Hava Durumu

#Raporlama

giresunsonhaber - Raporlama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Raporlama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Günde 1 Milyondan Fazla Dijital Bahsetme Analiz Ediliyor Haber

Günde 1 Milyondan Fazla Dijital Bahsetme Analiz Ediliyor

100'den fazla marka ve ajansın güvendiği yapay zeka destekli iletişim zekası platformu 10'dan fazla platform ve kaynağı gerçek zamanlı izliyor. Markalar sosyal medya konuşmalarını, haberleri, forumları, kullanıcı yorumlarını, şikayetleri, rakip hareketlerini ve içerik performansını farklı ekranlardan izliyor. Parçalı veri yapısı, iletişim ekiplerinin gündemi bütün olarak görmesini ve kritik gelişmelere hızla yanıt vermesini zorlaştırıyor. BraindPower, bu kaynaklardan gelen verileri tek merkezde toplayıp yapay zekayla analiz ederek kurumlara güncel bir dijital görünüm ve karar desteği sunuyor. Platform; takip, analiz, içgörü, içerik planlama, yayın ve raporlama süreçlerini birbirine bağlı tek bir akışta yürütüyor. Duygu ve tutum değişimleri, yükselen konular, riskler ve fırsatlar anlaşılır çıktılara dönüştürülüyor. Karar vericiler ayrı raporlar arasında bağlantı kurmaya çalışmadan öncelikli gelişmeleri aynı görünüm üzerinden değerlendirebiliyor. Ölçek ve platform kapsamı BraindPower, günde 1 milyonun üzerinde dijital bahsetmeyi işliyor, 10'dan fazla platform ve kaynağı izliyor ve 7 gün 24 saat esasıyla gerçek zamanlı takip sağlarken platforma 100'den fazla marka ve ajans güveniyor. Platformun yapay zeka motoru; niyet, duygu, bağlam ve dil nüansını 50'den fazla dilde analiz ediyor. Platform için yüzde 99,9 çalışma süresi garantisi de veriliyor. BraindPower Genel Müdürü Refik Söylemez, dijital analizin üç temel soruya cevap vermesi gerektiğini düşündüğünü belirterek bu soruları şu şekilde ifade ediyor: "Markam hakkında ne konuşuluyor, insanlar bu konuda ne hissediyor ve bu konuşmalar nereye doğru gidiyor?" Dijital veriler bağlamıyla birlikte okunuyor Konuşulma hacmindeki artış tek başına olumlu ya da olumsuz bir sonuç göstermiyor. Artışın bir kampanyaya gösterilen ilgiden mi, tekrarlayan müşteri şikayetlerinden mi yoksa büyüyen bir krizden mi kaynaklandığı; duygu değişimi, kelime frekansı, gündem başlıkları ve kullanıcı davranışları birlikte incelendiğinde anlaşılıyor. BraindPower; sosyal dinleme, duygu ve tutum analizi, haber ve medya takibi, X analizi, YouTube analizi, şikayet analizi gibi işlevleri aynı yapıda sunuyor. Kurumlar konuşulma hacmini, duygu dağılımını, öne çıkan kavramları, etkili kullanıcıları ve algının zaman içindeki değişimini tek ekrandan takip edebiliyor. Kriz sinyalleri erken aşamada görünür oluyor Söylemez, iletişim krizlerinin çoğu zaman küçük işaretlerle başladığını ifade ediyor. Negatif yorumların artması, benzer şikayetlerin tekrarlanması, belirli kelimelerin öne çıkması ve yüksek etkileşimli kullanıcıların tartışmaya katılması riski büyütebiliyor. BraindPower'ın kriz alarm sistemi ani negatif yorum artışlarını, tekrar eden şikayetleri, hassas konu kümelerini ve gündem yoğunlaşmalarını erken aşamada görünür kılıyor. Sistem her olumsuz içeriği kriz olarak değerlendirmiyor. Tekil yorumlarla büyüyen örüntüleri ayırarak ekiplerin riski bağlamıyla incelemesine yardım ediyor. İletişim ekipleri konu yayılmadan değerlendirme yapabiliyor, yaklaşımını belirleyebiliyor ve müdahale zamanını güncel verilerle planlayabiliyor. İçgörüler planlama ve yayına aktarılıyor Platform, rakiplerin paylaşımlarını ve etkileşim performansını kullanıcı tepkileri, duygu dağılımı ve gündem bağlamıyla birlikte analiz ediyor. Kitle analizi ilgi alanlarını, konu yakınlıklarını, davranış eğilimlerini ve içerik tercihlerini ortaya koyuyor. Etkili kullanıcı ve coğrafi dağılım analizleri, konuşmayı yönlendiren hesapları ve etkileşimin yoğunlaştığı bölgeleri gösteriyor. Elde edilen içgörüler içerik planlama ve yayın yönetimine aktarılıyor. İçerik takvimi, gönderi zamanlama, çoklu platform yönetimi, yayın takibi ve performans ölçümü aynı akış içinde ilerliyor. Ekipler yayımlanan içeriğin sonucunu izleyerek sonraki planı güncel verilerle oluşturabiliyor. Veri toplama, ekran görüntüsü alma, dosya düzenleme ve rapor hazırlama gibi işler aynı sistemde toplandığında iletişim ekipleri değerlendirmeye daha fazla zaman ayırabiliyor. Sosyal medya yönetimi, sosyal dinleme, haber takibi, rakip analizi ve raporlama süreçlerinin birbirine bağlanması, yöneticiler ile iletişim ekiplerinin aynı güncel görünüm üzerinden çalışmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerde ‘Excel Devleti’ Büyüyor Haber

