Hava Durumu

#Rekabet

giresunsonhaber - Rekabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekabet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA ULUSLARARASI ALTYAPI TURNUVASI BAŞLIYOR Haber

GİRESUN’DA ULUSLARARASI ALTYAPI TURNUVASI BAŞLIYOR

GİRESUN’DA ULUSLARARASI ALTYAPI TURNUVASI BAŞLIYOR: U11-U12 NEON CUP 17-19 NİSAN’DA OYNANACAK Giresun Belediyesi, genç yaş gruplarına dönük yeni bir futbol organizasyonunu başlatıyor. 1. Uluslararası Giresun Neon Cup Futbol Turnuvası, 17, 18 ve 19 Nisan tarihlerinde düzenlenecek. Turnuvada 3 ülkeden 16 takım U11-U12 kategorisinde sahaya çıkacak. Giresun’da altyapı futboluna dönük uluslararası organizasyon için geri sayım başladı. 1. Uluslararası Giresun Neon Cup Futbol Turnuvası, 17-18-19 Nisan tarihlerinde kentte oynanacak. Organizasyon, U11 ve U12 yaş grubundaki sporcuları aynı sahada buluşturacak. Giresun Belediyesi, turnuvayı gençleri sporla buluşturan yeni bir adım olarak kamuoyuna sundu. Yapılan davette, futbol heyecanının üç gün boyunca şehirde yaşanacağı vurgulandı. 3 ÜLKEDEN 16 TAKIM KATILACAK Turnuvanın teknik çerçevesi afişte açık biçimde yer aldı. Organizasyona 3 ülkeden toplam 16 takım katılacak. Böylece Giresun, yalnızca yerel ölçekte değil, uluslararası düzeyde de altyapı futbolunun buluşma noktalarından biri haline gelecek. Katılım yapısı, turnuvanın sıradan bir hafta sonu etkinliğinin ötesine geçtiğini gösteriyor. Farklı ülkelerden gelecek takımlar, erken yaş grubundaki oyunculara hem rekabet hem de karşılaşmalı gelişim imkânı sağlayacak. HEDEF YAŞ GRUBU U11 VE U12 Organizasyon, U11-U12 yaş grubuna özel planlandı. Bu yaş aralığı, futbol altyapısında temel teknik gelişimin, oyun disiplini kazanımının ve takım düzenine uyumun en kritik dönemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle turnuva, yalnızca kupa mücadelesi değil, aynı zamanda genç oyuncular için gelişim, gözlem ve deneyim zemini niteliği de taşıyor. Farklı takımlar ve oyun anlayışlarıyla karşılaşacak sporcular, erken yaşta daha geniş bir futbol ortamı içinde yer alma fırsatı bulacak. GİRESUN’DA ÜÇ GÜNLÜK FUTBOL HAREKETLİLİĞİ Turnuva 17, 18 ve 19 Nisan tarihlerine yayılan üç günlük programla gerçekleştirilecek. Bu yapı, organizasyonun çok sayıda maç, eşleşme ve saha planlamasıyla yürütüleceğine işaret ediyor. Afişte “Gelecek için sahadayız” mesajı öne çıkarıldı. Bu vurgu, organizasyonun yalnızca sportif rekabet başlığıyla değil, çocuk ve gençlerin spor kültürü içinde büyümesine dönük bir altyapı yaklaşımıyla hazırlandığını ortaya koydu. GİRESUN İÇİN SPOR VE TANITIM DEĞERİ TAŞIYOR Uluslararası katılımlı altyapı turnuvaları, ev sahibi kentler açısından yalnızca saha içi sonuç üretmez. Sporcu kafileleri, teknik heyetler ve ailelerin kente gelmesi, şehirde sosyal hareketlilik ve tanıtım etkisi de oluşturur. Giresun açısından bu organizasyon, altyapı sporuna verilen önemin görünür hale gelmesi bakımından da ayrı bir değer taşıyor. Kentin çocuk ve gençlik sporları ekseninde uluslararası bir turnuvaya ev sahipliği yapması, belediyecilikte spor yatırımı ve organizasyon kapasitesi başlığında dikkat çekici bir adım oldu. GÖZLER MAÇ PROGRAMI VE TAKIM LİSTESİNDE Paylaşılan afişte turnuvanın adı, yaş grubu, tarih aralığı, katılacak ülke ve takım sayısı net biçimde yer aldı. Buna karşılık maç programı, saha bilgileri, grup yapısı, fikstür ve katılımcı takım isimleri henüz açıklanmadı. Bu başlıklardaki ayrıntıların duyurulmasıyla birlikte organizasyonun teknik çerçevesi daha da netleşecek. Şimdilik kesinleşen temel tablo, Giresun’un 17-19 Nisan tarihlerinde U11-U12 düzeyinde uluslararası bir futbol turnuvasına ev sahipliği yapacağı yönünde. VATANDAŞLARA DAVET YAPILDI Giresun Belediyesi, vatandaşları turnuva heyecanına ortak olmaya çağırdı. Açıklamada, gençlerin sahada izlenmesi ve organizasyona destek verilmesi için hemşehrilere davet yapıldı. Kentte üç gün sürecek turnuva, hem genç futbolcuların performansına hem de altyapı sporuna dönük ilginin sahaya nasıl yansıyacağına dair önemli bir sınav olacak.

