Hava Durumu

#Refah Payı

giresunsonhaber - Refah Payı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Refah Payı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

IŞIK GEZMİŞ: “FINDIKTA FİYAT ÇÖKÜŞÜ, ÜRETİCİNİN BİTİŞİDİR!” Haber

IŞIK GEZMİŞ: “FINDIKTA FİYAT ÇÖKÜŞÜ, ÜRETİCİNİN BİTİŞİDİR!”

IŞIK GEZMİŞ: “FINDIKTA FİYAT ÇÖKÜŞÜ, ÜRETİCİNİN BİTİŞİDİR!” YENİ Parti PM Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, serbest piyasada fındık fiyatlarının 180-190 TL seviyelerine kadar gerilediğini belirterek sert tepki gösterdi. Açıklanan 250-255 TL’lik alım fiyatlarının dahi yükselen üretim maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını savunan Gezmiş, TMO’yu piyasada daha güçlü olmaya, FİSKOBİRLİK’i ise üreticiden yana fiyat politikası izlemeye çağırdı. Gezmiş, “Fındık üreticisinin alın teri yok pahasına satılıyor. Bu aynı zamanda üreticinin toprağından koparılması meselesidir” dedi. YENİ Parti PM Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, fındık piyasasında yaşanan fiyat hareketlerine ilişkin yaptığı açıklamada üreticinin korunması için iktidarın ve ilgili kurumların harekete geçmesini istedi. Serbest piyasadaki fiyatların TMO tarafından açıklanan alım fiyatlarının önemli ölçüde altında kaldığını belirten Gezmiş, maliyetlerdeki artışla piyasa fiyatındaki gerilemenin aynı anda üreticinin üzerine bindiğini söyledi. “ÜRETİCİNİN BİR YILLIK EMEĞİ YOK PAHASINA ALINIYOR” Giresun’da fındık üretiminin arazi yapısı nedeniyle yoğun emek gerektirdiğine işaret eden Gezmiş; gübre, ilaçlama, tırpan, işçilik, patoz ve nakliye giderlerindeki artışların üretim maliyetini yükselttiğini ifade etti. Gezmiş, üreticinin bir yıl boyunca bahçesine emek verdiğini ancak hasadın ardından aynı emeğin karşılığını almakta zorlandığını savunarak şunları söyledi: “Üreticimiz bir yıl boyunca bahçesinde çalışıyor, ürününü binbir zahmetle topluyor. Ancak sıra emeğinin karşılığını almaya gelince yalnız bırakılıyor. Açıklanan fiyat maliyetleri karşılamazken, piyasanın daha da aşağı çekilmesi üreticinin emeğine açıkça el koymaktır. Fındıkta açıklanan fiyatın altında alım yapılması, üreticinin bitişi demektir.” 180-190 TL İDDİASI: TMO FİYATIYLA MAKAS AÇILIYOR Gezmiş'in açıklamasındaki en dikkat çekici başlıklardan biri serbest piyasa fiyatları oldu. Milletvekili Gezmiş, piyasanın 180-190 TL/kg seviyelerine kadar gerilediğini belirtirken, TMO'nun 2026 ürünü için yüzde 50 sağlam iç esasına göre açıkladığı fiyat Giresun kalite fındıkta 255 TL/kg, Levant kalitede 250 TL/kg seviyesinde bulunuyor. Gezmiş'in açıkladığı 180-190 TL bandı esas alındığında Giresun kalite TMO fiyatıyla piyasa arasında kilogram başına 65-75 TL'ye ulaşan bir fark ortaya çıkıyor. Bu da 1 ton fındık üzerinden hesaplandığında 65 bin ile 75 bin TL arasında gelir farkı anlamına geliyor. Ancak TMO fiyatından yararlanılabilmesi için ürünün kurum tarafından belirlenen kalite ve alım kriterlerini karşılaması gerekiyor. GURBETÇİ ÜRETİCİYE DİKKAT ÇEKTİ Gezmiş, Giresun dışında yaşayan ancak fındık hasadı için her yıl memleketine gelen üreticilerin durumuna ayrıca dikkat çekti. Bu üreticilerin hasat sonrasında şehirlerine dönmek zorunda olmaları ve işçilik, ulaşım ile diğer giderlerini karşılamak için nakde ihtiyaç duymaları nedeniyle ürünlerini bekletmeden satabildiklerini belirten Gezmiş, bunun düşük fiyat dönemlerinde üreticinin pazarlık gücünü azalttığını savundu. Gezmiş: “Gurbetten gelen hemşehrimiz yol parasını, işçiliği ve diğer masraflarını karşılayabilmek için fındığını kısa sürede satmak zorunda kalıyor. Devlet, üreticiyi piyasanın insafına terk edemez.” ifadelerini kullandı. “TMO SEYİRCİ KALMAMALI” Gezmiş'in çağrısının merkezinde Toprak Mahsulleri Ofisi yer aldı. TMO'nun yalnızca alım fiyatı açıklamasının yeterli olmadığını savunan Gezmiş, kurumun piyasayı düzenleyici gücünü kullanacak ölçekte ve etkinlikte alım gerçekleştirmesini istedi. Gezmiş: “Fındık piyasasını birkaç alıcının belirlediği bir düzene teslim edemeyiz. TMO gecikmeden ve yeterli miktarda, verilen taban fiyatın altında alım yapmamalı; üreticinin ürününü gerçek değerinden satabilmesini sağlamalıdır.” dedi. TMO'nun 2026 sezonunda doğrudan alımların yanı sıra lisanslı depolar üzerinden de ürün kabul etmesi, bu tartışmada üreticinin önündeki alternatiflerden biri olarak öne çıkıyor. Lisanslı depoculuk sisteminde üretici, gerekli işlemleri tamamladıktan sonra ürününü depoya teslim ederek kalite ve miktarını tespit ettirebiliyor; ürünü ELÜS olarak muhafaza edebiliyor veya TMO'ya satış seçeneğini kullanabiliyor. Bu sistemin etkin kullanılması, özellikle nakit ihtiyacı nedeniyle ürününü hasat döneminde hemen piyasaya indirmek istemeyen üretici açısından alternatif oluşturuyor. FİSKOBİRLİK'E DE ÇAĞRI Gezmiş'in eleştirilerinden FİSKOBİRLİK de payını aldı. Birliğin kuruluş amacı doğrultusunda üreticiyi koruyucu bir pozisyon alması gerektiğini savunan Gezmiş, FİSKOBİRLİK'in üreticinin piyasa karşısındaki gücünü artırması gerektiğini söyledi. Gezmiş: “FİSKOBİRLİK ise açıklanan fiyatın altında değil, üreticiyi koruyacak bir fiyatla alım yapmalıdır.” ifadelerini kullandı. “EN AZ 350 TL İSTEDİK” Gezmiş, 2026 sezonu öncesinde fındık için yaptıkları fiyat çağrısını da hatırlattı. Üretim maliyetinin üzerine en az yüzde 30 refah payı eklenmesi gerektiğini savunan Gezmiş, fındık için en az 350 TL/kg, Giresun kalite fındık için ise bunun üzerine yüzde 10 kalite farkı talep ettiklerini belirtti. Bu hesaplamaya göre talep edilen Giresun kalite fiyatı yaklaşık 385 TL/kg seviyesine karşılık geliyor. Gezmiş, fındığın yalnızca tarımsal bir ürün olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Fındık Karadeniz’in geçimi, alın teri ve geleceğidir. Milletvekili olduğum günden bu yana fındığımızın ve üreticimizin hakkını her platformda savundum. Bundan sonra da üreticimizi sahipsiz bırakmayacağım. Fındığı yabancı tekellerin, üreticiyi kimsenin insafsızlığına terk etmeyeceğiz.” FINDIKTA TARTIŞMA ARTIK SADECE AÇIKLANAN FİYAT DEĞİL Gezmiş'in açıklaması, 2026 sezonunda giderek büyüyen “açıklanan alım fiyatı ile üreticinin fiilen satış yaptığı fiyat arasındaki fark” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. TMO'nun Giresun kalite için açıkladığı 255 TL/kg fiyat bir tarafta dururken, üreticinin nakit ihtiyacı, ürünün kalite ve randımanı, TMO kriterlerini karşılayıp karşılamaması, randevu ve teslim süreci ile serbest piyasadaki günlük fiyat hareketleri üreticinin gerçekte elde ettiği geliri belirliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde fındık piyasasının seyrinde yalnızca günlük fiyatlar değil; TMO'nun alım temposu, üreticinin lisanslı depolara yönelme düzeyi, FİSKOBİRLİK'in alım politikası ve üreticinin ürününü pazara indirme hızı da belirleyici olacak.

