Hava Durumu

#Onkoloji

giresunsonhaber - Onkoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Onkoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kanser Hastalarına Canlı Virüs İçermeyen Grip Aşısı Uygulanabiliyor Haber

Kanser Hastalarına Canlı Virüs İçermeyen Grip Aşısı Uygulanabiliyor

Kanser hastalığı ve uygulanan bazı tedavi yöntemleri bağışıklık sistemini zayıflatabilmektedir. Grip, kanser hastalarında daha şiddetli seyredebildiği için ‘Kemoterapi alırken grip aşısı yaptırabilir miyim?’ sorusu kritik bir önem taşıyor. Birçok hasta için bu sorunun cevabının evet olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Kemoterapi süresince grip aşısı olmanın riskli olabileceği düşünülmektedir. Ancak pek çok hasta için enjeksiyonla uygulanan ve canlı virüs içermeyen grip aşısı uygun bir seçenektir. Buradaki temel nokta, aşının türünün ve uygulama zamanının onkoloji ekibiyle koordineli olarak belirlenmesidir” dedi. Burun spreyi formundaki canlı grip aşıları, bağışıklığı baskılanmış hastalar için uygun olmayabilmektedir. Enjeksiyon yoluyla yapılan, canlı virüs içermeyen grip aşısının ise kemoterapinin yanı sıra immünoterapi, radyoterapi veya hormon tedavisi gören hastalara da uygulanabileceğini ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Aşının mümkünse sistemik tedaviden 2–4 hafta önce yapılmasını öneriyoruz. Bu mümkün olmazsa tedavi sürecinde de uygulanabilmektedir. En ideal zamanı; hastanın tedavisine, kan değerlerine ve genel sağlık durumuna göre planlıyoruz. Kök hücre nakli, CAR-T veya bağışıklığı baskılayan özel tedaviler söz konusu olduğunda ise aşı takvimini kişiye özel olarak düzenliyoruz” dedi. Aşının zamanlamasına onkoloji ekibiyle birlikte karar verilmeli Gribin kanser hastalarında daha ağır sonuçlar doğurabileceğine işaret eden Yıldırım, “Zatürreye, hastaneye yatış sürecine ve hatta kanser tedavisinin aksamasına yol açabilir. Bu sebeple aşının olası yan etkilerine dair endişeler, korunma gerekliliğinin göz ardı edilmesine neden olmamalıdır. Hangi aşının ne zaman uygulanacağına, hastanın tedavi süreci ve genel durumu analiz edilerek onkoloji ekibiyle birlikte karar verilmelidir” dedi. Aşı sonrası kolda ağrı, halsizlik veya hafif ateş görülebileceğini hatırlatan Yıldırım, “Ancak kemoterapi alan bir hastada 38°C ve üzerindeki ateşi sadece aşıya dayandırmak doğru değildir. Aşı sonrası gelişmiş olsa dahi, böyle bir durumda vakit kaybetmeden tedavi ekibiyle iletişime geçilmelidir” uyarısında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ORDU’DA TARİHİ GÜN: ŞEHİR HASTANESİ HASTA KABULÜNE BAŞLADI Haber

ORDU’DA TARİHİ GÜN: ŞEHİR HASTANESİ HASTA KABULÜNE BAŞLADI

ORDU’DA TARİHİ GÜN: ŞEHİR HASTANESİ HASTA KABULÜNE BAŞLADI 1.200 YATAKLI DEV SAĞLIK YATIRIMINDA İLK HASTALAR KAYIT YAPTIRDI Ordu’nun uzun yıllardır beklediği Şehir Hastanesi 19 Eylül 2026 Cumartesi günü hasta kabulüne başladı. 1.200 yatak kapasitesi, 40 ameliyathane, yüzlerce yoğun bakım ve poliklinik alanı, onkoloji, kemoterapi, kadın-doğum, çocuk, tüp bebek ve ileri tedavi birimleriyle hizmet verecek hastanenin 2026 Kamu Yatırım Programı’ndaki toplam proje tutarı 23 milyar lirayı aşıyor. Mart 2021’de başlayan fiilî yapım süreci yaklaşık 5,5 yılın ardından sağlık hizmetine dönüştü. Ordu Üniversitesi Cumhuriyet Yerleşkesi içerisinde inşa edilen Ordu Şehir Hastanesinde 19 Eylül sabahı ilk hasta kayıtlarının açılmasıyla kent sağlık hizmetlerinde yeni bir dönem başladı. İlk gün Ordu Valisi Muammer Erol, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler ve Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş hastanede kayıt yaptırıp kan verdi. Üç isim Ordu Şehir Hastanesinin ilk hastaları arasında yer aldı. İlk