HAMZA BÖLÜK: YALNIZCA FİYAT DEĞİL, PAZAR PAYI DA KAYBEDİLİYOR Haber

HAMZA BÖLÜK: YALNIZCA FİYAT DEĞİL, PAZAR PAYI DA KAYBEDİLİYOR

HAMZA BÖLÜK: FINDIKTA YALNIZCA FİYAT DEĞİL, PAZAR PAYI DA KAYBEDİLİYOR Giresun Ticaret Borsası Başkanı Hamza Bölük, Altaş TV’de yayımlanan Karadeniz Ekonomi programında gazeteci Murat Gürsoy’un sorularını yanıtladı. Bölük, bu sezon fındıkta rekolte düşüşünün fiyatı hızla yukarı taşıdığını, ancak aynı dönemde Türkiye’nin ihracatta sert daralma yaşadığını söyledi; Şili başta olmak üzere yeni üretici ülkelerin büyümesinin Türk fındığı için doğrudan rekabet baskısı oluşturduğunu vurguladı. Giresun Ticaret Borsası Başkanı Hamza Bölük, programın başında fındık camiasının önemli isimlerinden eski Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Sebahattin Aslantürk’ü andı. Bölük, Aslantürk’ün üretici, ticaret ve sektör üzerine yoğun çalışan bir isim olduğunu söyledi; yerine kolay doldurulamayacak bir kayıp yaşandığını ifade etti. “BU SEZON ÖZEL VE ZOR BİR SEZON OLDU” Hamza Bölük, 2025-2026 sezonunu “özel bir sezon” olarak tanımladı. Rekolte düşünce fiyatın doğal olarak yükseldiğini, ancak bu kez artışın çok kısa sürede ve çok sert yaşandığını belirten Bölük, hasat başladıktan 15 gün sonra fındığın yüzde 100 prim yaptığını, bu tabloyu yönetmenin de çok zor hale geldiğini söyledi. Bölük, ticaret grubu açısından da sezonun son derece zor geçtiğini anlattı. Programda Murat Gürsoy, sezonun TMO’nun 200 liralık fiyat açıklamasıyla başladığını, eylül ayında fiyatların zirve gördüğünü ve kimi piyasalarda 350 liraya kadar yükseldiğini, ardından da sert düşüş yaşandığını hatırlattı. Bölük, bu çerçevede yaşananları rekolte daralması, ani fiyat yükselişi ve ihracat kaybı ekseninde değerlendirdi. İHRACATTA YÜZDE 45 DARALMA VURGUSU Bölük, dünya genelinde bu yıl fındık tüketiminde yüzde 25’lik daralma beklendiğini, ancak Türkiye’nin bunun da ötesinde kayıp yaşadığını söyledi. Kendi değerlendirmesine göre Türkiye’nin ihracatı geçen yıla göre yüzde 45 düştü. Bölük, bu farkın yalnızca tüketim azalmasıyla açıklanamayacağını, ani fiyat yükselişi nedeniyle alıcı firmaların Türkiye dışındaki üretici ülkelere yöneldiğini ifade etti. Bölük, Eylül-Aralık döneminde beklenen ihracat düzeyine ulaşılamadığını, sezonun ilk dört ayında 100 bin ton bandının görülemediğini, devrin yaklaşık 65-68 bin ton seviyesinde kaldığını söyledi. “Bir ürünün azlığı fiyatını artırabilir ama satamazsanız az olması da bir şey ifade etmez” diyen Bölük, bu sezonun tam da bunu gösterdiğini belirtti. “DÜNYA TÜRKİYE DIŞINDA YENİ FINDIK ALANLARI KURDU” Hamza Bölük, Türkiye’nin onlarca yıl boyunca dünya fındık pazarını büyüttüğünü, Türk ihracatçısının fındığı 130 ülkeye taşıdığını ve dünya pazarında güçlü bir alan oluşturduğunu söyledi. Ancak aynı süreçte büyük alıcıların ve küresel şirketlerin Türkiye’ye bağımlılığı azaltmak için başka ülkelerde üretim alanları geliştirdiğini anlattı. Bölük, 1980’lerden sonra 14 ülkede fındık dikiminin denendiğini, bunların 7’sinde üretimin başarıya ulaştığını ifade etti. Bölük’ün programdaki değerlendirmesine göre Gürcistan ve Azerbaycan’da üretim 50-60 bin ton seviyelerine ulaştı. Balkanlarda yeni üretim denemeleri sürüyor. Şili’de ise 2008’de 2 bin ton olan üretim 2014’te 8 bin tona, geçen yıl ise 125 bin tona çıktı. Bölük, bu büyümenin Türkiye’nin dünya üretimindeki ağırlığını aşağı çektiğini, Türkiye’nin payının yüzde 60’ın altına indiğini ve mevcut yapının sürmesi halinde 5-10 yıl içinde yüzde 50’lere gerileyebileceğini söyledi. ŞİLİ DOSYASI: “GÖRÜNTÜLERİ YERİNDE GÖRDÜK” Programın ana başlıklarından biri Giresun Ticaret Borsası yönetiminin Şili ziyareti oldu. Bölük, ziyaretin UR-GE projesi kapsamında yapıldığını, programın ticaret ataşeliği ve büyükelçilik koordinasyonuyla yürütüldüğünü söyledi. Amaçlarının, Türkiye dışındaki üretici ülkelerde ne tür planlama yapıldığını, nasıl yatırım geliştirildiğini ve rekabetin nereye gittiğini yerinde görmek olduğunu belirtti. Bölük, Şili’de fındık üretimine ilişkin görüntülerin sahadan alındığını, burada üretim tesisleri, yeni dikim alanları ve fidan üretim merkezlerini gördüklerini anlattı. Programda dile getirdiği bilgiye göre Şili’de geçen yıl 125 bin ton fındık üretildi, bu yıl ise yaklaşık 107 bin tonluk üretim bekleniyor. Hasadın şubat, mart ve nisan aylarına yayıldığını; üretimin üç periyot halinde yapıldığını söyledi. BÜYÜK ÖLÇEKLİ, SULAMALI, MAKİNELEŞMİŞ TARIM MODELİ Hamza Bölük, Şili’de gördüğü tabloyu Türkiye’deki küçük üretici yapısından tamamen farklı bir model olarak anlattı. Şili’de üretimin büyük şirketler eliyle yapıldığını, 1000 dönümün altında üretim yapan neredeyse bulunmadığını, sulama altyapısının güçlü olduğunu ve makineleşmenin çok ileri düzeye ulaştığını söyledi. Bölük, Ant Dağları’ndan taşınan suyla geniş sulama sistemleri kurulduğunu, bilimsel veriye dayalı tarım uygulandığını belirtti. Bölük, burada şirketlerin kârlı ürüne geçtiğini, kâr düştüğünde ise ürünü söküp başka üretime yöneldiğini söyledi. Şili’de önce yaban mersini, ardından kiraz, son dönemde ise fındığın öne çıktığını aktaran Bölük, Türkiye’de ise bahçenin aile mirası olması nedeniyle üreticinin toprağı kolay terk edemediğini vurguladı. ŞİLİ’DE FİDAN ATAĞI, TÜRKİYE İÇİN YENİ RİSK Bölük, Şili’de hızlı bir dikim alanı genişlemesi gördüklerini söyledi. Doku kültürüyle fidan üreten tesislerin bulunduğunu, yıllık 1,5 ila 2 milyon fidan üretildiğini, 2026 ve 2027 için üretimin büyük ölçüde dolu olduğunu anlattı. Bölük, oradaki aktörlerin kendi ifadelerine dayanarak, Şili’nin 5 yıl içinde 150 bin tona, 10 yıl içinde ise 200 bin tonun üzerine çıkabileceğini söyledi. Bu tabloyu “abartı değil, gerçek bir rekabet baskısı” olarak değerlendiren Bölük, özellikle Şili’yi ciddi rakip olarak gördüğünü belirtti. Amerika’nın da rakip olduğunu, ancak kendi iç tüketim gücü nedeniyle Şili kadar baskı oluşturmadığını söyledi. Yine programda anlattığına göre Amerika’da dikili alan 45 bin hektar seviyesinde ve bunun 80 bin hektara kadar çıkma potansiyeli bulunuyor. Bölük, Amerika’nın bu yıl ilk kez Avrupa’ya iç fındık sattığını da dile getirdi. MALİYET FARKI DOĞU KARADENİZ’İ ZORLUYOR Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri maliyet hesabı oldu. Bölük, Şili’de üretim maliyetinin 1,60 dolar seviyesinde olduğunu, Amerika için de daha düşük rakamların konuşulduğunu, Doğu Karadeniz’de ise maliyetin 3 doların üzerinde seyrettiğini söyledi. Bu farkın Türkiye’nin rekabet gücünü zayıflattığını belirten Bölük, özellikle Ordu-Giresun hattında maliyet baskısının daha belirgin olduğunu ifade etti. Bölük, Şili’de gezdikleri bir firmada 6 bin dönüm alanda üretim yapıldığını, burada 2 bin ton fındık üretildiğinin ve maliyetin 1,60 dolar seviyesinde olduğunun aktarıldığını anlattı. Bu tabloyu Türkiye’deki parçalı arazi yapısı ve yüksek işçilik maliyetiyle kıyaslayan Bölük, “Bizim tarımımızla Şili tarımı arasında bağ kuramadım” dedi. ÇÖZÜM: YENİ PAZAR, KATMA DEĞER VE DOĞRUDAN DESTEK Hamza Bölük, çözüm için önce yeni tüketim alanları bulunması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin küresel alıcılara bağımlılığını azaltması gerektiğini belirten Bölük, Hindistan, Pakistan, Afrika ve Brezilya gibi büyük nüfuslu pazarlara yönelmenin önemine dikkat çekti. Katma değerli ürün satışının artırılması gerektiğini de vurgulayan Bölük, fındığın yalnızca ham ürün olarak değil, daha kârlı ürün zinciriyle ihraç edilmesini savundu. Bölük, üretim tarafında ise fiyat desteklerinden çok üretim desteklerinin öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Kendi önerisini açık biçimde dile getiren Bölük, dünya üretim maliyeti ile Doğu Karadeniz’deki maliyet arasındaki farkın doğrudan gelir desteğiyle kapatılmasını savundu. Böylece Ordu, Giresun ve kısmen Trabzon’daki üreticinin dünya ile aynı maliyet seviyesinde rekabet edebileceğini ifade etti. “GENÇ NÜFUS KÂRLI TARIMA DÖNER” Programda genç nüfusun tarımdan uzaklaşması da gündeme geldi. Bölük, bunun temel nedeninin kârsızlık olduğunu söyledi. “Bir şey kârlıysa herkes yapar” diyen Bölük, devlet desteği ve verimlilik artışı sağlanırsa genç nüfusun da yeniden üretime dönebileceğini belirtti. Bunun için budama, bahçe yenileme ve verimlilik odaklı yeniden yapılanmanın şart olduğunu kaydetti. LİSANSLI DEPO VE SPOT BORSA ÇAĞRISI Hamza Bölük, fındıkta fiyat oluşumunun söylentiyle değil, şeffaf piyasa düzeniyle belirlenmesi gerektiğini de söyledi. Ticaret borsalarının tescil görevi yaptığını, ihracatçı birliklerinin de kaydı tuttuğunu belirten Bölük, mevcut yapının söylenti ve sosyal medya etkisini kırmaya yetmediğini anlattı. Çözüm olarak lisanslı depo ağının yaygınlaştırılmasını ve kapısında spot borsa işleyen bir sistem kurulmasını önerdi. Bölük’ün tarif ettiği modele göre üretici fındığını lisanslı depoya getirecek, analiz yapılacak, ürün niteliği anlık görülecek ve alıcılar fiyat teklifini açık biçimde verecek. Bölük, 150 bin tonluk lisanslı depo kapasitesinin Türkiye için önemli bir rahatlama sağlayacağını, emanet fındığın bu sistem içinde işlem görmesi halinde fiyat oluşumunun da daha şeffaf hale geleceğini savundu. “BİR DÖNEM DAHA ADAY OLMAYI DÜŞÜNÜYORUM” Programın sonunda Murat Gürsoy, Hamza Bölük’e yeni dönemde aday olup olmayacağını da sordu. Bölük, iki dönemdir başkanlık yaptığını belirtti ve arkadaşlarının ısrarıyla bir dönem daha aday olmayı düşündüğünü söyledi. Bölük, kapanış bölümünde üreticilere “vazgeçmesinler, üretsinler” çağrısı yaptı. Üretimin en kıymetli iş olduğunu belirten Bölük, fındığın doğru yönetilmemesi halinde stok baskısının yeni sezona da taşınacağını, buna karşılık üretimden kopulmaması gerektiğini söyledi. Kaynak: Altaş TV. Murat Gürsoy- Karadeniz Ekonomi https://www.youtube.com/watch?v=606zlt7YDyA

