Hava Durumu

#Önleme

giresunsonhaber - Önleme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Önleme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE ÇOK YÖNLÜ ÇALIŞMA Haber

GİRESUN’DA BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE ÇOK YÖNLÜ ÇALIŞMA

GİRESUN’DA BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE ÇOK YÖNLÜ ÇALIŞMA Giresun Valiliği, bağımlılıkla mücadeleyi yalnızca güvenlik operasyonlarıyla sınırlamayan; eğitim, önleme, tedavi, rehabilitasyon ve kurumlar arası koordinasyonu birlikte ele alan bir çalışma yürütüyor. 23 Temmuz 2026’da Vali Yardımcısı Alpaslan Altınışık başkanlığında yapılan İl Koordinasyon Kurulu toplantısı da bu çabanın devamı oldu. Yılın ilk altı ayında gerçekleştirilen faaliyetler ile kamu çalışanları arasındaki sigara kullanımını ölçen araştırma Kurula sunuldu. Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu, il genelinde yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi ve kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla Giresun Valiliğinde toplandı. Toplantıya, bağımlılıkla mücadelede görev ve sorumluluğu bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Kurulda önleme, koruma, tedavi, rehabilitasyon ve farkındalık hizmetleri birlikte ele alındı. Kurum temsilcileri kendi sorumluluk alanlarında yürüttükleri faaliyetler hakkında bilgi verirken, özellikle çocukların ve gençlerin bağımlılık riskinden korunmasına yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. Giresun İl Sağlık Müdürlüğünün açıklamasında, kurumların 2026’nın ilk altı ayında gerçekleştirdiği faaliyetlerin yanı sıra Giresun’daki kamu kurumlarında sigara kullanım sıklığını belirlemek amacıyla yapılan anket sonuçlarının da Kurula sunulduğu bildirildi. Bu araştırma, sorunun boyutunu tahminler yerine saha verileriyle değerlendirme yönünde önemli bir adım niteliği taşıyor. Anketin katılımcı sayısı, sigara kullanım oranı ve bırakma desteğine yönlendirilen personel sayısı gibi bulgularının açıklanması, çalışmanın değerini daha görünür hâle getirecektir. VALİLİK KOORDİNASYONU YIL BOYUNCA CANLI TUTUYOR Kurulun 22 Nisan 2026’daki ikinci toplantısı da Vali Mustafa Koç başkanlığında gerçekleştirilmiş; uyuşturucunun yanı sıra alkol, sigara ve teknoloji bağımlılığına karşı yürütülen çalışmalar değerlendirilmişti. Vali Koç, bağımlılıkla mücadelenin “arz” ve “talep” olmak üzere iki ana ayağı bulunduğunu, kolluk birimlerinin arzı önlemeye çalıştığını, talebi azaltma sorumluluğunun ise ailelerden sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir kesime ait olduğunu belirtmişti. Okul güvenliğinin gündemde tutulması ve farklı bağımlılık türlerinin aynı koordinasyon çatısı altında ele alınması, mücadelenin yalnızca suç ve ceza eksenine sıkıştırılmadığını gösteriyor. Koç, Giresun’un bağımlılıkla mücadelede diğer bölgelere göre iyi durumda olduğunu da ifade etmişti. Bu olumlu değerlendirmenin iller arası karşılaştırmalar, bağımlılık türlerine göre yaygınlık oranları ve yıllar içindeki değişim verileriyle desteklenmesi, elde edilen başarının daha sağlıklı değerlendirilmesini sağlayacaktır. EĞİTİMDEN MESLEK EDİNDİRMEYE UZANAN UYGULAMALAR Giresun’da kayıtlara geçen çalışmalar, Valiliğin koordinasyonunda güvenlik, sağlık, eğitim, gençlik ve sosyal destek alanlarının birlikte işletilmeye çalışıldığını gösteriyor: Uygulama Yürütülen çalışma Başarıyı gösterecek sonuç İlk altı aylık kurum faaliyetleri Sağlık, eğitim, güvenlik, gençlik ve sosyal hizmet kurumlarının çalışmaları Kurula sunuldu. Faaliyet ve yararlanıcı sayısı, önceki döneme göre değişim Kamu kurumlarında sigara anketi Kamu çalışanlarının sigara kullanım