Hava Durumu

#Pazarlama

giresunsonhaber - Pazarlama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pazarlama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KARADENİZ FIRTINASI GİRESUN’UN YERLİ ÜRETİM GÜCÜNÜ GÖSTERDİ Haber

KARADENİZ FIRTINASI GİRESUN’UN YERLİ ÜRETİM GÜCÜNÜ GÖSTERDİ

HOYDİ 28’DEN FINDIĞA KATMA DEĞER: KARADENİZ FIRTINASI GİRESUN’UN YERLİ ÜRETİM GÜCÜNÜ GÖSTERDİ Giresunlu girişimci Ayhan Akten’in markası Hoydi 28 Fındık, Giresun fındığını ham ürün olmaktan çıkarıp katma değerli ürünlere dönüştüren yerli üretim modeliyle dikkat çekiyor. Markanın “Karadeniz Fırtınası” ürünü, fındığın doğru işlendiğinde şehir ekonomisine, yerel markalaşmaya ve üreticinin emeğinin değer kazanmasına nasıl katkı sunabileceğini gösteren örneklerden biri oldu. GİRESUN FINDIĞINI MARKALI ÜRÜNE DÖNÜŞTÜREN YERLİ GİRİŞİM Giresun’un en güçlü tarımsal değeri olan fındık, uzun yıllardır bölge ekonomisinin ana omurgasını oluşturuyor. Ancak fındığın gerçek ekonomik karşılığı, yalnızca ham ürün olarak pazara sunulduğunda sınırlı kalıyor. Bu nedenle fındığın işlenmesi, paketlenmesi, markalaştırılması ve tüketiciye farklı ürün seçenekleriyle ulaştırılması Giresun için stratejik önem taşıyor. Ayhan Akten’in sahibi olduğu Hoydi 28 Fındık, bu anlayışla Giresun fındığını yalnızca iç fındık veya kabuklu fındık olarak değil; fındık ezmesi, fındıklı atıştırmalıklar, özel tatlılar, hediyelik ürünler ve yenilikçi lezzetlerle tüketiciye sunuyor. Marka, yerel üretimi şehir dışına taşıyan ve Giresun fındığını farklı pazarlarda görünür kılan çalışmalarıyla öne çıkıyor. KARADENİZ FIRTINASI YOĞUN İLGİ GÖRDÜ Hoydi 28’in dikkat çeken ürünlerinden biri olan Karadeniz Fırtınası, fındık ezmesiyle hazırlanan özel bir ürün olarak tüketiciyle buluştu. Ürün, sade içeriği, yoğun fındık tadı ve yerel kimliğiyle kısa sürede ilgi gördü. Daha önce yayınlanan bilgilere göre Karadeniz Fırtınası, unsuz, glutensiz, glikozsuz, katkısız ve yüzde yüz fındık ezmesiyle hazırlanan yapısıyla öne çıktı. Bu özellikleri, ürünü yalnızca klasik bir atıştırmalık olmaktan çıkararak doğal ve sağlıklı ürün arayan tüketicilerin de ilgisini çeken bir yerli üretim örneğine dönüştürdü. Ürüne yönelik talep kısa sürede arttı. Daha önce kamuoyuna yansıyan bilgiler, Karadeniz Fırtınası’nın farklı illerdeki satış noktalarına ulaştığını ve artan ilginin üretim kapasitesini büyüttüğünü gösterdi. FINDIĞA EMEK, MARKA VE KATMA DEĞER EKLENİYOR Giresun fındığının değerinde satılması için yalnızca rekolte ve piyasa fiyatı yeterli değil. Fındığın daha güçlü ekonomik değer oluşturabilmesi için ürün haline getirilmesi, marka kimliği kazanması ve tüketiciye güven veren bir ambalajla sunulması gerekiyor. Hoydi 28’in ortaya koyduğu model bu açıdan önem taşıyor. Fındık, bu