürün segmentinde yer tutuyor. Azerbaycan ve Gürcistan ise yakın coğrafyada alternatif kaynak oluşturuyor. Giresun’un bu zincirde güçlü kalabilmesi için ürününü yalnızca hammadde olarak değil, kalite değeri yüksek stratejik ürün olarak konumlandırması gerekiyor. Aksi halde Giresun fındığı, küresel alıcıların ortalama maliyet hesabı içinde değerlendirilen bir kaleme dönüşebilir. MEKANİZASYON FARKI MALİYET VE FİYATTA AYRIŞMA YARATIYOR Dünya fındık üretiminde mekanizasyon farkı, üretim maliyetini doğrudan etkiliyor. Şili ve Oregon gibi geniş, düzenli ve makine kullanımına daha uygun bahçelerde hasat ve hasat sonrası işlemler daha planlı yürütülebiliyor. Bu durum işçilik maliyetini azaltıyor, ürünün daha hızlı toplanmasını sağlıyor ve sanayiye düzenli ürün akışını kolaylaştırıyor. Giresun’da ise eğimli ve parçalı arazi yapısı nedeniyle mekanizasyon sınırlı kalıyor. Üretim büyük ölçüde insan emeğine dayanıyor. Bu yapı maliyet dezavantajı oluştursa da, Giresun kalite fındığının emek yoğun üretim karakteri doğru anlatıldığında ürünün coğrafi ve kalite değerini güçlendiren bir unsur haline gelebilir. Bu nedenle Giresun fındığı, düz ve mekanize alanlarda üretilen ortalama ürünle aynı maliyet mantığı içinde değerlendirilmemelidir. Fiyat politikasında verim farkı, arazi eğimi, işçilik yükü, kalite değeri ve aroma üstünlüğü birlikte dikkate alınmalıdır. GİRESUN’U ETKİLEYEN ANA RİSK: KALİTE ÜRÜNÜN ORTALAMA FİYATA SIKIŞMASI Giresun kalite fındığının en önemli riski, dünya piyasasında ortalama ürün gibi fiyatlanmasıdır. Giresun fındığı; yamaçta, eğimli arazide, parçalı bahçelerde, yoğun insan emeğiyle ve daha yüksek maliyetle üretiliyor. Dekar başına verim birçok düz ve mekanize üretim alanına göre daha düşük olmasına rağmen ürünün aroma ve lezzet değeri yüksek. Bu tablo, Giresun kalite fındığı için ayrı fiyat politikasını zorunlu hale getiriyor. Giresun fındığını Şili’nin takvim avantajıyla, Oregon’un mekanize üretimiyle, Azerbaycan ve Gürcistan’ın standart ihracat ürünüyle aynı ortalama fiyat mantığına sıkıştırmak, ürünün gerçek değerini zayıflatır. Giresun’un üretim yapısı yüksek maliyetli, fakat kalite değeri güçlüdür. Bu nedenle Giresun kalite fındığı için fiyat politikası yalnızca tonaj ve arz-talep hesabıyla değil, coğrafi işaret, aroma değeri, üretim zorluğu, işçilik maliyeti, düşük verim, kalite standardı ve marka potansiyeli üzerinden kurulmalıdır. GİRESUN İÇİN TİCARİ YOL HARİTASI Şili yılın ilk yarısında pazara giriyor, İtalya kaliteyi markaya dönüştürüyor, Oregon mekanize üretimle sanayiye standart ürün sunuyor, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarik kanallarını güçlendiriyor. Giresun’un elindeki en güçlü değer ise aroma, coğrafi kimlik, emek yoğun üretim ve kalite farkıdır. Bu değer için daha güçlü bir ticari yol haritası gerekiyor. Giresun kalite fındığı; coğrafi işaret, izlenebilirlik, ayrı kalite standardı, doğru kurutma, düşük nem, yüksek randıman, kavurma standardı, paketli ürün, yerel çikolata ve pastacılık bağlantısı, ihracat tanıtımı ve üretici gelirini koruyan fiyat modeliyle desteklenmelidir. Giresun kalite fındığı yalnızca kabuklu