Hava Durumu

#Ordu

giresunsonhaber - Ordu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ordu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ORDU’DA TARİHİ GÜN: ŞEHİR HASTANESİ HASTA KABULÜNE BAŞLADI Haber

ORDU’DA TARİHİ GÜN: ŞEHİR HASTANESİ HASTA KABULÜNE BAŞLADI

ORDU’DA TARİHİ GÜN: ŞEHİR HASTANESİ HASTA KABULÜNE BAŞLADI 1.200 YATAKLI DEV SAĞLIK YATIRIMINDA İLK HASTALAR KAYIT YAPTIRDI Ordu’nun uzun yıllardır beklediği Şehir Hastanesi 19 Eylül 2026 Cumartesi günü hasta kabulüne başladı. 1.200 yatak kapasitesi, 40 ameliyathane, yüzlerce yoğun bakım ve poliklinik alanı, onkoloji, kemoterapi, kadın-doğum, çocuk, tüp bebek ve ileri tedavi birimleriyle hizmet verecek hastanenin 2026 Kamu Yatırım Programı’ndaki toplam proje tutarı 23 milyar lirayı aşıyor. Mart 2021’de başlayan fiilî yapım süreci yaklaşık 5,5 yılın ardından sağlık hizmetine dönüştü. Ordu Üniversitesi Cumhuriyet Yerleşkesi içerisinde inşa edilen Ordu Şehir Hastanesinde 19 Eylül sabahı ilk hasta kayıtlarının açılmasıyla kent sağlık hizmetlerinde yeni bir dönem başladı. İlk gün Ordu Valisi Muammer Erol, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler ve Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş hastanede kayıt yaptırıp kan verdi. Üç isim Ordu Şehir Hastanesinin ilk hastaları arasında yer aldı. İlk muayeneleri ise Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Aygün tarafından gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürü Dr. Emrah Çelenk de hastanenin kapasitesi, sağlık birimleri ve kademeli hizmete geçiş programı hakkında bilgi verdi. PROJEDEN HASTA KABULÜNE UZANAN YOL Ordu Şehir Hastanesinin proje hazırlıkları 2017 yılına kadar uzanıyor. Fiilî inşaat süreci ise Mart 2021’de başladı. Yaklaşık beş buçuk yıl süren yapım, donanım, altyapı ve hizmete geçiş çalışmalarının ardından hastane 19 Eylül 2026 tarihinde ilk hastalarını kabul etti. Böylece proje hazırlığından hizmete girişe kadar yaklaşık dokuz yıllık, fiilî inşaattan hasta kabulüne kadar ise yaklaşık 5 yıl 6 aylık süreç tamamlanmış oldu. 1.200 YATAKLA HİZMETE BAŞLADI Ordu Şehir Hastanesi başlangıçtaki proje kapasitesinin üzerine çıkarılarak 1.200 yataklı büyük bir sağlık kompleksine dönüştürüldü. Ordu Büyükşehir Belediyesi ve sağlık yetkililerinin açıkladığı son verilere göre hastanede; 1.200 yatak, 40 ameliyathane, 13 doğum salonu, 2 suda doğum ünitesi ve 55 kemoterapi ünitesi bulunuyor. Ordu Valiliğinin Ağustos ayında yayımladığı bilgilendirmede ise hastanenin 281 yoğun bakım yatağı, 386 poliklinik, tüp bebek merkezi, helikopter pisti, kreş ve yaklaşık 2 bin araçlık kapalı otoparka sahip olduğu açıklandı. İl Sağlık Müdürü Emrah Çelenk’in 17 Eylül’de verdiği son bilgilerde ise 280 yoğun bakım yatağı ve 263 poliklinik odası rakamları paylaşıldı. Açıklamalardaki farklılığın poliklinik ile poliklinik odasının farklı tanımlanmasından kaynaklanabileceği değerlendiriliyor; nihai aktif kapasitenin kademeli geçiş tamamlandıkça netleşmesi bekleniyor. İLERİ SAĞLIK HİZMETLERİ AYNI KAMPÜSTE TOPLANACAK Hastane yalnızca yatak kapasitesiyle değil, farklı uzmanlık alanlarını aynı sağlık kompleksinde bir araya getirmesiyle de dikkat çekiyor. Komplekste onkoloji ve kemoterapi, hemodiyaliz, fizik tedavi ve rehabilitasyon, kadın hastalıkları ve doğum, çocuk sağlığı ve hastalıkları, çocuk cerrahisi, çocuk psikiyatrisi, palyatif bakım ve tüp bebek hizmetleri gibi çok sayıda bölümün hizmet vermesi planlanıyor. Yüksek yoğun bakım ve ameliyathane kapasitesiyle birlikte hastanenin ileri tetkik ve tedavi gerektiren vakalarda Ordu dışına yapılan bazı sevklerin azaltılmasına katkı sağlaması hedefleniyor. 23 MİLYAR LİRAYI AŞAN DEV SAĞLIK YATIRIMI Ordu Şehir Hastanesi, yatırım büyüklüğü açısından da Ordu’nun en büyük kamu projeleri arasında bulunuyor. 2026 Kamu Yatırım Programı verilerine dayanan yayımlanmış rakamlara göre hastanenin toplam proje tutarı 23 milyar 46 milyon 700 bin TL olarak kayda geçti. 2025 yılı sonuna kadar proje için 19 milyar 913 milyon 700 bin TL kaynak kullanıldığı, 2026 yılı programında ise hastanenin tamamlanması için 3 milyar 133 milyon TL ödenek ayrıldığı bildirildi. Bu tutar tek bir yapım ihalesinin bedelini değil, Kamu Yatırım Programında yer alan hastanenin toplam proje büyüklüğünü ifade ediyor. 