Hava Durumu

#Nakliye

giresunsonhaber - Nakliye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nakliye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GEZMİŞ: “FINDIK ÜRETİCİSİNE BİR DARBE DAHA VURULDU” Haber

GEZMİŞ: “FINDIK ÜRETİCİSİNE BİR DARBE DAHA VURULDU”

GEZMİŞ: “FINDIK ÜRETİCİSİNE BİR DARBE DAHA VURULDU” TMO 255 TL, FİSKOBİRLİK 205 TL: “EMEĞİNİN KARŞILIĞI VERİLMEDİ” YENİ Parti Parti Meclisi Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, 2026 ürünü fındık için açıklanan alım fiyatlarının artan üretim maliyetleri karşısında üreticinin beklentisini karşılamadığını belirterek, “Bu sezon da fındık üreticisi mağdur edildi; alın terinin ve emeğinin karşılığı verilmedi” dedi. Toprak Mahsulleri Ofisi, 2026/2027 sezonunda yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre Giresun kalite fındık için 255 TL/kg, Levant kalite için 250 TL/kg alım fiyatı açıkladı. Yüzde 50 randımanın üzerindeki her bir puan için Giresun kalitede 5,10 TL, Levant kalitede ise 5 TL ilave ödeme yapılacak. TMO alımları 24 Ağustos'ta başladı. Gezmiş ise açıklanan rakamların gübre, ilaç, mazot, işçilik, patoz ve nakliye maliyetlerindeki artışı karşılamadığını savundu. “MALİYETİN ÜZERİNE REFAH PAYI EKLENMELİ” Her sezon öncesinde ziraat odaları, sendikalar, üretici örgütleri ve çiftçilerle görüşerek fındık üreticisinin beklentilerini gündeme taşıdıklarını belirten Gezmiş, fiyatın üretim maliyeti esas alınarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. Gezmiş şöyle konuştu: “Üreticimizin beklentisini ve olması gereken fiyatı her platformda anlatıyoruz. Fındığın kilogram fiyatının maliyetin üzerine en az yüzde 30 refah payı eklenerek belirlenmesini ve Giresun kalite fındığa en az yüzde 10 fiyat farkı verilmesini istiyoruz. Ancak görüyoruz ki üreticinin alın terine ve emeğine gereken değer verilmiyor.” “İŞÇİ YEVMİYESİ 2 BİN 500 LİRAYA ULAŞTI” Üretim maliyetlerinin özellikle hasat döneminde önemli ölçüde yükseldiğini belirten Gezmiş, tarım işçisi yevmiyelerinin 2 bin 500 liraya kadar çıktığını ifade etti. Gübre, zirai ilaç, mazot, patoz ve nakliye giderlerindeki artışa da dikkat çeken Gezmiş, açıklanan fiyatın üreticinin maliyet ve gelir dengesini sağlamaktan uzak olduğunu savundu. “Üretici bütün bu masrafları karşıladıktan sonra elinde ne kalacak? Bu fiyat hangi yaraya merhem olacak?” diyen Gezmiş, fiyat politikasının yeniden değerlendirilmesini istedi. FİSKOBİRLİK 205 TL AÇIKLADI Gezmiş'in açıklamasında FİSKOBİRLİK'in üreticinin yanında daha güçlü biçimde yer alması gerektiği vurgulanırken, Birliğin 2026 sezonuna ilişkin ilk fiyatları da belli oldu. FİSKOBİRLİK, yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındıkta ortak üretici için 205 TL/kg, Levant kalite fındıkta ise 195 TL/kg taban fiyat belirledi. Böylece Giresun kalite fındıkta FİSKOBİRLİK'in taban fiyatı TMO'nun 255 TL'lik fiyatının 50 TL altında kaldı. Bu nedenle Gezmiş'in ilk açıklamasındaki “FİSKOBİRLİK neden suskun?” eleştirisi yerine, güncel tabloda Birliğin açıkladığı fiyatın üreticinin beklentisini ne ölçüde karşılayacağının tartışılması daha doğru hale geldi. TMO'DA ÇKS VE RANDEVU SİSTEMİ Gezmiş, üreticinin ürününün önemli bölümünün serbest piyasada daha düşük fiyatlarla karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekerek TMO'nun piyasada daha güçlü alıcı olması gerektiğini savundu. Güncel TMO alım şartlarına göre üreticinin ÇKS kaydının güncel olması gerekiyor. Randevular da ÇKS belgesinde kayıtlı üretim miktarı üzerinden oluşturuluyor. Bir tona kadar ürün için en fazla bir, bir tonun üzerindeki kayıtlı üretim için ise en fazla iki randevu veriliyor. Ürün bedellerinin teslimden itibaren 21. günden başlayarak ödeneceği duyuruldu. Bu nedenle açıklamadaki “TMO dekar başına sınırlı miktarda alım yapıyor” ifadesi yerine, güncel resmî koşullara uygun olarak “TMO alımları ÇKS'de kayıtlı üretim miktarı ve randevu sistemi üzerinden yürütüyor” ifadesinin kullanılması daha doğru. “ÜRETİCİ SANDIKTA HESABINI SORACAK” Giresun'un Türkiye'nin en önemli fındık üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Gezmiş, üreticinin düşük fiyat ve yükselen maliyet baskısı altında bırakıldığını söyledi. Gezmiş, iktidarın fındık politikasını eleştirerek şu ifadeleri kullandı: “Giresunlu üretici ağır maliyetlerle, düşük fiyatlarla ve tekellerin baskısıyla mücadele ediyor. İktidar, üreticinin alın terini yok saymanın ve onu her sezon mağdur etmenin karşılığını sandıkta görecektir. Üretici kendisine yapılan bu haksızlığın hesabını mutlaka soracaktır.” Fındığın yalnızca bölgesel bir geçim kaynağı değil, Türkiye'nin tarımsal ihracatı açısından da stratejik bir ürün olduğunu vurgulayan Gezmiş, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Fındık sıradan bir tarım ürünü değildir; Karadeniz'in emeği, alın teri ve geleceğidir.”