ürün veya iç fındık olarak pazara sunulduğunda, küresel alıcının ortalama maliyet hesabına sıkışıyor. Ürün; işlenmiş, markalaşmış, coğrafi kimliği korunmuş, kalite değeri belgelenmiş ve gastronomiyle ilişkilendirilmiş bir yapıya taşındığında ise dünya piyasasında ayrı bir segment oluşturabilir. DÜNYA FINDIKTA YENİ DÖNEM: MİKTAR, TAKVİM, KALİTE VE MARKA BİRLİKTE BELİRLEYİCİ Dünya fındık piyasasında yeni dönem; üretim miktarı, hasat takvimi, piyasaya giriş zamanı, kabuklu-iç fındık dengesi, sanayi bağlantısı, kalite standardı, mekanizasyon, kurutma disiplini, stok yönetimi ve marka değerinin birlikte belirleyici olduğu bir döneme girdi. Şili erken takvimle, Türkiye ana üretim gücüyle, İtalya marka ve gastronomiyle, Oregon mekanizasyonla, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarikle piyasada yer tutuyor. Giresun bu tabloda sıradan bir üretim bölgesi değil, Giresun kalite fındığı yamaçta ve yüksek emekle üretilen; düşük verim koşullarına rağmen aroma ve kalite değeri yüksek olan özel bir ürün yetiştirilen coğrafi üretim alanıdır. Bu ürünün dünya piyasasında hak ettiği yeri alması, ortalama fiyat mantığından ayrılması, kendi adıyla, kendi standardıyla, kendi marka değeriyle ve üreticinin emeğini karşılayan bir ticari modelle pazarlanmasıyla mümkündür.

FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI Haber

FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI

ELMAS FINDIK TOPLANTISINI DUYURDU: ÜRETİCİNİN BEKLEDİĞİ BAŞLIKLAR MASADA AKP Giresun Milletvekili Nazım Elmas, Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekilleriyle birlikte Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan toplantıya katıldı. Toplantıda yeni hasat sezonu hazırlıkları, üretim sürecinde alınacak tedbirler, piyasa beklentileri ve üreticinin emeğinin karşılığını almasına yönelik başlıklar ele alındı. Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür’ün toplantıda yer aldığı açıklanırken, AKP Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ın da fındık bölgesi milletvekilleriyle yapılan toplantılara katıldığı kamuoyuna yansıdı. FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI Fındıkta yeni hasat sezonu öncesi hazırlıklar, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan Fındık Çalışma Grubu toplantısında değerlendirildi. Toplantıya fındık üreten illerin milletvekilleri katılırken, Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür de görüşmede yer aldı. Toplantının ana gündemini yeni hasat sezonuna yönelik hazırlıklar, üretim sürecinde alınması gereken tedbirler, piyasa beklentileri, verim ve kalite başlıkları ile üreticinin emeğinin karşılığını almasına dönük değerlendirmeler oluşturdu. AKP Giresun Milletvekili Nazım Elmas, toplantı sonrası yaptığı açıklamada üreticinin alın terini koruyacak çalışmaların ele alındığını belirtti. Elmas, fındıkta verim ve kaliteyi artıracak adımlar üzerinde istişarelerde bulunulduğunu, sezon öncesi yol haritasının değerlendirildiğini ifade etti. ELMAS: ÜRETİCİMİZİN ALIN TERİNİ KORUYACAK ÇALIŞMALARI ELE ALDIK Nazım Elmas, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığındaki toplantıya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekillerimizle birlikte, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı başkanlığında bir araya geldik. Toplantımızda; fındıkta yeni hasat sezonuna yönelik hazırlıklar, üretim sürecinde alınması gereken tedbirler, piyasa beklentileri ve üreticilerimizin emeğinin karşılığını alabilmesine yönelik hususlar kapsamlı şekilde değerlendirildi. Üreticimizin alın terini koruyacak, fındıkta verim ve kaliteyi artıracak çalışmalar üzerine istişarelerde bulunarak sezon öncesi yol haritasını ele aldık. Ülkemiz ve tüm fındık üreticilerimiz için hayırlı ve bereketli bir sezon olmasını temenni ediyorum.” GİRESUN’DAN ELMAS VE TEMÜR KATILDI Toplantıya Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlık etti. Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür’ün de toplantıda yer aldığı bilgisi yerel basına yansıdı. Kamuya açık haberlerde toplantıların tüm katılımcı listesi her defasında isim isim paylaşılmıyor. Bu nedenle toplantıya katılan diğer milletvekilleri için açıklamalarda çoğunlukla “Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekilleri”, “fındık üreten illerin milletvekilleri” veya “bölge milletvekilleri” ifadeleri kullanılıyor. Önceki toplantılara ilişkin kamuya yansıyan bilgilerde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın başkanlığındaki görüşmelere AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, AKP Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, Düzce milletvekilleri Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk ile fındık üreten illerin milletvekillerinin katıldığı görüldü. LÜTFİ BAYRAKTAR DA FINDIK DOSYASININ MERKEZİNDE Fındık dosyasında öne çıkan isimlerden biri de AKP Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar. Bayraktar, yalnızca Sakarya Milletvekili kimliğiyle değil, uzun yıllardır FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmesi nedeniyle de fındık politikalarının en önemli siyasi ve kurumsal aktörleri arasında yer alıyor. Bayraktar’ın fındık bölgesi milletvekilleriyle Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan toplantılara katıldığına ilişkin açıklamalar kamuoyuna yansıdı. Bu durum, FİSKOBİRLİK’in fındık politikalarındaki yerinin toplantı başlıkları içinde daha açık biçimde değerlendirilmesi gerektiğini de gösterdi. Fındık üreticisi açısından Bayraktar’ın toplantılardaki varlığı veya FİSKOBİRLİK’in hangi düzeyde temsil edildiği yalnızca protokol bilgisi değildir. Bu konu, üreticinin örgütlü gücünün, kooperatif yapısının, piyasa dengeleme kapasitesinin ve Giresun kalite fındığın değer politikasının masaya nasıl taşındığıyla doğrudan bağlantılıdır. DİĞER KATILIMCILAR VE BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ Fındık Çalışma Grubu toplantılarına ilişkin önceki haberlerde AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın koordinasyon ve katılım bilgisi öne çıktı. Düzce’den Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk’ün açıklamalarında ise üretici beklentileri, rekolte, maliyet, fiyat istikrarı ve verimlilik başlıklarının toplantılarda ele alındığı belirtildi. Fındık üretimi yapılan illerin