308 DÖNÜMLÜK DEV SAĞLIK KAMPÜSÜ Ordu Üniversitesi Cumhuriyet Yerleşkesiyle aynı bölgede bulunan sağlık kompleksi yaklaşık 308 dönümlük alan üzerinde yükseliyor. Hastane binasının yüz binlerce metrekarelik kapalı alanıyla yalnızca tedavi hizmeti veren klasik bir hastaneden çok, sağlık hizmetleri, tıp eğitimi ve bilimsel çalışmaların birlikte yürütülmesi hedeflenen büyük bir sağlık kampüsü şeklinde planlandığı belirtiliyor. GÜLER: “SADECE ORDU’YA DEĞİL BÖLGEYE DE HİZMET EDECEK” Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, hastanenin hizmete başladığı gün kayıt yaptırıp tansiyon ölçümü ve kan tahlili yaptırdı. Güler, yaptığı açıklamada hastanenin Ordu için önemli bir yatırım olduğunu belirterek tesisin yalnızca kente değil çevre illere de hizmet vermesinin hedeflendiğini söyledi. Başkan Güler, hastanenin 1.200 yatak kapasitesine sahip olduğunu, ihtiyaç halinde 1.500 yatağa kadar çıkabilecek şekilde planlandığını belirterek tesisin sağlık hizmetinin yanında bilimsel çalışmalar açısından da önemli olacağını ifade etti. Güler şunları söyledi: “Ordu hakikaten harikulade bir yatırıma kavuştu. Sadece tam teşekküllü bir hastane değil, aynı zamanda bir bilim yuvası.” Güler ayrıca hastanenin ulaşım, otopark ve çevre düzenlemeleriyle birlikte hizmete girmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanlığı ve projede emeği geçenlere teşekkür etti. VALİ EROL: “ŞEHRİMİZİN ÖZLEMLE BEKLEDİĞİ HASTANE” Ordu Valisi Muammer Erol da 19 Eylül’ün Ordu açısından iki yönlü önem taşıdığına dikkat çekti. 19 Eylül’ün aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün Ordu’ya gelişinin yıl dönümü olduğunu belirten Erol, kentin uzun süredir beklediği hastanenin aynı tarihte hizmet vermeye başlamasını anlamlı bulduğunu söyledi. Vali Erol, hastanenin resmî açılış töreninin daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanı’nın katılımıyla yapılmasının planlandığını açıkladı. Kesin tören tarihi henüz duyurulmadı. Erol ayrıca bugüne kadar Ordu’da sağlık hizmetlerini sürdüren sağlık çalışanlarına teşekkür ederek yeni hastanenin çalışanlar ve vatandaşlar için hayırlı olması dileğinde bulundu. REKTÖR BAŞ: ÜNİVERSİTEYLE ENTEGRE ÇALIŞACAK Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş ise hastanenin Ordu Üniversitesi kampüsüyle bütünleşik yapısına dikkat çekti. Baş, Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesinin hastaneyle ortak çalışmasının hem sağlık hizmetlerinin niteliğine hem de eğitim ve bilimsel araştırmalara katkı sağlayacağını söyledi. Rektör Baş, kampüs ile şehir hastanesinin bütünleşik yapısını Türkiye açısından önemli bir model olarak değerlendirdi. Bu değerlendirme Rektör Baş’ın kendi açıklaması olarak kamuoyuna yansıdı. BÜTÜN BİRİMLER KADEMELİ OLARAK DEVREYE GİRECEK 19 Eylül’de hasta kabulünün başlamasıyla birlikte hastanedeki bütün bölümlerin aynı gün devreye alınması yerine kademeli geçiş modeli uygulanıyor. İl Sağlık Müdürü Dr. Emrah Çelenk’in açıkladığı programa göre 21 Eylül’de Fizik Tedavi, Fizyoterapi, Hemodiyaliz, Kemoterapi ve Onkoloji poliklinikleri yeni hastanede hizmet vermeye başlayacak. 26 Eylül’de Çocuk Acil, Kadın Doğum Acil ve Palyatif Servis, 28 Eylül’de ise Kadın Hastalıkları ve Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Cerrahisi ile Çocuk Psikiyatrisi poliklinikleri devreye alınacak. Sağlık Müdürlüğü, özellikle geçiş döneminde vatandaşların acil başvurular ve taşınan birimler konusunda kurumun resmî açıklamalarını takip etmelerini istedi. RAKAMLARLA ORDU ŞEHİR HASTANESİ Başlık Kapasite / Bilgi Yatak kapasitesi 1.200 Potansiyel kapasite 1.500 yatağa kadar Ameliyathane 40 Yoğun bakım Yaklaşık 280–281 yatak Doğum salonu 13 Suda doğum ünitesi 2 Kemoterapi ünitesi 55 Poliklinik Valilik açıklamasında 386 Tüp bebek merkezi Var Helikopter pisti Var Kreş Var Kapalı otopark Yaklaşık 2.000 araç Arazi Yaklaşık 308 dönüm Fiilî yapım süresi Yaklaşık 5,5 yıl Hasta kabulü 19 Eylül 2026 2026 programındaki toplam proje tutarı 23 milyar 46,7 milyon TL Kapasite verileri Ordu Valiliği, Ordu Büyükşehir Belediyesi ve İl Sağlık Müdürlüğünün farklı tarihlerde yayımladığı açıklamalardan derlenmiştir. ORDU’DA SAĞLIKTA YENİ BİR DÖNEM Ordu Şehir Hastanesinin faaliyete geçmesiyle kentte yıllardır sürdürülen büyük sağlık yatırımı artık vatandaşların doğrudan hizmet aldığı bir tesise dönüştü. 1.200 yatak kapasitesi, yüksek yoğun bakım ve ameliyathane gücü, onkoloji ve kemoterapi hizmetleri, kadın-doğum ve çocuk birimleri, tüp bebek merkezi ve üniversiteyle bütünleşik yapısıyla hastanenin Ordu’nun yanı sıra çevre illere de hizmet verecek bölgesel bir sağlık merkezi olması hedefleniyor. Mart 2021’de başlayan inşaat sürecinin ardından 19 Eylül 2026’da ilk hastalarını kabul eden Ordu Şehir Hastanesinin Ordu’ya, bölge halkına ve sağlık çalışanlarına hayırlı olması dileğiyle…

