Hava Durumu

#Pazarlama

giresunsonhaber - Pazarlama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pazarlama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN ARICILIĞINA 2 BİN MODERN KOVAN DESTEĞİ Haber

GİRESUN ARICILIĞINA 2 BİN MODERN KOVAN DESTEĞİ

GİRESUN ARICILIĞINA 2 BİN MODERN KOVAN DESTEĞİ 100 ÜRETİCİYE YÜZDE 70 HİBELİ STRAFOR KOVAN DAĞITILDI Giresun’da arıcılığın geliştirilmesi amacıyla 100 üreticiye toplam 2 bin Langstroth tipi strafor kovan dağıtıldı. Yüzde 70’i DOKAP hibesiyle karşılanan proje, Giresun’un ülke ortalamasının altında kalan kovan başına bal verimini yükseltme hedefi açısından önem taşıyor. Ancak bilimsel çalışmalar, başarının yalnızca kovan malzemesine değil; havalandırma, koloni gücü, ana arı kalitesi, hastalıklarla mücadele ve teknik takibe de bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) tarafından finanse edilen “Arıcılığın Desteklenmesi ve Geliştirilmesi Projesi” kapsamında modern kovan dağıtımı gerçekleştirildi. Yüzde 70 hibe ve yüzde 30 üretici katkısıyla yürütülen proje kapsamında Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği ile Bulancak ve Şebinkarahisar bal üreticileri birliklerine üye 100 arıcıya toplam 2 bin Langstroth tipi strafor kovan teslim edildi. Böylece her üreticiye 20 kovan desteği sağlandı. DAĞITIM PROGRAMI İL MÜDÜRLÜĞÜ KAMPÜSÜNDE YAPILDI 20 Ağustos 2026 tarihinde Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü kampüsünde düzenlenen programa İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, DOKAP Başkanı Hakan Gültekin, Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kubilay Elevli, Bulancak Bal Üreticileri Birliği Başkanı Erdoğan Üstün, kurum personeli ve arı yetiştiricileri katıldı. Projenin, arıcıların modern üretim teknikleriyle tanıştırılması, işletmelerin fiziki altyapısının güçlendirilmesi ve bal üretiminde verimliliğin artırılması amacıyla hayata geçirildiği bildirildi. STRAFOR KOVANLAR NE SAĞLIYOR? Yüksek yoğunluklu polistirenden üretilen strafor kovanlar, ahşap kovanlara göre daha hafif olmaları ve yüksek ısı yalıtımı sağlamalarıyla öne çıkıyor. Kovan içi sıcaklık değişiminin sınırlandırılması, arıların kış döneminde ısı üretmek için harcadığı enerjinin ve bal tüketiminin azaltılmasına yardımcı olabiliyor. Isı yalıtımının ilkbahar döneminde koloninin daha erken gelişmesine katkı sağlaması da bekleniyor. Hafif yapı ise özellikle gezginci arıcılık yapan üreticiler açısından taşıma ve yer değiştirme işlemlerini kolaylaştırıyor. Ancak bilimsel bulgular, strafor kovanların her bölgede ve her koşulda tek başına daha yüksek bal üretimi sağlayacağı yönünde kesin bir sonuç ortaya koymuyor. TÜRKİYE DÜNYANIN EN BÜYÜK ÜÇ ARICILIK ÜLKESİNDEN BİRİ Tarım ve Orman Bakanlığı Arıcılık Araştırma Enstitüsü tarafından yayımlanan FAO verilerine göre Türkiye, 2024 yılında hem arılı kovan sayısı hem de bal üretimi bakımından dünyada üçüncü sırada yer aldı. TÜİK’in 2025 verilerine göre ise Türkiye genelinde: 96 bin 646 arıcılık işletmesi,8 milyon 817 bin 155 koloni,97 bin 253 ton bal üretimi,3 bin 258 ton balmumu üretimi bulunuyor. Türkiye’de kovan başına ortalama bal verimi 11,03 kilogram olarak gerçekleşti. Bal üretimi 2024’e göre yüzde 1,8 artarken koloni sayısı yüzde 1,6 azaldı. Kovan başına verim ise 10,66 kilogramdan 11,03 kilograma yükseldi. Tarım ve Orman Bakanlığı Arıcılık Araştırma Enstitüsü GİRESUN’DA VERİM ÜLKE ORTALAMASININ ALTINDA Aynı verilere göre Giresun’da 2025 yılında 1.803 arıcılık işletmesi ve 116 bin 223 koloni bulunuyor. Kentte 1.041 ton bal üretilirken kovan başına ortalama verim 8,96 kilogramda kaldı. Bu rakam, 11,03 kilogramlık Türkiye ortalamasının yaklaşık yüzde 19 altında bulunuyor. Giresun, Türkiye’deki toplam kolonilerin yaklaşık yüzde 1,32’sine sahip olmasına rağmen ülke bal üretiminin yüzde 1,07’sini karşılıyor. Dağıtılan 2 bin kovan, Giresun’un kayıtlı koloni varlığının sayısal olarak yaklaşık yüzde 1,7’sine karşılık gelen bir fiziki kapasite oluşturuyor. Ancak bu kovanların yeni kolonilerle mi kullanılacağı, yoksa eski kovanların yenilenmesinde mi değerlendirileceği üretime sağlayacağı gerçek katkıyı belirleyecek. TÜRKİYE’NİN FARKLI İLLERİNDE BENZER DESTEKLER VERİLİYOR Giresun’daki proje, Türkiye genelinde arıcılıkta ekipman yenileme ve modern kovan kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlayan çalışmaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ordu’da Haziran 2026’da 50 arıcıya 1.500 polen ve propolis tuzaklı arılı kovan dağıtıldı. Yüzde 70 hibeli projede iki yılda dağıtılan kovan sayısı 3 bin 900’e ulaştı. Ordu’daki uygulamanın yalnızca bal üretimini değil, polen ve propolis gibi katma değerli ürünleri de hedeflemesi dikkat çekti. Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Düzce’de Temmuz 2026’da FAO ile Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde eğitim alan 10 genç üreticiye 280 normal ve 100 ruşet olmak üzere toplam 380 arısız strafor kovan verildi. Projede arıcılığın yanı sıra girişimcilik, finansal okuryazarlık, dijital pazarlama ve e-ticaret eğitimleri de uygulandı. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Muş’ta Aralık 2025’te 100 arıcıya yüzde 75 hibeyle toplam 1.000 yeni kovan dağıtıldı. Proje özellikle eskimiş kovanların yenilenmesini hedefledi. Muş İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Antalya’da ise 2026 yılında 100 arıcıya 500 ana arı üretim kovanı verilerek kovan desteği, ana arı yetiştiriciliği eğitimi ve yerel gen kaynaklarının korunmasıyla birleştirildi. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bu örnekler, arıcılık desteklerinde yalnızca kovan sayısının artırılmasından eğitim, ürün çeşitlendirme, ana arı kalitesi ve pazarlama kapasitesinin geliştirilmesine doğru daha kapsamlı bir modele geçildiğini gösteriyor. BİLİMSEL ÇALIŞMALAR NE SÖYLÜYOR? Hatay’ın Samandağ ilçesinde 75 koloni üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmada, strafor kovanlarda kışlama kabiliyeti yüzde 86,67; ahşap kovanlarda ise yüzde 65,89 olarak ölçüldü. Ancak araştırmanın farklı iklim ve flora koşullarında yapıldığı, sonuçların doğrudan Giresun’a uyarlanamayacağı belirtilmeli. Uludağ Arıcılık Dergisi’ndeki araştırma 2019 yılında yayımlanan başka bir çalışmada, ısı yalıtımlı kompozit kovanların strafor kovanlardan yüzde 14,23, ahşap kovanlardan ise yüzde 34,89 daha fazla bal verdiği belirlendi. Aynı çalışmada strafor kovanlarda yetersiz havalandırmaya bağlı olarak en yüksek azami nem değerlerinin ölçüldüğü bildirildi. Italian Journal of Animal Science araştırması Malatya koşullarında Kafkas ve Karniyol arılarıyla yapılan 2025 tarihli çalışmada ise ahşap ve strafor kovanlar arasında bal verimi bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Araştırmacılar ayrıca strafor kovanların arı ürünlerinde kalıntı oluşturup oluşturmadığı konusunda daha ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç bulunduğuna dikkat çekti. Hayvan Bilimi ve Ürünleri Dergisi Bu sonuçlar, kovan malzemesinin önemli olduğunu ancak verimliliği tek başına belirlemediğini ortaya koyuyor. GİRESUN’UN NEMLİ İKLİMİNDE HAVALANDIRMA ÖNEMLİ Strafor kovanların yüksek ısı yalıtımı avantaj sağlarken kovan içi nemin kontrolünü daha önemli hâle getirdiği görülüyor. Bu nedenle Giresun’un yağışlı ve yüksek nemli ikliminde kovan girişleri, taban havalandırması ve arılığın konumu doğru planlanmalı. Koloni gücü, genç ve kaliteli ana arı kullanımı, yeterli besin stoku, Varroa ve diğer hastalıklarla mücadele, bitki çeşitliliği ve arıcının uyguladığı bakım yöntemleri sonuç üzerinde kovan malzemesi kadar etkili olabiliyor. PROJENİN BAŞARISI SAHADA ÖLÇÜLMELİ Giresun’daki 2 bin kovanlık destek, adet bakımından son yıllarda gerçekleştirilen dikkat çekici arıcılık projelerinden biri. Ancak gerçek başarı, dağıtım töreniyle değil sahadan alınacak sonuçlarla ölçülebilecek. Bu kapsamda destek alan işletmelerde: Kışlama sonrası yaşayan koloni oranı,Koloni başına yem ve bal tüketimi,İlkbahar gelişim hızı,Arılı ve yavrulu çerçeve sayısı,Kovan içi sıcaklık ve nem değerleri,Varroa ve diğer hastalıkların görülme durumu,Kovan başına bal üretimi,Kovanların dayanıklılığı ve kullanım ömrü düzenli olarak takip edilmeli. Projenin toplam bütçesi, kovan başına maliyeti, yararlanıcıların ilçelere göre dağılımı, seçim kriterleri ve bir veya iki yıllık üretim sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması, desteğin verimliliğinin şeffaf biçimde değerlendirilmesini sağlayacaktır. HEDEF SADECE DAHA FAZLA KOVAN DEĞİL, DAHA YÜKSEK VERİM OLMALI Türkiye, kovan sayısı ve bal üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunmasına rağmen koloni başına verimlilikte geliştirilmesi gereken bir tabloya sahip. Giresun’un da zengin florası ve arıcılık geleneğine karşın kovan başına verimde ülke ortalamasının altında kaldığı görülüyor. Bu nedenle 2 bin modern kovan desteğinin; teknik eğitim, ana arı ıslahı, hastalıklarla mücadele, ürün çeşitlendirme, markalaşma ve pazarlama çalışmalarıyla tamamlanması gerekiyor. Kovan dağıtımı doğru takip ve eğitimle desteklendiğinde Giresun arıcılığının verimliliğini ve üreticinin gelirini artırabilecek önemli bir başlangıç niteliği taşıyor.

