Hava Durumu

#Piyasa

giresunsonhaber - Piyasa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Piyasa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FİSKOBİRLİK İKİ GÜNDE 15 LİRA KESTİ: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 242 LİRAYA İNDİ Haber

FİSKOBİRLİK İKİ GÜNDE 15 LİRA KESTİ: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 242 LİRAYA İNDİ

FİSKOBİRLİK İKİ GÜNDE 15 LİRA KESTİ: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 242 LİRAYA İNDİ FİSKOBİRLİK, 25 Mart 2026 tarihli yeni listede 50 randıman Giresun kalite tombul fındık alım fiyatını 242 TL/kg’a çekti. Aynı ürün 23 Mart’ta 257 TL/kg idi. İki günde 15 liralık düşüş yaşandı. Kayıp, 8 Ocak’taki 307 liraya göre 65 liraya, Eylül 2025’te görülen 347 liralık zirveye göre 105 liraya çıktı. Piyasada artık yalnız fiyat değil, fiyatı aşağı iten düzen tartışılıyor. BUGÜNÜN FİYATI ANA HABERDİR: MARTTA GERİ ÇEKİLME DEĞİL, SERT ÇÖZÜLME VAR Bugün açıklanan 242 liralık fiyat, sıradan bir düzeltme değil. 23 Mart’ta 257 lira olan 50 randıman fiyatı iki gün içinde 242 liraya indi. Bu düşüş, yalnız kısa vadeli bir oynaklık değil; mart ayı boyunca hızlanan aşağı yönlü çözülmenin yeni eşiğidir. TMO’nun 2025-2026 sezonu için açıkladığı 200 liralık Giresun kalite tabanının üstünde kalınsa da, üretici lehine oluşan üst bant hızla eriyor. EYLÜL ZİRVESİNDEN BUGÜNE 105 LİRA ERİDİ FİSKOBİRLİK fiyat serisinin açık kronolojisi sert bir tablo veriyor. Giresun Son Haber’de derlenen akışa göre 50 randıman Giresun kalite fiyatı 22 Ağustos 2025’te 230 liradan açıldı, 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıktı, aralıkta 270 liraya indi, 8 Ocak 2026’da 307 lirayı gördü, 19 Ocak’ta 292 liraya çekildi ve 23 Mart’ta 257 liraya düştü. Bugün açıklanan 242 lira ile birlikte Eylül zirvesinden kayıp yaklaşık yüzde 30’a dayandı. Bu seyir, yükseliş hikâyesinin dağıldığını, primli dönemin büyük ölçüde geri alındığını gösteriyor. REKOLTE DİLİ, YENİ MAHSUL DAHA DALDAYKEN FİYATIN ÜSTÜNE BİNDİ Bu düşüşün ilk büyük dayanağı, 2026-2027 sezonu için açıklanan 829 bin 239 tonluk ilk rekolte tahmini oldu. Giresun Son Haber’in 8 Mart tarihli haberinde, bu yüksek ilk tahminin üretici cephesinde erken fiyat baskısı yaratabileceği, maliyet, kalite ve bölgesel farklar yeterince görünmeden piyasa dilinin aşağı kurulduğu vurgulanmıştı. Başka bir ifadeyle, ürün hasada gelmeden fiyat çıpası aşağı çekildi. FİSKOBİRLİK NE YAPIYOR ? SORUSU BÜYÜYOR 13 Mart’ta yayımlanan “Fındıkta Sessizlik Büyüyor” başlıklı haberde piyasada üretici için konuşulan en somut seviyenin 260 TL/kg olduğu, FİSKOBİRLİK’in 6 Şubat’tan sonra görünür yeni fiyat açıklamadığı ve TMO tarafında da güncel alım tonajı konusunda net kamuoyu bilgisinin bulunmadığını paylaşmıştık. Şimdi 25 Mart tablosunda 242 lira görülüyor. Bu iki veri yan yana geldiğinde üretici cephesindeki kuşku sertleşiyor: FİSKOBİRLİK, yüksek rekolte söylemiyle baskılanan piyasada üreticiyi koruyan çizgiyi mi zayıflatıyor, yoksa serbest piyasanın aşağı gidişine uyum sağlayan yeni bir hatta mı geçiyor? Mevcut açık veriler ikinci soruyu daha yüksek sesle sorduruyor; ancak kurumun alım stratejisine ilişkin ayrıntılı ve güncel kamuoyu verisi sınırlı olduğu için kesin hüküm kurmak güç. TMO’nun tabanı 200 lira olarak kaldı; FİSKOBİRLİK bugün 242 lirada duruyor. Kağıt üzerinde fark var. Ancak üretici açısından asıl mesele, fiyatın tabanın kaç lira üstünde olduğu değil, zirve oluştuğunda hangi kurumun o primi koruyabildiği ve düşüş başladığında kimin ne kadar direnç gösterdiğidir. Bugünkü tablo, o direncin ciddi biçimde zayıfladığını gösteriyor. İHRACAT HACMİ GERİLEDİ, DIŞ TALEP FİYATI TAŞIMADI Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği verilerini aktaran Anadolu Ajansı’na göre Türkiye, 2026’nın ilk iki ayında 28 bin 900 ton fındık ihracatından 388,7 milyon dolar gelir elde etti. Geçen yılın aynı döneminde 51 bin 667 ton ihracat karşılığında 421,6 milyon dolar gelir sağlanmıştı. Gelir yüksek görünse de tonajdaki sert düşüş, dış alım iştahının hacim tarafında zayıfladığını gösteriyor. ŞİLİ HATTI BÜYÜYOR, REKABET TAKVİME YAYILIYOR Düşüşün arka planında yalnız iç piyasa yok. Giresun Son Haber’in Şili dosyası, Maule bölgesinde 26 Mart 2026’da düzenlenen 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü ile birlikte üretimden teknolojiye, ticaretten sanayiye uzanan yeni bir rekabet hattının büyüdüğünü gösteriyor. Ferrero’nun sürdürülebilir fındık tedarikine ilişkin belgeleri de ana kaynak ülkeler arasında Türkiye, İtalya, Şili ve ABD’yi sayıyor; kuzey ve güney yarımküreye yayılan tedarik modelini açık biçimde ortaya koyuyor. Bu yapı genişledikçe, dünya alıcısının tek ülkeye bağımlılığı azalıyor. Türkiye’de üretici fiyatı üzerindeki baskı da tam burada ağırlaşıyor. BİLGİ AKIŞI DA TARTIŞMA KONUSU OLDU Yeni liste 25 Mart gecesi 21:30 da sosyal medyada görünür hale geldi. Buna rağmen liste yayınlanmadan 6 saat önce bazı haber kuruluşlarına servis edildiği yönünde eleştiriler var. Ancak böyle bir akış gerçekten yaşandıysa, tartışma yalnız fiyat düşüşüyle sınırlı kalmaz; fiyat bilgisinin piyasaya hangi sırayla, kimlere ve ne ölçüde eşit ulaştırıldığı sorusu da masaya gelir. Fındıkta güven, yalnız rakamla değil, o rakamın açıklanma biçimiyle de kurulur. Sonuç olarak; FİSKOBİRLİK iki gün içinde 15 lira geri geldi. Eylül 2025 zirvesinden kayıp 105 liraya çıktı. Rekolte dili yeni mahsul daha gelmeden aşağı baskı üretti. İhracat hacmi zayıfladı. Dünya pazarı Şili başta olmak üzere yeni üretim hatlarıyla daha parçalı hale geldi. Bu nedenle bugünkü düşüş, yalnız tabeladaki bir rakam değişikliği değildir. Bu düşüş, üreticinin elindeki ürünün değerinin kademe kademe aşağı çekildiği yeni dönemin açık işaretidir.