FINDIKTA DÜĞMEYE BASILDI Haber

FINDIKTA DÜĞMEYE BASILDI

FINDIKTA DÜĞMEYE BASILDI: GİRESUN VE ORDU’YA MÜFETTİŞ! Fındık fiyatları ve piyasanın işleyişine yönelik tartışmalar sürerken Ticaret Bakanlığı kapsamlı denetim başlattı. Giresun, Ordu, Ünye ve Fatsa Ticaret Borsalarındaki işlemler müfettişler tarafından incelenecek. Bakanlık, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyet tespit edilmesi halinde gerekli idari yaptırımların uygulanacağını açıkladı. Ticaret Bakanlığı, 18 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamayla fındık piyasasının mercek altına alındığını duyurdu. Denetimin özellikle üreticilerin haklarının korunması, üretim maliyetlerinin karşılanması, piyasanın sağlıklı işlemesi ve serbest rekabet ortamının sürdürülmesi amacıyla gerçekleştirileceği bildirildi. DÖRT TİCARET BORSASI İNCELENECEK Bakanlık müfettişleri Giresun, Ordu, Ünye ve Fatsa Ticaret Borsalarında gerçekleştirilen işlemleri inceleyecek. Denetim ve inceleme çalışmalarının hâlihazırda başladığı ve devam ettiği açıklandı. (Yeni Asır) BAKANLIĞIN AÇIKLAMASI AYNEN ŞÖYLE: “FINDIK PİYASASINA YÖNELİK SIKI DENETİM: Ticaret Bakanlığı, fındık üretimi ve ticaretinin yoğun olarak gerçekleştirildiği Ordu ve Giresun illerindeki ticaret borsalarında piyasa işleyişinin incelenmesi amacıyla müfettiş görevlendirdi. Ticaret Bakanlığı, fındık piyasasındaki işlemlerin ve piyasa koşullarının incelenmesi amacıyla Ordu ve Giresun’daki ticaret borsalarında kapsamlı bir denetim süreci başlattı. Ülkemizin önemli tarımsal ürünleri arasında yer alan ve dünya fındık ihracatında önemli bir paya sahip olan fındığın fiyatı ve piyasa uygulamaları, özellikle hasat dönemlerinde kamuoyunun gündemine gelmektedir. Ticaret Bakanlığı, fındık piyasasında üreticilerin haklarının korunması, üretim maliyetlerinin karşılanması, üretimin sürdürülebilirliğinin desteklenmesi ve tüketicilerin ürüne uygun fiyatlarla erişiminin sağlanması amacıyla piyasa denetimlerini sürdürmektedir. Bu kapsamda Ticaret Bakanlığı, fındık üretimi ve ticaretinin yoğun olarak gerçekleştirildiği Ordu ve Giresun illerinde faaliyet gösteren Ordu, Giresun, Ünye ve Fatsa Ticaret Borsalarındaki işlemlerin incelenmesi amacıyla müfettiş görevlendirmiştir. Ticaret Bakanlığı müfettişleri tarafından söz konusu ticaret borsalarındaki işlemlere yönelik denetim ve inceleme süreci başlatılmış olup çalışmalar hâlihazırda devam etmektedir. Gerçekleştirilecek incelemeler sonucunda piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu veya tüketicilerin ürünlere ulaşmasını engelleyici faaliyetlerin tespit edilmesi hâlinde, ilgili mevzuat kapsamında gerekli idari yaptırımlar uygulanacaktır. Ticaret Bakanlığı, üreticilerin ve tüketicilerin haklarının korunması, piyasaların etkin ve sağlıklı şekilde işlemesi ve serbest rekabet ortamının sürdürülmesi amacıyla denetim faaliyetlerini kararlılıkla sürdürecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” Bakanlığın açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm, incelemenin yalnızca teknik borsa işlemleriyle sınırlı tutulmayacağı; “piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu” faaliyetlerin de denetleneceğinin açıkça belirtilmesi oldu. Bakanlık, böyle bir durum tespit edilirse mevzuat kapsamında idari yaptırım uygulanacağını duyurdu. GÖZLER ŞİMDİ DENETİMİN SONUCUNDA Böylece fındık piyasasındaki fiyat oluşumu, ticaret borsalarındaki işlemler ve rekabet koşulları resmî denetim sürecine girmiş oldu. Müfettişlerin incelemelerinin ardından ortaya çıkacak bulgular ve varsa uygulanacak yaptırımlar, üreticinin yakından takip ettiği başlıkların başında gelecek. Fındık Piyasasına Yönelik Sıkı Denetim: Ticaret Bakanlığı, fındık üretimi ve ticaretinin yoğun olarak gerçekleştirildiği Ordu ve Giresun illerindeki ticaret borsalarında piyasa işleyişinin incelenmesi amacıyla müfettiş görevlendirdi. (18.09.2026) pic.twitter.com/yqW24tT0y2 — T.C. Ticaret Bakanlığı (@ticaret) September 18, 2026

