Hava Durumu

#Rehabilitasyon

giresunsonhaber - Rehabilitasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rehabilitasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TEMÜR’DEN MADEN ÇIKIŞI: “VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ, MADENCİLİĞE DEĞİL” Haber

TEMÜR’DEN MADEN ÇIKIŞI: “VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ, MADENCİLİĞE DEĞİL”

ALİ TEMÜR’DEN MADEN ÇIKIŞI: “VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ, MADENCİLİĞE DEĞİL” AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, 18 Nisan 2026’da Gelevera TV’de katıldığı canlı yayında maden tartışmasını programın en sert başlıklarından biri haline getirdi. Temür, Giresun’un “yüzde 85’i maden alanı” iddiasına rakamlarla karşı çıktı, yer altı kaynaklarının çıkarılmasını savundu, Sekü hattındaki çalışmanın “numune alma, karot alma ve kırıntı alma” faaliyeti olduğunu söyledi. “GİRESUN’UN YÜZDE 85’İ MADEN ALANI” İDDİASINA RAKAMLI YANIT Temür, yayında bu başlığı doğrudan açtı ve kendisine sahada yöneltilen tepkiyi de tırnak içinde aktardı: “Gittiğimiz birçok yerde vatandaşlar bize diyor ki efendim siz nasıl vekilsiniz? Giresun’un %85’i maden alanı olmuş. Siz ne yapıyorsunuz?” Ardından şu ifadeleri kullandı: “Arkadaşlar açık net olarak bilgi verelim. Bu MAPEK’in bize verdiği bilgi internet sitesinde de tüm illerin maden alanlarının oranlaması ve yüz ölçümüne göre ne kadar alan kestiğini ortaya koyuyor. Bakın ben buradan okuyorum. Maden ruhsat alanlarının tamamında madencilik kapsamında fiili olarak kazı faaliyeti sürdürülmemektedir. Yani hepsi kazıyla olmuyor. Tünelli oluyor, başka şekillerde oluyor.” Temür, devamında “İli dahilinde maden işletme ruhsatları için verilmiş olan işletme izin alanlarının ilin yüz ölçümüne oranı %3,49 iken bu işletme izin alanlarındaki fiili kazı alanı ise il yüzölçümünün yalnızca 10 binde 4’ü kadardır. Resmi bilgiler %85 nerede?” dedi. Temür, yeni ihale sahaları için de ikinci bir veri seti okudu. “Son ihale grubunda Giresun ili dahilinde 11 adet saha ilana çıkılmış olup bu sahaların toplam alanı 17.930 hektardır. Bu alan ilin yüz ölçümünün ise yalnızca 2,55’i kadardır” diyen Temür, “Her 100 maden arama ruhsatından bir tanesinin işletme sahasına geçtiği düşünüldüğünde Giresun ilindeki madencilik faaliyeti yapılan alanların ilin yüz ölçümüne oranının %1’in üzerine dahi geçmesi mümkün görmemektedir” ifadelerini kullandı. Aynı bölümde, “Bu yeni arama için verilen izinle alakalı, ihale ile alakalı söyleniyor” dedi. “KENDİ DOĞALGAZIMIZI, MADENİMİZİ, PETROLÜMÜZÜ ÇIKARACAĞIZ” Temür, yer altı kaynaklarının çıkarılmasına karşı olmadığını açık cümlelerle anlattı. “Biz 195 tane bağımsız ülke kendi doğalgazını, petrolünü, madenini nasıl çıkarıyorsa biz de kendi doğalgazımızı, madenimizi, petrolümüzü çıkaracağız. Ama çevreye, doğaya, canlılara, bitki örtüsüne zarar vermeden” dedi. Maden sahalarındaki rehabilitasyon yükümlülüğünü de şu sözlerle anlattı: “Bir bölgede kazı alanı kuruldu, maden çıkartılıyor. Bu maden 10 yıl boyunca çıkartıldı. Ama bu maden çalışması bittikten sonra mutlaka işletmeci firmanın o bölgedeki verdiği zararları revize etmesi, yerine getirmesi, yenilemesi gerekiyor. Yeşil örtüyü yok ettiyse, yeşil örtü orada başka zararlar verdiyse eski haline getirmesi için taahhüt alınıyor.” Programda moderatörün, “Dünyanın hiçbir ülkesi yeraltı ve yerüstü zenginlikleri çöpe atmaz” sözlerine de onay veren Temür, bu çizgiyi daha da sertleştirdi. “Şimdi evimizde madenin, tencere tas hepsi madenin ürünü. Pencerenizin kenarına yaptığınız demir maden ürünü. Olmadığı zaman istemedik diyen bir grup var bu ülkede. Neye karşı geldiğini bilmiyor. Her şeye karşı geliyorsunuz, iki dakika elektrik kesilse kıyamet koparıyorsunuz” dedi. Ardından şu cümleyi kurdu: “İyi hesaplama yapılacak. Yerin üstü de bizim için bir zenginlik. Bitki örtüsü de çok kıymetli. Ya tahribat veriyorsa orayı eski haline çevirecek.” SEKÜ BAŞLIĞINDA “YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARIN HÜKMÜ KALMAMIŞTIR” DEDİ Temür, Tirebolu Sekü hattındaki tartışmayı da yayında ayrıca açtı. Önce protestolarda kullanılan sloganı olumlu bulduğunu söyledi. “Bu Tirebolu’nun Seki köyünde bir olay var. Oradaki protestocu grup bana göre süper bir sloganla çıktı. ‘Vahşi madenciliğe karşıyız. Madenciliğe değil.’” dedi. Hemen ardından kendi pozisyonunu şu cümlelerle tarif etti: “Bu ülkenin değerlerini çöpe atamazsınız. Binlerce yılda oluşuyor o kaynaklar. Dünyada gelişmiş ülkeler nasıl yapılıyorsa bizde de öyle yapılsın. Niye karşı geldiğimizi bilmiyoruz ki. Zaten bizim madencilik ve diğer konulardaki çalışmalarımızın tamamı Avrupa Birliği normlarında yapılır.” Sekü dosyasında hukuki sürece ilişkin de net konuşan Temür, “Orada bir yürütmeyi durdurma kararı verilmiş. Ama bu sadece şununla alakalı; il müdürlüğü ya da genel müdürlüğün hangisi bu konuda karar verecek, ÇED gerekli değildir raporuna