Hava Durumu

#Markalaşma

giresunsonhaber - Markalaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Markalaşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUNLULAR İÇİN ORTAK HEDEF: KÜLTÜR, TURİZM, FINDIK VE GÜÇ BİRLİĞİ Haber

GİRESUNLULAR İÇİN ORTAK HEDEF: KÜLTÜR, TURİZM, FINDIK VE GÜÇ BİRLİĞİ

GİRESUNLULAR İÇİN ORTAK HEDEF: KÜLTÜR, TURİZM, FINDIK VE GÜÇ BİRLİĞİ Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse’nin “Giresunluları nasıl bir araya getiririz?” sorusu, İstanbul’da yaşayan Giresunlular arasında kültürel miras, doğa dostu turizm, fındık ekonomisi ve ortak tanıtım platformu eksenli geniş bir değerlendirmeye dönüştü. 30 Nisan-3 Mayıs 2026 tarihleri arasında 18’incisi düzenlenen Giresun Tanıtım Günleri, İstanbul’da yaşayan Giresunluları bir araya getirdi. Etkinlik kapsamında Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse; Çepni Federasyonu Başkanı Harun Özdemir, Kartal Giresunlular Dernek Başkanı Cengiz Demirkaya ve Başkan Yardımcısı İsmail Yüksel ile Giresun’un ortak hareket etme ihtiyacını konuştu. Sohbetin ana başlığını Fuat Köse’nin “Giresunluları nasıl bir araya getiririz?” sorusu oluşturdu. Bu soru, İstanbul’da yaşayan Giresunluların Giresun’un geleceği için kültürel miras, doğa, turizm, fındık, gençlik, kadınlar, sivil toplum ve ortak kalkınma hedefleri etrafında birleşmesi gerektiği fikrini öne çıkardı. GİRESUNLULARIN BİRLİK SORUNU MASAYA YATIRILDI Sohbette Giresunluların tarihsel olarak güçlü bireysel yapıya sahip olduğu, bu yapının kriz yönetme ve kendi ayakları üzerinde durma becerisini geliştirdiği belirtildi. Aynı değerlendirmede bu bireysel yapının zamanla ortak hareket etme kültürünü zayıflattığı, Giresunluların sivil toplumda, sporda ve siyasette yeterli güç birliği oluşturamadığı ifade edildi. Giresunluların geçmişte ortak hedef etrafında birleşebildiği örnek olarak Kurtuluş Savaşı yılları öne çıkarıldı. Topal Osman Ağa öncülüğünde kurulan 42. ve 47. Giresun Alayları, Giresunluların doğru liderlik ve ortak hedef oluştuğunda büyük bir dayanışma gösterebildiğinin tarihsel örneği olarak değerlendirildi. ORTAK HEDEF GİRESUN’UN KALKINMASI OLACAK İstanbul’daki buluşmada ortak hedefin yalnızca kültürel kimlikte değil, Giresun’un ekonomik ve sosyal kalkınmasında da kurulması gerektiği vurgulandı. Giresun’un yaylaları, denizi, fındığı, Giresun Adası ve Çepni kültürü bu ortak hedefin temel başlıkları olarak ele alındı. Giresun için önerilen yol haritasında kültürel mirasa sahip çıkılması, fındığın katma değerli ürüne dönüştürülmesi, yayla ve deniz turizminin birlikte geliştirilmesi, gençlerin ve kadınların sürece aktif katılması, derneklerin ve vakıfların ortak çatı altında buluşması yer aldı. DOĞA DOSTU TURİZM ÖNE ÇIKTI Sohbette Giresun’un kalkınma modelinin doğaya zarar vermeyen, yeşili ve maviyi koruyan turizm anlayışıyla kurulması gerektiği belirtildi. Giresun Adası’nın Doğu Karadeniz’in tek adası olması, kentin tanıtımı açısından stratejik değer olarak görüldü. Yaylalar, sahil hattı, Giresun Adası, fındık bahçeleri, yöresel mutfak, halk oyunları ve Çepni kültürü turizmin ana unsurları arasında değerlendirildi. Giresun’un yalnızca doğal güzellikleriyle değil, hikâyesi, tarihi ve insanıyla da tanıtılması gerektiği ifade edildi. FINDIK EKONOMİSİ KATMA DEĞERLE GÜÇLENECEK Giresun’un en stratejik ürünü olan fındık, sohbetin ekonomik kalkınma başlıklarından biri oldu. Fındığın yalnızca tarımsal ürün olarak değil; çikolata, fındık yağı, kozmetik, gastronomi, hediyelik ürün ve markalı gıda üretimiyle daha yüksek gelir sağlayacak bir değere dönüştürülmesi gerektiği vurgulandı. Fındık borsasının Avrupa’da değil, Türkiye’de Giresun’da olması gerektiğinin ifade edildi. Giresun’un arazi yapısının eğimli olması, tarım ve yerleşim açısından doğal sınırlılıklar oluşturuyor. Bu nedenle saçak köklü fındık ağaçlarının hem üretim hem de toprak kaymasını önleme açısından stratejik önem taşıdığı belirtildi. Kısa vadede fındığa alternatif güçlü bir ürün geliştirmenin zor olduğu, bu nedenle fındıkta markalaşma ve katma değerli üretimin öncelik taşıdığı ifade edildi. Ayrıca Türk girişimcilerde dahil Güney Amerika ve Şili’de çok fazla fındık dikimi yapıldığı, bu hususunda göz ardı edilmemesi gerektiğinin altı çizildi. SANAYİ, TURİZM VE SU ÜRÜNLERİ BİRLİKTE PLANLANACAK Giresun’un kalkınması için yalnızca turizm değil, tarıma dayalı sanayi, su ürünleri işleme, paketleme, çevre dostu organize sanayi yatırımları, dijital haberleşme ağları merkezi ve yerel üretimin güçlendirilmesi de gündeme geldi. Sanayi yatırımlarında çevreye duyarlı üretim anlayışı, su ürünlerinde işleme ve paketleme tesisleri, fındıkta markalı üretim, turizmde ise yayla, deniz, gastronomi ve kültür rotalarının birlikte planlanması önerildi. GÖÇÜ AZALTACAK MODEL ARANIYOR Giresun’dan yaşanan göç, ortak kalkınma arayışının en önemli gerekçelerinden biri olarak değerlendirildi. Genç nüfusun kentte kalabilmesi için turizm, tarım, gıda sanayisi, su ürünleri ve yerel girişimcilik ve sağlık turizmi alanlarında istihdam yaratılması gerektiği belirtildi. Giresun’un ekonomik olarak güçlenmesi için yalnızca sezonluk etkinliklerin yeterli olmayacağı, kalıcı altyapı yatırımlarının zorunlu olduğu vurgulandı. Konaklama, yeme-içme, sosyal alan, ulaşım, rehberlik, festival alanları, yürüyüş rotaları ve seyir noktalarının doğayla uyumlu biçimde güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi. HER GİRESUNLU GÖNÜLLÜ KÜLTÜR ELÇİSİ OLACAK Sohbette öne çıkan en somut önerilerden biri, her Giresunlunun gönüllü kültür elçisi olarak tanıtım sürecine katılması oldu. İstanbul’da, Türkiye’nin farklı illerinde ve yurt dışında yaşayan Giresunluların sosyal çevrelerinde, iş dünyasında, dijital mecralarda ve sivil toplum alanlarında Giresun’un tanıtımına katkı sunması gerektiği belirtildi. Bu modelde Giresun’un yaylaları, adası, fındığı, mutfağı, kültürü, tarihi, halk oyunları ve yöresel değerleri ortak tanıtım başlıkları olacak. “Giresun’un yüzü” anlayışıyla her Giresunlu, yaşadığı yerde kentin tanıtımına katkı veren bir temsilci gibi hareket edecek. GENİŞ KATILIMLI TANITIM PLATFORMU KURULACAK Sohbette dernekler, federasyonlar, vakıflar, belediyeler, iş insanları, kadınlar ve gençlerin içinde yer alacağı geniş katılımlı bir tanıtım platformu kurulması gerektiği belirtildi. Bu platformun amacı, Giresun’un doğasını, kültürünü ve ekonomisini tanıtmak; turizm ve kalkınma projelerine ortak akılla yön vermek olacak. Platformun siyasi görüşlere ve farklı kimliklere eşit mesafede duran, kimseyi dışlamayan, ortak meselelerde tek ses üreten bir yapı olması gerektiği vurgulandı. Böyle bir çatı oluştuğunda Giresunluların taleplerini yerel ve ulusal kamuoyunda daha güçlü dile getirebileceği ifade edildi. GENÇLER VE KADINLAR SÜRECİN MERKEZİNDE YER ALACAK Giresunluların birlik kültürünü yeniden güçlendirmesi için gençlerin ve kadınların sürece aktif katılması gerektiği belirtildi. Yeni neslin ortak fayda, dijital tanıtım, girişimcilik ve sosyal sorumluluk projelerinde daha etkin rol alabileceği değerlendirildi. Ortak burs fonu, genç girişimci destekleri, kadın kooperatifleri, kültür festivalleri, spor kulüplerine destek, yöresel üretim ağları ve tanıtım kampanyaları, Giresunluları aynı hedefte buluşturacak somut projeler arasında sayıldı. ÇOBAN ATEŞİ İSTANBUL’DA YAKILDI Çepni Federasyonu Başkanı Harun Özdemir, Kartal Giresunlular Dernek Başkanı Cengiz Demirkaya, Başkan Yardımcısı İsmail Yüksel ve Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse’nin katıldığı sohbet, İstanbul’da yaşayan Giresunluların ortak düşüncesini görünür hale getirdi. Bu ortak düşünce; Giresun’un kültürel mirasına sahip çıkan, doğasını koruyan, fındığını markalaştıran, Giresun Adası’nı ve yaylalarını tanıtan, gençleri ve kadınları sürece dahil eden, Valilik, Belediyeler ve dernekleri ortak çatı altında buluşturan bir kalkınma modeli kurulması gerektiğini ortaya koyuldu. Giresunluların önündeki hedef artık yalnızca bir araya gelmek değil; birlikte iş üretmek, ortak tanıtım yapmak, ortak ekonomik değer oluşturmak ve Giresun’un geleceği için kalıcı bir güç birliği kurmak olacak. Giresun modeli olarak ele alınan kültür, eğitim, tarım ve turizm kalkınma modelinin başarılı olması halinde ülke genelinde yeni bir model ortaya çıkmış olacaktır.

