Hava Durumu

#Raf Ömrü

giresunsonhaber - Raf Ömrü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Raf Ömrü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ESPİYE’DE MAVİYEMİŞ HASADI: ÇEPNİKÖY’DE 11 DEKARLIK ÜRETİM Haber

ESPİYE’DE MAVİYEMİŞ HASADI: ÇEPNİKÖY’DE 11 DEKARLIK ÜRETİM

ESPİYE’DE MAVİYEMİŞ HASADI: ÇEPNİKÖY’DE 11 DEKARLIK ÜRETİM Espiye Kaymakamı Ahmet Kavanoz, İlçe Tarım Müdürü Metin Küp ile birlikte Çepniköy’de Kahraman Kaya’ya ait 11 dekarlık maviyemiş bahçesini ziyaret ederek hasada katıldı. Giresun’da alternatif tarım ürünü olarak giderek yaygınlaşan maviyemişte üretim alanı, son yıllardaki desteklerle 270 dekara kadar çıktı. Espiye Kaymakamı Ahmet Kavanoz, İlçe Tarım Müdürü Metin Küp ile birlikte ilçeye bağlı Çepniköy köyünde organik maviyemiş üretimi yapan Kahraman Kaya’yı ziyaret etti. 11 dekarlık arazide yürütülen üretimi ve hasat çalışmalarını yerinde inceleyen Kavanoz, bahçede yapılan hasada da katıldı. Ziyarette maviyemişin yetiştirilme şartları, hasat dönemi, ürünün muhafazası ve pazarlama süreci hakkında bilgi alındı. Espiye Kaymakamlığından yapılan değerlendirmede, “Üreticimize misafirperverliğinden dolayı teşekkür ediyor, bereketli ve bol kazançlı bir hasat dönemi diliyoruz” ifadelerine yer verildi. ÇEPNİKÖY’DEKİ BAHÇE GİRESUN’UN ÖNE ÇIKAN ÜRETİM ALANLARINDAN BİRİ Kahraman Kaya’nın Çepniköy’deki maviyemiş bahçesi, daha önce de Giresun’daki alternatif ürün çalışmalarının başarılı örnekleri arasında gösterilmişti. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım Orman Ekranı’nın 2024 tarihli haberinde işletmenin üretim alanı yaklaşık 12 dönüm olarak belirtilmiş, Kaya’nın atıl durumdaki çalılık araziyi üretime kazandırdığı ve hasat döneminde yaklaşık 10 kişiye çalışma imkânı sağladığı aktarılmıştı. Son ziyarette ise aktif üretim alanı 11 dekar olarak açıklandı. Kaya, 2024 yılındaki açıklamasında İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden fidan desteği aldığını, tutmayan veya gelişmeyen fidanların yenileriyle takviye edildiğini ve üretimin denetlendiğini belirtmişti. Ürünlerini İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere büyük şehirlerdeki alıcılara ulaştırdığını ifade eden Kaya, o dönem kilogram satış fiyatının 250-300 lira arasında değiştiğini söylemişti. GİRESUN’DA ÜRETİM ALANI 270 DEKARA ULAŞTI Giresun’da maviyemiş üretiminin yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar yaklaşık 2012 yılından bu yana yürütülüyor. 2024 yılında açıklanan verilere göre il genelinde ürün veren 66 dekar alandan yıllık yaklaşık 33 ton maviyemiş elde edilirken, yeni kurulan bahçelerle toplam üretim alanı 154 dekara çıkarılmıştı. Aynı dönemde 114 üreticiye 38 bin 400 fidan dağıtılmıştı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün Aralık 2025 tarihli açıklamasında ise 2022’den itibaren dağıtılan sertifikalı fidan sayısının 62 bin 80’e, il genelindeki maviyemiş yetiştiriciliği alanının da 270 dekara ulaştığı bildirildi. Bu rakamların tamamı aynı yıl ürün veren olgun bahçeleri değil, yeni kurulan ve gelişme dönemindeki alanları da kapsıyor. Bu nedenle üretim miktarının, fidanların verim çağına ulaşmasıyla önümüzdeki yıllarda artması bekleniyor. 