yetkilidir konusundadır” dedi. Temür, devamında “Daha sonra genel müdürlük bu konuda yetki verdiği için bize söylenen genel müdürlük tarafından, bakanlık tarafından yürütmeyi durdurma kararın hükmü kalmamıştır” ifadesini kullandı. Aynı bölümde, “O bölgedeki yapılan çalışma da numune alma, karot alma ve kırıntı alma çalışmasıdır. Dolayısıyla vatandaşımızın yerinde de böyle bir çalışma yapılmıyor. Kendisine ait olan bölgede işletici firma çalışma yapıyor” dedi. Valiliğin tutumunu ise “Valilik gerekli çalışmaları, araştırmaları yaptıktan sonra oradaki vatandaşın yürütmeyi durdurma kararıyla alakalı olmayan çalışmalar ortaya koyduğu için müsaade etti ona aracını götürmesine” sözleriyle anlattı. “HİÇBİR DEVLET VATANDAŞINI GÖRMEZDEN GELMEZ” Temür, tartışmanın sonunda devletin tutumunu savundu ve tepki biçimlerini hedef aldı. “Şunu düşünmek, hiçbir devlet, hele Türkiye Cumhuriyeti gibi binlerce yıllık kültürden gelen bir devlet vatandaşını görmezden gelmez, önemsememezlik yapmaz. Çok dikkatle dinler, inceler. En hayırlı ülke adına, insanlar adına en hayırlısı neyse ona karar verir” dedi. Ardından şu eleştiriyi yöneltti: “Çok aceleci bir reaksiyon göstermeye başladık. Az önce de söyledim, mesele üzerinden yüzlerce insanı yığıyorsunuz, slogan attırıyorsunuz. Sonuç alamıyorsunuz.” CUMHURBAŞKANI VE SİYASİ ÇERÇEVE Temür, yayının açılışında siyasetin genel çerçevesini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan üzerinden kurdu. “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la yol yürümek bir şereftir”, “Türkiye’nin etrafı ateş çemberi ama biz Ramazanımızı ve bayramımızı huzur ve güven içerisinde gerçekleştirdik”, “Artık daha önceki süreçlerde başkalarının oyunun figürü değiliz. Biz eğer oyun kurulacaksa bölgede kendimiz kuruyoruz” dedi. Temür, “24 yıldır tüm seçimlerde bize destek veren öncelikle Espiye ve diğer ilçeleri tüm Giresunlu hemşehrilerimize canı gönülden teşekkür ediyorum”, “Giresun beklediği projeleri teker teker gerçekleştiriyor”, “Bizim Giresun’da halkımıza verdiğimiz sözleri birebir yerine getiriyoruz”, “Biz Giresun için varız. Hizmet odaklı bir siyaset gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı. ADALET SARAYI, LOJMAN VE HAKİMEVİ DOSYASI Temür, “Giresun Adalet Sarayı projemiz 2009’da programa alınmıştı. Gelir gelmez hemen gündeme aldık” dedi. “Giresun merkezdeki cezaevini Espiye’ye taşımıştık. Espiye’deki cezaevini hizmete açtıktan sonra Giresun’daki cezaevini yıktık. Onun yerine Türkiye’de bağımsız adalet sarayı olmayan tek ildik arkadaşlar. Bu sıkıntıyı ortadan kaldırdık” sözleriyle projeyi anlattı. Temür, “Yaklaşık değeri 2 milyar Türk lirası civarında. 37 bin 100 metrekare. Tüm ihtiyacımızı giderecek. Yaklaşık 300 araçlık da otoparkı var” dedi. Ardından, “Hem Adalet Sarayı hem de Giresun merkezde 34 tane yargı mensubuna lojman, 15 tane Bulancak’ta, 15 tane de Şebinkarahisar’da yargı mensuplarına yepyeni lojmanlar aldık” ifadesini kullandı. Keşap için de “Yaklaşık 80 odalı hakimevi projemiz Samsun’dan Artvin’e kadar hiçbir ilde yok. İnşallah ilki Giresun’da olacak” dedi. SAĞLIKTA PET, ANJİYO, KALP MERKEZİ VE YENİ HASTANELER Sağlık yatırımları yayının en geniş bölümlerinden birini oluşturdu. Temür, “Haziran 2024 yılında mecliste odamda oturuyorum. Bir telefon geldi. Bir eski muhtarımız. ‘Sayın vekilim ben 19 Mayıs Üniversite Hastanesi’nin önündeyim. Hastama PET cihazı çektirmek için geldim ama bana Aralık ayının 8’ine gün veriyorlar’ dedi” sözleriyle süreci anlattı. “Eğer bu hasta gerçekten kanser hastası ise iki tane evre geçiriyor. Hemen bakanımızla görüştük. Giresun’a mutlaka bir PET cihazı alınması gerektiğini ifade ettik” diyen Temür, “750 binin altındaki illere PET cihazı vermiyorlar ama biz halkımızın duasıyla bunu başardık ve bir yıl içerisinde bu PET cihazını Eğitim Araştırma Hastanesi Giresun’da açtık. Şu anda hizmet veriyor” dedi. “Türkiye’de 750 binin altında büyükşehir olmayan iller arasında birkaç tane ilden bir tanesi Giresun PET cihazı olan” sözlerini de ekledi. Temür, İlhan Özdemir Devlet Hastanesi için de “Bakımsız bir haldeydi. B grubuna düşmüştü. Biz o hastaneyi hemen A grubuna aldırdık. Baştan aşağı yeniledik ve şu ana kadar tam 93 milyon lira masraf ettik. Bir yıl içerisinde 150 yataktan 250 yatağa çıkardık” dedi. “Aynı zamanda o hastaneye bir anjiyo ünitesi kurduk. Şu anda aylık 120 tane civarında hastamıza anjiyo uygulaması yapılıyor”, “Giresun İlhan Özdemir Devlet Hastanesi’nde kalp merkezi kuruyoruz”, “Akciğer kan pompamız geldiği anda doktorlarımızı tedarik ettik”, “Orada aynı eğitim araştırma hastanesindeki işlemler gibi kalp operasyonları yapılacak. Baypas ameliyatı yapılacak” ifadelerini kullandı. İlerleyen bölümde ise “Anjiyo merkezini İlhan Özdemir Devlet Hastanesi’ne kuracağız dedik. İşte arkadaşlar örneği burada anjiyo ünitemizi İlhan Özdemir Devlet Hastanesi’ne kurduk. Ayrıca bir de sanal anjiyo olarak ilaçlı