Hava Durumu

#Rehabilitasyon

giresunsonhaber - Rehabilitasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rehabilitasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TRABZONSPOR KARŞISINDA AĞIR TABLO Haber

TRABZONSPOR KARŞISINDA AĞIR TABLO

GİRESUN SANAYİSPOR TRABZON'DA 10 GOL YİYEREK MAĞLUP OLDU Turkcell Kadın Futbol Süper Ligi’nin 29. haftasında Prolift Giresun Sanayispor, Trabzonspor deplasmanından 10-0’lık ağır bir skorla ayrıldı. Kadir Özcan Tesisleri’nde gerçekleşen maçta ilk devreyi 4-0 önde kapatan Trabzonspor, ikinci yarıda bulduğu 6 gol dahayla farklı bir galibiyet elde etti. TRABZONSPOR İLK YARIDA ÜSTÜNLÜĞÜ ELİNE ALDI Prolift Giresun Sanayispor, Turkcell Kadın Futbol Süper Ligi’nin 29. hafta mücadelesinde Trabzonspor’a konuk oldu. Trabzonspor Kadir Özcan Tesisleri’nde oynanan maçta ev sahibi ekip, başlangıçtan itibaren oyunun hakimiyetini kurdu. Giresun ekibi savunmada tutunmaya çalışsa da Trabzonspor ilk yarıda attığı gollerle soyunma odasına 4-0 önde girdi. İKİNCİ YARIDA FARK YALNIZCA ARTTI Trabzonspor, karşılaşmanın ikinci yarısında da hücumdaki baskısını sürdürdü. Bordo-mavili ekip, ikinci devrede 6 gol daha kaydederek skoru 10-0’a getirdi. Giresun Sanayispor, zorlu deplasmanda oyuna ağırlığını koymakta zorlanarak sahadan ağır bir yenilgiyle ayrıldı. Alınan bu sonuçla yeşil-beyazlı takım, ligin son periyoduna moralsiz bir başlangıç yaptı. GİRESUN SANAYİSPOR'DA İKİ KRİTİK EKSİK VARDI Giresun Sanayispor, Trabzonspor deplasmanına iki kilit oyuncusu olmadan çıktı. Nevcan Keleş, 28. hafta öncesinde yaşadığı ön çapraz bağ sakatlığı sebebiyle sezonun geri kalanında forma giyemeyecek. Oyuncunun tedavi ve rehabilitasyon süreci kulübün sağlık heyeti tarafından yürütülüyor. Nazlı Örnek ise Fenerbahçe ArsaVev maçında yaşadığı sakatlık nedeniyle Trabzonspor müsabakasında kadroda yer alamadı. Hava topu mücadelesinde rakibiyle çarpışan Nazlı Örnek’in burnunda kırık tespit edildi. Kulüpten yapılan açıklamada, iki oyuncunun sezonun sonundaki Trabzonspor ve Beşiktaş maçlarında görev alamayacağı belirtildi. GİRESUN SANAYİSPOR’UN İLK 11’İ Giresun Sanayispor’un Trabzonspor maçı için belirlediği ilk 11’de şu isimler yer aldı: Zerda, Esma, Yağmur, Rabia, Milovic, Berra, Vanesa, Gamze, İlayda, Nana, Neslihan Yeşil-beyazlılarda kaptanlık bandını Neslihan taktı. YEDEK KULÜBESİ VE TEKNİK SORUMLU Giresun Sanayispor’un yedeklerinde Melisa, Gözde, Hazal ve Asya şeklinde isimler bulunuyordu. Takımın teknik sorumluluğu ise Hilmi Bugüner tarafından üstlenildi. HAFTANIN MAÇLARI Turkcell Kadın Futbol Süper Ligi’nin 29. hafta programı şu şekilde gerçekleşti: Tarih / Saat Maç 16 Mayıs 2026 / 13.00 Trabzonspor A.Ş. 10-0 Prolift Giresun Sanayispor 17 Mayıs 2026 Bornova Hitab Spor - Yüksekova Spor Kulübü 17 Mayıs 2026 Beylerbeyi Spor Kulübü - Sercan İnşaat Gaziantep ALG Spor 17 Mayıs 2026 / 13.00 1207 Antalyaspor Kadın Futbol Kulübü - Fatih Vatan Spor 17 Mayıs 2026 / 13.00 Beşiktaş JK Kadın Futbol Takımı - Şile Bilgidoğa Sportif Yatırım Hizmetleri A.Ş. 17 Mayıs 2026 / 13.00 Hakkarigücü Spor - Ankara Büyükşehir Belediyesi Fomget Spor Kulübü 17 Mayıs 2026 / 14.00 Amed Sportif Faaliyetler - Galatasaray Gain 19 Mayıs 2026 / 14.00 Fenerbahçe ArsaVev Kadın Futbol Takımı - Ünye Kadın Spor Kulübü SEZON FINALİ ÖNEM TAŞIYOR Giresun Sanayispor, Trabzonspor deplasmanındaki ağır yenilginin ardından rotasını sezonun son haftasına çevirdi. Nevcan Keleş ve Nazlı Örnek’in eksikliğiy la kadrosu daralan yeşil-beyazlılar, Beşiktaş karşısında daha mücadeleci bir futbol sergilemeyi amaçlayacak. Ligin son karşılaşması, Giresun temsilcisi için moral depolama ve toparlanma adına kritik önemde olacak.

ANNELER GÜNÜNDE ÖZEL BİREYLER VE AİLELERİ KAHVALTIDA BULUŞTU Haber

ANNELER GÜNÜNDE ÖZEL BİREYLER VE AİLELERİ KAHVALTIDA BULUŞTU

ANNELER GÜNÜNDE ÖZEL BİREYLER VE AİLELERİ KAHVALTIDA BULUŞTU Giresun’da Anneler Günü kapsamında özel bireyler ve ailelerine yönelik kahvaltı programı düzenlendi. Giresun Valisi Mustafa Koç ile eşi Neslihan Gül Koç’un katıldığı programda annelerin fedakârlığı ve aile dayanışmasının önemi öne çıktı. Giresun’da Anneler Günü dolayısıyla özel bireyler ve aileleri kahvaltı programında bir araya geldi. Giresun Valisi Mustafa Koç ve eşi Neslihan Gül Koç’un katılımıyla gerçekleştirilen programda, özel bireylerin aileleriyle birlikte sosyal yaşamın içinde daha görünür olması ve annelerin emeklerinin hatırlatılması amaçlandı. Programa Giresun Milletvekilleri Prof. Dr. Nazım Elmas, Ali Temür ve Ertuğrul Gazi Konal da katıldı. İl Emniyet Müdürü Ferhat Akbaş, Temmuz 2025’ten bu yana Giresun İl Jandarma Komutanı olarak görev yapan Kıdemli Albay Nihat Özkök ve İl Genel Meclisi Başkanı Ahmet Şahin de programda yer aldı. AİLELERLE YAKINDAN İLGİLENİLDİ Kahvaltı programında özel bireyler ve aileleriyle yakından ilgilenildi. Anneler Günü vesilesiyle düzenlenen buluşma, özel gereksinimli bireylerin aileleriyle birlikte desteklenmesi ve annelerin toplumsal hayattaki emeğinin görünür kılınması açısından anlamlı bir etkinlik oldu. Giresun’da özel gereksinimli bireylere yönelik sosyal destek çalışmaları Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile bağlı kuruluşlar üzerinden yürütülüyor. Keşap Engelsiz Yaşam, Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi Müdürlüğü’nün daha önce Giresun Kalesi Sosyal Tesisleri’nde düzenlediği kahvaltı programına kurum bünyesinde hizmet alan 48 özel gereksinimli birey ile personel katılmıştı. ANNELER GÜNÜNDE DAYANIŞMA VURGUSU Program, Anneler Günü’nde özel bireylerin aileleriyle birlikte kamusal dayanışma içinde desteklenmesi bakımından dikkat çekti. Giresun’da sosyal hizmet kuruluşları, özel gereksinimli bireylerin yaşam kalitesini artırmaya ve ailelerin sosyal hayata katılımını güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Vali Mustafa Koç ve eşi Neslihan Gül Koç, daha önce de kadınlar, aileler, engelli bireyler ve sosyal destek başlıklarında çeşitli ziyaret ve programlara katılmıştı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında koruyucu aile, engelli bireye sahip aile ve şehit ailesi ziyaret edilmişti. Anneler Günü buluşması, özel bireyler ve ailelerinin yalnız olmadığını gösteren sosyal dayanışma programları arasında yer aldı.

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ? Haber

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ?

