Hava Durumu

#Rekabet Kurumu

giresunsonhaber - Rekabet Kurumu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekabet Kurumu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KARAN’DAN FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “ÜRETİCİYİ BORSAYLA DEĞİL, TEKELLE MÜCADELEYLE KORUYUN!” Haber

KARAN’DAN FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “ÜRETİCİYİ BORSAYLA DEĞİL, TEKELLE MÜCADELEYLE KORUYUN!”

KARAN’DAN FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “ÜRETİCİYİ BORSAYLA DEĞİL, TEKELLE MÜCADELEYLE KORUYUN!” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Ticaret Bakanlığı’nın Ordu ve Giresun’daki ticaret borsalarına yönelik incelemesinin ardından dikkatleri fındık piyasasındaki alıcı yapısına çevirdi. Karan, büyük ölçekli firmaların kabuklu fındık alımlarının, piyasa paylarının ve alım politikalarının incelenmesini isteyerek Ticaret Bakanlığı ile Rekabet Kurumu’na çağrıda bulundu. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık piyasasındaki rekabet yapısına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Karan’ın değerlendirmelerinin merkezinde, üreticinin karşı karşıya bulunduğunu savunduğu alıcı yoğunlaşması ve pazarlık gücü sorunu yer aldı. Karan'ın açıklamasındaki “tekel” ve piyasa gücüne ilişkin ifadeler Karan'ın görüş ve iddialarıdır. Rekabet Kurumu'nun geçmiş kararlarında ise “kabuklu fındık alım pazarı”nın ayrı bir ilgili ürün pazarı olarak ele alındığı ve Giresun Ziraat Odası Başkanı Karan'ın görüşlerine de yer verildiği görülüyor. “ASIL MESELE REKABETİN GERÇEKTEN SAĞLANIP SAĞLANAMADIĞIDIR” Karan, Ticaret Bakanlığı'nın piyasa denetimlerini önemsediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ticaret Bakanlığı’nın piyasa denetimlerini elbette önemsiyoruz. Ancak fındık üreticisinin bugün karşı karşıya olduğu temel sorun, yalnızca borsaların veya piyasanın denetlenmesi değildir. Asıl mesele, fındık ticaretinde rekabetin gerçekten sağlanıp sağlanamadığıdır.” “ÜRETİCİ BİRKAÇ BÜYÜK ALICININ OLUŞTURDUĞU ŞARTLARDA SATMAK ZORUNDA KALIYOR” Karan, üreticinin üretim sürecindeki maliyetleri üstlendiğini, ancak hasat sonrasında pazarlık gücünün zayıfladığını savundu: “Üreticimiz yıllarca emek veriyor, bahçesinin bütün masraflarını karşılıyor. Hasat zamanı geldiğinde ise ürününü birkaç büyük alıcının oluşturduğu piyasa şartlarında satmak zorunda kalıyor.” TİCARET BAKANLIĞI’NA ÇAĞRI: “BÜYÜK FİRMALARIN ALIM POLİTİKALARINI DENETLEYİN” Giresun Ziraat Odası Başkanı, çağrısını doğrudan Ticaret Bakanlığı'na yöneltti: “Buradan Ticaret Bakanlığı’na açıkça çağrıda bulunuyorum: Borsaları denetlemek kadar, hatta ondan daha önemli olarak, fındık piyasasında belirleyici konuma gelen büyük firmaların alım politikalarını denetleyin! Özellikle kabuklu fındık ticaretinde piyasa gücünün tek elde veya sınırlı sayıda alıcıda yoğunlaşmasının üretici fiyatına etkisi bütün yönleriyle araştırılmalıdır.” Rekabet Kurumu kayıtlarında geçmişte fındık sektörüne ilişkin incelemeler yapıldığı ve “kabuklu fındık alım pazarı”nın ayrıca değerlendirildiği görülüyor. Karan da geçmiş yıllarda Rekabet Kurumu'nu fındık piyasasındaki yoğunlaşmayı incelemeye çağırmıştı. “ÜRETİCİNİN ÖZGÜRCE SATABİLECEĞİ BİR PİYASA İSTİYORUZ” Karan, taleplerinin belirli bir firmanın hedef alınmasından ziyade rekabetçi piyasa koşullarının sağlanması olduğunu belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bizim talebimiz çok açık: Üreticinin ürününü özgürce satabileceği, çok sayıda alıcının rekabet ettiği ve fiyatın gerçek arz-talep şartlarında oluştuğu bir piyasa istiyoruz. Eğer bir firmanın piyasa gücü üreticinin pazarlık gücünü ortadan kaldırıyorsa, bunun adı sadece ticaret değildir; bunun ekonomik sonuçları mutlaka incelenmelidir.” “KABUKLU FINDIK TİCARETİNDE YENİ BİR DÜZENLEME GEREKİYOR” Karan, büyük ölçekli alıcıların piyasadaki faaliyetlerinin daha şeffaf şekilde takip edilmesini de istedi: “Yetkililerden, özellikle büyük ölçekli firmaların kabuklu fındık alımlarına ilişkin miktar, piyasa payı, depolama kapasitesi ve alım politikalarının şeffaf biçimde izlenmesini talep ediyoruz. Üreticinin alternatifi olmadığı bir piyasa, gerçek anlamda rekabetçi piyasa değildir.” “ÜRETİCİNİN HAKKI BİRİLERİNİN BELİRLEDİĞİ FİYATA RAZI OLMAK DEĞİLDİR” Karan, fiyat oluşumunda şeffaflık ve rekabet vurgusunu öne çıkararak: “Fındık üreticisinin hakkı, birilerinin belirlediği fiyata razı olmak değildir. Üretici fiyatı; şeffaflık, rekabet ve gerçek arz-talep şartları içerisinde oluşmalıdır.” ifadelerini kullandı. “FINDIĞI TARLADAN FABRİKAYA KADAR İNCELEYİN” Karan'ın çağrısının adresinde Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu başta olmak üzere ilgili kamu kurumları bulunuyor: “Ticaret Bakanlığı'na, Rekabet Kurumu'na ve ilgili bütün kurumlara çağrımızdır: Fındık piyasasını sadece borsadan izlemeyin. Fındığın tarladan fabrikaya kadar olan bütün ticaret zincirini inceleyin. Üreticinin alın terinin karşılığını koruyacak düzenlemeler yapılmadan, yalnızca piyasanın görünen kısmına yönelik denetimler fındık sorununu çözmez.” Karan'ın fındık piyasasındaki fiyat oluşumu ve rekabet konusunda yaptığı bu çıkış ilk değil. GiresunSonHaber, 31 Ağustos 2026'da Karan'ın TMO'nun 255 TL'lik alım fiyatı ile yaklaşık 190 TL seviyesindeki serbest piyasa fiyatı arasındaki farkın incelenmesi yönündeki çağrısını haberleştirmişti. Bu açıklamada ise önceki çağrıdan farklı olarak büyük alıcıların piyasa payı, depolama kapasitesi, alım miktarı ve alım politikalarının izlenmesi ile kabuklu fındık ticaretine yönelik yeni düzenleme talebi öne çıkıyor. “FINDIK ÜRETİCİSİ YALNIZ DEĞİLDİR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Biz Ziraat Odaları olarak üreticimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Fındık üreticisi yalnız değildir. Fındıkta rekabet istiyoruz. Şeffaf piyasa istiyoruz. Üreticinin güçlü olduğu bir fındık piyasası istiyoruz.”

