Hava Durumu

#Profesyonel Yardım

giresunsonhaber - Profesyonel Yardım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Profesyonel Yardım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YAZ TATİLİNDE DENGELİ PLAN ÖNEMLİ! Haber

YAZ TATİLİNDE DENGELİ PLAN ÖNEMLİ!

Çocuklarda can sıkıntısının her zaman olumsuz bir tablo oluşturmadığını ifade eden uzmanlar, bu durumun doğru yönetilmesi halinde yaratıcılığı ve üretkenliği tetikleyebileceğini belirtiyor. Can sıkıntısı anında çocukların kendi oyunlarını kurmalarının, yeni hikâyeler tasarlamalarının ve farklı uğraşlara yönelmelerinin gelişim süreçlerine katkı sağladığını belirten Klinik Psikolog Seren Doğantekin, “Burada kritik nokta, can sıkıntısı ile yalnızlık hissinin birbirinden ayırt edilebilmesidir. Canı sıkılan çocuk, vakit geçirmek için bir şeyler üretmeye, oyun geliştirmeye veya yeni bir aktivite bulmaya çalışır. Buna karşın yalnızlık hisseden çocuk daha çok içe kapanır, odasına çekilir ve hiçbir etkinliğe ilgi göstermez.” dedi. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarının tutumlarını dikkatle takip etmesi gerektiğini vurgulayan Doğantekin, yaz tatilinde hem öğrenmeyi hem de eğlenceyi barındıran dengeli bir programın en sağlıklı yol olduğunu ifade etti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Seren Doğantekin; çocuklarda can sıkıntısının her zaman negatif bir durum olmadığı, bunun yalnızlık duygusuyla karıştırılmaması gerektiği ve yaz tatilinin planlı ancak esnek geçirilmesinin önemi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Can sıkıntısı ile yalnızlık duygusu birbirinden ayrılmalı! Can sıkıntısının çocuklar için tamamen kötü bir durum olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Seren Doğantekin, “Hatta bu durum üretkenliği artırabilir.” şeklinde konuştu. Birçok ebeveynin ‘çocuğumuz evde çok sıkılıyor’ diyerek endişelendiğini hatırlatan Doğantekin, “Ancak asıl mesele, çocuğun bu can sıkıntısını nasıl yönettiğidir. Eğer çocuk bu süreçte legolarla bir şeyler inşa ediyor, hikâyeler kurguluyor, oyunlar yaratıyor ya da ailesiyle vakit geçiriyorsa bu gelişim açısından oldukça yararlıdır. Yani can sıkıntısı bir üretim sürecine dönüşüyorsa, bu destekleyici bir durumdur. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, can sıkıntısı ile yalnızlık duygusunun birbirinden ayrılmasıdır. Canı sıkılan çocuk bir şeyler üretmeye, oyun kurmaya veya yeni bir uğraş bulmaya yönelir. Ancak yalnızlık hissi yaşayan çocuk daha çok içine kapanır, odasına çekilir ve hiçbir aktiviteye yönelmez. İzlenmesi gereken temel ayrım budur.” ifadelerini kullandı. Hem eğlenceyi hem öğrenmeyi içeren esnek bir tatil planlanmalı! Yaz tatili boyunca ya tamamen kuralsız ya da aşırı katı bir tutum sergilemenin yanlış olduğunu belirten Seren Doğantekin, “Günlük yaşamda belirli bir düzenin olması gerekir. Hiç ders çalışılmayan bir tatil dönemi, okullar açıldığında motivasyon kaybına neden olabilir.” dedi. Bu sebeple dengeli bir planlamanın önemine değinen Doğantekin, şunları ekledi: “İlkokul ve ortaokul düzeyindeki öğrenciler için haftanın belirli günlerinde ders çalışmak, kitap okumak veya çalışma kâğıtlarıyla ilgilenmek yerinde olabilir. Fakat bu süreç sadece akademik başarı odaklı düşünülmemeli. Müze ziyaretleri ve belgeseller izlemek gibi faaliyetler de öğrenme sürecini destekler. Gelecek