Hava Durumu

#Mevzuat

giresunsonhaber - Mevzuat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mevzuat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

UFK BAŞKANI ŞENOCAK’TAN FINDIKTA KÖKLÜ MODEL ÖNERİSİ Haber

UFK BAŞKANI ŞENOCAK’TAN FINDIKTA KÖKLÜ MODEL ÖNERİSİ

UFK BAŞKANI ŞENOCAK’TAN FINDIKTA KÖKLÜ MODEL ÖNERİSİ: DÜZ OVA İLE EĞİMLİ ARAZİ AYRILMALI TÜRKİYE’NİN DÜNYA FINDIĞINDAKİ PAYI YÜZDE 58’E KADAR GERİLEDİ Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Cem Şenocak, Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki ağırlığının son 40 yılda gerilediğine dikkat çekerek fındık politikasında köklü değişiklik istedi. Şenocak’ın yıllardır savunduğu modelin temelinde, Giresun ve Ordu başta olmak üzere sarp ve eğimli arazilerde üretim yapan çiftçi ile makineli tarım yapılabilen düz ovalardaki üreticinin aynı destek sistemi içinde değerlendirilmemesi bulunuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verileri de Türkiye’nin 2023 itibarıyla dünya fındık üretimindeki payının yüzde 58’e kadar gerilediğini gösteriyor. Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Cem Şenocak’ın 27 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı fındık değerlendirmesi, yalnızca yeni sezon fiyatına ilişkin bir açıklama olmaktan çok Türkiye’nin yaklaşık 40 yıllık fındık politikasına yönelik kapsamlı bir değişiklik önerisi içeriyor. Şenocak, Türkiye’nin dünya fındık pazarındaki payının geçmişte yüzde 80-85 seviyelerinde bulunduğunu ancak zaman içinde yüzde 60’ın altına gerilediğini belirterek, Türkiye’nin üretim alanı büyürken dünya pazarındaki ağırlığının azalmasına dikkat çekti. İtalya, Azerbaycan ve Gürcistan’ın yanı sıra ABD ve özellikle Şili’de fındık üretiminin genişlediğini söyleyen Şenocak, Türkiye’nin üretim politikasının arazi yapısına göre yeniden düzenlenmesini istedi. RESMİ VERİ DE YÜZDE 60’IN ALTINI GÖSTERİYOR Şenocak’ın Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki payının yüzde 60’ın altına düştüğü yönündeki açıklaması, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı TEPGE’nin verileriyle de örtüşüyor. TEPGE’nin 2025 tarihli Sert Kabuklu Meyveler Ürün Raporu’nda, FAO verilerine göre 2023 yılında dünyada yaklaşık 1,1 milyon ton fındık üretildiği, Türkiye’nin 650 bin ton üretimle ilk sırada bulunduğu ve dünya üretiminin yüzde 58’ini gerçekleştirdiği belirtiliyor. Aynı yıl İtalya 103 bin ton, ABD 85 bin ton, Azerbaycan 75 bin ton ve Şili 66 bin ton üretime ulaştı. Daha dikkat çekici veri ise üretim alanı ile verim arasındaki fark. Türkiye 2023 yılında yaklaşık 747 bin hektar fındık alanına sahipti. Dünya toplam fındık alanı yaklaşık 1 milyon 78 bin hektardı. Buna rağmen Türkiye’de dekara fındık verimi 87 kilogramda kalırken dünya ortalaması yaklaşık 104 kilogram seviyesindeydi. Bu tablo, Türkiye’nin dünyadaki fındık alanlarının çok büyük bölümüne sahip olmasına rağmen aynı üstünlüğü verimlilikte sağlayamadığını ortaya koyuyor. ŞENOCAK: 750 BİN HEKTARIN 500 BİNİ EĞİMLİ ARAZİ Şenocak’ın verdiği güncel tahmine göre Türkiye’de yaklaşık 750 bin hektarlık alanda fındık yetiştiriliyor. Bunun yaklaşık 500 bin hektarını eğimli araziler, 250 bin hektarını ise düz araziler oluşturuyor. Şenocak yaklaşık 600 bin üretici ailenin 400 bininin eğimli arazilerde, 200 bininin ise düz ovalarda üretim yaptığını belirtiyor. Bu ayrım, Şenocak’ın önerdiği yeni sistemin merkezinde yer alıyor. Doğu Karadeniz’de özellikle Giresun ve Ordu’da fındık bahçelerinin önemli bölümü sarp, eğimli, küçük ve miras yoluyla parçalanmış arazilerden oluşuyor. Bu bahçelerde büyük tarım makinelerinin kullanılması sınırlı kalırken budama, gübreleme, ilaçlama ve özellikle hasat büyük ölçüde insan emeğine dayanıyor. Düz ovalarda ise parsellerin daha büyük olması, makine kullanımına elverişli arazi yapısı ve alternatif tarım ürünlerinin yetiştirilebilmesi üretim maliyetlerinde önemli farklılık oluşturuyor. Şenocak bu nedenle, iki üretici grubuna aynı destekleme sisteminin uygulanmasını doğru bulmuyor. “FİYATI YÜKSELTMEKTEN ZİYADE DÜZ OVA İLE EĞİMLİ ARAZİYİ AYIRMAK GEREKİYOR” Şenocak son açıklamasında yaklaşımını şu sözlerle ortaya koydu: “Fiyatı yükseltmekten ziyade düz ovalarla eğimli araziyi iyi ayırmamız gerekiyor.” Şenocak’a göre devletin doğrudan bütün üreticiler için fiyatı yükseltmesi yerine, eğimli arazide üretim yapan ve maliyeti daha yüksek olan çiftçinin ilave desteklerle korunması gerekiyor. Verdiği örnekte ürün fiyatının 200 lira olması halinde eğimli arazi üreticisine 100 liralık ilave destek verilerek toplam gelirin 300 liraya çıkarılabileceğini ifade etti. Böylece düz ovalarda fındık dikiminin sürekli teşvik edilmesinin önüne geçilebileceğini savundu. Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor. Şenocak’ın sözünü ettiği 200 lira ve 300 lira rakamları, 2026 ürünü için önerilen yeni bir TMO fiyatı değil; destek sisteminin nasıl farklılaştırılabileceğini anlatmak amacıyla verdiği örnek rakamlar. 2026/27 sezonunda TMO’nun resmi alım fiyatı yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındık için 255 TL/kg, Levant kalite için 250 TL/kg olarak açıklandı. Yüzde 50’nin üzerindeki her bir randıman için Giresun kaliteye 5,10 TL, Levant kaliteye 5 TL ilave fiyat uygulanıyor. TMO alımları 24 Ağustos’ta başladı ve randevulu sistem kullanılıyor. GİRESUN VE ORDU ÜRETİCİSİ İÇİN MODELİN ÖNEMİ Şenocak’ın modelinin uygulanması durumunda bundan en doğrudan etkilenecek bölgelerin başında Giresun ve Ordu geliyor. Çünkü öneri il sınırına göre değil, arazinin eğimine ve üretim şartlarına göre destek verilmesini esas alıyor. Dolayısıyla Samsun, Düzce veya Sakarya’nın eğimli kesimlerinde aynı şartlarda üretim yapan çiftçinin de bu kapsama alınması; buna karşılık düz ve makineli tarıma elverişli alanların farklı değerlendirilmesi öngörülüyor. Şenocak bu görüşünü TBMM’de de açık biçimde dile getirdi. Meclis tutanaklarına geçen değerlendirmesinde Ordu-Giresun üreticisi ile düz ovalardaki üreticinin maliyet yapısının aynı olmadığını, eğimli arazilerde üreticilerin genellikle çok daha küçük miktarlarda ürün elde ederken düz ovalarda makineli tarımla daha yüksek tonajlara ulaşabildiğini söyledi. BU GÖRÜŞ YENİ DEĞİL: ŞENOCAK YILLARDIR AYNI MODELİ SAVUNUYOR Şenocak’ın son açıklaması, 2026 sezonunda fiyatların tartışılması üzerine ortaya çıkmış yeni bir yaklaşım değil. Şenocak daha 2021 yılında özellikle Ordu ve Giresun’daki miras yoluyla parçalanmış eğimli bahçelerde üreticilerin ayrıca desteklenmesi gerektiğini savunuyordu. Şenocak şirketinin arşivinde yer alan 2021 tarihli açıklamasında, kademeli destekle meyilli arazilerdeki küçük üreticinin fındık tarımına yeniden yönelmesinin sağlanabileceğini ve göçün azaltılabileceğini belirtmişti. Ulusal Fındık Konseyi’nin 2021 sektör raporunda da Alan Bazlı Gelir Desteği’nin “bölgesel maliyet” dikkate alınarak Doğu ve Batı Karadeniz için farklılaştırılması önerildi. Raporda yalnızca fiyat artırmak yerine destek sistemi, regülasyon alımları ve lisanslı depoculuğun birlikte kullanılması gerektiği vurgulandı. 2024’TE UFK BAŞKANI OLDU Cem Şenocak, 16 Kasım 2024 tarihinde Giresun Ticaret Borsası’nda gerçekleştirilen Ulusal Fındık Konseyi Olağan Genel Kurulu’nda başkan seçildi. Tek listeyle gerçekleştirilen seçim sonrasında Şenocak UFK Başkanlığı görevini üstlenirken, fındıkta üretim, verimlilik, kahverengi kokarca, destekleme sistemi ve dünya pazarındaki rekabet yeni yönetimin temel gündem maddeleri arasına girdi. 2025’TE KONUYU ÜÇ ÜRETİCİ GRUBUNA AYIRDI Şenocak, Mayıs 2025’te Fatsa’da düzenlenen Tarım, Hayvancılık ve Fındık Fuarı’nda yaptığı konuşmada dünya fındık üreticilerini üç farklı grupta ele almak gerektiğini söyledi. Birinci gruba ağırlıklı olarak Doğu Karadeniz’de bulunan meyilli arazi üreticisini, ikinci gruba Türkiye’deki düz ova üreticisini, üçüncü gruba ise diğer ülkelerdeki üreticileri koydu. Şenocak, eğimli arazilerde makineli tarımın sınırlı olması ve miras yoluyla küçülen bahçelerin maliyetleri yükseltmesi nedeniyle bu üreticilerin ayrıca korunmasını istedi. Aynı konuşmada dünya pazarındaki yeni rakiplere de dikkat çekti. UFK 2025’TE RESMİ POLİTİKASINA DÖNÜŞTÜRDÜ 12 Şubat 2025 tarihinde gerçekleştirilen UFK Yönetim Kurulu ve Araştırma-Danışma Kurulu toplantısından sonra yayımlanan resmi bildiride de aynı politika benimsendi. Konsey; meyilli arazi üreticisi ile düz ova üreticisinin aynı destekleme modeliyle değerlendirilmemesini, üreticinin bahçeye dönmesini sağlayacak teşviklerin geliştirilmesini, kiralama ve sözleşmeli üretim modellerinin oluşturulmasını, kooperatifleşmenin güçlendirilmesini ve lisanslı depoculuk ile ürün borsacılığının geliştirilmesini istedi. Şenocak’ın Ağustos 2025 tarihli açıklamasında da yaklaşık 600 bin üretici ailesinin 400 bininin meyilli arazi koşullarında bulunduğu belirtilerek, bu grubun maliyet, göç, iklim değişikliği ve kahverengi kokarca nedeniyle üretimden uzaklaşma riskiyle karşı karşıya olduğu savunuldu. 