Hava Durumu

#Pazarlama

giresunsonhaber - Pazarlama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pazarlama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay zeka kullanımı ikiye katlandı! En yaygın kullanım pazarlama ve satışta Haber

Yapay zeka kullanımı ikiye katlandı! En yaygın kullanım pazarlama ve satışta

TÜİK’in 2026 yılı verilerine göre bireylerde üretken yapay zeka kullanımı bir yılda yüzde 19,2’den yüzde 37,6’ya yükseldi. Girişimlerde yapay zeka kullanımı ise yüzde 14’e ulaştı. Yapay zekayı en fazla 16-24 yaş grubundakiler ve yükseköğretim mezunları kullandı. Veriler, yapay zeka kullanımının hem bireyler hem de girişimler açısından bir önceki yıla kıyasla belirgin biçimde arttığını ortaya koydu. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bireyler ve girişimlerde yapay zeka kullanımına ilişkin 2026 yılı istatistiklerini açıkladı. Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması ile Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına dayanan verilere göre, yapay zeka kullanımı hem bireylerde hem de işletmelerde yaklaşık iki kat arttı. BİREYLERDE KULLANIM YÜZDE 37,6’YA ÇIKTI Üretken yapay zeka kullandığını belirten 16-74 yaş grubundaki bireylerin oranı 2025 yılında yüzde 19,2 iken, 2026'da yüzde 37,6'ya yükseldi. Cinsiyete göre bakıldığında yapay zeka kullanım oranı kadınlarda yüzde 38,1, erkeklerde ise yüzde 37,2 olarak kaydedildi. Yaş gruplarında ise en yüksek oran gençlerde görüldü. 16-24 yaş grubunun yüzde 64,9’u yapay zeka kullandığını belirtirken, bu oran 25-34 yaş grubunda yüzde 55,7, 35-44 yaş grubunda ise yüzde 38,1 oldu. EĞİTİM SEVİYESİ ARTTIKÇA KULLANIM DA ARTTI TÜİK verileri, eğitim düzeyi ile yapay zeka kullanımı arasında da belirgin bir fark olduğunu ortaya koydu. 2026 yılında yapay zeka kullanım oranı yükseköğretim mezunlarında yüzde 62,7 ile en yüksek seviyeye ulaştı. Bu grubu yüzde 45,4 ile lise veya mesleki lise mezunları, yüzde 35,5 ile ilköğretim veya ortaokul mezunları ve yüzde 8,5 ile ilkokul mezunları izledi. Yapay zeka kullanan bireylerin yüzde 86,4’ü teknolojiyi özel amaçlarla kullandığını belirtirken, yüzde 37,3’ü mesleki amaçlarla, yüzde 32,6’sı ise örgün eğitim amacıyla kullandı. GİRİŞİMLERDE YAPAY ZEKA KULLANIMI YÜZDE 14 10 ve daha fazla çalışanı bulunan girişimlerde yapay zeka kullanım oranı da yükseldi. 2025 yılında yüzde 7,5 olan oran, 2026'da yüzde 14,0 olarak gerçekleşti. Çalışan sayısına göre yapay zeka kullanımı 10-49 çalışanı bulunan girişimlerde yüzde 12,8, 50-249 çalışanı bulunanlarda yüzde 17,0, 250 ve üzeri çalışanı bulunan girişimlerde ise yüzde 37,1 oldu. Yapay zekanın en yoğun kullanıldığı ekonomik faaliyet grubu ise yüzde 63,7 ile telekomünikasyon, programlama ve bilişim oldu. EN YAYGIN KULLANIM ALANI PAZARLAMA VE SATIŞ Yapay zeka kullanan girişimlerde en yaygın kullanım amacı yüzde 51 ile pazarlama veya satış oldu. Bunu yüzde 46,3 ile araştırma-geliştirme veya yenilik faaliyetleri, yüzde 43,4 ile üretim veya hizmet süreçleri amacıyla kullanım izledi. Girişimlerin yapay zeka teknolojilerini edinme yöntemlerinde ise açık kaynaklı yazılımlar öne çıktı. Yapay zeka kullanan girişimlerin yüzde 67,8’i açık kaynaklı yazılımlardan yararlanırken, yüzde 49,1’i kapalı kaynaklı yazılımları kullandı. YAPAY ZEKA KULLANAN GİRİŞİMLERİN YÜZDE 16,6’SI KİŞİSEL VERİ İŞLEDİ TÜİK verilerine göre yapay zeka teknolojisi kullanan girişimlerin yüzde 16,6’sı; yaş, cinsiyet, meslek, eğitim durumu, adres, satın alma kayıtları veya yüz görüntüleri gibi bireylere ilişkin kişisel verileri işlediğini beyan etti. Öte yandan yapay zeka kullanmayan girişimlerin yüzde 8,3’ü gelecekte bu teknolojiyi kullanmayı düşündüğünü belirtti. UZMANLIK EKSİKLİĞİ İLK SIRADA Yapay zeka kullanmayı düşündüğü halde henüz kullanmayan girişimlerde en önemli gerekçe uzmanlık eksikliği oldu. Bu girişimlerin yüzde 72,3’ü ilgili uzmanlığın bulunmamasını yapay zeka kullanmama nedenleri arasında gösterdi. Bunu yüzde 66,4 ile hukuki sonuçlara ilişkin belirsizlikler, yüzde 65,4 ile veri koruma ve gizliliğin ihlaline yönelik endişeler takip etti.

FINDIK İÇİN YENİ YOL HARİTASI: VERİMLİLİK VE KATMA DEĞER Haber

FINDIK İÇİN YENİ YOL HARİTASI: VERİMLİLİK VE KATMA DEĞER

GİRESUN TOMBUL FINDIĞI İÇİN YENİ YOL HARİTASI: VERİMLİLİK VE KATMA DEĞER MASADA “Anadoludakiler: 81 İl 81 Ürün Programı” kapsamında Giresun'u temsil eden Giresun Tombul Fındığı için Ürün Analiz Çalıştayı gerçekleştirildi. Fındık Araştırma Enstitüsü uzmanları çalıştayda üretim ve verimlilik ile katma değer ve ürün geliştirme alanlarında belirlenen sorunlara yönelik çözüm önerilerini ortaya koydu. Çalıştaydan elde edilen çıktılar, ürün için oluşturulacak yol haritasına temel oluşturacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen “Anadoludakiler: 81 İl 81 Ürün Programı”nda Giresun'un ürünü olarak Giresun Tombul Fındığı ele alındı. Program, illerin kimliğiyle bütünleşmiş yerel ürünlerin yalnızca tanıtılmasını değil; üretim kapasitesinin artırılmasını, markalaştırılmasını, ekonomik değerinin yükseltilmesini ve sürdürülebilir biçimde pazara taşınmasını hedefliyor. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün 29 Eylül'de yaptığı açıklamaya göre düzenlenen Giresun Tombul Fındığı Ürün Analiz Çalıştayında Enstitü uzmanlarından Dr. Fikret Tüfekci ile Habip Aydın görev aldı. Tüfekci ve Aydın, çalıştayda iki kritik çalışma alanında ortaya çıkan sorunları ve çözüm önerilerini sundu: “Katma Değer ve Ürün Geliştirme” ile “Üretim ve Verimlilik.” SADECE FINDIK ÜRETMEK DEĞİL, FINDIĞIN DEĞERİNİ ARTIRMAK Programın yapısı dikkate alındığında Giresun açısından çalışma, fındığın yalnızca üretim miktarını ele alan klasik bir tarım çalışmasının ötesine geçiyor. “81 İl 81 Ürün” programında ürünlerin üretim kapasitesinin geliştirilmesiyle birlikte markalaşma, yenilikçilik, yerel kalkınmaya katkı ve pazarlama imkânları birlikte değerlendiriliyor. Programın diğer illerde tamamlanan ürün analiz çalıştaylarında da üretim, markalaşma ve katma değer potansiyellerinin değerlendirilerek sonuçların ürün bazlı yol haritalarına aktarılması esas alınıyor. Bu nedenle Giresun çalıştayında öne çıkan katma değer ve ürün geliştirme başlığı ayrı önem taşıyor. Programın 2026 uygulamalarında coğrafi işaretli yöresel ürünler için ürün geliştirme, işleme, paketleme, depolama ve nakliye süreçlerinde yenilikçi uygulamalar ile ulusal ve uluslararası tanınırlığın artırılması desteklenebilecek faaliyet alanları arasında yer alıyor. ÜRETİM VE VERİMLİLİK AYRI BAŞLIKTA ELE ALINDI Çalıştayın ikinci ana ekseni ise üretim ve verimlilik oldu. Fındık Araştırma Enstitüsü uzmanlarının bu başlıkta sorunlara yönelik çözüm önerileri sunduğu kurumun açıklamasıyla doğrulandı. Ancak hangi sorunların hangi maddeler halinde tespit edildiğine ve hangi önerilerin nihai karara dönüştüğüne ilişkin ayrıntılı çalıştay sonuç raporu henüz kamuoyuna açıklanmış değil. Bu ayrım önemli. Çalıştayın yapıldığını, iki temel çalışma alanını ve uzmanların çözüm önerileri sunduğunu söylemek mümkün; ancak henüz yayımlanmamış bir sonuç raporuna dayanıyormuş gibi “şu kararlar alındı” şeklinde ayrıntılı maddeler sıralamak doğru olmaz. GİRESUN TOMBUL FINDIĞININ ELİNDE GÜÇLÜ BİR COĞRAFİ İŞARET VAR Giresun'un programdaki ürünü sıradan bir yöresel ürün değil. Giresun Tombul Fındığı, Avrupa Birliği nezdinde de coğrafi işaret tesciline sahip. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, ürünün AB tesciliyle Türkiye'nin o tarihte AB'de tescilli coğrafi işaret sayısının sekize çıktığını açıklamıştı. Ürünün korunması ve değerinin artırılması konusunda Giresun'da daha önce de teknik çalışmalar yürütüldü. Giresun Ticaret Borsasının DOKA destekli projesinde, Giresun Tombul Fındığının coğrafi ve botanik kökeninin objektif yöntemlerle belirlenmesi, izlenebilirliğinin geliştirilmesi ve ürünün başka fındıklarla karıştırılmasına karşı analitik yöntemler oluşturulması amaçlandı. Dolayısıyla yeni çalıştayın önündeki temel mesele, mevcut coğrafi işaret ve kalite avantajının üretici gelirine, verimliliğe, işlenmiş ürüne, markalaşmaya ve daha yüksek ekonomik değere nasıl dönüştürüleceği olacak. ÇALIŞTAYDAN SONRA SIRA YOL HARİTASINDA “81 İl 81 Ürün” programının uygulama modeli, çalıştayın tek başına nihai aşama olmadığını gösteriyor. Diğer illerdeki uygulamalarda ürün analiz çalıştaylarından çıkan görüş ve öneriler, ilgili ürün için hazırlanacak “Ürün Analizi ve Yol Haritası” çalışmalarına girdi oluşturuyor. Ankara Keçisi ve tiftik için 18 Eylül'de gerçekleştirilen benzer çalıştay da açıkça bu süreç kapsamında düzenlendi. Giresun açısından bundan sonraki kritik belge de bu nedenle Giresun Tombul Fındığı Ürün Analizi ve Yol Haritası olacak. Bu belgede çalıştaydaki sorunların, çözüm önerilerinin, sorumlu paydaşların ve uygulanabilecek proje başlıklarının hangi somut hedeflere dönüştürüleceği görülebilecek. Fındık Araştırma Enstitüsü ise çalışmanın bütün fındık sektörüne yansıyabilecek başarı örnekleri ortaya çıkarması beklentisini dile getirdi.