BULANCAK BELEDİYESİ’NDEN YENİ MARKA: ÇAYBUL Haber

BULANCAK BELEDİYESİ’NDEN YENİ MARKA: ÇAYBUL

BULANCAK BELEDİYESİ’NDEN YENİ MARKA: ÇAYBUL Bulancak Belediyesi, yerel üretimi destekleyen markalaşma çalışmalarına ÇAYBUL’u ekledi. Belediye, BULNUT’un ardından şimdi de ilk hasat Mayıs çayını yeni marka çatısı altında tüketiciyle buluşturdu. YEREL ÜRETİMDE YENİ ADIM Bulancak Belediyesi, bölgenin tarımsal ürünlerini markalaştırma hedefi doğrultusunda yeni bir adım attı. Daha önce BULNUT markasını hayata geçiren belediye, şimdi de ÇAYBUL markasıyla ürün yelpazesini genişletti. Yeni marka ile birlikte ilk hasat Mayıs çayının Bulancak Belediyesi tarafından tüketiciye sunulacağı belirtildi. Belediye, bu adımla hem yerel üretimi desteklemeyi hem de bölgenin doğal ürünlerini ekonomik değere dönüştürmeyi hedefliyor. İLK HASAT MAYIS ÇAYI MARKALAŞTI ÇAYBUL markasıyla satışa sunulacak ürünün, hiçbir katkı maddesi içermeden tamamen doğal yöntemlerle üretildiği açıklandı. İlk hasat Mayıs çayının tazeliği, kokusu ve lezzetiyle öne çıkarılması hedefleniyor. Belediye, bölgenin tarımsal değerlerini işleyerek hem üreticiye destek vermeyi hem de vatandaşlara güvenilir ürün sunmayı amaçlıyor. BELEDİYENİN HEDEFİ GELİR VE İSTİHDAM Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, yeni markanın yalnızca bir ürün çalışması olmadığını, aynı zamanda ekonomik ve sosyal hedefler taşıdığını vurguladı. Sıbıç, şunları söyledi: “Bulancak Belediyesi olarak hayata geçirdiğimiz ÇAYBUL markamızla, ilk hasat Mayıs çayının eşsiz aromasını hemşehrilerimizle buluşturuyoruz. Hiçbir katkı maddesi içermeyen, tamamen doğal yöntemlerle üretilen bu özel çay; tazeliği, kokusu ve lezzetiyle fark yaratıyor. Amacımız, bölgemizin tarımsal değerlerini en kaliteli şekilde işleyerek hem üreticimize destek olmak hem de vatandaşlarımıza güvenilir ürünler sunmaktır. Aynı zamanda bu markalarımızla belediyemize yeni gelir kaynakları oluştururken, istihdam anlamında da fayda sağlamayı hedefliyoruz.” BULNUT’TAN SONRA İKİNCİ MARKA ÇAYBUL, Bulancak Belediyesi’nin markalaşma odaklı üretim modelinde yeni halka oldu. BULNUT’un ardından gelen yeni marka, belediyenin yerel ürünleri kurumsal kimlik altında pazara sunma stratejisini büyüttü. Bu adım, belediyenin tarımsal üretim, katma değer, yerel kalkınma ve istihdam başlıklarını aynı çatı altında toplama arayışının yeni örneği olarak öne çıktı.

