Hava Durumu

#Önemli

giresunsonhaber - Önemli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Önemli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ADD’DEN OSMAN AĞA’NIN ANIT MEZARI’NA ANLAMLI ZİYARET Haber

ADD’DEN OSMAN AĞA’NIN ANIT MEZARI’NA ANLAMLI ZİYARET

ADD’DEN OSMAN AĞA’NIN ANIT MEZARI’NA ANLAMLI ZİYARET Atatürkçü Düşünce Derneği heyeti, Giresun Kalesi’nde bulunan Osman Ağa’nın Anıt Mezarı’nı ziyaret etti. Ziyarette, Osman Ağa ile Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan’ın öncülüğünde teşkil edilen 42. ve 47. Giresun Gönüllü Alaylarının Sakarya’dan Büyük Taarruz’a uzanan mücadelesi, gösterdikleri kahramanlık ve Giresun’un Millî Mücadele’de ödediği ağır bedel anlatıldı. Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Saymanı Ecz. Basri Gürsoy’un konuğu olarak Giresun’a gelen Afyonkarahisar ADD Başkanı Veli Cengiz ile tarih uzmanı Prof. Dr. Ahmet Altıntaş, kentte gerçekleştirdikleri temasların ardından Millî Mücadele’nin önemli isimlerinden Osman Ağa’nın Giresun Kalesi’ndeki Anıt Mezarı’nı ziyaret etti. Ziyarete Giresun Belediye Başkan Vekili Erkan Hacak, Giresun Kent Konseyi Başkanı İsmail Cem Feridunoğlu, ADD Bulancak Şube Başkanı Dursun Köse ve beraberindeki heyet de katıldı. Anıt mezarda dualar okunmasının ardından açıklama yapan Prof. Dr. Ahmet Altıntaş, 42. ve 47. Giresun Gönüllü Alaylarının Millî Mücadele’nin en çetin cephelerinde görev üstlendiğini belirterek Giresunlu gönüllülerin Sakarya Meydan Muharebesi ile Büyük Taarruz’un kazanılmasına önemli katkılar sunduğunu söyledi. GİRESUN’UN MİLLÎ MÜCADELE’DEKİ FEDAKÂRLIĞI ANLATILDI Prof. Dr. Altıntaş, Mondros Mütarekesi’nin ardından Karadeniz’de ortaya çıkan güvenlik sorunları ve silahlı çete faaliyetleri karşısında Giresun’da güçlü bir yerel direniş teşkilatının oluşturulduğunu söyledi. Giresunlu gönüllülerin yalnızca kendi şehirlerini ve Karadeniz kıyılarını savunmakla kalmadığını belirten Altıntaş, düzenli ordunun ihtiyaç duyduğu en kritik dönemde Anadolu’nun içlerine hareket ederek cephe savaşlarına katıldıklarını ifade etti. Altıntaş, Giresun’da başlayan teşkilatlanmanın 1921 yılında iki önemli askerî birlik halinde şekillendiğini hatırlatarak, 42. Giresun Gönüllü Alayı’nın Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan, 47. Giresun Gönüllü Alayı’nın ise Osman Ağa komutasında mücadele ettiğini vurguladı. 42. ALAY HÜSEYİN AVNİ ALPARSLAN, 47. ALAY OSMAN AĞA KOMUTASINDAYDI Giresun Gönüllü Alaylarının kuruluşu, cephedeki görevleri ve komuta yapıları hakkında bilgi veren Altıntaş, iki birliğin aynı amaç doğrultusunda fakat ayrı komutanlar yönetiminde mücadele ettiğini söyledi. Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan’ın komutasındaki 42. Alay ile Osman Ağa’nın komutasındaki 47. Alay, Sakarya Meydan Muharebesi’nin en şiddetli günlerinde Mangal Dağı ve çevresindeki savunma hattında yan yana savaştı. Giresunlu gönüllüler, yeterli silah ve teçhizata sahip olmamalarına rağmen düzenli ordu birlikleriyle birlikte cepheye sürüldü. Karadeniz’in köy ve ilçelerinden yola çıkan yüzlerce gönüllü, ailelerini ve memleketlerini geride bırakarak vatanın bağımsızlığı için dönüşü olmayan bir yolculuğa çıktı. SAKARYA’DA İKİ GİRESUN ALAYI OMUZ OMUZA SAVAŞTI Giresun Gönüllü Alayı, 25 Ağustos 1921’de Mangal Dağı bölgesinde savaşa girdi. 47. Alay da bir taburunu Sakarya Nehri hattında bırakarak iki taburuyla bölgeye ulaştı ve 42. Alay ile birlikte çarpışmalara katıldı. Günlerce devam eden muharebelerde iki alay da ağır kayıplar verdi. Subay ve asker mevcudu büyük ölçüde azalan 42. Alay’ın hücum taburunda yalnızca iki subayın kaldığı, alay komutanlığının bir yedek teğmene kadar düştüğü askerî kayıtlara yansıdı. Giresunlu gönüllülerin Sakarya’da gösterdiği direniş, yalnızca bir cephe başarısı değil, Millî Mücadele’nin topyekûn savunma anlayışının en çarpıcı örneklerinden biri oldu. HÜSEYİN AVNİ ALPARSLAN CEPHEDE ŞEHİT DÜŞTÜ Tirebolu’da 1876 yılında dünyaya gelen Hüseyin Avni Alparslan, Harp Okulundan mezun olduktan sonra Makedonya’dan Kafkas Cephesi’ne kadar farklı bölgelerde görev yaptı. Balkan Harbi’ne ve Birinci Dünya Savaşı’na katıldı; Millî Mücadele yıllarında ise Giresun Askerlik Şubesi Başkanı ve kaymakam vekili olarak bölgedeki savunma teşkilatının kurulmasında önemli sorumluluklar üstlendi. Giresun Gönüllü Alayı’nın başında Sakarya Meydan Muharebesi’ne katılan Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan, Gökgöz sırtlarında devam eden