Hava Durumu

#Lojistik

Giresun Sonhaber - Lojistik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN İŞ DÜNYASINDAN ULAŞIM YATIRIMLARI İÇİN 2027 ÇAĞRISI Haber

GİRESUN İŞ DÜNYASINDAN ULAŞIM YATIRIMLARI İÇİN 2027 ÇAĞRISI

GİRESUN İŞ DÜNYASINDAN ULAŞIM YATIRIMLARI İÇİN 2027 ÇAĞRISI Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, yıllardır gündemde olan ulaşım projelerinin 2027 Yılı Yatırım Programı'na alınmasını istedi. Çakırmelikoğlu, Güney Çevre Yolu başta olmak üzere ilçeleri birbirine bağlayan yollar için somut yatırım ve yapım takvimi açıklanması çağrısında bulundu. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası (GTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, 26 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, kentin ulaşım altyapısında uzun süredir beklenen projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Yaklaşık 20 yıldır gündemde bulunan yatırımların yalnızca planlama aşamasında kalmaması gerektiğini vurgulayan Çakırmelikoğlu, ödenek, ihale ve yapım takvimlerinin netleştirilmesini talep etti. GÜNEY ÇEVRE YOLUNUN İLK ETABI ÖNE ÇIKIYOR Çakırmelikoğlu, yaklaşık 49 kilometre olarak planlanan Giresun Güney Çevre Yolu'nun en azından 8 kilometrelik şehir geçişi bölümünün 2027 Yılı Yatırım Programı'na alınmasını istedi. Dereli–Şebinkarahisar Yolu ve Pınarlar Tüneli, Tirebolu–Torul yolu ile Yağlıdere–Kurtbeli yolu ve tünel projelerinin de öncelikli yatırımlar arasında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Dereli–Kotana arasındaki 7 kilometrelik bölümün ihale ve yapım sürecinin açıklığa kavuşturulmasını talep etti. SANAYİ VE İHRACAT İÇİN ULAŞIM VURGUSU Giresun'da planlanan üç yeni organize sanayi bölgesinin ulaşım ve lojistik altyapısına duyulan ihtiyacı artıracağını belirten Çakırmelikoğlu, yol yatırımlarının ham madde tedariki, ürün sevkiyatı ve ihracat maliyetleri açısından önem taşıdığını kaydetti. İş dünyasının beklentisinin, projelerin yatırım programında somut karşılık bulması ve uygulama takvimlerinin kamuoyuyla paylaşılması olduğunu bildirdi.