15 TEMMUZ SPOR KOMPLEKSİ’NDE MİNİ FUTBOL HEYECANI YAŞANDI Haber

15 TEMMUZ SPOR KOMPLEKSİ’NDE MİNİ FUTBOL HEYECANI YAŞANDI

15 TEMMUZ SPOR KOMPLEKSİ’NDE MİNİ FUTBOL HEYECANI YAŞANDI Polis Haftası kapsamında düzenlenen “Gençler Sporda, Gelecek Emniyette 5x5 Mini Futbol Turnuvası”nda 20 takımdan 142 sporcu mücadele etti. Turnuvada yalnızca derece yarışı değil, dostluk, birlik ve güven duygusu da öne çıktı. Giresun’da Polis Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Gençler Sporda, Gelecek Emniyette 5x5 Mini Futbol Turnuvası”, 15 Temmuz Spor Kompleksi’nde yoğun katılımla tamamlandı. Organizasyonda 20 takımdan 142 sporcu sahaya çıkarak hem rekabet hem de centilmenlik içinde mücadele verdi. Turnuva boyunca genç sporcular, sahada yalnızca galibiyet için değil, dostluk ve dayanışma ruhunu büyütmek için de ter döktü. Organizasyon, sporun birleştirici gücünü öne çıkarırken, gençlerin güvenli ve sağlıklı bir gelecek için sporla buluşmasının önemini bir kez daha ortaya koydu. A GENÇ ERKEKLERDE ŞAMPİYON YUNUS EMRE ANADOLU LİSESİ A Genç Erkekler kategorisinde Yunus Emre Anadolu Lisesi birinci oldu. Aksu Anadolu Lisesi ikinci sırayı alırken, Sağlık A üçüncü, Çınarlar Spor ise dördüncü sırada yer aldı. B GENÇ ERKEKLERDE ZİRVE ASP’NİN B Genç Erkekler kategorisinde şampiyonluk ASP’nin oldu. Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi turnuvayı ikinci sırada tamamlarken, Genç Çotanaklar üçüncü, Uğur Okulları ise dördüncü oldu. A GENÇ KIZLARDA YILDIZLAR ÖNE ÇIKTI A Genç Kızlar kategorisinde Yıldızlar birinciliği elde etti. Sosyal Bilimler Lisesi ikinci, Çotanak Spor Kulübü üçüncü, Sahanın Sultanları ise dördüncü sırada yer aldı. Turnuva, Polis Haftası’nın anlam ve önemine uygun biçimde gençleri spor etrafında buluşturdu. Sahada kazanılan yalnızca kupalar ve dereceler olmadı; birlik, beraberlik ve güven duygusu da organizasyonun en güçlü çıktıları arasında yer aldı.

SANAYİSPOR, SON ŞAMPİYON FOMGET KARŞISINDA BEŞTE BEŞ PEŞİNDE Haber

SANAYİSPOR, SON ŞAMPİYON FOMGET KARŞISINDA BEŞTE BEŞ PEŞİNDE

GİRESUN SANAYİSPOR, SON ŞAMPİYON FOMGET KARŞISINDA BEŞTE BEŞ PEŞİNDE Turkcell Kadın Futbol Süper Ligi’nde 23. hafta heyecanı sürüyor. Prolifit Giresun Sanayispor, 29 Mart Pazar günü saat 12.00’de Etbaşoğlu 75. Yıl Stadı’nda son şampiyon Ankara Büyükşehir Belediyesi Fomget Spor Kulübü’nü ağırlayacak. Giresun Sanayispor, ligin 23. haftasında sahasında kritik bir maça çıkıyor. Giresun temsilcisi, 29 Mart Pazar günü oynanacak mücadelede güçlü rakibi ABB Fomget SK karşısında hem çıkışını sürdürmek hem de iç sahada önemli bir sonuca imza atmak istiyor. Karşılaşma, haftanın dikkat çeken randevuları arasında yer aldı. Ligin üst sıralarını hedefleyen Ankara ekibi, deplasmanda puan arayacak; Giresun Sanayispor ise taraftarı önünde sahadan galibiyetle ayrılarak moralini daha da yükseltmeyi hedefleyecek. GİRESUN EKİBİ 9. SIRADA, FOMGET İLK 4’TE Puan tablosunda Prolifit Giresun Sanayispor 32 puanla 9. sırada bulunuyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi Fomget Spor Kulübü ise 45 puanla 4. basamakta yer alıyor. Bu tablo, pazar günkü karşılaşmanın iki takım açısından da yüksek rekabet düzeyine sahne olacağını gösteriyor. Giresun temsilcisi, maçı “Hedef 5’te 5” vurgusuyla duyurdu. Teknik ekip ve oyuncuların hafta boyunca ABB Fomget karşılaşmasına hazırlandığı, takımın antrenman temposunu sürdürdüğü görüldü. TARAFTARA AÇIK ÇAĞRI Giresun Sanayispor yönetimi, kadın futbol takımına destek için taraftarı tribünlere davet etti. Etbaşoğlu 75. Yıl Stadı’nda saat 12.00’de başlayacak mücadelede ev sahibi ekip, hem saha içindeki oyunuyla hem de tribün desteğiyle avantaj üretmek istiyor. 23. HAFTADA KRİTİK SINAV Ligde haftanın programı içinde öne çıkan maçlardan biri olan Prolifit Giresun Sanayispor-ABB Fomget karşılaşması, orta sıra ile üst sıra mücadelesi açısından da önem taşıyor. Giresun ekibi güçlü rakibi karşısında puan ya da puanlar alarak ligdeki konumunu yukarı taşımayı amaçlıyor.

