Hava Durumu

#Rehabilitasyon

giresunsonhaber - Rehabilitasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rehabilitasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR Haber

8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR

GİRESUN’DA 8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart mesajı, bir kutlama metninden çok daha fazlasını söyledi: Engelli bireylerin bakımını omuzlayan kadınlar, hem görünmeyen emeğin hem de yetersiz sosyal desteğin en ağır yükünü taşıyor. Giresun’da derneğin son dönemde sağlık, eğitim ve erişilebilir hizmetler başlığında verdiği mücadele, bu çıkışın anlık değil, sahaya dayanan bir itiraz olduğunu gösteriyor. Araştırmalar da aynı noktaya işaret ediyor: bakım yükü büyüdükçe kadınların yaşam kalitesi, sosyal katılımı ve ekonomik güvencesi daha fazla aşınıyor. GİRESUN’DA 8 MART MESAJI Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart dolayısıyla paylaştığı metin, kadınların engellilik alanındaki görünmeyen yükünü doğrudan hedefe koydu. Metinde, engelli çocukların ya da engelli yakınlarının bakımını üstlenen kadınların ekonomik güvenceden uzaklaştığı, sosyal hayattan koptuğu ve çözüm masalarında geri planda bırakıldığı vurgulandı. Asıl dikkat çeken ise derneğin meseleyi yardım diliyle değil, “hak temelli yaklaşım” ve “eşit yurttaşlık” çerçevesiyle tarif etmesi oldu. Bu yönüyle açıklama, 8 Mart’a özel bir duyarlılık çağrısından çok, yılın geri kalanında görmezden gelinen bir toplumsal yükün kayda geçirilmesi niteliği taşıdı. DERNEĞİN ÇİZGİSİ NET: GÜNDELİK SERZENİŞ DEĞİL, SÜREKLİ HAK ARAYIŞI Derneğin son dönemde kamuoyuna yansıyan çıkışlarına bakıldığında, bu açıklamanın münferit olmadığı görülüyor. Giresun Engelsiz Yaşam Derneği, 2025 sonbaharında yapılan olağan kongrede “Engelsiz Yaşam Merkezi” ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı; 2026 başında ise özel gereksinimli bireylerin rehabilitasyon eğitimlerine 27 yaş sınırı getirilmesi girişimine açık tepki verdi. Bu iki başlık bile derneğin yalnızca farkındalık üretmediğini, aynı zamanda hizmete erişim ve hak kaybı başlıklarında doğrudan müdahil olduğunu gösteriyor. SAĞLIKTA SOMUT KAZANIM: DİŞ TEDAVİSİ İÇİN İL DIŞI MECBURİYETİ AZALDI Derneğin etkisinin sahada görüldüğü başlıklardan biri sağlık hizmetleri oldu. 2025 Eylülünde yerel ve tematik haber kaynaklarına yansıyan bilgilere göre, Giresun Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin ortak çalışmasıyla engelli çocukların diş tedavileri Giresun’da yapılmaya başlandı. Bu gelişme, aileler açısından yalnızca bir sağlık hizmeti kolaylığı değil; şehir dışı sevk, ulaşım masrafı, refakat zorluğu ve zaman kaybının da azalması anlamına geldi. EĞİTİM BAŞLIĞINDA TEPKİ: “HAK KAYBI DERİNLEŞMESİN” Derneğin en sert çıkışlarından biri ise rehabilitasyon eğitiminde yaş sınırı tartışmasına karşı oldu. Ocak 2026’da yerel basına yansıyan açıklamalarda dernek başkanı Rabia Akkuş, özel gereksinimli bireylerin rehabilitasyon merkezlerinde aldıkları eğitime 27 yaş sınırı getirilmek istenmesini eleştirdi ve bunun eğitim hakkını zedeleyeceğini savundu. Bu itiraz, yalnızca bir yönetmelik tartışması değil; eğitim hakkının sürekliliği, ailelerin geleceğe dair güvencesi ve engelli bireyin sistem dışına itilmemesi açısından kritik bir uyarı olarak öne çıktı. ARAŞTIRMALAR DERNEĞİN SÖYLEDİĞİNİ DOĞRULUYOR Bilimsel çalışmalar, derneğin 8 Mart metninde dile getirilen temel sorunun duygusal bir saptama değil, ölçülebilir bir gerçek olduğunu gösteriyor. Türkiye’de