çatışmalarda ağır yaralandı. Haymana Hastanesi’ne kaldırılan Alparslan, gerçekleştirilen müdahaleye rağmen 30 Ağustos 1921’de, 45 yaşında şehit oldu. Alparslan yalnızca bir asker değil, aynı zamanda düşünce ve kalem insanıydı. “Alparslan” mahlasıyla Albayrak, Yeni Giresun ve Gedikkaya gazeteleri ile Türk Yurdu dergisinde Türk dili, tarihi, kültürü ve etnografyası üzerine yazılar kaleme aldı. Cephede silahıyla, cephe gerisinde ise düşünceleri ve yazılarıyla Millî Mücadele’ye hizmet etti. Altıntaş, Hüseyin Avni Alparslan’ın Giresun’un Millî Mücadele hafızasında ayrı bir yere sahip olduğunu belirterek şunları söyledi: “Giresun’un Millî Mücadele kahramanlarından Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan’ı da gururla anıyoruz. Gönüllü alayların teşkilatlanmasında, cephelere sevk edilmesinde ve savaş meydanlarında büyük sorumluluk üstlendi. Osman Ağa ile birlikte yürüttüğü mücadele ve bağımsızlık uğruna gösterdiği fedakârlık, onu Giresun tarihinin unutulmaz isimlerinden biri haline getirdi.” OSMAN AĞA’NIN GÖNÜLLÜLERİ MANGAL DAĞI’NDAN AFYON’A UZANDI Osman Ağa ise Giresun ve çevresinde Millî Mücadele’nin yerel teşkilatlanmasına öncülük eden isimler arasında yer aldı. Mustafa Kemal Paşa ile gerçekleştirilen görüşmelerin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Muhafız Birliği’nin ilk çekirdeği Giresunlu gönüllülerden oluşturuldu. Osman Ağa’nın komuta ettiği 47. Giresun Gönüllü Alayı, Sakarya Meydan Muharebesi’nde Mangal Dağı çevresindeki çarpışmalara katıldı. Sakarya’daki mücadelenin ardından yeniden takviye edilen alay, 1922 yılında gerçekleştirilen Büyük Taarruz’da da önemli görevler üstlendi. Alay, Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesi sınırlarında bulunan Kabaçkıran, Dedesivrisi ve Evliya Tepesi mevkilerindeki düşman mevzilerine karşı taarruza geçti. 26 Ağustos 1922 gecesi başlayan ve yaklaşık 36 saat süren çarpışmaların ardından Dedesivrisi’ndeki mevziler ele geçirildi. Bu muharebelerde 14 Giresunlu gönüllü şehit düştü. Silah arkadaşları, şehitleri aynı bölgeye defnettikten sonra ilerleyen birliklere katılarak mücadelelerini sürdürdü. İSCEHİSAR’DAKİ ŞEHİTLİK 14 GİRESUNLU GÖNÜLLÜNÜN HATIRASINI YAŞATIYOR Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesine bağlı Doğanlar köyünde bulunan Giresunlular Şehitliği, 47. Giresun Gönüllü Alayı’nın Büyük Taarruz sırasında şehit düşen 14 mensubunun hatırasını yaşatıyor. Muharebeye katılan Giresunlu gazi Ahmet Halis Asal’ın yıllar sonra bölgeye giderek silah arkadaşlarının mezarlarını ziyaret etmesi, şehitliğin oluşturulmasına giden süreci başlattı. Asal’ın girişimleri, dönemin yetkilileri ve bölge halkının desteğiyle alan 1967 yılında şehitlik haline getirildi. Prof. Dr. Altıntaş, Giresunluların Afyonkarahisar halkının gönlünde özel bir yere sahip olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesinde bulunan Giresunlular Şehitliği, Büyük Taarruz’da şehit düşen Giresunlu gönüllülerin aziz hatırasını yaşatıyor. Giresunluların Afyonkarahisarlılar için ayrı bir yeri vardır. Sizlere Afyonkarahisar Valimiz Dr. Naci Aktaş’ın ve halkımızın selamlarını getirdik. Bizleri kahramanlar diyarı Giresun’da ağırlayan ADD Genel Saymanı Basri Gürsoy’a teşekkür ediyoruz.” OSMAN AĞA’NIN MEZARI ATATÜRK’ÜN TALİMATIYLA ANIT MEZARA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ 1923 yılında hayatını kaybeden Osman Ağa’nın cenazesi ilk olarak Giresun Kalesi’nde Kurban Dede’nin mezarının yanına defnedildi. Mustafa Kemal Paşa’nın 1925 yılında verdiği talimat üzerine naaşı, kalede bugün bulunduğu noktaya nakledildi ve adına anıt mezar yaptırıldı. Bu yönüyle Giresun Kalesi’ndeki anıt mezar yalnızca Osman Ağa’nın kabri değil; Sakarya’da, Haymana’da, Afyonkarahisar’da ve Anadolu’nun farklı cephelerinde hayatını kaybeden Giresunlu gönüllülerin ortak hatırasını temsil eden önemli bir tarihî mekân haline geldi. Prof. Dr. Ahmet Altıntaş konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesindeki Giresunlular Şehitliği, Ankara’nın Haymana ilçesindeki şehitlikler ve Giresun Kalesi’ndeki Osman Ağa Anıt Mezarı, Giresun halkının bağımsızlık uğruna gösterdiği büyük fedakârlığın yaşayan hafızasıdır. Bu tarihî mirası korumak, gelecek kuşaklara doğru bilgilerle aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.” Ziyaret, Osman Ağa, Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan ve Millî Mücadele’de şehit düşen Giresunlu gönüllüler için edilen duaların ardından sona erdi.