GEZMİŞ: “FINDIK ÜRETİCİSİNE BİR DARBE DAHA VURULDU” Haber

GEZMİŞ: “FINDIK ÜRETİCİSİNE BİR DARBE DAHA VURULDU”

GEZMİŞ: “FINDIK ÜRETİCİSİNE BİR DARBE DAHA VURULDU” TMO 255 TL, FİSKOBİRLİK 205 TL: “EMEĞİNİN KARŞILIĞI VERİLMEDİ” YENİ Parti Parti Meclisi Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, 2026 ürünü fındık için açıklanan alım fiyatlarının artan üretim maliyetleri karşısında üreticinin beklentisini karşılamadığını belirterek, “Bu sezon da fındık üreticisi mağdur edildi; alın terinin ve emeğinin karşılığı verilmedi” dedi. Toprak Mahsulleri Ofisi, 2026/2027 sezonunda yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre Giresun kalite fındık için 255 TL/kg, Levant kalite için 250 TL/kg alım fiyatı açıkladı. Yüzde 50 randımanın üzerindeki her bir puan için Giresun kalitede 5,10 TL, Levant kalitede ise 5 TL ilave ödeme yapılacak. TMO alımları 24 Ağustos'ta başladı. Gezmiş ise açıklanan rakamların gübre, ilaç, mazot, işçilik, patoz ve nakliye maliyetlerindeki artışı karşılamadığını savundu. “MALİYETİN ÜZERİNE REFAH PAYI EKLENMELİ” Her sezon öncesinde ziraat odaları, sendikalar, üretici örgütleri ve çiftçilerle görüşerek fındık üreticisinin beklentilerini gündeme taşıdıklarını belirten Gezmiş, fiyatın üretim maliyeti esas alınarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. Gezmiş şöyle konuştu: “Üreticimizin beklentisini ve olması gereken fiyatı her platformda anlatıyoruz. Fındığın kilogram fiyatının maliyetin üzerine en az yüzde 30 refah payı eklenerek belirlenmesini ve Giresun kalite fındığa en az yüzde 10 fiyat farkı verilmesini istiyoruz. Ancak görüyoruz ki üreticinin alın terine ve emeğine gereken değer verilmiyor.” “İŞÇİ YEVMİYESİ 2 BİN 500 LİRAYA ULAŞTI” Üretim maliyetlerinin özellikle hasat döneminde önemli ölçüde yükseldiğini belirten Gezmiş, tarım işçisi yevmiyelerinin 2 bin 500 liraya kadar çıktığını ifade etti. Gübre, zirai ilaç, mazot, patoz ve nakliye giderlerindeki artışa da dikkat çeken Gezmiş, açıklanan fiyatın üreticinin maliyet ve gelir dengesini sağlamaktan uzak olduğunu savundu. “Üretici bütün bu masrafları karşıladıktan sonra elinde ne kalacak? Bu fiyat hangi yaraya merhem olacak?” diyen Gezmiş, fiyat politikasının yeniden değerlendirilmesini istedi. FİSKOBİRLİK 205 TL AÇIKLADI Gezmiş'in açıklamasında FİSKOBİRLİK'in üreticinin yanında daha güçlü biçimde yer alması gerektiği vurgulanırken, Birliğin 2026 sezonuna ilişkin ilk fiyatları da belli oldu. FİSKOBİRLİK, yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındıkta ortak üretici için 205 TL/kg, Levant kalite fındıkta ise 195 TL/kg taban fiyat belirledi. Böylece Giresun kalite fındıkta FİSKOBİRLİK'in taban fiyatı TMO'nun 255 TL'lik fiyatının 50 TL altında kaldı. Bu nedenle Gezmiş'in ilk açıklamasındaki “FİSKOBİRLİK neden suskun?” eleştirisi yerine, güncel tabloda Birliğin açıkladığı fiyatın üreticinin beklentisini ne ölçüde karşılayacağının tartışılması daha doğru hale geldi. TMO'DA ÇKS VE RANDEVU SİSTEMİ Gezmiş, üreticinin ürününün önemli bölümünün serbest piyasada daha düşük fiyatlarla karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekerek TMO'nun piyasada daha güçlü alıcı olması gerektiğini savundu. Güncel TMO alım şartlarına göre üreticinin ÇKS kaydının güncel olması gerekiyor. Randevular da ÇKS belgesinde kayıtlı üretim miktarı üzerinden oluşturuluyor. Bir tona kadar ürün için en fazla bir, bir tonun üzerindeki kayıtlı üretim için ise en fazla iki randevu veriliyor. Ürün bedellerinin teslimden itibaren 21. günden başlayarak ödeneceği duyuruldu. Bu nedenle açıklamadaki “TMO dekar başına sınırlı miktarda alım yapıyor” ifadesi yerine, güncel resmî koşullara uygun olarak “TMO alımları ÇKS'de kayıtlı üretim miktarı ve randevu sistemi üzerinden yürütüyor” ifadesinin kullanılması daha doğru. “ÜRETİCİ SANDIKTA HESABINI SORACAK” Giresun'un Türkiye'nin en önemli fındık üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Gezmiş, üreticinin düşük fiyat ve yükselen maliyet baskısı altında bırakıldığını söyledi. Gezmiş, iktidarın fındık politikasını eleştirerek şu ifadeleri kullandı: “Giresunlu üretici ağır maliyetlerle, düşük fiyatlarla ve tekellerin baskısıyla mücadele ediyor. İktidar, üreticinin alın terini yok saymanın ve onu her sezon mağdur etmenin karşılığını sandıkta görecektir. Üretici kendisine yapılan bu haksızlığın hesabını mutlaka soracaktır.” Fındığın yalnızca bölgesel bir geçim kaynağı değil, Türkiye'nin tarımsal ihracatı açısından da stratejik bir ürün olduğunu vurgulayan Gezmiş, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Fındık sıradan bir tarım ürünü değildir; Karadeniz'in emeği, alın teri ve geleceğidir.”