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Haber

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Talca’da 26 Mart’ta yapılan 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Şili’nin fındıkta üretim takvimi, teknoloji, iklim yönetimi ve pazara çıkış zamanını aynı başlıkta topladığını gösterdi. Aynı hafta Giresun Sonhaber’de yayımlanan haberler ise Giresun’da fiyatın çözülmesi, girdi maliyetinin ağırlaşması, kahverengi kokarca baskısı ve pazar gücü kaybı tartışmasının üst üste bindiğini ortaya koydu. TALCA’DAKİ BULUŞMA Grupo Avexa’nın düzenlediği 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Maule bölgesindeki Villa Golf’te yapıldı. Resmî etkinlik kaydı programın 26 Mart 2026 Perşembe günü 08.00’de başladığını ve akşam saatlerine kadar sürdüğünü gösterdi. Giresun Sonhaber’in 25 Mart tarihli haberinde de toplantının Talca’da yapılacağı, Şili, Avrupa ve Türkiye’den uzmanların üretim, iklim değişikliği, tarım teknolojileri ve pazar analizleri başlıklarında bir araya geleceği yazıldı. Açık erişimli program akışında Antonio Walker, Gianfranco Marcone, Şemsettin Kulaç, Muzaffer Taviloglu, Andrés Reyes, Ernesto Moya, Luca Giordani, ADV ve Jorge Mohr başlıkları yer aldı. Günün sonunda Andrés Reyes’in kitabının lansmanı yapıldı. PlanetNuts, etkinlik öncesinde medya ortağı olarak sahada olacağını duyurdu; Salfa Agrícola da makine alanında yer alacağını ilan etti. Bu tablo, Talca’daki günün yalnız konuşma salonuna sıkışmadığını, aynı zamanda sektör şirketlerini ve tedarik ağını da sahaya indirdiğini gösterdi. Etkinlik sonrası Redagrícola, Talca’daki toplantının Şili, Türkiye, İtalya ve İspanya’dan uzmanlar ile sektör temsilcilerini bir araya getirdiğini yazdı. Aynı paylaşımda Şili’nin küresel fındık yetiştiriciliği haritasındaki yerinin özellikle vurgulandığı belirtildi. PlanetNuts’ın etkinlik sonrası özetinde de gün boyunca iklim değişikliği, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyimi, Şili’nin küresel Avrupa fındığı pazarındaki konumu, hastalık yönetimi, sürdürülebilir üretim stratejileri, pazarlama ve ürün projeksiyonlarının öne çıktığı işlendi. PlanetNuts’ın ön haberinde Muzaffer Taviloglu ile birlikte Umut Küçük ve Hamza Bölük de anıldı. Buna karşılık erişilebilen Welcu akışında Umut Küçük ve Hamza Bölük adına ayrı bir oturum başlığın ulaşılamadı. FINDIKTA ÜRETİM TAKVİMİ REKABETİ Fındık üretimiyle ilgili en önemli ayrıntılardan biri, artık takvime dayalı rekabetin daha görünür hale gelmesi oldu. Şili’de yayımlanan güncel akademik çalışma, hasadın bazı alanlarda mart ortasında başladığını gösteriyor. Uluslararası sektör kaynakları da Şili’yi kuzey yarımküreye karşı “karşı sezon” tedarikçisi olarak tanımlıyor ve ürünün marttan ağustosa kadar taze arz avantajı yarattığını vurguluyor. ODEPA’nın Şubat 2026 bülteninde ise Şili’de avellano alanının 2025 itibarıyla 49 bin 264 hektara ulaştığı kaydedildi. Türkiye’de ise ana hasat penceresi yaz sonuna oturuyor. Türkiye üzerine derleme niteliğindeki akademik kaynaklar hasadın genel olarak ağustosta yapıldığını, çeşit ve ekolojiye göre değişebildiğini belirtiyor. Ordu merkezli çalışmalar da hasat ve kalite değerlendirmelerinin ağustos ortası ile eylül başı bandında yoğunlaştığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye yeni sezona yaz sonunda yürürken Şili pazara daha erken aylarda ürün sunuyor. Rekabet bu nedenle yalnız tonajla değil, ürünün yılın hangi ayında piyasaya girdiğiyle de kuruluyor. GİRESUN SONHABER’İN SON BİR HAFTASI Giresun Sonhaber, 22 Mart’ta Talca dosyasını açtı. “Şili’de Fındık Günü Büyüyor: Türk Fındığı İçin Yeni Rekabet Hattı” başlıklı haberde, 26 Mart’ta Maule’de yapılacak toplantının 500’ün üzerinde sektör profesyonelini buluşturacağı, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyiminin programın merkezinde yer aldığı ve Şili’nin yükselen bir tedarik merkezi olarak öne çıktığı yazıldı. Haberde Balsu Agro Chile yatırımları da ayrıca vurgulandı. 23 Mart’ta dosya fiyat cephesine döndü. “Sert Çözülme: 50 Randıman Tombul Fındık 257 TL” başlıklı haberde, FİSKOBİRLİK’te 50 randıman tombul fındığın 257 liraya düştüğü belirtildi. Aynı haberde 257 liralık seviye, TMO’nun 2025-2026 sezonu için açıkladığı 200 liralık Giresun kalite tabanının üstünde kalsa da, üretici lehine kurulan yüksek fiyat havasının çözülmeye başladığı bir eşik olarak yorumlandı. 24 Mart’ta gündem maliyete kaydı. “Fındıkta 10 Yıllık Erime: Maliyet Patladı, Üretici Ezildi” haberinde Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, üreticinin alım gücünün sert biçimde düştüğünü söyledi. Haberde “4 kilo fındık 1 torba gübreye yetmiyor” çıkışı öne taşındı; 2016’da üç kilo fındıkla alınabilen gübrenin 2026’da dört kilo fındığa rağmen zor alındığı, dönüm başına desteklerin de gübre maliyetini karşılamadığı aktarıldı. 25 Mart’ta Giresun Sonhaber aynı gün içinde üç ayrı fındık başlığı verdi. İlkinde Talca’daki 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü programı okura aktarıldı. İkincisinde FİSKOBİRLİK’in 50 randıman tombul fındık fiyatını iki günde 15 lira düşürerek 242 liraya çektiği duyuruldu. Üçüncü haberde ise Vali Mustafa Koç’un Fındık Araştırma Enstitüsü’nde kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı üretimini incelediği, 2026 hedefinin 500 bin arı üretimi olduğu ve Karadeniz’de 300 bine yakın salım yapıldığı bilgisi verildi. 26 Mart’ta dosyanın ekonomik ve siyasi sertliği daha da büyüdü. “Fındıkta Alarm: Türkiye Pazar Gücünü Kaybediyor” haberinde Sencer Solakoğlu, yanlış politikalar, işlevsiz kooperatif yapıları, maliyet farkları ve markalaşma eksikliği nedeniyle Türkiye’nin pazar üstünlüğünün aşındığını savundu. Aynı gün yayımlanan “TBMM’de Fındık Alarmı: Üretici Kiloda 110 Lira Kaybetti” haberinde ise CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, fiyatın 350 liradan 240 liraya indiğini, üreticinin kilogram başına 110 lira kayıp yaşadığını söyledi ve TMO taban fiyatının en az 300 liraya çıkarılması çağrısı yaptı. FİYAT ÇİZGİSİ Sezon içi fiyat hareketi, haberlerin neden bu kadar sertleştiğini tek başına anlatıyor. Giresun Sonhaber’in 20 Ocak tarihli kronolojisine göre FİSKOBİRLİK, 22 Ağustos 2025’te 50 randıman fındık için 230 lira açıkladı; fiyat 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıkarak zirveyi gördü. 19 Ocak 2026’da 292 lira açıklandı. 21 Ocak’ta fiyat 287 liraya indi, 3 Şubat’ta 272 liraya geriledi. 23 Mart’ta 257 lira görüldü, 25 Mart’ta ise fiyat 242 liraya çekildi. Böylece 23 Eylül’deki 347 liralık zirve ile 25 Mart’taki 242 lira arasında 105 liralık erime oluştu. Bu geri çekilmenin arka planında erken rekolte dili de yer aldı. Giresun Sonhaber’in 8 Mart tarihli haberinde, 2026-2027 sezonu için ilk rekolte tahmininin 829 bin 239 ton olarak açıklandığı ve üretici cephesinde bunun hasat başlamadan fiyat üzerinde baskı kuracağı endişesinin büyüdüğü yazıldı. 25 Mart tarihli 242 liralık fiyat haberinde de aynı rekolte tahmininin piyasa üzerindeki baskı unsurlarından biri olarak yeniden işlendiği görüldü. DOSYANIN ORTAK SONUCU Talca’daki toplantı ile Giresun Sonhaber’in son bir haftalık fındık dosyası birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo açıktır: Şili üretim alanını büyütüyor, karşı sezon avantajını kullanıyor, teknik toplantılarla üretim ve pazar hattını tahkim ediyor; Giresun’da ise aynı günlerde fiyat geri çekiliyor, maliyet baskısı ağırlaşıyor, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik savunma büyütülüyor ve pazar gücü kaybı siyasetin de ana başlıklarından biri haline geliyor. Fındıkta mücadele artık yalnız bahçede ya da borsada yürümüyor; takvimde, maliyette, verimde ve pazardaki yerinizde aynı anda yaşanıyor.

