Hava Durumu

#Rahim Ağzı Kanseri

giresunsonhaber - Rahim Ağzı Kanseri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rahim Ağzı Kanseri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA Haber

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA Dünya Sağlık Örgütü’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu, kanser yükünün dünya genelinde hızla büyüdüğünü ortaya koydu. DSÖ, yeni kanser vakalarının 2050 yılına kadar neredeyse iki katına çıkabileceği uyarısıyla hükümetlere, sağlık sistemlerine ve uluslararası kuruluşlara acil eylem çağrısı yaptı. KANSER VAKALARI PATLAMA NOKTASINDA Cenevre, 8 Temmuz 2026 – Dünya Sağlık Örgütü’nün bugün yayımladığı rapor, kanserin artık yalnızca hastanelerin ve sağlık çalışanlarının değil; ülkelerin bütçelerinin, ailelerin yaşam düzeninin, sosyal güvenlik sistemlerinin ve kamu politikalarının en ağır sınavlarından biri haline geldiğini gösterdi. DSÖ’nün Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı ile birlikte hazırladığı rapora göre dünyada her yıl yaklaşık 20,6 milyon yeni kanser vakası görülüyor, yaklaşık 10 milyon insan kanser nedeniyle yaşamını yitiriyor. Mevcut gidişat değişmezse yıllık yeni kanser vakalarının 2050 yılına kadar 35 milyonun üzerine çıkması bekleniyor. Bu tablo, kanserin gelecek yıllarda daha fazla haneye, daha fazla sağlık sistemine, daha fazla ülke bütçesine ve daha fazla toplumsal maliyete ağır bir yük olarak döneceğini ortaya koyuyor. DSÖ’DEN SERT UYARI: BUGÜN ÖNLEM ALINMAZSA 2050’DE FATURA ÇOK DAHA AĞIR OLACAK DSÖ raporu, kanserle mücadelede zaman kaybının bedelinin ağır olacağını açık biçimde ortaya koydu. Rapora göre kanser yükünü azaltmanın yolu, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi kapasitesini artırmakla sınırlı değil. Asıl mücadele; önleme, erken tanı, düzenli tarama, aşılama, tütün kontrolü, sağlıklı yaşam politikaları, çevresel risklerin azaltılması, temel ilaçlara erişim ve tedavide eşitlik üzerinden yürütülmek zorunda. Kanser vakalarının önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörleriyle bağlantılı. Tütün kullanımı, alkol tüketimi, obezite, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, hava kirliliği ve bazı enfeksiyonlar kanser riskini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor. İnsan papillomavirüsü, hepatit B ve C, Helicobacter pylori gibi enfeksiyonlar da bazı kanser türlerinin gelişiminde belirleyici rol oynuyor. Bu nedenle DSÖ, aşı programlarının güçlendirilmesini, enfeksiyonların önlenmesini ve toplum temelli koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını kanserle mücadelenin vazgeçilmez başlıkları arasında gösteriyor. KANSERDE EŞİTSİZLİK ÖLDÜRÜYOR Raporda en çarpıcı başlıklardan biri, kanser tedavisinde ülkeler ve gelir grupları arasındaki derin uçurum oldu. Kanser tanısı alan bir kişinin hayatta kalma şansı, yalnızca hastalığın türüne ya da tıbbi gelişmelere bağlı değil; yaşadığı ülkeye, gelir düzeyine, sağlık hizmetlerine ulaşma imkanına, sigorta kapsamına, erken tanı kapasitesine ve tedaviye erişim süresine göre değişiyor. Yüksek gelirli ülkelerde erken tanı, güçlü tedavi altyapısı, ilaç erişimi ve sağlık sigortası kapsamı yaşam şansını artırırken; düşük ve orta gelirli ülkelerde hastalar çoğu zaman tanıya geç ulaşıyor, tedaviye gecikmeli başlıyor ya da temel ilaçlara erişemiyor. Bu tablo, kanserin yalnızca biyolojik bir hastalık olmadığını; aynı zamanda sosyal adalet, sağlık hakkı, kamu finansmanı, gelir eşitsizliği ve evrensel sağlık kapsamı meselesi olduğunu gösteriyor. YAŞAM ŞANSI GELİRE VE COĞRAFYAYA BAĞLI OLAMAZ DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, raporda ortaya konulan eşitsizliklerin kaçınılmaz olmadığını, siyasi tercihler ve güçlü kamu politikalarıyla tersine çevrilebileceğini vurguladı. Kanserde en ağır tablo, tıbbi bilginin var olduğu ancak sağlık hizmetine erişimin eşit olmadığı ülkelerde ortaya çıkıyor. Erken teşhis edilebilen, tedavi edilebilen ya da kontrol altına alınabilen birçok kanser türü, yoksulluk, sağlık altyapısının zayıflığı, ilaç yokluğu ve geç tanı nedeniyle ölümcül hale geliyor. Bu nedenle kanserle mücadelede asıl soru yalnızca kaç hastane yapıldığı değil; hastanın zamanında tanıya, etkili tedaviye, temel ilaca, psikososyal desteğe ve sosyal güvenceye ulaşıp ulaşamadığıdır. İLAÇ VE TEDAVİYE ERİŞİMDE DERİN UÇURUM Raporda, kanser tedavisinde kullanılan temel ilaçlara erişimde ülkeler arasında büyük farklar bulunduğu belirtildi. Yüksek gelirli ülkelerde kanser ilaçlarına, radyoterapiye, cerrahi hizmetlere ve ileri tanı yöntemlerine erişim daha güçlü seyrederken, düşük gelirli ülkelerde bu imkanların sınırlı olması hastaların yaşam şansını doğrudan etkiliyor. DSÖ’ye göre bilimsel gelişmeler tek başına hayat kurtarmaya yetmiyor. Yeni ilaçların geliştirilmesi, erken tanı teknolojilerinin yaygınlaşması ve tedavi yöntemlerinin ilerlemesi ancak bu hizmetlere adil erişim sağlandığında gerçek anlamda sonuç veriyor. Bu nedenle rapor, kanser bakımının evrensel sağlık kapsamı içinde ele alınmasını, temel kanser ilaçlarının ulaşılabilir hale getirilmesini, sağlık insan gücüne yatırım yapılmasını ve sosyal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesini öneriyor. AKCİĞER KANSERİ ÖLÜMLERDE İLK SIRADA DSÖ verilerine göre akciğer kanseri, dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerin başlıca nedeni olmayı sürdürüyor. Tütün kullanımı, hava kirliliği ve çevresel riskler akciğer kanseri yükünün en önemli nedenleri arasında yer alırken, erken tanıdaki gecikmeler ölüm oranlarını artırıyor. Erkeklerde akciğer, prostat ve kolon kanserleri öne çıkarken; kadınlarda meme, akciğer ve kolon kanserleri en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Meme kanseri kadınlarda en yaygın kanser türlerinden biri olmayı sürdürürken, rahim ağzı kanseri başta olmak üzere aşı ve tarama ile önlenebilir kanserler birçok ülkede hâlâ ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. ASYA VE AVRUPA KANSER YÜKÜNÜN MERKEZİNDE Küresel kanser yükü bölgeler arasında eşit dağılmıyor. Asya, büyük nüfus yapısı nedeniyle dünyadaki kanser vakalarının ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli bir bölümünü taşıyor. Avrupa ise dünya nüfusu içindeki payına göre daha yüksek kanser yüküyle dikkat çekiyor. Afrika ve bazı düşük gelirli bölgelerde vaka sayıları nüfus yapısı ve kayıt sistemlerinin sınırlılığı nedeniyle daha düşük görünse de ölüm oranlarının yüksekliği, erken tanı ve tedaviye erişimdeki yetersizlikleri yeniden gündeme getiriyor. Bu tablo, kanser istatistiklerinin yalnızca vaka sayısıyla değerlendirilemeyeceğini; tanı yaşı, ölüm oranı, tedaviye erişim, kayıt sistemi, sağlık altyapısı ve sosyal güvence düzeyiyle birlikte okunması gerektiğini gösteriyor. TÜTÜN AZALIYOR AMA TEHLİKE BİTMİYOR Raporda, bazı alanlarda ilerleme sağlandığı da belirtildi. Tütün kontrolü politikaları, aşılama programları, enfeksiyonların önlenmesi ve hijyen koşullarındaki iyileşmeler bazı kanser türlerinde olumlu sonuçlar doğurdu. Ancak DSÖ’ye göre bu ilerleme, artan küresel kanser yükünü durdurmak için yeterli değil. Tütün kullanımı birçok ülkede azalma eğilimi gösterse de elektronik sigara, yeni nikotin ürünleri, hava kirliliği, obezite, alkol tüketimi ve hareketsiz yaşam tarzı kanser riskini canlı tutuyor. Kanserle mücadelede kalıcı başarı için yalnızca bireysel yaşam tarzı önerileri değil; sağlıklı gıdaya erişim, temiz çevre, güçlü denetim, etkili tarama programları ve kamusal sağlık politikaları gerekiyor. KANSER AİLELERİ DE YIKIYOR Kanser, yalnızca hastanın bedenini değil, ailenin bütün yaşam düzenini etkiliyor. Tedavi süreci, gelir kaybı, yol ve bakım giderleri, iş gücü kaybı, psikolojik baskı ve sosyal izolasyon kanserin görünmeyen yükünü oluşturuyor. DSÖ raporu, kanserden etkilenen kişilerin ve ailelerin yalnızca tıbbi desteğe değil; psikososyal destek, ekonomik koruma, bakım hizmetleri ve sosyal güvenceye de ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Bakım verenlerin yaşadığı yük de raporda dikkat çekilen başlıklar arasında yer alıyor. Aile bireyleri çoğu zaman ücretsiz bakım emeği üstlenirken, sosyal yaşamdan uzaklaşıyor, ekonomik baskı altında kalıyor ve ruh sağlığı açısından riskli bir sürece giriyor. KANSER BAKIMI LÜKS DEĞİL, EVRENSEL SAĞLIK HAKKI DSÖ’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu, ülkelerin kanserle mücadelede daha kapsayıcı, daha adil ve daha sürdürülebilir politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Raporda, kanser kontrolünün evrensel sağlık kapsamına dahil edilmesi, erken tanı ve tarama hizmetlerinin yaygınlaştırılması, sağlık çalışanı kapasitesinin artırılması, temel ilaçlara erişimin güçlendirilmesi, paliyatif bakım hizmetlerinin genişletilmesi ve hastaların karar alma süreçlerine dahil edilmesi çağrısı yapılıyor. Kanser politikalarının yalnızca hastane merkezli değil; toplum temelli, önleyici, eşitlikçi ve insan odaklı biçimde planlanması gerektiği belirtiliyor. 2050 İÇİN SON UYARI: BUGÜN ATILMAYAN ADIM YARIN CAN KAYBI OLARAK DÖNECEK Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Azmi Yüksel, DSÖ’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu’nun yalnızca sağlık otoritelerine değil, tüm kamu yönetimlerine açık bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, kanserle mücadelede gecikmenin gelecek kuşaklar için çok daha ağır sonuçlar doğuracağını ifade etti. Yüksel, bugün alınacak kararların 2050’ye gelindiğinde sağlık sistemlerinin, ailelerin ve toplumların taşıyacağı kanser yükünü belirleyeceğine dikkat çekerek, kanser vakalarının 35 milyonun üzerine çıkabileceği öngörüsünün erken tanıdan ilaç erişimine, aşılama programlarından tütün kontrolüne, sağlıklı yaşam politikalarından sosyal güvenceye kadar geniş bir alanda daha güçlü adımlar atılmasını zorunlu hale getirdiğini vurguladı. Kanserle mücadelede başarının, hastalığı yalnızca tedavi edilecek bir klinik tablo olarak görmekle sağlanamayacağını belirten Yüksel, önlenebilir risklerin azaltılması, sağlık eşitsizliklerinin giderilmesi, ailelerin korunması ve herkes için erişilebilir sağlık hizmetinin güvence altına alınmasının bütüncül bir kamu politikasıyla mümkün olacağını kaydetti. Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü’nün 8 Temmuz 2026’da yayımladığı 2026 Küresel Kanser Durum Raporu; DSÖ/IARC Global Cancer Observatory verileri ve DSÖ/IARC’nin 2026 yılı küresel kanser önleme analizleri.

