Hava Durumu

#Liyakat

giresunsonhaber - Liyakat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Liyakat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ” Haber

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ”

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, haftalık değerlendirmesinde ekonomi, hukuk, tarım ve devlet yönetimi üzerinden iktidara sert eleştiriler yöneltti. Taşgöz, Türkiye’nin yalnızca ekonomik krizle değil, hukuk ve yönetim kriziyle de karşı karşıya olduğunu belirterek, “Hukukun olmadığı yerde ekonomi olmaz. Türkiye kayyum düzeniyle yönetilemez” dedi. “DEVLET CİDDİYETİ AŞINDIRILIYOR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, hukuk tartışmaları ve devlet kurumlarında yaşanan güven kaybına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Taşgöz, vatandaşın alım gücünün her geçen gün düştüğünü, devlet kurumlarının da yönetim anlayışı nedeniyle zayıflatıldığını savundu. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunun yalnızca enflasyonla açıklanamayacağını belirten Taşgöz, “Bugün vatandaşın cebindeki para erirken, devletin temel kurumları da aşındırılıyor. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorun yalnızca enflasyon değildir; asıl sorun devlet ciddiyetinin kaybolmasıdır” ifadelerini kullandı. “ANADOLU ÜRETEMEZ HALE GETİRİLDİ” Tarım politikalarını da eleştiren Taşgöz, çiftçinin son yılların en ağır ekonomik baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Köylerin boşaldığını, üreticinin toprağından koptuğunu ve Türkiye’nin birçok temel üründe dışa bağımlı hale geldiğini belirten Taşgöz, tarımdaki gerilemenin yalnızca ekonomik değil, milli güvenlik boyutu da taşıdığını ifade etti. Taşgöz, “Anadolu boşalıyor. Köyler boşalıyor. Üretici toprağından kopuyor. Bir zamanlar kendi kendine yeten Türkiye bugün birçok temel üründe dışa bağımlı hale getirildi. Çiftçi üretmek istiyor ama kazanamıyor. Kazanamayan üretici toprağını terk ediyor. Bu yalnızca ekonomik değil, milli güvenlik sorunudur” dedi. “TARIMDAKİ ÇÖKÜŞ SOFRAYA ZAM OLARAK YANSIYOR” İnan Taşgöz, tarımda yaşanan üretim kaybının doğrudan pazar ve market fiyatlarına yansıdığını söyledi. Üreticinin maliyetler altında ezildiğini, tüketicinin ise yüksek fiyatlarla karşı karşıya kaldığını belirten Taşgöz, yanlış tarım politikalarının hem üreticiyi hem de vatandaşı aynı anda mağdur ettiğini dile getirdi. Taşgöz, üretim ekonomisinin güçlendirilmediği bir ülkede hayat pahalılığıyla kalıcı mücadele edilemeyeceğini vurguladı. “HUKUKUN OLMADIĞI YERDE EKONOMİ OLMAZ” Taşgöz, açıklamasında hukuk sistemine ilişkin eleştirilerine de geniş yer verdi. Yatırım, kalkınma ve ekonomik güvenin temel şartının hukuk devleti olduğunu belirten Taşgöz, mülkiyet hakkı, bağımsız yargı ve öngörülebilir yönetim anlayışı olmadan ekonomik istikrar sağlanamayacağını söyledi. Taşgöz, “Hukukun üstünlüğü zedelenirse ekonomi de çöker. İnsanlar yarın neyle karşılaşacağını bilmiyorsa yatırım yapmaz. Mülkiyet hakkının tartışıldığı, şirketlere kayyum atamanın sıradanlaştığı bir ülkede güven ortamı oluşmaz” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE GÜÇLÜ KURUMLARA VE BAĞIMSIZ YARGIYA İHTİYAÇ DUYUYOR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı Taşgöz, Türkiye’nin yeniden güçlü kurumlara, bağımsız yargıya ve liyakat esaslı devlet yönetimine dönmesi gerektiğini belirtti. Kayyum uygulamaları üzerinden iktidarı eleştiren Taşgöz, devlet yönetiminde keyfiliğin değil, hukuk ve kurumsal aklın esas alınması gerektiğini söyledi. Taşgöz, hukuk güvenliğinin zedelendiği bir ortamda hem vatandaşın hem yatırımcının geleceğe güvenle bakamayacağını ifade etti. “MİLLET GEÇİM DERDİNDE, İKTİDAR GÜNDEM DEĞİŞTİRİYOR” Taşgöz, iktidarın toplumun gerçek sorunlarından uzaklaştığını savundu. Emeklinin ay sonunu getiremediğini, gençlerin gelecek planlarını yurt dışında kurduğunu, esnafın kepenk kapatma noktasına geldiğini belirten Taşgöz, iktidarın çözüm üretmek yerine gündem değiştirme siyaseti izlediğini söyledi. Taşgöz, “Vatandaş geçim derdinde. Emekli ay sonunu getiremiyor. Gençler gelecek planlarını başka ülkelerde kuruyor. Esnaf kepenk kapatıyor. Buna rağmen iktidar milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine gündem değiştirme siyaseti yürütüyor” dedi. “CUMHURİYETİN AYARLARINA DÖNÜLMELİ” Açıklamasının sonunda Cumhuriyet’in temel ilkelerine dönüş çağrısı yapan Taşgöz, Türkiye’nin çıkış yolunun hukuk, liyakat ve üretim ekonomisinden geçtiğini belirtti. Taşgöz, ülkenin yeni krizlere değil, yeni bir milli kalkınma hamlesine ihtiyaç duyduğunu ifade etti. “Türkiye’nin ihtiyacı saray siyaseti değil devlet ciddiyetidir. Türkiye’nin ihtiyacı kutuplaşma değil milli birliktir” diyen Taşgöz, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında hukuku, üretimi ve liyakati esas alan bir devlet düzeninin yeniden kurulması gerektiğini söyledi. “MİLLETİN İRADESİ YENİDEN DEVLET YÖNETİMİNDE HÂKİM OLMALI” İnan Taşgöz, Türk milletinin tarih boyunca büyük zorlukları aşmayı başardığını belirterek, yönetimde millet iradesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Taşgöz, sözlerini “Türk milleti tarih boyunca her zorluğu aşmıştır. Yeter ki milletin iradesi yeniden devlet yönetiminde hâkim olsun” ifadeleriyle tamamladı.

