Hava Durumu

#Liyakat

giresunsonhaber - Liyakat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Liyakat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ" Haber

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ"

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI, TALEBİ VE VADEYİ GÖREBİLDİĞİMİZ BİR SİSTEM KURMALIYIZ” Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında Giresun’a gelen CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, tarımda temel sorunun maliyetler değil, üreticinin ekim kararını sağlıklı bilgi olmadan vermek zorunda kalması olduğunu söyledi. Solakoğlu, çözüm olarak ticaret borsaları üzerinden fiyat, talep ve vade bilgisinin ekim öncesinde görülebildiği, üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde buluşturan bir yapı önerdi. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında 27 Şubat 2026 Cuma günü Giresun’a gelen Sencer Solakoğlu ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanlığı’nda parti örgütüyle bir araya geldi. Toplantıya CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, ilçe başkanları, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve partililer katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ile birlikte partide yeni bir sürece girildiğini belirterek, parti programına uygun hükümet programı çalışmalarının bu yapı bünyesinde oluşturulan kurullar üzerinden yürütüldüğünü söyledi. SAHADA ÜÇ AYAKLI PROGRAM Solakoğlu ve beraberindeki heyet, il başkanlığındaki toplantının ardından Giresun’un tarımsal yapısını ve fındık piyasasını yerinde değerlendirmek amacıyla saha temaslarını sürdürdü. Program kapsamında ilk olarak Giresun Ticaret Borsası’nda düzenlenen toplantıya katılan heyet, burada fındıkta fiyat oluşumu, pazarlama kanalları ve üretici-tüccar ilişkilerinde yaşanan yapısal sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Saha programının devamında üretici örgütleri ve meslek odalarıyla yapılan görüşmelerde, planlı üretim, piyasa şeffaflığı ve üreticinin korunmasına yönelik başlıklar ele alındı. Heyet, Giresun’da yapılan bu temaslardan elde edilen tespitlerin, CHP’nin tarım politikalarına ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen politika çalışmalarına doğrudan katkı sunacağını ifade etti. “İLK 100 GÜNDE YOL HARİTASI NETLEŞECEK” Sencer Solakoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesi halinde tarım ve gıda politikalarında izlenecek yolun belirsiz olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ilk 100 günde atılacak adımların açık ve net biçimde kamuoyuyla paylaşılacağını belirten Solakoğlu, “Ne yapacağımız da nasıl yapacağımız da hazır. Bunu şeffaf biçimde ortaya koyacağız” dedi. Bu sürecin temel başlıklarının; planlı üretim, garantili alım modeli ve tarımda kurumsal yapının yeniden işler hale getirilmesi olacağını ifade eden Solakoğlu, üreticinin belirsizlikle üretim yapmak zorunda bırakılmayacağı bir sistem hedeflediklerini söyledi. Tarımda yaşanan sorunların kötü niyetten çok yönetim zaaflarından kaynaklandığını dile getiren Solakoğlu, mevcut tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu bir hırsızlık meselesi değil; basiretsizlik meselesidir. Türkiye’nin üretimi, tarımı ve kamu kaynakları ehil olmayan ellere teslim edilmiş durumda. Biz bu tabloyu tersine çevireceğiz; eksiden alıp artıya geçireceğiz.” Solakoğlu, tarım ve gıdanın siyaset üstü bir alan olduğuna dikkat çekerek, üreticinin emeğini koruyan, kaliteyi esas alan, öngörülebilir ve kamucu bir tarım düzenini yeniden kurmayı hedeflediklerini söyledi. “SORUN NE EKTİĞİMİZ DEĞİL, EKERKEN BİLMEMEMİZ” Programın en kapsamlı bölümü, Giresun Ziraat Odaları Birliği Giresun Şubesi’nde düzenlenen üretici buluşması oldu. Solakoğlu, burada yaptığı konuşmada üreticinin sahada yaşadığı