İMAR DOSYASI MASADA, GİRESUN EKONOMİSİ NEFESİNİ TUTTU Haber

İMAR DOSYASI MASADA, GİRESUN EKONOMİSİ NEFESİNİ TUTTU

Giresun Belediyesi, revizyon ilave imar planı dosyasını 26 Mart 2026 Perşembe günü saat 10.00’da olağanüstü gündemle meclise taşıyor. Belediye kayıtlarında 9 Ocak 2026’daki plan onayı, 16 Ocak 2026’daki ilan süreci, 4 Mart 2026 gündem ve karar özetlerinde yeniden açılan “kazanılmış haklar” ve “teknik hatalar” başlıkları ile 23 Mart 2026 tarihli toplantı çağrısı birlikte okunduğunda, dosyanın ilk onayla kapanmadığı açık biçimde görülüyor. İMAR DOSYASI MASADA, GİRESUN EKONOMİSİ NEFESİNİ TUTTU Giresun’daki revizyon ilave imar planı artık yalnız pafta ve plan notu tartışmasının ötesine geçmiş durumda... Dosya, mülkiyet beklentisini, yatırım güvenini, küçük esnaf dengesini ve belediyenin yönetim kapasitesini aynı anda sınayan ekonomik ve idari bir eşik haline geldi. Belediye meclisinin 9 Ocak 2026 tarih ve 19 sayılı kararıyla onaylanan planın 16 Ocak’ta ilan edilmesine rağmen, mart ayında aynı dosyada eski plandan gelen hakların korunup korunamayacağı ve teknik hataların düzeltilip düzeltilemeyeceği başlıklarının yeniden meclis kayıtlarına girmesi, tartışmanın kapanmadığını gösterdi. 26 Mart toplantısı da bu nedenle sıradan bir gündem değil, doğrudan kriz yönetimi sınavı niteliği taşıyor. ONAY ÇIKTI, DOSYA KAPANMADI Belediye, 1/5000 ölçekli ilave ve revizyon nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli ilave ve revizyon uygulama imar planının 9 Ocak 2026 tarihli meclis kararıyla onaylandığını 16 Ocak 2026 tarihli ilan metninde yayımladı. Ancak 4 Mart 2026 tarihli gündem ve karar özeti, dosyanın sahada ve uygulamada kapanmadığını ortaya koydu; meclis kayıtlarında eski plandan gelen kazanılmış hakların korunup korunamayacağı ve teknik hataların düzeltilip düzeltilemeyeceği başlıkları açıkça yer aldı. 23 Mart 2026’da yayımlanan yeni çağrı ise aynı dosyanın 26 Mart’ta yeniden meclis önüne geleceğini duyurdu. Bu tablo, planın hukuken onaylanmış olsa bile fiilen tartışmalı kaldığını gösteriyor. İmar planlarında asıl kırılma çoğu zaman çizimin kendisinde değil, yeni kuralların sahada nasıl uygulanacağında yaşanır. Giresun dosyasında da gerilim tam bu noktada düğümlendi. “Kazanılmış hak” başlığının yeniden açılması, meseleye yalnız şehircilik tekniği olarak bakılamayacağını gösteriyor. Çünkü hangi ruhsatın korunacağı, hangi proje safhasının yeni rejim içinde nasıl değerlendirileceği ve hangi plan notlarının düzeltileceği netleşmedikçe, piyasa da mülk sahibi de belediyenin kendi uygulama birimleri de aynı belirsizlik içinde kalıyor. NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ? KÜÇÜK İŞLETME KENTİ, BÜYÜK BELİRSİZLİK DOKA’nın Giresun il profiline göre kentte 60 bin 128 zorunlu sigortalı 10 bin 804 işyerinde çalışıyor; işyerlerinin yüzde 89,60’ı 1 ila 9 çalışanlı küçük işletmelerden oluşuyor. Böyle bir yapıda imar planı kaynaklı belirsizlik yalnız büyük yatırımcıyı değil, yapı malzemecisini, nakliyeciyi, taşeronu, küçük müteahhidi ve mahalle esnafını birlikte etkiler. Giresun gibi küçük işletme ağırlıklı