yayımlanan araştırmalardan birinde, engelli çocuğa sahip bakım veren ebeveynlerin yüzde 78’inin anne olduğu saptandı. Başka çalışmalarda ise çocuğun engel oranı arttıkça bakım yükünün de arttığı, ağır engelli aile üyesine bakım veren kadınlarda bakım yükü yükseldikçe yaşam doyumu ve yaşam kalitesinin olumsuz etkilendiği belirtildi. Bu bulgular, bakımın aile içinde “doğal olarak” kadına bırakılan bir görev gibi görülmesinin, aslında kadınların sosyal ve ekonomik hayatını daraltan yapısal bir sorun ürettiğini ortaya koyuyor. GÖRÜNMEYEN EMEK, EN AĞIR SOSYAL YÜKLERDEN BİRİNE DÖNÜŞÜYOR Sorunun merkezinde yalnızca fiziksel bakım yok. Engelli bireyin sağlık randevusu, eğitimi, taşınması, gündelik ihtiyaçları, sosyal uyumu ve kriz anları çoğu evde tek bir kişinin, çoğunlukla da annenin ya da kadın yakının omzuna yükleniyor. Bu tablo kadınların istihdamdan kopmasına, düzensiz gelirle yaşamasına, sosyal çevreden uzaklaşmasına ve tükenmişlik duygusunun derinleşmesine yol açıyor. Literatürde “bakımın kadınlaşması” olarak tarif edilen bu süreç, engellilik alanında kadınların neden iki kat görünmez kaldığını da açıklıyor: Hem bakım veriyorlar hem de bu bakım çoğu zaman emek sayılmıyor. DEVLET DESTEĞİ VAR, AMA SAHADAKİ YÜKÜ TAM OLARAK HAFİFLETMİYOR Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 bütçe verilerine göre 520 bin aileye evde bakım yardımı yapılıyor; ayrıca 104 bin 573 kişi engelli aylığından, 45 bin 750 kişi de engelli yakını aylığından yararlanıyor. Bakanlığın güncel bilgilendirme sayfalarında evde bakım yardımı ve gündüz hizmetleri sisteminin sürdüğü görülüyor. Ancak rakamların büyüklüğü, ihtiyacın karşılandığı anlamına gelmiyor. Sahadaki temel sorun; desteğin yalnızca nakdi boyutta kalması, gündüzlü bakım, geçici bakım, psikososyal destek, yerel koordinasyon ve erişilebilir kamusal hizmetlerin aynı ölçüde güçlenmemesi. Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart metni de tam burada sertleşiyor: Kadınların ve engelli bireylerin yükü yılda bir gün anılarak değil, her gün işleyen destek mekanizmalarıyla hafifletilebilir. DÜNYANIN YÖNÜ BELLİ: YARDIM DEĞİL, HAK VE TOPLUM TEMELLİ DESTEK Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, engelli bireylerin bağımsız yaşama ve toplum içinde yer alma hakkını açık biçimde güvence altına alıyor. Bu yaklaşım, engelli bireyi edilgen bir yardım nesnesi olarak değil, hak sahibi yurttaş olarak kabul ediyor. Bu çerçevede bakım veren ailelerin, özellikle kadınların yükünü azaltacak hizmetlerin güçlendirilmesi; erişilebilir sağlık, eğitim, sosyal katılım ve yerel destek ağlarının yaygınlaştırılması bekleniyor. Giresun’daki derneğin 8 Mart çıkışı da tam olarak bu çizgiye yaslanıyor: yardım istemekten çok, hakların eksiksiz tanınmasını talep ediyor. GİRESUN’DAN YÜKSELEN SES, TEK BİR GÜNÜN DEĞİL YILIN TAMAMININ MESELESİ Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart mesajı, yerel ölçekte yazılmış bir sosyal medya paylaşımından ibaret değil. O metin, engelli bireylerin bakımını taşıyan kadınların neden yoksullaştığını, neden yalnızlaştığını ve neden çözüm süreçlerinin merkezine alınması gerektiğini özetliyor. Derneğin son dönemde sağlık hizmetine erişim, eğitim hakkı ve engelsiz yaşam merkezi gibi başlıklarda verdiği mücadele de bu sözlerin sahadaki karşılığını güçlendiriyor. Giresun’da dile gelen bu itirazın özeti net: Engelli bireyin hakkı konuşulacaksa, onunla birlikte yaşayan ve hayatı omuzlayan kadının yükü artık tali bir ayrıntı gibi görülemez.