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ? 2,5 MİLYON TL CEZA TOPRAĞI TEMİZLEYECEK Mİ? ÜÇÜNCÜ İHLAL, AYNI DERE, AYNI SORU: TEHLİKE BİTTİ Mİ? Giresun’un Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyünde bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüten Alagöz Madencilik’e, Çatalağaç Deresi’ne atık su deşarjı nedeniyle 2 milyon 517 bin TL idari para cezası kesildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, aynı ihlalin daha önce iki kez yaşandığını, üçüncü tespitte cezanın 3 kat artırımlı uygulandığını açıkladı. Kirliliğe neden olan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetleri gerekli tedbirler alınıncaya kadar durduruldu. Ancak ihlalin tamamen önlenip önlenmediği, dereye, toprağa, yeraltı sularına ve tarım alanlarına ne karıştığı, bölgenin hangi takvimle ıslah edileceği kamuoyuna açıklanmadı. AYNI İHLAL ÜÇÜNCÜ KEZ TESPİT EDİLDİ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Giresun İl Müdürlüğü ekipleri, Alagöz Madencilik’e ait maden sahasında yaptığı incelemede atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiğini belirledi. Bakanlık, işletmeye daha önce de aynı ihlal nedeniyle iki kez para cezası uygulandığını açıkladı. Üçüncü tespitte yaptırım 3 kat artırımlı kesildi ve şirkete 2 milyon 517 bin TL idari para cezası uygulandı. Bu tablo, Çatalağaç Deresi’ndeki sorunun tek seferlik bir çevre ihlali olmadığını gösteriyor. Aynı ihlalin üçüncü kez tespit edilmesi, önceki cezaların kirliliği önlemeye yetip yetmediği sorusunu büyütüyor. CEZA KESİLDİ AMA İHLAL TAMAMEN ÖNLENDİ Mİ? Bakanlık, kirliliğe neden olan yeraltı galerisinin gerekli tedbirler alınıncaya kadar kapatıldığını duyurdu. Resmi açıklamada, yeraltı galerisinden kaynaklanan taban suyunun kontrol altına alınması, çökeltim sağlanarak deşarj edilmesi ve bu amaçla havuz yapılması gerektiği belirtildi. Bu düzenleme yapılıncaya kadar taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetleri durduruldu. Ancak açıklamalarda dereye ulaşan kirletici akışın tamamen kesildiği, dere yatağındaki kirliliğin temizlendiği, yeraltı suyu riskinin ortadan kaldırıldığı, tarım alanları için analiz yapıldığı veya ıslah takviminin başlatıldığı yönünde açık bir bilgi yer almadı. Bu nedenle dosyada asıl soru cezanın kesilip kesilmediği değil; ihlalin tamamen önlenip önlenmediği, kirletici kaynağın kalıcı biçimde durdurulup durdurulmadığı ve Çatalağaç Deresi’nde geçmiş kirliliğin etkisinin giderilip giderilmediğidir. MADENİN TAMAMI DEĞİL, YERALTI GALERİSİ DURDURULDU Resmi açıklama, sahadaki tüm faaliyetin durdurulduğunu değil, taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetlerinin durdurulduğunu gösteriyor. Bu ayrım, çevresel riskin devam edip etmediği açısından kritik önem taşıyor. Kısmi kapatma kararı, kirletici akışın kontrol altına alınması için atılmış bir idari adımdır. Ancak bu karar, geçmişte dereye ulaşan atık suyun dere yatağında, sedimentte, çevre toprağında veya yeraltı suyunda bıraktığı etkiyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. DEREYE, TOPRAĞA VE YERALTI SUYUNA NE KARIŞTI? Bakanlık açıklamasında, Alagöz Madencilik’e ait madenden çıkan atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiği bilgisi yer aldı. Ancak kamuoyuna açık açıklamalarda su, çamur, sediment, toprak veya yeraltı suyu numunelerinde hangi maddelerin tespit edildiğine ilişkin analiz sonucu paylaşılmadı. Bu nedenle “toprağa şu madde karıştı”, “yeraltı suyu şu ağır metalle kirlendi” veya “tarım alanları şu maddeyle etkilendi” şeklinde kesin hüküm kurulamaz. Fakat işletmenin bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüttüğü resmi açıklamada yer aldığı için bölgede ağır metal, asidik maden drenajı, sediment ve yeraltı suyu analizlerinin açıklanması çevre güvenliği açısından zorunlu hale geliyor. ANALİZİ AÇIKLANMASI GEREKEN BAŞLIKLAR Çatalağaç Deresi’nde çevresel riskin bittiğinin söylenebilmesi için yalnızca ceza kararı yeterli değildir. Kamuoyuna en az şu analiz başlıklarının açıklanması gerekir: Analiz alanı Açıklanması gereken değerler Dere suyu pH, iletkenlik, askıda katı madde, sülfat, ağır metal değerleri Dere çamuru ve sediment Bakır, kurşun, çinko, kadmiyum, arsenik, demir, mangan birikimi Tarım toprağı Ağır metal düzeyi, ürün güvenliği, sulama etkisi Yeraltı suyu İzleme kuyusu sonuçları, kirletici taşınımı, içme-kullanma suyu riski Ekosistem Dere canlılığı, bitki örtüsü, biyolojik çeşitlilik etkisi MADEN DRENAJI NEDEN RİSKLİ? Maden sahalarında suyun sülfürlü minerallerle temas etmesi, asidik maden drenajı riskini doğurabilir. Bilimsel kaynaklar, maden drenajının su ile sülfür içeren kayaçlar arasındaki kimyasal reaksiyonla oluşabildiğini; asidik akışın bakır ve kurşun gibi ağır metalleri yeraltı veya yüzey sularına taşıyabildiğini ortaya koyuyor. Asidik maden drenajı, ağır metallerce zengin ve yüksek asitli suyun oluşumu ile hareketi anlamına gelir. Bu tür akışlar yüzey suyu, yeraltı suyu, toprak ve ekosistem açısından risk oluşturabilir. Bu bilimsel çerçeve, Çatalağaç Deresi’nde hangi kirleticinin kesin olarak bulunduğunu göstermez. Ancak bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürütülen bir sahada su, sediment, toprak ve yeraltı suyu analizlerinin neden zorunlu olduğunu açık biçimde ortaya koyar. PARA CEZASI DEREYİ TEMİZLEMEZ 2 milyon 517 bin TL’lik idari para cezası, ihlale verilen yaptırımdır. Ancak para cezası dere yatağındaki çamuru, sedimentte biriken olası ağır metalleri, toprağa taşınmış kirleticileri veya yeraltı suyuna ulaşmış riski kendiliğinden ortadan kaldırmaz. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda kirlenme ve bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması, giderilmesi ve çevrenin iyileştirilmesi için yapılan harcamaların kirleten veya bozulmaya neden olan tarafından karşılanacağı düzenlenir. Bu ilke, kamuoyunda “kirleten öder” ilkesi olarak bilinir. Bu nedenle Alagöz Madencilik’e kesilen ceza, dosyanın kapanması anlamına gelmez. Kirlenmenin kaynağının durdurulması, kirli suyun arıtılması, dere yatağının temizlenmesi, toprak ve su analizlerinin düzenli yapılması, sonuçların kamuoyuna açıklanması ve ekolojik zararın giderilmesi gerekir. BU BÖLGE NE KADAR SÜREDE ISLAH EDİLİR? Çatalağaç Deresi ve çevresindeki alanların ne kadar sürede ıslah edileceği, açıklanmayan analiz sonuçlarına bağlıdır. Kirlenme yalnızca yüzey suyuyla sınırlı kaldıysa iyileşme daha kısa sürede izlenebilir. Ancak kirleticiler dere çamuruna, sediment tabakasına, tarım toprağına veya yeraltı suyuna karıştıysa süreç aylar değil, yıllar alabilir. Etkilenen alan Olası süre Gereken işlem Yüzey suyu Günler-haftalar Deşarjın kesilmesi, arıtma, düzenli su analizi Dere yatağı ve sediment Aylar-yıllar Çamur ve sediment analizi, kontrollü temizlik, güvenli bertaraf Tarım toprağı Yıllar Ağır metal analizi, ürün güvenliği testi, toprak iyileştirme Yeraltı suyu Yıllar-on yıllar İzleme kuyuları, hidrojeolojik takip, uzun süreli arıtma Dere ekosistemi Yıllar Canlı yaşamı, bitki örtüsü ve biyoçeşitlilik izlemesi Islah süresi; kirletici yüküne, atık suyun içeriğine, dere debisine, sediment birikimine, toprağın etkilenme düzeyine, yeraltı suyu hareketine ve uygulanacak arıtma-temizlik yöntemine göre değişir. Bu nedenle bölgede çevresel riskin bittiği ancak resmi analizler, izleme raporları ve ıslah planı açıklandıktan sonra söylenebilir. ÇED OLUMLU KARARI SONRASI DENETİM SORUSU Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçelerini kapsayan maden ocakları ve maden atık depolama tesisi kapasite artışı projesi için ÇED sürecini yürüttü. İl Müdürlüğü, proje için nihai ÇED raporunun görüşe açıldığını duyurdu; daha sonra proje için “ÇED Olumlu” kararı verildiğini ilan etti. Aynı il müdürlüğünün denetim ekipleri, Doğankent Çatalağaç’ta Alagöz Madencilik’e ait sahadan atık suyun dereye deşarj edildiğini belirledi. Bu nedenle ÇED süreciyle birlikte yanıt bekleyen soru büyüyor: Çevre güvenliği ve denetim vurgusu yapılırken aynı ihlal üçüncü kez nasıl yaşandı? GİRESUN’UN MADEN HAFIZASINDA ŞEBİNKARAHİSAR VAR Giresun’da madencilik kaynaklı çevre riski daha önce Şebinkarahisar’da yaşanan atık barajı çökmesiyle gündeme gelmişti. TEMA Vakfı, Şebinkarahisar’daki maden atık barajı çökmesiyle oluşan kirliliğe ilişkin çalışmasını kamuoyuyla paylaştı. Vakıf, Şebinkarahisar örneği üzerinden maden atıklarının uzun vadeli etkilerine dikkat çekti. Bu örnek, Çatalağaç Deresi dosyası açısından kritik bir gerçeği hatırlatıyor: Madencilik kaynaklı kirlilikte ceza ve kapatma kararı tek başına yeterli değildir. Çevresel etkinin gerçek boyutu ancak uzun süreli numune takibi, şeffaf analiz süreci ve kamuoyuna açık ıslah programıyla ortaya çıkar. CEZA VAR, ANALİZ YOK; KAPATMA VAR, ISLAH TAKVİMİ YOK Bakanlık ceza kararını ve kısmi kapatmayı açıkladı. Ancak kamuoyuna açıklanan bilgilerde kirliliğin tamamen giderildiği, dere yatağının temizlendiği, tarım alanlarının güvenli olduğu, yeraltı suyunda risk kalmadığı veya bağımsız izleme süreci başlatıldığı yönünde bilgi bulunmuyor. Bu nedenle Çatalağaç Deresi dosyasında en kritik başlık, cezanın miktarı değil; kirliliğin kaynağı, yayılımı, etkisi, temizliği ve sorumluluğudur. YANIT BEKLEYEN SORULAR Çatalağaç Deresi dosyasında kamuoyunun yanıt beklediği sorular şunlardır: Ceza kesildikten sonra atık su deşarjı tamamen durduruldu mu? Kapatılan yeraltı galerisi dışında sahadaki üretim devam ediyor mu? Taban suyunu kontrol altına alacak havuz tamamlandı mı? Çatalağaç Deresi’nden su, çamur ve sediment numunesi alındı mı? Yeraltı suyu için izleme kuyusu açıldı mı? Tarım alanlarından toprak numunesi alındı mı? Bakır, kurşun, çinko, kadmiyum, arsenik ve sülfat değerleri kaç çıktı? Kirleticiler içme-kullanma suyu kaynaklarına veya tarım alanlarına ulaştı mı? Kirlenen dere yatağı için temizlik ve rehabilitasyon programı başlatıldı mı? Islah süreci için takvim, sorumlu kurum ve şirket yükümlülüğü belirlendi mi? ÇED olumlu kararı verilen kapasite artışı dosyası, üçüncü ihlal sonrası yeniden değerlendirilecek mi? GİRESUN’DA MADEN DOSYASI ARTIK DENETİM VE ONARIM DOSYASIDIR Alagöz Madencilik’e kesilen 2 milyon 517 bin TL ceza, Çatalağaç Deresi’nde yaşanan çevre kirliliğinin yalnızca idari yaptırım boyutunu gösteriyor. Asıl mesele, aynı ihlalin üçüncü kez yaşanması ve önceki cezaların kirliliği önlemeye yetmemesidir. Bölgede çevresel riskin bittiğinin söylenebilmesi için yalnızca ceza kararı yeterli değildir. Su, sediment, toprak ve yeraltı suyu analizleri, temizlik planı, ıslah takvimi, bağımsız denetim sonuçları ve şirketin üstlendiği çevresel sorumluluk kamuoyuna açıklanmalıdır. Çatalağaç Deresi için yanıt bekleyen soru artık yalnızca “ceza kesildi mi?” değildir. Asıl sorular şunlardır: İhlal tamamen önlendi mi, dereye ve toprağa ne karıştı, yeraltı suları etkilendi mi, tarım alanları güvenli mi, bu bölge kim tarafından ve hangi takvimle ıslah edilecek? KAYNAKÇA Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: Giresun’da çevreyi kirleten madene kısmi kapatma ve 3 katı para cezası. ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü: Giresun’da çevreyi kirleten madene kısmi kapatma ve 3 katı para cezası. Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü: Alagöz Maden kapasite artışı ve ÇED süreci duyuruları. 2872 Sayılı Çevre Kanunu: Kirletenin çevresel zararın giderilmesine ilişkin sorumluluğu. USGS: Mine drainage ve asidik maden drenajı açıklamaları. EPA: Abandoned mine drainage ve ağır metal kirliliği açıklamaları. TEMA Vakfı: Şebinkarahisar maden atık barajı çökmesi ve uzun vadeli kirlilik değerlendirmesi.