FINDIKTA FİYAT YARIŞI Haber

FINDIKTA FİYAT YARIŞI

FINDIKTA FİYAT YARIŞI FINDIKTA RAKAM YARIŞI DEĞİL, AÇIK MALİYET VE DÜNYA ARZI HESABI GEREKİYOR Yeni Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in 350 lira, İYİ Parti’nin Giresun kalite için 320, Levant kalite için 310 lira ve Giresun Ziraat Odasının en az 300 lira olarak açıkladığı fiyat önerileri arasındaki fark, fındık tartışmasının ortak ve denetlenebilir bir maliyet hesabına dayanması gerektiğini gösterdi. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk 2026 rekoltesi esas alınarak üreticiyi koruyacak gerçekçi fiyat; maliyet, enflasyon, refah payı, bölgesel üretim farkı, dünya üretimi, ihracat, Güney Yarım Küre’den gelen ürün ve TMO’nun alım hedefi birlikte değerlendirilerek açıklanmalı. Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 yılı fındık alım fiyatı beklenirken siyasi partiler ve üretici kuruluşlarından farklı rakamlar geliyor. Açıklanan fiyatların 300 liradan başlayarak 350 liraya kadar çıkması, tartışmayı üreticinin gerçek maliyetinden uzaklaştırıp siyasi bir rakam yarışına dönüştürme riski taşıyor. Yeni Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TMO’nun taban alım fiyatını en az 350 lira olarak açıklamasını, fiyatın enflasyona göre güncellenmesini ve Giresun kalite fındığa en az yüzde 10 kalite farkı verilmesini istedi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Enver Yılmaz ise Samsun Milletvekili Erhan Usta ve partisinin yöneticileriyle düzenlediği basın toplantısında, fındığın kilogram maliyetinin 240–260 lira arasında olduğunu belirterek peşin ödeme şartıyla Giresun kalite fındığa 320, Levant kaliteye 310 lira önerdi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan da dışarıdan işçilik kullanılması durumunda bir kilogram fındığın maliyetini 230 lira olarak açıkladı. Karan, bu maliyete yüzde 30 refah payı eklenmesi gerektiğini belirterek TMO fiyatının 300 liranın altında olmamasını istedi. 300, 320 VE 350 LİRA: FARK HANGİ HESAPTAN ÇIKIYOR? Üç ayrı açıklamadaki fiyat farkının anlaşılabilmesi için yalnızca sonuç rakamlarının değil, bu rakamlara ulaşılırken kullanılan hesapların da yayımlanması gerekiyor. Giresun Ziraat Odasının açıkladığı 230 liralık maliyete yüzde 30 refah payı eklendiğinde kilogram başına 299 liralık fiyat ortaya çıkıyor. Bu hesap, odanın en az 300 liralık önerisiyle örtüşüyor. İYİ Parti’nin açıkladığı 240–260 liralık maliyet bandında ise 310–320 liralık fiyat, esas alınan maliyete göre yaklaşık yüzde 19 ile yüzde 33 arasında değişen bir pay taşıyor. Ancak Giresun ve Levant kalite için maliyetlerin ayrı ayrı gösterilmesi, kalite farkının hangi ölçüyle hesaplandığının açıklanması gerekiyor. Gezmiş’in önerdiği 350 liranın da üretim maliyeti, enflasyon, refah payı ve Giresun kalite farkı bakımından ayrıntılı bir hesap tablosuyla desteklenmesi, önerinin ekonomik karşılığını güçlendirecektir. Fiyat açıklayan her siyasi parti, milletvekili ve meslek kuruluşu; hangi ilde, hangi rakımda, kaç kilogram dekar verimi ve hangi işçilik modeli üzerinden hesap yaptığını ortaya koymalı. Aksi hâlde birbirinden farklı rakamlar, üreticinin beklentisini yükselten ancak uygulanabilirlik zemini gösterilmeyen siyasi açıklamalar olarak kalır. MALİYET SADECE İŞÇİLİK VE GÜBREDEN OLUŞMUYOR Gerçekçi bir kilogram maliyetinde gübre, ilaç, akaryakıt, bahçe bakımı, ot biçme, budama, toplama, taşıma, patoz, çuval, kurutma, depolama ve finansman giderleri ayrı ayrı gösterilmeli. Aile işçiliğinin ücretsiz kabul edilmesi maliyeti yapay biçimde düşürür. Üreticinin ve ailesinin bahçede çalıştığı süre, dışarıdan işçi tutulmasa bile emek maliyeti olarak hesaplanmalı. Arazi sahibinin bahçesi için harcadığı zaman ve iş gücü yok sayılamaz. Doğu Karadeniz’in dik ve parçalı arazileri, düşük dekar verimi ve yüksek toplama maliyeti de Samsun, Sakarya ve Düzce’deki üretim şartlarıyla aynı değerlendirilmemeli. Giresun kalite fındık için önerilen fiyat farkı, yalnızca ürün niteliği üzerinden değil, bölgenin yüksek üretim maliyeti üzerinden de hesaplanmalı. Maliyet hesabına enflasyon ve makul refah payı eklendikten sonra üreticinin köyünde kalmasını, bahçesine bakmasını ve gelecek yıl yeniden üretmesini sağlayacak gelir düzeyi belirlenmeli. Fındık fiyatı yalnızca bir yıllık ürün bedeli olarak değil, Karadeniz’in kırsal nüfusunu ve sosyoekonomik yapısını koruyan bir politika aracı olarak ele alınmalı. SİYASİLER ÖNCE VERİYE, SONRA FİYATA BAKMALI Fındık fiyatı açıklayan siyasiler önce gerçekçi bir hesap ortaya koymalı. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesi, dünya üretimi, Güney Yarım Küre’den gelen ürün, iç tüketim, ihracat beklentisi ve TMO’nun piyasadan çekmeyi planladığı miktar birlikte değerlendirilerek gerçek arz tablosu çıkarılmalı. Bunun ardından üretim maliyeti kalem kalem hesaplanmalı. Valilik tarafından belirlenen günlük fındık toplama ücreti tek başına işçilik maliyeti olarak kabul edilemez. Budama, gübreleme, ilaçlama, ot biçme, bahçe temizliği, toplama, taşıma, patoz, kurutma ve depolama süreçlerinde kullanılan toplam iş gücü ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Üreticinin, eşinin ve çocuklarının bahçede karşılıksız çalıştığı varsayımıyla maliyet düşürülemez. Ev halkının emeği de dışarıdan alınan işçilik gibi parasal karşılığı bulunan bir üretim gideridir. Üretici ailesinin emeğini yok sayan hesap, gerçek maliyeti değil, yalnızca üreticinin cebinden çıkan nakit harcamayı gösterir. Siyasi partiler ve milletvekilleri; rekolteyi, dünya arzını, ihracatı, bölgesel verim farkını, gerçek işçilik giderini, diğer üretim maliyetlerini, enflasyonu, refah payını ve TMO’nun alım hedefini aynı tabloda göstermeden fiyat yarışına girmemeli. Açıklanan fiyatın hangi maliyet hesabına dayandığı, üreticiye ne kadar