milletvekillerinden oluşan çalışma yapısı, Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Düzce, Zonguldak, Samsun ve bölgedeki diğer fındık üretim merkezlerini ilgilendiren sorunları siyasi düzeyde gündeme taşıyor. Ancak üretici açısından toplantıya hangi milletvekillerinin katıldığı kadar, bu isimlerin toplantıya hangi verilerle hazırlandığı, sahadan hangi üretici taleplerini taşıdığı, FİSKOBİRLİK, ziraat odaları, kooperatifler ve yerel üretici temsilcileriyle nasıl temas kurduğu da önem taşıyor. FİSKOBİRLİK’İN MASADAKİ ROLÜ DAHA AÇIK GÖRÜLMELİ Fındıkta üreticinin pazarlık gücü, yalnızca sezon öncesi fiyat beklentisiyle sınırlı bir konu değil. FİSKOBİRLİK’in piyasa dengeleme kapasitesi, kooperatif yapısı, üreticiyle doğrudan bağı ve tarihsel rolü, fındık politikasının merkezinde değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor. Bu nedenle Fındık Çalışma Grubu’nun yeni sezon öncesi toplantılarında FİSKOBİRLİK’in hangi düzeyde temsil edildiği, görüşlerinin nasıl alındığı ve üretici lehine hangi önerileri masaya taşıdığı açık biçimde paylaşılmalıdır. FİSKOBİRLİK’in yalnızca geçmişte adı geçen bir kurum olarak değil; üretici lehine piyasa dengesi kurabilecek, kaliteye dayalı fiyat politikasını destekleyebilecek, Giresun kalite fındığın değerini koruyabilecek ve kooperatif gücünü yeniden sahaya taşıyabilecek etkin bir aktör olarak değerlendirilmesi gerekiyor. FINDIK ÇALIŞMA GRUBU 2019’DAN BU YANA GÜNDEMDE Fındık Çalışma Grubu, kamuoyuna 2019 yılında fındık üretimi yapılan illerin milletvekillerinden oluşan bir siyasi çalışma yapısı olarak yansıdı. Grubun amacı, üreticinin talep ve beklentilerini değerlendirmek, fındık politikalarına ilişkin başlıkları siyasi düzeyde takip etmek ve sezon öncesi oluşan sorunları Tarım ve Orman Bakanlığına taşımak olarak açıklandı. Fındık Çalışma Grubu’nun farklı yıllarda sezon öncesi toplantılar yaptığı biliniyor. Ancak grubun yılda kaç kez toplandığı, toplantı takviminin nasıl belirlendiği, gündemin hangi verilerle hazırlandığı, toplantılara hangi kurumların düzenli davet edildiği ve alınan kararların nasıl izlendiği konusunda kamuoyuna açık, düzenli ve denetlenebilir bir takvim bulunmuyor. Bu durum, üreticinin en çok yanıt beklediği başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Fındık üreticisi, toplantıların yalnızca sezon öncesi açıklamalarla sınırlı kalmamasını; üretim maliyeti, destek modeli, TMO alım politikası, FİSKOBİRLİK’in piyasa rolü, kahverengi kokarca mücadelesi, don zararı, verim düşüklüğü ve Giresun kalite fındığın ayrı değerlendirilmesi gibi başlıklarda somut kararlar üretilmesini bekliyor. ÖNCEKİ TOPLANTILARDA KAHVERENGİ KOKARCA, REKOLTE VE ÜRETİCİ TALEPLERİ GÖRÜŞÜLDÜ Fındık Çalışma Grubu’nun önceki toplantılarında üretici talepleri, verimlilik, kalite, kahverengi kokarca zararlısıyla mücadele, beklenen rekolte, üretim maliyetleri, fiyat istikrarı ve sezon öncesi piyasa beklentileri gündeme geldi. 