TMO FINDIKTA KAPILARI DAHA FAZLA AÇTI: KOTA YÜZDE 30 ARTIYOR Haber

TMO FINDIKTA KAPILARI DAHA FAZLA AÇTI: KOTA YÜZDE 30 ARTIYOR

TMO FINDIKTA KAPILARI DAHA FAZLA AÇTI: KOTA YÜZDE 30 ARTIYOR, GÜNLÜK ALIM 4 BİN TONU AŞTI Toprak Mahsulleri Ofisi, serbest piyasada fındık fiyatlarının TMO seviyelerinin belirgin biçimde altında kalmasının tartışıldığı bir dönemde alım sistemini üretici lehine genişletti. İlçe verim ortalamaları yüzde 30 artırılacak, düşük kotası bulunan üretici en az 100 kilogram/dekar üzerinden ürün teslim edebilecek. TMO’nun günlük fiili alımı 4 bin tonu aşarken, yaklaşık 100 bin üretici 205 bin ton fındık için randevu oluşturdu. Alım kapasitesindeki bu genişlemenin üreticinin alternatif satış kanalını güçlendirmesi nedeniyle serbest piyasadaki fiyat oluşumu üzerinde de etkili olup olmayacağı yakından izlenecek. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 17 Eylül 2026 tarihli açıklamasıyla fındık alımlarında uygulanan sistemde önemli düzenlemelere gitti. Kurum, düzenlemelerin fındık piyasasında istikrarın sağlanması ile üreticilerin pazarlama, depolama ve finansman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapıldığını bildirdi. TMO'nun açıkladığı rakamlar, kamu alımının ulaştığı ölçeği de ortaya koydu. 24 Ağustos'ta 17 noktada başlayan fındık alımları 55 noktaya ve 75 ekibe çıktı. İş yerlerinde günlük 5 bin tonun üzerinde randevu verilirken, günlük fiili alım miktarı 4 bin tonun üzerine ulaştı. Bugüne kadar yaklaşık 100 bin üretici 205 bin ton fındık için randevu oluşturdu. ÜRETİCİNİN EN ÇOK TARTIŞTIĞI KOTA YÜZDE 30 ARTIRILIYOR Yeni düzenlemenin üretici açısından en önemli bölümlerinden biri kamuoyunda "kota" olarak bilinen ilçe verim ortalamaları oldu. TMO'nun açıklamasına göre; İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda Ziraat Odaları, Ticaret Borsaları, İhracatçı Birlikleri, üniversiteler, Fiskobirlik ve diğer ilgili kurumların katıldığı komisyonların çotanak sayımlarına göre belirlediği ilçe verim ortalamaları daha önce yüzde 20 artırılmıştı. TMO şimdi yüksek verim alan üreticilerden gelen talepleri dikkate alarak artış oranını yüzde 30'a çıkaracağını açıkladı. KOTASI DÜŞÜK KALANA 100 KİLOGRAM/DEKAR GÜVENCESİ Düzenleme yalnızca yüzde 30'luk artışla sınırlı değil. Yapılan artışın ardından kotası hâlâ 100 kilogram/dekarın altında kalan ilçelerdeki üreticilerin TMO'ya teslim edebileceği miktar 100 kilogram/dekara tamamlanacak. ÇKS'ye ilçe verim ortalamasının 160 kilogram/dekar üzerinde girildiği üreticilerde ise TMO, sisteme girilen miktar kadar ürün almaya devam edecek. Böylece yüksek verim elde ettiği halde ilçe ortalaması nedeniyle ürününün tamamını TMO'ya yönlendirmekte zorlanan üreticiler açısından alım imkânı genişletilmiş olacak. TMO 255 TL, SERBEST PİYASADA MAKAS AÇIK Düzenlemenin zamanlaması fındık piyasası açısından ayrıca önem taşıyor. TMO, 2026 ürünü için 50 randıman esasına göre Giresun kalite fındığı 255 TL/kg, Levant kaliteyi 250 TL/kg üzerinden alıyor. Buna karşılık 17 Eylül tarihli piyasa haberlerinde Giresun'da kalite ve alıcıya göre farklı rakamlar görülüyor; bazı kaynaklarda Levant kalite için 175-185 TL bandı, bazı piyasa derlemelerinde ise Giresun kalite için yaklaşık 195-205 TL bandı bildiriliyor. Dolayısıyla "185 TL" bütün Giresun fındığı için tek ve resmî piyasa fiyatı olarak değil, belirli kalite ve alıcılarda görülen bir seviye olarak değerlendirilmelidir. Bu rakamlarla TMO'nun alım fiyatı ile bazı serbest piyasa fiyatları arasında kilogram başına 50-70 TL'ye ulaşabilen farklar oluşabiliyor. KOTA GENİŞLEDİKÇE ÜRETİCİNİN PAZARLIK GÜCÜ ARTABİLİR Yeni düzenlemenin piyasa açısından asıl önemi burada ortaya çıkıyor. Kotasının yetersiz olması veya teslimat imkânının sınırlı kalması nedeniyle ürününü serbest piyasaya yönlendirmek durumunda kalan üreticinin TMO'ya satabileceği miktarın yükselmesi, üreticinin satış alternatifini genişletebilir. TMO'nun günlük 4 bin tonun üzerinde fiili alım yapması ve 205 bin tonluk randevu talebine ulaşması da kamu alımının piyasadaki ağırlığının arttığını gösteriyor. Bunun 185 TL civarındaki özel sektör alımlarını kesin olarak yukarı çekeceğini söylemek için ise henüz erken. Ancak üreticinin TMO'ya daha fazla ürün teslim edebilmesi, düşük fiyat veren alıcılara satış zorunluluğunu azaltabileceğinden serbest piyasadaki fiyat oluşumu üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilecek bir unsur olarak değerlendirilebilir. Fiyatın bundan sonraki yönünü TMO'ya gerçekleşen fiili teslimatın yanı sıra ihracat talebi, piyasaya gelen ürün miktarı, kalite ve randıman belirleyecek. RANDEVU SORUNU: TMO “AYNI GÜN TESLİM” DİYOR TMO, randevu konusunda da kapasitenin artırıldığını bildirdi. Kurumun açıklamasına göre birçok alım noktasında üreticiler talep ettikleri güne kolaylıkla randevu alabiliyor ve ürünlerini aynı gün içerisinde teslim edebiliyor. 55 alım noktası ve 75 ekiple sürdürülen sistemde günlük 5 bin tonun üzerinde randevu kapasitesine ulaşılması, kota artışıyla birlikte daha fazla ürünün TMO kanalına yönelmesine imkân sağlayabilecek. ÜRETİCİ GİDEMEZSE YAKINI FINDIĞI TESLİM EDEBİLECEK TMO, hasattan sonra memleketinden ayrılmak zorunda kalan üreticiler için de yeni kolaylık sağladı. Ürünün esas olarak üreticinin kendisi tarafından teslim edilmesi kuralı devam ederken, üretici artık birinci veya ikinci derece yakınına vekâlet vererek fındığını TMO'ya teslim ettirebilecek. Bu düzenleme özellikle hasat sonrasında başka şehirlerdeki işine veya ikametine dönmek zorunda kalan üreticilerin TMO alım fiyatından yararlanabilmesi açısından önem taşıyor. KOKARCA NEDENİYLE ÇÜRÜK ORANI GÜNDEMDE TMO açıklamasında kahverengi kokarcanın fındık üzerindeki etkisine de ayrı bölüm ayırdı. Çürük iç fındık için kabul edilen oran 2022 yılında yüzde 3'ten yüzde 5'e, 2024 yılında ise azami yüzde 7'ye yükseltilmişti. Kurum, kahverengi kokarca popülasyonundaki artış karşısında bahçe bakımını düzenli gerçekleştiren üreticilerin mağduriyetinin azaltılmasının amaçlandığını belirtirken, sınırın daha fazla yükseltilmesinin uzun süreli depolamada sağlam ürünleri de etkileyerek stoklarda kalite ve değer kaybına neden olabileceğine dikkat çekti.