gelir bıraktığı, TMO’nun bu fiyattan kaç ton ürün alacağı ve fiyatın ihracatçı ile sanayici açısından nasıl karşılanacağı açıkça ortaya konulmalı. TÜRKİYE’NİN 2026 REKOLTESİ 704 BİN 941 TON Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda, il tarım müdürlükleri bünyesinde oluşturulan rekolte tespit komisyonlarının çalışması sonucunda Türkiye’nin 2026 yılı tahmini kabuklu fındık rekoltesi 704 bin 941 ton olarak belirlendi. Fiyat ve arz hesaplarında bu rakam esas alınmalı. Rekoltenin yüzde 50 randıman üzerinden yaklaşık iç fındık karşılığı 352 bin 471 ton olarak hesaplanıyor. Türkiye 2025 takvim yılında 238 bin 704 ton iç fındık ihraç etti. Bunun yaklaşık kabuklu karşılığı 477 bin 408 ton. Buna göre 2026 rekoltesinin iç fındık karşılığı, 2025 takvim yılı ihracatının yaklaşık 113 bin 767 ton üzerinde bulunuyor. Gösterge Kabuklu fındık İç fındık karşılığı Türkiye 2026 rekoltesi 704.941 ton 352.471 ton Türkiye’nin 2025 ihracatı 477.408 ton 238.704 ton Aradaki fark 227.533 ton 113.767 ton Ancak bu farkın tamamı arz fazlası olarak değerlendirilemez. İç tüketim, çerezlik, randıman farklılıkları, işleme kayıpları, kalite sorunları ve sezon içinde oluşabilecek stok ihtiyacı da toplam rekolteden karşılanacak. İHRACATTAKİ GERİLEME HEM RİSK HEM TOPARLANMA ALANI 2025-2026 ihracat sezonunun ilk 10 ayında Türkiye 169 bin 480 ton iç fındık ihraç etti. Önceki sezonun aynı döneminde bu miktar 276 bin 374 tondu. İhracat miktarı bir önceki sezonun aynı dönemine göre yaklaşık 106 bin 894 ton azaldı. Bu gerileme yeni sezon için önemli bir risk oluştururken aynı zamanda ihracatın yeniden yükselmesi hâlinde kullanılabilecek bir pazar alanı bulunduğunu da gösteriyor. İhracat önceki sezon seviyesine dönerse 704 bin 941 tonluk rekoltenin önemli bölümü pazarlanabilir. Dış satışlar düşük kalırsa iç piyasada arz baskısı oluşabilir ve TMO’nun alım kapasitesi fiyat açısından daha belirleyici hâle gelir. Türkiye’nin ihracatı yalnızca tonaj üzerinden değil, ihraç edilen ürünün ortalama fiyatı, işlenmiş ürün payı, döviz geliri ve kilogram başına katma değeri üzerinden de değerlendirilmelidir. DÜNYA FINDIK ÜRETİMİNDE ARTIŞ BEKLENİYOR Türkiye’de fındık fiyatı yalnızca ülke içindeki rekolte üzerinden belirlenemez. ABD, Şili, İtalya, Çin, Azerbaycan, Gürcistan, İspanya ve diğer üretici ülkelerin rekoltesindeki değişiklikler, küresel alıcıların satın alma seçeneklerini doğrudan etkiliyor. Türkiye için 704 bin 941 tonluk Bakanlık koordinasyonlu rekolte esas alınarak uluslararası ülke tahminleriyle birlikte yapılan hesaplama, dünya kabuklu fındık üretiminin yaklaşık 1 milyon 327 bin ton düzeyine ulaşabileceğini gösteriyor. Bu rakam, farklı ülkeler için açıklanan tahminlerin Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesiyle birleştirilmesi sonucunda elde edilen analitik bir göstergedir; resmî bir dünya rekolte açıklaması değildir. Önceki sezon için açıklanan yaklaşık 1 milyon 80 bin tonluk dünya üretimiyle karşılaştırıldığında küresel üretimde yaklaşık 247 bin tonluk, başka bir ifadeyle yüzde 22,8 oranında artış ortaya çıkıyor. Dünya üretimindeki bu artış, alıcıların ürün bulmasını kolaylaştırabilir ve uluslararası fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı azaltabilir. Ancak dünya piyasasına sunulacak gerçek miktar; randıman, kalite, zararlı etkisi, ihracata uygun ürün oranı ve ülkelerin stok politikalarına göre değişecek. TÜRKİYE DIŞINDAKİ ÜRETİCİLERİN DURUMU 2026-2027 sezonuna ilişkin uluslararası tahminlerde Türkiye dışındaki başlıca üretici ülkeler için şu rakamlar yer alıyor: Ülke Üretim tahmini Önceki sezona göre değişim ABD 123.500 ton %12,3 artış Şili 120.000 ton %0,6 azalış Çin 100.000 ton %13,6 artış İtalya 90.000 ton %38,5 artış Azerbaycan 65.000 ton %8,3 artış Gürcistan 45.000 ton Değişim beklenmiyor İran 22.600 ton %5,8 azalış İspanya 10.530 ton %40,4 artış Fransa 9.500 ton %5,6 artış Türkiye dışındaki bu dokuz üretici ülkenin toplam tahmini üretimi yaklaşık 586 bin 630 tona ulaşıyor. Küresel alıcıların tamamı aynı kalite ve özellikte ürün sunmasa da bu ülkeler Türkiye’ye alternatif kaynak oluşturuyor. ABD, Çin, İtalya, Azerbaycan, İspanya ve Fransa’da üretim artışı beklenmesi, Türkiye’nin dünya pazarındaki fiyat ve satış politikasını daha dikkatli oluşturmasını gerektiriyor. Türkiye üretimde açık ara liderliğini koruyor. Ancak bu üstünlüğün devamı yalnızca yüksek tonaja değil; kaliteye, izlenebilirliğe, zamanında teslimata, istikrarlı fiyat politikasına ve üreticinin bahçede kalmasına bağlı. GÜNEY YARIM KÜRE 2026 ÜRÜNÜNÜ PAZARA SUNDU Türkiye, ABD, İtalya, Gürcistan ve Azerbaycan’da 2026 ürünü henüz hasat aşamasına gelirken Güney Yarım Küre’de üretim takvimi farklı işliyor. Güney Yarım Küre’nin en önemli fındık üreticisi Şili, 2026 mahsulünü yılın ilk aylarında topladı ve Türkiye yeni sezona başlamadan uluslararası pazara sundu. Şili’nin 2026 yılı üretimi yaklaşık 120 bin ton olarak tahmin ediliyor. Bu miktar önceki sezona göre artış değil, yaklaşık yüzde 0,6 oranında sınırlı bir gerilemeye işaret ediyor. Bununla birlikte Şili’nin üretim kapasitesi uzun vadede hızlı biçimde büyüyor. Şili Tarım Bakanlığına bağlı ODEPA verilerine göre ülkedeki fındık bahçelerinin alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara ulaştı. Beş yılda fındık alanı yaklaşık iki katına çıktı. Yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 15,1 olarak hesaplandı. Yeni bahçelerin verime yatmasıyla Şili’nin gelecek yıllarda üretimini artırma potansiyeli bulunuyor. Şili’nin 2026 üretimi geçen sezona göre belirgin biçimde artmamış olsa da 120 bin tonluk ürününü Türkiye’den önce pazara sunması önemli. Dünya sanayicisi ve büyük alıcılar, Türkiye’nin yeni mahsulü piyasaya çıkmadan Şili’den ürün temin edebiliyor. Bu nedenle Türkiye’de