kentlerde güven kaybı daha hızlı fiyatlanır; çünkü piyasanın darbe emme kapasitesi sınırlıdır. Ulusal veriler de baskının arttığını gösteriyor. TÜİK, Ocak 2026’da inşaat maliyet endeksinin yıllık yüzde 25,38, aylık yüzde 9,87 arttığını açıkladı. Aynı veri akışı içinde inşaat üretim endeksinde yıllık yüzde 8 artış yer aldı. Başka bir deyişle sektör zaten pahalı bir zeminde üretmeye çalışıyor. Giresun’daki plan belirsizliği bu tabloya eklendiğinde, maliyet baskısı ile karar belirsizliği üst üste biniyor. Bu nedenle dosya yalnız belediye tartışması değil, doğrudan piyasa güveni başlığına dönüşüyor. Talep tarafı da sınırsız değil. TÜİK verilerinde Giresun’da 2025 yılı boyunca 9 bin 564 konut satışı görünüyor. Bu rakam, ilin emlak ve inşaat piyasasının büyükşehir ölçeğinde çok derin bir yapıya sahip olmadığını ortaya koyuyor. Piyasa derinliği sınırlıysa, idari belirsizlik daha sert hissedilir; karar ertelenir, satış yavaşlar, finansman iştahı düşer. Giresun’daki imar düğümünün ekonomi cephesinde büyümesinin bir nedeni de bu dar piyasa tabanıdır. KATILIMCILIK VAADİ, SAHADA GERİLİM Giresun Belediyesi’nin 2025-2029 Stratejik Planı’nda iç ve dış paydaş anketi yapıldığı, planın katılımcı ve hesap verebilir bir anlayışla hazırlandığı belirtiliyor. Belediyenin iç kontrol dokümanında da temel değerler arasında şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılımcılık açık biçimde yazılıyor. Buna karşılık birkaç hafta içinde aynı plan dosyasının “teknik hata” ve “kazanılmış hak” başlıklarıyla yeniden meclise dönmesi, kurumsal hedef ile uygulama pratiği arasında belirgin bir boşluk oluştuğunu düşündürüyor. Bu nedenle dosyanın siyasi faturası teknik komisyonlarla sınırlı kalmıyor. Teknik olarak savunulabilir görülen bir plan bile yeterince anlatılmamış, müzakere edilmemiş ve itirazlara açık, ölçülebilir cevaplar üretilmelidir. İTİRAZ SAYISI TARTIŞMASI AYRI, İTİRAZ YOĞUNLUĞU GERÇEK Kamuoyunda en çok konuşulan başlıklardan biri itiraz sayısı oldu. Yerel haber akışında 1.114 itirazdan söz edildi. Ancak bu sayı belediyenin yayımladığı imzalı nihai toplam cetvel olarak değil, haber ve siyasi açıklama düzeyinde dolaşıma girdi. Bu nedenle en sağlam ifade, Giresun’da olağan dışı yoğunlukta itiraz atmosferi oluştuğudur. Sayının kesinliği ayrıca resmi kayıtla sabitlenmelidir; fakat itiraz yoğunluğunun dosyayı ekonomik ve siyasi baskı alanına çevirdiği artık açıktır. ÇIKIŞ YOLU DAYATMA DEĞİL, GEÇİŞ REJİMİ Giresun’un önündeki yol “ya plan aynen uygulanır ya da şehir tamamen durur” ikilemi değildir. Belediyenin 26 Mart toplantısından revizyonu savunma cümleleriyle çıkması, gerilimi düşürmeye yetmeyebilir. Asıl ihtiyaç, itirazların başlık başlık ayrıldığı, teknik hata görülen alanların netleştirildiği, eski plandan doğan hakların objektif geçiş hükümleriyle yazıldığı ve gerekiyorsa etaplı düzeltme modelinin işletildiği açık bir geçiş rejimidir. Ama aynı toplantı yalnız sertleşen savunma çizgisi üretirse, bugün imar başlığında görülen gerilim yarın yatırım güveni, ruhsat davranışı ve küçük esnaf tahsilatı üzerinden daha ağır ekonomik sonuçlar doğurabilir.