MESUDİYE’DEKİ HAZİNE TAŞINMAZI KÖY KADINLARININ ÜRETİMİ İÇİN KİRAYA VERİLECEK Haber

MESUDİYE’DEKİ HAZİNE TAŞINMAZI KÖY KADINLARININ ÜRETİMİ İÇİN KİRAYA VERİLECEK

MESUDİYE’DEKİ HAZİNE TAŞINMAZI KÖY KADINLARININ ÜRETİMİ İÇİN KİRAYA VERİLECEK Giresun’un Mesudiye köyünde bulunan 2 bin 670 metrekarelik taşınmaz, yörede yaşayan kadınlara tarım, satış, pazarlama ve işletmecilik eğitimleri verilmesi amacıyla üç yıllığına kiraya çıkarıldı. Aylık tahmini kira bedeli 11 bin lira olarak belirlenen taşınmazın ihalesi, 2 Eylül 2026 Çarşamba günü gerçekleştirilecek. Giresun İl Özel İdaresi, Merkez ilçeye bağlı Mesudiye köyünde bulunan ve mülkiyeti Maliye Hazinesine ait olan taşınmazın üç yıllığına kiraya verilmesi için ihale ilanı yayımladı. Tapunun 224 ada 2 parsel numarasında kayıtlı, 2 bin 670,37 metrekare yüzölçümüne sahip taşınmaz, resmî kayıtlarda “Sağlık Ocağı Müştemilatı ve Bahçesi” vasfında bulunuyor. KÖY KADINLARINA EKONOMİK KAZANÇ HEDEFLENİYOR Taşınmazın; yöre halkına tarım, satış, pazarlama ve işletmecilik başta olmak üzere çeşitli alanlarda eğitim verilmesi amacıyla kullanılması planlanıyor. Projenin özellikle köy kadınlarının üretime ve ekonomik hayata katılımını artırması, kadınlara gelir sağlayacak faaliyetlerin geliştirilmesi ve yöre halkının kültürel yönden güçlendirilmesi hedefleniyor. Taşınmaz, ilan edilen bu kullanım amacı doğrultusunda üç yıllığına kiraya verilecek. AYLIK TAHMİNİ KİRA 11 BİN LİRA İhale ilanında yer alan tahmini kira bedelleri şöyle açıklandı: Aylık tahmini kira bedeli: 11 bin TL Yıllık tahmini kira bedeli: 132 bin TL Üç yıllık tahmini kira bedeli: 396 bin TL Geçici teminat bedeli: 12 bin TL İhale, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 51’inci maddesinin (a) fıkrası kapsamında pazarlık ve artırma usulüyle gerçekleştirilecek. İHALE 2 EYLÜL’DE YAPILACAK İhale, 2 Eylül 2026 Çarşamba günü saat 14.00’te Giresun İl Özel İdaresi İl Encümeni tarafından yapılacak. İhale adresi ise Teyyaredüzü Mahallesi Atatürk Bulvarı No: 409 Kat: 8, Giresun İl Özel İdaresi Hizmet Binası Encümen Toplantı Salonu olarak açıklandı. İsteklilerin hazırlayacakları ilk teklif mektubu ile yeterlilik belgelerini, ihale saatine kadar kapalı zarf içerisinde İl Encümeni veya Encümen Müdürlüğüne teslim etmeleri gerekiyor. Posta yoluyla gönderilecek tekliflerin de ihale saatinden önce komisyona ulaşması şartı aranacak. Postadaki gecikmelerden İl Özel İdaresinin ve ihale komisyonunun sorumlu olmayacağı bildirildi. TAŞINMAZI GÖRME BELGESİ İSTENECEK İhaleye katılacak gerçek ve tüzel kişilerden durumlarına göre ikametgâh, kimlik, faaliyet belgesi, imza beyannamesi veya imza sirküleri, Ticaret Sicil Gazetesi, vergi kimlik numarası, geçici teminat makbuzu veya teminat mektubu ile teklif mektubu istenecek. İsteklilerin ayrıca taşınmazı yerinde gördüklerini gösteren “Taşınmaz Görme Belgesi” ile ilan tarihinden sonra alınmış güncel adli sicil belgelerini sunmaları gerekecek. Vekâleten katılım sağlanması halinde noter onaylı vekâletname ve vekilin imza beyannamesi de başvuru dosyasında yer alacak. Ortak girişimlerin ise ortak girişim beyannamesiyle birlikte her bir ortağa ait belgeleri ayrı ayrı teslim etmesi gerekecek. KİRA HER AYIN 5’İNE KADAR ÖDENECEK İhalenin sonuçlanmasının ardından kiracı ile Giresun İl Özel İdaresi arasında üç yıllık kira sözleşmesi imzalanacak. Kira bedelleri aylık dönemler halinde peşin olarak her ayın 5’inci gününe kadar İl Özel İdaresi hesabına yatırılacak. Stopaj, vergi, resim, harç, damga vergisi, karar pulu ve sözleşmeden kaynaklanan diğer giderler kiracı tarafından karşılanacak. İhale şartnamesi ve ekleri, mesai saatleri içerisinde Giresun İl Özel İdaresi Encümen Müdürlüğünde ücretsiz olarak incelenebilecek ve temin edilebilecek. İhale komisyonunun, gerekçesini kararında belirtmek şartıyla ihaleyi yapıp yapmamakta serbest olduğu; alınan kararın ita amirinin onayının ardından geçerlilik kazanacağı belirtildi. Resmî ihale ilanına ulaşmak için tıklayın

