Hava Durumu

#Ölüm

giresunsonhaber - Ölüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ölüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU Haber

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU Tirebolulu emekli öğretmen İbrahim Mıdık’ın yıllarca defter aralarında sakladığı şiirleri, hastalıkla mücadelenin, hatıraların, gurbetin, öğretmenlik yıllarının, sevdanın ve ölümle yüzleşmenin içinden süzülerek “Kör Karanlıktan Sızanlar” adıyla kitaplaştı. Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınlarının 15. kitabı olarak yayımlanan eser, bir hayatın karanlıkla, acıyla ve hatırayla kurduğu sessiz bağın şiir diliyle kayda geçirilmiş hâli olarak okurla buluştu. Tirebolulu emekli öğretmen İbrahim Mıdık’ın şiir kitabı “Kör Karanlıktan Sızanlar”, Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınlarının 15. kitabı olarak yayımlandı. Arı Sanat Yayınları / Hatıra Kitap etiketiyle basılan eser, 68 sayfalık bir şiir kitabı olarak okura ulaştı. Kitap, yıllarca defter aralarında, masa çekmecelerinde ve yazarın kendi iç dünyasında saklı kalan şiirleri gün ışığına çıkarıyor. Mıdık’ın dizelerinde hastalıkla mücadele, ölümle yüzleşme, sevda, gurbet, öğrenciler, memleket, toplumsal acılar, eski dostlar ve Tirebolu’ya bağlılık aynı hüzünlü şiir damarında birleşiyor. “Kör Karanlıktan Sızanlar”, yalnızca bir şiir kitabı değil; 37 yıl öğretmenlik yapmış bir Tirebolulunun, ömrünün farklı dönemlerinde içine attığı sözleri, hastalıkla ağırlaşan bir zamanın içinden okura ulaştırdığı içli bir hafıza kitabı niteliği taşıyor. TİREBOLU’DAN BAŞLAYAN BİR ÖMÜR, ŞİİRE DÖNÜŞEN BİR HAFIZA İbrahim Mıdık, 10 Aralık 1964’te Tirebolu’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Tirebolu’da tamamladıktan sonra 1983 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü kazandı. 1987 yılında mezun olan Mıdık, öğretmenlik mesleğine Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde başladı. Siverek Ortaokulu’nda başlayan meslek hayatı, askerlik görevi sürecinde Kastamonu Azdavay Lisesi’nde yedek subay öğretmenlik göreviyle devam etti. Daha sonra yeniden Siverek’e dönen Mıdık, 1992 yılından itibaren Tirebolu’daki okullarda görev aldı. Tirebolu İmam Hatip Lisesi, Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan İlköğretim Okulu, Tirebolu Lisesi, Tirebolu Anadolu Lisesi, Espiye 75. Yıl Çok Programlı Anadolu Lisesi, Piraziz İsmail Yücel MTAL ve Tirebolu İskender Kaptan MTAL’de görev yapan Mıdık, 37 yıllık eğitim hayatının ardından sağlık sorunları nedeniyle emekliye ayrıldı. Bu uzun meslek hayatı, kitabın duygusal temelini oluşturan en güçlü kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor. Mıdık’ın şiirlerinde sınıfların, öğrencilerin, gurbet ilçelerinin, memleket yollarının, okul koridorlarının ve hayatla erken tanışan insanların izleri hissediliyor. Onun şiiri yalnızca bireysel bir iç döküş değil; öğretmenlik yılları boyunca tanık olunan hayatların, acıların, umutların ve kırılgan insan hikâyelerinin de şiirsel kaydı hâline geliyor. DEFTER ARALARINDAN OKURA UZANAN ŞİİRLER İbrahim Mıdık, yıllar boyunca toplumsal ve kişisel konularda hissettiklerini mısralara döktü; ancak bu yazdıklarını uzun süre kendisine sakladı. Şiirler, yıllarca bir defterin arasında, bir çekmecenin sessizliğinde, söylenmeyi bekleyen ama zamanını bulamayan sözler olarak kaldı. Son yıllarda yakalandığı amansız hastalıkla mücadele