SGK BORÇLARINDA 72 AYA KADAR TAKSİT Haber

SGK BORÇLARINDA 72 AYA KADAR TAKSİT

SGK BORÇLARINDA 72 AYA KADAR TAKSİT GİRESUN'DA YÜKSEK TUTARLI BAŞVURULAR ARTIK DAHA HIZLI SONUÇLANACAK Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarının tecil ve taksitlendirilmesinde kapsam genişletildi. Azami tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarılırken, teminatsız tecil limiti 250 bin liradan 10 milyon liraya yükseltildi. 31 Ağustos 2026'ya kadar yapılacak başvurularda yıllık tecil faizinin yüzde 39 yerine yüzde 29 uygulanacağı açıklandı. Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürü Mustafa Karakaya ise yeni düzenlemeyle kentte yüksek tutarlı tecil dosyalarının sonuçlandırılmasının da hızlanacağını bildirdi. Sosyal Güvenlik Kurumuna vadesi geçmiş borcu bulunan işveren ve işletmeleri yakından ilgilendiren tecil uygulamasında önemli değişikliklere gidildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile SGK tarafından hayata geçirilen düzenlemeler, ödeme güçlüğü yaşayan borçlulara daha uzun vadede ödeme imkânı getirirken, belirli süre içerisinde başvuranlar için tecil faizinde de önemli indirim sağlıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın 20 Haziran 2026 tarihinde yaptığı resmî açıklamaya göre, daha önce en fazla 36 ay olan SGK borçlarının tecil süresi 72 aya kadar çıkarıldı. Teminat aranmaksızın tecil edilebilecek tutarın üst sınırı da 250 bin liradan 10 milyon liraya yükseltildi. BAKAN IŞIKHAN: İŞLETMELERİN FİNANSMAN YÜKÜNÜ AZALTIYORUZ Bakan Işıkhan, düzenlemenin işverenlerden gelen talepler doğrultusunda hazırlandığını belirterek, amaçlarının işletmelerin mali yükünü azaltmak, istihdamı korumak ve ekonomik faaliyetlerin devamlılığına katkı sağlamak olduğunu açıkladı. Yeni sistem yalnızca bundan sonra yapılacak tecil başvurularını kapsamıyor. Bakanlığın açıklamasına göre halen tecil ve taksitlendirme kapsamında borcu bulunan işverenlere de mevcut borçlarını daha uzun vadelerle yeniden düzenleyebilme imkânı getirildi. Düzenlemenin en dikkat çekici başlıklarından biri ise faiz oranında yapılan geçici indirim oldu. 31 AĞUSTOS'A KADAR BAŞVURANA YÜZDE 29 TECİL FAİZİ SGK'nın resmî bilgilendirmesinde, 19 Haziran 2026 tarihli düzenleme kapsamında 31 Ağustos 2026'ya kadar başvuru yapılması şartıyla yıllık sabit yüzde 29 tecil faizi uygulanacağı duyuruldu. Kurum ayrıca bu imkândan yararlanmak isteyenlerin belirtilen tarihe kadar başvurularını yapmaları ve ilk taksit tutarını ödemeleri gerektiğini hatırlattı. Bakan Işıkhan da daha önce yüzde 39 olan yıllık tecil faizinin, 31 Ağustos'a kadar yapılacak başvurularda yüzde 29'a indirileceğini açıklamıştı. Buna göre söz konusu süre, düzenlemeden daha avantajlı şartlarda yararlanmak isteyen borçlular açısından kritik önem taşıyor. TEMİNATSIZ TECİL SINIRI 40 KAT ARTIRILDI Düzenlemenin iş dünyası açısından önemli değişikliklerinden biri de teminat sınırında gerçekleşti. Daha önce 250 bin TL olan teminatsız tecil limiti 10 milyon TL'ye yükseltildi. Böylece belirlenen şartları taşıyan daha yüksek tutarlı SGK borçlarında, 10 milyon liraya kadar teminat zorunluluğu olmadan tecil imkânının önü açıldı. Bu değişiklik özellikle finansman sıkıntısı yaşayan ancak faaliyetlerini sürdürmek isteyen işletmeler açısından önemli bir kolaylık olarak değerlendiriliyor. GİRESUN'DA YÜKSEK TUTARLI DOSYALAR İÇİN YENİ DÖNEM Düzenlemenin Giresun'daki uygulamasına ilişkin ayrıntıları ise Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürü Mustafa Karakaya açıkladı. Karakaya'nın verdiği bilgiye göre, Giresun'da daha önce 13 milyon TL ile sınırlı olan tecil onay yetkisi, 31 Ağustos 2026 tarihine kadar geçici olarak kaldırıldı. Bu uygulamayla daha önce yüksek tutarlı olması nedeniyle SGK Genel Müdürlüğüne gönderilerek merkezden değerlendirilmesi gereken bazı tecil taleplerinin, gerekli şartların sağlanması halinde Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından doğrudan sonuçlandırılabilmesinin önü açıldı. Karakaya, düzenlemenin başvuru süreçlerini kısaltacağını ve özellikle yüksek tutarlı dosyalarda işlemlerin Giresun'da daha hızlı tamamlanmasına imkân sağlayacağını bildirdi. 72 AYA KADAR ÖDEME PLANI OLUŞTURULABİLECEK Yeni düzenleme, SGK borçlarının otomatik olarak 72 eşit taksite bölünmesi anlamına gelmiyor. 