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? Haber

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ?

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? ÜRETİCİNİN YAŞAM KALİTESİNİ BELİRLEME YETKİSİNİ KİM VERDİ? TMO’NUN 255 TL’YE ALDIĞI FINDIĞIN BULUNDUĞU PİYASADA ÜRETİCİDEN 185 TL’YE FINDIK NASIL ALINIYOR? TMO, 2026 ürünü Giresun kalite fındığın kilogramına 255 TL, Levant kaliteye 250 TL fiyat açıklamış ve alıma başlamış durumda. Buna karşılık 17 Eylül 2026’da Karadeniz’in bazı üretim merkezlerinde piyasa fiyatları 185 TL seviyelerine kadar iniyor. Elbette kalite, randıman ve bölgesel farklılıklar hesaba katılmalı. Ancak kilogramda 60–70 liraya ulaşabilen bu uçurum karşısında artık yalnızca “serbest piyasa” denilip geçilebilir mi? Üreticiden alım yapan tüccarlar gerçekten birbirleriyle rekabet ediyor mu, yoksa fiyat rekabetini ortadan kaldıran doğrudan ya da dolaylı bir koordinasyon mu var? Rekabet Kurulu’nun geçmişte fındık alıcıları arasında bilgi değişimini soruşturmuş ve Düzce’de ihlal tespit etmiş olması nedeniyle bu soru bugün çok daha ciddi biçimde cevap bekliyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) TMO’nun 6 Ağustos 2026’da açıkladığı resmî fiyat ortada: Giresun kalite fındık 255 TL/kg. Levant kalite 250 TL/kg. Üstelik yüzde 50 randımanın üzerindeki ürün için ilave randıman bedeli de ödeniyor. TMO alımları 24 Ağustos’ta başladı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Peki aynı ülkenin, aynı sezonun, aynı tarım ürününde üreticinin karşısına neden 175, 180, 185, 190 liralık fiyatlar çıkıyor? 17 Eylül 2026 tarihli piyasa verilerinde Samsun merkezde tombul fındığın 185 TL, Levant kalitenin 180 TL; Ordu’da bazı kalite gruplarının yaklaşık 185 TL seviyelerinde olduğu bildiriliyor. Giresun’da fiyat daha yüksek olmakla birlikte yine TMO’nun resmî fiyatının altında seyrediyor. (Haberlisin) Burada kalite ve randıman farklarını yok sayarak “TMO’daki 255 liralık ürünün aynısı her yerde 185 liraya alınıyor” demek doğru olmaz. Ama bu teknik ayrıntı büyük soruyu ortadan kaldırmıyor: TMO’nun 250–255 TL’lik müdahale fiyatı varken Karadeniz’in geniş bir bölümünde piyasanın bunun onlarca lira altında oluşmasının ekonomik sebebi nedir? KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ? Fındığın fiyatı yalnızca bir ürünün fiyatı değildir. O fiyat; üreticinin çocuğunun eğitim masrafıdır, evine götüreceği ekmektir, gelecek yıl bahçesine yapacağı gübredir, işçinin ücretidir, kredi borcudur, elektrik faturasıdır, bir ailenin bir yıllık yaşam standardıdır. Kilogram başına üreticinin cebinden eksilen 10 lira, 20 lira, 50 lira yalnızca ticari bir rakam değildir. Ton başına on binlerce liradır. Binlerce üretici düşünüldüğünde milyarlarca liraya ulaşabilecek bir gelir transferinden söz ediyoruz. O nedenle üreticinin sorması gereken soru : Benim ürünümün gerçek değerini kim belirliyor? Devletin kurumu mu? Gerçekten rekabet eden serbest piyasa mı? Yoksa birkaç büyük alıcının etrafında şekillenen satın alma sistemi mi? SERBEST PİYASA DEDİĞİNİZ ŞEY GERÇEKTEN SERBEST Mİ? Serbest piyasa demek, üreticinin karşısına çıkan bütün alıcıların aynı veya birbirine çok yakın rakamları yazması değildir. Serbest piyasa, alıcıların da birbirleriyle rekabet etmesi demektir. Bir tüccar 185 TL veriyorsa, yanındaki tüccarın daha fazla mal toplayabilmek için 190 TL vermesi gerekir. Başka biri 195 TL vermelidir. Talep yükseldiğinde fiyat yukarı gitmelidir. Üreticinin malı için alıcılar yarışmalıdır. Ama bunun yerine; bir ilçede 185, yan ilçede 185, başka bir alım noktasında yine aynı rakam, ertesi sabah herkesin fiyatı aynı anda değişiyorsa... O zaman kamu otoritesinin şu soruyu sorması gerekir: Bu fiyatlar gerçekten birbirinden bağımsız ticari kararlarla mı belirleniyor? ÇÜNKÜ FINDIKTA BU ŞÜPHE DAHA ÖNCE DE DEVLETİN ÖNÜNE GELDİ Bu soru hayalî değildir. Rekabet Kurulu, fındık sektöründe alıcıların fiyat davranışlarını geçmişte