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR” Haber

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR”

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR” Sencer Solakoğlu, Türkiye’nin fındıkta dünya lideri olmasına rağmen yanlış tarım politikaları, işlevsizleşen kooperatif yapısı, bölgesel maliyet farkları ve katma değer üretemeyen satış modeli nedeniyle küresel üstünlüğünü aşındırdığını söyledi. Solakoğlu, özellikle Ordu ve Giresun’daki üreticinin mevcut fiyat yapısıyla ayakta kalamadığını, çözümün ise yeni nesil kooperatifleşme, markalaşma ve bölgesel destek modelinde olduğunu savundu. Sencer Solakoğlu, 25 Mart 2026 tarihli videosunda fındıkta Türkiye’nin elindeki tarihi avantajın hızla zayıfladığını söyledi. Solakoğlu, bir dönem dünyada neredeyse tek hâkim üretici konumunda bulunan Türkiye’nin, bugün küresel pazarda gerilediğini belirtti ve Antep fıstığında yaşanan pazar kaybının benzerinin fındıkta da ortaya çıktığını dile getirdi. “YANLIŞ POLİTİKALAR ÜRETİCİYİ GÜÇSÜZ BIRAKTI” Solakoğlu, fındıkta üreticinin yıllar içinde alıcı ve tüccar karşısında zayıfladığını söyledi. Kooperatif yapısının etkisizleştiğini, fiyatlama mekanizmasının siyasallaştığını ve üreticinin güçlü temsil kanallarını kaybettiğini belirten Solakoğlu, bu yapının Türkiye’nin küresel rekabet gücünü aşındırdığını ifade etti. Solakoğlu, 2006 sonrasında fındık piyasasında siyasileşmiş fiyatlama sürecinin öne çıktığını, bunun kısa vadede üretici lehine görünse de uzun vadede büyük alıcıları alternatif üretim bölgelerine yönelttiğini söyledi. Güney ve Kuzey Amerika’daki yatırımların bu süreçte büyüdüğünü belirten Solakoğlu, Türkiye’nin dünya pazarındaki payının yüzde 59’lara kadar gerilediğini savundu. OVA İLE YAMAÇ AYNI FİYATA SIĞMIYOR Videoda en sert vurgulardan biri bölgesel maliyet farklarına yapıldı. Solakoğlu, Samsun’daki düz arazilerde makineli ve daha düşük maliyetli üretim yapılabildiğini, buna karşılık Ordu ve özellikle Giresun’daki sarp arazilerde aynı işin kat kat fazla yevmiye ve emekle tamamlandığını söyledi. Bu nedenle tek tip fındık fiyatının adil sonuç üretmediğini belirten Solakoğlu, ovada kâr bırakan fiyatın yamaçta üretim yapan çiftçiyi kurtarmadığını dile getirdi. Solakoğlu, Giresun’daki üreticinin maliyet baskısı altında kaldığını ve mevcut tablo sürerse zorlu coğrafyada üretim yapan çiftçinin birkaç yıl içinde bahçesini toplamaktan vazgeçebileceğini söyledi. Bu durumun yalnız tarımsal değil, aynı zamanda çevresel bir risk oluşturduğunu belirten Solakoğlu, fındığın bölgede toprağı ve erozyon dengesini koruyan temel unsurlardan biri olduğunu ifade etti. “HAMMADDE SATARAK DEĞİL, MARKA OLUŞTURARAK KAZANILIR” Solakoğlu, Türkiye’nin fındıkta asıl sorununun üretim miktarı değil, katma değer eksikliği olduğunu söyledi. Entegre tesislerin atıl ya da düşük kapasiteyle çalıştığını belirten Solakoğlu, mevcut altyapının kremadan ezmeye, krokan ve çikolata üretimine kadar geniş bir ürün zinciri kurmaya elverişli olduğunu vurguladı. Türkiye’nin ham fındık satmak yerine markalı ve işlenmiş ürünle dünya pazarına çıkması gerektiğini dile getirdi. İtalya’nın buğdayı işleyip makarnada yüksek gelir elde ettiğini hatırlatan Solakoğlu, benzer bir katma değer modelinin fındıkta kurulamadığını söyledi. Türkiye’nin “hamallık” yaparak değil, ürünü farklılaştırıp markalaştırarak gelirini artırabileceğini belirten Solakoğlu, özellikle Giresun kalite fındığın çerezlik ve butik pazarlarda güçlü bir ayrıma sahip olduğunu savundu. YENİ MODEL: KOOPERATİF, PRİM VE DOĞRUDAN DESTEK Solakoğlu, çözümün üreticinin doğrudan söz sahibi olduğu yeni nesil kooperatif modelinde olduğunu söyledi. Küçük bahçelerin mülkiyet yapısını bozmadan kooperatif çatısı altında bir araya getirilebileceğini belirten Solakoğlu, işçilikten yatırıma kadar sürecin ortak akılla planlanması gerektiğini ifade etti. Toplanan ürünün mamule çevrilmesi, markalı satışa sunulması ve elde edilen gelirin üreticiye prim olarak geri dönmesi gerektiğini söyledi. Solakoğlu, kısa vadede ise özellikle Ordu ve Giresun’daki yamaç üreticisine özel gelir desteği verilmesini savundu. Ova ile bayır arasındaki maliyet farkının doğrudan destek modeliyle kapatılması gerektiğini belirten Solakoğlu, bunun bugünü kurtaracak geçici bir adım olacağını, asıl kalıcı çözümün ise ihracat, katma değerli üretim ve markalaşma olduğunu kaydetti. “ÜRETİMİ KISMAK DEĞİL, AKILLI BÜYÜTMEK GEREKİYOR” Solakoğlu, fındıkta üretimi sınırlandırma yaklaşımına da karşı çıktı. Dünya büyürken, Şili ve ABD yeni yatırımlarla üretimi artırırken Türkiye’nin geri çekilmesinin ağır sonuç doğuracağını söyledi. Rekabetin düşük fiyatla değil, kaliteli ürünü doğru modelle pazara sunarak kurulabileceğini belirten Solakoğlu, üreticinin refahını artıracak yolun kırsalda katma değerli tarımsal sanayi kurmaktan geçtiğini ifade etti. Videonun sonunda Solakoğlu, kooperatifleşme olmadan, ortak akıl kurulmadan ve ihracat odaklı katma değerli üretim geliştirilmeden fındıkta çıkış sağlanamayacağını söyledi. Türkiye’nin tarımda tekrar güç kazanabilmesi için üreticinin yalnız bırakılmaması gerektiğini belirten Solakoğlu, özellikle Karadeniz’de üretimin ekonomik ve sosyal açıdan korunmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Kaynak: Sencer Solakoğlu’nun 25 Mart 2026 tarihli video metni.

