Hava Durumu

#Rekabet Gücü

giresunsonhaber - Rekabet Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekabet Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA LİGİNE ÇIKIYOR Haber

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA LİGİNE ÇIKIYOR

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA LİGİNE ÇIKIYOR PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026, 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE SEKTÖRÜN YENİ YOL HARİTASINI ÇİZECEK Şili’de Avrupa fındığı sektörü, 70 bin hektarı aşan dikim alanı, güçlenen sanayi bağlantıları, teknik danışmanlık ağı, fidanlık yatırımları, bitki sağlığı çözümleri ve işleme teknolojileriyle yeni bir eşiğe geldi. PlanetNuts Day Avellanos 2026, üreticiden sanayiye, bilim insanından teknoloji firmalarına kadar fındık zincirinin bütün aktörlerini aynı masada buluşturacak. Şili, Avrupa fındığında artık yalnızca büyüyen bir üretici ülke değil; teknik kapasitesini geliştiren, sanayi bağlantılarını güçlendiren, fidanlık altyapısını kuran, hasat sonrası işleme teknolojilerine yatırım yapan ve küresel pazarla daha doğrudan ilişki kuran yeni bir fındık gücü olarak öne çıkıyor. Bu yükselişin en önemli buluşmalarından biri olan PlanetNuts Day Avellanos 2026, 13 Ağustos 2026 Perşembe günü Şili’nin Los Ángeles kentinde, Casa Laura ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Program, 09.30 ile 15.00 saatleri arasında düzenlenecek. PlanetNuts’un güncel duyurusuyla yeniden gündeme gelen etkinlik, “fındık ağacını yeniden başrole taşıyan” bir teknik ve ticari buluşma olarak hazırlandı. Organizasyon; üreticileri, danışmanları, şirketleri, fidanlıkları, araştırmacıları, sanayi temsilcilerini ve sektör liderlerini Şili Avrupa fındığının geleceğini tartışmak üzere bir araya getirecek. Etkinliğin ana teması, Şili’nin fındıkta ulaştığı büyüme seviyesinden sonra artık nasıl daha kaliteli, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi bir üretim modeline geçeceği üzerine kuruluyor. FINDIKTA YENİ GÜÇ MERKEZİ: ŞİLİ Avrupa fındığı üretiminde son yıllarda dikkat çeken Şili, dikim alanlarını artırmanın ötesinde, sektörün bütün zincirini yeniden kuran bir model geliştiriyor. Bu modelde yalnızca bahçe kurmak ya da üretim miktarını büyütmek yok; doğru fidan, doğru çeşit, sağlıklı bahçe yönetimi, bitki sağlığı, hastalık kontrolü, besleme programı, hasat sonrası işleme, kalite sınıflandırması, paketleme, izlenebilirlik ve ihracat bağlantısı aynı anda ele alınıyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026 bu nedenle klasik bir tarım toplantısı değil. Etkinlik, Şili fındığının büyüme sonrası dönemde hangi teknik, ticari ve stratejik başlıklara odaklanacağını gösterecek geniş kapsamlı bir sektör platformu niteliği taşıyor. Şili’nin fındıkta geldiği nokta, küresel piyasa açısından da önem taşıyor. Dünya fındık piyasasında Türkiye hâlâ ana üretici ülke konumunu korurken, Şili’nin planlı ve teknoloji odaklı büyümesi, rekabetin artık yalnızca rekolte miktarıyla açıklanamayacağını gösteriyor. Yeni dönemde rekabet; verimlilik, kalite standardı, ürün sağlığı, sanayi kapasitesi, sürdürülebilirlik, üretici-sanayi ilişkisi, işleme teknolojisi ve pazar disiplini üzerinden şekilleniyor. LOS ÁNGELES’TE TEKNİK VE TİCARİ BULUŞMA PlanetNuts Day Avellanos 2026, 13 Ağustos’ta Los Ángeles’te sektörün farklı aktörlerini aynı çatı altında toplayacak. Etkinlik alanı olarak belirlenen Casa Laura, üreticiler, danışmanlar, akademisyenler, şirket temsilcileri ve sanayi aktörleri için teknik bilgi paylaşımının yapılacağı bir merkez haline gelecek. Programda Şili’de Avrupa fındığı yetiştiriciliğinin temel sorunları, yeni fırsatları ve önümüzdeki yıllarda sektörün karşı karşıya kalacağı rekabet başlıkları ele alınacak. Etkinlikte özellikle şu konuların öne çıkması bekleniyor: Avrupa fındığında verimlilik artışı, bahçe yönetimi, hastalık ve zararlı baskısı, bitki besleme, iklim değişikliğine uyum, fidan kalitesi, hasat sonrası işleme kapasitesi, kalite sınıflandırması, paketleme teknolojileri, sanayi bağlantıları, üretici deneyimleri ve ihracat perspektifi. Bu başlıklar, Şili fındığının artık yalnızca tarımsal üretim alanında değil, aynı zamanda küresel gıda ve sanayi zinciri içinde de daha güçlü bir konuma yerleşmek istediğini gösteriyor. KONUŞMACILAR: ÜRETİM, SANAYİ VE BİTKİ SAĞLIĞI AYNI MASADA PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın açıklanan ilk konuşmacıları, etkinliğin yönünü de ortaya koyuyor. Programda Avrupa fındığı danışmanı Gabriel Aguilar, AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco ve fitopatolog-akademisyen Ernesto Moya yer alacak. Gabriel Aguilar’ın katılımı, toplantının üretici uygulamaları, bahçe yönetimi, sezon içi karar alma süreçleri ve verimlilik başlıklarına güçlü biçimde odaklanacağını gösteriyor. Aguilar’ın sahaya dayalı danışmanlık perspektifi, üreticilerin karşılaştığı pratik sorunların teknik zeminde değerlendirilmesini sağlayacak. Camilo Scocco’nun AgriChile Genel Müdürü olarak programda yer alması ise etkinliğin yalnızca üretim tekniğiyle sınırlı kalmayacağını ortaya koyuyor. Scocco’nun katılımı, Şili fındığında sanayi kapasitesi, ürün alımı, işleme altyapısı, ihracat bağlantıları, üretici-sanayi ilişkisi ve küresel pazar boyutunun da gündemde olacağını gösteriyor. Ernesto Moya’nın fitopatolog ve akademisyen kimliğiyle etkinlikte yer alması, bitki sağlığı başlığının programın en kritik bölümlerinden biri olacağını ortaya koyuyor. Avrupa fındığında hastalık baskısı, patojenler, odun hastalıkları, kök ve dal sağlığı, koruyucu uygulamalar ve sürdürülebilir mücadele yöntemleri Şili üreticileri için giderek daha önemli hale geliyor. Bu üç konuşmacı profili birlikte değerlendirildiğinde, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın üç temel eksene oturduğu görülüyor: sahada verimli üretim, sanayiyle güçlü bağlantı ve hastalıklara karşı bilimsel mücadele. ÜRETİCİ MASASI: SAHADAKİ GERÇEK DENEYİM MERKEZE ALINIYOR Etkinliğin dikkat çeken bölümlerinden biri de teknik üretici paneli olacak. Bu panelde üreticiler, kendi bahçelerinde uyguladıkları stratejileri, sezon içinde karşılaştıkları sorunları, aldıkları sonuçları ve edindikleri deneyimleri sektörle paylaşacak. Bu yaklaşım, Şili fındık sektöründe bilginin yalnızca akademik sunumlarla ya da şirket tanıtımlarıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor. Üretici masası, doğrudan sahadan gelen deneyimi merkeze alarak teknik tartışmayı daha gerçekçi bir zemine taşıyacak. Çünkü Avrupa fındığında başarı, artık sadece dikim alanını büyütmekle elde edilmiyor. Bahçede yapılan budama, sulama, bitki besleme, hastalık takibi, zararlı mücadelesi, soğuklanma izleme, hasat zamanı belirleme ve maliyet kontrolü gibi kararlar, ürünün verimini ve kalitesini doğrudan etkiliyor. Üretici masasında paylaşılacak saha deneyimleri, danışmanlar ve şirketler için de önemli bir veri alanı oluşturacak. Hangi uygulamanın sahada karşılık bulduğu, hangi teknik çözümün üreticinin sorununu azalttığı, hangi risklerin yeni sezonda daha fazla öne çıkacağı bu bölümde daha görünür hale gelecek. SPONSORLAR FINDIK ZİNCİRİNİN TAMAMINI GÖSTERİYOR PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsor yapısı, etkinliğin kapsamını açık biçimde ortaya koyuyor. Sponsorlar yalnızca bir tanıtım listesi değil; Şili fındık sektörünün hangi alanlarda büyüdüğünü, hangi teknolojilere ihtiyaç duyduğunu ve hangi başlıklarda profesyonelleştiğini gösteren önemli bir veri niteliği taşıyor. Açıklanan sponsorlar arasında Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica, Sumitomo Chemical Chile, Anagra, UNITEC, Point Chile ve Castaño Austral Vivero gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren firmalar yer alıyor. Bu yapı, fındıkta üretimden pazara uzanan bütün zincirin gündeme taşındığını gösteriyor. Teknik danışmanlık, biyoteknoloji, bitki besleme, biyoçözümler, ürün koruma, fidanlık, işleme teknolojileri, otomasyon, kalite sınıflandırması, kalibrasyon, paketleme ve izlenebilirlik başlıkları etkinliğin ana omurgasını oluşturuyor. TRINUTS: BAHÇE YÖNETİMİ VE TEKNİK DANIŞMANLIK Trinuts’un sponsorlar arasında yer alması, etkinliğin üretici sahasına güçlü biçimde odaklanacağını gösteriyor. Fındık, ceviz, badem ve kestane gibi sert kabuklu meyvelerde teknik danışmanlık yapan şirket, üreticilere bahçe koşullarına göre uyarlanmış çözümler sunuyor. Trinuts’un yaklaşımı, Şili fındığında teknik danışmanlığın artık tamamlayıcı değil, doğrudan üretim başarısını belirleyen bir unsur haline geldiğini ortaya koyuyor. Bahçe verimliliği, kârlılık, saha gözlemi, budama programı, besleme stratejisi ve sezon yönetimi gibi başlıklar, profesyonel danışmanlıkla birlikte daha sistemli hale geliyor. Fındıkta yeni dönemin üreticisi artık yalnızca toprağa fidan diken kişi değil; teknik veriyle karar alan, maliyetini izleyen, verimini ölçen ve kalite standardını yöneten profesyonel bir tarımsal aktör haline geliyor. FITOTECNOLOGÍA: BİYOTEKNOLOJİ VE DOĞAL KAYNAKLI TARIMSAL GİRDİLER Fitotecnología’nın programa dahil olması, Şili fındık sektöründe biyoteknoloji ve doğal kaynaklı tarımsal girdilerin önem kazandığını gösteriyor. Şirket, fitokimyasal bileşikler ve biyoteknoloji temelli çözümler üzerine çalışan yapısıyla dikkat çekiyor. Bu başlık, Avrupa fındığında sürdürülebilir üretim tartışmasının merkezinde yer alıyor. Bitki besleme, biyostimülasyon, ürün koruma ve çevreyle uyumlu tarımsal girdiler, özellikle iklim baskısının arttığı ve üretim maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde daha stratejik hale geliyor. Şili’nin bu alandaki ilgisi, fındıkta geleceğin yalnızca daha fazla kimyasal kullanımıyla değil, daha doğru, daha ölçülü ve daha sürdürülebilir girdi yönetimiyle kurulacağını gösteriyor. PACK-MAN: HASAT SONRASI İŞLEMEDE TEKNOLOJİ HAMLESİ Pack-Man’in sponsorlar arasında yer alması, Şili fındığında hasat sonrası işleme kapasitesinin stratejik bir konu haline geldiğini gösteriyor. Üretim miktarı büyüdükçe, ürünün yalnızca bahçeden alınması yeterli olmuyor; kurutma, ayıklama, sınıflandırma, paketleme ve sanayiye uygun hale getirme süreçleri de aynı ölçüde önem kazanıyor. Pack-Man’in meyve ve kuru yemiş işleme teknolojilerindeki uzmanlığı, Şili fındığının sanayiyle entegrasyon sürecinde daha fazla teknolojiye ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Fındıkta değer artık yalnızca dalda değil; hasattan sonra ürünün nasıl işlendiği, nasıl sınıflandırıldığı ve pazara hangi standartla sunulduğu aşamada oluşuyor. UPL: ÜRÜN KORUMA, BİTKİ BESLEME VE BİYOÇÖZÜMLER UPL’nin etkinlikte yer alması, ürün koruma ve bitki sağlığı başlığının Şili fındık sektörünün merkezinde olduğunu gösteriyor. Küresel ölçekte tarım çözümleri geliştiren şirket, ürün koruma, bitki besleme ve biyoçözümlerden oluşan portföyüyle üreticilere destek sunuyor. Avrupa fındığında hastalık ve zararlı baskısı, iklim değişkenliğiyle birlikte daha karmaşık hale geliyor. Bu nedenle üreticilerin yalnızca sezon sonunda değil, sezon boyunca bitki sağlığını izleyen ve önleyici yaklaşımı güçlendiren sistemlere yönelmesi gerekiyor. UPL’nin programdaki varlığı, Şili fındık sektöründe verim istikrarı, bitki dayanıklılığı ve sürdürülebilir koruma stratejilerinin daha fazla öne çıkacağını gösteriyor. ROVENSA NEXT CHILE: SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM VE BİYOÇÖZÜMLER Rovensa Next Chile’nin sponsorluğu, Avrupa fındığında biyolojik çözümler ve sürdürülebilir üretim arayışının güçlendiğini ortaya koyuyor. Biyostimülantlar, biyogübreler, biyokontrol