Hava Durumu

#Rekolte

Giresun Sonhaber - Rekolte haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekolte haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TMO 124 BİN TON FINDIK ALDI: ÜRETİCİDEN ALIMLAR DEVAM EDİYOR Haber

TMO 124 BİN TON FINDIK ALDI: ÜRETİCİDEN ALIMLAR DEVAM EDİYOR

TMO 124 BİN TON FINDIK ALDI: ÜRETİCİDEN ALIMLAR DEVAM EDİYOR Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, TBMM KİT Üst Komisyonunda yaptığı açıklamada, 2026 yılı fındık alımlarının 124 bin tona ulaştığını ve alımların sürdüğünü bildirdi. Güldal, TMO'nun farklı tarım ürünlerinde gerçekleştirdiği alımların güncel değerinin 218,3 milyar liraya ulaştığını, bunun 202 milyar lirasının ödendiğini açıkladı. Toprak Mahsulleri Ofisinin 2023 ve 2024 yıllarına ait bilanço ve netice hesapları, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Üst Komisyonunda görüşüldü. Komisyon Başkanı Mustafa Savaş başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal, 2026 yılı tarımsal üretim ve alım faaliyetlerine ilişkin verileri paylaştı. Karadeniz Bölgesi ve Giresun ekonomisi açısından önem taşıyan fındık alımlarının 124 bin tona ulaştığını belirten Güldal, fındık alım kampanyasının devam ettiğini bildirdi. FINDIK ALIMLARI SÜRÜYOR, 124 BİN TONLUK ALIM GERÇEKLEŞTİRİLDİ Güldal'ın TBMM'de açıkladığı verilere göre TMO, 2026 yılında ülke genelinde 124 bin ton fındık alımı gerçekleştirdi. Kurumun fındığın yanı sıra kuru üzüm, haşhaş kapsülü ve çeltik alımlarını da sürdürdüğü belirtildi. Açıklamada, 124 bin tonluk fındık alımının illere göre dağılımına yer verilmedi. TMO'NUN ALDIĞI ÜRÜNLERİN DEĞERİ 218,3 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI 2026 yılında tarımsal üretimde yüksek verimlilik yaşandığını belirten Güldal, TMO'nun yoğun bir alım dönemi geçirdiğini ifade etti. Alımı gerçekleştirilen bütün ürünlerin güncel karşılığının 218,3 milyar liraya ulaştığını açıklayan Güldal, “TMO olarak bunun 202 milyar lirasını ödemiş bulunmaktayız.” dedi. Açıklanan tutarların yalnızca fındığa değil, TMO'nun alımını gerçekleştirdiği tüm tarım ürünlerine ait olduğu belirtildi. Verilere göre toplam ürün değeri ile yapılan ödemeler arasında 16,3 milyar liralık fark bulunuyor; ancak bu farkın ürünler bazındaki dağılımı açıklanmadı. HUBUBAT ALIMINDA 12,3 MİLYON TONLUK REKOR Güldal, 2026 yılında TMO'nun 88 yıllık tarihinde en yüksek hububat alım miktarına ulaşıldığını belirterek toplam 12,3 milyon ton hububat alındığını açıkladı. Bu miktarın 9,7 milyon tonunu buğday, 2,6 milyon tonunu arpa oluşturdu. Hububat dışında 124 bin ton fındık, 57 bin ton kuru üzüm, 12 bin ton yeşil mercimek, 11 bin ton haşhaş kapsülü ve 4 bin ton çeltik alımı gerçekleştirildiğini bildirdi. 501 BİNİ AŞKIN ÜRETİCİYE 767 BİN 860 RANDEVU TMO'nun 2026 yılındaki yüksek rekolte beklentisi doğrultusunda randevu sisteminin kapasitesini artırdığını belirten Güldal, 15,5 milyon ton ürün için 501 bin 618 üreticiye toplam 767 bin 860 randevu verildiğini söyledi. Güldal, “Randevu alamadım diyen bir üreticimiz olmadı. Herhangi bir problem yaşamadık.” ifadelerini kullandı. Bu rakamların kurumun genel alım faaliyetlerini kapsadığı, yalnızca fındık üreticilerine ilişkin olmadığı anlaşılıyor. 2026 YILINDA HUBUBAT İTHALATI PLANLANMIYOR Türkiye'de 2026 yılında yaklaşık 24,5–25 milyon ton buğday ve 10 milyon ton arpa rekoltesine ulaşıldığını belirten Güldal, yüksek stoklar nedeniyle hububat ithalatı yapılmasının planlanmadığını, bunun yerine ihracat olanaklarının değerlendirildiğini açıkladı. TMO'nun 20 milyon tonluk depolama hazırlığı yaptığını belirten Güldal, ekim ayı itibarıyla 5,5 milyon ton buğdayın satış sürecinin devam ettiğini bildirdi. KARADENİZ'DEKİ FINDIK ALIMLARI İÇİN PERSONEL SAHADA TMO personelinin yoğun alım döneminde önemli bir çalışma yürüttüğünü belirten Güldal, 2025 yılında 213 bin, 2026 yılında ise 253 bin saat fazla mesai yapıldığını açıkladı. Ayrıca 3 bin 200'ün üzerinde geçici görevlendirmeyle alım faaliyetlerine destek sağlandığını söyledi. Güldal, Karadeniz'de fındık alımlarında görev yapan personel de dâhil olmak üzere çalışanlara teşekkür etti. TMO'NUN 2023 VE 2024 YILI HESAPLARI İBRA EDİLDİ TBMM KİT Üst Komisyonunda TMO'nun geçmiş dönem faaliyetleri, piyasa düzenleme çalışmaları, depolama kapasitesi ve kurumsal yatırımları da değerlendirildi. Kurumun 2023 ve 2024 yıllarına ait bilanço ve netice hesapları, görüşmelerin ardından oylanarak ibra edildi.

ŞİLİ FINDIKTA SATIŞINI BÜYÜTTÜ: FİYATLARDA YENİ TABLO Haber

ŞİLİ FINDIKTA SATIŞINI BÜYÜTTÜ: FİYATLARDA YENİ TABLO

ŞİLİ FINDIKTA SATIŞINI BÜYÜTTÜ: FİYATLARDA YENİ TABLO Şili’nin fındık ihracat geliri eylül–ağustos döneminde iki katını aşarken, sektörün gündeminde fiyatların seyri ve gelecek hasadı etkileyebilecek yağışlar bulunuyor. Avrupa’ya yapılan satışlar, resmî ihracat ortalamaları ve sektör temsilcilerinin açıkladığı işlem fiyatları, dönemleri ve kapsamları ayrılarak değerlendirildiğinde daha anlaşılır bir tablo ortaya çıkıyor. Şili Tarım Bakanlığına bağlı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Ofisinin (ODEPA) 17 Eylül 2026 tarihli bültenine göre, Eylül 2025–Ağustos 2026 döneminde fındık ihracat geliri 753,1 milyon dolara ulaştı. Önceki döneme göre gelir yüzde 106,1, ihracat miktarı yüzde 84,3 arttı. Fındık, Şili’nin sert kabuklu meyve ihracatında gelir bakımından cevizi geride bıraktı. odepa.gob.cl İHRACAT GELİRİ NE KADAR ARTTI? Gösterge Sonuç Eylül 2024–Ağustos 2025 ihracat geliri* 365,3 milyon dolar Eylül 2025–Ağustos 2026 ihracat geliri 753,1 milyon dolar Gelirde artış 387,8 milyon dolar Gelirde artış oranı %106,1 İhracat miktarında artış %84,3 A Önceki dönem tutarı, ODEPA’nın açıkladığı yeni toplam ile gelir artışının farkından hesaplandı. FINDIK KAÇA İHRAÇ EDİLDİ? Ürün Eylül 2024–Ağustos 2025 Eylül 2025–Ağustos 2026 Hesaplanan değişim Kabuklu fındık 4,17 dolar/kg 6,52 dolar/kg +%56,4 İç fındık 9,99 dolar/kg 13,57 dolar/kg +%35,8 Kaynak: ODEPA, 17 Eylül 2026. Rakamlar ortalama FOB ihracat birim değeridir; üretici alım fiyatı değildir. ODEPA, bazı ihracat işlemlerindeki satış değerlerinin sevkiyat beyanından sonraki altı ay içinde güncellenebileceğini belirtiyor. Bu nedenle sonuçlar, bültenin yayımlandığı tarihte bildirilen değerler olarak okunmalı. odepa.gob.cl 563 MİLYON DOLAR İLE 753 MİLYON DOLAR NEDEN FARKLI? ODEPA’nın Temmuz 2026 bültenindeki 563 milyon dolar, Nisan 2025–Mart 2026 dönemine ait. Eylül bültenindeki 753,1 milyon dolar ise Eylül 2025–Ağustos 2026 dönemini kapsıyor. Dönemler örtüştüğünden bu tutarlar toplanamaz; aralarındaki fark da doğrudan ihracat artışı sayılamaz. opia.fia.cl HANGİ ÜLKEYE NE KADAR SATILDI? Alıcı Nisan 2025–Mart 2026 gelir payı Yaklaşık tutar* İtalya %47,5 267,4 milyon dolar Almanya %17 95,7 milyon dolar Polonya %16 90,1 milyon dolar Diğerleri %19,5 109,8 milyon dolar Toplam %100 563 milyon dolar ODEPA’nın yuvarlanmış paylarından hesaplandı. Aynı dönemde 46,3 bin ton iç fındık ve 15,7 bin ton kabuklu fındık ihraç edildi. Bu iki ürünün ağırlıkları, kabuklu eşdeğerine çevrilmeden üretim miktarıyla karşılaştırılamaz. opia.fia.cl 2026’NIN NİSAN–HAZİRAN DÖNEMİNDE SATIŞLAR SÜRDÜ Gösterge Nisan–Haziran 2026 Fındık ihracat geliri 122,8 milyon dolar Önceki yılın aynı dönemine göre değişim −%7,3 Kabuklu ortalama ihracat değeri 6,902 dolar/kg İç fındık ortalama ihracat değeri 16,223 dolar/kg Bu dönemde kabuklu ihracatının tamamı miktar bakımından İtalya’ya gitti. İç fındık ihracat miktarının yüzde 38,1’i İtalya’ya, yüzde 37,7’si Almanya’ya, yüzde 11,3’ü Polonya’ya gönderildi. Kaynak: ODEPA Temmuz 2026 bülteni, FIA/OPIA aktarımı. opia.fia.cl MAYIS FİYATIYLA BUGÜNKÜ FİYAT KARŞILAŞTIRILABİLİR Mİ? Üç aylık ihracat ortalaması, mayıs ayının üretici fiyatı yerine kullanılamaz. Aynı şekilde sezon ortalaması da ekim ayındaki güncel satış fiyatını göstermez. Sağlıklı bir karşılaştırmada ürünün kabuklu veya iç oluşu, kalite sınıfı, satış tarihi, teslim koşulları ve fiyatın üreticiye mi ihracatçıya mı ait olduğu bilinmeli. Bu koşulları karşılayan mayıs–ekim üretici fiyatları doğrulanamadığı için aylık değişim tablosu oluşturulmadı. 15 DOLARDAN 9 DOLARA İNEN FİYAT AÇIKLAMASI NE ANLATIYOR? PlanetNuts’un gazeteci Camila Muñoz Silva imzalı Fruittrade 2026 haberinde, Nefuen ve Grupo Hijuelas yöneticisi Jorge Mohr’un uluslararası fiyatlara ilişkin değerlendirmeleri yer alıyor. Habere göre Mohr, iç fındıkta daha önce kilogram başına yaklaşık 15 dolar düzeyinde görülen fiyatlara karşılık bazı yakın tarihli işlemlerin 9 dolara yaklaştığını anlattı. Ancak işlemlerin miktarı, ürün sınıfı ve teslim koşulları açıklanmıyor. Bu nedenle söz konusu rakamlar, Şili genelinde gerçekleşmiş aylık ortalama veya bütün piyasada yüzde 40 düşüşün kanıtı olarak sunulamaz. PlanetNuts Mohr, yüksek fiyatların doğrudan tüketimi sınırlayabileceğini ve alıcıları başka kuruyemişlere yöneltebileceğini de savundu. Yeni bahçe yatırımlarında olağanüstü fiyatların kalıcı kabul edilmemesi gerektiğini belirtti. Aynı açıklamada Şili’nin 2040’tan önce 300 bin ton üretimi aşabileceği öngörüsünü paylaşan Mohr, kalite, izlenebilirlik ve alıcının istediği özelliklerde üretimin önemini vurguladı. Bu rakam gerçekleşmiş üretim veya resmî rekolte tahmini değil, sektör temsilcisinin uzun vadeli öngörüsü. PlanetNuts ÜRETİM VE HASAT BİLGİSİ NASIL OKUNMALI? PlanetNuts’un Şili sektörünü ele alan ayrı değerlendirmesinde, 2025/26 dönemi kabuklu fındık üretimi sektör verilerine dayanılarak yaklaşık 120 bin 700 ton olarak aktarılıyor. Bu bilgi, ihracat geliriyle aynı ölçüyü ifade etmiyor: üretim kabuklu ürün ağırlığı, ihracat ise farklı ürün biçimlerinin belirli tarihler arasındaki satışını kapsıyor. PlanetNuts Dolayısıyla “120 bin ton üretildi, tamamı 753 milyon dolara satıldı” sonucu çıkarılamaz. Böyle bir hesap için ihraç edilen ürünlerin hangi hasada ait olduğu ve stok hareketleri de bilinmeli. 2027 HASADINDA YAĞIŞ KAYNAKLI RİSK Şili Tarımsal Araştırmalar Enstitüsünün (INIA) 4 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre, ülkenin orta ve güney kesimlerindeki temmuz–ağustos yağışları tozlaşma dönemine rastladı. INIA Quilamapu araştırmacısı Jorge Retamal, en yoğun polen salımının yağışlarla çakışmasının üretim bahçelerinde yüzde 30’a yaklaşan kayıp riski oluşturabileceğini belirtti. Rüzgârla taşınan polenin yağmurla yere inmesi ve nem nedeniyle canlılığını kaybetmesi, döllenmeyi olumsuz etkileyebiliyor. INIA Retamal’ın açıklamasına göre bu durumun sonucu, Şubat–Mart 2027 hasadında içi boş fındık olarak görülebilir. Uzun süre su altında kalan topraklarda kök hastalıklarının gelişmesi de ayrı bir risk. Ancak açıklama, Şili’nin toplam üretiminin kesin olarak yüzde 30 azalacağı anlamına gelmiyor. Ülke geneline ait gerçekleşmiş kayıp oranı veya kesinleşmiş ulusal rekolte hesabı sunulmuyor. INIA GİRESUN ÜRETİCİSİ AÇISINDAN NE SÖYLENEBİLİR? Bu veriler, Şili’deki satışların Giresun üretici fiyatını doğrudan ne kadar etkilediğini hesaplamaya yetmiyor. Aynı nedenle, 2027’de yaşanabilecek üretim kaybından hareketle bugünden fiyat artışı öngörülemez. Türkiye açısından değerlendirme yapılırken rakip ülkelerin üretiminin yanında alıcıların stokları, ürün niteliği, teslim zamanı ve karşılaştırılabilir satış fiyatlarının da incelenmesi gerekiyor. . KAYNAKLAR VE KAPSAMLARI Kaynak Haberde kullanılan bilgi ODEPA, 17 Eylül 2026 Eylül–ağustos ihracat sonuçları, ortalama birim değerler ve güncelleme uyarısı ODEPA Temmuz 2026 bülteni — FIA/OPIA, 22 Temmuz 2026 Nisan–mart ihracatı, alıcı ülkeler, ürün miktarları ve nisan–haziran satışları PlanetNuts — Jorge Mohr’un Fruittrade 2026 değerlendirmesi Belirli işlemlere ilişkin fiyat örnekleri ve uzun vadeli sektör görüşleri PlanetNuts — Şili fındık sektörünün gelişimi Sektör verilerine atfedilen yaklaşık 120 bin 700 tonluk üretim bilgisi INIA, 4 Eylül 2026 Yağışların tozlaşmaya etkisi ve 2027 hasadına ilişkin risk değerlendirmesi