FİSKOBİRLİK İKİ GÜNDE 15 LİRA KESTİ: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 242 LİRAYA İNDİ Haber

FİSKOBİRLİK İKİ GÜNDE 15 LİRA KESTİ: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 242 LİRAYA İNDİ

FİSKOBİRLİK İKİ GÜNDE 15 LİRA KESTİ: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 242 LİRAYA İNDİ FİSKOBİRLİK, 25 Mart 2026 tarihli yeni listede 50 randıman Giresun kalite tombul fındık alım fiyatını 242 TL/kg’a çekti. Aynı ürün 23 Mart’ta 257 TL/kg idi. İki günde 15 liralık düşüş yaşandı. Kayıp, 8 Ocak’taki 307 liraya göre 65 liraya, Eylül 2025’te görülen 347 liralık zirveye göre 105 liraya çıktı. Piyasada artık yalnız fiyat değil, fiyatı aşağı iten düzen tartışılıyor. BUGÜNÜN FİYATI ANA HABERDİR: MARTTA GERİ ÇEKİLME DEĞİL, SERT ÇÖZÜLME VAR Bugün açıklanan 242 liralık fiyat, sıradan bir düzeltme değil. 23 Mart’ta 257 lira olan 50 randıman fiyatı iki gün içinde 242 liraya indi. Bu düşüş, yalnız kısa vadeli bir oynaklık değil; mart ayı boyunca hızlanan aşağı yönlü çözülmenin yeni eşiğidir. TMO’nun 2025-2026 sezonu için açıkladığı 200 liralık Giresun kalite tabanının üstünde kalınsa da, üretici lehine oluşan üst bant hızla eriyor. EYLÜL ZİRVESİNDEN BUGÜNE 105 LİRA ERİDİ FİSKOBİRLİK fiyat serisinin açık kronolojisi sert bir tablo veriyor. Giresun Son Haber’de derlenen akışa göre 50 randıman Giresun kalite fiyatı 22 Ağustos 2025’te 230 liradan açıldı, 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıktı, aralıkta 270 liraya indi, 8 Ocak 2026’da 307 lirayı gördü, 19 Ocak’ta 292 liraya çekildi ve 23 Mart’ta 257 liraya düştü. Bugün açıklanan 242 lira ile birlikte Eylül zirvesinden kayıp yaklaşık yüzde 30’a dayandı. Bu seyir, yükseliş hikâyesinin dağıldığını, primli dönemin büyük ölçüde geri alındığını gösteriyor. REKOLTE DİLİ, YENİ MAHSUL DAHA DALDAYKEN FİYATIN ÜSTÜNE BİNDİ Bu düşüşün ilk büyük dayanağı, 2026-2027 sezonu için açıklanan 829 bin 239 tonluk ilk rekolte tahmini oldu. Giresun Son Haber’in 8 Mart tarihli haberinde, bu yüksek ilk tahminin üretici cephesinde erken fiyat baskısı yaratabileceği, maliyet, kalite ve bölgesel farklar yeterince görünmeden piyasa dilinin aşağı kurulduğu vurgulanmıştı. Başka bir ifadeyle, ürün hasada gelmeden fiyat çıpası aşağı çekildi. FİSKOBİRLİK NE YAPIYOR ? SORUSU BÜYÜYOR 13 Mart’ta yayımlanan “Fındıkta Sessizlik Büyüyor” başlıklı haberde piyasada üretici için konuşulan en somut seviyenin 260 TL/kg olduğu, FİSKOBİRLİK’in 6 Şubat’tan sonra görünür yeni fiyat açıklamadığı ve TMO tarafında da güncel alım tonajı konusunda net kamuoyu bilgisinin bulunmadığını paylaşmıştık. Şimdi 25 Mart tablosunda 242 lira görülüyor. Bu iki veri yan yana geldiğinde üretici cephesindeki kuşku sertleşiyor: FİSKOBİRLİK, yüksek rekolte söylemiyle baskılanan piyasada üreticiyi koruyan çizgiyi mi zayıflatıyor, yoksa serbest piyasanın aşağı gidişine uyum sağlayan yeni bir hatta mı geçiyor? Mevcut açık veriler ikinci soruyu daha yüksek sesle sorduruyor; ancak kurumun alım stratejisine ilişkin ayrıntılı ve güncel kamuoyu verisi sınırlı olduğu için kesin hüküm kurmak güç. TMO’nun tabanı 200 lira olarak kaldı; FİSKOBİRLİK bugün 242 lirada duruyor. Kağıt üzerinde fark var. Ancak üretici açısından asıl mesele, fiyatın tabanın kaç lira üstünde olduğu değil, zirve oluştuğunda hangi kurumun o primi koruyabildiği ve düşüş başladığında kimin ne kadar direnç gösterdiğidir. Bugünkü tablo, o direncin ciddi biçimde zayıfladığını gösteriyor. İHRACAT HACMİ GERİLEDİ, DIŞ TALEP FİYATI TAŞIMADI Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği verilerini aktaran Anadolu Ajansı’na göre Türkiye, 2026’nın ilk iki ayında 28 bin 900 ton fındık ihracatından 388,7 milyon dolar gelir elde etti. Geçen yılın aynı döneminde 51 bin 667 ton ihracat karşılığında 421,6 milyon dolar gelir sağlanmıştı. Gelir yüksek görünse de tonajdaki sert düşüş, dış alım iştahının hacim tarafında zayıfladığını gösteriyor. ŞİLİ HATTI BÜYÜYOR, REKABET TAKVİME YAYILIYOR Düşüşün arka planında yalnız iç piyasa yok. Giresun Son Haber’in Şili dosyası, Maule bölgesinde 26 Mart 2026’da düzenlenen 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü ile birlikte üretimden teknolojiye, ticaretten sanayiye uzanan yeni bir rekabet hattının büyüdüğünü gösteriyor. Ferrero’nun sürdürülebilir fındık tedarikine ilişkin belgeleri de ana kaynak ülkeler arasında Türkiye, İtalya, Şili ve ABD’yi sayıyor; kuzey ve güney yarımküreye yayılan tedarik modelini açık biçimde ortaya koyuyor. Bu yapı genişledikçe, dünya alıcısının tek ülkeye bağımlılığı azalıyor. Türkiye’de üretici fiyatı üzerindeki baskı da tam burada ağırlaşıyor. BİLGİ AKIŞI DA TARTIŞMA KONUSU OLDU Yeni liste 25 Mart gecesi 21:30 da sosyal medyada görünür hale geldi. Buna rağmen liste yayınlanmadan 6 saat önce bazı haber kuruluşlarına servis edildiği yönünde eleştiriler var. Ancak böyle bir akış gerçekten yaşandıysa, tartışma yalnız fiyat düşüşüyle sınırlı kalmaz; fiyat bilgisinin piyasaya hangi sırayla, kimlere ve ne ölçüde eşit ulaştırıldığı sorusu da masaya gelir. Fındıkta güven, yalnız rakamla değil, o rakamın açıklanma biçimiyle de kurulur. Sonuç olarak; FİSKOBİRLİK iki gün içinde 15 lira geri geldi. Eylül 2025 zirvesinden kayıp 105 liraya çıktı. Rekolte dili yeni mahsul daha gelmeden aşağı baskı üretti. İhracat hacmi zayıfladı. Dünya pazarı Şili başta olmak üzere yeni üretim hatlarıyla daha parçalı hale geldi. Bu nedenle bugünkü düşüş, yalnız tabeladaki bir rakam değişikliği değildir. Bu düşüş, üreticinin elindeki ürünün değerinin kademe kademe aşağı çekildiği yeni dönemin açık işaretidir.