sıklığı araştırıldı. Katılımcı ve sigara kullanan kişi sayısı, bırakma desteğine yönlendirme Okullardaki koruyucu çalışmalar Çocuklar ve gençler için güvenlik, eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri yürütüldü. Ulaşılan öğrenci, veli ve öğretmen sayısı ile eğitim sonrası farkındalık düzeyi Gençlik ve Güvenli Gelecek eğitimi Üniversite öğrencilerine madde bağımlılığı, UYUMA uygulaması ve Narkotik Veri Analiz Sistemi anlatıldı. Katılım, kazanım ve yapılan yönlendirme sayısı Bağ Kur–Bağı Kopar projesi Bağımlılıkla mücadele birimi, aile eğitimleri, spor-sanat etkinlikleri ve meslek kursları planlandı. Yararlanıcı, kursu tamamlayan ve tedavi ya da istihdama yönlendirilen kişi sayısı Kolluk operasyonları Sokak satıcıları ve uyuşturucu suç yapılanmalarına yönelik soruşturmalar yürütüldü. Operasyon, şüpheli, tutuklama ve ele geçirilen madde miktarındaki dönemsel değişim Giresun Üniversitesi Tirebolu İletişim Fakültesinde 22 Ekim 2025’te düzenlenen “Gençlik ve Güvenli Gelecek” eğitimi de önleyici çalışmaların örneklerinden biri oldu. Birinci sınıf ve üniversiteye yeni başlayan öğrencilere madde bağımlılığıyla birlikte UYUMA uygulaması ve Narkotik Veri Analiz Sistemi anlatıldı. Böylece gençlerin hem bağımlılık riskleri hem de ihbar ve mücadele mekanizmaları konusunda bilgilendirilmesi hedeflendi. BULANCAK’TA 747 BİN LİRALIK SOSYAL DESTEK PROJESİ Bulancak Kalkınma ve Gelişmeyi Destekleme Derneğinin hazırladığı “Bağ Kur–Bağı Kopar” projesi, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün 747 bin liralık desteğiyle 14 Temmuz 2025–30 Haziran 2026 tarihleri arasında yürütüldü. Projede Bulancak Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde Bağımlılıkla Mücadele Birimi kurulması; ilkokul ve ortaokul öğrencilerine psikoloji sohbetleri, ekoloji eğitimleri ve sabah sporları düzenlenmesi; gençler ile bağımlı bireylerin spor, sanat ve kültürel miras atölyelerine katılması; aile seminerleri ve meslek edindirme kursları verilmesi planlandı. Projenin yalnızca bağımlılığı önlemeye değil, risk altındaki bireyleri sosyal hayata ve üretime yeniden bağlamaya yönelmesi dikkat çekiyor. Ulaşılan öğrenci, aile ve bağımlı birey sayısı; meslek kurslarını tamamlayanlar ile tedavi, eğitim veya istihdama yönlendirilenlerin açıklanması, 747 bin liralık desteğin sahadaki karşılığını ortaya koyacaktır. UYUŞTURUCU ARZINA KARŞI SOMUT SONUÇLAR ALINDI Giresun’da 2026’nın ilk aylarında uyuşturucu arzına yönelik dikkat çeken operasyonlar gerçekleştirildi. İl Emniyet Müdürlüğünün 13–14 Ocak tarihlerinde Giresun merkez, Bulancak ve Espiye’de düzenlediği operasyonlarda uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlamasıyla işlem yapılan 5 kişi tutuklandı. Şubat ayında ise yaklaşık beş ay süren teknik ve fiziki takibin ardından Giresun merkezli üç ilde geniş çaplı operasyon düzenlendi. Soruşturma kapsamında 19 kişi hakkında uyuşturucu kullanmak, 50 kişi hakkında uyuşturucu ticareti yapmak suçlamasıyla işlem yapıldı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 29’u tutuklandı, 12’si adli kontrolle serbest bırakıldı. Aramalarda 2 kilo 510 gram bonzai, 160 gram esrar, 120 gram kokain, 40 gram metamfetamin, ayrıca bonzai, 3 bin 500 ecstasy ve bin 450 sentetik ecza hapı ele geçirildi. Bu operasyonlar, uyuşturucu arzına karşı yürütülen mücadelenin somut sonuçları arasında yer alıyor. Ancak kalıcı başarı yalnızca operasyon ve tutuklama sayısıyla değil; yeni kullanıcı sayısının, uyuşturucu kaynaklı acil servis başvurularının ve tekrar kullanımın azalması, tedaviye başvuru ve sosyal hayata dönüş oranlarının yükselmesiyle birlikte değerlendirilmelidir.