ürünleri ve adjuvantlar gibi başlıklar, modern meyvecilikte giderek daha fazla önem kazanıyor. Şili’nin fındıkta büyüme stratejisi, yalnızca üretim miktarını artırmaya değil, bu üretimin çevresel ve ekonomik açıdan sürdürülebilir olmasına da odaklanıyor. Bu nedenle biyoçözümler, fındıkta yeni dönemin önemli rekabet araçlarından biri haline geliyor. FERTIGLOBAL VE FERTIAMERICA: BESLEME TEKNOLOJİLERİ ÖNE ÇIKIYOR FertiGlobal ve Fertiamerica’nın sponsor yapısında yer alması, bitki besleme teknolojilerinin etkinliğin önemli başlıklarından biri olacağını gösteriyor. Avrupa fındığında verim ve kalite, toprağın genel durumu kadar bitkinin doğru dönemde doğru besin maddesine ulaşabilmesiyle de yakından ilişkili. FertiGlobal’in biyostimülantlar ve bitki besleme teknolojileri alanındaki çalışmaları, Fertiamerica’nın ise bu teknolojileri Şili üreticisine ulaştıran yapıdaki rolü, fındıkta modern besleme yaklaşımının önemini artırıyor. Yeni dönemde yüksek verim, yalnızca daha fazla gübre kullanmakla değil; bitkinin ihtiyacını doğru okumak, stresi azaltmak ve besleme programını bilimsel veriye göre kurmakla mümkün olacak. SUMITOMO CHEMICAL CHILE: ÜRÜN KORUMA VE TARIMSAL ÜRETKENLİK Sumitomo Chemical Chile’nin programa dahil olması, ürün koruma ve tarımsal üretkenlik başlıklarını daha da güçlendiriyor. Küresel tarım teknolojileri alanında faaliyet gösteren şirketin kimyasal ve biyolojik çözümleri birlikte ele alan yaklaşımı, fındıkta hastalık ve zararlı yönetiminin çok boyutlu hale geldiğini gösteriyor. Fındık bahçelerinde üretim maliyetlerinin yükseldiği, iklim risklerinin arttığı ve kalite beklentilerinin daha sıkı hale geldiği bir dönemde ürün koruma çözümleri, doğrudan üretici gelirini etkileyen bir faktör haline geliyor. ANAGRA: BİTKİ BESLEME, ÜRÜN KORUMA VE TARIMSAL TEKNOLOJİ Anagra’nın sponsorluğu, Şili fındığında geniş kapsamlı tarımsal çözüm sağlayıcılarının rolünü ortaya koyuyor. Bitki besleme, ürün koruma, biyostimülasyon ve tarımsal teknoloji başlıklarını birlikte ele alan şirket, üreticinin yalnızca tek bir soruna değil, bütün üretim sürecine çözüm aradığını gösteriyor. Bu durum, Şili fındık sektöründe profesyonelleşmenin hızlandığını ortaya koyuyor. Üretici artık yalnızca ürün satan firmalarla değil, bütün sezonu planlayan teknik çözüm ortaklarıyla çalışmak istiyor. UNITEC: KALİTE SINIFLANDIRMASI, KALİBRASYON VE PAKETLEME UNITEC’in sponsorlar arasında yer alması, Şili fındığında hasat sonrası kalite yönetiminin kritik hale geldiğini gösteriyor. Meyve, kuru yemiş ve sebze işleme teknolojilerindeki uluslararası deneyimiyle tanınan şirket, kalite sınıflandırması, kalibrasyon, paketleme ve izlenebilirlik alanlarında çözüm üretiyor. Bu başlık, fındıkta küresel pazar için hayati önemdedir. Çünkü ihracat pazarında ürün yalnızca miktarıyla değil; homojenliği, kalibresi, temizliği, standardı, izlenebilirliği ve işlenebilirliğiyle değer kazanıyor. Dünya fındık ticaretinde gelecek, yalnızca ürünü yetiştirenlerin değil; ürünü doğru sınıflandıran, doğru işleyen ve doğru pazara doğru standartla sunanların olacak. POINT CHILE: AGROKİMYA, BİYOLOJİK ÜRÜNLER VE SAHA DESTEĞİ Point Chile’nin PlanetNuts Day Avellanos sponsorları arasında yer alması, fındıkta saha destekli ürün koruma ve besleme yaklaşımının önem kazandığını gösteriyor. Agrokimyasallar, biyolojik ürünler ve bitki besleme çözümlerinden oluşan portföyüyle şirket, üreticilere farklı üretim koşullarına göre çözüm sunuyor. Şili’nin farklı tarım bölgelerinde teknik ekiplerle sahada bulunması, fındıkta danışmanlık ve ürün çözümünün birlikte ilerlediğini gösteriyor. Artık üretici, yalnızca ürün almak değil; ürünü ne zaman, nasıl ve hangi stratejiyle kullanacağını da bilmek istiyor. CASTAÑO AUSTRAL VIVERO: KALİTELİ FİDAN VE YENİ BAHÇE KURULUMU Castaño Austral Vivero’nun programa dahil edilmesi, Şili fındık sektöründe fidanlık ve kaliteli bitki üretiminin stratejik önemini ortaya koyuyor. Avrupa fındığında uzun vadeli başarı, bahçenin kurulduğu ilk günden başlıyor. Doğru fidan materyali, sağlıklı kök yapısı, uygun çeşit seçimi, hastalıksız bitki üretimi ve bölge koşullarına uyumlu bahçe kurulumu, gelecek yılların verimini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle fidanlık başlığı, yalnızca yeni dikim yapan üreticiler için değil, sektörün genel rekabet gücü için de kritik hale geliyor. Kalitesiz fidanla kurulan bir bahçe, yıllar boyunca düşük verim, hastalık riski ve ekonomik kayıp anlamına gelebiliyor. ALICAHUE İLE GENİŞLEYEN PARTNER AĞI PlanetNuts’un güncel duyurularında Alicahue’nin genel partner ağına katıldığı da açıklandı. Alicahue’nin ceviz üretimi ve pazarlaması alanındaki deneyimi, PlanetNuts’un yalnızca fındıkta değil, daha geniş sert kabuklu meyve ekosisteminde de iş birliği ağını büyüttüğünü gösteriyor. Bu gelişme, PlanetNuts Day Avellanos’un doğrudan etkinlik sponsorluğu listesiyle karıştırılmamalı. Ancak sektör açısından bakıldığında, sert kabuklu meyvelerde bilgi, teknoloji, üretici ağı ve pazar deneyiminin giderek daha entegre hale geldiği görülüyor. KIŞ DÖNEMİ TEKNİK GÜNDEMİ: BUDAMA, SOĞUKLANMA VE HASTALIK RİSKİ PlanetNuts’un güncel teknik paylaşımlarında kış dönemi bahçe yönetimi de öne çıkıyor. TriNuts danışmanı ve PlanetNuts kurucu ortağı Rodrigo Rivadeneira’nın değerlendirmelerinde kış budamasının gelecek sezonun sürgün gelişimi ve çiçeklenmesi üzerinde belirleyici olduğu vurgulanıyor. Bu başlık, Avrupa fındığında sezon başarısının yalnızca hasat döneminde değil, kış aylarında alınan teknik kararlarla başladığını gösteriyor. Kış budaması, odun hastalıklarına karşı koruma, yağışlı dönemde patojen giriş riskine karşı bakır uygulamaları, budama yaralarının korunması, soğuklanma saatlerinin izlenmesi, çeşitler arasında çiçeklenme senkronizasyonunun takip edilmesi ve düşük soğuklanma alanlarında tamamlayıcı stratejilerin planlanması, yeni dönemin en kritik teknik başlıkları arasında yer alıyor. Bu tablo, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın yalnızca genel bir sektör toplantısı değil; üreticinin günlük bahçe kararlarını doğrudan ilgilendiren teknik bir platform olduğunu gösteriyor. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ FINDIKTA OYUNU DEĞİŞTİRİYOR Şili fındık sektörünün önündeki en önemli risklerden biri de iklim değişikliği. Çiçeklenme düzeni, soğuklanma ihtiyacı, su yönetimi, hastalık baskısı, zararlı popülasyonu, verim dalgalanması ve hasat kalitesi, iklim değişkenliğinden doğrudan etkileniyor. Bu nedenle Şili’nin yeni dönem fındık stratejisinde yalnızca üretim alanı büyümesi değil, iklim risklerine karşı teknik uyum da önem kazanıyor. Fındıkta iklim baskısı, özellikle soğuklanma ihtiyacı ve çiçeklenme senkronizasyonu açısından kritik sonuçlar doğurabiliyor. Yanlış zamanda gelen sıcaklık değişimleri, yetersiz soğuklanma, düzensiz çiçeklenme veya hastalık baskısındaki artış, bahçe verimini ve kaliteyi doğrudan etkiliyor. Şili’nin teknik toplantılarında bu başlıkların öne çıkması, sektörün geleceğe dönük riskleri şimdiden masaya yatırdığını gösteriyor. ŞİLİ MODELİ: BÜYÜME SONRASI PROFESYONELLEŞME DÖNEMİ Şili’de Avrupa fındığı artık büyüme döneminden profesyonelleşme dönemine geçiyor. Bu yeni dönemde mesele yalnızca kaç hektar bahçe kurulduğu değil; bu bahçelerin nasıl yönetileceği, hangi verim düzeyine ulaşacağı, hangi kalite standardını yakalayacağı ve küresel pazara nasıl entegre olacağıdır. Şili modeli, fındıkta şu başlıkları aynı anda güçlendirmeye çalışıyor: Kaliteli fidan üretimi, teknik danışmanlık, bitki sağlığı, biyolojik çözümler, ürün koruma, modern bitki besleme, hasat sonrası işleme, kalite sınıflandırması, paketleme, izlenebilirlik, sanayi bağlantısı ve ihracat disiplini. Bu başlıklar, dünya fındık piyasasında geleceğin rekabet eksenini de gösteriyor. Üretim miktarı hâlâ önemli olmakla birlikte, artık tek başına yeterli değil. Pazar, daha standart, daha izlenebilir, daha kaliteli ve daha sürdürülebilir ürün talep ediyor. TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN SESSİZ AMA GÜÇLÜ UYARI Şili’nin fındıkta planlı biçimde büyümesi, Türkiye açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye dünya fındığında ana üretici ülke konumunu koruyor; ancak küresel rekabetin niteliği değişiyor. Artık mesele yalnızca “kim daha çok fındık üretiyor?” sorusu değildir. Asıl rekabet, ürünün hangi kalitede üretildiği, nasıl işlendiği, hangi standartla pazara sunulduğu, üreticinin ne kadar kazandığı, sanayinin nasıl yapılandığı ve ülkenin fındıkta nasıl bir marka değeri oluşturduğu üzerinden şekilleniyor. Giresun kalite fındığı açısından bu tablo daha özel bir anlam taşıyor. Giresun fındığı, kendine özgü aroması, coğrafi kimliği, eğimli arazilerde emek yoğun üretim yapısı ve kalite farkıyla sıradan bir emtia gibi değerlendirilmemelidir. Giresun kalite fındığının en büyük riski, dünya piyasasında ortalama fiyat mantığı içinde eritilmesidir. Şili’nin planlı büyümesi, Türkiye’ye ve özellikle Giresun’a şu gerçeği hatırlatıyor: Kalite yalnızca söylemle korunmaz. Kalite; üretici geliri, bahçe yenileme, teknik danışmanlık, işleme altyapısı, kalite sınıflandırması, coğrafi işaret bilinci, markalaşma, izlenebilirlik ve sürdürülebilir piyasa politikasıyla korunur. FINDIKTA GELECEK REKABETİ: BAHÇEDEN PAZARA TAM ZİNCİR Dünya fındık piyasasında yeni dönem, bahçeden pazara kadar uzanan tam zincir yönetimiyle şekilleniyor. Bir ülkenin üretim alanını artırması önemli olabilir; ancak asıl değer, o ürünün nasıl yönetildiği ve pazara nasıl sunulduğuyla ortaya çıkıyor. Şili, Avrupa fındığında bu zinciri kurmaya çalışıyor. Üretici eğitimleri, teknik paneller, sektör buluşmaları, fidanlık yatırımları, işleme teknolojileri, ürün koruma şirketleri, biyoçözüm sağlayıcıları ve sanayi temsilcileri aynı ekosistemin parçaları haline geliyor. Bu nedenle PlanetNuts Day Avellanos 2026, yalnızca Şili’de yapılacak bir teknik toplantı olarak okunmamalıdır. Etkinlik, dünya fındık rekabetinde yönün nereye gittiğini gösteren bir işaret fişeğidir. PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026 SEKTÖRÜN NABZINI TUTACAK PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili fındık sektörünün büyüme sonrası dönemde nasıl bir teknik ve ticari model kuracağını gösterecek en önemli buluşmalardan biri olacak. Gabriel Aguilar’ın üretici odaklı teknik danışmanlık perspektifi, Camilo Scocco’nun sanayi ve pazar bağlantısı, Ernesto Moya’nın bitki sağlığı ve hastalık yönetimi yaklaşımı, sponsor firmaların üretimden işlemeye uzanan geniş teknik kapasitesiyle birleştiğinde, etkinlik Avrupa fındığında yeni rekabet döneminin ana hatlarını ortaya koyacak. Şili, fındıkta artık yalnızca büyüdüğünü değil, bu büyümeyi teknoloji, bilgi, kalite ve sanayi bağlantısıyla yönetmek istediğini gösteriyor. Bu nedenle PlanetNuts Day Avellanos 2026, sadece bir etkinlik takvimi değil; Şili fındığının dünya pazarında daha güçlü, daha görünür ve daha organize bir aktör olma iradesinin sahaya yansımasıdır. Türkiye ve Giresun açısından bakıldığında ise bu gelişme, fındıkta rehavete yer olmadığını gösteriyor. Dünya değişiyor, üretim haritası genişliyor, teknoloji hızlanıyor, kalite standartları yükseliyor. Fındıkta gelecek; yalnızca rekolte açıklayanların değil, kaliteyi yönetenlerin, üreticiyi koruyanların, sanayiyi planlayanların, pazarı okuyanların ve coğrafi değerini markaya dönüştürenlerin olacak. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu yeni dönemin Şili’deki en güçlü vitrini olarak 13 Ağustos’ta Los Ángeles’te sektörün karşısına çıkacak.