eden Mıdık, kemoterapi, radyoterapi ve hastane sürecinin içinde, gün ışığı görmemiş şiirlerini okurla buluşturma isteğini daha güçlü hissetti. Böylece “Kör Karanlıktan Sızanlar”, bir edebî dosyanın kitaplaşmasının ötesinde, insanın en kırılgan zamanında kendini ifade etme, iz bırakma ve içindeki sesi başkalarına ulaştırma çabasına dönüştü. Bu yönüyle kitap, yazarın kendi ifadesiyle yıllarca saklı kalmış ruh hâllerinin, toplumsal ve şahsi duyarlılıkların, hastalıkla derinleşen iç muhasebenin ve hatıraların şiir diliyle açığa çıktığı bir çalışma olarak dikkat çekiyor. HASTALIKLA MÜCADELEDEN ŞİİRE SIZAN SES Kitabın en güçlü damarlarından biri, hastalıkla verilen mücadelenin şiire dönüşmesidir. Mıdık, bedensel acıyı dolaylı anlatımlarla yumuşatmadan, doğrudan ve sarsıcı bir iç sesle kuruyor. Hastane odaları, tedavi cihazları, ilaçlar, yorgunluk, uykusuzluk ve ağrı, kitabın bazı bölümlerinde yalnızca yaşanan bir süreç olarak değil, insanın kendi bedeniyle yaptığı sessiz savaşın sahnesi olarak yer alıyor. Şairin şu dizeleri, bu mücadeleyi yalın ama ağır bir imgeyle taşıyor: “Vücudum savaş meydanı Can veriyor, can alıyor.” Bu iki dizede hastalık, soyut bir kader cümlesi olmaktan çıkıyor; bedenin içinde süren çetin bir çarpışmaya dönüşüyor. Şair, kendi acısını büyütmeden ama saklamadan yazıyor. Okur, bu dizelerde yalnızca hastalığı değil, insanın kendi sınırına yaklaştığında bile kelimeye tutunma gücünü görüyor. Bir başka şiirde ise bedenin tükenişi, hastane köşesi ve ömrün son eşiği aynı hüzün çizgisinde birleşiyor: “Ağır ağır tükenen bedenimin Islak toprak kokusu Bir hastane köşesinde Ömrümün son virajı.” Bu dizelerde ölüm, sert bir kopuş değil; yaklaşan, kokusu duyulan, insanın yavaş yavaş fark ettiği büyük bir eşik olarak duruyor. Mıdık, bu eşiği şiirin içinde ağırlaştırmadan ama bütün çıplaklığıyla hissettiriyor. KARANLIĞIN İÇİNDEN KALAN İNCE BİR IŞIK Kitaba adını veren karanlık, Mıdık’ın şiirlerinde yalnızca umutsuzluk anlamına gelmiyor. Karanlık; hastalığın, kaybın, yalnızlığın, gurbetin, kırılmış hayallerin ve içe atılmış sözlerin ortak zemini olarak kuruluyor. Ancak bu zeminin içinde her zaman ince bir ışık, bir hatıra, bir sevda izi, bir memleket çağrısı ve bir teslimiyet duygusu da beliriyor. Şairin şu dizeleri, kitabın adındaki karanlık ve sızıntı duygusunu şiirsel olarak açıyor: “Kör ışığın kapı aralığından sızan kör karanlık Uykusuz uykuları tetikliyor.” Burada ışık ile karanlık birbirine karşıt iki uç olmaktan çıkıyor; insanın iç dünyasında aynı anda var olan iki hâle dönüşüyor. Mıdık’ın şiirinde hayat da böyle akıyor: Bir yanında hastalık, ölüm, yorgunluk ve kayıp; diğer yanında hatıra, sevda, memleket, inanç ve şiir. Bu nedenle “Kör Karanlıktan Sızanlar”, karanlığa teslim olmuş bir kitap değil; karanlığın içinden kalan son sesleri, son hatıraları ve son ışıkları arayan bir şiir toplamı olarak okunuyor. HATIRALARIN GÖLGESİNDE BİR ŞİİR DİLİ Kitapta hatıralar, yalnızca geçmişte kalmış anılar olarak değil, bugünün içine sızan ve insanı içeriden şekillendiren canlı bir hafıza olarak yer alıyor. Mıdık’ın şiirlerinde geçmiş, bazen bir dostun gölgesi, bazen bir babanın hatırası, bazen eski bir şehir, bazen de gençlik yıllarından kalmış buruk bir ses olarak okurun karşısına çıkıyor. Kitabın hüzünlü atmosferini taşıyan şu dizeler, bu hafıza duygusunu güçlü biçimde özetliyor: “Hüzünlü geçmişlerin