Hava Durumu

#Rehberlik

giresunsonhaber - Rehberlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rehberlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Suça sürüklenen çocuk oranında artış eğilimi var! Haber

Suça sürüklenen çocuk oranında artış eğilimi var!

Son dönemde okullarda artan şiddet olaylarını değerlendiren Dr. Berat Dağ, “Özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu belirtilebilir.” dedi. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Berat Dağ, son dönemde okullarda artan şiddet olaylarını değerlendirdi. İstatistiksel veriler üzerinden genel tabloyu yorumlayan Dr. Dağ, “İstatistiksel verilere bakıldığı zaman suça sürüklenen çocukların oranında çok ciddi bir yükseliş eğilimi olduğunu görmek mümkündür. Dolayısıyla özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu belirtilebilir.” dedi. OKUL İKLİMİ GÜVEN VE ADALET ÜZERİNE İNŞA EDİLMELİ Okul ikliminin şiddet oranları üzerindeki etkisine dikkat çeken Dr. Dağ, “Okullardaki yönetici, öğretmen ve öğrenci ilişkilerinin güven ve adalet üzerine inşa edilmesi elbette ki çok önemlidir. Öğrencilerin eğitim-öğretim süreci boyunca güven, sevgi, saygı ve adalet gibi değerleri tam anlamıyla içselleştirmesi gereklidir.” diye konuştu. Rehberlik servisleri ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkinliğine de değinen Dr. Dağ, “Burada rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkin bir şekilde bu süreci yürütmesi söz konusudur. Ayrıca eğitimin temel bir toplumsal kurum olması hasebiyle bu birimlerin okulda eğitim alanında uzmanlaşmış sosyologlarla çalışması ihtiyacı da gündeme gelmelidir. Bu iş birliği bağlamında ilgilenilen öğrenci sayısını azaltacak atamalar yapıldığında okuldaki şiddet temelli sorunlar azalabilir.” ifadesinde bulundu. AİLE VE OKUL EŞGÜDÜMLÜ HAREKET ETMELİ Aile içi iletişim biçimleri ve ebeveyn tutumlarının okul şiddetine etkisine ilişkin değerlendirmesinde Dr. Dağ, “Diğer toplumsal kurumlarda olduğu gibi, aile ve eğitim kurumu da eşgüdümlü bir etkileşim dâhilinde süreklileşir. Yani ailelerinde dengeli bir ilişki düzeyi sürdürülmediği zaman çocuklar benzer dengesiz eylemlerini okulda da gerçekleştirebilir. Yine tersinden okulda şiddet temelli bir yaşamı içselleştiren çocukların yaşadığı aile ve ileride kendi kuracağı ailede sağlam bir ilişki biçimi inşa etmesi güçleşir. Dolayısıyla çocukların şiddet düzeyinin azalmasında ailelerin ve okulların koordineli bir şekilde hareket etmesi kritiktir.” Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dilinin gençler üzerindeki etkisine de değinen Dr. Dağ, “Toplumsal düzeyde yoğunlaşan bir kutuplaşma sürecinden söz etmek mümkündür. Bugün hemen her konuda bireylerin ve grupların uzlaşmaz taraflar haline geldiği örnekler çoktur. Bu da insanların güvensizlik, korku, öfke, sevgisizlik ve saygısızlık temelli şedit yönelimlere hızla yönelebildiğini göstermektedir. Gençlerin bu toplumun önemli parçalarından biri olduğu fark edildiğinde mevcut şiddet sarmalından etkilenmemesi düşünülemez.” diye konuştu. Siber zorbalık ile okul içi fiziksel şiddet arasındaki ilişkiye ilişkin olarak ise Dr. Dağ, “Siber zorbalık ve okul içi fiziksel şiddet arasında birbirini karşılıklı bir şekilde etkileyen bir bağ olduğu düşünülebilir. Bu bağlamda siber ortamda zorbalık yapmayı normalleştiren birinin fiziksel şiddete de başvurması beklenebilir. Aynı şekilde sorunlarını fiziksel şiddetle çözmeye çalışan bireylerin siber zorbalığa yönelme ihtimali de güçlüdür.” dedi. Tekil vakalar söz konusu olsa dahi her iki alanda da önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Dr. Dağ, “Diğer taraftan bu ihtimaller gerçekleşmese dahi tekil olarak fiziksel şiddeti olduğu kadar siber zorbalığı da önleyici tedbirler almak şarttır.” ifadesinde bulundu. GENÇLERİ YARGILAMAK YERİNE ANLAMAYA ÇALIŞMAK GEREKİYOR Gençlerin toplumun sürekliliğini sağlayan en önemli grup olduğunu vurgulayan Dr. Dağ, “Gençler, toplumsal sürekliliği sağlayan en önemli gruptur. O bağlamda toplumların geleceğinin şekillenmesinde gençlerin şu anki durumu belirleyici olacaktır. Dolayısıyla toplumda süregelen kuşaklar arasındaki arzu uyuşmazlıklarının nedenlerini yargılamaktan çok anlamaya çalışmak sahici bir adım olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