2024 yılında yapılan toplantılarda fındık üreten illerin milletvekilleri Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında bir araya geldi. Bu toplantılarda üreticilerden gelen talepler, beklenen rekolte, fiyat istikrarı, üretim maliyetleri ve verimlilik başlıkları değerlendirildi. Nazım Elmas’ın önceki açıklamalarında da üreticilerden gelen talep ve önerilerin ele alındığı, fındıkta verimliliği ve kaliteyi artırmaya yönelik çalışmaların görüşüldüğü, kahverengi kokarca zararlısına karşı mücadelenin sürdürüldüğü belirtildi. Fındıkta son dönemde yalnızca fiyat değil; zararlı baskısı, iklim riski, don hasarı, üretim maliyetleri, işçilik giderleri ve kalite kaybı da üreticinin gelirini doğrudan etkileyen ana sorunlar arasında yer alıyor. UZMAN KURUL DEĞİL, SİYASİ ÇALIŞMA GRUBU Kamuya açık bilgiler, Fındık Çalışma Grubu’nun tarım ekonomistleri, ziraat mühendisleri, kooperatif uzmanları, ihracat temsilcileri veya akademisyenlerden oluşan bağımsız bir uzman kurul değil; fındık üreten illerin milletvekillerinden oluşan siyasi bir çalışma grubu olduğunu gösteriyor. Bu nedenle grubun uzman danışmanlardan düzenli rapor alıp almadığı, her sezon öncesi maliyet hesabı, rekolte beklentisi, zarar tespiti, kalite sınıflandırması ve fiyat politikası konusunda hangi teknik verilerle hareket ettiği kamuoyuna açıklanmalıdır. Fındık gibi Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan bir alanda siyasi takip önemlidir; ancak üretici lehine kalıcı sonuç alınabilmesi için bu siyasi takibin sahadan gelen veri, uzman raporu, üretici örgütleriyle düzenli temas ve sonuçları açıklanan bir çalışma düzeniyle desteklenmesi gerekir. GİRESUN KALİTE FINDIK İÇİN AYRI POLİTİKA BEKLENİYOR Giresun kalite fındığı, yalnızca Türkiye fındık üretiminin bir parçası olarak değil; aroması, menşe değeri, işlenme kabiliyeti, geleneksel üretim kültürü ve coğrafi niteliğiyle ayrı değerlendirilmesi gereken stratejik bir ürün olarak öne çıkıyor. Bu nedenle fındık toplantılarında Giresun kalite fındık için ayrı bir başlık açılması gerekiyor. Giresun’da fındık büyük ölçüde eğimli ve parçalı arazilerde, yamaç bahçelerinde, yoğun insan emeğine dayalı ve yüksek maliyetli bir üretim modeliyle yetiştiriliyor. Ova karakteri taşıyan bölgelerde ise makineleşmeye daha uygun koşullar, bakım ve hasat süreçlerinde maliyet avantajı oluşturabiliyor. Yamaçta elle üretilen, daha düşük dekar verimiyle elde edilen, işçilik maliyeti yüksek Giresun kalite fındığı ile ova bölgelerinde daha kolay işlenebilen üretimin aynı fiyat mantığı içinde değerlendirilmesi, üretim gerçeğini ve kalite farkını görünmez hale getiriyor. Fındıkta fiyatın yalnızca sezonluk arz, piyasa dengesi ve ortalama randıman üzerinden değil; arazi yapısı, üretim maliyeti, işçilik yükü, dekar başına verim, aroma, kalite ve menşe değeri üzerinden de şekillenmesi gerekiyor. TÜRKİYE KENDİ FINDIK STANDARDINI KURMALI Fındıkta sürdürülebilirlik başlığı, yalnızca dış alıcıların ve küresel şirketlerin belirlediği uygulama takvimine bırakılamayacak kadar stratejik bir konudur. Türkiye’nin fındık politikası, küresel şirketlerin sürdürülebilirlik programlarına uyum sağlayan pasif üretici ülke çizgisine sıkışmamalıdır. Türkiye kendi sürdürülebilirlik kurumlarını, kendi kalite standardını, kendi izlenebilirlik sistemini ve kendi üretici merkezli denetim