ŞEBİN CEVİZİNDE BEREKETLİ HASAT: ÜRETİCİNİN FİYAT BEKLENTİSİ 350 LİRA! Haber

ŞEBİN CEVİZİNDE BEREKETLİ HASAT: ÜRETİCİNİN FİYAT BEKLENTİSİ 350 LİRA!

ŞEBİN CEVİZİNDE BEREKETLİ HASAT: ÜRETİCİNİN FİYAT BEKLENTİSİ 350 LİRA! Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde yetiştirilen, ince kabuğu ve kendine özgü aromasıyla tanınan Şebin cevizinde 2026 yılı hasadı başladı. İlkbahar donu ve dolu zararının yaşanmaması üreticileri sevindirirken, Şebinkarahisar Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan bu yıl rekoltenin oldukça yüksek olduğunu açıkladı. Yeni mahsulün kilogram fiyatının 350 lira civarında olması bekleniyor. Henüz kesinleşmiş bir satış fiyatı bulunmazken, üreticiler artan verimin ekonomik kazanca dönüşmesini umut ediyor. İlçede ceviz hasadında geleneksel yöntemlerin yanı sıra traktörle ağaç titreştirme sistemleri de kullanılıyor. T amzara Mahallesi’nde üretim yapan Uğur Avşar, 2019 yılından bu yana uyguladığı yöntem sayesinde hem işçilikten hem de zamandan tasarruf sağladığını belirtti. Giresun’un önemli tarımsal üretim merkezlerinden Şebinkarahisar’da ceviz hasadı devam ediyor. İlçenin adıyla özdeşleşen Şebin çeşidinde bu yıl verimin yüksek olması, hasat dönemine giren üreticilerin beklentilerini artırdı. Anadolu Ajansı muhabiri Mahmut Ahmet Yeles’in 8 Ekim 2026 tarihinde Şebinkarahisar’da gerçekleştirdiği haber çalışmasında, Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan ile ceviz üreticisi Uğur Avşar üretim, rekolte, hasat yöntemleri ve fiyat beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. TRT Haber ve TRT Belgesel tarafından da yayımlanan çalışmada, Şebin cevizinin kendine özgü özelliklerinin yanı sıra üreticilerin hasatta kullandığı yöntemler ön plana çıktı. “İLKBAHAR DONU YAŞAMADIK, DOLU DA ZARAR VERMEDİ” Şebinkarahisar Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan, bu yıl ceviz üretiminin önceki yıllara göre daha olumlu koşullarda gerçekleştiğini söyledi. İlkbahar döneminde yaşanabilecek olumsuz hava olaylarının ceviz üretimini doğrudan etkilediğine dikkat çeken Arslan, 2026 sezonunda ciddi bir don ve dolu zararıyla karşılaşmadıklarını belirtti. Arslan, Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Üretim bu sene çok güzel. İlkbahar donu yaşamadık, dolu da zarar vermedi. Bundan dolayı rekoltemiz çok yüksek.” Arslan'ın açıklaması, ilçedeki üreticilerin bu sezon ürün miktarı bakımından olumlu bir yıl geçirdiğini ortaya koyuyor. Ancak ilçe genelinde elde edilen toplam ceviz miktarına ilişkin kesinleşmiş bir tonaj açıklanmadı. YENİ MAHSULDE KİLOGRAM FİYATI 350 LİRA BEKLENİYOR Hasadın başlamasıyla birlikte üreticilerin en fazla merak ettiği konulardan biri de yeni mahsulün satış fiyatı oldu. Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan, 8 Ekim'deki açıklamasında yeni mahsulün henüz piyasaya çıkmadığını belirterek kilogram fiyatının yaklaşık 350 lira olmasını beklediklerini söyledi. Bu rakam, üretici temsilcisinin sezon başındaki fiyat beklentisini ifade ediyor. Henüz gerçekleşmiş ve doğrulanmış bir satış fiyatı niteliği taşımıyor. Fiyatın hangi seviyede oluşacağı, hasat sonrası piyasaya sunulacak ürün miktarı, ürünün kalitesi ve alıcıların talepleriyle birlikte şekillenecek. Yüksek rekolte üreticinin toplam ürün miktarını artırırken, bunun gelire nasıl yansıyacağı satış fiyatları ve üretim maliyetleriyle birlikte değerlendirilebilecek. HASAT BU YIL GECİKMELİ BAŞLADI Şebinkarahisar'da ceviz hasadı normal koşullarda eylül ayının ortalarında başlarken, 2026 yılında mevsim şartları nedeniyle hasat takvimi bir miktar gecikti. Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan, hasadın eylül sonuna kaydığını belirtti. İlçenin farklı köy ve mahallelerinde cevizlerin olgunlaşma dönemine göre hasat sürdürülüyor. Rakım ve bahçelerin bulunduğu konumlara bağlı olarak ürünlerin olgunlaşma zamanları farklılık gösterebildiğinden, ilçedeki bütün bahçelerde hasat aynı tarihte tamamlanmıyor. TAMZARA'DA 100 CEVİZ AĞACINDA HASAT MESAİSİ Şebinkarahisar'ın Tamzara Mahallesi'nde ceviz yetiştiriciliği yapan Uğur Avşar da bu yılki verimden memnun olduğunu açıkladı. Bahçesinde yaklaşık 100 ceviz ağacı bulunan Avşar, hasadın 15-20 gün içerisinde tamamlanmasını planladığını belirtti. Üretici Avşar, ekim ayının ortasına kadar cevizleri toplamayı hedeflediklerini ifade etti. Bahçesindeki ürünlerin veriminden memnun olduğunu dile getiren Avşar'ın üretim sürecinde kullandığı mekanik hasat yöntemi de dikkat çekti. SIRIK YERİNE TRAKTÖRLE HASAT: İŞÇİLİK VE ZAMANDAN TASARRUF Şebinkarahisar'da geleneksel ceviz hasadında ağaçların sırıkla silkelenmesi ve dökülen ürünlerin yerden toplanması yöntemleri kullanılıyor. Ancak bazı üreticiler, hasat işlemini kolaylaştırmak amacıyla mekanik yöntemlere yöneliyor. Tamzara Mahallesi'nde üretim yapan Uğur Avşar, 2019 yılından bu yana traktörle ağaç titreştirme yöntemini kullandığını açıkladı. Bu uygulamada ağaca kontrollü titreşim verilerek olgunlaşan cevizlerin dallardan dökülmesi sağlanıyor. Daha sonra yere düşen ürünler toplanıyor. Avşar, traktörle hasat yönteminin geleneksel uygulamalara göre zaman ve işçilik tasarrufu sağladığını belirtti. Mekanik hasatta ağacın gövde yapısına uygun ekipman ve doğru uygulama önem taşırken, yöntemin üreticiler tarafından tercih edilmesinde iş gücü ihtiyacını azaltma hedefi öne çıkıyor. ŞEBİN CEVİZİNİN EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ İNCE KABUĞU VE AROMASI Şebinkarahisar ile özdeşleşen Şebin cevizi, ince kabuk yapısı, içinin kabuktan kolay ayrılabilmesi ve kendine özgü aromasıyla tanınıyor. Türkiye'de bilinen yerli ceviz çeşitlerinden biri olan Şebin, ilçenin tarımsal kimliğinde önemli bir yere sahip. Ürünün özelliklerinin korunması, üretim kalitesinin geliştirilmesi ve piyasada daha güçlü biçimde tanıtılması, ilçedeki ceviz yetiştiriciliğinin ekonomik değeri bakımından önem taşıyor. Şebin çeşidinin tescili ile yöresel ürün adına coğrafi işaret verilmesi ise farklı süreçler. Şebinkarahisar'da Şebin cevizi için coğrafi işaret çalışmaları yürütüldüğü Şubat 2026'da duyurulmuştu. Coğrafi işaret tescilinin tamamlandığını gösteren resmî kayıt ise henüz doğrulanmış değil. YÜKSEK REKOLTE ÜRETİCİNİN KAZANCINA NASIL YANSIYACAK? Şebinkarahisar'da 2026 sezonunda hasat miktarının yüksek olması, üreticilerin pazarlama dönemine daha fazla ürünle girmesini sağlayabilecek. Ancak ceviz üretiminde verim artışı ile üreticinin ekonomik kazancı her zaman aynı oranda yükselmiyor. Hasat işçiliği, ürünlerin yeşil dış kabuklarından ayrılması, kurutulması, sınıflandırılması ve satışa hazırlanması üretim maliyetlerini oluşturuyor. Bu nedenle özellikle küçük üreticiler açısından kilogram başına elde edilen net gelir önem taşıyor. Üretici temsilcisinin 350 liralık fiyat beklentisinin gerçekleşmesi, ürünün kalitesi ve pazarlama koşullarıyla birlikte değerlendirilecek. GÖZLER YENİ MAHSULÜN SATIŞ FİYATINDA Şebinkarahisar'da üreticilerin yüzünü güldüren 2026 ceviz hasadında, ilkbahar donu ve dolu zararının yaşanmaması sezonun en önemli olumlu gelişmesi oldu. Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan'ın yüksek rekolte açıklaması ve üretici Uğur Avşar'ın mekanik hasat uygulaması, ilçede hem üretim miktarının hem de tarımsal yöntemlerin gündeme geldiğini gösterdi. Hasadın tamamlanmasıyla birlikte yeni mahsulün piyasaya hangi fiyatlardan sunulacağı ve yüksek verimin üreticilerin gelirine nasıl yansıyacağı daha net ortaya çıkacak. Şebinkarahisar'da bu yıl ürün miktarı açısından memnuniyet yüksek. Üreticinin bundan sonraki beklentisi ise bereketli geçen sezonun satış gelirlerine de olumlu yansıması.