FİSKOBİRLİK’TE COĞRAFİ İŞARET GÜNDEMİ: Haber

FİSKOBİRLİK’TE COĞRAFİ İŞARET GÜNDEMİ:

FİSKOBİRLİK’TE COĞRAFİ İŞARET GÜNDEMİ: ÜRKPATENT YÖNETİMİ GİRESUN FINDIĞININ KORUNMASI VE KÜRESEL DEĞERİ İÇİN MASADAYDI FİSKOBİRLİK Genel Müdürlüğü, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak’ı ağırladı. Görüşmede Giresun’un coğrafi işaretli fındık ürünlerinin korunması, markalaşması ve uluslararası pazarlarda daha güçlü konumlanması ele alındı. TÜRKPATENT kayıtları, FİSKOBİRLİK’in Giresun Tombul Fındığı, Giresun Sivri Fındığı, Giresun Kalınkara Fındığı ve Giresun Fındık Ezmesi için tescil sahibi olduğunu gösteriyor. FİSKOBİRLİK Genel Müdürlüğü’nde gerçekleşen buluşma, Giresun fındığının yalnızca üretim değil, hukuki koruma ve ticari değer başlığında da yeni bir döneme işaret etti. Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak, Coğrafi İşaretler Dairesi Başkanı Hakan Kızıltepe ve Yenilik ve Tanıtım Dairesi Başkanı Salih Koca’nın katıldığı görüşmede, coğrafi işaretli ürünlerin korunması, tanıtımı ve uluslararası ölçekte daha görünür hale gelmesi başlıkları öne çıktı. Kurumun güncel yönetim yapısında Durak başkan, Kızıltepe Coğrafi İşaretler Dairesi Başkanı, Koca ise Yenilik ve Tanıtım Dairesi Başkanı olarak yer alıyor. Görüşmenin merkezinde Giresun’un dört önemli tescilli ürünü yer aldı. Türk Patent ve Marka Kurumu Coğrafi İşaretler Portalı’na göre FİSKOBİRLİK; Giresun Tombul Fındığı’nın tescil ettireni olarak kayıtlarda bulunuyor. Ürün, menşe adı statüsünde ve 31 numarayla tescilli. Giresun Sivri Fındığı 455 numarayla, Giresun Kalınkara Fındığı ise 456 numarayla yine menşe adı olarak koruma altında. Giresun Fındık Ezmesi de 526 numarayla mahreç işareti olarak tescilli. Bu tablo, FİSKOBİRLİK’in yalnızca kooperatif kimliğiyle değil, bölgesel ürün hafızasının resmi koruyucularından biri olarak da hareket ettiğini ortaya koyuyor. COĞRAFİ İŞARET SADECE ETİKET DEĞİL, PAZAR GÜCÜ Coğrafi işaret meselesi, Giresun fındığı açısından yalnızca isim koruması anlamına gelmiyor. Tescil, ürünün belirli bir coğrafyaya, üretim geleneğine ve ayırt edici kaliteye bağlı olduğunu hukuken sabitliyor. Bu da hem taklit ürünlerle mücadelede hem de iç ve dış pazarda fiyat, güven ve marka değeri oluşturmada doğrudan önem taşıyor. Özellikle Giresun Fındık Ezmesi tescil dosyasında, üretimde coğrafi işaretli Giresun Tombul, Sivri ve Kalınkara fındıklarının kullanılması şartı açık biçimde yer alıyor. Bu yapı, katma değerin ürünün ham maddesinden işlenmiş son haline kadar bölgeye bağlanmasını sağlıyor. AB TESCİLİ GİRESUN FINDIĞININ ELİNİ GÜÇLENDİRDİ Giresun Tombul Fındığı’nın Avrupa Birliği’nde de koruma altına alınmış olması, FİSKOBİRLİK’in bu alandaki en önemli kazanımlarından biri olarak öne çıkıyor. Avrupa Birliği Başkanlığı’nın duyurusuna göre Giresun Tombul Fındığı, 2022 yılında AB’de coğrafi işaret olarak tescil edildi. EUR-Lex kayıtlarında da “Giresun Tombul Fındığı” adının 2022/939 sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü ile koruma siciline işlendiği görülüyor. Bu gelişme, Giresun menşeli ürünün AB pazarında taklit ve kötüye kullanıma karşı daha güçlü bir hukuki zemine kavuştuğunu gösteriyor. Bu nedenle FİSKOBİRLİK’te yapılan ziyaret, nezaket buluşmasının ötesinde bir anlam taşıyor. Masada, Giresun’un tarımsal kimliğini taşıyan ürünlerin nasıl daha sıkı korunacağı, nasıl daha güçlü anlatılacağı ve dünya pazarlarında nasıl daha görünür hale getirileceği konusu vardı. Coğrafi işaretin sürdürülebilir değere dönüşmesi için yalnızca tescil yeterli değil; etkin denetim, ortak tanıtım dili, üretici disiplini ve pazarlama stratejisi gerekiyor. FİSKOBİRLİK ile TÜRKPATENT arasında kurulan temas da tam bu nedenle önem taşıyor. GİRESUN İÇİN STRATEJİK BAŞLIK: ÜRÜNÜ KORUMAK, DEĞERİ YÜKSELTMEK Giresun fındığı dünya piyasasında yalnızca miktarla değil, kalite iddiasıyla yer alıyor. Bu iddianın korunması, coğrafi işaretlerin doğru uygulanmasına bağlı. FİSKOBİRLİK’in tescil sahibi olduğu ürünler üzerinden yürüyecek yeni iş birlikleri, hem üretici gelirini hem de Giresun’un tarımsal marka gücünü doğrudan etkileyebilir. Koruma, markalaşma ve uluslararası tanıtım başlıklarının aynı masada buluşması, önümüzdeki dönemde Giresun merkezli daha görünür bir coğrafi işaret politikasının işareti olarak okunuyor.