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı Haber

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı

Türkiye’nin küresel ticaret ve yatırım ekosistemindeki stratejik konumu, ACE BPSC 2026 Zirvesi’nin ikinci gününde düzenlenen “NATO Zirvesi Sonrası Ticari ve Siyasi Gelişmeler” panelinde masaya yatırıldı. T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde ve TABA-AmCham ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilen zirvede, NATO Zirvesi sonrasında şekillenen yeni ekonomik ve siyasi dengeler, transatlantik ticaretin geleceği, tedarik zincirlerinin güvenliği ve savunma sanayisindeki iş birliği fırsatları değerlendirildi. Kamu ve özel sektörün üst düzey temsilcilerini buluşturan panelde, Türkiye’nin bölgesel üretim, lojistik ve yatırım merkezi olarak artan önemine dikkat çekilirken, Türkiye ile ABD arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi ve bu hedefe ulaşmada öngörülebilirliğin önemi vurgulandı. Küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği kritik bir dönemde uluslararası iş dünyasının güçlü temsilcilerini bir araya getiren ACE BPSC 2026 Zirvesi, Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da devam etti. “İnovasyon, Yatırım, Teknoloji ve Ticaret için Girişimcilik: Daha Güçlü Bir Transatlantik Gelecek İnşa Etmek” başlığıyla düzenlenen zirvenin ikinci gününde de "NATO Zirvesi Sonrası Ticari ve Siyasi Gelişmeler" başlıklı panel gerçekleştirildi. TABA AmCHAM BAŞKAN YARDIMCISI DERİNKÖK: “GÜVENLİK POLİTİKALARI İLE EKONOMİ POLİTİKALARI BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ” 30 ülkeden 70 AmCham lideri ve Türkiye’den çok sayıda iş insanının katıldığı panelin açılış konuşmasını TABA-AmCham Başkan Yardımcısı H. Eren Derinkök yaptı. Derinkök, bugün artık güvenlik politikaları ile ekonomi politikalarını birbirinden bağımsız değerlendirmenin mümkün olmadığını ifade ederek, “Jeopolitik gelişmeler; ticaret yollarını, enerji güvenliğini, tedarik zincirlerini, teknoloji yatırımlarını, savunma sanayiini ve dolayısıyla doğrudan iş dünyasının kararlarını etkiliyor. NATO Zirvesi sonrasında ortaya çıkan gelişmeleri de bu geniş perspektiften değerlendirmek gerekiyor. Özellikle Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki transatlantik ilişkilerin geleceği, Avrupa'nın güvenlik ve savunma alanındaki öncelikleri, artan savunma yatırımları ve bunların üretim, teknoloji ve ticaret üzerindeki etkileri önümüzdeki dönemin önemli başlıkları arasında yer alıyor.” dedi. AMCHAMS IN EUROPE (ACE) BAŞKANI VODNIK: “İSTİKRAR OLMADAN EKONOMİK BÜYÜME MÜMKÜN DEĞİL” Amchams in Europe (ACE) Başkanı Ajša Vodnik de konuşmasında güvenliğin yalnızca hükümetlerin ve orduların yetki alanında olmadığını ifade ederek, “İş dünyası olarak bizler; istikrar olmadan ekonomik büyümenin, inovasyonun ve küresel ticaretin var olamayacağını kabul etmeliyiz. Savaş ve çatışmalar tedarik zincirlerini bozar, pazarları yok eder ve hayatları mahveder.” diye konuştu. CONGAR: TRANSATLANTİK İŞ BİRLİĞİNDE HUKUKİ GÜVENCELERİN ÖNEMİ TABA-AmCham İngiltere Temsilcisi Av. Cem Congar da güvenlik alanındaki tercihlerin, enerji erişimi, teknoloji paylaşımı, yatırım ve ticaret kararlarında karşılık bulduğunu belirterek, “NATO'nun Ankara zirvesinde öne çıkan Transatlantik iş birliği ve sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleri bu ilişkinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde siyasi iradenin ekonomik hayata nasıl yansıyacağını ve bu dönüşümün hangi hukuki güvencelerle destekleneceğinin üzerine birlikte düşünmemiz gerekmekte” dedi. Açılış konuşmalarının ardında panele geçildi. T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel ve DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan yeni dönemdeki bölgesel ve küresel gelişmeleri iş dünyası perspektifinden değerlendirdi. TÜRKİYE’NİN UZUN VADELİ YATIRIM POTANSİYELİNE VURGU Panelin moderatörlüğünü üstlenen Bekir Polat, Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar açısından sunduğu fırsatlara ve uzun vadeli yatırım perspektifinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye, son 20 yılda yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüyerek geçen yıl itibarıyla 1,8 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştı ve son 20 yılda yaklaşık 300 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım aldı. Genç, dinamik nüfusu ile yine jeostratejik konumunu güçlendiren son 25 yıldaki 300 milyar doları aşan altyapı ve üst yatırımlarıyla ve kuvvetli bir reform ajandasıyla hala büyümeye devam ediyor. Özellikle uluslararası ortaklıklardaki uzun vade perspektifini çok önemsiyoruz. Bununla ilgili vermiş olduğum her zaman çok somut bir örnek var. Çok büyük bir Alman firmasının bir genişleme yatırımı vardı yakın bir zamanda. Sağ olsunlar açılış için davet etmişlerdi ve gittiğimizde sordum Alman firmaya siz kaç yıllık bir firmasınız? Biz 160 yıllık bir firmayız. Peki Türkiye'de ne zamandan beri faaliyetindesiniz? 116 yıldır Türkiye'deyiz dedi. Cumhuriyetimizden daha önce gelmişler. Bu önemli bir gösterge. Ülkenin şu anki resmine bakarak karar vericiler çok daha geniş bakıyorlar. Biz de ülkenin 5-10-15 yıllık aslında büyük resimde ülkemizin sunmuş olduğu fırsatları anlatmaya çalışıyoruz.” DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI ÖZEL: “PARA GÜVENLİ BÖLGE ARAR” Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel de konuşmasında NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin uluslararası konumuna etkilerini değerlendirdi. Özel, güvenlik ve yatırım arasındaki ilişkiye, çok taraflı iş birliklerine ve Türkiye’nin diplomatik kapasitesine vurgu yaparak şunları kaydetti: “Bazı siyasi gelişmeler ve söylemler sonrası NATO'ya bakışın da bazı noktalarda değiştiği bir dönemde bu zirvenin Türkiye'de yapılması hakikaten çok büyük bir ehemmiyet taşıyor. Bu zirve sonrası NATO biraz daha tek vücut haline geldi. NATO 3 olarak isimlendirilen bir söylemi vardı. Ve bu da sonuçlarını çok etkili kıldı. İşte bütün NATO üyesi ülkeleriyle birlikte NATO'nun gücü aslında biraz bu zirveyle beraber, söylemlerle ve uygulamalarla da upgrade olmuş oldu. NATO, 1950’li yıllarda Kore Harbi’nden sonra kurulmuş bir güvenlik organizasyonu. Peki iş adamlarının NATO ile ne ilişkisi var? Malum, para güvenli bölge arar. Güvensiz bölgelerden güvenli bölgelere para akışı geçer. 21. yüzyılda çatışmaların arttığı bir dönemde bu ilişki daha sık bir ilişki haline geldi. Bunu çok görüyoruz. Daha girift hale geldi. Bu bağlamda NATO zirvesi Ankara deklarasyonuyla beraber yapılan açıklamalar, 50 milyar dolarlık bir hedef konması, bunlar son derece önemli. Bu bakımdan ben öyle ümit ediyorum ki kısa ve orta vadede uzun vadedeki etkilerinin çok daha büyük olacağını düşünüyorum. Ülkemize siyasi, ticari, ekonomik ve diğer konular hatta kültürel açıdan çok büyük etkilerinin olacağını bekliyoruz. Biz hemen NATO zirvesi sonrasında yaptığımız ikili görüşmelerde bunun nasıl bir momentuma sahip olduğunu gerçekten açık ve net gördük. Onu ifade edeyim. Çünkü 32 tane NATO üyesi ülke var. Bir de bu ülkelerin birlikte çalıştığı dünyada başka ülkeler var. Yani bunların hepsini büyük resmi gördüğümüzde bir çarpan etkisi yapmak suretiyle katma değere dönüşeceğini umuyorum.” TİCARET BAKAN YARDIMCISI TUZCU: “TÜRKİYE’Yİ MERKEZE ALMAYAN HİÇBİR YAKLAŞIM GÜVENLİ BİR TİCARET ZEMİNİ OLUŞTURAMAYACAK” Küresel ticaretin değişen yapısına, tedarik zincirlerinin güvenliğine ve Türkiye’nin transatlantik ekonomik ilişkilerindeki rolüne değinen Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu da NATO Zirvesi sonrasında üretim ve savunma sanayisinde ortaya çıkan fırsatları şu sözlerle değerlendirdi: “Küresel ticarette aslında bir azalma yok. Ama coğrafya ve sektörlerde bir değişim var. Artık küresel ticaret daha Asya'ya, daha doğuya doğru gitmeye başladı. Burada şunu özellikle ifade etmek istiyorum ki geçtiğimiz yıl küresel ticaret hacmi düşmedi. Peki değişen ne? Aslında küresel dünya daha da entegre haline geldi. Ama oyuncular ve sektörler değişti. Burada kendisini daha iyi konumlayanlar, daha düşük konumlayanlar ayrışmaya başladılar. Avrupa, bunun soru işaretlerini yaşıyor. Avrupa Birliği ülkeleri büyümelerinde, ihracatlardaki yükseltmede, verimlilikte kendileri ile ilgili olarak bir öz eleştiriye, sanayiyi tekrar toparlayacak yeni programlara, planlara girişmeye başladılar. Fakat son dönemde ıskalanan bir şey var. Bu da artık küresel ticaretin güvenlikle tam anlamıyla örtüşmesi. Bir ticaretteki varlığımız artık sadece tarifelerin düşürülmesi değil, sadece liberalizasyon değil, artık hem tedarik güvenliği, hangi ürünü kimden alacağımız, bu tedariğin güvenli olarak devam edip etmeyeceği, hem lojistik koridorların güvenli olarak devam edip etmeyeceği, verinin kendisi kimde kalacağı, bu verinin kimlerle paylaşılacağı, bunlar tekrar sorgulanmaya başladı. Bu sorgulamanın temelinde pandemi bir etkendi. Pandemiden sonra savaşlar, Rusya-Ukrayna ile başlayan savaş ve sonrasında devam eden savaşlar ve özellikle belli kritik hammaddelerin belli coğrafyalarda kalmış olması ülkelerin hem kritik hammaddelere hem veriye hem teknolojiye hem ticarete bakışını değiştirdi. Bugün Avrupa Birliği kritik hammaddeler yasasını çıkardı biliyorsunuz. 2030 yılına kadar Avrupa Birliği kritik hammaddelerin en az %10'unu kendisinden çıkarılmasının %35'inin de kendisine işlenmesini hedefliyor. Bununla beraber de bunu tek başına yapamayacak. Bunun da en büyük perspektifini bizlere veren NATO oldu. NATO aslında ortaya çıkardı ki bizim hem savunmada ama aynı zamanda üretimde bir araya gelip planlamalarımızı birlikte ve bir uyum içerisinde yapmamız gerekiyor. Türkiye burada çok kritik bir oyuncu. Ben G20 toplantısında şunu gördüm ki tüm ülkeler hem bağlantısallık için lojistik ve enerji koridorlarının sağlanması için Türkiye'ye çok ihtiyaçları var. Tüm koridorlar Türkiye üzerinden geçiyor. Enerji koridorları da lojistik koridorları da Türkiye ülkelerinin üzerinden geçiyor ve çok ihtiyaçları var. Ve G20 toplantılarında da ortaya çıktı ki Türkiye'yi bir merkeze almayan hiçbir yaklaşım güvenli bir ticaret ve sanayi zemini ortaya çıkartmayacak.” TÜRKİYE-ABD TİCARETİNDE 100 MİLYAR DOLARLIK HEDEF Tuzcu, ABD ve Türkiye arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret vizyonunun gerçekleşmesinin önünde bir engel olup olmadığına ilişkin soruyu da şöyle yanıtladı: “Bu soruya engel yok diyemeyeceğiz tabii ki. Bu engellerin bir kısmı Türkiye'nin karşı karşıya olduğu engeller. Bir kısmı da Amerika'nın ticaretteki yeni kural seti ile ilgili engeller. Ancak şunu ifade edeceğim. 100 milyar dolarlık hedefi çok gerçekçi bir hedef. Amerika yaklaşık 32 trilyon dolarlık bir gayrisafi yurt içi hasılası var. 3 trilyonluk bir ithalatı var. Çok büyük bir ithalat pazarı var ve bu pazar içerisinde aslında karşılıklı ticari 100 milyar dolar olması çok yönlendirilebilir. Fakat Amerika'nın 2018 sonrası ortaya koyduğu vizyon içerisinde korumacılık belirleyici ve Amerika içerisine yatırımı önceleyen bir değerlendirme var ve bu değerlendirmenin de iki tane temel sorunu ortaya çıkardığını görüyoruz. Bir tanesi tarifelere aşırı yüklenme ve vergileri özellikle belli sektörlerde çok fazla arttırma. Daha büyük bir maliyet oluşturacak bir sorun da öngörülemezlik. Yatırımla ilgili olarak hem bizim firmalarımızın Amerika'da yapacağı yatırımlarda hem Amerikan firmalarının Türkiye'de yapacağı yapımlarda da, bu öngörülmezlik sorunu bir son bulacak. Biz Amerikalı muhataplarımızla çok yakın bir içerisindeyiz.” ÇETİNDOĞAN: “İŞ DÜNYASI AÇISINDAN KARAR VERİRKEN SADECE SİYASİ HAVAYA BAKMAK YETELİ DEĞİL” DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan da Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde oluşan olumlu atmosferin kalıcı yatırımlara dönüşebilmesi için yatırımcı güveni, öngörülebilirlik ve doğru ortaklık modellerinin önemine işaret etti. Çetindoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkilerde olumlu bir atmosfer var. Fakat iş dünyası açısından karar verirken sadece siyasi havaya bakmak yeterli değil. Örneğin gümrük tarifeleri, savunma sanayi üzerindeki kısıtlamalar, finansmana erişim, yatırım mevzuatı, yaptırımlar, ihracat kontrolleri mutlaka masada olması gerekiyor. Özellikle sınır ötesi ortaklıklarda teknoloji transferi ve ihracat izinleri de çok önem arz ediyor. Bir diğer konu da jeopolitik belirsizlik. Bugün Amerika-Çin ilişkilerinden Rusya-Ukrayna savaşına, enerji güvenliğinden bölgesel çatışmalara kadar birçok gelişen ticaretin birçok gelişme ticaretin yönünü değiştirebiliyor. Dolayısıyla şirketlerin yalnızca bugünkü tabloya değil farklı senaryolara da hazırlıklı olması gerekiyor. Türkiye'nin burada önemli bir avantajı var. Biz farklı güç merkezleriyle aynı anda ilişki kurulabilen bir ülkeyiz. Bu nedenle Türkiye'nin dengeli dış politika yaklaşımının İş dünyası açısından önemli bir güven unsuru olduğu da muhakkak. Şirketler açısından baktığımızda en önemli risklerden biri siyasi yakınlaşmayı otomatik olarak ticari fırsat olarak düşünmek. Bir ülke ile ilişkilerin iyi olması, her sektör için yatırım ortamının yatırım ortamının aynı ölçüde uygun olduğu anlamına gelmiyor. Her şirket kendi sektörünün risklerini, finansman maliyetini, kur riskini, gümrük koşullarını ve mevzuatı ayrı ayrı değerlendirmek zorunda. Ben bu nedenle şirketlerin büyük ve geri dönüşümü zor yatırımlardan önce daha esnek modellerle başlamasını doğru buluyorum. Bir yatırımın arkasında çok iyi bir finansal plan olabilir ama o planı hayata geçirecek doğru ekip yoksa sürdürebilirliği zor oluyor. Bu nedenle ben uluslararası ortaklıklarda bu konulara ehemmiyet veriyorum. Birincisi doğru ortak. Sadece finansal gücü değil, vizyonu ve iş yapma kültürü de birbirine yakın ortaklıklar seçilmeli. İkincisi yerel bilgi. Girdiğimiz pazarı gerçekten anlamadan sadece dışarıdan bakarak karar vermemek gerekiyor. Üçüncüsü uzun vadeli perspektif. Her yatırımın ilk sonuç vermesini beklememek gerekiyor. Dördüncüsü ise esneklik ki bu çok önemsediğim bir alan. Dünya çok hızlı değişiyor. Dolayısıyla yatırım modellerinin de değişen koşullara uyum sağlayacak şekilde tasarlanması gerekebiliyor. Benim için uluslararası iş birliğinin en değerli tarafı da aslında burada. Birlikte sadece sermaye koymak değil, birbiri deneyiminden, teknolojisinden ve pazar bilgisinden faydalanmak. Türkiye'nin bu anlamda sadece yatırım alan değil, yatırım yapan, ortaklık kuran ve bilgi üreten bir ülke konumunda olmasını ve bu şekliyle güçlenmesini arzu ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GİRESUN LİMANI’NDA DEV SEVKİYAT: 125 KONTEYNER TEK SEFERDE YOLA ÇIKTI Haber