2026’DA BAKAN YUMAKLI’YA SUNULDU: SINIR YÜZDE 6 EĞİM Şenocak’ın yıllardır savunduğu bu model 2026 yılında doğrudan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya da sunuldu. UFK’nın resmi açıklamasına göre Şenocak, Alan Bazlı Gelir Desteği’nin yeniden düzenlenmesini ve arazi eğiminin destek miktarının belirlenmesinde ölçüt haline getirilmesini istedi. Konseyin Bakanlığa sunduğu modelde yüzde 6 ve üzerindeki eğime sahip arazilerin farklı değerlendirilmesi önerildi. UFK, fındıktan başka ürüne yönelme imkânı sınırlı olan sarp araziler ile farklı ürünlerin yetiştirilebildiği geniş ve düz ovaların aynı destek sistemine tabi tutulmaması gerektiğini savundu. 2025 yılında TBMM Zirai Don Hasar Tespit Komisyonu’na sunulan değerlendirmede de yüzde 6 eğimli alanlarda Alan Bazlı Gelir Desteği’nin yeniden güçlendirilmesi talep edilmişti. 1983’TEN BERİ FINDIK ALANLARINI SINIRLAYAN KANUN VAR Şenocak’ın açıklamasındaki en önemli başlıklardan biri de düz ovalardaki fındık dikiminin geçmişi. Türkiye’de bu konuda 1983 yılından beri özel bir kanun bulunuyor. 2844 sayılı Fındık Üretiminin Planlanması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi Hakkında Kanun, 16 Haziran 1983 tarihinde kabul edildi. Kanunun amacı açık şekilde, fındık üretiminin en uygun alanlarda yapılması ve üretimin talepteki gelişmelere göre yönlendirilmesi olarak tanımlandı. Kanunda fındık üretimine izin verilecek alanların kalite özellikleri ve arazi kullanım kabiliyeti dikkate alınarak belirlenmesi; başka tarım ürünlerinin ülke ekonomisi açısından daha yararlı olabileceği alanların da değerlendirilmesi hükme bağlandı. Kanunun 4. maddesinde izin alınmadan yeni fındık bahçesi kurulamayacağı ve belirlenen alanların dışında mevcut bahçelerin yenilenemeyeceği düzenleniyor. Uygun olmayan şekilde oluşturulan bahçelerin sökülmesi de öngörülüyor. ŞENOCAK’IN “YAPTIRIM YOK” SÖZÜNDE MEVZUAT AYRINTISI Şenocak son açıklamasında 1983’teki düzenlemenin “cezai yaptırım bulunmaması” nedeniyle etkili olamadığını ifade etti. Ancak yürürlükteki 2844 sayılı Kanunun güncel metninde ceza hükümleri bulunuyor. Kanunun 7. maddesinde izinsiz fındık bahçesi kuranlar ve belirlenen alanların dışında bahçesini yenileyenlere idari para cezası öngörülüyor; ayrıca 4. maddede izinsiz bahçelerin söktürülmesine ilişkin hüküm bulunuyor. Bu nedenle hukuken “hiç yaptırım yok” demek doğru değil. Tartışmanın daha çok yaptırımların caydırıcılığı ve yıllar içindeki uygulaması üzerinden yapılması gerekiyor. Şenocak’ın temel iddiası ise değişmiyor: 1980’lerden bu yana düz ovalarda fındık üretimi büyük ölçüde genişledi ve aynı fiyat ile aynı destek politikasının sürdürülmesi yeni dikimleri cazip tutuyor. Şenocak geçmişte düz ovalardan 30-40 bin ton civarında ürün çıkarken bugün miktarın yaklaşık 300 bin tonlara ulaştığını ileri sürüyor. Bu rakam Şenocak’ın açıklamasına dayanıyor. TMO FİYATI İLE ARAZİ DESTEĞİ BİRBİRİNDEN AYRILIYOR Şenocak’ın önerdiği sistemin en önemli tarafı, ürünün piyasa fiyatı ile üreticiye verilen sosyal/tarımsal desteğin birbirinden ayrılması. Bu modele göre fındık piyasasındaki ürünün temel fiyatı arz-talep, kalite ve piyasa koşullarına göre oluşurken; eğimli arazi nedeniyle yüksek maliyetle üretim yapan çiftçinin geliri ayrıca kamu desteğiyle güçlendirilecek. Bu yaklaşım UFK’nın önceki raporlarında da görülüyor. Konsey, fiyatın dünya piyasalarındaki rekabeti tamamen bozacak şekilde yükseltilmesi yerine gerektiğinde TMO’nun regülasyon alımı yapmasını ve üreticinin gelirinin Alan Bazlı Gelir Desteği ile tamamlanmasını savunuyor. TMO’DA 2026 ALIM KRİTERLERİ DE DEVREDE 2026 sezonunda TMO alımları yalnızca açıklanan 255 ve 250 liralık fiyatlardan ibaret değil. Resmi uygulamada fındığın belirli kalite kriterlerini taşıması gerekiyor. 2026 alımlarında iç fındık rutubetinin yüzde 6,5’i aşmaması, sağlam iç oranının en az yüzde 40 olması, buruşuk iç oranının yüzde 10’u, çürük ve bozuk iç oranının yüzde 7’yi, yabancı madde oranının ise yüzde 0,5’i geçmemesi şartı uygulanıyor. ÇKS’ye kayıtlı ürünler bu kriterler çerçevesinde alınıyor. Bu nedenle fındıkta üreticinin geliri tartışılırken yalnızca ilan edilen kilogram fiyatı değil; randıman, kalite, üretim maliyeti, arazi yapısı, ürünün pazara ulaştırılması ve kamu desteklerinin tamamının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. ŞENOCAK’TAN LİSANSLI DEPO VE FİLE DESTEĞİ VURGUSU Şenocak’ın son açıklamasındaki bir diğer başlık lisanslı depoculuk. Hasat döneminde yüz binlerce ton fındığın kısa sürede piyasaya çıkmasının fiyat üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Şenocak, lisanslı depoların arzın yoğunlaştığı dönemlerde ürünü bünyesine alarak piyasanın dengelenmesine katkı sağlayabileceğini söylüyor. Şenocak ayrıca fındık hasadında file kullanımının yaygınlaştırılması için yürütülen destek çalışmalarına dikkat çekti. UFK’nın girişimleriyle file desteğinin önce yüzde 50 seviyesinde başladığını, daha sonra yüzde 70’e kadar yükseltildiğini söyleyen Şenocak, Konsey olarak hedeflerinin desteğin yüzde 100’e çıkarılması olduğunu ifade etti. UFK FINDIK ALAN BİR KURUM DEĞİL Ulusal Fındık Konseyi’nin açıklamaları zaman zaman TMO veya FİSKOBİRLİK kararlarıyla karıştırılabiliyor. Ancak UFK’nın görev alanı farklı. Ulusal Fındık Konseyi, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 11. maddesine dayanılarak, 5 Nisan 2007 tarihli yönetmelikle kurulan tüzel kişiliğe sahip sektörel bir yapı. Konsey; üreticiler, ziraat odaları, kooperatifler, tüccarlar, sanayiciler, ticaret borsaları, araştırma ve eğitim kurumları ve ilgili kamu kuruluşlarının temsil edildiği ortak bir platform olarak oluşturuldu. Yönetmeliğe göre UFK’nın görevleri arasında sektör verilerini toplamak, piyasa ve uluslararası gelişmeleri izlemek, fındık konusunda ortak strateji oluşturmak, üretim-tüketim-ticaret politikaları geliştirmek, araştırmalar yapmak ve hazırlanan raporları Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu’na sunmak bulunuyor. Bu nedenle UFK fındık alım fiyatını tek başına belirleyen, üreticiden fındık satın alan veya piyasaya idari ceza uygulayan bir kurum değil. Temel görevi sektörün taraflarını bir araya getirmek, politika oluşturmak ve kamu yönetimine öneriler sunmak. CEM ŞENOCAK FINDIK TİCARETİNİN İÇİNDEN GELİYOR Cem Şenocak aynı zamanda uzun yıllardır fındık sanayi ve ihracat sektöründe faaliyet gösteren bir iş insanı. Şenocak ailesinin Ordu’daki fındık ticareti 1953 yılında başladı. Şirket kayıtlarına göre Cem Şenocak 1986 yılında aktif olarak aile şirketinin yönetimine katıldı. Aile şirketi zaman içinde kabuklu ve iç fındıktan kavrulmuş, beyazlatılmış, kıyılmış fındık, fındık unu ve püresine kadar entegre üretim yapan ve ihracat gerçekleştiren bir sanayi kuruluşuna dönüştü. Bu yönüyle Şenocak’ın UFK Başkanlığı, yalnızca üretici örgütü perspektifinden değil; fındık ticareti, sanayi ve ihracat zincirinin içerisinden gelen bir sektör temsilcisinin yaklaşımını da yansıtıyor. FINDIK POLİTİKASINDA TARTIŞMANIN YÖNÜ DEĞİŞİYOR Şenocak’ın 27 Ağustos açıklaması bütün olarak değerlendirildiğinde önerdiği model yalnızca “fındığa daha yüksek veya daha düşük fiyat verilsin” yaklaşımına dayanmıyor. Model; arazi eğimi, üretim maliyeti, makineleşme imkânı, alternatif ürün yetiştirme kapasitesi, miras yoluyla parçalanan bahçeler, göç, verimlilik, lisanslı depoculuk ve dünya rekabetini aynı sistem içerisinde değerlendirmeyi amaçlıyor. Tarım Bakanlığı verilerinin Türkiye’nin dünya üretimindeki payının yüzde 58’e gerilediğini göstermesi ve Türkiye’de dekara verimin dünya ortalamasının altında bulunması, fındıkta yalnızca fiyat tartışmasının yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle Giresun ve Ordu gibi fındığın büyük ölçüde sarp ve eğimli arazilerde üretildiği bölgeler açısından Şenocak’ın önerisinin temel sonucu açık: Aynı ürün yetiştirilse bile aynı şartlarda üretim yapılmıyor. Şenocak’ın yıllardır savunduğu modelin hayata geçirilmesi halinde, fındığın piyasa fiyatı bütün üretim bölgeleri için temel oluştururken; sarp ve eğimli arazide üretimini sürdüren çiftçiye maliyet farkını karşılayacak ayrı ve daha güçlü bir destek sistemi uygulanması gündeme gelecek. Böyle bir değişiklik aynı zamanda 1983’ten beri mevzuatta bulunan ancak uygulaması sürekli tartışılan “fındığın uygun alanlarda üretilmesi” politikasının da yeniden ele alınması anlamına gelecek.