Sahil Güvenlik gemileri 19 Eylül'de vatandaşların ziyaretine açılıyor Haber

Sahil Güvenlik gemileri 19 Eylül'de vatandaşların ziyaretine açılıyor

Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndan yapılan duyuruya göre Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde çok sayıda Sahil Güvenlik gemi ve unsuru 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla vatandaşlarla buluşacak. ANKARA (İGFA) - Sahil Güvenlik Komutanlığı, 19 Eylül Gaziler Günü kapsamında deniz unsurlarının halkın ziyaretine açılacağını duyurdu. Paylaşılan listeye göre, farklı bölgelerde konuşlu birçok Sahil Güvenlik botu ve kolluk destek timi, vatandaşlar tarafından belirlenen gün ve saatlerde ziyaret edilebilecek. KARADENİZ’DEN AKDENİZ’E GENİŞ KATILIM Karadeniz Bölge Komutanlığına bağlı unsurlar arasında Artvin/Hopa’daki TCSG-307, Giresun’daki TCSG-95, Samsun’daki TCSG DOST, Ordu/Fatsa’daki TCSG-97, Kastamonu/İnebolu’daki TCSG-96, Bartın/Amasra’daki KB-80, Zonguldak’taki TCSG-86, Düzce/Akçakoca’daki KB-35 ve Bitlis/Ahlat’taki KB-21 yer aldı. Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı kapsamında ise Kocaeli/İzmit Marina’daki TCSG-15, Kırklareli/İğneada’daki TCSG-93, Bozcaada’daki TCSG-16, Gökçeada’daki TCSG-91 ve Edirne/Enez’deki TCSG-308 vatandaşların ziyaretine açılacak. EGE VE AKDENİZ’DE DE KAPILAR HALKA AÇILACAK Ege Deniz Bölge Komutanlığına bağlı olarak Çanakkale/Küçükkuyu’daki TCSG-28, Balıkesir/Burhaniye’deki TCSG-6, İzmir/Emir Çakabey İskelesi’ndeki TCSG-109, Aydın/Kuşadası’ndaki TCSG-311 ve Muğla/Marmaris Belediyesi İskelesi’ndeki TCSG-904 ziyaret edilebilecek. Akdeniz Bölge Komutanlığı bünyesinde ise Antalya/Kaş Setur Marina’daki TCSG-20, Finike’deki TCSG-104, Kaleiçi Yat Limanı’ndaki TCSG-105, Alanya’daki TCSG-915, Mersin/Bozyazı’daki TCSG-309, Taşucu’ndaki TCSG-305, Mersin/Erdemli’deki TCSG-34, Adana/Karataş’taki TCSG-22 ve Hatay/İskenderun Şehir İskelesi’ndeki TCSG-304 halka açık olacak. Komutanlık, söz konusu ziyaretlerin bölgeye göre 09.00-17.00 ve 10.00-17.00 saatleri arasında gerçekleştirileceği belirtildi.

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? Haber

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ?