sorunları kendi çiftçilik deneyiminden örneklerle anlattı. Tarımda yaşanan sorunların temelinde üreticinin özgür olması değil, üretim kararını yeterli bilgi olmadan vermek zorunda kalması bulunduğunu söyleyen Solakoğlu, “Ben bir çiftçiyim. Şubat ayı bitiyor, Nisan’da ekime başlayacağım ama ne ekeceğimi bilmiyorum. Bursa’nın en büyük çiftçisi bunu bilmiyorsa, köydeki üreticinin halini düşünün” dedi. PLANSIZLIK HEM ÇİFTÇİYİ HEM SOFRAYI VURUYOR Plansız üretimin hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini vurgulayan Solakoğlu, karpuz örneği üzerinden tabloyu şöyle anlattı: “Geçen yıl karpuz tarlada kaldı. Ben karpuz ektiğim için domates ve biber ekilmedi. Arz düştü, siz pahalı yediniz; biz çiftçiler zarar ettik. Gıda enflasyonu dediğimiz şey tam olarak bu.” “Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretim” Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse yaptığınız sübvansiyon da çöpe gider. Olmayan domatesin fiyatını düşüremezsiniz. Sorun yüksek girdi fiyatları değil, sorun plansız üretimdir” diye konuştu. Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse, verdiğiniz destek de çöpe gider. Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretimdir” ifadelerini kullandı. TİCARET BORSALARI ÜZERİNDEN ŞEFFAF BİLGİ VE ÜRETİCİ-SANAYİCİ BULUŞMASI Solakoğlu, tarımda yaşanan bu döngünün yasaklarla ya da “ne ekileceğini söyleyen” bir modelle çözülemeyeceğini vurguladı. Çözüm olarak önerdiği yapının, ticaret borsaları üzerinden işleyecek şeffaf bir sistem olduğunu belirtti. Bu sistemde üretici, sezon başlamadan önce ticaret borsasına giderek; hangi ürünün, hangi kalite sınıfında, hangi fiyata, hangi vadeyle alıcı bulduğunu görebilecek. Solakoğlu’na göre bu yapı yalnızca bilgi sunan bir sistem değil; üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde aynı zeminde buluşturan bir mekanizma olacak. Ticaret borsaları üzerinden sanayici ve tüccarların alım talepleri ile üreticinin üretim taahhütleri bir araya getirilecek. Bu sayede üretici, ürününü kime satacağını ve hangi koşullarla satacağını önceden görebilecek; sanayici ise hasat yapılmadan önce fiyatı, kaliteyi ve tedarik miktarını bilerek bütçe ve üretim planlaması yapabilecek. Solakoğlu, bu bilgiyi gören üreticinin yine tamamen özgür olacağını vurgulayarak, isterse fiyat ve talep bilgisine göre ekim yapacağını, isterse kendi tercihini kullanacağını ifade etti. Önemli olanın, üreticinin artık kararını körlemesine değil, borsa üzerinden oluşan somut veriye bakarak vermesi olduğunu söyledi. GARANTİLİ ALIM MODELİ: ZORUNLU DEĞİL, GÖNÜLLÜ Solakoğlu, bu yapıyı “garantili alım modeli” olarak tanımladı. Sistemin kimse için zorunlu olmayacağını özellikle vurguladı. Üreticinin bu modele girmek zorunda kalmayacağını, ancak sistem doğru kurulduğunda üreticinin zaten gönüllü olarak dahil olacağını söyledi. Model kapsamında, üretici taahhütleri ile sanayici ve tüccar taleplerinin ticaret borsaları üzerinden bir araya geleceğini belirten Solakoğlu, böylece her iki tarafın da hasattan önce fiyat, miktar ve vade açısından öngörü sahibi olacağını ifade etti. Solakoğlu, ticaret borsalarında yapılan bu garantili alım sözleşmelerinin, üreticinin finansmana erişiminde de belirleyici olacağını dile getirdi. Buna göre; üretici, ticaret borsasında yaptığı bu kontratla Ziraat Bankası’na gittiğinde, ayrıca ipotek, taşınmaz ya da kefalet gibi başka bir teminata gerek kalmadan krediye ulaşabilecek. Böylece üretici, şahsi varlıklarını değil, yaptığı üretimi ve satış sözleşmesini teminat göstererek finansmana erişmiş olacak. FINDIKTA BÖLGESEL FARK VE KAYIP ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Solakoğlu, fındıkta Çarşamba Ovası ile Giresun’un üretim koşullarının aynı olmadığını; arazi yapısı, makineleşme ve verim açısından