Hava Durumu

#Millî Güvenlik

giresunsonhaber - Millî Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Millî Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MGK'dan 8 maddelik bildiri... Terörsüz Türkiye, bölgesel güvenlik ve Gazze mesajı Haber

MGK'dan 8 maddelik bildiri... Terörsüz Türkiye, bölgesel güvenlik ve Gazze mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), terörle mücadele, "Terörsüz Türkiye" süreci, bölgesel gelişmeler ve uluslararası güvenlik konularını ele aldı. Toplantı sonrası yayımlanan bildiride, iç ve dış güvenliğe ilişkin önemli mesajlar verildi. ANKARA (İGFA) - Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de toplandı. Toplantının ardından yayımlanan bildiride, terörle mücadeleden bölgesel gelişmelere, NATO Zirvesi'nden Gazze'deki son duruma kadar birçok başlık değerlendirildi. Bildiride, PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere Türkiye'nin milli birlik ve beraberliğine yönelik tehditlere karşı yurt içinde ve yurt dışında yürütülen operasyonlar hakkında Kurul'a bilgi sunulduğu belirtildi. MGK'da ayrıca "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedefleri doğrultusunda kaydedilen gelişmeler ele alınırken, güvenlik, istikrar ve refahın kalıcı şekilde sağlanmasına yönelik çalışmaların sonraki aşamaları istişare edildi. Toplantıda, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılı dolayısıyla FETÖ ile mücadelede gelinen son durum da değerlendirildi. Bildiride, örgütün tamamen bertaraf edilmesine yönelik tedbirlerin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. BÖLGESEL GELİŞMELER MASADAYDI MGK bildirisinde, Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen NATO Zirvesi'nin ittifakın geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olduğu belirtilerek, Türkiye'nin savunma alanındaki imkan ve kabiliyetlerini müttefikleriyle paylaşma konusundaki yapıcı yaklaşımının sürdüğü ifade edildi. İran ile ABD arasında yeniden yaşanan çatışmaların bölge ülkeleri ve küresel ticaret yolları açısından oluşturduğu risklere dikkat çekilen bildiride, taraflara güç kullanımından kaçınmaları ve müzakere sürecine dönmeleri çağrısı yapıldı. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Karadeniz ve Hazar Denizi gibi çevre bölgelere yayılmasının yeni riskler oluşturacağına işaret edilen bildiride, tarafların gerilimi düşürecek ve barışı sağlayacak somut adımlar atması gerektiği vurgulandı. MGK'da ayrıca Suriye ve Irak ile geliştirilen çok boyutlu iş birliğinin bölgesel güvenlik açısından önemine dikkat çekilirken, Türkiye'nin bölgesel dayanışmayı güçlendirmeye yönelik girişimlere katkı sunmayı sürdüreceği belirtildi. GAZZE MESAJI Bildiride son olarak Gazze'deki gelişmelere de yer verildi. Gazze Barış Planı kapsamında ilerleme sağlanmasına rağmen ateşkes ihlallerinin sürdüğü belirtilerek, İsrail yönetiminin Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetleri ile başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal mekanlara yönelik eylemlerine karşı uluslararası toplumun açık ve tavizsiz bir tutum sergilemesi gerektiği ifade edildi.