modelini kurmalıdır. Bu süreçte kamu kurumları, üniversiteler, ziraat odaları, üretici örgütleri, kooperatifler, FİSKOBİRLİK, yerel yönetimler, ihracatçı birlikleri ve sürdürülebilirlik alanında çalışan ulusal kuruluşlar aynı hedef etrafında bir araya gelmelidir. Giresun kalite fındığının menşe değeri, aroma üstünlüğü, yamaç üretimi, düşük dekar verimi, yüksek emek maliyeti ve sosyal üretim yapısı Türkiye’nin kendi sürdürülebilirlik standardının merkezine yerleştirilmelidir. DESTEK VE SİGORTA MODELİ YENİDEN KURULMALI Fındık üreticisinin karşı karşıya olduğu maliyet yapısı, eski destek modelleriyle açıklanamayacak kadar ağırlaştı. İşçilik, gübre, ilaç, bakım ve taşıma giderleri artarken; bahçelerin yaşlanması, verim düşüklüğü, kahverengi kokarca zararlısı ve iklim değişikliğine bağlı don, aşırı yağış, kuraklık ve hastalık baskısı üretim riskini büyütüyor. Bu tablo karşısında yalnızca arazi varlığına dayalı destek anlayışı, üretimi ve kaliteyi güçlendirmekte yetersiz kalıyor. Fındıkta yeni destek modeli, üretim yapan, bahçesine bakan, ürününü kayıtlı sisteme sokan, kaliteyi yükselten, zararlılarla mücadele eden ve ekonomiye gerçek ürün kazandıran üreticiyi önceleyen bir yapıya dönüştürülmelidir. Zirai sigorta sistemi de fındığın yeni risklerine göre yeniden düzenlenmelidir. Don, aşırı yağış, kuraklık, fırtına, dolu, hastalık ve kahverengi kokarca gibi zararlıların oluşturduğu gelir kaybı; yalnızca ürün miktarı üzerinden değil, kalite kaybı ve randıman düşüşü üzerinden de değerlendirilmelidir. TOPLANTIDAN BEKLENEN: AÇIK, ÖLÇÜLEBİLİR VE ÜRETİCİ LEHİNE SONUÇ Fındık Çalışma Grubu toplantısı, yeni sezon öncesi üreticinin beklentilerinin Bakanlık düzeyinde ele alınması açısından önem taşıyor. Ancak üreticinin beklediği karşılık, toplantı sonrası yapılan genel açıklamaların ötesine geçen somut sonuçlardır. Fındık üreticisi, Fındık Çalışma Grubu’nun ne sıklıkla toplandığını, toplantılara kimlerin katıldığını, FİSKOBİRLİK ve üretici örgütleriyle hangi tarihlerde görüşüldüğünü, uzman raporu alınıp alınmadığını, maliyet hesabının nasıl yapıldığını, Giresun kalite fındığın ayrı değerinin nasıl korunacağını ve bugüne kadar alınan kararların üreticiye ne kazandırdığını bilmek istiyor. Yeni hasat sezonu öncesinde yapılacak fındık politikası; açık katılımcı listesi, sahadan toplanmış veri, üretici örgütlerinin doğrudan temsili, uzman raporları, yayımlanmış sonuç bildirgesi ve uygulamaya dönüşen kararlarla güç kazanabilir. Fındıkta üreticinin emeğini koruyacak yol; yalnızca temenni açıklamalarıyla değil, üreticiyi bahçede tutan, Giresun kalite fındığı ayrı değer olarak gören, FİSKOBİRLİK ve kooperatifleri yeniden güçlendiren, destek ve sigorta sistemini yeni risklere göre düzenleyen, Türkiye’nin kendi sürdürülebilirlik standardını kuran bütünlüklü bir ulusal fındık politikasıyla açılabilir.

​​​​​​​GİRESUN KALİTEDE 240 TL FİYATI KORUNDU, YENİ DÜZENLEME SİVRİ VE KARADA Haber

​​​​​​​GİRESUN KALİTEDE 240 TL FİYATI KORUNDU, YENİ DÜZENLEME SİVRİ VE KARADA