GİRESUN KENT KONSEYİ’NİN EĞİTİMİNDE BABA-ÇOCUK İLİŞKİSİ Haber

GİRESUN KENT KONSEYİ’NİN EĞİTİMİNDE BABA-ÇOCUK İLİŞKİSİ

GİRESUN KENT KONSEYİ’NİN EĞİTİMİNDE BABA-ÇOCUK İLİŞKİSİNDE OTORİTE VE ŞEFKAT DENGESİ ELE ALINDI Giresun Kent Konseyi’nin düzenlediği eğitim programında, baba-çocuk ilişkisinde otorite ile şefkat arasındaki denge masaya yatırıldı. Yüksek sosyal pedagog Cevdet Maraş’ın verdiği eğitimde, değişen aile yapısı içinde babalığın rolü, otorite anlayışındaki dönüşüm ve çocukla sağlıklı ilişki kurmanın temel başlıkları işlendi. Giresun Kent Konseyi, aile içi iletişim ve ebeveynlik başlığında dikkat çeken bir eğitim programına ev sahipliği yaptı. “Aile Sisteminde Babalık: Otorite ve Şefkat Arasındaki Denge” başlığıyla düzenlenen eğitimde, baba-çocuk ilişkisinin sağlıklı zeminde kurulmasında otorite ile sevgi arasındaki dengenin önemi ele alındı. Programın eğitim bölümünü yüksek sosyal pedagog Cevdet Maraş yürüttü. Eğitimin açılışında konuşan Giresun Kent Konseyi Başkanı Dr. İsmail Cem Feridunoğlu, babalığın yalnızca yön veren ve koruyan bir otorite olarak tanımlanamayacağını söyledi. Feridunoğlu, babanın aynı zamanda güven veren, rehberlik eden ve sevgiyle kuşatan bir şefkat kaynağı olması gerektiğini vurguladı. Baba-çocuk ilişkisinde otorite ile şefkatin birbirine karşıt değil, birbirini tamamlayan iki temel unsur olduğuna dikkat çeken Feridunoğlu, bu dengenin uyum içinde kurulmasının çocuk gelişimi açısından belirleyici olduğunu ifade etti. Programda söz alan Cevdet Maraş ise baba-çocuk ilişkisinin temel dinamiklerini geniş bir çerçevede değerlendirdi. Maraş, geçmişten bugüne otorite kavramında yaşanan değişimi anlatarak, aile yapısındaki dönüşüm, toplumsal roller, iletişim biçimleri ve modern yaşamın etkileri üzerinden babalığın bugünkü konumunu ele aldı. Eğitimde, otoritenin baskı kuran bir yapıdan çok sınır koyan, yön gösteren ve güven inşa eden bir işlev taşıması gerektiği vurgulandı. Maraş, günümüz aile yaşamında şefkatin tek başına yeterli olmadığını, aynı şekilde yalnızca otoriteye dayalı bir yaklaşımın da çocukla sağlıklı ilişki kurulmasını zorlaştırdığını anlattı. Eğitim boyunca, babanın hem duygusal yakınlık kurabilen hem de sınır çizebilen bir dengeyi korumasının çocuk gelişimi açısından taşıdığı önem üzerinde duruldu. Bu yaklaşımın çocukta güven duygusunu güçlendirdiği, aidiyet hissini desteklediği ve kişilik gelişimine olumlu katkı sunduğu ifade edildi. Eğitimin ilerleyen bölümünde otorite kavramına etki eden faktörler de başlıklar halinde değerlendirildi. Aile içindeki rollerin değişmesi, toplumsal beklentilerin dönüşmesi, çocuk yetiştirme anlayışındaki yenilenme ve iletişim kanallarının farklılaşması, günümüzde babalığın daha çok rehberlik eden ve duygusal bağ kuran bir eksene taşındığını ortaya koyan unsurlar arasında gösterildi. Programın son aşamasında ise aile dizilimi uygulamaları üzerine örneklemeler yapıldı. Sunumda, aile içi ilişkilerin anlaşılması ve ebeveynlik tutumlarının çocuk üzerindeki etkilerinin daha görünür hale gelmesi amacıyla çeşitli değerlendirmelere yer verildi. Katılımcılar, hem teorik anlatım hem de örnek uygulamalar üzerinden konuya ilişkin kapsamlı bilgi edinme fırsatı buldu. Eğitim programı, geçmiş dönem Giresun Kent Konseyi Başkanı Uğur Karaibrahimoğlu’nun yüksek sosyal pedagog Cevdet Maraş’a çiçek takdim etmesiyle tamamlandı. Program, aile içi iletişim, babalığın değişen anlamı ve çocukla sağlıklı ilişki kurma başlıklarında farkındalık oluşturmayı amaçlayan içeriğiyle dikkat çekti.