TEMÜR’DEN MADEN ÇIKIŞI: “VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ, MADENCİLİĞE DEĞİL” Haber

TEMÜR’DEN MADEN ÇIKIŞI: “VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ, MADENCİLİĞE DEĞİL”

ALİ TEMÜR’DEN MADEN ÇIKIŞI: “VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ, MADENCİLİĞE DEĞİL” AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, 18 Nisan 2026’da Gelevera TV’de katıldığı canlı yayında maden tartışmasını programın en sert başlıklarından biri haline getirdi. Temür, Giresun’un “yüzde 85’i maden alanı” iddiasına rakamlarla karşı çıktı, yer altı kaynaklarının çıkarılmasını savundu, Sekü hattındaki çalışmanın “numune alma, karot alma ve kırıntı alma” faaliyeti olduğunu söyledi. “GİRESUN’UN YÜZDE 85’İ MADEN ALANI” İDDİASINA RAKAMLI YANIT Temür, yayında bu başlığı doğrudan açtı ve kendisine sahada yöneltilen tepkiyi de tırnak içinde aktardı: “Gittiğimiz birçok yerde vatandaşlar bize diyor ki efendim siz nasıl vekilsiniz? Giresun’un %85’i maden alanı olmuş. Siz ne yapıyorsunuz?” Ardından şu ifadeleri kullandı: “Arkadaşlar açık net olarak bilgi verelim. Bu MAPEK’in bize verdiği bilgi internet sitesinde de tüm illerin maden alanlarının oranlaması ve yüz ölçümüne göre ne kadar alan kestiğini ortaya koyuyor. Bakın ben buradan okuyorum. Maden ruhsat alanlarının tamamında madencilik kapsamında fiili olarak kazı faaliyeti sürdürülmemektedir. Yani hepsi kazıyla olmuyor. Tünelli oluyor, başka şekillerde oluyor.” Temür, devamında “İli dahilinde maden işletme ruhsatları için verilmiş olan işletme izin alanlarının ilin yüz ölçümüne oranı %3,49 iken bu işletme izin alanlarındaki fiili kazı alanı ise il yüzölçümünün yalnızca 10 binde 4’ü kadardır. Resmi bilgiler %85 nerede?” dedi. Temür, yeni ihale sahaları için de ikinci bir veri seti okudu. “Son ihale grubunda Giresun ili dahilinde 11 adet saha ilana çıkılmış olup bu sahaların toplam alanı 17.930 hektardır. Bu alan ilin yüz ölçümünün ise yalnızca 2,55’i kadardır” diyen Temür, “Her 100 maden arama ruhsatından bir tanesinin işletme sahasına geçtiği düşünüldüğünde Giresun ilindeki madencilik faaliyeti yapılan alanların ilin yüz ölçümüne oranının %1’in üzerine dahi geçmesi mümkün görmemektedir” ifadelerini kullandı. Aynı bölümde, “Bu yeni arama için verilen izinle alakalı, ihale ile alakalı söyleniyor” dedi. “KENDİ DOĞALGAZIMIZI, MADENİMİZİ, PETROLÜMÜZÜ ÇIKARACAĞIZ” Temür, yer altı kaynaklarının çıkarılmasına karşı olmadığını açık cümlelerle anlattı. “Biz 195 tane bağımsız ülke kendi doğalgazını, petrolünü, madenini nasıl çıkarıyorsa biz de kendi doğalgazımızı, madenimizi, petrolümüzü çıkaracağız. Ama çevreye, doğaya, canlılara, bitki örtüsüne zarar vermeden” dedi. Maden sahalarındaki rehabilitasyon yükümlülüğünü de şu sözlerle anlattı: “Bir bölgede kazı alanı kuruldu, maden çıkartılıyor. Bu maden 10 yıl boyunca çıkartıldı. Ama bu maden çalışması bittikten sonra mutlaka işletmeci firmanın o bölgedeki verdiği zararları revize etmesi, yerine getirmesi, yenilemesi gerekiyor. Yeşil örtüyü yok ettiyse, yeşil örtü orada başka zararlar verdiyse eski haline getirmesi için taahhüt alınıyor.” Programda moderatörün, “Dünyanın hiçbir ülkesi yeraltı ve yerüstü zenginlikleri çöpe atmaz” sözlerine de onay veren Temür, bu çizgiyi daha da sertleştirdi. “Şimdi evimizde madenin, tencere tas hepsi madenin ürünü. Pencerenizin kenarına yaptığınız demir maden ürünü. Olmadığı zaman istemedik diyen bir grup var bu ülkede. Neye karşı geldiğini bilmiyor. Her şeye karşı geliyorsunuz, iki dakika elektrik kesilse kıyamet koparıyorsunuz” dedi. Ardından şu cümleyi kurdu: “İyi hesaplama yapılacak. Yerin üstü de bizim için bir zenginlik. Bitki örtüsü de çok kıymetli. Ya tahribat veriyorsa orayı eski haline çevirecek.” SEKÜ BAŞLIĞINDA “YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARIN HÜKMÜ KALMAMIŞTIR” DEDİ Temür, Tirebolu Sekü hattındaki tartışmayı da yayında ayrıca açtı. Önce protestolarda kullanılan sloganı olumlu bulduğunu söyledi. “Bu Tirebolu’nun Seki köyünde bir olay var. Oradaki protestocu grup bana göre süper bir sloganla çıktı. ‘Vahşi madenciliğe karşıyız. Madenciliğe değil.’” dedi. Hemen ardından kendi pozisyonunu şu cümlelerle tarif etti: “Bu ülkenin değerlerini çöpe atamazsınız. Binlerce yılda oluşuyor o kaynaklar. Dünyada gelişmiş ülkeler nasıl yapılıyorsa bizde de öyle yapılsın. Niye karşı geldiğimizi bilmiyoruz ki. Zaten bizim madencilik ve diğer konulardaki çalışmalarımızın tamamı Avrupa Birliği normlarında yapılır.” Sekü dosyasında hukuki sürece ilişkin de net konuşan Temür, “Orada bir yürütmeyi durdurma kararı verilmiş. Ama bu sadece şununla alakalı; il müdürlüğü ya da genel müdürlüğün hangisi bu konuda karar verecek, ÇED gerekli değildir raporuna yetkilidir konusundadır” dedi. Temür, devamında “Daha sonra genel müdürlük bu konuda yetki verdiği için bize söylenen genel müdürlük tarafından, bakanlık tarafından yürütmeyi durdurma kararın hükmü kalmamıştır” ifadesini kullandı. Aynı bölümde, “O bölgedeki yapılan çalışma da numune alma, karot alma ve kırıntı alma çalışmasıdır. Dolayısıyla vatandaşımızın yerinde de böyle bir çalışma yapılmıyor. Kendisine ait olan bölgede işletici firma çalışma yapıyor” dedi. Valiliğin tutumunu ise “Valilik gerekli çalışmaları, araştırmaları yaptıktan sonra oradaki vatandaşın yürütmeyi durdurma kararıyla alakalı olmayan çalışmalar ortaya koyduğu için müsaade etti ona aracını götürmesine” sözleriyle anlattı. “HİÇBİR DEVLET VATANDAŞINI GÖRMEZDEN GELMEZ” Temür, tartışmanın sonunda devletin tutumunu savundu ve tepki biçimlerini hedef aldı. “Şunu düşünmek, hiçbir devlet, hele Türkiye Cumhuriyeti gibi binlerce yıllık kültürden gelen bir devlet vatandaşını görmezden gelmez, önemsememezlik yapmaz. Çok dikkatle dinler, inceler. En hayırlı ülke adına, insanlar adına en hayırlısı neyse ona karar verir” dedi. Ardından şu eleştiriyi yöneltti: “Çok aceleci bir reaksiyon göstermeye başladık. Az önce de söyledim, mesele üzerinden yüzlerce insanı yığıyorsunuz, slogan attırıyorsunuz. Sonuç alamıyorsunuz.” CUMHURBAŞKANI VE SİYASİ ÇERÇEVE Temür, yayının açılışında siyasetin genel çerçevesini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan üzerinden kurdu. “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la yol yürümek bir şereftir”, “Türkiye’nin etrafı ateş çemberi ama biz Ramazanımızı ve bayramımızı huzur ve güven içerisinde gerçekleştirdik”, “Artık daha önceki süreçlerde başkalarının oyunun figürü değiliz. Biz eğer oyun kurulacaksa bölgede kendimiz kuruyoruz” dedi. Temür, “24 yıldır tüm seçimlerde bize destek veren öncelikle Espiye ve diğer ilçeleri tüm Giresunlu hemşehrilerimize canı gönülden teşekkür ediyorum”, “Giresun beklediği projeleri teker teker gerçekleştiriyor”, “Bizim Giresun’da halkımıza verdiğimiz sözleri birebir yerine getiriyoruz”, “Biz Giresun için varız. Hizmet odaklı bir siyaset gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı. ADALET SARAYI, LOJMAN VE HAKİMEVİ DOSYASI Temür, “Giresun Adalet Sarayı projemiz 2009’da programa alınmıştı. Gelir gelmez hemen gündeme aldık” dedi. “Giresun merkezdeki cezaevini Espiye’ye taşımıştık. Espiye’deki cezaevini hizmete açtıktan sonra Giresun’daki cezaevini yıktık. Onun yerine Türkiye’de bağımsız adalet sarayı olmayan tek ildik arkadaşlar. Bu sıkıntıyı ortadan kaldırdık” sözleriyle projeyi anlattı. Temür, “Yaklaşık değeri 2 milyar Türk lirası civarında. 