muayeneleri ise Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Aygün tarafından gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürü Dr. Emrah Çelenk de hastanenin kapasitesi, sağlık birimleri ve kademeli hizmete geçiş programı hakkında bilgi verdi. PROJEDEN HASTA KABULÜNE UZANAN YOL Ordu Şehir Hastanesinin proje hazırlıkları 2017 yılına kadar uzanıyor. Fiilî inşaat süreci ise Mart 2021’de başladı. Yaklaşık beş buçuk yıl süren yapım, donanım, altyapı ve hizmete geçiş çalışmalarının ardından hastane 19 Eylül 2026 tarihinde ilk hastalarını kabul etti. Böylece proje hazırlığından hizmete girişe kadar yaklaşık dokuz yıllık, fiilî inşaattan hasta kabulüne kadar ise yaklaşık 5 yıl 6 aylık süreç tamamlanmış oldu. 1.200 YATAKLA HİZMETE BAŞLADI Ordu Şehir Hastanesi başlangıçtaki proje kapasitesinin üzerine çıkarılarak 1.200 yataklı büyük bir sağlık kompleksine dönüştürüldü. Ordu Büyükşehir Belediyesi ve sağlık yetkililerinin açıkladığı son verilere göre hastanede; 1.200 yatak, 40 ameliyathane, 13 doğum salonu, 2 suda doğum ünitesi ve 55 kemoterapi ünitesi bulunuyor. Ordu Valiliğinin Ağustos ayında yayımladığı bilgilendirmede ise hastanenin 281 yoğun bakım yatağı, 386 poliklinik, tüp bebek merkezi, helikopter pisti, kreş ve yaklaşık 2 bin araçlık kapalı otoparka sahip olduğu açıklandı. İl Sağlık Müdürü Emrah Çelenk’in 17 Eylül’de verdiği son bilgilerde ise 280 yoğun bakım yatağı ve 263 poliklinik odası rakamları paylaşıldı. Açıklamalardaki farklılığın poliklinik ile poliklinik odasının farklı tanımlanmasından kaynaklanabileceği değerlendiriliyor; nihai aktif kapasitenin kademeli geçiş tamamlandıkça netleşmesi bekleniyor. İLERİ SAĞLIK HİZMETLERİ AYNI KAMPÜSTE TOPLANACAK Hastane yalnızca yatak kapasitesiyle değil, farklı uzmanlık alanlarını aynı sağlık kompleksinde bir araya getirmesiyle de dikkat çekiyor. Komplekste onkoloji ve kemoterapi, hemodiyaliz, fizik tedavi ve rehabilitasyon, kadın hastalıkları ve doğum, çocuk sağlığı ve hastalıkları, çocuk cerrahisi, çocuk psikiyatrisi, palyatif bakım ve tüp bebek hizmetleri gibi çok sayıda bölümün hizmet vermesi planlanıyor. Yüksek yoğun bakım ve ameliyathane kapasitesiyle birlikte hastanenin ileri tetkik ve tedavi gerektiren vakalarda Ordu dışına yapılan bazı sevklerin azaltılmasına katkı sağlaması hedefleniyor. 23 MİLYAR LİRAYI AŞAN DEV SAĞLIK YATIRIMI Ordu Şehir Hastanesi, yatırım büyüklüğü açısından da Ordu’nun en büyük kamu projeleri arasında bulunuyor. 2026 Kamu Yatırım Programı verilerine dayanan yayımlanmış rakamlara göre hastanenin toplam proje tutarı 23 milyar 46 milyon 700 bin TL olarak kayda geçti. 2025 yılı sonuna kadar proje için 19 milyar 913 milyon 700 bin TL kaynak kullanıldığı, 2026 yılı programında ise hastanenin tamamlanması için 3 milyar 133 milyon TL ödenek ayrıldığı bildirildi. Bu tutar tek bir yapım ihalesinin bedelini değil, Kamu Yatırım Programında yer alan hastanenin toplam proje büyüklüğünü ifade ediyor. 308 DÖNÜMLÜK DEV SAĞLIK KAMPÜSÜ Ordu Üniversitesi Cumhuriyet Yerleşkesiyle aynı bölgede bulunan sağlık kompleksi yaklaşık 308 dönümlük alan üzerinde yükseliyor. Hastane binasının yüz binlerce metrekarelik kapalı alanıyla yalnızca tedavi hizmeti veren klasik bir hastaneden çok, sağlık hizmetleri, tıp eğitimi ve bilimsel çalışmaların birlikte yürütülmesi hedeflenen büyük bir sağlık kampüsü şeklinde planlandığı belirtiliyor. GÜLER: “SADECE ORDU’YA DEĞİL BÖLGEYE DE HİZMET EDECEK” Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, hastanenin hizmete başladığı gün kayıt yaptırıp tansiyon ölçümü ve kan tahlili yaptırdı. Güler, yaptığı açıklamada hastanenin Ordu için önemli bir yatırım olduğunu belirterek tesisin yalnızca kente değil