GİRESUN 2. OSB’DE YEŞİL SANAYİ ADIMI Haber

GİRESUN 2. OSB’DE YEŞİL SANAYİ ADIMI

GİRESUN 2. OSB’DE YEŞİL SANAYİ ADIMI Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi, TSE denetimlerini başarıyla tamamlayarak ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi aldı. OSB Müdürü Mete Bahadır Yılmaz, belgenin Yeşil OSB hedefleri doğrultusunda önemli bir adım olduğunu belirterek çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve rekabet gücü yüksek sanayi altyapısı için çalışmaların süreceğini açıkladı. TSE DENETİMLERİ TAMAMLANDI, ISO 14001 BELGESİ ALINDI Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi, sürdürülebilir çevre yönetimi kapsamında yürüttüğü çalışmaların ardından ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi almaya hak kazandı. Türk Standardları Enstitüsü tarafından yapılan denetimlerden başarıyla geçen Giresun 2. OSB, çevresel etkilerin yönetimi, kaynak kullanımının kontrolü, atık süreçlerinin izlenmesi ve çevre mevzuatına uyum başlıklarında kurumsal çevre yönetimi standardını belgelendirdi. YILMAZ: YEŞİL OSB HEDEFLERİMİZ İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM Giresun 2. OSB Müdürü Mete Bahadır Yılmaz, alınan belgenin bölge sanayisi açısından yalnızca teknik bir sertifika değil, aynı zamanda çevre odaklı üretim anlayışının kurumsal karşılığı olduğunu vurguladı. Yılmaz, Giresun 2. OSB’nin Yeşil OSB hedefleri doğrultusunda ilerlediğini belirterek, belgenin bölgeye, sanayicilere ve Giresun’a hayırlı olmasını diledi. “Çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve rekabet gücü yüksek bir sanayi altyapısı oluşturma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz” diyen Yılmaz, çevre yönetiminin OSB’nin gelecek vizyonunda temel başlıklardan biri olduğunu ifade etti. ÇEVRESEL ETKİLER DENETİM ALTINA ALINIYOR Giresun 2. OSB’de üretim faaliyetleri, sanayi bölgelerinin doğal çevresel risk başlıkları arasında yer alan atık su, üretim atıkları, enerji tüketimi, emisyon, lojistik hareketlilik ve kaynak kullanımı açısından izlenmesi gereken bir yapı oluşturuyor. OSB’nin ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi alması, bu etkilerin yok sayılmadığını; çevre yönetiminin ölçülebilir, denetlenebilir ve sürekli iyileştirmeye açık bir sistemle yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Belge, Giresun 2. OSB’nin Yeşil OSB hedefi doğrultusunda çevresel riskleri azaltma ve üretim altyapısını daha sürdürülebilir hale getirme taahhüdünü güçlendiriyor. 2012’DE KURULDU, ÜRETİMDE GÜÇLÜ BİR SANAYİ ALANINA DÖNÜŞTÜ Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi, 25 Nisan 2012’de kuruluş protokolünün onaylanmasıyla tüzel kişilik kazandı. Bulancak ilçesi Pazarsuyu mevkiinde kurulan OSB, zaman içinde Giresun sanayisinin önemli üretim alanlarından biri haline geldi. Bölgede 42 firmaya 47 parsel tahsisi yapıldı. Tahsis edilecek boş parsel kalmayan OSB’de 35 fabrika faal olarak üretim yapıyor. Ayrıca bazı parsellerde inşaat ve proje çalışmaları devam ediyor. FINDIKTAN TEKSTİLE, MAKİNEDEN SAVUNMA SANAYİNE ÜRETİM Giresun 2. OSB’de gıda, fındık, tekstil, makine, savunma sanayi, metal, mobilya ve enerji alanlarında faaliyet gösteren firmalar bulunuyor. Bu yapı, bölgenin yalnızca yerel üretim kapasitesini değil, Giresun’un ihracat ve sanayi potansiyelini de güçlendiriyor. OSB’de faaliyet gösteren bazı firmaların Türkiye’nin büyük sanayi kuruluşları arasında yer alması, bölgenin üretim gücünün ulusal ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor. İSTİHDAM HEDEFİ 6 BİN KİŞİ Giresun 2. OSB’de daha önce açıklanan verilere göre yaklaşık 2 bin 700 kişi istihdam ediliyordu. Yeni yatırımların tamamlanmasıyla bu sayının 6 bin kişiye ulaşması hedefleniyor. Faal fabrika sayısının artması, boş parsel kalmaması ve yeni yatırımların devreye girmesi, Giresun 2. OSB’nin kent ekonomisi açısından istihdam ve üretim merkezi olma niteliğini güçlendiriyor. ISO 14001 NE ANLAMA GELİYOR? ISO 14001, kurumların çevresel etkilerini sistemli biçimde yönetmesini sağlayan uluslararası çevre yönetim standardı olarak uygulanıyor. Bu belge; atık yönetimi, enerji ve kaynak verimliliği, çevre mevzuatına uyum, kirliliğin azaltılması ve sürekli iyileştirme süreçlerini kapsıyor. Giresun 2. OSB’nin bu belgeyi alması, bölgede çevre yönetiminin kurumsal bir sistemle yürütüldüğünü ve Yeşil OSB hedefleri için önemli bir eşik geçildiğini ortaya koyuyor. SANAYİDE REKABETİN YENİ BAŞLIĞI: ÇEVRE VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK Türkiye’de sanayi bölgeleri için çevre yönetimi artık yalnızca mevzuat yükümlülüğü değil, rekabet gücünü belirleyen temel başlıklardan biri haline geldi. Yeşil üretim, enerji verimliliği, kaynakların kontrollü kullanımı ve çevresel risklerin azaltılması, OSB’lerin hem ulusal hem uluslararası pazarlardaki konumunu doğrudan etkiliyor. Giresun 2. OSB’nin ISO 14001 belgesi alması, bölgenin üretim kapasitesini çevre yönetimiyle birlikte geliştirme iradesini ortaya koyarken, Giresun sanayisinin sürdürülebilir büyüme hedefleri açısından da yeni bir aşamaya işaret ediyor.