üretim anlayışıyla yalnızca kilo hesabıyla satılan bir tarımsal ürün olmaktan çıkıyor; adı, hikâyesi, ambalajı, lezzeti ve yerel kimliği olan bir ürüne dönüşüyor. Fındık ezmesi, fındıklı kurabiye, yöresel tatlılar, hediyelik paketler ve özel ürünler, ham fındığın üzerine emek, üretim bilgisi, tasarım ve pazarlama gücü ekliyor. Bu da fındığın tüketiciye daha yüksek değerle ulaşmasını sağlıyor. ŞEHİR EKONOMİSİNE DOĞRUDAN KATKI Yerli markaların güçlenmesi, Giresun ekonomisi için yalnızca ticari bir başarı anlamına gelmiyor. Bu tür girişimler üretimden paketlemeye, satıştan dağıtıma, tanıtımdan istihdama kadar birçok alanda şehir ekonomisine hareket kazandırıyor. Hoydi 28’in ürün çeşitliliği ve satış ağı, Giresun fındığının şehir dışındaki tüketiciyle daha güçlü bağ kurmasını sağlıyor. Ürünlerin farklı illerde raflara girmesi, Giresun adının ve Giresun fındığının daha geniş pazarlarda tanınmasına katkı sunuyor. Bu süreçte kazanan yalnızca marka olmuyor. Fındığın işlenerek satılması, şehirde üretim kültürünü güçlendiriyor; yerel işletmelere örnek oluşturuyor; genç girişimcilere fındık üzerinden yeni iş modelleri kurulabileceğini gösteriyor. YERLİ MARKALARI SAHİPLENMEK GELECEK İÇİN ÖNEMLİ Bugünün ekonomisinde yalnızca üretmek yeterli değil. Üretilen ürünü işlemek, markalaştırmak, doğru anlatmak ve pazara güçlü şekilde sunmak gerekiyor. Yerli üretim gücü zayıf olan şehirlerin ve toplumların rekabet etmesi giderek zorlaşıyor. Giresun gibi fındıkla anılan bir şehirde asıl mesele, fındığın dünya çapında bilinen bir tarım ürünü olmasının ötesine geçmektir. Giresun fındığı, daha fazla yerli markayla, daha fazla işlenmiş ürünle ve daha güçlü pazarlama diliyle değer kazanmalıdır. Hoydi 28’in Karadeniz Fırtınası ürünü bu açıdan yalnızca yeni bir lezzet değil, yerli üretim adına doğru kurulmuş bir örnektir. Giresun fındığının kalitesini, şehir kimliğini ve üretim becerisini aynı üründe buluşturan bu yaklaşım, takdiri hak ediyor. GİRESUN FINDIĞI İÇİN DOĞRU YÖN: ÜRET, İŞLE, MARKALAŞTIR Giresun’un geleceğinde fındık yine belirleyici olacak. Ancak bu geleceği güçlü kılacak olan, fındığın sadece dalından toplanıp piyasaya verilmesi değil; işlenmesi, markalaştırılması ve katma değerli ürüne dönüştürülmesidir. Ayhan Akten ve Hoydi 28 Fındık’ın ortaya koyduğu çalışma, Giresun’da yerli markaların desteklenmesi gerektiğini bir kez daha gösterdi. Karadeniz Fırtınası gibi ürünler çoğaldıkça, fındığın değeri daha görünür hale gelecek; şehir ekonomisi daha güçlü bir üretim zemini kazanacak; Giresun’un adı yerli ve kaliteli ürünlerle daha geniş kitlelere ulaşacaktır. Giresun fındığına değer katan, yerli üretimi büyüten ve şehir ekonomisine katkı sunan bu girişim tebriki hak ediyor. https://www.hoydi28findik.com/

TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNDE 5,3 MİLYAR DOLARLIK DÖNÜŞÜM HAMLESİ Haber

TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNDE 5,3 MİLYAR DOLARLIK DÖNÜŞÜM HAMLESİ

TÜRKİYE TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNDE 5,3 MİLYAR DOLARLIK DÖNÜŞÜM HAMLESİ Türkiye, tarım ve gıda sektöründe üretim, işleme, pazarlama ve istihdam zincirini güçlendirecek yeni finansman modelini devreye alıyor. Dünya Bankası kaynaklı proje kapsamında 10 yılda 5,3 milyar dolarlık finansman paketi planlandı; ilk 750 milyon dolar 2026 yılında girişimcilerin kullanımına açılacak. TARIMDA YATIRIMLAR DA PLANLAMA KAPSAMINA ALINIYOR Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi, tarımsal üretimin yalnızca tarlada değil, sanayi ve pazarlama aşamalarında da planlı biçimde değerlendirilmesini hedefliyor. Proje, çiftçilerin ürünlerini pazarlama sorunu yaşamadan doğru bölgelerde, uygun sanayi tesislerinde işlenebilecek bir yapıya kavuşturulmasını amaçlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Programı’nda yaptığı açıklamada projenin bu yıl içinde başlatılacağını duyurdu. Yeni modelle tarım ve gıda alanında yatırım yapmak isteyen girişimcilerin finansmana erişimi kolaylaştırılacak. YATIRIM TUTARININ YÜZDE 80’İNE KADAR DESTEK Proje kapsamında yatırım tutarının yüzde 80’ine kadar geri ödemeli finansman ve kredi garanti sistemi desteği sağlanacak. İşletmelere 24 ay geri ödemesiz, 7 yıla kadar vadeli ve proje büyüklüğüne bağlı olarak 10 milyon dolara kadar finansman imkânı sunulacak. Finansman desteği tarım ve gıda alanında yapılacak tesis inşaatı ile makine-ekipman yatırımlarında kullanılacak. Böylece ürünün üretimden sonra işlenmesi, depolanması, paketlenmesi ve pazara ulaştırılması süreçlerinde yeni kapasite oluşturulması hedefleniyor. 2026’DA İLK 750 MİLYON DOLAR KULLANIMA AÇILACAK Proje için 10 yıllık dönemde 5,3 milyar dolarlık finansman paketi planlandı. Bu paketin ilk 750 milyon dolarlık bölümü 2026 yılında girişimcilerin kullanımına açılacak. Kredi Garanti Fonu’nun da dahil olacağı mekanizmayla krediye erişimde güçlük yaşayan birincil üretim yapan çiftçiler için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturulacak. Bu adımla 400 bin çiftçinin ürünlerini pazarlayabileceği yeni kanallar açılması ve 250 bin kişiye yeni istihdam sağlanması hedefleniyor. KIRSAL REFAH VE İSTİHDAM AYNI PAKETTE ELE ALINACAK Yeni proje, kırsal kalkınmayı yalnızca destek ödemesi veya hibe modeliyle sınırlamıyor. Tarımsal ürünün değer zinciri içinde sanayiye bağlanması, üreticinin pazara erişimi, kırsalda yeni iş alanlarının oluşturulması ve gençler ile kadınların üretimde daha güçlü yer alması hedefleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın mevcut Kırsal Kalkınma Yatırım Programı da hibe destekleri, tasarruflu sulama sistemleri, IPARD ve dezavantajlı alanlara yönelik destek başlıklarıyla kırsal kalkınma yapısının önemli parçaları arasında bulunuyor. Bakanlığın Kırsal Kalkınma Yatırım Programı sayfasında 2026 yılı destek programları ve güncel mevzuat başlıkları yayımlanıyor. GENÇLER, KADINLAR VE AİLE İŞLETMELERİNE ÖNCELİK 2026 yılı kırsal kalkınma desteklerinde gençler, kadınlar ve aile işletmeleri de ayrı bir öncelik başlığı olarak öne çıkıyor. Erdoğan, Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı’na ayrılan 10 milyar liralık bütçenin yüzde 20’sinin gençlere ve kadınlara, yüzde 30’unun aile işletmelerine tahsis edildiğini açıkladı. Program kapsamında 100 bin liradan 30 milyon liraya kadar olan projelerde tutarın yüzde 50 ile yüzde 70’i arasında hibe desteği sağlanacak. Bu destek başlığı, yeni dönüşüm projesiyle birlikte değerlendirildiğinde kırsalda üretici tabanını güçlendiren, tarımsal sanayi yatırımlarını artıran ve üreticiyle işleme tesisleri arasında daha güçlü bağ kuran bir finansman zemini oluşturuyor. GIDA ARZ GÜVENLİĞİ VE ÜRETİM PLANLAMASI VURGUSU Tarım ve gıda sektöründeki yeni finansman adımı, gıda arz güvenliği ve üretim planlaması politikalarının devamı niteliğinde ele alınıyor. Erdoğan, tarımsal üretim planlamasında iki yılın geride kaldığını, yeni aşamada tarımsal yatırımların da planlama kapsamına alınacağını ifade etti. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da aynı programda tarımın stratejik önemine dikkat çekerek savaşlar, salgınlar, iklim değişikliği ve su krizlerinin ülkeler için üretim kabiliyetini en büyük güçlerden biri haline getirdiğini vurguladı. ÜRETİMDEN PAZARA UZANAN YENİ MODEL Proje, çiftçinin ürettiği ürünün değer kaybetmeden sanayiye ve pazara ulaşmasını hedefleyen geniş kapsamlı bir dönüşüm modeli sunuyor. Tesis inşaatı, makine-ekipman yatırımı, kredi garanti sistemi, uzun vadeli finansman ve pazarlama kanalları aynı yapı içinde ele alınacak. Bu modelle tarımsal üretimin yalnızca miktar olarak değil, işleme kapasitesi, katma değer, istihdam ve kırsal gelir açısından da büyütülmesi amaçlanıyor. Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi, 2026 yılında başlayacak ilk finansman dilimiyle tarım ve gıda yatırımlarında yeni bir dönemin kapısını açacak.