anjiyo der vatandaşımız onu da İlhan Özdemir Hastanesi’nde gerçekleştirdik” dedi. Temür, sağlıkta yeni yatırım başlıklarını da tek tek sıraladı. “2026 Yatırım Programına 250 yataklı Eğitim Araştırma Hastanesi ek binasını aldırdık”, “Giresun İlhan Özdemir Devlet Hastanesi’ni 250 yataklı olarak programa aldırdık”, “150 yataklı göğüs hastanemizin yeniden yapımı ile alakalı programa aldırdık”, “Keşap ilçemize devlet hastanesi programı aldırdık”, “Duroğlu beldemize hem de Piraziz ilçemize Aile Sağlığı Merkezi programa aldırdık” dedi. Temür, “Programa aldırdığımız hastanelerin değeri şu anki fiyatlarla tam 6 milyar lira. Bitimi zannediyorum 10 milyarın üzerinde olur” ifadesini kullandı. AFAD, SEL TEDBİRLERİ VE İŞ MAKİNELERİ Temür, afet ve altyapı başlığında “Bizim bölgemiz sel felaketlerine uğrayan bir bölge. Dolayısıyla sel öncesi tedbirleri alabilmek için DSI tarafından tam 8 tane ekskavatörümüz Giresun’a aktarıldı” dedi. “Geçen yıl İçişleri Bakanlığı’na bağlı AFAD tarafından Giresunumuza tam 1 milyar 200 milyon civarında AFAD ödeneği aktardık”, “Tüm ilçelerimizde, tüm beldelerimizde yaklaşık 1250 noktada duvar çalışması, 200 noktada da menfez çalışması gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı. Temür, “Geçen yıl 57 tane iş makinesi aldık. Tüm ilçelerimize dağıttık. Bu yıl da 13 tane alıyoruz. Toplam 70 oluyor” dedi. TURİZMDE ADA, MAVİ GÖL, GÖKSU VE ZEYTİNLİK EVLER Turizm başlığında Temür, “Giresun’un bir turizm, eğitim ve kültür şehri olması noktasında büyük bir mücadele veriyoruz” dedi. “Şükürler olsun artık Giresun Adası bize bakmıyor. Giresun Adası’nı turizme kazandırdık. İnşallah bu yıl çok güzel bir çalışmayla adanın içerisinde bir restorantımız olacak” ifadesini kullandı. Dereli hattı için de “Göksu travertenleri ile Mavi Göl arasında 2,5 kilometrelik bir yürüyüş yolu yapıyoruz”, “Bu bölgeyi çok büyük bir cazibe merkezi haline getireceğiz” dedi. “Göksu travertenlere bir yaz döneminde 500 bin civarında misafir kabul ediyoruz”, “Otopark konusunda yaklaşık 80 milyon lira harcadık”, “Maviden beyaza yolculuk projemiz hazır”, “O bölgeye tam 200 milyon lira harcadık” sözlerini kullandı. Zeytinlik Evler için de Temür, “Geçen yıl 10 milyon lira aldık. Bu yıl 10 milyon lira aldık”, “Bu beton binaları teker teker yıkıyoruz. Kamulaştırıp yıkıyoruz”, “Şu anda 20 milyon civarında para kullandık ve restore ediyoruz” dedi. “Eğer bu biterse bölgede çok ciddi bir rekreasyon alanı oluşacak” sözleriyle projeyi anlattı. SU PROJELERİ: KOÇKAYA, SİSDAĞI VE BÜYÜK İÇME SUYU HATTI Temür, “Biz su konusunda çok büyük çalışmalar yapıyoruz” dedi. “Giresun Yukarı Havza bölgesinde Koçkaya Tevsip Bendini bitirdik”, “Giresun Merkez’de büyük bir gölet çalışmamız oldu. İhalesini yaptık. 269 milyon lira. Bu yaz çalışması başlıyor” ifadelerini kullandı. Sisdağı-Ören hattı için de “Geçen yıl başlayamadık. Yol izinlerini alamamıştık. Bu sene yol izinlerini aldık. İnşallah bu yaz yüklenici firma hem yolu yapacak hem de Sis Dağı’ndaki Ören’deki bölgeye hizmet edecek göletimizin çalışmasını başlatacak” dedi. İçme suyu projesinde ise Temür, “Önümüzdeki yıllarda hem dünyada hem Türkiye’de hem de Giresun’da su sorunu çok büyük bir sorun” dedi. “Giresun’da içme suyu projesi 2025 yılında programa alındı”, “Giresun Merkez, Bulancak, Dereli, Keşap ilçelerimiz ve köylerinin ihtiyacını giderecek büyük su projesi”, “Yaklaşık 2 milyar 300 milyonluk kısmı ihaleye çıktı”, “Boru ağımız yaklaşık 41 kilometresinin ihalesi yapıldı”, “İnşallah 2029 yılında bu proje bitmiş olacak”, “Yaklaşık maliyeti de 10 milyar civarında olacağını tahmin ediyoruz” ifadelerini kullandı. İLÇE İLÇE YATIRIM LİSTESİ Temür, ilçe yatırımlarını da peş peşe sıraladı. “Tirebolu’da gençlik merkezimiz bitti. Hizmete açıldı”, “Tirebolu yurt binası 350 öğrencilik, hizmete açılıyor, bitmek üzere”, “Espiye’de öğrenci yurdu ihtiyacını biliyoruz”, “Gençlik merkezimiz bitti”, “Yarı olimpik yüzme havuzumuzun projesini hazırladık. Yakında ihalesini gerçekleştireceğiz” dedi. Güce için “Yaşlı rehabilitasyon merkezi”, “Bir ay içerisinde hizmete girecek”, “Yaklaşık 40-50 kişi çalışacak. 60 tane ihtiyaç sahibi yaşlımızı burada güven içerisinde, huzur içerisinde bakacağız” ifadelerini kullandı. Dereli için ise “Dereli stadının etrafındaki istinat duvarlarının imalatını gerçekleştirdik. Şimdi de o bölgeye stadımızı imal etmek için çalışıyoruz” dedi. EĞİTİM VE SPOR YATIRIMLARI Temür, eğitim yatırımlarını da geniş bir listeyle anlattı. “Giresun İmam Hatip Lisesi şu anda yüzde 70’ler civarında bitmek üzere. Bu yıl bitireceğiz” dedi. Ardından “Bulancak Aydındere İlkokulu yüzde 100 bitirdik”, “Dereli Öğretmenevi 40 yataklı yüzde 80 seviyesinde”, “Merkez Yeniyol İmam Hatip Lisesi yüzde 80 seviyesinde”, “Bulancak Yunus Emre İlkokulu 12 derslik yüzde 50 seviyesinde”, “Şebinkarahisar 100 kişilik ortaöğretim pansiyonu yüzde 10 seviyesinde”, “Merkez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 