72 ay, uygulanabilecek azami tecil süresini ifade ediyor. Borçlunun mali durumu, ödeme kapasitesi ve tecil için öngörülen şartlar değerlendirilerek uygun ödeme planı oluşturuluyor. Karakaya da yaptığı açıklamada, borcun tek seferde ödenmesinde güçlük yaşanması halinde borçlunun mali durumunun dikkate alınacağını belirterek, uygun şartlarda oluşturulacak ödeme planlarıyla işletmelerin faaliyetlerini sürdürmesinin ve kamu alacağının düzenli biçimde tahsil edilmesinin amaçlandığını ifade etti. Bakanlığın açıklaması da uygulamanın işletmelerin nakit akışını rahatlatmak ve finansman maliyetlerini düşürmek amacı taşıdığını ortaya koyuyor. MEVCUT TECİLLİ BORÇLARA DA YENİ İMKÂN Yeni sistemin önemli ayrıntılarından biri, daha önce SGK ile tecil ve taksitlendirme anlaşması yapmış borçluların da tamamen kapsam dışında bırakılmaması. Bakan Işıkhan'ın açıklamasına göre mevcut tecilli borçların daha uzun vadelerle yeniden düzenlenmesine olanak sağlanırken, şartları karşılayan mevcut tecil dosyalarının yüzde 29'luk faiz avantajından yararlanabilmesinin de önü açıldı. Dolayısıyla düzenleme yalnızca yeni SGK borçları veya ilk kez başvuracak işletmeler açısından değil, halihazırda tecil kapsamında ödeme yapan bazı borçlular açısından da önem taşıyor. CEBRİ TAKİP DURUYOR, SATIŞ İŞLEMİ YAPILMIYOR Giresun SGK İl Müdürü Mustafa Karakaya, tecil uygulamasının hukuki sonuçlarına ilişkin de bilgi verdi. Karakaya'nın açıklamasına göre, tecil şartlarına uyulmaya devam edildiği sürece borca ilişkin cebri takip işlemleri duruyor ve cebri satış işlemleri gerçekleştirilmiyor. Böylece ödeme planına uygun hareket eden borçlunun üzerindeki icra baskısının azaltılması hedefleniyor. Araçlar konusunda da önemli bir uygulama bulunuyor. Karakaya, ilk taksidin süresinde ve eksiksiz ödenmesi halinde araçların üzerindeki yakalama şerhlerinin kaldırılabileceğini, buna karşılık araç üzerindeki haczin devam ettiğini bildirdi. BORÇ SİLİNMİYOR, ÖDEME SÜRESİ YENİDEN DÜZENLENİYOR Yeni uygulamanın bir SGK borç affı veya borcun silinmesi olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Tecil, borcun ortadan kaldırılması yerine belirli şartlarla ödeme zamanının ertelenmesi ve borcun taksitler halinde tahsil edilmesine yönelik bir mekanizma niteliği taşıyor. Karakaya da açıklamasında bu noktaya özellikle dikkat çekerek tecil uygulamasının borcun silinmesi anlamına gelmediğini, rehin ve diğer teminatların ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde korunmaya devam ettiğini belirtti. Bu nedenle borçluların yalnızca “72 ay taksit” ifadesine bakarak hareket etmek yerine kendi borçlarının kapsamını, uygulanacak ödeme planını, faiz tutarını ve teminat şartlarını SGK'dan öğrenmeleri önem taşıyor. İŞVEREN, ESNAF VE VATANDAŞLARA ÇAĞRI Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürü Mustafa Karakaya, tecil ve taksitlendirme imkânından yararlanmak isteyen işverenleri, esnafı ve ilgili vatandaşları Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ve Sosyal Güvenlik Merkezlerine başvurmaya davet etti. Karakaya, yeni düzenlemelerin hem işverenler hem de vatandaşlar açısından önemli katkılar sağlayacağına inandıklarını belirterek Giresun SGK'nın başvuru sahiplerine gerekli bilgilendirme ve yönlendirmeyi yapacağını ifade etti. 31 AĞUSTOS İKİ AÇIDAN ÖNEMLİ Yeni düzenlemede 31 Ağustos 2026 tarihi, Giresun açısından iki ayrı nedenle öne çıkıyor. Birincisi, SGK'nın resmî duyurusuna göre yıllık yüzde 29 tecil faizi avantajından yararlanmak isteyenler için başvuru ve ilk taksit açısından bu tarih belirleyici. İkincisi ise Giresun SGK İl Müdürü Mustafa Karakaya'nın açıklamasına göre, yüksek tutarlı tecil taleplerinin İl Müdürlüğünde sonuçlandırılmasına yönelik geçici yetki düzenlemesinin de 31 Ağustos'a kadar uygulanacak olması. Bu nedenle SGK'ya vadesi geçmiş borcu bulunan ve tecil şartlarını taşıyabileceğini düşünen işveren ve diğer borçlular açısından başvurunun son günlere bırakılmaması önem taşıyor. 36 AYDAN 72 AYA, 250 BİN TL'DEN 10 MİLYON TL'YE Yeni uygulamanın en dikkat çekici tarafı rakamlardaki değişim oldu. Azami tecil süresi 36 aydan 72 aya, teminatsız tecil limiti ise 250 bin liradan 10 milyon liraya çıkarıldı. 31 Ağustos'a kadar yapılacak başvurular için yıllık tecil faizi de yüzde 39'dan yüzde 29'a indirildi. Giresun'daki geçici yetki düzenlemesi de buna eklendiğinde, yeni sistem özellikle yüksek tutarlı SGK borcu bulunan işletmeler açısından hem daha uzun ödeme süresi hem de işlemlerin yerelde daha hızlı sonuçlandırılabilmesi bakımından önemli bir değişiklik anlamına geliyor.