2024 yılı destek programında Bulancak, Espiye, Güce, Görele, Tirebolu ve Yağlıdere ilçelerindeki 23 üreticiye 24 dekar alan için 6 bin sertifikalı maviyemiş fidanı dağıtıldı. İl genelindeki üretimin bu ilçelerde yoğunlaştığı, 2025 yılında da özellikle Bulancak ve Tirebolu’da yeni bahçelerin kurulduğu görülüyor. MAVİYEMİŞ NEDEN DEĞERLİ BİR ÜRÜN? Maviyemiş; taze tüketimin yanı sıra dondurulmuş ürün, reçel, marmelat, meyve suyu, kurutulmuş meyve, pasta ve sütlü ürünlerde kullanılabilen yüksek katma değerli bir meyve olarak öne çıkıyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ürünü vitamin, mineral ve antioksidan içeriği yüksek; birim alandan yüksek gelir sağlayabilen alternatif bir tarım ürünü olarak tanımlıyor. Fiyat; ürünün çeşidine, iriliğine, organik sertifikasına, ambalajına, satış miktarına ve satış kanalına göre önemli ölçüde değişiyor. Hal fiyatlarını derleyen 21 Temmuz 2026 tarihli güncel bir raporda konvansiyonel yaban mersininin ortalama toptan fiyatı kilogram başına 314 lira olarak yer aldı. Organik sertifikalı, seçilmiş ve küçük ambalajlı ürünlerde perakende satış fiyatı toptan fiyatın üzerine çıkabilir. Ancak üreticinin eline geçen net bedel; ambalaj, nakliye, soğutma, komisyon ve fire maliyetleri düşüldükten sonra belirleniyor. ÜRÜN NEREYE VE NASIL PAZARLANABİLİR? Maviyemiş için tek bir satış kanalı bulunmuyor. Üretici, hasat öncesinde alıcıyla bağlantı kurarak ürününü yerel manav ve marketlere, zincir marketlerin satın alma birimlerine, otel, restoran, pastane ve kafelere, meyve işleme tesislerine veya doğrudan tüketiciye satabiliyor. Büyük şehirlerdeki toptancılar, sipariş usulü satış ve üretici kooperatifleri de önemli pazarlama kanalları arasında yer alıyor. Çepniköy ve Tirebolu’daki üreticilerin daha önce İstanbul, Ankara, İzmir ve Giresun’a siparişle ürün göndermesi, bu modelin Giresun’da fiilen uygulandığını gösteriyor. Küçük ve orta büyüklükteki üreticiler açısından izlenebilecek yol şöyle sıralanıyor: Hasattan önce tahmini ürün miktarının belirlenmesi,Market, manav, toptancı ve işletmelerle ön satış bağlantısı kurulması,Fiyat, ödeme ve teslim şartlarının yazılı hale getirilmesi,Ürünün irilik ve kalite durumuna göre sınıflandırılması,Küçük ve havalandırmalı ambalajlarda satışa hazırlanması,Hasat edilen ürünün aynı gün soğuk zincire alınması,Ezilmiş veya aşırı olgun meyvelerin işlenmiş ürün kanalına ayrılması. Taze satışa uygun olmayan ancak gıda güvenliği açısından sağlam durumdaki meyveler; reçel, püre, meyve suyu, kurutulmuş ürün veya dondurulmuş meyve üretiminde değerlendirilebilir. HASATTAN SONRA SOĞUK ZİNCİR ŞART Maviyemiş, hasat sonrasında su kaybına ve ezilmeye açık bir ürün. Meyvenin serin saatlerde, zedelenmeden ve kuru olarak toplanması, doğrudan güneş altında bekletilmemesi gerekiyor. Hasattan sonra ayıklama ve ambalajlama hızla tamamlanmalı, ürün mümkün olan en kısa sürede ön soğutmaya alınmalıdır. Türkiye’de yapılan akademik çalışmalarda maviyemişin 0-1 derece sıcaklık ve yüzde 90-95 oransal nem koşullarında kalitesini daha uzun süre koruyabildiği, kontrollü şartlarda 28-30 güne kadar muhafaza denemelerinin yapıldığı bildiriliyor. Ancak ürünün gerçek raf ömrü; çeşide, hasat olgunluğuna, ambalaja ve soğuk zincirin kesintisiz sürdürülmesine bağlı bulunuyor. Bu nedenle ürünün bahçeden alındıktan sonra açık kasalarda ve sıcak ortamda uzun süre bekletilmemesi, soğutmalı araçlarla veya ısı yalıtımlı taşıma sistemiyle satış noktasına ulaştırılması önem taşıyor. “ORGANİK” ADIYLA