FINDIKTA İKİ KOMŞU ŞEHİR, İKİ FARKLI YÖNETİM ANLAYIŞI Haber

FINDIKTA İKİ KOMŞU ŞEHİR, İKİ FARKLI YÖNETİM ANLAYIŞI

FINDIKTA İKİ KOMŞU ŞEHİR, İKİ FARKLI YÖNETİM ANLAYIŞI ORDU ÜRETİCİ İÇİN KURUYOR, GİRESUN ELİNDEKİNİ KULLANMIYOR Ordu Büyükşehir Belediyesi, fındık üreticisinin ürününü sağlıklı koşullarda depolayabilmesi, hasat dönemindeki zorunlu satış baskısından korunması ve finansmana erişebilmesi amacıyla 20 bin ton kapasiteli Fındık Ticaret Merkezi ve Lisanslı Depo Projesi için kesin başvurusunu tamamladı. Ordu’da belediye, oda, borsa ve özel sektör aynı hedef etrafında birleşirken Giresun’da Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarıyla 9,45 milyon avroya kurulan 17 bin tonluk tesisin üreticiye hizmet veren asli işlevinden uzaklaştırılarak boş ve atıl depo şeklinde kiraya verilmek istendiği öğrenildi. ORDU’DA FINDIK İÇİN STRATEJİK HAMLE Ordu’da başta fındık olmak üzere bölgedeki tarımsal ürünlerin sağlıklı, güvenli ve belirlenmiş standartlara uygun şekilde saklanması amacıyla hazırlanan Fındık Ticaret Merkezi ve Lisanslı Depo Projesi’nde kesin başvuru aşaması tamamlandı. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in yürüttüğü temaslar sonucunda yatırım programına alınan proje, belediye iştiraki Ordu Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş. tarafından hazırlandı. Proje kapsamındaki teknik, ekonomik ve mali raporlarla gerekli belgeler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Bakanlığa teslim edildi. Bakanlık değerlendirmesinin olumlu sonuçlanması durumunda izin, ihale ve yapım süreçlerine geçilmesi planlanıyor. Dolayısıyla tamamlanan aşama tesisin inşaatı değil, yatırım desteği alınmasına yönelik kesin başvurudur. 651,5 MİLYON LİRALIK YATIRIM Altınordu ilçesinde kurulması planlanan tesis için yaklaşık 651,5 milyon liralık yatırım öngörülüyor. Projenin açıklanan temel hedefleri şöyle: 20 bin ton depolama kapasitesi, tam otomasyonlu ürün kabul ve saklama sistemi, yüksek teknolojili altyapı, fındık ticaret merkezi ve 30 kişilik doğrudan istihdam. Tesisin yalnızca ürün konulan büyük bir depo olarak değil; üreticiyi, tüccarı, sanayiciyi ve ihracatçıyı kayıtlı bir ticaret düzeninde buluşturan entegre bir tarım ve lojistik merkezi olarak işletilmesi hedefleniyor. Bu yönüyle proje, Ordu’nun fındıktaki üretim gücünü yalnızca miktar üzerinden değil; depolama, kalite, finansman, kayıtlı ticaret ve pazarlama altyapısı üzerinden güçlendirmeyi amaçlıyor. ÜRETİCİNİN EN BÜYÜK SORUNU: HASATTA SATMAK ZORUNDA KALMAK Fındık üreticisinin yaşadığı temel ekonomik sorunlardan biri, ürünün büyük bölümünün kısa bir hasat döneminde piyasaya çıkmasıdır. İşçilik, patoz, nakliye, gübre, ilaçlama ve günlük yaşam giderlerini karşılamak zorunda kalan küçük üretici, yeterli nakit rezervi bulunmadığında fındığını bekletemez. Ürününü hasadın hemen ardından satmak zorunda kalan üretici, satış zamanını serbestçe seçme imkânını kaybeder. Ekonomi literatüründe bu durum “nakit ihtiyacından kaynaklanan zorunlu satış” olarak değerlendirilir. Piyasaya ürün arzının yoğunlaştığı dönemde alıcıların pazarlık gücü artarken küçük üreticinin pazarlık gücü zayıflayabilir. Lisanslı depo sistemi, doğru işletildiğinde bu dengesizliği azaltabilecek araçlardan biridir. DEPO DEĞİL, ÜRETİCİYE ZAMAN KAZANDIRAN BİR SİSTEM Üretici lisanslı depoya teslim ettiği ürününü doğrudan satmış olmaz. Fındık önce yetkili sınıflandırıcı tarafından analiz edilir; kalite, sınıf ve miktarı belirlenir. Ardından ürün karşılığında elektronik ortamda ürün senedi oluşturulabilir. Elektronik Ürün Senedi, ürünün mülkiyetini temsil eder. Üretici, fiziki fındığı tekrar taşımadan senedi üzerinden satış yapabilir veya uygun finansman modellerinde teminat olarak kullanabilir. Ticaret Bakanlığına göre lisanslı depoya kabul edilen ürünler yetkili sınıflandırıcılar tarafından analiz edilip sınıflandırılıyor; ürün karşılığında düzenlenen senet ise aynı miktar, cins, sınıf ve kalitedeki ürünün hak sahibine teslimini güvence altına alıyor. Lisanslı depoların ayrıca teminat ve sigorta yükümlülüğü bulunuyor. Bu sistem üreticiye üç temel imkân sağlar: Ürününü sağlıklı koşullarda saklamak, satış zamanını seçmek ve ürünü elden çıkarmadan finansmana ulaşmak. Ancak bu faydaların ortaya çıkması için tesisin gerçekten üretici tarafından kullanılabilmesi gerekir. Bina yapmak tek başına yeterli değildir. KALİTE KAYBI EKONOMİK KAYIPTIR Fındığın uygun olmayan sıcaklık, nem ve havalandırma koşullarında bekletilmesi; acılaşma, küflenme, böceklenme, randıman kaybı ve aflatoksin riskini artırabilir. Bu nedenle modern depolama yalnızca ürünün fiziksel olarak korunması anlamına gelmez. Kaliteyi korumak, aynı zamanda üreticinin ürün değerini ve bölgenin ihracat itibarını korumaktır. Ordu’da kurulması planlanan tam otomasyonlu tesisin sıcaklık, nem, havalandırma, ürün izlenebilirliği ve laboratuvar süreçleriyle birlikte işletilmesi hâlinde bölgenin fındık ticaretinde kalite standardizasyonuna katkı sağlaması beklenebilir. ORDU’NUN ORTAK PROJESİ Başvuru sürecinin dikkat çeken yönlerinden biri de yatırımın yalnızca belediye bürokrasisi tarafından hazırlanmış bir proje olarak kalmaması oldu. Ordu Ticaret ve Sanayi Odası, Ünye Ticaret ve Sanayi Odası, Fatsa Ticaret ve Sanayi Odası, Ordu Ticaret Borsası, Ünye Ticaret Borsası ve Fatsa Ticaret Borsası, yatırımın bölge ekonomisine sağlayacağı katkıları anlatan resmi destek ve niyet beyanları hazırladı. Özel sektör temsilcileri de başvuru sürecine katkı sundu. Bu kurumsal birliktelik, projenin yalnızca bir belediye yatırımı değil, Ordu’nun ortak tarımsal kalkınma projesi olarak ele alındığını gösteriyor. EMEĞİ GEÇENLERİ KUTLUYORUZ Fındık üreticisinin ekonomik bağımsızlığını, ürün kalitesini ve satış gücünü artırmaya yönelik böyle bir projenin hazırlanması önemlidir. Başta projenin yatırım programına alınması için temaslarda bulunan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Ordu Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sancar Eser, şirket yöneticileri ve teknik çalışma ekibi olmak üzere başvuruya katkı sunan oda, borsa ve özel sektör temsilcileri takdiri hak ediyor. Sancar Eser de yatırımın yalnızca bir depolama tesisi olmadığını; üretici, tüccar, sanayici ve ihracatçıyı aynı sistem içerisinde buluşturacak bir ticaret ve lojistik altyapısı olarak planlandığını açıkladı. Ancak asıl başarı, Bakanlığın destek kararının ardından tesisin tamamlanması ve küçük üreticinin sistemi gerçekten kullanabilmesiyle ölçülecek. ORDU, GİRESUN’UN HATALARINDAN DERS ÇIKARMALI Ordu’nun projesi önemli olmakla birlikte, Giresun örneği lisanslı depoculukta yalnızca yatırım yapmanın yeterli olmadığını gösteriyor. Ordu’da tesis faaliyete geçtiğinde şu göstergeler her sezon kamuoyuna açıklanmalı: Depoya giren toplam fındık miktarı, kapasite kullanım oranı, tesisten yararlanan üretici sayısı, üreticilerin ortalama teslimat miktarı, tüccar ve şirketlerin toplam içindeki payı, düzenlenen elektronik ürün senedi hacmi, ürünlerin ortalama bekleme süresi ve üreticinin depolama sonrasında elde ettiği fiyat avantajı. Küçük üreticiler için ilçelerde ürün toplama merkezleri kurulması, taşıma maliyetinin düşürülmesi, düşük miktarlı teslimatların kabul edilmesi ve elektronik ürün senedi işlemleri konusunda ücretsiz danışmanlık verilmesi de projenin sosyal başarısı açısından kritik olacaktır. Aksi hâlde yüksek teknolojiyle kurulan tesisin kapasitesi, küçük üretici yerine büyük ticari işletmeler tarafından kullanılabilir. GİRESUN TİCARET BORSASININ LİSANSLI DEPO FİYASKOSU Ordu yeni bir lisanslı depo kurmak için bütün kurumlarıyla harekete geçerken Giresun’un elinde aynı amaçlarla kurulmuş, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarıyla finanse edilmiş büyük bir tesis bulunuyor. Giresun’daki tesisin sorunu bina, arsa veya başlangıçtaki teknolojik altyapı eksikliği değildi. Sorun, milyonlarca avroluk yatırımın kuruluş amaçlarına uygun ve üretici merkezli bir işletme modeline dönüştürülememesi oldu. 9,45 MİLYON AVROYA KURULDU Giresun Fındık Lisanslı Deposu ve Spot Borsası Projesi, Giresun Ticaret Borsası tarafından Avrupa Birliği destekli Rekabetçi Sektörler Programı’na sunuldu. Projenin toplam bütçesi 9 milyon 450 bin 309 avro olarak açıklandı. Bu kaynağın 7 milyon 753 bin 979 avrosu Avrupa Birliği katkısından, 1 milyon 696 bin 331 avrosu ise ulusal katkıdan oluştu. Projenin ortakları arasında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Giresun İl Özel İdaresi, Rize Ticaret Borsası ve Düzce Ticaret Borsası yer aldı. Operasyonel anlaşma 12 Ocak 2011’de imzalandı; kesin kabul 10 Mart 2017’de yapıldı. Tesis, 8 Eylül 2017’de büyük beklentiler ve üst düzey katılımlı bir törenle faaliyete geçirildi. Giresun Ticaret Borsası bugün de projeyi tamamlanan yatırımları arasında gösteriyor. Giresun Ticaret Borsasının güncel proje tanıtımında tesiste 17 bin ton kapasiteli 24 çelik silo, kalite kontrol laboratuvarı ve spot borsa binası bulunduğu belirtiliyor. GİFLİDAŞ’ın kendi internet sitesindeki teknik bilgi sayfasında ise kapasite 16 bin ton olarak veriliyor. Milyonlarca avroluk bir yatırım hakkında Borsa ile iştirak şirketinin internet sayfalarında kapasiteye ilişkin farklı rakamların bulunması bile kurumsal veri yönetiminin ve kamuoyu bilgilendirmesinin ne kadar yetersiz kaldığını gösteriyor. ORDU’YA TEBRİK Ordu’nun projesi henüz tamamlanmış bir yatırım değildir. Bakanlık değerlendirmesinin olumlu sonuçlanması, finansman, izin, ihale ve yapım süreçlerinin tamamlanması gerekiyor. Ancak Ordu’nun daha başvuru aşamasında belediye, oda, borsa ve özel sektörü bir araya getirerek üretici için yeni bir altyapı oluşturma iradesi ortaya koyması önemlidir. Giresun’un ise yeni bir depo projesine ihtiyacı yoktur. Giresun’un ihtiyacı, elindeki yüksek maliyetli tesisi kuruluş amacına döndürmek; üretici örgütlerinin de yer aldığı şeffaf, bağımsız ve hesap verebilir bir işletme modeli kurmaktır. İki komşu şehir arasındaki fark yalnızca yatırım farkı değildir. Biri geleceğe dönük üretici politikası geliştirirken diğeri elindeki stratejik tarım altyapısını kuruluş amacından uzaklaştırmaktadır.