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? ÜRETİCİNİN YAŞAM KALİTESİNİ BELİRLEME YETKİSİNİ KİM VERDİ? TMO’NUN 255 TL’YE ALDIĞI FINDIĞIN BULUNDUĞU PİYASADA ÜRETİCİDEN 185 TL’YE FINDIK NASIL ALINIYOR? TMO, 2026 ürünü Giresun kalite fındığın kilogramına 255 TL, Levant kaliteye 250 TL fiyat açıklamış ve alıma başlamış durumda. Buna karşılık 17 Eylül 2026’da Karadeniz’in bazı üretim merkezlerinde piyasa fiyatları 185 TL seviyelerine kadar iniyor. Elbette kalite, randıman ve bölgesel farklılıklar hesaba katılmalı. Ancak kilogramda 60–70 liraya ulaşabilen bu uçurum karşısında artık yalnızca “serbest piyasa” denilip geçilebilir mi? Üreticiden alım yapan tüccarlar gerçekten birbirleriyle rekabet ediyor mu, yoksa fiyat rekabetini ortadan kaldıran doğrudan ya da dolaylı bir koordinasyon mu var? Rekabet Kurulu’nun geçmişte fındık alıcıları arasında bilgi değişimini soruşturmuş ve Düzce’de ihlal tespit etmiş olması nedeniyle bu soru bugün çok daha ciddi biçimde cevap bekliyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) TMO’nun 6 Ağustos 2026’da açıkladığı resmî fiyat ortada: Giresun kalite fındık 255 TL/kg. Levant kalite 250 TL/kg. Üstelik yüzde 50 randımanın üzerindeki ürün için ilave randıman bedeli de ödeniyor. TMO alımları 24 Ağustos’ta başladı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Peki aynı ülkenin, aynı sezonun, aynı tarım ürününde üreticinin karşısına neden 175, 180, 185, 190 liralık fiyatlar çıkıyor? 17 Eylül 2026 tarihli piyasa verilerinde Samsun merkezde tombul fındığın 185 TL, Levant kalitenin 180 TL; Ordu’da bazı kalite gruplarının yaklaşık 185 TL seviyelerinde olduğu bildiriliyor. Giresun’da fiyat daha yüksek olmakla birlikte yine TMO’nun resmî fiyatının altında seyrediyor. (Haberlisin) Burada kalite ve randıman farklarını yok sayarak “TMO’daki 255 liralık ürünün aynısı her yerde 185 liraya alınıyor” demek doğru olmaz. Ama bu teknik ayrıntı büyük soruyu ortadan kaldırmıyor: TMO’nun 250–255 TL’lik müdahale fiyatı varken Karadeniz’in geniş bir bölümünde piyasanın bunun onlarca lira altında oluşmasının ekonomik sebebi nedir? KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ? Fındığın fiyatı yalnızca bir ürünün fiyatı değildir. O fiyat; üreticinin çocuğunun eğitim masrafıdır, evine götüreceği ekmektir, gelecek yıl bahçesine yapacağı gübredir, işçinin ücretidir, kredi borcudur, elektrik faturasıdır, bir ailenin bir yıllık yaşam standardıdır. Kilogram başına üreticinin cebinden eksilen 10 lira, 20 lira, 50 lira yalnızca ticari bir rakam değildir. Ton başına on binlerce liradır. Binlerce üretici düşünüldüğünde milyarlarca liraya ulaşabilecek bir gelir transferinden söz ediyoruz. O nedenle üreticinin sorması gereken soru : Benim ürünümün gerçek değerini kim belirliyor? Devletin kurumu mu? Gerçekten rekabet eden serbest piyasa mı? Yoksa birkaç büyük alıcının etrafında şekillenen satın alma sistemi mi? SERBEST PİYASA DEDİĞİNİZ ŞEY GERÇEKTEN SERBEST Mİ? Serbest piyasa demek, üreticinin karşısına çıkan bütün alıcıların aynı veya birbirine çok yakın rakamları yazması değildir. Serbest piyasa, alıcıların da birbirleriyle rekabet etmesi demektir. Bir tüccar 185 TL veriyorsa, yanındaki tüccarın daha fazla mal toplayabilmek için 190 TL vermesi gerekir. Başka biri 195 TL vermelidir. Talep yükseldiğinde fiyat yukarı gitmelidir. Üreticinin malı için alıcılar yarışmalıdır. Ama bunun yerine; bir ilçede 185, yan ilçede 185, başka bir alım noktasında yine aynı rakam, ertesi sabah herkesin fiyatı aynı anda değişiyorsa... O zaman kamu otoritesinin şu soruyu sorması gerekir: Bu fiyatlar gerçekten birbirinden bağımsız ticari kararlarla mı belirleniyor? ÇÜNKÜ FINDIKTA BU ŞÜPHE DAHA ÖNCE DE DEVLETİN ÖNÜNE GELDİ Bu soru hayalî değildir. Rekabet Kurulu, fındık sektöründe alıcıların fiyat davranışlarını geçmişte bizzat soruşturdu. Düzce’de fındık alım-satımı yapan teşebbüsler hakkında yürütülen soruşturma, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında gerçekleştirildi. Kurulun 15 Ağustos 2024 tarihli kararında sekiz teşebbüsle ilgili süreç uzlaşmayla sonuçlandı. Dosyanın temel konusu, fındık alım ve satımı yapan teşebbüslerin rekabete aykırı biçimde hareket edip etmedikleriydi. (Rekabet Kurumu) Daha sonra Giresun, Samsun ve Trabzon dahil başka üretim bölgelerinde de fındık alıcılarının fiyat ve iletişim ilişkileri Rekabet Kurumu’nun incelemelerine konu oldu. Samsun dosyasının resmî konusu dahi son derece açıktı: “Fındık alımı ve satımı ile iştigal eden teşebbüslerin aralarında anlaşarak fındık alım fiyatlarını belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası.” (Rekabet Kurumu) Demek ki devletin ilgili kurumu da şunu kabul ediyor: Fındık alıcılarının üreticiden alış fiyatını birlikte belirlemesi ihtimali, rekabet hukukunun doğrudan konusudur. ÖYLEYSE 2026 SEZONU NEDEN YENİDEN MERCEK ALTINA ALINMASIN? Bugün yapılması gereken herhangi bir tüccarı peşinen suçlu ilan etmek değildir. Tam tersine. Gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Rekabet Kurumu Karadeniz’de aynı anda yerinde inceleme yapmalıdır. Giresun'a bakmalıdır. Ordu'ya bakmalıdır. Samsun'a bakmalıdır. Trabzon'a bakmalıdır. Düzce'ye, Sakarya'ya ve diğer üretim merkezlerine bakmalıdır. Manavların günlük fiyatlarını karşılaştırmalıdır. Telefon ve elektronik yazışmalar incelenmelidir. Fiyat listelerinin hangi saatlerde kimlerden geldiğine bakılmalıdır. Hangi manavın hangi büyük alıcıya fındık topladığı belirlenmelidir. Üreticiden alış fiyatını manavın kendisinin mi belirlediği, yoksa üst alıcı tarafından mı fiyat verildiği ortaya çıkarılmalıdır. MANAV KENDİ FİYATINI BELİRLEYEBİLİYOR MU? Asıl cevaplanması gereken sorulardan biri budur. Bir manav bugün üreticiye: “Ben bu fındığa 10 lira fazla veriyorum.” diyebiliyor mu? Yoksa daha yüksek fiyat verdiği anda malı teslim ettiği büyük alıcıdan zarar mı