GİRESUN’DA UYUŞTURUCUYLA MÜCADELEDE YENİ HALKA Haber

GİRESUN’DA UYUŞTURUCUYLA MÜCADELEDE YENİ HALKA

GİRESUN’DA UYUŞTURUCUYLA MÜCADELEDE YENİ HALKA YARIMAY’ın Giresun İl Başkanlığı görevine Gülfem Yaman getirildi Spot: Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği (YARIMAY), Türkiye genelinde büyüttüğü teşkilatlanma ağına Giresun’u da ekledi. Derneğin Giresun İl Başkanlığı görevine Gülfem Yaman getirilirken, yeni dönemde önleme, eğitim, aile rehberliği ve gençleri sosyal projelere yönlendiren çalışmaların öne çıkarılacağı açıklandı. Uyuşturucuyla mücadele başlığında Giresun’da yeni bir sivil toplum yapılanması sahaya indi. Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği, kısa adıyla YARIMAY, kentteki teşkilatlanmasını duyurdu ve Giresun İl Başkanlığı görevine Gülfem Yaman’ı getirdi. Açıklanan çerçeveye göre dernek, Giresun’da özellikle gençleri hedef alan önleyici eğitim çalışmalarına, aile destek mekanizmalarına ve sosyal yönlendirme projelerine ağırlık verecek. YARIMAY, kamuya açık paylaşımlarında kendisini uyuşturucuyla mücadeleyi yalnızca güvenlik boyutunda değil; eğitim, toplumsal farkındalık ve koruyucu sosyal çalışma ekseninde ele alan bir yapı olarak konumlandırıyor. Derneğin kullandığı söylemde “Gelecek uyuşturucuyla değil, eğitimle kurulur” vurgusu öne çıkarken, mücadele hattı gençlerin riskten uzak tutulması, ailelerin erken farkındalık kazanması ve toplumun bilinçlendirilmesi üzerine kuruluyor. Giresun için açıklanan ilk yol haritasında üç başlık dikkat çekiyor: okullarda ve sosyal alanlarda bilinçlendirme panelleri, ailelere yönelik rehberlik ve erken farkındalık desteği, gençleri sporla, sanatla ve sosyal projelerle buluşturacak organizasyonlar. Bu çerçeve, derneğin Giresun yapılanmasını yalnızca isim bazlı bir temsilcilik değil, sahaya dönük bir bilinçlendirme ve yönlendirme merkezi olarak kurguladığını gösteriyor. Derneğin Türkiye genelindeki son görünürlüğü de bu atamanın tek başına bir gelişme olmadığını ortaya koyuyor. YARIMAY’ın kamuya açık paylaşımlarında son günlerde Ege, Karadeniz, Doğu Anadolu ve Türkistan başlıklarında yeni bölgesel yapılanma ve atama duyuruları yer aldı. Bu tablo, Giresun kararının daha geniş bir teşkilatlanma hamlesinin parçası olarak yürütüldüğünü gösteriyor. Giresun İl Başkanlığı görevine getirilen Gülfem Yaman’la birlikte kentte verilecek asıl sınav ise açıklanan hedeflerin sahaya ne ölçüde yansıyacağı olacak. Uyuşturucuyla mücadelede kalıcı sonuç, yalnızca sert söylemle değil; okul, aile, mahalle ve sosyal hizmet mekanizmaları arasında kurulan sürekli temasla alınabiliyor. Türkiye’nin resmî mücadele belgeleri de bağımlılıkla mücadelenin önleme, eğitim, tedavi, rehabilitasyon ve kurumlar arası koordinasyon temeli üzerinde yürütülmesini esas alıyor. Bu nedenle Giresun’daki atama, sadece bir görev değişimi ya da dernek haberi olarak okunmamalı. Kentte bundan sonraki temel mesele, YARIMAY’ın hangi okullara ulaşacağı, hangi ailelerle temas kuracağı, hangi sosyal risk alanlarında program başlatacağı ve bu çalışmaların somut sonuç üretip üretmeyeceği olacak. Giresun’da uyuşturucuyla mücadelede yeni sayfa açıldı; şimdi gözler, bu sayfanın sahada nasıl doldurulacağında. Bu metin şimdi do