GİRESUN LİMANI’NDA DEV SEVKİYAT: 125 KONTEYNER TEK SEFERDE YOLA ÇIKTI

GİRESUN LİMANI’NDA DEV SEVKİYAT: 125 KONTEYNER TEK SEFERDE YOLA ÇIKTI Giresun Limanı, Eylül ayında gerçekleştirilen yüksek hacimli ihracat operasyonuna sahne oldu. Espiye’de üretilen yaklaşık 3 bin 500 ton pelet, 125 konteynerle Avrupa Birliği ülkeleri ve İngiltere’ye gönderildi. Giresun’un ihracatında fındığın yanında farklı sektörlerin payı artarken, Giresun Limanı’ndan gerçekleştirilen son sevkiyat dikkat çekti. Pasifik Holding bünyesinde faaliyet gösteren ADEN Pellet Yenilenebilir Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş., Espiye’deki tesisinde üretilen peletleri Giresun Limanı üzerinden Avrupa pazarına gönderdi. Şirket tarafından gerçekleştirilen operasyonda 125 konteynerde yaklaşık 3 bin 500 ton pelet tek seferde ihraç edildi. 225 BİN PAKET PELET AVRUPA’YA GİTTİ Şirket Genel Müdürü Ozan Erbaş’ın verdiği bilgilere göre sevkiyatta, her biri 15 kilogramlık toplam 225 bin paket pelet yer aldı. Başta İtalya ve Slovenya olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri ile İngiltere’ye gerçekleştirilen ihracatın, Giresun Limanı’ndan bugüne kadar yapılan yüksek hacimli ihracat operasyonlarından biri olduğu belirtildi. Erbaş, operasyonla ilgili olarak: “Giresun Limanı’ndan tek seferde gerçekleştirdiğimiz 125 konteynerlik ihracat operasyonuyla yaklaşık 3 bin 500 ton pelet sevkiyatı gerçekleştirerek bölgede bugüne kadar yapılan en yüksek hacimli ihracat operasyonuna imza attık. Bu operasyonla Giresun’un ihracatına ve bölgenin üretim ekonomisine de önemli bir katkı sağlamış olduk.” ifadelerini kullandı. ESPİYE’DE ÜRETİLİYOR, GİRESUN LİMANI’NDAN İHRAÇ EDİLİYOR ADEN Pellet, Aralık 2024’ten bu yana Espiye’de bulunan tesisinde odun peleti üretiyor. 25 bin metrekare alan üzerinde kurulu, 9 bin metrekare kapalı alana sahip tesisin yıllık üretim kapasitesi 40 bin ton olarak açıklandı. Üretim tesisinin Giresun Limanı’na yaklaşık 37 kilometre uzaklıkta bulunması da şirket açısından önemli bir lojistik avantaj oluşturuyor. ÇAKIRMELİKOĞLU: “ÜRETEN VE İHRAÇ EDEN BİR İL OLMA YOLUNDAYIZ” Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu da üretim ve ihracat odaklı büyümenin önemine dikkat çekti. Çakırmelikoğlu: “Üreten ve ihraç eden bir il olma yolunda güzel adımlar atmaya devam ediyoruz. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Giresun’un gelecek dönemde organize sanayi bölgeleriyle entegre, üretim ve ihracat odaklı gelişimine yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” dedi. HEDEF ÜRETİMİ VE İHRACATI ARTIRMAK Şirket, önümüzdeki dönemde üretim kapasitesini artırmayı, mevcut ihracat pazarlarındaki faaliyetlerini büyütmeyi ve yeni pazarlara açılmayı hedefliyor. Giresun Limanı üzerinden gerçekleştirilen 125 konteynerlik sevkiyat, kentte fındık dışındaki üretim alanlarının ihracata açılması ve limanın dış ticarette daha etkin kullanılması açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı.Dosyadaki bilgilere göre tesis 25 bin m² alan, 9 bin m² kapalı alan ve yıllık 40 bin ton kapasiteye sahip; limana uzaklığının yaklaşık 37 kilometre olduğu belirtiliyor.

Türkiye’de istihdam beklentisi yükseldi Haber

Türkiye’de istihdam beklentisi yükseldi

Türkiye'de dördüncü çeyrek için Net İstihdam Görünümü (NEO) 25 puana yükseldi. Marmara Bölgesi'ndeki işverenler de 19 puan ile istihdamda olumlu bir seyir bekliyor. İSTANBUL (İGFA)- ManpowerGroup’un 2026 yılının dördüncü çeyreğine ilişkin yayımladığı İstihdama Genel Bakış araştırması, Türkiye’de işverenlerin işe alım beklentilerinin olumlu seyrini sürdürdüğünü ortaya koydu. 42 ülkede yaklaşık 39 bin 878 işverenle yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de mevsimsellikten arındırılmış Net İstihdam Görünümü (NEO), 25 puan olarak ölçüldü. Bu sonuç, bir önceki çeyreğe göre 1 puan, geçen yılın aynı dönemine göre ise 5 puanlık artışa işaret etti. Türkiye, buna karşın küresel ortalamanın 4 puan altında kaldı. KÜRESEL NEO 29’A YÜKSELDİ Raporda, küresel Net İstihdam Görünümü’nün de 29 puana çıktığı, bunun geçen çeyreğe göre 2 puan, geçen yılın aynı dönemine göre ise 6 puanlık artış anlamına geldiği belirtildi. EN GÜÇLÜ BÖLGE GÜNEYDOĞU ANADOLU Türkiye’de istihdam beklentilerinin en güçlü olduğu bölge, 38 puanlık NEO ile Güneydoğu Anadolu oldu. Bu bölgeyi Doğu Anadolu (37), İç Anadolu (30) ve Akdeniz (29) izledi. Bölgelere göre NEO dağılımında; Güneydoğu Anadolu: 38, Doğu Anadolu: 37, İç Anadolu: 30, Akdeniz: 29, Ege: 22, Karadeniz: 19, Marmara: 19'da yer aldı. “TEMKİNLİ İYİMSERLİK SÜRÜYOR” ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı, işverenlerin işe alım konusunda temkinli iyimserliğini koruduğunu belirterek, fiyat artışları ve yüksek işletme maliyetlerine rağmen enflasyondaki gerilemenin ve büyüme beklentilerinin istihdamı desteklediğini söyledi. Narlı, önümüzdeki dönemde görünümün büyük ölçüde ekonomik istikrarın korunup korunamayacağına bağlı olacağını ifade etti. EN GÜÇLÜ SEKTÖR KONAKLAMA Sektörlere bakıldığında, Türkiye’de istihdam beklentilerinin en güçlü olduğu alan 38 puanla konaklama sektörü oldu. Onu inşaat ve gayrimenkul (37) ile kamu sektörü, sağlık ve sosyal hizmetler (28) izledi. Sektörlerin NEO puanları ise şöyle açıklandı: Konaklama: 38 İnşaat ve Gayrimenkul: 37 Kamu Sektörü, Sağlık ve Sosyal Hizmetler: 28 Finans ve Sigorta: 22 Kamu Hizmetleri ve Doğal Kaynaklar: 21 Ticaret ve Lojistik: 19 Profesyonel, Bilimsel ve Teknik Hizmetler: 17 İmalat: 12 Bilişim: 9 Organizasyon büyüklüklerine göre en güçlü istihdam beklentisi, 250-999 çalışanı bulunan büyük ölçekli kuruluşlarda ölçüldü. Bu grupta NEO 37 puan oldu. Kuruluş büyüklüklerine göre NEO verileri ise şöyle oldu: 250-999 çalışan: 37 5.000 ve üzeri çalışan: 31 10’dan az çalışan: 25 1.000-4.999 çalışan: 23 50-249 çalışan: 21 10-49 çalışan: 12