Doğru bilinen yanlışlar sofraları tehdit ediyor! Haber

Doğru bilinen yanlışlar sofraları tehdit ediyor!

Zeytin ve süt ürünlerinde "yeni nesil" bir döneme girildi. Olivtech Fuarı kapsamında bir araya gelen bilim insanları, gıda alanındaki bilgi kirliliğine karşı uyarılarda bulunarak; tüketicilere etiketleri doğru okumaları ve bilimsel verileri temel almaları tavsiyesinde bulundu. İzmir'de, sağlığın temeli süt ile barışın simgesi zeytin için önemli bir iş birliği gerçekleştirildi. İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından organize edilen Gurme İzmir Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı; panelleri ve deneyim alanlarıyla akademisyenleri, sektör profesyonellerini ve ziyaretçileri buluşturdu. Gün boyu süren oturumlarda, başta süt ve zeytinyağı olmak üzere temel gıdalar; sürdürülebilirlik, kültürel miras ve bilimsel veriler ışığında incelenirken; tadım etkinlikleri, mutfak atölyeleri ve sergilerle katılımcılara kapsamlı bir fuar deneyimi yaşatıldı. DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR Gurme İzmir – Olivtech Fuarı Etkinlik Sahnesi’nde, “Tüketim – Deneyim – Algı” temasıyla gerçekleştirilen tadım etkinlikleri ve oturumlar yoğun ilgi gördü. “Sütü Nasıl Tüketiyoruz? Yeni Nesil Yaklaşımlar” isimli panelin moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Karagözlü üstlendi. Panelde; Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedef Nehir El, Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyesi ve TE-TA Teknik Tarım Genel Müdürü Sumer Tömek Bayındır ile Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykan Candemir konuşmacı olarak yer aldı. Süt ve süt ürünlerinin gıda sektöründeki stratejik önemine değinen Prof. Dr. Cem Karagözlü, “Beslenmede doğru bildiğimiz pek çok konunun yeniden değerlendirilmesi gereken bir süreçteyiz ve tüketici alışkanlıkları hızla değişiyor. Alanında uzman isimlerle birlikte, tüketicinin nereye evrildiğini ve doğru bilinen yanlışları ele alacağız” ifadelerini kullandı. Süt üretiminde sürdürülebilirlik ve kalitenin tesisi için üreticinin teknoloji ve doğru bilgiyle desteklenmesinin hayati olduğunu belirten Sumer Tömek Bayındır, “Süt sektörünün hak ettiği değerle buluşmaması üreticileri zorlayan temel bir sorun. Bu noktada kooperatifleşmenin güçlenmesi kritik; çünkü birlikte hareket eden üreticinin dayanıklılığı ve pazarlama gücü artacaktır. Doğru teknolojilerin entegrasyonuyla sektör daha güçlü, verimli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacaktır” şeklinde konuştu. BİLİNÇLİ TÜKETİM VE DOĞRU ETİKET OKUMANIN ÖNEMİ Gıda tüketiminde bilinçli seçimlerin altını çizen Prof. Dr. Sedef Nehir El, ürün etiketlerini doğru okumanın önemine vurgu yaptı. Sedef Nehir El, “Tüketiciler tek bir değere odaklanmak yerine, ürünün genel besin profilini bir bütün olarak değerlendirmelidir. Bilimsel verilerin rehber alındığı doğru tüketim alışkanlıkları, hem birey hem de toplum sağlığı adına büyük önem taşımaktadır” dedi. Süt ve süt ürünleri alanındaki tüketici davranışlarının son yıllarda ciddi bir dönüşüm geçirdiğini ifade eden Prof. Dr. Aykan Candemir, pazarlamada artık teknoloji, marka değeri ve sürdürülebilirliğin bir arada ele alınması gerektiğini belirtti. Candemir, “Günümüzde süt ürünlerinde temel beklenti sadece tüketim değil; güven, fayda ve işlevselliktir. Üreticilerin rekabet gücünü artırmak için katma değer yaratan ve hikayesi olan sürdürülebilir ürünlere yönelmesi gerekiyor. Doğru strateji ve planlama ile bu alanda çok başarılı sonuçlar elde edilebilir” diyerek sektördeki fırsatlara dikkat çekti. “Gelenekten Geleceğe Zeytinyağının Sofralarımızdaki Değeri” başlıklı panelde ise zeytinyağının kültürel mirastan modern beslenme alışkanlıklarına uzanan süreci çok boyutlu olarak tartışıldı. İzmir Konak Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan’ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda; Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Doç. Dr. Levent Köstem, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Özgür Sarıbaş, Genç ve Naturel A.Ş. Kurucu Ortağı Prof. Dr. Seda Genç ile Endokrin, Metabolizma, Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Prof. Dr. Ceyhun Dizdarer; üretim aşamaları, sağlık etkileri ve doğru tüketim yöntemleri üzerine değerlendirmeler sundu. Zeytinin tarihsel ve kültürel kıymetine değinen Prof. Dr. Küçükaltan, “Zeytin; bolluğun, bereketin, barışın ve medeniyetin sembolüdür. Ekonomik, kültürel ve sağlık açısından çok değerli olan zeytinyağını bu panelde tüm yönleriyle ele alacağız” şeklinde konuştu.