çevre illere de hizmet vermesinin hedeflendiğini söyledi. Başkan Güler, hastanenin 1.200 yatak kapasitesine sahip olduğunu, ihtiyaç halinde 1.500 yatağa kadar çıkabilecek şekilde planlandığını belirterek tesisin sağlık hizmetinin yanında bilimsel çalışmalar açısından da önemli olacağını ifade etti. Güler şunları söyledi: “Ordu hakikaten harikulade bir yatırıma kavuştu. Sadece tam teşekküllü bir hastane değil, aynı zamanda bir bilim yuvası.” Güler ayrıca hastanenin ulaşım, otopark ve çevre düzenlemeleriyle birlikte hizmete girmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanlığı ve projede emeği geçenlere teşekkür etti. VALİ EROL: “ŞEHRİMİZİN ÖZLEMLE BEKLEDİĞİ HASTANE” Ordu Valisi Muammer Erol da 19 Eylül’ün Ordu açısından iki yönlü önem taşıdığına dikkat çekti. 19 Eylül’ün aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün Ordu’ya gelişinin yıl dönümü olduğunu belirten Erol, kentin uzun süredir beklediği hastanenin aynı tarihte hizmet vermeye başlamasını anlamlı bulduğunu söyledi. Vali Erol, hastanenin resmî açılış töreninin daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanı’nın katılımıyla yapılmasının planlandığını açıkladı. Kesin tören tarihi henüz duyurulmadı. Erol ayrıca bugüne kadar Ordu’da sağlık hizmetlerini sürdüren sağlık çalışanlarına teşekkür ederek yeni hastanenin çalışanlar ve vatandaşlar için hayırlı olması dileğinde bulundu. REKTÖR BAŞ: ÜNİVERSİTEYLE ENTEGRE ÇALIŞACAK Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş ise hastanenin Ordu Üniversitesi kampüsüyle bütünleşik yapısına dikkat çekti. Baş, Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesinin hastaneyle ortak çalışmasının hem sağlık hizmetlerinin niteliğine hem de eğitim ve bilimsel araştırmalara katkı sağlayacağını söyledi. Rektör Baş, kampüs ile şehir hastanesinin bütünleşik yapısını Türkiye açısından önemli bir model olarak değerlendirdi. Bu değerlendirme Rektör Baş’ın kendi açıklaması olarak kamuoyuna yansıdı. BÜTÜN BİRİMLER KADEMELİ OLARAK DEVREYE GİRECEK 19 Eylül’de hasta kabulünün başlamasıyla birlikte hastanedeki bütün bölümlerin aynı gün devreye alınması yerine kademeli geçiş modeli uygulanıyor. İl Sağlık Müdürü Dr. Emrah Çelenk’in açıkladığı programa göre 21 Eylül’de Fizik Tedavi, Fizyoterapi, Hemodiyaliz, Kemoterapi ve Onkoloji poliklinikleri yeni hastanede hizmet vermeye başlayacak. 26 Eylül’de Çocuk Acil, Kadın Doğum Acil ve Palyatif Servis, 28 Eylül’de ise Kadın Hastalıkları ve Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Cerrahisi ile Çocuk Psikiyatrisi poliklinikleri devreye alınacak. Sağlık Müdürlüğü, özellikle geçiş döneminde vatandaşların acil başvurular ve taşınan birimler konusunda kurumun resmî açıklamalarını takip etmelerini istedi. RAKAMLARLA ORDU ŞEHİR HASTANESİ Başlık Kapasite / Bilgi Yatak kapasitesi 1.200 Potansiyel kapasite 1.500 yatağa kadar Ameliyathane 40 Yoğun bakım Yaklaşık 280–281 yatak Doğum salonu 13 Suda doğum ünitesi 2 Kemoterapi ünitesi 55 Poliklinik Valilik açıklamasında 386 Tüp bebek merkezi Var Helikopter pisti Var Kreş Var Kapalı otopark Yaklaşık 2.000 araç Arazi Yaklaşık 308 dönüm Fiilî yapım süresi Yaklaşık 5,5 yıl Hasta kabulü 19 Eylül 2026 2026 programındaki toplam proje tutarı 23 milyar 46,7 milyon TL Kapasite verileri Ordu Valiliği, Ordu Büyükşehir Belediyesi ve İl Sağlık Müdürlüğünün farklı tarihlerde yayımladığı açıklamalardan derlenmiştir. ORDU’DA SAĞLIKTA YENİ BİR DÖNEM Ordu Şehir Hastanesinin faaliyete geçmesiyle kentte yıllardır sürdürülen büyük sağlık yatırımı artık vatandaşların doğrudan hizmet aldığı bir tesise dönüştü. 1.200 yatak kapasitesi, yüksek yoğun bakım ve ameliyathane gücü, onkoloji ve kemoterapi hizmetleri, kadın-doğum ve çocuk birimleri, tüp bebek merkezi ve üniversiteyle bütünleşik yapısıyla hastanenin Ordu’nun yanı sıra çevre illere de hizmet verecek bölgesel bir sağlık merkezi olması hedefleniyor. Mart 2021’de başlayan inşaat sürecinin ardından 19 Eylül 2026’da ilk hastalarını kabul eden Ordu Şehir Hastanesinin Ordu’ya, bölge halkına ve sağlık çalışanlarına hayırlı olması dileğiyle…