CHP Grubu da çerçeve yasa teklifini imzaladı Haber

CHP Grubu da çerçeve yasa teklifini imzaladı

CHP, TBMM Başkanlığı'na sunulan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifine destek verdiğini açıkladı. Parti, teklifin sorunun demokratik meşruiyet zemini olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde çözülmesi yaklaşımıyla hazırlandığını belirterek, teklifin CHP'li yöneticilerin de imzasını taşıdığını duyurdu. ANKARA (İGFA) - CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Öztrak, Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulu, TBMM Grup Başkanı, Grup Başkanvekilleri ve Adalet Komisyonu Sözcüsü'nün katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda teklifin ayrıntılı şekilde değerlendirildiğini bildirdi. Açıklamada, teklifin CHP'nin uzun yıllardır savunduğu, sorunun demokratik meşruiyet zemini olan TBMM'de çözülmesi yaklaşımı doğrultusunda hazırlandığı ifade edildi. CHP, teklifin PKK/KCK terör örgütünün tüm unsur ve uzantılarıyla tamamen sona erdiğinin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla tespit edilmesi ve bu kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girmesini öngördüğüne dikkat çekti. Parti açıklamasında, düzenlemenin terörün kalıcı biçimde sona erdirilmesi, silahların tamamen devreden çıkarılması, bölgesel güvenlik düzeninin oluşturulması ve demokratik siyasetin güçlendirilmesi açısından yeni bir dönemin kapısını aralayabileceği değerlendirmesi yapıldı. CHP, bu değerlendirmeler doğrultusunda kanun teklifine Grup Başkanı, Grup Başkanvekilleri ve Adalet Komisyonu Sözcüsü'nün de imza verdiğini açıkladı. Açıklamada, kanun teklifinin görüşmeleri sırasında Adalet Komisyonu ve TBMM Genel Kurulu'nda toplumsal barışın, hukukun üstünlüğünün, demokratik siyaset anlayışının ve ortak geleceğin güçlendirilmesine yönelik gerekli gördükleri düzenlemeleri savunacakları vurgulandı. CHP, açıklamasında Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında da Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü, üniter yapısını, halkın huzur ve refahını koruma konusundaki sorumluluğunu sürdüreceğini belirtti. Açıklamanın sonunda ise terörle mücadelede hayatını kaybeden şehitler rahmet ve minnetle anılırken, gazilere teşekkür edilerek, "Daha güçlü, daha huzurlu ve daha demokratik bir Türkiye hedefi doğrultusunda onların fedakârlıkları sayesinde çalışıyoruz. Bu emanete sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur." ifadelerine yer verildi. Cumhuriyet Halk Partisi; Merkez Yönetim Kurulu, TBMM Grup Başkanı, Grup Başkanvekilleri ve Adalet Komisyonu Sözcüsünün katılımıyla gerçekleştirdiği toplantıda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifini… pic.twitter.com/WJMYyH7084 — Faik Öztrak (@faikoztrak) August 5, 2026

İçişleri'nden o operasyonla ilgili çarpıcı açıklama... Binlerce kişinin vatandaşlık kararı kaldırıldı Haber

İçişleri'nden o operasyonla ilgili çarpıcı açıklama... Binlerce kişinin vatandaşlık kararı kaldırıldı