SATIŞ İÇİN SERTİFİKA GEREKİYOR Bir ürünün yalnızca ilaç kullanılmadan yetiştirilmesi, tek başına “organik ürün” olarak satışa sunulması için yeterli değil. Tarım ve Orman Bakanlığına göre organik üretim; yetkilendirilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşuyla sözleşme yapılmasını, üretimin bütün aşamalarının denetlenmesini ve nihai ürünün sertifikalandırılmasını gerektiriyor. Organik adıyla ambalajlı satışta ürünün sertifika statüsü, hasat yılı, üretici bilgileri ve mevzuata uygun organik ürün logosunun etikette bulunması gerekiyor. TOPTAN SATIŞTA ÜRÜN KÜNYESİ OLUŞTURULMALI Toptan satış veya sevkiyat yapılacaksa ürünün Hal Kayıt Sistemi üzerinden bildirilmesi ve ürün künyesinin oluşturulması gerekiyor. Sistem; ürünün nerede ve kim tarafından üretildiği, miktarı, alıcısı ve satıcısı gibi bilgilerin kayıt altına alınmasını sağlıyor. Üretici örgütleri de ortaklarının ürünlerini toptan veya perakende olarak pazarlayabiliyor. Ürünün reçel, meyve suyu, kurutulmuş meyve veya benzeri işlenmiş gıda olarak satışa sunulması halinde ise üretimin Tarım ve Orman Bakanlığına kayıtlı bir gıda işletmesinde yapılması gerekiyor. Üretici kendi tesisini kurabileceği gibi kayıtlı bir işletmeyle sözleşmeli üretim modeli de uygulayabilir. FINDIĞA ALTERNATİF DEĞİL, ÜRETİCİYE İLAVE GELİR KAPISI Giresun’un iklim ve toprak yapısına uyum sağlayan maviyemiş, fındığın yerine geçecek bir ürün olarak değil; boş, küçük veya alternatif ürün yetiştiriciliğine uygun arazilerin değerlendirilmesini sağlayacak ilave bir gelir kaynağı olarak önem taşıyor. Çepniköy’deki 11 dekarlık üretim alanı da doğru fidan seçimi, teknik takip, sertifikasyon, soğuk zincir ve önceden kurulmuş satış bağlantısı bir araya geldiğinde maviyemişin Espiye için ekonomik değere dönüşebileceğini gösteriyor.

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Haber

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Türkiye dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alırken, Şili son yıllarda kirazı kalite, ihracat organizasyonu, soğuk zincir, paketleme, çeşit seçimi ve pazar yönetimiyle küresel bir tarım ekonomisine dönüştürdü. Giresun ise tarihsel kimliğiyle “kirazın anavatanı” olarak bilinmesine rağmen, fındığın ekonomik ağırlığı, modern meyvecilik altyapısının kurulamaması ve pazarlama zincirinin gelişmemesi nedeniyle kiraz üretiminde merkez olma özelliğini kaybetti. ŞİLİ’DE KİRAZ ÜRETİMİ ÜÇ YILDA DİKKAT ÇEKİCİ BÜYÜDÜ Dünya kiraz piyasasında son yılların en dikkat çekici ülkelerinden biri Şili oldu. Şili, kiraz üretimini yalnızca bahçe alanı artışıyla değil; üretim planlaması, kalite standardı, hasat yönetimi, soğuk zincir, paketleme ve ihracat bağlantılarıyla birlikte büyüttü. 2023 verilerinde yaklaşık 465 bin ton seviyesinde görülen Şili kiraz üretiminin, 2025/2026 pazarlama yılında 730 bin ton bandına çıkması bekleniyor. Bu büyüme, üç yıllık kısa dönemde Şili kiraz sektörünün ne kadar hızlı ölçek büyüttüğünü gösteriyor. Ülkenin ihracat hedefi ise 670 bin ton seviyesine yaklaşıyor. Bu tablo, Şili’nin ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara yönlendiren güçlü bir ihracat modeli kurduğunu ortaya koyuyor. Şili’de dikili kiraz alanları 80 bin hektara yaklaşırken, hasat edilen alanın 74 bin hektar seviyesine çıkacağı öngörülüyor. Maule ve O’Higgins bölgeleri, ülkenin kiraz üretiminde