FINDIKTA YENİ HAMLE: Haber

FINDIKTA YENİ HAMLE:

KURAKLIĞA KARŞI FINDIKTA YENİ HAMLE: GİRESUN’UN FINDIĞI, KÖYLÜSÜ VE EKONOMİSİ İÇİN NE DEĞİŞECEK? Orman Genel Müdürlüğü, Bolu Fidanlığında kuraklığa dayanıklılığıyla öne çıkan Türk fındığının üretimini yaygınlaştırmak ve kültür fındığı yetiştiriciliğinde alternatif anaç olarak kullanmak için çalışmalarını genişletiyor. Çakıldak çeşidinde başarılı aşı sonuçları elde edilirken Giresun Yağlısı da çalışmaların hedefleri arasında bulunuyor. Gelişme, Giresun'un geleceği açısından önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Güçlü köklere sahip yeni yetiştiricilik modeli, yalnızca fındık üretimini mi değiştirecek, yoksa üreticinin kazancını, köylerin ekonomik geleceğini ve Giresun'un sosyal yaşamını da etkileyebilecek mi? Türkiye'nin en değerli tarımsal ürünlerinden fındık, Giresun için yalnızca ihraç edilen bir ürün değil; köylerin varlığını, ailelerin gelirini, işçilerin geçimini, ticaretin hareketliliğini ve kuşaklar boyunca devam eden bir yaşam biçimini temsil ediyor. Bu nedenle Türk fındığı üzerine yürütülen aşı çalışmalarının olası sonuçları, yalnızca tarımsal verimlilik açısından değil, Giresun'un ekonomik ve sosyokültürel geleceği bakımından da önem taşıyor. BOLU'DA BAŞLAYAN ÇALIŞMA GİRESUN FINDIĞININ GELECEĞİNE IŞIK TUTUYOR İklim değişikliği, düzensiz yağışlar ve kuraklık tehdidi, tarımsal üretimde daha dayanıklı bitki türlerinin geliştirilmesini ve mevcut doğal kaynakların değerlendirilmesini giderek önemli hâle getiriyor. Orman Genel Müdürlüğü (OGM), bu kapsamda Türkiye'nin doğal orman ağacı türlerinden Türk fındığının üretimini artırmak ve farklı kullanım alanlarını geliştirmek amacıyla Bolu Fidanlığında çalışmalar yürütüyor. OGM'nin 5 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı açıklamaya göre, Bolu Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde yetiştirilen Türk fındığı fidanlarının hem ormancılık faaliyetlerinde hem de kültür fındığı üretiminde değerlendirilmesi hedefleniyor. Bilimsel adı Corylus colurna L. olan Türk fındığı, yetiştiği bölgelere göre Bolu fındığı ve Seben fındığı olarak da biliniyor. Türün en önemli özellikleri arasında derinlere ulaşabilen kazık kök sistemi, tek gövdeli gelişme yapısı, zorlu yetişme koşullarına uyum kabiliyeti ve dip sürgünü oluşturmaması bulunuyor. Bu özelliklerin, özellikle iklim değişikliği karşısında fındık üretiminin sürdürülebilirliğine katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor. Çalışmaların Giresun açısından dikkat çekici bölümünü ise Çakıldak ve Giresun Yağlısı gibi kültür fındığı çeşitlerinin Türk fındığı üzerine aşılanması oluşturuyor. ÇAKILDAKTA AŞI BAŞARISI SAĞLANDI, GİRESUN YAĞLISI DA HEDEFLER ARASINDA Orman Genel Müdürlüğünün yeni açıklamasından önce Bolu Orman Bölge Müdürlüğü tarafından 20 Temmuz 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan bilgiler, çalışmaların belirli bir aşamaya ulaştığını ortaya koymuştu. Bolu Fidanlık Şefliğinde 2026 yılı üretim sezonunda Türk fındığı anaçları üzerine Çakıldak çeşidi aşılandı ve yüksek aşı tutma başarısı elde edildi. Kurum, üretilen aşılı fidanların ilerleyen yıllarda başta Karadeniz ve Marmara olmak üzere uygun yetişme koşullarına sahip bölgelerde üreticilerin kullanımına sunulmasını hedeflediğini açıkladı. Bununla birlikte 2026 yılındaki uygulamaların kesin aşı tutma oranı, toplam fidan sayısı ve ticari üretim takvimi hakkında sayısal bilgi paylaşılmadı. OGM'nin 5 Ekim tarihli açıklamasında ise Çakıldak ile birlikte Giresun Yağlısının da Türk fındığı üzerine aşılanmasına yönelik çalışmalara yer verildi. Hedef, Türk fındığının güçlü kök yapısıyla kültür fındığı çeşitlerinin ürün özelliklerini aynı bitkide bir araya getirmek. Ancak Giresun Yağlısının bu anaç üzerine aşılanması ilk kez gündeme gelmiyor. Türkiye'de daha önce de Tombul fındığın Türk fındığı anacı üzerindeki gelişimini ve verimini inceleyen bilimsel araştırmalar gerçekleştirildi. Yeni gelişme, mevcut bilimsel birikimin Bolu'daki fidanlık çalışmalarıyla genişletilmesi bakımından önem taşıyor. GÜÇLÜ KÖK SİSTEMİ KURAKLIĞA KARŞI NASIL AVANTAJ SAĞLAYABİLİR? Türk fındığını kültür fındığı yetiştiriciliği bakımından önemli kılan temel özellik, derinlere ulaşabilen kök sistemi. Güçlü kazık kök yapısı, bitkinin uygun toprak koşullarında daha derindeki nem kaynaklarından yararlanmasına katkı sağlayabiliyor. Türk fındığının kültür fındığı çeşitlerine anaç olarak kullanılmasıyla, bu özelliğin aşılı bitkilerin kurak dönemlere uyumuna katkıda bulunması amaçlanıyor. Fakat burada önemli bir bilimsel sınır bulunuyor. Türk fındığının kuraklığa dayanıklı olması, üzerine aşılanan Giresun Yağlısının her koşulda susuzluğa dayanacağı veya verim kaybı yaşamayacağı anlamına gelmiyor. Köklerin gelişimini toprak derinliği, taşlılık, geçirgenlik, su kapasitesi ve diğer çevresel koşullar doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla bu yöntemin gerçek başarısı, farklı iklim ve arazi koşullarında kurulacak bahçelerin uzun süre takip edilmesiyle anlaşılabilecek. GİRESUN'DA YAKLAŞIK 80 BİN ÜRETİCİYİ İLGİLENDİREN BİR GELECEK MESELESİ Giresun için fındığın ekonomik büyüklüğü, yeni yetiştiricilik modellerinin neden dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2025 yılı faaliyet raporuna göre il genelinde 1 milyon 177 bin 290 dekar alanda fındık yetiştiriliyor. Aynı resmî raporda Giresun'un 2024 yılı fındık üretimi 94 bin 18 ton, 2025 yılı üretimi ise 65 bin 735 ton olarak yer alıyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün Temmuz 2026 açıklamasında ise 13 ilçede yaklaşık 80 bin üreticinin fındık tarımı yaptığı belirtiliyor. Yıllara göre değişen üretim miktarları, ilin fındık ekonomisinin rekolte dalgalanmalarına ne kadar duyarlı olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte üretimdeki yıllık değişimin yalnızca kuraklıktan kaynaklandığı söylenemez. Don, hastalıklar, zararlılar, bakım koşulları ve diğer etkenler de rekolte üzerinde belirleyici olabiliyor. Giresun'da fındık, üretici ailelerin yanında ürün alım satımı yapan tüccarları, fındık kırma ve işleme tesislerini, taşımacılık işletmelerini, depoları, ihracatçıları ve yerel esnafı da yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle fındık üretiminde sağlanabilecek kalıcı bir iyileşme, yalnızca tarımsal verimlilik değil, ilin genel ekonomik istikrarı açısından da önem taşıyor. GİRESUNLU KÖYLÜNÜN ASIL SORUSU: DAHA AZ MASRAFLA DAHA FAZLA KAZANABİLECEK Mİ? Yeni üretim modelinin Giresunlu fındık üreticisi bakımından en önemli yönü, işletme maliyetleri ve elde edilebilecek net gelir olacak. Geleneksel ocak sisteminde yetiştirilen fındığın yıllık bakım işlemleri arasında dip sürgünü temizliği, budama, gübreleme ve hastalıklarla mücadele yer alıyor. Türk fındığının dip sürgünü oluşturmaması, aşılı yetiştiricilikte bu bakım işlemlerinden birinin azaltılmasına imkân sağlayabilir. Bu özellik özellikle aile emeğiyle çalışan veya bakım işlerini ücretli işçilere yaptıran küçük üreticiler için ekonomik avantaj oluşturabilir. Ancak yeni modelin gerçekten daha düşük maliyet sağlayıp sağlamayacağını belirlemek için yalnızca dip sürgünü temizliği giderine bakılması yeterli değil. Aşılı fidanın satın alınması, bahçenin yeniden kurulması, toprağın hazırlanması, fidanların büyütülmesi, verime yatma süresi ve yeni yetiştiricilik sisteminin diğer giderleri de hesaplanmalı. Özellikle geçimini sınırlı miktardaki fındık gelirinden sağlayan aileler için başlangıç yatırımı önemli bir yük oluşturabilir. Üretici açısından başarı ölçüsü yalnızca dekardan alınan ürün değil; yıl sonunda bütün giderler çıkarıldığında elinde kalan gerçek kazanç olacak. GİRESUN'UN KÜÇÜK VE PARÇALI BAHÇELERİNDE YENİ SİSTEMİN MALİYETİ NE OLACAK? Giresun fındık tarımının yapısal sorunlarını ortaya koyan bilimsel araştırmalar, yeni yetiştiricilik modellerinin bölgeye özgü koşullar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi'nde 2025 yılında yayımlanan, Giresun'un Piraziz ilçesindeki 200 üreticiyle gerçekleştirilen araştırmada; yüksek üretim maliyetleri, düşük taban fiyatları, yetersiz destekler, zayıf tarımsal örgütlenme, miras yoluyla bölünen bahçeler ve yaşlanan fındık ocakları başlıca sorunlar arasında gösterildi. Bu bulgular, Giresun'daki fındık üretiminin sorunlarının yalnızca bitkinin dayanıklılığıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Küçük ve parçalı arazilerde yeni bahçe kurulumu, büyük işletmelere göre farklı ekonomik güçlükler doğurabiliyor. Mevcut bahçenin sökülmesi durumunda, yeni fidanların yeterli ürün vermesine kadar geçen sürede gelir kaybı yaşanması da söz konusu. Bunun için geleneksel bahçelerin topluca değiştirilmesi yerine, ekonomik sonuçları doğrulanmış ve bölgenin arazi koşullarına uygun modellerin geliştirilmesi önem taşıyor. Yeni bir teknik, küçük üreticinin mali gücünü aşan yatırım gerektiriyorsa bilimsel başarısına rağmen yaygınlaşması zorlaşabilir. GİRESUN YAĞLISININ KALİTESİ VE DÜNYADAKİ DEĞERİ KORUNABİLECEK Mİ? Türk fındığı üzerine aşı çalışmalarının Giresun açısından en hassas noktalarından biri, Giresun Yağlısının mevcut ürün özelliklerinin korunması. Tombul adıyla da bilinen Giresun Yağlısı, kendine özgü lezzeti, aroması ve kalite özellikleri nedeniyle bölgeyle özdeşleşmiş durumda. Giresun Tombul Fındığı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 2001 yılında menşe adı olarak tescil edildi. Ürün, 2022 yılında Avrupa Birliği'nde de coğrafi işaret koruması kazandı. Bu nedenle gelecekte alternatif anaç kullanımının değerlendirilmesinde yalnızca ağacın gelişmesi ve ürün miktarı değil, fındığın ticari değerini belirleyen özellikler de önem taşıyor. Randıman, meyve iriliği, yağ oranı, aroma, depolama özellikleri ve kalite istikrarı bilimsel olarak incelenmeli. Ayrıca coğrafi işaret kapsamında üretim yapılabilmesi için tescilde belirtilen coğrafi sınırların ve ürün şartnamesinin gereklerinin karşılanması gerekiyor. Türk fındığı anacının kullanılması, Giresun Tombul Fındığı menşe adının kullanım koşullarını kendiliğinden değiştirmiyor. Giresun'un asıl kazanımı, yalnızca daha dayanıklı bir fındık bitkisi yetiştirmek değil; dünyada tanınan Giresun Yağlısının özelliklerini koruyarak ekonomik değerini sürdürebilmek olacak. BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR NE SÖYLÜYOR? AŞI TUTMASI VERİM ARTIŞI ANLAMINA GELMİYOR Türk fındığının kültür fındığı çeşitlerine anaç olarak kullanılması konusunda önceki yıllarda önemli araştırmalar yapıldı. Ordu'nun Ünye ilçesinde 2020-2022 yıllarında yürütülen ve 2023 yılında yayımlanan araştırmada, Çakıldak çeşidinin Türk fındığı anacı üzerine farklı dönemlerde aşılanması incelendi. Araştırmada belirli uygulama koşullarında yüzde 93,3 ve yüzde 93,6 düzeylerine ulaşan aşı başarıları elde edildi. Bu sonuçlar Çakıldak çeşidinin başarılı biçimde aşılanabildiğini gösterirken, söz konusu oranlar Bolu Fidanlığının 2026 yılı uygulamalarına ait değil. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde kurulan başka bir araştırma bahçesinde ise Tombul, Palaz, Çakıldak ve Okay 28 çeşitleri 2020-2022 yılları arasında takip edildi. 2023 yılında yayımlanan araştırmada dört çeşidin de Türk fındığı anacı üzerinde dip sürgünü oluşturmadığı ve aşılı bitkilerin üç yaşındayken meyve vermeye başladığı belirlendi. Bununla birlikte 2024 yılında Bahçe dergisinde yayımlanan ve 2015-2019 dönemini kapsayan Tombul-Palaz araştırması, verim konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini ortaya koydu. Araştırmanın ilk dönem sonuçlarında aşılı Tombul bitkilerinin kümülatif verimi, aşısız Tombul bitkilerinden sayısal olarak düşük bulundu. Palaz çeşidinde ise farklı bir sonuç gözlendi. Çalışmada ayrıca aşılı bitkilerin gelişiminin ve uzun dönemli aşı uyuşmasının izlenmesi gerektiği belirtildi. Bu farklılıklar, yeni anacın her fındık çeşidinde otomatik olarak daha yüksek verim sağlayacağını söylemek için henüz yeterli kanıt bulunmadığını gösteriyor. Bilimsel verilerin ortaya koyduğu temel sonuç şu: Türk fındığı aşılı yetiştiricilik için önemli bir alternatif oluşturuyor; ancak Giresunlu üreticinin ne kadar kazanacağını belirleyecek olan uzun dönemli bahçe ve ekonomik performans sonuçları henüz kesinleşmiş değil. FINDIK TÜCCARI, SANAYİCİ VE YEREL ESNAF İÇİN NE DEĞİŞEBİLİR? Fındıkta yaşanan üretim dalgalanmaları Giresun'un ekonomik yaşamında yalnızca bahçe sahiplerini etkilemiyor. Fındık alım satımı yapan tüccarlar, kırma ve işleme tesisleri, depolama işletmeleri, nakliyeciler ve ihracatçılar da ürün miktarı ve kalitesinden doğrudan etkileniyor. Ayrıca fındık hasadı ve satış döneminde üretici ailelerin eline geçen gelir, yerel perakende ve hizmet sektörlerine de yansıyor. Fındık gelirinin kullanılması; gıda ve diğer temel ihtiyaç alışverişlerinden tarımsal girdilere, ulaşım ve ev bakımından çeşitli aile harcamalarına kadar geniş bir ekonomik hareketlilik oluşturuyor. Türk fındığı anacının ilerleyen yıllarda daha istikrarlı üretime katkı sağladığının kanıtlanması durumunda, bu durum yerel ticaretin ve fındık işleyen işletmelerin üretim planlamasını olumlu etkileyebilir. Ancak üretim miktarının daha istikrarlı hâle gelmesi, üretici gelirinin veya fındık fiyatının mutlaka yükseleceği anlamına gelmiyor. Fındık fiyatları iç ve dış piyasa koşullarına, arz ve talebe, kaliteye, alım politikalarına ve uluslararası rekabete bağlı olarak değişiyor. Dolayısıyla Giresun ekonomisi açısından tarımsal üretim teknolojisindeki gelişmelerin yanında, üreticinin pazarlık gücü, ürünün işlenerek değer kazanması ve pazarlama kanallarının geliştirilmesi de önem