EMRULLAH HIZARCIOĞLU’NA BAKANLIKTA YENİ GÖREV Haber

EMRULLAH HIZARCIOĞLU’NA BAKANLIKTA YENİ GÖREV

EMRULLAH HIZARCIOĞLU’NA BAKANLIKTA YENİ GÖREV Giresun’da GİRTAB Müdürlüğü göreviyle tanınan Emrullah Hızarcıoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde yeni bir göreve atandı. Genç bürokratlar arasında gösterilen Hızarcıoğlu’nun Ankara’daki yeni görevi Giresun kamuoyunda memnuniyetle karşılandı. Atama, aynı zamanda üst düzey kamu görevlerinde liyakat, tecrübe ve kurumsal yeterlilik başlıklarını da gündeme taşıdı. GİRESUN’DAN ANKARA’YA UZANAN KARİYER Giresun kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerden Emrullah Hızarcıoğlu, kamu kariyerinde yeni bir döneme başladı. Daha önce Giresun Turizm Altyapı Hizmet Birliği — GİRTAB Müdürü olarak görev yapan Hızarcıoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde genel müdür yardımcılığı düzeyinde yeni bir göreve getirildi. Hızarcıoğlu’nun yeni görevi, Giresun’dan merkezi kamu bürokrasisine uzanan önemli bir kariyer adımı olarak değerlendirildi. Yerel ölçekte yürüttüğü görevlerin ardından Ankara’da bakanlık bürokrasisi içinde sorumluluk üstlenmesi, şehirde dikkat çeken bir gelişme oldu. GENÇ YAŞTA BAKANLIK BÜROKRASİSİNE UZANAN ADIM Giresun’da genç bürokratlar arasında gösterilen Emrullah Hızarcıoğlu, yerel idarede edindiği tecrübenin ardından bakanlık bürokrasisinde üst düzey bir göreve getirildi. Hızarcıoğlu’nun doğum tarihi ve yaşı kamuoyuna açık kaynaklarda net biçimde yer almazken, atama Giresun’dan merkezi kamu yönetimine uzanan dikkat çekici bir kariyer adımı olarak değerlendirildi. GİRTAB MÜDÜRLÜĞÜYLE TANINDI Emrullah Hızarcıoğlu’nun Giresun’daki en görünür kamu görevi GİRTAB Müdürlüğü oldu. Yaklaşık üç yıl süren bu görev döneminde Hızarcıoğlu; turizm altyapısı, yerel yönetimler arası koordinasyon, kamu kurumlarıyla temas, ilçe belediyeleriyle iş birliği ve bölgesel hizmet süreçlerinde sorumluluk aldı. GİRTAB, Giresun’un turizm altyapısının güçlendirilmesi, yerel hizmet kapasitesinin artırılması ve il genelindeki kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir birlik yapısı olarak öne çıkıyor. Hızarcıoğlu’nun bu kurumda yürüttüğü müdürlük görevi, onun yerel idare tecrübesinin temel başlıklarından biri oldu. YEREL YÖNETİMLERLE KOORDİNASYON YÜRÜTTÜ Hızarcıoğlu’nun GİRTAB dönemindeki çalışmaları, yalnızca idari görevlerle sınırlı kalmadı. İlçeler, belediyeler, kamu kurumları ve yerel paydaşlarla temas kuran Hızarcıoğlu, Giresun’un turizm altyapısına dönük süreçlerde görev aldı. Bu dönem, onun kamu kurumları arasındaki işleyişi tanıdığı, yerel hizmetlerin planlanması ve uygulanması süreçlerinde deneyim kazandığı bir dönem olarak kayda geçti. Giresun’daki yerel idari tecrübe, Ankara’daki yeni görevi açısından da önemli bir kariyer basamağı olarak değerlendiriliyor. TÜRKİYE ÇEVRE AJANSI SÜRECİ Hızarcıoğlu, GİRTAB’daki görevinden ayrıldıktan sonra Türkiye Çevre Ajansı bünyesinde görev yapacağını açıklamıştı. Türkiye Çevre Ajansı; sıfır atık, çevre bilinci, kaynak verimliliği, depozito yönetim sistemi, denizlerin korunması, yeşil alanların desteklenmesi ve çevresel sürdürülebilirlik gibi alanlarda faaliyet yürüten bir kamu kurumu olarak biliniyor. Bu yönüyle Hızarcıoğlu’nun yeni görev alanı, yerel idare tecrübesinden çevre politikaları ve merkezi kamu yönetimi alanına geçiş anlamı taşıyor. Çevre, şehircilik ve sürdürülebilirlik başlıkları, Türkiye’nin son yıllarda kurumsal kapasite geliştirdiği önemli kamu yönetimi alanları arasında yer alıyor. BAKANLIKTA ÜST DÜZEY GÖREV Hızarcıoğlu’nun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde genel müdür yardımcılığı düzeyindeki göreve getirilmesi, yalnızca kişisel kariyeri açısından değil, Giresun’un Ankara’daki temsili açısından da dikkat çekti. Bakanlık bünyesindeki bu tür görevler; mevzuat bilgisi, kamu yönetimi tecrübesi, teknik dosya hâkimiyeti, kurumlar arası koordinasyon, proje yönetimi ve saha uygulamalarını birlikte yürütme becerisi gerektiriyor. Bu nedenle Hızarcıoğlu’nun yeni dönemde üstleneceği sorumluluklar, Giresun kamuoyu tarafından yakından takip edilecek. SİYASET VE KAMU ÇEVRELERİNDE TANINAN BİR İSİM Emrullah Hızarcıoğlu, Giresun’da yalnızca kamu göreviyle değil, siyaset ve kamu çevreleriyle olan bağlantılarıyla da biliniyor. KAMUOYUNUN BEKLENTİSİ ŞEFFAF VE BAŞARILI BİR GÖREV DÖNEMİ Atamanın ardından kamuoyunda öne çıkan temel beklenti, Hızarcıoğlu’nun yeni görevinde şeffaf, üretken ve sonuç odaklı bir çalışma dönemi ortaya koyması oldu. Giresun’dan merkezi kamu yönetimine uzanan bu görevlendirme, şehir adına bir temsil değeri taşıyor. Ancak bu temsilin güçlü karşılık bulması, yeni görevde ortaya konulacak hizmet, proje, kurumsal katkı ve liyakat algısıyla doğrudan bağlantılı olacak. Hızarcıoğlu’nun yerel yönetim tecrübesini, çevre ve şehircilik alanındaki kurumsal sorumluluklarla birleştirmesi bekleniyor. GİRESUN ADINA ÖNEMLİ BİR GÖREVLENDİRME Giresun’dan yetişen bir ismin bakanlık bürokrasisinde üst düzey bir göreve getirilmesi, şehir adına önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Hızarcıoğlu’nun yeni görevi, hem kişisel kariyerinde yeni bir aşama hem de Giresun’un merkezi yönetimdeki temsili bakımından dikkat çekici bir adım oldu. Emrullah Hızarcıoğlu’nun Ankara’daki yeni görevinde Giresun’u başarıyla temsil etmesi, çevre ve şehircilik alanında etkili çalışmalara imza atması ve kamu hizmetinde liyakat beklentisini karşılayan bir performans ortaya koyması bekleniyor. Emrullah Hızarcıoğlu’nu yeni görevi dolayısıyla tebrik ediyor, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesindeki çalışmalarında başarılar diliyoruz.