20 derslik yüzde 30 seviyesinde”, “Görele İlkokulu 24 derslik ihalesi yapıldı”, “Tirebolu Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan İlkokulu 16 derslik”, “Merkez Özel Eğitim Ortaokulu ihalesi yapılmak üzere”, “Merkez 23 Nisan İlkokulu proje aşamasında”, “Merkez Gedikkaya İlkokulu proje aşamasında”, “Espiye Esentepe İlkokulu 2026 programına girdi” dedi. Spor yatırımlarında ise Temür, “Bulancak ilçesi 800 seyircili kapalı spor salonu ihalesi ihaleye çıktı”, “200 seyircili yarı olimpik yüzme havuzunun 5 Mayıs’ta ihalesi yapılıyor. Ödeneği geldi. Bakanımız talimatı verdi” ifadelerini kullandı. MORFOLOJİ BİNASI VE ÜNİVERSİTE DOSYASI Temür, üniversite için “Bizim tıp fakültemiz var. Tıp fakültemizin de eğitim göreceği morfoloji binamız var” dedi. “Geçen sene 230 milyon lira çıkardık ödenek olarak”, “Bu yıl da yaklaşık 300 milyon civarında ödenek ihtiyacı olduğunu ifade ettiler. Biz de bu ödeneğin tamamını çıkardık”, “Bu yılın sonuna doğru morfoloji binamız bitiyor” sözlerini kullandı. YOL BAŞLIĞINDA EĞRİBEL, KOVANLIK-AYDINDERE, BEKTAŞ VE DAL-ÇIK Ulaşım başlığında Temür, Espiye hattı için “2020 yılında çok büyük sel felaketi yaşadık ve yolumuz çok büyük zarar görmüştü”, “Yolun tamamının bitirilmesine yaklaşık 550-600 milyon civarında bir ödenek ihtiyacı vardı”, “Bu para 570 milyon olarak Giresun’a aktarıldı”, “Bu yaz sezonunda yolumuzun tamamını bitirmiş olacağız” dedi. Kovanlık-Aydındere hattında ise “Geçen yıl çok ciddi bir çalışma yaptık. Ciddi ödenek aktardık”, “Bu yıl da çok hızlı bir çalışma olacak”, “Hiç olmazsa 10-15 tane virajın keskin kulpunun kırılmasını sağlayacağız” ifadelerini kullandı. Bektaş yolu için de “Dün itibariyle bu izin geldi”, “Gerekli araç gereç kiralaması ile beraber ihtiyaç duyulan Bektaş yolundaki genişletmelerin, iyileştirmelerin yapılmasına şu anda başlıyoruz”, “Bu sıkıntı bittikten sonra sıfır asfaltla sıcak asfaltla kaplanması noktasında ödeneğimiz var” dedi. Dal-çık ve Güney Çevre Yolu için Temür, “Sayın Cumhurbaşkanımıza konuyu arz ettim”, “Hiç olmazsa Giresun Güney Çevre yolu etap etap programa alınsın dedim”, “Kendisi talimat verdi”, “Dereli Şebinkarahisar yolunun Dereli’den itibaren Kotana dediğimiz Kümbet sapağına kadar olan kısmı yaklaşık 2 milyar değerinde. Talimatı verildi”, “Dalçıkla alakalı da konuyu Cumhurbaşkanımıza arz etmiştik” dedi. FINDIK ÇARŞISI VE FINDIKTA BİLİMSEL ALTYAPI Temür, fındık için tanıtım ve araştırma ayağını birlikte anlattı. “Rize’de çay çarşısı var. Biz de Giresun’a bir fındık çarşısı istiyoruz dedik” sözleriyle başlayan Temür, “Restoranımız olacak, mescidimiz olacak, büyük bir kafemiz olacak, 10-15 tane de fındık satışı ile alakalı reyonlarımız olacak” dedi. Üniversite tarafında ise “Giresun Üniversitesi Türkiye genelinde fındık ihtisas üniversitesi”, “Fındıkla alakalı çalışmalar yapmak üzere laboratuvar yeri arıyorlardı”, “Orada hem fındık fidanı hem de toprak, yaprak analizi ve bilimsel çalışmalar konusunda bir laboratuvar kurulacak” ifadelerini kullandı. SANAYİ, OSB VE SOSYAL KONUT Temür, sanayi başlığında “3. Organize Sanayi Bölgesi Espiye”, “Kamulaştırma kararını onaylattık”, “4’üncüsü için de kamu yararı kararını onaylattık” dedi. “Bulancak’ta şu anda 3 bin 500 tane istihdam sağladık. Devam eden projelerle 5 bine tamamlıyoruz” sözlerini kullandı. Şebinkarahisar için de “5. OSB’yi Şebinkarahisar’da kurduk, kuruluşunu tamamladık” dedi. Konut başlığında ise “Giresun’da 1670 civarında yeni sosyal konut yapacağız”, “TOKİ’de toplantı yaptık”, “İlk Evim İlk Arsam projesinin akıbetini sorduk”, “Giresun’da 1670 küsur tane TOKİ sosyal konut projemiz var” ifadelerini kullandı. YAYLA ELEKTRİĞİ TARTIŞMASINDA CHP’Yİ HEDEF ALDI Temür, yayla elektriği sorununda muhalefeti doğrudan hedef aldı. “2017-2018 yıllarında yayla elektriği ile alakalı kanun çıkarmışız”, “Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Anayasa Mahkemesi’ne götürülmüş ve iptal ettirilmiş”, “İptal ettirildiği için ortada bir kanun yok” dedi. “Danıştay geçen bir karar daha aldı”, “Aksa artık o bölgede projeye uygun da yapılsa abonelik veremiyor”, “Vatandaşımız da kaçak elektrik parası ödemek zorunda kalıyor” ifadelerini kullanan Temür, “Bunun vebali, günahı Cumhuriyet Halk Partisi’nin” dedi. GURBETE DÖNÜŞ VE KAPANIŞ MESAJI Gurbette yaşayan Giresunluların dönüşü sorulduğunda Temür, “Emekli kesimin Giresun’da yaşamını sürdürebilmesi için mutlaka bizim sağlık konusunda çok ciddi adım atmamız lazım”, “Hem ambulans ağımızı genişlettik, hem yollarımızı güzelleştirdik, hem de hastanelerimizi 1. sınıf vatandaşımıza layık hastaneler haline getirdik” dedi. Kapanışta ise “Hayal anlatmıyoruz, sanal konuşmuyoruz. Yaptığımız işleri gösteriyoruz”, “Sadece müjde etmiyoruz, projeyi gerçekleştiriyoruz”, “Biz kimsenin gönlüyle, aklıyla alay etmiyoruz”, “Biz hizmet odaklı siyaset yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