taşıyor. FINDIK YALNIZCA BİR ÜRÜN DEĞİL, GİRESUN'UN KÖYLE KURDUĞU BAĞ Giresun'da fındığın ekonomik öneminin yanında güçlü bir toplumsal ve kültürel karşılığı bulunuyor. Fındık bahçeleri, birçok aile için kuşaklar boyunca korunan mülkiyetin, aile emeğinin ve köyle sürdürülen ilişkinin bir parçası. Hasat dönemi ise yalnızca ürün toplama zamanı değil; farklı şehirlerde yaşayan aile üyelerinin köylerine döndüğü, akrabaların bir araya geldiği ve komşuluk ilişkilerinin canlandığı bir dönem olabiliyor. Fındık toplama, harman hazırlığı, kurutma ve ürünün pazara ulaştırılması gibi işler, kırsal yaşamın mevsimlik iş düzenini şekillendiriyor. Yöredeki imece geleneği ve komşular arasında sürdürülen dayanışma da fındık tarımının sosyal boyutunu oluşturuyor. Bu nedenle fındık bahçelerinin ekonomik değerini kaybetmesi, yalnızca tarımsal üretimin azalması anlamına gelmeyebilir. Aynı zamanda ailelerin köylerine yönelik ekonomik ilgisinin azalmasına ve bazı bahçelerin bakımsız kalmasına yol açabilir. Giresun'da fındık bahçesinin korunması, birçok aile açısından toprakla birlikte aile geçmişiyle ve köy kültürüyle sürdürülen bağın korunması anlamını da taşıyor. FINDIKTAN GEÇİNEMEYEN KÖYLÜNÜN GELECEĞİ DEĞİŞEBİLİR Mİ? Giresun'da küçük ölçekli üreticiliğin ekonomik sürdürülebilirliği, kırsal yaşamın geleceği açısından önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Piraziz'de 200 üreticiyle yapılan 2025 tarihli bilimsel araştırma, küçük üreticiler için fındık tarımının artık çoğu zaman temel istihdam alanı olmaktan çıkarak ikincil gelir kaynağı hâline geldiğini ortaya koydu. Araştırma, tarımsal sorunların giderilmesi ve yeni istihdam olanaklarının geliştirilmesinin genç nüfusun kırsala yönelmesi açısından önem taşıdığına dikkat çekti. Bu bağlamda Türk fındığı üzerine aşılı üretim modelinin bakım maliyetlerini azaltması ve üreticiye yeterli gelir sağlaması durumunda, bazı ailelerin bahçelerini işletmeye devam etmesi ekonomik açıdan kolaylaşabilir. Özellikle yaşlanan fındık bahçelerinin yenilenmesinde ekonomik bakımdan uygun modeller geliştirilmesi, üretimin devamlılığına katkı sunabilir. Bununla birlikte kırsal göçün tek nedeni fındık geliri değil. Eğitim, sağlık, ulaşım, istihdam çeşitliliği, sosyal yaşam olanakları ve gençlerin gelecek beklentileri de köylerde yaşama kararlarını etkiliyor. Bu nedenle alternatif anaç kullanımının tek başına Giresun'dan göçü durduracağı veya köylere geri dönüş sağlayacağı söylenemez. Yeni yetiştiricilik modelinin kırsal yaşam açısından gerçek değer kazanması, ekonomik avantajlarının daha geniş bir kırsal kalkınma politikasıyla desteklenmesine bağlı olacak. TARIMSAL İŞÇİLİK VE KÖYDEKİ EMEK DÜZENİ NASIL ETKİLENEBİLİR? Geleneksel fındık yetiştiriciliğinde bahçe bakımı ve hasat, önemli ölçüde insan emeğine dayanıyor. Türk fındığının dip sürgünü oluşturmaması, bu işleme ayrılan iş gücünün azaltılmasına katkı sağlayabilir. Ancak bu durum fındık toplama, harman, kurutma ve taşıma gibi hasat işlemlerinin ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Yeni yetiştiricilik biçimi bazı bakım işlerini azaltırken aşılama, fidan üretimi, teknik budama ve bahçe yönetimi gibi alanlarda farklı uzmanlık ihtiyaçları doğurabilir. Dolayısıyla yeni modelin yaygınlaşması yalnızca işçilik giderlerinin azalması açısından değil, kırsaldaki iş gücü yapısının değişmesi açısından da değerlendirilmeli. Giresun Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi'nde Haziran 2026'da yayımlanan, Ordu ve Giresun'da çalışan 30 mevsimlik tarım işçisini kapsayan araştırma, katılımcıların düşük gelir, barınma, temiz su ve çalışma koşulları bakımından önemli güçlükler yaşadığını ortaya koydu. Sınırlı bir örnekleme dayanan bu araştırmanın sonuçları bütün işçilere genellenemese de fındık ekonomisinin sosyal boyutunun yalnızca bahçe sahipleriyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Teknolojik ve tarımsal yenilikler değerlendirilirken ücretli tarım işçilerinin gelirleri, çalışma koşulları ve yeni beceriler edinme olanakları da dikkate alınmalı. GURBETTE YAŞAYAN GİRESUNLULARIN KÖYLERLE BAĞI İÇİN NE ANLAMA GELEBİLİR? Giresun'un sosyokültürel yapısında, il dışında yaşamasına rağmen köyündeki fındık bahçesini koruyan ailelerin de önemli bir yeri bulunuyor. Bazı aileler için fındık üretimi temel geçim kaynağı olmaktan çok, aile mirasının devam ettirilmesi ve köyle ilişkinin korunması anlamına geliyor. Bu ailelerin bir bölümü hasat döneminde köylerine dönerek üretim faaliyetlerine katılıyor veya bahçe bakımını ücretli iş gücüyle sürdürüyor. Bahçe bakım giderlerinin yüksek olması ve üretimden sağlanan gelirin sınırlı kalması ise uzaktan sürdürülen tarımsal faaliyetleri ekonomik açıdan zorlaştırabiliyor. Aşılı yetiştiricilik modelinin bakım yükünü ve yıllık işletme maliyetlerini gerçekten azaltabildiğinin ortaya konulması, bu tür aile işletmeleri için alternatif oluşturabilir. Bununla birlikte bahçelerin daha az bakıma ihtiyaç duyması, ailelerin köylerine daha sık döneceği anlamına da gelmiyor. Önemli olan, ekonomik koşulların ailelerin bahçelerini koruyabilmesine ve isterlerse tarımsal üretimi sürdürebilmesine imkân tanıması. YENİ FINDIK BAHÇELERİ GİRESUN'UN EĞİMLİ ARAZİLERİNE UYGUN MU? Giresun'da fındık yetiştiriciliğinin önemli özelliklerinden biri, farklı yükseltilerde ve eğimli arazilerde gerçekleştirilmesi. Bu nedenle başka bölgelerde olumlu sonuç alınan bir yetiştiricilik modelinin Giresun'un bütün köylerinde aynı başarıyı sağlayacağı varsayılamaz. Türk fındığı üzerine aşılı fidanların sahil, orta ve yüksek rakımlı bölgelerde ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Geleneksel ocak sistemiyle yetiştirilen fındık bahçeleri ile tek gövdeli aşılı yetiştiricilik modelleri arasında dikim düzeni, bitki gelişimi, budama, hasat ve işletme maliyetleri açısından farklılıklar bulunabilir. Özellikle dik yamaçlarda uygulanabilecek yetiştiricilik ve hasat yöntemlerinin ayrıca araştırılması önem taşıyor. Yeni anaç sisteminin Giresun'a uygun olup olmadığını belirlemek için yalnızca fidanların tutmasına değil, farklı arazi koşullarındaki uzun dönemli performansına bakılması gerekiyor. GİRESUN'DA PİLOT BAHÇELER KURULMASI NEDEN ÖNEMLİ? Türk fındığı anacının Giresun üreticisine sağlayabileceği ekonomik faydanın ortaya konulabilmesi için farklı koşullarda karşılaştırmalı denemeler yapılması önem taşıyor. Sahil, orta ve yüksek kesimlerde seçilecek uygun araştırma alanlarında geleneksel yetiştiricilik ile aşılı fidan sistemi birlikte izlenebilir. Bu denemelerde fidanların tutma oranı, uzun dönemli bitki gelişimi, kuraklık karşısındaki performansı, verim, randıman, meyve kalitesi ve hastalıklara karşı durumu karşılaştırılmalı. Ayrıca ilk yatırım maliyeti, yıllık bakım giderleri, işçilik ihtiyacı, hasat masrafları ve elde edilen net gelir hesaplanmalı. Elde edilecek sonuçların küçük aile işletmeleriyle daha büyük işletmeler açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi de önem taşıyor. Bu süreçte Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü, Giresun Üniversitesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ilgili üretici örgütleri ve sektör kuruluşlarının ortak araştırmalar yürütmesi, bölgeye uygun sonuçların geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Ancak Bolu'daki çalışmalar kapsamında Giresun'da yeni pilot bahçeler kurulacağına ilişkin doğrulanmış bir uygulama takvimi henüz açıklanmış değil. TÜRK FINDIĞI ORMANLARIN KORUNMASINDA VE PEYZAJDA DA DEĞERLENDİRİLECEK Orman Genel Müdürlüğünün çalışmaları yalnızca kültür fındığına alternatif anaç geliştirilmesiyle sınırlı değil. OGM, Bolu Fidanlığında üretilen Türk fındığı fidanlarının bozuk orman alanlarının iyileştirilmesinde, ağaçlandırma projelerinde, ekolojik restorasyon uygulamalarında ve doğal türlerin korunmasına yönelik çalışmalarda kullanılmasını planlıyor. Türün tek gövdeli ve boylu gelişme özellikleri, peyzaj uygulamalarında değerlendirilmesi açısından da önem taşıyor. Bu kapsamda park ve benzeri yeşil alanlarda kullanılabilecek nitelikte fidan üretiminin geliştirilmesi hedefleniyor. Türk fındığının doğal popülasyonlarının korunması, ülkenin biyolojik çeşitliliğinin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor. Ayrıca Türk fındığının meyveleri, yaban hayatı için besin kaynağı oluşturuyor. Bolu Orman Bölge Müdürlüğünün Temmuz 2026 açıklamasında, Bölge Müdürü Celal Kanbur'a aşılı Türk fındığı fidanı takdim edildiği ve ardından kurum yerleşkesinde sembolik dikim gerçekleştirildiği de bildirildi. Böylece çalışmalar, fındık üreticilerine yönelik alternatif anaç geliştirilmesinin yanında ormancılık, doğal gen kaynaklarının korunması ve peyzaj gibi farklı alanları da kapsıyor. ÜRETİCİNİN ÖNÜNDEKİ SORULAR HENÜZ TAM OLARAK YANITLANMADI Bolu Fidanlığındaki aşı başarısı ve önceki yıllarda gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar, Türk fındığının alternatif anaç olarak kullanılmasına ilişkin araştırmaların ilerlediğini gösteriyor. Ancak Giresunlu üreticinin uygulamaya geçmeden önce yanıtını bilmesi gereken önemli konular bulunuyor. Aşılı fidanların ticari üretime ne zaman ve hangi maliyetle sunulacağı, farklı yükseltilerde nasıl performans göstereceği, Giresun Yağlısının kalite özelliklerini nasıl etkileyeceği, bakım giderlerinde ne kadar tasarruf sağlayacağı ve uzun dönemli veriminin geleneksel sistemle nasıl karşılaştırılacağı henüz bütün yönleriyle ortaya konulmuş değil. Bunların yanında aşı uyuşmazlığı, fidan ömrü, hastalıklara duyarlılık ve kuraklık koşullarındaki gerçek performans gibi teknik konuların da uzun dönemli araştırmalarla değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle mevcut sonuçların, üreticilerin geleneksel bahçelerini hemen sökerek yeni sisteme geçmesi gerektiği şeklinde yorumlanması doğru olmayacak. Bilimsel araştırmaların olumlu sonuçları umut verici olsa da ekonomik yatırım kararlarının sahada doğrulanmış verilerle alınması gerekiyor. GİRESUN İÇİN ASIL MESELE: DAHA FAZLA FINDIK MI, DAHA GÜÇLÜ BİR KIRSAL EKONOMİ Mİ? Türk fındığı üzerine aşılama çalışmalarının Giresun açısından oluşturduğu potansiyel, yalnızca üretim miktarını artırma ihtimaliyle sınırlı değil. Bu gelişme, bölgenin gelecekte nasıl bir fındık üretim modeline ihtiyaç duyduğu sorusunu da gündeme taşıyor. Giresun'un önünde yalnızca daha fazla fındık yetiştirme hedefi bulunmuyor. Aynı zamanda küçük aile işletmelerinin korunması, fındığın kalite değerinin sürdürülmesi, üreticinin net gelirinin artırılması, gençlerin tarımla ekonomik bağ kurabilmesi, kırsal istihdamın geliştirilmesi ve köylerin yaşanabilirliğinin güçlendirilmesi gibi daha geniş sorunlar bulunuyor. Türk fındığının alternatif anaç olarak kullanılması, bu sorunların tamamını tek başına çözemez. Ancak uygun koşullarda daha istikrarlı üretim, daha düşük bakım maliyeti ve sürdürülebilir bahçe yönetimi sağlayabildiğinin kanıtlanması durumunda, bölge tarımı için yararlı araçlardan biri olabilir. Yeni yetiştiricilik modellerinin üreticilerin ekonomik koşullarıyla uyumlu olması, küçük üreticilerin bu gelişmelerden yararlanabilmesi ve sağlanacak katma değerin bölge ekonomisine yansıması önem taşıyor. GİRESUN'UN GELECEĞİ YALNIZCA FINDIĞIN DALINDA DEĞİL, KÖYLERİNDE DE ŞEKİLLENECEK Orman Genel Müdürlüğünün Bolu'da yürüttüğü çalışmalar, Türkiye'nin doğal bitki kaynaklarından yararlanılarak fındık yetiştiriciliğinde alternatif yöntemler geliştirilmesi açısından önemli bir aşamayı temsil ediyor. Çakıldakta elde edilen aşı başarısı, Giresun Yağlısına yönelik yeni uygulama hedefleri ve geçmiş yıllardaki bilimsel araştırmalar, bu alandaki potansiyeli ortaya koyuyor. Ancak Giresun açısından asıl soru, bu yeni yöntemin üreticinin yaşamına nasıl yansıyacağı. Daha dayanıklı fındık bahçeleri kurulabilecek mi? Üretim maliyetleri azalacak mı? Giresun Yağlısının kalite değeri korunacak mı? Küçük üretici yeni sisteme ekonomik olarak uyum sağlayabilecek mi? Gençler için yeni tarımsal faaliyet alanları oluşabilecek mi? Bu soruların yanıtları, yeni yetiştiricilik yönteminin yalnızca tarımsal başarısını değil, Giresun'un ekonomik ve toplumsal geleceğindeki yerini de belirleyecek. Çünkü Giresun'da fındık yalnızca topraktan elde edilen bir ürün değil; ailelerin geçim kaynağı, köylerin ekonomik dayanağı ve kuşaklar boyunca sürdürülen bir yaşam kültürünün parçası. Bolu'da başlayan çalışmaların Giresun için gerçek değeri, güçlü köklere sahip fidanların üreticinin gelirine, fındığın kalitesine ve köylerin geleceğine ne ölçüde katkı sağlayabildiğiyle anlaşılacak. https://www.giresunsonhaber.com/yazarlar/omur-yuksel-5/findigin-koku-guclenirken-giresun-un-ekonomik-kokleri-zayiflamasin-161 KAYNAKLAR Orman Genel Müdürlüğü – Türk Fındığına Kültür Fındığı Çeşitleri Aşılanacak (5 Ekim 2026) Bolu Orman Bölge Müdürlüğü – Bolu Fındığına Aşılı Ziraat Fındığı Üretimi (20 Temmuz 2026) Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü – 2025 Faaliyet Raporu Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü – 2026 Rekolte Tahmin Çalışmaları Bilgen ve diğerleri (2024) – Türk Fındığı Anacının Tombul ve Palaz Çeşitlerine Etkisi Şenel, Taylan ve Akar (2023) – Türk Fındığı Üzerine Aşılı Çeşitlerde Bitki Gelişimi Demirel Ateş ve Balta (2023) – Çakıldak Çeşidinin Türk Fındığı Anacında Aşı Başarısı Aydın Yönet (2025) – Küçük Ölçekli Fındık İşletmeleri: Giresun-Piraziz Örneği Alicanoğlu ve Genç (2026) – Fındık Hasadında Çalışan Mevsimlik Tarım İşçileri Türk Patent ve Marka Kurumu – Giresun Tombul Fındığı Coğrafi İşaret Tescili Avrupa Birliği Başkanlığı – Giresun Tombul Fındığının AB Coğrafi İşaret Tescili