Gıdada “tereyağlı” ve “zeytinyağlı” ifadelerine yeni düzenleme Haber

Gıdada “tereyağlı” ve “zeytinyağlı” ifadelerine yeni düzenleme

Tarım ve Orman Bakanlığı, birden fazla yağ çeşidi içeren ürünlerde yalnızca “tereyağlı” veya “zeytinyağlı” gibi ifadelerle tüketicinin yanıltılmasının önüne geçileceğini açıkladı. Bakanlık, düzenlemeyle tüketici sağlığının ve haklarının korunmasının hedeflendiğini bildirdi. ANKARA (İGFA) - Tarım ve Orman Bakanlığı, Türk Gıda Kodeksi kapsamında yapılan düzenlemelerle gıda etiketlerinde tüketiciyi yanıltabilecek uygulamaların önüne geçileceğini duyurdu. Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, içeriğinde birden fazla yağ çeşidi bulunan ürünlerde yalnızca belirli bir yağın öne çıkarılarak tüketicinin yanlış yönlendirilmesine izin verilmeyeceği belirtildi. TÜKETİCİYİ YANILTAN VURGULARA SINIRLAMA Yeni düzenlemeyle, ürünün içeriğinde farklı yağlar bulunmasına rağmen ambalaj üzerinde sadece “tereyağlı” veya “zeytinyağlı” gibi ifadeler kullanılarak ürünün niteliği konusunda tüketicide yanıltıcı bir algı oluşturulmasının engellenmesi amaçlanıyor. Bakanlık, düzenlemenin temel hedefinin gıda ürünlerinde tüketicinin daha doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesini sağlamak olduğunu vurguladı. Türk Gıda Kodeksi kapsamındaki etiketleme düzenlemelerinde daha önce de tüketiciyi yanıltabilecek ifadeler ve görseller konusunda çeşitli değişiklikler yapılmıştı. “TÜKETİCİMİZİN HAKLARINI KORUMAKTA KARARLIYIZ” Tarım ve Orman Bakanlığı paylaşımında, yapılan düzenlemelerle tüketicilerin ürünlerin gerçek içeriği hakkında daha doğru bilgiye ulaşmasının amaçlandığını belirterek, “Tüketicimizin sağlığını ve haklarını korumakta kararlıyız” mesajını verdi. Bakanlığın açıklaması, gıda ürünlerinde etiket bilgilerinin gerçeği yansıtması ve tüketicinin yanıltılmaması konusunda denetim ve mevzuat çalışmalarının sürdüğünün işareti olarak değerlendirildi.