650 binden fazla satıcıyı ilgilendiren düzenleme... E-ticarette yeni dönem Haber

650 binden fazla satıcıyı ilgilendiren düzenleme... E-ticarette yeni dönem

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni yönetmelik taslağı; veri taşınabilirliğinden iade ve teslimat işlemlerine, marka haklarından sosyal dayanışma projelerine kadar pek çok alanda yeni düzenlemeler getiriyor. İSTANBUL (İGFA) - Ticaret Bakanlığı'nın üzerinde çalıştığı yeni yönetmelik taslağı, 650 binden fazla e-ticaret satıcısını doğrudan etkileyecek değişiklikler içeriyor. Hazırlanan taslak ile pazaryerleri, işletmeler ve tüketiciler arasındaki sorumluluk sınırlarının netleştirilmesi ve sektördeki rekabet ortamının geliştirilmesi hedefleniyor. VERİLER BAŞKA PAZARYERİNE TAŞINABİLECEK Düzenlemenin en dikkat çeken maddelerinden birini veri taşınabilirliği oluşturuyor. Taslağa göre orta, büyük ve çok büyük ölçekli pazaryerlerinin, işletmelerin talebi üzerine belirli verilerin başka bir platforma ücretsiz olarak aktarılmasını sağlayacak teknik altyapıyı kurması öngörülüyor. Bu çerçevede; ürün açıklamaları ve görsellerinin yanı sıra satış ve iade kayıtları, müşteri soru-cevapları, değerlendirmeler ve performans puanları gibi verilerin taşınabilmesi planlanıyor. ETBİS 2025 verileri, pazaryerlerinde faaliyet gösteren işletmelerin yüzde 79'unun satışlarını tek bir platform üzerinden gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. Düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte, satıcıların tek bir platforma olan bağımlılığının azaltılması ve farklı satış kanallarına erişimlerinin kolaylaştırılması amaçlanıyor. “İŞLETMENİN VERİSİ TİCARİ VARLIĞININ PARÇASI” TOBB E-Ticaret Meclisi Üyesi ve ideasoft CEO'su Sinan Akdal, veri taşınabilirliğinin rekabet gücü açısından kritik bir hamle olduğunu belirtti. E-ticaretin büyüme hızıyla birlikte güveni ve rekabeti destekleyen kuralların önem kazandığını ifade eden Akdal, iade ve teslimat süreçlerindeki sorumlulukların belirginleşmesinin hem işletmeleri hem de tüketicileri koruma altına alacağını söyledi. Pazaryerlerindeki işletmelerin büyük bir kısmının tek bir kanala bağlı olduğuna işaret eden Akdal; ürün içerikleri, müşteri değerlendirmeleri ve satış geçmişi gibi verilerin farklı platformlara aktarılabilmesinin, satıcıların pazarlık gücünü artıracağını ve e-ticaret ekosistemini daha sağlıklı hale getireceğini vurguladı. Taslak metinde ayrıca; kayıp ve hasar gibi durumlarda işletme, pazaryeri ve lojistik firmalarının sorumluluklarının sözleşmelerde şeffaf bir şekilde yer alması hedefleniyor. Pazaryerinin lojistik süreçlere aracılık ettiği senaryolarda tazmin mekanizmalarının da netleşmesi planlanıyor. Böylece tüketicilerin teslimat ve iade süreçlerinde karşılaştığı sorunlarda, hangi tarafın hangi aşamadan sorumlu olduğu daha net bir şekilde belirlenecek. Yeni düzenleme ile işletmelere ait tescilli markaların, ekonomik bütünlüğü bulunmayan başka şirketler tarafından arama motoru reklamlarında izinsiz kullanılmasına yönelik sınırlamalar getirilmesi öngörülüyor. İhlalin devam etmesi durumunda, Ticaret Bakanlığı'nın ilgili arama motorundan reklamın kaldırılmasını veya erişimin engellenmesini talep edebilmesi öngörülüyor. SOSYAL DAYANIŞMA KAMPANYALARINA DESTEK Taslakta ayrıca deprem, yangın ve sel gibi afet durumları ile dezavantajlı grupları kapsayan sosyal dayanışma kampanyalarına dair maddeler yer alıyor. Bakanlığın uygun gördüğü bu kapsamdaki indirim ve tanıtım harcamalarının, reklam bütçesinin yüzde 5'ine kadar olan kısmının bütçe hesaplamaları dışında tutulabilmesi planlanıyor.