GİRESUNSPOR DOSYASI: SÜPER LİG’DEN BAL’A UZANAN ÇÖKÜŞ Haber

GİRESUNSPOR DOSYASI: SÜPER LİG’DEN BAL’A UZANAN ÇÖKÜŞ

GİRESUNSPOR DOSYASI: SÜPER LİG’DEN BAL’A UZANAN ÇÖKÜŞ Giresunspor, 9 Mayıs 2021’de Tuzlaspor’u 2-1 yenerek 44 yıl sonra Süper Lig’e çıktı. Kulübün resmi tarihçesi, 1967’de kurulan profesyonel yapının 1970-71’de ilk kez Türkiye’nin en üst ligine yükseldiğini, 1977’de düşen kulübün 2021’de yeniden aynı seviyeye döndüğünü kayda geçiriyor. Yani 2021 yükselişi, sıradan bir terfi değil, yarım asra yaklaşan bir bekleyişin sonuydu. 2020-2021: YÜKSELİŞİN DÖNÜM NOKTASI 8 Ağustos 2020’de başkan seçilen Hakan Karaahmet, kulübün kısa sürede Süper Lig’e çıkan yönetiminin başına geçti. Bir sezon sonra Giresunspor, Hakan Keleş yönetiminde TFF 1. Lig’i ikinci sırada tamamladı ve doğrudan Süper Lig vizesi aldı. Resmi kulüp kaydı, bu çıkışı “44 yıl aradan sonra yeniden Süper Lig” ifadesiyle duyurdu. Bu başarı, şehirde büyük bir sevinç yarattı ama mali alarm aynı günlerde çalmaya başlamıştı. Hakan Karaahmet, 17 Temmuz 2021’de yeniden başkan seçildiği genel kurulda Giresunspor’un borcunun 64 milyon lira olduğunu açıkladı. Karaahmet’in aynı konuşmada “65 milyon lira borçla kulübü devraldık” demesi, Süper Lig biletinin borçsuz bir zemin üzerinde alınmadığını ortaya koydu. 2021-2022: SÜPER LİG’DE İLK YIL KURTARILDI Giresunspor, Süper Lig’deki ilk dönüş sezonunda ayakta kalmayı başardı. TFF kayıtlarına göre yeşil-beyazlı ekip 2021-2022 sezonunu 45 puanla 16. sırada tamamladı ve ligde kaldı. Bu tablo, kulübün sadece yükselmediğini, ilk büyük darbeyi de savuşturduğunu gösterdi. Ancak saha içindeki bu denge, kulübün mali yapısına yansımadı. Süper Lig geliri kulübü kalıcı biçimde rahatlatmadı; yönetim, borç yükü ve nakit baskısı altında kaldı. Sonraki iki sezonda görülecek sert düşüşün temeli de aslında bu dönemde atıldı. 2022-2023: İKİNCİ SÜPER LİG SEZONU VE KIRILMA Hakan Karaahmet, Haziran 2022’de bir kez daha başkan seçildi. Ancak ikinci Süper Lig sezonu ilk yıl kadar dirençli geçmedi. Teknik ve sportif çözülme büyüdü; 2 Mayıs 2023’te kulüp, teknik direktör Hakan Keleş ile yollarını ayırdı. Takım o aşamada son 15 maçta yalnızca 1 galibiyet alabilmişti. 25 Şubat 2023’te yapılan olağanüstü seçimli genel kurulda Nahid Ramazan Yamak başkan seçildi. Kulübün resmi sayfasına göre Yamak, 232 oyun 156’sını aldı. Başkan değişikliği, kulübün düşme hattında can havliyle çırpındığı dönemde geldi. Yönetim değişti ama çöküş durmadı. 7 Haziran 2023’te Giresunspor sahasında Antalyaspor’u 2-0 yendi ama yine de Süper Lig’e veda etti. Anadolu Ajansı’nın aktardığı final tablosuna göre Giresunspor sezonu 40 puanla 16. sırada kapattı ve ligden düştü. Bu, 2021’deki büyük çıkıştan sadece iki sezon sonra gelen ilk sert yıkımdı. 2023: YAMAK DÖNEMİ VE BORÇ PATLAMASI Nahid Ramazan Yamak döneminde kulübün mali tablosu daha da ağırlaştı. Kulübün resmi açıklamasına göre 10 Eylül 2023’te yapılan genel kurulda toplam borç 364 milyon 152 bin 840 lira olarak açıklandı. Aynı resmi metin, SGK ve vergi başlığında 93 milyon 826 bin 914 liralık yükten söz etti. Bu rakamlar, Giresunspor’un artık yalnız kötü yönetilen bir kulüp değil, ağır borç baskısı altındaki bir kurum haline geldiğini gösterdi. Aralık 2023’te kamuoyuna yansıyan açıklamalarda transfer tahtasını açmak için yaklaşık 60 milyon liraya ihtiyaç bulunduğu belirtildi. Tahtanın kapalı kalması, borcun saha içi performansa doğrudan etki ettiği aşamaya geçildiğini gösterdi. Giresunspor artık yalnız puan için değil, kadro kurabilmek için de mücadele ediyordu. 2023-2024: 1. LİG’DE TAM DAĞILMA Giresunspor, 2023-2024 Trendyol 1. Lig sezonunda dibe çöktü. TFF puan cetveli, yeşil-beyazlı ekibin 34 maçta 2 galibiyet, 4 beraberlik, 28 yenilgi aldığını; 16 gol atıp 71 gol yediğini ve sezonu sadece 7 puanla son sırada tamamladığını gösteriyor. Kulübün 1. Lig macerası, rekabet edemeyen bir kadro ve dağılmış bir organizasyon görüntüsüyle kapandı. Bu tablo artık geçici düşüş değil, yapısal çöküş anlamına geliyordu. Süper Lig’den düşen takım bir yıl sonra 1. Lig’de de tutunamamış, puan tablosunda rakiplerinden kopmuştu. 7 puanlık sezon, Giresunspor’un son yıllardaki en ağır sportif kayıtlarından biri olarak dosyaya girdi. 