SENCER SOLAKOĞLU GİRESUN’DA TARIM GÜNDEMİYLE SAHAYA İNİYOR Haber

SENCER SOLAKOĞLU GİRESUN’DA TARIM GÜNDEMİYLE SAHAYA İNİYOR

SENCER SOLAKOĞLU GİRESUN’DA TARIM GÜNDEMİYLE SAHAYA İNİYOR Cumhuriyet Halk Partisi (Cumhuriyet Halk Partisi) Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, 27 Şubat 2026 Cuma günü Giresun’da tarım politikaları odağında bir dizi ziyaret ve toplantı gerçekleştirecek. CHP İl Başkanlığı tarafından paylaşılan programa göre Solakoğlu’nun Giresun temasları sabah saatlerinde başlayacak. Program kapsamında ilk olarak CHP Giresun İl Başkanlığı’nı ziyaret edecek olan Solakoğlu, il örgütüyle değerlendirme toplantısı yapacak. Giresun’da son yıllarda tarımsal üretimde yaşanan sorunlar kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor. Artan girdi maliyetleri, fındıkta istikrarsız fiyat oluşumu, rekolte tahminlerine yönelik güven sorunu ve pazarlama kanallarındaki yapısal dengesizlikler üreticilerin en temel sorunları arasında öne çıkıyor. Özellikle küçük ölçekli üreticiler, gübre, ilaç ve işçilik maliyetlerindeki artış nedeniyle ciddi gelir kaybı yaşadıklarını ifade ederken, tarımsal destekleme politikalarının yeterliliği ve zamanlaması da tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bunun yanı sıra kırsalda nüfusun yaşlanması, gençlerin tarımdan uzaklaşması ve arazi parçalanması gibi yapısal sorunlar, Giresun tarımının sürdürülebilirliği açısından dikkat çekiyor. Program kapsamında Sencer Solakoğlu ve beraberindeki heyetin; üreticiler, muhtarlar ve fındık sanayi kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelerek sahadaki sorunlar, beklentiler ve çözüm önerileri üzerine görüş alışverişinde bulunması planlanıyor. Günün devamında Giresun Fındık Borsası, Giresun Ziraat Odası ile Giresun Ticaret ve Sanayi Odası’na ziyaretler gerçekleştirilecek. Ziyaretlerde başta fındık olmak üzere bölgenin tarımsal üretim yapısı, piyasa koşulları ve üreticilerin karşılaştığı sorunların ele alınması öngörülüyor. Yetkililer, saha ziyaretleri sırasında elde edilecek tespitler ve paydaş görüşlerinin CHP’nin tarım ve orman politikalarına yönelik çalışmalara önemli katkı sunmasının hedeflendiğini belirtti. Sencer Solakoğlu’nun Giresun programının gün boyu sürmesi bekleniyor.