ana merkezler olarak öne çıkıyor. ÇİN PAZARI ŞİLİ’Yİ BÜYÜTTÜ, PAZAR BAĞIMLILIĞI YENİ RİSK DOĞURDU Şili kirazının büyüme hikâyesinin merkezinde Çin pazarı bulunuyor. Şili kiraz ihracatının çok büyük bölümü Çin’e gidiyor. Son sezon değerlendirmelerinde ihracatın yaklaşık yüzde 87’sinin Çin pazarına yöneldiği aktarılıyor. Bu güçlü talep, Şili’de kiraz bahçelerinin hızla genişlemesini sağladı. Ancak büyümenin yarattığı yeni sorunlar da sektörün gündemine yerleşti. Üretim hacminin kısa sürede artması, ürünün aynı pazara yoğun biçimde yönelmesi, lojistik baskı, kalite farkları ve arzın belli dönemlerde pazara yığılması fiyatları aşağı çekmeye başladı. Şili kiraz sektörü bugün yalnızca “ne kadar üretildiğini” değil; hangi ürünün ihracata uygun olduğunu, hangi kalitenin pazarda değer bulduğunu, hangi çeşitlerin sürdürülebilir olduğunu ve tek pazara bağımlılığın nasıl azaltılacağını tartışıyor. ŞİLİ’DE YENİ TARIM POLİTİKASI: TONAJ DEĞİL, KALİTE MERKEZLİ ÜRETİM Şili’de tarım danışmanları ve sektör temsilcileri, kirazda yeni bir üretim modeline geçilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Yeni yaklaşımda hedef daha fazla alan dikmek ya da yalnızca daha fazla tonaj üretmek değil. Sektör, mevcut bahçelerin verimliliğini, meyve kalitesini, hasat zamanlamasını, ihracata uygunluğu, soğuk zincir kapasitesini ve pazar çeşitliliğini merkeze alan bir modele yöneliyor. Şili kirazında artık temel başlık, iri, sert, parlak, uzun yol taşımaya uygun, raf ömrü güçlü ve pazar talebini karşılayan ürün yetiştirmek oldu. Bu yaklaşım, tarımda büyümenin yalnızca üretim miktarıyla ölçülemeyeceğini gösteriyor. Kalite standardı, pazar okuması, teknik danışmanlık, hasat sonrası yönetim ve ihracat disiplini olmadan yüksek rekolte üreticiye beklenen geliri sağlamıyor. KİRAZDA BAŞARIYI FİDAN DEĞİL, ÜRETİM ZİNCİRİ BELİRLİYOR Kiraz, hassas bir meyve olduğu için yalnızca bahçe kurmak ya da fidan dikmek ekonomik başarı için yeterli değil. Doğru rakım, uygun çeşit, iklim riski analizi, sulama altyapısı, budama, hastalık ve zararlı mücadelesi, hasat zamanı, ön soğutma, sınıflandırma, paketleme ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde kurulmak zorunda. Şili’de Santina, Lapins ve Regina gibi çeşitler; renk, sertlik, irilik, raf ömrü ve uzak pazarlara dayanıklılık özellikleriyle öne çıkıyor. Üretici bahçeden yalnız bırakılmıyor; teknik danışmanlık, kalite kontrolü ve ihracat planlaması sürecin ayrılmaz parçası olarak yürütülüyor. Bu model, Giresun için de önemli bir ders taşıyor. Kiraz yetiştiriciliği yalnızca “yeniden fidan dağıtımı” meselesi değil; üretici, bahçe, çeşit, soğuk zincir, marka ve pazarın birlikte kurulması gereken bir tarım politikasıdır. TÜRKİYE KİRAZDA DÜNYA LİDERİ Türkiye, yıllık yaklaşık 700 bin tonluk üretimiyle dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alıyor. Türkiye’nin 2023 üretimi yaklaşık 736 bin ton, 2024 üretimi ise yaklaşık 726 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Bu rakamlar Türkiye’nin üretim gücünü gösteriyor. Ancak üretim hacmine rağmen ihracata giden oran sınırlı kalıyor. Türkiye’de üretilen kirazın yaklaşık yüzde 12-13’ü ihraç ediliyor. Bu oran, Türkiye’nin üretimde güçlü olmasına rağmen ihracat organizasyonu, kalite standardı, soğuk zincir, paketleme ve pazar yönetimi alanlarında hâlâ gelişme ihtiyacı bulunduğunu