AKSU’DAKİ TESİSİN AMACI BELLİ OLDU: 1.071 KONUTA YERİNDE BETON ÜRETECEK Haber

AKSU’DAKİ TESİSİN AMACI BELLİ OLDU: 1.071 KONUTA YERİNDE BETON ÜRETECEK

AKSU’DAKİ TESİSİN AMACI BELLİ OLDU: 1.071 KONUTA YERİNDE BETON ÜRETECEK Aksu Deresi kıyısında kurulan ve kamuoyunda tartışma konusu olan tesisin, Küçükköy’de yapımına başlanan 1.071 konutluk TOKİ projesine beton sağlamak amacıyla oluşturulan geçici şantiye beton santrali olduğu öğrenildi. Yerinde üretim; beton kalitesinin korunması, nakliye süresinin kısalması, ağır araç trafiğinin azaltılması ve inşaatın kesintisiz ilerlemesi açısından önemli avantajlar sağlıyor. Aksu Deresi kenarında, Dereli yolunu kent merkezine bağlayan köprünün yakınında kısa sürede kurulan tesisin kullanım amacı netleşti. Edinilen bilgilere göre tesis, bölgede kalıcı olarak faaliyet gösterecek bağımsız bir sanayi işletmesi değil; Küçükköy Mahallesi’nde yapımına başlanan 1.071 konutluk TOKİ projesine yerinde beton üretmek amacıyla kurulan geçici şantiye beton santrali niteliğinde. Fotoğraflarda görülen uzun silindir biçimindeki yapılar çimento silolarını, diğer ekipmanlar ise agrega, çimento, su ve katkı maddelerinin belirlenen oranlarda karıştırılarak hazır beton üretilmesini sağlayan sistemi oluşturuyor. Sahada taş kırma ve eleme amacıyla kullanılan bir konkasör tesisi bulunmuyor. 2,59 MİLYAR LİRALIK DEV KONUT YATIRIMI Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından Küçükköy Mahallesi’nde hayata geçirilen proje yalnızca konutlardan oluşmuyor. 2025/2243177 ihale kayıt numaralı yatırım kapsamında: 1.071 sosyal konut,54 konut bloğu,Toplam 66 yapı,Biri beş, diğeri altı dükkânlı iki ticaret merkezi,Bir cami,Su depoları ve teknik altyapı birimleri,Yollar, altyapı bağlantıları ve çevre düzenlemeleri inşa edilecek. Yaklaşık maliyeti 3 milyar 810 milyon lira olarak hesaplanan iş, 2 milyar 592 milyon 631 bin 540 liralık sözleşmeyle 1071 Oğuzata Proje A.Ş.’ye verildi. TOKİ ile yüklenici şirket arasında 6 Nisan 2026’da imzalanan sözleşmeye göre yapım süresi, yer tesliminden itibaren 700 takvim günü olarak belirlendi. Projenin mevcut takvime göre Mart 2028’de tamamlanması planlanıyor. TOKİ’nin resmî ihale ilanı BETON NEDEN ŞANTİYEDE ÜRETİLİYOR? Binden fazla konutun yanı sıra ticaret merkezleri, cami, su depoları ve altyapı tesislerinin yapılacağı projede çok yüksek miktarda betona ihtiyaç duyulacak. Bu ölçekteki inşaatlarda betonun başka bir tesisten sürekli taşınması yerine şantiye yakınında üretilmesi, teknik ve ekonomik açıdan önemli avantajlar sağlıyor. BETON KALİTESİ DAHA KOLAY KORUNUYOR Hazır beton, üretildikten sonra zaman kaybetmeden kalıba dökülmesi gereken bir yapı malzemesi. Uzun taşıma mesafeleri betonun sıcaklığını, kıvamını ve işlenebilirliğini etkileyebiliyor. Betonun şantiye içinde veya hemen yakınında üretilmesiyle taşıma süresi kısalıyor. Böylece betonun hedeflenen dayanım, kıvam ve işlenebilirlik özellikleriyle kalıba ulaştırılması kolaylaşıyor. ÜRETİM VE DÖKÜM KESİNTİSİZ YÜRÜTÜLÜYOR Tünel kalıp sistemiyle yapılacak 1.071 konut için betonun belirlenen program