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? Haber

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ?

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? ÜRETİCİNİN YAŞAM KALİTESİNİ BELİRLEME YETKİSİNİ KİM VERDİ? TMO’NUN 255 TL’YE ALDIĞI FINDIĞIN BULUNDUĞU PİYASADA ÜRETİCİDEN 185 TL’YE FINDIK NASIL ALINIYOR? TMO, 2026 ürünü Giresun kalite fındığın kilogramına 255 TL, Levant kaliteye 250 TL fiyat açıklamış ve alıma başlamış durumda. Buna karşılık 17 Eylül 2026’da Karadeniz’in bazı üretim merkezlerinde piyasa fiyatları 185 TL seviyelerine kadar iniyor. Elbette kalite, randıman ve bölgesel farklılıklar hesaba katılmalı. Ancak kilogramda 60–70 liraya ulaşabilen bu uçurum karşısında artık yalnızca “serbest piyasa” denilip geçilebilir mi? Üreticiden alım yapan tüccarlar gerçekten birbirleriyle rekabet ediyor mu, yoksa fiyat rekabetini ortadan kaldıran doğrudan ya da dolaylı bir koordinasyon mu var? Rekabet Kurulu’nun geçmişte fındık alıcıları arasında bilgi değişimini soruşturmuş ve Düzce’de ihlal tespit etmiş olması nedeniyle bu soru bugün çok daha ciddi biçimde cevap bekliyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) TMO’nun 6 Ağustos 2026’da açıkladığı resmî fiyat ortada: Giresun kalite fındık 255 TL/kg. Levant kalite 250 TL/kg. Üstelik yüzde 50 randımanın üzerindeki ürün için ilave randıman bedeli de ödeniyor. TMO alımları 24 Ağustos’ta başladı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Peki aynı ülkenin, aynı sezonun, aynı tarım ürününde üreticinin karşısına neden 175, 180, 185, 190 liralık fiyatlar çıkıyor? 17 Eylül 2026 tarihli piyasa verilerinde Samsun merkezde tombul fındığın 185 TL, Levant kalitenin 180 TL; Ordu’da bazı kalite gruplarının yaklaşık 185 TL seviyelerinde olduğu bildiriliyor. Giresun’da fiyat daha yüksek olmakla birlikte yine TMO’nun resmî fiyatının altında seyrediyor. (Haberlisin) Burada kalite ve randıman farklarını yok sayarak “TMO’daki 255 liralık ürünün aynısı her yerde 185 liraya alınıyor” demek doğru olmaz. Ama bu teknik ayrıntı büyük soruyu ortadan kaldırmıyor: TMO’nun 250–255 TL’lik müdahale fiyatı varken Karadeniz’in geniş bir bölümünde piyasanın bunun onlarca lira altında oluşmasının ekonomik sebebi nedir? KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ? Fındığın fiyatı yalnızca bir ürünün fiyatı değildir. O fiyat; üreticinin çocuğunun eğitim masrafıdır, evine götüreceği ekmektir, gelecek yıl bahçesine yapacağı gübredir, işçinin ücretidir, kredi borcudur, elektrik faturasıdır, bir ailenin bir yıllık yaşam standardıdır. Kilogram başına üreticinin cebinden eksilen 10 lira, 20 lira, 50 lira yalnızca ticari bir rakam değildir. Ton başına on binlerce liradır. Binlerce üretici düşünüldüğünde milyarlarca liraya ulaşabilecek bir gelir transferinden söz ediyoruz. O nedenle üreticinin sorması gereken soru : Benim ürünümün gerçek değerini kim belirliyor? Devletin kurumu mu? Gerçekten rekabet eden serbest piyasa mı? Yoksa birkaç büyük alıcının etrafında şekillenen satın alma sistemi mi? SERBEST PİYASA DEDİĞİNİZ ŞEY GERÇEKTEN SERBEST Mİ? Serbest piyasa demek, üreticinin karşısına çıkan bütün alıcıların aynı veya birbirine çok yakın rakamları yazması değildir. Serbest piyasa, alıcıların da birbirleriyle rekabet etmesi demektir. Bir tüccar 185 TL veriyorsa, yanındaki tüccarın daha fazla mal toplayabilmek için 190 TL vermesi gerekir. Başka biri 195 TL vermelidir. Talep yükseldiğinde fiyat yukarı gitmelidir. Üreticinin malı için alıcılar yarışmalıdır. Ama bunun yerine; bir ilçede 185, yan ilçede 185, başka bir alım noktasında yine aynı rakam, ertesi sabah herkesin fiyatı aynı anda değişiyorsa... O zaman kamu otoritesinin şu soruyu sorması gerekir: Bu fiyatlar gerçekten birbirinden bağımsız ticari kararlarla mı belirleniyor? ÇÜNKÜ FINDIKTA BU ŞÜPHE DAHA ÖNCE DE DEVLETİN ÖNÜNE GELDİ Bu soru hayalî değildir. Rekabet Kurulu, fındık sektöründe alıcıların fiyat davranışlarını geçmişte bizzat soruşturdu. Düzce’de fındık alım-satımı yapan teşebbüsler hakkında yürütülen soruşturma, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında gerçekleştirildi. Kurulun 15 Ağustos 2024 tarihli kararında sekiz teşebbüsle ilgili süreç uzlaşmayla sonuçlandı. Dosyanın temel konusu, fındık alım ve satımı yapan teşebbüslerin rekabete aykırı biçimde hareket edip etmedikleriydi. (Rekabet Kurumu) Daha sonra Giresun, Samsun ve Trabzon dahil başka üretim bölgelerinde de fındık alıcılarının fiyat ve iletişim ilişkileri Rekabet Kurumu’nun incelemelerine konu oldu. Samsun dosyasının resmî konusu dahi son derece açıktı: “Fındık alımı ve satımı ile iştigal eden teşebbüslerin aralarında anlaşarak fındık alım fiyatlarını belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası.” (Rekabet Kurumu) Demek ki devletin ilgili kurumu da şunu kabul ediyor: Fındık alıcılarının üreticiden alış fiyatını birlikte belirlemesi ihtimali, rekabet hukukunun doğrudan konusudur. ÖYLEYSE 2026 SEZONU NEDEN YENİDEN MERCEK ALTINA ALINMASIN? Bugün yapılması gereken herhangi bir tüccarı peşinen suçlu ilan etmek değildir. Tam tersine. Gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Rekabet Kurumu Karadeniz’de aynı anda yerinde inceleme yapmalıdır. Giresun'a bakmalıdır. Ordu'ya bakmalıdır. Samsun'a bakmalıdır. Trabzon'a bakmalıdır. Düzce'ye, Sakarya'ya ve diğer üretim merkezlerine bakmalıdır. Manavların günlük fiyatlarını karşılaştırmalıdır. Telefon ve elektronik yazışmalar incelenmelidir. Fiyat listelerinin hangi saatlerde kimlerden geldiğine bakılmalıdır. Hangi manavın hangi büyük alıcıya fındık topladığı belirlenmelidir. Üreticiden alış fiyatını manavın kendisinin mi belirlediği, yoksa üst alıcı tarafından mı fiyat verildiği ortaya çıkarılmalıdır. MANAV KENDİ FİYATINI BELİRLEYEBİLİYOR MU? Asıl cevaplanması gereken sorulardan biri budur. Bir manav bugün üreticiye: “Ben bu fındığa 10 lira fazla veriyorum.” diyebiliyor mu? Yoksa daha yüksek fiyat verdiği anda malı teslim ettiği büyük alıcıdan zarar mı ediyor? Bir büyük firma onlarca manava sabah: “Bugünün alım fiyatı budur.” diyorsa bunun hukuki ve ekonomik yapısı nedir? Manav gerçekten bağımsız tüccar mı? Yoksa büyük alıcı adına çalışan fiilî bir satın alma noktası mı? Bağımsız ise neden kendi fiyatını belirleyemiyor? Bağımsız değilse üretici bunu biliyor mu? FİYAT LİSTESİNİ KİM HAZIRLIYOR? Karadeniz'de üreticinin karşısına çıkan fiyatların oluşum zinciri açıklanmalıdır. Büyük ihracatçı fiyat mı gönderiyor? Kırıcı mı belirliyor? Manav mı belirliyor? Ticaret borsası mı referans oluyor? Birbirlerinin fiyatları WhatsApp gruplarından mı takip ediliyor? Gelecek gün uygulanacak fiyatlar önceden konuşuluyor mu? Bunların hiçbirini dışarıdan bakarak kesin olarak söyleyemeyiz. Ama devlet araştırabilir. Rekabet Kurumu araştırabilir. Ve araştırmalıdır. DEVLET YOK MU? İşte meselenin en kritik noktası burasıdır. Devlet yalnızca TMO üzerinden fiyat açıklayıp kenara çekilemez. Çünkü TMO'nun kuruluş ve müdahale mantığının önemli nedenlerinden biri zaten üreticinin pazarlama ve finansman kaynaklı sorunlarını azaltmaktır. Bakanlığın 2026 fiyat açıklamasında da bu amaç açık biçimde ifade edilmiştir. (Tarım ve Orman Bakanlığı) O halde şu sorunun cevabı gerekir: Devlet 255 TL fiyat açıklıyorsa bu fiyat piyasada neden karşılık bulmuyor? TMO yeterince ürün alabiliyor mu? Üretici randevuya ulaşabiliyor mu? Alım noktaları yeterli mi? Ödeme süresi üreticiyi tüccara yöneltiyor mu? Üretici borçları nedeniyle fındığını hemen satmak zorunda mı? Tüccarın nakit gücü TMO'nun müdahale gücünün önüne mi geçiyor? Ve en önemlisi: Alıcılar arasında gerçek fiyat rekabeti var mı? 255 TL VARSA 185 TL NASIL VAR? Bu sorunun cevabı yalnızca: “Serbest piyasa.” olamaz. Çünkü serbest piyasa bir sihirli kelime değildir. Fiyat düşüyorsa bunun ekonomik gerekçesi ortaya konulmalıdır. Arz mı fazla? Rekolte mi beklentinin üzerinde? İhracat talebi mi düştü? Stok mu çok yüksek? Avrupa sanayisi alımı mı azalttı? Yoksa alıcı tarafındaki yoğunlaşma ve pazarlık gücü mü fiyatı aşağı çekiyor? Bütün bunlar rakamlarla açıklanmalıdır. Aksi takdirde “serbest piyasa” sözü, hiçbir şeyi açıklamayan bir bahaneye dönüşür. ALİVRE SATIŞLAR AÇIKLANMALI Sektörün bir başka tartışması da sezon öncesi yapılan alivre satışlardır. Alivre satış kendi başına suç değildir. İhracatçı gelecekte teslim edeceği ürünü önceden satabilir. Ancak ihracatçı Avrupa’ya örneğin belirli bir dolar fiyatından büyük miktarda mal bağladıysa hasat başladığında kendi kârlılığı açısından mümkün olan en düşük maliyetle fındık toplamak isteyecektir. Bu da ticari açıdan anlaşılabilir. Ama burada kırmızı çizgi bellidir: O düşük maliyet, rakip alıcılar arasında anlaşarak üretici fiyatını aşağı çekmek suretiyle sağlanamaz. Bu nedenle 2026 ürünü için yapılan sezon öncesi ihracat ve alivre sözleşmeleri konusunda sektörün daha şeffaf olması gerekir. Kaç ton satıldı? Hangi tarihte satıldı? Hangi fiyatlardan satıldı? Hangi teslim vadeleri verildi? Bugünkü iç piyasa fiyatı ile bu sözleşmeler arasında nasıl bir ekonomik ilişki var? FİSKOBİRLİK'E DE AYNI SORU Üreticinin kurduğu bir birlik olan FİSKOBİRLİK bakımından da mesele yalnızca “kaç liradan alıyor?” sorusu değildir. TMO üreticinin ürününe 250–255 TL bandında fiyat biçerken üretici birliği neden bunun belirgin biçimde altında kalıyor? Eğer FİSKOBİRLİK fındığı işleyebiliyor, mamul ürün üretebiliyor, katma değer yaratabiliyorsa bu katma değerin ne kadarı üreticiye dönüyor? 2026 ürünü için ön satış yapıldı mı? Alivre satış yapıldı mı? Yapıldıysa hangi miktarda ve hangi fiyatla? Yapılmadıysa üretici alım fiyatı hangi maliyet hesabıyla oluşturuldu? Üreticinin kurduğu birliğin bunları üreticiye açıklaması olağanüstü bir talep değildir. Tam tersine kurumsal şeffaflığın gereğidir. ÜRETİCİNİN SIRTINDAN FİYAT BELİRLEME DÖNEMİ BİTMELİ Kimse tüccar zarar etsin demiyor. Kimse ihracatçı kâr etmesin demiyor. Kimse sanayici kazanmasın demiyor. Ama aynı soru üretici için de sorulmalıdır: Üretici neden kazanmasın? Fındığı yetiştirirken riski üretici taşıyor. Donu üretici yaşıyor. Kuraklığı üretici yaşıyor. Kokarcayla üretici mücadele ediyor. Gübreyi, ilacı, işçiyi, patozu üretici ödüyor. Bir yıl boyunca bahçenin yükünü üretici taşıyor. Hasat günü geldiğinde ise fiyat üzerinde en az söz sahibi olan yine üretici oluyorsa burada sistemin yeniden sorgulanması gerekir. DEVLETİN GÖREVİ FİYATI TÜCCAR ADINA BELİRLEMEK DEĞİL, REKABETİ KORUMAKTIR Buradan “devlet bütün özel alım fiyatlarını belirlesin” sonucu çıkmaz. Ama devletin çok açık bir görevi vardır: Piyasanın gerçekten rekabetçi çalışmasını sağlamak. 4054 sayılı Kanun bunun için vardır. Rekabet Kurumu bunun için vardır. TMO üretici için piyasa alternatifi yaratmak amacıyla vardır. Ticaret borsaları şeffaf piyasa için vardır. Tarım Bakanlığı üretim politikasını yönetmek için vardır. Öyleyse bu kurumlar birlikte şu soruya cevap vermelidir: TMO'NUN 255 TL'YE ALIM YAPTIĞI BİR SEZONDA KARADENİZ'İN BAZI NOKTALARINDA FINDIK NEDEN 185 TL? Kalite mi? Randıman mı? Arz fazlalığı mı? Finansman baskısı mı? Stok politikası mı? İhracat sözleşmeleri mi? Alıcı gücü mü? Yoksa alıcılar arasında araştırılması gereken bir koordinasyon mu? Hangisiyse ortaya çıkarın. Çünkü bugün tartışılan yalnızca fındığın kilogram fiyatı değildir. Üreticinin alın terinin karşılığını kimin belirlediği tartışılıyor. Üreticinin bir yıllık emeğinin kaç para edeceğine kimin karar verdiği tartışılıyor. Üreticinin yaşam kalitesini birkaç alıcının piyasa gücünün belirleyip belirlemediği tartışılıyor. Ve artık Karadeniz üreticisinin sormaya hakkı vardır: KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ?DEVLET YOK MU?YASA YOK MU? Varsa, uygulanmasını istiyoruz. Suçlu ilan edilmesini değil; araştırılmasını istiyoruz. Söylentiyi değil; belgeyi istiyoruz. “Serbest piyasa” cümlesini değil; gerçek rekabeti istiyoruz.

KARAN: “TMO’NUN HIZLI ALIMI PİYASAYI REGÜLE EDECEKTİR” Haber

KARAN: “TMO’NUN HIZLI ALIMI PİYASAYI REGÜLE EDECEKTİR”

KARAN: “TMO’NUN HIZLI ALIMI PİYASAYI REGÜLE EDECEKTİR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, açıklanan fındık alım fiyatlarını üretici açısından yetersiz bulduklarını yineleyerek, TMO’nun hızlı ve güçlü bir alım kampanyası yürütmesinin serbest piyasadaki fiyat baskısını kıracağını söyledi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Toprak Mahsulleri Ofisinin 17 Ağustos Pazartesi günü randevu sistemini açacağını, 24 Ağustos Pazartesi günü ise 2026 yılı kabuklu fındık alımlarına başlayacağını hatırlattı. TMO tarafından Giresun kalite fındık için kilogram başına 255 lira, levant kalite için 250 lira alım fiyatı açıklanmıştı. Karan, bu rakamların üreticinin artan maliyetleri ve beklentileri karşısında yeterli olmadığını bir kez daha dile getirdi. Buna karşın TMO’nun yeni sezonda hızlı ve donanımlı bir alım süreci yürütmeye hazırlanmasını olumlu bulduklarını belirten Karan, kurumun piyasadaki düzenleyici görevini etkin biçimde yerine getirmesinin üreticiyi düşük fiyat karşısında koruyacağını ifade etti. TMO’nun alım tarihleri ve fiyatları kurumun resmî duyurusunda da yer aldı. “GÜNLÜK 5 BİN TONUN ÜZERİNDE ALIM PLANLANIYOR” Edindikleri bilgilere göre TMO’nun ülke genelinde günlük 5 bin tonun üzerinde kabuklu fındık almayı planladığını aktaran Karan, Giresun’un sahil ilçelerinde de üreticinin talebine göre alım merkezleri oluşturulmasının beklendiğini söyledi. Hızlı ilerleyecek bir alım kampanyasının serbest piyasaya doğrudan yansıyacağını savunan Karan, “TMO’nun güçlü biçimde piyasada bulunması, düşük fiyat baskısının kısa sürede kırılmasını ve piyasanın regüle edilmesini sağlayacaktır” dedi. “255 LİRALIK FINDIĞA 190 LİRA VERMEK TİCARİ AHLAKLA BAĞDAŞMAZ” Serbest piyasada fındığa 190 lira seviyesinde fiyat verildiğini belirten Karan, TMO’nun açıkladığı alım fiyatıyla piyasa arasındaki farkı sert sözlerle eleştirdi: “255 lira alım fiyatı açıklanan bir ürüne serbest piyasada yüzde 20-25 daha düşük fiyat belirlemek ticari ahlakla bağdaşmaz. Bu, üreticinin emeğine göz dikmektir.” “FINDIK TEKELLERİ ALIM FİYATINI YOK SAYIYOR” Devletin açıkladığı resmî rekolte ile TMO alım fiyatının bazı büyük alıcılar tarafından dikkate alınmadığını ileri süren Karan, piyasadaki fiyat oluşumunun ilgili kurumlar tarafından yakından incelenmesini istedi. Karan, “TMO’nun açıkladığı fiyatı yok sayarak üreticinin ürününü çok daha düşük rakamlardan almaya çalışanlara karşı ilgili resmî makamları göreve davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. ÜRETİCİYE “ACELE ETMEYİN” ÇAĞRISI Üreticilerden fındıklarını düşük fiyatla satmamalarını isteyen Karan, çağrısını şöyle sürdürdü: “Üreticilerimizden ricamız, ürünlerini açıklanan alım fiyatının altında serbest piyasaya teslim etmemeleridir. İmkânı olan üreticimiz acele etmemeli, TMO’nun randevu ve alım sürecini değerlendirmelidir. Tercihlerini üreticinin emeğini koruyacak kanallardan yana kullanmalıdır.”