gösteriyor. Şili ise üretimini ihracat hedefiyle kurguladığı için, ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara satabiliyor. TÜRKİYE’DE KİRAZ ÜRETİMİ HANGİ İLLERDE YOĞUNLAŞIYOR? Türkiye’de kiraz üretiminin ana yükünü İzmir, Konya, Bursa, Afyonkarahisar, Isparta ve Manisa taşıyor. Bu iller, Türkiye kiraz üretiminin yaklaşık yarısını karşılıyor. Amasya, Çanakkale, Antalya, Niğde ve Kütahya da önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. İzmir ve Manisa erken sezon üretimi, ihracat bağlantısı ve dış pazara uygun çeşitleriyle öne çıkıyor. Konya, Niğde ve Kütahya gibi iç bölgeler yüksek rakım ve geççi üretim avantajı sağlıyor. Bursa, Çanakkale ve Afyonkarahisar ise hem iç pazar hem ihracat açısından güçlü üretim havzaları arasında bulunuyor. Türkiye’nin kiraz üretiminde güçlü olan illeri, yalnızca iklim avantajıyla değil; modern bahçecilik, çeşit seçimi, üretici alışkanlığı, soğuk hava, paketleme ve alıcı bağlantısıyla öne çıkıyor. GİRESUN KİRAZIN ANAVATANI OLARAK BİLİNİYOR Giresun’un kirazla ilişkisi yalnızca tarımsal üretim başlığıyla sınırlı değil; kentin tarihsel kimliğine uzanan güçlü bir hafızaya dayanıyor. Giresun, tarih boyunca “kirazın anavatanı” olarak anıldı. Kentin adının Yunanca kiraz anlamına gelen Kerasus veya Keresea kelimeleriyle ilişkilendirilmesi, bu tarihsel anlatının en güçlü unsurlarından biri kabul ediliyor. Tarihsel kaynaklarda, Romalı komutan Lucullus’un Giresun çevresinde yabani kiraz ağaçlarını gördüğü ve bu kiraz fidanlarını Roma’ya götürdüğü anlatılıyor. Bu anlatı, kirazın Giresun’dan dünyaya yayıldığı inancının temelini oluşturuyor. Her ne kadar Roma’da daha önce de kirazın bilindiğine ilişkin farklı tarihsel değerlendirmeler bulunsa da, Giresun’un kirazla kurduğu bağ bugün hâlâ kentin kültürel kimliğinde önemli bir yere sahip. GİRESUN’UN KİRAZ HAFIZASI ULUSLARARASI KARŞILIK BULDU Giresun’un kiraz kimliği yalnızca yerel bir anlatı olarak kalmadı. Japonya’nın önemli kiraz üretim merkezlerinden Sagae şehri, kirazın ana yurdunun Giresun kabul edilmesi nedeniyle 1989 yılında Giresun’u kardeş şehir ilan etti. Bu gelişme, Giresun’un kirazla ilişkili tarihsel kimliğinin uluslararası düzeyde de bilindiğini gösterdi. Ancak tarihsel ve kültürel karşılık, ekonomik üretim zincirine dönüştürülemedi. Giresun, kirazın anavatanı olarak tanınmasına rağmen modern kiraz yetiştiriciliğinde güçlü bir üretim merkezi haline gelemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NE ZAMAN GERİLEMEYE BAŞLADI? Giresun’da kiraz üretiminin ticari ölçekte ne zaman zayıfladığına ilişkin tek bir kesin yıl bulunmuyor. Ancak tablo açık: Kiraz antik dönemden itibaren Giresun’un kimliğinde yer aldı; Cumhuriyet döneminde de kültürel hafızada varlığını sürdürdü. Buna karşılık 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren fındığın ekonomik ağırlığının artmasıyla kiraz ticari üretim gücünü büyük ölçüde kaybetti. Giresun’da kirazın gerilemesi ani bir üretim kırılması değil, uzun yıllara yayılan bir dönüşüm oldu. Fındık, daha düzenli gelir sağlaması, depolanabilir olması, alıcı ağının güçlü kurulması, sanayi bağlantısının gelişmesi ve ihracat değerinin yüksek olması nedeniyle üreticinin temel ürünü haline geldi. Kiraz ise kısa hasat dönemi, yüksek işçilik ihtiyacı, hızlı pazarlama zorunluluğu, soğuk zincir eksikliği ve alım-paketleme