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor Haber

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor

Kanser tedavisinde son yıllarda önemli bir değişim yaşanıyor. Artık hedef yalnızca tümörü küçültmek ya da hastalığı kontrol altına almak değil; aynı zamanda hastanın fiziksel gücünü, bağımsızlığını, yaşam kalitesini korumak ve artırmak. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kanser tanısı alırken, erken tanı ve gelişmiş tedaviler sayesinde sağ kalım oranları giderek artış gösteriyor. Ancak tedavi sürecinin bedende bıraktığı izler, çoğu zaman en az hastalığın kendisi kadar yıpratıcı olabiliyor. Onkolojik rehabilitasyonun yararlarından söz eden Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon; meme kanseri cerrahisi sonrası her beş hastadan birinde görülen lenfödem riskinin azaltılmasında büyük fayda sağlıyor. Erken dönemde başlanan koruyucu egzersiz ve manuel terapi uygulamaları ile bu risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Onkolojik rehabilitasyon ayrıca akciğer kanseri sonrasında solunum kapasitesinin korunmasında, kolon ve rektum kanseri ameliyatlarından sonra karın kaslarının güçlendirilmesinde, prostat kanseri sonrası pelvik taban fonksiyonlarının desteklenmesinde ve beyin tümörü cerrahileri sonrasında denge ve koordinasyonun yeniden kazandırılmasında büyük önem taşıyor” diyor. Amaç Sadece Hayatta Kalmak Değil, Kaliteli Yaşamak Yapılan çalışmalar, düzenli rehabilitasyon programına katılan kanser hastalarında hastanede yatış süresinin kısaldığını, tedaviye uyumun arttığını ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca depresyon ve anksiyete oranlarında azalma, denge ve koordinasyon kaybında iyileşme ve kas gücünde artış gözlemleniyor. Örneğin Journal of Clinical Oncology’de yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analiz, kanser hastalarında uygulanan yapılandırılmış egzersiz programlarının kanser ile ilişkili yorgunluğu anlamlı düzeyde azalttığını ve fiziksel fonksiyonları belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde The Lancet Oncology’de yayımlanan bir başka çalışma, tedavi sürecinde uygulanan egzersiz ve rehabilitasyon programlarının yaşam kalitesini artırdığını ve psikolojik iyilik halini güçlendirdiğini bildiriyor. Uzmanlara göre bu veriler, onkolojik rehabilitasyonun destekleyici bir uygulama değil, kanser tedavisinin bilimsel temele dayanan tamamlayıcı bir bileşeni olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon hastanın yalnızca fiziksel değil, psikolojik dayanıklılığını da artırır. Amaç yalnızca hayatta kalmak değil, kaliteli yaşamak olmalıdır” diyerek rehabilitasyonun yaşam kalitesine olan katkısını da vurguluyor. Evde Yapılabilecek Basit Ama Etkili Egzersizler Uzman kontrolünde planlanmak kaydıyla, hastaların evde sürdürebileceği bazı temel egzersizler tedavi sürecine önemli katkı sağlıyor. Günlük 20–30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dayanıklılığı artırarak kas kaybını azaltmaya yardımcı olurken; derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise özellikle akciğer kapasitesinin korunmasında etkili oluyor. Meme kanseri cerrahisi sonrası omuz eklem hareket açıklığını korumak ve artırmak amacıyla üst ekstremiteye, şiddeti ve süresi hastalığın evresine göre değişen kuvvetlendirme ve germe hareketleri öneriliyor. Bu şekilde hem eklem hareket açıklığının sağlanmasına hem de kas kuvveti kaybının önlenmesine katkı sağlanıyor. Sandalyeden kontrollü şekilde oturup kalkma egzersizi, alt ekstremite kas gücünü destekliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Egzersiz ilaç gibidir; doğru dozda ve kişiye özel uygulanmalıdır. Her hasta için program farklı planlanmalı ve mutlaka uzman kontrolünde ilerlenmelidir” diyor. Kanser Hastalarında Egzersiz Kronik Yorgunluğu Azaltıyor Kanser hastalarının yüzde 70 ila 80’i tedavi sürecinde, özellikle dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk yaşıyor. Bu tablo, hastaların günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayabiliyor ve psikolojik olarak da yıpratıcı olabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Paradoks gibi görünse de kontrollü egzersiz yorgunluğu azaltıyor. Haftada birkaç gün yapılan hafif ve orta şiddette aerobik ve dirençli egzersizlerin, yorgunluğu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü bilimsel veriler var” diyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre özellikle düşük yoğunluklu, sürdürülebilir egzersizler bu süreçte büyük önem taşıyor. Örneğin günde 15–20 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dolaşımı artırarak enerji düzeyini yükseltebiliyor. Aynı şekilde sandalyede oturur pozisyonda yapılan kalça ve diz eklemine yönelik basit egzersizler ve kontrollü otur-kalk egzersizleri, kas gücünü desteklerken aşırı efor gerektirmiyor. Derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise hem akciğer kapasitesini korumaya yardımcı oluyor hem de gevşeme sağlayarak stres düzeyini azaltabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Burada önemli olan yoğunluk değil, egzersizlerin düzenli yapılmasıdır. Hastalar kendilerini tüketmeden, kontrollü ve planlı şekilde hareket etmeli. Egzersiz, doğru uygulandığında yorgunluğu artırmaz; tam tersine azaltır” ifadelerini kullanıyor. Onkolojik rehabilitasyon, kanser tedavisini yalnızca hastalığı kontrol altına alan bir süreç olmaktan çıkarıp, hastayı yeniden hayatın içine kazandırmayı hedefliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre doğru zamanda başlanan ve düzenli sürdürülen rehabilitasyon programları, kanserle mücadelede hem fiziksel hem de ruhsal gücü artırarak hastalara daha kaliteli bir yaşam sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DMD KAS HASTASI EGEMEN İÇİN GİRESUN TEK YÜREK OLDU Haber