FINDIKTA 10 YILLIK ERİME: MALİYET PATLADI, ÜRETİCİ EZİLDİ Haber

FINDIKTA 10 YILLIK ERİME: MALİYET PATLADI, ÜRETİCİ EZİLDİ

FINDIKTA 10 YILLIK ERİME: MALİYET PATLADI, ÜRETİCİ EZİLDİ Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındıkta son 10 yılda üreticinin alım gücünün sert biçimde düştüğünü açıkladı. Gübre fiyatlarındaki sıçrama, desteklerin yetersizliği, piyasadaki fiyat baskısı ve siyasetin sessizliği üreticiyi bahçesinde dahi çaresiz bıraktı. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık üreticisinin yüksek girdi maliyetleri altında ezildiğini söyledi. Karan, son 10 yılda artan masraflar karşısında fındık fiyatının yaklaşık yüzde 400 değer kaybettiğini belirtti; üreticinin artık gübreye, bakıma ve verime yetişemediğini vurguladı. Karan, fındıkta yüksek verim ve kaliteli ürün için gübrelemenin vazgeçilmez olduğunu, ancak mevcut fiyat yapısının üreticiyi bahçesine yeterli gübre atamaz hale getirdiğini ifade etti. Ortaya çıkan tablonun yalnızca tarımsal değil, doğrudan ekonomik bir çöküş uyarısı verdiğini dile getirdi. 4 KİLO FINDIK 1 TORBA GÜBREYE YETMİYOR Karan, 2016 ile 2026 arasındaki farkı rakamlarla ortaya koydu. Üreticinin 10 yıl önce üç kilo fındıkla bir torba gübre alabildiğini hatırlatan Karan, bugün ise dört kilo fındığın ya da dönüm başına verilen desteğin bir torba gübreye ancak yettiğini söyledi. Karan’ın sözleri şöyle: “2016 yılında bir kilogram fındık 13,5 lira, bir torba gübre 40 liraydı. Üretici 3 kilogram fındıkla bir torba gübre alabiliyordu. Yine 2016’da dönüm başına 170 lira olarak ödenen alan bazlı gelir desteğiyle üretici 4 torba gübre satın alabiliyordu. 2026 yılına geldiğimizde ise bir kilogram fındık 230–240 lira, bir torba gübre 1.100 lira. Bugün 4 kilogram fındıkla ya da dönüm başına ödenen 355 liralık bitkisel destekle bir torba gübre zor alınıyor. Bu rakamlar üreticinin en az 3 torba kaybı olduğunu gösteriyor.” Bu tablo, fındık fiyatındaki artışın kağıt üzerinde kaldığını, asıl gerçeğin ise tarlada ve bahçede ortaya çıktığını gösterdi. Üreticinin cebine giren para artmadı; tersine alım gücü sert biçimde düştü. FİYAT BASKISI İDDİASI BÜYÜDÜ Karan, fındık piyasasında fiyatların baskı altında tutulduğunu savundu. Devlet teşvikleriyle ABD ve Şili’de bahçeler kuran tekelci firmanın Türk üreticisine karşı yeni bir denge kurduğunu öne sürdü. Bu yapının yalnız dış pazarda değil, iç piyasada da fiyatları baskılayan bir güce dönüştüğünü söyledi. Karan, bu nedenle kabuklu fındık ticaretinin acilen sorgulanmasını istedi. Rekabet Kurumu’nun harekete geçmesi çağrısı yaptı. “TEKELCİ FİRMA DEVLET TEŞVİKLERİYLE TÜRK ÜRETİCİSİNE MEYDAN OKUYOR” Karan, fındıkta yaşanan daralmanın tesadüf olmadığını savundu. Üreticinin karşısında yalnız maliyet artışı değil, organize bir piyasa baskısı bulunduğunu dile getirdi. Bu sözler, fındıkta tartışmanın artık yalnız fiyat değil, pazar hakimiyeti başlığına da kaydığını gösterdi. SİYASETE VE FİSKOBİRLİK’E SERT ÇIKIŞ Karan, bölge milletvekillerinin fındık üreticisini sahipsiz bıraktığını söyledi. Üreticinin oyuyla Meclis’e giden isimlerin sahada görünmediğini, fındıkta yaşanan ağır tablo karşısında etkili bir duruş ortaya koyamadığını ifade etti. Karan, FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar’ı da hedef aldı. Fındık üreticisinin hakkını savunması beklenen en kritik isimlerden biri olarak görülen Bayraktar’ın büyük bir hayal kırıklığı yarattığını belirtti. Karan’ın sözleri şöyle: “FİSKOBİRLİK Başkanı Bayraktar tam bir hayal kırıklığı” BAHÇEDEKİ ÇÖKÜŞ, MASADAKİ SESSİZLİK Fındıkta yaşanan sorun artık yalnız sezonluk fiyat tartışması değil. Gübreye erişemeyen, desteği yetersiz kalan, piyasada baskı gören ve siyasette karşılık bulamayan üretici her geçen yıl biraz daha geriye düşüyor. Karadeniz’in temel geçim kaynağında alarm büyüyor; üretici daha fazla söz değil, doğrudan sonuç istiyor.