Ordu’da kaz yetiştiriciliği büyüyor Haber

Ordu’da kaz yetiştiriciliği büyüyor

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler'in tarım ve hayvancılıkta ürün çeşitliliğini artırma hedefi doğrultusunda hayata geçirilen projelerden biri olan kaz yetiştiriciliği hızla büyüme kaydediyor. ORDU (İGFA) - Çiftçilerin yetiştirdikleri kazları, diledikleri fiyatlarla piyasa sunarken; elinde kalan kazlar için ise Büyükşehir Belediyesi'nin 'alım garantisi' sistemi devreye giriyor. Bu kapsamda kazlar Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alınıyor. Öte yandan, hemen satış yapmak istemeyen yetiştiriciler kazlarını Belediyenin Kanatlı Kesimhanesinde kestirip soğuk hava depolarında saklama imkânına sahip. KAZ YETİŞTİRİCİLERİ: “BÜYÜKŞEHRİN ALIM GARANTİSİ İLE PAZARLAMA SIKINTIMIZ KALMADI” Kazlar için Belediye ile yapılan anlaşma sonrası, 2025 yılının Nisan-Mayıs aylarında dağıtılan kaz civcivleri kesime ulaştı. Fatsa ve Ünye ilçelerinde Büyükşehir Belediyesi'nden destek alarak kaz yetiştiriciliğine başlayanlarda Yunus Yılmaz ve Ertuğrul Doğan, bu sürece başlamalarındaki kilit faktörün Belediyenin alım garantisi olduğunu vurguladı. “BAŞKAN GÜLER BİZE FIRSAT VE GÜVEN VERDİ” Kaz yetiştiricileri, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler'e desteklerinden ötürü teşekkür ederek şunları söyledi: "Kaz yetiştiriciliğine başlamamızdaki en önemli unsur, Büyükşehir Belediyesi'nin sağladığı civciv ve alım güvencesiydi. İlerleyen süreçte her türlü desteği aldık. Şimdi kazlarımızın kesimi ve saklanması aşamasındayız. Belediyeyi desteklerinden ötürü minnettarız, çalışmalarımızı daha da büyüterek sürdüreceğiz.”

Girişimcilere 2 milyon TL'ye kadar destek... KOSGEB 2026 programı için son başvuru 31 Ocak Haber

Girişimcilere 2 milyon TL'ye kadar destek... KOSGEB 2026 programı için son başvuru 31 Ocak

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, kendi işini kurmak ve büyütmek isteyen girişimciler için İş Geliştirme ve Kredi Finansman Destekleri çerçevesinde 2 milyon TL’ye kadar destek sağlanacağını duyurdu. Geri ödemeli destekler için birinci dönem başvurularının son tarihi olarak 31 Ocak 2026 belirtildi. ANKARA (İGFA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, girişimcileri finansal açıdan desteklemeye devam edecek yeni bir program açıkladı. KOSGEB Girişimci Destek Programı kapsamında, işini kurmak ve geliştirmek isteyenlere 2 milyon TL'ye kadar geri ödemeli destek sağlanacak. Kadın ve genç girişimciler ise Kredi Finansman Desteği ile 1 milyon TL’ye kadar işletme sermayesi edinebilecek. 2025 yılında İş Geliştirme Desteği çerçevesinde toplam 1.699 projeye 2 milyar 450 milyon TL destek sağlandığını belirten Bakan Kacır, “Bu destekler girişimcilerimizin işlerini büyüterek yeni iş imkanları oluşturmalarını sağlıyor. 2026 programımızla birlikte finansmana erişimi daha da kolaylaştıracağız” dedi. Bakan Kacır, “KOSGEB destekleriyle girişimcilerimizi bilgi ve sermaye ile daha güçlü hale getiriyoruz. Özellikle kadın ve genç girişimciler için sunduğumuz özel fırsatlarla Türkiye’nin yenilikçi ve sürdürülebilir büyümesine katkıda bulunacağız” ifadelerini kullandı. DESTEK DETAYLARI: İmalat, telekomünikasyon, bilgisayar programlama ve danışmanlık, bilişim altyapısı ve veri işleme, bilimsel araştırma ve geliştirme alanlarında yapılacak desteklerin ayrıntıları şöyle: İş Geliştirme Desteği kapsamında girişimcilere 1,5 milyon TL’ye kadar, %80 oranında geri ödemeli destek sunulacak. Kadın, genç, engelli, gazi veya birinci derece şehit yakını olan girişimciler için üst limit 150 bin TL artırılacak. Destek; personel, makine, teçhizat, yazılım, eğitim, danışmanlık, belgelendirme, test ve analiz, pazarlama, tasarım ve sınai mülkiyet hakları gibi maliyetleri kapsayacak. Kredi Finansman Desteği ile girişimciler 1 milyon TL’ye kadar işletme sermayesi desteği alabilecek; kredi maliyetinin %50’si KOSGEB tarafından geri ödemesiz karşılanacak ve maksimum vade 36 ay olacak. 31 Ocak 2026'ya kadar kabul edilecek başvurular sektör bazında kurullar tarafından değerlendirilecek ve ülke çapında ilk 500, il bazında ilk 3 proje destek almaya hak kazanacak. Geri ödemeli desteklerde faiz veya komisyon bulunmayacak, geri ödemeler 36 ay sonrasında başlayacak.