37 bin 100 metrekare. Tüm ihtiyacımızı giderecek. Yaklaşık 300 araçlık da otoparkı var” dedi. Ardından, “Hem Adalet Sarayı hem de Giresun merkezde 34 tane yargı mensubuna lojman, 15 tane Bulancak’ta, 15 tane de Şebinkarahisar’da yargı mensuplarına yepyeni lojmanlar aldık” ifadesini kullandı. Keşap için de “Yaklaşık 80 odalı hakimevi projemiz Samsun’dan Artvin’e kadar hiçbir ilde yok. İnşallah ilki Giresun’da olacak” dedi. SAĞLIKTA PET, ANJİYO, KALP MERKEZİ VE YENİ HASTANELER Sağlık yatırımları yayının en geniş bölümlerinden birini oluşturdu. Temür, “Haziran 2024 yılında mecliste odamda oturuyorum. Bir telefon geldi. Bir eski muhtarımız. ‘Sayın vekilim ben 19 Mayıs Üniversite Hastanesi’nin önündeyim. Hastama PET cihazı çektirmek için geldim ama bana Aralık ayının 8’ine gün veriyorlar’ dedi” sözleriyle süreci anlattı. “Eğer bu hasta gerçekten kanser hastası ise iki tane evre geçiriyor. Hemen bakanımızla görüştük. Giresun’a mutlaka bir PET cihazı alınması gerektiğini ifade ettik” diyen Temür, “750 binin altındaki illere PET cihazı vermiyorlar ama biz halkımızın duasıyla bunu başardık ve bir yıl içerisinde bu PET cihazını Eğitim Araştırma Hastanesi Giresun’da açtık. Şu anda hizmet veriyor” dedi. “Türkiye’de 750 binin altında büyükşehir olmayan iller arasında birkaç tane ilden bir tanesi Giresun PET cihazı olan” sözlerini de ekledi. Temür, İlhan Özdemir Devlet Hastanesi için de “Bakımsız bir haldeydi. B grubuna düşmüştü. Biz o hastaneyi hemen A grubuna aldırdık. Baştan aşağı yeniledik ve şu ana kadar tam 93 milyon lira masraf ettik. Bir yıl içerisinde 150 yataktan 250 yatağa çıkardık” dedi. “Aynı zamanda o hastaneye bir anjiyo ünitesi kurduk. Şu anda aylık 120 tane civarında hastamıza anjiyo uygulaması yapılıyor”, “Giresun İlhan Özdemir Devlet Hastanesi’nde kalp merkezi kuruyoruz”, “Akciğer kan pompamız geldiği anda doktorlarımızı tedarik ettik”, “Orada aynı eğitim araştırma hastanesindeki işlemler gibi kalp operasyonları yapılacak. Baypas ameliyatı yapılacak” ifadelerini kullandı. İlerleyen bölümde ise “Anjiyo merkezini İlhan Özdemir Devlet Hastanesi’ne kuracağız dedik. İşte arkadaşlar örneği burada anjiyo ünitemizi İlhan Özdemir Devlet Hastanesi’ne kurduk. Ayrıca bir de sanal anjiyo olarak ilaçlı anjiyo der vatandaşımız onu da İlhan Özdemir Hastanesi’nde gerçekleştirdik” dedi. Temür, sağlıkta yeni yatırım başlıklarını da tek tek sıraladı. “2026 Yatırım Programına 250 yataklı Eğitim Araştırma Hastanesi ek binasını aldırdık”, “Giresun İlhan Özdemir Devlet Hastanesi’ni 250 yataklı olarak programa aldırdık”, “150 yataklı göğüs hastanemizin yeniden yapımı ile alakalı programa aldırdık”, “Keşap ilçemize devlet hastanesi programı aldırdık”, “Duroğlu beldemize hem de Piraziz ilçemize Aile Sağlığı Merkezi programa aldırdık” dedi. Temür, “Programa aldırdığımız hastanelerin değeri şu anki fiyatlarla tam 6 milyar lira. Bitimi zannediyorum 10 milyarın üzerinde olur” ifadesini kullandı. AFAD, SEL TEDBİRLERİ VE İŞ MAKİNELERİ Temür, afet ve altyapı başlığında “Bizim bölgemiz sel felaketlerine uğrayan bir bölge. Dolayısıyla sel öncesi tedbirleri alabilmek için DSI tarafından tam 8 tane ekskavatörümüz Giresun’a aktarıldı” dedi. “Geçen yıl İçişleri Bakanlığı’na bağlı AFAD tarafından Giresunumuza tam 1 milyar 200 milyon civarında AFAD ödeneği aktardık”, “Tüm ilçelerimizde, tüm beldelerimizde yaklaşık 1250 noktada duvar çalışması, 200 noktada da menfez çalışması gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı. Temür, “Geçen yıl 57 tane iş makinesi aldık. Tüm ilçelerimize dağıttık. Bu yıl da 13 tane alıyoruz. Toplam 70 oluyor” dedi. TURİZMDE ADA, MAVİ GÖL, GÖKSU VE ZEYTİNLİK EVLER Turizm başlığında Temür, “Giresun’un bir turizm, eğitim ve kültür şehri olması noktasında büyük bir mücadele veriyoruz” dedi. “Şükürler olsun artık Giresun Adası bize bakmıyor. Giresun Adası’nı turizme kazandırdık. İnşallah bu yıl çok güzel bir çalışmayla adanın içerisinde bir restorantımız olacak” ifadesini kullandı. Dereli hattı için de “Göksu travertenleri ile Mavi Göl arasında 2,5 kilometrelik bir yürüyüş yolu yapıyoruz”, “Bu bölgeyi çok büyük bir cazibe merkezi haline getireceğiz” dedi. “Göksu travertenlere bir yaz döneminde 500 bin civarında misafir kabul ediyoruz”, “Otopark konusunda yaklaşık 80 milyon lira harcadık”, “Maviden beyaza yolculuk projemiz hazır”, “O bölgeye tam 200 milyon lira harcadık” sözlerini kullandı. Zeytinlik Evler için de Temür, “Geçen yıl 10 milyon lira aldık. Bu yıl 10 milyon lira aldık”, “Bu beton binaları teker teker yıkıyoruz. Kamulaştırıp yıkıyoruz”, “Şu anda 20 milyon civarında para kullandık ve restore ediyoruz” dedi. “Eğer bu biterse bölgede çok ciddi bir rekreasyon alanı oluşacak” sözleriyle projeyi anlattı. SU PROJELERİ: KOÇKAYA, SİSDAĞI VE BÜYÜK İÇME SUYU HATTI Temür, “Biz su konusunda çok büyük çalışmalar yapıyoruz” dedi. “Giresun Yukarı Havza bölgesinde Koçkaya Tevsip Bendini bitirdik”, “Giresun Merkez’de büyük bir gölet çalışmamız oldu. İhalesini yaptık. 