Şirketlerde ‘Excel Devleti’ Büyüyor

Birçok şirkette kritik operasyonlar hâlâ kurumsal sistemler yerine Excel dosyaları, kişisel klasörler ve departman içi listeler üzerinden yönetiliyor. Pratik görünen bu alışkanlık veri güvenliği, hata riski, izlenebilirlik ve kurumsal kontrol açısından zafiyet yaratıyor. Kurumsal yazılım pazarının küresel oyuncularından Industrial Application Software (IAS), Canias ERP’nin süreç odaklı ve entegre yapısıyla şirketlerin operasyonlarını tek veri kaynağı üzerinden daha güvenli, izlenebilir ve sürdürülebilir bir dijital omurga üzerinde yönetmesini sağlıyor. Elektronik tablolar şirketler için hızlı, esnek ve erişilebilir çalışma araçları olmayı sürdürüyor. Ancak kritik operasyonlar kurumsal sistemler yerine kişisel dosyalar, departman içi listeler ve e-posta ekleri üzerinden yönetilmeye başladığında, bu pratiklik zamanla görünmez bir kontrol riskine dönüşüyor. Satın alma takibi, üretim planı, stok güncellemesi, fiyat listesi, bakım çizelgesi, tahsilat takibi veya müşteri siparişi gibi süreçler kişisel dosyalara taşındıkça, şirketin operasyonel hafızası da kurumsal sistemlerden kişilere ve dosya versiyonlarına bağımlı hale geliyor. Elektronik tablo kullanımına ilişkin akademik çalışmalar da bu riskin ölçeğine dikkat çekiyor. Raymond R. Panko’nun elektronik tablo hatalarına ilişkin araştırma derlemesi, elektronik tablo hatalarının yaygın ve tespit edilmesi zor olduğunu; özellikle büyük ve operasyonel amaçlı kullanılan dosyalarda hatalı sonuç üretme riskinin arttığını ortaya koyuyor. Aynı çalışma, kurumların ve kullanıcıların elektronik tabloların doğruluğuna çoğu zaman gereğinden fazla güvendiğini de vurguluyor. Kişisel dosyalar kurumsal kontrolü zayıflatıyor Bir gölge BT örneği olarak ele alınması gereken elektronik tablolar ve e-posta ekleri odaklı iş yapma biçimleri, çoğu zaman sorunun kendisinden ziyade kurumsal sistemlerin süreçleri uçtan uca kapsayamamasının bir belirtisi. Bir departman kendi raporunu, başka bir ekip kendi stok listesini, finans birimi ayrı bir maliyet tablosunu, satış ekibi ise farklı bir tahmin dosyasını kullandığında kurum içinde tek bir veri gerçeği yerine birbirinden kopuk versiyonlar oluşuyor. Bu durum, ilk bakışta karar alma süreçlerine hız kazandırıyor gibi görünse de uzun vadede izlenebilirliği, kontrol kabiliyetini ve karar kalitesini zayıflatıyor. Dosyanın sahibinin değişmesi, formülün bozulması, e-posta ile paylaşılan eski versiyonun kullanılmaya devam etmesi ya da manuel veri girişindeki küçük bir hata, kritik bir operasyonun yanlış bilgiyle yönetilmesine neden olabiliyor. Bu nedenle kişisel dosyalara dayalı çalışma biçimi yalnızca operasyonel verimlilik meselesi olarak görülmemeli; veri güvenliği, yetki yönetimi, denetim izi ve kurumsal hafıza açısından da değerlendirilmelidir. “Excel devleti” şirket içinde gölge operasyon alanı yaratıyor Kurumsal sistemlerin dışında büyüyen dosya düzeni, zamanla şirket içinde görünmeyen bir “Excel devleti” yaratıyor. Her departmanın kendi dosyası, kendi raporu ve kendi doğrusu oluştuğunda süreçler merkezi sistemlerden kopuyor. Operasyon hacmi arttıkça manuel güncelleme ihtiyacı çoğalıyor, dosya trafiği karmaşıklaşıyor ve hangi verinin güncel olduğu sorusu giderek daha kritik hale geliyor. Örneğin aynı stok verisinin farklı departmanlarda farklı görünmesi, maliyet hesaplarının güncel olmayan dosyalardan yapılması, üretim planlarının manuel listelere göre revize edilmesi veya satış tahminlerinin kişisel dosyalarda tutulması; şirketin yalnızca günlük operasyonunu değil, stratejik karar alma kalitesini de etkiliyor. Kurumsal kontrolün güçlenmesi için verinin kişisel dosyalarda değil, süreçlerin doğal akışı içinde oluştuğu entegre sistemlerde yönetilmesi gerekiyor. Tek veri kaynağı kurumsal hafızayı güçlendiriyor Kurumsal kaynak planlama pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS), şirketlerin kritik operasyonlarını tek veri kaynağı üzerinden yönetmesinin izlenebilirlik ve sürdürülebilir büyüme açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Canias ERP; satın almadan üretime, stoktan finansa, kaliteden raporlamaya kadar farklı süreçleri entegre bir yapı içinde ele alarak operasyonların kişisel dosyalara değil, kurumsal sisteme dayanmasını sağlıyor. Canias’ın süreç odaklı yapısı sayesinde veri, süreçlerin dışında manuel olarak taşınan bir unsur olmaktan çıkıyor; operasyonun içinde üretilen, güncellenen ve izlenebilen bir kurumsal kaynağa dönüşüyor. Böylece şirketler yalnızca veriye daha hızlı erişmekle kalmıyor; hangi bilginin ne zaman, kim tarafından ve hangi süreç içinde oluşturulduğunu da takip edebiliyor. Bu sayede raporlama kalitesi artarken hata riski azalıyor ve karar alma süreçleri için daha güvenilir bir zemin oluşuyor. “Kritik süreçler kişisel dosyalara emanet edilmemeli” IAS Yetkinlik Merkezi Direktörü Pelin IŞIK , şirketlerde kişisel dosyalar üzerinden yürüyen operasyonların kurumsal kontrol açısından önemli riskler yarattığını belirterek şunları söyledi: “Excel ve benzeri araçlar esnek görünse de kritik süreçler kişisel dosyalara kaydığında/emanet edildiğinde şirketin kontrol kabiliyeti zayıflıyor.Üstelik geleneksel tablolar, bugün yapay zeka ve gelişmiş iş zekası (BI) araçlarının ihtiyaç duyduğu canlı ve doğrulanmış veriyi beslemekte yetersiz kalıyor. Canias ERP’nin süreç odaklı ve entegre yapısı ise operasyonları tek bir güvenilir veri kaynağında toplayarak şirketlere hem bugün için güçlü bir izlenebilirlik sunuyor hem de geleceğin yapay zeka tabanlı karar destek mekanizmalarına sağlam bir zemin hazırlıyor.” Kurumsal sistemlerin süreç yönetimi altyapısı olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan IAS Yetkinlik Merkezi Direktörü Pelin IŞIK sözlerini şöyle sürdürdü: “Şirketlerde sürdürülebilir kontrol, verinin tek bir yerde tutulmasından daha fazlasını gerektiriyor. Önemli olan, süreçlerin doğru sistem üzerinde tasarlanması ve verinin bu süreçlerin doğal çıktısı olarak oluşmasıdır. Canias ile şirketler operasyonlarını uçtan uca entegre edebilir, süreç sahipliğini netleştirebilir ve raporlamayı kişisel dosyalara bağımlı olmaktan çıkarabilir. Bu da hem kurumsal hafızayı güçlendirir hem de büyüme yolculuğunu daha sağlam bir dijital altyapıya taşır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun çalışma esaslarında değişiklik Haber

Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun çalışma esaslarında değişiklik

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliği’nde değişikliğe gitti. Değişiklikler bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. ANKARA (İGFA) - DASK Çalışma Esasları Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikle, kurum fonunun yatırıma yönlendirilmesi, alım yöntemleri, harcama limitleri ve bazı satın alma usullerine ilişkin yeni düzenlemeler yapıldı. Yeni düzenlemeye göre, Kurum fonunun yatırıma yönlendirilmesinde çeşitlendirme esas alınacak. Varlıkların likit olması, anapara kaybı riskinin en düşük seviyede tutulması ve getiri oranının yüksek olması öncelikli kriterler arasında yer alacak. Fonun, belirli koşullar altında bir yıldan uzun vadeli portföylerde değerlendirilebilmesine imkân tanınırken, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Varlık Kiralama Şirketlerince ihraç edilen borçlanma senetleri ve kira sertifikalarına yapılan yatırımların Kurum fonunun en az üçte biri olması zorunlu hale getirildi. Ayrıca, tek bir ihraççının sermaye piyasası araçlarına yapılabilecek yatırımın, Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı ihraçlar hariç olmak üzere fonun yüzde 10’unu geçemeyeceği hükme bağlandı. AYLIK RAPORLAMA VE İÇ KONTROL ZORUNLULUĞU Düzenlemeye göre, Kurum fonunun belirlenen ilke ve esaslara uygunluğu, Teknik İşletici bünyesindeki iç kontrol birimi tarafından her ay kontrol edilerek kayıt altına alınacak. Aykırılıklar ve alınan önlemler de Yönetim Kuruluna yazılı olarak derhal bildirilecek. Yönetmelikte, satın alma süreçlerine ilişkin tutar sınırı da güncellendi. Buna göre, mal alımı ve hizmet alımında yıllık bedelin KDV hariç 1 milyon 200 bin liranın altında olması esas alınacak. Bu tutar her yıl yeniden değerleme oranında artırılacak. Deprem nedeniyle olağanüstü hâl ilan edilen dönemlerde ise bu sınır 5 katı olarak uygulanacak. Ayrıca satın alma tekliflerinin elektronik ortamda ya da kapalı zarf usulüyle teslimine ilişkin usuller de yeniden düzenlendi. Yeni düzenlemeyle getirilen geçici madde kapsamında, yürürlüğe giren değişikliklere uyum için fonların 6 ay içinde yeni yatırım esaslarına göre yeniden yönlendirilmesi öngörülürken daha önce belirlenmiş satın alma esasları için ise belirleme tarihinde yürürlükte olan hükümler uygulanmaya devam edeceği kaydedildi.