doğrultusunda ve kesintisiz sağlanması gerekiyor. Şantiye beton santrali; temel, perde, kolon, döşeme ve diğer betonarme imalatlarında ihtiyaç duyulan betonun günlük iş programına göre üretilmesine imkân veriyor. Özellikle büyük hacimli ve kesintisiz yapılması gereken beton dökümlerinde dışarıdaki santrallerden kaynaklanabilecek gecikmelerin önüne geçiliyor. AĞIR ARAÇ TRAFİĞİ AZALIYOR Betonun uzaktaki tesislerden taşınması halinde yüzlerce mikser aracının şehir içi yolları ve ana ulaşım güzergâhlarını daha yoğun kullanması gerekecek. Yerinde üretim sayesinde mikserlerin yalnızca santral ile inşaat sahası arasında kısa mesafede çalışması mümkün oluyor. Bu da şehir içi trafik yükünü, yakıt tüketimini ve nakliyeden kaynaklanabilecek gecikmeleri azaltıyor. MALİYET VE YAKIT TASARRUFU SAĞLIYOR Nakliye mesafesinin kısalması; yakıt, araç, iş gücü ve bekleme maliyetlerini düşürüyor. Üretimin doğrudan şantiye programına göre yapılması, ihtiyaçtan fazla beton hazırlanmasını ve kullanılmadan kalan beton miktarını da azaltabiliyor. ÜRETİM DAHA YAKINDAN DENETLENEBİLİYOR Şantiye içinde üretilecek betonun reçetesi, kullanılan agrega, çimento, su ve kimyasal katkı oranları proje teknik ekibi tarafından düzenli olarak izlenebiliyor. Numune alınması, çökme deneyi yapılması ve beton dayanımının laboratuvar sonuçlarıyla takip edilmesi de üretim noktasıyla döküm alanının birbirine yakın olması sayesinde daha koordineli yürütülebiliyor. Bu faydaların sağlanabilmesi için üretimin proje şartnamesine, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne, ilgili TS ve TS EN standartlarına uygun şekilde denetlenmesi gerekiyor. GEÇİCİ TESİS, KALICI SANAYİ YATIRIMI DEĞİL Şantiye beton santralleri belirli bir yapım işine hizmet etmek amacıyla kuruluyor. İnşaatın beton ihtiyacı tamamlandığında ekipmanlar sökülerek alanın eski durumuna getirilmesi gerekiyor. Aksu’daki tesisin de 1.071 konutluk TOKİ projesinin yapım süresi boyunca çalışması ve proje sonunda kaldırılması öngörülüyor. Dolayısıyla alanın kalıcı bir kum, çakıl veya hazır beton üretim bölgesine dönüştürüldüğü yönünde doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. YATIRIM AKSU–KÜÇÜKKÖY BÖLGESİNİ DÖNÜŞTÜRECEK Yaklaşık 136 bin metrekarelik alanda uygulanacak proje tamamlandığında bölgede yaklaşık 4 bin 300 kişilik yeni bir nüfusun yaşayabileceği değerlendiriliyor. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Tıp Fakültesi Morfoloji Binası, Çotanak Spor Kompleksi, mevcut TOKİ konutları ve eğitim kurumlarının bulunduğu Aksu–Küçükköy hattı, yeni yatırımla birlikte kentin en büyük kamu hizmeti ve yerleşim bölgelerinden biri hâline gelecek. Projenin tamamlanması, Giresun’daki konut ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra yeni yollar, altyapı sistemleri, ticari alanlar ve sosyal donatıların bölgeye kazandırılması açısından da önem taşıyor. Bununla birlikte yaklaşık 4 bin 300 kişilik yeni nüfusun ulaşım, okul, toplu taşıma, otopark, içme suyu, kanalizasyon ve diğer belediye hizmetlerinde oluşturacağı ihtiyacın şimdiden planlanması gerekiyor.