EGM'den plaka kullanımıyla ilgili uyarı Haber

EGM'den plaka kullanımıyla ilgili uyarı

Emniyet Genel Müdürlüğü, Türkiye’de kullanılan araç plakalarıyla ilgili bilgi kirliliğine dikkat çekerek, standart dışı plaka kullanımının yasak olduğunu ve gerekli durumlarda değişim yapılması gerektiğini duyurdu. ANKARA (İGFA) - Emniyet Genel Müdürlüğü, son dönemde araç plakalarına ilişkin kamuoyunda oluşan soru ve yanlış bilgileri gidermek amacıyla açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, Türkiye’de kullanılan standart plakaların Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) tarafından basıldığı, üzerinde mühür ve diğer güvenlik özelliklerinin bulunduğu ve herhangi bir değişim zorunluluğu olmadığı belirtildi. Ancak bazı durumlarda plaka değişimi veya yeniden basımı gerektiği ifade edildi: APP (STANDART DIŞI) PLAKA KULLANIMI Standart ölçülere uygun olmayan ve mevzuata aykırı şekilde basılmış plakaların kullanımı yasak. Bu durumda araç sahiplerinin polis veya jandarmaya başvurarak kayıp/tespit işlemi yaptırması, noter aracılığıyla yeni plaka başvurusunda bulunması ve TŞOF yetkili birimlerinde plakalarını bastırmaları gerekiyor. TŞOF MÜHÜRLÜ PLAKALARIN NİTELİK VE ÖLÇÜLERİNDE DEĞİŞİKLİK Araç sahipleri noterden plaka basım talep belgesi alarak, TŞOF yetkili plaka basım noktalarında aynı plakanın yeniden basımını yaptırabiliyor. Açıklamada, standart dışı plaka kullanımının tespiti halinde idari para cezası uygulanacağı ve araçların uygun hale getirilene kadar trafikten men edilebileceği hatırlatıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü, standart dışı plaka takılı araçlara yönelik denetimlerin 1 Nisan 2026 tarihine kadar rehberlik ve bilgilendirme amacıyla yapılacağını belirterek, vatandaşların yalnızca mevzuata uygun, TŞOF mühürlü standart plakaları kullanmalarının önemine dikkat çekti.

Çocuğunuz Oyun Oynarken Öfkeleniyorsa Dikkat! Haber

Çocuğunuz Oyun Oynarken Öfkeleniyorsa Dikkat!