bizzat soruşturdu. Düzce’de fındık alım-satımı yapan teşebbüsler hakkında yürütülen soruşturma, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında gerçekleştirildi. Kurulun 15 Ağustos 2024 tarihli kararında sekiz teşebbüsle ilgili süreç uzlaşmayla sonuçlandı. Dosyanın temel konusu, fındık alım ve satımı yapan teşebbüslerin rekabete aykırı biçimde hareket edip etmedikleriydi. (Rekabet Kurumu) Daha sonra Giresun, Samsun ve Trabzon dahil başka üretim bölgelerinde de fındık alıcılarının fiyat ve iletişim ilişkileri Rekabet Kurumu’nun incelemelerine konu oldu. Samsun dosyasının resmî konusu dahi son derece açıktı: “Fındık alımı ve satımı ile iştigal eden teşebbüslerin aralarında anlaşarak fındık alım fiyatlarını belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası.” (Rekabet Kurumu) Demek ki devletin ilgili kurumu da şunu kabul ediyor: Fındık alıcılarının üreticiden alış fiyatını birlikte belirlemesi ihtimali, rekabet hukukunun doğrudan konusudur. ÖYLEYSE 2026 SEZONU NEDEN YENİDEN MERCEK ALTINA ALINMASIN? Bugün yapılması gereken herhangi bir tüccarı peşinen suçlu ilan etmek değildir. Tam tersine. Gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Rekabet Kurumu Karadeniz’de aynı anda yerinde inceleme yapmalıdır. Giresun'a bakmalıdır. Ordu'ya bakmalıdır. Samsun'a bakmalıdır. Trabzon'a bakmalıdır. Düzce'ye, Sakarya'ya ve diğer üretim merkezlerine bakmalıdır. Manavların günlük fiyatlarını karşılaştırmalıdır. Telefon ve elektronik yazışmalar incelenmelidir. Fiyat listelerinin hangi saatlerde kimlerden geldiğine bakılmalıdır. Hangi manavın hangi büyük alıcıya fındık topladığı belirlenmelidir. Üreticiden alış fiyatını manavın kendisinin mi belirlediği, yoksa üst alıcı tarafından mı fiyat verildiği ortaya çıkarılmalıdır. MANAV KENDİ FİYATINI BELİRLEYEBİLİYOR MU? Asıl cevaplanması gereken sorulardan biri budur. Bir manav bugün üreticiye: “Ben bu fındığa 10 lira fazla veriyorum.” diyebiliyor mu? Yoksa daha yüksek fiyat verdiği anda malı teslim ettiği büyük alıcıdan zarar mı ediyor? Bir büyük firma onlarca manava sabah: “Bugünün alım fiyatı budur.” diyorsa bunun hukuki ve ekonomik yapısı nedir? Manav gerçekten bağımsız tüccar mı? Yoksa büyük alıcı adına çalışan fiilî bir satın alma noktası mı? Bağımsız ise neden kendi fiyatını belirleyemiyor? Bağımsız değilse üretici bunu biliyor mu? FİYAT LİSTESİNİ KİM HAZIRLIYOR? Karadeniz'de üreticinin karşısına çıkan fiyatların oluşum zinciri açıklanmalıdır. Büyük ihracatçı fiyat mı gönderiyor? Kırıcı mı belirliyor? Manav mı belirliyor? Ticaret borsası mı referans oluyor? Birbirlerinin fiyatları WhatsApp gruplarından mı takip ediliyor? Gelecek gün uygulanacak fiyatlar önceden konuşuluyor mu? Bunların hiçbirini dışarıdan bakarak kesin olarak söyleyemeyiz. Ama devlet araştırabilir. Rekabet Kurumu araştırabilir. Ve araştırmalıdır. DEVLET YOK MU? İşte meselenin en kritik noktası burasıdır. Devlet yalnızca TMO üzerinden fiyat açıklayıp kenara çekilemez. Çünkü TMO'nun kuruluş ve müdahale mantığının önemli nedenlerinden biri zaten üreticinin pazarlama ve finansman kaynaklı sorunlarını azaltmaktır. Bakanlığın 2026 fiyat açıklamasında da bu amaç açık biçimde ifade edilmiştir. (Tarım ve Orman Bakanlığı) O halde şu sorunun cevabı gerekir: Devlet 255 TL fiyat açıklıyorsa bu fiyat piyasada neden karşılık bulmuyor? TMO yeterince ürün alabiliyor mu? Üretici randevuya ulaşabiliyor mu? Alım noktaları yeterli mi? Ödeme süresi üreticiyi tüccara yöneltiyor mu? Üretici borçları nedeniyle fındığını hemen satmak zorunda mı? Tüccarın nakit gücü TMO'nun müdahale gücünün önüne mi geçiyor? Ve en önemlisi: Alıcılar arasında gerçek fiyat rekabeti var mı? 255 TL VARSA 185 TL NASIL VAR? Bu sorunun cevabı yalnızca: “Serbest piyasa.” olamaz. Çünkü serbest piyasa bir sihirli kelime değildir. Fiyat düşüyorsa bunun ekonomik gerekçesi ortaya konulmalıdır. Arz mı fazla? Rekolte mi beklentinin üzerinde? İhracat talebi mi düştü? Stok mu