GİRESUN ARICILIĞINA 2 BİN MODERN KOVAN DESTEĞİ Haber

GİRESUN ARICILIĞINA 2 BİN MODERN KOVAN DESTEĞİ

GİRESUN ARICILIĞINA 2 BİN MODERN KOVAN DESTEĞİ 100 ÜRETİCİYE YÜZDE 70 HİBELİ STRAFOR KOVAN DAĞITILDI Giresun’da arıcılığın geliştirilmesi amacıyla 100 üreticiye toplam 2 bin Langstroth tipi strafor kovan dağıtıldı. Yüzde 70’i DOKAP hibesiyle karşılanan proje, Giresun’un ülke ortalamasının altında kalan kovan başına bal verimini yükseltme hedefi açısından önem taşıyor. Ancak bilimsel çalışmalar, başarının yalnızca kovan malzemesine değil; havalandırma, koloni gücü, ana arı kalitesi, hastalıklarla mücadele ve teknik takibe de bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) tarafından finanse edilen “Arıcılığın Desteklenmesi ve Geliştirilmesi Projesi” kapsamında modern kovan dağıtımı gerçekleştirildi. Yüzde 70 hibe ve yüzde 30 üretici katkısıyla yürütülen proje kapsamında Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği ile Bulancak ve Şebinkarahisar bal üreticileri birliklerine üye 100 arıcıya toplam 2 bin Langstroth tipi strafor kovan teslim edildi. Böylece her üreticiye 20 kovan desteği sağlandı. DAĞITIM PROGRAMI İL MÜDÜRLÜĞÜ KAMPÜSÜNDE YAPILDI 20 Ağustos 2026 tarihinde Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü kampüsünde düzenlenen programa İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, DOKAP Başkanı Hakan Gültekin, Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kubilay Elevli, Bulancak Bal Üreticileri Birliği Başkanı Erdoğan Üstün, kurum personeli ve arı yetiştiricileri katıldı. Projenin, arıcıların modern üretim teknikleriyle tanıştırılması, işletmelerin fiziki altyapısının güçlendirilmesi ve bal üretiminde verimliliğin artırılması amacıyla hayata geçirildiği bildirildi. STRAFOR KOVANLAR NE SAĞLIYOR? Yüksek yoğunluklu polistirenden üretilen strafor kovanlar, ahşap kovanlara göre daha hafif olmaları ve yüksek ısı yalıtımı sağlamalarıyla öne çıkıyor. Kovan içi sıcaklık değişiminin sınırlandırılması, arıların kış döneminde ısı üretmek için harcadığı enerjinin ve bal tüketiminin azaltılmasına yardımcı olabiliyor. Isı yalıtımının ilkbahar döneminde koloninin daha erken gelişmesine katkı sağlaması da bekleniyor. Hafif yapı ise özellikle gezginci arıcılık yapan üreticiler açısından taşıma ve yer değiştirme işlemlerini kolaylaştırıyor. Ancak bilimsel bulgular, strafor kovanların her bölgede ve her koşulda tek başına daha yüksek bal üretimi sağlayacağı yönünde kesin bir sonuç ortaya koymuyor. TÜRKİYE DÜNYANIN EN BÜYÜK ÜÇ ARICILIK ÜLKESİNDEN BİRİ Tarım ve Orman Bakanlığı Arıcılık Araştırma Enstitüsü tarafından yayımlanan FAO verilerine göre Türkiye, 2024 yılında hem arılı kovan sayısı hem de bal üretimi bakımından dünyada üçüncü sırada yer aldı. TÜİK’in 2025 verilerine göre ise Türkiye genelinde: 96 bin 646 arıcılık işletmesi,8 milyon 817 bin 155 koloni,97 bin 253 ton bal üretimi,3 bin 258 ton balmumu üretimi bulunuyor. Türkiye’de kovan başına ortalama bal verimi 11,03 kilogram olarak gerçekleşti. Bal üretimi 2024’e göre yüzde 1,8 artarken koloni sayısı yüzde 1,6 azaldı. Kovan başına verim ise 10,66 kilogramdan 11,03 kilograma yükseldi. Tarım ve Orman Bakanlığı Arıcılık Araştırma Enstitüsü GİRESUN’DA VERİM ÜLKE ORTALAMASININ ALTINDA Aynı verilere göre Giresun’da 2025 yılında 1.803 arıcılık işletmesi ve 116 bin 223 koloni bulunuyor. Kentte 1.041 ton bal üretilirken kovan başına ortalama verim 8,96 kilogramda kaldı. Bu rakam, 11,03 kilogramlık Türkiye ortalamasının yaklaşık yüzde 19 altında bulunuyor. Giresun, Türkiye’deki toplam kolonilerin yaklaşık yüzde 1,32’sine sahip olmasına rağmen ülke bal üretiminin yüzde 1,07’sini karşılıyor. Dağıtılan 2 bin kovan, Giresun’un kayıtlı koloni varlığının sayısal olarak yaklaşık yüzde 1,7’sine karşılık gelen bir fiziki kapasite oluşturuyor. Ancak bu kovanların yeni kolonilerle mi kullanılacağı, yoksa eski kovanların yenilenmesinde mi değerlendirileceği üretime sağlayacağı gerçek katkıyı belirleyecek. TÜRKİYE’NİN FARKLI İLLERİNDE BENZER DESTEKLER VERİLİYOR Giresun’daki proje, Türkiye genelinde arıcılıkta ekipman yenileme ve modern kovan kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlayan çalışmaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ordu’da Haziran 2026’da 50 arıcıya 1.500 polen ve propolis tuzaklı arılı kovan dağıtıldı. Yüzde 70 hibeli projede iki yılda dağıtılan kovan sayısı 3 bin 900’e ulaştı. Ordu’daki uygulamanın yalnızca bal üretimini değil, polen ve propolis gibi katma değerli ürünleri de hedeflemesi dikkat çekti. Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Düzce’de Temmuz 2026’da FAO ile Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde eğitim alan 10 genç üreticiye 280 normal ve 100 ruşet olmak üzere toplam 380 arısız strafor kovan verildi. Projede arıcılığın yanı sıra girişimcilik, finansal okuryazarlık, dijital pazarlama ve e-ticaret eğitimleri de uygulandı. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Muş’ta Aralık 2025’te 100 arıcıya yüzde 75 hibeyle toplam 1.000 yeni kovan dağıtıldı. Proje özellikle eskimiş kovanların yenilenmesini hedefledi. Muş İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Antalya’da ise 2026 yılında 100 arıcıya 500 ana arı üretim kovanı verilerek kovan desteği, ana arı yetiştiriciliği eğitimi ve yerel gen kaynaklarının korunmasıyla birleştirildi. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bu örnekler, arıcılık desteklerinde yalnızca kovan sayısının artırılmasından eğitim, ürün çeşitlendirme, ana arı kalitesi ve pazarlama kapasitesinin geliştirilmesine doğru daha kapsamlı bir modele geçildiğini gösteriyor. BİLİMSEL ÇALIŞMALAR NE SÖYLÜYOR? Hatay’ın Samandağ ilçesinde 75 koloni üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmada, strafor kovanlarda kışlama kabiliyeti yüzde 86,67; ahşap kovanlarda ise yüzde 65,89 olarak ölçüldü. Ancak araştırmanın farklı iklim ve flora koşullarında yapıldığı, sonuçların doğrudan Giresun’a uyarlanamayacağı belirtilmeli. Uludağ Arıcılık Dergisi’ndeki araştırma 2019 yılında yayımlanan başka bir çalışmada, ısı yalıtımlı kompozit kovanların strafor kovanlardan yüzde 14,23, ahşap kovanlardan ise yüzde 34,89 daha fazla bal verdiği belirlendi. Aynı çalışmada strafor kovanlarda yetersiz havalandırmaya bağlı olarak en yüksek azami nem değerlerinin ölçüldüğü bildirildi. Italian Journal of Animal Science araştırması Malatya koşullarında Kafkas ve Karniyol arılarıyla yapılan 2025 tarihli çalışmada ise ahşap ve strafor kovanlar arasında bal verimi bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Araştırmacılar ayrıca strafor kovanların arı ürünlerinde kalıntı oluşturup oluşturmadığı konusunda daha ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç bulunduğuna dikkat çekti. Hayvan Bilimi ve Ürünleri Dergisi Bu sonuçlar, kovan malzemesinin önemli olduğunu ancak verimliliği tek başına belirlemediğini ortaya koyuyor. GİRESUN’UN NEMLİ İKLİMİNDE HAVALANDIRMA ÖNEMLİ Strafor kovanların yüksek ısı yalıtımı avantaj sağlarken kovan içi nemin kontrolünü daha önemli hâle getirdiği görülüyor. Bu nedenle Giresun’un yağışlı ve yüksek nemli ikliminde kovan girişleri, taban havalandırması ve arılığın konumu doğru planlanmalı. Koloni gücü, genç ve kaliteli ana arı kullanımı, yeterli besin stoku, Varroa ve diğer hastalıklarla mücadele, bitki çeşitliliği ve arıcının uyguladığı bakım yöntemleri sonuç üzerinde kovan malzemesi kadar etkili olabiliyor. PROJENİN BAŞARISI SAHADA ÖLÇÜLMELİ Giresun’daki 2 bin kovanlık destek, adet bakımından son yıllarda gerçekleştirilen dikkat çekici arıcılık projelerinden biri. Ancak gerçek başarı, dağıtım töreniyle değil sahadan alınacak sonuçlarla ölçülebilecek. Bu kapsamda destek alan işletmelerde: Kışlama sonrası yaşayan koloni oranı,Koloni başına yem ve bal tüketimi,İlkbahar gelişim hızı,Arılı ve yavrulu çerçeve sayısı,Kovan içi sıcaklık ve nem değerleri,Varroa ve diğer hastalıkların görülme durumu,Kovan başına bal üretimi,Kovanların dayanıklılığı ve kullanım ömrü düzenli olarak takip edilmeli. Projenin toplam bütçesi, kovan başına maliyeti, yararlanıcıların ilçelere göre dağılımı, seçim kriterleri ve bir veya iki yıllık üretim sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması, desteğin verimliliğinin şeffaf biçimde değerlendirilmesini sağlayacaktır. HEDEF SADECE DAHA FAZLA KOVAN DEĞİL, DAHA YÜKSEK VERİM OLMALI Türkiye, kovan sayısı ve bal üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunmasına rağmen koloni başına verimlilikte geliştirilmesi gereken bir tabloya sahip. Giresun’un da zengin florası ve arıcılık geleneğine karşın kovan başına verimde ülke ortalamasının altında kaldığı görülüyor. Bu nedenle 2 bin modern kovan desteğinin; teknik eğitim, ana arı ıslahı, hastalıklarla mücadele, ürün çeşitlendirme, markalaşma ve pazarlama çalışmalarıyla tamamlanması gerekiyor. Kovan dağıtımı doğru takip ve eğitimle desteklendiğinde Giresun arıcılığının verimliliğini ve üreticinin gelirini artırabilecek önemli bir başlangıç niteliği taşıyor.