İçişleri Bakanlığı, sahte gayrimenkul değerleme raporlarıyla usulsüz şekilde Türk vatandaşlığı kazandırıldığı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmada önemli verileri paylaştı. Bakanlık, 16 ilde düzenlenen operasyonda 72 şüphelinin yakalandığını, bugüne kadar ise 6 bin 134 kişinin vatandaşlık kararının iptal edildiğini veya geri alındığını açıkladı. ANKARA (İGFA) - İçişleri Bakanlığı, sahte ekspertiz raporları düzenlenerek yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanılmasına yönelik usulsüzlüklere ilişkin yürütülen soruşturma hakkında yazılı açıklama yaptı. Bakanlık, 16 ilde gerçekleştirilen operasyonda sahte gayrimenkul değerleme raporlarıyla usulsüz vatandaşlık sağladığı belirlenen şebekeye yönelik operasyonda 72 şüphelinin yakalandığını bildirdi. 1.150 YATIRIMCININ UYGUNLUK BELGESİ İPTAL EDİLDİ Açıklamada, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanma süreçlerinin 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde yürütüldüğü belirtilerek, taşınmaz edinimi de dahil olmak üzere tüm yatırım türlerinde ilgili kamu kurumlarınca uygunluk belgesi düzenlendiği hatırlatıldı. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan incelemelerde, muvazaalı veya usulsüz işlem yaptığı belirlenen 1.150 yatırımcının yatırım uygunluk belgesinin iptal edildiği, aile fertleriyle birlikte 5 bin 391 kişinin vatandaşlık kararının iptal edildiği ifade edildi. TOPLAM 6 BİN 134 KİŞİNİN VATANDAŞLIK KARARI KALDIRILDI Bakanlık, vatandaşlık kazandıktan sonra yapılan güvenlik incelemelerinde kamu düzeni ve milli güvenlik açısından sakıncalı görülen 263 yatırımcı ile aile fertleri dahil 743 kişinin vatandaşlık kararının geri alındığını açıkladı. Böylece bugüne kadar 1.413 yatırımcı ve aile fertleriyle birlikte toplam 6 bin 134 kişinin Türk vatandaşlığına ilişkin kararın iptal edildiği veya geri alındığı bildirildi. Öte yandan, 11 Şubat 2026 tarihinden itibaren yatırım uygunluk belgesi iptal edilen 443 yatırımcı ve aile fertlerinden oluşan toplam 1.358 kişinin vatandaşlığının iptal edildiği, ayrıca milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle 7 kişinin vatandaşlığının geri alındığı kaydedildi. "BAŞVURU ÖNCESİ BELGELERDE SAHTECİLİK" İçişleri Bakanlığı, operasyona konu usulsüzlüklerin vatandaşlık başvurularından önce hazırlanan belgelerde gerçekleştirilen sahtecilik girişimlerinden kaynaklandığının altı çizildiği açıklamada Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü personelinin görev ve yetkileri kapsamında herhangi bir zafiyet veya ihmalinin bulunmadığı, tespit edilen tüm suç unsurlarının adli makamlara intikal ettirildiği belirtildi. Bakanlık, milli güvenliğin ve kamu düzeninin korunması amacıyla her türlü yasa dışı yapı ve usulsüzlükle mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Sahte Değerleme/Ekspertiz Operasyonu ve Usulsüz Vatandaşlık İşlemleri Hakkında Basın Açıklaması 16 ilde sahte gayrimenkul değerleme raporlarıyla usulsüz vatandaşlık sağlayan şebekeye yönelik gerçekleştirilen operasyonda 72 şüphelinin yakalanması üzerine kamuoyunu bilgilendirme… — T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) August 4, 2026