taban fiyat belirlenirken yalnızca ağustos ayında bahçeden çıkacak yerli fındık değil, Şili’nin yılın ilk yarısında dünya pazarına sunduğu ürünün miktarı, satış fiyatı ve alıcıların elindeki stok da analiz edilmeli. ALICILARIN ALTERNATİFİ ARTIYOR ABD’nin 123 bin 500, Şili’nin 120 bin, Çin’in 100 bin ve İtalya’nın 90 bin tonluk üretim tahminleri birlikte değerlendirildiğinde yalnızca bu dört ülkenin toplam üretimi 433 bin 500 tona ulaşıyor. Azerbaycan, Gürcistan, İspanya ve Fransa da hesaba katıldığında Türkiye dışındaki arz genişliyor. Türkiye hâlâ dünya fındık üretiminin en büyük bölümünü karşılıyor ancak uluslararası alıcıların alternatif tedarik kaynakları artıyor. Bu durum üretici fiyatını düşürmek için gerekçe yapılmamalı. Türkiye’nin rekabet gücü üreticiyi maliyetinin altında ürün satmaya zorlayarak korunamaz. Kalite, verimlilik, kahverengi kokarca ve diğer zararlılarla mücadele, işlenmiş ürün ihracatı, marka değeri ve pazar çeşitliliği artırılmalı. Üreticinin maliyeti ile dünya piyasasının ödeme kapasitesi arasındaki fark, üreticinin gelirinden kesilerek kapatılmamalı. TMO’NUN KAÇ TON FINDIK ALACAĞI ÖNCEDEN AÇIKLANMALI Yeni sezonda fiyatın yönünü yalnızca açıklanacak taban fiyat değil, TMO’nun piyasadan ne kadar fındık almayı planladığı da belirleyecek. TMO’nun alım hedefi bilinmeden açıklanan fiyatın piyasayı ne ölçüde destekleyeceği hesaplanamaz. TMO’nun 100 bin ton alım yapmasıyla 200 bin ton alım yapması, serbest piyasadaki kısa vadeli arz bakımından aynı sonucu doğurmaz. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesi esas alındığında, TMO’nun 100 bin ton ürün alması hâlinde yaklaşık 604 bin 941 ton; 200 bin ton alması hâlinde ise yaklaşık 504 bin 941 tonluk ürün özel piyasa, iç tüketim ve ihracat kanallarında kalır. Türkiye rekoltesi TMO alım hedefi Diğer kanallarda kalabilecek miktar 704.941 ton 100.000 ton 604.941 ton 704.941 ton 200.000 ton 504.941 ton Alım hedefindeki 100 bin tonluk fark, toplam rekoltenin yaklaşık yüzde 14,2’sine karşılık geliyor. Bu büyüklük, hasat döneminde piyasaya gelecek ürün miktarını ve üreticinin pazarlık gücünü doğrudan etkileyebilir. Bu hesap, TMO’nun aldığı ürünü aynı sezon içinde yeniden satışa çıkarmadığı varsayımına dayanıyor. Kurum ürünü piyasadan aldıktan kısa süre sonra yeniden satarsa alımın arz üzerindeki düzenleyici etkisi zayıflar. Bu nedenle yalnızca alım hedefi değil, alınan fındığın ne kadar süre stokta tutulacağı ve hangi koşullarda satışa çıkarılacağı da önceden açıklanmalı. TMO’nun yüksek bir fiyat açıklayıp sınırlı miktarda ürün alması üreticiyi yeterince korumayabilir. Alım kotası düşük tutulur, randevu sistemi yavaş işler veya ürün bedelleri gecikirse üretici yeniden tüccara yönelmek zorunda kalabilir. Bu durumda açıklanan fiyat, piyasanın tamamını yönlendiren taban fiyat olmaktan çıkar. TMO FİYATLA BİRLİKTE ALIM PROGRAMINI DA YAYIMLAMALI TMO yalnızca kilogram başına alım fiyatını duyurmamalı. Kurum, her sezon öncesinde uygulanabilir ve denetlenebilir bir alım programı yayımlamalı. Bu programda şu bilgiler yer almalı: Sezon boyunca alınması planlanan toplam fındık miktarı, Giresun, Ordu, Trabzon, Samsun ve Batı Karadeniz için ayrılan alım kapasitesi, Giresun, Levant ve Sivri kaliteye göre hedeflenen alım miktarları, İl ve ilçelerde açılacak alım noktaları, Alım noktalarının günlük ve haftalık kapasitesi, Üretici başına uygulanacak teslimat sınırı, Randevu takvimi ve ürün kabul kriterleri, Ürün bedellerinin kesin ödeme süresi, Alınan ürünün ne kadar süre stokta tutulacağı, Sezon içinde yapılabilecek satışların takvimi ve yöntemi. TMO’nun 100 bin ton mu, 200 bin ton mu yoksa daha yüksek miktarda mı fındık alacağını üretici hasattan önce bilmeli. Çünkü alım hedefindeki her 100 bin tonluk fark, piyasaya kısa dönemde girecek ürün miktarını ve üreticinin pazarlık gücünü doğrudan etkiler. ÜRETİCİNİN SÜRDÜREBİLECEĞİ, ALICININ KARŞILAYABİLECEĞİ FİYAT Fındık fiyatı yalnızca üreticinin maliyetine veya yalnızca alıcının ödeme isteğine göre belirlenemez. Sağlıklı bir fiyat için üretim maliyeti, aile emeği, enflasyon, refah payı, bölgesel kalite farkı, 704 bin 941 tonluk Türkiye rekoltesi, dünya üretimi, ihracat fiyatı, döviz kuru, sanayicinin işleme maliyeti ve TMO’nun alım kapasitesi aynı model içinde değerlendirilmelidir. Üreticinin maliyetinin altında kalan fiyat bahçe bakımını azaltır, kırsaldan göçü hızlandırır ve gelecek yıllardaki üretimi tehlikeye atar. Dünya piyasasından tamamen kopan ve hesaplanabilir ticari karşılığı gösterilmeyen fiyat ise ihracatın gerilemesine, alıcının başka ülkelere yönelmesine ve ürünün iç piyasada birikmesine yol açabilir. Bu nedenle açıklanacak fiyatın hesabı kamuoyuna açık olmalı. Üreticinin üretimi sürdürebileceği, ailesinin emeğinin karşılığını alabileceği ve makul bir refah payına ulaşabileceği fiyatla; ihracatçı ve sanayicinin dünya pazarında alım yapıp rekabet edebileceği fiyat arasında sürdürülebilir bir denge kurulmalı. Bu dengeyi sağlamak için üreticinin gelirinden vazgeçmesi istenmemeli. Devlet; alan bazlı destek, kalite primi, bölgesel üretim desteği, uygun finansman, ihracat teşviki, lisanslı depoculuk ve güçlü TMO alımıyla maliyet ile piyasa fiyatı arasındaki baskıyı azaltmalı. Üretici yalnızca açıklanan fiyatı değil, TMO’nun o fiyattan kaç ton ürün alacağını da bilmek zorundadır. Alıcı da sezon boyunca uygulanacak alım, stok ve satış politikasını öngörebilmelidir. Fındık politikası popüler rakam açıklamalarıyla değil, denetlenebilir veri ve sürdürülebilir üretim hesabıyla kurulabilir. Doğru fiyat; yalnızca o gün en yüksek söylenen rakam değil, üreticinin emeğini karşılayan, üretimin devamını sağlayan, alıcının dünya pazarında karşılık bulabildiği ve uygulanabilir bir alım programıyla desteklenen fiyattır.

