Hava Durumu

#Maden Arama

giresunsonhaber - Maden Arama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maden Arama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU Haber

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU Tirebolu’nun Sekü köyünde maden arama gündemiyle yapılan toplantı dün sert tepkilere sahne oldu. Köylülerin protestoları ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerin ardından AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, köyde endişeleri dinlediklerini, talepleri not aldıklarını ve vatandaşlarla irtibat halinde kalacaklarını açıkladı. Tirebolu’ya bağlı Sekü köyünde maden arama çalışmaları nedeniyle yükselen gerilim, dün yapılan toplantıyla yeni bir aşamaya taşındı. Köyde düzenlenen buluşmada vatandaşlar, bölgede yürütülen sondaj ve maden faaliyetlerine karşı itirazlarını doğrudan dile getirdi. Toplantıda zaman zaman sesler yükseldi, protestolar yaşandı ve köylülerin tepkisi açık biçimde ortaya çıktı. Sosyal medyada paylaşılan haber ve görüntülerde, AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas’ın toplantı sırasında yoğun tepkiyle karşılaştığı görüldü. Köylüler, özellikle bölgede daha önce yürütülen madencilik faaliyetlerinin çevreye verdiğini savundukları zararları gündeme taşıdı. Su kaynakları, tarım alanları, yaşam alanları ve köyün geleceği toplantının en sert başlıkları arasında yer aldı. Toplantıda kadınların da yoğun biçimde söz aldığı, bazı köylülerin geçmişte iktidar partisine oy verdiklerini ancak bugün maden faaliyetleri nedeniyle ciddi kaygı yaşadıklarını dile getirdiği aktarıldı. Tepkilerin odağında yalnızca yeni sondaj girişimi değil, yakın çevrede daha önce yaşandığı öne sürülen çevresel tahribat da vardı. Köylüler, bölgede yeni bir maden adımına rıza göstermeyeceklerini yüksek sesle ifade etti. Toplantının ilerleyen dakikalarında gerilim daha da arttı. Sosyal medyada dolaşıma giren anlatımlarda ve haber metinlerinde, Elmas’ın konuşmasının protestolar nedeniyle sık sık kesildiği, bazı vatandaşların doğrudan itiraz ettiği ve toplantının tansiyonunun yükseldiği belirtildi. Yine aynı paylaşımlarda, bazı köylülerin “artık milletvekiline ihtiyacımız yok” diyerek tepki gösterdiği, bir vatandaşın mikrofon alarak bölgede yaşayanların büyük çoğunluğunun yıllardır AK Parti’ye oy verdiğini söyleyip sert sözlerle itirazda bulunduğu ifade edildi. Sekü’deki tepki yalnızca toplantı salonuyla sınırlı kalmadı. Köylüler, yaşam alanlarının taş ocakları ve maden sahaları arasında sıkıştığını savundu. En büyük kaygı başlıkları arasında içme ve kullanma suyu kaynaklarının kirlenmesi, doğanın zarar görmesi, üretim alanlarının etkilenmesi ve günlük hayatın güvenlik uygulamaları nedeniyle zorlaşması yer aldı. Toplantının ardından Nazım Elmas yazılı bir açıklama yaptı. Elmas, Sekü köyünü ziyaret ederek hemşehrilerinin maden gündemiyle ilgili endişelerini dinlediklerini, taleplerini aldıklarını ve yetkililerden temin ettikleri bilgileri vatandaşlarla paylaştıklarını söyledi. Elmas, toplantının iki aşamalı gerçekleştiğini, ilk bölümde yaklaşık 20 dakikalık bilgilendirme yapıldığını, namaz arasının ardından soru ve taleplerin dinlendiğini belirtti. Elmas, bölgede şu anda yürütülmek istenen işlemin “maden arama” faaliyeti olduğunu vurguladı. Maden çıkarma aşamasına ancak ÇED süreci tamamlanırsa geçilebileceğini kaydeden Elmas, mevzuata uymayan, insan ve çevre için risk oluşturan her işlemin karşısında olduklarını ifade etti. Elmas ayrıca Türkiye genelinde maden çıkarma ruhsatı başvurularının yalnızca küçük bir bölümünün izin alabildiğini dile getirdi. Milletvekili Elmas’ın paylaştığı bilgilere göre Sekü köylüleri toplantıda beş temel talebi öne çıkardı. Köyde yapılacak her çalışma öncesinde vatandaşın önceden bilgilendirilmesi istendi. Su kaynaklarının kirlenmesi ve kuruması ihtimaline karşı hiçbir tedbirden taviz verilmemesi talep edildi. Güvenlik uygulamalarının köylünün günlük yaşamını ve çalışma düzenini aksatmaması gerektiği vurgulandı. Maden sahalarındaki denetimlerin sürmesi ve çevre mevzuatına aykırı durumlarda daha ağır yaptırımlar uygulanması çağrısı yapıldı. Bölgedeki bilgi kirliliğinin önüne geçmek için kamu kurumlarının düzenli ve doğru bilgilendirme yapması talep edildi. Elmas, toplantıya sonradan katılan bazı kişilerin konuşmaların tamamına hakim olmadan farklı yorum ve davranışlar sergilediğini savundu. Buna rağmen köylülerin soru, endişe ve taleplerini not aldıklarını belirten Elmas, vatandaşlarla irtibat halinde kalma kararı aldıklarını açıkladı. Açıklamasını, Sekü köyü sakinlerine ve köy muhtarına teşekkür ederek tamamladı. Sekü’de dün yaşananlar, bölgedeki maden tartışmasının teknik bir izin sürecini aşarak doğrudan sosyal ve siyasal bir gerilime dönüştüğünü gösterdi. Köylüler sahada daha güçlü güvence ve açık taahhüt istiyor. Elmas ise sürecin maden arama aşamasında olduğunu, taleplerin takip edileceğini ve vatandaşın yanında olduklarını savunuyor. Bölgedeki gerilim, bundan sonraki idari adımlar ve sahadaki uygulamalarla birlikte daha da yakından izlenecek.