ESPİYE’DE FINDIĞA SEMBOLİK SEZON AÇILIŞI Haber

ESPİYE’DE FINDIĞA SEMBOLİK SEZON AÇILIŞI

ESPİYE’DE FINDIĞA SEMBOLİK SEZON AÇILIŞI FINDIK SEZONUNU TÖRENLE KARŞILAMA GELENEĞİNİN KAYITLARI 112 YIL ÖNCESİNE UZANIYOR Espiye’nin Taflancık köyünde düzenlenen “Fındık Hasat Töreni”, üreticiler ile tarım kuruluşlarını yeni sezon öncesinde bir araya getirdi. Bugün bahçede temsili hasatla gerçekleştirilen etkinliklerin tarihsel karşılığını oluşturan “Fındık Bayramı” ve “ilk fındık sevk merasimlerine” ilişkin Giresun’daki ulaşılabilen kayıtlar 1914 yılına kadar uzanıyor. Giresun’un Espiye ilçesine bağlı Taflancık köyünde, 2026 yılı fındık hasat sezonu dolayısıyla “Fındık Hasat Töreni” gerçekleştirildi. Espiye İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, Espiye Ziraat Odası Başkanlığı ve Taflancık Köyü Muhtarlığı tarafından ortaklaşa düzenlenen tören, 7 Ağustos 2026 tarihinde üreticiler ile ilçe protokolünü bir araya getirdi. Etkinlikte fındığın Espiye ve bölge ekonomisindeki önemine dikkat çekilirken, üreticilere bol ve bereketli bir hasat dönemi dileğinde bulunuldu. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün açıklamasında, “Değerli üreticilerimize bereketli bir hasat sezonu diliyoruz” ifadelerine yer verildi. Taflancık köyündeki törene ilişkin açıklama, İl Müdürlüğünün duyurusunun ardından kamuoyuna yansıdı. FINDIK HASAT TÖRENİ NEDİR? Fındık hasat törenleri; hasat döneminin başlaması dolayısıyla üreticileri, tarım kuruluşlarını, ziraat odalarını, yerel yöneticileri ve sektör temsilcilerini bir araya getiren sezon açılışı niteliğindeki etkinlikler olarak düzenleniyor. Programlarda genellikle bereket duası yapılıyor, temsili olarak ilk fındıklar toplanıyor ve üreticilere doğru hasat, ürün kalitesi, iş güvenliği, mevsimlik tarım işçileri ile açıklanan hasat takvimine uyulması konularında mesajlar veriliyor. Geçmiş ve günümüzdeki uygulamalar incelendiğinde, törenlerin tek merkezden ve değişmeyen bir programla yürütülmediği görülüyor. Organizasyonlar; valilikler, tarım ve orman müdürlükleri, belediyeler, ziraat odaları, ticaret borsaları ve köy muhtarlıklarının iş birliğiyle farklı yerlerde gerçekleştiriliyor. Bu nedenle “Fındık Hasat Töreni”, resmî hasat tarihini belirleyen idari bir toplantıdan çok, sezonun başlangıcını duyuran ve üreticiyle dayanışmayı amaçlayan sembolik bir buluşma niteliği taşıyor. TÖREN, AÇIKLANAN TAKVİMDEN BİR GÜN ÖNCE YAPILDI Giresun’da 2026 yılı için açıklanan fındık hasat takvimine göre sahil kesiminde 8 Ağustos, orta kesimde 15 Ağustos, yüksek kesimlerde ise 22 Ağustos’tan itibaren hasada başlanacak. Taflancık köyündeki törenin sahil kesimi için açıklanan tarihten bir gün önce, 7 Ağustos’ta gerçekleştirilmesi de programın teknik bir hasat izninden ziyade sezon öncesi sembolik başlangıç niteliğinde olduğunu gösteriyor. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, erken veya geç hasadın ürünün verimini ve randımanını olumsuz etkileyebileceğini belirterek üreticilerden açıklanan tarihlere uygun hareket etmelerini istedi. Giresun’un 2026 yılı rakıma dayalı hasat takvimi 8, 15 ve 22 Ağustos olarak duyuruldu. HASAT TARİHLERİ NEDEN DEĞİŞİYOR? Giresun’daki fındık bahçeleri rakımlarına göre sahil, orta ve yüksek kesim olmak üzere üç grupta değerlendiriliyor. Fındığın olgunlaşma zamanı; rakım, sıcaklık, yağış, bahçenin konumu ve yetiştirilen çeşide bağlı olarak değiştiği için bütün üreticiler aynı gün bahçeye girmiyor. Hasada başlanabilmesi için dalda bulunan fındığın nem oranının yüzde 30’un altına düşmesi, sert kabuğun büyük ölçüde kızarması, iç fındığın kabuktan kolay ayrılması ve olgunlaşan meyvelerin dallar sallandığında dökülmesi gibi teknik ölçütler dikkate alınıyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, olgunlaşmadan toplanan fındıkta kalite ve randıman kaybı yaşanabileceğini, ürünün muhafaza süresinin kısalabileceğini ve erken hasadın üretici açısından ekonomik kayba yol açabileceğini bildiriyor. Müdürlüğün teknik açıklamasında doğru hasat olgunluğunun ölçütleri ayrıntılı şekilde sıralanıyor. GİRESUN’DA 80 BİNE YAKIN ÜRETİCİNİN GEÇİM KAYNAĞI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2026 yılında açıkladığı verilere göre kentte yaklaşık 120 bin hektarlık alanda 80 bine yakın üretici fındık tarımı yapıyor. İldeki tarım alanlarının yaklaşık yüzde 76’sını fındık bahçeleri oluşturuyor. 2026 yılı rekolte tespit çalışmaları, sahil, orta ve yüksek kesimleri temsil eden 13 ilçedeki 130 bahçede 12 kişilik komisyon tarafından yürütüldü. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, rekolte çalışmalarına ilişkin verileri 14 Temmuz 2026 tarihinde açıkladı. Espiye Kaymakamlığının tarım sayfasındaki kurumsal bilgilere göre ise ilçe ekonomisi büyük ölçüde fındığa dayanıyor. İlçede 8 bin 596 hektarlık alanda fındık yetiştirildiği, yaklaşık 5 bin 150 ailenin üretimle ilgilendiği ve tarıma elverişli arazilerin yüzde 80’inde fındık bulunduğu belirtiliyor. Söz konusu sayfanın güncelleme tarihi açıklanmadığı için bu rakamların güncel üretici kaydı olarak değil, ilçenin tarımsal yapısını gösteren kurumsal bilgiler olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Espiye Kaymakamlığının tarım sayfasında ilçedeki fındık üretimine ilişkin ayrıntılar yer alıyor. FINDIK BAYRAMININ TARİHSEL YOLCULUĞUOSMANLI’DAN CUMHURİYET’E UZANAN BİR GİRESUN GELENEĞİ Bugünkü “Fındık Hasat Töreni” organizasyonlarının tarihsel karşılığını, Osmanlı’nın son dönemleri ile Cumhuriyet’in ilk yıllarında düzenlenen “Fındık Bayramı” ve “ilk fındık sevk merasimleri” oluşturuyor. Ancak eski törenlerle günümüzdeki etkinlikler arasında önemli bir fark bulunuyor. Günümüzdeki programlar genellikle fındık bahçesinde temsili hasat yapılmasıyla gerçekleştirilirken, geçmişteki törenlerin merkezinde yılın ilk mahsulünün limandan dış ülkelere gönderilmesi yer alıyordu. O dönemde fındığın ilk ihraç edildiği gün, yalnızca ticari bir sevkiyat olarak görülmüyor; üretici, tüccar, kamu yöneticileri ve kent halkının katıldığı büyük bir kutlamaya dönüştürülüyordu. GİRESUN’DAKİ İLK SOMUT KAYIT 1914 YILINA AİT Giresun’da fındık sezonunun törenle karşılanmasına ilişkin ulaşılabilen en eski somut kayıtlardan biri 1914 yılına ait. Akademik araştırmalarda yer verilen bilgilere göre ilk fındık sevk merasimi, 14 Ağustos 1914 tarihinde Feridunzade Hacı Hasan Efendi ve Ticaret Odasının ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Törenin anlatıldığı dönemin kayıtlarında uygulamadan “öteden beri” sürdürülen güzel bir gelenek olarak söz edilmesi, fındık sevk merasimlerinin 1914’ten önce de gerçekleştirildiğine işaret ediyor. Ancak eldeki belgeler bu uygulamanın ilk kez hangi yıl başlatıldığını kesin olarak ortaya koymuyor. Bu nedenle 1914 tarihi, geleneğin başlangıcı olarak değil, bugün için ulaşılabilen en eski somut örneklerden biri olarak kabul ediliyor. Doç. Dr. Muzaffer Başkaya’nın yerel basın ve arşiv belgelerine dayanan araştırması, törenlerin Cumhuriyet öncesine uzandığını ortaya koyuyor. CUMHURİYET İLAN EDİLMEDEN ÖNCE TRABZON’DA DA YAPILDI Fındık Bayramı’nın 29 Ekim 1923’ten önce gerçekleştirildiğini gösteren bir başka kayıt ise Trabzon’a ait. İstikbal gazetesinin 10 Ağustos 1923 tarihli nüshasında yer alan habere göre yeni mahsul fındığın ilk partisi Gülcemal Vapuru’na törenle yüklendi. Fındığı vapura taşıyan kayıklar defne dalları ve bayraklarla süslendi. Gülcemal Vapuru’nun baş ve kıç direklerine bayraklar asıldı; kayıklardan havai fişekler atılırken vapurdan selamlama düdükleri çalındı. Törende yeni mahsulün ve yapılacak ihracatın bereketli olması temennisinde bulunuldu. Dönemin gazete haberinde merasimden eski bir gelenek olarak söz edilmesi, uygulamanın 1923’ten daha önceye uzandığını destekleyen bir başka kayıt oldu. 1926’DA GİRESUN BAYRAKLARLA DONATILDI Cumhuriyet’in ilanından sonraki en ayrıntılı Fındık Bayramı kayıtlarından biri 27 Ağustos 1926 tarihine ait. Cumhuriyet gazetesinin 8 Eylül 1926 tarihli nüshasında yayımlanan habere göre Giresun Ticaret Odası, törenden bir gün önce davetiyeler hazırladı. Tören sabahı kentin çeşitli noktaları bayraklarla donatıldı. Saat 10.00’da dönemin Giresun Valisi Rami Bey ile davetliler Ticaret Odasında bir araya geldi. Ardından farklı ticarethanelere ait, bayraklarla süslenmiş fındık çuvalları hamalların sırtlarında limana doğru taşındı. Tüccarlar, kamu kurumlarının yöneticileri, memurlar, fındıkçı esnafı ve çok sayıda vatandaş iskelede toplandı. Yeni mahsulün bereketli olması için dualar edildi ve kurbanlar kesildi. Fındık çuvalları daha sonra kayıklara yerleştirilerek Cumhuriyet Vapuru’na götürüldü. Bayraklarla donatılan vapurun düdük çalarak yeni mahsulü selamladığı, davetlilerin de vapurun yemek salonunda verilen programa katıldığı kayıtlara geçti. 1926 yılındaki törenin ayrıntıları, dönemin Cumhuriyet gazetesi kayıtlarından aktarıldı. 