DMD KAS HASTASI EGEMEN İÇİN GİRESUN TEK YÜREK OLDU

DMD KAS HASTASI EGEMEN İÇİN GİRESUN TEK YÜREK OLDU İYİLİK MELEKLERİ SAHNEDEYDİ, GECEDE 100 BİN TL TOPLANDI Giresun, örnek bir dayanışma gecesine ev sahipliği yaptı. DMD kas hastalığı ile mücadele eden 7,5 yaşındaki Egemen için Giresun Alyans Düğün Salonu’nda düzenlenen yardım programında yaklaşık 100 bin TL bağış toplandı. Akademisyenlerden mahalle muhtarına, sağlıkçılardan sanatçılara kadar çok sayıda gönüllü, küçük Egemen’in mücadelesine destek olmak için bir araya geldi. “Bahanemiz yok, umudumuz var” mesajıyla düzenlenen gece, hem maddi destek hem de güçlü bir toplumsal farkındalık ortaya koydu. Giresun, bir kez daha dayanışma kültürünü en somut haliyle gösterdi. ORGANİZASYONUN MİMARI KADINLAR OLDU Gecenin organizasyonu, gönüllü kadınların öncülüğünde hayata geçirildi. Sürecin koordinasyonunu; Giresun Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yelda Bingöl Alpaslan, Gaziler Mahallesi Muhtarı Nilgün Çobanoğlu, Bora Organizasyon’dan Eda Karaahmet Köse, Yaşam Koçu ve Farkındalık Eğitmeni Serpil Tönel ile emekli sağlıkçılar Sunay Taner ve Pamuk Özkan, anestezi uzmanı Sena Özkan ve Nazan Zehir’in yer aldığı ekip üstlendi. Gönüllü ekip, gece boyunca hayırsever davetlilerle yakından ilgilenerek organizasyonun düzenli ve verimli şekilde ilerlemesini sağladı. Katılımcılarla kurulan birebir iletişim, bağış sürecinin sağlıklı yürütülmesinde önemli rol oynadı. Kadınların öncülüğünde yürütülen bu çalışma, “destek ve umut ordusu” anlayışının sahadaki karşılığı oldu. SANAT CAMİASINDAN ÜCRETSİZ DESTEK Gecenin sunuculuğunu Nur Kılıç üstlenirken, ev sahipliğini Alyans Düğün Salonu işletmecisi Elif Dilli Bayram yaptı. Mekân desteğiyle organizasyona katkı sunan Bayram, dayanışma zincirinin önemli halkalarından biri oldu. Sanat camiası da geceye güçlü bir destek verdi. Ücret talep etmeyen saz ekibi Ersoy Yağmur, Yılmaz Çağlayan ve Özgür Damcı eşliğinde sahne alan gönüllü sanatçılar Işıl Işıl ve Murat Aslan, performanslarıyla geceye anlam kattı. Katılımcılar hem duygusal hem de coşkulu anlar yaşarken, Egemen için toplanan destek daha da büyüdü. “KASLAR YORULUR, SEVGİ YORULMAZ” Organizasyon komitesi adına yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kaslar yorulur ama sevgi ve dayanışma asla yorulmaz. Egemen evladımız henüz 7,5 yaşında. Hem eğitim hayatının hem de çocukluğunun en güzel döneminde. Bizler onun büyükleri olarak adımları yavaşlamasın, hayalleri yarım kalmasın diye buradayız. Giresun halkı bu hayati dayanışmaya sahip çıktı.” Toplanan yaklaşık 100 bin TL’lik bağışın, Egemen’in tedavi ve rehabilitasyon sürecinde kullanılacağı belirtildi. DMD KAS HASTALIĞI NEDİR? Duchenne Muscular Dystrophy (DMD), çocukluk çağında ortaya çıkan, ilerleyici ve kalıtsal bir kas hastalığıdır. Distrofin adlı proteinin eksikliği nedeniyle kas hücreleri zamanla hasar görür ve güç kaybı artar. Hastalığın temel özellikleri: Genellikle 2–5 yaş arasında belirtiler başlar. Erkek çocuklarda daha sık görülür. Yürümede gecikme, sık düşme ve merdiven çıkmada zorlanma ilk belirtiler arasındadır. İlerleyen dönemlerde solunum ve kalp kasları etkilenebilir. Kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte; fizik tedavi, destekleyici medikal uygulamalar ve yeni nesil gen temelli araştırmalar hastalığın ilerleyişini yavaşlatmaya yöneliktir. Bu nedenle erken tanı, düzenli takip ve toplumsal destek büyük önem taşımaktadır. Egemen için düzenlenen bu gece, yalnızca bir yardım organizasyonu değil; aynı zamanda Giresun’un vicdanının, merhametinin ve toplumsal sorumluluk bilincinin güçlü bir yansıması olarak kayıtlara geçti.

BAĞIMLILIKLA MÜCADELE İL KOORDİNASYON KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİ Haber