ŞİLİ’YE GÖTÜRÜLEN “MODEL”, GİRESUN’DA HÂLÂ RAKAM BEKLİYOR Haber

ŞİLİ’YE GÖTÜRÜLEN “MODEL”, GİRESUN’DA HÂLÂ RAKAM BEKLİYOR

ŞİLİ’YE GÖTÜRÜLEN “MODEL”, GİRESUN’DA HÂLÂ RAKAM BEKLİYOR Giresun Ticaret Borsası Başkanı Hamza Bölük’ün 26 Mart 2026’da Şili’de lisanslı depoculuk sistemini anlatacak olması, Giresun’daki depo ve spot borsa tartışmasını alevlendirdi. 2017’de açılan, ilk yıllarında ürün alan ve uluslararası vitrine çıkarılan sistem için kentte sorulan temel soru değişmedi: Bu yapı bugün gerçekten ne kadar çalışıyor? Giresun’da lisanslı depo projesi, sıradan bir yatırım başlığı olarak duyurulmadı. Giresun Ticaret Borsası’nın proje sayfasına ve TOBB kayıtlarına göre tesis 10 Mart 2017’de kesin kabul sürecini tamamladı, 8 Eylül 2017’de açılarak faaliyete başladı. Kurumsal kayıtlarda yapı, 24 çelik silodan oluşan 17 bin ton kapasiteli bir sistem olarak tanımlandı. Açılışla birlikte verilen mesaj da netti: Fındıkta yalnızca depolama değil, standardizasyonu ve kayıtlı ticareti büyütecek yeni bir dönem başlayacaktı. İlk yıllardaki tabloya bakıldığında, sistemin tamamen işlemediğini söylemek mümkün değil. Anadolu Ajansı’nın 8 Kasım 2017 tarihli haberine göre açılıştan sonraki yaklaşık bir buçuk ay içinde 1.605 üreticiden yaklaşık 2 bin 500 ton fındık alımı yapıldı. İki yıl sonra yayımlanan başka bir AA haberinde ise depoda üç yılda toplam 32 bin 570 ton fındık depolandığı bilgisi yer aldı. Bu veriler, tesisin en azından ilk dönemde belirli bir ürün akışı yakaladığını gösterdi. Ama tartışma da tam burada başladı. Çünkü mesele artık 2017’de ne olduğu değil, 2026’da ne kaldığıdır. Giresun Ticaret Borsası’nın 2022 tarihli çalıştay yayınına yansıyan değerlendirmelerde, lisanslı deponun TMO tarafından alım yeri olarak seçilmesinin işletme açısından belirleyici olduğu görülüyor. Aynı içerikte, TMO tarafından Giresun’da alınan ürünlerin lisanslı depoda depolanmasının işletmeye kira geliri sağladığı vurgulanıyor. Bu tablo, sistemin kendi doğal piyasa gücüyle mi ayakta kaldığı, yoksa kamu alım mekanizmasıyla mı nefes aldığı sorusunu büyütüyor. Depo açıldı ama piyasa kuruldu mu? Giresun’daki asıl kırılma noktası burada duruyor. Bir tesisin kurulmuş olması ile o yapının piyasa kurucu güce dönüşmesi aynı şey değil. Bugün erişilebilen açık kaynaklarda deponun 2024, 2025 ve 2026 dönemlerinde kaç ton ürün aldığına, aktif stok büyüklüğüne, kaç üreticinin sistemi kullandığına ve spot piyasada güncel olarak ne kadar işlem oluştuğuna dair düzenli, ayrıntılı ve kamuya açık bir bilanço görünmüyor. Açılış tarihi ve ilk yıllardaki ürün girişi biliniyor; ancak bugünkü performans tablosu kamuoyu önünde net değil. TMO desteği olmadan ayakta kalabildi mi? Bu soru, yıllardır süren eleştirinin merkezinde yer alıyor. AA’nın 2019 tarihli haberinde lisanslı deponun aynı yıl TMO ile iş birliğine gittiği açıkça yazıldı. GTB’nin çalıştay metninde de TMO’nun Giresun’da aldığı fındığın satış dönemine kadar lisanslı depoda tutulmasının işletmeye gelir sağladığı kayda geçti. Bu nedenle bugün yapılan “örnek model” vurgusu, beraberinde şu itirazı getiriyor: Giresun’daki yapı serbest piyasanın kendi dinamiğiyle mi işliyor, yoksa TMO kampanya dönemlerinin taşıdığı bir mekanizma olarak mı varlığını sürdürüyor? 2026’da tarifeler var, peki 2026 bilançosu nerede? Açık kaynaklarda dikkat çeken bir başka tablo da bu. Lisanslı depo sistemi hukuken ve kurumsal olarak tamamen ortadan kalkmış görünmüyor; GTB’nin proje kayıtları ve kurumsal duyurular bunu doğruluyor. Ancak kamuoyunun ihtiyaç duyduğu asıl veri, ücret tarifesi ya da kurumsal mevcudiyet değil; fiili kullanımın bugünkü düzeyi. Depoya son üç sezonda kaç ton ürün girdiği, kaç üreticinin sisteme dahil olduğu ve bu yapının fiyat oluşumuna ne ölçüde etki ettiği açıklanmadıkça, “çalışan sistem” iddiası tartışmalı kalmayı sürdürüyor. Şili’ye taşınan açıklama ne söylüyor? GTB’nin kamuoyuna yansıyan açıklamasında, Şili programı yalnızca teknik bir sunum olarak değil, Türk fındığının küresel temsili olarak tarif ediliyor. Açıklamada, “Giresun Ticaret Borsası olarak misyonumuz sadece yerel ticaret değil, Türk fındığını dünya genelinde en doğru şekilde konumlandırmaktır. Şili, fındık üretiminde yükselen bir ivmeye sahip. Burada gerçekleştireceğimiz masterclass ile Türkiye'nin yüzyıllara dayanan tecrübesini ve hayata geçirdiğimiz lisanslı depoculuk gibi modern modelleri anlatarak, küresel fındık ekosistemindeki liderliğimizi pekiştirmeyi hedefliyoruz” denildi. Bu cümle, GTB’nin Şili programını bir sektör diplomasisi ve prestij hamlesi olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Ancak aynı açıklama, Giresun’da depo sisteminin bugünkü performansına dair sayısal bir bilanço sunmuyor. Şili’de anlatılacak şey model mi, sonuç mu? Haberde düğüm tam da burada atılıyor. Çünkü uluslararası platformda anlatılacak başlıklar elbette var: Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki ağırlığı, Giresun’un tarihsel rolü, lisanslı depoculuğun teorik katkıları ve kalite standardizasyonu bunların başında geliyor. Fakat piyas açısından belirleyici olan şey vitrin değil, sonuçtur. Giresun kamuoyu artık töreni değil veriyi, söylemi değil etkiyi görmek istiyor. Son üç sezonda kaç ton ürün alındı, kaç üretici bu yapıyı kullandı, sistem üreticinin pazarlık gücünü artırdı mı, spot piyasa gerçekten işler hale geldi mi? Açık kaynaklar bu sorulara güncel ve kapsamlı cevap vermediği sürece, Şili’de kurulacak her cümle Giresun’da aynı sert soruya çarpacaktır. Asıl mesele bina değil, ekonomik etki Giresun’daki lisanslı depo için artık açılış fotoğrafı değil, güncel ekonomik bilanço isteniyor. Çünkü bir modelin değeri, kurulduğu günle değil, yıllar sonra piyasada ürettiği sonuçla ölçülür. Şili’ye taşınan başlık “başarı” olabilir; ancak Giresun’da beklenen cevap hâlâ değişmedi: Kaç ton, kaç üretici, ne kadar işlem, ne kadar etki? Bu rakamlar ortaya konulmadıkça, anlatılan model güven tazelemekten çok soru büyütmeye devam edecek.