bahçıvanını, Dinleye dinleye göğe yürüdüm. Hazan bülbülünün türkülerinde, Nice gönül dostu gölgeler gördüm.” Bu dizelerde geçmiş, kapatılmış bir defter değildir. Şair, onu dinleye dinleye yürür. Hüzün bir yük olarak değil, insanın kendi içindeki bahçeyi sulayan acı bir hatıra kaynağı olarak belirir. “Gönül dostu gölgeler” ifadesi, kitabın en belirgin duygusal damarlarından birini açar: Kaybedilenlerin, uzaklaşanların ve geride kalanların şiirde yeniden görünür olması. TİREBOLU’YA DÖNEN SES İbrahim Mıdık’ın şiirlerinde Tirebolu, yalnızca doğduğu yer değildir. Tirebolu; çocukluk, aile, geçmiş, fındık bahçeleri, sahil, dostluklar, eski insanlar, öğretmenlik yılları ve ölüm düşüncesiyle iç içe geçmiş bir memleket hafızasıdır. Şairin İstanbul’a seslendiği bölümlerde büyük şehrin yorgunluğu, kalabalığı ve insanı tüketen koşuşturması daha sert bir dille kurulur. Bu şehir imgesi karşısında Tirebolu, insanın dönmek istediği asli yer olarak belirir: “Galiba sona geldim bu devasa çukurda Alın götürün beni Tirebolu’ma.” Bu çağrı, yalnızca bir şehirden başka bir şehre gitme isteği değildir. Mıdık’ın şiirinde Tirebolu, insanın kendi köküne, kendi toprağına, kendi diline ve kendi hatırasına dönme arzusudur. Büyük şehirde sıkışan ruh, memlekette yeniden nefes almak ister. Kitap boyunca Tirebolu’nun doğrudan ya da dolaylı biçimde hissedilen varlığı, eseri kişisel bir şiir toplamından çıkarıp yerel hafızaya bağlı güçlü bir edebî kayda dönüştürüyor. ÖĞRETMENLİK HAFIZASI VE İNSANA BAKIŞ İbrahim Mıdık’ın 37 yıllık öğretmenlik geçmişi, şiirlerinde sessiz ama belirgin bir damar olarak duruyor. Öğrenciler, şehit öğretmenler, görev yapılan şehirler ve eğitim hayatının bıraktığı izler, kitabın toplumsal yönünü güçlendiriyor. “Öğrencilerime…” başlıklı şiirde yer alan şu dizeler, öğretmen Mıdık’ın insana bakışındaki inceliği gösteriyor: “Gencecik karanfiller Hepsi yıldız bakışlı.” Bu dizelerde öğrenci, yalnızca okul sıralarında karşılaşılan bir genç değildir; korunması, büyütülmesi ve geleceğe taşınması gereken kırılgan bir çiçek, bir ışık, bir umut olarak görülür. Şairin öğretmen kimliği, kitap boyunca yalnızca biyografik bir bilgi olarak kalmaz. İnsana, gençliğe, memlekete ve toplumsal acılara dönük duyarlılığın temel kaynaklarından biri hâline gelir. Bu nedenle kitapta bireysel hüzün ile toplumsal hafıza aynı çizgide ilerler. TOPLUMSAL ACILAR, DARBE YILLARI VE ŞEHİT ÖĞRETMENLER “Kör Karanlıktan Sızanlar”da sevda, hatıra ve hastalık kadar toplumsal acılar da geniş yer tutuyor. Mıdık’ın şiirlerinde 12 Eylül, demokrasi, şehit öğretmenler, ülke meseleleri ve toplumsal kırılmalar açık biçimde hissediliyor. Şair, bazı şiirlerinde bir dönemin sert siyasal atmosferini ve toplumsal yaralarını doğrudan imgelerle kuruyor. Demokrasiye dair yazdığı dizelerde ülkenin geçirdiği badireler, yıpranmış bir beden imgesiyle anlatılıyor. Şehit öğretmenlere ayrılan şiirlerde ise okul, sınıf, koridor, çocuk ve ölüm aynı acı ekseninde birleşiyor. Bu bölümler, Mıdık’ın şiirini yalnızca bireysel bir iç döküş olmaktan çıkarıyor. Kitap, bir öğretmenin tanıklık ettiği ülke acılarını, eğitim hayatının kırılganlığını ve toplumsal hafızada kapanmayan yaraları da taşıyor. GURBET, SEVDA VE YALNIZLIK Kitapta aşk ve sevda teması da güçlü biçimde yer alıyor; ancak bu sevda çoğu zaman neşeli bir kavuşma duygusuyla değil, uzaklık, yoksunluk, bekleyiş ve iç sızıyla kuruluyor. Mıdık’ın