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI Haber

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026, 200’Ü AŞKIN SEKTÖR TEMSİLCİSİNİ BULUŞTURDU Şili’nin dünya fındık pazarındaki hızlı yükselişinin ardından üretim, verimlilik, hastalık yönetimi, kalite, teknoloji ve ihracatın geleceği Los Ángeles’te tartışıldı. 200’ü aşkın üretici, danışman, araştırmacı, yatırımcı ve şirket temsilcisinin katıldığı PlanetNuts Day Avellanos 2026’da, büyüyen üretimin daha profesyonel, sağlıklı ve rekabetçi bir yapıyla yönetilmesi gerektiği öne çıktı. Şili’nin Avrupa fındığındaki büyümesini teknik ve ticari yönleriyle ele alan PlanetNuts Day Avellanos 2026, 13 Ağustos Perşembe günü Biobío Bölgesi’ndeki Los Ángeles kentinde gerçekleştirildi. Casa Laura’da düzenlenen toplantıya 200’ü aşkın üretici, danışman, araştırmacı, uzman, yatırımcı, sanayi temsilcisi ve tarımsal çözüm sağlayıcısı katıldı. PlanetNuts, etkinliğin ardından yaptığı açıklamada toplantıyı bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı ve sektörün temel sorunları ile fırsatlarının değerlendirilmesi bakımından önemli bir buluşma olarak nitelendirdi. Organizasyon, toplantının Şili’de Avrupa fındığı yetiştiriciliğinin gelişimini güçlendiren bir öğrenme ve iş birliği platformu oluşturduğunu bildirdi. PlanetNuts’ın toplantı sonrası açıklaması BÜYÜYEN ÜRETİMİN NASIL YÖNETİLECEĞİ TARTIŞILDI Toplantının ana eksenini, Şili’de hızla genişleyen Avrupa fındığı üretiminin verimlilik, bitki sağlığı, kalite ve sanayi kapasitesiyle birlikte büyütülmesi oluşturdu. Şili’de çok sayıda genç fındık bahçesinin henüz tam verime ulaşmamış olması, önümüzdeki yıllarda üretim miktarının daha da artacağına işaret ediyor. Bu büyüme aynı zamanda daha fazla teknik danışmanlık, hastalık takibi, mekanizasyon, depolama, işleme ve ihracat kapasitesi gerektiriyor. Etkinlik öncesinde PlanetNuts Genel Müdürü José Pablo Correa, Avrupa fındığının artık Şili için gelişmekte olan bir ürün olmaktan çıktığını ve ülkenin güneyindeki meyveciliğin temel ürünlerinden birine dönüştüğünü açıklamıştı. Correa, bundan sonraki dönemin daha fazla teknoloji, güçlü bitki sağlığı ve profesyonel bahçe yönetimi gerektirdiğini belirtmişti. Reporte Agrícola’nın etkinlik değerlendirmesi Toplantıda ortaya çıkan genel çerçeve de bu değerlendirmeyi destekledi: Şili fındık sektörünün önündeki temel mesele artık yalnızca yeni alanların dikime açılması değil, büyüyen üretimin sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıyla yönetilmesi. GABRIEL AGUILAR SAHADAKİ ÜRETİM SORUNLARINI ELE ALDI Avrupa fındığı danışmanı Gabriel Aguilar, toplantının ana konuşmacıları arasında yer aldı. Aguilar’ın değerlendirmeleri; bahçe yönetimi, bitkinin dengeli gelişimi, verimlilik, iklim koşulları ve üreticilerin sahada karşılaştığı teknik sorunlar üzerinde yoğunlaştı. Aguilar’ın daha önce yayımlanan teknik çalışmalarında, Şili’de fındık bahçelerinin yalnızca hastalık etmenleri nedeniyle değil; kök gelişimi, yetersiz veya dengesiz besleme, sulama sorunları, düşük sıcaklıklar ve bahçedeki genel fizyolojik zayıflık nedeniyle de zarar görebildiği belirtiliyor. Özellikle Xanthomonas arboricola pv. corylina kaynaklı bakteriyel hastalıkların, zayıf ve dengesiz gelişen bahçelerde daha ağır sonuçlara yol açabildiğine dikkat çekiliyor. Aguilar’a göre hastalık görüldüğünde yalnızca kimyasal mücadeleye yönelmek yerine hastalığın gelişmesine imkân veren kök, toprak, besleme ve sulama sorunları da araştırılmalı. Gabriel Aguilar’ın Avrupa fındığında bakteriyel hastalıklara ilişkin değerlendirmesi Bu yaklaşımın toplantıya yansıyan temel çözüm önerisi; bahçelerin düzenli izlenmesi, toprak ve yaprak analizlerinin yapılması, sulama ve besleme programlarının bahçenin gerçek ihtiyacına göre düzenlenmesi ve koruyucu uygulamaların iklim koşullarına göre planlanması oldu. SCocco: BÜYÜME, TEKNİK VE LOJİSTİK ALTYAPIYLA DESTEKLENMELİ AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco, Şili fındık sektörünün bugünkü durumunu, gelişme potansiyelini ve uluslararası rekabetteki geleceğini değerlendirdi. Scocco’nun sunumu, Şili’nin üretim miktarını artırırken rekabet gücünü nasıl koruyacağı sorusuna odaklandı. Sektörün önünde büyümeyi durdurmayı gerektirecek bir pazar sorunu bulunmadığı; ancak artan üretimin araştırma, verimlilik, kalite, depolama ve işleme yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Scocco daha önce yaptığı değerlendirmede Şili’nin uygun iklim koşulları, farklı bölgelere uyum sağlayabilen üretim yapısı, yeni çeşitler ve araştırma çalışmaları sayesinde uzun vadede 300 bin tona yaklaşabilecek bir üretim potansiyeline sahip olduğunu belirtmişti. Bu rakam resmî bir üretim hedefi değil, teknik ve sanayi altyapısının geliştirilmesi halinde ulaşılabilecek uzun vadeli bir sektör senaryosu olarak değerlendiriliyor. Scocco’nun büyümeye ilişkin yaklaşımında şu başlıklar öne çıkıyor: Yeni bahçeler açılırken mevcut bahçelerde verim yükseltilmeli.Şili koşullarına uygun çeşit ve üretim teknikleri geliştirilerek yerel araştırmalar artırılmalı.Sulama, bitki besleme, hastalık ve zararlı yönetimi bilimsel verilerle yürütülmeli.Karbon ayak izi ve sürdürülebilirlik ölçülebilir hale getirilmeli.Hasat döneminde oluşacak yoğun ürün akışına karşı ara depolama ve işleme kapasitesi güçlendirilmeli. AgriChile’ın değerlendirmelerine göre önümüzdeki dönemdeki en önemli risklerden biri, kısa hasat döneminde çok yüksek miktarda ürünün alım ve işleme noktalarına ulaşması olacak. Ürünün uygun koşullarda bekletilememesi kalite kaybı ve lojistik yığılma riski yaratabilecek. Scocco’nun Şili fındığının büyüme potansiyeline ilişkin açıklaması HASTALIKLA MÜCADELEDE TEDAVİDEN ÖNCE KORUMA Concepción Üniversitesi akademisyenlerinden fitopatolog Dr. Ernesto Moya Elizondo, “Avrupa fındığında hastalık yönetimi stratejileri” başlıklı sunumuyla toplantıya katıldı. Sunumun ana çerçevesini, fındık bahçelerinde verim ve ağaç ömrünü etkileyen hastalıkların erken belirlenmesi, hastalığa neden olan koşulların izlenmesi ve koruyucu mücadele programlarının oluşturulması meydana getirdi. Odun hastalıklarında budama yaraları, don çatlakları, ölü dallar ve hastalıklı bitki artıklarının önemli enfeksiyon kaynakları oluşturduğu belirtiliyor. Özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde korunmayan budama yaraları mantari etmenlerin ağaca girişini kolaylaştırabiliyor. Moya’nın önerdiği mücadele yaklaşımı şu uygulamalara dayanıyor: Budama kesiklerinin aynı gün koruyucu ürünlerle kapatılması,Yağış beklenen dönemlerde budama yapılmaması,Hastalıklı ve kurumuş dalların bahçeden çıkarılması,Budama artıklarının bahçe içerisinde bırakılmaması,Ağaçların düzenli olarak kanser, kuruma ve renk değişikliği belirtileri bakımından kontrol edilmesi,Hastalık etmeninin laboratuvar analizleriyle belirlenmesi,Kimyasal ve biyolojik mücadele araçlarının birlikte değerlendirilmesi. PlanetNuts’ın sunum öncesi yayımladığı teknik içerikte Moya’nın, hastalığın görülmesinden sonra yapılan müdahaleler yerine düzenli izleme, bahçe hijyeni ve koruyucu uygulamalardan oluşan bir program önerdiği belirtilmişti. Ernesto Moya’nın hastalık yönetimi sunumunun teknik çerçevesi INIA QUILAMAPU ARAŞTIRMAYI ÜRETİCİYLE BULUŞTURDU Şili Tarımsal Araştırmalar Enstitüsüne bağlı INIA Quilamapu, toplantıya Meyve Fitopatolojisi Laboratuvarı ile katıldı. Kurumun standında, Avrupa fındığını etkileyen odun hastalıkları, hastalıklı bitki örneklerinin laboratuvar ortamında incelenmesi ve biyolojik mücadele araştırmaları hakkında bilgi verildi. INIA tarafından daha önce incelenen 330 hastalıklı örnekte Chondrostereum purpureum yüzde 20 oranıyla en sık tespit edilen ve yüksek hastalık oluşturma gücüne sahip etmenlerden biri olmuştu. Kurum, odun mantarlarına karşı “Trunkguard” adı verilen biyolojik bir inokulant geliştirilmesi üzerinde de çalışıyor. Toplantıdaki INIA katılımı, hastalık yönetiminde üretici gözlemi ile laboratuvar teşhisinin birlikte yürütülmesi gerektiğini ortaya koydu. Belirtiye bakılarak yapılan genel uygulamalar yerine hastalık etmeninin belirlenmesi ve mücadele programının teşhise göre hazırlanması öne çıktı. ÜRETİCİLER BAŞARILARI KADAR SORUNLARINI DA PAYLAŞTI Ana sunumların ardından İşbirlikçi Teknik Masa gerçekleştirildi. Masaya Gabriel Aguilar, Camilo Scocco, Ernesto Moya ve José Pablo Correa ile üreticilerin katılması planlanmıştı. Üreticilerin farklı bahçelerde elde ettikleri sonuçları, uyguladıkları yönetim stratejilerini ve karşılaştıkları üretim sorunlarını uzmanlarla tartışmaları toplantının en önemli bölümlerinden birini oluşturdu. Bahçelerin bulunduğu bölge, toprak yapısı, yağış, sıcaklık, çeşit, sulama ve hastalık baskısı birbirinden farklı olduğu için tek bir üretim reçetesinin bütün bahçelerde aynı sonucu vermeyeceği vurgulandı. Çözümün, üretici deneyimi ile bilimsel analizlerin ve teknik danışmanlığın birlikte değerlendirilmesinde olduğu belirtildi. Organizasyonun farklı tarihlerde yayımladığı tanıtım materyallerinden birinde organik tarım uzmanı Antonio Gaete de panelistler arasında gösterilmişti. Daha sonraki panel duyurusunda ise Gabriel Aguilar, Camilo Scocco, Ernesto Moya ve José Pablo Correa’nın isimleri açıklanmıştı. Toplantı sonrasında yayımlanan ilk sonuç paylaşımında konuşmacı bazında nihai katılım listesi verilmedi. LOJİSTİK ŞİRKETLERİ İHRACATTA KALİTE UYARISI YAPTI Toplantıya katılan OnBoard Logistics, etkinlik sonrasındaki değerlendirmesinde Şili kuru yemiş sektörünün uluslararası ticarette önemli fırsatlara sahip olduğunu belirtti. Şirket, ürünün bahçeden çıkışından hedef pazara ulaşmasına kadar geçen süreçte lojistiğin ürün değerini koruyan temel unsurlardan biri olduğunu vurguladı. Bu değerlendirme, toplantıda büyüyen üretimin yalnızca bahçede değil, hasat sonrası zincirde de yönetilmesi gerektiğine yönelik görüşleri destekledi. OnBoard Logistics’in toplantı sonrası paylaşımı İspanya kökenli TAVAN Latam da etkinlikte yer aldığını açıklayarak toplantının üretici, danışman, uzman ve şirketleri Los Ángeles’te buluşturduğunu bildirdi. TAVAN Latam’ın etkinlik paylaşımı Bu paylaşımlar, Şili’nin fındıkta yalnızca üretim miktarına değil; ürünün kalitesini ihracat noktasına kadar koruyacak laboratuvar, depolama, sınıflandırma ve lojistik sistemlerine de ağırlık verdiğini gösteriyor. TEKNOLOJİ VE TEDARİK ZİNCİRİ AYNI ALANDA BULUŞTU Toplantının destekçi ve katılımcı şirketleri; bitki besleme, sulama, biyolojik mücadele, toprak sağlığı, fidan üretimi, laboratuvar analizi, tarım makineleri, işleme, sınıflandırma ve paketleme teknolojilerini tanıttı. Etkinlik için açıklanan destekçi ağı içerisinde Tattersall Agroinsumos, Iansa Nutrición Vegetal, Rovensa Next, Certa, IDM Bioburn Tech, QualityLab, Anagra, Point, Sumitomo Chemical, UNITEC, UPL, Neogreen, Grapro Sur, Vivero Castaño Austral, Aminochem, Agroimec, Fertiamérica–FertiGlobal, TriNuts, Fitotecnología, Pack-Man, Vitrofarm, Biomasoil, Nitro Brake–Vals AgroSolutions, Netafim–Gross, TAVAN Latam ve PROUTDOOR yer aldı. INIA Quilamapu ise sponsor değil, bilimsel ve kurumsal katılımcı olarak toplantıda bulundu. Bu geniş katılım, Şili’nin fındık üretimini fidandan ihracata kadar bütün bir teknik zincir içerisinde geliştirmeye çalıştığını ortaya koydu. TOPLANTIDAN BAĞLAYICI KARAR DEĞİL, ORTAK ÇALIŞMA GÜNDEMİ ÇIKTI Toplantıda öne çıkan ortak gündem şöyle şekillendi: Üretim alanı artarken bahçe verimliliğinin yükseltilmesi, Genç bahçelerin profesyonel yönetim sistemlerine geçirilmesi, Hastalıklarla koruyucu ve bilimsel mücadele yürütülmesi, Yerel araştırma ve laboratuvar kapasitesinin güçlendirilmesi, Sulama ve bitki beslemede ölçüme dayalı uygulamalara geçilmesi, Hasat, ara depolama ve işleme altyapısının büyütülmesi, Ürün kalitesinin bahçeden ihracat pazarına kadar korunması, Üretici, araştırmacı, sanayi ve teknoloji şirketleri arasındaki bilgi paylaşımının artırılması. ŞİLİ 120 BİN TONU AŞAN ÜRETİMİ YÖNETMEYE HAZIRLANIYOR PlanetNuts’ın sektör verilerine göre Şili, 2025/26 sezonunda yaklaşık 120 bin 700 ton kabuklu fındık üreterek Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yükseldi. Ülkedeki sektör tahmini yaklaşık 70 bin hektarlık dikim alanına işaret ederken, bu alanın 2030’a kadar 80 bin hektarı geçebileceği öngörülüyor. Resmî alan verileri ile sektör tahminleri arasında veri yılı ve yeni dikimlerin kayıt durumu nedeniyle farklılık bulunuyor. Şili’nin en önemli avantajları; yüksek mekanizasyon imkânı, büyük ve düz üretim alanları, sanayiyle yapılan uzun vadeli sözleşmeler ve Kuzey Yarımküre’nin tersine işleyen hasat takvimi olarak gösteriliyor. Böylece Şili, Türkiye ve İtalya’da yeni ürün bulunmayan dönemlerde dünya sanayisine fındık sunabiliyor. Şili fındığının büyümesine ilişkin sektör analizi TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN TOPLANTININ VERDİĞİ MESAJ Şili’nin yükselişi Türkiye’nin dünya fındığındaki liderliğini kısa vadede ortadan kaldıracak bir gelişme değil. Ancak büyük sanayi kuruluşlarının farklı dönemlerde ve farklı ülkelerden ürün temin edebilmesi, Türkiye’nin pazardaki tek merkez olma gücünü azaltıyor. Los Ángeles’teki toplantı, küresel fındık rekabetinin yalnızca üretim miktarı ve sezon başında açıklanan fiyat üzerinden şekillenmediğini bir kez daha gösterdi. Verimlilik, sağlıklı fidan, hastalık teşhisi, sulama, bitki besleme, mekanizasyon, depolama, laboratuvar analizi, kalite sınıflandırması, izlenebilirlik ve ihracat lojistiği aynı sektör politikasının parçaları haline geliyor. Giresun kalite fındığının aroma, yağ yapısı ve coğrafi kimlik bakımından sahip olduğu üstünlük önemli bir avantaj olmaya devam ediyor. Ancak bu üstünlüğün korunması; yaşlanan bahçelerin yenilenmesi, hastalıklarla bilimsel mücadele, eğimli araziye uygun mekanizasyon, doğru kurutma ve depolama, parselden ürüne izlenebilirlik ve kaliteli ürüne ayrı fiyat uygulanmasıyla mümkün olacak. PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın ortaya koyduğu temel sonuç açık: Şili, fındıkta yalnızca daha fazla üretmeye değil, büyüyen üretimi bilim, teknoloji, sanayi ve ihracat altyapısıyla yönetmeye hazırlanıyor. Dünya pazarındaki yeni rekabet de üretim miktarının yanında kaliteyi koruyan, üreticisini teknik bilgiyle destekleyen ve ürünü pazara güvenli şekilde ulaştıran ülkeler arasında şekilleniyor.