KARAN’DAN İKTİDAR MİLLETVEKİLLERİNE FINDIK FİYATI TEPKİSİ: “ÜRETİCİNİN EMEĞİNE SAHİP ÇIKIN” Haber

KARAN’DAN İKTİDAR MİLLETVEKİLLERİNE FINDIK FİYATI TEPKİSİ: “ÜRETİCİNİN EMEĞİNE SAHİP ÇIKIN”

KARAN’DAN İKTİDAR MİLLETVEKİLLERİNE FINDIK FİYATI TEPKİSİ: “ÜRETİCİNİN EMEĞİNE SAHİP ÇIKIN” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, yeni sezon öncesinde fındık fiyatını 4,5–5 dolar bandında telaffuz eden iktidar milletvekillerine tepki gösterdi. Bu açıklamaların piyasayı yönlendirmeye dönük olduğunu savunan Karan, maliyetin 200 liranın üzerine çıktığını belirterek fiyatın üretim maliyeti ve refah payı esas alınarak belirlenmesini istedi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, hasat öncesinde yeniden alevlenen fındık fiyatı ve rekolte tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. İktidara mensup bazı bölge milletvekillerinin fiyat konusunda yaptığı değerlendirmeleri “manipülasyon niteliğinde” olarak nitelendiren Karan, bu söylemleri şaşkınlıkla izlediklerini söyledi. Karan, milletvekillerini geçmiş yılların rakamları üzerinden değerlendirme yapmak yerine günün üretim maliyetlerine ve ekonomik şartlarına bakmaya çağırdı. KAYNAK VE HAMARAT’IN AÇIKLAMALARINA TEPKİ AK Parti Ordu Milletvekilleri İbrahim Ufuk Kaynak ile Mustafa Hamarat’ın fındık fiyatına ilişkin sözlerini eleştiren Karan, söz konusu değerlendirmelerin üreticilerin tepki gösterdiği mevcut fiyat seviyelerini savunur nitelikte olduğunu ileri sürdü. Yüksek girdi maliyetleri, ekonomik koşullar ve Türk lirasının enflasyon karşısındaki değer kaybı ortadayken fındık fiyatının 4,5–5 dolar bandında konuşulmasını “akıl dışı” olarak değerlendiren Karan, 2002–2026 dönemindeki enflasyon verilerinin doğru analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. “MALİYETİN ALTINDAKİ FİYAT ÜRETİMİ SEKTEYE UĞRATIR” Popülist söylemlerin üreticiye zarar verdiğini savunan Karan, bu durumdan yalnızca üretici üzerinden gelir sağlayan kesimlerin yararlandığını söyledi. Üreticinin, maliyetin üzerine refah payı eklenerek belirlenecek bir taban fiyat beklediğini hatırlatan Karan; milletvekillerinin dile getirdiği rakamın kabul edilemez olduğunu ve üretim maliyetinin altında kaldığını belirtti. Böyle bir fiyat politikasının üreticiyi fındıktan koparacağını, sürdürülebilir üretimi de sekteye uğratacağını ifade etti. Karan, iktidar milletvekillerine şu sözlerle seslendi: “Maliyeti 200 TL’nin üzerinde olan bir ürüne reva görülen bu fiyatı kabul etmiyoruz. Fındık üreticisinin oyuyla seçilen sayın bölge milletvekillerine sesleniyoruz: Üreticinin yanında olun, emeğine sahip çıkın. Hasada sayılı günler kala, fındık bahçelerini şenlendirecek bir taban fiyat için mesai harcayın; tekelcilere ve fındık ağababalarına alan açmayın.” “810 BİN TONLUK HAYALİ REKOLTE DİKKATE ALINMAMALI” Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesini belirlemeye yönelik çalışmalarda sona gelindiğini bildiren Karan, bazı kesimlerin aylar öncesinden açıkladığı 810 bin tonluk tahminin dikkate alınmaması gerektiğini söyledi. Bu rakamı “masa başında belirlenmiş hayali rekolte” olarak nitelendiren Karan, yasak olmasına rağmen sezon öncesinde bu tür açıklamaların yapıldığını savundu. RESMÎ REKOLTE İÇİN BAKANLIĞI İŞARET ETTİ Piyasa açısından Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanacak resmî rekoltenin esas alınması gerektiğini belirten Karan, sezon öncesinde piyasayı yönlendirmek amacıyla gerçek dışı rekolte açıklayanlara yaptırım uygulanması çağrısında bulundu.