EKSPERLER ÖĞRENCİLERLE BULUŞTU, MESLEĞİN SAHADAKİ YÜZÜ ANLATILDI Haber

EKSPERLER ÖĞRENCİLERLE BULUŞTU, MESLEĞİN SAHADAKİ YÜZÜ ANLATILDI

EKSPERLER ÖĞRENCİLERLE BULUŞTU, MESLEĞİN SAHADAKİ YÜZÜ ANLATILDI Giresun Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Bankacılık ve Sigortacılık Programı öğrencileri, sigorta eksperliği mesleğini sahada görev yapan uzmanlardan dinledi. Hasar ve Reasürans dersi kapsamında düzenlenen kahvaltılı buluşmada, sektör deneyimleri öğrencilerle paylaşıldı. Giresun Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Bankacılık ve Sigortacılık Programı, öğrencileri sektör temsilcileriyle bir araya getiren önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Hasar ve Reasürans dersi kapsamında düzenlenen programda, Türkiye Sigorta Eksperleri Derneği üyeleri öğrencilerle aynı masada buluştu. Ordu ve Giresun’da aktif görev yapan sigorta eksperleri Alaaddin Kısa, Ertan Yüksel, Fazıl Öztürk, Bülent Yüce ve Ali Çağla, öğrencilere eksperlik mesleğinin uygulama alanlarını, hasar süreçlerini ve sahada karşılaşılan mesleki durumları anlattı. MESLEĞİN TEORİK DEĞİL, SAHADAKİ KARŞILIĞI KONUŞULDU Programda, eksperlik mesleğinin yalnızca teknik inceleme ve raporlama sürecinden ibaret olmadığı vurgulandı. Öğrenciler, hasar dosyalarının değerlendirilmesinden iletişim süreçlerine, saha incelemelerinden mesleki sorumluluklara kadar birçok başlıkta doğrudan sektör temsilcilerinden bilgi aldı. TÜSED Yönetim Kurulu Üyesi Eksper Bülent Yüce, eksperlik mesleğinin teknik bilgi, saha deneyimi ve güçlü iletişim becerisi gerektiren çok yönlü bir alan olduğunu belirtti. Yüce, her hasar dosyasının yalnızca maddi boyutuyla değil, olayın insani tarafıyla da ele alınması gerektiğini ifade etti. ÜNİVERSİTE-SEKTÖR İŞ BİRLİĞİ ÖNE ÇIKTI Dersin sorumlusu Öğr. Gör. Kamil Patan, öğrencilerin mesleki gelişiminde sektör buluşmalarının önemli bir yer tuttuğunu vurguladı. Patan, akademik eğitimin teorik altyapı sağladığını, mesleğin sahadaki karşılığını görmenin ise bu eğitimi tamamlayan önemli bir aşama olduğunu belirtti. Etkinlikte öğrenciler, eksperlere mesleğin işleyişi, karşılaşılan zorluklar, kariyer süreci ve sahadaki uygulamalar hakkında sorular yöneltti. Program, öğrencilerin aktif katılımıyla interaktif bir oturum halinde devam etti. AKADEMİSYENLER DE PROGRAMA KATILDI Yoğun ilgi gören buluşmaya Doç. Dr. Özgür Mustafa Ömür, Dr. Öğr. Üyesi Ünver Akın ve Öğr. Gör. Gülizar Öksüz de katıldı. Program, sigortacılık alanında eğitim alan öğrencilerin mesleği daha yakından tanımasına ve sektörle doğrudan temas kurmasına katkı sundu.