ARIKAN: “AÇIKLANAN RAKAM ZAM DEĞİL, İNDİRİMDİR” Haber

ARIKAN: “AÇIKLANAN RAKAM ZAM DEĞİL, İNDİRİMDİR”

ARIKAN: “AÇIKLANAN RAKAM ZAM DEĞİL, İNDİRİMDİR” “ÜRETİCİ BİR KEZ DAHA HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADI” Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Giresun kalite fındık için kilogram başına 255 TL olarak açıklanan alım fiyatına sert tepki gösterdi. Arıkan, “Referans noktası makyajlı enflasyon değil, alın teri olmalı” diyerek fiyat belirlenirken gerçek üretim maliyetlerinin ve üreticinin emeğinin esas alınmasını istedi. ANKARA – 6 Ağustos 2026 Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 2026–2027 dönemi için açıklanan kabuklu fındık alım fiyatlarını değerlendirdi. Giresun kalite fındık için kilogram başına 255 TL olarak belirlenen fiyatın üreticinin beklentilerini karşılamadığını savunan Arıkan, açıklanan rakamın yüksek enflasyon ve artan tarımsal girdi maliyetleri karşısında gerçek anlamda bir artış sayılamayacağını belirtti. Arıkan, fiyatın geçen döneme göre yüzde 27,5 artırılmasının üreticinin yaşadığı maliyet artışını karşılamaya yetmediğini ifade ederek, “Açıklanan rakam zam değil, reel olarak indirimdir” dedi. “ÜRETİCİNİN EMEĞİ HER GEÇEN GÜN DEĞERSİZLEŞİYOR” Açıklanan fiyatın fındık üreticisinin bir yıllık emeğinin karşılığı olmadığını savunan Arıkan, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Fındık alım fiyatını yüzde 27,5 artırarak 255 TL’ye çıkaran iktidar; artan maliyetler ve yüksek enflasyon karşısında emeği her geçen gün değersizleşen üreticimizi bir kez daha hayal kırıklığına uğratmıştır.” Fındık üreticisinin yalnızca hasat döneminde değil, yıl boyunca bahçe bakımı, gübreleme, ilaçlama, temizlik, toplama ve taşıma gibi birçok kalemde harcama yapmak zorunda kaldığına dikkat çeken Arıkan, fiyat belirlenirken üretim sürecinin bütün maliyetlerinin hesaba katılması gerektiğini vurguladı. “KÂĞIT ÜZERİNDE ARTIŞ, ÜRETİCİNİN CEBİNDE KAYIP” Açıklanan yüzde 27,5’lik artışın yalnızca nominal bir yükseliş olduğunu savunan Arıkan, mazottan gübreye, zirai ilaçtan işçiliğe kadar temel giderlerde yaşanan artışların üreticinin kazancını erittiğini ileri sürdü. Arıkan, “Mazot, gübre, zirai ilaç, işçilik ve nakliye maliyetleri katlanırken fındığa yapılan bu artış zam değil, reel olarak indirimdir” ifadelerini kullandı. Üreticinin ürününü değerinin altında satmak zorunda bırakılmasının tarımsal üretimin devamlılığı açısından da risk oluşturduğunu belirten Arıkan, maliyetini karşılayamayan çiftçinin üretimden uzaklaşabileceği uyarısında bulundu. “REFERANS NOKTASI MAKYAJLI ENFLASYON DEĞİL, ALIN TERİ OLMALI” Fındık alım fiyatının belirlenmesinde kullanılan ekonomik ölçütleri de eleştiren Arıkan, resmi enflasyon verileri üzerinden yapılan hesaplamaların üreticinin karşı karşıya kaldığı gerçek maliyetleri yansıtmadığını savundu. Fiyatlandırmada üreticinin emeği, üretim giderleri ve geçimini sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu gelir düzeyinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Arıkan, şunları kaydetti: “Çiftçinin alın teri, makyajlanmış enflasyon rakamlarına göre değil; hakkaniyet ve gerçek üretim maliyetlerine göre karşılık bulmalıdır.” ÜRETİCİYİ KORUYAN FİYAT POLİTİKASI ÇAĞRISI Arıkan, fındık fiyatının yalnızca önceki yılın rakamı üzerine belirli bir oranda artış yapılarak belirlenemeyeceğini dile getirerek; üretim maliyetlerini karşılayan, çiftçinin emeğini koruyan ve tarımsal üretimin devamlılığını sağlayan adil bir fiyat politikasının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