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Haber

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Talca’da 26 Mart’ta yapılan 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Şili’nin fındıkta üretim takvimi, teknoloji, iklim yönetimi ve pazara çıkış zamanını aynı başlıkta topladığını gösterdi. Aynı hafta Giresun Sonhaber’de yayımlanan haberler ise Giresun’da fiyatın çözülmesi, girdi maliyetinin ağırlaşması, kahverengi kokarca baskısı ve pazar gücü kaybı tartışmasının üst üste bindiğini ortaya koydu. TALCA’DAKİ BULUŞMA Grupo Avexa’nın düzenlediği 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Maule bölgesindeki Villa Golf’te yapıldı. Resmî etkinlik kaydı programın 26 Mart 2026 Perşembe günü 08.00’de başladığını ve akşam saatlerine kadar sürdüğünü gösterdi. Giresun Sonhaber’in 25 Mart tarihli haberinde de toplantının Talca’da yapılacağı, Şili, Avrupa ve Türkiye’den uzmanların üretim, iklim değişikliği, tarım teknolojileri ve pazar analizleri başlıklarında bir araya geleceği yazıldı. Açık erişimli program akışında Antonio Walker, Gianfranco Marcone, Şemsettin Kulaç, Muzaffer Taviloglu, Andrés Reyes, Ernesto Moya, Luca Giordani, ADV ve Jorge Mohr başlıkları yer aldı. Günün sonunda Andrés Reyes’in kitabının lansmanı yapıldı. PlanetNuts, etkinlik öncesinde medya ortağı olarak sahada olacağını duyurdu; Salfa Agrícola da makine alanında yer alacağını ilan etti. Bu tablo, Talca’daki günün yalnız konuşma salonuna sıkışmadığını, aynı zamanda sektör şirketlerini ve tedarik ağını da sahaya indirdiğini gösterdi. Etkinlik sonrası Redagrícola, Talca’daki toplantının Şili, Türkiye, İtalya ve İspanya’dan uzmanlar ile sektör temsilcilerini bir araya getirdiğini yazdı. Aynı paylaşımda Şili’nin küresel fındık yetiştiriciliği haritasındaki yerinin özellikle vurgulandığı belirtildi. PlanetNuts’ın etkinlik sonrası özetinde de gün boyunca iklim değişikliği, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyimi, Şili’nin küresel Avrupa fındığı pazarındaki konumu, hastalık yönetimi, sürdürülebilir üretim stratejileri, pazarlama ve ürün projeksiyonlarının öne çıktığı işlendi. PlanetNuts’ın ön haberinde Muzaffer Taviloglu ile birlikte Umut Küçük ve Hamza Bölük de anıldı. Buna karşılık erişilebilen Welcu akışında Umut Küçük ve Hamza Bölük adına ayrı bir oturum başlığın ulaşılamadı. FINDIKTA ÜRETİM TAKVİMİ REKABETİ Fındık üretimiyle ilgili en önemli ayrıntılardan biri, artık takvime dayalı rekabetin daha görünür hale gelmesi oldu. Şili’de yayımlanan güncel akademik çalışma, hasadın bazı alanlarda mart ortasında başladığını gösteriyor. Uluslararası sektör kaynakları da Şili’yi kuzey yarımküreye karşı “karşı sezon” tedarikçisi olarak tanımlıyor ve ürünün marttan ağustosa kadar taze arz avantajı yarattığını vurguluyor. ODEPA’nın Şubat 2026 bülteninde ise Şili’de avellano alanının 2025 itibarıyla 49 bin 264 hektara ulaştığı kaydedildi. Türkiye’de ise ana hasat penceresi yaz sonuna oturuyor. Türkiye üzerine derleme niteliğindeki akademik kaynaklar hasadın genel olarak ağustosta yapıldığını, çeşit ve ekolojiye göre değişebildiğini belirtiyor. Ordu merkezli çalışmalar da hasat ve kalite değerlendirmelerinin ağustos ortası ile eylül başı bandında yoğunlaştığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye yeni sezona yaz sonunda yürürken Şili pazara daha erken aylarda ürün sunuyor. Rekabet bu nedenle yalnız tonajla değil, ürünün yılın hangi ayında piyasaya girdiğiyle de kuruluyor. GİRESUN SONHABER’İN SON BİR HAFTASI Giresun Sonhaber, 22 Mart’ta Talca dosyasını açtı. “Şili’de Fındık Günü Büyüyor: Türk Fındığı İçin Yeni Rekabet Hattı” başlıklı haberde, 26 Mart’ta Maule’de yapılacak toplantının 500’ün üzerinde sektör profesyonelini buluşturacağı, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyiminin programın merkezinde yer aldığı ve Şili’nin yükselen bir tedarik merkezi olarak öne çıktığı yazıldı. Haberde Balsu Agro Chile yatırımları da ayrıca vurgulandı. 23 Mart’ta dosya fiyat cephesine döndü. “Sert Çözülme: 50 Randıman Tombul Fındık 257 TL” başlıklı haberde, FİSKOBİRLİK’te 50 randıman tombul fındığın 257 liraya düştüğü belirtildi. Aynı haberde 257 liralık seviye, TMO’nun 2025-2026 sezonu için açıkladığı 200 liralık Giresun kalite tabanının üstünde kalsa da, üretici lehine kurulan yüksek fiyat havasının çözülmeye başladığı bir eşik olarak yorumlandı. 24 Mart’ta gündem maliyete kaydı. “Fındıkta 10 Yıllık Erime: Maliyet Patladı, Üretici Ezildi” haberinde Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, üreticinin alım gücünün sert biçimde düştüğünü söyledi. Haberde “4 kilo fındık 1 torba gübreye yetmiyor” çıkışı öne taşındı; 2016’da üç kilo fındıkla alınabilen gübrenin 2026’da dört kilo fındığa rağmen zor alındığı, dönüm başına desteklerin de gübre maliyetini karşılamadığı aktarıldı. 25 Mart’ta Giresun Sonhaber aynı gün içinde üç ayrı fındık başlığı verdi. İlkinde Talca’daki 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü programı okura aktarıldı. İkincisinde FİSKOBİRLİK’in 50 randıman tombul fındık fiyatını iki günde 15 lira düşürerek 242 liraya çektiği duyuruldu. Üçüncü haberde ise Vali Mustafa Koç’un Fındık Araştırma Enstitüsü’nde kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı üretimini incelediği, 2026 hedefinin 500 bin arı üretimi olduğu ve Karadeniz’de 300 bine yakın salım yapıldığı bilgisi verildi. 26 Mart’ta dosyanın ekonomik ve siyasi sertliği daha da büyüdü. “Fındıkta Alarm: Türkiye Pazar Gücünü Kaybediyor” haberinde Sencer Solakoğlu, yanlış politikalar, işlevsiz kooperatif yapıları, maliyet farkları ve markalaşma eksikliği nedeniyle Türkiye’nin pazar üstünlüğünün aşındığını savundu. Aynı gün yayımlanan “TBMM’de Fındık Alarmı: Üretici Kiloda 110 Lira Kaybetti” haberinde ise CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, fiyatın 350 liradan 240 liraya indiğini, üreticinin kilogram başına 110 lira kayıp yaşadığını söyledi ve TMO taban fiyatının en az 300 liraya çıkarılması çağrısı yaptı. FİYAT ÇİZGİSİ Sezon içi fiyat hareketi, haberlerin neden bu kadar sertleştiğini tek başına anlatıyor. Giresun Sonhaber’in 20 Ocak tarihli kronolojisine göre FİSKOBİRLİK, 22 Ağustos 2025’te 50 randıman fındık için 230 lira açıkladı; fiyat 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıkarak zirveyi gördü. 19 Ocak 2026’da 292 lira açıklandı. 21 Ocak’ta fiyat 287 liraya indi, 3 Şubat’ta 272 liraya geriledi. 23 Mart’ta 257 lira görüldü, 25 Mart’ta ise fiyat 242 liraya çekildi. Böylece 23 Eylül’deki 347 liralık zirve ile 25 Mart’taki 242 lira arasında 105 liralık erime oluştu. Bu geri çekilmenin arka planında erken rekolte dili de yer aldı. Giresun Sonhaber’in 8 Mart tarihli haberinde, 2026-2027 sezonu için ilk rekolte tahmininin 829 bin 239 ton olarak açıklandığı ve üretici cephesinde bunun hasat başlamadan fiyat üzerinde baskı kuracağı endişesinin büyüdüğü yazıldı. 25 Mart tarihli 242 liralık fiyat haberinde de aynı rekolte tahmininin piyasa üzerindeki baskı unsurlarından biri olarak yeniden işlendiği görüldü. DOSYANIN ORTAK SONUCU Talca’daki toplantı ile Giresun Sonhaber’in son bir haftalık fındık dosyası birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo açıktır: Şili üretim alanını büyütüyor, karşı sezon avantajını kullanıyor, teknik toplantılarla üretim ve pazar hattını tahkim ediyor; Giresun’da ise aynı günlerde fiyat geri çekiliyor, maliyet baskısı ağırlaşıyor, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik savunma büyütülüyor ve pazar gücü kaybı siyasetin de ana başlıklarından biri haline geliyor. Fındıkta mücadele artık yalnız bahçede ya da borsada yürümüyor; takvimde, maliyette, verimde ve pazardaki yerinizde aynı anda yaşanıyor.