2024 MAYIS: ELTUĞRAL DÖNEMİ VE 403 MİLYON LİRALIK TABLO 18 Mayıs 2024’te yapılan olağanüstü seçimli genel kurulda Emin Eltuğral başkan seçildi. Kulübün resmi sayfası, 421 delegeden 89’unun oy kullandığını ve Eltuğral’ın 83 oyla göreve geldiğini yazdı. Bu seçim, Giresunspor’un 2. Lig’e düştüğü ve kulübün yeni bir çıkış aradığı aşamada yapıldı. Aynı kongrede yerel basına yansıyan bilgiye göre kulübün toplam borcu 403 milyon 92 bin 752 liraya ulaştı. Bu rakam, 2021’de 64 milyon lira olarak telaffuz edilen borcun birkaç yıl içinde nasıl katlandığını gösteren en sert eşiklerden biri oldu. Giresunspor artık sadece lig kaybeden değil, borcu kontrolden çıkan bir kulüptü. PUAN SİLME DOSYASI: GİRESUNSPOR’U MASA DA VURDU Giresunspor’un çöküşü yalnız saha sonuçlarından ibaret değildi. İlk büyük masa darbesi kulüp lisans sürecinde geldi. TFF Kulüp Lisans sistemi; mali kriterler, hukuki yükümlülükler, idari-personel yapısı, sportif organizasyon ve altyapı başlıklarından oluşuyor. Talimatın mali bölümünde özellikle personele, SGK’ye, vergi dairelerine ve futbol paydaşlarına vadesi geçmiş borç bulunmaması açık yükümlülük olarak yazılıyor. Giresunspor, bu lisans sürecindeki eksiklerini gideremediği için önce 2023-2024 döneminde puan kaybetti. Ardından 2024-2025 sezonunda aynı başlık yeniden kulübün önüne geldi. Kulübün resmi “Basın Açıklaması” metni, geçmiş dönemlerden gelen yabancı futbolcu, SGK ve vergi borçları nedeniyle TFF ulusal kulüp lisans mali kriterlerinin karşılanamadığını ve bu yüzden 3 puan silme cezası verildiğini açıkça duyurdu. Bu ifade, puan cezasının soyut bir usul eksikliğinden değil, doğrudan ödenemeyen borçlardan kaynaklandığını net biçimde ortaya koydu. Asıl yıkıcı ceza ise FIFA dosyasından geldi. Aynı resmi kulüp açıklamasına göre eski profesyonel futbolcu Marko Milinkovic’in Ağustos 2020 döneminden başlayan alacakları için oyuncu avukatlarının FIFA nezdinde açtığı dava sonucunda Giresunspor’a 6 puan silme cezası verildi. TFF de 9 Aralık 2024’te FIFA Disiplin Komitesi kararını duyurdu ve Giresunspor’a bir dosyadan 6 puan tenzili uygulandığını resmen açıkladı. Böylece tablo netleşti: Giresunspor, son dönemde en az 9 puanını masada kaybetti. Kulübün kendi açıklaması bu cezaların kaynağını açık biçimde saydı: eski yabancı futbolcu borçları, SGK ve vergi yükümlülükleri, lisans kriterlerinin karşılanamaması ve FIFA’daki Milinkovic dosyası. Saha içinde zayıflayan takım, masa başında da sürekli eksildi. Bu, sıradan bir sportif düşüş değil, ceza puanlarıyla hızlanan kurumsal çöküştü. 2024-2025: 2. LİG’DEN DE KOPUŞ 23 Mart 2025’te Giresunspor’un 2. Lig’den düşmesi kesinleşti. İHA kaynaklı haber akışına göre Giresunspor, Arnavutköy Belediyespor’a 4-1 yenildi ve bitime 7 hafta kala matematiksel olarak küme düştü. Aynı haberlerde takımın 27 maçta 1 galibiyet, 6 beraberlik ve 20 yenilgi aldığı; TFF’den 3, FIFA’dan 6 puan silme cezası sonrası 0 puanla son sıraya kadar indiği belirtildi. Bu sonuçla Giresunspor, 2022-2023’te Süper Lig’den, 2023-2024’te 1. Lig’den, 2024-2025’te de 2. Lig’den düşmüş oldu. Üç sezonda üç lig kaybı, Türkiye futbolunda ağır örnekler arasında sayılacak bir çözülme hikâyesine dönüştü. 2025 HAZİRAN: 380 MİLYON LİRALIK BORÇ VE AYNI YÖNETİMLE DEVAM 28 Haziran 2025’te yapılan genel kurulda Emin Eltuğral yeniden başkan seçildi. Yerel basına yansıyan kongre bilgilerinde 454 delegeden 240’ının katıldığı, 152 oyun kullanıldığı ve Eltuğral’ın yeniden göreve geldiği belirtildi. Aynı kongrede açıklanan toplam borç 380 milyon 241 bin 509 lira oldu. Borç kalemleri içinde 225 milyon lirayı aşan futbolcu alacakları ile 124 milyon lira seviyesindeki vergi-SGK yükü özellikle dikkat çekti. Bu tablo, kulübün borcunun 403 milyon lira seviyesinden bir miktar gerilediğini gösterse de yapısal sorunun çözülmediğini ortaya koydu. Çünkü kulübün asıl baskısı hâlâ futbolcu borçları, kamu borçları ve kapalı tahta başlıklarında toplanıyordu. Giresunspor’un mali nefes alamadığı gerçeği değişmedi. BAŞKANLAR KRONOLOJİSİ: DEĞİŞEN İSİMLER, DEĞİŞMEYEN KRİZ Yakın dönemin başkanlık zinciri de çöküşün idari omurgasını gösteriyor. Hakan Karaahmet 2020’de göreve geldi, 2021 ve 2022’de yeniden seçildi. Nahid Ramazan Yamak 25 Şubat 2023’te başkan oldu ve Eylül 2023’te yeniden seçildi. Emin Eltuğral ise 18 Mayıs 2024’te göreve geldi ve Haziran 2025’te yeniden güven tazeledi. Resmi kulüp kayıtları, son birkaç yılda yönetimin sık değiştiğini ama krizin değişmediğini gösteriyor. Başkanlar değişti; ama kulübün temel başlıkları aynı kaldı: borç, tahta, cezalar, küçülen kadro, azalan rekabet gücü. Yönetimlerde isimler yenilendi fakat Giresunspor’un dosyası her kongrede biraz daha ağırlaştı. Kulübün sportif düşüşü de tam bu yüzden bir “teknik ekip sorunu” ya da “kadro hatası” ile açıklanamayacak kadar derinleşti. SONUÇ: ÇÖKÜŞÜN ASIL ADI Giresunspor dosyasının özeti nettir: 2021’de 44 yıl sonra Süper Lig’e çıkan kulüp, birkaç sezon içinde borç yükü, kapalı transfer tahtası, lisans eksikleri, FIFA dosyaları ve puan silme cezaları altında ezildi. 64 milyon lira seviyesinde konuşulan borç birkaç yıl içinde 364 milyon, sonra 403 milyon, ardından 380 milyon lira bandına taşındı. Aynı süreçte takım önce Süper Lig’i, sonra 1. Lig’i, sonra da 2. Lig’i kaybetti. Bu yüzden Giresunspor’un yaşadığı süreç, yalnız kötü sonuçların hikâyesi değildir. Bu, mali disiplini çöken, borçları sportif yapıyı felç eden, masa başında puan kaybeden ve rekabet gücünü her sezon biraz daha yitiren bir kulübün dosyasıdır. Giresunspor’u aşağı çeken şey sadece rakipleri değil; ödenemeyen borçlar, açılamayan tahta ve zamanında çözülemeyen krizler oldu. KALAN MAÇLAR PUAN DURUMU