Kanserden nasıl korunuruz? İşte yanıtı Haber

Kanserden nasıl korunuruz? İşte yanıtı

Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Levent Özgen, 1-31 Ocak Serviks (Rahim ağzı) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulundu. BURSA (İGFA) - Serviks kanserinin en önemli sebebinin Human Papilloma Virüsü (HPV) olduğunun bilgisini veren Doç. Dr. Özgen, HPV ile serviks kanseri arasındaki ilişkinin, sigara ile akciğer kanseri arasındaki ilişkiden daha güçlü olduğunu belirtti. HPV takip edildiğinde serviks kanseri ve onun öncü kanserlerinin bulunulacağını vurgulayan Özgen, “Yaklaşık 5 yıldır ülkemizde uygulanan HPV Tarama Programı ile Sağlık Bakanlığı’mız bu yönde önemli bir adım atmıştır. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından da teşvik ve takip edilen tarama programlarımızda eğer Human Papilloma Virus (HPV)’u bulursak serviks kanserini de büyük ölçüde tespit etmiş oluyoruz” dedi. Serviks Önlenebilir Serviks kanseri önlenebilir bir kanser türü olduğunun altını çizen Özgen, “Bunu yapmak için serviks kanserinin öncü lezyonlarını saptamak ve ortadan kaldırmak gerekir. Riskli tipte HPV taşıyan bireyler düzenli takibe alınmalıdır. Esas risk altında olan bu virüsü taşıyan hastalar ve immün yetmezliği olan hastalar ile sigara içenlerdir. Bu grubu dikkatlice tarar ve problemli lezyon varlığını temizlersek, rahim ağzı kanserini tamamen ortadan kaldırmak mümkün olabilir.” şeklinde konuştu. Düzenli Tarama Yaptırın Bu önerilerin hastalık geliştikten sonra önleme (Tersiyer) çalışmaları olduğunu vurgulayan Özgen, hastalık başlamadan önleyici (Primer) korumanın ise ancak aşılamayla olabileceğini belirtti. İlk önce toplumun düzenli aşılanması da gerekli olduğuna dikkat çeken Özgen sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Serviks kanseri, yumurtalık kanserine göre çok daha erken belirti vermektedir. Özellikle düzensiz kanamalar, ilişki sonrası ortaya çıkan kanamalar önemli görülerek, kontrol için hekime başvurulması gerekir. Bu yüzden vatandaşlarımızı Sağlık Bakanlığı tarafından düzenli olarak uygulanan tarama programlarına katılmayı ve erken yaşlarda çocuklarımızın aşılanmasını öneriyorum.”