İL MÜDÜRLÜĞÜ SOSYAL MEDYADAN YANIT VERDİ, KAMUOYU BELGELİ AÇIKLAMA BEKLİYOR Haber

İL MÜDÜRLÜĞÜ SOSYAL MEDYADAN YANIT VERDİ, KAMUOYU BELGELİ AÇIKLAMA BEKLİYOR

GİRESUNSPOR BAŞKANI ELTUĞRAL’DAN DİKKAT ÇEKEN İDDİALAR İL MÜDÜRLÜĞÜ SOSYAL MEDYADAN YANIT VERDİ, KAMUOYU BELGELİ AÇIKLAMA BEKLİYOR Giresunspor Başkanı Emin Eltuğral’ın basın toplantısında dile getirdiği açıklamalar, Giresun spor kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Çotanak Stadyumu’nun ticari alanları, konser organizasyonu, Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanımı, bakım-onarım süreçleri, doğrudan teminler ve uluslararası hareketlilik programlarına ilişkin iddialar sonrası Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü sosyal medya hesabından yazılı açıklama yaptı. Müdürlük, işlemlerin mevzuata uygun yürütüldüğünü savunurken, kamuoyunda iddiaların başlık başlık yanıtlanması beklentisi oluştu. Giresunspor Başkanı Emin Eltuğral’ın düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamalar, kentte yalnızca sportif bir tartışma olarak değil; kamu tesislerinin kullanımı, kulübün gelir kaynakları, kiralama süreçleri ve idari uygulamalar bakımından da dikkatle izlenen bir gündem oluşturdu. Eltuğral, konuşmasında Giresunspor’un son iki yıllık mali ve sportif tablosunu değerlendirirken, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün bazı uygulamalarına ilişkin çeşitli iddialar ortaya koydu. Başkanın açıklamalarında özellikle Çotanak Stadyumu’nun altındaki ticari alanlar, stat konseri, Sporcu Eğitim Merkezi, olimpik yüzme havuzu tadilatları, doğrudan teminler ve Azerbaycan programı başlıkları öne çıktı. “GİRESUNSPOR’U YAŞATMAK İÇİN BU YOLA GİRDİK” Başkan Emin Eltuğral, basın toplantısında öncelikle Giresunspor’un göreve geldikleri dönemde çok ağır bir mali tabloyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Eltuğral, kulübün FIFA dosyaları, transfer yasağı, haciz ve icra süreçleriyle mücadele ettiğini ifade ederek, Giresunspor’un mevcut sicil numarasıyla yaşamaya devam etmesini sağlamak amacıyla göreve talip olduklarını söyledi. Başkan, kulübün iki sezonda iki lig düşmesinden dolayı camiadan özür dilerken, bu sonucun yalnızca mevcut yönetimin tercihlerinden kaynaklanmadığını savundu. Eltuğral’ın bu bölümdeki sözleri şöyle yansıdı: “Tek gayemiz, Giresunspor’un kurulduğu sicil numarasıyla devam etmesiydi.” “STADYUM ALTINDAKİ DÜKKÂNLAR GELİR KAYNAĞI OLABİLİRDİ” Eltuğral’ın açıklamalarında en dikkat çeken başlıklardan biri, Çotanak Stadyumu’nun altındaki ticari alanlar oldu. Başkan, bu alanların Giresunspor’a gelir sağlamak amacıyla değerlendirilebileceğini, bunun için çeşitli kurum ve firmalarla görüşmeler yaptıklarını belirtti. Eltuğral, özellikle kargo firmalarının stadyum altındaki alanlara taşınmasıyla hem şehir içi işleyişe katkı sağlanabileceğini hem de Giresunspor’a düzenli gelir oluşturulabileceğini ileri sürdü. Başkan, dönemin Valisi ile bu konuda görüştüğünü, ancak sonraki süreçte Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından alanların doğrudan kullandırılması yerine ihale yoluna gidilmesi gerektiğinin ifade edildiğini söyledi. Eltuğral’ın iddiası şu noktada toplandı: “Stadın altındaki dükkânları değerlendirelim, Giresunspor’a kaynak oluşturalım dedik.” Bu iddia, Çotanak Stadyumu’nun ticari alanlarının hangi şartlarda, hangi süreyle ve hangi yöntemle değerlendirildiği sorusunu gündeme taşıdı. “İHALE BİR YILLIK VE PEŞİN ŞARTLA YAPILDI” İDDİASI Başkan Eltuğral, stadyum altındaki ticari alanların kiralama sürecinde Giresunspor’un mali durumuna uygun kolaylık sağlanmadığını ileri sürdü. Eltuğral, ihale sürecinin bir yıllık süreyle ve peşin ödeme şartıyla yapıldığını, bunun Giresunspor’un içinde bulunduğu ekonomik koşullar dikkate alındığında kulübü zorlayan bir uygulama olduğunu savundu. Başkanın bu konudaki iddiası şu şekilde öne çıktı: “Bir yıllık ihaleye çıkardılar, bir yılı peşin istediler.” Eltuğral ayrıca, başka örneklerde uzun süreli kiralama ve taksitlendirme uygulamalarının mümkün olduğunu savunarak, Giresunspor’a benzer bir kolaylığın sağlanmadığını iddia etti. Bu başlıkta kamuoyunun yanıt beklediği temel soru şudur: Stadyum altındaki ticari alanlar neden Giresunspor’a uzun vadeli ve sürdürülebilir gelir sağlayacak bir modelle kullandırılmadı? “BORCU YOKTUR YAZISI ALAMAZLAR” İDDİASI Eltuğral, stadyum altındaki alanların ihale sürecinde Giresunspor’un ihaleye giremeyeceği yönünde bir algı oluşturulduğunu da ileri sürdü. Başkan, bazı kişilerin, Giresunspor’un “borcu yoktur” yazısı alamayacağını söyleyerek başka isteklileri ihaleye yönlendirdiğini iddia etti. Buna karşılık Giresunspor Sportif A.Ş.’nin vergi borcunun ödendiğini ve “borcu yoktur” yazısının alınarak ihaleye girildiğini ifade etti. Bu başlıktaki iddia şu ifadeyle öne çıktı: “Giresunspor borcu yoktur yazısı veremeyecek, gelin ihaleye girin denildi.” Bu iddia, ihale sürecinin tüm aşamalarının kamuoyu önünde açıklanması gerekliliğini gündeme getirdi. “11 MİLYON TL + KDV GELİR SAĞLANACAKTI” Basın toplantısında öne çıkan en önemli başlıklardan biri de Çotanak Stadyumu’nda yapılması planlanan konser organizasyonu oldu. Başkan Eltuğral, İstanbul merkezli bir organizasyon firmasıyla görüşüldüğünü, stat konseri için prensipte anlaşmaya varıldığını ve bu organizasyondan Giresunspor’a 11 milyon TL + KDV gelir sağlanmasının öngörüldüğünü açıkladı. Eltuğral, organizasyonun yüksek katılımla gerçekleşmesi halinde kulübe ek gelir sağlanabileceğini de ifade etti. Başkanın bu konudaki sözleri şöyle oldu: “11 milyon lira artı KDV’ye anlaştık.” Eltuğral, bu gelirin kulübün FIFA dosyaları ve transfer yasağı sürecinde önemli bir kaynak olabileceğini savundu. “KONSER İÇİN YAZI GÖNDERİLDİ” İDDİASI Eltuğral’ın iddiasına göre, konser organizasyonu için sözleşme yapıldıktan, duyuru ve bilet satış süreci başladıktan sonra Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından Giresunspor’a yazı gönderildi. Başkan, söz konusu yazıda stadyumun üçüncü kişilere kullandırılamayacağı ve konser düzenlenemeyeceği yönünde ifadeler yer aldığını ileri sürdü. Bu iddia şu şekilde haberleştirilebilir: “Stadyumun üçüncü şahıslara kullandırılamayacağı yönünde yazı gönderildi.” Başkan ayrıca, organizasyon firmasına da stadyumda konser yapılamayacağı yönünde yazı gönderildiğini iddia etti. Bu başlıkta kamuoyunun yanıt beklediği sorular şunlardır: Konser organizasyonuna hangi gerekçeyle izin verilmedi? Bu karar hangi mevzuat hükmüne dayandırıldı? Organizasyon firmasına yazı gönderildi mi? Gönderildiyse içeriği nedir? “HANDBOL TAKIMI SPORCU EĞİTİM MERKEZİ’NDEN ÇIKARILMAK İSTENDİ” Başkan Eltuğral, Giresunspor’un handbol takımının Süper Lig’e yükselmesinin ardından konaklama ihtiyacı doğduğunu, bu kapsamda stadyum içerisindeki Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanıldığını anlattı. Eltuğral’ın iddiasına göre, daha sonra takımın bu merkezden çıkarılmak istendiği ve bu girişimin güvenlik görevlileri aracılığıyla yapılmaya çalışıldığı öne sürüldü. Başkanın bu konudaki iddiası şu cümleyle öne çıktı: “Güvenlik görevlisiyle Giresunspor’un Süper Lig’de olan handbol takımını sokağa atmaya kalktılar.” Bu ifade, iddia düzeyinde aktarılmalı; ilgili kurumun bu konuda ayrıca açıklama yapması gerektiği belirtilmelidir. “AZERBAYCAN PROGRAMI İÇİN 650 BİN TL + KDV FATURA” İDDİASI Eltuğral, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün Azerbaycan’a yönelik bir dostluk programına ilişkin de iddialarda bulundu. Başkan, programa öğrencilerle birlikte il müdürü ve muhasebe müdürünün katıldığını, bu tür programlarda ilgili şube müdürlerinin bulunmasının daha uygun olacağını savundu. Ayrıca bu programla ilgili 650 bin TL + KDV tutarında fatura kesildiğini ileri sürdü. Bu başlıktaki iddia şöyle öne çıktı: “650 bin artı KDV bir faturanın kesildiği ifade edildi.” Bu iddia, kamu harcamasının niteliği, programın kapsamı, katılımcı listesi ve ödeme kalemleri bakımından açıklama ihtiyacını gündeme getirdi. Burada haber dili açısından kesin hüküm kurulmamalı; iddia şu şekilde sunulmalıdır: Başkan Eltuğral, Azerbaycan programının katılımcı yapısı ve harcama tutarının kamuoyuna açıklanması gerektiğini savundu. “OLİMPİK YÜZME HAVUZU TADİLATLARI AÇIKLANSIN” Eltuğral, Giresun’daki olimpik yüzme havuzunda geçmişte yaşandığı belirtilen zehirlenme olayına da değinerek, sonrasında yapılan bakım-onarım ve tadilat süreçlerinin kamuoyu önünde açıklanması gerektiğini savundu. Başkan, havuzla ilgili önce yüksek tutarlı bir tadilat süreci gündeme geldiğini, ardından farklı tutarlarda yeni iş ve işlemler yapıldığını ileri sürdü. Bu başlıkta iddia şu şekilde aktarılmalıdır: “Havuz tadilatları ve bakım-onarım süreçleri kamuoyuna açıklanmalı.” Bu bölümde doğrudan “usulsüzlük” ya da “kamu zararı” hükmü kurmak yerine, iddianın araştırılması gereken bir kamu harcaması başlığı olduğu vurgulanmalıdır. “DOĞRUDAN TEMİN VE İHALE SÜREÇLERİ İNCELENSİN” Başkan Eltuğral, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün bazı doğrudan temin ve ihale süreçlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Bazı firmaların sık sık iş aldığı yönünde iddialar ortaya koyan Eltuğral, bu süreçlerin EKAP ve ilgili ihale kayıtları üzerinden incelenebileceğini savundu. Bu başlıktaki dikkatli haber dili şöyle olmalıdır: “Bazı doğrudan temin ve ihale süreçlerinin kayıtlar üzerinden incelenebileceği belirtildi.” Bu ifade, kimse hakkında kesin suçlama içermeden, kamu denetimi ve açıklık ihtiyacını ortaya koyar. “GİRESUNSPOR’UN GELİR KAYNAKLARI KULLANILAMADI” Başkan Eltuğral’ın açıklamalarında öne çıkan ana tema, Giresunspor’un ekonomik olarak yalnız bırakıldığı ve gelir oluşturabilecek imkânların kullanılamadığı iddiası oldu. Eltuğral, stadyum altındaki ticari alanlardan ve konser organizasyonundan elde edilebilecek gelirlerin, kulübün kritik mali dosyaları için kullanılabileceğini savundu. Başkan, bu kaynakların devreye alınamamasının Giresunspor’un sportif geleceğini doğrudan etkilediğini ileri sürdü. Bu nedenle haberin ana sorusu şu şekilde öne çıkıyor: GİRESUNSPOR’UN GELİR KAYNAKLARI NEDEN KULLANILAMADI?İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN AÇIKLAMA Başkan Emin Eltuğral’ın açıklamalarının ardından Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, sosyal medya hesabından “Kamuoyuna Duyuru” başlıklı yazılı bir açıklama yayımladı. Müdürlük açıklamasında, iddiaların önemli bir kısmının eksik veya hatalı bilgiye dayandığı savunuldu. Açıklama, Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün Facebook hesabı kaynak gösterilerek kamuoyuna şu şekilde yansıdı: “Son günlerde Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüzü hedef alan bazı iddia ve değerlendirmeler üzerine kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. İlimizdeki tüm tesislerin işletilmesi, kiralama süreçleri, bakım-onarım çalışmaları ve diğer idari işlemler ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, şeffaflık ve kamu yararı esas alınarak yürütülmektedir. Kamuoyunda gündeme getirilen; Çotanak Stadyumu’nun kiralama süreçleri, Stadyum içerisindeki ticari alanlara ilişkin işlemler, Konser organizasyonları, Bakım-onarım ihaleleri, Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanımı, Uluslararası hareketlilik programları ile ilgili tüm uygulamalar yürürlükteki mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmiş olup, iddiaların önemli bir kısmı eksik veya hatalı bilgiye dayanmaktadır. Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması anlayışıyla çalışmalarımızı aynı hassasiyetle sürdüreceğimizi kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.” AÇIKLAMA İDDİALARA BAŞLIK BAŞLIK YANIT VERDİ Mİ? Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün açıklaması, kurumun işlemlerin mevzuata uygun yürütüldüğü yönündeki savunmasını ortaya koydu. Ancak açıklamada, Başkan Eltuğral’ın basın toplantısında dile getirdiği iddiaların her biri ayrı ayrı ele alınmadı. Hangi iddianın eksik bilgiye, hangisinin hatalı değerlendirmeye dayandığına ilişkin ayrıntılı belge veya başlık bazlı yanıt paylaşılmadı. Bu nedenle kamuoyunda şu soru öne çıktı: Bu kadar kapsamlı iddialar, sadece sosyal medya hesabından yapılan genel bir açıklamayla karşılanabilir mi? SOSYAL MEDYA AÇIKLAMASI YAPILABİLİR; AMA TARTIŞMA BURADA BİTMEZ Kamu kurumlarının sosyal medya hesapları üzerinden açıklama yapması tek başına hukuka aykırı bir durum olarak değerlendirilemez. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da kamu kurumlarının sosyal medyayı bilinçli, etkili ve sorumlu şekilde kullanmaları için kurumsal sosyal medya rehberi hazırladığını duyurmuştur. (İletişim Başkanlığı) Ancak bu dosyada tartışılan konu sıradan bir etkinlik duyurusu veya rutin bilgilendirme değildir. İddialar; stadyum kiralama süreçleri, kamuya ait ticari alanlar, konser organizasyonu, bakım-onarım ihaleleri, Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanımı ve uluslararası hareketlilik programları gibi kamu kaynağı ve kamu tesisi boyutu bulunan başlıkları kapsamaktadır. Bu nedenle açıklamanın yalnızca “tüm işlemler mevzuata uygundur” çerçevesinde kalması, kamuoyundaki soru işaretlerini tamamen gidermemiştir. MÜLKİ İDARE BOYUTU TARTIŞILIYOR İddiaların kapsamı nedeniyle konu yalnızca Giresunspor ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü arasında yaşanan bir görüş ayrılığı olarak değerlendirilmiyor. 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’na göre vali, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır; valiler ilin genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Aynı düzenlemede bakanlıklar ve tüzel kişiliğe sahip genel müdürlüklerin il genel idare teşkilatına ait işleri doğrudan valiliklere yazacağı hükme bağlanmıştır. (Mevzuat) Bu çerçevede kamuoyunda, iddiaların yalnızca ilgili kurumun sosyal medya açıklamasıyla bırakılmaması; idari süreçlerin, yazışmaların, ihale ve kiralama belgelerinin yetkili makamlarca değerlendirilmesi gerektiği yönünde beklenti oluşmuştur. KAMUOYUNUN YANIT BEKLEDİĞİ SORULAR Gelinen noktada Giresun kamuoyu ve Giresunspor camiası şu başlıklarda daha açık yanıt bekliyor: Çotanak Stadyumu altındaki ticari alanlar hangi şartlarla ihaleye çıkarıldı? Giresunspor’un bu alanlardan gelir elde etmesine yönelik talepleri nasıl değerlendirildi? Kira bedeli için taksit veya uzun vadeli ödeme imkânı neden sağlanmadı? Stadyum konseri hangi gerekçeyle uygun görülmedi? Organizasyon firmasına yazı gönderildi mi? Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanım kriterleri nelerdir? Giresunspor Handbol Takımı’nın merkezden çıkarılmak istendiği iddiası doğru mudur? Azerbaycan programının toplam maliyeti ve katılımcı listesi nedir? Olimpik yüzme havuzu tadilatlarının toplam maliyeti ne kadardır? Doğrudan temin ve ihale süreçleri hangi yöntemlerle yürütülmüştür? SONUÇ: İDDİALAR CİDDİ, YANIT GENEL Başkan Emin Eltuğral’ın basın toplantısında dile getirdiği iddialar, kentte ciddi bir kamuoyu tartışması başlattı. Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla işlemlerin mevzuata uygun yürütüldüğünü savundu. Ancak açıklamanın genel nitelikte kalması, iddiaların tamamen açıklığa kavuştuğu anlamına gelmedi. Bu dosyada en sağlıklı yol; iddiaların kişisel polemik seviyesinde değil, resmi kayıtlar, yazışmalar, ihale belgeleri ve kamu yararı çerçevesinde başlık başlık değerlendirilmesidir. Çünkü konu yalnızca bir spor kulübünün ekonomik krizi değil; kamu tesislerinin nasıl kullanıldığı, kamu kaynaklarının nasıl değerlendirildiği ve Giresunspor’un gelir kaynaklarının neden devreye alınamadığı sorusudur.