Günde En Az Üç Kez Sarılın Haber

Günde En Az Üç Kez Sarılın

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri”nin “İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin" başlıklı oturumunda konuşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, insanın en temel özelliğinin sosyal bir canlı olması olduğunu vurguladı. İyi ilişkilerin yaşam süresi ve hastalıklar üzerindeki etkisine değinen Prof. Dr. Doğan, “İnsan ilişkileri iyiyse, kişi memnuniyeti yüksekse, yalnızlık azsa; daha az Alzheimer görülüyor, daha sağlıklı ve daha uzun yaşanıyor. Ama yalnızlık varsa erken ölüm, kalp krizi ve demans gibi hastalıklar daha sık görülüyor. O yüzden iyi yaşam, iyi ilişkilerle inşa edilir.” dedi. Fiziksel temas ve iletişimin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Minimum 20 saniyelik sarılmalar oksitosin salgılar. Günde en az üç kez sarılın. Göz teması kurun, yemek masasında telefonu bırakın, birlikte vakit geçirin. Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri” kapsamında Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan katılımcılarla buluştu. “İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin" başlıklı seminerde konuşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, insanın en temel özelliğinin sosyal bir canlı olması olduğunu vurguladı. Konuşmasında uzun yıllardır pozitif psikoloji alanında mutluluk, umut ve iyi oluş üzerine çalışmalar yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Tayfun Doğan, son dönemde insan ilişkileri ve sosyal zekâ konularına yeniden yoğunlaştığını söyledi. Prof. Dr. Tayfun Doğan, “İnsanı tek bir sıfatla tanımlayacak olsak, en doğru ifade ‘sosyal bir canlı’ olur. Gerçekten beynimiz buna göre şekillenmiş durumda. Doğduğumuz andan hayatımızın sonuna kadar bizi arayan, merak eden, güvende hissettiren ve önemseyen insanlara ihtiyaç duyarız. İnsan ilişkileri bizim doğal yaşam alanımızdır” dedi. Eş zamanlılık ilişkileri güçlendiriyor Seminerde özellikle eş zamanlılık, ahenk ve senkronizasyon kavramları üzerinde duran Prof. Dr. Doğan, iki ya da daha fazla kişinin birlikte hareket etmesinin beyin üzerinde güçlü etkiler oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Doğan, “Birlikte nefes alıp vermek, jest ve mimiklerin benzemesi, konuşma ritimlerinin ve hatta kalp atışlarının birbirine yaklaşması kişiler arasında güçlü bir bağ oluşturur. Bu durum, adeta iki insanın birbirine bağlanması gibidir. Beyin de bu bağı ödüllendirir.” diye konuştu. Bu ödül mekanizmasının temelinde oksitosin hormonu bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Doğan, oksitosinin halk arasında sevgi, bağlanma ve güven hormonu olarak bilindiğini belirtti. Prof. Dr. Doğan, “Eş zamanlılık sağlandığında oksitosin salgılanır. Oksitosin de stres hormonu olarak bilinen kortizolün salınımını azaltır. Böylece stres düşer, güven artar, çatışmalar azalır. Eşler arasındaki tartışmaların, çocuklar arasındaki kavgaların azalmasında da bu mekanizma önemli rol oynar.” ifadelerini kullandı. Sarılmak, birlikte yürümek, şarkı söylemek bile etkili Oksitosin salgısını artırmanın gündelik yaşamda oldukça basit yolları olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, birlikte yapılan etkinliklerin ilişkileri güçlendirdiğini söyledi. “Beraber yemek yapmak, birlikte şarkı söylemek, ritmik hareketler yapmak, dans etmek, aynı tempoda yürümek, hatta uzun süre sarılmak bile oksitosin salgısını artırır.” diyen Prof. Dr. Doğan, özellikle 20 saniyeyi aşan sarılmaların kişiler üzerinde rahatlatıcı etkiler oluşturduğunu vurguladı. Prof. Dr. Doğan, toplu ibadetlerin, iftar sofralarının, birlikte film ya da maç izlemenin de aynı mekanizmayı desteklediğini belirterek, “İnsanlar ortak bir ritimde buluştuğunda psikolojik olarak birbirlerine daha çok bağlanıyorlar.” dedi. Oksitosin beynin alarm sistemini sakinleştiriyor Seminerde beynin işleyişine ilişkin nörobilimsel açıklamalarda da bulunan Prof. Dr. Doğan, oksitosinin beynin hipotalamus bölgesinde salgılandığını ve doğrudan amigdala üzerinde etkili olduğunu söyledi. Amigdalanın beynin erken uyarı