NAZIM ELMAS: “​​​​​​​ACI HATIRALAR HAFIZALARDADIR” Haber

NAZIM ELMAS: “​​​​​​​ACI HATIRALAR HAFIZALARDADIR”

NAZIM ELMAS: “ÖNCE BİLİMSELLİK VE İNSAN” AK Parti Giresun Milletvekili ve Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nazım Elmas, maden tartışmaları üzerine 12 maddelik bir değerlendirme yayımladı. Elmas, insan sağlığı, çevre güvenliği, devlet denetimi ve stratejik maden politikası başlıklarında kapsamlı mesaj verdi. AK Parti Giresun Milletvekili ve Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nazım Elmas, maden gündemine ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Elmas, kamuoyunda yaşanan bilgi karmaşasına işaret ederek değerlendirmesini “Önce Bilimsellik ve İnsan” vurgusuyla duyurdu. Elmas, paylaşımına şu sözlerle başladı: “‘Tema’nın seksenbeşi Küstürdü kocayla eşi...’ dedi bir vatandaşımız. Gündem yoğun, bilgiler eksik. Her yandan bir ses kafalar karışık. Bilgi kirliliği insanın nerede duracağını gölgeliyor. ‘Önce Bilimsellik ve İnsan’ diyor maddelere geçiyorum.” Prof. Dr. Nazım Elmas, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “1.Hiçbir menfaat ve faaliyet insan sağlığından daha önemli değildir.” “2.Yaşadığımız çevre bize emanettir. Kaybettiğimiz şeylerin değerini elden gidince hatırlamak geç kalınmış bir eylemdir.” “3.Ülkemizde uygulamalar ve işlemler önceki on yıllardan daha düzenli ve hassastır. Yasalar, yönetmelikler ve yönergeler tüm belirsizlikleri gidermek içindir ve gerektiğinde güncellenir.” “4.Her talebin muhatabı, her olumsuzluğun şikayet mercii bulunmaktadır.” “5.Maden arama ve işletme işlemleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başta olmak üzere, devletin ilgili kurumlarının işbirliği, denetimi ve takibi ile olmaktadır. Bu konudaki sağlıklı bilgiler istatistikler, kurumlarda mevcuttur. Bilimselliği tartışmalı verilerin başka amaçlar için kullanıldığı bilinmektedir.” “6.Teknolojinin sağladığı tüm imkanlar ile özellikle halkın sağlığını, güvenliğini, huzurunu bozacak durumlara devletimizin müdahele kabiliyeti artmıştır. Yasadışılığı önlemek, suistimallere engel olmak bugün daha kolaydır.” “7.Milletimizin kültür seviyesi artmış, birçok alanda bilinçlenmiş, duyarlılıkları çoğalmış, ülke ve millet menfaatini önceleyen bir seviyeye ulaşmıştır. Toplumsal tepkileri bu hassasiyetinden neşet etmektedir. Sivil toplumun samimi endişeleri de bu kapsamdadır. Buna rağmen her alanda ayrıntılı bilgi sahibi olamayacağı için kimi zaman yanıltılabilmektedir.” “8.Maden arama