organizasyonunun kurulamaması nedeniyle üretici açısından daha riskli bir ürün olarak geriye düştü. KİRAZ BAHÇELERİ FINDIĞA YER AÇTI Giresun’da fındık yalnızca bir tarımsal ürün değil, kentin ekonomik ve toplumsal yapısını belirleyen ana gelir kaynağı haline geldi. Bu süreçte üretici, arazisini daha güvenli gelir sağlayan fındık bahçelerine yönlendirdi. Kiraz ağaçları ise birçok bölgede ya söküldü, ya bakımsız kaldı ya da ev içi tüketim ve sınırlı yerel satışla varlığını sürdürdü. Kirazın ekonomik üretimden çekilmesinde fındığın yükselişi kadar, kiraz için gerekli olan örgütlü üretim modelinin kurulamaması da etkili oldu. Giresun’da kirazın tarihsel değeri güçlü kaldı ancak ticari üretim zinciri kurulamadı. Üretim, alım, sınıflandırma, soğuk hava, paketleme, marka ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde çalışmadığı için kiraz yerel hafızada kaldı, ekonomik ölçekte büyüyemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NEDEN TUTUNAMADI? Kiraz, fındığa göre çok daha hassas bir üretim ve pazarlama yapısı istiyor. Meyvenin kısa sürede toplanması, zarar görmeden kasalanması, sınıflandırılması, ön soğutmaya alınması ve pazara ulaştırılması gerekiyor. Bu zincir kurulmadığında ürün hızla yumuşuyor, çatlıyor, rengini ve değerini kaybediyor. Giresun’da parçalı arazi yapısı, dağınık üretim, küçük ölçekli bahçeler, modern meyvecilik yatırımlarının sınırlı kalması, soğuk hava ve paketleme altyapısının gelişmemesi kirazın ticari ürün olarak büyümesini engelledi. Fındıkta üretici ürünü daha uzun süre bekletebilirken, kirazda zaman çok daha belirleyici. Bu nedenle pazar garantisi ve soğuk zincir olmadan kiraz üretimi üretici açısından riskli hale geldi. İKLİM RİSKİ KİRAZDA DAHA BELİRLEYİCİ HALE GELDİ Kiraz, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen meyve türleri arasında yer alıyor. Kışların ılık geçmesi, kiraz ağaçlarının ihtiyaç duyduğu soğuklama süresini olumsuz etkileyebiliyor. İlkbahar geç donları çiçek ve küçük meyve döneminde ciddi verim kaybına yol açabiliyor. Olgunlaşma döneminde görülen yağışlar ise meyvede çatlama riskini artırıyor. Sıcaklık dalgalanmaları, nem ve hastalık baskısı da kaliteyi düşürebiliyor. Bu nedenle Giresun’da kirazın yeniden üretime kazandırılması, yalnızca fidan dikimiyle sağlanamaz. Doğru rakım, doğru çeşit, uygun anaç, sulama planı, budama takvimi ve hastalık yönetimi birlikte kurulmalıdır. GİRESUN KİRAZI NASIL AYAĞA KALKAR? Giresun’da kirazın yeniden canlandırılması için ilk adım, kentin kiraz ekolojisinin bilimsel olarak yeniden haritalanmasıdır. Hangi ilçede, hangi rakımda, hangi toprak yapısında ve hangi mikroklimada ekonomik kiraz üretimi yapılabileceği net biçimde ortaya konulmalıdır. Sahil bandı, orta kuşak köyler ve iç kesimler aynı üretim modeliyle değerlendirilmemelidir. Dereli, Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk, Yağlıdere, Keşap, Espiye ve iç bölgelerde farklı rakım kuşaklarına göre ayrı kiraz planlaması yapılmalıdır. Bu planlama yapılmadan dağıtılacak fidanlar kalıcı üretim oluşturmaz. Giresun kirazının ayağa kalkması, üreticiye yalnızca fidan vermekle değil; bakım, sulama, budama, hastalık mücadelesi, hasat, soğuk zincir ve pazar desteği sağlamakla mümkün olur. KÜÇÜK ALAN, YÜKSEK DEĞER MODELİ KURULMALI Giresun’un kirazda Şili gibi yüz binlerce tonluk üretim hedeflemesi gerçekçi