Sağlık Turizmi 2025’te 3 Milyar Dolar Eşiğini Aştı Haber

Sağlık Turizmi 2025’te 3 Milyar Dolar Eşiğini Aştı

Türkiye, sağlık turizmi sektöründe dünya genelinde en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer alırken medikal turizm alanında ise, uluslararası hastaların tedavi için tercih ettiği ülkeler arasında ilk beşte yer alıyor. Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal: “Sağlık turizmi yalnızca bir sağlık hizmeti değil, aynı zamanda Türkiye için güçlü bir hizmet ihracatı ve döviz girdisi alanı” dedi. Türkiye, sağlık turizminde büyümesini sürdürürken, sektör 2025’te hem ziyaretçi sayısı hem de gelir tarafında 3 milyar dolar bandına yerleşti. Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ’nin (USHAŞ) yayımladığı verilere göre, 2025 yılında sağlık hizmeti almak amacıyla Türkiye’yi ziyaret eden kişi sayısı 1 milyon 398 bin 580’e ulaşırken, sağlık turizmi geliri 3 milyar 22 milyon 452 bin dolar olarak gerçekleşti. Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal, söz konusu performansın klasik turizme kıyasla daha yüksek katma değer üreten bir ihracat kalemi olduğunu belirterek, “Sağlık turizmi, doğrudan sağlık harcamasının yanı sıra konaklama, ulaşım ve şehir içi tüketimle çarpan etkisi yaratıyor. Bu nedenle ekonomi yönetimi açısından ‘nitelikli döviz geliri’ üreten stratejik bir alan” dedi. Dr. Bal, sektörde rekabetin sürdürülebilirliği için fiyatlamanın disiplinli ve şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kur hareketleriyle fırsatçı fiyatlama kısa vadede gelir gibi görünse de, orta vadede talebi başka destinasyonlara kaydırabilir. Türkiye’nin rekabet zemini uygun fiyattan çok; klinik kalite, hasta güveni ve sonuç başarısıdır” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin genel turizm gelirindeki yükselişin, sağlık turizmine de zemin oluşturduğuna işaret eden Dr. Bal, TÜİK’in açıkladığı verilere göre 2025’te turizm gelirinin 65,2 milyar dolara yükseldiğini hatırlatarak, “Bu ölçek içinde sağlık turizmi, kişi başı harcaması yüksek bir segment olarak öne çıkıyor. Ürün çeşitliliği (medikal, estetik, diş, göz, saç ekimi, rehabilitasyon) ve hizmet standardı korunursa payın büyümesi mümkün” diye konuştu. Dr. Bal, uluslararası hastaların en çok talep gösterdiği alanlar arasında burun estetiği, yüz gençleştirme uygulamaları, vücut şekillendirme işlemleri ve saç ekiminin yer aldığını belirterek, “Planlı süreç, kısa bekleme süresi, deneyimli ekip ve sonuç odaklı yaklaşım Türkiye’nin tercih edilirliğini artırıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün ekonomiye katkısı artıyor Türkiye, son yıllarda hızla büyüyen sağlık turizmi sektörüyle hizmet ihracatında önemli bir gelir kalemi oluştururken, özellikle estetik ve medikal uygulamalardaki uluslararası talep sektörün ekonomik katkısını artırıyor. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim maliyetlerinin yükselmesi ve bekleme sürelerinin uzaması, hastaları alternatif ülkelere yönlendirirken; Türkiye, güçlü sağlık altyapısı, deneyimli hekim kadrosu ve hızlı hizmet kapasitesiyle öne çıkıyor. Uzmanlara göre sektör, önümüzdeki dönemde hem hasta sayısı hem de kişi başı harcama açısından büyüme potansiyelini koruyor. Hizmet ihracatında güçlü artış Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal, Türkiye’nin sağlık turizminde dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri arasında yer aldığını belirterek, sektörün ekonomik boyutuna dikkat çekti. Bal, “Sağlık turizmi, Türkiye açısından klasik turizmden farklı olarak yüksek katma değer üreten bir alan. Tedavi için gelen hastalar hem sağlık hizmeti alıyor hem konaklama, ulaşım ve turizm harcamalarıyla ekonomiye çok yönlü katkı sağlıyor” dedi. Türkiye’nin sağlık hizmeti ihracat gelirlerinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını ifade eden Bal, özellikle estetik ve medikal uygulamaların sektörün büyümesinde belirleyici rol oynadığını kaydetti. Estetik ve medikal uygulamalar öne çıkıyor Uluslararası hastaların en çok tercih ettiği alanlar arasında burun estetiği, yüz gençleştirme uygulamaları, vücut şekillendirme işlemleri ve saç ekiminin bulunduğunu belirten Bal, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Amerika’dan yoğun talep geldiğini söyledi. Bal, “Hastalar Türkiye’yi yalnızca fiyat avantajı için değil, yüksek kalite, deneyimli hekimler ve kısa sürede planlanabilen tedavi süreçleri nedeniyle tercih ediyor. Bu durum Türkiye’yi estetik ve medikal uygulamalarda küresel bir merkez haline getiriyor” diye konuştu. Fiyat rekabeti ve sürdürülebilir büyüme Sektörde sürdürülebilir büyüme için fiyat dengesinin korunması gerektiğini vurgulayan Bal, döviz kurundaki dalgalanmalar ve bazı merkezlerde uygulanan yüksek fiyat politikalarının rekabet gücünü zayıflatabileceğini ifade etti. Bal, “Avrupa’daki bazı ülkelerde fiyatların Türkiye’ye yaklaşması, maliyet avantajının tek başına yeterli olmayacağını gösteriyor. Türkiye’nin rekabet gücü uygun fiyatın ötesinde kalite, güven ve hasta memnuniyetine dayanmalı” değerlendirmesinde bulundu. Yüksek katma değerli turizm modeli Sağlık turizminin kişi başı harcama açısından klasik turizmin üzerinde gelir sağladığını belirten Bal, tedavi süreci ile turizm deneyiminin birlikte sunulmasının Türkiye’ye önemli bir avantaj kazandırdığını söyledi. Bal, “Sağlık turizmi, yüksek katma değer üreten yapısıyla Türkiye’nin hizmet ihracatında stratejik alanlardan biri haline geldi. Doğru fiyat politikası, kalite standardının korunması ve uluslararası tanıtım faaliyetleriyle sektörün büyümesi hızlanacaktır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savunma ve havacılık sanayiiden 2026’ya rekor ihracatla güçlü başlangıç Haber

Savunma ve havacılık sanayiiden 2026’ya rekor ihracatla güçlü başlangıç

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, savunma ve havacılık sanayiinin 2026 yılı Ocak ayında 555,3 milyon dolarlık ihracata ulaştığını, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 44,2’lik artış kaydedildiğini açıkladı. ANKARA (İGFA) - 2025 yılını rekorlarla kapatan Türkiye savunma ve havacılık sanayii, 2026 yılına da güçlü bir ihracat performansıyla başladı. Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, yaptığı paylaşımda sektörün Ocak 2026’da 555,3 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini duyurdu. Bu rakam, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 44,2’lik artış anlamına geliyor. Prof. Dr. Görgün, elde edilen başarının; yüksek katma değerli ve ileri teknolojiye dayalı ürün portföyü, sahada kendini kanıtlamış sistemler ve güvene dayalı uzun vadeli uluslararası iş birliklerinin somut bir sonucu olduğunu vurgularken, savunma ve havacılık sanayiinin, küresel pazarlardaki rekabet gücü ve sürdürülebilir büyüme kapasitesiyle Türkiye’nin genel ihracat performansına stratejik katkı sunmaya devam ettiğini belirtti. Söz konusu başarının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen Millî Teknoloji Hamlesi ve Millî Yetkinlik Hamlesi kapsamında izlenen planlı, istikrarlı ve vizyoner politikaların bir yansıması olduğunu ifade eden Prof. Dr. Görgün, sektöre katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti. Prof. Dr. Görgün, katma değerli ve yüksek teknolojili ürünlerle daha güçlü bir Türkiye hedefi doğrultusunda savunma ve havacılık sanayiinin başarılarının artarak süreceğini kaydetti.

Bakan Bolat: Gümrük Birliği güncellemesi artık ertelenemez Haber

Bakan Bolat: Gümrük Birliği güncellemesi artık ertelenemez

Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Brüksel'de yapılan Türkiye-AB İş Zirvesi'ne video konferans yöntemiyle katılım sağladı ve Gümrük Birliği'nin modernizasyonunun ekonomik bir gereklilik olduğunu belirtti. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Belçika-Brüksel'de DEİK ve EBS'nin düzenlediği Türkiye-AB İş Zirvesi'nin açılışına video konferans ile katıldı. Zirvede, Avrupa Birliği ile olan ekonomik ve ticari ilişkilerin geleceği tartışıldı. Bolat, Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki stratejik bağlılığını vurgularken, Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu'nun Gümrük Birliği'nin güncellenmesi için sağlam ve sürdürülebilir bir zemin oluşturduğunu söyledi. Sürecin siyasi meselelerden bağımsız, sadece ekonomik bir ihtiyaç olduğunu ve gecikmenin her iki tarafın iş dünyasına finansal ve rekabetçi maliyetler getirdiğini açıkladı. Bakan ayrıca, Türk iş insanlarının vize sorunlarının giderilmesi ve ihracatı direkt olarak etkileyen kara yolundaki geçiş kotalarının kaldırılması taleplerini AB tarafına iletti. Zirvede Türkiye ve AB girişimcilerinin ortak çıkarları göz önünde bulundurarak Gümrük Birliği'nin yenilenmesine güçlü destek vereceklerini de ifade etti. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, "Gümrük Birliği 2.0" oturumuna katılarak, AB'nin yeşil ve dijital dönüşümü ve üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının yarattığı dengesizlikleri ele aldı ve güncellemenin rekabet gücü açısından önemli olduğunu belirtti. Bolat, zirveyi düzenleyen DEİK ve EBS'ye, Türkiye-AB ekonomik ortaklığının güçlenmesine katkı sağlayan tüm kuruluşlara ve paydaşlara teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.