MESUDİYE’DEKİ HAZİNE TAŞINMAZI KÖY KADINLARININ ÜRETİMİ İÇİN KİRAYA VERİLECEK Haber

MESUDİYE’DEKİ HAZİNE TAŞINMAZI KÖY KADINLARININ ÜRETİMİ İÇİN KİRAYA VERİLECEK

MESUDİYE’DEKİ HAZİNE TAŞINMAZI KÖY KADINLARININ ÜRETİMİ İÇİN KİRAYA VERİLECEK Giresun’un Mesudiye köyünde bulunan 2 bin 670 metrekarelik taşınmaz, yörede yaşayan kadınlara tarım, satış, pazarlama ve işletmecilik eğitimleri verilmesi amacıyla üç yıllığına kiraya çıkarıldı. Aylık tahmini kira bedeli 11 bin lira olarak belirlenen taşınmazın ihalesi, 2 Eylül 2026 Çarşamba günü gerçekleştirilecek. Giresun İl Özel İdaresi, Merkez ilçeye bağlı Mesudiye köyünde bulunan ve mülkiyeti Maliye Hazinesine ait olan taşınmazın üç yıllığına kiraya verilmesi için ihale ilanı yayımladı. Tapunun 224 ada 2 parsel numarasında kayıtlı, 2 bin 670,37 metrekare yüzölçümüne sahip taşınmaz, resmî kayıtlarda “Sağlık Ocağı Müştemilatı ve Bahçesi” vasfında bulunuyor. KÖY KADINLARINA EKONOMİK KAZANÇ HEDEFLENİYOR Taşınmazın; yöre halkına tarım, satış, pazarlama ve işletmecilik başta olmak üzere çeşitli alanlarda eğitim verilmesi amacıyla kullanılması planlanıyor. Projenin özellikle köy kadınlarının üretime ve ekonomik hayata katılımını artırması, kadınlara gelir sağlayacak faaliyetlerin geliştirilmesi ve yöre halkının kültürel yönden güçlendirilmesi hedefleniyor. Taşınmaz, ilan edilen bu kullanım amacı doğrultusunda üç yıllığına kiraya verilecek. AYLIK TAHMİNİ KİRA 11 BİN LİRA İhale ilanında yer alan tahmini kira bedelleri şöyle açıklandı: Aylık tahmini kira bedeli: 11 bin TL Yıllık tahmini kira bedeli: 132 bin TL Üç yıllık tahmini kira bedeli: 396 bin TL Geçici teminat bedeli: 12 bin TL İhale, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 51’inci maddesinin (a) fıkrası kapsamında pazarlık ve artırma usulüyle gerçekleştirilecek. İHALE 2 EYLÜL’DE YAPILACAK İhale, 2 Eylül 2026 Çarşamba günü saat 14.00’te Giresun İl Özel İdaresi İl Encümeni tarafından yapılacak. İhale adresi ise Teyyaredüzü Mahallesi Atatürk Bulvarı No: 409 Kat: 8, Giresun İl Özel İdaresi Hizmet Binası Encümen Toplantı Salonu olarak açıklandı. İsteklilerin hazırlayacakları ilk teklif mektubu ile yeterlilik belgelerini, ihale saatine kadar kapalı zarf içerisinde İl Encümeni veya Encümen Müdürlüğüne teslim etmeleri gerekiyor. Posta yoluyla gönderilecek tekliflerin de ihale saatinden önce komisyona ulaşması şartı aranacak. Postadaki gecikmelerden İl Özel İdaresinin ve ihale komisyonunun sorumlu olmayacağı bildirildi. TAŞINMAZI GÖRME BELGESİ İSTENECEK İhaleye katılacak gerçek ve tüzel kişilerden durumlarına göre ikametgâh, kimlik, faaliyet belgesi, imza beyannamesi veya imza sirküleri, Ticaret Sicil Gazetesi, vergi kimlik numarası, geçici teminat makbuzu veya teminat mektubu ile teklif mektubu istenecek. İsteklilerin ayrıca taşınmazı yerinde gördüklerini gösteren “Taşınmaz Görme Belgesi” ile ilan tarihinden sonra alınmış güncel adli sicil belgelerini sunmaları gerekecek. Vekâleten katılım sağlanması halinde noter onaylı vekâletname ve vekilin imza beyannamesi de başvuru dosyasında yer alacak. Ortak girişimlerin ise ortak girişim beyannamesiyle birlikte her bir ortağa ait belgeleri ayrı ayrı teslim etmesi gerekecek. KİRA HER AYIN 5’İNE KADAR ÖDENECEK İhalenin sonuçlanmasının ardından kiracı ile Giresun İl Özel İdaresi arasında üç yıllık kira sözleşmesi imzalanacak. Kira bedelleri aylık dönemler halinde peşin olarak her ayın 5’inci gününe kadar İl Özel İdaresi hesabına yatırılacak. Stopaj, vergi, resim, harç, damga vergisi, karar pulu ve sözleşmeden kaynaklanan diğer giderler kiracı tarafından karşılanacak. İhale şartnamesi ve ekleri, mesai saatleri içerisinde Giresun İl Özel İdaresi Encümen Müdürlüğünde ücretsiz olarak incelenebilecek ve temin edilebilecek. İhale komisyonunun, gerekçesini kararında belirtmek şartıyla ihaleyi yapıp yapmamakta serbest olduğu; alınan kararın ita amirinin onayının ardından geçerlilik kazanacağı belirtildi. Resmî ihale ilanına ulaşmak için tıklayın