FINDIKTA 255 TL AÇIKLANDI, ÜRETİCİ HÜSRANDA Haber

FINDIKTA 255 TL AÇIKLANDI, ÜRETİCİ HÜSRANDA

FINDIKTA 255 TL AÇIKLANDI, ÜRETİCİ HÜSRANDA FINDIK FİYATI ENFLASYONUN BİLE GERİSİNDE KALDI TMO, geçen yıl kilogramı 200 TL olan Giresun kalite kabuklu fındığın 2026 yılı alım fiyatını 255 TL olarak açıkladı. Fiyat artışı yüzde 27,5’te kalırken TÜİK’in açıkladığı yıllık enflasyon yüzde 31,75’e ulaştı. En az 300 TL bekleyen üretici, açıklanan fiyatla bir kez daha hayal kırıklığına uğradı. 200 TL’YE ENFLASYON EKLENSE 263,50 TL OLACAKTI Toprak Mahsulleri Ofisi, 2026-2027 sezonunda uygulanacak kabuklu fındık alım fiyatlarını kamuoyuna duyurdu. Yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre Giresun kalite kabuklu fındığın kilogram fiyatı 255 TL olarak belirlendi. Geçen yıl 200 TL olan Giresun kalite fındığa bu yıl 55 TL artış yapıldı. Ancak bu artış yalnızca yüzde 27,5 olarak gerçekleşti. TÜİK’in Temmuz 2026 verilerine göre yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,75 oldu. Geçen yılki 200 TL’lik fiyat yalnızca resmî enflasyon oranında artırılsaydı, Giresun kalite fındığın kilogram fiyatının 263,50 TL olması gerekiyordu. AÇIKLANAN FİYAT TÜİK ENFLASYONUNUN 8,50 TL ALTINDA TMO’nun açıkladığı 255 TL’lik fiyat, yalnızca tüketici enflasyonuna göre hesaplanan 263,50 TL’nin bile 8,50 TL altında kaldı. Böylece fındık fiyatı kâğıt üzerinde artarken üreticinin alım gücü geriledi. Bir ton fındık üzerinden yapılan hesaplamada, resmî enflasyona göre oluşması gereken fiyat ile açıklanan fiyat arasındaki kayıp 8 bin 500 TL’ye ulaşıyor. TARIMSAL GİRDİLERDEKİ ARTIŞ DAHA YÜKSEK Üreticinin maliyetlerini doğrudan etkileyen tarımsal girdilerdeki artış ise tüketici enflasyonunun da üzerine çıktı. TÜİK verilerine göre Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi yıllık yüzde 36,65 arttı. Geçen yılki 200 TL’lik alım fiyatına tarımsal girdi enflasyonu yansıtıldığında, Giresun kalite fındığın kilogram fiyatının 273,30 TL olması gerekiyor. Buna göre açıklanan fiyat, tarımsal maliyetlerdeki artışın kilogram başına 18,30 TL gerisinde kaldı. ÜRETİCİ EN AZ 300 TL BEKLİYORDU Gübre, ilaç, akaryakıt, işçilik, patoz, taşıma ve bahçe bakım giderlerindeki yüksek artış nedeniyle üreticinin beklentisi en az 300 TL seviyesindeydi. Ancak açıklanan 255 TL’lik fiyat, bu beklentinin kilogram başına 45 TL altında kaldı. Bir ton fındıkta