Dervişoğlu: Devletin 6 ayda ödediği faiz 1,5 trilyon liraya dayandı Haber

Dervişoğlu: Devletin 6 ayda ödediği faiz 1,5 trilyon liraya dayandı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, hükümetin uyguladığı ekonomi politikikalarına yönelik sert eleştirilerde bulunarak, yılın ilk altı ayında ödenen faiz tutarının 1,5 trilyon liraya ulaştığını ve bütçe açığının 1 trilyon liraya dayandığını belirtti. ANKARA (İGFA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündemdeki gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu. Ekonomiden dış politikaya, Kıbrıs meselesinden şehit ve gazilerin haklarına kadar pek çok başlıkta açıklamalarda bulunan Dervişoğlu, hükümetin ekonomi yönetimini hedef aldı. "FAİZE GİDEN PARA 4,5 MİLYON ASGARİ ÜCRETLİYE DENK" Ekonomik veriler üzerinden iktidara yüklenen Dervişoğlu, devletin 2026 yılının ilk altı ayında ödediği faizlerin 1,5 trilyon liraya ulaştığını vurgulayarak, "Bu miktar 4,5 milyon çalışanın bir yıllık asgari ücretine tekabül ediyor. Bütçe açığı ise 1 trilyon lira seviyesine dayandı." şeklinde konuştu. Faiz ödemelerinin vatandaşın yaşam standartlarını olumsuz etkilediğini ifade eden Dervişoğlu, "Bu rakamlar çiftçinin mazotundan, emeklinin ekmeğinden, işçinin maaşından ve esnafın kazancından eksilen paralardır." dedi. EMEKLİ MAAŞI DÜZENLEMESİNİ ELEŞTİRDİ TBMM gündemindeki en düşük emekli aylığı düzenlemesine de değinen Dervişoğlu, bütçenin önceliğinin faiz ödemelerine verildiğini öne sürerek, emeklilere yapılan artışların yetersiz kaldığını savundu. Konuşmasında dış politika başlığına da yer veren Dervişoğlu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye dair F-35 açıklamalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. S-400 hava savunma sistemi sebebiyle Türkiye'nin F-35 programının dışında bırakıldığını hatırlatan Dervişoğlu, hükümetin şimdi S-400'leri devrederek yeniden programa dahil olmaya çalıştığı yönündeki iddiaları eleştirdi. "Madem S-400 vazgeçilmez bir milli güvenlik gereksinimiydi, neden elden çıkarılmaya çalışılıyor? Şayet devredilebilecek bir sistem olsaydı, Türkiye neden F-35 programından çıkarıldı?" ifadelerini kullandı. ŞEHİT VE GAZİLER İÇİN KANUN TEKLİFİ Şehit ve gazilerin karşılaştığı hak kayıplarına da işaret eden Dervişoğlu, farklı statü farkları nedeniyle mağduriyetlerin doğduğunu belirterek, bu sorunu gidermek amacıyla bir kanun teklifi hazırladıklarını duyurdu. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un "Terörsüz Türkiye" süreci doğrultusunda siyasi partilere gerçekleştirdiği ziyaretlere de değinen Dervişoğlu, İYİ Parti'nin görüşme talebini kabul etmesinin, yürütülen siyasete destek vermek anlamına gelmediğini vurguladı. Görüşmenin ardından kamuoyunun detaylıca bilgilendirileceğini söyleyen Dervişoğlu, "Sayın Kurtulmuş bize ne anlattıysa, hangi soruları sorduğumuzu ve ne cevaplar aldığımızı milletimizle eksiksiz şekilde paylaşacağız." şeklinde konuştu. İYİ Parti TBMM Grup Toplantısı, Dervişoğlu'nun hitabının ardından basına kapalı şekilde sürdü.