ve işletme işlemleri, ayrı ayrı mevzuata tabidir. Arama ruhsatı ile işletme ruhsatının kapsamları ve ilgili kurumları bir değildir. Madeni çıkarmak için halkın mağdur olmayacağı ortamı ve şartları sağlamak devletin görevidir. Çevre ve insan sağlığı için tehdit ve risk unsurunu gözeterek işletme ruhsatı verilebilir. Çoğu yerde bu güvenceler bulunamadığı için işletme ruhsatı verilmez. Maden aranan sahaların en fazla yüzde beşinin ruhsat şartlarını taşıdığı görülmüş ve işletme ruhsatı alabilmiştir.” “9.Bazı madenler bir milli güvenlik sorunudur. Stratejik öneme sahiptir. Aranıp bulunması Ülkede varlığı, bulunmuş olması bile güven verir. İthal edilerek temin edilen ülkelere karşı o haliyle bile pazarlık şansını artırır.” “10.İnsan sağlığını koruyarak, çevre duyarlılığını yaşatarak yeraltı zenginliklerimizi milletin istifadesine sunup ekonomiye kazandırma hedefi varılması zor bir hedef değildir. Dünyada bunu başaran ülkeler vardır. Bizim medeniyetimiz bu konulara daha hassas olduğuna göre bu başarımızı ve tecrübemizi geliştirebiliriz.” “11.Devletine güvenen insanımız kaybetmemiştir. İnsanımızı tahrik edip iyi niyetini gizli emellerine alet etmek isteyenlerin bıraktığı acı hatıralar hafızalardadır...” “12.Dünyadaki çatışmaların sebepleri arasında geleceğin teknolojilerinin hammaddesi madenlerin de olduğunu biliyoruz. Milli teknoloji hammaddesi ve bağımsızlık unsuru olan madenlerimizle ilgili hedefler siyaset üstüdür. Maden zenginliği ile de caydırıcılığımızı artırarak büyük ve güçlü Türkiye’yi kurma yolundaki yürüyüşümüzü, önce insanımızı ve çevreyi korumaya devam ederek sürdüreceğiz.” Elmas, açıklamasında maden arama ve işletme süreçlerinin birbirinden ayrı hukuki çerçevelere sahip olduğunu, nihai ölçünün insan sağlığı ile çevre güvenliği olduğunu vurguladı. Açıklamada stratejik madenlerin milli güvenlik ve bağımsızlık boyutu da öne çıkarıldı. Açıklamanın en dikat çekici kısmını 11nci madde oluşturdu. Elmas bu maddede doğrudan bir kişi, parti, çevreci grup, platform ya da örgüt adı vermedi. Hangi çevrenin “tahrik” yaptığı, kimin “iyi niyeti” başka amaçlara yönlendirdiği ve “gizli emeller” ifadesiyle hangi siyasi ya da toplumsal hattın kastedildiği açık biçimde söylenmedi. Bu nedenle 11. madde, somut muhatabı netleştirilmiş bir suçlama değil, geniş alana bırakılmış siyasi bir mesaj niteliği taşıyor. Kaynak: AK Parti Giresun Milletvekili ve Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nazım Elmas’ın sosyal medya paylaşımı.