GİRESUN HAYVAN HAKLARI PLATFORMU’NDAN MEYDANDA SERT ÇAĞRI Haber

GİRESUN HAYVAN HAKLARI PLATFORMU’NDAN MEYDANDA SERT ÇAĞRI

GİRESUN HAYVAN HAKLARI PLATFORMU’NDAN MEYDANDA SERT ÇAĞRI Giresun Hayvan Hakları Platformu, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü’nde Atatürk Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasında sokak hayvanlarına yönelik toplama, kapatma ve kötü muamele uygulamalarına tepki gösterdi. Platform, “ KATLİAM YASASI GERİ ÇEKİLSİN.HAYVANLAR ÖZGÜRLEŞSİN.” çağrısıyla yasal düzenlemenin değiştirilmesini, barınakların rehabilitasyon merkezine dönüştürülmesini ve hayvan haklarının güvence altına alınmasını istedi. Giresun’da sokak hayvanları savunucuları 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü’nde Atatürk Meydanı’nda bir araya geldi. Giresun Hayvan Hakları Platformu, ülke genelinde yapılan eş zamanlı açıklamalara Giresun’dan katıldı ve kent merkezinde yetkililere acil çağrı yaptı. Platform adına dönüşümlü olarak Nihal Memiş Dizdar, Adnan Usta ve Hakan Dizdar konuştu. Açıklamada, 4 Nisan’ın kendileri için kutlama günü olmadığı vurgulandı. Meydanda okunan metinde, sokak hayvanlarının yaşam hakkına dönük ihlallerin büyüdüğü, toplama ve kapatma uygulamalarının derinleştiği, kötü muamele ve ölüm vakalarının vicdanları yaraladığı ifade edildi. Platformun açıklamasında en dikkat çeken cümlelerden biri şöyle oldu: “ Bizler sokak hayvanlarının yaşam hakkı savunucuları olarak, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü'nü kutlamak yerine yas tutuyoruz.” Açıklamanın devamında, sokak hayvanlarının her geçen gün daha ağır bir tabloyla karşı karşıya kaldığı belirtildi ve “Çünkü sokak hayvanlarının hemen her gün sistematik olarak yok edilmesinin ya da barınaklara hapsedilerek korkunç koşullarda hayattan koparılmalarına tanıklık etmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.” denildi. Basın açıklamasında yalnızca tepki değil, somut talepler de sıralandı. Platform, mevcut yasal düzenlemenin geri çekilmesini istedi. Metinde bu talep, “ Kamuoyunda 'Katliam Yasası' olarak bilinen yasa derhal geri çekilmelidir.” cümlesiyle dile getirildi. Aynı açıklamada, hayvanların yaşam ve özgürlük hakkını temel alan yeni bir düzenleme yapılması çağrısı yapıldı. Platform, 5199 sayılı kanunun temel yaklaşımının korunmasını istedi. Açıklamada, “5199 sayılı kanunun 6.maddesinde yer alan, “kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat” ilkesi korunmalıdır.” ifadesine yer verildi. Hayvan haklarının anayasal güvence altına alınması talebi de meydandan açık biçimde dile getirildi. Giresun Hayvan Hakları Platformu, toplama ve kapatma uygulamalarının derhal durdurulmasını istedi. Açıklamada, “Toplamalar ve hapsetmeler derhal durdurulmalı, barınaklar, hayvan hastanesi ve rehabilitasyon merkezine dönüştürülmelidir.” denildi. Platform, mevcut barınakların tedavi merkezine dönüşene kadar her bölümün net biçimde izlenebildiği kamera sistemine geçilmesini de talep etti. Veteriner hizmetleri de açıklamanın önemli başlıkları arasında yer aldı. Platform, “ İcapçı veteriner hekim uygulaması tamamen kalkmalı, her il ve ilçede 7/24 çalışan veteriner hekim ve teknik personel sayısı artırılmalıdır.” çağrısı yaptı. Kırdan kente uzanan bir kısırlaştırma seferberliği başlatılması ve tüm il ile ilçelerde kısırlaştırma ile ilkyardım üniteleri kurulması da talepler arasında sıralandı. Hayvanların üretim ve satışına yönelik itiraz da metinde açık biçimde yer aldı. Platform, hayvanların “Pet” başlığı altında alınıp satılan bir nesneye dönüştürüldüğünü savundu. Açıklamada, “ “Pet” olarak kategorize edilerek bir ürün gibi alınıp satılabilen tüm hayvanların, üretim ve satışı yasaklanmalı, yasağa aykırı hareket ederek suç işleyenlere caydırıcı cezalar uygulanmalıdır.” denildi. Meydandaki açıklamada ihlallerin boyutuna ilişkin sayısal veriler de paylaşıldı. Platform sözcüleri, “Hayvan Hakları İzleme Komitesi'nin 2025 yılı raporuna göre yalnızca basına yansıyan vakalarda bile 3 milyon 939 bin 77 hayvanın yaşam hakkı ihlal edilmiş.” sözleriyle yaşanan tablonun ağırlığına dikkat çekti. Atatürk Meydanı’ndan yükselen mesaj net oldu. Giresun Hayvan Hakları Platformu, sokak hayvanları için toplama ve kapatma merkezli politikanın terk edilmesini, yaşam hakkını, tedaviyi, kısırlaştırmayı ve yerinde yaşatmayı esas alan yeni bir yaklaşımın benimsenmesini istedi. Açıklama, Giresun’da hayvan hakları mücadelesinin sokakta, meydanda ve kamuoyu önünde daha sert bir çizgiye taşındığını ortaya koydu.