çok yüksek? Avrupa sanayisi alımı mı azalttı? Yoksa alıcı tarafındaki yoğunlaşma ve pazarlık gücü mü fiyatı aşağı çekiyor? Bütün bunlar rakamlarla açıklanmalıdır. Aksi takdirde “serbest piyasa” sözü, hiçbir şeyi açıklamayan bir bahaneye dönüşür. ALİVRE SATIŞLAR AÇIKLANMALI Sektörün bir başka tartışması da sezon öncesi yapılan alivre satışlardır. Alivre satış kendi başına suç değildir. İhracatçı gelecekte teslim edeceği ürünü önceden satabilir. Ancak ihracatçı Avrupa’ya örneğin belirli bir dolar fiyatından büyük miktarda mal bağladıysa hasat başladığında kendi kârlılığı açısından mümkün olan en düşük maliyetle fındık toplamak isteyecektir. Bu da ticari açıdan anlaşılabilir. Ama burada kırmızı çizgi bellidir: O düşük maliyet, rakip alıcılar arasında anlaşarak üretici fiyatını aşağı çekmek suretiyle sağlanamaz. Bu nedenle 2026 ürünü için yapılan sezon öncesi ihracat ve alivre sözleşmeleri konusunda sektörün daha şeffaf olması gerekir. Kaç ton satıldı? Hangi tarihte satıldı? Hangi fiyatlardan satıldı? Hangi teslim vadeleri verildi? Bugünkü iç piyasa fiyatı ile bu sözleşmeler arasında nasıl bir ekonomik ilişki var? FİSKOBİRLİK'E DE AYNI SORU Üreticinin kurduğu bir birlik olan FİSKOBİRLİK bakımından da mesele yalnızca “kaç liradan alıyor?” sorusu değildir. TMO üreticinin ürününe 250–255 TL bandında fiyat biçerken üretici birliği neden bunun belirgin biçimde altında kalıyor? Eğer FİSKOBİRLİK fındığı işleyebiliyor, mamul ürün üretebiliyor, katma değer yaratabiliyorsa bu katma değerin ne kadarı üreticiye dönüyor? 2026 ürünü için ön satış yapıldı mı? Alivre satış yapıldı mı? Yapıldıysa hangi miktarda ve hangi fiyatla? Yapılmadıysa üretici alım fiyatı hangi maliyet hesabıyla oluşturuldu? Üreticinin kurduğu birliğin bunları üreticiye açıklaması olağanüstü bir talep değildir. Tam tersine kurumsal şeffaflığın gereğidir. ÜRETİCİNİN SIRTINDAN FİYAT BELİRLEME DÖNEMİ BİTMELİ Kimse tüccar zarar etsin demiyor. Kimse ihracatçı kâr etmesin demiyor. Kimse sanayici kazanmasın demiyor. Ama aynı soru üretici için de sorulmalıdır: Üretici neden kazanmasın? Fındığı yetiştirirken riski üretici taşıyor. Donu üretici yaşıyor. Kuraklığı üretici yaşıyor. Kokarcayla üretici mücadele ediyor. Gübreyi, ilacı, işçiyi, patozu üretici ödüyor. Bir yıl boyunca bahçenin yükünü üretici taşıyor. Hasat günü geldiğinde ise fiyat üzerinde en az söz sahibi olan yine üretici oluyorsa burada sistemin yeniden sorgulanması gerekir. DEVLETİN GÖREVİ FİYATI TÜCCAR ADINA BELİRLEMEK DEĞİL, REKABETİ KORUMAKTIR Buradan “devlet bütün özel alım fiyatlarını belirlesin” sonucu çıkmaz. Ama devletin çok açık bir görevi vardır: Piyasanın gerçekten rekabetçi çalışmasını sağlamak. 4054 sayılı Kanun bunun için vardır. Rekabet Kurumu bunun için vardır. TMO üretici için piyasa alternatifi yaratmak amacıyla vardır. Ticaret borsaları şeffaf piyasa için vardır. Tarım Bakanlığı üretim politikasını yönetmek için vardır. Öyleyse bu kurumlar birlikte şu soruya cevap vermelidir: TMO'NUN 255 TL'YE ALIM YAPTIĞI BİR SEZONDA KARADENİZ'İN BAZI NOKTALARINDA FINDIK NEDEN 185 TL? Kalite mi? Randıman mı? Arz fazlalığı mı? Finansman baskısı mı? Stok politikası mı? İhracat sözleşmeleri mi? Alıcı gücü mü? Yoksa alıcılar arasında araştırılması gereken bir koordinasyon mu? Hangisiyse ortaya çıkarın. Çünkü bugün tartışılan yalnızca fındığın kilogram fiyatı değildir. Üreticinin alın terinin karşılığını kimin belirlediği tartışılıyor. Üreticinin bir yıllık emeğinin kaç para edeceğine kimin karar verdiği tartışılıyor. Üreticinin yaşam kalitesini birkaç alıcının piyasa gücünün belirleyip belirlemediği tartışılıyor. Ve artık Karadeniz üreticisinin sormaya hakkı vardır: KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ?DEVLET YOK MU?YASA YOK MU? Varsa, uygulanmasını istiyoruz. Suçlu ilan edilmesini değil; araştırılmasını istiyoruz. Söylentiyi değil; belgeyi istiyoruz. “Serbest piyasa” cümlesini değil; gerçek rekabeti istiyoruz.

FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “KOTASIZ VE PEŞİN ALMAK MECBURİYETİNDE” Haber

FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “KOTASIZ VE PEŞİN ALMAK MECBURİYETİNDE”

DERVİŞOĞLU’NDAN FINDIKTA SERT ÇIKIŞ: “KOTASIZ VE PEŞİN ALMAK MECBURİYETİNDE” İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, fındıkta açıklanan TMO fiyatı ile serbest piyasada oluşan fiyat arasındaki farkı eleştirerek devletin üreticinin fındığını 250-255 liradan, kota koymadan ve ödemeyi vadeye yaymadan alması gerektiğini söyledi. İYİ Parti’nin resmî hesabından yeniden yayımlanan videoda Dervişoğlu, TMO’nun 2026 ürünü için Giresun kalite fındıkta 255, levant kalitede 250 lira açıklamasının ardından serbest piyasadaki fiyatların kısa sürede 170 liraya, bazı alımlarda ise 160 liraya kadar gerilediğini söyledi. Dervişoğlu, devletin açıkladığı fiyatın piyasada karşılık bulmadığını savundu. Dervişoğlu’nun eleştirilerinin bir diğer adresi FİSKOBİRLİK oldu. Devlet 250-255 liralık fiyat açıklarken başka bir kurumun bunun altında fiyat açıklamasının tüccarın alım fiyatını daha da aşağı çektiğini savunan Dervişoğlu, Rekabet Kurumu’nun bu noktadaki işlevini de sorguladı. Fındığın stratejik bir ürün olduğunu belirterek devletin açıkladığı fiyatın arkasında durmasını istedi. Dervişoğlu, çözüm önerisini ise kotasız alım ve peşin ödeme olarak ortaya koydu. Devletin fiyat belirlemesi halinde üreticinin ürününün tamamını bu rakamdan alması gerektiğini savunan Dervişoğlu, “Devlet devletse ve fındığın fiyatını 250-255 lira olarak belirliyorsa; o fındığı kota koymadan 255 liraya, 250 liraya almak mecburiyetindedir” dedi. Alım yapılmamasını ise “vatandaşa ihanet” sözleriyle eleştirdi. KAYNAK: İYİ Parti / Müsavat Dervişoğlu https://x.com/iyiparti/status/2098443724334211289/video/1

Ticaret'ten 8 ayda 2,24 milyar TL ceza! Haber

Ticaret'ten 8 ayda 2,24 milyar TL ceza!

Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının ilk 8 ayında 321 bin 911 firma ve 39 milyon 243 bin 67 ürünü denetlediğini, aykırılık tespit edilenlere toplam 2,24 milyar TL idari para cezası uygulandığını açıkladı. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığı, iç ticaret ve tüketici denetimlerine ilişkin 2026 yılı Ağustos ayı ve ilk 8 aylık bilançosunu paylaştı. Açıklamaya göre, vatandaşların ekonomik refahını bozabilecek, piyasa dengesini olumsuz etkileyebilecek ve fahiş fiyat, stokçuluk gibi uygulamalara karşı denetimler aralıksız sürdü. İÇ TİCARET DENETİMLERİNDE 692 MİLYON TL CEZA İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından 2026 yılında otomotiv, stokçuluk, emlak, kuyum, fahiş fiyat, haksız ticari uygulamalar ve ödeme süreleri kapsamında 54 bin 823 firma denetlendi. Aykırılık tespit edilen 5 bin 574 kişi ve kuruluşa toplam 692 milyon 28 bin TL ceza uygulandı. Bu kapsamda; fahiş fiyat denetimlerinde 399 milyon 546 bin TL, otomotiv sektöründe 142 milyon 630 bin TL, emlak sektöründe 39 milyon 28 bin TL, kuyum sektöründe 13 milyon 122 bin TL, ticari elektronik ileti, çalışma saatleri ve lisanslı depolar kapsamında ise 91 milyon 842 bin TL ceza kesildi. TÜKETİCİ DENETİMLERİNDE 771 MİLYON TL CEZA Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü tarafından yılın ilk 8 ayında 37 bin 445 firma denetlendi. Aykırı eylemlerde bulunan 1.342 kişi ve kuruluşa toplam 771 milyon 93 bin TL idari para cezası verildi. Bu cezaların 540 milyon 144 bin TL’si sözleşme ihlallerinden, 218 milyon 478 bin TL’si reklam ve haksız ticari uygulamalardan, 12 milyon 471 bin TL’si ürün güvenliği denetimlerinden kaynaklandı. 81 İLDE 777,6 MİLYON TL CEZA 81 ildeki Ticaret İl Müdürlükleri aracılığıyla yılın ilk 8 ayında 229 bin 643 firma ve yaklaşık 39 milyon ürün denetlendi. Bu denetimlerde 47 bin 474 firmaya toplam 777 milyon 631 bin TL ceza uygulandı. Bakanlık, yalnızca İstanbul’da aykırılık tespit edilen 123 bin 759 ürüne 578 milyon 534 bin TL ceza kesildiğini, Ankara, İstanbul ve Antalya başta olmak üzere birçok ilde milyonlarca ürünün kontrol edildiğini bildirdi. 2026 yılı Ağustos ayında merkez ve taşra teşkilatlarınca yapılan denetimlerde 39 bin 758 firma ve 4 milyon 964 bin 776 ürün incelendi. Mevzuata aykırılık tespit edilen 8 bin 951 işletmeye toplam 366 milyon 584 bin TL idari para cezası uygulandı. REKABET KURUMU’NDAN 19,7 MİLYAR TL CEZA Açıklamada, Rekabet Kurumu’nun da 2026 yılının ilk 8 ayında başta işgücü piyasaları, bilişim teknolojileri, platform hizmetleri, otomotiv ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren 248 firmaya toplam 19 milyar 700 milyon TL ceza uyguladığı belirtildi. Ticaret Bakanlığı, enflasyon, fahiş fiyat, stokçuluk ve haksız ticari eylemlerle mücadelenin kararlılıkla süreceğini vurguladı.