FINDIKTA İKİ KOMŞU ŞEHİR, İKİ FARKLI YÖNETİM ANLAYIŞI Haber

FINDIKTA İKİ KOMŞU ŞEHİR, İKİ FARKLI YÖNETİM ANLAYIŞI

FINDIKTA İKİ KOMŞU ŞEHİR, İKİ FARKLI YÖNETİM ANLAYIŞI ORDU ÜRETİCİ İÇİN KURUYOR, GİRESUN ELİNDEKİNİ KULLANMIYOR Ordu Büyükşehir Belediyesi, fındık üreticisinin ürününü sağlıklı koşullarda depolayabilmesi, hasat dönemindeki zorunlu satış baskısından korunması ve finansmana erişebilmesi amacıyla 20 bin ton kapasiteli Fındık Ticaret Merkezi ve Lisanslı Depo Projesi için kesin başvurusunu tamamladı. Ordu’da belediye, oda, borsa ve özel sektör aynı hedef etrafında birleşirken Giresun’da Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarıyla 9,45 milyon avroya kurulan 17 bin tonluk tesisin üreticiye hizmet veren asli işlevinden uzaklaştırılarak boş ve atıl depo şeklinde kiraya verilmek istendiği öğrenildi. ORDU’DA FINDIK İÇİN STRATEJİK HAMLE Ordu’da başta fındık olmak üzere bölgedeki tarımsal ürünlerin sağlıklı, güvenli ve belirlenmiş standartlara uygun şekilde saklanması amacıyla hazırlanan Fındık Ticaret Merkezi ve Lisanslı Depo Projesi’nde kesin başvuru aşaması tamamlandı. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in yürüttüğü temaslar sonucunda yatırım programına alınan proje, belediye iştiraki Ordu Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş. tarafından hazırlandı. Proje kapsamındaki teknik, ekonomik ve mali raporlarla gerekli belgeler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Bakanlığa teslim edildi. Bakanlık değerlendirmesinin olumlu sonuçlanması durumunda izin, ihale ve yapım süreçlerine geçilmesi planlanıyor. Dolayısıyla tamamlanan aşama tesisin inşaatı değil, yatırım desteği alınmasına yönelik kesin başvurudur. 651,5 MİLYON LİRALIK YATIRIM Altınordu ilçesinde kurulması planlanan tesis için yaklaşık 651,5 milyon liralık yatırım öngörülüyor. Projenin açıklanan temel hedefleri şöyle: 20 bin ton depolama kapasitesi, tam otomasyonlu ürün kabul ve saklama sistemi, yüksek teknolojili altyapı, fındık ticaret merkezi ve 30 kişilik doğrudan istihdam. Tesisin yalnızca ürün konulan büyük bir depo olarak değil; üreticiyi, tüccarı, sanayiciyi ve ihracatçıyı kayıtlı bir ticaret düzeninde buluşturan entegre bir tarım ve lojistik merkezi olarak işletilmesi hedefleniyor. Bu yönüyle proje, Ordu’nun fındıktaki üretim gücünü yalnızca miktar üzerinden değil; depolama, kalite, finansman, kayıtlı ticaret ve pazarlama altyapısı üzerinden güçlendirmeyi amaçlıyor. ÜRETİCİNİN EN BÜYÜK SORUNU: HASATTA SATMAK ZORUNDA KALMAK Fındık üreticisinin yaşadığı temel ekonomik sorunlardan biri, ürünün büyük bölümünün kısa bir hasat döneminde piyasaya çıkmasıdır. İşçilik, patoz, nakliye, gübre, ilaçlama ve günlük yaşam giderlerini karşılamak zorunda kalan küçük üretici, yeterli nakit rezervi bulunmadığında fındığını bekletemez. Ürününü hasadın hemen ardından satmak zorunda kalan üretici, satış zamanını serbestçe seçme imkânını kaybeder. Ekonomi literatüründe bu durum “nakit ihtiyacından kaynaklanan zorunlu satış” olarak değerlendirilir. Piyasaya ürün arzının yoğunlaştığı dönemde alıcıların pazarlık gücü artarken küçük üreticinin pazarlık gücü zayıflayabilir. Lisanslı depo sistemi, doğru işletildiğinde bu dengesizliği azaltabilecek araçlardan biridir. DEPO DEĞİL, ÜRETİCİYE ZAMAN KAZANDIRAN BİR SİSTEM Üretici lisanslı depoya teslim ettiği ürününü doğrudan satmış olmaz. Fındık önce yetkili sınıflandırıcı tarafından analiz edilir; kalite, sınıf ve miktarı belirlenir. Ardından ürün karşılığında elektronik ortamda ürün senedi oluşturulabilir. Elektronik Ürün Senedi, ürünün mülkiyetini temsil eder. Üretici, fiziki fındığı tekrar taşımadan senedi üzerinden satış yapabilir veya uygun finansman modellerinde teminat olarak kullanabilir. Ticaret Bakanlığına göre lisanslı depoya kabul edilen ürünler yetkili sınıflandırıcılar tarafından analiz edilip sınıflandırılıyor; ürün karşılığında düzenlenen senet ise aynı miktar, cins, sınıf ve kalitedeki ürünün hak sahibine teslimini güvence altına alıyor. Lisanslı depoların ayrıca teminat ve sigorta yükümlülüğü bulunuyor. Bu sistem üreticiye üç temel imkân sağlar: Ürününü sağlıklı koşullarda saklamak, satış zamanını seçmek ve ürünü elden çıkarmadan finansmana ulaşmak. Ancak bu faydaların ortaya çıkması için tesisin gerçekten üretici tarafından kullanılabilmesi gerekir. Bina yapmak tek başına yeterli değildir. KALİTE KAYBI EKONOMİK KAYIPTIR Fındığın uygun olmayan sıcaklık, nem ve havalandırma koşullarında bekletilmesi; acılaşma, küflenme, böceklenme, randıman kaybı ve aflatoksin riskini artırabilir. Bu nedenle modern depolama yalnızca ürünün fiziksel olarak korunması anlamına gelmez. Kaliteyi korumak, aynı zamanda üreticinin ürün değerini ve bölgenin ihracat itibarını korumaktır. Ordu’da kurulması planlanan tam otomasyonlu tesisin sıcaklık, nem, havalandırma, ürün izlenebilirliği ve laboratuvar süreçleriyle birlikte işletilmesi hâlinde bölgenin fındık ticaretinde kalite standardizasyonuna katkı sağlaması beklenebilir. ORDU’NUN ORTAK PROJESİ Başvuru sürecinin dikkat çeken yönlerinden biri de yatırımın yalnızca belediye bürokrasisi tarafından hazırlanmış bir proje olarak kalmaması oldu. Ordu Ticaret ve Sanayi Odası, Ünye Ticaret ve Sanayi Odası, Fatsa Ticaret ve Sanayi Odası, Ordu Ticaret Borsası, Ünye Ticaret Borsası ve Fatsa Ticaret Borsası, yatırımın bölge ekonomisine sağlayacağı katkıları anlatan resmi destek ve niyet beyanları hazırladı. Özel sektör temsilcileri de başvuru sürecine katkı sundu. Bu kurumsal birliktelik, projenin yalnızca bir belediye yatırımı değil, Ordu’nun ortak tarımsal kalkınma projesi olarak ele alındığını gösteriyor. EMEĞİ GEÇENLERİ KUTLUYORUZ Fındık üreticisinin ekonomik bağımsızlığını, ürün kalitesini ve satış gücünü artırmaya yönelik böyle bir projenin hazırlanması önemlidir. Başta projenin yatırım programına alınması için temaslarda bulunan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Ordu Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sancar Eser, şirket yöneticileri ve teknik çalışma ekibi olmak üzere başvuruya katkı sunan oda, borsa ve özel sektör temsilcileri takdiri hak ediyor. Sancar Eser de yatırımın yalnızca bir depolama tesisi olmadığını; üretici, tüccar, sanayici ve ihracatçıyı aynı sistem içerisinde buluşturacak bir ticaret ve lojistik altyapısı olarak planlandığını açıkladı. Ancak asıl başarı, Bakanlığın destek kararının ardından tesisin tamamlanması ve küçük üreticinin sistemi gerçekten kullanabilmesiyle ölçülecek. ORDU, GİRESUN’UN HATALARINDAN DERS ÇIKARMALI Ordu’nun projesi önemli olmakla birlikte, Giresun örneği lisanslı depoculukta yalnızca yatırım yapmanın yeterli olmadığını gösteriyor. Ordu’da tesis faaliyete geçtiğinde şu göstergeler her sezon kamuoyuna açıklanmalı: Depoya giren toplam fındık miktarı, kapasite kullanım oranı, tesisten yararlanan üretici sayısı, üreticilerin ortalama teslimat miktarı, tüccar ve şirketlerin toplam içindeki payı, düzenlenen elektronik ürün senedi hacmi, ürünlerin ortalama bekleme süresi ve üreticinin depolama sonrasında elde ettiği fiyat avantajı. Küçük üreticiler için ilçelerde ürün toplama merkezleri kurulması, taşıma maliyetinin düşürülmesi, düşük miktarlı teslimatların kabul edilmesi ve elektronik ürün senedi işlemleri konusunda ücretsiz danışmanlık verilmesi de projenin sosyal başarısı açısından kritik olacaktır. Aksi hâlde yüksek teknolojiyle kurulan tesisin kapasitesi, küçük üretici yerine büyük ticari işletmeler tarafından kullanılabilir. GİRESUN TİCARET BORSASININ LİSANSLI DEPO FİYASKOSU Ordu yeni bir lisanslı depo kurmak için bütün kurumlarıyla harekete geçerken Giresun’un elinde aynı amaçlarla kurulmuş, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarıyla finanse edilmiş büyük bir tesis bulunuyor. Giresun’daki tesisin sorunu bina, arsa veya başlangıçtaki teknolojik altyapı eksikliği değildi. Sorun, milyonlarca avroluk yatırımın kuruluş amaçlarına uygun ve üretici merkezli bir işletme modeline dönüştürülememesi oldu. 9,45 MİLYON AVROYA KURULDU Giresun Fındık Lisanslı Deposu ve Spot Borsası Projesi, Giresun Ticaret Borsası tarafından Avrupa Birliği destekli Rekabetçi Sektörler Programı’na sunuldu. Projenin toplam bütçesi 9 milyon 450 bin 309 avro olarak açıklandı. Bu kaynağın 7 milyon 753 bin 979 avrosu Avrupa Birliği katkısından, 1 milyon 696 bin 331 avrosu ise ulusal katkıdan oluştu. Projenin ortakları arasında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Giresun İl Özel İdaresi, Rize Ticaret Borsası ve Düzce Ticaret Borsası yer aldı. Operasyonel anlaşma 12 Ocak 2011’de imzalandı; kesin kabul 10 Mart 2017’de yapıldı. Tesis, 8 Eylül 2017’de büyük beklentiler ve üst düzey katılımlı bir törenle faaliyete geçirildi. Giresun Ticaret Borsası bugün de projeyi tamamlanan yatırımları arasında gösteriyor. Giresun Ticaret Borsasının güncel proje tanıtımında tesiste 17 bin ton kapasiteli 24 çelik silo, kalite kontrol laboratuvarı ve spot borsa binası bulunduğu belirtiliyor. GİFLİDAŞ’ın kendi internet sitesindeki teknik bilgi sayfasında ise kapasite 16 bin ton olarak veriliyor. Milyonlarca avroluk bir yatırım hakkında Borsa ile iştirak şirketinin internet sayfalarında kapasiteye ilişkin farklı rakamların bulunması bile kurumsal veri yönetiminin ve kamuoyu bilgilendirmesinin ne kadar yetersiz kaldığını gösteriyor. ORDU’YA TEBRİK Ordu’nun projesi henüz tamamlanmış bir yatırım değildir. Bakanlık değerlendirmesinin olumlu sonuçlanması, finansman, izin, ihale ve yapım süreçlerinin tamamlanması gerekiyor. Ancak Ordu’nun daha başvuru aşamasında belediye, oda, borsa ve özel sektörü bir araya getirerek üretici için yeni bir altyapı oluşturma iradesi ortaya koyması önemlidir. Giresun’un ise yeni bir depo projesine ihtiyacı yoktur. Giresun’un ihtiyacı, elindeki yüksek maliyetli tesisi kuruluş amacına döndürmek; üretici örgütlerinin de yer aldığı şeffaf, bağımsız ve hesap verebilir bir işletme modeli kurmaktır. İki komşu şehir arasındaki fark yalnızca yatırım farkı değildir. Biri geleceğe dönük üretici politikası geliştirirken diğeri elindeki stratejik tarım altyapısını kuruluş amacından uzaklaştırmaktadır.