Dijital oyunların çocukların yaşamında giderek daha fazla yer kapladığını belirten uzmanlar, oyun bağımlılığının ebeveynler için önemli bir endişe kaynağı hâline geldiğini söylüyor. Oyun bağımlılığının yalnızca ekran süresinin artmasıyla sınırlı olmadığına dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Çocuğun duygusal, sosyal ve akademik yaşamını etkileyen ciddi bir sorun olarak ele alınması gerekir.” dedi. Oyun oynarken öfke kontrolünde zorlanma, uyku düzeninin bozulması ve sorumlulukların ihmal edilmesi gibi belirtilerin önemli uyarı işaretleri arasında yer aldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, ebeveynlerin bu süreçte rehberlik edici ve denetleyici bir rol üstlenmesinin, koruyucu bir yaklaşım sunduğunu vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, çocuklarda oyun bağımlılığının belirtileri, ailelerin dikkat etmesi gerekenleri, korunma yolları ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi. Oyun bağımlılığı, çocuğun yaşamını çok yönlü etkileyen ciddi bir sorun! Dijital teknolojilerin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesiyle birlikte, çocuklar ve gençlerin oyunlarla çok daha erken yaşlarda ve yoğun biçimde karşılaştığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bu durum, ebeveynlerde ‘Çocuğum oyun bağımlısı mı?’ sorusunu da beraberinde getiriyor.” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Çetin, oyun bağımlılığının, yalnızca oyun oynama süresinin artmasıyla sınırlı olmayan; çocuğun duygusal, sosyal ve akademik yaşamını etkileyen ciddi bir sorun olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulundu. Bu belirtiler oyun bağımlılığına işaret ediyor! Oyun bağımlılığına işaret edebilecek pek çok önemli belirteç bulunduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Çocuğun ekran karşısında geçirdiği sürenin giderek artması; bu sürenin cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da oyun konsolu aracılığıyla gerçekleşmesi fark etmeksizin dikkatle değerlendirilmeli.” dedi. Özellikle çocuğun, planladığından ya da ebeveynleri tarafından uygun görülen süreden daha fazla oyun oynamaya başlamasının önemli bir uyarı işareti olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Çetin sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun yanı sıra, oyun oynadığı zamanlarda öfke kontrolünde zorlanması, oyunu bırakması istendiğinde yoğun tepkiler vermesi ve gündelik yaşam düzeninin oyun nedeniyle bozulması da dikkat edilmesi gereken belirtiler arasındadır. Uyku düzeninin bozulması, sosyal ilişkilerden uzaklaşma ve sorumluluklarını ihmal etme gibi durumlar, oyunla kurulan ilişkinin sağlıklı sınırların dışına çıktığını gösterebilir.” Ebeveynler rehberlik edici ve denetleyici bir rol üstlenmeli! Elektronik cihazların yaygınlaşmasının yanında, çocukların bu araçlarla temasının belirli bir kontrol ve sınır çerçevesinde olmasının büyük önem taşıdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Çocuğun cep telefonu ve diğer dijital cihazları kullanımı, yaşamının merkezine yerleşmemeli; kullanım süreleri ve zamanları ebeveynler tarafından belirlenmeli.” dedi. Bilgisayar ya da oyun konsolu ile vakit geçirmek isteyen çocukların, ebeveynlerin uygun gördüğü saat ve sürelerde oyun oynamasına izin verilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Kuralların net, tutarlı ve takip edilebilir olması koruyucu bir yaklaşım sunar. Ebeveynlerin rehberlik edici ve denetleyici rolü, çocuğun sağlıklı bir dijital denge kurmasına yardımcı olur.” açıklamasını yaptı. Tedavide psikoterapi süreci önemli! Oyun bağımlılığı tedavisinde ilk adımın, bireyin kendisi ve yakınlarıyla yapılan ayrıntılı değerlendirme süreci olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bu süreçte, oyun davranışının günlük yaşamın ne kadarını kapladığı, hangi alanlarda işlev kaybına yol açtığı ve kişinin nerede durmakta zorlandığı ayrıntılı biçimde ele alınır.” dedi. Gerekli görüldüğünde beyin tetkikleri ve psikolojik değerlendirme testleri uygulandığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle tamamladı: “Tedavi sürecinde, bazı durumlarda oyun oynama isteğini azaltmaya yönelik ilaç tedavileri ya da eşlik eden ruhsal sorunlara yönelik farmakolojik destekler kullanılabilir. Ancak oyun bağımlılığında tek başına ilaç tedavisi yeterli değildir. Mutlaka psikoterapi sürecinin tedaviye eşlik etmesi gerekir. Psikoterapi sürecinde, oyunu kontrol edebilme becerilerinin geliştirilmesi ve bağımlılığı besleyen faktörlerin ele alınması hedeflenir. Uygun görülen vakalarda, beyin uyarım tedavileri de tedavi seçenekleri arasında yer alabilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Makyaj yaşı 7–8'e düştü... Dijital içerikler çocukları etkiliyor Haber