yıl sınava girecek öğrenciler için ise daha sistematik bir program uygulanabilir. Haftanın beş ya da altı günü çalışıp bir günü tamamen dinlenmeye ayırabilirler. Ancak bu planlama, katı bir okul disiplini gibi değil; eğlence ve öğrenmeyi harmanlayan esnek bir yapıda olmalıdır.” Çocuğun sosyal medyayı yalnızlık nedeniyle kullanması bir risk göstergesi! Ergenlik çağında sosyal medya kullanımının kıyaslama alışkanlığını artırabileceği konusunda uyaran Seren Doğantekin, “Tatil paylaşımlarına bakarak ‘o tatile gitti ama ben gidemedim’ şeklinde düşünceler gelişebilir. Bu durum kaygıya ve özgüven eksikliğine yol açabilir. Bu noktada çocuklara, sosyal medyada gördükleri her karenin gerçek hayatı tam olarak yansıtmadığı anlatılmalıdır.” dedi. Uyku düzeninin kritik önemine değinen Doğantekin, “Gece geç saatlere kadar süren ekran kullanımı uyku ritmini bozabilir, bu da duygusal dalgalanmalara neden olabilir. Çocuğun sosyal medyayı hangi amaçla kullandığı da analiz edilmelidir. Eğer sadece yalnızlık hissettiği için oradan iletişim kuruyorsa, bu bir risk sinyali olabilir. Ergenlerde bir gruba ait olma ihtiyacı oldukça güçlüdür. Bu yüzden yaz tatilinde akran ilişkilerinin tamamen kopmaması gerekir. Aksi takdirde ‘kimse beni anlamıyor’ düşüncesi ve yalnızlık hissi derinleşebilir.” açıklamasında bulundu. Sorunlu bir durumun önemli işaretleri, sürecin iki haftadan uzun sürmesi ve sosyal çekilme! Bununla birlikte, her yalnızlaşma halinin bir problem teşkil etmediğini belirten Doğantekin, “Eğer çocuk ailesiyle iletişimini sürdürüyor, sorumluluklarını aksatmıyor ve sosyal hayatına devam edebiliyorsa bu durum gelişimsel olarak normaldir. Ergenlik döneminde zaman zaman yalnız kalma isteği ve aileden uzaklaşma eğilimi görülebilir.” dedi. Hangi durumların sorun olarak görülmesi gerektiğine açıklık getiren Doğantekin, “Sürecin iki haftayı aşması, çocuğun odasından neredeyse hiç çıkmaması, beslenme ve uyku düzeninin bozulması, sosyal çevreden tamamen kopması ve ‘beni kimse anlamıyor’ tarzındaki söylemlerin artması kritik işaretlerdir. Böyle bir durumda profesyonel yardım almak gerekebilir.” şeklinde konuştu. Aşırı serbestlik ya da aşırı planlılık yerine denge kurulmalı! Teknoloji ve yapay zekâ kullanımının da benzer bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Seren Doğantekin, “Önemli olan kullanım tarzıdır. Çocuk bu araçları üretmek için mi kullanıyor, yoksa sadece tüketici konumunda mı? Yapay zekâ doğru yönlendirildiğinde kodlama, dil öğrenimi, karakter oluşturma veya hikâye yazma gibi alanlarda üretkenliği artırabilir. Ancak tamamen hazır bilgiye dayalı bir bağımlılık doğru değildir.” dedi. Yaz tatili için en ideal yaklaşımın; dengeli, esnek fakat belirli bir rutini olan bir program olduğu altını çizen Doğantekin, sözlerini şöyle noktaladı: “Aileyle kaliteli vakit geçirilmesi, arkadaşlık ilişkilerinin korunması, fiziksel aktivitelere yer verilmesi ve çocuğa küçük sorumluluklar yüklenmesi önemlidir. Aşırı serbestlik ya da aşırı planlılık yerine orta yol bulunmalıdır. Netice olarak, çocukların hem dinlenebildiği hem de gelişimini sürdürebildiği bir tatil planı hazırlanmalıdır. Teknoloji kullanımında ise sadece süreye değil, içeriğe ve çocuğun hayatındaki genel dengeye odaklanmak gerekir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DUROĞLU’NDA ACI OLAY Haber