Kanser Tedavisinin Kalp Üzerindeki Etkileri 20 Yıl Sonra Ortaya Çıkabilir Haber

Kanser Tedavisinin Kalp Üzerindeki Etkileri 20 Yıl Sonra Ortaya Çıkabilir

Kanser tedavisinde amaç tümör hücrelerini ortadan kaldırmak olsa da bazı kemoterapi ve radyoterapi uygulamaları kalbi ve damar sistemini de etkileyebiliyor. Özellikle önceden kalp hastalığı bulunan veya kalp üzerinde yan etki oluşturabilecek tedavileri alan hastaların yakından takip edilmesi gerekiyor. Bu ihtiyacın, onkoloji ve kardiyolojiyi bir araya getiren kardiyoonkoloji alanını öne çıkardığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kardiyoonkoloji Bölümü Kurucusu ve Direktörü, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertan Ökmen, “Kardiyoonkolojinin temel amacı, kanser hastalarında ortaya çıkabilecek kalp sorunlarını erken dönemde belirleyip gerekli önlemleri alarak kanser tedavisinin güvenli ve kesintisiz biçimde sürdürülmesini sağlamak” dedi. Her kanser hastasının kalp sağlığıyla ilgili bir problem yaşayacağını söylemenin doğru olmadığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kardiyoonkoloji Bölümü Kurucusu ve Direktörü, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertan Ökmen, “Ancak bazı kalp sorunları kanser tedavisi sırasında, bazıları ise yıllar sonra ortaya çıkabiliyor. Özellikle radyoterapiye bağlı etkiler 10, 15 hatta 20 yıl sonra görülebiliyor. Meme kanserinde beş yıllık sağkalım oranının yüzde 90’ın üzerine çıkması, hastaların uzun dönem kalp sağlığı takibini daha da önemli hâle getiriyor. Riskli hastaları önceden belirleyip yakından izleyerek kalp krizi, kalp yetmezliği ve pıhtı oluşumu gibi sorunlara karşı gerekli önlemleri alabiliyoruz” şeklinde konuştu. En sık karşılaşılan sorun kalp yetmezliği Kanser tedavileri sırasında en sık görülen kalp sorunlarından birinin, kalbin kasılma gücünün azalması ve buna bağlı olarak kalp yetmezliği gelişmesi olduğunu vurgulayan Ökmen, “Özellikle meme kanseri tedavisinde kullanılan bazı kemoterapi ilaçları ile hedefe yönelik tedaviler birlikte uygulandığında kalp yetmezliği riski artabiliyor. Kanser tedavileri ayrıca kalp krizi, pıhtı oluşumu, ritim bozukluğu, kalp zarı iltihabı ve kalp kapakçığı sorunlarına da yol açabiliyor. Riskli hastaların kalp fonksiyonlarını ekokardiyografiyle ve bazı hassas kan testleriyle düzenli olarak kontrol ediyoruz. Bir sorun tespit ettiğimizde onkologlarla birlikte alternatif tedavileri değerlendiriyor, mümkünse kalbi destekleyen seçeneklerle kanser tedavisinin kesintiye uğramadan sürdürülmesini sağlıyoruz” dedi. İki hasta grubu öncelikli olarak değerlendirilmeli Tüm kanser hastalarının kardiyoonkolojik açıdan değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Ökmen, önceliğin riskli hastalara verilmesinin önem taşıdığını söyledi. Ökmen, “İki temel hasta grubu bulunuyor. İlk grupta hipertansiyon, kalp krizi veya kalp yetmezliği öyküsü bulunan; koroner stent uygulanmış ya da bypass ameliyatı geçirmiş hastalar yer alıyor. Ailesinde kalp hastalığı bulunan ve kardiyovasküler risk faktörleri yoğun olan hastalar da bu gruba dahil. İkinci grupta ise bilinen bir kalp hastalığı olmasa bile kalp fonksiyonları üzerinde etkili olabilecek riskli kemoterapi-akıllı ilaçları kullanacak hastalar bulunuyor” dedi. Günde 30 dakikalık yürüyüş önemli Kanser hastalarının