ciddi farklar bulunduğunu söyledi. Buna rağmen aynı fiyatlama ve destekleme anlayışının sürdüğünü belirterek, bu durumun Giresunlu üreticiyi dezavantajlı hale getirdiğini ifade etti. FİSKOBİRLİK’in geçmişte üreticiye fiyat ve alım koşulları açısından öngörü sağladığını hatırlatan Solakoğlu, bu yapının işlevsizleştirilmesiyle piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu söyledi. TMO’nun bu boşluğu dolduracak kapasiteye sahip olmadığını belirten Solakoğlu, tarımda liyakat ve uzmanlık sorunu yaşandığını dile getirdi. FİSKOBİRLİK’in üretici için işlevsiz hale gelmesinin ardından piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu savunan Solakoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu boşluğu dolduracak bir kurumsal kapasiteye sahip olmadığını ifade etti. Tarım politikalarında uzmanlık ve liyakat sorunu yaşandığını dile getiren Solakoğlu, “Tarımı bilen kadrolarla, istişareye dayalı bir yapı kurulmadığı sürece bu sorunlar devam eder. Ürün bazlı, günü kurtarmaya dönük desteklerle gıda enflasyonunu düşürmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu. HAMMADDEYLE DEĞİL, KATMA DEĞERLE AYAKTA KALINIR Solakoğlu, konuşmasında kooperatifçilik ve markalaşmaya da değindi. Hammadde satarak üreticinin zengin olamayacağını vurgulayan Solakoğlu, küçük ve orta ölçekli kooperatiflerin yalnızca hammadde satan yapılar olmaktan çıkıp nihai ürün üreten bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. Giresun fındığının geçmişte güçlü bir bilinirliğe sahip olduğunu hatırlatan Solakoğlu, bu deneyimin önemli bir birikim olduğunu ifade etti. Bu noktada, Giresun fındığının geçmişte “Aganigi Naganigi” markasıyla bir markalaşma süreci yaşadığını belirten Solakoğlu, o dönemde yakalanan bilinirliğin ve farkın zamanla kaybedildiğini söyledi. Solakoğlu, bu sürecin bir başarısızlık değil, yarım kalmış bir deneyim olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bir markalaşma yapıldı, sonra her şey kaybedildi. Bizim yapmamız gereken, o dönemde kazanılan farkı, bilinirliği ve güveni yeniden kazanmaktır” ifadelerini kullandı. Solakoğlu, hedefin üreticinin katma değerden pay aldığı sürdürülebilir bir yapı kurmak olduğunu dile getirdi. DANIŞMANLIK SAHAYA İNECEK Solakoğlu, tarımda verimlilik artışının yalnızca desteklerle değil, bilginin doğrudan sahaya inmesiyle mümkün olacağını vurguladı. Bu kapsamda, her bölgede üreticinin telefonla doğrudan ulaşabileceği, bölgenin ürün desenine ve üretim koşullarına hâkim ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin görev yapacağını söyledi. Bu uzmanların, görev yaptıkları bölgelerde yalnızca masa başından değil; sahada, üreticinin tarlasına ve işletmesine kadar ulaşan bir danışmanlık anlayışıyla çalışacağını belirten Solakoğlu, ihtiyaç duyulması halinde üreticinin talebi üzerine tarlaya gelerek yerinde değerlendirme yapabileceklerini ifade etti. Solakoğlu, bu personelin görev yaptıkları bölgenin ürünlerine göre ihtisaslaşmış ve ilave eğitimlerden geçmiş olacağını, böylece her ürün için genel değil, bölgeye özgü ve uygulamaya dönük bilgi sunulacağını dile getirdi. Üreticinin karşılaştığı bir sorunun sahada çözülememesi halinde, danışmanların bu soruyu daha üst teknik birimlere taşıyarak çözüm üretebileceğini de ekledi. Bu danışmanlık hizmetinin üretici için tamamen ücretsiz olacağını vurgulayan Solakoğlu, amacın üreticiyi masraf altına sokmak değil; doğru bilgiyle buluşturarak verimi ve kaliteyi artırmak olduğunu söyledi. “ÇÖZÜM SİSTEM” Konuşmasının sonunda Solakoğlu, tarımda tek bir mutlak doğru olmadığını ancak en az zarar veren ve uzun vadede en akılcı yolun seçilmesi gerektiğini vurguladı. “Sorun destek değil; sorun, üreticinin ekim kararını bilgi olmadan vermesi. Çözüm ise sistemdir” diyerek konuşmasını tamamladı.

Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları tükenmişlik yaşıyor! Haber

Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları tükenmişlik yaşıyor!

Türkiye’de sağlık ve sosyal hizmet sisteminin omurgasını oluşturan çalışanlar, artan iş yükü, personel eksikliği, belirsiz görev tanımları ve uzun süredir çözülemeyen yapısal sorunlar nedeniyle ciddi bir tükenmişlik sendromu ile karşı karşıya. SAHİM-SEN, çalışanların yaşadığı sorunlara karşı sürdürülebilirlik açısından acil adımlar atılmasını istiyor. İSTANBUL (İGFA) - Sağlık kurumlarından sosyal hizmet birimlerine, hastanelerden çocuk evleri siteleri ve huzurevlerine kadar geniş bir alanda görev yapan emekçiler, ağır çalışma koşulları altında kamu hizmetini sürdürmeye çalışıyor. Uzayan çalışma saatleri, fazla mesailer, görev tanımı belirsizlikleri ve şiddet vakaları, çalışanları hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıpratıyor. SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, özellikle çocuk evleri ve huzurevlerinde personel eksikliği nedeniyle fazla mesainin artık rutin hale geldiğini vurguladı. Akarken, “Sağlık kadar sosyal hizmet alanında da çalışanlarımız sistemin görünmeyen yükünü taşıyor. Yetersiz kadrolarla uzun saatler çalışmak hem çalışanı hem de hizmet kalitesini zedeliyor” dedi. Sağlık Bakanlığı’nda görev tanımlarının yaklaşık beş yıldır güncellenemediğine dikkat çeken Akarken, bu durumun sahada karmaşaya yol açtığını belirtti. Görev tanımlarındaki belirsizliklerin hem çalışanı yıprattığını hem de hizmet aksaklıklarına neden olduğunu ifade eden Akarken, yardımcı hizmetler sınıfı personelin yıllardır hak ettiği sınıf değişikliği ve ek ödemelerin de beklediğini kaydetti. Artan iş yükü ve yetersiz istihdamın çalışanları tükenmişlik noktasına getirdiğini söyleyen Akarken, şiddet vakalarının da sorunu derinleştirdiğini belirterek, “Şiddetin önlenemediği, dinlenme hakkının korunmadığı, emeğin karşılığının verilmediği bir sistemde tükenmişlik kaçınılmazdır. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanı tükenirse sistem çöker.” dedi. Askeri hastanelerin yeniden açılmasının gündemde olduğunu hatırlatan Akarken, bu sürecin insan kaynağı ve özlük hakları boyutuyla ele alınması gerektiğini belirtti. Eski askeri tabip, astsubay ve sivil personelin iade-i itibarlarının sağlanmasının ve haklarının teslim edilmesinin artık ertelenmemesi gerektiğini söyledi. Akarken, sözlerini; "Devletimiz büyük, ordumuz şanlıdır. Ancak nitelikli sağlık ve sosyal hizmet; planlama, liyakat, net görev tanımları ve çalışanını koruyan politikalarla mümkündür. Yanlışlar bir an önce doğruya evrilmeli, yetkililer kalıcı ve kapsayıcı çözümler üretmelidir.” çağrısıyla noktaladı.

FİSKOBİRLİK’TE GERİLİM BÜYÜYOR: Haber

FİSKOBİRLİK’TE GERİLİM BÜYÜYOR:

FİSKOBİRLİK’TE GERİLİM BÜYÜYOR: “800 MİLYON FAİZ BAŞARI MI, BU KURUM KİMİN?” FİSKOBİRLİK’in hafta sonu gerçekleştirilen Mali Genel Kurulu, Giresun kamuoyunda derin bir kırılmaya yol açtı. Genel kurul sonrası yapılan açıklamalar, kurumun yönetim anlayışına, mali tablosuna ve kullanılan dile yönelik sert eleştirileri beraberinde getirdi. Eleştirilerin merkezinde ise FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ın kürsüdeki üslubu ve “kurum benim” algısı yaratan söylemleri yer aldı. ZİRAAT ODASI BAŞKANI KARAN: “800 MİLYON FAİZ ÖDEMEK BAŞARI MI?” Tepkilerin en serti Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan’dan geldi. Karan, genel kurulu “Dağ fare doğurdu” sözleriyle özetlerken, yapılan sunumların üreticiye dair somut hiçbir çözüm içermediğini söyledi. Karan, kürsüde anlatılanları şu sözlerle eleştirdi: “Birliğin başkanı kürsüye çıkıp adeta Rapunzel masalı anlatarak delegeyi ve protokolü oyaladı. Üreticinin yarını, kurumun kurtuluşu hakkında tek bir cümle kuramadı.” Kurumun mali tablosuna dikkat çeken Karan, en çok tartışma yaratan faiz rakamına sert çıktı: “Borç değil, sadece faiz… Tam 800 milyon lira! Bunu başarı gibi pazarlamaya kalkıyor, asıl garabet ise buna inanıp alkış tutanlarda.” FİSKOBİRLİK mülklerinin satışına ilişkin kullanılan dili “arsızlık” olarak nitelendiren Karan, Giresun protokolüne açık çağrıda bulundu: “Mal benim malım, satarım” anlayışının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Karan, FİSKOBİRLİK hesaplarının mutlaka incelenmesi gerektiğini ifade etti. MHP’DEN İMAR VE RANT SORGUSU: “İMARA KAPALI ARSA NASIL MİLYONLARCA LİRA ETTİ?” Genel kurul sonrası eleştiriler yalnızca mali tabloyla sınırlı kalmadı. Milliyetçi Hareket Partisi Giresun İl Başkanı Salih Akgün, FİSKOBİRLİK arazisinin satış süreci ve imar revizyonu planları üzerinden çok sert sorular yöneltti. Akgün, yaklaşık 7 dönümlük imara kapalı bir arazinin yüksek bedellerle el değiştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek şunları sordu: “İmara kapalı bir araziye milyonlarca lirayı kim, hangi güvenceyle verdi?” İmar planı sürecinde bazı parseller lehine ayrıcalıklar yaratıldığını savunan Akgün, “emsal kaybı” yaşandığını ve bunun hukuk ile eşitlik ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi. Akgün, MHP olarak imara değil, “kişiye özel” düzenlemelere karşı olduklarını vurguladı. İYİ PARTİ: “FİSKOBİRLİK DEĞİL, ‘LÜTFİBİRLİK’ OLMUŞ!” Tepki gösteren bir diğer siyasi parti ise İYİ Parti oldu. İl Başkanı İnan Taşgöz, FİSKOBİRLİK’in kamuoyunda artık “Lütfibirlik” olarak anıldığını söyledi. Taşgöz, Bayraktar’ın “Benim malıma ortak mısın?” sözlerine sert yanıt verdi: “Hayırdır Lütfi Bayraktar, kuruma çöktün de bizim mi haberimiz yok? Bu kurumu sen kurmadın, tapusunu üstüne geçirmedin. Herkes haddini bilecek!” Giresun Üniversitesi’ne yönelik sözlere sessiz kalındığını belirten Taşgöz, iktidar milletvekillerini eleştirerek, yapılan saygısızlığın şahıslara değil, Giresun’un kurumsal kimliğine yönelik olduğunu vurguladı. Taşgöz, 800 milyon lira faiz açıklamasını ise açık bir “itiraf” olarak değerlendirdi. ANAHTAR PARTİ: “FİSKOBİRLİK KİMSENİN ŞAHSİ MÜLKÜ DEĞİLDİR” Eleştirilerin son halkası Anahtar Parti Giresun İl Başkanı Aslan Tatar’dan geldi. Tatar, kullanılan dilin ne milletvekilliği sıfatıyla ne de devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığını söyledi. Tatar, FİSKOBİRLİK’in Karadenizli üreticinin ortak değeri olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “FİSKOBİRLİK; herhangi bir şahsın, grubun ya da siyasi gücün malı değildir.” Kurumun ekonomik gerçeklerinin alkış ve hamasetle örtülmeye çalışıldığını belirten Tatar, duruşlarını üç net başlıkla özetledi: Mülkiyet, Üslup ve Yönetim. ORTAK NOKTA: ŞEFFAFLIK, HESAP VERİLEBİLİRLİK VE KURUMSAL SAYGI Ziraat Odası’ndan başlayıp MHP, İYİ Parti ve Anahtar Parti’ye uzanan açıklamalar, farklı siyasi çizgilerden gelse de ortak bir noktada buluşuyor: FİSKOBİRLİK’in şahıs diliyle değil, şeffaflık, liyakat ve ortak akılla yönetilmesi gerektiği vurgulanıyor. Giresun kamuoyu açısından artık tartışma şu soruda düğümleniyor: 800 milyon lira faiz ödemek başarı mı, yoksa bu tablonun hesabı kimden sorulacak?