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ Haber

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ FINDIK TARIMI ALARM VERİYOR Türkiye’ye milyarlarca dolarlık döviz kazandıran, yüz binlerce ailenin geçim kaynağı olan fındık tarımı, 2025 yılında da çözümsüzlük, belirsizlik ve sahipsizlikle anıldı. Dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 65’ini tek başına karşılayan Türkiye’de, üretici her geçen yıl biraz daha üretimden kopma noktasına sürükleniyor. Bu tabloya dikkat çeken Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2025 fındık sezonunu değerlendirerek, gelinen noktanın artık yalnızca ekonomik değil, yapısal bir kriz hâline dönüştüğünü vurguladı. Karan, 2026 yılının ise sorunların çözüme kavuştuğu ve üreticinin kazançlı çıktığı bir yıl olması temennisinde bulundu. 2025 yılında fındığın sahipsiz bırakıldığını ifade eden Karan, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Dünyanın en kaliteli fındığı Türkiye’de, Türkiye’nin en kaliteli fındığı ise Giresun’da üretilmektedir. Fındık, 2024 yılında 2.6 milyar dolarlık ihracat geliriyle ülkemizin en yüksek gelir getiren tarım ürünü olmuştur. Ancak bu kadar özel ve değerli bir ürüne gerekli özen maalesef gösterilmemektedir. Fındık üretimi ve üreticisi 2025 yılında da sahipsiz kalmıştır. Özetle 2025 sezonu rekolte tartışmalarıyla başlamış, fiyat spekülasyonlarıyla sona ermiştir.” Stratejik Ürün, Plansız Yönetim Uzmanlara göre fındık; yalnızca bir tarım ürünü değil, kırsal istihdamdan ihracata, sanayiden gıda güvenliğine kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir ürün konumunda bulunuyor. Ancak plansız rekolte açıklamaları, geç ilan edilen alım fiyatları, yüksek girdi maliyetleri ve zayıflayan kooperatif yapısı, üreticiyi her yıl biraz daha savunmasız bırakıyor. Fındıkta yaşanan sorunların artık kronikleştiğine dikkat çeken Karan, 2026 yılına ilişkin beklentisini şu sözlerle dile getirdi: “2026 yılında inşallah ilimiz ve bölgemiz siyasetçileri fındıkta yaşanan ve artık kronikleşen sorunları gündemlerine alır ve çözüm yolları arar.” Üreticinin Önündeki 7 Temel Engel Başkan Karan, fındık tarımının sürdürülebilirliğini tehdit eden ve acil çözüm bekleyen sorunları şu başlıklar altında sıraladı: 1- Fiyat İstikrarsızlığı Serbest piyasadaki fiyat belirsizliği Tüccar–üretici arasındaki güç dengesizliği TMO’nun alım fiyatını geç ve yetersiz açıklaması 2- Girdi Maliyetlerinin Yüksekliği Gübre, mazot ve işçilik maliyetlerindeki artış Döviz kurunun üretim maliyetlerini doğrudan etkilemesi Küçük üreticinin kârlılığını tamamen yitirmesi 3- Düşük Verim ve Kalite Yaşlanan fındık bahçeleri Bilinçsiz bakım ve gübreleme Zararlılar ve hastalıklar (kahverengi kokarca, külleme) 4- İşçilik Sorunu Hasat döneminde işçi bulma zorluğu Yüksek yevmiyeler Mekanizasyon eksikliği 5- Pazarlama Sorunu Ürünün çoğunlukla yaş olarak satılması Katma değerli ürün üretiminin sınırlı olması Kooperatif yapılarının zayıflaması 6- Borçlanma ve Finansman Krediye bağımlı üretim modeli Hasat öncesi tüccara mecbur satış Artan faiz yükü 7- Arazi Yapısı Küçük ve parçalı bahçeler Ölçek ekonomisinin kurulamaması Modern tarım uygulamalarının hayata geçirilememesi Böyle Devam Edemez Fındık üreticisinin sorunlarının her yıl raporlandığını ancak çözüm üretilmediğini belirten sektör temsilcileri, mevcut tabloyla devam edilmesi hâlinde hem üretimde hem de ihracatta ciddi kayıpların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuyor.