SEKÜ’DE MADEN GERİLİMİ: KÖYLÜLER MAKİNEYİ DURDURDU Haber

SEKÜ’DE MADEN GERİLİMİ: KÖYLÜLER MAKİNEYİ DURDURDU

SEKÜ’DE MADEN GERİLİMİ: KÖYLÜLER MAKİNEYİ DURDURDU Tirebolu’nun Sekü köyü ile Görele’nin Karlıbel hattında yürütülmek istenen maden arama projesi bugün yeniden gerilim yarattı. Köylüler, çevre derneği yöneticileri ve hukukçular, arama alanına gitmek isteyen sondaj makinesini durdurdu. Giresun İdare Mahkemesi aynı projedeki “ÇED Olumlu” kararının yürütmesini 24 Şubat’ta durdurmuştu. Dava 24 Nisan’da yeniden görülecek. Tirebolu’da bugün yaşanan müdahale, yalnızca bir iş makinesinin geri çevrilmesiyle sınırlı kalmadı. Sekü ve Karlıbel hattında maden arama faaliyeti yürütmek isteyen Alagöz Maden’in sondaj makinesi köylülerin, Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği yöneticilerinin ve davayı takip eden hukukçuların itirazı üzerine alandan çıkarıldı. Bölgede yeni bir sondaj girişimi, doğrudan mahkeme kararının sınırları üzerinden tartışmaya açıldı. Bu dosyanın merkezinde Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Sekü-Karlıbel hattında yarma ve sondaj yöntemiyle yürütmek istediği IV. Grup maden arama projesi yer alıyor. Projeye karşı bölge halkı, çevre dernekleri ve yurttaşlar dava açtı. CHP de geçen yıl 736 imzalı başvuruyla dosyaya itiraz etti. İtiraz dilekçelerinde su kaynakları, tarım alanları, heyelan ve taşkın riski ile ekolojik tahribat başlıkları öne çıktı. MAHKEME NE DEDİ? Giresun İdare Mahkemesi, 24 Şubat’ta verdiği ara kararda bu proje için tesis edilen “ÇED Olumlu” kararının yürütmesini durdurdu. Kararda, işlemin yetkisiz makam tarafından tesis edildiği ve uygulanması halinde telafisi güç zarar doğabileceği vurgulandı. Mahkeme, kararın dayanağındaki yetki sorununu açık hukuka aykırılık gerekçesi yaptı. NEDEN HÂLÂ SONDAJ GİRİŞİMİ OLUYOR? Sahadaki bugünkü gerilim tam da bu noktada büyüdü. Yürütmeyi durdurma kararı nihai hüküm değil; esas dava sürüyor. Buna rağmen davacı taraf, aynı proje alanında yeniden sondaj girişimi yapıldığını ve bunun mahkeme kararına aykırı olduğunu savunuyor. Davayı izleyen avukat Sevda Karataş Şahin, idareye başvuru ve suç duyurusu hazırlığı başlatacaklarını açıkladı. DAVA NASIL İLERLEYECEK? Dosyanın ilk duruşması 31 Mart’ta Giresun İdare Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Tirebolu-Görele hattındaki davayı 24 Nisan 2026 tarihine bıraktı. O gün verilecek yön, yalnızca bir idari işlemin değil, Sekü ve Karlıbel hattında maden aramasının devam edip etmeyeceğinin de ana belirleyicisi olacak. Sekü’de bugün durdurulan şey yalnızca bir makine değildi. Mahkeme kararına rağmen sahaya dönme iradesi ile köylülerin toprağını, suyunu ve yaşam alanını koruma direnci bir kez daha karşı karşıya geldi. Şimdi gözler 24 Nisan’da. Sahada halk dur dedi, son sözü yine mahkeme söyleyecek.