ATATÜRK MEYDANINDA 19 MAYIS COŞKUSU Haber

ATATÜRK MEYDANINDA 19 MAYIS COŞKUSU

ATATÜRK MEYDANINDA 19 MAYIS COŞKUSU CHP Giresun İl Başkanlığı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında Giresun Belediyesi Atatürk Meydanı’nda çelenk sunma töreni düzenledi. CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen törene CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Giresun Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Akten, CHP Merkez İlçe Başkanı Olcay Küçük, parti yöneticileri, sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve vatandaşlar katıldı. ATATÜRK MEYDANI’NDA ÇELENK SUNMA TÖRENİ Giresun’da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Giresun Belediyesi Atatürk Meydanı’nda düzenlenen çelenk sunma töreniyle kutlandı. CHP Giresun İl Başkanlığı’nın organizasyonuyla gerçekleştirilen programda 19 Mayıs’ın tarihsel anlamı, Cumhuriyet’in kuruluş iradesi ve gençliğe bırakılan miras öne çıkarıldı. CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek’in ev sahipliğindeki törene CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Giresun Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Akten, CHP Merkez İlçe Başkanı Olcay Küçük, CHP il ve merkez ilçe yönetim kurulu üyeleri, partililer, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, sendikalar ve vatandaşlar katıldı. Atatürkçü Düşünce Derneği, 29 Ekim Kadınları Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Giresun Şubesi, Eğitim-İş temsilcileri ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi de törende yer aldı. ŞENYÜREK: “BUGÜN MİLLET İRADESİNİN AYAĞA KALKTIĞI GÜNDÜR” Törende konuşan CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, 19 Mayıs’ın yalnızca bir anma günü değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan bağımsızlık yürüyüşünün başlangıcı olduğunu vurguladı. Şenyürek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının Türk milleti için tarihsel bir dönüm noktası olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bugün 19 Mayıs. Bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak milletimizin bağımsızlık yürüyüşünü başlattığı gündür. Bugün, esarete karşı özgürlüğün, umutsuzluğa karşı cesaretin, teslimiyete karşı millet iradesinin ayağa kalktığı gündür.” Şenyürek, 19 Mayıs’ın gençlere armağan edilmesinin tesadüf olmadığını belirtti. Cumhuriyet’i yaşatacak, demokrasiyi büyütecek ve Türkiye’yi çağdaş uygarlık yolunda ileriye taşıyacak gücün gençlik olduğunu söyledi. GENÇLERİN GELECEK SORUNLARINA DİKKAT ÇEKTİ CHP Giresun İl Başkanı Şenyürek, konuşmasında gençlerin karşı karşıya kaldığı ekonomik ve sosyal sorunları da gündeme taşıdı. Üniversite öğrencilerinin barınma sorunu yaşadığını, mezun gençlerin iş bulmakta zorlandığını, çalışan gençlerin ise emeğinin karşılığını alamadığını ifade etti. Şenyürek, sınavlarda başarılı olan gençlerin mülakat süreçlerinde elendiğini belirterek liyakat tartışmasına dikkat çekti: “Liyakat yerine torpilin, hak yerine kayırmacılığın, emek yerine yandaşlığın öne çıktığı bir düzende gençlerimizin umudu kırılıyor. Bugün gençlere kendi ülkelerinde gelecek hayali kurduramayan bir iktidar gerçeğiyle karşı karşıyayız.” Gençlerin ev kurmak, iş bulmak, insanca yaşamak, özgürce düşünmek ve korkmadan konuşmak istediğini belirten Şenyürek, mevcut düzenin gençlere umut yerine kaygı, güven yerine belirsizlik, adalet yerine haksızlık dayattığını söyledi. “GENÇLERİN HAK ARAMASI SUÇ DEĞİLDİR” Şenyürek, gençlerin demokratik haklarını kullanırken baskı, soruşturma ve gözaltı süreçleriyle karşı karşıya bırakıldığını dile getirdi. Gençlerin düşüncesini açıklamasının, meydanlarda hakkını aramasının ve geleceğine sahip çıkmasının suç olmadığını vurguladı. CHP Giresun İl Başkanı Şenyürek konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Gençlerin hak araması suç değildir. Gençlerin itiraz etmesi suç değildir. Gençlerin özgürlük, adalet ve gelecek istemesi suç değildir.” Şenyürek, asıl sorunun gençleri dinlemeyen, onların emeğini görmeyen ve geleceklerini yok sayan yönetim anlayışı olduğunu belirtti. Hukukun herkese eşit işlemediği bir ülkede gençlerin geleceğe güvenle bakamayacağını söyledi. LİYAKAT, HUKUK VE ÖZGÜRLÜK VURGUSU Konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisi’nin gençler için hedeflediği Türkiye anlayışını da anlatan Şenyürek, gençlerin haklarının mülakat odalarında gasp edilmediği, düşüncelerinden dolayı korkmadığı, kendi ülkesinde üretmeyi ve çalışmayı seçtiği bir Türkiye istediklerini ifade etti. Şenyürek, gençlere umutsuzluk çağrılarına kulak asmamaları yönünde seslendi: “Size ‘bu düzen değişmez’ diyenlere inanmayın. Size ‘siyaset sizin işiniz değil’ diyenlere inanmayın. Size ‘umutsuzluktan başka çareniz yok’ diyenlere inanmayın. Bu ülke sizin. Bu Cumhuriyet sizin. Bu gelecek sizin.” Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği Cumhuriyet’e sahip çıkmanın yalnızca törenlerde anmakla sınırlı olmadığını belirten Şenyürek, adalete, özgürlüğe, demokrasiye ve eşitliğe sahip çıkmanın bu mirasın temel sorumluluğu olduğunu söyledi. “GENÇLER KONUŞTUKÇA TÜRKİYE DEĞİŞECEK” CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, gençlere duydukları güveni konuşmasının en güçlü başlıklarından biri olarak öne çıkardı. Gençlerin aklına, vicdanına, cesaretine ve değişim iradesine güvendiklerini söyledi. Şenyürek, Türkiye’nin gençlerin susmasıyla değil, konuşmasıyla değişeceğini vurguladı: “Bu ülkenin gençleri sustukça değil, konuştukça Türkiye değişecek. Bu ülkenin gençleri korktukça değil, haklarına sahip çıktıkça demokrasi güçlenecek. Bu ülkenin gençleri umudunu korudukça Cumhuriyet daha da büyüyecek.” “GENÇLERİN GELECEĞİNİ ÇALAN BU DÜZENİ DEĞİŞTİRECEĞİZ” Şenyürek, konuşmasının devamında liyakat ve hukuk vurgusunu yineledi. Gençlerin geleceği için daha adil, özgür ve güvenli bir Türkiye kurma sözü verdi. CHP Giresun İl Başkanı Şenyürek, “Sözümüz söz” diyerek şu ifadeleri kullandı: “Liyakati yeniden hâkim kılacağız. Hukuku yeniden ayağa kaldıracağız. Gençlerin geleceğini çalan bu düzeni değiştireceğiz. Gençlere kendi ülkelerinde insanca yaşayabilecekleri, özgürce düşünebilecekleri, umutla hayal kurabilecekleri bir Türkiye’yi hep birlikte kuracağız.” CUMHURİYET, GENÇLİK VE DEMOKRASİ MESAJI Şenyürek, konuşmasını Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bağımsızlık mücadelesinin kahramanlarını anarak tamamladı. CHP Giresun İl Başkanı Şenyürek, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutladı ve konuşmasını şu sözlerle bitirdi: “Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın gençlik. Yaşasın demokrasi. Yaşasın tam bağımsız Türkiye.” BAYRAM COŞKUSU KENT MERKEZİNDE YAŞANDI Giresun Belediyesi Atatürk Meydanı’ndaki tören, çelenk sunumu, konuşmalar ve katılımcıların 19 Mayıs mesajlarıyla tamamlandı. Program, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve vatandaşların katılımıyla 19 Mayıs coşkusunu kent merkezine taşıdı. Törende Cumhuriyet değerlerine, laik ve demokratik Türkiye idealine, Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği mirasa ve tam bağımsızlık vurgusuna güçlü biçimde dikkat çekildi.

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ" Haber

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ"