ESPİYE’DE MAVİYEMİŞ HASADI: ÇEPNİKÖY’DE 11 DEKARLIK ÜRETİM Haber

ESPİYE’DE MAVİYEMİŞ HASADI: ÇEPNİKÖY’DE 11 DEKARLIK ÜRETİM

ESPİYE’DE MAVİYEMİŞ HASADI: ÇEPNİKÖY’DE 11 DEKARLIK ÜRETİM Espiye Kaymakamı Ahmet Kavanoz, İlçe Tarım Müdürü Metin Küp ile birlikte Çepniköy’de Kahraman Kaya’ya ait 11 dekarlık maviyemiş bahçesini ziyaret ederek hasada katıldı. Giresun’da alternatif tarım ürünü olarak giderek yaygınlaşan maviyemişte üretim alanı, son yıllardaki desteklerle 270 dekara kadar çıktı. Espiye Kaymakamı Ahmet Kavanoz, İlçe Tarım Müdürü Metin Küp ile birlikte ilçeye bağlı Çepniköy köyünde organik maviyemiş üretimi yapan Kahraman Kaya’yı ziyaret etti. 11 dekarlık arazide yürütülen üretimi ve hasat çalışmalarını yerinde inceleyen Kavanoz, bahçede yapılan hasada da katıldı. Ziyarette maviyemişin yetiştirilme şartları, hasat dönemi, ürünün muhafazası ve pazarlama süreci hakkında bilgi alındı. Espiye Kaymakamlığından yapılan değerlendirmede, “Üreticimize misafirperverliğinden dolayı teşekkür ediyor, bereketli ve bol kazançlı bir hasat dönemi diliyoruz” ifadelerine yer verildi. ÇEPNİKÖY’DEKİ BAHÇE GİRESUN’UN ÖNE ÇIKAN ÜRETİM ALANLARINDAN BİRİ Kahraman Kaya’nın Çepniköy’deki maviyemiş bahçesi, daha önce de Giresun’daki alternatif ürün çalışmalarının başarılı örnekleri arasında gösterilmişti. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım Orman Ekranı’nın 2024 tarihli haberinde işletmenin üretim alanı yaklaşık 12 dönüm olarak belirtilmiş, Kaya’nın atıl durumdaki çalılık araziyi üretime kazandırdığı ve hasat döneminde yaklaşık 10 kişiye çalışma imkânı sağladığı aktarılmıştı. Son ziyarette ise aktif üretim alanı 11 dekar olarak açıklandı. Kaya, 2024 yılındaki açıklamasında İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden fidan desteği aldığını, tutmayan veya gelişmeyen fidanların yenileriyle takviye edildiğini ve üretimin denetlendiğini belirtmişti. Ürünlerini İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere büyük şehirlerdeki alıcılara ulaştırdığını ifade eden Kaya, o dönem kilogram satış fiyatının 250-300 lira arasında değiştiğini söylemişti. GİRESUN’DA ÜRETİM ALANI 270 DEKARA ULAŞTI Giresun’da maviyemiş üretiminin yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar yaklaşık 2012 yılından bu yana yürütülüyor. 2024 yılında açıklanan verilere göre il genelinde ürün veren 66 dekar alandan yıllık yaklaşık 33 ton maviyemiş elde edilirken, yeni kurulan bahçelerle toplam üretim alanı 154 dekara çıkarılmıştı. Aynı dönemde 114 üreticiye 38 bin 400 fidan dağıtılmıştı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün Aralık 2025 tarihli açıklamasında ise 2022’den itibaren dağıtılan sertifikalı fidan sayısının 62 bin 80’e, il genelindeki maviyemiş yetiştiriciliği alanının da 270 dekara ulaştığı bildirildi. Bu rakamların tamamı aynı yıl ürün veren olgun bahçeleri değil, yeni kurulan ve gelişme dönemindeki alanları da kapsıyor. Bu nedenle üretim miktarının, fidanların verim çağına ulaşmasıyla önümüzdeki yıllarda artması bekleniyor. 2024 yılı destek programında Bulancak, Espiye, Güce, Görele, Tirebolu ve Yağlıdere ilçelerindeki 23 üreticiye 24 dekar alan için 6 bin sertifikalı maviyemiş fidanı dağıtıldı. İl genelindeki üretimin bu ilçelerde yoğunlaştığı, 2025 yılında da özellikle Bulancak ve Tirebolu’da yeni bahçelerin kurulduğu görülüyor. MAVİYEMİŞ NEDEN DEĞERLİ BİR ÜRÜN? Maviyemiş; taze tüketimin yanı sıra dondurulmuş ürün, reçel, marmelat, meyve suyu, kurutulmuş meyve, pasta ve sütlü ürünlerde kullanılabilen yüksek katma değerli bir meyve olarak öne çıkıyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ürünü vitamin, mineral ve antioksidan içeriği yüksek; birim alandan yüksek gelir sağlayabilen alternatif bir tarım ürünü olarak tanımlıyor. Fiyat; ürünün çeşidine, iriliğine, organik sertifikasına, ambalajına, satış miktarına ve satış kanalına göre önemli ölçüde değişiyor. Hal fiyatlarını derleyen 21 Temmuz 2026 tarihli güncel bir raporda konvansiyonel yaban mersininin ortalama toptan fiyatı kilogram başına 314 lira olarak yer aldı. Organik sertifikalı, seçilmiş ve küçük ambalajlı ürünlerde perakende satış fiyatı toptan fiyatın üzerine çıkabilir. Ancak üreticinin eline geçen net bedel; ambalaj, nakliye, soğutma, komisyon ve fire maliyetleri düşüldükten sonra belirleniyor. ÜRÜN NEREYE VE NASIL PAZARLANABİLİR? Maviyemiş için tek bir satış kanalı bulunmuyor. Üretici, hasat öncesinde alıcıyla bağlantı kurarak ürününü yerel manav ve marketlere, zincir marketlerin satın alma birimlerine, otel, restoran, pastane ve kafelere, meyve işleme tesislerine veya doğrudan tüketiciye satabiliyor. Büyük şehirlerdeki toptancılar, sipariş usulü satış ve üretici kooperatifleri de önemli pazarlama kanalları arasında yer alıyor. Çepniköy ve Tirebolu’daki üreticilerin daha önce İstanbul, Ankara, İzmir ve Giresun’a siparişle ürün göndermesi, bu modelin Giresun’da fiilen uygulandığını gösteriyor. Küçük ve orta büyüklükteki üreticiler açısından izlenebilecek yol şöyle sıralanıyor: Hasattan önce tahmini ürün miktarının belirlenmesi,Market, manav, toptancı ve işletmelerle ön satış bağlantısı kurulması,Fiyat, ödeme ve teslim şartlarının yazılı hale getirilmesi,Ürünün irilik ve kalite durumuna göre sınıflandırılması,Küçük ve havalandırmalı ambalajlarda satışa hazırlanması,Hasat edilen ürünün aynı gün soğuk zincire alınması,Ezilmiş veya aşırı olgun meyvelerin işlenmiş ürün kanalına ayrılması. Taze satışa uygun olmayan ancak gıda güvenliği açısından sağlam durumdaki meyveler; reçel, püre, meyve suyu, kurutulmuş ürün veya dondurulmuş meyve üretiminde değerlendirilebilir. HASATTAN SONRA SOĞUK ZİNCİR ŞART Maviyemiş, hasat sonrasında su kaybına ve ezilmeye açık bir ürün. Meyvenin serin saatlerde, zedelenmeden ve kuru olarak toplanması, doğrudan güneş altında bekletilmemesi gerekiyor. Hasattan sonra ayıklama ve ambalajlama hızla tamamlanmalı, ürün mümkün olan en kısa sürede ön soğutmaya alınmalıdır. Türkiye’de yapılan akademik çalışmalarda maviyemişin 0-1 derece sıcaklık ve yüzde 90-95 oransal nem koşullarında kalitesini daha uzun süre koruyabildiği, kontrollü şartlarda 28-30 güne kadar muhafaza denemelerinin yapıldığı bildiriliyor. Ancak ürünün gerçek raf ömrü; çeşide, hasat olgunluğuna, ambalaja ve soğuk zincirin kesintisiz sürdürülmesine bağlı bulunuyor. Bu nedenle ürünün bahçeden alındıktan sonra açık kasalarda ve sıcak ortamda uzun süre bekletilmemesi, soğutmalı araçlarla veya ısı yalıtımlı taşıma sistemiyle satış noktasına ulaştırılması önem taşıyor. “ORGANİK” ADIYLA SATIŞ İÇİN SERTİFİKA GEREKİYOR Bir ürünün yalnızca ilaç kullanılmadan yetiştirilmesi, tek başına “organik ürün” olarak satışa sunulması için yeterli değil. Tarım ve Orman Bakanlığına göre organik üretim; yetkilendirilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşuyla sözleşme yapılmasını, üretimin bütün aşamalarının denetlenmesini ve nihai ürünün sertifikalandırılmasını gerektiriyor. Organik adıyla ambalajlı satışta ürünün sertifika statüsü, hasat yılı, üretici bilgileri ve mevzuata uygun organik ürün logosunun etikette bulunması gerekiyor. TOPTAN SATIŞTA ÜRÜN KÜNYESİ OLUŞTURULMALI Toptan satış veya sevkiyat yapılacaksa ürünün Hal Kayıt Sistemi üzerinden bildirilmesi ve ürün künyesinin oluşturulması gerekiyor. Sistem; ürünün nerede ve kim tarafından üretildiği, miktarı, alıcısı ve satıcısı gibi bilgilerin kayıt altına alınmasını sağlıyor. Üretici örgütleri de ortaklarının ürünlerini toptan veya perakende olarak pazarlayabiliyor. Ürünün reçel, meyve suyu, kurutulmuş meyve veya benzeri işlenmiş gıda olarak satışa sunulması halinde ise üretimin Tarım ve Orman Bakanlığına kayıtlı bir gıda işletmesinde yapılması gerekiyor. Üretici kendi tesisini kurabileceği gibi kayıtlı bir işletmeyle sözleşmeli üretim modeli de uygulayabilir. FINDIĞA ALTERNATİF DEĞİL, ÜRETİCİYE İLAVE GELİR KAPISI Giresun’un iklim ve toprak yapısına uyum sağlayan maviyemiş, fındığın yerine geçecek bir ürün olarak değil; boş, küçük veya alternatif ürün yetiştiriciliğine uygun arazilerin değerlendirilmesini sağlayacak ilave bir gelir kaynağı olarak önem taşıyor. Çepniköy’deki 11 dekarlık üretim alanı da doğru fidan seçimi, teknik takip, sertifikasyon, soğuk zincir ve önceden kurulmuş satış bağlantısı bir araya geldiğinde maviyemişin Espiye için ekonomik değere dönüşebileceğini gösteriyor.