2026-2027 İLK REKOLTE TAHMİNİ :829 BİN 239 TON Haber

2026-2027 İLK REKOLTE TAHMİNİ :829 BİN 239 TON

2026-2027 tahmini fındık rekoltesi açıklandı Fındıkta Rekolte Savaşı: 829 Bin Tonluk İlk Tahmin Piyasaya Mesaj mı? İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayanan ilk tahminine göre, 2026-2027 sezonu fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak öngörüldü. Geçen yıl don nedeniyle düşen üretimin ardından bu sezon için sahadan gelen ilk veriler daha güçlü bir hasada işaret ediyor. İhracatçı birliklerinin 2026-2027 sezonu için açıkladığı 829 BİN 239 TONLUK ilk rekolte tahmini, fındık piyasasında sadece üretim değil fiyat tartışmasını da alevlendirdi. Üretici cephesinde ise, Rekolte rakamı erkenden büyütülürken, maliyet, arazi yapısı, işçilik yükü ve kalite farkı geri plana itiliyor olmasının daha hasat başlamadan pazarlık zemininin aleyhlerine işleyebileceğinden endişesi oluşturdu. Türkiye’de fındık için yeni sezon daha başlamadan, piyasa dilini belirleyecek ilk büyük sayı masaya kondu. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayalı çalışmasına göre 2026-2027 sezonunun birinci tahmini 829 bin 239 ton olarak açıklandı. Söz konusu çalışma 12 il, 79 ilçe, 446 bahçe ve 1.483 dal üzerinden yürütüldü. İlk bakışta güçlü üretim sinyali veren bu rakam, piyasada “ürün bol olacak” algısını öne çıkarırken, üretici tarafında bunun erken fiyat baskısı oluşturabileceği yönünde ciddi bir kuşku doğurdu. Ancak tartışmanın özü sadece rakamın büyüklüğü değil. Çünkü fındıkta mesele yalnızca rekolte değil; maliyet, eğim, işçilik, randıman ve kalite birlikte okunmadığında ortaya çıkan tablo eksik kalıyor. Doğu Karadeniz’in parçalı arazi yapısı ve zor bahçe koşulları, aynı tonajın her bölgede aynı ekonomik sonucu üretmediğini gösteriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın rekolte hesaplama yöntemi de zaten bunu dolaylı olarak ortaya koyuyor; çünkü hesaplama yalnızca çiçek veya karanfil sayısından ibaret değil, çotanak dönüşüm oranı, sağlam tane sayısı, ocak ve dal yoğunluğu gibi çok sayıda değişkene dayanıyor. Bu nedenle sezon başındaki ilk sayı, nihai üretim sonucu değil, ancak ilk projeksiyon olarak değerlendirilebiliyor. Geçen yılın rakamları bu yüzden kritik Geçen sezon yaşanan tablo, bu yıl açıklanan ilk tahmine neden ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini açık biçimde gösteriyor. 2025-2026 sezonunda ilk tahmin şubatta 768 bin 715 ton olarak duyuruldu. Aynı sezon için temmuz sayımı 601 bin 206 tona, kasım revizesi ise 528 bin 808 tona kadar geriledi. INC’de Türkiye için 2025/26 sezonu tahmini 609 bin ton olarak aktarılırken, Kasım 2025’te Türkiye-AB iş birliği toplantısında Türkiye Ticaret Bakanlığı’nın 453 bin tonluk kabuklu üretim tahminini sunduğu INC tarafından ayrıca duyuruldu. Aradaki fark, erken dönem rekolte rakamlarının kesin üretim sonucu gibi sunulmasının teknik açıdan sorunlu olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Tam da bu nedenle 829 bin tonluk ilk tahmin, üretici nezdinde yalnızca bir tarımsal veri olarak değil, aynı zamanda piyasa sinyali olarak okunuyor. Buradaki temel siyasi ve ekonomik gerilim de burada başlıyor: Rekolte yüksek gösterildiğinde fiyat beklentisi aşağı çekiliyor mu? Bu soruya bugün için kesin hükümle “evet” demek mümkün değil; ancak bu kuşkunun temelsiz olduğu da söylenemiyor. Rekabet Kurumu’nun fındık sektör araştırmasında, rekolte tahminlerine ilişkin metodoloji farklılıklarının ve beklenti yönetiminin fiyat spekülasyonlarını tetikleyebildiği açıkça belirtiliyor. Kurum, modern ve ortak kurallara dayanmayan rekolte çalışmalarının yanlış fiyat beklentileri yaratabildiğine dikkat çekiyor. Rekolte açıklanıyor, alivre fiyat neden açıklanmıyor? Tartışmanın en sert noktası burada düğümleniyor. Sektörde rekolte tahmini kamuoyuna güçlü biçimde servis edilirken, aynı dönemde kimlerin hangi fiyatlardan ileri teslim bağlantısı yaptığı, başka bir ifadeyle alivre pozisyonların hangi seviyelerde kurulduğu aynı açıklıkla görülmüyor. Oysa lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsası mevzuatı içinde alivre sözleşmeler ve teslim esaslı ticaret mekanizmaları tanımlı ekonomik araçlar arasında yer alıyor. Yani mesele alivre işlemin varlığı değil; bu işlemin fiyat oluşumuna etkisinin ne ölçüde şeffaf olduğudur. 