GİRESUN’DA ORTAK LOBİ ÇAĞRISI: Haber

GİRESUN’DA ORTAK LOBİ ÇAĞRISI:

GİRESUN’DA ORTAK LOBİ ÇAĞRISI: ÖNCELİK GÜNEY ÇEVRE YOLU Giresun’un farklı kesimlerini temsil eden isimler, şehrin büyük ve stratejik yatırımlardan daha fazla pay alabilmesi için ortak hareket etme çağrısında bulundu. Hazırlanan yatırım gündeminin ilk sırasına, 49 kilometrelik Giresun Güney Çevre Yolu’nun Batlama ile Aksu arasındaki 8 kilometrelik etabı yerleştirildi. Giresun’un geleceğini yakından ilgilendiren ulaşım, sanayi, sağlık, turizm ve kültür yatırımları için ortak bir şehir iradesi oluşturulması gündeme geldi. Kentin farklı kesimlerini temsil eden isimlerin bir araya geldiği buluşmada, Giresun’un öncelikli projelerinin tek bir dosyada toplanması ve Ankara’da daha güçlü biçimde takip edilmesi gerektiği belirtildi. Toplantının ardından yapılan değerlendirmede, Giresun’da devam eden ve tamamlanan yatırımlar bulunduğu ancak kentin ekonomik, sosyal ve turistik potansiyelini harekete geçirecek büyük ölçekli projelerde daha etkili bir takip sürecine ihtiyaç duyulduğu kaydedildi. İLK HEDEF BATLAMA-AKSU ETABI Giresun’un yatırım gündeminin ilk sırasına Güney Çevre Yolu Projesi yerleştirildi. Toplam uzunluğu 49 kilometre olarak açıklanan projenin başlangıç aşamasında Batlama ile Aksu arasındaki 8 kilometrelik bölümün hayata geçirilmesi istendi. Bu etabın tamamlanmasının şehir merkezindeki trafik yükünün azaltılması, doğu-batı ulaşımının rahatlatılması ve Giresun’un yeni yerleşim alanlarıyla bağlantısının güçlendirilmesi açısından önemli olduğu vurgulandı. Şehir içi trafiğe kalıcı bir çözüm oluşturulması amacıyla merkez belediye sınırları içerisinde bir tanjant yolunun projelendirilmesi de öncelikli ulaşım talepleri arasına alındı. KARA YOLU VE DEMİR YOLU PROJELERİ TAKİP EDİLECEK Güney Çevre Yolu’nun yanı sıra Tirebolu-Torul Bölünmüş Yol Projesi’nin gerçekleştirilmesi, Dereli-Şebinkarahisar yolunun iyileştirilmesi ve Pınarlar Tüneli Projesi’nin yatırım programında güçlü biçimde takip edilmesi istendi. Erzincan-Gümüşhane-Tirebolu Demiryolu Projesi’nin de Giresun’un ulaşım ve lojistik geleceği açısından taşıdığı öneme dikkat çekildi. Demiryolu bağlantısının liman, sanayi bölgeleri ve iç kesimlerle bütünleşmesi durumunda Giresun’un ticaret kapasitesine önemli katkı sağlayabileceği ifade edildi. Giresun Küçük Sanayi Sitesi’nin altyapısının yenilenmesi ve bölgenin Organize Sanayi Bölgesi ile bağlantısını sağlayacak alternatif bir yol ağının oluşturulması da ulaşım dosyasına eklendi. ANKARA’DA GÜÇLÜ BİR GİRESUN LOBİSİ Açıklamada, Giresun’un yatırım taleplerinin kişi ve kurumların ayrı ayrı yürüttüğü girişimlerle sınırlı kalmaması gerektiği belirtildi. Siyasi partiler, milletvekilleri, belediyeler, meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri, muhtarlar, esnaf, sanayiciler ve üniversitenin ortak hedefler doğrultusunda hareket etmesi istendi. Oluşturulacak yapının herhangi bir siyasi partinin veya grubun çalışması olarak görülmemesi gerektiği vurgulanarak, Giresun’un bütününü temsil eden güçlü bir lobiye ihtiyaç duyulduğu bildirildi. Şehrin öncelikli projelerinin ortak bir dosyada toplanması, her yatırım için somut bir takvim hazırlanması ve çalışmaların Ankara’da düzenli olarak takip edilmesi önerildi. ÜÇ SANAYİ BÖLGESİ İÇİN HIZLANDIRMA TALEBİ Giresun’da yatırım aşamasında bulunan üç sanayi bölgesinin bir an önce faaliyete geçirilmesi talep edildi. Sanayi alanlarının tamamlanmasıyla üretimin, istihdamın ve ihracat kapasitesinin artırılabileceği kaydedildi. Tarım, turizm, sanayi, lojistik ve üniversite potansiyelinin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiği belirtilerek, bu alanların birbirini destekleyeceği bütüncül bir kalkınma modelinin oluşturulması istendi. Giresun’un en önemli tarımsal ürünü olan fındığın yalnızca ham madde olarak ihraç edilmesinin yeterli olmadığına dikkat çekildi. Fındığın işlenmesi, markalaştırılması ve yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi için yeni yatırımların desteklenmesi gerektiği ifade edildi. SAĞLIK VE TURİZM YATIRIMLARI GÜÇLENDİRİLMELİ Komşu şehirlerde yükselen şehir hastaneleri ve genişleyen sağlık altyapıları hatırlatılarak, Giresun’un sağlık yatırımlarında da bölgesel ihtiyaçları karşılayacak kapasiteye ulaştırılması istendi. Mevcut sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin yanı sıra nitelikli sağlık yatırımlarının planlanması, uzmanlık alanlarının genişletilmesi ve hastaların çevre illere sevk edilmesini azaltacak bir sağlık altyapısının oluşturulması gerektiği bildirildi. Turizmin yalnızca yaz aylarıyla sınırlı kalmaması için Eğribel Kayak Merkezi Projesi’nin yatırım programına alınması talep edildi. Şehrin doğal ve kültürel değerlerinin dört mevsim turizme kazandırılmasının yerel ekonomiye yeni gelir alanları oluşturabileceği belirtildi. KENT MÜZESİ, FINDIK MÜZESİ VE İSTİKLAL MADALYASI Giresun’un tarihini, kültürünü ve toplumsal hafızasını gelecek kuşaklara aktaracak bir Kent Müzesi kurulması önerildi. Fındığın şehir ekonomisi ve kültüründeki yerini anlatacak Fındık Müzesi de ortak yatırım talepleri arasında gösterildi. Kurtuluş Savaşı’nda Giresun gönüllü alaylarının verdiği mücadelenin resmî olarak karşılık bulması amacıyla Giresun’a İstiklal Madalyası verilmesine yönelik talebin Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınması ve sonuçlandırılması istendi. “GİRESUN’UN KAYBEDECEK ZAMANI YOK” Toplantıda ortaya konulan başlıkların yalnızca yeni yatırım taleplerinden oluşmadığı; şehrin ulaşımını, üretimini, istihdamını, turizmini, sağlık hizmetlerini ve gelecekteki gelişim yönünü doğrudan ilgilendirdiği vurgulandı. Siyasi görüş farklılıklarının Giresun’un ortak meselelerinin önüne geçmemesi gerektiği belirtilerek, bütün kurum ve kesimlere ortak hareket etme çağrısı yapıldı. Açıklama, “Giresun’un artık kaybedecek zamanı yok. Giresun için birlik, ortak akıl ve ortak mücadele zamanı” mesajıyla tamamlandı.