şiirlerinde sevda, insanı çoğaltan kadar eksilten, ayakta tutan kadar yaralayan bir duygudur. Şair, kimi zaman sevdiği kişiye, kimi zaman geçmişte kalan bir duyguya, kimi zaman da artık yalnızca hatıra hâline gelmiş bir varlığa seslenir. Bu seslenişlerde abartılı bir romantizmden çok, yaşanmışlığın içinden gelen kırık bir içtenlik vardır. Hastalığın ağırlaştığı şiirlerde sevda daha da kırılganlaşır. İnsan, hem yaşama hem sevdiğine hem de geride bırakacaklarına aynı anda tutunmaya çalışır. Böylece aşk, kitabın içinde yalnızca duygusal bir başlık değil; ölümle yüzleşen insanın son sığınaklarından biri hâline gelir. TİREBOLU KÜLTÜRÜNE 15. KİTAP KATKISI Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile kültür yayınlarına yeni bir eser daha ekledi. 1988 yılında kurulan dernek, bugüne kadar sosyal dayanışmanın yanı sıra kültür yayınlarıyla da Tirebolu’nun yazılı hafızasına katkı sundu. Derneğin ilk yayınlarından itibaren tarih, kültür ve yerel hafıza alanında ortaya koyduğu çalışmalar, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile şiir alanında yeni bir halkaya kavuştu. İbrahim Mıdık’ın kitabı, derneğin kültür yayınları arasında 15. eser olarak yerini aldı. Kitabın yayımlanma sürecinde Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği çevresinden isimlerin katkısı bulunurken, editörlük çalışması İsmet Rizeli tarafından yürütüldü. Böylece Mıdık’ın yıllarca kendi içinde sakladığı şiirler, Tirebolu kültür hafızasına bırakılan kalıcı bir edebî kayıt hâline geldi. KİTABA ULAŞIM VE İMZALI TEMİN BİLGİSİ “Kör Karanlıktan Sızanlar”, Tirebolu’da doğrudan İbrahim Mıdık ile iletişime geçilerek imzalı olarak temin edilebiliyor. Kitap ayrıca Arı Sanat Yayınları ve Kitapyurdu üzerinden çevrim içi satışa sunuldu. Okurlar, esere “İbrahim Mıdık – Kör Karanlıktan Sızanlar” adı ve ISBN 978-625-93586-8-0 bilgisiyle ulaşabiliyor. Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği de kitap temini için iletişim kanallarını açık tutuyor. Dernek aracılığıyla yapılan kitap bağışları öğrenci burs fonuna aktarılıyor. Kitap için Tirebolu’da düzenlenecek tanıtım ve imza günü programı ayrıca duyurulacak. Bu yönüyle eser, yalnızca okura ulaşan bir şiir kitabı olarak değil; aynı zamanda Tirebolu’da kültür, dayanışma ve eğitim desteği arasında bağ kuran anlamlı bir çalışma olarak da öne çıkıyor. KİTAP, BİR HAYATIN SESSİZ KAYDI OLARAK OKURUN KARŞISINDA İbrahim Mıdık, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile yıllarca kendine sakladığı dizeleri okura emanet ediyor. Kitapta bir öğretmenin ömrü, bir hastanın mücadelesi, bir Tirebolulunun memleket hafızası, bir insanın sevdayla, acıyla ve ölümle kurduğu bağ aynı şiir dünyasında buluşuyor. Mıdık’ın dizelerinde karanlık, tek başına bir son anlamına gelmiyor. Karanlığın içinden hatıralar, dostlar, öğrenciler, sevdalar, memleket yolları ve kelimeye sığınan insan sesi sızıyor. Bu ses bazen hastane odasında ağırlaşıyor, bazen Tirebolu’ya dönmek istiyor, bazen eski dostları anıyor, bazen de ölümün kapısında bile şiirle konuşmayı sürdürüyor. “Kör Karanlıktan Sızanlar”, hüzünlü, içli ve kişisel bir şiir kitabı olmanın yanında, Tirebolu kültür hafızasına bırakılmış güçlü bir edebî iz olarak okurla buluşuyor. Eser, insanın en zor zamanlarında bile kelimelerin bir sığınak, şiirin bir direnç ve hatıraların unutulmaya karşı sessiz bir tanıklık olabileceğini gösteriyor.