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” Haber

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’”

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık fiyatlarındaki gerileme ve artan üretim maliyetleri üzerinden iktidarın tarım politikasını sert sözlerle eleştirdi. Giresun kalite fındığın geçen yıl eylül ayında 300 liraya kadar alıcı bulduğunu, bugün ise 180–210 lira bandına gerilediğini belirten Şenyürek, “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir” dedi. Şenyürek; TMO alım fiyatının en az 300 liraya çıkarılmasını, alım kotasının kaldırılmasını, FİSKOBİRLİK’in piyasayı yukarı taşıyacak bir fiyat açıklamasını ve Giresun’da fındığı işleyerek katma değer yaratan KOBİ’lerin desteklenmesini istedi. YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık piyasasında yaşanan fiyat düşüşüne ilişkin kapsamlı bir açıklama yaparak üreticinin giderek ağırlaşan maliyet yükü karşısında korunamadığını savundu. Fındıktaki mevcut tablonun sıradan bir piyasa hareketi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Şenyürek, üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında ürününü geçen yılın altında kalan fiyatlardan satmak zorunda bırakıldığını söyledi. “BUNUN ADI SERBEST PİYASA DEĞİL” Şenyürek, geçen yıl eylül ayında Giresun’da fındığın 300 liraya kadar alıcı bulduğunu hatırlatarak, bugün Giresun kalite fındığın randıman ve alım noktasına göre 180–210 lira bandına kadar gerilediğini ifade etti. Üretim giderlerindeki artışa dikkat çeken Şenyürek, şöyle konuştu: “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir.” Şenyürek, enflasyonun ve tarımsal girdi maliyetlerinin arttığı bir dönemde üretici fiyatının gerilemesinin kabul edilemez olduğunu savunarak, iktidarın yerel temsilcilerine de tepki gösterdi. “Madem 355 lira bile yeterli değil, fındık 180–210 lira bandına düştüğünde neden susuyorsunuz?” “ÜRETİCİ HER KİLOGRAMDA ZARAR EDİYOR” Şenyürek, ziraat odalarının bir kilogram fındığın işçilik dahil maliyetini 230–245 lira aralığında hesapladığını belirterek, serbest piyasada 180–210 liraya satış yapan üreticinin kilogram başına 20 ila 60 lira zarar ettiğini söyledi. Bu kaybın ton bazında 20 bin ila 60 bin liraya ulaştığını ifade eden Şenyürek, işçilik, patoz, akaryakıt, gübre ve diğer girdilerdeki artışların üreticinin yükünü daha da ağırlaştırdığını kaydetti. Giresun’da işçi yevmiyelerinin yer yer 2 bin 500 liraya, patoz çekim bedelinin ise ton başına 6 bin liraya kadar çıktığını belirten Şenyürek, mevcut tarımsal desteklerin üretim maliyetlerinin çok gerisinde kaldığını savundu. “Üreticiye destek verdiğini söyleyen iktidara soruyoruz: Beş litre mazotla hangi bahçe temizlenecek, hangi gübre taşınacak, hangi ürün pazara indirilecektir?” “TMO’NUN AÇIKLADIĞI FİYAT ÜRETİCİNİN CEBİNE GİRMİYOR” TMO’nun Giresun kalite fındık için 255 lira, Levant kalite için 250 lira alım fiyatı açıkladığını hatırlatan Şenyürek, açıklanan fiyat ile serbest piyasadaki fiyat arasındaki farkın üretici açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Şenyürek, TMO’nun yalnızca fiyat açıklamasının yeterli olmadığını, güçlü ve yaygın alımlarla piyasayı desteklemesi gerektiğini savundu. “Sadece fiyat açıklamak yetmez; o fiyatı güçlü ve yaygın alımlarla savunmak gerekir.” TMO’daki alım kotası, randevu sistemi, alım noktalarının kapasitesi ve ürün bedellerinin ödeme süresine ilişkin eleştirilerde bulunan Şenyürek, üreticinin nakit ihtiyacı nedeniyle bekleyemediğini ve bu durumun serbest piyasadaki alıcıların elini güçlendirdiğini ileri sürdü. “TMO’nun görevi sınırlı miktarda ürün almak değil; piyasaya yön vermek, fiyatın aşağı çekilmesini önlemek ve üreticiyi güçlü alıcılar karşısında korumaktır.” “FİSKOBİRLİK KİMİN BİRLİĞİDİR?” Şenyürek’in açıklamasında en sert eleştirilerden biri de FİSKOBİRLİK’e yönelik oldu. FİSKOBİRLİK’in 1938 yılında Giresun’da üreticiyi korumak ve piyasada denge sağlamak amacıyla kurulduğunu hatırlatan Şenyürek, kurumun 2026 