2025 sezonunda piyasada alivre fiyatların 200 TL ve üzerine çıkmaya başladığı yönünde sektörden kamuya yansıyan açıklamalar oldu. Aynı sezonda TMO da Giresun kalite için 200 TL, levant kalite için 195 TL alım fiyatı açıkladı. Sektör temsilcileri, düşük rekolte beklentisi nedeniyle piyasa fiyatlarının TMO fiyatlarının üzerinde seyredeceğini ifade etti. Bu tablo, alivre ve beklenti yönetimi başlığının artık tali değil, doğrudan fiyat oluşumunun merkezindeki başlıklardan biri haline geldiğini gösteriyor. Bu yüzden üretici cephesinden yükselen talep nettir: 2026 ürünü için alivre bağlantı yapıldıysa, bunun hangi fiyat aralıklarında, hangi vadelerde ve hangi miktarlarda kurulduğu açıklanmalıdır. İhracatçılar, tüccarlar ve büyük alıcılar rekolte projeksiyonunu kamuoyuna sunuyorsa, piyasa tarafında kurdukları erken fiyat pozisyonlarını da aynı şeffaflıkla ortaya koymalıdır. Aksi halde kamuya açık olan yalnızca “ürün çok olacak” mesajı olur; piyasayı fiilen etkileyen fiyatlama davranışı ise kapalı kalır. Bu da üretici ile piyasa aktörleri arasındaki bilgi dengesini bozar. Mesele sadece ekonomi değil, doğrudan güç ilişkisi Fındıkta rekolte tartışması artık yalnızca tarımsal üretim başlığı değil; aynı zamanda ekonomik güç, siyasi temsil ve bölgesel gelir dağılımı başlığıdır. Çünkü Karadeniz’de yüz binlerce üretici için fındık, yalnızca ihracat kalemi değil temel geçim aracıdır. Rekolte rakamı, maliyet tablosundan bağımsız biçimde dolaşıma sokulduğunda, bu sadece piyasa beklentisini değil üreticinin siyasal ve ekonomik konumunu da etkiler. Özellikle eğimli ve küçük ölçekli bahçelerde çalışan üretici için esas mesele “kaç ton ürün var” sorusundan önce “bu ürün hangi maliyetle üretildi ve hangi fiyattan el değiştirecek” sorusudur. Bugün gelinen noktada kamuoyunun önündeki soru şudur: 829 bin 239 tonluk ilk tahmin gerçekten sezonun güçlü seyrine işaret eden teknik bir veri midir, yoksa henüz sahadaki riskler netleşmeden fiyat çıpasını aşağı çekebilecek erken bir piyasa dili mi üretilmektedir? Bu sorunun sağlıklı cevabı, yalnızca ikinci ve üçüncü sayımlarla değil; alivre bağlantılar, stok düzeyi, kalite dağılımı ve bölgesel maliyet farkları da şeffaf biçimde ortaya konduğunda verilebilir. Sonuç olarak, Fındıkta sorun rekolte açıklanması değil; rekoltenin tek başına fiyat hükmüne çevrilmesidir. Geçen yılki sert sapmalar ortadayken, ilk tahmini kesin üretim gibi okumak da bu sayı üzerinden daha hasat gelmeden fiyat iklimi kurmak da ciddi bir sorun alanıdır. Bugün açıklanması gereken yalnızca bahçedeki çiçek sayısı değil; piyasadaki erken fiyat pozisyonlarıdır. Rekolte kadar fiyatlama davranışının da görünür hale gelmesidir. . Kaynakça Ekonomim, “2026-2027 tahmini fındık rekoltesi açıklandı.” https://www.ekonomim.com/sektorler/tarim/2026-2027-tahmini-findik-rekoltesi-aciklandi-haberi-880270 Tarım ve Orman Bakanlığı, “Fındıkta Rekolte Tahmin Yöntemi.” Rekabet Kurumu, “Fındık Sektör Araştırması Raporu.” INC, “INC Attends 2025 Meeting of Türkiye-EU Cooperation Scheme on Hazelnuts.” Bata Food, “Hazelnut Market Update – Highlights from INC Congress 2025.” Tarım ve Orman Bakanlığı / TMO, 2025-2026 sezonu kabuklu fındık alım fiyatları. Ekonomim, “TMO fındığa 200 TL verdi…” ve “Fındıkta piyasa fiyatları, TMO fiyatlarının üzerinde seyredecek.” Memur Postası’na yansıyan sektör değerlendirmesi, alivre fiyatların 200 TL üzeri seyre başladığı beyanı. Ticaret Bakanlığı, lisanslı depoculuk ve sözleşme/taahhütname esasları.