Yanıltıcı reklamlara ağır yaptırım! 7 ayda 185 milyon TL ceza Haber

Yanıltıcı reklamlara ağır yaptırım! 7 ayda 185 milyon TL ceza

Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu, yılın ilk yedi aylık periyodunda yanıltıcı reklamlar ile haksız ticari faaliyetlere ilişkin 21 binden fazla dosyayı karara bağladı. Bilimsel dayanağı bulunmayan saç çıkarma iddiaları, vize garantisi vaatleri ve "Kâbe-Ravza kokusu" şeklinde gerçekleştirilen tanıtımlara yönelik yaptırımlar uygulanırken, kesilen toplam idari para cezası 185 milyon lirayı geçti. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Reklam Kurulu, tüketicileri yanılttığı tespit edilen reklamlar ve haksız ticari uygulamalara karşı yürüttüğü denetimlere devam ediyor. Kurulun gerçekleştirdiği 371'inci toplantıda 149 dosya değerlendirilirken, bunlardan 118'inin mevzuata aykırı olduğu saptandı. Aykırılık tespit edilen dosyalardan 74'ü hakkında reklam durdurma, 44'ü hakkında ise hem durdurma hem de idari para cezası uygulanması kararı alındı. Ayrıca üç ayrı dosya için erişim engeli tedbiri getirildi. Bakanlık tarafından kamuoyuyla paylaşılan verilere göre, 2026 yılının ilk yedi ayında yanıltıcı reklam ve haksız ticari uygulamalarla ilgili 21 bini aşkın dosya sonuçlandırılırken, uygulanan toplam idari para cezası 185 milyon TL'nin üzerine çıktı. BİLİMSEL DAYANAĞI OLMAYAN SAÇ ÇIKARMA REKLAMINA ÜST SINIRDAN CEZA Kurul, çeşitli mecralarda tanıtımı yapılan bir saç spreyinin "Her 10 Günde 2000 Yeni Saç Kökü", "Saç Üretimini Aktive Eder" ve "Saç kökleri uyku halinden çıkıyor" gibi ifadelerle tüketicileri yanılttığını tespit etti. Bilimsel olarak kanıtlanmamış iddiaların kullanılması, ürünün etkisini kanıtladığı öne sürülen görsellere yer verilmesi ve yapılan uyarılara rağmen reklamların yayına devam etmesi nedeniyle ilgili firmaya üst sınırdan idari para cezası kesildi. VİZE GARANTİSİ REKLAMLARI DURDURULDU Reklam Kurulu, tüketicilere "vize garantisi", "%100 onay garantisi", "vize randevu garantisi", "hızlı başvuru" ve "garanti çözüm" gibi vaatlerde bulunan vize aracılık şirketlerine yönelik incelemelerini tamamladı. Yürütülen çalışmalar sonucunda, beş farklı firmanın yanıltıcı nitelik taşıyan reklamlarının durdurulmasına karar verildi. "KÂBE VE RAVZA KOKUSU" TANITIMLARI İNCELEMEDE Kurul ayrıca sosyal medya platformları üzerinden "Kâbe ve Ravza kokusu" şeklinde gerçekleştirilen satış ve pazarlama faaliyetlerini inceleme kapsamına aldı. İlk değerlendirmelerde, bu tür tanıtımlarla vatandaşların dini hassasiyetlerinin ticari çıkarlar doğrultusunda istismar edildiği görüşüne varılırken, inceleme süreci tamamlanana kadar reklamların 3 aya kadar tedbiren durdurulmasına karar verildi. Konuya ilişkin nihai karar, incelemelerin ardından açıklanacak. Ticaret Bakanlığı, tüketicileri aldatan reklamlar ve haksız ticari uygulamalara karşı tüm mecralarda denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.

GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ ÜRETİMİ 270 DEKARA ULAŞTI Haber

GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ ÜRETİMİ 270 DEKARA ULAŞTI

GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ ÜRETİMİ 270 DEKARA ULAŞTI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, Bulancak’ın Eriklik köyünde maviyemiş üreticisi Refik Aslan’ın bahçesinde incelemelerde bulundu. Ziyarette üretim ve hasadın yanı sıra ürünün işlenmesi, pazarlanması ve Bulancak Kadın Kooperatifi aracılığıyla katma değerli ürüne dönüştürülmesi ele alındı. ERİKLİK KÖYÜNDE ÜRETİM SÜRECİ İNCELENDİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, Bulancak ilçesine bağlı Eriklik köyünde maviyemiş yetiştiriciliği yapan üretici Refik Aslan’ı ziyaret etti. Bahçede gerçekleştirilen incelemelerde; maviyemişin yetiştirilmesi, hasadı, değerlendirilmesi ve pazarlanmasına ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Ziyarete Şube Müdürleri Arif Kahya ve Haydar Ünlü ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personeli de katıldı. KADIN KOOPERATİFİ İÇİN HİBE DESTEKLERİ GÖRÜŞÜLDÜ Ziyarette, maviyemişin yalnızca taze meyve olarak satılması yerine işlenerek ekonomik değerinin artırılması da gündeme geldi. Bu kapsamda Bulancak Kadın Kooperatifinde üretilebilecek reçel, marmelat, meyve suyu, kurutulmuş meyve ve benzeri ürünler için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sağlanabilecek hibe destekleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Ürünün işlenmesi, paketlenmesi ve yerel bir marka altında pazarlanması; hem üretici gelirinin yükselmesi hem de kadın kooperatiflerinin üretim kapasitesinin geliştirilmesi açısından önem taşıyor. GİRESUN’DA ÜRETİM ALANI HIZLA GENİŞLEDİ Giresun’da maviyemiş yetiştiriciliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yaklaşık 12 yıldır devam ediyor. Kentte 2024 yılı itibarıyla 66 dekar alanda yıllık yaklaşık 33 ton ürün elde edildiği açıklanmıştı. Özellikle 2022 yılında başlatılan destek projesiyle üreticilere sertifikalı fidan dağıtılarak yeni bahçeler kuruldu. GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ DESTEĞİNİN YILLARA GÖRE GELİŞİMİ Yıl Desteklenen üretici Kurulan yeni alan Dağıtılan fidan 2022 31 33 dekar 8 bin 330 2023 40 40 dekar 9 bin 900 2024 23 24 dekar 6 bin 2022-2024 toplamı 94 97 dekar 24 bin 230 Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün verilerine göre üç yıllık dönemde 94 üreticiye toplam 24 bin 230 sertifikalı maviyemiş fidanı dağıtıldı ve 97 dekarlık yeni bahçe kurulması sağlandı. Projenin sonraki aşamalarında dağıtılan toplam fidan sayısı 62 bin 80’e, Giresun’daki maviyemiş yetiştiricilik alanı ise 270 dekara ulaştı. Ancak yeni kurulan bahçelerin tamamı henüz tam verim çağına ulaşmadığı için 270 dekarlık alanın tamamını mevcut yıllık üretim miktarıyla doğrudan karşılaştırmak mümkün değil. TÜRKİYE’DE HANGİ İLLER ÖNE ÇIKIYOR? Türkiye’de maviyemiş üretimi farklı iklim ve yetiştirme tekniklerine göre Karadeniz, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde yoğunlaşıyor. Açıklanan il bazlı üretim verilerinde öne çıkan iller şöyle sıralandı: İl Üretim alanı Üretim miktarı Antalya 754 dekar 862 ton Bursa 2 bin 288 dekar 861 ton Kırklareli 175 dekar 341 ton Rize 351 dekar 205 ton Trabzon 220 dekar 97 ton Giresun 66 dekar Yaklaşık 33 ton Bu tablo, kamuoyuna açıklanan aynı dönemli il verileri ile Giresun için açıklanan 2024 üretim bilgisinin birlikte değerlendirilmesiyle oluşturuldu. Antalya üretim miktarı, Bursa üretim alanı, Kırklareli ise yüksek verimiyle dikkati çekiyor. Bursa’da üretim sonraki dönemde de büyüdü. Yalnızca İnegöl ilçesinde 2024 yılında 1.400 dekar alandan yaklaşık 980 ton maviyemiş elde edildiği bildirildi. Bu durum, hızla gelişen üretim yapısı nedeniyle il verilerinin yıllara göre önemli ölçüde değişebildiğini gösteriyor. MAVİYEMİŞ NEDİR? Maviyemiş; bilimsel olarak Vaccinium cinsi içerisinde yer alan, mavi-mor renkli ve küçük taneli bir üzümsü meyve türü. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaban mersini, likapa, ligarba ve çalı çileği gibi adlarla da biliniyor. Ancak doğada kendiliğinden yetişen yerel türlerle ticari bahçelerde yetiştirilen kültür maviyemişleri arasında çeşit ve özellik bakımından farklılıklar bulunabiliyor. Maviyemiş; Taze meyve,Dondurulmuş ürün,Reçel ve marmelat,Meyve suyu,Kurutulmuş meyve,Pasta ve süt ürünleri,Kozmetik ve gıda sanayisi girdisi olarak değerlendirilebiliyor. ASİTLİ TOPRAKLARI VE YAĞIŞLI İKLİMİ SEVİYOR Maviyemiş yetiştiriciliğinde toprağın yapısı büyük önem taşıyor. Bitki, organik madde bakımından zengin ve asit karakterli topraklarda daha iyi gelişiyor. Kök bölgesinin nemli kalması gerekiyor ancak suyun birikmesi kök hastalıklarına yol açabiliyor. Bu nedenle drenajı iyi, su tutma kapasitesi yüksek ve asitli topraklar yetiştiricilik açısından avantaj sağlıyor. Giresun’un yağışlı iklimi, asitli toprak yapısı ve yüksek organik madde içeren arazileri, maviyemiş için uygun bir üretim ortamı oluşturuyor. Bakanlığın yatırım rehberinde de Karadeniz illeri, topraklı maviyemiş yetiştiriciliği açısından uygun bölgeler arasında gösteriliyor. EKONOMİYE KATKI Maviyemiş, küçük alanlardan ekonomik değer üretilebilmesi ve farklı ürünlere işlenebilmesi nedeniyle alternatif tarım ürünü olarak öne çıkıyor. Ürünün ekonomiye katkısı yalnızca taze meyve satışıyla sınırlı kalmıyor. Soğuk hava deposu, paketleme, dondurma, kurutma, reçel ve marmelat üretimi gibi alanlarda yeni bir üretim zinciri oluşturabiliyor. Özellikle kadın kooperatiflerinin sürece katılmasıyla; Yerel istihdamın artırılması,Küçük üreticinin pazara ulaşması,Ürünün raf ömrünün uzatılması,Tarımsal ürünün markalaştırılması,Kırsalda kadın emeğinin ekonomik değere dönüşmesi,Giresun’a özgü yeni ürünlerin geliştirilmesi mümkün hale gelebiliyor. Eriklik köyündeki ziyaret, Giresun’da büyüyen maviyemiş üretiminin yalnızca bahçe tesisiyle sınırlı kalmayacağını; işleme, kooperatifçilik ve pazarlama boyutuyla yeni bir kırsal kalkınma alanına dönüşebileceğini gösterdi.

