Hava Durumu

#Perakende Sektörü

giresunsonhaber - Perakende Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Perakende Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DOĞA İÇİN: POŞET  1 LİRA Haber

DOĞA İÇİN: POŞET 1 LİRA

PLASTİK POŞETLE MÜCADELEDE YENİ ADIM 1 LİRALIK POŞETİN BİLANÇOSU: DOĞAYI KORUYAN AMA DENETİM İSTEYEN BİR MÜDAHALE Türkiye, plastik kirliliğiyle mücadelede yeni bir döneme giriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, plastik poşet ücretinin 1 Ocak 2026’dan itibaren adet başına vergiler dahil 1 lira olarak uygulanacağını açıkladı. Karar, çevresel etkiler kadar ekonomik ve toplumsal sonuçları da dikkate alan kapsamlı bir değerlendirme sürecinin ardından alındı. Tek kullanımlık plastik poşetler; doğada yüzlerce yıl çözünmeden kalabilen, toprak yapısını bozan, su kaynaklarını kirleten ve özellikle denizlerde mikroplastik kirliliğinin başlıca kaynakları arasında yer alan ürünler olarak tanımlanıyor. Bakanlık açıklamalarında, plastik poşetlerin deniz canlıları tarafından besin sanılarak tüketildiği, bunun da ekosistem zincirinde geri dönülmesi zor hasarlara yol açtığı vurgulanıyor. Bu çevresel tehditler nedeniyle plastik poşetler 2019 yılında ücretli hale getirilmiş, toplumun çok kullanımlık taşıma çantalarına yönelmesi hedeflenmişti. Aradan geçen sürede uygulamanın yalnızca çevresel değil, ekonomik açıdan da ciddi kazanımlar sağladığı ortaya çıktı. ÇEVRE KAZANCI: ATIK AZALDI, DOĞA RAHATLADI Bakanlık verilerine göre, 2019–2025 yıllarının ilk 9 aylık döneminde: Yaklaşık 2 milyon 844 bin ton plastik atığın oluşumu engellendi, Denizler, akarsular ve tarım alanları üzerindeki plastik baskısı ciddi ölçüde azaldı, Mikroplastik kaynaklı kirliliğin artış hızı yavaşlatıldı, Sıfır Atık hedefleri doğrultusunda toplumsal farkındalık güçlendi. Bu veriler, plastik poşet ücretinin bir yasak değil; davranış değişikliği yaratan etkili bir çevre politikası olduğunu gösteriyor. EKONOMİK KAZANÇ: TASARRUF, İTHALAT VE EMİSYON DENGESİ Plastik poşet kullanımındaki düşüşle birlikte: Plastik ham madde ihtiyacı azaldı, Ham madde ithalatının düşmesiyle yaklaşık 28 milyar liralık ekonomik tasarruf sağlandı, Üretim ve lojistik süreçlerindeki enerji kullanımının azalmasıyla 167 bin 984 ton sera gazı emisyonu atmosfere salınmadan önlendi. Bu tablo, çevre politikalarının kısa vadeli bir maliyet değil, uzun vadeli ekonomik kazanç üretebilen kamu yatırımları olduğunu açıkça ortaya koyuyor. PERAKENDECİ–TÜKETİCİ DENGESİ: SAHADA YASA, MASADA ADALET SORUNU Ancak uygulamanın sahadaki başarısı, denetimlerin etkinliğiyle doğrudan bağlantılı. Özellikle küçük illerde ve yerel piyasalarda bazı perakendecilerin, rekabette öne geçmek amacıyla plastik poşeti bedelsiz vermesi, hem çevre hedeflerini sekteye uğratıyor hem de haksız rekabet yaratıyor. Bu durum, yasaya uyan işletmeleri zor durumda bırakırken; bir market poşeti ücretli verirken diğerinin ücretsiz vermesi, kurallara uyan işyerleri üzerinde ciddi bir kamuoyu baskısı oluşturuyor. Sektör temsilcileri, bazı durumlarda bu baskının sözlü hakaret ve çalışanlara yönelik tehdit boyutuna kadar ulaştığını, buna rağmen birçok işletmenin yasal sorumluluğunu yerine getirmeye devam ettiğini ifade ediyor. DENETİM OLMADAN ÇEVRE POLİTİKASI OLMAZ Uzmanlara göre, plastik poşet düzenlemesinin kalıcı başarıya ulaşması için Çevre İl Müdürlükleri başta olmak üzere yetkili kurumların denetimlerini daha düzenli, görünür ve caydırıcı şekilde yürütmesi kritik önem taşıyor. Poşeti ücretsiz dağıtmayı bir rekabet aracı haline getiren işletmelerin tespit edilmesi ve gerekli idari yaptırımların uygulanması; Yasalara uyan perakendecinin korunmasını, Çevre politikalarının sulandırılmamasını, Tüketicide “kurallar keyfi” algısının oluşmamasını sağlayacak temel unsur olarak görülüyor. KÜÇÜK BİR ÜCRET, ORTAK BİR SORUMLULUK Plastik poşet ücretinin 1 liraya yükseltilmesi; çevreyi koruyan, tüketimi dönüştüren ve ekonomiye katkı sunan doğru bir kamu politikası olarak öne çıkıyor. Ancak bu politikanın gerçek anlamda başarıya ulaşabilmesi; eşit uygulama, güçlü denetim ve adil rekabet ortamı ile mümkün. Doğaya nefes aldırmak, yalnızca fiyat belirlemekle değil; kurala uyanı koruyup ihlali cezalandırmakla mümkün olacak.