DUROĞLU’NDA ACI OLAY

DUROĞLU’NDA ACI OLAY Giresun’un Duroğlu beldesinde kasaplık yapan M.Ş.’nin hayatını kaybetmesi, ailesi, yakınları ve belde halkında derin üzüntü yarattı. Olay, kentte ekonomik sıkıntılar, geçim baskısı ve toplumsal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği yönündeki kaygıları yeniden gündeme taşıdı. DUROĞLU’NDA ESNAFI ÜZEN ÖLÜM Giresun’un Duroğlu beldesinde kasaplık yapan M.Ş. yaşamını yitirdi. Beldede tanınan esnafın ölümü, ailesi, yakınları, komşuları ve esnaf çevresinde büyük üzüntüye neden oldu. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve güvenlik ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri M.Ş.’nin hayatını kaybettiğini belirledi. Güvenlik güçleri olay yerinde inceleme yaptı. Cenaze, işlemlerin ardından hastane morguna kaldırıldı. Olayla ilgili adli süreç başlatıldı. EKONOMİK BASKI VE GEÇİM SIKINTISI GÜNDEMDE M.Ş.’nin ölümü, bölgede son dönemde daha sık konuşulan ekonomik sorunları da yeniden gündeme getirdi. Giresun’da özellikle küçük esnaf, daralan alım gücü, artan maliyetler, kira ve işletme giderleri, borç yükü ve piyasa durgunluğu nedeniyle zor bir dönemden geçiyor. Kasaplık gibi günlük maliyetlerin yüksek olduğu mesleklerde et fiyatları, enerji giderleri, kira, vergi ve tedarik maliyetleri esnaf üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu tablo yalnızca iş yerlerini değil, aile yaşamını, sosyal ilişkileri ve psikolojik dayanıklılığı da etkiliyor. Kentte yaşanan her acı olay, ekonomik sorunların yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını; geçim derdi, yalnızlaşma, borç baskısı ve çaresizlik duygusunun toplumun farklı kesimlerinde ağır sonuçlar doğurabildiğini gösteriyor. GİRESUN’DA SOSYAL DESTEK İHTİYACI ARTIYOR Giresun’da ekonomik zorlukların yanında işsizlik, gelir yetersizliği, kırsal bölgelerde azalan üretim gücü ve genç nüfusun gelecek kaygısı da toplumsal sorunları derinleştiriyor. İl genelinde esnafın, emeklinin, dar gelirli ailelerin ve gençlerin karşı karşıya kaldığı ekonomik baskı, daha güçlü sosyal destek mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor. Yerel yönetimler, kamu kurumları, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve mahalle dayanışma ağlarının bu süreçte daha görünür rol üstlenmesi önem taşıyor. Maddi destek kadar psikolojik danışmanlık, aile desteği, borç yönetimi, sosyal yardım ve kriz anında ulaşılabilir rehberlik hizmetleri de hayati önem taşıyor. ACIL DURUMLARDA DESTEK ALINMALI Uzmanlar, ağır ekonomik ve kişisel sorunlar yaşayan vatandaşların yalnız kalmaması gerektiğini vurguluyor. Ailelerin, komşuların, arkadaş çevresinin ve meslek örgütlerinin riskli dönemlerde daha dikkatli olması, destek ihtiyacı hisseden kişilerin profesyonel yardım alması büyük önem taşıyor. Acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi aranabiliyor. Psikolojik destek ihtiyacı bulunan vatandaşlar, sağlık kuruluşları ve ilgili kamu birimleri üzerinden profesyonel yardım alabiliyor.

Sanal Kumar Gençliği Tehdit Ediyor! Haber

Sanal Kumar Gençliği Tehdit Ediyor!

Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, gençler arasında giderek popülerleşen ve masum görünen mobil oyunların, sanal kumar bağımlılığı riskini nasıl arttırdığını belirtti: "Bu oyunlar, beyinde dopamin salgısının artmasına yol açarak 'haz' arayışını tetikliyor. Bu haz, sadece oyunda uzun süre kalmakla sınırlı kalmıyor; birçok kişi oyuna daha fazla para yatırarak bu süreci pekiştiriyor." dedi. Ailelerin gözlemlerine gereken kritik belirtileri vurgulayan Sedef Koç Bal, “Oyuna yatırılan parasal bahisler nedeniyle kontrolsüz para harcamaları ve sıkça gereksiz para talepleri ilk dikkat çeken işaretlerdendir. Ayrıca bireyin aile içinde az zaman geçirmesi, evdeyken bile aklının sürekli oyunda olması ve engellendiği hissine kapıldığında öfke ve sabırsızlık göstermesi bir sorunun varlığına işaret eder.” şeklinde konuştu. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi'nden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, gençlerde artan sanal kumar bağımlılığına dair değerlendirme yaptı. Renkli oyunlar sanal kumar tuzağı haline geliyor Dijitalleşmeyle gelen kolay erişim ve arkadaş çevresinde popüler olmak, sanal kumara düşüşü artırıyor. Sedef Koç Bal, gençler arasında yaygınlaşan, renkli ve çekici arayüzlere sahip bazı mobil uygulamaların, aslında bahis sistemi üzerine kurulu gizli kumar mekanizmaları sunduğunu ifade etti. Sedef Koç Bal, bu tarz uygulamaların başlangıçta eğlenceli gibi görünse de kısa sürede kontrol kaybına dönüştüğünü belirtti: “Renkli şeker eşleştirme veya farklı kombinasyonlarla oynanan, bahis içerikli oyunlar, bir şans oyunu gibi algılansa da yarattığı finansal kayıplar nedeniyle sanal kumar bağımlılığına neden oluyor. Bu oyunlar, beyinde dopamin salgısını artırarak ‘haz’ duygusunu tetiklemekte. Bu haz arayışı yalnızca oyunda uzun süre harcanan zamanla sınırlı kalmayıp, pek çok kişi yatırımlarını daha da artırıyor.” diye açıkladı. Kayıp telafi hırsı ve akran baskısı Sanal kumarın gençleri çeken en önemli faktörlerden birinin kazanma-kaybetme arasındaki döngü olduğunu belirten Sedef Koç Bal, kayıpların kişiyi "Kaybettiklerimi geri kazanmalıyım" hedefiyle harekete geçirdiğini ve bağımlılığı derinleştirdiğini söyledi: "Kazanç ve kayıpların hızlı değişimi heyecan verici olsa da yaşanan kayıplar, 'Kaybettiklerimi telafi etmeliyim' hissi doğurur. Akranlar arasında popülerlik ise gençlerin bu oyunlara yönelimini devam ettiriyor. Sosyal çevre, gençlerin benzer deneyimlere katılım sağlamaya itiyor." dedi. Ailelerin, çocuklarının dijital ortamlarda geçirdiği süreyi değil, bu davranışların yarattığı sorunları takip etmesi gerektiğini vurgulayan Sedef Koç Bal, “Sanal kumar bağımlılığı geliştiğinde, bireyin akademik, sosyal ve ailevi işlevselliği ciddi şekilde bozuluyor.” ifadesinde bulundu. Aileler için göz ardı edilmemesi gereken işaretler Sedef Koç Bal, ailelerin dikkatle izlemesi gereken işaretleri şöyle sıraladı: “Oyuna yatırılan bahisler nedeniyle oluşan kontrolsüz para harcamaları ve sık sık ihtiyaç dışı para talepleri, göz ardı edilmemesi gereken ilk işaretlerdir. Teknoloji kullanım süresinin yaşa uygun sınırların üzerine çıkması, akademik başarının düşmesi, okul devamsızlığının artışı ve kişinin sevdiği faaliyetlerden uzaklaşması gibi değişiklikler, sağlıklı bir aile iletişimiyle fark edilebilir. Ayrıca bireyin aile ortamında daha az vakit geçirmesi, evde bile zihninin oyunda olması, engellendiğinde öfke ve sabırsızlık göstermesi de problem sinyalleri arasındadır.” Bağımlılık ortaya çıkınca yalanlar ve gizleme başlıyor Kumar bağımlılığı yerleşince, bireylerin utanma ve suçluluk duyguları yanı sıra, oyunlara devam edebilmek amacıyla yalan söyleme ve gerçekleri gizleme davranışları geliştirdiğini söyleyen Sedef Koç Bal, bu aşamada profesyonel yardım almanın şart olduğunu ifade etti. Sedef Koç Bal, sağlıklı sınırların ve tedavi sürecinin önemine şu sözlerle dikkat çekti: “Çocuğun gelişim düzeyine uygun şekilde, açık bir iletişim sağlanması önemlidir. Dijital dünyanın risklerini anlatırken, çocuğun duygu ve düşüncelerinin yanı sıra bireysel ihtiyaçları da göz önünde bulundurulmalıdır. Tedavi sürecinin hedefi yalnızca oyuna erişimi kısıtlamak değil; davranışın arkasındaki nedenleri değerlendirmek, gerektiğinde ilaç desteği sağlamak, risk ve koruyucu önlemleri belirlemek, etkili baş etme yolları geliştirmek ve finansal yönetim planı oluşturmak gibi aile desteğiyle birlikte yürüyen kapsamlı bir süreci gerektirir. Aile desteği, sınırsız maddi yardım sağlamaktan ziyade yapıcı sınırlar koymak, doğru iletişim kurmak ve tedavi sürecini desteklemek olmalıdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.