hareketsiz kalmaları veya daha kalorili beslenmeleri gerektiği düşüncesinin doğru olmadığını vurgulayan Ökmen, “Bu yaklaşım kan şekeri, kolesterol ve tansiyon dengesini bozabiliyor. Üstelik bazı kanser ilaçları, özellikle hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerde tansiyonu yüzde 50’ye varan oranlarda yükseltebiliyor. Hastanın gücüne ve temposuna göre haftada beş gün, günde 30 dakika yürüyüş yapmasını, aşırı kalorili ve tuzlu gıdalardan kaçınarak dengeli bir Akdeniz tipi beslenme planı uygulamasını öneriyoruz” dedi. Kalbin çalışma gücü tedaviden önce ölçülmeli ve hastaların kalp açısından risk düzeyi belirlenmeli Riskli hastaların kanser tedavisinden önce kardiyolojiye yönlendirilmesi gerektiğini belirten Ökmen, “Kalp hastalığı olduğu bilinen bir hastanın kemoterapiye veya radyoterapiye başlamadan, hatta cerrahi uygulanacaksa ameliyat öncesinde kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Bu değerlendirmede kalbin çalışma gücü ölçülüyor, elektrokardiyografiyle kalple ilgili bir sorun bulunup bulunmadığı inceleniyor ve hassas kalbe özgün kan testleri ile hastanın planlanan tedaviye uygunluğu belirleniyor. Yüksek risk taşıyan hastalarda ise farklı bir tedavinin tercih edilmesinden çok yakın takip ve sık kalp kontrolleri ile tedavisinin güvenli bir şekilde devam ettirilebilmesi hedefleniyor. Ek olarak bazen de ilaç değişikliği de gerekebiliyor” şeklinde konuştu. Bazı kanser ilaçları kalbin işleyişini etkileyebiliyor Kanser tedavilerinin sağlıklı hücreleri neden etkilediğini açıklayan Ökmen, “Kanser hücreleri sürekli büyüyen ve bölünen hücrelerdir. Kanser tedavilerinin büyük bir bölümü de bu çoğalma mekanizmasını hedef alır. Dolayısıyla saç kökleri ve cilt hücreleri gibi hızlı yenilenen sağlıklı hücreler de tedaviden etkilenebilir. Kalp hücrelerinde hızlı bir bölünme ve çoğalma görülmese de bazı kanser ilaçları, kalbin işlevlerini sürdürebilmesi için gerekli biyolojik mekanizmaları bloke ederek çeşitli yan etkilere yol açabilir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Onkoloji Alanındaki Güncel Gelişmeler Ele Alındı Haber

Onkoloji Alanındaki Güncel Gelişmeler Ele Alındı

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından bu yıl 9.’su düzenlenen ALIS26’nın, teması “Onkoloji Evreni” oldu. Kanser alanında yeni bilgilerin paylaşıldığı kongrede, MIT’den Doç. Dr. Canan Dağdeviren, Fox Chase Cancer Center’dan Prof. Dr. Lorenzo Galluzzi, MD Anderson Cancer Center’dan Prof. Dr. James W. Welsh ve King’s College London’dan Prof. Dr. John Maher gibi araştırmalarıyla bilim dünyasında dikkat çeken bilim insanları, güncel çalışmalarını ve bilimsel öngörülerini paylaştı. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen ALIS26 – Oncoverse: Horizons in Cancer Kongresi, dünyanın önde gelen bilim insanlarını ve yüzlerce tıp öğrencisini İstanbul’da bir araya getirdi. Türkiye’nin en büyük öğrenci organizasyonlu tıp kongrelerinden biri olarak gösterilen etkinlikte, kanser araştırmalarındaki son gelişmeler, yeni nesil tedavi yöntemleri ve geleceğin onkoloji yaklaşımları ele alındı. Mayıs ayında Acıbadem Üniversitesi’nde gerçekleştirilen kongre, bu yıl “onkoloji evreni” temasıyla düzenlendi. İmmünoterapi, yapay zeka destekli tanı sistemleri, mikrobiyom araştırmaları, organoid teknolojileri, radyoterapi, CAR-T hücre tedavileri ve kişiselleştirilmiş kanser tedavileri gibi başlıkların öne çıktığı kongreye, Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden öğrenciler ve araştırmacılar da yoğun ilgi gösterdi. MIT’den Doç. Dr. Canan Dağdeviren, Fox Chase Cancer Center’dan Prof. Dr. Lorenzo Galluzzi, MD Anderson Cancer Center’dan Prof. Dr. James W. Welsh ve King’s College