Hava Durumu

#Raporlama

giresunsonhaber - Raporlama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Raporlama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV Haber

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV Ezgi Kutlu Aldağ, TEDAŞ Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürü oldu Giresun’un yetiştirdiği nitelikli insan kaynağına bir başarı hikâyesi daha eklendi. Giresun Fen Lisesi mezunu Endüstri Mühendisi Ezgi Kutlu Aldağ, Türkiye’nin enerji altyapısında kritik bir rol üstlenen Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürü olarak görevlendirildi. Eğitimden Sanayiye, Sanayiden Kamu Yönetimine 2011 yılında Giresun Fen Lisesi’nden mezun olan Aldağ, lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. Üniversite eğitimi süresince üretim, kalite ve süreç yönetimi alanlarında uzmanlaşan Aldağ, Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşları Hyundai Assan ve Pirelli’de mühendislik stajları yaparak sahaya dayalı deneyim kazandı. Özel sektörde Kalite Mühendisi olarak görev alan Aldağ, bu süreçte verimlilik, standartlaşma, raporlama ve organizasyonel koordinasyon alanlarında önemli tecrübeler edindi. TEDAŞ’ta 9 Yıllık Kurumsal Birikim 2017 yılında TEDAŞ Genel Müdürlüğü bünyesine katılan Aldağ, yaklaşık 9 yıl boyunca farklı teknik ve idari görevlerde bulundu. Kurumun işleyişine, mevzuatına ve karar alma mekanizmalarına hâkimiyetiyle öne çıkan Aldağ, 2024 Eylül ayında Başmühendis unvanını aldı. Bu süreçte yalnızca teknik üretim alanlarında değil; kurum içi koordinasyon, planlama ve üst yönetime hazırlık süreçlerinde de aktif rol üstlendi. Özel Kalem Müdürlüğü Neden Kritik? TEDAŞ Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürlüğü; Genel Müdürlük makamının idari ve kurumsal koordinasyonunu, Kurum içi ve kurumlar arası yazışma süreçlerini, Üst düzey toplantı, gündem ve protokol organizasyonlarını, Stratejik bilgi akışının düzenli ve sağlıklı biçimde yürütülmesini kapsayan yüksek sorumluluk gerektiren bir görev alanı olarak biliniyor. Ezgi Kutlu Aldağ’ın bu göreve atanması, TEDAŞ’ta kurumsal hafızaya dayalı liyakat anlayışının güçlendiği şeklinde yorumlanıyor. Giresun’dan Ankara’ya Uzanan Bir Başarı Aldağ’ın ataması, Ankara’daki Giresunlu bürokratlar arasında da memnuniyetle karşılandı. Eğitimde fırsat eşitliği, teknik donanım ve kamu hizmeti bilincinin birleştiği bu kariyer çizgisi, genç mühendisler için de örnek bir profil olarak değerlendiriliyor.