269 milyon lira. Bu yaz çalışması başlıyor” ifadelerini kullandı. Sisdağı-Ören hattı için de “Geçen yıl başlayamadık. Yol izinlerini alamamıştık. Bu sene yol izinlerini aldık. İnşallah bu yaz yüklenici firma hem yolu yapacak hem de Sis Dağı’ndaki Ören’deki bölgeye hizmet edecek göletimizin çalışmasını başlatacak” dedi. İçme suyu projesinde ise Temür, “Önümüzdeki yıllarda hem dünyada hem Türkiye’de hem de Giresun’da su sorunu çok büyük bir sorun” dedi. “Giresun’da içme suyu projesi 2025 yılında programa alındı”, “Giresun Merkez, Bulancak, Dereli, Keşap ilçelerimiz ve köylerinin ihtiyacını giderecek büyük su projesi”, “Yaklaşık 2 milyar 300 milyonluk kısmı ihaleye çıktı”, “Boru ağımız yaklaşık 41 kilometresinin ihalesi yapıldı”, “İnşallah 2029 yılında bu proje bitmiş olacak”, “Yaklaşık maliyeti de 10 milyar civarında olacağını tahmin ediyoruz” ifadelerini kullandı. İLÇE İLÇE YATIRIM LİSTESİ Temür, ilçe yatırımlarını da peş peşe sıraladı. “Tirebolu’da gençlik merkezimiz bitti. Hizmete açıldı”, “Tirebolu yurt binası 350 öğrencilik, hizmete açılıyor, bitmek üzere”, “Espiye’de öğrenci yurdu ihtiyacını biliyoruz”, “Gençlik merkezimiz bitti”, “Yarı olimpik yüzme havuzumuzun projesini hazırladık. Yakında ihalesini gerçekleştireceğiz” dedi. Güce için “Yaşlı rehabilitasyon merkezi”, “Bir ay içerisinde hizmete girecek”, “Yaklaşık 40-50 kişi çalışacak. 60 tane ihtiyaç sahibi yaşlımızı burada güven içerisinde, huzur içerisinde bakacağız” ifadelerini kullandı. Dereli için ise “Dereli stadının etrafındaki istinat duvarlarının imalatını gerçekleştirdik. Şimdi de o bölgeye stadımızı imal etmek için çalışıyoruz” dedi. EĞİTİM VE SPOR YATIRIMLARI Temür, eğitim yatırımlarını da geniş bir listeyle anlattı. “Giresun İmam Hatip Lisesi şu anda yüzde 70’ler civarında bitmek üzere. Bu yıl bitireceğiz” dedi. Ardından “Bulancak Aydındere İlkokulu yüzde 100 bitirdik”, “Dereli Öğretmenevi 40 yataklı yüzde 80 seviyesinde”, “Merkez Yeniyol İmam Hatip Lisesi yüzde 80 seviyesinde”, “Bulancak Yunus Emre İlkokulu 12 derslik yüzde 50 seviyesinde”, “Şebinkarahisar 100 kişilik ortaöğretim pansiyonu yüzde 10 seviyesinde”, “Merkez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 20 derslik yüzde 30 seviyesinde”, “Görele İlkokulu 24 derslik ihalesi yapıldı”, “Tirebolu Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan İlkokulu 16 derslik”, “Merkez Özel Eğitim Ortaokulu ihalesi yapılmak üzere”, “Merkez 23 Nisan İlkokulu proje aşamasında”, “Merkez Gedikkaya İlkokulu proje aşamasında”, “Espiye Esentepe İlkokulu 2026 programına girdi” dedi. Spor yatırımlarında ise Temür, “Bulancak ilçesi 800 seyircili kapalı spor salonu ihalesi ihaleye çıktı”, “200 seyircili yarı olimpik yüzme havuzunun 5 Mayıs’ta ihalesi yapılıyor. Ödeneği geldi. Bakanımız talimatı verdi” ifadelerini kullandı. MORFOLOJİ BİNASI VE ÜNİVERSİTE DOSYASI Temür, üniversite için “Bizim tıp fakültemiz var. Tıp fakültemizin de eğitim göreceği morfoloji binamız var” dedi. “Geçen sene 230 milyon lira çıkardık ödenek olarak”, “Bu yıl da yaklaşık 300 milyon civarında ödenek ihtiyacı olduğunu ifade ettiler. Biz de bu ödeneğin tamamını çıkardık”, “Bu yılın sonuna doğru morfoloji binamız bitiyor” sözlerini kullandı. YOL BAŞLIĞINDA EĞRİBEL, KOVANLIK-AYDINDERE, BEKTAŞ VE DAL-ÇIK Ulaşım başlığında Temür, Espiye hattı için “2020 yılında çok büyük sel felaketi yaşadık ve yolumuz çok büyük zarar görmüştü”, “Yolun tamamının bitirilmesine yaklaşık 550-600 milyon civarında bir ödenek ihtiyacı vardı”, “Bu para 570 milyon olarak Giresun’a aktarıldı”, “Bu yaz sezonunda yolumuzun tamamını bitirmiş olacağız” dedi. Kovanlık-Aydındere hattında ise “Geçen yıl çok ciddi bir çalışma yaptık. Ciddi ödenek aktardık”, “Bu yıl da çok hızlı bir çalışma olacak”, “Hiç olmazsa 10-15 tane virajın keskin kulpunun kırılmasını sağlayacağız” ifadelerini kullandı. Bektaş yolu için de “Dün itibariyle bu izin geldi”, “Gerekli araç gereç kiralaması ile beraber ihtiyaç duyulan Bektaş yolundaki genişletmelerin, iyileştirmelerin yapılmasına şu anda başlıyoruz”, “Bu sıkıntı bittikten sonra sıfır asfaltla sıcak asfaltla kaplanması noktasında ödeneğimiz var” dedi. Dal-çık ve Güney Çevre Yolu için Temür, “Sayın Cumhurbaşkanımıza konuyu arz ettim”, “Hiç olmazsa Giresun Güney Çevre yolu etap etap programa alınsın dedim”, “Kendisi talimat verdi”, “Dereli Şebinkarahisar yolunun Dereli’den itibaren Kotana dediğimiz Kümbet sapağına kadar olan kısmı yaklaşık 2 milyar değerinde. Talimatı verildi”, “Dalçıkla alakalı da konuyu Cumhurbaşkanımıza arz etmiştik” dedi. FINDIK ÇARŞISI VE FINDIKTA BİLİMSEL ALTYAPI Temür, fındık için tanıtım ve araştırma ayağını birlikte anlattı. “Rize’de çay çarşısı var. Biz de Giresun’a bir fındık çarşısı istiyoruz dedik” sözleriyle başlayan Temür, “Restoranımız olacak, mescidimiz olacak, büyük bir kafemiz olacak, 10-15 tane de fındık satışı ile alakalı reyonlarımız olacak” dedi. Üniversite tarafında ise “Giresun Üniversitesi Türkiye genelinde fındık ihtisas üniversitesi”, “Fındıkla alakalı çalışmalar yapmak üzere laboratuvar yeri arıyorlardı”, “Orada hem fındık fidanı hem de toprak, yaprak analizi ve bilimsel çalışmalar konusunda bir laboratuvar kurulacak” ifadelerini kullandı. SANAYİ, OSB VE SOSYAL KONUT Temür, sanayi başlığında “3. Organize Sanayi Bölgesi Espiye”, “Kamulaştırma kararını onaylattık”, “4’üncüsü için de kamu yararı kararını onaylattık” dedi. “Bulancak’ta şu anda 3 bin 500 tane istihdam sağladık. Devam eden projelerle 5 bine tamamlıyoruz” sözlerini kullandı. Şebinkarahisar için de “5. OSB’yi Şebinkarahisar’da kurduk, kuruluşunu tamamladık” dedi. Konut başlığında ise “Giresun’da 1670 civarında yeni sosyal konut yapacağız”, “TOKİ’de toplantı yaptık”, “İlk Evim İlk Arsam projesinin akıbetini sorduk”, “Giresun’da 1670 küsur tane TOKİ sosyal konut projemiz var” ifadelerini kullandı. YAYLA ELEKTRİĞİ TARTIŞMASINDA CHP’Yİ HEDEF ALDI Temür, yayla elektriği sorununda muhalefeti doğrudan hedef aldı. “2017-2018 yıllarında yayla elektriği ile alakalı kanun çıkarmışız”, “Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Anayasa Mahkemesi’ne götürülmüş ve iptal ettirilmiş”, “İptal ettirildiği için ortada bir kanun yok” dedi. “Danıştay geçen bir karar daha aldı”, “Aksa artık o bölgede projeye uygun da yapılsa abonelik veremiyor”, “Vatandaşımız da kaçak elektrik parası ödemek zorunda kalıyor” ifadelerini kullanan Temür, “Bunun vebali, günahı Cumhuriyet Halk Partisi’nin” dedi. GURBETE DÖNÜŞ VE KAPANIŞ MESAJI Gurbette yaşayan Giresunluların dönüşü sorulduğunda Temür, “Emekli kesimin Giresun’da yaşamını sürdürebilmesi için mutlaka bizim sağlık konusunda çok ciddi adım atmamız lazım”, “Hem ambulans ağımızı genişlettik, hem yollarımızı güzelleştirdik, hem de hastanelerimizi 1. sınıf vatandaşımıza layık hastaneler haline getirdik” dedi. Kapanışta ise “Hayal anlatmıyoruz, sanal konuşmuyoruz. Yaptığımız işleri gösteriyoruz”, “Sadece müjde etmiyoruz, projeyi gerçekleştiriyoruz”, “Biz kimsenin gönlüyle, aklıyla alay etmiyoruz”, “Biz hizmet odaklı siyaset yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