GİRESUNSPOR BAŞKANI ELTUĞRAL’DAN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NE Haber

GİRESUNSPOR BAŞKANI ELTUĞRAL’DAN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NE

GİRESUNSPOR BAŞKANI ELTUĞRAL’DAN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NE YÖNELİK DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR Giresunspor Başkanı Emin Eltuğral, düzenlediği basın toplantısında kulübün son iki yıllık mali ve sportif sürecini değerlendirirken, Çotanak Stadyumu’nun kullanımı, stadyum altındaki ticari alanlar, konser organizasyonu, Sporcu Eğitim Merkezi ve bazı ihale süreçlerine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, tüm işlemlerin mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü duyurdu. Giresunspor Başkanı Emin Eltuğral’ın basın toplantısında yaptığı açıklamalar, kent kamuoyunda yeni bir tartışmanın kapısını araladı. Kulübün içinde bulunduğu ekonomik tabloyu, transfer yasağı sürecini ve sportif başarısızlığın nedenlerini anlatan Eltuğral, konuşmasının önemli bir bölümünde Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün bazı uygulamalarına yönelik eleştirilerde bulundu. Başkan Eltuğral, Giresunspor’un gelir oluşturma çabalarında çeşitli idari sorunlarla karşılaştığını ileri sürerken; özellikle Çotanak Stadyumu’nun altındaki ticari alanlar, stat konseri organizasyonu, Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanımı ve bazı bakım-onarım ile ihale süreçleri konusunda kamuoyunun aydınlatılması gerektiğini savundu. Konuşma metninde yer alan ifadeler ve kamuoyuna yansıyan açıklamalar dikkate alındığında, tartışmanın yalnızca bir spor kulübü ile bir il müdürlüğü arasındaki görüş ayrılığından ibaret olmadığı; kamu tesislerinin kullanımı, kamu kaynaklarının değerlendirilmesi, kiralama süreçleri ve idari denetim boyutu taşıdığı görülüyor. ELTUĞRAL: “GİRESUNSPOR’U YAŞATMA MÜCADELESİ VERİYORUZ” Basın toplantısında öncelikle Giresunspor’un mali tablosuna değinen Başkan Emin Eltuğral, göreve geldikleri dönemde kulübün çok sayıda FIFA dosyası, transfer yasağı, icra ve haciz süreçleriyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Eltuğral, kulübün mevcut sicil numarasıyla yaşamasını sağlamak için göreve talip olduklarını belirterek, Giresunspor’un geçmişte bazı kulüplerin yaşadığı yok oluş sürecine sürüklenmemesi için mücadele ettiklerini ifade etti. Başkan, konuşmasında kulübün son iki yılda iki lig düşmesinden dolayı camiadan özür dilediğini de belirtti. Ancak bu sonucu doğuran nedenlerin yalnızca mevcut yönetimin performansıyla açıklanamayacağını savundu. STADYUM ALTINDAKİ DÜKKÂNLAR TARTIŞMASI Eltuğral’ın açıklamalarında en çok dikkat çeken başlıklardan biri Çotanak Stadyumu’nun altındaki ticari alanlar oldu. Başkan Eltuğral, stadyum altındaki dükkânların Giresunspor’a gelir sağlamak amacıyla değerlendirilebileceğini, bu kapsamda çeşitli kurum ve firmalarla görüşmeler yaptıklarını anlattı. Bu alanların özellikle kargo firmaları tarafından kullanılmasının hem şehir trafiği hem de Giresunspor’un mali yapısı açısından katkı sağlayabileceğini dile getirdi. Eltuğral’ın iddiasına göre, bu konuda dönemin valisiyle de görüşüldü ve söz konusu alanların kulüp lehine değerlendirilmesine olumlu yaklaşıldı. Ancak daha sonra Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü sürecinde, alanların doğrudan kullandırılması yerine ihaleye çıkarılması gerektiği ifade edildi. Başkan, yapılan ihalenin bir yıllık süreyle ve peşin ödeme şartıyla düzenlendiğini, bunun Giresunspor’un mevcut mali şartları bakımından uygulanabilir olmadığını savundu. Bu bölümde Eltuğral’ın temel iddiası; stadyum altındaki ticari alanların Giresunspor’a düzenli gelir sağlayacak biçimde kullanılamadığı ve kiralama sürecinin kulüp lehine kolaylaştırılmadığı yönünde oldu. “KİRA SÜRECİNDE KOLAYLIK SAĞLANMADI” İDDİASI Başkan Eltuğral, Giresunspor’un mali durumunu gerekçe göstererek kira bedelinin taksitlendirilmesini talep ettiklerini, ancak bu talebin kabul görmediğini ileri sürdü. Konuşmasında, başka örneklerde uzun süreli kiralama ve taksit uygulamalarının yapılabildiğini savunan Eltuğral, Giresunspor söz konusu olduğunda benzer kolaylıkların sağlanmadığını iddia etti. Başkan, kiralama ve ödeme süreçlerinde Giresunspor’a yeterli kolaylığın sağlanmadığını ileri sürdü. Bu noktada ilgili idarenin yanıtı ve resmi belgeler kamuoyu açısından belirleyici olacaktır. KONSER ORGANİZASYONU: 11 MİLYON TL + KDV GELİR İDDİASI Basın toplantısında öne çıkan bir diğer başlık ise Çotanak Stadyumu’nda yapılması planlanan konser organizasyonu oldu. Eltuğral, İstanbul merkezli bir organizasyon firmasıyla görüşüldüğünü ve stat konseri için prensipte anlaşma sağlandığını söyledi. Başkan, bu organizasyondan Giresunspor’a 11 milyon TL + KDV gelir sağlanmasının öngörüldüğünü, konserin yüksek dolulukla gerçekleşmesi halinde ek gelir ihtimalinin de bulunduğunu ifade etti. Başkanın anlatımına göre, konu siyasi yetkililer ve Valilik makamıyla da görüşüldü. Eltuğral, gerekli görüşmelerden sonra sözleşme yapıldığını, firmanın kendi mecralarından duyurulara ve bilet satışına başladığını aktardı. Ancak daha sonra Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından Giresunspor’a, stadyumun üçüncü şahıslara kullandırılamayacağı ve konser organizasyonu yapılamayacağı yönünde yazı gönderildiğini iddia etti. Bu başlıkta Eltuğral’ın temel iddiası; Giresunspor’a önemli miktarda gelir sağlayabilecek konser organizasyonunun idari yazışmalar nedeniyle gerçekleşemediği yönünde oldu. ORGANİZASYON FİRMASINA YAZI GÖNDERİLDİĞİ İDDİASI Eltuğral, konuşmasında yalnızca Giresunspor’a değil, organizasyon tarafına da stadyumda konser yapılamayacağı yönünde yazı gönderildiğini ileri sürdü. Başkan, bu yazıların resmi nitelikte olduğunu ve istenmesi halinde belgelerin paylaşılabileceğini ifade etti. Bu iddia doğruysa, konu yalnızca bir organizasyonun iptali değil; Giresunspor’un gelir elde etme imkânının hangi idari gerekçeyle sınırlandırıldığı sorusunu da gündeme getirmektedir. SPORCU EĞİTİM MERKEZİ VE HANDBOL TAKIMI İDDİASI Başkan Eltuğral, Giresunspor’un handbol takımının Süper Lig’e yükselmesi sonrasında konaklama ihtiyacı doğduğunu, bu kapsamda stadyum içerisindeki Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanıldığını anlattı. Eltuğral’ın iddiasına göre, dönemin valisi takımın bu merkezde kalmasına olumlu yaklaştı. Ancak valinin tayininin ardından takımın buradan çıkarılmak istendiği, hatta güvenlik görevlileri aracılığıyla çıkarılma girişiminde bulunulduğu ileri sürüldü. Başkan, daha sonra konunun milletvekili düzeyinde yapılan görüşmeyle geçici olarak çözüldüğünü söyledi. Bu açıklama Giresunspor’un yalnızca futbol değil, diğer branşlardaki faaliyetlerinin de idari süreçlerden etkilendiği yönündeki iddiaları güçlendiren bir unsur olarak dikkat çekti. AZERBAYCAN PROGRAMIYLA İLGİLİ HARCAMA İDDİASI Eltuğral, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün Azerbaycan’a yönelik bir dostluk programına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Başkan, programa öğrencilerle birlikte il müdürü ve muhasebe müdürünün katıldığını, bu tür programlarda ilgili şube müdürlerinin yer almasının daha uygun olacağını savundu. Ayrıca bu programla ilgili 650 bin TL + KDV tutarında fatura kesildiğini ileri sürdü. Bu iddia, kamu harcamalarının niteliği ve gerekliliği açısından açıklığa kavuşturulması gereken bir başlık olarak öne çıktı. Başkan Eltuğral, Azerbaycan programının katılımcı yapısı ve harcama tutarı konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini savundu. OLİMPİK YÜZME HAVUZU VE TADİLAT SÜREÇLERİ GÜNDEME GELDİ Eltuğral, kentteki olimpik yüzme havuzunda geçmişte yaşanan zehirlenme olayına da değindi. Konuşmasında, çok sayıda çocuğun etkilendiğini ileri süren Başkan, daha sonra havuzla ilgili yürütülen tadilat ve ihale süreçlerinin de sorgulanması gerektiğini söyledi. Başkanın iddiasına göre, havuzla ilgili önce yüksek tutarlı bir tadilat süreci gündeme geldi, ardından farklı tutarlarda ek işler ve yeni süreçler ortaya çıktı Eltuğral, olimpik yüzme havuzunda yaşanan olay sonrası yapılan bakım-onarım ve tadilat süreçlerinin kamuoyu önünde ayrıntılı biçimde açıklanması gerektiğini ifade etti. DOĞRUDAN TEMİN VE İHALE SÜREÇLERİNE İLİŞKİN ELEŞTİRİ Başkan Eltuğral, konuşmasının bazı bölümlerinde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün bazı doğrudan temin ve ihale süreçlerini de eleştirdi. Bazı firmaların sık sık iş aldığını ileri süren Eltuğral, bu süreçlerin EKAP ve ihale kayıtları üzerinden incelenebileceğini savundu. Eltuğral, bazı doğrudan temin ve ihale süreçlerinde kamuoyunun aydınlatılması gerektiğini belirterek, bu işlemlerin ilgili kayıtlar üzerinden incelenebileceğini ifade etti. GİRESUNSPOR’UN GELİR KAYNAKLARI KESİLDİ Mİ? Eltuğral’ın açıklamalarının merkezinde, Giresunspor’un ekonomik olarak yalnız bırakıldığı ve gelir oluşturabilecek imkânların değerlendirilemediği iddiası yer aldı. Başkan, özellikle stadyum altındaki dükkânlardan ve konser organizasyonundan elde edilebilecek gelirlerin Giresunspor’un transfer yasağı ve FIFA dosyalarıyla ilgili kritik süreçte kullanılabileceğini savundu. Eltuğral’a göre, söz konusu kaynaklar hayata geçirilebilseydi kulübün bazı dosyaları kapatma ve sportif süreçte daha güçlü kalma ihtimali doğacaktı. Başkan bu durumu, “Giresunspor’un önünün açılması gerekirken, gelir kaynaklarının kullanılamadığı” şeklinde değerlendirdi. GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN SOSYAL MEDYA AÇIKLAMASI Başkan Eltuğral’ın açıklamalarının ardından Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, sosyal medya hesabı üzerinden “Kamuoyuna Duyuru” başlıklı yazılı bir açıklama yayımladı. Müdürlük açıklamasında, ildeki tüm tesislerin işletilmesi, kiralama süreçleri, bakım-onarım çalışmaları ve diğer idari işlemlerin ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, şeffaflık ve kamu yararı esas alınarak yürütüldüğü belirtildi. Açıklamada; Çotanak Stadyumu’nun kiralama süreçleri, stadyum içerisindeki ticari alanlar, konser organizasyonları, bakım-onarım ihaleleri, Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanımı ve uluslararası hareketlilik programlarıyla ilgili tüm uygulamaların mevzuata uygun gerçekleştirildiği savunuldu. İl Müdürlüğü, iddiaların önemli bir kısmının eksik veya hatalı bilgiye dayandığını belirterek, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması anlayışıyla çalışmaların sürdürüleceğini duyurdu.