1928’DE “MİLLÎ BAYRAM” BENZETMESİ YAPILDI 1928 yılında yayımlanan bir gazete haberinde, yılın ilk mahsulünün Avrupa pazarlarına gönderilmesi sırasında yapılan törenin daha önceki yıllardan beri sürdürüldüğü belirtildi. Dönemin basını, ilk sevkiyat gününün kentte taşıdığı önemi anlatmak amacıyla kutlamayı “millî bir bayram” benzetmesiyle aktardı. Ancak bu ifade, Fındık Bayramı’nın kanunla kabul edilmiş resmî veya millî bir bayram olduğu anlamına gelmiyor. Tören, Giresun’un ekonomik ve toplumsal hayatında büyük önem taşıyan yerel bir kutlama niteliğindeydi. Fındık sezonunun iyi geçmesi doğrudan üreticinin, tüccarın, esnafın ve kent ekonomisinin geleceğini etkilediği için ilk ihracat günü şehir genelinde büyük heyecan oluşturuyordu. 1930’DA İLK MAHSUL ANKARA VAPURU’NA YÜKLENDİ 21 Ağustos 1930 tarihli Yeşilgiresun gazetesinde, ilk fındık mahsulünün Ankara Vapuru’na özel bir törenle yükleneceği ilan edildi. Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yapılan duyuruda kentteki bütün tüccarlar törene davet edildi. Takip eden gazete nüshasında ise yeni sezon mahsulünün Ankara Vapuru ile ihraç edildiği ve törenin geniş katılımla gerçekleştirildiği bildirildi. Bu kayıtlar, Fındık Bayramı’nın Cumhuriyet’in ilk yıllarında yalnızca üreticiye yönelik bir etkinlik olmadığını; Ticaret ve Sanayi Odasının öncülüğünde kamu yöneticilerini, tüccarları, esnafı ve halkı buluşturan kent çapında bir organizasyon olduğunu gösteriyor. 1930 yılındaki törenin duyuru ve haberleri Yeşilgiresun gazetesinin arşiv kayıtlarında yer alıyor. 1939’DA BANDO, İSTİKLAL MARŞI VE ÖDÜL TÖRENİ Arşivlerde ayrıntıları bulunan en kapsamlı Fındık Bayramlarından biri 18 Ağustos 1939 tarihinde Giresun’da gerçekleştirildi. Törenden bir gün önce yerel basın aracılığıyla halka duyuru yapıldı. Kırmızı ipek çuvallara doldurulan fındıklar; kurdeleler, çiçekler ve sırmalarla süslendi. Fındık çuvalları, önünde şehir bandosu bulunduğu hâlde otomobillerle Giresun’un bayraklarla donatılmış sokaklarında dolaştırıldı. Ticaret Odasının önünde binlerce vatandaşın katıldığı bir program düzenlendi. İyi ürün yetiştirdiği belirlenen sekiz üreticiye ödül verildi. İstiklal Marşı’nın ardından konuşmalar yapıldı ve hatıra fotoğrafları çekildi. Daha sonra oluşturulan kortej, halkın tezahüratları eşliğinde iskeleye hareket etti. Limanda dualar edildi, kurbanlar kesildi ve rengârenk süslenen ilk fındık çuvalları vapura yüklendi. Akgün gazetesinin 17 ve 24 Ağustos 1939 tarihli nüshalarında aktarılan tören, fındığın o yıllarda Giresun ekonomisinin yanı sıra sosyal ve kültürel hayatındaki yerini de ortaya koydu. 1939 yılındaki törenin ayrıntıları akademik araştırmada dönemin Akgün gazetesi kayıtlarına dayanılarak aktarıldı. ESKİ FINDIK BAYRAMLARI NASIL YAPILIYORDU? Tarihsel belgeler ve akademik araştırmalar bir arada değerlendirildiğinde eski Fındık Bayramlarının genel programı şu aşamalardan oluşuyordu: Ticaret Odası tarafından günler öncesinden hazırlık yapılıyor, davetiyeler dağıtılıyor ve kent halkı törene çağrılıyordu. İlk ihraç edilecek fındıklar özel çuvallara dolduruluyor; çuvallar ipek kumaş, kurdele, çiçek ve bayraklarla süsleniyordu. Süslenen çuvallar hamalların sırtlarında, el arabalarında veya otomobillerle şehir merkezinden limana taşınıyordu. Bazı yıllarda korteje şehir bandosu eşlik ediyor, sokaklar bayraklarla donatılıyordu. Limanda yöneticiler, tüccarlar ve sektör temsilcileri konuşmalar yapıyor; İstiklal Marşı çalınıyor, dualar ediliyor ve kurbanlar kesiliyordu. Başarılı üreticilerin ödüllendirildiği programlar da düzenleniyordu. Fındık çuvalları önce kayıklara veya mavnalara, ardından açıkta bekleyen vapurlara yükleniyordu. Gemiler düdük çalarak, kayıklar ise bayraklar ve havai fişekler eşliğinde yeni mahsulü selamlıyordu. Bazı törenlerin sonunda tüccarlar tarafından davetlilere yemek veya çeşitli ikramlar sunuluyordu. TÖRENLER ORDU VE TRABZON’DA DA YAPILIYORDU Fındık Bayramı yalnızca Giresun’da gerçekleştirilen bir etkinlik değildi. Fındık üretimi ve ihracatının yoğun olduğu Ordu ve Trabzon’da da ilk mahsulün piyasaya ve dış pazarlara çıkarıldığı gün benzer törenler düzenleniyordu. Trabzon’da 1923, 1934, 1935 ve 1939 yıllarında gerçekleştirilen kutlamalara ilişkin kayıtlar bulunuyor. Törenlerde süslenen fındık çuvalları motorlarla vapurlara taşınıyor, bando ve fişekler eşliğinde ilk ihracat gerçekleştiriliyordu. Ordu’da da fındığın ilk kez piyasaya çıkarıldığı gün kutlama programları düzenleniyor; konuşmaların ardından süslenmiş ilk mahsul çuvalları gemilere yükleniyordu. Bu örnekler, Fındık Bayramı’nın yalnızca bir kent geleneği değil, Doğu Karadeniz’in başlıca fındık üretim ve ihracat merkezlerinde görülen bölgesel bir uygulama olduğunu ortaya koyuyor. ULAŞIM VE İHRACAT YÖNTEMLERİ DEĞİŞİNCE UNUTULDU Eski Fındık Bayramlarının merkezinde liman ve deniz yoluyla yapılan ilk ihracat bulunuyordu. Karayolu ulaşımının gelişmesi, ürünün limanlardan küçük kayık ve mavnalarla vapurlara taşınması uygulamasının sona ermesi ve ihracat yöntemlerinin değişmesiyle törenlerin dayandığı geleneksel yapı da zaman içerisinde ortadan kalktı. BETAM tarafından yayımlanan ve sözlü tarih görüşmelerini de içeren araştırmada, Fındık Bayramı’nın 1930–1960 yılları arasında Giresun’un tamamının katıldığı büyük bir etkinlik olarak toplumsal hafızada yer aldığı belirtiliyor. Araştırmada; ipek kumaşla kaplanan fındık çuvallarının kurdelelerle süslendiği, mühürlendiği, limana getirildiği, konuşmalar ve millî marşın ardından gemilere yüklendiği aktarılıyor. Ancak çalışmada da belirtildiği üzere bu gelenek günümüzde büyük ölçüde arşivlerde, eski gazete sayfalarında ve sözlü tarih anlatılarında varlığını sürdürüyor. Giresun’un kırsal hafızasına ilişkin araştırmada Fındık Bayramı’na ayrı bir bölüm ayrıldı. 1996’DA TİREBOLU’DA FINDIK FESTİVALİ DÜZENLENDİ Fındıkla ilgili kutlamaların modern dönemde yeniden farklı isim ve formatlarda ortaya çıktığı görülüyor. Giresun Ticaret Borsasının tarihçesine göre 6–7 Eylül 1996 tarihlerinde Tirebolu’da Birinci Fındık Festivali düzenlendi. Bu organizasyon, eski liman merkezli Fındık Bayramlarının birebir devamı olmamakla birlikte, fındığın üretim, ticaret ve kültürel değerini toplumsal etkinliklerle yaşatma anlayışının modern örneklerinden biri oldu. Giresun Ticaret Borsası, 1996 yılındaki Tirebolu Fındık Festivali’ne kurumsal tarihçesinde yer veriyor. 2019’DA ORHANİYE KÖYÜNDE RESMÎ AÇILIŞ YAPILDI Giresun’da 6 Ağustos 2019 tarihinde Merkez Orhaniye köyünde “Fındık Hasadına Başlama Töreni” düzenlendi. Dönemin Giresun Valisi Harun Sarıfakıoğulları ile Milletvekili Kadir Aydın, yörede “gıdık” olarak adlandırılan fındık sepetlerini bellerine bağlayarak temsili hasat yaptı. Törene FİSKOBİRLİK, Giresun Ziraat Odası ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yöneticileri ile çiftçiler katıldı. Programda üreticilere bereketli sezon dileklerinin yanı sıra mevsimlik tarım işçileri ve çocuk işçiliği konusunda da mesajlar verildi. 2019 yılındaki tören Giresun Valiliğinin resmî arşivinde yer alıyor. 2022’DE BELEDİYE İLK KEZ HASAT ŞENLİĞİ DÜZENLEDİ Giresun Belediyesi, 4 Ağustos 2022 tarihinde Teyyaredüzü Mahallesi’nde “Fındık Hasat Şenliği” düzenledi. Temsili hasadın yanı sıra fındık toplama yarışması, resim sergisi, kemençe, horon ve yöresel ürün ikramlarının gerçekleştirildiği programda dönemin Belediye Başkanı Aytekin Şenlikoğlu, belediye tarafından ilk kez bu adla bir hasat şenliği düzenlendiğini açıkladı. Bu açıklama, Giresun’daki fındık kutlamalarının ilk kez 2022’de başladığı anlamına gelmiyor. Şenlik, belediyenin kendi kurumsal organizasyonu açısından ilk olma özelliği taşıyordu. Giresun Belediyesi, 2023 yılında da Kavaklar Mahallesi’nin Karadağ mevkisindeki bir fındık bahçesinde benzer bir şenlik gerçekleştirdi. Katılımcılar kemençe ve yöresel türküler eşliğinde bahçeye girerek temsili hasat yaptı. ESPİYE’DE 2025 VE 2026’DA ART ARDA ETKİNLİK YAPILDI Espiye’de ulaşılabilen basın kayıtlarına göre 7 Ağustos 2025 tarihinde Kadere Mahallesi’nde fındık hasadı etkinliği düzenlendi. Espiye İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile İlçe Ziraat Odasının düzenlediği programda bereket duası yapıldı ve dönemin Espiye Kaymakamı Ahmet Kavanoz üreticilerle birlikte fındık topladı. 2025 yılındaki Espiye etkinliğinin Kadere Mahallesi’nde gerçekleştirildiği basına yansıdı. 7 Ağustos 2026 tarihinde Taflancık köyünde gerçekleştirilen tören ise Espiye’de art arda ikinci yıl hasat etkinliği yapıldığını gösteriyor. Ancak 2026 yılı açıklamasında organizasyonun kaçıncısının düzenlendiği veya bundan sonra her yıl aynı köyde gerçekleştirileceği yönünde bilgi bulunmuyor. Bu nedenle Taflancık’taki etkinliği şimdilik “geleneksel” ya da “her yıl düzenlenen” bir tören olarak nitelendirmek doğru olmayacaktır. ESKİ GELENEĞİN MODERN YORUMU Tarihsel Fındık Bayramları ile günümüzde düzenlenen hasat törenleri aynı kurumsal organizasyonun kesintisiz devamı değil. Buna karşılık her iki uygulamanın da üreticiyi, kamu yöneticilerini, ticaret çevrelerini ve halkı fındık sezonunun başlangıcında bir araya getirmesi bakımından ortak bir kültürel temele sahip olduğu görülüyor. Geçmişte yılın ilk fındığı süslenen çuvallarla limandan vapurlara yüklenirken, bugün katılımcılar bahçeye girerek temsili hasat yapıyor. Değişmeyen unsur ise fındığın Giresun ekonomisi ve toplumsal yaşamı açısından taşıdığı önem ile yeni sezonun bereketli geçmesi yönündeki ortak temenni olarak öne çıkıyor.