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR” Haber

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR”

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR” Sencer Solakoğlu, Türkiye’nin fındıkta dünya lideri olmasına rağmen yanlış tarım politikaları, işlevsizleşen kooperatif yapısı, bölgesel maliyet farkları ve katma değer üretemeyen satış modeli nedeniyle küresel üstünlüğünü aşındırdığını söyledi. Solakoğlu, özellikle Ordu ve Giresun’daki üreticinin mevcut fiyat yapısıyla ayakta kalamadığını, çözümün ise yeni nesil kooperatifleşme, markalaşma ve bölgesel destek modelinde olduğunu savundu. Sencer Solakoğlu, 25 Mart 2026 tarihli videosunda fındıkta Türkiye’nin elindeki tarihi avantajın hızla zayıfladığını söyledi. Solakoğlu, bir dönem dünyada neredeyse tek hâkim üretici konumunda bulunan Türkiye’nin, bugün küresel pazarda gerilediğini belirtti ve Antep fıstığında yaşanan pazar kaybının benzerinin fındıkta da ortaya çıktığını dile getirdi. “YANLIŞ POLİTİKALAR ÜRETİCİYİ GÜÇSÜZ BIRAKTI” Solakoğlu, fındıkta üreticinin yıllar içinde alıcı ve tüccar karşısında zayıfladığını söyledi. Kooperatif yapısının etkisizleştiğini, fiyatlama mekanizmasının siyasallaştığını ve üreticinin güçlü temsil kanallarını kaybettiğini belirten Solakoğlu, bu yapının Türkiye’nin küresel rekabet gücünü aşındırdığını ifade etti. Solakoğlu, 2006 sonrasında fındık piyasasında siyasileşmiş fiyatlama sürecinin öne çıktığını, bunun kısa vadede üretici lehine görünse de uzun vadede büyük alıcıları alternatif üretim bölgelerine yönelttiğini söyledi. Güney ve Kuzey Amerika’daki yatırımların bu süreçte büyüdüğünü belirten Solakoğlu, Türkiye’nin dünya pazarındaki payının yüzde 59’lara kadar gerilediğini savundu. OVA İLE YAMAÇ AYNI FİYATA SIĞMIYOR Videoda en sert vurgulardan biri bölgesel maliyet farklarına yapıldı. Solakoğlu, Samsun’daki düz arazilerde makineli ve daha düşük maliyetli üretim yapılabildiğini, buna karşılık Ordu ve özellikle Giresun’daki sarp arazilerde aynı işin kat kat fazla yevmiye ve emekle tamamlandığını söyledi. Bu nedenle tek tip fındık fiyatının adil sonuç üretmediğini belirten Solakoğlu, ovada kâr bırakan fiyatın yamaçta üretim yapan çiftçiyi kurtarmadığını dile getirdi. Solakoğlu, Giresun’daki üreticinin maliyet baskısı altında kaldığını ve mevcut tablo sürerse zorlu coğrafyada üretim yapan çiftçinin birkaç yıl içinde bahçesini toplamaktan vazgeçebileceğini söyledi. Bu durumun yalnız tarımsal değil, aynı zamanda çevresel bir risk oluşturduğunu belirten Solakoğlu, fındığın bölgede toprağı ve erozyon dengesini koruyan temel unsurlardan biri olduğunu ifade etti. “HAMMADDE SATARAK DEĞİL, MARKA OLUŞTURARAK KAZANILIR” Solakoğlu, Türkiye’nin fındıkta asıl sorununun üretim miktarı değil, katma değer eksikliği olduğunu söyledi. Entegre tesislerin atıl ya da düşük kapasiteyle çalıştığını belirten Solakoğlu, mevcut altyapının kremadan ezmeye, krokan ve çikolata üretimine kadar geniş bir ürün zinciri kurmaya elverişli olduğunu vurguladı. Türkiye’nin ham fındık satmak yerine markalı ve işlenmiş ürünle dünya pazarına çıkması gerektiğini dile getirdi. İtalya’nın buğdayı işleyip makarnada yüksek gelir elde ettiğini hatırlatan Solakoğlu, benzer bir katma değer modelinin fındıkta kurulamadığını söyledi. Türkiye’nin “hamallık” yaparak değil, ürünü farklılaştırıp markalaştırarak gelirini artırabileceğini belirten Solakoğlu, özellikle Giresun kalite fındığın çerezlik ve butik pazarlarda güçlü bir ayrıma sahip olduğunu savundu. YENİ MODEL: KOOPERATİF, PRİM VE DOĞRUDAN DESTEK Solakoğlu, çözümün üreticinin doğrudan söz sahibi olduğu yeni nesil kooperatif modelinde olduğunu söyledi. Küçük bahçelerin mülkiyet yapısını bozmadan kooperatif çatısı altında bir araya getirilebileceğini belirten Solakoğlu, işçilikten yatırıma kadar sürecin ortak akılla planlanması gerektiğini ifade etti. Toplanan ürünün mamule çevrilmesi, markalı satışa sunulması ve elde edilen gelirin üreticiye prim olarak geri dönmesi gerektiğini söyledi. Solakoğlu, kısa vadede ise özellikle Ordu ve Giresun’daki yamaç üreticisine özel gelir desteği verilmesini savundu. Ova ile bayır arasındaki maliyet farkının doğrudan destek modeliyle kapatılması gerektiğini belirten Solakoğlu, bunun bugünü kurtaracak geçici bir adım olacağını, asıl kalıcı çözümün ise ihracat, katma değerli üretim ve markalaşma olduğunu kaydetti. “ÜRETİMİ KISMAK DEĞİL, AKILLI BÜYÜTMEK GEREKİYOR” Solakoğlu, fındıkta üretimi sınırlandırma yaklaşımına da karşı çıktı. Dünya büyürken, Şili ve ABD yeni yatırımlarla üretimi artırırken Türkiye’nin geri çekilmesinin ağır sonuç doğuracağını söyledi. Rekabetin düşük fiyatla değil, kaliteli ürünü doğru modelle pazara sunarak kurulabileceğini belirten Solakoğlu, üreticinin refahını artıracak yolun kırsalda katma değerli tarımsal sanayi kurmaktan geçtiğini ifade etti. Videonun sonunda Solakoğlu, kooperatifleşme olmadan, ortak akıl kurulmadan ve ihracat odaklı katma değerli üretim geliştirilmeden fındıkta çıkış sağlanamayacağını söyledi. Türkiye’nin tarımda tekrar güç kazanabilmesi için üreticinin yalnız bırakılmaması gerektiğini belirten Solakoğlu, özellikle Karadeniz’de üretimin ekonomik ve sosyal açıdan korunmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Kaynak: Sencer Solakoğlu’nun 25 Mart 2026 tarihli video metni.