1–31 OCAK SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ FARKINDALIK AYI Haber

1–31 OCAK SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ FARKINDALIK AYI

1–31 OCAK SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ FARKINDALIK AYI Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor 1–31 Ocak tarihleri arasında kutlanan Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, hastalığın önlenebilir ve erken teşhis edildiğinde büyük oranda tedavi edilebilir olduğu bir kez daha hatırlatıldı. Serviks kanseri, rahmin alt kısmında yer alan ve vajinaya açılan serviks dokusundan gelişen bir kanser türü olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, hastalığın genellikle uzun bir kanser öncesi dönemden sonra ortaya çıktığını, bu sürecin erken tanı için önemli bir fırsat sunduğunu vurguluyor. Erken Tanı ile Yaşam Şansı %92 Serviks kanseri, dünya genelinde meme, akciğer ve kalın bağırsak kanserlerinden sonra kadınlarda en sık görülen dördüncü kanser türü olarak biliniyor. Türkiye’de ise en sık görülen ilk on kanser arasında yer alıyor. Erken evrede tanı alan kadınlarda 5 yıllık sağkalım oranının yaklaşık %92 olduğu belirtiliyor. Vakaların %99’u HPV ile İlişkili Uzmanlara göre serviks kanserlerinin yaklaşık %99’u İnsan Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonu ile ilişkili. HPV’nin 200’den fazla tipi bulunurken, yüksek riskli HPV tipleriyle gelişen kalıcı enfeksiyonlar kanser riskini artırıyor. Türkiye’deki serviks kanseri vakalarının yaklaşık %70’inin HPV tip 16 ve 18 ile bağlantılı olduğu ifade ediliyor. Düzenli Tarama Hayati Öneme Sahip Serviks kanserinden korunmanın en etkili yolunun düzenli tarama olduğu vurgulanıyor. HPV-DNA testi sayesinde kanser öncesi hücresel değişiklikler erken dönemde tespit edilebiliyor. Tarama yaptıran kadınlarda serviks kanseri görülme oranı oldukça düşük seviyelerde seyrediyor. Ücretsiz Tarama Hizmeti Sunuluyor Türkiye’de Ulusal Serviks Kanseri Tarama Programı kapsamında; 30–65 yaş arasındaki kadınlar, 5 yılda bir HPV-DNA testi ile ücretsiz olarak taranıyor. Tarama hizmetleri; Aile Sağlığı Merkezleri, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Mobil kanser tarama araçları aracılığıyla sunuluyor. Belirtiler İleri Evrede Ortaya Çıkıyor Serviks kanserinin erken dönemlerinde çoğu zaman belirti görülmüyor. İleri evrelerde ise cinsel ilişki sonrası kanama, adet dışı kanamalar, menopoz sonrası kanama, kötü kokulu vajinal akıntı ve pelvik ağrı gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Bu şikâyetlerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden hekime başvurulması öneriliyor. Önlenebilir Bir Kanser Türü Uzmanlar, serviks kanserinden korunmak için düzenli tarama yaptırmanın, sigaradan uzak durmanın, güvenli cinsel yaşam konusunda bilinçlenmenin ve HPV aşısının önemine dikkat çekiyor. “Kanserde erken teşhis hayat kurtarır” mesajı ile farkındalık çağrısı yapan yetkililer, kadınları tarama programlarına katılmaya davet ediyor. “Serviks kanserinden korkma, geç kalmaktan kork.” “Bir test, bir fark, bir hayat.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.