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ” Haber

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ”

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, haftalık değerlendirmesinde ekonomi, hukuk, tarım ve devlet yönetimi üzerinden iktidara sert eleştiriler yöneltti. Taşgöz, Türkiye’nin yalnızca ekonomik krizle değil, hukuk ve yönetim kriziyle de karşı karşıya olduğunu belirterek, “Hukukun olmadığı yerde ekonomi olmaz. Türkiye kayyum düzeniyle yönetilemez” dedi. “DEVLET CİDDİYETİ AŞINDIRILIYOR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, hukuk tartışmaları ve devlet kurumlarında yaşanan güven kaybına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Taşgöz, vatandaşın alım gücünün her geçen gün düştüğünü, devlet kurumlarının da yönetim anlayışı nedeniyle zayıflatıldığını savundu. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunun yalnızca enflasyonla açıklanamayacağını belirten Taşgöz, “Bugün vatandaşın cebindeki para erirken, devletin temel kurumları da aşındırılıyor. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorun yalnızca enflasyon değildir; asıl sorun devlet ciddiyetinin kaybolmasıdır” ifadelerini kullandı. “ANADOLU ÜRETEMEZ HALE GETİRİLDİ” Tarım politikalarını da eleştiren Taşgöz, çiftçinin son yılların en ağır ekonomik baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Köylerin boşaldığını, üreticinin toprağından koptuğunu ve Türkiye’nin birçok temel üründe dışa bağımlı hale geldiğini belirten Taşgöz, tarımdaki gerilemenin yalnızca ekonomik değil, milli güvenlik boyutu da taşıdığını ifade etti. Taşgöz, “Anadolu boşalıyor. Köyler boşalıyor. Üretici toprağından kopuyor. Bir zamanlar kendi kendine yeten Türkiye bugün birçok temel üründe dışa bağımlı hale getirildi. Çiftçi üretmek istiyor ama kazanamıyor. Kazanamayan üretici toprağını terk ediyor. Bu yalnızca ekonomik değil, milli güvenlik sorunudur” dedi. “TARIMDAKİ ÇÖKÜŞ SOFRAYA ZAM OLARAK YANSIYOR” İnan Taşgöz, tarımda yaşanan üretim kaybının doğrudan pazar ve market fiyatlarına yansıdığını söyledi. Üreticinin maliyetler altında ezildiğini, tüketicinin ise yüksek fiyatlarla karşı karşıya kaldığını belirten Taşgöz, yanlış tarım politikalarının hem üreticiyi hem de vatandaşı aynı anda mağdur ettiğini dile getirdi. Taşgöz, üretim ekonomisinin güçlendirilmediği bir ülkede hayat pahalılığıyla kalıcı mücadele edilemeyeceğini vurguladı. “HUKUKUN OLMADIĞI YERDE EKONOMİ OLMAZ” Taşgöz, açıklamasında hukuk sistemine ilişkin eleştirilerine de geniş yer verdi. Yatırım, kalkınma ve ekonomik güvenin temel şartının hukuk devleti olduğunu belirten Taşgöz, mülkiyet hakkı, bağımsız yargı ve öngörülebilir yönetim anlayışı olmadan ekonomik istikrar sağlanamayacağını söyledi. Taşgöz, “Hukukun üstünlüğü zedelenirse ekonomi de çöker. İnsanlar yarın neyle karşılaşacağını bilmiyorsa yatırım yapmaz. Mülkiyet hakkının tartışıldığı, şirketlere kayyum atamanın sıradanlaştığı bir ülkede güven ortamı oluşmaz” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE GÜÇLÜ KURUMLARA VE BAĞIMSIZ YARGIYA İHTİYAÇ DUYUYOR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı Taşgöz, Türkiye’nin yeniden güçlü kurumlara, bağımsız yargıya ve liyakat esaslı devlet yönetimine dönmesi gerektiğini belirtti. Kayyum uygulamaları üzerinden iktidarı eleştiren Taşgöz, devlet yönetiminde keyfiliğin değil, hukuk ve kurumsal aklın esas alınması gerektiğini söyledi. Taşgöz, hukuk güvenliğinin zedelendiği bir ortamda hem vatandaşın hem yatırımcının geleceğe güvenle bakamayacağını ifade etti. “MİLLET GEÇİM DERDİNDE, İKTİDAR GÜNDEM DEĞİŞTİRİYOR” Taşgöz, iktidarın toplumun gerçek sorunlarından uzaklaştığını savundu. Emeklinin ay sonunu getiremediğini, gençlerin gelecek planlarını yurt dışında kurduğunu, esnafın kepenk kapatma noktasına geldiğini belirten Taşgöz, iktidarın çözüm üretmek yerine gündem değiştirme siyaseti izlediğini söyledi. Taşgöz, “Vatandaş geçim derdinde. Emekli ay sonunu getiremiyor. Gençler gelecek planlarını başka ülkelerde kuruyor. Esnaf kepenk kapatıyor. Buna rağmen iktidar milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine gündem değiştirme siyaseti yürütüyor” dedi. “CUMHURİYETİN AYARLARINA DÖNÜLMELİ” Açıklamasının sonunda Cumhuriyet’in temel ilkelerine dönüş çağrısı yapan Taşgöz, Türkiye’nin çıkış yolunun hukuk, liyakat ve üretim ekonomisinden geçtiğini belirtti. Taşgöz, ülkenin yeni krizlere değil, yeni bir milli kalkınma hamlesine ihtiyaç duyduğunu ifade etti. “Türkiye’nin ihtiyacı saray siyaseti değil devlet ciddiyetidir. Türkiye’nin ihtiyacı kutuplaşma değil milli birliktir” diyen Taşgöz, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında hukuku, üretimi ve liyakati esas alan bir devlet düzeninin yeniden kurulması gerektiğini söyledi. “MİLLETİN İRADESİ YENİDEN DEVLET YÖNETİMİNDE HÂKİM OLMALI” İnan Taşgöz, Türk milletinin tarih boyunca büyük zorlukları aşmayı başardığını belirterek, yönetimde millet iradesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Taşgöz, sözlerini “Türk milleti tarih boyunca her zorluğu aşmıştır. Yeter ki milletin iradesi yeniden devlet yönetiminde hâkim olsun” ifadeleriyle tamamladı.