DUROĞLU’NDA ACI OLAY Haber

DUROĞLU’NDA ACI OLAY

DUROĞLU’NDA ACI OLAY Giresun’un Duroğlu beldesinde kasaplık yapan M.Ş.’nin hayatını kaybetmesi, ailesi, yakınları ve belde halkında derin üzüntü yarattı. Olay, kentte ekonomik sıkıntılar, geçim baskısı ve toplumsal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği yönündeki kaygıları yeniden gündeme taşıdı. DUROĞLU’NDA ESNAFI ÜZEN ÖLÜM Giresun’un Duroğlu beldesinde kasaplık yapan M.Ş. yaşamını yitirdi. Beldede tanınan esnafın ölümü, ailesi, yakınları, komşuları ve esnaf çevresinde büyük üzüntüye neden oldu. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve güvenlik ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri M.Ş.’nin hayatını kaybettiğini belirledi. Güvenlik güçleri olay yerinde inceleme yaptı. Cenaze, işlemlerin ardından hastane morguna kaldırıldı. Olayla ilgili adli süreç başlatıldı. EKONOMİK BASKI VE GEÇİM SIKINTISI GÜNDEMDE M.Ş.’nin ölümü, bölgede son dönemde daha sık konuşulan ekonomik sorunları da yeniden gündeme getirdi. Giresun’da özellikle küçük esnaf, daralan alım gücü, artan maliyetler, kira ve işletme giderleri, borç yükü ve piyasa durgunluğu nedeniyle zor bir dönemden geçiyor. Kasaplık gibi günlük maliyetlerin yüksek olduğu mesleklerde et fiyatları, enerji giderleri, kira, vergi ve tedarik maliyetleri esnaf üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu tablo yalnızca iş yerlerini değil, aile yaşamını, sosyal ilişkileri ve psikolojik dayanıklılığı da etkiliyor. Kentte yaşanan her acı olay, ekonomik sorunların yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını; geçim derdi, yalnızlaşma, borç baskısı ve çaresizlik duygusunun toplumun farklı kesimlerinde ağır sonuçlar doğurabildiğini gösteriyor. GİRESUN’DA SOSYAL DESTEK İHTİYACI ARTIYOR Giresun’da ekonomik zorlukların yanında işsizlik, gelir yetersizliği, kırsal bölgelerde azalan üretim gücü ve genç nüfusun gelecek kaygısı da toplumsal sorunları derinleştiriyor. İl genelinde esnafın, emeklinin, dar gelirli ailelerin ve gençlerin karşı karşıya kaldığı ekonomik baskı, daha güçlü sosyal destek mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor. Yerel yönetimler, kamu kurumları, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve mahalle dayanışma ağlarının bu süreçte daha görünür rol üstlenmesi önem taşıyor. Maddi destek kadar psikolojik danışmanlık, aile desteği, borç yönetimi, sosyal yardım ve kriz anında ulaşılabilir rehberlik hizmetleri de hayati önem taşıyor. ACIL DURUMLARDA DESTEK ALINMALI Uzmanlar, ağır ekonomik ve kişisel sorunlar yaşayan vatandaşların yalnız kalmaması gerektiğini vurguluyor. Ailelerin, komşuların, arkadaş çevresinin ve meslek örgütlerinin riskli dönemlerde daha dikkatli olması, destek ihtiyacı hisseden kişilerin profesyonel yardım alması büyük önem taşıyor. Acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi aranabiliyor. Psikolojik destek ihtiyacı bulunan vatandaşlar, sağlık kuruluşları ve ilgili kamu birimleri üzerinden profesyonel yardım alabiliyor.

İstanbul’daki zehirlenme vakasında 3 kişi hayatını kaybetti! Soruşturma sürüyor Haber