GİRESUN’DA 31 MART’TA İKİ KRİTİK MADEN DAVASI GÖRÜLECEK Haber

GİRESUN’DA 31 MART’TA İKİ KRİTİK MADEN DAVASI GÖRÜLECEK

GİRESUN’DA 31 MART’TA İKİ KRİTİK MADEN DAVASI GÖRÜLECEK Giresun’da doğa, su kaynakları ve yaşam alanlarını ilgilendiren iki ayrı maden davası 31 Mart günü art arda görülecek. Bulancak’taki 4. Grup madencilik projesi ile Tirebolu-Görele hattındaki maden arama girişimi yargıya taşındı. Her iki dosyada da verilen yürütmeyi durdurma kararları, kentte çevresel tahribat tartışmasını yeni bir aşamaya taşıdı. Giresun’da maden faaliyetlerine karşı açılan iki ayrı dava aynı gün Giresun Adliyesi’nde görülecek. Duruşmalar, hem bölge halkının hem de çevre örgütlerinin dikkatini Bulancak, Tirebolu ve Görele hattına çevirdi. Su kaynakları, tarım alanları, yerleşim bölgeleri ve doğal yaşam üzerindeki riskler, iki dosyanın da merkezinde yer alıyor. İKİ DAVA, İKİ DOSYA Bulancak dosyası: 4. Grup maden projesi yargıda İlk dava, Bulancak ilçesine bağlı Tandır köyü ile Kovanlık beldesi Ahurlu Mahallesi sınırlarında planlanan 4. Grup madencilik faaliyetiyle ilgili açıldı. Davayı Bulancak Piraziz Çevre ve Doğa Derneği açtı. Dosyada, Akan Madencilik’in bölgede yürütmek istediği faaliyetin iptali isteniyor. Bu dosyanın ilk duruşması 31 Mart günü saat 10.00’da Giresun Adliyesi’nde yapılacak. Mahkemenin duruşma öncesinde yürütmeyi durdurma kararı vermesi, davanın ağırlığını artırdı. Dava dosyasında, planlanan madencilik faaliyetinin su kaynakları, tarım arazileri ve yerleşim alanları üzerinde ciddi risk oluşturduğu vurgulanıyor. Bölgedeki çevresel dengenin bozulacağı, yaşam alanlarının zarar göreceği ve doğa tahribatının büyüyeceği belirtiliyor. Tirebolu-Görele dosyası: maden arama projesine karşı iptal davası Aynı gün görülecek ikinci dava ise Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği tarafından açıldı. Bu dosya, Görele ilçesi Karlıbel mevkii ile Tirebolu ilçesi Sekü mevkiinde planlanan maden arama projesini kapsıyor. Bu davanın duruşması da 31 Mart günü saat 10.15’te Giresun Adliyesi’nde görülecek. Bu dosyada da yürütmeyi durdurma kararı verildi. Dava içeriğinde, maden arama faaliyetinin bölgenin doğal yapısına, su havzalarına ve yaşam alanlarına geri dönüşü olmayan zararlar verebileceği belirtiliyor. Dernek, projeye karşı çıkarken bölgedeki ekolojik dengenin bozulacağına ve vahşi madencilik anlayışının yeni bir tahribat yaratacağına dikkat çekiyor. ORTAK BAŞLIK: SU, TARIM VE YAŞAM ALANLARI İki dava farklı bölgeleri kapsasa da itiraz başlıkları aynı noktada birleşiyor. Her iki dosyada da su kaynaklarının kirlenmesi, tarım alanlarının zarar görmesi, doğal yapının bozulması ve yerleşim alanlarının baskı altına girmesi temel risk alanları olarak öne çıkıyor. 31 Mart’ta görülecek bu iki dava, yalnızca iki ayrı proje dosyası olarak değil, Giresun’da doğa ile madencilik arasındaki gerilimin yargıdaki en önemli başlıklarından biri olarak görülüyor. ORTAK RİSK BAŞLIKLARI Bulancak ile Tirebolu-Görele davalarında su kaynakları, tarım alanları, orman varlığı ve yaşam alanları üzerindeki tehdit öne çıkıyor. İtirazlar; sondaj, yol açımı ve kazı çalışmalarının su düzenini bozacağı, erozyonu artıracağı, toz, gürültü ve titreşimle bölge yaşamını olumsuz etkileyeceği noktasında birleşiyor. DERELİ DOSYASI NEDEN AYRI DEĞERLENDİRİLİYOR? Dereli dosyası, çinko-bakır projesi olması nedeniyle teknik olarak ayrı duruyor. Bu sahada yalnız genel çevre riski değil, madenin niteliğine bağlı özel teknik başlıklar da tartışılıyor. Bu yüzden Dereli’deki dosya, Bulancak ile Tirebolu-Görele’deki ortak risklerden ayrı bir başlık olarak ele alınıyor.