GİRESUN HAYVAN HAKLARI PLATFORMU’NDAN MEYDANDA SERT ÇAĞRI Haber

GİRESUN HAYVAN HAKLARI PLATFORMU’NDAN MEYDANDA SERT ÇAĞRI

GİRESUN HAYVAN HAKLARI PLATFORMU’NDAN MEYDANDA SERT ÇAĞRI Giresun Hayvan Hakları Platformu, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü’nde Atatürk Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasında sokak hayvanlarına yönelik toplama, kapatma ve kötü muamele uygulamalarına tepki gösterdi. Platform, “ KATLİAM YASASI GERİ ÇEKİLSİN.HAYVANLAR ÖZGÜRLEŞSİN.” çağrısıyla yasal düzenlemenin değiştirilmesini, barınakların rehabilitasyon merkezine dönüştürülmesini ve hayvan haklarının güvence altına alınmasını istedi. Giresun’da sokak hayvanları savunucuları 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü’nde Atatürk Meydanı’nda bir araya geldi. Giresun Hayvan Hakları Platformu, ülke genelinde yapılan eş zamanlı açıklamalara Giresun’dan katıldı ve kent merkezinde yetkililere acil çağrı yaptı. Platform adına dönüşümlü olarak Nihal Memiş Dizdar, Adnan Usta ve Hakan Dizdar konuştu. Açıklamada, 4 Nisan’ın kendileri için kutlama günü olmadığı vurgulandı. Meydanda okunan metinde, sokak hayvanlarının yaşam hakkına dönük ihlallerin büyüdüğü, toplama ve kapatma uygulamalarının derinleştiği, kötü muamele ve ölüm vakalarının vicdanları yaraladığı ifade edildi. Platformun açıklamasında en dikkat çeken cümlelerden biri şöyle oldu: “ Bizler sokak hayvanlarının yaşam hakkı savunucuları olarak, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü'nü kutlamak yerine yas tutuyoruz.” Açıklamanın devamında, sokak hayvanlarının her geçen gün daha ağır bir tabloyla karşı karşıya kaldığı belirtildi ve “Çünkü sokak hayvanlarının hemen her gün sistematik olarak yok edilmesinin ya da barınaklara hapsedilerek korkunç koşullarda hayattan koparılmalarına tanıklık etmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.” denildi. Basın açıklamasında yalnızca tepki değil, somut talepler de sıralandı. Platform, mevcut yasal düzenlemenin geri çekilmesini istedi. Metinde bu talep, “ Kamuoyunda 'Katliam Yasası' olarak bilinen yasa derhal geri çekilmelidir.” cümlesiyle dile getirildi. Aynı açıklamada, hayvanların yaşam ve özgürlük hakkını temel alan yeni bir düzenleme yapılması çağrısı yapıldı. Platform, 5199 sayılı kanunun temel yaklaşımının korunmasını istedi. Açıklamada, “5199 sayılı kanunun 6.maddesinde yer alan, “kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat” ilkesi korunmalıdır.” ifadesine yer verildi. Hayvan haklarının anayasal güvence altına alınması talebi de meydandan açık biçimde dile getirildi. Giresun Hayvan Hakları Platformu, toplama ve kapatma uygulamalarının derhal durdurulmasını istedi. Açıklamada, “Toplamalar ve hapsetmeler derhal durdurulmalı, barınaklar, hayvan hastanesi ve rehabilitasyon merkezine dönüştürülmelidir.” denildi. Platform, mevcut barınakların tedavi merkezine dönüşene kadar her bölümün net biçimde izlenebildiği kamera sistemine geçilmesini de talep etti. Veteriner hizmetleri de açıklamanın önemli başlıkları arasında yer aldı. Platform, “ İcapçı veteriner hekim uygulaması tamamen kalkmalı, her il ve ilçede 7/24 çalışan veteriner hekim ve teknik personel sayısı artırılmalıdır.” çağrısı yaptı. Kırdan kente uzanan bir kısırlaştırma seferberliği başlatılması ve tüm il ile ilçelerde kısırlaştırma ile ilkyardım üniteleri kurulması da talepler arasında sıralandı. Hayvanların üretim ve satışına yönelik itiraz da metinde açık biçimde yer aldı. Platform, hayvanların “Pet” başlığı altında alınıp satılan bir nesneye dönüştürüldüğünü savundu. Açıklamada, “ “Pet” olarak kategorize edilerek bir ürün gibi alınıp satılabilen tüm hayvanların, üretim ve satışı yasaklanmalı, yasağa aykırı hareket ederek suç işleyenlere caydırıcı cezalar uygulanmalıdır.” denildi. Meydandaki açıklamada ihlallerin boyutuna ilişkin sayısal veriler de paylaşıldı. Platform sözcüleri, “Hayvan Hakları İzleme Komitesi'nin 2025 yılı raporuna göre yalnızca basına yansıyan vakalarda bile 3 milyon 939 bin 77 hayvanın yaşam hakkı ihlal edilmiş.” sözleriyle yaşanan tablonun ağırlığına dikkat çekti. Atatürk Meydanı’ndan yükselen mesaj net oldu. Giresun Hayvan Hakları Platformu, sokak hayvanları için toplama ve kapatma merkezli politikanın terk edilmesini, yaşam hakkını, tedaviyi, kısırlaştırmayı ve yerinde yaşatmayı esas alan yeni bir yaklaşımın benimsenmesini istedi. Açıklama, Giresun’da hayvan hakları mücadelesinin sokakta, meydanda ve kamuoyu önünde daha sert bir çizgiye taşındığını ortaya koydu.

8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR Haber

8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR

GİRESUN’DA 8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart mesajı, bir kutlama metninden çok daha fazlasını söyledi: Engelli bireylerin bakımını omuzlayan kadınlar, hem görünmeyen emeğin hem de yetersiz sosyal desteğin en ağır yükünü taşıyor. Giresun’da derneğin son dönemde sağlık, eğitim ve erişilebilir hizmetler başlığında verdiği mücadele, bu çıkışın anlık değil, sahaya dayanan bir itiraz olduğunu gösteriyor. Araştırmalar da aynı noktaya işaret ediyor: bakım yükü büyüdükçe kadınların yaşam kalitesi, sosyal katılımı ve ekonomik güvencesi daha fazla aşınıyor. GİRESUN’DA 8 MART MESAJI Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart dolayısıyla paylaştığı metin, kadınların engellilik alanındaki görünmeyen yükünü doğrudan hedefe koydu. Metinde, engelli çocukların ya da engelli yakınlarının bakımını üstlenen kadınların ekonomik güvenceden uzaklaştığı, sosyal hayattan koptuğu ve çözüm masalarında geri planda bırakıldığı vurgulandı. Asıl dikkat çeken ise derneğin meseleyi yardım diliyle değil, “hak temelli yaklaşım” ve “eşit yurttaşlık” çerçevesiyle tarif etmesi oldu. Bu yönüyle açıklama, 8 Mart’a özel bir duyarlılık çağrısından çok, yılın geri kalanında görmezden gelinen bir toplumsal yükün kayda geçirilmesi niteliği taşıdı. DERNEĞİN ÇİZGİSİ NET: GÜNDELİK SERZENİŞ DEĞİL, SÜREKLİ HAK ARAYIŞI Derneğin son dönemde kamuoyuna yansıyan çıkışlarına bakıldığında, bu açıklamanın münferit olmadığı görülüyor. Giresun Engelsiz Yaşam Derneği, 2025 sonbaharında yapılan olağan kongrede “Engelsiz Yaşam Merkezi” ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı; 2026 başında ise özel gereksinimli bireylerin rehabilitasyon eğitimlerine 27 yaş sınırı getirilmesi girişimine açık tepki verdi. Bu iki başlık bile derneğin yalnızca farkındalık üretmediğini, aynı zamanda hizmete erişim ve hak kaybı başlıklarında doğrudan müdahil olduğunu gösteriyor. SAĞLIKTA SOMUT KAZANIM: DİŞ TEDAVİSİ İÇİN İL DIŞI MECBURİYETİ AZALDI Derneğin etkisinin sahada görüldüğü başlıklardan biri sağlık hizmetleri oldu. 2025 Eylülünde yerel ve tematik haber kaynaklarına yansıyan bilgilere göre, Giresun Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin ortak çalışmasıyla engelli çocukların diş tedavileri Giresun’da yapılmaya başlandı. Bu gelişme, aileler açısından yalnızca bir sağlık hizmeti kolaylığı değil; şehir dışı sevk, ulaşım masrafı, refakat zorluğu ve zaman kaybının da azalması anlamına geldi. EĞİTİM BAŞLIĞINDA TEPKİ: “HAK KAYBI DERİNLEŞMESİN” Derneğin en sert çıkışlarından biri ise rehabilitasyon eğitiminde yaş sınırı tartışmasına karşı oldu. Ocak 2026’da yerel basına yansıyan açıklamalarda dernek başkanı Rabia Akkuş, özel gereksinimli bireylerin rehabilitasyon merkezlerinde aldıkları eğitime 27 yaş sınırı getirilmek istenmesini eleştirdi ve bunun eğitim hakkını zedeleyeceğini savundu. Bu itiraz, yalnızca bir yönetmelik tartışması değil; eğitim hakkının sürekliliği, ailelerin geleceğe dair güvencesi ve engelli bireyin sistem dışına itilmemesi açısından kritik bir uyarı olarak öne çıktı. ARAŞTIRMALAR DERNEĞİN SÖYLEDİĞİNİ DOĞRULUYOR Bilimsel çalışmalar, derneğin 8 Mart metninde dile getirilen temel sorunun duygusal bir saptama değil, ölçülebilir bir gerçek olduğunu gösteriyor. Türkiye’de yayımlanan araştırmalardan birinde, engelli çocuğa sahip bakım veren ebeveynlerin yüzde 78’inin anne olduğu saptandı. Başka çalışmalarda ise çocuğun engel oranı arttıkça bakım yükünün de arttığı, ağır engelli aile üyesine bakım veren kadınlarda bakım yükü yükseldikçe yaşam doyumu ve yaşam kalitesinin olumsuz etkilendiği belirtildi. Bu bulgular, bakımın aile içinde “doğal olarak” kadına bırakılan bir görev gibi görülmesinin, aslında kadınların sosyal ve ekonomik hayatını daraltan yapısal bir sorun ürettiğini ortaya koyuyor. GÖRÜNMEYEN EMEK, EN AĞIR SOSYAL YÜKLERDEN BİRİNE DÖNÜŞÜYOR Sorunun merkezinde yalnızca fiziksel bakım yok. Engelli bireyin sağlık randevusu, eğitimi, taşınması, gündelik ihtiyaçları, sosyal uyumu ve kriz anları çoğu evde tek bir kişinin, çoğunlukla da annenin ya da kadın yakının omzuna yükleniyor. Bu tablo kadınların istihdamdan kopmasına, düzensiz gelirle yaşamasına, sosyal çevreden uzaklaşmasına ve tükenmişlik duygusunun derinleşmesine yol açıyor. Literatürde “bakımın kadınlaşması” olarak tarif edilen bu süreç, engellilik alanında kadınların neden iki kat görünmez kaldığını da açıklıyor: Hem bakım veriyorlar hem de bu bakım çoğu zaman emek sayılmıyor. DEVLET DESTEĞİ VAR, AMA SAHADAKİ YÜKÜ TAM OLARAK HAFİFLETMİYOR Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 bütçe verilerine göre 520 bin aileye evde bakım yardımı yapılıyor; ayrıca 104 bin 573 kişi engelli aylığından, 45 bin 750 kişi de engelli yakını aylığından yararlanıyor. Bakanlığın güncel bilgilendirme sayfalarında evde bakım yardımı ve gündüz hizmetleri sisteminin sürdüğü görülüyor. Ancak rakamların büyüklüğü, ihtiyacın karşılandığı anlamına gelmiyor. Sahadaki temel sorun; desteğin yalnızca nakdi boyutta kalması, gündüzlü bakım, geçici bakım, psikososyal destek, yerel koordinasyon ve erişilebilir kamusal hizmetlerin aynı ölçüde güçlenmemesi. Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart metni de tam burada sertleşiyor: Kadınların ve engelli bireylerin yükü yılda bir gün anılarak değil, her gün işleyen destek mekanizmalarıyla hafifletilebilir. DÜNYANIN YÖNÜ BELLİ: YARDIM DEĞİL, HAK VE TOPLUM TEMELLİ DESTEK Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, engelli bireylerin bağımsız yaşama ve toplum içinde yer alma hakkını açık biçimde güvence altına alıyor. Bu yaklaşım, engelli bireyi edilgen bir yardım nesnesi olarak değil, hak sahibi yurttaş olarak kabul ediyor. Bu çerçevede bakım veren ailelerin, özellikle kadınların yükünü azaltacak hizmetlerin güçlendirilmesi; erişilebilir sağlık, eğitim, sosyal katılım ve yerel destek ağlarının yaygınlaştırılması bekleniyor. Giresun’daki derneğin 8 Mart çıkışı da tam olarak bu çizgiye yaslanıyor: yardım istemekten çok, hakların eksiksiz tanınmasını talep ediyor. GİRESUN’DAN YÜKSELEN SES, TEK BİR GÜNÜN DEĞİL YILIN TAMAMININ MESELESİ Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart mesajı, yerel ölçekte yazılmış bir sosyal medya paylaşımından ibaret değil. O metin, engelli bireylerin bakımını taşıyan kadınların neden yoksullaştığını, neden yalnızlaştığını ve neden çözüm süreçlerinin merkezine alınması gerektiğini özetliyor. Derneğin son dönemde sağlık hizmetine erişim, eğitim hakkı ve engelsiz yaşam merkezi gibi başlıklarda verdiği mücadele de bu sözlerin sahadaki karşılığını güçlendiriyor. Giresun’da dile gelen bu itirazın özeti net: Engelli bireyin hakkı konuşulacaksa, onunla birlikte yaşayan ve hayatı omuzlayan kadının yükü artık tali bir ayrıntı gibi görülemez.