ESPİYE’DE MAVİYEMİŞ HASADI: ÇEPNİKÖY’DE 11 DEKARLIK ÜRETİM Haber

ESPİYE’DE MAVİYEMİŞ HASADI: ÇEPNİKÖY’DE 11 DEKARLIK ÜRETİM

ESPİYE’DE MAVİYEMİŞ HASADI: ÇEPNİKÖY’DE 11 DEKARLIK ÜRETİM Espiye Kaymakamı Ahmet Kavanoz, İlçe Tarım Müdürü Metin Küp ile birlikte Çepniköy’de Kahraman Kaya’ya ait 11 dekarlık maviyemiş bahçesini ziyaret ederek hasada katıldı. Giresun’da alternatif tarım ürünü olarak giderek yaygınlaşan maviyemişte üretim alanı, son yıllardaki desteklerle 270 dekara kadar çıktı. Espiye Kaymakamı Ahmet Kavanoz, İlçe Tarım Müdürü Metin Küp ile birlikte ilçeye bağlı Çepniköy köyünde organik maviyemiş üretimi yapan Kahraman Kaya’yı ziyaret etti. 11 dekarlık arazide yürütülen üretimi ve hasat çalışmalarını yerinde inceleyen Kavanoz, bahçede yapılan hasada da katıldı. Ziyarette maviyemişin yetiştirilme şartları, hasat dönemi, ürünün muhafazası ve pazarlama süreci hakkında bilgi alındı. Espiye Kaymakamlığından yapılan değerlendirmede, “Üreticimize misafirperverliğinden dolayı teşekkür ediyor, bereketli ve bol kazançlı bir hasat dönemi diliyoruz” ifadelerine yer verildi. ÇEPNİKÖY’DEKİ BAHÇE GİRESUN’UN ÖNE ÇIKAN ÜRETİM ALANLARINDAN BİRİ Kahraman Kaya’nın Çepniköy’deki maviyemiş bahçesi, daha önce de Giresun’daki alternatif ürün çalışmalarının başarılı örnekleri arasında gösterilmişti. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım Orman Ekranı’nın 2024 tarihli haberinde işletmenin üretim alanı yaklaşık 12 dönüm olarak belirtilmiş, Kaya’nın atıl durumdaki çalılık araziyi üretime kazandırdığı ve hasat döneminde yaklaşık 10 kişiye çalışma imkânı sağladığı aktarılmıştı. Son ziyarette ise aktif üretim alanı 11 dekar olarak açıklandı. Kaya, 2024 yılındaki açıklamasında İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden fidan desteği aldığını, tutmayan veya gelişmeyen fidanların yenileriyle takviye edildiğini ve üretimin denetlendiğini belirtmişti. Ürünlerini İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere büyük şehirlerdeki alıcılara ulaştırdığını ifade eden Kaya, o dönem kilogram satış fiyatının 250-300 lira arasında değiştiğini söylemişti. GİRESUN’DA ÜRETİM ALANI 270 DEKARA ULAŞTI Giresun’da maviyemiş üretiminin yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar yaklaşık 2012 yılından bu yana yürütülüyor. 2024 yılında açıklanan verilere göre il genelinde ürün veren 66 dekar alandan yıllık yaklaşık 33 ton maviyemiş elde edilirken, yeni kurulan bahçelerle toplam üretim alanı 154 dekara çıkarılmıştı. Aynı dönemde 114 üreticiye 38 bin 400 fidan dağıtılmıştı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün Aralık 2025 tarihli açıklamasında ise 2022’den itibaren dağıtılan sertifikalı fidan sayısının 62 bin 80’e, il genelindeki maviyemiş yetiştiriciliği alanının da 270 dekara ulaştığı bildirildi. Bu rakamların tamamı aynı yıl ürün veren olgun bahçeleri değil, yeni kurulan ve gelişme dönemindeki alanları da kapsıyor. Bu nedenle üretim miktarının, fidanların verim çağına ulaşmasıyla önümüzdeki yıllarda artması bekleniyor. 2024 yılı destek programında Bulancak, Espiye, Güce, Görele, Tirebolu ve Yağlıdere ilçelerindeki 23 üreticiye 24 dekar alan için 6 bin sertifikalı maviyemiş fidanı dağıtıldı. İl genelindeki üretimin bu ilçelerde yoğunlaştığı, 2025 yılında da özellikle Bulancak ve Tirebolu’da yeni bahçelerin kurulduğu görülüyor. MAVİYEMİŞ NEDEN DEĞERLİ BİR ÜRÜN? Maviyemiş; taze tüketimin yanı sıra dondurulmuş ürün, reçel, marmelat, meyve suyu, kurutulmuş meyve, pasta ve sütlü ürünlerde kullanılabilen yüksek katma değerli bir meyve olarak öne çıkıyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ürünü vitamin, mineral ve antioksidan içeriği yüksek; birim alandan yüksek gelir sağlayabilen alternatif bir tarım ürünü olarak tanımlıyor. Fiyat; ürünün çeşidine, iriliğine, organik sertifikasına, ambalajına, satış miktarına ve satış kanalına göre önemli ölçüde değişiyor. Hal fiyatlarını derleyen 21 Temmuz 2026 tarihli güncel bir raporda konvansiyonel yaban mersininin ortalama toptan fiyatı kilogram başına 314 lira olarak yer aldı. Organik sertifikalı, seçilmiş ve küçük ambalajlı ürünlerde perakende satış fiyatı toptan fiyatın üzerine çıkabilir. Ancak üreticinin eline geçen net bedel; ambalaj, nakliye, soğutma, komisyon ve fire maliyetleri düşüldükten sonra belirleniyor. ÜRÜN NEREYE VE NASIL PAZARLANABİLİR? Maviyemiş için tek bir satış kanalı bulunmuyor. Üretici, hasat öncesinde alıcıyla bağlantı kurarak ürününü yerel manav ve marketlere, zincir marketlerin satın alma birimlerine, otel, restoran, pastane ve kafelere, meyve işleme tesislerine veya doğrudan tüketiciye satabiliyor. Büyük şehirlerdeki toptancılar, sipariş usulü satış ve üretici kooperatifleri de önemli pazarlama kanalları arasında yer alıyor. Çepniköy ve Tirebolu’daki üreticilerin daha önce İstanbul, Ankara, İzmir ve Giresun’a siparişle ürün göndermesi, bu modelin Giresun’da fiilen uygulandığını gösteriyor. Küçük ve orta büyüklükteki üreticiler açısından izlenebilecek yol şöyle sıralanıyor: Hasattan önce tahmini ürün miktarının belirlenmesi,Market, manav, toptancı ve işletmelerle ön satış bağlantısı kurulması,Fiyat, ödeme ve teslim şartlarının yazılı hale getirilmesi,Ürünün irilik ve kalite durumuna göre sınıflandırılması,Küçük ve havalandırmalı ambalajlarda satışa hazırlanması,Hasat edilen ürünün aynı gün soğuk zincire alınması,Ezilmiş veya aşırı olgun meyvelerin işlenmiş ürün kanalına ayrılması. Taze satışa uygun olmayan ancak gıda güvenliği açısından sağlam durumdaki meyveler; reçel, püre, meyve suyu, kurutulmuş ürün veya dondurulmuş meyve üretiminde değerlendirilebilir. HASATTAN SONRA SOĞUK