Hava Durumu

#Para Politikası

giresunsonhaber - Para Politikası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Para Politikası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Şimşek: 2025’te enflasyon düştü... Nihai hedef fiyat istikrarını sağlamak Haber

Bakan Şimşek: 2025’te enflasyon düştü... Nihai hedef fiyat istikrarını sağlamak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2025 yıl sonu enflasyonunun bir önceki yıla göre 13,5 puan azalarak yüzde 30,9’a gerilediğini açıkladı. Şimşek, 2026 yılında dezenflasyonun destekleyici küresel koşullar ve sıkı ekonomi politikalarıyla devam edeceğini belirtti. ANKARA (İGFA) - Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2025 yıl sonu enflasyon rakamlarını değerlendirerek, yıllık enflasyonun yüzde 30,9 olarak gerçekleştiğini duyurdu. Söz konusu oranın bir önceki yıla göre 13,5 puanlık bir düşüşe işaret ettiğini ve genel dezenflasyon sürecinin yayıldığını gösterdiğini ifade eden Bakan Şimşek, enflasyon detaylarına ilişkin; temel mallarda yıllık enflasyon yüzde 17,7 olarak gerçekleştiğini, tarımsal üretimde zirai don ve kuraklığa rağmen gıda enflasyonu yüzde 28,3 olduğunu, kira ve eğitim gibi ana hizmet gruplarında fiyat gerilemeleriyle birlikte yıllık hizmetler enflasyonunun 21,7 puan düşerek yüzde 44 seviyesinde gerçekleştiğini kaydetti. 2026 yılına ilişkin öngörülerini de paylaşan Bakan Şimşek, destekleyici küresel finansal koşullar, ılımlı emtia fiyatları, sıkı para politikası, güçlenen mali disiplin, fiyat artışlarının enflasyon hedefleriyle uyumlu yönetimi, beklentilerdeki iyileşme ve arz yönlü politikalar dezenflasyona katkı sağlayacağını söyledi. Bakan Şimşek, nihai hedeflerinin fiyat istikrarını sağlamak olduğunu vurgulayarak, “Fiyat istikrarı sağlanana kadar programımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz” dedi.

Ocak 2026’da Enflasyon Yüksek Gelirse Faiz İndirim Kararları Pas Geçilebilir Haber

Ocak 2026’da Enflasyon Yüksek Gelirse Faiz İndirim Kararları Pas Geçilebilir

Doç. Dr. Caner Özdurak, 2026’nın ekonomik görünümünü değerlendirdi. İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, 2026 yılının ekonomik görünümünü değerlendirdi. Özdurak’a göre, faiz politikalarının tek başına enflasyonu kalıcı biçimde düşürme gücü zayıflarken, Türkiye ekonomisi düşük katma değerli büyüme ve fiyat yapışkanlığı sorunlarıyla karşı karşıya. Hizmet sektöründeki kontrolsüz artışlar, kur baskısı ve küresel sermaye koşulları enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, yeni yılın ekonomik görünümünü değerlendirdi. Doç. Dr. Özdurak’a göre, 2026’ya girerken asıl ihtiyaç, para politikasının ötesine geçen nitelikli bir ekonomik dönüşüm. “Kontrolsüz fiyat artışları enflasyonla mücadeleye darbe vuruyor” Enflasyonla mücadelede mevcut faiz politikasının etkisinin zayıfladığını belirten Doç. Dr. Caner Özdurak, şöyle devam etti: “Eğer 2026 yılında da enflasyonla mücadele sadece faiz kararları gibi para politikası araçlarıyla yürütülmeye devam ederse, enflasyonun yüzde 20'nin altına inmesi pek mümkün görünmüyor. Bu durum, ekonomi yönetiminin hedefine ulaşmasının zor olacağını gösteriyor. Burada, kalıcı bir başarı için ekonominin kurgusunun, sanayi politikalarının ve makro ekonomik stratejilerin değişmesi gerektiğini vurgulamak isterim. Türkiye ekonomisinin giderek düşük katma değerli hizmet sektörüne yaslandığı dikkat çekiyor. Özellikle hizmet sektöründeki kontrolsüz fiyat artışları enflasyonda bir yapışkanlık yaratıyor ve mücadeleye darbe vuruyor. Konut ve eğitim harcamalarında da acil reform ihtiyacı bulunuyor. Bu olumsuz etkenlere rağmen, temkinli de olsa faiz indirimlerinin devam edebileceğini, ancak 2026 Ocak ayında beklenenin çok üzerinde bir enflasyon gelmesi durumunda indirim kararlarının pas geçilebileceğini öngörüyorum.” “Düşük nitelikli büyüme modeli kur istikrarını tehdit ediyor” Düşük nitelikli büyüme modelinin sürdürülebilir döviz girişi yaratma potansiyelini ve kur istikrarını tehdit ettiğini belirten Doç. Dr. Özdurak, “Yüksek enflasyonun devam etme beklentisi ve faiz indirimlerinin sürme ihtimali, reel faizin cazibesini azaltarak kur üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturuyor. Türkiye ekonomisinin 3. çeyrek büyüme verilerini yorumlarken en büyük sorunu şöyle açıklayabiliriz: Büyümenin lokomotiflerinin inşaat ve finans gibi düşük verimli, düşük katma değerli alanlar olması, kaynakların inovasyona değil, spekülatif kazançlara yönlendirildiğini gösteriyor. Bu yapı, topluma sadece ‘karnını doyurup barınabildiğine şükreden’ bir durumu empoze ediyor. Bu düşük nitelikli büyüme modeli, güçlü ve sürdürülebilir döviz girişi yaratma potansiyelini düşürüyor ve kur istikrarını tehdit ediyor” dedi. “Fed üyelerinin faiz beklentileri, küresel sermaye akışını etkiliyor” Doç. Dr. Özdurak, “ABD Merkez Bankası (Fed) üyelerinin faiz beklentileri (FOMC), küresel sermaye akışını etkiliyor” diyerek sözlerine şöyle sürdürdü: “FOMC beklentilerine göre, faiz indirim döngüsü yaklaşıyor olsa da ABD faizleri 2025 boyunca yüksek kalacaktır (2025 medyan beklenti yüzde 3.6). Bu durum, küresel sermayenin ABD gibi güvenli limanlara akışını sürdüreceği anlamına gelir ki, bu da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı baskısını korur. Orta vadede faizlerin yüzde 3 civarındaki nötr seviyeye inmesi beklenirken, bu durum küresel likiditeyi artırsa bile, yabancı yatırımcının Türkiye'ye gelmesi büyük ölçüde ülkenin kendi iç dinamiklerine ve makroekonomik stratejisine bağlı olacaktır.” “2026'dan beklenti nitelikli bir mücadelenin başlatılması” 2026'dan temel beklentinin mevcut duruma karşı nitelikli bir mücadelenin başlatılması olduğunu belirten Doç. Dr. Özdurak, “Öte yandan, TÜİK’in Ocak 2026’dan itibaren AB standartlarına uyum amacıyla yapacağı metodolojik değişiklikler (Ulusal Hesaplar verisiyle ağırlık yapısının belirlenmesi gibi) teknik olarak uluslararası uyumu sağlasa da Türkiye'deki gelir dağılımı bozukluğu ve konut/kira gibi temel ihtiyaçlardaki fahiş artışlar nedeniyle hissedilen enflasyon ile resmi enflasyon arasındaki makası açabilir ve veriye olan güveni azaltabilir. Sonuç olarak, Türkiye ekonomisinin temel sorunu, sadece para politikasıyla çözülemeyecek kadar derin olan, katma değeri düşük bir büyüme modeli ve enflasyondaki yapısal yapışkanlıktır. 2026'dan temel beklenti, bu duruma karşı nitelikli bir mücadelenin başlatılmasıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