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ" Haber

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ"

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI, TALEBİ VE VADEYİ GÖREBİLDİĞİMİZ BİR SİSTEM KURMALIYIZ” Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında Giresun’a gelen CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, tarımda temel sorunun maliyetler değil, üreticinin ekim kararını sağlıklı bilgi olmadan vermek zorunda kalması olduğunu söyledi. Solakoğlu, çözüm olarak ticaret borsaları üzerinden fiyat, talep ve vade bilgisinin ekim öncesinde görülebildiği, üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde buluşturan bir yapı önerdi. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında 27 Şubat 2026 Cuma günü Giresun’a gelen Sencer Solakoğlu ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanlığı’nda parti örgütüyle bir araya geldi. Toplantıya CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, ilçe başkanları, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve partililer katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ile birlikte partide yeni bir sürece girildiğini belirterek, parti programına uygun hükümet programı çalışmalarının bu yapı bünyesinde oluşturulan kurullar üzerinden yürütüldüğünü söyledi. SAHADA ÜÇ AYAKLI PROGRAM Solakoğlu ve beraberindeki heyet, il başkanlığındaki toplantının ardından Giresun’un tarımsal yapısını ve fındık piyasasını yerinde değerlendirmek amacıyla saha temaslarını sürdürdü. Program kapsamında ilk olarak Giresun Ticaret Borsası’nda düzenlenen toplantıya katılan heyet, burada fındıkta fiyat oluşumu, pazarlama kanalları ve üretici-tüccar ilişkilerinde yaşanan yapısal sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Saha programının devamında üretici örgütleri ve meslek odalarıyla yapılan görüşmelerde, planlı üretim, piyasa şeffaflığı ve üreticinin korunmasına yönelik başlıklar ele alındı. Heyet, Giresun’da yapılan bu temaslardan elde edilen tespitlerin, CHP’nin tarım politikalarına ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen politika çalışmalarına doğrudan katkı sunacağını ifade etti. “İLK 100 GÜNDE YOL HARİTASI NETLEŞECEK” Sencer Solakoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesi halinde tarım ve gıda politikalarında izlenecek yolun belirsiz olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ilk 100 günde atılacak adımların açık ve net biçimde kamuoyuyla paylaşılacağını belirten Solakoğlu, “Ne yapacağımız da nasıl yapacağımız da hazır. Bunu şeffaf biçimde ortaya koyacağız” dedi. Bu sürecin temel başlıklarının; planlı üretim, garantili alım modeli ve tarımda kurumsal yapının yeniden işler hale getirilmesi olacağını ifade eden Solakoğlu, üreticinin belirsizlikle üretim yapmak zorunda bırakılmayacağı bir sistem hedeflediklerini söyledi. Tarımda yaşanan sorunların kötü niyetten çok yönetim zaaflarından kaynaklandığını dile getiren Solakoğlu, mevcut tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu bir hırsızlık meselesi değil; basiretsizlik meselesidir. Türkiye’nin üretimi, tarımı ve kamu kaynakları ehil olmayan ellere teslim edilmiş durumda. Biz bu tabloyu tersine çevireceğiz; eksiden alıp artıya geçireceğiz.” Solakoğlu, tarım ve gıdanın siyaset üstü bir alan olduğuna dikkat çekerek, üreticinin emeğini koruyan, kaliteyi esas alan, öngörülebilir ve kamucu bir tarım düzenini yeniden kurmayı hedeflediklerini söyledi. “SORUN NE EKTİĞİMİZ DEĞİL, EKERKEN BİLMEMEMİZ” Programın en kapsamlı bölümü, Giresun Ziraat Odaları Birliği Giresun Şubesi’nde düzenlenen üretici buluşması oldu. Solakoğlu, burada yaptığı konuşmada üreticinin sahada yaşadığı sorunları kendi çiftçilik deneyiminden örneklerle anlattı. Tarımda yaşanan sorunların temelinde üreticinin özgür olması değil, üretim kararını yeterli bilgi olmadan vermek zorunda kalması bulunduğunu söyleyen Solakoğlu, “Ben bir çiftçiyim. Şubat ayı bitiyor, Nisan’da ekime başlayacağım ama ne ekeceğimi bilmiyorum. Bursa’nın en büyük çiftçisi bunu bilmiyorsa, köydeki üreticinin halini düşünün” dedi. PLANSIZLIK HEM ÇİFTÇİYİ HEM SOFRAYI VURUYOR Plansız üretimin hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini vurgulayan Solakoğlu, karpuz örneği üzerinden tabloyu şöyle anlattı: “Geçen yıl karpuz tarlada kaldı. Ben karpuz ektiğim için domates ve biber ekilmedi. Arz düştü, siz pahalı yediniz; biz çiftçiler zarar ettik. Gıda enflasyonu dediğimiz şey tam olarak bu.” “Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretim” Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse yaptığınız sübvansiyon da çöpe gider. Olmayan domatesin fiyatını düşüremezsiniz. Sorun yüksek girdi fiyatları değil, sorun plansız üretimdir” diye konuştu. Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse, verdiğiniz destek de çöpe gider. Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretimdir” ifadelerini kullandı. TİCARET BORSALARI ÜZERİNDEN ŞEFFAF BİLGİ VE ÜRETİCİ-SANAYİCİ BULUŞMASI Solakoğlu, tarımda yaşanan bu döngünün yasaklarla ya da “ne ekileceğini söyleyen” bir modelle çözülemeyeceğini vurguladı. Çözüm olarak önerdiği yapının, ticaret borsaları üzerinden işleyecek şeffaf bir sistem olduğunu belirtti. Bu sistemde üretici, sezon başlamadan önce ticaret borsasına giderek; hangi ürünün, hangi kalite sınıfında, hangi fiyata, hangi vadeyle alıcı bulduğunu görebilecek. Solakoğlu’na göre bu yapı yalnızca bilgi sunan bir sistem değil; üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde aynı zeminde buluşturan bir mekanizma olacak. Ticaret borsaları üzerinden sanayici ve tüccarların alım talepleri ile üreticinin üretim taahhütleri bir araya getirilecek. Bu sayede üretici, ürününü kime satacağını ve hangi koşullarla satacağını önceden görebilecek; sanayici ise hasat yapılmadan önce fiyatı, kaliteyi ve tedarik miktarını bilerek bütçe ve üretim planlaması yapabilecek. Solakoğlu, bu bilgiyi gören üreticinin yine tamamen özgür olacağını vurgulayarak, isterse fiyat ve talep bilgisine göre ekim yapacağını, isterse kendi tercihini kullanacağını ifade etti. Önemli olanın, üreticinin artık kararını körlemesine değil, borsa üzerinden oluşan somut veriye bakarak vermesi olduğunu söyledi. GARANTİLİ ALIM MODELİ: ZORUNLU DEĞİL, GÖNÜLLÜ Solakoğlu, bu yapıyı “garantili alım modeli” olarak tanımladı. Sistemin kimse için zorunlu olmayacağını özellikle vurguladı. Üreticinin bu modele girmek zorunda kalmayacağını, ancak sistem doğru kurulduğunda üreticinin zaten gönüllü olarak dahil olacağını söyledi. Model kapsamında, üretici taahhütleri ile sanayici ve tüccar taleplerinin ticaret borsaları üzerinden bir araya geleceğini belirten Solakoğlu, böylece her iki tarafın da hasattan önce fiyat, miktar ve vade açısından öngörü sahibi olacağını ifade etti. Solakoğlu, ticaret borsalarında yapılan bu garantili alım sözleşmelerinin, üreticinin finansmana erişiminde de belirleyici olacağını dile getirdi. Buna göre; üretici, ticaret borsasında yaptığı bu kontratla Ziraat Bankası’na gittiğinde, ayrıca ipotek, taşınmaz ya da kefalet gibi başka bir teminata gerek kalmadan krediye ulaşabilecek. Böylece üretici, şahsi varlıklarını değil, yaptığı üretimi ve satış sözleşmesini teminat göstererek finansmana erişmiş olacak. FINDIKTA BÖLGESEL FARK VE KAYIP ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Solakoğlu, fındıkta Çarşamba Ovası ile Giresun’un üretim koşullarının aynı olmadığını; arazi yapısı, makineleşme ve verim açısından ciddi farklar bulunduğunu söyledi. Buna rağmen aynı fiyatlama ve destekleme anlayışının sürdüğünü belirterek, bu durumun Giresunlu üreticiyi dezavantajlı hale getirdiğini ifade etti. FİSKOBİRLİK’in geçmişte üreticiye fiyat ve alım koşulları açısından öngörü sağladığını hatırlatan Solakoğlu, bu yapının işlevsizleştirilmesiyle piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu söyledi. TMO’nun bu boşluğu dolduracak kapasiteye sahip olmadığını belirten Solakoğlu, tarımda liyakat ve uzmanlık sorunu yaşandığını dile getirdi. FİSKOBİRLİK’in üretici için işlevsiz hale gelmesinin ardından piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu savunan Solakoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu boşluğu dolduracak bir kurumsal kapasiteye sahip olmadığını ifade etti. Tarım politikalarında uzmanlık ve liyakat sorunu yaşandığını dile getiren Solakoğlu, “Tarımı bilen kadrolarla, istişareye dayalı bir yapı kurulmadığı sürece bu sorunlar devam eder. Ürün bazlı, günü kurtarmaya dönük desteklerle gıda enflasyonunu düşürmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu. HAMMADDEYLE DEĞİL, KATMA DEĞERLE AYAKTA KALINIR Solakoğlu, konuşmasında kooperatifçilik ve markalaşmaya da değindi. Hammadde satarak üreticinin zengin olamayacağını vurgulayan Solakoğlu, küçük ve orta ölçekli kooperatiflerin yalnızca hammadde satan yapılar olmaktan çıkıp nihai ürün üreten bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. Giresun fındığının geçmişte güçlü bir bilinirliğe sahip olduğunu hatırlatan Solakoğlu, bu deneyimin önemli bir birikim olduğunu ifade etti. Bu noktada, Giresun fındığının geçmişte “Aganigi Naganigi” markasıyla bir markalaşma süreci yaşadığını belirten Solakoğlu, o dönemde yakalanan bilinirliğin ve farkın zamanla kaybedildiğini söyledi. Solakoğlu, bu sürecin bir başarısızlık değil, yarım kalmış bir deneyim olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bir markalaşma yapıldı, sonra her şey kaybedildi. Bizim yapmamız gereken, o dönemde kazanılan farkı, bilinirliği ve güveni yeniden kazanmaktır” ifadelerini kullandı. Solakoğlu, hedefin üreticinin katma değerden pay aldığı sürdürülebilir bir yapı kurmak olduğunu dile getirdi. DANIŞMANLIK SAHAYA İNECEK Solakoğlu, tarımda verimlilik artışının yalnızca desteklerle değil, bilginin doğrudan sahaya inmesiyle mümkün olacağını vurguladı. Bu kapsamda, her bölgede üreticinin telefonla doğrudan ulaşabileceği, bölgenin ürün desenine ve üretim koşullarına hâkim ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin görev yapacağını söyledi. Bu uzmanların, görev yaptıkları bölgelerde yalnızca masa başından değil; sahada, üreticinin tarlasına ve işletmesine kadar ulaşan bir danışmanlık anlayışıyla çalışacağını belirten Solakoğlu, ihtiyaç duyulması halinde üreticinin talebi üzerine tarlaya gelerek yerinde değerlendirme yapabileceklerini ifade etti. Solakoğlu, bu personelin görev yaptıkları bölgenin ürünlerine göre ihtisaslaşmış ve ilave eğitimlerden geçmiş olacağını, böylece her ürün için genel değil, bölgeye özgü ve uygulamaya dönük bilgi sunulacağını dile getirdi. Üreticinin karşılaştığı bir sorunun sahada çözülememesi halinde, danışmanların bu soruyu daha üst teknik birimlere taşıyarak çözüm üretebileceğini de ekledi. Bu danışmanlık hizmetinin üretici için tamamen ücretsiz olacağını vurgulayan Solakoğlu, amacın üreticiyi masraf altına sokmak değil; doğru bilgiyle buluşturarak verimi ve kaliteyi artırmak olduğunu söyledi. “ÇÖZÜM SİSTEM” Konuşmasının sonunda Solakoğlu, tarımda tek bir mutlak doğru olmadığını ancak en az zarar veren ve uzun vadede en akılcı yolun seçilmesi gerektiğini vurguladı. “Sorun destek değil; sorun, üreticinin ekim kararını bilgi olmadan vermesi. Çözüm ise sistemdir” diyerek konuşmasını tamamladı.