ediyor? Bir büyük firma onlarca manava sabah: “Bugünün alım fiyatı budur.” diyorsa bunun hukuki ve ekonomik yapısı nedir? Manav gerçekten bağımsız tüccar mı? Yoksa büyük alıcı adına çalışan fiilî bir satın alma noktası mı? Bağımsız ise neden kendi fiyatını belirleyemiyor? Bağımsız değilse üretici bunu biliyor mu? FİYAT LİSTESİNİ KİM HAZIRLIYOR? Karadeniz'de üreticinin karşısına çıkan fiyatların oluşum zinciri açıklanmalıdır. Büyük ihracatçı fiyat mı gönderiyor? Kırıcı mı belirliyor? Manav mı belirliyor? Ticaret borsası mı referans oluyor? Birbirlerinin fiyatları WhatsApp gruplarından mı takip ediliyor? Gelecek gün uygulanacak fiyatlar önceden konuşuluyor mu? Bunların hiçbirini dışarıdan bakarak kesin olarak söyleyemeyiz. Ama devlet araştırabilir. Rekabet Kurumu araştırabilir. Ve araştırmalıdır. DEVLET YOK MU? İşte meselenin en kritik noktası burasıdır. Devlet yalnızca TMO üzerinden fiyat açıklayıp kenara çekilemez. Çünkü TMO'nun kuruluş ve müdahale mantığının önemli nedenlerinden biri zaten üreticinin pazarlama ve finansman kaynaklı sorunlarını azaltmaktır. Bakanlığın 2026 fiyat açıklamasında da bu amaç açık biçimde ifade edilmiştir. (Tarım ve Orman Bakanlığı) O halde şu sorunun cevabı gerekir: Devlet 255 TL fiyat açıklıyorsa bu fiyat piyasada neden karşılık bulmuyor? TMO yeterince ürün alabiliyor mu? Üretici randevuya ulaşabiliyor mu? Alım noktaları yeterli mi? Ödeme süresi üreticiyi tüccara yöneltiyor mu? Üretici borçları nedeniyle fındığını hemen satmak zorunda mı? Tüccarın nakit gücü TMO'nun müdahale gücünün önüne mi geçiyor? Ve en önemlisi: Alıcılar arasında gerçek fiyat rekabeti var mı? 255 TL VARSA 185 TL NASIL VAR? Bu sorunun cevabı yalnızca: “Serbest piyasa.” olamaz. Çünkü serbest piyasa bir sihirli kelime değildir. Fiyat düşüyorsa bunun ekonomik gerekçesi ortaya konulmalıdır. Arz mı fazla? Rekolte mi beklentinin üzerinde? İhracat talebi mi düştü? Stok mu çok yüksek? Avrupa sanayisi alımı mı azalttı? Yoksa alıcı tarafındaki yoğunlaşma ve pazarlık gücü mü fiyatı aşağı çekiyor? Bütün bunlar rakamlarla açıklanmalıdır. Aksi takdirde “serbest piyasa” sözü, hiçbir şeyi açıklamayan bir bahaneye dönüşür. ALİVRE SATIŞLAR AÇIKLANMALI Sektörün bir başka tartışması da sezon öncesi yapılan alivre satışlardır. Alivre satış kendi başına suç değildir. İhracatçı gelecekte teslim edeceği ürünü önceden satabilir. Ancak ihracatçı Avrupa’ya örneğin belirli bir dolar fiyatından büyük miktarda mal bağladıysa hasat başladığında kendi kârlılığı açısından mümkün olan en düşük maliyetle fındık toplamak isteyecektir. Bu da ticari açıdan anlaşılabilir. Ama burada kırmızı çizgi bellidir: O düşük maliyet, rakip alıcılar arasında anlaşarak üretici fiyatını aşağı çekmek suretiyle sağlanamaz. Bu nedenle 2026 ürünü için yapılan sezon öncesi ihracat ve alivre sözleşmeleri konusunda sektörün daha şeffaf olması gerekir. Kaç ton satıldı? Hangi tarihte satıldı? Hangi fiyatlardan satıldı? Hangi teslim vadeleri verildi? Bugünkü iç piyasa fiyatı ile bu sözleşmeler arasında nasıl bir ekonomik ilişki var? FİSKOBİRLİK'E DE AYNI SORU Üreticinin kurduğu bir birlik olan FİSKOBİRLİK bakımından da mesele yalnızca “kaç liradan alıyor?” sorusu değildir. TMO üreticinin ürününe 250–255 TL bandında fiyat biçerken üretici birliği neden bunun belirgin biçimde altında kalıyor? Eğer FİSKOBİRLİK fındığı işleyebiliyor, mamul ürün üretebiliyor, katma değer yaratabiliyorsa bu katma değerin ne kadarı üreticiye dönüyor? 2026 ürünü için ön satış yapıldı mı? Alivre satış yapıldı mı? Yapıldıysa hangi miktarda ve hangi fiyatla? Yapılmadıysa üretici alım fiyatı hangi maliyet hesabıyla oluşturuldu? Üreticinin kurduğu birliğin bunları üreticiye açıklaması olağanüstü bir talep değildir. Tam tersine kurumsal şeffaflığın gereğidir. ÜRETİCİNİN SIRTINDAN FİYAT BELİRLEME DÖNEMİ BİTMELİ Kimse tüccar zarar etsin demiyor. Kimse ihracatçı kâr etmesin demiyor. Kimse sanayici kazanmasın demiyor. Ama aynı soru üretici için de sorulmalıdır: Üretici neden kazanmasın? Fındığı yetiştirirken riski üretici taşıyor. Donu üretici yaşıyor. Kuraklığı üretici yaşıyor. Kokarcayla üretici mücadele ediyor. Gübreyi, ilacı, işçiyi, patozu üretici ödüyor. Bir yıl boyunca bahçenin yükünü üretici taşıyor. Hasat günü geldiğinde ise fiyat üzerinde en az söz sahibi olan yine üretici oluyorsa burada sistemin yeniden sorgulanması gerekir. DEVLETİN GÖREVİ FİYATI TÜCCAR ADINA BELİRLEMEK DEĞİL, REKABETİ KORUMAKTIR Buradan “devlet bütün özel alım fiyatlarını belirlesin” sonucu çıkmaz. Ama devletin çok açık bir görevi vardır: Piyasanın gerçekten rekabetçi çalışmasını sağlamak. 4054 sayılı Kanun bunun için vardır. Rekabet Kurumu bunun için vardır. TMO üretici için piyasa alternatifi yaratmak amacıyla vardır. Ticaret borsaları şeffaf piyasa için vardır. Tarım Bakanlığı üretim politikasını yönetmek için vardır. Öyleyse bu kurumlar birlikte şu soruya cevap vermelidir: TMO'NUN 255 TL'YE ALIM YAPTIĞI BİR SEZONDA KARADENİZ'İN BAZI NOKTALARINDA FINDIK NEDEN 185 TL? Kalite mi? Randıman mı? Arz fazlalığı mı? Finansman baskısı mı? Stok politikası mı? İhracat sözleşmeleri mi? Alıcı gücü mü? Yoksa alıcılar arasında araştırılması gereken bir koordinasyon mu? Hangisiyse ortaya çıkarın. Çünkü bugün tartışılan yalnızca fındığın kilogram fiyatı değildir. Üreticinin alın terinin karşılığını kimin belirlediği tartışılıyor. Üreticinin bir yıllık emeğinin kaç para edeceğine kimin karar verdiği tartışılıyor. Üreticinin yaşam kalitesini birkaç alıcının piyasa gücünün belirleyip belirlemediği tartışılıyor. Ve artık Karadeniz üreticisinin sormaya hakkı vardır: KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ?DEVLET YOK MU?YASA YOK MU? Varsa, uygulanmasını istiyoruz. Suçlu ilan edilmesini değil; araştırılmasını istiyoruz. Söylentiyi değil; belgeyi istiyoruz. “Serbest piyasa” cümlesini değil; gerçek rekabeti istiyoruz.