İstanbul’daki zehirlenme vakasında 3 kişi hayatını kaybetti! Soruşturma sürüyor

İstanbul'da bir otelde kalan dört kişilik bir aile, zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırıldı. Olay sonucunda anne ve iki çocuk yaşamını yitirirken, baba yoğun bakımda tedavi ediliyor. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, soruşturmanın çok yönlü bir şekilde devam ettiğini belirtti. İSTANBUL (İGFA) - İstanbul'da bir otelde konaklayan dört kişilik ailenin hastaneye kaldırılmasının ardından anne ve iki çocuğun hayatını kaybetmesi üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı geniş çapta bir soruşturma başlattı. Babanın hastanede tedavisi sürüyor. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, olayla ilgili soruşturmanın titizlikle sürdüğünü ifade ederek, ailenin yemek yediği mekanlardan alınan numunelerin incelendiğini ve bu yerlerde çalışan dört kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Olay yerinden elde edilen bulguların Adli Tıp Kurumu'na gönderildiğini belirten Bakan Tunç, "Anne ve iki çocuğun kesin ölüm nedeni Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmeye çalışılıyor" diye ekledi. Bir otelde kalan dört kişilik bir ailenin zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırıldığı olayda, anne ve iki çocuk yaşamını yitirirken baba yoğun bakım altında tedavi ediliyor. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, soruşturmanın çok yönlü sürdüğünü ifade etti. Bakan Tunç, yaşamını yitiren anne ve iki çocuk için Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilerken, tedavi gören babaya acil şifalar dileyerek, soruşturmanın tüm boyutlarıyla sürdüğünü kaydetti.

Türk Sanat Müziğinin efsane ismi Muazzez Abacı vefat etti Haber

Türk Sanat Müziğinin efsane ismi Muazzez Abacı vefat etti

Türk sanat müziğinin unutulmaz sesi ve Devlet Sanatçısı Muazzez Abacı, 78 yaşında hayata veda etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk sanat müziğinin efsane ismi ve Devlet Sanatçısı Muazzez Abacı’nın ölümü üzerine bir taziye mesajı yayımladı. İSTANBUL (İGFA) - Türk Sanat Müziğinin unutulmaz sesi ve Devlet Sanatçısı Muazzez Abacı yaşamını yitirdi. Usta sanatçının ölümü, sanat camiası ve sevenleri arasında büyük bir üzüntüye neden oldu. 1947 doğumlu olan usta sanatçı, güçlü sesi ve sahne performanslarıyla uzun yıllar müzik dünyasında iz bıraktı. Erdoğan, sosyal medya üzerinden taziye mesajını paylaştı. Mesajında Erdoğan, "Bu akşam ölüm haberini aldığımız Türk sanat müziğimizin usta sesi, Devlet Sanatçısı Muazzez Abacı’ya Allah'tan rahmet diliyor; ailesine, sevenlerine ve sanat camiamıza başsağlığı dileklerimi iletiyorum." ifadelerine yer verdi. https://twitter.com/RTErdogan/status/1988653633660162270 Usta sanatçının cenaze törenine ilişkin detayların ilerleyen saatlerde paylaşılması bekleniyor. HİCRAN MUAZZEZ ALTIOK (MUAZZEZ ABACI) KİMDİR? 12 Kasım 1947'de Ankara'da doğan ve asıl adı Hicran Muazzez Altıok olan sanatçı, 1998 yılında Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın önerisiyle devlet sanatçısı unvanını aldı. İlk olarak 1966 yılında Ankara Radyosuna katıldı ve 1973 yılında "Bir Sen Kaldın İçimde" adlı ilk plağını Kervan Plak etiketiyle çıkardı. Klasik ve çok sesli Türk Müziği'nin popülerleşmesinde önemli bir rol oynadı. Radyo yıllarının ardından İstanbul gazinolarının aranılan assolistlerinden biri oldu, ancak özel hayatı nedeniyle sahne ve plak çalışmalarında kesintiler yaşadı. Çeşitli müzik şirketlerinden pek çok 45'lik ve LP çıkardı. "Şakayık" ve "Vurgun" adlı eserleriyle tanındı. 1990 yılında Cemal Safi'nin sözlerini yazdığı, Selçuk Tekay'ın bestelediği "Vurgun" adlı şarkı ve albümüyle öne çıkan sanatçı, 2000'li yılların başlarında Türk Sanat Müziği'ndeki genel durgunluk nedeniyle müzikten çekildi. 2007'de "Hayalin İçin Söyle" TV programında jüri olarak görev yaptı. Hala bazı özel organizasyonlara katılmaktadır. 2011 yılında Gönül Yazar ile birlikte Snickers reklamında yer aldı. Bu, Abacı'nın ilk ve tek reklam projesiydi. 5.11.2025 tarihinde kızını görmek amacıyla gittiği Amerika Birleşik Devletleri'nde kalp krizi geçirdi. Hastaneye kaldırılan sanatçıya stent takıldığı ve normal odaya alındığı açıklanmıştı. https://youtu.be/4KeBbvdd2aA

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.