GİRESUN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN İDDİALARA SOSYAL MEDYADAN YANIT Haber

GİRESUN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN İDDİALARA SOSYAL MEDYADAN YANIT

GİRESUN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN İDDİALARA SOSYAL MEDYADAN YANIT Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, son günlerde kurum ve müdürlük yönetimi hakkında kamuoyuna yansıyan iddia ve değerlendirmelere ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama yayımladı. Müdürlük, Facebook hesabından yaptığı “Kamuoyuna Duyuru” başlıklı açıklamada, Giresun’daki tesislerin işletilmesi, kiralama süreçleri, bakım-onarım çalışmaları ve diğer idari işlemlerin ilgili mevzuat çerçevesinde yürütüldüğünü savundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Son günlerde Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüzü hedef alan bazı iddia ve değerlendirmeler üzerine kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. İlimizdeki tüm tesislerin işletilmesi, kiralama süreçleri, bakım-onarım çalışmaları ve diğer idari işlemler ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, şeffaflık ve kamu yararı esas alınarak yürütülmektedir. Kamuoyunda gündeme getirilen; Çotanak Stadyumu’nun kiralama süreçleri, Stadyum içerisindeki ticari alanlara ilişkin işlemler, Konser organizasyonları, Bakım-onarım ihaleleri, Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanımı, Uluslararası hareketlilik programları ile ilgili tüm uygulamalar yürürlükteki mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmiş olup, iddiaların önemli bir kısmı eksik veya hatalı bilgiye dayanmaktadır. Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması anlayışıyla çalışmalarımızı aynı hassasiyetle sürdüreceğimizi kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.” Müdürlüğün açıklaması, iddiaların reddi niteliği taşırken; kamuoyunda tartışılan başlıkların kapsamı, açıklamanın hangi kurumsal düzeyde yapılması gerektiği sorusunu da beraberinde getirdi. BÖYLE AÇIKLAMA İLE OLUR MU? Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün kendi görev alanına ilişkin bir konuda kamuoyunu bilgilendirme yapması elbette mümkündür. Kamu kurumları, faaliyetleriyle ilgili duyuruları resmi internet siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden paylaşabilmektedir. Nitekim Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da kamu kurumlarının sosyal medya kullanımına ilişkin rehber hazırlayarak, kurumların dijital mecralarda bilinçli, etkili ve sorumlu iletişim yürütmesini hedeflediğini açıklamıştır. (İletişim Başkanlığı) Ancak burada tartışılan konu sıradan bir etkinlik duyurusu ya da rutin bilgilendirme değildir. Açıklamada bizzat müdürlüğün de sıraladığı üzere konu; Çotanak Stadyumu’nun kiralama süreçleri, stadyum içerisindeki ticari alanlar, konser organizasyonları, bakım-onarım ihaleleri, Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanımı ve uluslararası hareketlilik programları gibi kamu kaynağı, kamu tesisi ve idari denetim boyutu bulunan başlıklardır. Bu nedenle mesele yalnızca “İl Müdürlüğü açıklama yapabilir mi?” sorusuyla sınırlı değildir. Asıl soru şudur: Bu kadar ciddi iddia, sadece kurumun sosyal medya hesabından yapılan genel ifadeli bir açıklamayla geçiştirilebilir mi? VALİLİK SÜRECİ SAHİPLENMELİ Mİ? Devlet geleneği açısından bakıldığında, iddiaların kapsamı dikkate alındığında Giresun Valiliği’nin konuya açıklık getirmesi daha doğru ve daha güçlü bir kurumsal yaklaşım olurdu. Çünkü 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’na göre vali, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır. Kanunda valilerin ilin genel idaresinden sorumlu olduğu, bakanlıklar ve tüzel kişiliğe sahip genel müdürlüklerin il genel idare teşkilatına ait işleri doğrudan valiliklere yazacağı düzenlenmiştir. (Mevzuat) Bu çerçevede Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün görev alanındaki iddialar, kamuoyunda bu kadar geniş başlıklarla tartışılıyorsa; Valilik makamının süreci koordine etmesi, gerekirse inceleme başlatıldığını duyurması ve kamuoyuna daha ayrıntılı, belgeli bir açıklama yapılmasını sağlaması beklenirdi. İDDİALAR BELGEYLE YANITLANMALI Müdürlüğün açıklamasında “iddiaların önemli bir kısmı eksik veya hatalı bilgiye dayanmaktadır” deniliyor. Ancak kamuoyunun ikna edilmesi için bu cümlenin tek başına yeterli olması beklenemez. Kamuoyu doğal olarak şu soruların yanıtını bekler: Çotanak Stadyumu’nun kiralama süreçleri hangi tarihlerde, hangi usulle yürütüldü? Stadyum içindeki ticari alanlar kimlere, hangi şartlarda ve hangi süreyle tahsis edildi? Konser organizasyonlarında kamu zararı oluştu mu, gelir-gider dengesi nedir? Bakım-onarım ihaleleri hangi yöntemle yapıldı, hangi firmalar iş aldı? Sporcu Eğitim Merkezi kimler tarafından, hangi kriterlerle kullanıldı? Uluslararası hareketlilik programlarından kimler, hangi ölçütlere göre yararlandı? Bu sorulara yanıt verilmeden yapılan genel bir “mevzuata uygundur” açıklaması, tartışmaları bitirmekten çok yeni sorular doğurabilir. DEVLET KURUMU SOSYAL MEDYADA SAVUNMA MAKAMI GİBİ GÖRÜNMEMELİ Kamu kurumlarının sosyal medya kullanması çağın gereğidir. Ancak kamu kurumlarının sosyal medya hesapları, kişisel savunma alanı gibi kullanılmamalıdır. Özellikle bir il müdürü veya kurum yönetimi hakkında iddialar gündeme geldiğinde, açıklamanın dili ve yöntemi daha dikkatli belirlenmelidir. Devlet geleneğinde beklenen tavır; iddialara sosyal medya üzerinden genel ifadelerle karşılık vermek değil, iddiaları somut başlıklar halinde ele almak, gerekiyorsa idari inceleme başlatmak ve kamuoyuna belgeli bilgi sunmaktır. Bu nedenle Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün açıklaması hukuken bir bilgilendirme olarak değerlendirilebilse de, iddiaların ağırlığı karşısında kurumsal olarak yetersiz kalmıştır. GÖZLER GİRESUN VALİLİĞİ’NDE Gelinen noktada kamuoyunun beklentisi, iddiaların sosyal medya açıklamasıyla kapatılması değil; Giresun Valiliği’nin konuya açıklık getirmesidir. Eğer iddialar asılsızsa, bunun belgeleriyle ortaya konulması gerekir. Eğer eksik, hatalı ya da tartışmalı işlemler varsa, bunun da idari denetim mekanizmaları içinde incelenmesi kamu yararının gereğidir. Çünkü söz konusu olan yalnızca bir kurumun itibarı değil; kamu kaynaklarının kullanımı, kamu tesislerinin işletilmesi ve vatandaşın devlete duyduğu güvendir. Bu metin, kaynak açıklamayı doğrudan verirken ikinci bölümde eleştirel ama hukuken daha güvenli bir çizgide ilerliyor.