GİRESUN KALİTEDE 240 TL FİYATI KORUNDU, YENİ DÜZENLEME SİVRİ VE KARADA FİSKOBİRLİK, Giresun kalite tombul yağlı fındıkta 50 randıman için 30 Mart’tan bu yana uygulanan 240 TL/kg alım fiyatını son tabloda da değiştirmedi. Serbest piyasada 220-225 TL bandı konuşulurken FİSKOBİRLİK fiyatı piyasanın üzerinde kaldı; fiyat hareketi ise sivri ve kara fındık grubunda görüldü. FİSKOBİRLİK, Giresun kalite tombul yağlı fındıkta 50 randıman için 240 TL/kg alım fiyatını korudu. Son fiyat tablosunda ana ürün grubunda değişiklik yapılmadı; yeni düzenleme sivri ve kara fındık tarafında gerçekleşti. FİSKOBİRLİK, 30 Mart 2026 tarihli listede Giresun kalite 50 randıman fındık fiyatını 242 TL’den 240 TL’ye çekmişti. Aynı tarihte serbest piyasada fındık 220-230 TL bandında işlem görüyordu. Nisan ayı sonunda serbest piyasada en yüksek fiyat 225 TL seviyesinde kayda geçti. 27 Nisan listelerinde Giresun, Ordu, Terme ve Fatsa’da fındık kilogram fiyatı 225 TL olarak yer aldı. Bu tablo, FİSKOBİRLİK’in 240 TL/kg fiyatının serbest piyasanın yaklaşık 15-20 TL üzerinde durduğunu gösterdi. Fiyat farkı, üretici açısından kooperatif alım fiyatını hâlâ daha güçlü seçenek haline getiriyor. GİRESUN KALİTEDE DEĞİŞİKLİK YOK Son tabloda Giresun kalite fındıkta fiyat basamakları değişmedi: Randıman Giresun kalite 50 randıman 240,00 TL 51 randıman 244,80 TL 52 randıman 249,60 TL 53 randıman 254,40 TL 54 randıman 259,20 TL 55 randıman 264,00 TL 56 randıman 268,80 TL Coğrafi işaretli Giresun Tombul Fındığı Üretici Belgesi bulunan ürünlerde de fiyat korundu: Randıman Coğrafi işaretli 50 randıman 243,00 TL 51 randıman 247,80 TL 52 randıman 252,60 TL 53 randıman 257,40 TL 54 randıman 262,20 TL 55 randıman 267,00 TL 56 randıman 271,80 TL YENİ DÜZENLEME SİVRİ VE KARA FINDIKTA Son fiyat tablosundaki asıl hareket sivri ve kara fındık grubunda toplandı. FİSKOBİRLİK, bu grupta 50 randıman fiyatını 175 TL olarak belirledi. Randıman Sivri / Kara 50 randıman 175,00 TL 51 randıman 178,50 TL 52 randıman 182,00 TL 53 randıman 185,50 TL 54 randıman 189,00 TL 55 randıman 192,50 TL 56 randıman 196,00 TL FİSKOBİRLİK böylece Giresun kalite ve coğrafi işaretli ürünlerde mevcut fiyatı korurken, fiyat düzenlemesini sivri ve kara fındık grubunda yaptı. AĞUSTOS 2025’TEN BUGÜNE FİYAT KRONOLOJİSİ Toprak Mahsulleri Ofisi, 5 Ağustos 2025’te 2025-2026 sezonu için kabuklu fındık alım fiyatını Giresun kalite için 200 TL/kg, levant kalite için 195 TL/kg olarak belirledi. TMO, yüzde 50 sağlam iç esasını baz aldı ve alımların 25 Ağustos’ta başlayacağını açıkladı. FİSKOBİRLİK fiyatları sezonun başından itibaren TMO tabanının üzerinde seyretti. Giresun Sonhaber’in FİSKOBİRLİK’in resmî Facebook paylaşımlarından aktardığı kronoloji, 22 Ağustos 2025’te 230 TL ile başlayan 50 randıman Giresun kalite fiyatının 23 Eylül 2025’te 347 TL ile zirveye çıktığını gösterdi. Tarih 50 randıman Giresun kalite fiyatı 22 Ağustos 2025 230 TL 26 Ağustos 2025 245 TL 28 Ağustos 2025 255 TL 30 Ağustos 2025 260 TL 1 Eylül 2025 272 TL 6 Eylül 2025 275 TL 8 Eylül 2025 280 TL 9 Eylül 2025 290 TL 10 Eylül 2025 310 TL 12 Eylül 2025 317 TL 23 Eylül 2025 347 TL 27 Eylül 2025 337 TL 9 Ekim 2025 325 TL 13 Ekim 2025 335 TL 18 Ekim 2025 320 TL 21 Ekim 2025 315 TL 22 Ekim 2025 307 TL 4 Kasım 2025 