NAZIM ELMAS: “​​​​​​​ACI HATIRALAR HAFIZALARDADIR” Haber

NAZIM ELMAS: “​​​​​​​ACI HATIRALAR HAFIZALARDADIR”

NAZIM ELMAS: “ÖNCE BİLİMSELLİK VE İNSAN” AK Parti Giresun Milletvekili ve Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nazım Elmas, maden tartışmaları üzerine 12 maddelik bir değerlendirme yayımladı. Elmas, insan sağlığı, çevre güvenliği, devlet denetimi ve stratejik maden politikası başlıklarında kapsamlı mesaj verdi. AK Parti Giresun Milletvekili ve Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nazım Elmas, maden gündemine ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Elmas, kamuoyunda yaşanan bilgi karmaşasına işaret ederek değerlendirmesini “Önce Bilimsellik ve İnsan” vurgusuyla duyurdu. Elmas, paylaşımına şu sözlerle başladı: “‘Tema’nın seksenbeşi Küstürdü kocayla eşi...’ dedi bir vatandaşımız. Gündem yoğun, bilgiler eksik. Her yandan bir ses kafalar karışık. Bilgi kirliliği insanın nerede duracağını gölgeliyor. ‘Önce Bilimsellik ve İnsan’ diyor maddelere geçiyorum.” Prof. Dr. Nazım Elmas, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “1.Hiçbir menfaat ve faaliyet insan sağlığından daha önemli değildir.” “2.Yaşadığımız çevre bize emanettir. Kaybettiğimiz şeylerin değerini elden gidince hatırlamak geç kalınmış bir eylemdir.” “3.Ülkemizde uygulamalar ve işlemler önceki on yıllardan daha düzenli ve hassastır. Yasalar, yönetmelikler ve yönergeler tüm belirsizlikleri gidermek içindir ve gerektiğinde güncellenir.” “4.Her talebin muhatabı, her olumsuzluğun şikayet mercii bulunmaktadır.” “5.Maden arama ve işletme işlemleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başta olmak üzere, devletin ilgili kurumlarının işbirliği, denetimi ve takibi ile olmaktadır. Bu konudaki sağlıklı bilgiler istatistikler, kurumlarda mevcuttur. Bilimselliği tartışmalı verilerin başka amaçlar için kullanıldığı bilinmektedir.” “6.Teknolojinin sağladığı tüm imkanlar ile özellikle halkın sağlığını, güvenliğini, huzurunu bozacak durumlara devletimizin müdahele kabiliyeti artmıştır. Yasadışılığı önlemek, suistimallere engel olmak bugün daha kolaydır.” “7.Milletimizin kültür seviyesi artmış, birçok alanda bilinçlenmiş, duyarlılıkları çoğalmış, ülke ve millet menfaatini önceleyen bir seviyeye ulaşmıştır. Toplumsal tepkileri bu hassasiyetinden neşet etmektedir. Sivil toplumun samimi endişeleri de bu kapsamdadır. Buna rağmen her alanda ayrıntılı bilgi sahibi olamayacağı için kimi zaman yanıltılabilmektedir.” “8.Maden arama ve işletme işlemleri, ayrı ayrı mevzuata tabidir. Arama ruhsatı ile işletme ruhsatının kapsamları ve ilgili kurumları bir değildir. Madeni çıkarmak için halkın mağdur olmayacağı ortamı ve şartları sağlamak devletin görevidir. Çevre ve insan sağlığı için tehdit ve risk unsurunu gözeterek işletme ruhsatı verilebilir. Çoğu yerde bu güvenceler bulunamadığı için işletme ruhsatı verilmez. Maden aranan sahaların en fazla yüzde beşinin ruhsat şartlarını taşıdığı görülmüş ve işletme ruhsatı alabilmiştir.” “9.Bazı madenler bir milli güvenlik sorunudur. Stratejik öneme sahiptir. Aranıp bulunması Ülkede varlığı, bulunmuş olması bile güven verir. İthal edilerek temin edilen ülkelere karşı o haliyle bile pazarlık şansını artırır.” “10.İnsan sağlığını koruyarak, çevre duyarlılığını yaşatarak yeraltı zenginliklerimizi milletin istifadesine sunup ekonomiye kazandırma hedefi varılması zor bir hedef değildir. Dünyada bunu başaran ülkeler vardır. Bizim medeniyetimiz bu konulara daha hassas olduğuna göre bu başarımızı ve tecrübemizi geliştirebiliriz.” “11.Devletine güvenen insanımız kaybetmemiştir. İnsanımızı tahrik edip iyi niyetini gizli emellerine alet etmek isteyenlerin bıraktığı acı hatıralar hafızalardadır...” “12.Dünyadaki çatışmaların sebepleri arasında geleceğin teknolojilerinin hammaddesi madenlerin de olduğunu biliyoruz. Milli teknoloji hammaddesi ve bağımsızlık unsuru olan madenlerimizle ilgili hedefler siyaset üstüdür. Maden zenginliği ile de caydırıcılığımızı artırarak büyük ve güçlü Türkiye’yi kurma yolundaki yürüyüşümüzü, önce insanımızı ve çevreyi korumaya devam ederek sürdüreceğiz.” Elmas, açıklamasında maden arama ve işletme süreçlerinin birbirinden ayrı hukuki çerçevelere sahip olduğunu, nihai ölçünün insan sağlığı ile çevre güvenliği olduğunu vurguladı. Açıklamada stratejik madenlerin milli güvenlik ve bağımsızlık boyutu da öne çıkarıldı. Açıklamanın en dikat çekici kısmını 11nci madde oluşturdu. Elmas bu maddede doğrudan bir kişi, parti, çevreci grup, platform ya da örgüt adı vermedi. Hangi çevrenin “tahrik” yaptığı, kimin “iyi niyeti” başka amaçlara yönlendirdiği ve “gizli emeller” ifadesiyle hangi siyasi ya da toplumsal hattın kastedildiği açık biçimde söylenmedi. Bu nedenle 11. madde, somut muhatabı netleştirilmiş bir suçlama değil, geniş alana bırakılmış siyasi bir mesaj niteliği taşıyor. Kaynak: AK Parti Giresun Milletvekili ve Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nazım Elmas’ın sosyal medya paylaşımı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.