8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR Haber

8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR

GİRESUN’DA 8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart mesajı, bir kutlama metninden çok daha fazlasını söyledi: Engelli bireylerin bakımını omuzlayan kadınlar, hem görünmeyen emeğin hem de yetersiz sosyal desteğin en ağır yükünü taşıyor. Giresun’da derneğin son dönemde sağlık, eğitim ve erişilebilir hizmetler başlığında verdiği mücadele, bu çıkışın anlık değil, sahaya dayanan bir itiraz olduğunu gösteriyor. Araştırmalar da aynı noktaya işaret ediyor: bakım yükü büyüdükçe kadınların yaşam kalitesi, sosyal katılımı ve ekonomik güvencesi daha fazla aşınıyor. GİRESUN’DA 8 MART MESAJI Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart dolayısıyla paylaştığı metin, kadınların engellilik alanındaki görünmeyen yükünü doğrudan hedefe koydu. Metinde, engelli çocukların ya da engelli yakınlarının bakımını üstlenen kadınların ekonomik güvenceden uzaklaştığı, sosyal hayattan koptuğu ve çözüm masalarında geri planda bırakıldığı vurgulandı. Asıl dikkat çeken ise derneğin meseleyi yardım diliyle değil, “hak temelli yaklaşım” ve “eşit yurttaşlık” çerçevesiyle tarif etmesi oldu. Bu yönüyle açıklama, 8 Mart’a özel bir duyarlılık çağrısından çok, yılın geri kalanında görmezden gelinen bir toplumsal yükün kayda geçirilmesi niteliği taşıdı. DERNEĞİN ÇİZGİSİ NET: GÜNDELİK SERZENİŞ DEĞİL, SÜREKLİ HAK ARAYIŞI Derneğin son dönemde kamuoyuna yansıyan çıkışlarına bakıldığında, bu açıklamanın münferit olmadığı görülüyor. Giresun Engelsiz Yaşam Derneği, 2025 sonbaharında yapılan olağan kongrede “Engelsiz Yaşam Merkezi” ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı; 2026 başında ise özel gereksinimli bireylerin rehabilitasyon eğitimlerine 27 yaş sınırı getirilmesi girişimine açık tepki verdi. Bu iki başlık bile derneğin yalnızca farkındalık üretmediğini, aynı zamanda hizmete erişim ve hak kaybı başlıklarında doğrudan müdahil olduğunu gösteriyor. SAĞLIKTA SOMUT KAZANIM: DİŞ TEDAVİSİ İÇİN İL DIŞI MECBURİYETİ AZALDI Derneğin etkisinin sahada görüldüğü başlıklardan biri sağlık hizmetleri oldu. 2025 Eylülünde yerel ve tematik haber kaynaklarına yansıyan bilgilere göre, Giresun Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin ortak çalışmasıyla engelli çocukların diş tedavileri Giresun’da yapılmaya başlandı. Bu gelişme, aileler açısından yalnızca bir sağlık hizmeti kolaylığı değil; şehir dışı sevk, ulaşım masrafı, refakat zorluğu ve zaman kaybının da azalması anlamına geldi. EĞİTİM BAŞLIĞINDA TEPKİ: “HAK KAYBI DERİNLEŞMESİN” Derneğin en sert çıkışlarından biri ise rehabilitasyon eğitiminde yaş sınırı tartışmasına karşı oldu. Ocak 2026’da yerel basına yansıyan açıklamalarda dernek başkanı Rabia Akkuş, özel gereksinimli bireylerin rehabilitasyon merkezlerinde aldıkları eğitime 27 yaş sınırı getirilmek istenmesini eleştirdi ve bunun eğitim hakkını zedeleyeceğini savundu. Bu itiraz, yalnızca bir yönetmelik tartışması değil; eğitim hakkının sürekliliği, ailelerin geleceğe dair güvencesi ve engelli bireyin sistem dışına itilmemesi açısından kritik bir uyarı olarak öne çıktı. ARAŞTIRMALAR DERNEĞİN SÖYLEDİĞİNİ DOĞRULUYOR Bilimsel çalışmalar, derneğin 8 Mart metninde dile getirilen temel sorunun duygusal bir saptama değil, ölçülebilir bir gerçek olduğunu gösteriyor. Türkiye’de yayımlanan araştırmalardan birinde, engelli çocuğa sahip bakım veren ebeveynlerin yüzde 78’inin anne olduğu saptandı. Başka çalışmalarda ise çocuğun engel oranı arttıkça bakım yükünün de arttığı, ağır engelli aile üyesine bakım veren kadınlarda bakım yükü yükseldikçe yaşam doyumu ve yaşam kalitesinin olumsuz etkilendiği belirtildi. Bu bulgular, bakımın aile içinde “doğal olarak” kadına bırakılan bir görev gibi görülmesinin, aslında kadınların sosyal ve ekonomik hayatını daraltan yapısal bir sorun ürettiğini ortaya koyuyor. GÖRÜNMEYEN EMEK, EN AĞIR SOSYAL YÜKLERDEN BİRİNE DÖNÜŞÜYOR Sorunun merkezinde yalnızca fiziksel bakım yok. Engelli bireyin sağlık randevusu, eğitimi, taşınması, gündelik ihtiyaçları, sosyal uyumu ve kriz anları çoğu evde tek bir kişinin, çoğunlukla da annenin ya da kadın yakının omzuna yükleniyor. Bu tablo kadınların istihdamdan kopmasına, düzensiz gelirle yaşamasına, sosyal çevreden uzaklaşmasına ve tükenmişlik duygusunun derinleşmesine yol açıyor. Literatürde “bakımın kadınlaşması” olarak tarif edilen bu süreç, engellilik alanında kadınların neden iki kat görünmez kaldığını da açıklıyor: Hem bakım veriyorlar hem de bu bakım çoğu zaman emek sayılmıyor. DEVLET DESTEĞİ VAR, AMA SAHADAKİ YÜKÜ TAM OLARAK HAFİFLETMİYOR Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 bütçe verilerine göre 520 bin aileye evde bakım yardımı yapılıyor; ayrıca 104 bin 573 kişi engelli aylığından, 45 bin 750 kişi de engelli yakını aylığından yararlanıyor. Bakanlığın güncel bilgilendirme sayfalarında evde bakım yardımı ve gündüz hizmetleri sisteminin sürdüğü görülüyor. Ancak rakamların büyüklüğü, ihtiyacın karşılandığı anlamına gelmiyor. Sahadaki temel sorun; desteğin yalnızca nakdi boyutta kalması, gündüzlü bakım, geçici bakım, psikososyal destek, yerel koordinasyon ve erişilebilir kamusal hizmetlerin aynı ölçüde güçlenmemesi. Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart metni de tam burada sertleşiyor: Kadınların ve engelli bireylerin yükü yılda bir gün anılarak değil, her gün işleyen destek mekanizmalarıyla hafifletilebilir. DÜNYANIN YÖNÜ BELLİ: YARDIM DEĞİL, HAK VE TOPLUM TEMELLİ DESTEK Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, engelli bireylerin bağımsız yaşama ve toplum içinde yer alma hakkını açık biçimde güvence altına alıyor. Bu yaklaşım, engelli bireyi edilgen bir yardım nesnesi olarak değil, hak sahibi yurttaş olarak kabul ediyor. Bu çerçevede bakım veren ailelerin, özellikle kadınların yükünü azaltacak hizmetlerin güçlendirilmesi; erişilebilir sağlık, eğitim, sosyal katılım ve yerel destek ağlarının yaygınlaştırılması bekleniyor. Giresun’daki derneğin 8 Mart çıkışı da tam olarak bu çizgiye yaslanıyor: yardım istemekten çok, hakların eksiksiz tanınmasını talep ediyor. GİRESUN’DAN YÜKSELEN SES, TEK BİR GÜNÜN DEĞİL YILIN TAMAMININ MESELESİ Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart mesajı, yerel ölçekte yazılmış bir sosyal medya paylaşımından ibaret değil. O metin, engelli bireylerin bakımını taşıyan kadınların neden yoksullaştığını, neden yalnızlaştığını ve neden çözüm süreçlerinin merkezine alınması gerektiğini özetliyor. Derneğin son dönemde sağlık hizmetine erişim, eğitim hakkı ve engelsiz yaşam merkezi gibi başlıklarda verdiği mücadele de bu sözlerin sahadaki karşılığını güçlendiriyor. Giresun’da dile gelen bu itirazın özeti net: Engelli bireyin hakkı konuşulacaksa, onunla birlikte yaşayan ve hayatı omuzlayan kadının yükü artık tali bir ayrıntı gibi görülemez.