302 TL 13 Kasım 2025 297 TL 14 Kasım 2025 290 TL 19 Kasım 2025 290 TL 25 Kasım 2025 297 TL 1 Aralık 2025 292 TL 4 Aralık 2025 285 TL 5 Aralık 2025 280 TL 6 Aralık 2025 275 TL 9 Aralık 2025 270 TL 17 Aralık 2025 272 TL 20 Aralık 2025 277 TL 24 Aralık 2025 280 TL 29 Aralık 2025 285 TL 1 Ocak 2026 297 TL 8 Ocak 2026 307 TL 13 Ocak 2026 300 TL 19 Ocak 2026 292 TL FİSKOBİRLİK, 21 Ocak 2026’da 50 randıman Giresun kalite fiyatını 287 TL’ye çekti. Aynı listede coğrafi işaretli ürün 290 TL, sivri ve kara fındık 240 TL oldu. 3 Şubat 2026’da 50 randıman Giresun kalite fiyatı 272 TL’ye geriledi. Coğrafi işaretli ürün 275 TL, sivri ve kara fındık 215 TL olarak listelendi. 25 Mart 2026’da 50 randıman Giresun kalite fiyatı 242 TL’ye çekildi; 30 Mart 2026’da fiyat 240 TL oldu. Son tabloda Giresun kalite 50 randıman fiyatı 240 TL seviyesinde korundu. Bu nedenle bugünkü haberin ana ekseni fiyat artışı değil, Giresun kalite fiyatının sabit kalması ve sivri/kara fındıkta yapılan yeni düzenleme oldu. MAYIS 2026 MAHSULÜ YAKLAŞIRKEN BU FİYAT NE ANLATIYOR? Mayıs ayına girilirken 240 TL/kg fiyatı iki mesaj taşıyor. Birincisi, FİSKOBİRLİK serbest piyasanın üzerinde kalarak üreticiye 50 randıman Giresun kalite için daha yüksek alım zemini sunuyor. İkincisi, kurum 2025 sonbaharında görülen 347 TL’lik zirveye dönüş sinyali vermiyor. Dünya piyasasında fiyatı sınırlayan ana başlık yeni sezon arz beklentisi oldu. İhracatçı birliklerinin ilk rekolte çalışmasında 2026-2027 sezonu Türkiye fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak hesaplandı. Çalışma 17 il, 79 ilçe, 446 bahçe ve 1.483 dal üzerinden yapılan çiçek sayımına dayandı. İhracat cephesinde miktar kaybı dikkat çekti. DKİB, 2026 yılının ocak-mart döneminde Türkiye’nin 48 bin ton fındık ihraç ettiğini ve 659 milyon 195 bin dolar gelir sağladığını açıkladı; aynı dönemde ihracat miktarı yüzde 39 düştü, değer yüzde 3 arttı. 2025-2026 ihracat sezonunun ilk 7 ayında Türkiye 111 bin 710 ton fındık ihraç etti ve 1 milyar 445 milyon doların üzerinde gelir elde etti. Bir önceki sezonun aynı döneminde ihracat miktarı 212 bin 416 tondu. Küresel rekabet de güçleniyor. Şili üreticilerinin 2030’a kadar yıllık 200 bin tonun üzerinde fındık hasadına ulaşabileceği öngörülüyor; bu tablo Türkiye’nin dünya fındık piyasasındaki fiyat belirleyici gücünü orta vadede daha fazla rekabet baskısıyla karşı karşıya bırakıyor. PİYASA OKUMASI FİSKOBİRLİK’in 240 TL/kg fiyatı, serbest piyasada 220-225 TL bandının konuşulduğu dönemde üretici lehine daha yüksek bir eşik oluşturdu. Ancak bu fiyat, yeni mahsul yaklaşırken güçlü yükseliş beklentisinden çok kontrollü fiyat tutma stratejisini gösterdi. Giresun kalite tombul yağlı fındıkta 30 Mart’tan bu yana 240 TL/kg çizgisi korunuyor. Coğrafi işaretli üründe 243 TL seviyesi devam ediyor. Son fiyat hareketi sivri ve kara fındıkta yoğunlaştı. Fiyatın bundan sonraki yönünü yeni mahsul rekoltesi, ihracat talebinin toparlanıp toparlanmayacağı, büyük alıcıların stok politikası ve dünya piyasasında Şili başta olmak üzere alternatif üretici ülkelerin arzı belirleyecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.