BAĞIMLILIKLA MÜCADELE İL KOORDİNASYON KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİ

BAĞIMLILIKLA MÜCADELE İL KOORDİNASYON KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİ Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu toplantısı, Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti başkanlığında, ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. 11 Aralık 2025 tarihinde Valilik Toplantı Salonu’nda yapılan toplantıda, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 2025 yılının ilk 11 ayında bağımlılıkla mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sunuldu. Eğitim, farkındalık, saha taramaları, danışmanlık hizmetleri ve riskli gruplara yönelik koruyucu çalışmaların sonuçları kurul üyeleriyle paylaşıldı. Toplantıda ayrıca Giresun Üniversitesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından 2024–2028 Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Eylem Planı çerçevesinde yürütülen ve yürütülmesi planlanan faaliyetlere ilişkin detaylı sunumlar yapıldı. Üniversite, akademik araştırmalar, saha analizleri ve öğrenci odaklı önleyici programları aktarırken; Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ise aile temelli koruyucu hizmetler, sosyal destek mekanizmaları ve dezavantajlı bireylere yönelik müdahale süreçlerini kurulun dikkatine sundu. VALİ SERDENGEÇTİ'DEN TOPLUMSAL GÜVENLİK VURGUSU Vali Serdengeçti, açılış konuşmasında bağımlılığın türü ne olursa olsun "bireyin sağlığını, aile düzenini ve toplumsal huzuru tehdit eden ciddi bir sorun" olduğunu belirtti. Bağımlılığın artık sadece uyuşturucu ve tütün ürünleriyle sınırlı kalmayıp, dijital alışkanlıklar, çevrim içi oyunlar ve sosyal medya gibi davranışsal bağımlılıkları da içerdiğini vurgularken, bu konunun bir toplumsal güvenlik ve gelecek nesilleri koruma meselesi olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Vali Serdengeçti’nin toplantıda yaptığı açılış konuşması şöyle;“Bağımlılıkla mücadele amacıyla düzenlediğimiz bu toplantıda sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyor, hepinize hoş geldiniz diyorum. Bağımlılık; türü ne olursa olsun, bireyin sağlığını, aile düzenini ve toplumsal huzuru tehdit eden ciddi bir sorundur. Günümüzde yalnızca uyuşturucu ve tütün ürünleri değil; dijital alışkanlıklar, çevrim içi oyunlar ve sosyal medya da bağımlılık davranışlarını tetiklemektedir. Bu nedenle bağımlılığı sadece sağlık meselesi değil, aynı zamanda bir toplumsal güvenlik ve gelecek nesilleri koruma meselesi olarak görüyoruz. 2024–2028 Ulusal Eylem Planı doğrultusunda ilimizde hem tütün kontrolü hem uyuşturucu ile mücadele hem de davranışsal bağımlılık alanlarında etkin çalışmalar yürütmekteyiz. 