ZİNCİR ŞART Maviyemiş, hasat sonrasında su kaybına ve ezilmeye açık bir ürün. Meyvenin serin saatlerde, zedelenmeden ve kuru olarak toplanması, doğrudan güneş altında bekletilmemesi gerekiyor. Hasattan sonra ayıklama ve ambalajlama hızla tamamlanmalı, ürün mümkün olan en kısa sürede ön soğutmaya alınmalıdır. Türkiye’de yapılan akademik çalışmalarda maviyemişin 0-1 derece sıcaklık ve yüzde 90-95 oransal nem koşullarında kalitesini daha uzun süre koruyabildiği, kontrollü şartlarda 28-30 güne kadar muhafaza denemelerinin yapıldığı bildiriliyor. Ancak ürünün gerçek raf ömrü; çeşide, hasat olgunluğuna, ambalaja ve soğuk zincirin kesintisiz sürdürülmesine bağlı bulunuyor. Bu nedenle ürünün bahçeden alındıktan sonra açık kasalarda ve sıcak ortamda uzun süre bekletilmemesi, soğutmalı araçlarla veya ısı yalıtımlı taşıma sistemiyle satış noktasına ulaştırılması önem taşıyor. “ORGANİK” ADIYLA SATIŞ İÇİN SERTİFİKA GEREKİYOR Bir ürünün yalnızca ilaç kullanılmadan yetiştirilmesi, tek başına “organik ürün” olarak satışa sunulması için yeterli değil. Tarım ve Orman Bakanlığına göre organik üretim; yetkilendirilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşuyla sözleşme yapılmasını, üretimin bütün aşamalarının denetlenmesini ve nihai ürünün sertifikalandırılmasını gerektiriyor. Organik adıyla ambalajlı satışta ürünün sertifika statüsü, hasat yılı, üretici bilgileri ve mevzuata uygun organik ürün logosunun etikette bulunması gerekiyor. TOPTAN SATIŞTA ÜRÜN KÜNYESİ OLUŞTURULMALI Toptan satış veya sevkiyat yapılacaksa ürünün Hal Kayıt Sistemi üzerinden bildirilmesi ve ürün künyesinin oluşturulması gerekiyor. Sistem; ürünün nerede ve kim tarafından üretildiği, miktarı, alıcısı ve satıcısı gibi bilgilerin kayıt altına alınmasını sağlıyor. Üretici örgütleri de ortaklarının ürünlerini toptan veya perakende olarak pazarlayabiliyor. Ürünün reçel, meyve suyu, kurutulmuş meyve veya benzeri işlenmiş gıda olarak satışa sunulması halinde ise üretimin Tarım ve Orman Bakanlığına kayıtlı bir gıda işletmesinde yapılması gerekiyor. Üretici kendi tesisini kurabileceği gibi kayıtlı bir işletmeyle sözleşmeli üretim modeli de uygulayabilir. FINDIĞA ALTERNATİF DEĞİL, ÜRETİCİYE İLAVE GELİR KAPISI Giresun’un iklim ve toprak yapısına uyum sağlayan maviyemiş, fındığın yerine geçecek bir ürün olarak değil; boş, küçük veya alternatif ürün yetiştiriciliğine uygun arazilerin değerlendirilmesini sağlayacak ilave bir gelir kaynağı olarak önem taşıyor. Çepniköy’deki 11 dekarlık üretim alanı da doğru fidan seçimi, teknik takip, sertifikasyon, soğuk zincir ve önceden kurulmuş satış bağlantısı bir araya geldiğinde maviyemişin Espiye için ekonomik değere dönüşebileceğini gösteriyor.

Yanıltıcı reklamlara ağır yaptırım! 7 ayda 185 milyon TL ceza Haber

Yanıltıcı reklamlara ağır yaptırım! 7 ayda 185 milyon TL ceza

Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu, yılın ilk yedi aylık periyodunda yanıltıcı reklamlar ile haksız ticari faaliyetlere ilişkin 21 binden fazla dosyayı karara bağladı. Bilimsel dayanağı bulunmayan saç çıkarma iddiaları, vize garantisi vaatleri ve "Kâbe-Ravza kokusu" şeklinde gerçekleştirilen tanıtımlara yönelik yaptırımlar uygulanırken, kesilen toplam idari para cezası 185 milyon lirayı geçti. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Reklam Kurulu, tüketicileri yanılttığı tespit edilen reklamlar ve haksız ticari uygulamalara karşı yürüttüğü denetimlere devam ediyor. Kurulun gerçekleştirdiği 371'inci toplantıda 149 dosya değerlendirilirken, bunlardan 118'inin mevzuata aykırı olduğu saptandı. Aykırılık tespit edilen dosyalardan 74'ü hakkında reklam durdurma, 44'ü hakkında ise hem durdurma hem de idari para cezası uygulanması kararı alındı. Ayrıca üç ayrı dosya için erişim engeli tedbiri getirildi. Bakanlık tarafından kamuoyuyla paylaşılan verilere göre, 2026 yılının ilk yedi ayında yanıltıcı reklam ve haksız ticari uygulamalarla ilgili 21 bini aşkın dosya sonuçlandırılırken, uygulanan toplam idari para cezası 185 milyon TL'nin üzerine çıktı. BİLİMSEL DAYANAĞI OLMAYAN SAÇ ÇIKARMA REKLAMINA ÜST SINIRDAN CEZA Kurul, çeşitli mecralarda tanıtımı yapılan bir saç spreyinin "Her 10 Günde 2000 Yeni Saç Kökü", "Saç Üretimini Aktive Eder" ve "Saç kökleri uyku halinden çıkıyor" gibi ifadelerle tüketicileri yanılttığını tespit etti. Bilimsel olarak kanıtlanmamış iddiaların kullanılması, ürünün etkisini kanıtladığı öne sürülen görsellere yer verilmesi ve yapılan uyarılara rağmen reklamların yayına devam etmesi nedeniyle ilgili firmaya üst sınırdan idari para cezası kesildi. VİZE GARANTİSİ REKLAMLARI DURDURULDU Reklam Kurulu, tüketicilere "vize garantisi", "%100 onay garantisi", "vize randevu garantisi", "hızlı başvuru" ve "garanti çözüm" gibi vaatlerde bulunan vize aracılık şirketlerine yönelik incelemelerini tamamladı. Yürütülen çalışmalar sonucunda, beş farklı firmanın yanıltıcı nitelik taşıyan reklamlarının durdurulmasına karar verildi. "KÂBE VE RAVZA KOKUSU" TANITIMLARI İNCELEMEDE Kurul ayrıca sosyal medya platformları üzerinden "Kâbe ve Ravza kokusu" şeklinde gerçekleştirilen satış ve pazarlama faaliyetlerini inceleme kapsamına aldı. İlk değerlendirmelerde, bu tür tanıtımlarla vatandaşların dini hassasiyetlerinin ticari çıkarlar doğrultusunda istismar edildiği görüşüne varılırken, inceleme süreci tamamlanana kadar reklamların 3 aya kadar tedbiren durdurulmasına karar verildi. Konuya ilişkin nihai karar, incelemelerin ardından açıklanacak. Ticaret Bakanlığı, tüketicileri aldatan reklamlar ve haksız ticari uygulamalara karşı tüm mecralarda denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.

GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ ÜRETİMİ 270 DEKARA ULAŞTI Haber

GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ ÜRETİMİ 270 DEKARA ULAŞTI

GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ ÜRETİMİ 270 DEKARA ULAŞTI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, Bulancak’ın Eriklik köyünde maviyemiş üreticisi Refik Aslan’ın bahçesinde incelemelerde bulundu. Ziyarette üretim ve hasadın yanı sıra ürünün işlenmesi, pazarlanması ve Bulancak Kadın Kooperatifi aracılığıyla katma değerli ürüne dönüştürülmesi ele alındı. ERİKLİK KÖYÜNDE ÜRETİM SÜRECİ İNCELENDİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, Bulancak ilçesine bağlı Eriklik köyünde maviyemiş yetiştiriciliği yapan üretici Refik Aslan’ı ziyaret etti. Bahçede gerçekleştirilen incelemelerde; maviyemişin yetiştirilmesi, hasadı, değerlendirilmesi ve pazarlanmasına ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Ziyarete Şube Müdürleri Arif Kahya ve Haydar Ünlü ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personeli de katıldı. KADIN KOOPERATİFİ İÇİN HİBE DESTEKLERİ GÖRÜŞÜLDÜ Ziyarette, maviyemişin yalnızca taze meyve olarak satılması yerine işlenerek ekonomik değerinin artırılması da gündeme geldi. Bu kapsamda Bulancak Kadın Kooperatifinde üretilebilecek reçel, marmelat, meyve suyu, kurutulmuş meyve ve benzeri ürünler için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sağlanabilecek hibe destekleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Ürünün işlenmesi, paketlenmesi ve yerel bir marka altında pazarlanması; hem üretici gelirinin yükselmesi hem de kadın kooperatiflerinin üretim kapasitesinin geliştirilmesi açısından önem taşıyor. GİRESUN’DA ÜRETİM ALANI HIZLA GENİŞLEDİ Giresun’da maviyemiş yetiştiriciliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yaklaşık 12 yıldır devam ediyor. Kentte 2024 yılı itibarıyla 66 dekar alanda yıllık yaklaşık 33 ton ürün elde edildiği açıklanmıştı. Özellikle 2022 yılında başlatılan destek projesiyle üreticilere sertifikalı fidan dağıtılarak yeni bahçeler kuruldu. GİRESUN’DA MAVİYEMİŞ DESTEĞİNİN YILLARA GÖRE GELİŞİMİ Yıl Desteklenen üretici Kurulan yeni alan Dağıtılan fidan 2022 31 33 dekar 8 bin 330 2023 40 40 dekar 9 bin 900 2024 23 24 dekar 6 bin 2022-2024 toplamı 94 97 dekar 24 bin 230 Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün verilerine göre üç yıllık dönemde 94 üreticiye toplam 24 bin 230 sertifikalı maviyemiş fidanı dağıtıldı ve 97 dekarlık yeni bahçe kurulması sağlandı. Projenin sonraki aşamalarında dağıtılan toplam fidan sayısı 62 bin 80’e, Giresun’daki maviyemiş yetiştiricilik alanı ise 270 dekara ulaştı. Ancak yeni kurulan bahçelerin tamamı henüz tam verim çağına ulaşmadığı için 270 dekarlık alanın tamamını mevcut yıllık üretim miktarıyla doğrudan karşılaştırmak mümkün değil. TÜRKİYE’DE HANGİ İLLER ÖNE ÇIKIYOR? Türkiye’de maviyemiş üretimi farklı iklim ve yetiştirme tekniklerine göre Karadeniz, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde yoğunlaşıyor. Açıklanan il bazlı üretim verilerinde öne çıkan iller şöyle sıralandı: İl Üretim alanı Üretim miktarı Antalya 754 dekar 862 ton Bursa 2 bin 288 dekar 861 ton Kırklareli 175 dekar 341 ton Rize 351 dekar 205 ton Trabzon 220 dekar 97 ton Giresun 66 dekar Yaklaşık 33 ton Bu tablo, kamuoyuna açıklanan aynı dönemli il verileri ile Giresun için açıklanan 2024 üretim bilgisinin birlikte değerlendirilmesiyle oluşturuldu. Antalya üretim miktarı, Bursa üretim alanı, Kırklareli ise yüksek verimiyle dikkati çekiyor. Bursa’da üretim sonraki dönemde de büyüdü. Yalnızca İnegöl ilçesinde 2024 yılında 1.400 dekar alandan yaklaşık 980 ton maviyemiş elde edildiği bildirildi. Bu durum, hızla gelişen üretim yapısı nedeniyle il verilerinin yıllara göre önemli ölçüde değişebildiğini gösteriyor. MAVİYEMİŞ NEDİR? Maviyemiş; bilimsel olarak Vaccinium cinsi içerisinde yer alan, mavi-mor renkli ve küçük taneli bir üzümsü meyve türü. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaban mersini, likapa, ligarba ve çalı çileği gibi adlarla da biliniyor. Ancak doğada kendiliğinden yetişen yerel türlerle ticari bahçelerde yetiştirilen kültür maviyemişleri arasında çeşit ve özellik bakımından farklılıklar bulunabiliyor. Maviyemiş; Taze meyve,Dondurulmuş ürün,Reçel ve marmelat,Meyve suyu,Kurutulmuş meyve,Pasta ve süt ürünleri,Kozmetik ve gıda sanayisi girdisi olarak değerlendirilebiliyor. ASİTLİ TOPRAKLARI VE YAĞIŞLI İKLİMİ SEVİYOR Maviyemiş yetiştiriciliğinde toprağın yapısı büyük önem taşıyor. Bitki, organik madde bakımından zengin ve asit karakterli topraklarda daha iyi gelişiyor. Kök bölgesinin nemli kalması gerekiyor ancak suyun birikmesi kök hastalıklarına yol açabiliyor. Bu nedenle drenajı iyi, su tutma kapasitesi yüksek ve asitli topraklar yetiştiricilik açısından avantaj sağlıyor. Giresun’un yağışlı iklimi, asitli toprak yapısı ve yüksek organik madde içeren arazileri, maviyemiş için uygun bir üretim ortamı oluşturuyor. Bakanlığın yatırım rehberinde de Karadeniz illeri, topraklı maviyemiş yetiştiriciliği açısından uygun bölgeler arasında gösteriliyor. EKONOMİYE KATKI Maviyemiş, küçük alanlardan ekonomik değer üretilebilmesi ve farklı ürünlere işlenebilmesi nedeniyle alternatif tarım ürünü olarak öne çıkıyor. Ürünün ekonomiye katkısı yalnızca taze meyve satışıyla sınırlı kalmıyor. Soğuk hava deposu, paketleme, dondurma, kurutma, reçel ve marmelat üretimi gibi alanlarda yeni bir üretim zinciri oluşturabiliyor. Özellikle kadın kooperatiflerinin sürece katılmasıyla; Yerel istihdamın artırılması,Küçük üreticinin pazara ulaşması,Ürünün raf ömrünün uzatılması,Tarımsal ürünün markalaştırılması,Kırsalda kadın emeğinin ekonomik değere dönüşmesi,Giresun’a özgü yeni ürünlerin geliştirilmesi mümkün hale gelebiliyor. Eriklik köyündeki ziyaret, Giresun’da büyüyen maviyemiş üretiminin yalnızca bahçe tesisiyle sınırlı kalmayacağını; işleme, kooperatifçilik ve pazarlama boyutuyla yeni bir kırsal kalkınma alanına dönüşebileceğini gösterdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.