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor Haber

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor

Kanser tedavisinde son yıllarda önemli bir değişim yaşanıyor. Artık hedef yalnızca tümörü küçültmek ya da hastalığı kontrol altına almak değil; aynı zamanda hastanın fiziksel gücünü, bağımsızlığını, yaşam kalitesini korumak ve artırmak. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kanser tanısı alırken, erken tanı ve gelişmiş tedaviler sayesinde sağ kalım oranları giderek artış gösteriyor. Ancak tedavi sürecinin bedende bıraktığı izler, çoğu zaman en az hastalığın kendisi kadar yıpratıcı olabiliyor. Onkolojik rehabilitasyonun yararlarından söz eden Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon; meme kanseri cerrahisi sonrası her beş hastadan birinde görülen lenfödem riskinin azaltılmasında büyük fayda sağlıyor. Erken dönemde başlanan koruyucu egzersiz ve manuel terapi uygulamaları ile bu risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Onkolojik rehabilitasyon ayrıca akciğer kanseri sonrasında solunum kapasitesinin korunmasında, kolon ve rektum kanseri ameliyatlarından sonra karın kaslarının güçlendirilmesinde, prostat kanseri sonrası pelvik taban fonksiyonlarının desteklenmesinde ve beyin tümörü cerrahileri sonrasında denge ve koordinasyonun yeniden kazandırılmasında büyük önem taşıyor” diyor. Amaç Sadece Hayatta Kalmak Değil, Kaliteli Yaşamak Yapılan çalışmalar, düzenli rehabilitasyon programına katılan kanser hastalarında hastanede yatış süresinin kısaldığını, tedaviye uyumun arttığını ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca depresyon ve anksiyete oranlarında azalma, denge ve koordinasyon kaybında iyileşme ve kas gücünde artış gözlemleniyor. Örneğin Journal of Clinical Oncology’de yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analiz, kanser hastalarında uygulanan yapılandırılmış egzersiz programlarının kanser ile ilişkili yorgunluğu anlamlı düzeyde azalttığını ve fiziksel fonksiyonları belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde The Lancet Oncology’de yayımlanan bir başka çalışma, tedavi sürecinde uygulanan egzersiz ve rehabilitasyon programlarının yaşam kalitesini artırdığını ve psikolojik iyilik halini güçlendirdiğini bildiriyor. Uzmanlara göre bu veriler, onkolojik rehabilitasyonun destekleyici bir uygulama değil, kanser tedavisinin bilimsel temele dayanan tamamlayıcı bir bileşeni olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon hastanın yalnızca fiziksel değil, psikolojik dayanıklılığını da artırır. Amaç yalnızca hayatta kalmak değil, kaliteli yaşamak olmalıdır” diyerek rehabilitasyonun yaşam kalitesine olan katkısını da vurguluyor. Evde Yapılabilecek Basit Ama Etkili Egzersizler Uzman kontrolünde planlanmak kaydıyla, hastaların evde sürdürebileceği bazı temel egzersizler tedavi sürecine önemli katkı sağlıyor. Günlük 20–30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dayanıklılığı artırarak kas kaybını azaltmaya yardımcı olurken; derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise özellikle akciğer kapasitesinin korunmasında etkili oluyor. Meme kanseri cerrahisi sonrası omuz eklem hareket açıklığını korumak ve artırmak amacıyla üst ekstremiteye, şiddeti ve süresi hastalığın evresine göre değişen kuvvetlendirme ve germe hareketleri öneriliyor. Bu şekilde hem eklem hareket açıklığının sağlanmasına hem de kas kuvveti kaybının önlenmesine katkı sağlanıyor. Sandalyeden kontrollü şekilde oturup kalkma egzersizi, alt ekstremite kas gücünü destekliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Egzersiz ilaç gibidir; doğru dozda ve kişiye özel uygulanmalıdır. Her hasta için program farklı planlanmalı ve mutlaka uzman kontrolünde ilerlenmelidir” diyor. Kanser Hastalarında Egzersiz Kronik Yorgunluğu Azaltıyor Kanser hastalarının yüzde 70 ila 80’i tedavi sürecinde, özellikle dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk yaşıyor. Bu tablo, hastaların günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayabiliyor ve psikolojik olarak da yıpratıcı olabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Paradoks gibi görünse de kontrollü egzersiz yorgunluğu azaltıyor. Haftada birkaç gün yapılan hafif ve orta şiddette aerobik ve dirençli egzersizlerin, yorgunluğu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü bilimsel veriler var” diyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre özellikle düşük yoğunluklu, sürdürülebilir egzersizler bu süreçte büyük önem taşıyor. Örneğin günde 15–20 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dolaşımı artırarak enerji düzeyini yükseltebiliyor. Aynı şekilde sandalyede oturur pozisyonda yapılan kalça ve diz eklemine yönelik basit egzersizler ve kontrollü otur-kalk egzersizleri, kas gücünü desteklerken aşırı efor gerektirmiyor. Derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise hem akciğer kapasitesini korumaya yardımcı oluyor hem de gevşeme sağlayarak stres düzeyini azaltabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Burada önemli olan yoğunluk değil, egzersizlerin düzenli yapılmasıdır. Hastalar kendilerini tüketmeden, kontrollü ve planlı şekilde hareket etmeli. Egzersiz, doğru uygulandığında yorgunluğu artırmaz; tam tersine azaltır” ifadelerini kullanıyor. Onkolojik rehabilitasyon, kanser tedavisini yalnızca hastalığı kontrol altına alan bir süreç olmaktan çıkarıp, hastayı yeniden hayatın içine kazandırmayı hedefliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre doğru zamanda başlanan ve düzenli sürdürülen rehabilitasyon programları, kanserle mücadelede hem fiziksel hem de ruhsal gücü artırarak hastalara daha kaliteli bir yaşam sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DMD KAS HASTASI EGEMEN İÇİN GİRESUN TEK YÜREK OLDU Haber

DMD KAS HASTASI EGEMEN İÇİN GİRESUN TEK YÜREK OLDU

DMD KAS HASTASI EGEMEN İÇİN GİRESUN TEK YÜREK OLDU İYİLİK MELEKLERİ SAHNEDEYDİ, GECEDE 100 BİN TL TOPLANDI Giresun, örnek bir dayanışma gecesine ev sahipliği yaptı. DMD kas hastalığı ile mücadele eden 7,5 yaşındaki Egemen için Giresun Alyans Düğün Salonu’nda düzenlenen yardım programında yaklaşık 100 bin TL bağış toplandı. Akademisyenlerden mahalle muhtarına, sağlıkçılardan sanatçılara kadar çok sayıda gönüllü, küçük Egemen’in mücadelesine destek olmak için bir araya geldi. “Bahanemiz yok, umudumuz var” mesajıyla düzenlenen gece, hem maddi destek hem de güçlü bir toplumsal farkındalık ortaya koydu. Giresun, bir kez daha dayanışma kültürünü en somut haliyle gösterdi. ORGANİZASYONUN MİMARI KADINLAR OLDU Gecenin organizasyonu, gönüllü kadınların öncülüğünde hayata geçirildi. Sürecin koordinasyonunu; Giresun Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yelda Bingöl Alpaslan, Gaziler Mahallesi Muhtarı Nilgün Çobanoğlu, Bora Organizasyon’dan Eda Karaahmet Köse, Yaşam Koçu ve Farkındalık Eğitmeni Serpil Tönel ile emekli sağlıkçılar Sunay Taner ve Pamuk Özkan, anestezi uzmanı Sena Özkan ve Nazan Zehir’in yer aldığı ekip üstlendi. Gönüllü ekip, gece boyunca hayırsever davetlilerle yakından ilgilenerek organizasyonun düzenli ve verimli şekilde ilerlemesini sağladı. Katılımcılarla kurulan birebir iletişim, bağış sürecinin sağlıklı yürütülmesinde önemli rol oynadı. Kadınların öncülüğünde yürütülen bu çalışma, “destek ve umut ordusu” anlayışının sahadaki karşılığı oldu. SANAT CAMİASINDAN ÜCRETSİZ DESTEK Gecenin sunuculuğunu Nur Kılıç üstlenirken, ev sahipliğini Alyans Düğün Salonu işletmecisi Elif Dilli Bayram yaptı. Mekân desteğiyle organizasyona katkı sunan Bayram, dayanışma zincirinin önemli halkalarından biri oldu. Sanat camiası da geceye güçlü bir destek verdi. Ücret talep etmeyen saz ekibi Ersoy Yağmur, Yılmaz Çağlayan ve Özgür Damcı eşliğinde sahne alan gönüllü sanatçılar Işıl Işıl ve Murat Aslan, performanslarıyla geceye anlam kattı. Katılımcılar hem duygusal hem de coşkulu anlar yaşarken, Egemen için toplanan destek daha da büyüdü. “KASLAR YORULUR, SEVGİ YORULMAZ” Organizasyon komitesi adına yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kaslar yorulur ama sevgi ve dayanışma asla yorulmaz. Egemen evladımız henüz 7,5 yaşında. Hem eğitim hayatının hem de çocukluğunun en güzel döneminde. Bizler onun büyükleri olarak adımları yavaşlamasın, hayalleri yarım kalmasın diye buradayız. Giresun halkı bu hayati dayanışmaya sahip çıktı.” Toplanan yaklaşık 100 bin TL’lik bağışın, Egemen’in tedavi ve rehabilitasyon sürecinde kullanılacağı belirtildi. DMD KAS HASTALIĞI NEDİR? Duchenne Muscular Dystrophy (DMD), çocukluk çağında ortaya çıkan, ilerleyici ve kalıtsal bir kas hastalığıdır. Distrofin adlı proteinin eksikliği nedeniyle kas hücreleri zamanla hasar görür ve güç kaybı artar. Hastalığın temel özellikleri: Genellikle 2–5 yaş arasında belirtiler başlar. Erkek çocuklarda daha sık görülür. Yürümede gecikme, sık düşme ve merdiven çıkmada zorlanma ilk belirtiler arasındadır. İlerleyen dönemlerde solunum ve kalp kasları etkilenebilir. Kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte; fizik tedavi, destekleyici medikal uygulamalar ve yeni nesil gen temelli araştırmalar hastalığın ilerleyişini yavaşlatmaya yöneliktir. Bu nedenle erken tanı, düzenli takip ve toplumsal destek büyük önem taşımaktadır. Egemen için düzenlenen bu gece, yalnızca bir yardım organizasyonu değil; aynı zamanda Giresun’un vicdanının, merhametinin ve toplumsal sorumluluk bilincinin güçlü bir yansıması olarak kayıtlara geçti.