ve alarm sistemi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Amigdala tehlike sezdiğinde bizi kaygılandırır ve stres hormonlarını harekete geçirir. Ancak oksitosin amigdalaya ‘her şey yolunda, güvendesin’ mesajı verir. Böylece kaygı ve stres daha ortaya çıkmadan önlenmiş olur.” diye konuştu. İş görüşmelerinden aile ilişkilerine kadar etkili Eş zamanlılığın sadece aile ilişkilerinde değil, iş ve eğitim yaşamında da önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, özellikle beden dili uyumunun kişiler arasındaki güveni artırdığını ifade etti. “İş görüşmelerinde, öğretmen-öğrenci ilişkisinde, terapist-danışan ilişkisinde senkronizasyon çok önemlidir. Karşı tarafla uyumlu beden dili geliştirmek kabul görme ihtimalini artırır.” diyen Prof. Dr. Doğan, terapi süreçlerinde başarının en önemli unsurlarından birinin danışanla kurulan uyum olduğunu söyledi. Öğrenmeyi de güçlendiriyor Öğretmen ve öğrenci arasındaki uyumun öğrenme üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, sevilen öğretmenlerin derslerinin daha verimli geçmesinin temel nedenlerinden birinin bu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Doğan, “Öğretmen ile sınıf arasında ahenk sağlandığında öğrenciler dersi daha iyi kavrıyor. Aslında hepimizin hayatında sevdiği bir öğretmenin dersini daha iyi anladığı dönemler olmuştur. Bunun altında yatan neden senkronizasyondur.” ifadesinde bulundu. Yalnızlık doğamıza uygun değil İnsanın sosyal bir varlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Doğan, yalnızlığın biyolojik düzeyde ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti ve “Yalnızlık doğamıza uygun değil. Peki ne yapıyor yalnızlık? Neden bizi strese sokuyor? Bu konuda yapılan araştırmalar var. Cacioppo’nun çalışmasında katılımcılara gün içinde yalnızlık düzeylerini ve fizyolojik tepkilerini ölçmeleri istendi. Sonuçta şunu gördük: Yalnızlık hisseden insanlar, adeta fiziksel bir saldırıya uğramış gibi kortizol salgılıyor.” şeklinde konuştu. Yalnızlığın vücutta “savaş ya da kaç” tepkisini tetiklediğini ifade eden Prof. Dr. Doğan, bunun bağışıklık sistemi ve uyku üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Doğan, “Yalnızlık durumunda vücudumuz alarm moduna geçiyor. Kortizol yükseliyor. Bu da bağışıklık sistemimizi zayıflatıyor, uyku düzenimizi bozuyor. Gece uyanmalarının önemli nedenlerinden biri de yüksek stres hormonudur. Beyin sürekli tehlike varmış gibi çalışır.” dedi. Sosyal bağ kimyasal bir ilaçtır Seminerde hayvan deneylerinden örnekler de paylaşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, “Felç edilen fareler üzerinde yapılan deneylerde, sosyal ortamda bulunan farelerin çok daha hızlı iyileştiği görülüyor. İzole edilen farelerde ise iyileşme neredeyse yok. Bunun nedeni oksitosin hormonu. Sosyal bağ aslında kimyasal bir ilaçtır.” diye konuştu. Yapay oksitosin verilmesi durumunda bile iyileşmenin hızlandığını belirten Prof. Dr. Doğan, ancak bunun doğal yollarla sağlanması gerektiğini vurguladı ve “Buradan ‘gidip oksitosin alın’ sonucu çıkarmıyoruz. Oksitosini doğal yollarla artırmalıyız. Sarılmak, birlikte yemek yemek, yürüyüş yapmak, şarkı söylemek… Bunların hepsi oksitosin salgılatır.” ifadesinde bulundu. Bağımlılık, eksik sosyal bağın telafisidir “Bağımlılık sosyal ilişkilerden almamız gereken kimyasalları alamadığımızda bunları yapay yollarla telafi etme çabasıdır.” diyen Prof. Dr. Doğan, bu durumun yalnızca madde bağımlılığıyla sınırlı olmadığını belirterek, şunları söyledi: “Yeterli sosyal bağ kuramayan bireyler bu eksikliği yemekle, internetle, kumarla ya da başka bağımlılıklarla doldurmaya çalışır. Yalnızlık acı vericidir ve bu acıyı azaltmak için insanlar farklı yollar arar.” Yalnızlık bir uyarı sinyali Yalnızlığın evrimsel bir anlamı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Eğer yalnızlık keyifli bir şey olsaydı insan türü yok olurdu. Yalnızlık bize ‘git ve sosyalleş’ mesajı verir. Tıpkı açlık gibi… Açlık nasıl bize ‘yemek bul’ diyorsa, yalnızlık da ‘insan bul’ der.” şeklinde konuştu. Modern şehir yaşamı ‘insanat bahçesi’ne