“MARKAM GİRESUN” MARKA ZİRVESİ 2025 TİREBOLU’DA DÜZENLENDİ Haber

“MARKAM GİRESUN” MARKA ZİRVESİ 2025 TİREBOLU’DA DÜZENLENDİ

“MARKAM GİRESUN” MARKA ZİRVESİ 2025 TİREBOLU’DA DÜZENLENDİ Giresun’un yerel değerlerini markaya dönüştürme hedefiyle düzenlenen “Markam Giresun” Marka Zirvesi 2025, 18 Aralık Perşembe günü Giresun Üniversitesi Tirebolu İletişim Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Zirvede, yerel markaların markalaşma, dijitalleşme ve sürdürülebilir büyüme süreçleri tüm yönleriyle ele alındı. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğiyle; Tirebolu İletişim Fakültesi öğrencileri Buse Okçu, Nergis Melek Akar ve Busegül Mürteza tarafından, Etkinlik Yönetimi ve Organizasyon dersi kapsamında Anıl Uğur Oğuzcan danışmanlığında organize edilen zirve, Prof. Dr. Taner Karahasanoğlu Konferans Salonu’nda yapıldı. İlçe protokolü, akademisyenler ve çok sayıda öğrencinin katıldığı programın açılış konuşmalarını, Rektör Yardımcısı Güven Özdem ile Tirebolu İletişim Fakültesi Dekanı Mustafa Yağbasan gerçekleştirdi. Prof. Dr. Özdem, üniversite–sektör iş birliğinin şehirlerin ekonomik ve kültürel gelişiminde kritik rol oynadığını vurgularken; Prof. Dr. Yağbasan, organizasyonda emeği geçen öğrencilere teşekkür ederek bu tür etkinliklerin uygulamalı eğitim açısından önemine dikkat çekti. Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Murat Güreşçi, zirvenin amacını özetleyen konuşmasında, “Bir şehir markalarıyla hatırlanır, bir marka ise hikâyesiyle yaşar. Üniversiteler bu hikâyeleri kayıt altına aldığı sürece anlam kazanır” ifadelerini kullandı. Zirvede söz alan sektör temsilcileri, deneyimlerini öğrenciler ve katılımcılarla paylaştı. Marko Medya Reklam ve Tanıtım Hizmetleri Kurucusu Yunus Türk, “Yerel Markaların Konumlandırılması ve Dijital Dünyadaki Yolculuğu” başlıklı sunumunda güven olgusunun ticari hayattaki belirleyici rolüne dikkat çekti. Türk’e plaketi, Prof. Dr. Güven Özdem tarafından takdim edildi. Erimez Kardağ Doğal Kaynak Suyu Sorumlu Müdürü Enes Eser, markanın gelişim sürecini anlatarak yerel değerlerin doğru bir iletişim diliyle ulusal ve uluslararası pazarlara taşınabileceğini vurguladı. Eser’e plaketini Tirebolu Belediye Başkan Yardımcısı Atilla Aydın sundu. AFTA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Tozlu, “Sıfırdan Marka Olmak: Bir Marketten Ekosisteme” başlıklı konuşmasında itibar yönetimi ve müşteriyle empati kurmanın markalaşmadaki önemini anlattı. Tozlu’ya plaketi, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Şükrü Cebeci verdi. Öğleden sonraki oturumda Doğal Dükkan Yönetim Kurulu Başkanı Şevket Alaaeddinoğlu, yöresel ürünlerde güven ve marka sadakati üzerine değerlendirmelerde bulundu. Alaaeddinoğlu’na plaketi, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Yunus Türk tarafından takdim edildi. Gaffaro Fındık Yönetim Kurulu Başkanı Halil Ak, Giresun fındığının küresel pazardaki konumuna dikkat çekerek algı yönetiminin markalar için stratejik bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Ak’a plaketi Serpil Karlıdağ tarafından sunuldu. Zirvede ayrıca 92 yıllık geçmişe sahip Yavuzkan Hazel Fındık adına konuşan Elif Karataş, firmanın sürdürülebilirlik, insan hakları ve sosyal sorumluluk projelerine ilişkin bilgiler paylaştı. Etkinliğin son konuşmacısı Altun Gıda kurucusu Halil İbrahim Paltun oldu. “Yerel Üründen Ulusal Markaya” başlıklı sunumun ardından Paltun’a plaketi, etkinlik koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Anıl Uğur Oğuzcan tarafından verildi. “Markam Giresun” Marka Zirvesi 2025, Giresun’un marka potansiyelini görünür kılan, genç iletişimciler ile sektör temsilcilerini aynı zeminde buluşturan verimli bir organizasyon olarak sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.