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA Haber

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA Dünya Sağlık Örgütü’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu, kanser yükünün dünya genelinde hızla büyüdüğünü ortaya koydu. DSÖ, yeni kanser vakalarının 2050 yılına kadar neredeyse iki katına çıkabileceği uyarısıyla hükümetlere, sağlık sistemlerine ve uluslararası kuruluşlara acil eylem çağrısı yaptı. KANSER VAKALARI PATLAMA NOKTASINDA Cenevre, 8 Temmuz 2026 – Dünya Sağlık Örgütü’nün bugün yayımladığı rapor, kanserin artık yalnızca hastanelerin ve sağlık çalışanlarının değil; ülkelerin bütçelerinin, ailelerin yaşam düzeninin, sosyal güvenlik sistemlerinin ve kamu politikalarının en ağır sınavlarından biri haline geldiğini gösterdi. DSÖ’nün Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı ile birlikte hazırladığı rapora göre dünyada her yıl yaklaşık 20,6 milyon yeni kanser vakası görülüyor, yaklaşık 10 milyon insan kanser nedeniyle yaşamını yitiriyor. Mevcut gidişat değişmezse yıllık yeni kanser vakalarının 2050 yılına kadar 35 milyonun üzerine çıkması bekleniyor. Bu tablo, kanserin gelecek yıllarda daha fazla haneye, daha fazla sağlık sistemine, daha fazla ülke bütçesine ve daha fazla toplumsal maliyete ağır bir yük olarak döneceğini ortaya koyuyor. DSÖ’DEN SERT UYARI: BUGÜN ÖNLEM ALINMAZSA 2050’DE FATURA ÇOK DAHA AĞIR OLACAK DSÖ raporu, kanserle mücadelede zaman kaybının bedelinin ağır olacağını açık biçimde ortaya koydu. Rapora göre kanser yükünü azaltmanın yolu, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi kapasitesini artırmakla sınırlı değil. Asıl mücadele; önleme, erken tanı, düzenli tarama, aşılama, tütün kontrolü, sağlıklı yaşam politikaları, çevresel risklerin azaltılması, temel ilaçlara erişim ve tedavide eşitlik üzerinden yürütülmek zorunda. Kanser vakalarının önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörleriyle bağlantılı. Tütün kullanımı, alkol tüketimi, obezite, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, hava kirliliği ve bazı enfeksiyonlar kanser riskini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor. İnsan papillomavirüsü, hepatit B ve C, Helicobacter pylori gibi enfeksiyonlar da bazı kanser türlerinin gelişiminde belirleyici rol oynuyor. Bu nedenle DSÖ, aşı programlarının güçlendirilmesini, enfeksiyonların önlenmesini ve toplum temelli koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını kanserle mücadelenin vazgeçilmez başlıkları arasında gösteriyor. KANSERDE EŞİTSİZLİK ÖLDÜRÜYOR Raporda en çarpıcı başlıklardan biri, kanser tedavisinde ülkeler ve gelir grupları arasındaki derin uçurum oldu. Kanser tanısı alan bir kişinin hayatta kalma şansı, yalnızca hastalığın türüne ya da tıbbi gelişmelere bağlı değil; yaşadığı ülkeye, gelir düzeyine, sağlık hizmetlerine ulaşma imkanına, sigorta kapsamına, erken tanı kapasitesine ve tedaviye erişim süresine göre değişiyor. Yüksek gelirli ülkelerde erken tanı, güçlü tedavi altyapısı, ilaç erişimi ve sağlık sigortası kapsamı yaşam şansını artırırken; düşük ve orta gelirli ülkelerde hastalar çoğu zaman tanıya geç ulaşıyor, tedaviye gecikmeli başlıyor ya da temel ilaçlara erişemiyor. Bu tablo, kanserin yalnızca biyolojik bir hastalık olmadığını; aynı zamanda sosyal adalet, sağlık hakkı, kamu finansmanı, gelir eşitsizliği ve evrensel sağlık kapsamı meselesi olduğunu gösteriyor. YAŞAM ŞANSI GELİRE VE COĞRAFYAYA