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE KLİNİK ARAŞTIRMALAR ETİK KURULU ONAYLANDI Haber

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE KLİNİK ARAŞTIRMALAR ETİK KURULU ONAYLANDI

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE KLİNİK ARAŞTIRMALAR ETİK KURULU ONAYLANDI Giresun Üniversitesi’nde kurulması planlanan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu için kuruluş onayı verildi. Kabul yazısı 13 Nisan 2026 tarihinde üniversite rektörlüğüne tebliğ edildi. Başvurular Rektörlük Özel Kalem birimi üzerinden alınacak, dosya kabul süreci kısa süre içinde başlayacak. Giresun Üniversitesi, klinik araştırmalar alanında yeni bir kurumsal eşiği geçti. Üniversite rektörlüğü bünyesinde oluşturulan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu için kuruluş onayı alındı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emel Uzunoğlu, kurulun üniversitenin bilimsel araştırma kapasitesine katkı sunacağını ve klinik araştırmaların etik ilkelere uygun, şeffaf ve sistematik biçimde yürütülmesinde kritik rol üstleneceğini açıkladı. Üniversitenin Tıp Fakültesi sayfasında yayımlanan duyuruda, kuruluşa ilişkin kabul yazısının 13 Nisan 2026 itibarıyla rektörlüğe ulaştığı bildirildi. Aynı duyuruda dosya alımına en kısa sürede başlanacağı ve başvuruların Rektörlük Özel Kalem’e yapılacağı da açıklandı. Üniversitenin etik kurul sayfasında ayrıca kurul üyeleri başlığı ve klinik araştırma formları bölümü de yayımlandı. Bu adım, kurulun fiili çalışma düzenine geçiş hazırlığının sürdüğünü gösteriyor. BU KARAR NE ANLAMA GELİYOR? Bu onay, Giresun Üniversitesi’nde gönüllüler üzerinde yürütülecek klinik araştırmalar için yerel bir etik değerlendirme mekanizmasının resmen kurulduğu anlamına geliyor. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, etik kurulları; araştırmaya katılan gönüllülerin haklarını, güvenliğini ve esenliğini korumak amacıyla bilimsel ve etik görüş veren bağımsız kurullar olarak tanımlıyor. Kurumun yayımladığı bilgilere göre klinik araştırmalar, TİTCK tarafından onay verilen etik kurulların onayı ve Sağlık Bakanlığı izni ile yürütülüyor. Bu tablo, Giresun Üniversitesi’nde hazırlanacak klinik araştırma dosyalarının artık kurum içinde yapılandırılmış bir etik inceleme sürecine gireceğini gösteriyor. Haberin pratik karşılığı şu: Üniversitedeki araştırmacılar, başvurularını yerelde oluşturulan kurul üzerinden yürütecek; kurul uygunluk değerlendirmesi yapacak; uygun bulunan dosyalar ise mevzuatın gerektirdiği izin süreçleriyle birlikte ilerleyecek. Bu değerlendirme, üniversitenin başvuru kabul kanalı, kurul sayfası ve sekretarya yapısını duyurmuş olmasına dayanıyor. BUNDAN SONRA NE OLACAK? İlk aşamada üniversite dosya kabulünü başlatacak. Başvurular Rektörlük Özel Kalem birimi üzerinden alınacak. Ardından etik kurul, kendisine sunulan araştırma dosyalarını inceleyecek ve karar süreçlerini işletecek. TİTCK’nin klinik araştırmalar sayfasında etik kurullar için karar formu, standart çalışma yöntemi esasları, faaliyet raporu, üç aylık rapor üst yazısı, üye listesi örneği ve sekretarya-denetim belgeleri gibi çok sayıda resmi doküman yer alıyor. Bu da kurulun yalnızca isim olarak değil, düzenli raporlama ve kayıt yükümlülükleri olan bir işleyişe tabi olacağını ortaya koyuyor. Her araştırma bu onayla otomatik başlamayacak. Klinik araştırma dosyalarının, etik kurul incelemesinden geçmesi ve ilgili resmi izin süreçlerini tamamlaması gerekecek. TİTCK ayrıca klinik araştırma başvurularının standardize edilmesi için Klinik Araştırmalar Modülü kullandığını ve başvuruların bu sistem üzerinden izlendiğini belirtiyor. Bu nedenle Giresun Üniversitesi’ndeki yeni kurulun önündeki ilk dosyalar, yalnızca bilimsel içerik bakımından değil, başvuru düzeni ve mevzuat uyumu bakımından da ayrıntılı denetime tabi tutulacak. ÜNİVERSİTE İÇİN NEDEN ÖNEMLİ? Klinik Araştırmalar Etik Kurulu’nun faaliyete geçmesi, üniversitenin tıp ve sağlık bilimleri alanındaki araştırma altyapısını güçlendirecek bir adım niteliği taşıyor. Bu yapı, tezlerden akademik amaçlı çalışmalara ve gönüllü katılımı içeren daha geniş araştırma başlıklarına kadar pek çok dosyanın kurumsal çerçevede değerlendirilmesine imkân verecek. Aynı zamanda araştırma kültüründe denetlenebilirlik, kayıt disiplini ve gönüllü güvenliği başlıklarını daha görünür hale getirecek. Bu sonuç, TİTCK’nin etik kurullar için öngördüğü bağımsız değerlendirme, karar formu, faaliyet raporu ve başvuru-izleme düzeninden çıkarılıyor. Kaynak: Giresun Üniversitesi Rektörlüğü haber duyurusu, Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi etik kurul duyuruları ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Klinik Araştırmalar sayfası.