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor Haber

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor

Kanser tedavisinde son yıllarda önemli bir değişim yaşanıyor. Artık hedef yalnızca tümörü küçültmek ya da hastalığı kontrol altına almak değil; aynı zamanda hastanın fiziksel gücünü, bağımsızlığını, yaşam kalitesini korumak ve artırmak. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kanser tanısı alırken, erken tanı ve gelişmiş tedaviler sayesinde sağ kalım oranları giderek artış gösteriyor. Ancak tedavi sürecinin bedende bıraktığı izler, çoğu zaman en az hastalığın kendisi kadar yıpratıcı olabiliyor. Onkolojik rehabilitasyonun yararlarından söz eden Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon; meme kanseri cerrahisi sonrası her beş hastadan birinde görülen lenfödem riskinin azaltılmasında büyük fayda sağlıyor. Erken dönemde başlanan koruyucu egzersiz ve manuel terapi uygulamaları ile bu risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Onkolojik rehabilitasyon ayrıca akciğer kanseri sonrasında solunum kapasitesinin korunmasında, kolon ve rektum kanseri ameliyatlarından sonra karın kaslarının güçlendirilmesinde, prostat kanseri sonrası pelvik taban fonksiyonlarının desteklenmesinde ve beyin tümörü cerrahileri sonrasında denge ve koordinasyonun yeniden kazandırılmasında büyük önem taşıyor” diyor. Amaç Sadece Hayatta Kalmak Değil, Kaliteli Yaşamak Yapılan çalışmalar, düzenli rehabilitasyon programına katılan kanser hastalarında hastanede yatış süresinin kısaldığını, tedaviye uyumun arttığını ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca depresyon ve anksiyete oranlarında azalma, denge ve koordinasyon kaybında iyileşme ve kas gücünde artış gözlemleniyor. Örneğin Journal of Clinical Oncology’de yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analiz, kanser hastalarında uygulanan yapılandırılmış egzersiz programlarının kanser ile ilişkili yorgunluğu anlamlı düzeyde azalttığını ve fiziksel fonksiyonları belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde The Lancet Oncology’de yayımlanan bir başka çalışma, tedavi sürecinde uygulanan egzersiz ve rehabilitasyon programlarının yaşam kalitesini artırdığını ve psikolojik iyilik halini güçlendirdiğini bildiriyor. Uzmanlara göre bu veriler, onkolojik rehabilitasyonun destekleyici bir uygulama değil, kanser tedavisinin bilimsel temele dayanan tamamlayıcı bir bileşeni olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon hastanın yalnızca fiziksel değil, psikolojik dayanıklılığını da artırır. Amaç yalnızca hayatta kalmak değil, kaliteli yaşamak olmalıdır” diyerek rehabilitasyonun yaşam kalitesine olan katkısını da vurguluyor. Evde Yapılabilecek Basit Ama Etkili Egzersizler Uzman kontrolünde planlanmak kaydıyla, hastaların evde sürdürebileceği bazı temel egzersizler tedavi sürecine önemli katkı sağlıyor. Günlük 20–30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dayanıklılığı artırarak kas kaybını azaltmaya yardımcı olurken; derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise özellikle akciğer kapasitesinin korunmasında etkili oluyor. Meme kanseri cerrahisi sonrası omuz eklem hareket açıklığını korumak ve artırmak amacıyla üst ekstremiteye, şiddeti ve süresi hastalığın evresine göre değişen kuvvetlendirme ve germe hareketleri öneriliyor. Bu şekilde hem eklem hareket açıklığının sağlanmasına hem de kas kuvveti kaybının önlenmesine katkı sağlanıyor. Sandalyeden kontrollü şekilde oturup kalkma egzersizi, alt ekstremite kas gücünü destekliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Egzersiz ilaç gibidir; doğru dozda ve kişiye özel uygulanmalıdır. Her hasta için program farklı planlanmalı ve mutlaka uzman kontrolünde ilerlenmelidir” diyor. Kanser Hastalarında Egzersiz Kronik Yorgunluğu Azaltıyor Kanser hastalarının yüzde 70 ila 80’i tedavi sürecinde, özellikle dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk yaşıyor. Bu tablo, hastaların günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayabiliyor ve psikolojik olarak da yıpratıcı olabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Paradoks gibi görünse de kontrollü egzersiz yorgunluğu azaltıyor. Haftada birkaç gün yapılan hafif ve orta şiddette aerobik ve dirençli egzersizlerin, yorgunluğu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü bilimsel veriler var” diyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre özellikle düşük yoğunluklu, sürdürülebilir egzersizler bu süreçte büyük önem taşıyor. Örneğin günde 15–20 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dolaşımı artırarak enerji düzeyini yükseltebiliyor. Aynı şekilde sandalyede oturur pozisyonda yapılan kalça ve diz eklemine yönelik basit egzersizler ve kontrollü otur-kalk egzersizleri, kas gücünü desteklerken aşırı efor gerektirmiyor. Derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise hem akciğer kapasitesini korumaya yardımcı oluyor hem de gevşeme sağlayarak stres düzeyini azaltabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Burada önemli olan yoğunluk değil, egzersizlerin düzenli yapılmasıdır. Hastalar kendilerini tüketmeden, kontrollü ve planlı şekilde hareket etmeli. Egzersiz, doğru uygulandığında yorgunluğu artırmaz; tam tersine azaltır” ifadelerini kullanıyor. Onkolojik rehabilitasyon, kanser tedavisini yalnızca hastalığı kontrol altına alan bir süreç olmaktan çıkarıp, hastayı yeniden hayatın içine kazandırmayı hedefliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre doğru zamanda başlanan ve düzenli sürdürülen rehabilitasyon programları, kanserle mücadelede hem fiziksel hem de ruhsal gücü artırarak hastalara daha kaliteli bir yaşam sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.