2025 yılı boyunca tütün ürünü kullanımına yönelik denetimler yoğunlaştırılmış, gençlere yönelik bilinçlendirme programları genişletilmiş ve kapalı alanlarda tütün kullanımının önlenmesine yönelik kontroller daha sıkı şekilde uygulanmıştır. Uyuşturucu ile mücadelede ise hem arzın azaltılması hem de talebin önlenmesi için kurumlarımız arasında güçlü bir koordinasyon sağlanmaktadır. Riskli gruplara yönelik erken müdahale programları, aile eğitimleri ve okul temelli farkındalık faaliyetleri kararlılıkla sürdürülmektedir. Davranışsal bağımlılıkların hızla arttığı bir dönemdeyiz. Bu nedenle dijital okuryazarlığın artırılması, teknoloji kullanımının bilinçli bir çerçeveye oturtulması ve özellikle çocuklarımızın güvenli dijital ortamlarla buluşturulması artık stratejik bir zorunluluktur. Kurumlarımızca yürütülen eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri bu mücadelenin önemli bir ayağını oluşturmaktadır.Bağımlılıkla mücadele yalnızca bir kurumun değil, tüm toplumun görevidir. Ne kadar geniş bir farkındalık oluşturur, ne kadar güçlü bir dayanışma sergilersek, o kadar başarılı oluruz. Gençlerimizi bağımlılığın karanlık alanlarına bırakmayacak; onların sağlıklı, üretken ve iradesi güçlü bireyler olarak yetişmesi için hep birlikte çalışacağız." TÜRKİYE GENELİNDE BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR; • Yeşilay Danışmanlık Merkezleri’nin (YEDAM) ülke çapında yaygınlaştırılması ve bağımlı bireylere ücretsiz psikososyal destek sağlanması, • Narko-Tim, Narko-Okul ve Narko-Gençlik projeleriyle gençlerin ve öğrenci çevrelerinin korunmasına yönelik polis teşkilatı tarafından geliştirilen önleyici güvenlik uygulamaları, • ALO 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma Hattı üzerinden anlık psikolojik danışmanlık ve yönlendirme hizmetlerinin güçlendirilmesi, • Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen bağımlılık karşıtı müfredat entegrasyonu, okul rehberlik faaliyetleri ve velilere yönelik farkındalık eğitimleri, • Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda AMATEM ve ÇEMATEM merkezlerinin kapasite artırımı, tedavi sürekliliği ve rehabilitasyon alanlarının geliştirilmesi, • Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın gençleri riskli ortamlardan uzak tutmaya yönelik kulüp, spor faaliyeti ve gençlik merkezi programlarının genişletilmesi, • Dijital bağımlılık, tütün ve alkol bağımlılığı gibi alanlarda ulusal kampanyalar, düzenleyici politikalar ve medya farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması şeklinde devam ediyor. Toplantıda kurumlar arası veri paylaşımı, koordinasyonun güçlendirilmesi, riskli alanların tespiti, yerel eylem planlarının güncellenmesi ve 2026 yılı hedeflerinin belirlenmesi konuları da ele alındı. Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu’nun yıl boyunca düzenli aralıklarla toplanarak hem yerel hem ulusal politikalara katkı sunmaya devam edeceği bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.