ELMAS: "FINDIK FİYATI ÜRETİCİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEK " Haber

ELMAS: "FINDIK FİYATI ÜRETİCİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEK "

MİLLETVEKİLİ ELMAS: "FINDIK ALIM FİYATI ÜRETİCİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEK BİR RAKAM OLACAK" ANKARA – AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, TBMM Genel Kurulu'nda fındıkla ilgili verilen önerge üzerine AK Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, hükümetin fındık üreticisine yönelik desteklerini anlattı. Elmas, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) alım fiyatının hasat öncesinde açıklanacağını belirterek, "Üreticinin yüzünü güldürecek bir rakam olacak." dedi. Fındığın yüz binlerce ailenin geçim kaynağı ve Türkiye için stratejik bir ihracat ürünü olduğunu vurgulayan Elmas, önergeyle devletin üreticiyi yalnız bıraktığı yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını savundu. Bunun gerçeği yansıtmadığını ifade eden Elmas, AK Parti iktidarları döneminde fındık üreticilerine önemli destekler sağlandığını söyledi. Elmas, 2009 yılından bugüne kadar fındık üreticilerine yaklaşık 16 milyar lira destek verildiğini belirterek, alan bazlı gelir desteği, mazot ve gübre desteği, TMO alımları ile düşük faizli krediler gibi uygulamalarla üreticinin yanında olduklarını kaydetti. Kahverengi kokarca zararlısıyla mücadele kapsamında bugüne kadarki en kapsamlı çalışmaların yürütüldüğünü dile getiren Elmas, feromon tuzakları, biyolojik ve kimyasal mücadele, ilaçlama çalışmaları ile yararlı böcek salımı için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 138 milyon liralık kaynak kullanıldığını ifade etti. Giresun'da ise İŞKUR aracılığıyla oluşturulan ekipler için Toplum Yararına Program kapsamında 5 milyon lira kaynak ayrıldığını söyledi. Geçen yıl yaşanan zirai don afetinin ardından üreticilerin yalnız bırakılmadığını belirten Elmas, 21 bin 464 fındık üreticisine toplam 541 milyon 437 bin 173 lira destek sağlandığını açıkladı. Fındık alım fiyatına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Elmas, hasat sezonu başlamadan önce TMO'nun alım fiyatını açıklayacağını belirterek, fiyatın üreticiyi memnun edecek seviyede olacağını ifade etti. Rekolte tahminlerinin uzmanlar tarafından bilimsel veriler ışığında hazırlandığını söyleyen Elmas, Rekabet Kurumu'nun da üretici aleyhine oluşabilecek piyasa hareketlerini yakından takip ettiğini dile getirdi. Konuşmasında TMO'nun altyapısına da değinen Elmas, kurumun 200 bin ton depolama kapasitesi, yaygın alım noktaları ve dijital altyapısıyla üreticinin emeğine sahip çıktığını söyledi. Lisanslı depoculuğun önemine vurgu yapan Elmas, üreticilere "Fındığınızı emanete vermeyin, lisanslı depolarda muhafaza ederek değer kazandırın." çağrısında bulundu. Elmas, Giresun Üniversitesi'nin Fındık İhtisas Üniversitesi olarak sektöre bilimsel katkı sunduğunu da belirterek, katma değerli üretim projeleriyle Türk fındığının uluslararası rekabet gücünün artırılması için çalışmaların sürdüğünü sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.