GEZMİŞ: “ÜRETİCİYE YÜZDE 30 REFAH PAYI, GİRESUN KALİTE FINDIĞA YÜZDE 10 FARK VERİLMELİ” Haber

GEZMİŞ: “ÜRETİCİYE YÜZDE 30 REFAH PAYI, GİRESUN KALİTE FINDIĞA YÜZDE 10 FARK VERİLMELİ”

GEZMİŞ: “ÜRETİCİYE YÜZDE 30 REFAH PAYI, GİRESUN KALİTE FINDIĞA YÜZDE 10 FARK VERİLMELİ” CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, hasada sayılı günler kala fındık üreticisinin artan girdi maliyetleri ve fiyat belirsizliğiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Gezmiş, taban fiyatın üretim maliyetleri esas alınarak açıklanmasını, üreticiye en az yüzde 30 refah payı verilmesini, Giresun kalite fındığa yüzde 10 kalite farkı uygulanmasını ve Toprak Mahsulleri Ofisinin güçlü bir alım politikasıyla piyasaya girmesini istedi. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada yaklaşan fındık hasadı öncesinde üreticilerin yaşadığı ekonomik sorunları gündeme taşıdı. Karadeniz’in en önemli geçim kaynaklarından biri olan fındıkta üreticinin yeni sezona kaygıyla girdiğini belirten Gezmiş, fiyat politikasının maliyet ve üretici refahı temelinde kurulması gerektiğini söyledi. Gezmiş, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Giresun’un ve Karadeniz’in en önemli geçim kaynağı olan fındıkta hasat sezonuna sayılı günler kaldı. Üreticimiz büyük bir belirsizlik içinde bırakıldı. Geçtiğimiz yıl 350 TL’ye kadar alıcı bulan fındık bugün 190 TL seviyelerine kadar geriledi. Buna karşılık gübre, ilaç, işçilik ve akaryakıt başta olmak üzere bütün üretim maliyetleri hızla arttı, girdi maliyetleri iki katına çıktı. Bu tablo üreticimizi her geçen gün daha zor durumda bırakıyor. Üretici yıl boyunca emek veriyor ancak emeğinin karşılığını alamıyor.” “TABAN FİYAT ÜRETİM MALİYETLERİ ESAS ALINARAK BELİRLENMELİ” Gezmiş, hasat öncesinde açıklanacak fiyatın yalnızca üretim giderlerini karşılayan bir seviyede kalmaması gerektiğini belirterek taleplerini şöyle sıraladı: “Fındık hasadına girerken üreticinin emeğinin karşılığı olan fiyat belirlenmelidir. Taban fiyat, üretim maliyetleri esas alınarak açıklanmalı; üreticiye en az yüzde 30 refah payı verilmelidir. Giresun kalite fındığa yüzde 10 kalite farkı uygulanmalıdır.” “TMO GÜÇLÜ BİR ALIM POLİTİKASIYLA PİYASAYA GİRMELİ” Piyasanın yalnızca serbest alıcılara bırakılmaması gerektiğini savunan Gezmiş, Toprak Mahsulleri Ofisine de çağrıda bulundu: “TMO, güçlü bir alım politikasıyla piyasaya girmelidir. Üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve yeni sezona kaygıyla değil güvenle başlayabilmesi için fındık fiyatı maliyetlerin üzerinde belirlenmelidir.” Gezmiş, konuşmasını haberleştiren Giresun Öncü, Giresun Time, Ordu Olay ve Aretias TV’nin haber görsellerini sosyal medya hesabından paylaşarak basın emekçilerine teşekkür etti. Giresun Time tarafından yayımlanan haberde 15 Temmuz 2026 tarihi ve Dursun Onur imzası yer aldı.

KARAN’DAN TMO’YA ÇAĞRI: 300 TL’NİN ALTINDA TABAN FİYAT KABUL EDİLEMEZ Haber

KARAN’DAN TMO’YA ÇAĞRI: 300 TL’NİN ALTINDA TABAN FİYAT KABUL EDİLEMEZ

“FINDIK ÜRETİCİSİ KENDİ ÜRÜNÜNÜN KÖLESİ HALİNE GELDİ” KARAN’DAN TMO’YA ÇAĞRI: 300 TL’NİN ALTINDA TABAN FİYAT KABUL EDİLEMEZ FINDIKTA HASAT ÖNCESİ ALARM: ÜRETİCİ MALİYETİN ALTINDA EZİLİYOR Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık üreticisinin son bir yılda artan girdi maliyetleri ve düşen ürün fiyatları karşısında ağır bir ekonomik baskı altında kaldığını belirterek, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin vakit kaybetmeden 2026 yılı alım kriterlerini ve taban fiyatını açıklaması gerektiğini söyledi. Karan, geçtiğimiz Eylül–Ekim döneminde serbest piyasada 350 TL seviyelerine kadar çıkan fındığın bugün 200 TL bandında işlem gördüğünü ifade ederek, buna karşılık üreticinin gübre, ilaç, bakım, işçilik ve hasat maliyetlerinin yüzde 100’e yakın arttığını vurguladı. “TMO VAKİT KAYBETMEDEN FİYATI AÇIKLAMALI” 2026 fındık hasat sezonuna yaklaşık bir ay kaldığını hatırlatan Karan, üreticinin bahçeye girmeden önce önünü görmesi gerektiğini belirtti. Fındığın Türkiye, Karadeniz ve Giresun için stratejik bir ürün olduğuna dikkat çeken Karan, özellikle milletvekillerine çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Fındık bahçelerinden poz vermeyi bırakıp üretici lehine adım atmalarını bekliyoruz. Hasada sayılı günler kaldı.” “BİR KİLO FINDIĞIN MALİYETİ 230 TL’YE ÇIKIYOR” Üreticinin artık kendi ürünü karşısında ezildiğini söyleyen Karan, fındıkta maliyet hesabının üreticinin içinde bulunduğu tabloyu açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Karan, “Bir üretici bakım, ilaçlama, gübreleme, ot biçme ve hasat dahil tüm işçiliği kendisi yapsa bir kilogram fındığın maliyeti 150 TL. İşçilikle birlikte bu rakam 230 TL’ye çıkıyor. Üretici kendi ürününün kölesi haline gelmiş durumda” dedi. Kahverengi kokarca zararlısı ve külleme hastalığıyla mücadelenin de üreticiye ek yük getirdiğini belirten Karan, bu nedenle maliyetlerin ikiye değil, üçe katlandığını söyledi. “300 TL’NİN ALTINDA FİYAT KABUL ETMİYORUZ” 2026 yılı girdi maliyetleri dikkate alındığında TMO’nun açıklayacağı taban fiyatın kesinlikle 300 TL’nin altında olmaması gerektiğini kaydeden Karan, üreticinin yalnızca maliyetini değil, emeğinin karşılığını da almak istediğini ifade etti. Karan, “Çok bir şey istemiyoruz. Yüzde 30 refah payı istiyoruz. Bu da fındık üreticisinin hakkıdır” diye konuştu. “TMO EN AZ 250 BİN TON ALIM YAPMALI” Karan, TMO’nun sezon başında güçlü bir alım politikasıyla piyasaya girmesi gerektiğini belirterek, en az 250 bin tonluk alım yapılmasının serbest piyasayı dengeleyeceğini söyledi. Aksi halde serbest piyasanın yeniden üretici aleyhine şekilleneceğini vurgulayan Karan, kaybedenin üretici, kazananın ise “fındık baronları” olacağını dile getirdi. “GÖZÜMÜZ TMO’DA VE SİYASETÇİLERDE” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu saatten sonra gözümüz, kulağımız TMO’da ve fındık bahçelerinden poz veren siyasetçilerde.”