ŞİLİ’DE FINDIK GÜNÜ BÜYÜYOR: TÜRK FINDIĞI İÇİN YENİ REKABET HATTI Haber

ŞİLİ’DE FINDIK GÜNÜ BÜYÜYOR: TÜRK FINDIĞI İÇİN YENİ REKABET HATTI

ŞİLİ’DE FINDIK GÜNÜ BÜYÜYOR: TÜRK FINDIĞI İÇİN YENİ REKABET HATTI Şili’nin Maule bölgesi, 26 Mart 2026’da yapılacak 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü’ne hazırlanıyor. Grupo Avexa organizasyonunda Villa Golf’te düzenlenecek buluşma, 500’ün üzerinde üretici, danışman, şirket temsilcisi ve sektör profesyonelini aynı zeminde toplayacak. Masada üretim eğilimleri, iklim baskısı, teknik yenilikler, ticari stratejiler ve Avrupa fındığında Şili’nin büyüyen küresel iddiası var. Türkiye ise bu dosyada artık kenarda değil, doğrudan merkezin içinde duruyor. MAULE YENİDEN SEKTÖRÜN ANA SAHNESİ 5 Mart 2026 tarihli Şili basın duyurularına göre organizasyon 26 Mart Perşembe günü Maule bölgesindeki Centro de Eventos Villa Golf’te yapılacak. Reporte Agrícola, etkinliğin 09.00’dan itibaren başlayacağını, Grupo Avexa’nın 500’den fazla üretici ve profesyoneli bir araya getirmeyi hedeflediğini yazıyor. Resmî bilet ve program sayfası ise günü daha ayrıntılı veriyor: akreditasyon 08.00’de, resmî açılış ve otoritelerin selamlaması 09.00’da başlıyor; etkinlik akşam saatlerine kadar devam ediyor. ADINDA “ULUSAL GÜN” VAR, YAPISINDA ÖZEL SEKTÖR ORGANİZASYONU Haberin ilk net gerçeği şu: adındaki “ulusal gün” ifadesine rağmen ortada resmî devlet takvimine bağlı bir kutlama değil, Grupo Avexa’nın yürüttüğü özel sektör merkezli bir sektör buluşması var. Şili Tarım Bakanlığı’nın 2019 tarihli haberinde de organizatör açık biçimde Grupo Avexa olarak gösteriliyor; aynı resmî haberde Avexa’nın AgroReyes, VitroGroup ve ExpoFruSec’ten oluşan bir holding olduğu belirtiliyor. 2026’daki duyurular da aynı çizgiyi sürdürüyor; etkinlik Grupo Avexa tarafından düzenlenen, programı ve bilet satışı olan teknik-ticari bir toplantı olarak duyuruluyor. BU ORGANİZASYON NEREDEN ÇIKTI? Bu buluşmanın çıkış noktası 2019’a gidiyor. Şili Tarım Bakanlığı’nın kaydına göre ilk Ulusal Avrupa Fındığı Günü 21 Mart 2019’da Maule’de yapıldı; yaklaşık 500 üretici katıldı, integral yetiştiricilik yönetimi ve pazarlama başlıkları işlendi, ayrıca agro-kimya, sulama, makine, hizmet ve fidanlık firmalarının yer aldığı büyük bir expo alanı kuruldu. Bakanlık metni, organizasyon fikrinin Grupo Avexa’nın üreticilerin bilgi ihtiyacını görmesiyle doğduğunu ve amacın yetiştiricilikten sertifikasyona, genetikten ticarete kadar farklı başlıklarda bilgi paylaşımı ve ağ kurmak olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. İlk edisyonun büyüklüğüne ilişkin kaynaklarda küçük bir rakam farkı da var. Şili Tarım Bakanlığı ilk buluşmayı “yaklaşık 500 üretici” ve “50 stant” olarak kayda geçirirken, 2021’de ikinci etkinliğin tarihini duyuran Global Hazelnuts haberi, 2019 versiyonunu “400’ü aşkın katılımcı” ve “53 tedarikçi standı” ile anıyor. Sayı farkı bulunsa da iki kaynak da ilk organizasyonun daha doğuş anında güçlü bir katılım topladığı ve sektör buluşması niteliği kazandığı konusunda birleşiyor. DÖRT YIL ÜST ÜSTE DEĞİL, BÜYÜYEN BİR SERİ Etkinliğin gelişim hattı da önemli. İkinci versiyonun 24 Mart 2022’de yapılacağı Grupo Avexa tarafından 2021 sonbaharında duyuruldu; Mart 2022’de yayımlanan bir başka duyuruda ise bu ikinci buluşmanın temel amacının Şili ve yurt dışındaki birikimi bir araya getirerek verimlilik ve kârlılığı artıracak yeni alternatifleri üreticiyle buluşturmak olduğu belirtildi. Üçüncü versiyon 21 Mart 2024’te Talca’da yapıldı; PlanetNuts’un 2024 tarihli haberine göre etkinlik iki yılda bir düzenlenen bir seri olarak tanımlandı ve 400’ün üzerinde kişiyi, üretici, danışman ve şirketleri aynı sahada topladı. Böylece 2019, 2022, 2024 ve 2026 çizgisinde ilerleyen, aralıklı ama kalıcı bir sektör markası ortaya çıktı. 2026 PROGRAMI ÜRETİMDEN TİCARETE, İKLİMDEN KÜRESEL REKABETE UZANIYOR 2026 programı, organizasyonun neden artık sıradan bir üretici toplantısı olarak görülemeyeceğini açık biçimde gösteriyor. Welcu’daki resmî programa göre gün, Antonio Walker’ın Şili tarımının genel çerçevesini anlatacağı “ülke bağlamı” sunumuyla başlayacak. Hemen ardından Gianfranco Marcone, iklim değişikliği koşullarında agrometeorolojik analiz ve karar alma sürecini ele alacak. Sabah arasından sonra Türkiye oturumları geliyor: Şemsettin Kulaç Türkiye’de anaç araştırmaları, geliştirme ve kullanım deneyimini aktaracak; Muzaffer Taviloglu Türkiye’nin başlıca üretici ülke olarak ticari deneyimini ve Şili’nin büyüme potansiyeline bakışını paylaşacak; Andrés Reyes ise “Şili, Avrupa fındığında küresel aktör” başlıklı sunumla ülkenin geldiği noktayı ve projeksiyonunu anlatacak. Öğle öncesi blok, Francisco Contardo moderasyonunda soru-cevap oturumuyla kapanacak. Öğleden sonraki masterclass bölümü daha da yoğun. Resmî programda Andrés Reyes’in Şili’nin küresel konumunu derinleştiren ikinci sunumu, Ernesto Moya’nın odun hastalıkları yönetimi başlığı, Luca Giordani’nin sürdürülebilir yetiştiricilik ve gelecek projeksiyonu, ADV’nin İspanya’daki mevcut durum ve iklim uyumu çerçevesi, Jorge Mohr’un Amerikan çeşitleri, ticaret ve pazar eğilimleri oturumu yer alıyor. PlanetNuts’un ayrıntılı haberinde bu uluslararası blok daha da genişliyor; aynı habere göre Muzaffer Taviloglu ile Umut Küçük Balsu perspektifinden Şili’nin üretici ülke olarak gideceği yönü tartışacak, Hamza Bölük ise Türk fındık sanayisinin geçmişi, bugünü ve geleceğini anlatacak. Gün, 17.00’de Andrés Reyes tarafından yapılacak “Avellano Europeo” kitap lansmanıyla tamamlanacak. Welcu ile PlanetNuts arasında bazı saat ayrıntılarında küçük farklılıklar bulunsa da ana omurga değişmiyor: gündem artık yalnızca bahçe bakımı değil, aynı zamanda sanayi, pazar ve küresel konum tartışması. KONUŞMACILAR VE SPONSOR AĞI, TOPLANTININ GERÇEK ÖLÇEĞİNİ GÖSTERİYOR 2026 afişi ve resmî program birlikte okunduğunda konuşmacı kadrosunun Şili, Türkiye ve Avrupa hattında kurulduğu