GİRESUN’DA DENİZ SUYU ANALİZLERİ AÇIKLANDI: 23 NOKTANIN TAMAMI “İYİ” Haber

GİRESUN’DA DENİZ SUYU ANALİZLERİ AÇIKLANDI: 23 NOKTANIN TAMAMI “İYİ”

GİRESUN’DA DENİZ SUYU ANALİZLERİ AÇIKLANDI: 23 NOKTANIN TAMAMI “İYİ” Giresun’da 2026 yaz sezonu kapsamında 15 Haziran’da alınan deniz suyu numunelerinin analiz sonuçları açıklandı. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından belirlenen 23 noktadan alınan yüzme suyu numunelerinin tamamı “iyi” olarak değerlendirildi. Analizler, halk sağlığını korumaya dönük ulusal mevzuat ve uluslararası yüzme suyu izleme yaklaşımında esas alınan mikrobiyolojik göstergeler üzerinden yapıldı. GİRESUN KIYILARINDA 23 NOKTA İNCELENDİ Giresun’da halkın yoğun olarak denize girdiği alanlar ile kirlilik açısından izlenmesi gereken kıyı noktalarından 15 Haziran 2026’da numune alındı. İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından alınan 23 yüzme suyu numunesi Giresun Halk Sağlığı Laboratuvarı’nda analiz edildi. Açıklanan tabloda Merkez, Bulancak, Eynesil, Görele, Keşap, Piraziz ve Tirebolu’daki izleme noktalarının tamamında sonuç “iyi” olarak yer aldı. Bu tablo, 22 Haziran 2026 tarihli duyuruda “2026 yılı yaz sezonu yüzme suyu analiz sonuçları” başlığıyla paylaşıldı. TABLODAKİ 23 NOKTANIN DEŞİFRESİ Sıra İlçe Numune noktası İzleme türü Sınıflandırmaya dahil mi? Sonuç 1 Merkez Köyhizmetleri Önü Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 2 Merkez Belediye Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 3 Merkez Jandarma Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 4 Merkez Polisevi Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 5 Merkez Çerkez Önü Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 6 Bulancak Burunucu Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 7 Bulancak Belediye Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 8 Bulancak Burunucu Küçüklü Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 9 Bulancak Karaibrahimoğlu Ofran Kirlilik izleme Hayır İyi 10 Eynesil Boztepealtı Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 11 Görele Eski Şantiye Yanı Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 12 Keşap Deliklitaş Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 13 Keşap Asarkaya Aile Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 14 Keşap Uluburun Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 15 Keşap T1 Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 16 Keşap Düzköyaltı Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 17 Piraziz Villalar Önü Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 18 Tirebolu Eğrice Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 19 Tirebolu Kaynarca Aile Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 20 Tirebolu Belediye Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 21 Tirebolu Uzunkum Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 22 Tirebolu Bada Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 23 Tirebolu Yılgın Aile Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi Tabloda 16 nokta “yüzme suyu izleme” kapsamında, 7 nokta ise “kirlilik izleme” kapsamında yer aldı. “Sınıflandırmaya dahil” sütununda “Evet” yazan alanlar sezonluk yüzme suyu sınıflandırmasında esas alınan noktaları gösteriyor. “Hayır” yazan kirlilik izleme noktaları ise suyun kötü olduğu anlamına gelmiyor; olası kirlilik baskısını takip etmek için ayrıca izlenen kontrol noktalarını ifade ediyor. Bu noktalarda da sonuç “iyi” olarak açıklandı. ULUSLARARASI YAKLAŞIM: E. COLİ VE İNTESTİNAL ENTEROKOK TAKİBİ Yüzme suyu analizlerinde temel amaç, denize girenlerin mikrobiyolojik kirlilikten kaynaklanabilecek sağlık risklerine maruz kalmasını önlemek. Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi rehberleri, kıyı ve tatlı sularda halk sağlığının korunması için risk temelli izleme ve yönetim yaklaşımını esas alıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) Avrupa Birliği’nin yüzme suyu mevzuatı da yüzme suyu kalitesini dışkı kaynaklı bakterilerin düzeylerine göre “mükemmel”, “iyi”, “yeterli” ve “zayıf” sınıflarına ayırıyor. Bu sistemde temel göstergeler Escherichia coli ve İntestinal Enterokok olarak kullanılıyor. (Environment) Türkiye’de yürürlükteki Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik de yüzme suyunun izlenmesi, sınıflandırılması, kirlilik nedenlerinin belirlenmesi, halkın bilgilendirilmesi ve gerektiğinde idari önlemler alınması esasına dayanıyor. Yönetmelikte E. coli ve İntestinal Enterokok, yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesinde kullanılan temel mikrobiyolojik parametreler arasında yer alıyor. (resmigazete.gov.tr) GİRESUN TABLOSUNDA SINIR DEĞERLER NE GÖSTERİYOR? Giresun analiz tablosunun alt bölümünde kalite değerlendirmesi için kullanılan parametreler açıkça belirtiliyor. Buna göre: Parametre Kılavuz değer Zorunlu değer İntestinal Enterokok 100 370 E. coli / Escherichia coli 100 1000 Bu değerler, yüzme suyunda dışkı kaynaklı mikrobiyolojik kirliliği izlemek için kullanılıyor. Tabloda nokta bazında sayısal bakteri değerleri paylaşılmıyor; yalnızca her nokta için nihai sonuç açıklaması “iyi” olarak veriliyor. Bu nedenle hangi plajın sınır değerlere daha uzak ya da daha yakın olduğu, yalnızca bu özet tablo üzerinden görülemiyor. AYNI İLÇEDE YAKIN NOKTALARDA FARKLI SONUÇ ÇIKABİLİR Deniz suyu kalitesi kıyı boyunca sabit değildir. Aynı ilçede, hatta birbirine yakın plajlarda bile farklı mikrobiyolojik sonuçlar çıkabilir. Bunun bilimsel nedeni, deniz suyunun hareketli olması ve kirlilik yükünün noktasal olarak değişmesidir. Dere ağızları, yağmur sonrası yüzey akışı, kanal bağlantıları, kıyı akıntıları, rüzgâr yönü, dalga hareketi, dipteki tortunun karışması, plajdaki insan yoğunluğu, numunenin kıyıya yakın ya da daha açık noktadan alınması ve numune alma saati sonucu etkileyebilir. Özellikle Karadeniz kıyısında akıntı ve dalga hareketi, kıyı boyunca kısa mesafelerde bile farklı mikrobiyolojik dağılımlar oluşturabilir. Bir noktada bakteri yükü hızla seyrelirken, yakın başka bir noktada dere ağzı, rüzgâr yönü veya geçici yüzey akışı nedeniyle daha yüksek değer görülebilir. Bu nedenle uluslararası yüzme suyu yönetiminde yalnızca tek ölçüm değil, sezon boyunca düzenli izleme, risk profili, kısa dönem kirlilik takibi ve halkın bilgilendirilmesi esas alınır. (legislation.gov.uk) 23 NOKTADA OLUMSUZ SONUÇ YOK Giresun’un 15 Haziran 2026 tarihli analiz tablosunda tüm numune noktalarında sonuç “iyi” olarak açıklandı. Merkez’de Köyhizmetleri Önü Plajı ve Belediye Halk Plajı, Bulancak’ta Burunucu Plajı ve Belediye Halk Plajı, Eynesil’de Boztepealtı Plajı, Görele’de Eski Şantiye Yanı Plajı, Keşap’ta Deliklitaş Halk Plajı, Asarkaya Aile Plajı, Uluburun Halk Plajı ve Düzköyaltı Plajı ile Tirebolu’da Eğrice Halk Plajı, Kaynarca Aile Plajı, Belediye Plajı ve Yılgın Aile Plajı yüzme suyu izleme kapsamında “iyi” sonucu aldı. Kirlilik izleme kapsamında takip edilen Jandarma Plajı, Polisevi Plajı, Çerkez Önü Plajı, Burunucu Küçüklü Plajı, Karaibrahimoğlu Ofran, T1 Plajı, Villalar Önü Plajı, Uzunkum Plajı ve Bada Plajı’nda da sonuç “iyi” olarak kayda geçti. SEZON BOYUNCA TAKİP SÜRECEK Tablonun not bölümünde sezon boyunca her 15 günde bir yüzme suyu numunesi alınmaya devam edileceği belirtildi. Bu takip, deniz suyu kalitesinin yalnızca tek bir tarihte değil, sezon boyunca düzenli olarak izlenmesi açısından önem taşıyor. Giresun’da açıklanan ilk tablo, yaz sezonu başlangıcında kıyı noktalarının tamamında “iyi” sonuç alındığını gösterdi. Ancak halk sağlığı açısından kalıcı güvence, düzenli ölçüm, sayısal analiz değerlerinin izlenmesi, kısa dönem kirlilik risklerinin takip edilmesi ve sonuçların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmasıyla sağlanır.