Ordu’da Triatlon heyecanı başlıyor Haber

Ordu’da Triatlon heyecanı başlıyor

Ordu, triatlon heyecanına bir kez daha ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ordu Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Triatlon Federasyonu iş birliğinde düzenlenecek 2026 Triatlon Bölgesel Lig Final Yarışları, 5 Eylül Cumartesi günü Altınordu ilçesinde gerçekleştirilecek. ORDU (İGFA) - Ordu, sporun merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlerken, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in öncülüğünde kentte farklı branşlarda önemli organizasyonlara ev sahipliği yapılıyor. Bu organizasyonlardan biri olan triatlon yarışları da bu yıl 7’nci kez Ordu’da düzenlenecek. TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN 275 TRİATLET KATILACAK Türkiye’nin farklı şehirlerinden 275 triatletin katılacağı 2026 Triatlon Bölgesel Lig Final Yarışları, Altınordu ilçesinde Bahçelievler-Akyazı Mevkii ile Tayfun Gürsoy Parkı çevresinde gerçekleştirilecek. Yarışlarda sporcular yüzme, bisiklet ve koşu etaplarında dereceye girebilmek için mücadele edecek. YARIŞLAR SAAT 08.00’DE BAŞLAYACAK 5 Eylül Cumartesi günü saat 08.00’de Genç Elit ve Yaş Grupları kategorilerinin startıyla başlayacak yarış programı, saat 11.00’de M1, M2 ve M3 kategorilerindeki kadın ve erkek sporcuların startıyla devam edecek. Dereceye giren sporcular için düzenlenecek ödül töreni ise saat 15.00’te Ordu Tenis Kortları’nda gerçekleştirilecek. ORDU’NUN TANITIMINA KATKI SAĞLAYACAK 2026 Triatlon Bölgesel Lig Final Yarışları, sporcuların kıyasıya mücadelesine sahne olurken, Ordu’nun sahip olduğu doğal güzelliklerin, sportif altyapının ve turizm potansiyelinin tanıtımına da önemli katkı sunacak. Türkiye’nin farklı noktalarından gelecek sporcular ve beraberindeki kafileler, organizasyon kapsamında Ordu’da konaklayarak kentin tanıtımına ve ekonomisine de katkı sağlayacak.

Ordu Ünye’de bisiklet ve yürüyüş yolu tamamlanıyor Haber

Ordu Ünye’de bisiklet ve yürüyüş yolu tamamlanıyor

Ordu Büyükşehir Belediyesi, 2021 yılında Ünye’de başlattığı Bisiklet ve Yürüyüş Yolu Projesi’nde sona yaklaştı. ORDU (İGFA) - Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in sağlıklı yaşam ve çevreci ulaşım vizyonu doğrultusunda Ordu genelinde hayata geçirilen bisiklet ve yürüyüş yolları her geçen gün büyüyor. Bu kapsamda Ünye ilçesinde 2021 yılında başlatılan projede 2. etap çalışmaları devam ediyor. Son dokunuşların yapıldığı bisiklet ve yürüyüş yolu tamamlandığında toplam 10 kilometre uzunluğa ulaşacak güzergâh, Ünye’de sağlıklı yaşamı ve çevreci ulaşımı destekleyen önemli bir alternatif olacak. 2. ETAPTA ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR Projenin 2. etabı kapsamında Çamlık’tan başlayarak Hasan Bey Otel’e kadar uzanan 3 km’lik güzergâhta çalışmalar sürüyor. Güzergâhın 1,5 km’lik bölümünde asfalt çalışmaları tamamlanırken, bazı bölümlerde renkli asfalt uygulaması gerçekleştiriliyor. Projede ayrıca baskı beton yürüyüş yolları, aydınlatma sistemleri ve kentsel donatı alanları da oluşturuluyor. Güzergâhın kalan bölümlerinde ise ekiplerin çalışmaları devam ediyor. ÇAMLIK’TA ÇALIŞMALAR TAMAMLANDI Öte yandan Çamlık Ayanikola’da bulunan 1 km’lik bisiklet ve yürüyüş yolunda da asfalt kaplama ve boyama işlemleri ise tamamlandı. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte Ünye, vatandaşların yürüyüş yapabileceği, bisiklet kullanabileceği ve deniz manzarası eşliğinde vakit geçirebileceği modern ve güvenli bir güzergâha daha kavuşmuş olacak.