dönüşüyor Modern yaşamın yalnızlığı artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Apartman yaşamı, yalnız bireyler… Aslında hepimiz izole fareler gibiyiz. Depresyon, bağımlılık, aşırı yeme davranışları bu yüzden artıyor. Desmond Morris modern şehirler için ‘insanat bahçesi’ ifadesini kullanıyor. Hayvanat bahçesi hayvanların doğasına uygun değilse, bu yaşam da insanın doğasına uygun değil.” dedi. Sosyalleşme beyni fiziksel olarak değiştiriyor Sosyal etkileşimin beyin yapısı üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Doğan, bilimsel bulguları şöyle aktardı: “Sosyal ortamda yaşayan bireylerin beyin kabuğu daha kalın oluyor. BDNF dediğimiz, beynin gelişimi için çok önemli olan madde artıyor. Nöronlar arası bağlantılar güçleniyor. Yani sosyalleşmek sadece psikolojik değil, fizyolojik olarak da beyni geliştiriyor.” Prof. Dr. Tayfun Doğan, uzun yıllara yayılan bilimsel araştırmaların insan ilişkilerinin yaşam kalitesi üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koyduğunu söyledi. İnsan ilişkilerinin sağlık ve mutluluk üzerindeki etkileri neler? Konuşmasında dünyaca ünlü Harvard çalışmasına dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, insan ilişkilerinin sağlık ve mutluluk üzerindeki etkisini şu sözlerle anlattı: “Meşhur bir araştırma var. Medyada genellikle Harvard mutluluk araştırması diye geçer ama asıl adı Harvard Yetişkin Gelişimi Araştırması. 1938’de başlıyor ve bugün 88 yılı geride bıraktı. Katılımcıların her yıl kan değerlerine bakılıyor, beyin görüntülemeleri yapılıyor, psikolojik testler uygulanıyor, birebir görüşmeler gerçekleştiriliyor. Kariyer, para, statü gibi birçok değişken inceleniyor. Ama sonuç çok net: Mutluluk ve sağlıkta bir numaralı faktör insan ilişkileri.” İyi ilişkilerin yaşam süresi ve hastalıklar üzerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Doğan, “İnsan ilişkileri iyiyse, kişi memnuniyeti yüksekse, yalnızlık azsa; daha az Alzheimer görülüyor, daha sağlıklı ve daha uzun yaşanıyor. Ama yalnızlık varsa erken ölüm, kalp krizi ve demans gibi hastalıklar daha sık görülüyor. O yüzden iyi yaşam, iyi ilişkilerle inşa edilir.” dedi. Yalnızlık erken ölüm riskini artırıyor Yalnızlığın sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin geniş çaplı araştırmalara da değinen Prof. Dr. Doğan, “3 milyon kişi üzerinde yapılan meta-analizler, kronik yalnızlığın erken ölüm riskini yüzde 20-30 artırdığını gösteriyor. Ayrıca demans ve kalp hastalıkları riskini de yükseltiyor. Hatta kronik yalnızlık, günde 15 sigara içmek kadar zararlı.” ifadesinde bulundu. Kötü ilişki, yalnızlıktan daha zararlı olabilir Sağlıklı ilişkilerin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Doğan, her sosyal bağın olumlu olmadığını belirterek, “Yalnız kalmamak adına her ilişkiye tutunmak doğru değil. Hayatımıza giren insanlara şu soruyu sormalıyız: ‘Bana yalnızlıktan daha mı iyi geleceksin, yoksa yalnızlığın güzelliğini mi hatırlatacaksın?’ Çünkü kötü ilişkiler bazen yalnızlıktan daha fazla zarar verir.” diye konuştu. Ayrılık acısının biyolojik temeli var İnsanların sevdiklerinden ayrıldıklarında yaşadıkları duygusal acının biyolojik bir karşılığı olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, “Sevdiğimiz kişilerle birlikteyken beynimiz belirli kimyasallara alışır. Ayrılık, kayıp ya da uzaklaşma durumunda bu kimyasallar kesilir ve bir tür yoksunluk yaşarız. Bu yüzden acı çekeriz. Zamanla beyin bu durumu kabullenir ve iyileşme başlar.” ifadesinde bulundu. Besleyici ilişki oksitosin üretir, zehirleyici ilişki stres artırır Seminerde “besleyici” ve “zehirleyici” ilişki kavramlarına da değinen Prof. Dr. Doğan, “Doğuştan bir ilişki tarzımız yoktur. Sonradan öğreniriz. Besleyici ilişkiler; saygılı, samimi, destekleyici ve karşı tarafın değerli hissetmesini sağlayan ilişkilerdir. Bu tarz ilişkiler oksitosin üretir. Zehirleyici ilişkiler ise eleştiren, küçümseyen, öfke yüklü ve karşı tarafın özsaygısını zedeleyen ilişkilerdir. Bunlar da kortizol üretir.” dedi. Sosyal destek iyileşmeyi hızlandırıyor Sosyal bağların fiziksel