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI, TALEBİ VE VADEYİ GÖREBİLDİĞİMİZ BİR SİSTEM KURMALIYIZ” Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında Giresun’a gelen CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, tarımda temel sorunun maliyetler değil, üreticinin ekim kararını sağlıklı bilgi olmadan vermek zorunda kalması olduğunu söyledi. Solakoğlu, çözüm olarak ticaret borsaları üzerinden fiyat, talep ve vade bilgisinin ekim öncesinde görülebildiği, üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde buluşturan bir yapı önerdi. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında 27 Şubat 2026 Cuma günü Giresun’a gelen Sencer Solakoğlu ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanlığı’nda parti örgütüyle bir araya geldi. Toplantıya CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, ilçe başkanları, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve partililer katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ile birlikte partide yeni bir sürece girildiğini belirterek, parti programına uygun hükümet programı çalışmalarının bu yapı bünyesinde oluşturulan kurullar üzerinden yürütüldüğünü söyledi. SAHADA ÜÇ AYAKLI PROGRAM Solakoğlu ve beraberindeki heyet, il başkanlığındaki toplantının ardından Giresun’un tarımsal yapısını ve fındık piyasasını yerinde değerlendirmek amacıyla saha temaslarını sürdürdü. Program kapsamında ilk olarak Giresun Ticaret Borsası’nda düzenlenen toplantıya katılan heyet, burada fındıkta fiyat oluşumu, pazarlama kanalları ve üretici-tüccar ilişkilerinde yaşanan yapısal sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Saha programının devamında üretici örgütleri ve meslek odalarıyla yapılan görüşmelerde, planlı üretim, piyasa şeffaflığı ve üreticinin korunmasına yönelik başlıklar ele alındı. Heyet, Giresun’da yapılan bu temaslardan elde edilen tespitlerin, CHP’nin tarım politikalarına ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen politika çalışmalarına doğrudan katkı sunacağını ifade etti. “İLK 100 GÜNDE YOL HARİTASI NETLEŞECEK” Sencer Solakoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesi halinde tarım ve gıda politikalarında izlenecek yolun belirsiz olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ilk 100 günde atılacak adımların açık ve net biçimde kamuoyuyla paylaşılacağını belirten Solakoğlu, “Ne yapacağımız da nasıl yapacağımız da hazır. Bunu şeffaf biçimde ortaya koyacağız” dedi. Bu sürecin temel başlıklarının; planlı üretim, garantili alım modeli ve tarımda kurumsal yapının yeniden işler hale getirilmesi olacağını ifade eden Solakoğlu, üreticinin belirsizlikle üretim yapmak zorunda bırakılmayacağı bir sistem hedeflediklerini söyledi. Tarımda yaşanan sorunların kötü niyetten çok yönetim zaaflarından kaynaklandığını dile getiren Solakoğlu, mevcut tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu bir hırsızlık meselesi değil; basiretsizlik meselesidir. Türkiye’nin üretimi, tarımı ve kamu kaynakları ehil olmayan ellere teslim edilmiş durumda. Biz bu tabloyu tersine çevireceğiz; eksiden alıp artıya geçireceğiz.” Solakoğlu, tarım ve gıdanın siyaset üstü bir alan olduğuna dikkat çekerek, üreticinin emeğini koruyan, kaliteyi esas alan, öngörülebilir ve kamucu bir tarım düzenini yeniden kurmayı hedeflediklerini söyledi. “SORUN NE EKTİĞİMİZ DEĞİL, EKERKEN BİLMEMEMİZ” Programın en kapsamlı bölümü, Giresun Ziraat Odaları Birliği Giresun Şubesi’nde düzenlenen üretici buluşması oldu. Solakoğlu, burada yaptığı konuşmada üreticinin sahada yaşadığı sorunları kendi çiftçilik deneyiminden örneklerle anlattı. Tarımda yaşanan sorunların temelinde üreticinin özgür olması değil, üretim kararını yeterli bilgi olmadan vermek zorunda kalması bulunduğunu söyleyen Solakoğlu, “Ben bir çiftçiyim. Şubat ayı bitiyor, Nisan’da ekime başlayacağım ama ne ekeceğimi bilmiyorum. Bursa’nın en büyük çiftçisi bunu bilmiyorsa, köydeki üreticinin halini düşünün” dedi. PLANSIZLIK HEM ÇİFTÇİYİ HEM SOFRAYI VURUYOR Plansız üretimin hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini vurgulayan Solakoğlu, karpuz örneği üzerinden tabloyu şöyle anlattı: “Geçen yıl karpuz tarlada kaldı. Ben karpuz ektiğim için domates ve biber ekilmedi. Arz düştü, siz pahalı yediniz; biz çiftçiler zarar ettik. Gıda enflasyonu dediğimiz şey tam olarak bu.” “Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretim” Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse yaptığınız sübvansiyon da çöpe gider. Olmayan domatesin fiyatını düşüremezsiniz. Sorun yüksek girdi fiyatları değil, sorun plansız üretimdir” diye konuştu. Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse, verdiğiniz destek de çöpe gider. Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretimdir” ifadelerini kullandı. TİCARET BORSALARI ÜZERİNDEN ŞEFFAF BİLGİ VE ÜRETİCİ-SANAYİCİ BULUŞMASI Solakoğlu, tarımda yaşanan bu döngünün yasaklarla ya da “ne ekileceğini söyleyen” bir modelle çözülemeyeceğini vurguladı. Çözüm olarak önerdiği yapının, ticaret borsaları üzerinden işleyecek şeffaf bir sistem olduğunu belirtti. Bu sistemde üretici, sezon başlamadan önce ticaret borsasına giderek; hangi ürünün, hangi kalite sınıfında, hangi fiyata, hangi vadeyle alıcı bulduğunu görebilecek. Solakoğlu’na göre bu yapı yalnızca bilgi sunan bir sistem değil; üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde aynı zeminde buluşturan bir mekanizma olacak. Ticaret borsaları üzerinden sanayici ve tüccarların alım talepleri ile üreticinin üretim taahhütleri bir araya getirilecek. Bu sayede