sezonunda Giresun kalite fındık için 205 lira, Levant kalite için 195 lira seviyesinden alım fiyatı açıklamasını eleştirdi. “Üretici birliği olduğunu söyleyen bir kurum, TMO’nun 50 lira altında ve üretim maliyetinin bile gerisinde fiyat açıklayamaz. FİSKOBİRLİK’in görevi düşük fiyatları takip etmek değil, üreticiden yana ağırlık koyarak piyasayı yukarı taşımaktır.” Şenyürek, FİSKOBİRLİK’in yönetim yapısına da siyasi eleştiri yönelterek kurumun yeniden üreticinin söz ve karar sahibi olduğu bağımsız bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. “TMO 255 lira açıklamışken siz neden 205 lira fiyat verdiniz? Maliyeti 230–245 lira olan fındığı bu rakamdan alarak kimi koruyorsunuz?” “MİLYARLARCA DOLARLIK ÜRÜNÜN SAHİBİ ZARAR EDİYOR” Şenyürek, Türkiye’nin fındık ihracatından elde ettiği döviz gelirine dikkat çekerek, dünya piyasasında yüksek ekonomik değere sahip bir ürünün üreticisinin maliyet baskısı altında ezilmesinin sürdürülebilir olmadığını savundu. “Bütün riski üstlenen, donla, kuraklıkla, hastalıkla ve artan maliyetlerle mücadele eden çiftçi kendi ürününü maliyetinin altında satmaktadır.” Şenyürek, üretici zarar ederken fındığın ticari değerinden daha güçlü alıcıların yararlandığını ileri sürerek mevcut piyasa düzeninin değiştirilmesi gerektiğini söyledi. “FINDIĞIN KATMA DEĞERİ GİRESUN’DA KALMALIDIR” Şenyürek’in açıklamasında yalnızca üretici değil, fındığı işleyerek katma değer yaratan Giresunlu işletmeler de yer aldı. Çikolatalı fındık kreması, ezme, kavrulmuş fındık ve benzeri ürünler üreten yerel KOBİ’lerin enerji, ambalaj ve finansman maliyetleri karşısında desteklenmesi gerektiğini ifade eden Şenyürek, yerel markalaşmanın güçlendirilmesini istedi. “Üreticinin hakkını korumakla yerel imalatçıyı desteklemek birbirinin alternatifi değildir.” Şenyürek, Giresun’da yetişen fındığın mümkün olduğunca yine Giresun’da işlenmesi, markalaştırılması ve ihracata konu edilmesi gerektiğini vurguladı. “Fındık Giresun’da yetişiyorsa burada işlenmeli, burada markalaşmalı ve yarattığı katma değer de Giresun’da kalmalıdır.” TMO’YA KOTA VE FİYAT ÇAĞRISI Şenyürek, çözüm önerilerini de sıraladı. TMO’nun dönüm başına uyguladığı alım kotasının kaldırılmasını isteyen Şenyürek, ÇKS’ye kayıtlı üreticilerin standartlara uygun ürünlerinin tamamının alınması gerektiğini söyledi. Giresun’un bütün ilçelerinde yeterli sayıda alım noktası oluşturulmasını, alım kapasitesinin artırılmasını ve ürün bedellerinin birkaç gün içinde üreticiye ödenmesini isteyen Şenyürek, Giresun kalite fındığın TMO alım fiyatının da en az 300 liraya yükseltilmesi gerektiğini savundu. FİSKOBİRLİK’e de çağrıda bulunan Şenyürek, kurumun piyasayı takip eden değil, üreticiden yana fiyat oluşumuna öncülük eden bir politika izlemesini istedi. Şenyürek ayrıca Rekabet Kurumu’nun fındık piyasasındaki alıcı yoğunlaşmasını ve eş zamanlı fiyat hareketlerini incelemesi gerektiğini belirterek mazot, gübre ve ilaçta üreticiye daha güçlü doğrudan destek verilmesi çağrısında bulundu. “FINDIK ÜRETİCİSİ SADAKA DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek açıklamasını, üreticinin fındıktan daha yüksek ve sürdürülebilir bir gelir elde etmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı: “Fındık üreticisi sadaka istemiyor. Emeğinin karşılığını ve dünya pazarında milyarlarca dolar kazandıran ürününden hak ettiği payı istiyor.” Şenyürek, YENİ Parti’nin üretici, yerel işletme ve fındıkta katma değer oluşturan kesimlerin desteklenmesini savunduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “YENİ Parti olarak fındığı birkaç büyük alıcının insafına, üreticiyi borca ve çaresizliğe teslim eden bu politikanın karşısındayız. Bahçedeki üreticimizden fındığı işleyip markalaştıran KOBİ’lerimize kadar alın teriyle değer yaratan herkesin yanındayız. Giresun’un emeğine, toprağına ve geleceğine sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Fındığın gerçek sahibi üreticidir ve son sözü de üretici söyleyecektir.”