ÜNİVERSİTELER  ARASINDA YAZILIM TABANLI KALİTE İŞ BİRLİĞİ Haber

ÜNİVERSİTELER ARASINDA YAZILIM TABANLI KALİTE İŞ BİRLİĞİ

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ İLE KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ ARASINDA YAZILIM TABANLI KALİTE İŞ BİRLİĞİ GİRESUN – Giresun Üniversitesi ile Kastamonu Üniversitesi arasında yükseköğretimde dijital kalite altyapısını güçlendirmeye yönelik önemli bir yazılım iş birliği protokolü imzalandı. İş birliği kapsamında Kastamonu Üniversitesi tarafından geliştirilen Kalite Veri Yönetim Sistemi (KVYS) yazılımının kullanım hakkı Giresun Üniversitesine devredildi. Giresun Üniversitesi Rektörü Yılmaz Can, 4 Şubat 2026 tarihinde Kastamonu Üniversitesi Rektörü Ahmet Hamdi Topal’ı makamında ziyaret etti. Gerçekleşen görüşmede iki üniversite arasında akademik ve kurumsal iş birliğini güçlendirecek başlıklar masaya yatırıldı. Toplantıya ayrıca Giresun Üniversitesi Rektör Baş Danışmanı ve Akreditasyon, Akademik Değerlendirme ve Kalite Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Şanal, Koordinatör Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Hakan Sipahi ile Koordinatörlük üyeleri Dr. Öğr. Üyesi Enis Taşcı ve Öğr. Gör. Osman Serdal Karapınar da katıldı. AKADEMİK VE TEKNOLOJİK İŞ BİRLİĞİ VURGUSU Görüşmede; Ortak bilimsel projelerin geliştirilmesi Öğrenci ve akademisyen değişim programlarının artırılması Eğitim-öğretim süreçlerinde karşılıklı deneyim paylaşımı Bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak sosyal ve teknolojik projelerde ortak hareket edilmesi gibi başlıklarda iş birliğinin genişletilmesi ele alındı. KVYS İLE KALİTE SÜREÇLERİ DİJİTALLEŞECEK İmzalanan protokol doğrultusunda Kastamonu Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından geliştirilen Kalite Veri Yönetim Sistemi, Giresun Üniversitesinde aktif olarak kullanılmaya başlanacak. Sistem sayesinde; Kurumsal kalite güvence süreçleri dijital ortamda izlenebilecek Akreditasyon ve değerlendirme verileri merkezi olarak yönetilebilecek Raporlama ve performans analizleri daha hızlı yapılabilecek Kurumsal hafıza ve veri bütünlüğü güçlendirilecek Böylece üniversitenin kalite yönetim süreçlerinde daha sistematik, izlenebilir ve sürdürülebilir bir yapı oluşturulması hedefleniyor. REKTÖRLERDEN İŞ BİRLİĞİ MESAJI Rektör Prof. Dr. Yılmaz Can, protokolün Giresun Üniversitesi adına önemli bir kazanım olduğunu belirterek dijital altyapıyı güçlendiren projelerin eğitim kalitesine doğrudan katkı sağladığını ifade etti. Can, önümüzdeki dönemde iki üniversite arasında farklı alanlarda da yeni ortak çalışmalar yürütmek istediklerini dile getirdi. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal ise üniversiteler arası dayanışmanın yükseköğretim sisteminin gelişimi açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, bilgi ve deneyim paylaşımına dayalı iş birliklerinin hem kurumsal kapasiteyi hem de akademik üretkenliği artırdığını söyledi. İmzalanan bu protokol ile iki üniversite arasında yalnızca teknik bir yazılım paylaşımı değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir kalite kültürü ortaklığı da kurulmuş oldu.