üretici, ürününü kime satacağını ve hangi koşullarla satacağını önceden görebilecek; sanayici ise hasat yapılmadan önce fiyatı, kaliteyi ve tedarik miktarını bilerek bütçe ve üretim planlaması yapabilecek. Solakoğlu, bu bilgiyi gören üreticinin yine tamamen özgür olacağını vurgulayarak, isterse fiyat ve talep bilgisine göre ekim yapacağını, isterse kendi tercihini kullanacağını ifade etti. Önemli olanın, üreticinin artık kararını körlemesine değil, borsa üzerinden oluşan somut veriye bakarak vermesi olduğunu söyledi. GARANTİLİ ALIM MODELİ: ZORUNLU DEĞİL, GÖNÜLLÜ Solakoğlu, bu yapıyı “garantili alım modeli” olarak tanımladı. Sistemin kimse için zorunlu olmayacağını özellikle vurguladı. Üreticinin bu modele girmek zorunda kalmayacağını, ancak sistem doğru kurulduğunda üreticinin zaten gönüllü olarak dahil olacağını söyledi. Model kapsamında, üretici taahhütleri ile sanayici ve tüccar taleplerinin ticaret borsaları üzerinden bir araya geleceğini belirten Solakoğlu, böylece her iki tarafın da hasattan önce fiyat, miktar ve vade açısından öngörü sahibi olacağını ifade etti. Solakoğlu, ticaret borsalarında yapılan bu garantili alım sözleşmelerinin, üreticinin finansmana erişiminde de belirleyici olacağını dile getirdi. Buna göre; üretici, ticaret borsasında yaptığı bu kontratla Ziraat Bankası’na gittiğinde, ayrıca ipotek, taşınmaz ya da kefalet gibi başka bir teminata gerek kalmadan krediye ulaşabilecek. Böylece üretici, şahsi varlıklarını değil, yaptığı üretimi ve satış sözleşmesini teminat göstererek finansmana erişmiş olacak. FINDIKTA BÖLGESEL FARK VE KAYIP ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Solakoğlu, fındıkta Çarşamba Ovası ile Giresun’un üretim koşullarının aynı olmadığını; arazi yapısı, makineleşme ve verim açısından ciddi farklar bulunduğunu söyledi. Buna rağmen aynı fiyatlama ve destekleme anlayışının sürdüğünü belirterek, bu durumun Giresunlu üreticiyi dezavantajlı hale getirdiğini ifade etti. FİSKOBİRLİK’in geçmişte üreticiye fiyat ve alım koşulları açısından öngörü sağladığını hatırlatan Solakoğlu, bu yapının işlevsizleştirilmesiyle piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu söyledi. TMO’nun bu boşluğu dolduracak kapasiteye sahip olmadığını belirten Solakoğlu, tarımda liyakat ve uzmanlık sorunu yaşandığını dile getirdi. FİSKOBİRLİK’in üretici için işlevsiz hale gelmesinin ardından piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu savunan Solakoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu boşluğu dolduracak bir kurumsal kapasiteye sahip olmadığını ifade etti. Tarım politikalarında uzmanlık ve liyakat sorunu yaşandığını dile getiren Solakoğlu, “Tarımı bilen kadrolarla, istişareye dayalı bir yapı kurulmadığı sürece bu sorunlar devam eder. Ürün bazlı, günü kurtarmaya dönük desteklerle gıda enflasyonunu düşürmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu. HAMMADDEYLE DEĞİL, KATMA DEĞERLE AYAKTA KALINIR Solakoğlu, konuşmasında kooperatifçilik ve markalaşmaya da değindi. Hammadde satarak üreticinin zengin olamayacağını vurgulayan Solakoğlu, küçük ve orta ölçekli kooperatiflerin yalnızca hammadde satan yapılar olmaktan çıkıp nihai ürün üreten bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. Giresun fındığının geçmişte güçlü bir bilinirliğe sahip olduğunu hatırlatan Solakoğlu, bu deneyimin önemli bir birikim olduğunu ifade etti. Bu noktada, Giresun fındığının geçmişte “Aganigi Naganigi” markasıyla bir markalaşma süreci yaşadığını belirten Solakoğlu, o dönemde yakalanan bilinirliğin ve farkın zamanla kaybedildiğini söyledi. Solakoğlu, bu sürecin bir başarısızlık değil, yarım kalmış bir deneyim olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bir markalaşma yapıldı, sonra her şey kaybedildi. Bizim yapmamız gereken, o dönemde kazanılan farkı, bilinirliği ve güveni yeniden kazanmaktır” ifadelerini kullandı. Solakoğlu, hedefin üreticinin katma değerden pay aldığı sürdürülebilir bir yapı kurmak olduğunu dile getirdi. DANIŞMANLIK SAHAYA İNECEK Solakoğlu, tarımda verimlilik artışının yalnızca desteklerle değil, bilginin doğrudan sahaya inmesiyle mümkün olacağını vurguladı. Bu kapsamda, her bölgede üreticinin telefonla doğrudan ulaşabileceği, bölgenin ürün desenine ve üretim koşullarına hâkim ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin görev yapacağını söyledi. Bu uzmanların, görev yaptıkları bölgelerde yalnızca masa başından değil; sahada, üreticinin tarlasına ve işletmesine kadar ulaşan bir danışmanlık anlayışıyla çalışacağını belirten Solakoğlu, ihtiyaç duyulması halinde üreticinin talebi üzerine tarlaya gelerek yerinde değerlendirme yapabileceklerini ifade etti. Solakoğlu, bu personelin görev yaptıkları bölgenin ürünlerine göre ihtisaslaşmış ve ilave eğitimlerden geçmiş olacağını, böylece her ürün için genel değil, bölgeye özgü ve uygulamaya dönük bilgi sunulacağını dile getirdi. Üreticinin karşılaştığı bir sorunun sahada çözülememesi halinde, danışmanların bu soruyu daha üst teknik birimlere taşıyarak çözüm üretebileceğini de ekledi. Bu danışmanlık hizmetinin üretici için tamamen ücretsiz olacağını vurgulayan Solakoğlu, amacın üreticiyi masraf altına sokmak değil; doğru bilgiyle buluşturarak verimi ve kaliteyi artırmak olduğunu söyledi. “ÇÖZÜM SİSTEM” Konuşmasının sonunda Solakoğlu, tarımda tek bir mutlak doğru olmadığını ancak en az zarar veren ve uzun vadede en akılcı yolun seçilmesi gerektiğini vurguladı. “Sorun destek değil; sorun, üreticinin ekim kararını bilgi olmadan vermesi. Çözüm ise sistemdir” diyerek konuşmasını tamamladı.

Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları tükenmişlik yaşıyor! Haber

Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları tükenmişlik yaşıyor!

Türkiye’de sağlık ve sosyal hizmet sisteminin omurgasını oluşturan çalışanlar, artan iş yükü, personel eksikliği, belirsiz görev tanımları ve uzun süredir çözülemeyen yapısal sorunlar nedeniyle ciddi bir tükenmişlik sendromu ile karşı karşıya. SAHİM-SEN, çalışanların yaşadığı sorunlara karşı sürdürülebilirlik açısından acil adımlar atılmasını istiyor. İSTANBUL (İGFA) - Sağlık kurumlarından sosyal hizmet birimlerine, hastanelerden çocuk evleri siteleri ve huzurevlerine kadar geniş bir alanda görev yapan emekçiler, ağır çalışma koşulları altında kamu hizmetini sürdürmeye çalışıyor. Uzayan çalışma saatleri, fazla mesailer, görev tanımı belirsizlikleri ve şiddet vakaları, çalışanları hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıpratıyor. SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, özellikle çocuk evleri ve huzurevlerinde personel eksikliği nedeniyle fazla mesainin artık rutin hale geldiğini vurguladı. Akarken, “Sağlık kadar sosyal hizmet alanında da çalışanlarımız sistemin görünmeyen yükünü taşıyor. Yetersiz kadrolarla uzun saatler çalışmak hem çalışanı hem de hizmet kalitesini zedeliyor” dedi. Sağlık Bakanlığı’nda görev tanımlarının yaklaşık beş yıldır güncellenemediğine dikkat çeken Akarken, bu durumun sahada karmaşaya yol açtığını belirtti. Görev tanımlarındaki belirsizliklerin hem çalışanı yıprattığını hem de hizmet aksaklıklarına neden olduğunu ifade eden Akarken, yardımcı hizmetler sınıfı personelin yıllardır hak ettiği sınıf değişikliği ve ek ödemelerin de beklediğini kaydetti. Artan iş yükü ve yetersiz istihdamın çalışanları tükenmişlik noktasına getirdiğini söyleyen Akarken, şiddet vakalarının da sorunu derinleştirdiğini belirterek, “Şiddetin önlenemediği, dinlenme hakkının korunmadığı, emeğin karşılığının verilmediği bir sistemde tükenmişlik kaçınılmazdır. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanı tükenirse sistem çöker.” dedi. Askeri hastanelerin yeniden açılmasının gündemde olduğunu hatırlatan Akarken, bu sürecin insan kaynağı ve özlük hakları boyutuyla ele alınması gerektiğini belirtti. Eski askeri tabip, astsubay ve sivil personelin iade-i itibarlarının sağlanmasının ve haklarının teslim edilmesinin artık ertelenmemesi gerektiğini söyledi. Akarken, sözlerini; "Devletimiz büyük, ordumuz şanlıdır. Ancak nitelikli sağlık ve sosyal hizmet; planlama, liyakat, net görev tanımları ve çalışanını koruyan politikalarla mümkündür. Yanlışlar bir an önce doğruya evrilmeli, yetkililer kalıcı ve kapsayıcı çözümler üretmelidir.” çağrısıyla noktaladı.

FİSKOBİRLİK’TE GERİLİM BÜYÜYOR: Haber

FİSKOBİRLİK’TE GERİLİM BÜYÜYOR:

FİSKOBİRLİK’TE GERİLİM BÜYÜYOR: “800 MİLYON FAİZ BAŞARI MI, BU KURUM KİMİN?” FİSKOBİRLİK’in hafta sonu gerçekleştirilen Mali Genel Kurulu, Giresun kamuoyunda derin bir kırılmaya yol açtı. Genel kurul sonrası yapılan açıklamalar, kurumun yönetim anlayışına, mali tablosuna ve kullanılan dile yönelik sert eleştirileri beraberinde getirdi. Eleştirilerin merkezinde ise FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ın kürsüdeki üslubu ve “kurum benim” algısı yaratan söylemleri yer aldı. ZİRAAT ODASI BAŞKANI KARAN: “800 MİLYON FAİZ ÖDEMEK BAŞARI MI?” Tepkilerin en serti Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan’dan geldi. Karan, genel kurulu “Dağ fare doğurdu” sözleriyle özetlerken, yapılan sunumların üreticiye dair somut hiçbir çözüm içermediğini söyledi. Karan, kürsüde anlatılanları şu sözlerle eleştirdi: “Birliğin başkanı kürsüye çıkıp adeta Rapunzel masalı anlatarak delegeyi ve protokolü oyaladı. Üreticinin yarını, kurumun kurtuluşu hakkında tek bir cümle kuramadı.” Kurumun mali tablosuna dikkat çeken Karan, en çok tartışma yaratan faiz rakamına sert çıktı: “Borç değil, sadece faiz… Tam 800 milyon lira! Bunu başarı gibi pazarlamaya kalkıyor, asıl garabet ise buna inanıp alkış tutanlarda.” FİSKOBİRLİK mülklerinin satışına ilişkin kullanılan dili “arsızlık” olarak nitelendiren Karan, Giresun protokolüne açık çağrıda bulundu: “Mal benim malım, satarım” anlayışının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Karan, FİSKOBİRLİK hesaplarının mutlaka incelenmesi gerektiğini ifade etti. MHP’DEN İMAR VE RANT SORGUSU: “İMARA KAPALI ARSA NASIL MİLYONLARCA LİRA ETTİ?” Genel kurul sonrası eleştiriler yalnızca mali tabloyla sınırlı kalmadı. Milliyetçi Hareket Partisi Giresun İl Başkanı Salih Akgün, FİSKOBİRLİK arazisinin satış süreci ve imar revizyonu planları üzerinden çok sert sorular yöneltti. Akgün, yaklaşık 7 dönümlük imara kapalı bir arazinin yüksek bedellerle el değiştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek şunları sordu: “İmara kapalı bir araziye milyonlarca lirayı kim, hangi güvenceyle verdi?” İmar planı sürecinde bazı parseller lehine ayrıcalıklar yaratıldığını savunan Akgün, “emsal kaybı” yaşandığını ve bunun hukuk ile eşitlik ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi. Akgün, MHP olarak imara değil, “kişiye özel” düzenlemelere karşı olduklarını vurguladı. İYİ PARTİ: “FİSKOBİRLİK DEĞİL, ‘LÜTFİBİRLİK’ OLMUŞ!” Tepki gösteren bir diğer siyasi parti ise İYİ Parti oldu. İl Başkanı İnan Taşgöz, FİSKOBİRLİK’in kamuoyunda artık “Lütfibirlik” olarak anıldığını söyledi. Taşgöz, Bayraktar’ın “Benim malıma ortak mısın?” sözlerine sert yanıt verdi: “Hayırdır Lütfi Bayraktar, kuruma çöktün de bizim mi haberimiz yok? Bu kurumu sen kurmadın, tapusunu üstüne geçirmedin. Herkes haddini bilecek!” Giresun Üniversitesi’ne yönelik sözlere sessiz kalındığını belirten Taşgöz, iktidar milletvekillerini eleştirerek, yapılan saygısızlığın şahıslara değil, Giresun’un kurumsal kimliğine yönelik olduğunu vurguladı. Taşgöz, 800 milyon lira faiz açıklamasını ise açık bir “itiraf” olarak değerlendirdi. ANAHTAR PARTİ: “FİSKOBİRLİK KİMSENİN ŞAHSİ MÜLKÜ DEĞİLDİR” Eleştirilerin son halkası Anahtar Parti Giresun İl Başkanı Aslan Tatar’dan geldi. Tatar, kullanılan dilin ne milletvekilliği