GİRESUN’DA MESLEKİ EĞİTİM PROTOKOLÜ:  Haber

GİRESUN’DA MESLEKİ EĞİTİM PROTOKOLÜ: 

GİRESUN’DA MESLEKİ EĞİTİM PROTOKOLÜ: Giresun Ticaret ve Sanayi Odası ile Giresun İl Milli Eğitim Müdürlüğü, kentte mesleki eğitimin geliştirilmesi ve meslek liseleri ile iş dünyası arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla protokol imzaladı. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası hizmet binasında düzenlenen imza törenine Giresun İl Milli Eğitim Müdürü Özgür Tokgöz, Giresun’daki meslek liselerinin müdürleri, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu ve oda yönetim kurulu üyeleri katıldı. MESLEK LİSELERİ İÇİN YENİ İŞ BİRLİĞİ Törende, Giresun’da eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüren meslek liselerinin mevcut durumu ele alındı. Öğrencilerin mesleki gelişimlerini destekleyecek projeler, iş dünyasıyla kurulacak temaslar, uygulamalı eğitim olanakları ve ortak etkinlikler konusunda değerlendirmeler yapıldı. Protokolün, meslek liselerinde eğitim gören öğrencilerin iş dünyasıyla daha yakın temas kurmasını, uygulamalı eğitim imkanlarının geliştirilmesini ve okul-işletme iş birliğinin daha düzenli hale getirilmesini hedeflediği belirtildi. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, mesleki eğitimin iş dünyasının ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesinde kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Çakırmelikoğlu, gençlerin kariyer hedeflerine katkı sağlayacak projelerde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte çalışmaya hazır olduklarını belirterek, “Gençlerimizin hedeflerine katkı sağlayacak projelerde birlikte yol yürümekten mutluluk duyarız. Mesleki eğitim, günümüzde iş dünyası için elzem bir konumdadır” dedi. UYGULAMA TAKVİMİ VE KAPSAM NETLEŞMELİ İmzalanan protokol kapsamında meslek liseleri öğrencilerinin iş dünyasıyla daha yakın temas kurması, uygulamalı eğitim imkanlarının artırılması ve çeşitli ortak faaliyetlerin hayata geçirilmesi planlanıyor. Ancak protokolün sahadaki karşılığını belirleyecek asıl başlıklar henüz kamuoyuna ayrıntılı biçimde açıklanmadı. Protokolün hangi meslek liselerini ve hangi bölümleri kapsayacağı, programa kaç öğrencinin dahil edileceği, öğrencilerin işletmelerde haftanın hangi günleri bulunacağı, SGK bildirimlerinin okul tarafından mı yoksa işletme tarafından mı yapılacağı netlik kazanmalı. Öğrencilerin sosyal güvenlik kayıtlarının emeklilik başlangıcı sayılıp sayılmayacağı ya da yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı kapsamıyla mı sınırlı olacağı da aileler açısından açık biçimde duyurulması gereken konular arasında yer alıyor. İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin kim tarafından verileceği, işletmelerin hangi kriterlere göre seçileceği, denetimin hangi kurumlar tarafından yürütüleceği, öğrencilere ücret, yol veya yemek desteği sağlanıp sağlanmayacağı da protokolün güvenilir ve sürdürülebilir biçimde uygulanması açısından yanıt bekleyen başlıklar arasında bulunuyor. MEVZUAT AÇISINDAN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BAŞLIKLAR Giresun’da meslek liseleri ile iş dünyası arasında kurulacak iş birliğinin sağlıklı yürütülebilmesi için protokolün yalnızca eğitim hedefleriyle sınırlı kalmaması gerekiyor. Öğrencilerin sosyal güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği, çalışma düzeni, denetim ve hukuki sorumluluk bakımından açık hükümlerle korunması gerekiyor. Bu kapsamda uygulamada dikkat edilmesi gereken başlıklar şöyle sıralanıyor: Öğrencilerin statüsü açık yazılmalı: Programa katılacak öğrencilerin “stajyer”, “işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenci”, “çırak” veya “aday çırak” statülerinden hangisi kapsamında değerlendirileceği netleştirilmeli. Öğrencinin statüsü belirsiz bırakılırsa SGK, ücret, sorumluluk, denetim ve iş kazası süreçlerinde sorun yaşanabilir. SGK bildirimleri belirsiz bırakılmamalı: Öğrencilerin sosyal güvenlik kayıtlarının kim tarafından yapılacağı, prim bildirimlerinin hangi kurum üzerinden yürütüleceği ve hangi sigorta kollarının uygulanacağı protokolde açıkça gösterilmeli. Okul, işletme ve ilgili kurumlar arasında sorumluluk paylaşımı yazılı hale getirilmeli. Emeklilik başlangıcı konusu doğru anlatılmalı: Mesleki eğitim veya staj kapsamında yapılan sigorta kayıtlarının emeklilik başlangıcı sayılıp sayılmadığı öğrenciler ve aileleri açısından en kritik başlıklardan biri. Bu konuda yanlış beklenti oluşturulmamalı; öğrencilerin hangi sigorta kolları kapsamında güvenceye alındığı açık biçimde duyurulmalı. İş sağlığı ve güvenliği eğitimi zorunlu başlık olmalı: Öğrenciler işletmeye başlamadan önce işyerinin riskleri, kullanılacak ekipmanlar, acil durum kuralları, kişisel koruyucu donanım, iş kazası bildirimi ve güvenli çalışma yöntemleri konusunda eğitim almalı. Eğitim yalnızca imza formuyla sınırlı kalmamalı; öğrencinin fiilen bilgilendirildiği ve uygulamayı anladığı takip edilmeli. İşletmelerin uygunluğu önceden denetlenmeli: Öğrencilerin yönlendirileceği işletmeler yalnızca sektör ihtiyacına göre seçilmemeli. İşletmenin iş güvenliği altyapısı, çalışma ortamı, risk sınıfı, ekipman güvenliği, öğrenciye rehberlik edecek personel durumu ve eğitim verebilecek kapasitesi önceden incelenmeli. Çalışma günleri ve saatleri eğitim takvimine uygun belirlenmeli: Öğrencilerin hangi dönemlerde, haftanın hangi günlerinde ve kaç saat işletmede bulunacağı açık takvime bağlanmalı. İşletmelerde geçirilen süre, öğrencinin örgün eğitimini aksatmamalı; çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel, ahlaki ve sosyal gelişimini olumsuz etkilememeli. Çocuk ve genç işçi hükümleri dikkate alınmalı: Öğrencilerin yaş durumu, çalıştırılabilecekleri işler, çalışma süreleri, ara dinlenmeleri ve yasaklı işler bakımından çocuk ve genç işçilerin korunmasına ilişkin hükümler dikkate alınmalı. Mesleki eğitim adı altında öğrencilerin üretim baskısı altına alınması, eğitim dışı işlerde çalıştırılması veya ucuz iş gücü gibi görülmesi kabul edilemez. Eğitim takibi kayıt altına alınmalı: Öğrencinin işletmede hangi işi öğrendiği, hangi eğitimleri aldığı, hangi becerileri kazandığı ve hangi günlerde işletmede bulunduğu düzenli formlarla takip edilmeli. Okul, işletme ve oda arasında yalnızca protokol değil, izleme ve raporlama sistemi de kurulmalı. Koordinatör öğretmen takibi güçlendirilmeli: Meslek lisesi öğrencilerinin işletmelerde geçirdiği süre, okuldan kopuk bir uygulama gibi yürütülmemeli. Koordinatör öğretmenlerin düzenli kontrol yapması, öğrencinin eğitim sürecini izlemesi, işletmedeki görevlerin müfredatla uyumlu olup olmadığını değerlendirmesi gerekiyor. İş kazası ve meslek hastalığı süreçleri netleştirilmeli: Öğrencinin işletmede bulunduğu sırada yaşayabileceği iş kazası veya meslek hastalığı şüphesinde bildirim, sağlık hizmetine erişim, tutanak, veli bilgilendirmesi, okulun sorumluluğu ve işletmenin yükümlülüğü önceden belirlenmeli. İş Kanunu ve çalışma ilişkileri yönünden sınırlar korunmalı: Öğrencilerin işletmedeki varlığı eğitim amacı taşımalı. Öğrenci, işyerinin normal personel açığını kapatan, sürekli üretim yükü verilen veya denetimsiz çalıştırılan kişi konumuna düşürülmemeli. Eğitim ile fiili çalışma arasındaki sınır açık biçimde korunmalı. Borçlar Kanunu bakımından gözetme borcu unutulmamalı: İşverenin işyerinde kişiliği, sağlığı ve güvenliği koruma yükümlülüğü, mesleki eğitim gören öğrenciler açısından da önem taşıyor. Öğrenciler güvenli, saygılı, denetlenebilir ve koruyucu bir işyeri ortamında bulunmalı; psikolojik baskı, kötü muamele, ayrımcılık, taciz ve benzeri risklere karşı açık koruma mekanizması kurulmalı. Ücret, yemek, yol ve sosyal destekler açıklanmalı: Öğrencilere ödeme yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa bunun hangi mevzuat kapsamında hesaplanacağı, yemek ve ulaşım desteğinin sağlanıp sağlanmayacağı, devamsızlık ve izin süreçlerinin nasıl işleyeceği önceden duyurulmalı. Veliler bilgilendirilmeli ve yazılı süreçler tamamlanmalı: Öğrencilerin hangi işletmede, hangi saatlerde, hangi işlerde ve hangi güvenlik koşulları altında eğitim alacağı velilere açık biçimde bildirilmeli. Özellikle yaşı küçük öğrencilerde veli bilgilendirmesi, onay ve takip süreçleri eksiksiz yürütülmeli. Denetim mekanizması kurulmalı: İl Milli Eğitim Müdürlüğü, okul yönetimleri, koordinatör öğretmenler, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası ve ilgili işletmeler arasında düzenli denetim sistemi oluşturulmalı. Denetim yalnızca imza ve yoklama kontrolüyle sınırlı kalmamalı; öğrencinin gerçekten mesleki eğitim alıp almadığı, güvenli ortamda bulunup bulunmadığı ve işletmenin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği sahada izlenmeli. Şikayet ve bildirim kanalı oluşturulmalı: Öğrenciler, veliler ve öğretmenler için ulaşılabilir bir başvuru ve bildirim mekanizması kurulmalı. Öğrencinin işyerinde güvenlik riski, eğitim dışı çalıştırılma, kötü muamele veya hak kaybı yaşaması halinde kime, nasıl ve hangi sürede başvuracağı önceden belirlenmeli. Protokol kamuoyuna açık ve ölçülebilir hale getirilmeli: Kaç öğrencinin programa alınacağı, hangi sektörlerin dahil edileceği, hangi meslek liselerinin kapsama gireceği, uygulamanın hangi tarihte başlayacağı, başarı ölçütünün ne olacağı ve yıl sonunda nasıl raporlanacağı açıklanmalı. Mesleki eğitim protokolü, yalnızca iyi niyet beyanı değil; öğrencinin hakkını, güvenliğini ve mesleki kazanımını koruyan somut bir uygulama planı olarak yürütülmeli. Giresun’da imzalanan protokol, mesleki eğitimin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak görülüyor Meslek liseleri ile iş dünyası arasında kurulacak bağ, öğrenciyi üretim baskısına değil, güvenli ve nitelikli mesleki gelişime taşımalı. SGK kayıtları, iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri, çalışma takvimi, işletme denetimleri, veli bilgilendirmesi ve eğitim takibi açık biçimde planlandığında protokol, Giresun’da mesleki eğitim için güçlü ve örnek bir modele dönüşebilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.