görülüyor. Resmî ve yarı resmî kaynaklarda öne çıkan isimler Antonio Walker, Gianfranco Marcone, Şemsettin Kulaç, Muzaffer Taviloglu, Andrés Reyes, Ernesto Moya Elizondo, Luca Giordani, Jorge Mohr, ADV, Umut Küçük ve Hamza Bölük. Bu tablo, toplantının yalnızca yerel üreticiye dönük bir eğitim günü değil, uluslararası referanslar üzerinden konumlanan bir sektör forumuna dönüştüğünü gösteriyor. Ayrıca moderatörler bölümünde Juan Pablo Matte ile Francisco José Contardo, medya partnerleri bölümünde de PlanetNuts ve Redagrícola yer alıyor. Sponsor cephesi de aynı ölçekte. Welcu’daki resmî listede UPL, Tecnipak, Anagra, Netafim, Civil Agro, Salfa Rent, Salfa, John Deere, Facma, Anasac, Corteva, Rovensa, Adama, AgroAdvance, Nichino, Leger, Trio Riego, Pasche, NVA, Agroconnexion, Unitec, Biosum, Summit Agro, Tavan, Terrariegos, Iansagro, La Pampa, MBFI, Kelpak, Biopollen Solutions, Avidagro, Aerotreile, Aquitania Equipos, Agroreyes, Vitrogroup, Sumitomo Chemical, FMC, Agrocomer, Agrodrone, Innovak Global, Bayer ve SQM gibi şirketler yer alıyor. Bu sponsor haritası, Avrupa fındığının Şili’de artık yalnızca tarımsal bir ürün değil; sulama, bitki koruma, besleme, makine, lojistik ve teknoloji ayağıyla birlikte büyüyen bir sanayi-ekosisteme dönüştüğünü gösteriyor. TÜRKİYE BU DOSYADA YALNIZCA DAVETLİ DEĞİL, REFERANS ÜLKE Haberin en kritik noktası burada başlıyor. 2026 programında Türkiye yalnızca “uluslararası katılımcı” kontenjanında görünmüyor; doğrudan üretim, Portainer, ticaret, sanayi ve gelecek projeksiyonu başlıklarının merkezine yerleştiriliyor. Kulaç, Taviloglu ve PlanetNuts’un aktardığı programa göre Bölük ile Küçük üzerinden kurulan hat, Şili’nin kendi büyüme hikâyesini Türkiye deneyimiyle birlikte okumaya çalıştığını gösteriyor. Daha açık ifadeyle Şili, Avrupa fındığında kendi geleceğini kurarken Türkiye’yi bir “karşılaştırma ülkesi” değil, “referans ülke” olarak masaya koyuyor. Bu durum kürsüyle sınırlı da değil. Balsu’nun kurumsal sayfasına göre şirket Şili’deki ilk uluslararası tarımsal yatırımını 2017’de yaptı; Maule bölgesinde ilk arazi alımı o yıl gerçekleşti, 2018’de bahçe hazırlıkları başladı ve 30 bin fidan dikildi, 2019 ve 2020’de yeni arazi alımları sürdü, tüm dikimler 2021’de tamamlandı. Bugün 160 hektarlık alanda yaklaşık 70 bin fındık ağacı bulunuyor. Aynı sayfada Balsu Agro Chile’nin 2024’ten itibaren tedarik kanallarını çeşitlendirmek için ticari faaliyetlerini genişletmeyi hedeflediği, Türkiye’ye göre ters sezon avantajıyla Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu pazarlarının yıl boyu talebine yanıt vermek istediği yazıyor. Şirketin sanayi kolu Balsu Industries Chile ise 2019’da kuruldu; kabuklu, kavrulmuş, beyazlatılmış, kırılmış ürün, fındık unu ve fındık ezmesi üretmesi planlanan tesislerin 2026’da devreye girmesi öngörülüyor. Global Hazelnuts’ta 2024 başında yayımlanan haberde de Retiro’daki kavurma ve kırma tesisi yatırımı için 12,7 milyon dolarlık projeksiyon yer aldı. ŞİLİ ARTIK YALNIZCA YÜKSELEN ADAY DEĞİL, BÜYÜYEN TEDARİK MERKEZİ Şili’nin büyümesi yalnızca salon programı ve afiş diliyle sınırlı değil; dış ticaret verileri de bunu destekliyor. ODEPA’nın Kasım 2025 bültenine göre Mart-Ekim 2025 döneminde Şili’nin kabuklu fındık ihracatı 14,5 bin tona ve 62 milyon dolar FOB değere ulaştı; iç fındık ihracatı ise 36,5 bin ton ve 366 milyon dolar FOB seviyesine çıktı. Aynı bültende iç fındıkta hacmin bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,6 kat, değerin 2,4 kat arttığı belirtiliyor. Bu, Şili’nin artık yalnızca yatırım çeken bir ülke değil, doğrudan ihracat kapasitesi hızla büyüyen bir tedarik merkezi olduğunu gösteriyor. Küresel alıcıların tedarik dili de aynı fotoğrafı doğruluyor. Ferrero, fındığın ana kaynak ülkeleri arasında Türkiye, İtalya, Şili ve ABD’yi sayıyor ve kuzey-güney yarımküre üretimi sayesinde yıl boyunca taze ve kaliteli tedarik hedeflediğini belirtiyor. Nutella’nın sürdürülebilirlik sayfası ise Türkiye’nin Karadeniz bölgesini dünyanın en büyük üretim alanı olarak tanımlıyor; aynı metin Ferrero’nun Şili ve ABD’de tam izlenebilirlik seviyesine ulaştığını, güney yarımkürede ek hasat için Şili’de agrifarm modeli kurduğunu aktarıyor. Başka bir deyişle küresel sistem artık tek bir merkezden değil, birbirini tamamlayan çok kaynaklı bir tedarik mantığından besleniyor. GİRESUN’DAN BAKILDIĞINDA FOTOĞRAF DAHA SERT Bu nedenle Maule’deki 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü’nü yalnızca “Türk uzmanlar davet edildi” diye okumak eksik kalır. Elde bulunan program, yatırım ve dış ticaret verileri birlikte değerlendirildiğinde daha sert bir sonuç çıkıyor: Türkiye hâlâ bilgi, üretim hafızası ve ticaret deneyimi bakımından merkez ülke konumunu koruyor; ancak Şili bu merkezin bilgisini kullanarak, özel sektör yatırımı ve küresel alıcıların çok kaynaklı tedarik stratejisiyle yeni bir rakip merkez haline geliyor. Bu, “Türkiye geri düştü” hükmü değildir; kaynaklar böyle bir sonuca izin vermiyor. Ama “Türkiye lider, bu yüzden rahat” cümlesi de artık fazlasıyla eksik kalıyor. Giresun ve genel olarak Türk fındık sektörü açısından dosyanın özü şudur: Şili’deki bu buluşma bir prestij fotoğrafı olduğu kadar, geleceğin rekabet haritasını da gösteren açık bir sektör işaretidir. https://planetnuts.cl/expertos-de-chile-europa-y-turquia-daran-vida-al-4-dia-nacional-del-avellano-europeo-en-talca/?utm_source=chatgpt.com Kaynakça: Şili Tarım Bakanlığı’nın 2019 tarihli “Exitoso primer Día Nacional del Avellano Europeo…” haberi; Global Hazelnuts’un 2021 ve 2022 tarihli duyuruları; PlanetNuts’un 2024 ve 2026 tarihli organizasyon haberleri; Reporte Agrícola’nın 5 Mart 2026 tarihli etkinlik haberi; Welcu’daki resmî etkinlik ve program sayfası; Balsu Agro Chile kurumsal sayfası; ODEPA’nın Kasım 2025 meyve bülteni; Ferrero ve Nutella’nın fındık tedarikine ilişkin sürdürülebilirlik sayfaları.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.