BAĞIMLILIKLA MÜCADELE İL KOORDİNASYON KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİ Haber

BAĞIMLILIKLA MÜCADELE İL KOORDİNASYON KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİ

BAĞIMLILIKLA MÜCADELE İL KOORDİNASYON KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİ Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu toplantısı, Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti başkanlığında, ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. 11 Aralık 2025 tarihinde Valilik Toplantı Salonu’nda yapılan toplantıda, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 2025 yılının ilk 11 ayında bağımlılıkla mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sunuldu. Eğitim, farkındalık, saha taramaları, danışmanlık hizmetleri ve riskli gruplara yönelik koruyucu çalışmaların sonuçları kurul üyeleriyle paylaşıldı. Toplantıda ayrıca Giresun Üniversitesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından 2024–2028 Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Eylem Planı çerçevesinde yürütülen ve yürütülmesi planlanan faaliyetlere ilişkin detaylı sunumlar yapıldı. Üniversite, akademik araştırmalar, saha analizleri ve öğrenci odaklı önleyici programları aktarırken; Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ise aile temelli koruyucu hizmetler, sosyal destek mekanizmaları ve dezavantajlı bireylere yönelik müdahale süreçlerini kurulun dikkatine sundu. VALİ SERDENGEÇTİ'DEN TOPLUMSAL GÜVENLİK VURGUSU Vali Serdengeçti, açılış konuşmasında bağımlılığın türü ne olursa olsun "bireyin sağlığını, aile düzenini ve toplumsal huzuru tehdit eden ciddi bir sorun" olduğunu belirtti. Bağımlılığın artık sadece uyuşturucu ve tütün ürünleriyle sınırlı kalmayıp, dijital alışkanlıklar, çevrim içi oyunlar ve sosyal medya gibi davranışsal bağımlılıkları da içerdiğini vurgularken, bu konunun bir toplumsal güvenlik ve gelecek nesilleri koruma meselesi olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Vali Serdengeçti’nin toplantıda yaptığı açılış konuşması şöyle;“Bağımlılıkla mücadele amacıyla düzenlediğimiz bu toplantıda sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyor, hepinize hoş geldiniz diyorum. Bağımlılık; türü ne olursa olsun, bireyin sağlığını, aile düzenini ve toplumsal huzuru tehdit eden ciddi bir sorundur. Günümüzde yalnızca uyuşturucu ve tütün ürünleri değil; dijital alışkanlıklar, çevrim içi oyunlar ve sosyal medya da bağımlılık davranışlarını tetiklemektedir. Bu nedenle bağımlılığı sadece sağlık meselesi değil, aynı zamanda bir toplumsal güvenlik ve gelecek nesilleri koruma meselesi olarak görüyoruz. 2024–2028 Ulusal Eylem Planı doğrultusunda ilimizde hem tütün kontrolü hem uyuşturucu ile mücadele hem de davranışsal bağımlılık alanlarında etkin çalışmalar yürütmekteyiz. 2025 yılı boyunca tütün ürünü kullanımına yönelik denetimler yoğunlaştırılmış, gençlere yönelik bilinçlendirme programları genişletilmiş ve kapalı alanlarda tütün kullanımının önlenmesine yönelik kontroller daha sıkı şekilde uygulanmıştır. Uyuşturucu ile mücadelede ise hem arzın azaltılması hem de talebin önlenmesi için kurumlarımız arasında güçlü bir koordinasyon sağlanmaktadır. Riskli gruplara yönelik erken müdahale programları, aile eğitimleri ve okul temelli farkındalık faaliyetleri kararlılıkla sürdürülmektedir. Davranışsal bağımlılıkların hızla arttığı bir dönemdeyiz. Bu nedenle dijital okuryazarlığın artırılması, teknoloji kullanımının bilinçli bir çerçeveye oturtulması ve özellikle çocuklarımızın güvenli dijital ortamlarla buluşturulması artık stratejik bir zorunluluktur. Kurumlarımızca yürütülen eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri bu mücadelenin önemli bir ayağını oluşturmaktadır.Bağımlılıkla mücadele yalnızca bir kurumun değil, tüm toplumun görevidir. Ne kadar geniş bir farkındalık oluşturur, ne kadar güçlü bir dayanışma sergilersek, o kadar başarılı oluruz. Gençlerimizi bağımlılığın karanlık alanlarına bırakmayacak; onların sağlıklı, üretken ve iradesi güçlü bireyler olarak yetişmesi için hep birlikte çalışacağız." TÜRKİYE GENELİNDE BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR; • Yeşilay Danışmanlık Merkezleri’nin (YEDAM) ülke çapında yaygınlaştırılması ve bağımlı bireylere ücretsiz psikososyal destek sağlanması, • Narko-Tim, Narko-Okul ve Narko-Gençlik projeleriyle gençlerin ve öğrenci çevrelerinin korunmasına yönelik polis teşkilatı tarafından geliştirilen önleyici güvenlik uygulamaları, • ALO 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma Hattı üzerinden anlık psikolojik danışmanlık ve yönlendirme hizmetlerinin güçlendirilmesi, • Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen bağımlılık karşıtı müfredat entegrasyonu, okul rehberlik faaliyetleri ve velilere yönelik farkındalık eğitimleri, • Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda AMATEM ve ÇEMATEM merkezlerinin kapasite artırımı, tedavi sürekliliği ve rehabilitasyon alanlarının geliştirilmesi, • Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın gençleri riskli ortamlardan uzak tutmaya yönelik kulüp, spor faaliyeti ve gençlik merkezi programlarının genişletilmesi, • Dijital bağımlılık, tütün ve alkol bağımlılığı gibi alanlarda ulusal kampanyalar, düzenleyici politikalar ve medya farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması şeklinde devam ediyor. Toplantıda kurumlar arası veri paylaşımı, koordinasyonun güçlendirilmesi, riskli alanların tespiti, yerel eylem planlarının güncellenmesi ve 2026 yılı hedeflerinin belirlenmesi konuları da ele alındı. Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu’nun yıl boyunca düzenli aralıklarla toplanarak hem yerel hem ulusal politikalara katkı sunmaya devam edeceği bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.