GEMİNBELİ TÜNELİ KIŞ ÖNCESİ AÇILACAK: 13 YILLIK BEKLEYİŞTE 4 EYLÜL HEDEFİ Haber

GEMİNBELİ TÜNELİ KIŞ ÖNCESİ AÇILACAK: 13 YILLIK BEKLEYİŞTE 4 EYLÜL HEDEFİ

GEMİNBELİ TÜNELİ KIŞ ÖNCESİ AÇILACAK: 13 YILLIK BEKLEYİŞTE 4 EYLÜL HEDEFİ Şebinkarahisar–Sivas kara yolunun en kritik geçişlerinden biri olan Geminbeli Tüneli için yeni açılış takvimi açıklandı. 2013 yılında ihale edilen ve ilk planlamada 1.275 günde tamamlanması öngörülen projenin 4 Eylül 2026’ya yetiştirilmesi, bu tarih aşılsa bile kış mevsimi başlamadan trafiğe açılması hedefleniyor. (Bayburt Grup) Sivas’ın Zara ve Suşehri ilçeleri arasındaki Geminbeli Geçidi’nde yapımı süren tünelde yaklaşık 13 yıllık bekleyişin ardından son aşamaya gelindi. Karayolları 16. Bölge Müdürü Yusuf Yaşar Öcal, tünel ve bağlantı yollarındaki çalışmaların hızla sürdürüldüğünü belirterek, “İnşallah aksamadan 4 Eylül tarihinde tüneli yetiştireceğiz. Yoğun bir şekilde takip ediyor ve çalışmaları izliyoruz. Kış sezonu öncesi kesin olarak açılacak” dedi. (Erzurum Gazetesi) SÜREÇ 2013’TE BAŞLADI, İLK TAKVİM YILLAR ÖNCE DOLDU Projenin hazırlık sürecinde firmaların ön yeterlilik tekliflerinin 6 Mart 2013’te alınması planlandı. Zara–Geminbeli–Suşehri yolunun tünel ve bağlantı yollarını kapsayan kesiminin ihale tarihi ise yüklenici kayıtlarında 10 Haziran 2013 olarak yer aldı. İlk planlamaya göre işin yer tesliminden sonra 1.275 gün içinde tamamlanması gerekiyordu. (Bayburt Grup) Ancak proje öngörülen sürede tamamlanamadı. Yapımı yaklaşık 13 yıldır devam eden tünel için farklı dönemlerde çok sayıda bitiş ve açılış tarihi açıklandı. Karayolları yetkilileri, 2025 hedefinin de bazı aksaklıklar nedeniyle tutmadığını, eksik imalatların tamamlanmasının ardından projenin 2026 yılında hizmete alınacağını duyurdu. Son açıklamayla birlikte 4 Eylül 2026, tünel için verilen yeni hedef tarih oldu. (İHA) Geminbeli Tüneli’nin yapım süreci, bugüne kadar sekiz farklı ulaştırma bakanının görev dönemine yayıldı. Proje için açıklanan tarihler defalarca değişirken, son takvimin tünel için verilen yedinci açılış tarihi olduğu belirtildi. (İHA) İKİ TÜPÜN TOPLAM UZUNLUĞU 8,6 KİLOMETRE Geminbeli Tüneli, her biri yaklaşık 4 bin 280 metre uzunluğunda iki ayrı tüpten oluşuyor. Sol tüpün 4 bin 279, sağ tüpün ise 4 bin 288 metre olduğu projede toplam tünel uzunluğu 8 bin 567 metreye, yani yaklaşık 8,6 kilometreye ulaşıyor. Tünel ve bağlantı yollarını kapsayan proje kesimi ise yaklaşık 9 kilometre uzunluğunda bulunuyor. (Günlük Taahhüt Haber) Tünelin elektrik ve elektromekanik sistemlerinde önemli ilerleme sağlanırken; üstyapı, yol kaplaması ve bağlantı yollarındaki eksik imalatların tamamlanmasına yönelik çalışmalar sürüyor. Karayolları yetkilileri, çalışmaların hızlandırıldığını ve yılın ikinci yarısında trafiğin açılmasının planlandığını açıkladı. (DHA | Demirören Haber Ajansı) 2015’TE 297 MİLYON TL, SON AÇIKLAMADA 3,7 MİLYAR TL Karayolları 16. Bölge Müdürlüğü, 2015 yılında projenin bedelini 297 milyon TL olarak açıklamıştı. O tarihte tünelde yaklaşık yüzde 50 fiziki gerçekleşme sağlandığı ve 148 milyon TL harcama yapıldığı bildirilmişti. (Anadolu Ajansı) 2025 yılında kamuoyuna yansıyan son açıklamalarda ise Geminbeli Tüneli’nin yaklaşık maliyeti 3 milyar 700 milyon TL olarak duyuruldu. İki rakam farklı yılların fiyatları ve süreç içinde güncellenen imalat kalemleri üzerinden açıklandığı için doğrudan aynı maliyet hesabı olarak değerlendirilmese de projenin yıllar içinde ulaştığı yatırım büyüklüğünü ortaya koyuyor. (DHA | Demirören Haber Ajansı) 2 BİN 10 RAKIMLI GEÇİT TÜNELLE AŞILACAK Geminbeli Geçidi, yaklaşık 2 bin 10 metrelik rakımı, keskin virajları, yoğun kar yağışı, tipi ve buzlanma riski nedeniyle özellikle kış aylarında sürücüler için zorlu bir güzergâh oluşturuyor. Tünelin hizmete girmesiyle yüksek rakımlı ve virajlı geçişin büyük bölümü devre dışı kalacak. (Anadolu Ajansı) Proje tamamlandığında yol kotu ortalamasının yaklaşık 1.800 metreye düşmesi ve böylece kış koşullarından kaynaklanan ulaşım sorunlarının önemli ölçüde azalması bekleniyor. Çift tüplü yapı sayesinde trafik iki ayrı yönde daha güvenli biçimde işleyecek; özellikle ağır vasıtaların eğimli ve virajlı yolda karşılaştığı güçlükler azalacak. (Anadolu Ajansı) 45 DAKİKALIK GEÇİŞ 20 DAKİKAYA İNECEK Projenin ilk hesaplamalarına göre Suşehri ile Zara arasındaki Geminbeli geçişinin yaklaşık 45 dakikadan 20 dakikaya düşmesi öngörülüyor. Böylece sürücüler yaklaşık 25 dakika zaman kazanacak. (Anadolu Ajansı) Daha kısa ve kesintisiz güzergâh sayesinde yakıt tüketimi ile araç işletme giderlerinin azalması, kış aylarında yaşanan zaman kayıplarının önüne geçilmesi ve yolculuk konforunun yükselmesi bekleniyor. (DHA | Demirören Haber Ajansı) ŞEBİNKARAHİSAR’IN SİVAS BAĞLANTISI GÜÇLENECEK Geminbeli Tüneli yalnızca Zara ile Suşehri arasındaki ulaşımı kolaylaştırmayacak. Şebinkarahisar ve çevre ilçelerin Sivas üzerinden İç Anadolu’ya bağlantısında da daha güvenli, hızlı ve kesintisiz bir güzergâh oluşturacak. Proje, Karadeniz’i Sivas üzerinden İç Anadolu ve Akdeniz’e bağlayan ulaşım koridorunun önemli halkalarından biri olacak. (Anadolu Ajansı) Tünelin hizmete girmesiyle bölgedeki ticaret, lojistik ve turizm hareketliliğinin güçlenmesi; sağlık, eğitim ve günlük ihtiyaçlar için gerçekleştirilen yolculukların kolaylaşması bekleniyor. (DHA | Demirören Haber Ajansı) GÖZLER 4 EYLÜL’E ÇEVRİLDİ Yaklaşık 13 yıldır tamamlanması beklenen Geminbeli Tüneli için açıklanan son hedef 4 Eylül 2026. Karayolları 16. Bölge Müdürlüğü, çalışmaların bu tarihe yetiştirilmesi için yoğun biçimde sürdürüldüğünü, olası bir gecikme halinde ise tünelin kış sezonu başlamadan trafiğe açılacağını bildirdi. (Erzurum Gazetesi)