Merkez'in 2026 yılı 'Para Politikası' netleşti... Enflasyon hedefi yüzde 5’te sabit Haber

Merkez'in 2026 yılı 'Para Politikası' netleşti... Enflasyon hedefi yüzde 5’te sabit

TCMB, 2026 için Para Politikası metnini yayımladı. Raporda temel hedef olarak fiyat istikrarı vurgulanırken, enflasyon hedefi yüzde 5 düzeyinde sabit tutuldu. Para politikasında sıkı duruş, makroihtiyati tedbirler ve güçlü iletişim ön plana çıktı. ANKARA (İGFA) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılına ilişkin Para Politikası çerçevesini kamuoyuna sundu. Raporda, fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah için ön koşul olduğu belirtilerek, TCMB’nin temel amacının fiyat istikrarını sağlama ve sürdürme olduğu açıklandı. Bu doğrultuda tüm politika araçlarının kararlılıkla kullanılmaya devam edileceği ifade edildi. Enflasyon hedefi 2026 yılında da yüzde 5 olarak aynı kalırken, hedef etrafındaki belirsizlik aralığı ±2 puan olarak belirlendi. Yıl sonu enflasyonunun bu belirsizlik aralığının dışında kalması halinde Hükümet’e “Açık Mektup” iletileceği kaydedildi. Raporda, kısa vadede yıl sonunu hedefleyen ara hedeflerin, orta vadede ise enflasyon hedefinin ekonomik birimler için temel referans noktası olacağı belirtildi. PARA POLİTİKASI DURUŞU VE FAİZ SÜRECİ Merkez Bankası’nın temel politika aracı olarak bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının kullanılmaya devam edeceğinin altı çizildiği raporda; 2025 yılı boyunca uygulanan faiz indirimleri, ara PPK kararları ve finansal oynaklıklara karşı alınan önlemler hatırlatıldı. 2026’da para politikasının enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal ortamı sağlayacak şekilde oluşturulacağı vurgulandı. Makroihtiyati politikaların 2026’da da parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesine yönelik sürdürüleceği belirtilirken, Kur Korumalı Mevduat’ın (KKM) büyük ölçüde sonlandırıldığı, Türk lirasının toplam mevduattaki payının yüzde 61’e ulaştığı kaydedildi. 2026 yılında likidite yönetiminde geniş araç setinin kullanılacağı, döviz kuru seviyesine yönelik bir hedef belirlenmediği ve mevcut kur rejiminin sürdürüleceği açıklandı. Para politikasında şeffaflık ve öngörülebilirliğin öncelikli olacağı belirtilen raporda, PPK toplantılarının 2026 yılında 8 kez yapılacağı, Enflasyon Raporu’nun yılda 4 kez yayımlanacağı ve TCMB’nin çok kanallı iletişim politikasını sürdüreceği vurgulandı. Söz konusu raporun ayrıntılarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.