London’dan Prof. Dr. John Maher’in de aralarında bulunduğu çok sayıda uluslararası bilim insanı, kongrede güncel çalışmalarını ve bilimsel öngörülerini paylaştı. Bağışıklık hücrelerini “akıllı savaşçılara” dönüştüren çalışmalar Kongrenin dikkat çeken isimlerinden biri olan King’s College London öğretim üyesi Prof. Dr. John Maher, modern CAR-T hücre tedavilerinin gelişiminde öncü rol oynayan bilim insanları arasında yer alıyor. Yaklaşık 25 yıldır kanser immünoterapisi alanında çalışmalar yürüten Prof. Dr. John Maher, bağışıklık hücrelerinin genetik olarak yeniden programlanarak kanser hücrelerini hedef almasını sağlayan yenilikçi yaklaşımlarıyla tanınıyor. Özellikle CD28 temelli ikinci nesil CAR-T teknolojisinin geliştirilmesindeki çalışmalarıyla dikkat çeken Prof. Dr. John Maher’in araştırmaları, bugün lösemi ve bazı kan kanserlerinde umut verici sonuçları olan tedavilerin temelini oluşturuyor. Prof. Dr. John Maher ayrıca kurucu bilimsel direktörlüğünü yürüttüğü Leucid Bio aracılığıyla laboratuvar ortamında geliştirilen teknolojilerin gerçek hastalarda uygulanabilmesi için klinik çalışmalara da öncülük ediyor. Prof. Dr. John Maher, “Kanser tedavisinde artık yalnızca tümörü hedef alan yöntemlerden söz etmiyoruz. Hastanın kendi bağışıklık sistemini yeniden eğiterek çok daha güçlü ve hassas tedaviler geliştirebiliyoruz. Klasik kemoterapiden farklı olarak doğrudan bağışıklık sistemini kansere karşı harekete geçiriyoruz. Yeniden programlanan hücreler, kanser hücrelerini hedef alarak etkili sonuçlar sağlayabiliyor” diyor. Gelecekte akciğer, meme, beyin, pankreas, prostat kanseri gibi birçok kanserde kullanılacak Prof. Dr. John Maher, CAR-T tedavisinin özellikle bazı kan kanserlerinde son yılların en dikkat çekici başarı hikayelerinden biri olduğunu belirterek, “Geçmişte tedavi seçeneklerinin oldukça sınırlı olduğu bazı lösemi ve lenfoma hastalarında CAR-T uygulamalarıyla uzun süreli ve güçlü yanıtlar elde edilmeye başlandı” diyor. Prof. Dr. John Maher, bu yöntemin bağışıklık sistemini doğrudan tümöre yönlendirdiğini vurgulayarak, bu teknolojinin her yıl daha da geliştiğini belirtti. Prof. Dr. John Maher, “Bugün yalnızca kan kanserlerinde değil, gelecekte akciğer kanseri, meme kanseri, beyin tümörleri, pankreas kanseri, prostat kanseri, karaciğer kanseri ve kolon kanseri gibi en yaygın katı tümörlerde de etkili olabilecek yeni nesil CAR-T yaklaşımları üzerinde çalışıyoruz. Bu alan, kişiselleştirilmiş kanser tedavilerinin en umut verici başlıklarından biri haline geldi” diye konuşuyor. Radyoterapi artık yalnızca ‘ışın tedavisi’ değil Kongrede öne çıkan bir diğer isim ise MD Anderson Cancer Center’dan Prof. Dr. James Welsh oldu. Torasik onkoloji, yani akciğer kanseri, yemek borusu kanseri ve göğüs boşluğu tümörleri gibi göğüs bölgesi kanserleri alanındaki çalışmalarıyla uluslararası düzeyde tanınan Prof. Dr. James Welsh, radyoterapi ile immünoterapiyi bir araya getirerek, kanser tedavisinin etkisini artırdığı klinik yaklaşımların öncü araştırmacıları arasında gösteriliyor. Prof. Dr. James Welsh’in çalışmaları, radyoterapinin yalnızca tümörü küçültmekle kalmadığını, aynı zamanda bağışıklık sistemini aktive ederek vücudun kansere karşı daha güçlü bir yanıt oluşturmasına yardımcı olabileceğini ortaya koyuyor. Özellikle akciğer kanseri gibi tedavisi zor kanser türlerinde, radyoterapi ve immünoterapinin birlikte kullanımına yönelik yürüttüğü klinik çalışmalar bilim dünyasında geniş yankı uyandırdı. 