BAĞLI OLAMAZ DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, raporda ortaya konulan eşitsizliklerin kaçınılmaz olmadığını, siyasi tercihler ve güçlü kamu politikalarıyla tersine çevrilebileceğini vurguladı. Kanserde en ağır tablo, tıbbi bilginin var olduğu ancak sağlık hizmetine erişimin eşit olmadığı ülkelerde ortaya çıkıyor. Erken teşhis edilebilen, tedavi edilebilen ya da kontrol altına alınabilen birçok kanser türü, yoksulluk, sağlık altyapısının zayıflığı, ilaç yokluğu ve geç tanı nedeniyle ölümcül hale geliyor. Bu nedenle kanserle mücadelede asıl soru yalnızca kaç hastane yapıldığı değil; hastanın zamanında tanıya, etkili tedaviye, temel ilaca, psikososyal desteğe ve sosyal güvenceye ulaşıp ulaşamadığıdır. İLAÇ VE TEDAVİYE ERİŞİMDE DERİN UÇURUM Raporda, kanser tedavisinde kullanılan temel ilaçlara erişimde ülkeler arasında büyük farklar bulunduğu belirtildi. Yüksek gelirli ülkelerde kanser ilaçlarına, radyoterapiye, cerrahi hizmetlere ve ileri tanı yöntemlerine erişim daha güçlü seyrederken, düşük gelirli ülkelerde bu imkanların sınırlı olması hastaların yaşam şansını doğrudan etkiliyor. DSÖ’ye göre bilimsel gelişmeler tek başına hayat kurtarmaya yetmiyor. Yeni ilaçların geliştirilmesi, erken tanı teknolojilerinin yaygınlaşması ve tedavi yöntemlerinin ilerlemesi ancak bu hizmetlere adil erişim sağlandığında gerçek anlamda sonuç veriyor. Bu nedenle rapor, kanser bakımının evrensel sağlık kapsamı içinde ele alınmasını, temel kanser ilaçlarının ulaşılabilir hale getirilmesini, sağlık insan gücüne yatırım yapılmasını ve sosyal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesini öneriyor. AKCİĞER KANSERİ ÖLÜMLERDE İLK SIRADA DSÖ verilerine göre akciğer kanseri, dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerin başlıca nedeni olmayı sürdürüyor. Tütün kullanımı, hava kirliliği ve çevresel riskler akciğer kanseri yükünün en önemli nedenleri arasında yer alırken, erken tanıdaki gecikmeler ölüm oranlarını artırıyor. Erkeklerde akciğer, prostat ve kolon kanserleri öne çıkarken; kadınlarda meme, akciğer ve kolon kanserleri en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Meme kanseri kadınlarda en yaygın kanser türlerinden biri olmayı sürdürürken, rahim ağzı kanseri başta olmak üzere aşı ve tarama ile önlenebilir kanserler birçok ülkede hâlâ ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. ASYA VE AVRUPA KANSER YÜKÜNÜN MERKEZİNDE Küresel kanser yükü bölgeler arasında eşit dağılmıyor. Asya, büyük nüfus yapısı nedeniyle dünyadaki kanser vakalarının ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli bir bölümünü taşıyor. Avrupa ise dünya nüfusu içindeki payına göre daha yüksek kanser yüküyle dikkat çekiyor. Afrika ve bazı düşük gelirli bölgelerde vaka sayıları nüfus yapısı ve kayıt sistemlerinin sınırlılığı nedeniyle daha düşük görünse de ölüm oranlarının yüksekliği, erken tanı ve tedaviye erişimdeki yetersizlikleri yeniden gündeme getiriyor. Bu tablo, kanser istatistiklerinin yalnızca vaka sayısıyla değerlendirilemeyeceğini; tanı yaşı, ölüm oranı, tedaviye erişim, kayıt sistemi, sağlık altyapısı ve sosyal güvence düzeyiyle birlikte okunması gerektiğini gösteriyor. TÜTÜN AZALIYOR AMA TEHLİKE BİTMİYOR Raporda, bazı alanlarda ilerleme sağlandığı da belirtildi. Tütün kontrolü politikaları, aşılama programları, enfeksiyonların önlenmesi ve hijyen koşullarındaki iyileşmeler bazı kanser türlerinde olumlu