üreticinin beklediği fiyat ile TMO’nun açıkladığı rakam arasındaki fark 45 bin TL’yi buldu. MALİYET ARTTI, ÜRETİCİNİN PAYI KÜÇÜLDÜ Fındık üreticisi yıl boyunca artan maliyetlerle mücadele ederken bahçe temizliği, gübreleme, ilaçlama, toplama, taşıma ve kurutma giderlerini karşılamakta zorlanıyor. Üreticiler, yalnızca yıllık enflasyonu karşılayan değil; emek, maliyet ve geçim payını da içeren bir fiyat bekliyordu. Açıklanan 255 TL ise daha fındık bahçeye girmeden tartışmaların odağına yerleşti. 300 TL BEKLENTİSİNE 255 TL’LİK YANIT Sezon öncesinde üretici kesimlerinden yükselen “en az 300 TL” talebi karşılık bulmadı. Açıklanan fiyatın beklentilerin altında kalması, Karadeniz genelinde hayal kırıklığına neden oldu. Şimdi üreticinin gözü serbest piyasaya çevrildi. TMO fiyatının piyasada taban oluşturup oluşturmayacağı ve tüccar fiyatlarının hangi seviyede şekilleneceği merakla bekleniyor. GİRESUN 255, LEVANT 250, SİVRİ 245 TL TMO’nun yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre açıkladığı alım fiyatları şöyle belirlendi: Giresun kalite kabuklu fındık: 255 TLLevant kalite kabuklu fındık: 250 TLSivri kalite kabuklu fındık: 245 TL Yüzde 50’nin üzerindeki her bir randıman için Giresun kalite fındığa 5,10 TL, levant kaliteye 5 TL, sivri kaliteye ise 4,90 TL ilave ödeme yapılacak. MİLLETVEKİLİ ALİ TEMÜR’DEN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, TMO’nun 2026-2027 dönemi kabuklu fındık alım fiyatlarını açıklamasının ardından değerlendirmede bulundu. Giresun kalite fındık için 255 TL, levant kalite fındık için ise 250 TL fiyat belirlendiğini hatırlatan Temür, yüzde 50’nin üzerindeki her bir randıman için Giresun kalite fındığa 5,10 TL, levant kalite fındığa da 5 TL ilave ödeme yapılacağını belirtti. Temür, açıklamasında, “Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı’ya ve emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum.” ifadelerini kullandı. ALIMLAR 24 AĞUSTOS’TA BAŞLAYACAK TMO, kabuklu fındık alımlarına 24 Ağustos 2026 tarihinde ilk etapta 16 noktada başlayacak. Hasat durumuna göre alım noktalarının sayısı 61’e kadar çıkarılabilecek. Randevu sistemi 17 Ağustos saat 09.00’da açılacak. Ürün bedelleri ise teslimatın ardından 21’inci günden itibaren üreticilerin banka hesaplarına yatırılacak. https://www.tmo.gov.tr/kurum-haber/1304/findik-alimlarina-24-agustosta-basliyoruz