Okullarda Akran Zorbalığı Alarmı Haber

Okullarda Akran Zorbalığı Alarmı

Aynı yaş grubundaki çocuklar veya ergenler arasında, okulda, sokakta, kurslarda ya da çevrim içi ortamda, kasıtlı, sürekli ve güç dengesizliğine dayalı davranışlar olan akran zorbalığı hakkında konuşan Nev Sağlık Grubu Klinik Psikoloji Bölümü’nden Psk. Helin Ezgi Deniz, ebeveynlere uyarılarda bulundu. Psk. Helin Ezgi Deniz, akran zorbalığının sadece çocuklar arasındaki bir anlaşmazlık değil, yetişkinlerin tutumlarıyla şekillenen bir ortam sorunu olduğunu belirtti. Deniz, “Yetişkinler aynı dili konuştuğunda çocuklar hızlıca toparlanır” şeklinde konuştu. “Akran zorbalığının üç boyutu var” Deniz, “Aynı yaş grubundaki çocuklar veya ergenler arasında okulda, sokakta, kursta ya da çevrim içi alanlarda anlamlı ve devamlı şekilde yapılan güç dengesizliği içeren davranışlar” olarak akran zorbalığını tanımladı ve “Burada amaç, devamlılık ve güç farkı önemlidir. Bu sebeple iki arkadaş arasında yaşanan bir tartışma veya tek seferlik sert söz akran zorbalığı değildir” dedi. Deniz, akran zorbalığının alay edilme, dışlanma, tehdit, eşya kapma veya çevrim içi itibarın zedelenmesi gibi kalıcı örüntülerle ilerlediğini ekledi. “Zorbalık gerçek hayattan digital alana taşındı” Günümüzde zorbalığın çeşitli şekillerde ortaya çıktığını dile getiren Deniz, "Fiziksel zorbalık en belirgin olanıdır; itme, tekmeleme, çelme takma, zorla eşya alma gibi. Sözel zorbalık ise daha gizlidir; isim takma, küçük düşürme, küfür gibi” dedi. Sosyal/ilişkisel zorbalığın ise çocuğun sistemli şekilde dışlanması üzerine kurulduğunu belirten Deniz, “Cinsiyetçilik, görünüş, etnik köken veya engellilik gibi özelliklere yönelen önyargı temelli zorbalık da vardır; bu, hem bireye hem de gruba yöneliktir” diye belirtti. Siber zorbalığın ayrı bir konu başlığı oluşturduğunu vurgulayan Deniz, “WhatsApp gruplarında taşlama, TikTok’ta montaj videolar, hikaye üzerinden ima, izinsiz fotoğraf paylaşımı… Dijital zorbalığın en tehlikeli yanı sürekli olması ve kalıcı izler bırakmasıdır” şeklinde konuştu. “Belirtileri tekil değil, bütün olarak değerlendirin” Deniz, ailelere “Çocuğun rutinindeki aniden değişikliklere dikkat edin” diye seslenerek şu örnekleri verdi: “Okula gitmek istememe, sabah mide veya baş ağrısıyla uyanma, notlarda düşüş, eşyaların sık sık kaybolması, arkadaş çevresinin hızla değişmesi, uyku düzeninin bozulması ve sinirlilik… Bunlar alarm işareti olabilir. Siber zorbalıkta telefon çaldığında tedirginlik ve sosyal medya hesaplarını silip tekrar açma gibi durumlar sık yaşanır.” Bazı çocukların yaşadıklarını gizlediğini dile getiren Deniz, “Bu nedenle belirtileri tek tek değil bir bütün olarak ele almak gerekmektedir.” “Bu kötü çocuk meselesi değil, ortam meselesidir” Zorbalığın nedenlerine değinen Deniz, “Sadece bir çocuk suçlamak yanıltıcı olur. Zorbalık bir birey değil, ortam meselesidir” ifadelerini kullandı. Psk. Helin Ezgi Deniz, kontrol eksikliği olan alanların, yetişkin tutarsızlıklarının, ‘gülüp geçme’ kültürünün ve popülerlik unsurlarının zorbalığı beslediğini belirtti ve "Zorbalığı yapan çocuk her zaman özgüvensiz değil; az ama empati yeteneği sınırlı gençler olabilir" dedi. Hedef alınan çocukların genellikle zayıf oldukları için değil, farklı, yeni, içine kapanık veya yalnız oldukları için seçildiğine dikkat çeken Deniz, “Sınıfın yüzde 70-80’i tanık olur ancak çoğu sessiz kalır. Tanıkların ses çıkarması zorbalığın hızla etkisini yitirmesine yol açar” dedi. “Önlemler için kilit noktada: okul, aile ve çocuk uyumlu çalışmalı” Önleme stratejilerinde kesin bir formül olmadığını belirten Psk. Helin Ezgi Deniz, “Ancak etkili bir çerçeve bellidir: Okul, aile ve çocuk uyum içinde olmalıdır” dedi. Deniz, "Zorbalığa toleranssızlık ilkesi, şeffaf süreçler, riskli bölgelerde yetişkinlerin görünürlüğü, öğretmenlerin zorbalığı tanıyabilmesi için eğitimi, empatiyi geliştiren sınıf etkinlikleri ve sosyal-duygusal beceri programları şarttır” dedi. Deniz, siber zorbalık için de “Gizlilik ayarlarını bilmek, ekran süresini düzenlemek ve okulun belirli bir siber zorbalık prosedürüne sahip olması gereklidir” dedi. “Müdahalede öncelik güvenliktir” Deniz, zorbalık durumunda ilk adımın güvenliği sağlamak olduğunu belirterek, “Olayı durdurun, tarafları ayırın ve ‘burada kimseye zarar verilmesine müsaade etmeyiz’ mesajını verin” dedi. Çocuğun duygularını ifade etmesine imkan tanınması gerektiğini söyleyen Deniz, “Duygularını ifade edebilen çocuk davranışlarını değiştirmeye başlar” dedi. Zorbaya yaklaşımda “utanç yerine sorumluluk benimsetmek” gerektiğini ifade eden Deniz, “Yaptırımlar caydırmak değil, dönüştürmek için olmalıdır” dedi. “Ebeveynlere iki ayrı yol haritası” Psk. Helin Ezgi Deniz, ebeveynler için iki senaryoyu anlatarak şunları söyledi: Çocuk hedef alındığında, “Dinleyin, suçlamayın, ‘abartıyorsun’ demeyin, kanıtları saklayın, plan yapın ve okul ile iş birliği yapın. Çocuğa kısa ve uygulanabilir hazır cümleler öğretin. Siber zorbalıkta telefonu tamamen elinden almak izole eder; onun yerine kısıtlama ve raporlama yollarını öğretin. Çocuk zorbalık yaptığında, “Önce bilgi toplayın, davranışı açıkça tanımlayın, sınır koyun. Davranışın nedenine odaklanın; güç isteği mi, ait olma isteği mi, öfke mi? Utandırmak değil, tamir ve sorumluluk hedeflenmelidir.” “Tanıklar sessiz kalmamalı” Deniz, tanıklığın önemini vurgulayarak, “Güvenli üç müdahale vardır: Hedefteki kişiyi yalnız bırakmamak, bir yetişkinden destek istemek ve durumu güvenli biçimde bildirmek” dedi. Deniz, siber zorbalık için şu öneriyi paylaştı: “Kayıt al, erişimi kısıtla, bildir ve güvende kal.” “Etkileri uzun vadeli olabilir ancak bu değiştirilebilir bir durumdur” Akran zorbalığının etkilerinin uzun yıllara yayılabileceğini aktaran Deniz, “Ancak bu bir kader değildir. Bir çocuğun hayatında yalnızca bir güvenilir yetişkinin varlığı bile güçlü bir koruyucudur. Okul–aile iş birliği, net kurallar, güvenli raporlama mekanizmaları ve gerekirse psikoterapi yardımı iyileşmeyi mümkün kılar” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.