sonuçlar doğurdu. Ancak DSÖ’ye göre bu ilerleme, artan küresel kanser yükünü durdurmak için yeterli değil. Tütün kullanımı birçok ülkede azalma eğilimi gösterse de elektronik sigara, yeni nikotin ürünleri, hava kirliliği, obezite, alkol tüketimi ve hareketsiz yaşam tarzı kanser riskini canlı tutuyor. Kanserle mücadelede kalıcı başarı için yalnızca bireysel yaşam tarzı önerileri değil; sağlıklı gıdaya erişim, temiz çevre, güçlü denetim, etkili tarama programları ve kamusal sağlık politikaları gerekiyor. KANSER AİLELERİ DE YIKIYOR Kanser, yalnızca hastanın bedenini değil, ailenin bütün yaşam düzenini etkiliyor. Tedavi süreci, gelir kaybı, yol ve bakım giderleri, iş gücü kaybı, psikolojik baskı ve sosyal izolasyon kanserin görünmeyen yükünü oluşturuyor. DSÖ raporu, kanserden etkilenen kişilerin ve ailelerin yalnızca tıbbi desteğe değil; psikososyal destek, ekonomik koruma, bakım hizmetleri ve sosyal güvenceye de ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Bakım verenlerin yaşadığı yük de raporda dikkat çekilen başlıklar arasında yer alıyor. Aile bireyleri çoğu zaman ücretsiz bakım emeği üstlenirken, sosyal yaşamdan uzaklaşıyor, ekonomik baskı altında kalıyor ve ruh sağlığı açısından riskli bir sürece giriyor. KANSER BAKIMI LÜKS DEĞİL, EVRENSEL SAĞLIK HAKKI DSÖ’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu, ülkelerin kanserle mücadelede daha kapsayıcı, daha adil ve daha sürdürülebilir politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Raporda, kanser kontrolünün evrensel sağlık kapsamına dahil edilmesi, erken tanı ve tarama hizmetlerinin yaygınlaştırılması, sağlık çalışanı kapasitesinin artırılması, temel ilaçlara erişimin güçlendirilmesi, paliyatif bakım hizmetlerinin genişletilmesi ve hastaların karar alma süreçlerine dahil edilmesi çağrısı yapılıyor. Kanser politikalarının yalnızca hastane merkezli değil; toplum temelli, önleyici, eşitlikçi ve insan odaklı biçimde planlanması gerektiği belirtiliyor. 2050 İÇİN SON UYARI: BUGÜN ATILMAYAN ADIM YARIN CAN KAYBI OLARAK DÖNECEK Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Azmi Yüksel, DSÖ’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu’nun yalnızca sağlık otoritelerine değil, tüm kamu yönetimlerine açık bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, kanserle mücadelede gecikmenin gelecek kuşaklar için çok daha ağır sonuçlar doğuracağını ifade etti. Yüksel, bugün alınacak kararların 2050’ye gelindiğinde sağlık sistemlerinin, ailelerin ve toplumların taşıyacağı kanser yükünü belirleyeceğine dikkat çekerek, kanser vakalarının 35 milyonun üzerine çıkabileceği öngörüsünün erken tanıdan ilaç erişimine, aşılama programlarından tütün kontrolüne, sağlıklı yaşam politikalarından sosyal güvenceye kadar geniş bir alanda daha güçlü adımlar atılmasını zorunlu hale getirdiğini vurguladı. Kanserle mücadelede başarının, hastalığı yalnızca tedavi edilecek bir klinik tablo olarak görmekle sağlanamayacağını belirten Yüksel, önlenebilir risklerin azaltılması, sağlık eşitsizliklerinin giderilmesi, ailelerin korunması ve herkes için erişilebilir sağlık hizmetinin güvence altına alınmasının bütüncül bir kamu politikasıyla mümkün olacağını kaydetti. Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü’nün 8 Temmuz 2026’da yayımladığı 2026 Küresel Kanser Durum Raporu; DSÖ/IARC Global Cancer Observatory verileri ve DSÖ/IARC’nin 2026 yılı küresel kanser önleme analizleri.