değildir. Ancak Giresun, kendi ölçeğinde yüksek değerli, coğrafi kimliği güçlü, sınırlı ama kaliteli bir kiraz modeli kurabilir. Bu modelde amaç tonaj yarışı değil; “Giresun kirazı” adıyla anılan, izlenebilir, kaliteli, seçilmiş bahçelerden gelen, taze tüketime ve özel pazarlara uygun ürün yetiştirmek olmalıdır. Pilot köylerde modern kiraz bahçeleri kurulmalı, üreticiler bireysel değil kümelenmiş modelle desteklenmelidir. Aynı bölgede aynı çeşit, aynı bakım takvimi, aynı kalite standardı ve aynı pazarlama kanalı uygulanmalıdır. FINDIĞA RAKİP DEĞİL, FINDIĞA EK GELİR Giresun’da kirazın yeniden ayağa kalkması, fındığın alternatifi olarak değil, fındığa ek gelir sağlayacak tamamlayıcı ürün olarak planlanmalıdır. Fındık, Giresun’un ana tarımsal ürünü olmaya devam ederken, uygun bölgelerde kiraz üretimi üreticiye erken sezon nakit girişi sağlayabilir. Kirazın hasat dönemi fındıktan önce geldiği için, doğru planlanmış bir üretim modeli üreticinin yıl içindeki gelir akışını dengeleyebilir. Bu yaklaşım, üreticiyi tek ürüne bağımlı olmaktan kısmen çıkarır; Giresun’un tarımsal ürün çeşitliliğini artırır. KAMU, ÜNİVERSİTE VE ÜRETİCİ AYNI PROGRAMDA BULUŞMALI Giresun kirazı için kalıcı bir dönüşüm hedefleniyorsa, bu çalışma yalnızca festival, tanıtım etkinliği veya sembolik fidan dağıtımıyla sınırlı kalmamalıdır. Giresun Valiliği, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Giresun Üniversitesi, ziraat odaları, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve özel sektör aynı masada kiraz eylem planı hazırlamalıdır. Bu planda üretim bölgeleri, çeşit seçimi, fidan kalitesi, teknik danışmanlık, sulama altyapısı, hastalık ve zararlı mücadelesi, soğuk hava, paketleme, marka, coğrafi işaret ve pazar bağlantısı birlikte ele alınmalıdır. Giresun kirazı için coğrafi kimlik güçlüdür. Eksik olan, bu kimliği ekonomik üretim zincirine dönüştürecek tarım politikasıdır. ŞİLİ’NİN DERSİ GİRESUN İÇİN UYARI NİTELİĞİNDE Şili, kirazda dünya ölçeğinde büyüdü ancak bugün kaliteyi merkeze almayan büyümenin fiyatları düşürdüğünü ve pazar riskini artırdığını tartışıyor. Giresun için bu örnek önemli bir uyarı taşıyor. Kiraz yeniden canlandırılacaksa önce sistem kurulmalıdır. Bahçe kurulmadan pazar, pazar kurulmadan soğuk zincir, soğuk zincir kurulmadan kalite standardı, kalite standardı kurulmadan marka oluşturulamaz. Giresun’un kiraz hikâyesi güçlüdür. Ancak bu hikâyenin yeniden ekonomik değere dönüşmesi için anavatan söylemi üretim planı, kalite standardı ve pazar stratejisiyle birleştirilmelidir. GİRESUN KİRAZI YENİDEN DOĞABİLİR Giresun kirazı, geçmişteki hatırasıyla değil, geleceğe dönük doğru tarım politikasıyla yeniden ayağa kalkabilir. Bunun yolu rastgele fidan dağıtımından değil, bilimsel planlamadan; dağınık üretimden değil, kümelenmiş bahçelerden; yerel tüketimle sınırlı satıştan değil, markalı pazarlamadan; yalnızca festival vurgusundan değil, üretici gelirini artıracak kalıcı modelden geçiyor. Giresun, kirazın anavatanı olma iddiasını yeniden güçlendirmek istiyorsa, bu ürünü kültürel bir hatıra olmaktan çıkarıp üreticinin gelir hanesine yazılan gerçek bir tarım değerine dönüştürmelidir. https://redagricola.com/asesores-llaman-a-avanzar-hacia-un-nuevo-modelo-productivo-de-la-cereza-en-chile-con-la-calidad-en-el-centro/

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.