OSORNO FINDIKTA KÜRESEL MERKEZ OLUYOR Haber

OSORNO FINDIKTA KÜRESEL MERKEZ OLUYOR

ŞİLİ'DE DÜNYANIN EN GÜNEY FINDIK İŞLEME TESİSİ AÇILDI Dünyanın güney Avrupa'da fındığı işleme tesisi Şili'nin Osorno'da açıldı. OSORNO FINDIKTA KÜRESEL MERKEZ OLUYOR Tesis, Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinden gelen fındığı işleyecek. Kurutma, kırılma, kabuktan ayırma, seçme ve ihracata hazırlık aynı merkezde yapılıyor. Şili'nin Los Lagos Bölgesi'ne bağlı Osorno Avrupa'nın fındığı için dünyanın en güneydeki işleme tesisini faaliyete soktu Nefuen ve Grupo Hijuelas tarafından kurulan tesis, Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinde üretilen fındığı kurutma, kalibre etme, kırma, kabuktan ayırma, seçme ve ihracata hazırlama süreçlerinden gerçekleştirilecek. GÜNEY ŞİLİ FINDIKTA SANAYİ HAMLESİ YAPTI Şili, Avrupa fınladığında üretimden işleme ve ihracata uzanan zinciri güçlendiren yeni bir yatırımı devreye aldı. Los Lagos Bölgesi'nin Osorno'da konuşabilen Las Quemas sektöründe faaliyet gösteren tesisi, Avrupa'nın fındığı alanda dünyanın en güneyindeki işleme sıcaklığı olarak kayıtlara geçti. Tesis, Nefuen ve Grupo Hijuelas'ın yatırımıyla faaliyete geçti. Açılışa ulusal ve yerel yönetimler, tarım sektörü temsilcileri, kuru meyve endüstrisinin aktörleri ve üretici çevreleri katıldı. Yeni tesis, Şili'nin Avrupa fındığında yalnızca üretici ülke değil; işleyen, sınıflandıran, katma değer oluşturan ve ihracata hazırlayan ülke olma hedefini güçlendirdi. FINDIK TEK MERKEZDE İŞLENECEK Osorno'daki tesis, Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinde üretilen Avrupa fındığını işleyecek. Ürünler kabul edilecek, temizlenecek, yıkanacak, kurutulacak, kabuklu fındık serilenecek, ardından kırma ve kabuktan ayırma aşamalarından geçirilecek. Son aşamada iç fındık seçilecek, yeniden sınıflandırılacak ve yüksek standart isteyen sanayi pazarlarına ihracat için hazırlanacak. Tesis; alma, yıkama, kurutma, iklimlendirme, kırma, kabuktan ayırma, seçme ve ihracata hazırlık süreçlerini aynı hatta topluyor. KABUKLU FINDIKTAN KATMA DEĞERLİ İHRACATA GEÇİŞ Avrupa fındığında uluslararası pazarın talebi, ürün yalnızca kabuklu şekilde kapsamıyla sınırlı değildir. Sanayi alıcıları, özellikle çikolata, makarna, ezme, yağ, un, aroma ve seçeneklerin üretimi için iç fındıkta Kalibre, kalite, görünüm, sertifikasyon ve düzenli tedarik istiyor. Bu nedenle Osorno'daki yeni tesis, Şili'nin fındığının pazara daha profesyonel hazırlanmasını sağlayacak. Ürün artık bölgede işlenerek daha yüksek katma değerle ihracat zincirine giriyor. Tesisin temel hedefi, Güney Şili'de üretilen fındığı ham ürün sağlamakta olup sanayi pazarının kalitesini ihracata hazır ürüne dönüştürmektir. ŞİLİ 2035 HEDEFİNİ BÜYÜTÜYOR Grupo Hijuelas Başkanı Gaspar Goycoolea, Los Lagos Bölgesi'nde 12. yılda başarının elde edildiğini vurguladı. Goycoolea, Şili'nin bugün Güney Yarımküre'nin en büyük Avrupa fındığı büyüme gösterdiğini ve mevcut büyüme temposunun korunması halinde ülkede 2035'e doğru dünya hedefiyle güçlenebileceğini belirtti. Bu hedef, yalnızca dikim depolama, genetik, üretim, işleme, sertifikasyon, ticaret ve ihracat zincirinin aynı stratejisi içinde geliştirilebilir. Osorno'daki tesis, Şili'nin fındıkta küresel oyuncu olma hedefinin üretim ayağını sanayi ve nakliye hizmetleriyle birleştiren kritik yatırımlardan biri oldu. GRUPO HIJUELAS VE NEFUEN İŞLEME ZİNCİRİNE GİRDİ Tesis, Grupo Hijuelas ve Nefuen için yeni bir ticari aşamayı başlattı. Grup, daha önce doğrudan yer almadığı işleme ve pazarlama alanına bu yatırımla girdi. Nefuen ve Grupo Hijuelas, üretim zincirinde işleme ve pazarlama aşamasına daha güçlü bir biçimde girdi. Grupo Hijuelas CEO'su Juan Ignacio Goycoolea Sone, finansal şirket açısından özel bir anlam taşıdığını, çünkü grup ve Nefuen'in tedarik zincirinde daha önce doğrudan tamamlanmadan bir aşamaya geçtiğini belirtti. Bu adım, Avrupa fındığında üretimden nihai pazara kadar daha fazla değerde Şili'de kalmasını sağlayacak bir modelin parçası olarak öne çıktı. TEKNOLOJİ ŞİLİ, ALMANYA, HOLLANDA VE ABD BİLGİSİYLE KURULDU Yeni durumdaki durumda Şili, Almanya, Hollanda ve ABD'den gelen bilgi ile teknoloji rekoru kırdı. Açıklanan bilgilere göre tesis, Avrupa fındığında pazarın standardı, sunum, kalite ve sertifikasyon koşulları cevap verecek şekilde tasarlandı. Tesisin profesyonel hale getirip genişletilebilecek alanları olacak: Ürün kabul ve temizlik süreci daha kontrollü yürütülecek. Kurutma ve nem yönetimi daha standart hale gelecek. Kabuklu ayarı daha hassas şekilde yapılır. Kırma ve kabuktan ayırma işlemi daha hızlı ve verimli ilerleyecek. İç nakit seçimi, sonuçları ve ihracat hazırlığı sanayi alıcılarının beklentilerine göre yapılacak. Sertifikasyon, ambalaj, dağıtım ve ihracat pazarlarının taleplerine daha uygun hale gelecek. KAPASİTEDE BÜYÜK SIÇRAMA Tesisin yıllık olarak saklanması ile ilgili kamuya açık kaynaklarda net tonaj açıklanmadı. Ancak Nefuen ve Grupo Hijuelas'ın verilerinin karşılaştırmalı bilgileri, kapasitedeki sıçramayı ortaya koydu. Şili, Avrupa fındığında 2035'e doğru dünya odaklı hedefini teknoloji, işleme ve ihracat yapmakla birlikte başardı. Nefuen ve Grupo Hijuelas Direktörü Jorge Mohr, 2018'de şirketin ilk ihracatında 8 tonluk fındığın küçük bir makineyle yaklaşık bir bucuk ayda işlendiğini, yeni sıcaklıkta aynı miktarın tek vardiyada işleyebileceği aşamaya geldiğini açıkladı. Açıklanan bu veri, yalnızca yeni bir bina değildir; işleme hızı, verimlilik ve çalışma görünümü Güney Şili fındık bölümü için ciddi bir kapasite artışının geldiğini gösteriyor. NEFUEN'İN KÖKLERİ 2002'YE UZANIYOR Nefuen'in Avrupa'nın fındığı geçmişi 2002 yılına kadar uzanıyor. Mohr ailesi, o yıl bölgedeki ilk bahçeleri kurdu. Daha sonra uluslararası olarak birleşerek ABD'deki Oregon State Üniversitesi ile bağlantılı genetik çalışmalar ve Amerikan serisinin bölgeye uyarlanması üretimdeki gelişmelerde etkili oldu. Şirket, 2018'de Osorno'dan ilk ihracatını gerçekleştirdi. Bölgedeki Avrupa'nın fındığı üretim ve ihracat, sonraki yıllarda hızla büyüdü. TESİS KİME AİT? Kamuya açık kaynaklarda tesis, Nefuen ve Grupo Hijuelas ortaklığıyla hayata geçirilen bir yatırım olarak yer alıyor. Nefuen Trading Chile SpA'nın Avrupa'da işlenip ihraç edilmeyen şirket olduğu; Mohr ve Goycolea ailelerinin girişimiyle belirtiliyor. Nefuen ve Group'un yeni üretim, kurutma, kalibrasyon, çıkarma ve çeşit seçimi seçenekleri içeriyor ve Güney Şili'deki bu endüstrinin gelişmeleri güçleniyor. Grupo Hijuelas ise bitki üretimi, genetik, yönetim teknoloji ve üretim zinciri faaliyet faaliyetlerini bu yatırımla işleme ve pazarlama aşamasına taşıdı. GÜNEY ŞİLİ'DE FINDIK İÇİN YENİ MERKEZ Osorno'daki tesis, Güney Şili'nin fındık üreticisi bir alanla sınırlı kalmayacağını gösterdi. Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinde büyüyen üretim, artık daha güçlü bir birleştirmeyle desteklenecek. Bu yatırım, Şili'nin fındığını dünya pazarında daha güçlü konumlandırırken, Türkiye ve özellikle Giresun açısından da dikkatle yetiştirilmesi gereken bir gelişme ortaya koyuyor. Küresel fiyat rekabeti artık yalnızca üretim miktarıyla değil; işleme kapasitesi, kalite standardı, sertifikasyon, katma değeri, marka gücü ve pazara hazır ürün sunabilme yeteneğiyle şekilleniyor. Şili'nin Osorno hamlesi, fındıkta yeni rekabet döneminin üretimden çok daha geniş bir sanayi ve ihracat stratejisiyle yürüdüğünü gösterdi. Kaynak: https://redagricola.com/inauguran-la-planta-de-procesamiento-de-avellano-mas-austral-del-mundo/?fbclid=IwY2xjawSRak9leHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZBAyMjIwMzkxNzg4MjAwODkyAAEeW6uCD6Gx0A6akt7luZc953-5GaDhVdvWm8cVjRmX9R9Ldngx6Km_XJr2VZY_aem_edsrzCIlhRxx1ErRoArXRQ

KARADENİZ FIRTINASI GİRESUN’UN YERLİ ÜRETİM GÜCÜNÜ GÖSTERDİ Haber

KARADENİZ FIRTINASI GİRESUN’UN YERLİ ÜRETİM GÜCÜNÜ GÖSTERDİ

HOYDİ 28’DEN FINDIĞA KATMA DEĞER: KARADENİZ FIRTINASI GİRESUN’UN YERLİ ÜRETİM GÜCÜNÜ GÖSTERDİ Giresunlu girişimci Ayhan Akten’in markası Hoydi 28 Fındık, Giresun fındığını ham ürün olmaktan çıkarıp katma değerli ürünlere dönüştüren yerli üretim modeliyle dikkat çekiyor. Markanın “Karadeniz Fırtınası” ürünü, fındığın doğru işlendiğinde şehir ekonomisine, yerel markalaşmaya ve üreticinin emeğinin değer kazanmasına nasıl katkı sunabileceğini gösteren örneklerden biri oldu. GİRESUN FINDIĞINI MARKALI ÜRÜNE DÖNÜŞTÜREN YERLİ GİRİŞİM Giresun’un en güçlü tarımsal değeri olan fındık, uzun yıllardır bölge ekonomisinin ana omurgasını oluşturuyor. Ancak fındığın gerçek ekonomik karşılığı, yalnızca ham ürün olarak pazara sunulduğunda sınırlı kalıyor. Bu nedenle fındığın işlenmesi, paketlenmesi, markalaştırılması ve tüketiciye farklı ürün seçenekleriyle ulaştırılması Giresun için stratejik önem taşıyor. Ayhan Akten’in sahibi olduğu Hoydi 28 Fındık, bu anlayışla Giresun fındığını yalnızca iç fındık veya kabuklu fındık olarak değil; fındık ezmesi, fındıklı atıştırmalıklar, özel tatlılar, hediyelik ürünler ve yenilikçi lezzetlerle tüketiciye sunuyor. Marka, yerel üretimi şehir dışına taşıyan ve Giresun fındığını farklı pazarlarda görünür kılan çalışmalarıyla öne çıkıyor. KARADENİZ FIRTINASI YOĞUN İLGİ GÖRDÜ Hoydi 28’in dikkat çeken ürünlerinden biri olan Karadeniz Fırtınası, fındık ezmesiyle hazırlanan özel bir ürün olarak tüketiciyle buluştu. Ürün, sade içeriği, yoğun fındık tadı ve yerel kimliğiyle kısa sürede ilgi gördü. Daha önce yayınlanan bilgilere göre Karadeniz Fırtınası, unsuz, glutensiz, glikozsuz, katkısız ve yüzde yüz fındık ezmesiyle hazırlanan yapısıyla öne çıktı. Bu özellikleri, ürünü yalnızca klasik bir atıştırmalık olmaktan çıkararak doğal ve sağlıklı ürün arayan tüketicilerin de ilgisini çeken bir yerli üretim örneğine dönüştürdü. Ürüne yönelik talep kısa sürede arttı. Daha önce kamuoyuna yansıyan bilgiler, Karadeniz Fırtınası’nın farklı illerdeki satış noktalarına ulaştığını ve artan ilginin üretim kapasitesini büyüttüğünü gösterdi. FINDIĞA EMEK, MARKA VE KATMA DEĞER EKLENİYOR Giresun fındığının değerinde satılması için yalnızca rekolte ve piyasa fiyatı yeterli değil. Fındığın daha güçlü ekonomik değer oluşturabilmesi için ürün haline getirilmesi, marka kimliği kazanması ve tüketiciye güven veren bir ambalajla sunulması gerekiyor. Hoydi 28’in ortaya koyduğu model bu açıdan önem taşıyor. Fındık, bu üretim anlayışıyla yalnızca kilo hesabıyla satılan bir tarımsal ürün olmaktan çıkıyor; adı, hikâyesi, ambalajı, lezzeti ve yerel kimliği olan bir ürüne dönüşüyor. Fındık ezmesi, fındıklı kurabiye, yöresel tatlılar, hediyelik paketler ve özel ürünler, ham fındığın üzerine emek, üretim bilgisi, tasarım ve pazarlama gücü ekliyor. Bu da fındığın tüketiciye daha yüksek değerle ulaşmasını sağlıyor. ŞEHİR EKONOMİSİNE DOĞRUDAN KATKI Yerli markaların güçlenmesi, Giresun ekonomisi için yalnızca ticari bir başarı anlamına gelmiyor. Bu tür girişimler üretimden paketlemeye, satıştan dağıtıma, tanıtımdan istihdama kadar birçok alanda şehir ekonomisine hareket kazandırıyor. Hoydi 28’in ürün çeşitliliği ve satış ağı, Giresun fındığının şehir dışındaki tüketiciyle daha güçlü bağ kurmasını sağlıyor. Ürünlerin farklı illerde raflara girmesi, Giresun adının ve Giresun fındığının daha geniş pazarlarda tanınmasına katkı sunuyor. Bu süreçte kazanan yalnızca marka olmuyor. Fındığın işlenerek satılması, şehirde üretim kültürünü güçlendiriyor; yerel işletmelere örnek oluşturuyor; genç girişimcilere fındık üzerinden yeni iş modelleri kurulabileceğini gösteriyor. YERLİ MARKALARI SAHİPLENMEK GELECEK İÇİN ÖNEMLİ Bugünün ekonomisinde yalnızca üretmek yeterli değil. Üretilen ürünü işlemek, markalaştırmak, doğru anlatmak ve pazara güçlü şekilde sunmak gerekiyor. Yerli üretim gücü zayıf olan şehirlerin ve toplumların rekabet etmesi giderek zorlaşıyor. Giresun gibi fındıkla anılan bir şehirde asıl mesele, fındığın dünya çapında bilinen bir tarım ürünü olmasının ötesine geçmektir. Giresun fındığı, daha fazla yerli markayla, daha fazla işlenmiş ürünle ve daha güçlü pazarlama diliyle değer kazanmalıdır. Hoydi 28’in Karadeniz Fırtınası ürünü bu açıdan yalnızca yeni bir lezzet değil, yerli üretim adına doğru kurulmuş bir örnektir. Giresun fındığının kalitesini, şehir kimliğini ve üretim becerisini aynı üründe buluşturan bu yaklaşım, takdiri hak ediyor. GİRESUN FINDIĞI İÇİN DOĞRU YÖN: ÜRET, İŞLE, MARKALAŞTIR Giresun’un geleceğinde fındık yine belirleyici olacak. Ancak bu geleceği güçlü kılacak olan, fındığın sadece dalından toplanıp piyasaya verilmesi değil; işlenmesi, markalaştırılması ve katma değerli ürüne dönüştürülmesidir. Ayhan Akten ve Hoydi 28 Fındık’ın ortaya koyduğu çalışma, Giresun’da yerli markaların desteklenmesi gerektiğini bir kez daha gösterdi. Karadeniz Fırtınası gibi ürünler çoğaldıkça, fındığın değeri daha görünür hale gelecek; şehir ekonomisi daha güçlü bir üretim zemini kazanacak; Giresun’un adı yerli ve kaliteli ürünlerle daha geniş kitlelere ulaşacaktır. Giresun fındığına değer katan, yerli üretimi büyüten ve şehir ekonomisine katkı sunan bu girişim tebriki hak ediyor. https://www.hoydi28findik.com/

TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNDE 5,3 MİLYAR DOLARLIK DÖNÜŞÜM HAMLESİ Haber

TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNDE 5,3 MİLYAR DOLARLIK DÖNÜŞÜM HAMLESİ

TÜRKİYE TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNDE 5,3 MİLYAR DOLARLIK DÖNÜŞÜM HAMLESİ Türkiye, tarım ve gıda sektöründe üretim, işleme, pazarlama ve istihdam zincirini güçlendirecek yeni finansman modelini devreye alıyor. Dünya Bankası kaynaklı proje kapsamında 10 yılda 5,3 milyar dolarlık finansman paketi planlandı; ilk 750 milyon dolar 2026 yılında girişimcilerin kullanımına açılacak. TARIMDA YATIRIMLAR DA PLANLAMA KAPSAMINA ALINIYOR Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi, tarımsal üretimin yalnızca tarlada değil, sanayi ve pazarlama aşamalarında da planlı biçimde değerlendirilmesini hedefliyor. Proje, çiftçilerin ürünlerini pazarlama sorunu yaşamadan doğru bölgelerde, uygun sanayi tesislerinde işlenebilecek bir yapıya kavuşturulmasını amaçlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Programı’nda yaptığı açıklamada projenin bu yıl içinde başlatılacağını duyurdu. Yeni modelle tarım ve gıda alanında yatırım yapmak isteyen girişimcilerin finansmana erişimi kolaylaştırılacak. YATIRIM TUTARININ YÜZDE 80’İNE KADAR DESTEK Proje kapsamında yatırım tutarının yüzde 80’ine kadar geri ödemeli finansman ve kredi garanti sistemi desteği sağlanacak. İşletmelere 24 ay geri ödemesiz, 7 yıla kadar vadeli ve proje büyüklüğüne bağlı olarak 10 milyon dolara kadar finansman imkânı sunulacak. Finansman desteği tarım ve gıda alanında yapılacak tesis inşaatı ile makine-ekipman yatırımlarında kullanılacak. Böylece ürünün üretimden sonra işlenmesi, depolanması, paketlenmesi ve pazara ulaştırılması süreçlerinde yeni kapasite oluşturulması hedefleniyor. 2026’DA İLK 750 MİLYON DOLAR KULLANIMA AÇILACAK Proje için 10 yıllık dönemde 5,3 milyar dolarlık finansman paketi planlandı. Bu paketin ilk 750 milyon dolarlık bölümü 2026 yılında girişimcilerin kullanımına açılacak. Kredi Garanti Fonu’nun da dahil olacağı mekanizmayla krediye erişimde güçlük yaşayan birincil üretim yapan çiftçiler için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturulacak. Bu adımla 400 bin çiftçinin ürünlerini pazarlayabileceği yeni kanallar açılması ve 250 bin kişiye yeni istihdam sağlanması hedefleniyor. KIRSAL REFAH VE İSTİHDAM AYNI PAKETTE ELE ALINACAK Yeni proje, kırsal kalkınmayı yalnızca destek ödemesi veya hibe modeliyle sınırlamıyor. Tarımsal ürünün değer zinciri içinde sanayiye bağlanması, üreticinin pazara erişimi, kırsalda yeni iş alanlarının oluşturulması ve gençler ile kadınların üretimde daha güçlü yer alması hedefleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın mevcut Kırsal Kalkınma Yatırım Programı da hibe destekleri, tasarruflu sulama sistemleri, IPARD ve dezavantajlı alanlara yönelik destek başlıklarıyla kırsal kalkınma yapısının önemli parçaları arasında bulunuyor. Bakanlığın Kırsal Kalkınma Yatırım Programı sayfasında 2026 yılı destek programları ve güncel mevzuat başlıkları yayımlanıyor. GENÇLER, KADINLAR VE AİLE İŞLETMELERİNE ÖNCELİK 2026 yılı kırsal kalkınma desteklerinde gençler, kadınlar ve aile işletmeleri de ayrı bir öncelik başlığı olarak öne çıkıyor. Erdoğan, Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı’na ayrılan 10 milyar liralık bütçenin yüzde 20’sinin gençlere ve kadınlara, yüzde 30’unun aile işletmelerine tahsis edildiğini açıkladı. Program kapsamında 100 bin liradan 30 milyon liraya kadar olan projelerde tutarın yüzde 50 ile yüzde 70’i arasında hibe desteği sağlanacak. Bu destek başlığı, yeni dönüşüm projesiyle birlikte değerlendirildiğinde kırsalda üretici tabanını güçlendiren, tarımsal sanayi yatırımlarını artıran ve üreticiyle işleme tesisleri arasında daha güçlü bağ kuran bir finansman zemini oluşturuyor. GIDA ARZ GÜVENLİĞİ VE ÜRETİM PLANLAMASI VURGUSU Tarım ve gıda sektöründeki yeni finansman adımı, gıda arz güvenliği ve üretim planlaması politikalarının devamı niteliğinde ele alınıyor. Erdoğan, tarımsal üretim planlamasında iki yılın geride kaldığını, yeni aşamada tarımsal yatırımların da planlama kapsamına alınacağını ifade etti. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da aynı programda tarımın stratejik önemine dikkat çekerek savaşlar, salgınlar, iklim değişikliği ve su krizlerinin ülkeler için üretim kabiliyetini en büyük güçlerden biri haline getirdiğini vurguladı. ÜRETİMDEN PAZARA UZANAN YENİ MODEL Proje, çiftçinin ürettiği ürünün değer kaybetmeden sanayiye ve pazara ulaşmasını hedefleyen geniş kapsamlı bir dönüşüm modeli sunuyor. Tesis inşaatı, makine-ekipman yatırımı, kredi garanti sistemi, uzun vadeli finansman ve pazarlama kanalları aynı yapı içinde ele alınacak. Bu modelle tarımsal üretimin yalnızca miktar olarak değil, işleme kapasitesi, katma değer, istihdam ve kırsal gelir açısından da büyütülmesi amaçlanıyor. Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi, 2026 yılında başlayacak ilk finansman dilimiyle tarım ve gıda yatırımlarında yeni bir dönemin kapısını açacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.