ŞENYÜREK: “KÖY BAŞINA DÜŞEN PAY BİRKAÇ YÜZ METRE BETONLA TÜKENİR” Haber

ŞENYÜREK: “KÖY BAŞINA DÜŞEN PAY BİRKAÇ YÜZ METRE BETONLA TÜKENİR”

ŞENYÜREK’TEN KÖYDES ELEŞTİRİSİ: “KÖY BAŞINA DÜŞEN PAY BİRKAÇ YÜZ METRE BETONLA TÜKENİR” CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, 2026 yılı için Giresun’a ayrılan KÖYDES ödeneğinin köylerin altyapı ihtiyacını karşılamaktan uzak kaldığını söyledi. Şenyürek, 553 köye pay edildiğinde kaynağın reel olarak eridiğini belirterek, “Bugünkü malzeme, işçilik, nakliye ve mazot maliyetleriyle bu kaynak birçok köyde ancak birkaç yüz metrelik basit beton yol yapımıyla tükenir” dedi. “ARTIŞ VAR AMA SAHADAKİ MALİYETİN GERİSİNDE” Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Giresun’a 2026 yılı için ayrılan KÖYDES ödeneğini eleştirdi. Şenyürek, Giresun’a 2025 yılında KÖYDES kapsamında 203 milyon 586 bin TL, 2026 yılında ise 250 milyon 984 bin 887 TL kaynak ayrıldığını belirterek, yaklaşık yüzde 23,3’lük artışın köylerdeki gerçek altyapı maliyetlerini karşılamadığını ifade etti. İçme suyu, yol, istinat duvarı, menfez, heyelan önleme ve bakım-onarım çalışmalarında maliyetlerin ciddi biçimde yükseldiğini vurgulayan Şenyürek, özellikle malzeme, işçilik, nakliye ve mazot giderlerindeki artışın kırsal yatırımları doğrudan etkilediğini söyledi. Şenyürek, “Altyapı yatırımlarındaki maliyet artışları yüzde 40-45 bandına dayanmışken, KÖYDES ödeneğindeki artış bunun da gerisinde kalmıştır. Bu tablo, ayrılan kaynağın reel olarak yetersiz olduğunu göstermektedir” ifadelerini kullandı. “553 KÖYE BÖLÜNÜNCE ORTAYA ÇIKAN TABLO AÇIK” Giresun genelinde 553 köy bulunduğunu hatırlatan Şenyürek, bağlı yerleşimlerle birlikte hizmet götürülmesi gereken kırsal yerleşim sayısının 1.000’i aştığını belirtti. Ayrılan toplam kaynağın bu ölçekteki bir kırsal altyapı ihtiyacını karşılayamayacağını dile getiren Şenyürek, köy başına düşen payın bugünkü maliyetler karşısında çok sınırlı kaldığını kaydetti. Şenyürek, “Bugünkü malzeme, işçilik, nakliye ve mazot maliyetleriyle bu kaynak birçok köyde ancak birkaç yüz metrelik basit beton yol yapımıyla tükenir” dedi. “GİRESUN’UN COĞRAFYASI DİKKATE ALINMADAN PLANLAMA YAPILAMAZ” Giresun’un dağlık arazi yapısı, dağınık yerleşim düzeni, yüksek rakımlı köyleri, yaylaları ve heyelan riski nedeniyle kırsal altyapı yatırımlarının birçok ile göre daha maliyetli olduğunu vurgulayan Şenyürek, KÖYDES ödeneklerinin belirlenmesinde bu koşulların dikkate alınması gerektiğini söyledi. Şenyürek, yalnızca nüfus esaslı bir dağıtım anlayışının Giresun gibi coğrafi şartları ağır iller için yeterli olmadığını belirterek; köy sayısı, bağlı yerleşim yoğunluğu, yol ağı uzunluğu, iklim koşulları, heyelan riski ve geçmişten gelen altyapı eksiklerinin kaynak planlamasında temel ölçütler arasında yer alması gerektiğini ifade etti. “KÖYLERİN SORUNU SADECE YOL DEĞİL” Köylerdeki altyapı ihtiyacının yalnızca yol yapımıyla sınırlı olmadığını belirten Şenyürek, içme suyu, kanalizasyon, istinat duvarı, menfez, heyelan önleme ve bakım-onarım gibi çok sayıda temel başlığın çözüm beklediğini söyledi. Şenyürek, “Oysa köylerimizin yolun yanı sıra içme suyu, kanalizasyon, heyelan önleme, menfez, istinat duvarı ve bakım-onarım gibi temel altyapı ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu ödenekle ya daha az iş yapılacak ya da köylerimizin acil ihtiyaçları arasında zorunlu önceliklendirme yapılacaktır” dedi. “GİRESUN’UN KÖYLERİ SEÇİM DÖNEMLERİNDE HATIRLANACAK YERLER DEĞİLDİR” CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, kırsal altyapı hizmetlerinin temel yurttaşlık hakkı olduğunu belirterek 2026 yılı KÖYDES ödeneğinin artırılması çağrısı yaptı. Şenyürek, “Giresun’un köyleri seçim dönemlerinde hatırlanacak yerler değildir. Köyde yaşayan yurttaşlarımızın temiz içme suyuna, güvenli yola ve sağlıklı altyapıya erişimi temel bir haktır. 2026 yılı KÖYDES ödeneği artırılmalı, köylerimizin bekleyen altyapı sorunları için adil ve kalıcı bir planlama yapılmalıdır” ifadelerini kullandı. Şenyürek’in açıklaması, Giresun’da kırsal altyapı yatırımlarının yalnızca yıllık ödenek artışıyla değil, ilin coğrafi gerçekleri ve birikmiş ihtiyaçları üzerinden yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.

ŞENYÜREK: “ÜRETİCİYE GEÇİM DEĞİL, YOKSULLUK DAYATILIYOR” Haber

ŞENYÜREK: “ÜRETİCİYE GEÇİM DEĞİL, YOKSULLUK DAYATILIYOR”