BURSA GİRESUN FEDERASYONU TANITIM PROĞRAMI DÜZENLEDİ Haber

BURSA GİRESUN FEDERASYONU TANITIM PROĞRAMI DÜZENLEDİ

BURSA GİRESUN FEDERASYONU TANITIM PROĞRAMI DÜZENLEDİ Bursa Giresun Federasyonunun Giresun’da “tanışma ve kaynaşma” amacıyla düzenlediği program, 45 dernek, 600 delege ve 27 bin 600 üyeye ulaşan örgütlü yapının büyüklüğünü ortaya koydu. Giresun’a yatırım hedefi dile getirildi; bu hedefi hayata geçirecek proje, protokol, takvim ve çalışma mekanizması ise ortaya konulmadı. Bursa Giresun Federasyonu, 18 Temmuz 2026’da Giresun Belediyesi Plajlar Bölgesi’ndeki Yetimoğulları Restoran’da tanıtım ve kahvaltı programı düzenledi. Federasyon Başkanı Üzeyir Aktaş’ın ev sahipliğindeki buluşmanın amacı, Bursa’da yaşayan Giresunlularla memleketleri arasındaki bağları güçlendirmek, tanışmayı ve kaynaşmayı sağlamak olarak açıklandı. Programa Federasyon Başkan Vekili Fatih Akdoğan ile başkan yardımcıları Naim Yıldız, Çetin Çolak, Kemal Olgun, Fatih Yılmaz, Şahin Turan ve Orhan Aydın da katıldı. ÜÇ PARTİ TEMSİL EDİLDİ, DAVET ÖLÇÜTÜ AÇIKLANMADI Kahvaltıya AK Parti Giresun milletvekilleri Ali Temür ve Nazım Elmas, MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Yavuzkemal Belde Belediye Başkanı Adem Önal, MHP İl Başkanı Salih Akgün ve İYİ Parti İl Başkanı İnan Taşgöz katıldı. Orman Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Özkaya, İl Kültür ve Turizm Müdürü Erdem Kılavuz, İŞKUR İl Müdürü Mustafa Sarı, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, iş insanları, basın mensupları ve çok sayıda davetli de programda yer aldı. AK Parti, MHP ve İYİ Parti temsilcilerinin bulunduğu listede CHP’nin il yönetimi, Giresun’un CHP’li milletvekili ve programın düzenlendiği kentte görev yapan CHP’li Giresun Belediye Başkanı yer almadı. Federasyonun Nisan 2026’daki olağan genel kuruluna AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse ve Anahtar Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı Fatih Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu farklı siyasi çevrelerden isimlerin katılmış olması, daha geniş bir temsil tablosunun mümkün olduğunu gösteriyor. 45 DERNEK VE 27 BİN 600 ÜYELİK BÜYÜK GÜÇ Federasyon Başkanı Üzeyir Aktaş, Bursa’da yaklaşık 200 bin Giresunlunun yaşadığını; federasyon bünyesinde 45 dernek, 600 delege ve 27 bin 600 üye bulunduğunu açıkladı. Bu büyüklük, Bursa ile Giresun arasında yalnızca kültürel değil, ekonomik bir köprü kurabilecek güçlü bir insan kaynağına işaret ediyor. Aktaş, yakın gelecekte Marmara Bölgesi’nin en kapsamlı Giresun Tanıtım Günlerini düzenlemeyi planladıklarını belirterek Giresun’un kültürünü ve tarihî mirasını gelecek kuşaklara aktarmayı hedeflediklerini söyledi. Federasyonun her yıl Otçu Göçü geleneği kapsamında festival ve şenlikler düzenlediğini anlatan Aktaş, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Ankara’nın Haymana ve Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçelerindeki Giresun şehitliklerinde anma programları yaptıklarını kaydetti. Federasyonun 3-5 Temmuz 2026’da düzenlediği 29. Otçu Göçü Yayla Festivali de kültürel organizasyon kapasitesinin ulaştığı ölçeği gösterdi. 29. Otçu Göçü Yayla Festivali Aktaş, Topal Osman Ağa öncülüğünde kurulan gönüllü alayların Kurtuluş Savaşı’ndaki mücadelesini genç kuşaklara aktarmayı tarihî bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade etti. BURSA-GİRESUN YATIRIM MASASI KURULMALI Federasyonun 200 bin kişilik hemşehri ağı; Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, ilçe ticaret odaları, Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı, belediyeler ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odasıyla aynı masada buluşturulabilir. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı hâlihazırda yatırım potansiyeli yüksek sektörleri belirleme, yatırım ortamını tanıtma ve yatırımcılara süreç boyunca destek verme görevi yürütüyor. Giresun’daki yatırım arazilerinin elektronik envanteri de yatırımcıların önüne somut seçenekler koyabilecek hazır bir araç niteliğinde. İlk adımda Bursa’daki Giresunlu iş insanlarının sektör, yatırım kapasitesi ve ilgi alanlarını gösteren bir envanter hazırlanmalı. Ardından fındık ve gıda işleme, turizm, makine, tekstil, lojistik, e-ticaret ve katma değerli üretim alanlarında Giresun’daki yatırım projeleriyle Bursalı firmalar eşleştirilmeli. Planlanan Giresun Tanıtım Günleri yalnızca kültürel gösterilerin ve yöresel ürün stantlarının yer aldığı bir etkinlikle sınırlı kalmamalı. Programın içine yatırım sunumları, işletmeden işletmeye görüşmeler, satın alma heyetleri, girişimci buluşmaları ve turizm acenteleriyle paket tur anlaşmaları eklenmeli. Programda konuşan milletvekilleri Ali Temür, Nazım Elmas ve Ertuğrul Gazi Konal, Giresun’un kültürel, tarihî ve turistik değerlerinin tanıtımına destek veren ve kente yatırımı teşvik eden sivil toplum kuruluşlarının yanında olacaklarını belirtti. Yavuzkemal Belediye Başkanı Adem Önal, MHP İl Başkanı Salih Akgün ve İYİ Parti İl Başkanı İnan Taşgöz de Federasyon Başkanı Üzeyir Aktaş’a ev sahipliği için teşekkür etti. Kahvaltı programı plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Bundan sonraki aşamada gözler, açıklanan büyük hedeflerin projeye, yatırıma, istihdama ve iki şehir arasında kalıcı ekonomik iş birliğine dönüşüp dönüşmeyeceğinde olacak

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.