ORDU’YA DEV SAĞLIK YATIRIMI: Haber

ORDU’YA DEV SAĞLIK YATIRIMI:

ORDU’YA DEV SAĞLIK YATIRIMI: ŞEHİR HASTANESİ HAYIRLI OLSUN1.200 YATAK KAPASİTESİ, 281 YOĞUN BAKIM YATAĞI VE 40 AMELİYATHANESİYLE KARADENİZ’İN EN ÖNEMLİ SAĞLIK YATIRIMLARINDAN BİRİ HİZMETE HAZIRLANIYOR Ordu, uzun yıllardır beklediği en büyük sağlık yatırımlarından birine kavuşuyor. Yapımı tamamlanma aşamasına gelen ve hasta kabulü için hazırlıkların sürdüğü yalnızca Ordu’nun değil, çevre illerin de sağlık hizmetlerine önemli katkı sunacak dev bir sağlık üssü olmaya hazırlanıyor. 1.200 yatak kapasitesiyle hizmet verecek Ordu Şehir Hastanesi’nin, modern sağlık altyapısı, ileri teknolojiye sahip birimleri ve geniş sağlık kadrosuyla kentin sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemi başlatması bekleniyor. Ordu’ya kazandırılan bu büyük yatırımın başta Ordulular olmak üzere tüm bölge halkına hayırlı olmasını diliyoruz. 1.200 YATAKLI DEV SAĞLIK KOMPLEKSİ İlk olarak 900 yatak kapasitesiyle planlanan Ordu Şehir Hastanesi’nin kapasitesi süreç içerisinde artırılarak 1.200 yatağa çıkarıldı. Hastanede 281 yoğun bakım yatağı, 40 ameliyathane ve 386 poliklinik bulunuyor. Tüp bebek merkezi, helikopter pisti, kreş ve yaklaşık 2 bin araçlık kapalı otopark gibi birçok önemli birim de dev sağlık kompleksinin içerisinde yer alıyor. Bu kapasitesiyle Ordu Şehir Hastanesi, Karadeniz Bölgesi’nin en önemli sağlık yatırımlarından biri konumuna geliyor. SAĞLIKTA ORDU İÇİN YENİ BİR DÖNEM Şehir hastanesinin hizmete girmesiyle birlikte Ordu’da birçok branşta sağlık hizmetlerinin aynı merkez içerisinde daha güçlü şekilde verilmesi amaçlanıyor. İleri tetkik ve tedavi imkanlarının genişlemesi, yoğun bakım kapasitesinin artması ve yeni sağlık birimlerinin devreye alınmasıyla birlikte vatandaşların başka illere sevk edilme ihtiyacının da önemli ölçüde azaltılması hedefleniyor. Özellikle ileri cerrahi işlemler, yoğun bakım hizmetleri ve uzmanlık gerektiren tedaviler açısından hastanenin Ordu sağlık sisteminin merkezlerinden biri olması bekleniyor. YAKLAŞIK 7 BİN KİŞİLİK DEV KADRO Ordu Şehir Hastanesi’nin tam kapasiteyle hizmet vermeye başlamasıyla birlikte yaklaşık 7 bin personelin görev yapabileceği belirtiliyor. Mevcut sağlık kuruluşlarından yapılacak personel geçişlerinin yanı sıra ihtiyaç duyulan branş ve hizmet alanlarında yeni personel planlamalarının da yapılması bekleniyor. Böylece hastane yalnızca sağlık alanında değil, oluşturacağı istihdam ve ekonomik hareketlilik açısından da Ordu’ya önemli katkı sağlayacak. 23 MİLYAR LİRAYI AŞAN DEV YATIRIM 2026 Yılı Kamu Yatırım Programı verilerine göre Ordu Şehir Hastanesi’nin toplam proje tutarı 23 milyar 46 milyon 700 bin liraya ulaştı. Bu büyüklüğüyle proje, Ordu tarihinin en önemli kamu yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor. Yaklaşık beş yılı aşan inşaat sürecinin ardından hizmete açılma aşamasına gelen hastane, Ordu’nun sağlık altyapısını uzun yıllar taşıyabilecek kapasitede planlandı. ORDU ARTIK BÖLGENİN SAĞLIK MERKEZLERİNDEN BİRİ OLABİLİR Şehir hastanesinin tam kapasiteyle devreye alınması yalnızca Ordu için değil; Giresun, Samsun’un doğu ilçeleri, Tokat ve çevre bölgeler açısından da önem taşıyor. Ordu’nun coğrafi konumu ve hastanenin yüksek kapasitesi dikkate alındığında, ileri düzey sağlık hizmetlerinde kentin bölgesel çekim merkezlerinden biri haline gelmesi mümkün görünüyor. Bu durum sağlık hizmetlerinin yanında konaklama, ulaşım, eczacılık, medikal sektör ve diğer hizmet alanlarında da yeni ekonomik hareketlilik oluşturabilir. ŞİMDİ GÖZLER HASTA KABULÜNDE Ordu Şehir Hastanesi’nde taşınma ve personel yerleştirme süreçleri devam ederken, hastanenin Eylül 2026 içerisinde hasta kabulüne başlaması hedefleniyor. Yıllardır tamamlanması beklenen dev yatırımın kapılarını vatandaşlara açmasıyla birlikte Ordu sağlık hizmetlerinde yeni bir sayfa açılmış olacak. Ordu’nun geleceğine yapılmış en önemli yatırımlardan biri olan Şehir Hastanesi’nin şehre kazandırılmasında emeği geçenlere teşekkür ediyor; bu büyük sağlık yatırımının Ordu’ya, Karadeniz’e ve ülkemize hayırlı olmasını diliyoruz. Güle güle kullan Ordu. Şehir Hastanen hayırlı olsun.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.