16 binden fazla bilimsel atıfa sahip olan Prof. Dr. James Welsh, immüno-radyoterapi alanının klinik uygulamaya taşınmasında etkili isimlerden biri olarak kabul ediliyor. Araştırmaları sayesinde bugün doktorlar, her hastaya standart tedavi uygulamak yerine, tümörün yapısına ve bağışıklık sisteminin özelliklerine göre daha kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturabiliyor. Prof. Dr. James Welsh, “Radyoterapiyi artık yalnızca ışın tedavisi olarak değerlendirmiyoruz. Radyasyonun bağışıklık sistemine ‘kanser burada’ sinyali verebildiğini görüyoruz. Bu durum, immünoterapiyle birlikte kullanıldığında çok daha etkili ve uzun süreli sonuçlar sağlayabiliyor” diye konuşuyor. Gelecekte multidisipliner yaklaşımların daha da önem kazanacağını belirten Prof. Dr. James Welsh, “Kanser tedavisinin geleceği kişiselleştirilmiş tıpta yatıyor. Her hastanın tümör biyolojisi farklı ve tedavi stratejileri de buna göre şekillenmeli. Yapay zeka, immünoterapi ve radyoterapi kombinasyonları önümüzdeki dönemde onkolojinin yönünü belirleyecek” ifadelerini kullanıyor. Genç doktor adayları dünya bilim insanlarıyla buluştu Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve yakın coğrafyadaki uluslararası tıp fakültelerinden öğrencilerin katıldığı kongrede düzenlenen bilimsel oturumlar, paneller ve interaktif sunumlar yoğun ilgi gördü. Katılımcılar, alanında öncü bilim insanlarıyla birebir iletişim kurma ve kanser araştırmalarındaki güncel gelişmeleri yakından takip etme fırsatı buldu. ALIS26 Kongresi, yalnızca bilimsel içerikleriyle değil, genç doktor adaylarını dünya çapındaki araştırmacılarla buluşturan yapısıyla da dikkat çekti. Organizasyon kapsamında öğrenciler, geleceğin onkoloji tedavilerine yön veren çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi edinirken, bilimsel araştırmaların klinik uygulamalara nasıl dönüştüğünü de yakından gözlemleme imkanı elde etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GİRESUN’DA KANSER GÜNDEMİ 6 NİSAN’DA MASAYA YATIRILACAK Haber

GİRESUN’DA KANSER GÜNDEMİ 6 NİSAN’DA MASAYA YATIRILACAK

GİRESUN’DA KANSER GÜNDEMİ 6 NİSAN’DA MASAYA YATIRILACAK Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 1. Giresun Kanser Farkındalık Sempozyumu’nu Giresun Üniversitesi Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda düzenleyecek. Toplantı, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası içinde yapılacak. Kentteki onkoloji altyapısı, ücretsiz tarama hizmetleri ve artan kanser yükü, sempozyumu yalnızca bir bilimsel buluşma olmaktan çıkarıp doğrudan bir halk sağlığı başlığına dönüştürüyor. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 1. Giresun Kanser Farkındalık Sempozyumu’nu 6 Nisan Pazartesi günü Giresun Üniversitesi Rektörlüğü Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda gerçekleştirecek. Kurumun duyurusunda sempozyum için halka açık davet çağrısı da yer aldı. Toplantı, doğrudan kanser başlığının en kritik alanlarına odaklanıyor. Kurumsal program afişinde ilk bölümde kanser epidemiyolojisi, Giresun’daki epidemiyolojik görünüm, akciğer kanseri, prostat kanseri, meme kanseri ve hematolojik kanserler sıralandı. İkinci bölümde kanser patolojisi, radyolojide tarama yöntemleri, PET/CT kullanımı ve radyoterapi başlıkları yer aldı. Son bölüm ise kanserde hemşirelik uygulamaları, psikiyatrik yaklaşım ve beslenme oturumlarıyla tamamlandı. Bu toplantı, yalnızca hekimleri değil, hemşirelik, psikoloji ve diyetetik alanlarını da aynı zeminde buluşturuyor. Sempozyumun takvimi, Ulusal Kanser Haftası’nın tam ortasına denk geldi. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü, Türkiye’de yılda yaklaşık 240 bin kanser vakası teşhis edildiğini, 2045 yılında bu sayının 419 bine çıkmasının beklendiğini açıkladı. Açıklamada 75 yaşına kadar her 4 kişiden 1’inin kansere yakalanacağı, her 8 kişiden 1’inin ise kanser nedeniyle hayatını kaybedeceği tahmini yer aldı. Ayrıca, akciğer, meme ve kolorektal kanserlerin hem dünyada hem Türkiye’de ilk sıralarda bulunduğu da vurgulandı. Kanserin neden bu kadar ağır bir gündem maddesi olduğu resmi verilerde de açık biçimde görülüyor. Sağlık Bakanlığı ve bağlı birimlerin yayımladığı son açıklamalarda kanser, hem dünyada hem Türkiye’de ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer aldı. Bakanlık verilerinde en sık görülen kanser türleri akciğer, meme, kolorektal, prostat ve mide olarak sıralandı. Aynı açıklamada tütün kullanımı, obezite, alkol, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik ve bazı enfeksiyonlar temel risk başlıkları arasında gösterildi. Giresun’daki sempozyumun önemini artıran bir başka başlık da kentte son yıllarda kurulan ve büyüyen onkoloji altyapısı oldu. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin onkoloji kliniği Ekim 2017’den bu yana hizmet veriyor. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin onkoloji kliniğinde ; 1 hematoloji hekimi, 1 tıbbi onkoloji hekimi, 6 hemşire, 1 tıbbi sekreter ve 2 temizlik personeli bulunduğu; servisin 11 yatak kapasitesiyle yatarak kemoterapi, komplikasyon yönetimi ve destek tedavisi verdiği bilgisi yer aldı. Aynı hastanedeki kemoterapi ünitesi ise 16 yatak kapasitesiyle ayaktan kemoterapi ve çeşitli destek tedavileri yürütüyor. Hastane, kanser tanı ve tedavisinde bölgesel kapasitesini artıran adımları son yıllarda peş peşe attı. Resmi kayıtlara göre Genel Cerrahi Kliniği, Ağustos 2021’den 2023 başına kadar 110 onkolojik ameliyat gerçekleştirdi; mide, kolorektal, pankreas, karaciğer, meme, tiroid ve paratiroid kanser cerrahileri bu kapsamda sayıldı. Üroloji alanında prostat MR-TRUS füzyon biyopsi işlemi devreye alındı. Hastane açıklamasında bu yöntemle özellikle agresif prostat kanserlerinin daha yüksek doğrulukla saptanabildiği belirtildi. Aynı metinde, LINAC cihazıyla çalışacak radyasyon onkolojisi kliniğinin planlandığı ve böylece prostat kanserinde tanıdan tedaviye kadar zincirin kentte tamamlanmasının hedeflendiği ifade edildi. Sempozyum, bu nedenle yalnızca bir akademik toplantı değil, Giresun’daki mevcut sağlık kapasitesinin kamuoyuna açıldığı bir vitrin niteliği de taşıyor. Programda prostat, meme, akciğer ve hematolojik kanserlerin ayrı başlıklar halinde işlenmesi, kentte hem sık görülen hem de tarama ve erken tanıyla doğrudan ilişkili alanlara özellikle ağırlık verildiğini gösteriyor. Daha önce 2020 yılında düzenlenen “Giresun ve Kanser” sempozyumunda da kanser kayıtçılığı, taramalar, meme ve serviks kanseri tarama yöntemleri ile kolorektal kanserde erken tanı başlıkları öne çıkmıştı. Kentin sağlık idaresi, birkaç yıldır aynı hattı ısrarla sürdürüyor. Erken tanı ayağı ise doğrudan birinci basamak sağlık hizmetlerine dayanıyor. Sağlık Bakanlığı, meme, serviks ve kolorektal kanser taramalarını ücretsiz yürütüyor. Bakanlık açıklamasına göre 40-69 yaş arası kadınlara klinik meme muayenesi ve iki yılda bir mamografi, 30-65 yaş arası kadınlara beş yılda bir HPV-DNA ve smear testi, 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere ise iki yılda bir gaitada gizli kan testi uygulanıyor; kolonoskopi de öneriliyor. Taramalar KETEM, Toplum Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri ve mobil tarama araçlarında yapılıyor. Giresun’da bu hizmetin temel adreslerinden biri KETEM. İl Sağlık Müdürlüğü, merkezin Nizamiye Mahallesi Orhan Yılmaz Caddesi No: 49 Merkez/Giresun adresinde hizmet verdiğini ve iletişim numarasının (0454) 260 20 23 olduğunu yayımladı. İl Sağlık Müdürlüğü ayrıca ücretsiz taramalar için ASM, KETEM, SHM ve mobil araçlara başvuru çağrısını bu yıl da yineledi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.