BAŞARIR, “ASGARİ ÜCRETİ ENFLASYON VE REFAH PAYIYLA HESAPLAMIYORLAR” Haber

BAŞARIR, “ASGARİ ÜCRETİ ENFLASYON VE REFAH PAYIYLA HESAPLAMIYORLAR”

“TÜİK MİLYONLARCA İŞÇİNİN HAKKINI YEMESİNİN HESABINI VEREBİLECEK Mİ?” “ASGARİ ÜCRETİ ENFLASYON VE REFAH PAYIYLA HESAPLAMIYORLAR” Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, TBMM’de yaptığı basın toplantısında dün açıklanan ve yüzde 27’lik zam yapılan asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başarır şunları söyledi: TOPLUMUN GERÇEKLERİNDEN KOPUK “Asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş oldu. Utanç verici bir rakam açıklandı. İşçiler, muhalefet beklenenin verilmeyeceğini tahmin ediliyordu ama bu kadar düşük, toplumun gerçeklerinden kopuk bir rakamın açıklanacağını hiç kimse beklemiyordu. Biz yıl boyunca TÜİK’i konuştuk. Gerçek verileri paylaşmadığını söyledik. TÜİK'in emeklinin, işçinin sofrasına el uzattığını, cebine el uzattığını söyledik. Bunları söylediğimiz için TÜİK bize manevi tazminat davası açtı. Bütçede söyledim, hiç önemli değil. Bana hükmedilecek tazminatı, ben maaşımdan öderim. Ama şimdi TÜİK'ye soruyorum; sen bu dünyada, öbür dünyada milyonlarca işçinin hakkını yediğinin hakkının hesabını verip ödeyebilecek misin?” ANAYASA HÜKMÜNE UYMUYORLAR “Şimdi neye göre belirlendi? TÜİK’in oranlarına göre yılın ilk 11 ayında toplam enflasyon 29,7 oldu. TÜİK aralık ayında 2,1 enflasyonu düşürürse, enflasyon yüzde 27’ye geriledi. Yani TÜİK’e birileri bu rakamları sipariş olarak verdi. Talimat olarak verdi. Asgari ücret tamı tamına 5.971 lira arttı. Artış yüzde 27. İşte rezalet budur! Yıl boyunca söylediğimiz gerçekler bu! TÜİK bu topluma emekçilere ihanet etmiştir. Şimdi birçok yasayı geçiyorum. Ne diyor 55’inci madde? Devlet çalışanlarının yaptıkları işe uygun, adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için görüntüde gerekli önlemleri almak ve hükümlüdür. Aldı mı? Almadı!” BÜTÇEDE BİR AKP VEKİLİ MİLLETİ KONUŞMADI “Bakın; bütçede 143 tane AK Parti milletvekili konuştu. 16 tane bakan 480 dakika konuştu. Yürütme adına Cevdet Yılmaz 5 saat konuştu. 143 tane AKP milletvekilinden bir tanesi asgari ücret demedi. Emekli maaşı demedi. Memur maaşı demedi. Emek demedi. Ekmek demedi. Aç demedi. Ne dediler? Biri elinde bir silindir, simide benzeyen bir cisimle geldi eski bir bakan, ‘Uzaya gidiyoruz’ dedi. Ama elinde bir simitle gelen, ekmekle gelen olmadı. Ay'a gidiyoruz, dedi. 143 milletvekili bin dakikanın üzerinde konuşurken, Cumhuriyet Halk Partisi binin üzerinde kelimelerini kullandı. Halkın sorunlarıyla ilgili, çarşı pazarla ilgili tek cümle kullanmadılar bütçe görüşmelerinde Meclis’te. Anladık ki, bunların derdi halk değil, millet değil, yoksulluk değil, asgari ücret değil. Bunlar muhalefetle uğraşıyor.” BU DÜZENİ BİZ Mİ YARATTIK? “Bize oy veren vermeyen 86 milyona sesleniyorum. Bu düzeni biz mi yarattık? Size 28 bin 75 lirayı reva görenler sizden bir kez bahsetmeyenler kendilerini uzayda görenler kendilerini ayda görenler onları affedecek misiniz? Artık Türkiye'de sözün bittiği yerdeyiz. Bakın Ankara, İstanbul, İzmir'de ortalama kira 30 bin lira. Bu zamsız hali. Eğer bir aylık ücretleriyle bir aylık barınma ücretlerini işçiler karşılamıyorsa bu iş bitmiştir.” VERİLMESİ GEREKEN VERMİYORLAR “Bakın bütçe görüşmeleri dahil bir yıl boyunca asgari ücretliyi dolandırırlar, kandırırlar. Niye? 2024’te bunu söyledik. Bakın 2024 resmi enflasyon yüzde 44. Büyüme 3,3 artı refah payı. Verilmesi gereken 25 bin 358 lira. Ne verildi? 22 bin 104 lira. Geliyorum 2025: Resmi enflasyon 33,1 artı büyüme 3,3 artı refah payı. Verilmesi gereken 34 bin 315 lira, 28 bin 75 lira verilmiş. Bunu rakamlar söylüyor, bilim söylüyor, akıl söylüyor. Sefer Selvi’nin çok güzel de bir karikatürü var. Bakanın karikatürünü yapmış. Her büyüme ve kalkınma vatandaşa refah artışı olarak dönmeye devam edecektir. Bu bakan geldi, asgari ücretlinin sorunlarından bahsetmedi.” BU İKTİDARI AFFETMEYİN! “14 günlük bütçe maratonunda 19 trilyonluk bütçenin toplam maliyetinin nereye, nasıl dağıtılacağını konuşurken işçiden, emekliden, emekten bahsetmeyen bu iktidarı affetmeyin! Herkes anayasal hakkını kullansın, mitinglerimize gelsin, seçim istesin. Artık bu ülkeyi sandık kurtarır! Bu zalimlerden kurtulma zorunluluğumuz vardır. O yüzden bir kez daha ben bu iktidarı bu zalimleri halka şikayet ediyorum. Seçim istemeye devam edeceğiz. Mitingleri yapmaya devam edeceğiz. Bunu halk için, hak için, emek için yapacağız. Bu ülkede artık kazanan emek, işçi, ezilen milyonlarca emekli olacak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.