KARAN’DAN FINDIK PİYASASINA SERT ÇIKIŞ: “190 İLE 255 TL ARASINDAKİ MAKAS İNCELENMELİ Haber

KARAN’DAN FINDIK PİYASASINA SERT ÇIKIŞ: “190 İLE 255 TL ARASINDAKİ MAKAS İNCELENMELİ

KARAN’DAN FINDIK PİYASASINA SERT ÇIKIŞ: “190 İLE 255 TL ARASINDAKİ MAKAS İNCELENMELİ” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, TMO’nun 255 TL’lik alım fiyatına karşılık serbest piyasada fındığın yaklaşık 190 TL seviyelerinde işlem görmesine tepki gösterdi. Fiyat farkının geçmiş yılların çok üzerine çıktığını belirten Karan, Rekabet Kurumu ile Ticaret Bakanlığı’nı piyasadaki fiyat oluşumunu incelemeye çağırdı. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2026 fındık sezonunda Toprak Mahsulleri Ofisi ile serbest piyasa arasındaki fiyat farkının üretici açısından ciddi bir sorun haline geldiğini söyledi. TMO’nun Giresun kalite fındık için açıkladığı 255 TL’lik brüt alım fiyatına karşın serbest piyasada fiyatların yaklaşık 190 TL seviyelerinde kaldığına dikkat çeken Karan, kilogram başına oluşan yaklaşık 65 TL’lik farkın kabul edilebilir olmadığını savundu. “GEÇMİŞ YILLARDA BU KADAR BÜYÜK FARK OLMADI” Geçmiş sezonlarda TMO ile serbest piyasa arasındaki farkın genellikle yüzde 5-10 seviyelerini aşmadığını ifade eden Karan, bu yıl ortaya çıkan tablonun olağan piyasa şartlarıyla açıklanamayacağını ileri sürdü. Karan, mevcut fiyat hareketlerini “bilinçli bir manipülasyon” olarak değerlendirdi ve bazı büyük alıcılar ile piyasada birlikte hareket eden yapıların fiyatların aşağı çekilmesinde etkili olduğunu iddia etti. Bu iddiaların kamu kurumlarınca araştırılması gerektiğini belirten Karan, üreticinin emeğinin piyasa şartları gerekçe gösterilerek değersizleştirilmesine izin verilmemesi gerektiğini söyledi. REKABET KURUMU VE TİCARET BAKANLIĞINA ÇAĞRI Serbest piyasadaki fiyat oluşumunun artık resmi kurumlar tarafından ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini savunan Karan, Rekabet Kurumu ve Ticaret Bakanlığı’nı göreve çağırdı. Karan, piyasada fiyatların hangi koşullarda oluştuğunun, büyük alıcıların fiyat politikalarının ve alım davranışlarının rekabet mevzuatı açısından değerlendirilmesinin üreticinin korunması bakımından önemli olduğunu ifade etti. “BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ HAREKETE GEÇMELİ” Karan’ın eleştirilerinin bir diğer adresi ise Karadeniz bölgesinin milletvekilleri oldu. Fındığın yüz binlerce üretici ailesini ve bölge ekonomisini doğrudan ilgilendirdiğini vurgulayan Karan, milletvekillerinin fiyatlardaki sert ayrışma karşısında daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini belirtti. Karan, “Fındık üreticisinin vekilleri bu oyunu izlemekle yetiniyor. Fındıkla ilgili ağızlarını bıçak açmayan bölge milletvekilleri, üreticinin hakkını ne zaman savunacak?” sözleriyle tepkisini dile getirdi. DÜNYA FİYATLARINDAKİ FARKA DA DİKKAT ÇEKTİ Uluslararası fındık piyasasına da değinen Karan, Şili fındığının yaklaşık 6,5 dolar, Türk fındığının ise yaklaşık 3,5 dolar seviyelerinden değerlendirildiğini belirterek Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki ağırlığıyla bu fiyat tablosunun örtüşmediğini savundu. Türkiye’nin dünya fındık üretimi ve ihracatındaki güçlü konumunun üretici lehine fiyat avantajı oluşturması gerektiğini ifade eden Karan, mevcut piyasa yapısının üreticinin pazarlık gücünü zayıflattığını söyledi. GÖZLER SERBEST PİYASADA TMO’nun 255 TL’lik alım fiyatı ile serbest piyasadaki yaklaşık 190 TL arasındaki fark, yeni sezonun en önemli tartışma başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Karan’ın çağrısı, önümüzdeki günlerde serbest piyasadaki fiyat oluşumunun Rekabet Kurumu veya Ticaret Bakanlığı tarafından incelemeye alınıp alınmayacağı sorusunu da gündeme taşıdı.

ELMAS: "FINDIK FİYATI ÜRETİCİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEK " Haber

ELMAS: "FINDIK FİYATI ÜRETİCİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEK "

MİLLETVEKİLİ ELMAS: "FINDIK ALIM FİYATI ÜRETİCİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEK BİR RAKAM OLACAK" ANKARA – AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, TBMM Genel Kurulu'nda fındıkla ilgili verilen önerge üzerine AK Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, hükümetin fındık üreticisine yönelik desteklerini anlattı. Elmas, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) alım fiyatının hasat öncesinde açıklanacağını belirterek, "Üreticinin yüzünü güldürecek bir rakam olacak." dedi. Fındığın yüz binlerce ailenin geçim kaynağı ve Türkiye için stratejik bir ihracat ürünü olduğunu vurgulayan Elmas, önergeyle devletin üreticiyi yalnız bıraktığı yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını savundu. Bunun gerçeği yansıtmadığını ifade eden Elmas, AK Parti iktidarları döneminde fındık üreticilerine önemli destekler sağlandığını söyledi. Elmas, 2009 yılından bugüne kadar fındık üreticilerine yaklaşık 16 milyar lira destek verildiğini belirterek, alan bazlı gelir desteği, mazot ve gübre desteği, TMO alımları ile düşük faizli krediler gibi uygulamalarla üreticinin yanında olduklarını kaydetti. Kahverengi kokarca zararlısıyla mücadele kapsamında bugüne kadarki en kapsamlı çalışmaların yürütüldüğünü dile getiren Elmas, feromon tuzakları, biyolojik ve kimyasal mücadele, ilaçlama çalışmaları ile yararlı böcek salımı için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 138 milyon liralık kaynak kullanıldığını ifade etti. Giresun'da ise İŞKUR aracılığıyla oluşturulan ekipler için Toplum Yararına Program kapsamında 5 milyon lira kaynak ayrıldığını söyledi. Geçen yıl yaşanan zirai don afetinin ardından üreticilerin yalnız bırakılmadığını belirten Elmas, 21 bin 464 fındık üreticisine toplam 541 milyon 437 bin 173 lira destek sağlandığını açıkladı. Fındık alım fiyatına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Elmas, hasat sezonu başlamadan önce TMO'nun alım fiyatını açıklayacağını belirterek, fiyatın üreticiyi memnun edecek seviyede olacağını ifade etti. Rekolte tahminlerinin uzmanlar tarafından bilimsel veriler ışığında hazırlandığını söyleyen Elmas, Rekabet Kurumu'nun da üretici aleyhine oluşabilecek piyasa hareketlerini yakından takip ettiğini dile getirdi. Konuşmasında TMO'nun altyapısına da değinen Elmas, kurumun 200 bin ton depolama kapasitesi, yaygın alım noktaları ve dijital altyapısıyla üreticinin emeğine sahip çıktığını söyledi. Lisanslı depoculuğun önemine vurgu yapan Elmas, üreticilere "Fındığınızı emanete vermeyin, lisanslı depolarda muhafaza ederek değer kazandırın." çağrısında bulundu. Elmas, Giresun Üniversitesi'nin Fındık İhtisas Üniversitesi olarak sektöre bilimsel katkı sunduğunu da belirterek, katma değerli üretim projeleriyle Türk fındığının uluslararası rekabet gücünün artırılması için çalışmaların sürdüğünü sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.