GTSO BAŞKANI ÇAKIRMELİKOĞLU’NDAN KREDİ KARTI LİMİT SINIRINA UYARI Haber

GTSO BAŞKANI ÇAKIRMELİKOĞLU’NDAN KREDİ KARTI LİMİT SINIRINA UYARI

GTSO BAŞKANI ÇAKIRMELİKOĞLU’NDAN KREDİ KARTI LİMİT SINIRINA UYARI Hasan Çakırmelikoğlu, kredi kartlarına yönelik limit sınırlandırma uygulamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Çakırmelikoğlu, söz konusu uygulamanın mevcut haliyle işletmeleri sıkıntıya sokabileceğini belirterek, özellikle yerel işletmeler açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. “Alternatif finansman kanalları oluşturulmalı” Kredi kartı limitlerinin daraltılmasının, piyasada nakit akışını doğrudan etkileyeceğini ifade eden Çakırmelikoğlu, alternatif finansman kanalları oluşturulmadan hayata geçirilecek bir düzenlemenin ticaret hayatında daralmaya yol açabileceğini söyledi. Yerel ölçekte faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) kredi kartı üzerinden gerçekleşen satışlara önemli ölçüde bağımlı olduğuna işaret eden Çakırmelikoğlu, limit daralmasının tahsilat süreçlerinde aksamalara neden olabileceğini vurguladı. “Karar süreçlerinde iş dünyasının görüşü alınmalı” Ekonomik düzenlemelerin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Çakırmelikoğlu, ticaret hayatının sürdürülebilirliği açısından karar alma süreçlerinde iş dünyasının görüşlerinin dikkate alınmasının önem taşıdığını belirtti. Piyasa dengelerini doğrudan etkileyen uygulamaların istişare kültürü çerçevesinde şekillendirilmesi gerektiğini ifade eden Çakırmelikoğlu, atılacak adımların hem finansal istikrarı hem de reel sektörün dinamizmini koruyacak şekilde planlanmasının gerekliliğine dikkat çekti.

Ordu’da kaz yetiştiriciliği büyüyor Haber

Ordu’da kaz yetiştiriciliği büyüyor

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler'in tarım ve hayvancılıkta ürün çeşitliliğini artırma hedefi doğrultusunda hayata geçirilen projelerden biri olan kaz yetiştiriciliği hızla büyüme kaydediyor. ORDU (İGFA) - Çiftçilerin yetiştirdikleri kazları, diledikleri fiyatlarla piyasa sunarken; elinde kalan kazlar için ise Büyükşehir Belediyesi'nin 'alım garantisi' sistemi devreye giriyor. Bu kapsamda kazlar Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alınıyor. Öte yandan, hemen satış yapmak istemeyen yetiştiriciler kazlarını Belediyenin Kanatlı Kesimhanesinde kestirip soğuk hava depolarında saklama imkânına sahip. KAZ YETİŞTİRİCİLERİ: “BÜYÜKŞEHRİN ALIM GARANTİSİ İLE PAZARLAMA SIKINTIMIZ KALMADI” Kazlar için Belediye ile yapılan anlaşma sonrası, 2025 yılının Nisan-Mayıs aylarında dağıtılan kaz civcivleri kesime ulaştı. Fatsa ve Ünye ilçelerinde Büyükşehir Belediyesi'nden destek alarak kaz yetiştiriciliğine başlayanlarda Yunus Yılmaz ve Ertuğrul Doğan, bu sürece başlamalarındaki kilit faktörün Belediyenin alım garantisi olduğunu vurguladı. “BAŞKAN GÜLER BİZE FIRSAT VE GÜVEN VERDİ” Kaz yetiştiricileri, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler'e desteklerinden ötürü teşekkür ederek şunları söyledi: "Kaz yetiştiriciliğine başlamamızdaki en önemli unsur, Büyükşehir Belediyesi'nin sağladığı civciv ve alım güvencesiydi. İlerleyen süreçte her türlü desteği aldık. Şimdi kazlarımızın kesimi ve saklanması aşamasındayız. Belediyeyi desteklerinden ötürü minnettarız, çalışmalarımızı daha da büyüterek sürdüreceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.