ŞENTÜRK: “BU ÇED HALKA DA HUKUKA DA AYKIRI” Haber

ŞENTÜRK: “BU ÇED HALKA DA HUKUKA DA AYKIRI”

ŞENTÜRK: “BU ÇED HALKA DA HUKUKA DA AYKIRI” CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şentürk, Görele, Tirebolu, Çanakçı ve Doğankent’i kapsayan maden arama faaliyetleri için verilen “ÇED Gerekli Değildir / ÇED Olumlu” kararlarına sert tepki gösterdi. CHP öncülüğünde 736 yurttaşın imzasıyla hazırlanan itiraz dilekçesi Çevre İl Müdürlüğü’ne teslim edildi. CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şentürk, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Görele Karlıbel ve Tirebolu Sekü Mahallesi sınırlarında başlatılan, zamanla Çanakçı ve Doğankent’e kadar genişleyen IV. Grup maden arama faaliyetleri için verilen ÇED kararlarının hukuki ve toplumsal meşruiyetini yitirdiğini açıkladı. Şentürk, “Arama” adı altında yürütülmek istenen faaliyetin gerçekte sondaj, kazı, pasa depolama ve yoğun ağır tonajlı araç trafiği içerdiğini belirterek, bu ölçekte bir faaliyetin ÇED süreci işletilmeden yürütülmesinin 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliği’ne açıkça aykırı olduğunu vurguladı. Proje Tanıtım Dosyası’nda ÇED alanının belirsiz bırakıldığını, kurum görüşlerinde alan büyüklüklerinin birbiriyle çeliştiğini ve bazı proje koordinatlarının ilgili kurumlara dahi sunulmadığını ifade eden Şentürk, “İdarenin hangi alan için karar verdiği bile net değil. Bu haliyle ortada hukuken sakat bir idari işlem vardır” dedi. CHP heyetinin, dilekçenin tesliminin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Murat Cavunt ile görüştüğünü belirten Şentürk, sel, taşkın ve heyelan riskleri ile su kaynakları üzerindeki geri dönülmez etkilerin resmi kurum görüşlerinde yer almasına rağmen karar sürecinde yok sayıldığını kaydetti. Giresun’un yoğun madencilik ruhsatlarıyla kuşatılmış bir il olduğuna dikkat çeken Şentürk, kümülatif etki değerlendirmesi yapılmadan verilen ÇED kararlarının bölgeyi geri dönüşü olmayan bir çevresel tahribata sürüklediğini söyledi. Ağır metal kirliliği ve asit kaya drenajı risklerine dair hiçbir bilimsel analiz yapılmadığını da sözlerine ekledi. Ekonomik ve toplumsal boyuta da değinen Şentürk, fındık tarımı, arıcılık ve hayvancılığın bölge halkının temel geçim kaynağı olduğunu hatırlatarak, “Geçici maden faaliyetleri uğruna kalıcı tarımsal üretim ve halk sağlığı riske atılamaz” ifadelerini kullandı. Açıklamasının sonunda Dr. Gökhan Şentürk şu mesajı verdi: “Giresun’un doğasını, suyunu ve halkının yaşam hakkını şirket raporlarına teslim etmeyeceğiz. Bu ÇED kararlarının iptali ve faaliyetlerin durdurulması için hem hukuki hem de siyasi mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.