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV Haber

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV Ezgi Kutlu Aldağ, TEDAŞ Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürü oldu Giresun’un yetiştirdiği nitelikli insan kaynağına bir başarı hikâyesi daha eklendi. Giresun Fen Lisesi mezunu Endüstri Mühendisi Ezgi Kutlu Aldağ, Türkiye’nin enerji altyapısında kritik bir rol üstlenen Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürü olarak görevlendirildi. Eğitimden Sanayiye, Sanayiden Kamu Yönetimine 2011 yılında Giresun Fen Lisesi’nden mezun olan Aldağ, lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. Üniversite eğitimi süresince üretim, kalite ve süreç yönetimi alanlarında uzmanlaşan Aldağ, Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşları Hyundai Assan ve Pirelli’de mühendislik stajları yaparak sahaya dayalı deneyim kazandı. Özel sektörde Kalite Mühendisi olarak görev alan Aldağ, bu süreçte verimlilik, standartlaşma, raporlama ve organizasyonel koordinasyon alanlarında önemli tecrübeler edindi. TEDAŞ’ta 9 Yıllık Kurumsal Birikim 2017 yılında TEDAŞ Genel Müdürlüğü bünyesine katılan Aldağ, yaklaşık 9 yıl boyunca farklı teknik ve idari görevlerde bulundu. Kurumun işleyişine, mevzuatına ve karar alma mekanizmalarına hâkimiyetiyle öne çıkan Aldağ, 2024 Eylül ayında Başmühendis unvanını aldı. Bu süreçte yalnızca teknik üretim alanlarında değil; kurum içi koordinasyon, planlama ve üst yönetime hazırlık süreçlerinde de aktif rol üstlendi. Özel Kalem Müdürlüğü Neden Kritik? TEDAŞ Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürlüğü; Genel Müdürlük makamının idari ve kurumsal koordinasyonunu, Kurum içi ve kurumlar arası yazışma süreçlerini, Üst düzey toplantı, gündem ve protokol organizasyonlarını, Stratejik bilgi akışının düzenli ve sağlıklı biçimde yürütülmesini kapsayan yüksek sorumluluk gerektiren bir görev alanı olarak biliniyor. Ezgi Kutlu Aldağ’ın bu göreve atanması, TEDAŞ’ta kurumsal hafızaya dayalı liyakat anlayışının güçlendiği şeklinde yorumlanıyor. Giresun’dan Ankara’ya Uzanan Bir Başarı Aldağ’ın ataması, Ankara’daki Giresunlu bürokratlar arasında da memnuniyetle karşılandı. Eğitimde fırsat eşitliği, teknik donanım ve kamu hizmeti bilincinin birleştiği bu kariyer çizgisi, genç mühendisler için de örnek bir profil olarak değerlendiriliyor.