PAZAR GÜNÜ ZİNCİR MARKETLERE TATİL ÇAĞRISI Haber

PAZAR GÜNÜ ZİNCİR MARKETLERE TATİL ÇAĞRISI

PAZAR GÜNÜ ZİNCİR MARKETLERE TATİL ÇAĞRISI “Bu Sadece Sektör Değil, Toplum Meselesi” Esnaf, sanatkârlar ve perakende sektörü temsilcileri, pazar günü zincir marketlerin kapalı olması yönünde ortak görüşte buluştu. Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) ile Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) iş birliğinde düzenlenen “Aileyle Pazar: Birlikte Tatil, Güçlü Toplum” başlıklı çalıştayda, perakende sektöründe çalışma barışını ve toplumsal dengeyi güçlendirecek düzenlemeler masaya yatırıldı. Çalıştaya kamu kurumları, akademi, medya ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katılırken, pazar tatilinin yalnızca bir izin düzenlemesi değil; aile yapısını, çalışan sağlığını ve nitelikli istihdamı doğrudan ilgilendiren sosyal bir mesele olduğu vurgulandı. “TARİHİ BİR EŞİĞİN ARİFESİNDEYİZ” Türkiye Perakendeciler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün, sektörün kritik bir dönemeçte olduğunu belirterek, Avrupa ülkelerinin büyük bölümünde uygulanan pazar günü zincir marketlerin kapalı olması modeline ilişkin geniş bir mutabakat oluştuğunu söyledi. Düzgün, “Bu mesele aileyi koruma, çalışanı elde tutma ve sürdürülebilir istihdamı inşa etme meselesidir. Artık son sözü Ticaret Bakanlığımızın söylemesini bekliyoruz. Bu karar, yalnızca sektörün değil toplumun ortak beklentisidir” dedi. ÇALIŞANLARIN SOSYAL VE PSİKOLOJİK REFAHI ÖNE ÇIKTI Çalıştayda, özellikle zincir marketlerde pazar günü çalışmanın, çalışanların aileleriyle aynı gün dinlenme ve birlikte vakit geçirme imkânını ortadan kaldırdığına dikkat çekildi. Uzun mesailer ve hafta sonu vardiyalarının; çalışanların sosyal yaşamını, psikolojik sağlığını ve iş motivasyonunu olumsuz etkilediği ifade edildi. Katılımcılar, pazar tatilinin perakende çalışanlarının daha sağlıklı çalışma koşullarına kavuşmasına, aile bağlarının güçlenmesine ve sektörde iş gücü sürekliliğinin sağlanmasına katkı sunacağı görüşünde birleşti. “KONU ÇOK BOYUTLU ELE ALINMALI” Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, perakende sektörünün geniş bir ekosistemi etkilediğini belirterek, “Çalışanların ailesiyle vakit geçirebildiği bir çalışma düzeni uzun vadede verimliliği artırır. Ancak rekabet gücü, ekonomik dengeler ve tüketici beklentileri de birlikte değerlendirilmelidir” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken ise düzenlemenin küçük esnafı koruyacağını, çalışanların iş gücüne katılımını artıracağını ve toplumsal huzura katkı sağlayacağını dile getirdi. Programa Zafer Tarıkdaroğlu da katılırken, çalıştay kapsamında aile, hukuk, istihdam psikolojisi ve ekonomik sürdürülebilirlik başlıklarında oturumlar gerçekleştirildi. SAATLERDE DÜZENLENMELİ Pazar günü zincir marketlerin kapalı olması yönündeki mutabakat, önemli ve gerekli bir adım olmakla birlikte, tek başına yeterli değildir. Düzenlemenin amacına ulaşabilmesi için rekabet eşitliğini bozmayacak şekilde bütüncül ele alınması şarttır. Bu kapsamda; Metrekare sınırı net biçimde belirlenmeli, örneğin 50 m² ve üzerindeki tüm marketler kapsama alınmalıdır. AVM’ler içindeki marketler de düzenlemenin dışında bırakılmamalıdır. Aksi halde cadde üzerindeki marketler kapalıyken AVM marketlerinin açık olması eşitsizlik ve haksız rekabet doğuracaktır. Ayrıca yalnızca pazar günü değil, marketlerin sabah açılış ve akşam kapanış saatleri de yasal çerçeveye bağlanmalıdır. Örneğin tüm marketlerin en erken 10.00’da açılıp en geç 20.00’de kapanması, çalışanların günlük yaşam dengesini koruyacak, sektörde ortak bir standart oluşturacaktır. Aksi halde bir kısmı kapalı, bir kısmı açık; biri erken açılan, diğeri geç kapatan bir yapı ortaya çıkacak, bu da iyi niyetli bir düzenlemenin yeni rekabet ve adalet sorunları üretmesine neden olacaktır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.