sıfatıyla ne de devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığını söyledi. Tatar, FİSKOBİRLİK’in Karadenizli üreticinin ortak değeri olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “FİSKOBİRLİK; herhangi bir şahsın, grubun ya da siyasi gücün malı değildir.” Kurumun ekonomik gerçeklerinin alkış ve hamasetle örtülmeye çalışıldığını belirten Tatar, duruşlarını üç net başlıkla özetledi: Mülkiyet, Üslup ve Yönetim. ORTAK NOKTA: ŞEFFAFLIK, HESAP VERİLEBİLİRLİK VE KURUMSAL SAYGI Ziraat Odası’ndan başlayıp MHP, İYİ Parti ve Anahtar Parti’ye uzanan açıklamalar, farklı siyasi çizgilerden gelse de ortak bir noktada buluşuyor: FİSKOBİRLİK’in şahıs diliyle değil, şeffaflık, liyakat ve ortak akılla yönetilmesi gerektiği vurgulanıyor. Giresun kamuoyu açısından artık tartışma şu soruda düğümleniyor: 800 milyon lira faiz ödemek başarı mı, yoksa bu tablonun hesabı kimden sorulacak?

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV Haber

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV Ezgi Kutlu Aldağ, TEDAŞ Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürü oldu Giresun’un yetiştirdiği nitelikli insan kaynağına bir başarı hikâyesi daha eklendi. Giresun Fen Lisesi mezunu Endüstri Mühendisi Ezgi Kutlu Aldağ, Türkiye’nin enerji altyapısında kritik bir rol üstlenen Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürü olarak görevlendirildi. Eğitimden Sanayiye, Sanayiden Kamu Yönetimine 2011 yılında Giresun Fen Lisesi’nden mezun olan Aldağ, lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. Üniversite eğitimi süresince üretim, kalite ve süreç yönetimi alanlarında uzmanlaşan Aldağ, Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşları Hyundai Assan ve Pirelli’de mühendislik stajları yaparak sahaya dayalı deneyim kazandı. Özel sektörde Kalite Mühendisi olarak görev alan Aldağ, bu süreçte verimlilik, standartlaşma, raporlama ve organizasyonel koordinasyon alanlarında önemli tecrübeler edindi. TEDAŞ’ta 9 Yıllık Kurumsal Birikim 2017 yılında TEDAŞ Genel Müdürlüğü bünyesine katılan Aldağ, yaklaşık 9 yıl boyunca farklı teknik ve idari görevlerde bulundu. Kurumun işleyişine, mevzuatına ve karar alma mekanizmalarına hâkimiyetiyle öne çıkan Aldağ, 2024 Eylül ayında Başmühendis unvanını aldı. Bu süreçte yalnızca teknik üretim alanlarında değil; kurum içi koordinasyon, planlama ve üst yönetime hazırlık süreçlerinde de aktif rol üstlendi. Özel Kalem Müdürlüğü Neden Kritik? TEDAŞ Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürlüğü; Genel Müdürlük makamının idari ve kurumsal koordinasyonunu, Kurum içi ve kurumlar arası yazışma süreçlerini, Üst düzey toplantı, gündem ve protokol organizasyonlarını, Stratejik bilgi akışının düzenli ve sağlıklı biçimde yürütülmesini kapsayan yüksek sorumluluk gerektiren bir görev alanı olarak biliniyor. Ezgi Kutlu Aldağ’ın bu göreve atanması, TEDAŞ’ta kurumsal hafızaya dayalı liyakat anlayışının güçlendiği şeklinde yorumlanıyor. Giresun’dan Ankara’ya Uzanan Bir Başarı Aldağ’ın ataması, Ankara’daki Giresunlu bürokratlar arasında da memnuniyetle karşılandı. Eğitimde fırsat eşitliği, teknik donanım ve kamu hizmeti bilincinin birleştiği bu kariyer çizgisi, genç mühendisler için de örnek bir profil olarak değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.