ŞENYÜREK: “ÜRETİCİYE GEÇİM DEĞİL, YOKSULLUK DAYATILIYOR” CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, 2026 yılı için açıklanan yaş çay alım fiyatının üreticinin maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu belirterek fiyatın yeniden belirlenmesini istedi. Şenyürek, kilogram başına en az 45 TL seviyesinde alım fiyatı açıklanması gerektiğini söyledi. Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, 2026 yılı yaş çay alım fiyatına tepki gösterdi. Açıklanan fiyatın üreticinin artan maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını belirten Şenyürek, “Üreticiye geçim değil, yoksulluk dayatılıyor” dedi. Çayın yalnızca Rize’nin değil, Giresun’da da binlerce ailenin temel geçim kaynakları arasında yer aldığını vurgulayan Şenyürek, kentte yaklaşık 15 bin kayıtlı çay üreticisi bulunduğunu ifade etti. Şenyürek, Eynesil başta olmak üzere Tirebolu, Görele, Çanakçı, Güce ve Espiye ilçelerinde çay tarımının önemli bir ekonomik faaliyet olduğunu belirtti. Giresun’da yaklaşık 16 bin 578 dekarlık alanda çay üretimi yapıldığını, yıllık yaş çay üretiminin ise 26 bin tonu aştığını kaydeden Şenyürek, açıklanan fiyatın bölgedeki binlerce aileyi doğrudan ilgilendirdiğini söyledi. “MALİYETİN 31 TL’YE DAYANDIĞI BİR ORTAMDA 35 TL YETERLİ GÖSTERİLEMEZ” Yaş çay fiyatının yalnızca ekonomik bir karar olarak görülemeyeceğini belirten Şenyürek, üreticinin gübre, işçilik, nakliye ve günlük yaşam giderlerinde büyük artışlarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Şenyürek, “Bugün gübreden işçiliğe, nakliyeden günlük yaşam giderlerine kadar her kalemde ciddi artış yaşanırken, üreticiye verilen fiyat adeta ‘yoksullaşmaya devam edin’ demektir. Maliyetin 31 TL’ye dayandığı bir ortamda 35 TL’lik alım fiyatını yeterli göstermek, üreticinin aklıyla alay etmektir” ifadelerini kullandı. “ÜRETİCİ ÖZEL SEKTÖR KARŞISINDA SAVUNMASIZ BIRAKILIYOR” Şenyürek, üreticinin yalnızca düşük fiyat nedeniyle değil, ÇAYKUR’un kota uygulaması nedeniyle de mağduriyet yaşadığını belirtti. Kota sisteminin üreticiyi özel sektör karşısında zayıf bıraktığını söyleyen Şenyürek, üreticinin ürününü ÇAYKUR’a yeterli miktarda teslim edemediği için özel sektörün düşük fiyat ve geç ödeme baskısıyla karşılaştığını ifade etti. Şenyürek, “Üretici, kotaya takıldığı için çayını ÇAYKUR’a yeterli miktarda teslim edememekte; bu nedenle özel sektörün düşük fiyat ve geç ödeme dayatmasıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bugün birçok üretici, borçla yaptığı üretimin bedelini ancak 9 aya varan sürelerin sonunda alabilmektedir. Bu kabul edilemez bir mağduriyettir” dedi. Çayın Karadeniz insanı için yalnızca bir tarım ürünü olmadığını vurgulayan Şenyürek, açıklanan fiyatın üreticiyi korumadığını, özel sektör karşısında daha savunmasız hale getirdiğini kaydetti. “ÇAY ÜRETİCİSİNİN EMEĞİ DEĞERSİZLEŞTİRİLİYOR” Şenyürek, kamuoyunda “taban fiyat” algısı oluşturulmaya çalışıldığını belirterek açıklanan rakamın yalnızca ÇAYKUR’un alım fiyatı olduğunu söyledi. Özel sektörün bu fiyatın altında alım yapabildiğine dikkat çeken Şenyürek, üreticiyi koruyacak yasal düzenlemenin eksikliğine işaret etti. Şenyürek, “Özel sektör bugün bunun altında alım yapabilmektedir. Çünkü üreticiyi gerçekten koruyacak bir Çay Kanunu hala çıkarılmış değildir. Çay üreticisinin emeği göz göre göre değersizleştirilmektedir” ifadelerini kullandı. “ÇAYKUR İŞÇİLERİNİN KADRO TALEBİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ” Çay üretiminin yalnızca üreticilerle sınırlı olmadığını belirten Şenyürek, ÇAYKUR bünyesinde çalışan geçici işçilerin de yıllardır güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Şenyürek, “ÇAYKUR’da çalışan geçici işçilerimizin kadro beklentisi yıllardır çözümsüz bırakılmıştır. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de açıkça ifade ettiği gibi, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ÇAYKUR emekçilerinin kadro sorunu çözülecek, alın teriyle çalışan hiçbir emekçi güvencesizliğe mahkum edilmeyecektir” dedi. “YAŞ ÇAY FİYATI YENİDEN BELİRLENMELİ” Yaş çay alım fiyatının günün ekonomik koşulları dikkate alınarak yeniden belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Şenyürek, kilogram başına en az 45 TL seviyesinde fiyat açıklanmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Şenyürek, üreticiyi koruyacak Çay Kanunu’nun acilen çıkarılması, özel sektörün düşük fiyat dayatmasının önlenmesi, ÇAYKUR’un kota uygulamasının üreticiyi mağdur etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesi, destekleme priminin yeniden uygulanması ve çay üreticisinin emeğinin korunması gerektiğini belirtti. CHP’nin Karadeniz’de çay üreticisinin emeğini savunmaya devam edeceğini söyleyen Şenyürek, “Üreticinin sesi olmaya devam edeceğiz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.