sağlık üzerindeki etkisine de dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Oksitosin salgılandığında hücresel onarım artar, doğal ağrı kesici etki oluşur. Ameliyat sonrası yanında destek olan kişiler varsa iyileşmenin daha hızlı olması tesadüf değildir. Sosyal destek bir şifadır.” şeklinde konuştu. Günde en az üç kez sarılın Günlük yaşamda uygulanabilecek basit öneriler de paylaşan Prof. Dr. Doğan, özellikle fiziksel temas ve iletişimin önemine dikkat çekti ve “Minimum 20 saniyelik sarılmalar oksitosin salgılar. Günde en az üç kez sarılın. Göz teması kurun, yemek masasında telefonu bırakın, birlikte vakit geçirin. Küçük iyilikler bile büyük etkiler oluşturur. İyilik yapan kişi, iyilik görenden daha mutlu olur. Çünkü en büyük kazancı o elde eder. Küçük bir yardım, kısa bir sohbet bile insanın oksitosin düzeyini artırır.” dedi. Sosyalleşmek yaşlanmayı geciktiriyor Sosyalleşmenin biyolojik etkilerine de değinen Prof. Dr. Doğan, hücre yaşlanmasıyla ilgili önemli bir noktaya dikkat çekti ve “Telomer dediğimiz yapılar hücrelerin yaşlanmasını belirler. Sosyalleşme bu yapıların kısalmasını yavaşlatır. Yani sosyal ilişkiler daha uzun ve sağlıklı yaşam sağlar.” diye konuştu. Konuşmasında katılımcılara çağrıda bulunan Prof. Dr. Doğan, “Kalbinizi ısıtın. Size iyi gelen şeyleri hayatınıza dahil edin. Derin bağlar kurun, iyilik yapın, sevdiklerinizi arayın. Her insan günde en az bir kez ‘iyi ki varsın’ sözünü duymalı. Eğer bunu duymuyorsanız, siz başkalarına söyleyin.” ifadesinde bulundu. Seminerin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Doğan, insanın sosyal bir varlık olduğunu hatırlatarak, “Birbirimize ihtiyacımız var. Bu bir lüks değil, temel bir ihtiyaç.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BULANCAKSPOR ÇAYELİ’DE KAZANDI: DEPLASMANDA 3 PUAN, SKOR 1-2 Haber

BULANCAKSPOR ÇAYELİ’DE KAZANDI: DEPLASMANDA 3 PUAN, SKOR 1-2

BULANCAKSPOR ÇAYELİ’DE KAZANDI: DEPLASMANDA 3 PUAN, SKOR 1-2 Nesine 3. Lig’de 14 Mart Cumartesi günü saat 13.30’da Çayelispor deplasmanında sahaya çıkan Bulancakspor, ilk yarısını 2-0 önde kapattığı mücadeleyi 2-1 kazanarak kritik bir galibiyete imza attı. Kırmızı-beyazlı ekip, zorlu deplasmanda hem devre üstünlüğünü korudu hem de hanesine 3 puan yazdırdı. Bulancakspor, Çayeli İlçe Stadı’nda oynanan mücadelede maçın ilk bölümünden itibaren sonuca gitmeyi bilen taraf oldu. Gün içinde “maç günü” duyurusuyla sahaya çıkan kırmızı-beyazlı temsilci, 13.30’da başlayan karşılaşmada deplasman baskısına rağmen oyun disiplinini kaybetmedi. Karşılaşmanın ilk yarısında etkili bir performans ortaya koyan Bulancakspor, rakip kalede bulduğu gollerle devre arasına 2-0 üstün girdi. İlk 45 dakikada gelen bu skor, maçın kırılma anını oluşturdu. Deplasmanda iki farklı avantaj yakalayan kırmızı-beyazlı ekip, soyunma odasına hem skor hem moral üstünlüğüyle gitti. İkinci yarıda ev sahibi Çayelispor farkı bire indirdi. Skorun 2-1’e gelmesiyle birlikte maçın tansiyonu yükselirken, Bulancakspor kalan dakikalarda savunma direncini koruyarak üstünlüğünü son düdüğe kadar taşımayı başardı. Böylece ilk yarıda kurduğu skor avantajını maç sonuna kadar koruyan temsilcimiz, deplasmandan çok değerli bir galibiyetle ayrıldı. Gün içindeki maç akışı Bulancakspor adına planlı ilerledi. Önce karşılaşmanın başladığı duyuruldu, ardından ilk yarı sonunda 0-2’lik üstünlük geldi, maç bitiminde ise skor 1-2 olarak kesinleşti. Bu tablo, kırmızı-beyazlı ekibin özellikle ilk yarıda kurduğu oyunun sonucu belirlediğini gösterdi. Çayelispor deplasmanında alınan bu galibiyet, yalnızca üç puan anlamına gelmedi; aynı zamanda Bulancakspor’un zorlu dış saha maçlarında da sonuç üretebildiğini ortaya koyan net bir mesaj verdi. Ligin kritik haftalarında gelen deplasman zaferi, takımın moral hanesine de önemli bir katkı sundu. Bulancakspor cephesinde şimdi gözler bu galibiyetin lig tablosuna ve önümüzdeki haftalara nasıl yansıyacağına çevrildi. Ancak günün sonunda tabelada yazan sonuç netti: Çayeli deplasmanında kazanan taraf Bulancakspor oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.