Ordu’da yumurta sektörü yeniden büyüyor Haber

Ordu’da yumurta sektörü yeniden büyüyor

Ordu’da uzun süre gerileme döneminden geçen yumurta sektörü, yeniden yükselişe geçiyor. ORDU (İGFA) - Ordu Yumurta Üreticileri Birliği Başkanı Celal Sezgi, 2014-2019 arasında 75 işletmeden 65’inin kapandığını, fakat günümüzde bu sayının 85 işletmeye çıktığını ifade etti. Aylık 35 milyon, yıllık 500 milyon lira gelir elde ediliyor. Yılda yaklaşık 50 milyon yumurta üretiyoruz. Amacımız bu rakamı 100 milyon adete çıkarmak” dedi. Önceden 5 milyon civarında olan yumurta üretimi, Büyükşehir Belediyesi’nin üreticilere sağladığı desteklerle 50 milyon civarına ulaştı. Bu gelişmeler hakkında konuşan Yumurta Üreticileri Birliği Başkanı Celal Sezgi, sektördeki toparlanmanın arkasındaki ana faktörün Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler olduğunu belirtti. “BAŞKANIMIZIN DESTEĞİ SEKTÖRÜ CANLANDIRDI” Başkan Güler’in kendilerine büyük destek sağladığını bildiren Yumurta Üreticileri Birliği Başkanı Celal Sezgi, sektördeki gelişimi değerlendirirken Güler’in sağladığı desteğin Türkiye genelinde bir eşi benzeri olmadığını vurguladı. Bir zamanlar bitme aşamasında olan bir sektörün, 2019’da Başkan Güler’in desteğiyle yeniden hayat bulduğunu ifade eden Sezgi, şöyle konuştu: “Yumurta üretimine 2014’te başladık. O dönemde pazar konusunda ciddi zorluklar yaşadık, organik yumurta sertifikamız yoktu ve üreticiler büyük zararlar gördü. Birçok işletme bu süreçte kapandı. 2019’a gelindiğinde Ordu’nun yumurta sektörü neredeyse tamamen bitmişti. Sayın Başkanımız görevine gelir gelmez bizim için çok önemli destekler sağladı. Yaklaşık 30 bin yarka dağıtıldı, yüzde 80 hibeli yem desteği sağlandı. Bu destekler, üreticilerin yavaş yavaş toparlanmasına ve geçmişteki zararlarını telafi etmelerine olanak tanıdı. Aynı zamanda yeni işletmeler kuruldu ve sektör yeniden büyümeye başladı.” “ORDU YUMURTASI ARTIK İHRACATTA” Başkan Güler’in pazarlama alanında da önemli adımlar attığını belirten Sezgi, Ordu’nun yumurtalarının zincir marketlerinde satışa sunularak Türkiye’nin dört bir yanına ulaştığını belirtti. Sezgi, “Bu süreçte yine Büyükşehir Belediye Başkanımızın desteğiyle ihracat gerçekleştirdik. Birleşik Arap Emirlikleri’ne oldukça fazla ürün gönderdik. Şu anda iç pazardaki talebi karşılamaya çalışıyoruz, talebi ancak karşılayabildiğimiz için ihracata fazla ürün gönderemiyoruz. Gelecekte projelerle daha da büyüyüp ihracatımızı artırmayı hedefliyoruz.” dedi. “BÜYÜKŞEHİR YATIRIMLARI İLE HEDEF 100 MİLYON YUMURTA” Büyükşehir Belediyesi’nin mevcut yatırımları sektöre daha fazla katkı sağlayacağını anlatan ve hedeflerinin yıllık 100 milyon yumurta üretimi olduğuna dikkat çeken Sezgi, sözlerini şöyle tamamladı: “Gelecekte de Büyükşehir Belediyemizin bu sektöre 50 milyonluk yatırımı söz konusu olacak. Fatsa ilçemizde 45 bin adet yarka üretim tesisi, günlük 25 bin yumurta üretim ve 70 günde bir 15 ton et kapasiteli entegre bir tesis inşa ediliyor. Sektör hedefine ulaşmak için hızla ilerliyor. Yıllık 45 milyon olan üretimimizi en kısa sürede 100 milyona çıkarmayı hedefliyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.