Makyaj yaşı 7–8'e düştü... Dijital içerikler çocukları etkiliyor

Uzman Klinik Psikolog Meryem Karayaşar Ertan, çocukların küçük yaşlarda makyaj yapma eğilimlerinin giderek arttığına dikkat çekerek, dijital medyanın bu süreçte dış görünüşle ilgili kaygılara yol açabileceğini belirtti. İSTANBUL (İGFA) - Uzman Klinik Psikolog Meryem Karayaşar Ertan, son dönemlerde çocukların makyaj ve kozmetik ürünlere ilgisinin ciddi ölçüde yükseldiğini ifade etti. Alışveriş merkezleri, parklar ve okulların çevresinde 7-8 yaş aralığındaki çocukların kozmetik ürünlerine olan ilgisinin arttığını gözlemlediklerini söyleyen Ertan, bu durumun gelişim açısından dikkatli bir şekilde ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Ertan, çocukların sosyal medya ve diğer dijital platformlarda gördükleri içeriklerin bu eğilimlerini pekiştirdiğini söyledi. "Benimle Hazırlan" tarzındaki videolarda makyajın normalleştirildiğini belirten Psikolog Meryem Ertan, “Bir çocuk fondöten uyguladığında, sadece yüzünü değil, aynı zamanda kendine güvenindeki eksiklikleri de kapattığını hissedebilir” şeklinde açıklamada bulundu. Bu durumu "erken yetişkinleşme" olarak adlandıran Ertan, mükemmel cilt ve estetik endişeleri gibi kavramlarla erken yaşta tanışmanın, çocukların hayal gücü, merak duygusu ve sağlıklı benlik gelişimleri üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini ifade etti. Çocukların kozmetik ürünlere olan ilgisinin sadece bir "merak" olarak görülmemesi gerektiğini belirten Ertan, ebeveynlere önemli bir tavsiyede bulunarak, “Çocuğunuz bir konuda heves ettiğinde sınırsızca müsaade etmek, ona tam anlamıyla özgürlük sağlamak değildir. Asıl önemli olan rehberlik edip, yaşına uygun sınırlandırmalar getirmektir.” şeklinde konuştu. Ertan, ailelerin dış görünüş odaklı mesajlar yerine koşulsuz kabul ve destek sunmalarının çocukların psikolojik dirençlerini artıracağının altını çizerek, sağlıklı yetişkinliğe ulaşmanın da çocukluk döneminin, yaşına uygun bir şekilde geçirilmesiyle mümkün olabileceğini sözlerine ekledi.

TİREBOLU İLETİŞİM FAKÜLTESİNE ALTIN PUSULA ÖDÜLÜ Haber

TİREBOLU İLETİŞİM FAKÜLTESİNE ALTIN PUSULA ÖDÜLÜ

TİREBOLU İLETİŞİM FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİ ALTIN PUSULA ÖDÜLÜ İLE TAÇLANDI Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) tarafından düzenlenen 23. Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler ödüllerinde, Giresun Üniversitesi Tirebolu İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri “PR Akademi” adlı projeleriyle dikkat çekerek “Genç İletişimciler” kategorisinde ödül aldı. 2001 yılından bu yana gerçekleştirilen ve iletişim sektöründeki yenilikçi projeleri destekleyerek bu alandaki gelişime katkıda bulunmayı amaçlayan, Türkiye’nin ilk halkla ilişkiler ödülleri olan Altın Pusula Ödülleri, 1 Aralık 2025 Pazartesi akşamı Zorlu PSM’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri Buse Okçu, Lale Kurnaz, Busegül Mürteza, Yasemin Usta ve Gizem Yavçın, 20 ana ve 21 alt kategoride toplam 40 kategoride yarışmaya katılan 300'den fazla proje arasından seçilerek ödüllendirildi. Törenin açılış konuşmasını yapan TÜHİD Yönetim Kurulu Başkanı İpek Özgüden Özen, “Mesleğimiz zamanla değişiyor ve yeniden biçimleniyor. Altın Pusula ödülleri bu dönüşümün öncüsü olarak sektöre yön veriyor. Günümüzde veri önemli bir role sahip ve yaratıcılık yeni boyutlar kazanıyor. Teknolojinin geniş imkanları ile dolu bir çağdayız, bu süreçte yol gösterici olan iletişimdir. Bu geminin kaptanları ise biz iletişimcileriz” ifadelerini kullandı. Projenin danışmanlığını yapan Dr. Öğr. Üyesi Elif Çanğa Bayer ve Dr. Öğr. Üyesi Anıl Uğur Oğuzcan, hazırlık sürecinde öğrencilere rehberlik ederek ödüle ulaşmalarında önemli bir rol oynadı. Genç iletişimciler kazandıkları bu ödülle, fakültelerini başarıyla temsil etmenin ve projelerinin ulusal düzeyde tanınmasının gururunu yaşadı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.