GİRESUN’DA UYUŞTURUCUYLA MÜCADELEDE YENİ HALKA Haber

GİRESUN’DA UYUŞTURUCUYLA MÜCADELEDE YENİ HALKA

GİRESUN’DA UYUŞTURUCUYLA MÜCADELEDE YENİ HALKA YARIMAY’ın Giresun İl Başkanlığı görevine Gülfem Yaman getirildi Spot: Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği (YARIMAY), Türkiye genelinde büyüttüğü teşkilatlanma ağına Giresun’u da ekledi. Derneğin Giresun İl Başkanlığı görevine Gülfem Yaman getirilirken, yeni dönemde önleme, eğitim, aile rehberliği ve gençleri sosyal projelere yönlendiren çalışmaların öne çıkarılacağı açıklandı. Uyuşturucuyla mücadele başlığında Giresun’da yeni bir sivil toplum yapılanması sahaya indi. Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği, kısa adıyla YARIMAY, kentteki teşkilatlanmasını duyurdu ve Giresun İl Başkanlığı görevine Gülfem Yaman’ı getirdi. Açıklanan çerçeveye göre dernek, Giresun’da özellikle gençleri hedef alan önleyici eğitim çalışmalarına, aile destek mekanizmalarına ve sosyal yönlendirme projelerine ağırlık verecek. YARIMAY, kamuya açık paylaşımlarında kendisini uyuşturucuyla mücadeleyi yalnızca güvenlik boyutunda değil; eğitim, toplumsal farkındalık ve koruyucu sosyal çalışma ekseninde ele alan bir yapı olarak konumlandırıyor. Derneğin kullandığı söylemde “Gelecek uyuşturucuyla değil, eğitimle kurulur” vurgusu öne çıkarken, mücadele hattı gençlerin riskten uzak tutulması, ailelerin erken farkındalık kazanması ve toplumun bilinçlendirilmesi üzerine kuruluyor. Giresun için açıklanan ilk yol haritasında üç başlık dikkat çekiyor: okullarda ve sosyal alanlarda bilinçlendirme panelleri, ailelere yönelik rehberlik ve erken farkındalık desteği, gençleri sporla, sanatla ve sosyal projelerle buluşturacak organizasyonlar. Bu çerçeve, derneğin Giresun yapılanmasını yalnızca isim bazlı bir temsilcilik değil, sahaya dönük bir bilinçlendirme ve yönlendirme merkezi olarak kurguladığını gösteriyor. Derneğin Türkiye genelindeki son görünürlüğü de bu atamanın tek başına bir gelişme olmadığını ortaya koyuyor. YARIMAY’ın kamuya açık paylaşımlarında son günlerde Ege, Karadeniz, Doğu Anadolu ve Türkistan başlıklarında yeni bölgesel yapılanma ve atama duyuruları yer aldı. Bu tablo, Giresun kararının daha geniş bir teşkilatlanma hamlesinin parçası olarak yürütüldüğünü gösteriyor. Giresun İl Başkanlığı görevine getirilen Gülfem Yaman’la birlikte kentte verilecek asıl sınav ise açıklanan hedeflerin sahaya ne ölçüde yansıyacağı olacak. Uyuşturucuyla mücadelede kalıcı sonuç, yalnızca sert söylemle değil; okul, aile, mahalle ve sosyal hizmet mekanizmaları arasında kurulan sürekli temasla alınabiliyor. Türkiye’nin resmî mücadele belgeleri de bağımlılıkla mücadelenin önleme, eğitim, tedavi, rehabilitasyon ve kurumlar arası koordinasyon temeli üzerinde yürütülmesini esas alıyor. Bu nedenle Giresun’daki atama, sadece bir görev değişimi ya da dernek haberi olarak okunmamalı. Kentte bundan sonraki temel mesele, YARIMAY’ın hangi okullara ulaşacağı, hangi ailelerle temas kuracağı, hangi sosyal risk alanlarında program başlatacağı ve bu çalışmaların somut sonuç üretip üretmeyeceği olacak. Giresun’da uyuşturucuyla mücadelede yeni sayfa açıldı; şimdi gözler, bu sayfanın sahada nasıl doldurulacağında. Bu metin şimdi do

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.