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV Haber

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV Ezgi Kutlu Aldağ, TEDAŞ Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürü oldu Giresun’un yetiştirdiği nitelikli insan kaynağına bir başarı hikâyesi daha eklendi. Giresun Fen Lisesi mezunu Endüstri Mühendisi Ezgi Kutlu Aldağ, Türkiye’nin enerji altyapısında kritik bir rol üstlenen Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürü olarak görevlendirildi. Eğitimden Sanayiye, Sanayiden Kamu Yönetimine 2011 yılında Giresun Fen Lisesi’nden mezun olan Aldağ, lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. Üniversite eğitimi süresince üretim, kalite ve süreç yönetimi alanlarında uzmanlaşan Aldağ, Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşları Hyundai Assan ve Pirelli’de mühendislik stajları yaparak sahaya dayalı deneyim kazandı. Özel sektörde Kalite Mühendisi olarak görev alan Aldağ, bu süreçte verimlilik, standartlaşma, raporlama ve organizasyonel koordinasyon alanlarında önemli tecrübeler edindi. TEDAŞ’ta 9 Yıllık Kurumsal Birikim 2017 yılında TEDAŞ Genel Müdürlüğü bünyesine katılan Aldağ, yaklaşık 9 yıl boyunca farklı teknik ve idari görevlerde bulundu. Kurumun işleyişine, mevzuatına ve karar alma mekanizmalarına hâkimiyetiyle öne çıkan Aldağ, 2024 Eylül ayında Başmühendis unvanını aldı. Bu süreçte yalnızca teknik üretim alanlarında değil; kurum içi koordinasyon, planlama ve üst yönetime hazırlık süreçlerinde de aktif rol üstlendi. Özel Kalem Müdürlüğü Neden Kritik? TEDAŞ Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürlüğü; Genel Müdürlük makamının idari ve kurumsal koordinasyonunu, Kurum içi ve kurumlar arası yazışma süreçlerini, Üst düzey toplantı, gündem ve protokol organizasyonlarını, Stratejik bilgi akışının düzenli ve sağlıklı biçimde yürütülmesini kapsayan yüksek sorumluluk gerektiren bir görev alanı olarak biliniyor. Ezgi Kutlu Aldağ’ın bu göreve atanması, TEDAŞ’ta kurumsal hafızaya dayalı liyakat anlayışının güçlendiği şeklinde yorumlanıyor. Giresun’dan Ankara’ya Uzanan Bir Başarı Aldağ’ın ataması, Ankara’daki Giresunlu bürokratlar arasında da memnuniyetle karşılandı. Eğitimde fırsat eşitliği, teknik donanım ve kamu hizmeti bilincinin birleştiği bu kariyer çizgisi, genç mühendisler için de örnek bir profil olarak değerlendiriliyor.