CHP GİRESUN İL YÖNETİMİ’NDEN EMEK ÖRGÜTLERİNE GENİŞ ÇAPLI ÇIKARMA Haber

CHP GİRESUN İL YÖNETİMİ’NDEN EMEK ÖRGÜTLERİNE GENİŞ ÇAPLI ÇIKARMA

CHP GİRESUN İL YÖNETİMİ’NDEN EMEK ÖRGÜTLERİNE GENİŞ ÇAPLI ÇIKARMA ŞENYÜREK: “EMEK VARSA BİZ VARIZ, BU DAYANIŞMA BÜYÜYECEK” CHP Giresun İl Yönetimi, kentteki emek örgütlerine yönelik kapsamlı bir ziyaret programı gerçekleştirerek DİSK, KESK ve BELEDİYE-İŞ yöneticileriyle bir araya geldi. İl Başkanı Gökhan Şenyürek’in başkanlığında yapılan üç ayrı buluşmada, kamu ve belediye çalışanlarının ekonomik, sosyal ve örgütsel sorunları ile yaklaşan toplu sözleşme ve asgari ücret süreci detaylı biçimde değerlendirildi. İlk durak DİSK: “Adil bölüşüm ve güvenceli çalışma siyasal çizgimizin temelidir” CHP heyetinin gün içindeki ilk ziyareti DİSK Giresun Şubesi oldu. Görüşmede yaklaşan asgari ücret belirleme süreci, 2026 bütçesinin emekçilere yansıması, belediye çalışanlarının ücret ve güvenceli çalışma talepleri ele alındı. Şenyürek, CHP’nin güncellenen programına atıf yaparak şu değerlendirmeyi yaptı: “Adil bölüşüm, güvenceli çalışma, insanca yaşayacak ücret ve sendikal hakların güçlendirilmesi yalnızca bir siyasi hedef değil; sosyal adaletin taşıyıcı kolonudur. Emekçiyi yok sayan bir bütçeye, açlık sınırının altında belirlenmek istenen bir asgari ücrete ve belediyelerde yaygınlaşan güvencesiz uygulamalara itirazımız nettir. Bu kentte de, bu ülkede de emeğin onurunu savunmaya devam edeceğiz.” KESK buluşması: “Kamu emekçilerinin yaşadığı ağır tablo artık sürdürülemez” CHP heyetinin ikinci durağı KESK Giresun Şubeler Platformu oldu. Kamu emekçilerinin ücret kayıpları, vergi yükü, güvencesizlik ve demokratik sendikal haklara erişimde karşılaştıkları sorunlar başlık başlık değerlendirildi. Şenyürek, “İnsanca yaşayacak ücret, güvenceli çalışma koşulları, adil vergi sistemi ve sendikal özgürlük toplumun ortak meselesidir. Emek varsa biz varız” dedi. KESK’in 30. kuruluş yıl dönümünü de kutlayan Şenyürek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in mesajını hatırlattı: “Mücadele edenler, direnenler ve birleşenler kazanır. Çoklu krizleri sonlandıracak yarınları birlikte kuracağız.” BELEDİYE-İŞ ziyaretinde toplu sözleşme süreci gündemin merkezindeydi Günün üçüncü ziyareti BELEDİYE-İŞ Sendikası Giresun Şubesi’ne yapıldı. Buluşmaya TÜRK-İŞ’e bağlı SAĞLIK-İŞ Şube Temsilcisi Yılmaz Gökçen ve TEZKOOP-İŞ İl Temsilcisi Kaan Çöcen de katıldı. Görüşmede belediye çalışanlarının ücret adaleti, örgütlenme süreçleri ve yaklaşan toplu sözleşme takvimi ele alındı. Şenyürek, partisinin emek politikalarına vurgu yaparak, “Yerel yönetimlerde şeffaflık, liyakat, güvenceli istihdam ve adil gelir dağılımı temel ilkemizdir. Belediye çalışanlarımızın yoksulluk sınırının altında kalan ücretlerle yaşam mücadelesine seyirci olmayacağız. Emekçilerin hak arayışında yanlarındayız” dedi. Eynesil Belediyesi’ndeki sendika baskısı iddiaları gündemde BELEDİYE-İŞ buluşmasında Eynesil Belediyesi’nde bazı çalışanların sendika değişikliğine zorlandığı yönündeki iddialar da gündeme geldi. Şenyürek, “Sendikal tercih özgür iradeyle yapılır. Baskı yaratan tüm uygulamalardan uzak durulması gerektiğini hatırlatıyoruz” ifadelerini kullandı. CHP’nin kamu çalışanlarına yönelik politika çerçevesi Şenyürek, CHP’nin emek ve kamu çalışanlarına yönelik temel program başlıklarını şöyle sıraladı: • Gerçek enflasyona göre güncellenmiş ücret sistemi • Tüm kamu çalışanları için güvenceli istihdam • Sendikal özgürlüğün güçlendirilmesi ve toplu sözleşme süreçlerinin demokratikleştirilmesi • Mülakatın tamamen kaldırıldığı liyakat esaslı kamu düzeni • Vergide adaletin sağlandığı ekonomik yapı Bu ilkelerin “güçlü bir kamu hizmeti ve sosyal adaletin vazgeçilmez parçaları” olduğunu vurgulayan Şenyürek, “Birlik varsa umut vardır” dedi. “Emek örgütlerini paydaş değil, demokratik geleceğin kurucu gücü olarak görüyoruz” Üç örgütün yöneticileri ile yapılan görüşmelerde talepleri dikkatle dinlediklerini söyleyen Şenyürek, “Giresun’da emek örgütlerinin daha güçlü, daha özgür ve daha görünür bir rol üstlenmesi için CHP sorumluluk almaya devam edecek” ifadelerini kullandı. DİSK, KESK ve BELEDİYE-İŞ yöneticileri, ziyaretlerin dayanışmayı büyüttüğünü belirterek CHP heyetine teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.