Hava Durumu

#Ölüm Nedenleri

giresunsonhaber - Ölüm Nedenleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ölüm Nedenleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ACI BİLANÇO: 94 ÇOCUK, BİR YILDA Haber

ACI BİLANÇO: 94 ÇOCUK, BİR YILDA

“94 ÇOCUK, BİR YIL: ÇOCUK İŞÇİLİĞİ İÇİN ACI BİLANÇO MECLİS’TE” Cumhuriyet Halk Partisi İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’de çocuk işçiliğinin ulaştığı boyutu ve buna bağlı ölümleri Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Cumhuriyet Halk Partisi Diyarbakır Milletvekili Tanrıkulu, çocuk işçiliği, MESEM sistemi ve çocuk iş cinayetlerine ilişkin yapısal sorunları içeren soru önergelerini dört ayrı bakanlığın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na sundu. Tanrıkulu, önergelerin ortak gerekçesinde çocuk işçiliğinin bireysel ihmal ya da aile tercihiyle açıklanamayacağını, çok katmanlı kamu politikalarının sonucu olarak kurumsallaşmış bir yapıya dönüştüğünü ifade etti. Çocuk emeğinin; yoksulluk politikaları, eğitimin piyasalaştırılması, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamaları, kayıt dışı ekonomi, göçmen emeği, denetim eksiklikleri ve tarımda aile işçiliği modeli üzerinden sistematik biçimde üretim süreçlerine dahil edildiğini belirtti. Açıklamada, mevcut yapının yalnızca sömürü değil aynı zamanda ölüm üreten bir düzene dönüştüğü vurgulandı. Tanrıkulu, 2025 yılı içinde en az 94 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini, son 13 yılda ise çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuk sayısının 836’ya ulaştığını kaydetti. Yaşamını yitiren çocukların 68’inin 15–17 yaş aralığında, 26’sının ise 14 yaşın altında olduğu; 81’inin erkek, 13’ünün kız olduğu; 5’inin göçmen çocuklardan oluştuğu bilgisi paylaşıldı. Verilere göre ölümler en çok tarım sektöründe görülürken, bunu sanayi, hizmet ve inşaat sektörleri izledi. Kurumsal bağlamda ise MESEM kaynaklı ölümlerin 2025 yılında 6’ya, toplamda ise 18’e ulaştığı; stajyer olarak çalışan 7 çocuğun ve motokurye olarak çalışan 5 çocuğun da hayatını kaybettiği belirtildi. Tanrıkulu, bu tablonun eğitim sistemi, çalışma rejimi ve yoksulluk politikaları arasındaki ilişkinin çocuklar açısından ağır sonuçlar doğurduğunu savundu. Son yıllarda MESEM uygulamaları, mesleki staj sistemleri, tarımda aile işçiliği ve kayıt dışı çalışma biçimlerinin çocuk emeğini devlet eliyle meşrulaştıran alanlara dönüştüğünü ifade etti. Bu kapsamda Tanrıkulu, Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelttiği sorularda MESEM kapsamındaki çocukların çalışma saatleri, iş güvenliği eğitimleri ve risk analizlerinin hangi bilimsel pedagojik temellere dayandığını; programların çocukların psikolojik, nörolojik ve sosyolojik gelişimleri üzerindeki etkilerine dair herhangi bir bilimsel etki analizi yapılıp yapılmadığını sordu. MESEM’lerde hayatını kaybeden çocuklara ilişkin ölüm nedenleri, işyeri denetim raporları ve sorumluluk zincirinin neden kamuoyuyla paylaşılmadığını da gündeme getirdi. Zorunlu eğitim çağındaki çocukların üretim sürecine dahil edilmesinin anayasal eğitim hakkı ve çocuk hakları hükümleriyle nasıl bağdaştırıldığını da Bakanlığa yöneltilen sorular arasına ekledi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yöneltilen sorularda ise son 13 yılda çocuk işçi ölümlerine ilişkin kaç idari soruşturma açıldığı, kaç işverene ceza verildiği ve kaç işyerinde faaliyet durdurma uygulandığı soruldu. Çocuk işçi çalıştıran işletmelerin kamu teşviklerinden yararlanıp yararlanmadığının denetlenip denetlenmediği ile iş müfettişi sayısı ve çocuk işçiliğine yönelik özel bir denetim biriminin bulunup bulunmadığı da Bakanlığa yöneltildi. İçişleri Bakanlığı’na kayıt dışı çocuk emeğiyle mücadele kapsamında kolluk kuvvetlerince yapılan denetim sayıları ve özellikle tarım alanlarında çocuk işçiliğine yönelik özel bir denetim birimi bulunup bulunmadığı soruldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na ise çocuk işçiliği riski taşıyan hanelere yönelik sosyal destek modellerinin neden etkili sonuç üretmediği ve mevcut sosyal yardım sisteminin çocuk emeğini önleyici değil, sürdürücü bir etki doğurmasının gerekçeleri soruldu. Tanrıkulu, çocuk işçiliğinin önlenmesi için sosyal politika, eğitim sistemi ve çalışma yaşamına ilişkin uygulamaların bütüncül biçimde yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, konunun tüm boyutlarıyla araştırılması çağrısında bulundu.

KOAH Hızla Yaygınlaşıyor! Haber

KOAH Hızla Yaygınlaşıyor!

Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim “Son yıllarda hızla yaygınlaşan KOAH, solunum yollarında kalıcı tıkanıklık ve nefes darlığına yol açan, ilerleyici bir hastalıktır. Belirtileri arasında sürekli ve şiddetli öksürük, balgam ve nefes darlığı bulunan KOAH, günümüzde dünya genelinde 40 yaş üstü insanların yaklaşık yüzde 10’unda görülmektedir” diyor. Prof. Dr. Tülin Sevim, 19 Kasım Dünya KOAH Günü kapsamında yaptığı açıklamada, gençler arasında da özellikle sigara ve e-sigara kullanımının artması sonucu, tehlikenin hızla yaygınlaştığı KOAH hastalığını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Tek bir sigaranın dumanında 7 binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve 70 tanesi de kanser yapıcı madde sınıfında yer alıyor. Üstelik, yapılan çalışmalar; sigara kullanmayıp, pasif içiciliğe maruz kalmanın da zarara yol açabildiğini ortaya koyuyor. O zararlardan birinin de, dünyada ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH yani Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olduğunu vurgulayan Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim şöyle konuşuyor: “Yapılan birçok çalışmada; aktif sigara içiminin KOAH gelişimi için en önemli risk faktörü olduğu kanıtlanmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; pasif içiciliğin de KOAH gelişimine neden olduğu gösterilmiştir. 25 bin 592 hastayı kapsayan bir meta-analizde pasif içicilerde KOAH gelişme riskinin, pasif içici olmayan kişilere göre 2,25 kat arttığı saptanmıştır. Pasif içicilik yılda 1,2 milyon insanın ölümüne yol açmaktadır.” Pasif içicilik çocukları da, gençleri de vuruyor! Pasif içicilik, başkalarının içtiği tütün ürününden (sigara, puro, pipo, nargile vb) kaynaklanan dumanın solunması anlamına geliyor. Pasif içiciliğin özellikle çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Sigara dumanına maruz kalındığında; gözlerde tahriş, sulanma, yanma, baş ağrısı, burunda rahatsızlık, öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve astım hastalığının alevlenmesi gibi şikayetler hemen ortaya çıkabilmektedir. Ebeveynleri sigara içen veya sigara içilen ortamlarda bulunan bebek ve çocuklar en riskli gruptur. Pasif içicilik çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar vermektedir, ani bebek ölümleri daha sık görülmektedir. Bu çocuklarda akut solunum yolu enfeksiyonları, bronşit, zatürre, orta kulak iltihabı ve astım atağı yaşıtlarına göre daha sıktır. İleri yaşlarda da akciğer hastalığına yakalanma riskleri daha fazladır. Pasif içicilik erişkinlerde de; kalp hastalığı, felç (inme), akciğer kanseri ve KOAH gibi hastalıklar için risk oluşturmaktadır. Sigara içmediği halde sigara dumanına maruz kalan kişilerde koroner arter hastalığı riski yüzde 25–30 artmıştır. Bu kişilerde felç riskinin de yüzde 20-30 arttığı bildirilmektedir.” Elektronik sigaranın yıkıcı tahribatı çok yüksek! Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin, son 10 yıl içinde tütün endüstrisi tarafından dünya genelinde ‘daha az zararlı’ olarak pazarlandığını ancak yapılan çalışmaların bunun tam tersine işaret ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim şöyle konuşuyor: “Yapılan araştırmalarda; elektronik sigaralarda 16 binden fazla çeşit tatlandırıcı saptanmıştır. Araştırmalarda, elektronik sigarayı denemiş gençlerin ve çocukların, daha sonra sigara içmeye başladığı; daha önce sigara içip bırakan yetişkinlerin ise elektronik sigara kullandıklarında yeniden sigaraya başlama risklerinin 4-6 kat arttığı gösterilmiştir. Elektronik sigara kullanan gençlerin sigara, esrar gibi diğer bağımlılıklara geçiş yaptığı da bildirilmektedir. Bu veriler, elektronik sigaraların, nikotin bağımlılığının sürmesine yol açtığının kanıtıdır. Nikotin, eroin, kokain gibi maddelerle eşdeğer bağımlılık gücüne sahip bir maddedir. Bu ürünlerin, en az geleneksel tütün ürünleri kadar ciddi boyutlarda sağlık zararları vardır.” Akciğerden kalbe, kanserden inmeye! Elektronik sigaralarda bulunan toksik kimyasal maddelerin solunum yollarında inflamasyon, bronşit, astım ve EVALI hastalığına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Tülin Sevim “EVALI, elektronik sigara/vaping kullanımına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır ve ölüme neden olabilmektedir. Elektronik sigaranın zararları solunum yolları ile sınırlı kalmamaktadır” diyor. Elektronik sigara kullanımının pıhtılaşma bozuklukları, hipertansiyon, kalp hızının artması, ateroskleroz, mide bulantısı, ağız kuruluğu, kas titremesi, baş dönmesi, baş ağrısı, uyku bozuklukları gibi daha birçok soruna yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Deneysel veriler, uzun süreli elektronik sigara kullanımının karaciğer, kalp ve böbreklerde hasara neden olduğunu göstermektedir. Elektronik sigaralarda yer alan aromatikler, sadece kendi başlarına bile, hücre ölümüne yol açabilmektedir. Ayrıca çalışmalarda elektronik sigara kullananlarda akciğer kanserinin kullanmayanlara göre daha sık görüldüğü gözlenmiştir. Dünya genelinde elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin kullanımı, daha önce sigara içmemiş gençler arasında hızla artmaktadır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.