Okullarda Akran Zorbalığı Alarmı Haber

Okullarda Akran Zorbalığı Alarmı

Aynı yaş grubundaki çocuklar veya ergenler arasında, okulda, sokakta, kurslarda ya da çevrim içi ortamda, kasıtlı, sürekli ve güç dengesizliğine dayalı davranışlar olan akran zorbalığı hakkında konuşan Nev Sağlık Grubu Klinik Psikoloji Bölümü’nden Psk. Helin Ezgi Deniz, ebeveynlere uyarılarda bulundu. Psk. Helin Ezgi Deniz, akran zorbalığının sadece çocuklar arasındaki bir anlaşmazlık değil, yetişkinlerin tutumlarıyla şekillenen bir ortam sorunu olduğunu belirtti. Deniz, “Yetişkinler aynı dili konuştuğunda çocuklar hızlıca toparlanır” şeklinde konuştu. “Akran zorbalığının üç boyutu var” Deniz, “Aynı yaş grubundaki çocuklar veya ergenler arasında okulda, sokakta, kursta ya da çevrim içi alanlarda anlamlı ve devamlı şekilde yapılan güç dengesizliği içeren davranışlar” olarak akran zorbalığını tanımladı ve “Burada amaç, devamlılık ve güç farkı önemlidir. Bu sebeple iki arkadaş arasında yaşanan bir tartışma veya tek seferlik sert söz akran zorbalığı değildir” dedi. Deniz, akran zorbalığının alay edilme, dışlanma, tehdit, eşya kapma veya çevrim içi itibarın zedelenmesi gibi kalıcı örüntülerle ilerlediğini ekledi. “Zorbalık gerçek hayattan digital alana taşındı” Günümüzde zorbalığın çeşitli şekillerde ortaya çıktığını dile getiren Deniz, "Fiziksel zorbalık en belirgin olanıdır; itme, tekmeleme, çelme takma, zorla eşya alma gibi. Sözel zorbalık ise daha gizlidir; isim takma, küçük düşürme, küfür gibi” dedi. Sosyal/ilişkisel zorbalığın ise çocuğun sistemli şekilde dışlanması üzerine kurulduğunu belirten Deniz, “Cinsiyetçilik, görünüş, etnik köken veya engellilik gibi özelliklere yönelen önyargı temelli zorbalık da vardır; bu, hem bireye hem de gruba yöneliktir” diye belirtti. Siber zorbalığın ayrı bir konu başlığı oluşturduğunu vurgulayan Deniz, “WhatsApp gruplarında taşlama, TikTok’ta montaj videolar, hikaye üzerinden ima, izinsiz fotoğraf paylaşımı… Dijital zorbalığın en tehlikeli yanı sürekli olması ve kalıcı izler bırakmasıdır” şeklinde konuştu. “Belirtileri tekil değil, bütün olarak değerlendirin” Deniz, ailelere “Çocuğun rutinindeki aniden değişikliklere dikkat edin” diye seslenerek şu örnekleri verdi: “Okula gitmek istememe, sabah mide veya baş ağrısıyla uyanma, notlarda düşüş, eşyaların sık sık kaybolması, arkadaş çevresinin hızla değişmesi, uyku düzeninin bozulması ve sinirlilik… Bunlar alarm işareti olabilir. Siber zorbalıkta telefon çaldığında tedirginlik ve sosyal medya hesaplarını silip tekrar açma gibi durumlar sık yaşanır.” Bazı çocukların yaşadıklarını gizlediğini dile getiren Deniz, “Bu nedenle belirtileri tek tek değil bir bütün olarak ele almak gerekmektedir.” “Bu kötü çocuk meselesi değil, ortam meselesidir” Zorbalığın nedenlerine değinen Deniz, “Sadece bir çocuk suçlamak yanıltıcı olur. Zorbalık bir birey değil, ortam meselesidir” ifadelerini kullandı. Psk. Helin Ezgi Deniz, kontrol eksikliği olan alanların, yetişkin tutarsızlıklarının, ‘gülüp geçme’ kültürünün ve popülerlik unsurlarının zorbalığı beslediğini belirtti ve "Zorbalığı yapan çocuk her zaman özgüvensiz değil; az ama empati yeteneği sınırlı gençler olabilir" dedi. Hedef alınan çocukların genellikle zayıf oldukları için değil, farklı, yeni, içine kapanık veya yalnız oldukları için seçildiğine dikkat çeken Deniz, “Sınıfın yüzde 70-80’i tanık olur ancak çoğu sessiz kalır. Tanıkların ses çıkarması zorbalığın hızla etkisini yitirmesine yol açar” dedi. “Önlemler için kilit noktada: okul, aile ve çocuk uyumlu çalışmalı” Önleme stratejilerinde kesin bir formül olmadığını belirten Psk. Helin Ezgi Deniz, “Ancak etkili bir çerçeve bellidir: Okul, aile ve çocuk uyum içinde olmalıdır” dedi. Deniz, "Zorbalığa toleranssızlık ilkesi, şeffaf süreçler, riskli bölgelerde yetişkinlerin görünürlüğü, öğretmenlerin zorbalığı tanıyabilmesi için eğitimi, empatiyi geliştiren sınıf etkinlikleri ve sosyal-duygusal beceri programları şarttır” dedi. Deniz, siber zorbalık için de “Gizlilik ayarlarını bilmek, ekran süresini düzenlemek ve okulun belirli bir siber zorbalık prosedürüne sahip olması gereklidir” dedi. “Müdahalede öncelik güvenliktir” Deniz, zorbalık durumunda ilk adımın güvenliği sağlamak olduğunu belirterek, “Olayı durdurun, tarafları ayırın ve ‘burada kimseye zarar verilmesine müsaade etmeyiz’ mesajını verin” dedi. Çocuğun duygularını ifade etmesine imkan tanınması gerektiğini söyleyen Deniz, “Duygularını ifade edebilen çocuk davranışlarını değiştirmeye başlar” dedi. Zorbaya yaklaşımda “utanç yerine sorumluluk benimsetmek” gerektiğini ifade eden Deniz, “Yaptırımlar caydırmak değil, dönüştürmek için olmalıdır” dedi. “Ebeveynlere iki ayrı yol haritası” Psk. Helin Ezgi Deniz, ebeveynler için iki senaryoyu anlatarak şunları söyledi: Çocuk hedef alındığında, “Dinleyin, suçlamayın, ‘abartıyorsun’ demeyin, kanıtları saklayın, plan yapın ve okul ile iş birliği yapın. Çocuğa kısa ve uygulanabilir hazır cümleler öğretin. Siber zorbalıkta telefonu tamamen elinden almak izole eder; onun yerine kısıtlama ve raporlama yollarını öğretin. Çocuk zorbalık yaptığında, “Önce bilgi toplayın, davranışı açıkça tanımlayın, sınır koyun. Davranışın nedenine odaklanın; güç isteği mi, ait olma isteği mi, öfke mi? Utandırmak değil, tamir ve sorumluluk hedeflenmelidir.” “Tanıklar sessiz kalmamalı” Deniz, tanıklığın önemini vurgulayarak, “Güvenli üç müdahale vardır: Hedefteki kişiyi yalnız bırakmamak, bir yetişkinden destek istemek ve durumu güvenli biçimde bildirmek” dedi. Deniz, siber zorbalık için şu öneriyi paylaştı: “Kayıt al, erişimi kısıtla, bildir ve güvende kal.” “Etkileri uzun vadeli olabilir ancak bu değiştirilebilir bir durumdur” Akran zorbalığının etkilerinin uzun yıllara yayılabileceğini aktaran Deniz, “Ancak bu bir kader değildir. Bir çocuğun hayatında yalnızca bir güvenilir yetişkinin varlığı bile güçlü bir koruyucudur. Okul–aile iş birliği, net kurallar, güvenli raporlama mekanizmaları ve gerekirse psikoterapi yardımı iyileşmeyi mümkün kılar” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.